Sualtı Patlamaları (Alan Sailer ile Bilim!) - Smarter Every Day 63: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Destin ve Alan su altında patlayan havai fişekleri kaydeder; ardından kavitasyonu, dalga girişimini ve şişedeki basınç salınımını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "what we're going to do is we're going to change the lens." - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: planın sonraki adımını öne çıkaran what yan cümleli konuşma yapısını tanımak. 2. "interfering with each other" - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: interfere fiilini insanların engelleşmesi değil, dalgaların bilimsel etkileşmesi anlamında kavramak. 3. "took a good stab at it." - Deyimler ve mecazlı ifadeler: kusurlu olsa da içten bir denemeyi takdir eden destekleyici övgüyü anlamak.
Bu derste
and I have the great privilege of introducing the man Kalıp ifadeler
0:04ve şu adamı tanıtmaktan büyük onur duyuyorum:
have the great privilege of introducing ile resmî takdim
have the privilege of + -ing kalıbı, konuşanın bir eylemi gerçekleştirmeyi onur saydığını belirtir. Burada introducing eylemi adlandırır, great ise resmî övgüyü güçlendirir. Bu cümlede privilege, yasal bir hak değil, onur veya özel bir fırsat anlamındadır. Sunucu bu ifadeyle takdime saygılı ve törensel bir ton katar.
Alıştırma
Resmî bir konferansta, sunucunun cümlesini ‘tanıtmaktan onur duyuyorum’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: I ____ our keynote speaker, Dr. Elena Ruiz.
Cevabı göster
have the great privilege of introducing
You typically do it with the high speed photography method, right?
0:23Bunu genellikle yüksek hızlı fotoğrafçılık yöntemiyle yapıyorsun, değil mi?
just want to be impressed ifadesinin şakacı anlamı
Just, konuşanın isteğini tek ve basit bir şeye indirger: ayrıntılı bir öğrenme hedefi belirtmez. Bu cevapta ifadeyi yumuşatır ve rahat, hafif esprili bir ton verir. Be impressed, hayranlık, şaşkınlık veya hayret hisseden kişiyi anlatır. Konuşanın başkalarını etkilemek istediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bir sihirbazlık gösterisinin sizin için ne yapmasını umduğunuzu soruyor. Hangi cevap hayrete düşmek istediğiniz anlamına gelir?
- I just want to be impressed.
- I just want to impress them.
- I just want to make an impression.
Cevabı göster
I just want to be impressed.
exposure time ile frame rate arasındaki fark
Exposure time, her bir karenin ışık topladığı süredir. Daha düşük —daha doğal bir ifadeyle daha kısa— bir exposure time, tek kare boyunca daha az hareket gerçekleştiği için hareketi daha net dondurur. Frame rate, saniyede kaydedilen kare sayısıdır. Daha yüksek bir frame rate, ağır çekim için daha fazla zaman örneği sağlar. Bu iki ayar kamera kullanımında birbiriyle ilişkilidir, ancak farklı şeyleri anlatır: kare başına süre ve saniye başına kare sayısı.
Alıştırma
İki kamera ayarını doğru biçimde ayıran açıklama hangisidir?
- exposure time her karenin ışık topladığı süredir; frame rate saniyede kaydedilen kare sayısıdır.
- exposure time saniyede kaydedilen kare sayısıdır; frame rate her karenin ışık topladığı süredir.
- exposure time ve frame rate aynı ayarın iki farklı adıdır.
Cevabı göster
exposure time her karenin ışık topladığı süredir; frame rate saniyede kaydedilen kare sayısıdır.
So what we're going to do is we're going to change the lens. Dilbilgisi
1:13Bu yüzden yapacağımız şey lensi değiştirmek.
What we're going to do is we're going to... ile sonraki adımı vurgulamak
What yan cümlesi olan what we're going to do, konuyu "yapacağımız şey" olarak sunar. Ardından is fiili belirli eylemi tanıtır: we're going to change the lens. Bu, konuşmada kullanılan bir odaklama yapısıdır; soru değildir. What ... is ... kullanmak, konuşanın bir sonraki adımı duyurup vurgulamasını sağlar. is sonrasında we're going to ifadesinin tekrarlanması konuşmada doğaldır, çünkü ikinci yan cümle eylemi tam bir şekilde belirtir.
Alıştırma
Bir sonraki adımı duyuran konuşma dilindeki odaklama yapısını tamamlayın: ____ we're going to change the lens.
Cevabı göster
What we're going to do is
figure out: düşünerek veya kanıtlara bakarak cevabı bulmak
Figure out, düşünerek, gözlemleyerek veya kanıtları inceleyerek bir cevabı bulmak ya da anlamak demektir. Bu cümlede konuşmacı, bir sayı hesaplamak için değil, bilimsel bir gizemin açıklamasını bulmak için yardım istiyor. Need your help figuring out, “bunu anlamak için yardımınıza ihtiyacım var” anlamına gelir. Burada figuring, -ing biçimidir; figure ve out birlikte bir deyimsel fiil oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi “düşünerek veya kanıtlara bakarak nedeni keşfetmek” anlamındaki deyimsel fiille tamamlayın: We need to ____ why the hallway lights keep flickering.
Cevabı göster
figure out
Let's first define what an explosion is, right? Anlatım akışı
2:01Öncelikle patlamanın ne olduğunu tanımlayalım, tamam mı?
Let's first define what ... is: ortak bir başlangıç noktası oluşturmak
Let's first define what ... is kalıbı bir yönlendirme işareti gibi çalışır: Dinleyicilere nedenleri veya kanıtları tartışmadan önce anahtar bir terimin anlamında uzlaşmanın ilk adım olduğunu bildirir. First sırayı gösterirken let's bu adımı bir emir değil, ortak bir etkinlik olarak sunar. Örnekteki what an explosion is, define fiilinin nesnesi olan dolaylı bir sorudur. Dolaylı sorular düz cümle dizilişini kullanır: what an explosion is denir, what is an explosion denmez. Böylece tanım, daha büyük açıklama planının içine yerleştirilir.
Alıştırma
Bir sunumun ilk adımını bildiren üç İngilizce sözcüğü eksiksiz yazın: ____ what digital privacy means before we discuss the new policy.
Cevabı göster
Let's first define
and you have it contained in some type of mechanical device
2:07ve onu bir tür mekanik cihazın içine hapsedersin
and that mechanical restraining device will eventually fail
2:11ve o mekanik kısıtlayıcı cihaz sonunda pes eder
After each shot, I would go find the bottle on the ground
2:18Her atıştan sonra gidip yerdeki şişeyi bulduğumda
and the bottle would be sucked in on the top Öbek fiiller
2:21şişenin üst kısmı, düşüneceğinizin aksine dışarı doğru patlamak yerine
be sucked in ... blown out: içeri ve dışarı yönlü hareket
“Would be sucked in” ifadesinde be + sucked edilgen yapıyı kurar: basınç farkı üst kısmın içeri doğru hareket etmesine veya çökmesine neden olur. in parçacığı yönün içeri olduğunu gösterir. “Instead of blown out”, bu sonucu beklenen dışarı yönlü sonuçla karşılaştırır. Aynı be hem sucked in hem de blown out için geçerlidir. Buradaki suck in fiziksel bir şekil değişimini anlatır; nefes almak veya birini kandırmak anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki edilgen basınç ifadesiyle tamamlayın; önce içeri, sonra dışarı yönlü olanı kullanın: “When the air inside was removed, the flexible lid would ____ rather than ____.”
Cevabı göster
be sucked in · be blown out
counterintuitive: sezgilere aykırı
Counterintuitive, sağduyuya veya ilk izlenime göre insanların normalde beklediği şeyin tersine çıkan bir sonucu ya da fikri anlatır. Sonucun yanlış olduğu anlamına gelmez. Beklenti ile gerçeklik arasında bir çatışma olduğunu gösterir; bu yüzden sonuç açıklama gerektirebilir.
Alıştırma
Bir araştırma, bir makineye kısa molalar vermenin toplamda daha fazla iş bitirmesini sağladığını gösteriyor. Sonuç doğrulanmıştır. Sonucun neden counterintuitive olduğunu en iyi hangi açıklama anlatır?
- Olgusal olarak yanlış olduğu kanıtlanmıştır.
- Durmadan çalışmanın daha hızlı olduğu yönündeki makul beklentiye aykırıdır, ancak yine de doğru olabilir.
- Anlaşılması zor bir dille yazılmıştır.
Cevabı göster
Durmadan çalışmanın daha hızlı olduğu yönündeki makul beklentiye aykırıdır, ancak yine de doğru olabilir.
My theory is that as the bottle blows up on the bottom, Anlatım akışı
2:29Benim teorim şu: Şişe alttan patladıkça,
My theory is that: geçici bir açıklamayı işaretlemek
My theory is that, that'ten sonra gelen yan cümleyi konuşanın önerdiği açıklama olarak sunar. Bilgiyi, hipotez ile doğrudan gözlemlenmiş ya da kanıtlanmış olanı ayırarak düzenler. Buradaki theory, mutlaka yerleşik bir bilimsel teori değil, kişisel bir çalışma hipotezidir. Konuşan, “Şu anki açıklamam bu ve test edilmesi gerekebilir” mesajını verir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki My theory is that neyi gösterir?
- Konuşan geçici bir açıklama sunuyor.
- Konuşan doğrudan gözlemlediği bir gerçeği bildiriyor.
- Konuşan kanıtlanmış nihai bir sonucu açıklıyor.
Cevabı göster
Konuşan geçici bir açıklama sunuyor.
And when it does this, it starts to wrinkle like grandma legs
2:34Ve bunu yaparken, şişenin geri kalanını öne doğru iterken görebileceğiniz gibi,
if you can see it as it pushes the rest of the bottle forward.
2:37büyükanne bacakları gibi buruşmaya başlar.
Now, the cap has more mass than the sidewalls of the bottle.
2:40Şimdi, kapağın kütlesi şişenin yan duvarlarından daha fazladır.
outrunning the cap: kapaktan daha hızlı hareket etmek
Outrunning, outrun fiilinin -ing biçimidir. Yapı outrun + nesne şeklindedir: X outruns Y ise X, Y'den daha hızlı hareket eder veya gelişir. faster than yapısından farklı olarak outrun, hız bakımından geride kalan şeyi doğrudan nesne olarak alır. Bu cümlede şişenin kapaktan daha hızlı yukarı hareket ettiği anlatılıyor. Gerçek bir yarış veya niyet söz konusu değildir; fiil, hareketi daha canlı göstermek için hız farkını kişileştirir.
Alıştırma
Hangi cümle arabanın yaklaşan fırtınanın önünde kalacak kadar hızlı hareket edebildiğini anlatır?
- The car can outrun the approaching storm.
- The car can fall behind the approaching storm.
- The car can keep pace with the approaching storm.
Cevabı göster
The car can outrun the approaching storm.
on the other hand: karşıtlık oluşturan diğer tarafı sunmak
On the other hand, konuşulmakta olan görüş ya da seçenekle karşıtlık oluşturan ikinci bir görüşü veya seçeneği sunar. Bu cümlede önceki açıklamadan Alan'ın farklı açıklamasına geçiş yapar. Bu ifade, karşılaştırmanın iki tarafını düzenler; ikinci görüşün kendiliğinden yanlış olduğu anlamına gelmez. Daha önce on the one hand söylenmemiş olsa da kullanılabilir.
Alıştırma
Daniel'ın görüşünü karşılaştırmanın ikinci tarafı olarak en iyi hangi bağlayıcı sunar? Priya thinks the plan will save money. Daniel, ___, believes it will cost more in the long run.
- on the other hand
- as a result
- for example
Cevabı göster
on the other hand
there's nothing but high pressure in the bottle. Kalıp ifadeler
2:55şişenin içinde yüksek basınçtan başka bir şey olmadığı yönünde.
nothing but: yalnızca anlamının vurgulu kullanımı
nothing but + isim öbeği yapısında nothing but, yalnızca veya başka hiçbir şey olmadan anlamına gelir. Bu nedenle There's nothing but high pressure, yüksek basıncı şişenin içindeki tek önemli durum olarak sunar. Burada nothing but ifadesini tek bir kalıp olarak okuyun. But, I tried, but I failed gibi bir cümledeki karşıtlık sözcüğü değildir; ifadenin tamamı sınırlamayı güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve yalnızca anlamına gelen iki sözcüklü vurgulu ifadeyle tamamlayın: After the move, the drawer contained ____ old keys.
Cevabı göster
nothing but
But Alan referenced me back to some of his photos from his Flickr stream.
2:57Ama Alan beni Flickr akışındaki bazı fotoğraflarına yönlendirdi.
He always sees bubbles after detonation, always.
3:00Patlamadan sonra her zaman baloncuklar görüyor, her zaman.
What causes bubbles to form in a liquid? Dilbilgisi
3:04Bir sıvıda baloncukların oluşmasına ne sebep olur?
“causes bubbles to form” ifadesinde cause + nesne + to-infinitive
cause + nesne + to-infinitive yapısında özne nedeni, nesne etkilenen şeyi, mastar ise ortaya çıkan eylem veya değişimi belirtir. Burada bubbles nesne, to form ise sonuçtur; dolayısıyla soru, sıvıda kabarcıkların ortaya çıkmasına neyin yol açtığını sorar. Buradaki form geçişsizdir: kabarcıklar oluşur. Aynı yapı bilimsel açıklamalarda, haberlerde ve günlük anlatımlarda bir koşulu veya olayı sonucuna bağlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu anlatmak için cause + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanır?
- Cold weather can cause pipes freeze.
- Cold weather can cause pipes to freeze.
- Cold weather can cause to freeze pipes.
Cevabı göster
Cold weather can cause pipes to freeze.
A phase diagram is a fancy chart that uses pressure and temperature Kelime
3:08Faz diyagramı, maddenin hangi durumda olması gerektiğini tanımlamak için
Bir bilim terimi olarak “phase diagram”
Phase diagram, yani faz diyagramı; bir maddenin katı, sıvı veya gaz gibi hangi fazının farklı koşullar altında kararlı olduğunu gösteren bilimsel bir grafiktir. Eksenler genellikle sıcaklık ve basıncı gösterirken çizgiler bir fazın diğerine dönüştüğü sınırları belirtir. Bu terimde phase, bir projenin veya yaşamın aşaması değil, maddenin fiziksel hâli anlamına gelir. Grafiği okuyarak koşullar değiştiğinde maddenin hangi durumda olacağını öngörebilirsiniz.
Alıştırma
Bir fen dersinde sıcaklık ve basınç gibi koşullar altındaki kararlı fazları göstermek için özel olarak tasarlanmış grafik hangisidir?
- A project timeline
- A bar chart of experiment scores
- A phase diagram
Cevabı göster
A phase diagram
to describe what state the matter should be in.
3:12basınç ve sıcaklığı kullanan süslü bir grafiktir.
Now, there's only a couple of ways we can go from liquid over to vapor.
3:18Şimdi, sıvıdan buhara geçmenin sadece birkaç yolu var.
One is we can move along the right here and increase the temperature.
3:22Biri buradan sağa doğru ilerlemek ve sıcaklığı artırmaktır.
I don't think we're heating the water up enough in order to do that. Kalıp ifadeler
3:25Bunu yapmak için suyu yeterince ısıttığımızı sanmıyorum.
in order to do that: amaç belirtmek ve önceki ifadeye gönderme yapmak
In order to, bir eylemle ulaşılmak istenen amacı belirtir. Burada suyu daha fazla ısıtmak araçtır; do that ise daha önce konuşulan sonuca, yani sıvı suyu buhara dönüştürmeye gönderme yapar. Kalıp in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. That gibi bir zamir daha önceki bir eylemin veya sonucun yerini tutabilir. Bu nedenle gönderme yapılan şeyi yalnızca en yakın fiilden değil, açıklamanın bütününden belirleyin.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz açık amaç bağlacıyla tamamlayın: We left early ____ avoid traffic.
Cevabı göster
in order to
So I would conclude that Alan is correct. Anlatım akışı
3:28Bu yüzden Alan'ın haklı olduğu sonucuna varıyorum.
I would conclude that: temkinli bir sonuç sunmak
I would conclude that, kanıt veya akıl yürütmeden sonuca geçildiğini gösterir. Alan is correct ifadesini önceki analizin sonucu olarak sunar ve böylece açıklamayı düzenler. Burada would, iddianın kesinliğini yumuşatır: konuşan kişi sonucu mutlak bir gerçek olarak değil, akıl yürütmeye dayalı bir yargı olarak sunar. Geçmişteki gelecek anlamı taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümle kanıtlara dayalı, temkinli bir güncel sonuç sunar?
- I would conclude that the battery is faulty.
- I would have concluded that the battery was faulty.
- I conclude that the battery is faulty.
Cevabı göster
I would conclude that the battery is faulty.
I believe we are lowering the pressure enough Dilbilgisi
3:30Basıncı, bu buhar sınırının ötesine geçip buhara dönüşecek kadar
enough that: sonuç doğuran yeterli bir dereceye ulaşmak
lowering the pressure enough that... ifadesinde enough, basıncı düşürme eyleminin derecesini anlatır. Basıncın gerekli düzeye kadar azaltıldığı anlamına gelir; basıncın kendisinin 'yeterli' olduğu anlamına gelmez. that ile başlayan yan cümle, bu dereceye ulaşıldığında ortaya çıkan sonucu belirtir: sıvı ile buhar arasındaki sınırı aşmak ve buhara dönüşmek. Aktarılabilir kalıp verb + enough that + tam yan cümle şeklindedir; yan cümle sonucu kimin veya neyin yaşadığını belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi 'sonucunda bir şey gerçekleşecek kadar yeterli bir derecede' anlamındaki iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: We dimmed the lights ____ everyone could see the screen clearly.
Cevabı göster
enough that
And all we have to do to turn it back into a liquid is repressurize. Dilbilgisi
3:36Ve onu tekrar sıvıya dönüştürmek için tek yapmamız gereken yeniden basınçlandırmak.
All we have to do ... is ...: gereken tek eyleme odaklanmak
all we have to do ... is repressurize ifadesinde all, 'yapılması gereken tek şey' anlamına gelir. Bu nedenle konuşmacı yeniden basınç uygulamayı hedefe ulaşmak için gereken tek eylem olarak sunar. Burada repressurize, buharın tekrar sıvıya dönüşmesi için yeniden basınç uygulamak demektir. Aktarılabilir kalıp All + özne + have to do + (amaç) + is + fiilin yalın hâli şeklindedir. Odaklanan bölümde do bulunduğunda, is sonrasındaki fiil genellikle to almadan yalın hâlde gelir: is repressurize.
Alıştırma
Hangi cümle, makineyi çalıştırmak için gereken tek eylemin bir düğmeye basmak olduğunu doğal biçimde anlatır?
- All we have to do to start the machine is press this button.
- All we have to do to start the machine is pressing this button.
- All we have to start the machine is press this button.
Cevabı göster
All we have to do to start the machine is press this button.
Immediately after detonation, we're seeing bubbles all over the bottle.
3:40Patlamadan hemen sonra, şişenin her yerinde baloncuklar görüyoruz.
That's interesting, but 150 microseconds later on the next frame,
3:44Bu ilginç, ancak 150 mikrosaniye sonraki bir sonraki karede,
all the bubbles seem to be confined in one area. Dilbilgisi
3:47tüm baloncuklar bir alanla sınırlandırılmış gibi görünüyor.
seem to be confined: temkinli bir edilgen durum anlatımı
Seem to, sonucun kesin bir kanıttan değil, konuşanın gözlemleyebildiği şeylerden çıkarıldığını gösterir. Böylece ifade daha temkinli olur: Kabarcıklar bu durumda gibi görünmektedir. Be confined, “bir alanın içinde tutulmak veya sınırlandırılmak” anlamındaki edilgen yapıdır. Seem to be confined birlikte kullanıldığında gözlemlenmiş fakat hâlâ belirsiz olabilecek edilgen bir durumu bildirir. Burada confined, hapsedilmeyi değil, mekânsal sınırlamayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, tamamen kesin olduğunu ileri sürmeden görsel bir izlenimi en iyi şekilde aktarır?
- The gas confines one chamber.
- The gas is confined to one chamber.
- The gas seems to be confined to one chamber.
Cevabı göster
The gas seems to be confined to one chamber.
Basically, the shock waves are bouncing off the sides of the cylindrical bottle on the inside Öbek fiiller
3:49Temel olarak, şok dalgaları içerideki silindirik şişenin kenarlarından sekiyor
bouncing off ... bouncing back: çarpma ve geri dönüş
Bounce off temas edilen yüzeyi belirtir: Hareket eden bir nesne veya dalga o yüzeye çarpar ve ondan uzaklaşacak şekilde yansır. Bouncing off the sides ifadesinde sides, şok dalgalarının yön değiştirmesine neden olan yüzeylerdir. Bounce back, çarpma veya yansımadan sonraki geri dönüş hareketine odaklanır. Burada dalgalar önce şişenin iç duvarlarından seker, ardından birbirlerine doğru geri döner. Off, “hangi yüzeyden?”; back ise “hangi geri dönüş yönüne?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Bounce off ve bounce back ifadelerini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The ball hit the wall, ____ it, and ____ toward me.
Cevabı göster
bounced off · bounced back
Dalga fiziğinde Interfering with Each Other
Bu fizik bağlamında interfering with each other, dalgaların karşılaşıp üst üste binmesi demektir. Etkileri her noktada birleşerek yerel basıncı veya genliği değiştirir. Girişim, birleşik etkiyi bazı yerlerde güçlendirip başka yerlerde zayıflatabilir. Bir niyet olduğunu göstermez ve mutlaka tam olarak birbirini yok etme anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada “the waves are interfering with each other” ne anlama gelir?
- Dalgalar mutlaka tamamen yok olur.
- Dalgalar kasıtlı olarak birbirlerinin hareket etmesini engeller.
- Dalgalar üst üste biner ve etkileri birleşir.
Cevabı göster
Dalgalar üst üste biner ve etkileri birleşir.
because you can already see the cap beginning to suck in.
3:59çünkü kapağın çoktan içeri çekilmeye başladığını görebiliyorsunuz.
you can see what I call the wrinkly grandma leg effect. Anlatım akışı
4:03benim buruşuk büyükanne bacağı etkisi dediğim şeyi görebilirsiniz.
What I Call: kendi etiketinizi tanıtmak
What I call, konuşmacının kendi seçtiği bir adı veya etiketi tanıtır. Burada dinleyiciye “the wrinkly grandma leg effect” ifadesinin yerleşik bir bilimsel terim değil, konuşmacının esprili betimlemesi olduğunu anlatır. what I call + isim öbeği kalıbı, yeni bir fikre geçici ve akılda kalıcı bir etiket vererek bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
paper-fan effect ifadesini konuşmacının kendi etiketi olarak gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: The folds create ____ the paper-fan effect.
Cevabı göster
what I call
Now, I think it's pretty interesting that the bubble is collapsing from the left to the right,
4:05Şimdi, baloncuğun soldan sağa doğru çökmesini oldukça ilginç buluyorum,
which might mean that's a compression wave going towards the front of the bottle. Anlatım akışı
4:09bu da şişenin önüne doğru giden bir sıkışma dalgası olduğu anlamına gelebilir.
which might mean: geçici bir çıkarımı belirtmek
Bu cümlede which, baloncuğun soldan sağa doğru çökmesiyle ilgili gözlemin tamamına gönderme yapar. Yalnızca en yakındaki the right ifadesini göstermez. which might mean, bu gözlemi geçici bir çıkarıma dönüştürür: bu hareket bir sıkıştırma dalgasının kanıtı olabilir, ancak konuşmacı bunun ispatlandığını söylemez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “gözlem + which might mean + olası açıklama”dır.
Alıştırma
Sonucu temkinli hâle getiren ifadeyi seçin: The office lights are off, _____ everyone has gone home.
- which might mean
- which proves
- which means
Cevabı göster
which might mean
what's confusing to me is: tam soruna odaklanmak
What's confusing to me, “the thing that is confusing to me” anlamına gelir. Bu what yan cümlesinin tamamı özne görevi görür ve daha sonra gelen ikinci is, tam olarak sorun olan noktayı sunar. Bu kalıp, I don't understand şeklindeki genel bir ifade yerine tartışmayı çözülmemiş tek bir noktaya odaklar. Arkasından tam bir yan cümle geldiğinde that eklemek yapıyı özellikle açık hâle getirir: What's confusing to me is that the cap is still being sucked in.
Alıştırma
Cümleyi, that sözcüğünü de içeren hedef odaklama kalıbıyla tamamlayın: ____ the schedule lists two different starting times.
Cevabı göster
What's confusing to me is that
So I convinced Alan to do a self-portrait with me,
4:17Bu yüzden Alan'ı benimle bir otoportre yapmaya ikna ettim,
but what I didn't realize is this self-portrait would reveal more information Anlatım akışı
4:19ancak fark etmediğim şey, bu otoportrenin diğer videolardan
Sonradan öğrenileni açıklayan What I didn't realize is ...
What I didn't realize is ... geçmişe dönüp sonradan öğrenilen bir şeyi açıklayan bir anlatım kalıbıdır. Konuşan kişi bugünden geçmişe bakar ve o sırada farkında olmadığı bir şeyi belirtir. Buradaki realize, 'farkına varmak' anlamındadır; 'bir hedefi gerçekleştirmek' ya da 'bir şeyin olmasını sağlamak' anlamında değildir. what yan cümlesi eksik bilgiyi bir süre saklar, is ise onu önemli yeni bilgi olarak sunar. What I didn't realize is (that) + yan cümle kalıbı, önceki ve sonraki bilgi durumu arasında açık bir karşıtlık kurar; bu nedenle bir hikâye veya açıklamadaki dönüm noktasını sık sık belirtir.
Alıştırma
Daha önce bilinmeyen bir duruma dönüp sonradan yapılan keşfi tanıtan anlatım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ that the door had locked behind me.
Cevabı göster
What I didn't realize is
Samimi bir dikkat çekme ifadesi olarak Check that out
Check that out dikkat çekmek için kullanılan samimi bir ifadedir. Burada 'şuna bak' veya 'şuna dikkat et' anlamındadır; çünkü konuşan kişi izleyicinin kapağın birden fırlamasını görmesini ister. That nesneyi veya olayı gösterirken out, check out öbek fiilini tamamlar. Dikkat çekmeye yönelik bu kullanım ilgi, şaşkınlık veya heyecan gösterebilir; birinden bilginin doğru olup olmadığını kontrol etmesini istemez.
Alıştırma
Arkadaşınız sıra dışı biçimdeki bir bulutu gösteriyor. Samimi dikkat çekme ifadesini tamamlayın: ____—it looks like a dragon!
Cevabı göster
Check that out
So that implies to me that you have low pressure and then high pressure. Anlatım akışı
4:33Yani bu bana, önce düşük basınca, ardından yüksek basınca sahip olduğunuzu ima ediyor.
that implies to me that: kanıttan kişisel sonuca
That, az önce belirtilen gözleme gönderme yapar. That implies to me that + yan cümle kalıbı, sonraki düşünceyi doğrudan görülmüş ya da bütünüyle kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bu gözlemin desteklediği bir sonuç olarak sunar. To me, sonucun konuşmacının yorumu olduğunu gösterir. Akıl yürütmeyi daha temkinli ve kişisel hâle getirir; başkaları aynı kanıtı farklı yorumlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi That ile başlayan, implies kullanan ve to me ile sonucun size ait bir görüş olduğunu belirten beş kelimelik kalıpla tamamlayın: The security light came on at midnight. ____ someone entered the yard.
Cevabı göster
That implies to me that
Once the fluid is blown out of the bottom of that bottle, Dilbilgisi
4:37Sıvı o şişenin altından dışarı fırladığında,
it begins to pull fluid out of the top of the bottle with it.
4:40kendiyle birlikte şişenin üst kısmındaki sıvıyı da çekmeye başlar.
Once ..., it begins to ...: tetiklenen bir süreç sırası
Once + yan cümle, ilk olayı sonraki aşamayı mümkün kılan veya tetikleyen nokta olarak gösterir. Burada is blown out edilgen yapıdadır; çünkü açıklamanın odağı akışkanı neyin ittiği değil, akışkan ve süreçtir. Ana cümle olan it begins to pull ..., sonraki hareketin bu tetikleyiciden sonra başladığını söyler. Once A happens, B begins to happen kalıbı mekanizmaları ve adım adım süreçleri açıklamak için kullanışlıdır; bu cümlede zaman sırası aynı zamanda neden-sonuç ilişkisi taşır.
Alıştırma
Hangi cümle ilk olayı tetikleyici, ikinci eylemi de ardından başlayan süreç olarak sunar?
- Once the valve opens, water begins to flow through the pipe.
- While the valve is open, water continues to sit in the pipe.
- Water begins to flow through the pipe, so the valve opens afterward.
Cevabı göster
Once the valve opens, water begins to flow through the pipe.
oscillation in pressure: basıncın tekrar tekrar yükselip düşmesi
Bu cümlede “oscillation in pressure”, basıncın tek bir yönde değişmeye devam etmesi yerine tekrar tekrar yükselip düşmesi anlamına gelir. Değişen nicelik basınçtır; herhangi bir nesnenin gözle görülür biçimde sağa sola sallanması gerekmez. Bilimsel anlatımlarda “oscillation in + quantity”, bir niceliğin belirli bir düzey çevresinde veya farklı durumlar arasında tekrarlanan değişimini gösterir.
Alıştırma
Bu duruma en uygun ifade hangisidir? “The pressure rises, falls, and rises again in a repeating pattern.”
- an oscillation in pressure
- a one-time change in pressure
- a steady increase in pressure
Cevabı göster
an oscillation in pressure
Where have we seen something like that before? Anlatım akışı
4:46Daha önce buna benzer bir şeyi nerede gördük?
Where have we seen something like that before?: benzetmeye geçiş sorusu
“Where have we seen something like that before?” sorusu öncelikle fiziksel bir yer sormaz. Buradaki where, “hangi tanıdık örnekte veya durumda” anlamına gelir; something like that ise benzer bir düzeni ya da mekanizmayı ifade eder. Bu soru bir geçiş olarak dinleyiciyi yeni düşünceyi önceki bilgileriyle ilişkilendirmeye çağırır. Konuşmacı bir benzetme sunmadan önce bu soruyu sorabilir; cevap bir yer değil, bir örnek olabilir.
Alıştırma
Konuşmacı “Where have we seen something like that before?” diye sorarak ne yapıyor?
- Şu anki olayın ne zaman başladığını sormak
- Daha önceki bir olayın coğrafi konumunu sormak
- Dinleyiciyi yeni düşünceyi tanıdık bir örnekle ilişkilendirmeye çağırmak
Cevabı göster
Dinleyiciyi yeni düşünceyi tanıdık bir örnekle ilişkilendirmeye çağırmak
Put my finger over the end of the straw: pipetin ucunu parmakla kapatmak
Burada put my finger over the end of the straw, parmağı pipetin açıklığını örtecek ve kapatacak biçimde yerleştirmek demektir. Over, parmağın açıklıktan daha yüksekte boşlukta durmasını değil, açıklığı örtmesini ve ona temas etmesini anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp put + bir nesne veya vücut bölümü + over + bir açıklık şeklindedir. Bir açıklığı geçici olarak kapatan veya tıkayan eylemler için kullanışlıdır.
Alıştırma
Parmağın açıklığı örttüğü anlamına gelen edatla İngilizce cümleyi tamamlayın: To keep the water in the tube, put your finger ____ the end.
Cevabı göster
over
or the inertia of the fluid itself.
5:02veya akışkanın kendi eylemsizliğinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Fluid momentum ile inertia of the fluid arasındaki fark
Fluid momentum, hareket eden akışkanın momentumudur; seçilen bir akışkan miktarı için basit model kütle × hızdır. Inertia of the fluid, akışkanın hareket durumundaki bir değişikliğe direnme eğilimidir. Bu iki fikir burada ilişkilidir; çünkü hareket eden bir akışkan sütunu hareketini sürdürme eğilimindedir. Konuşanın kullandığı or yaklaşık bir yeniden ifade sunar, ancak momentum ve inertia terimlerini tam eş anlamlı yapmaz.
Alıştırma
Hangi ifade momentum ve inertia terimlerini doğru kullanıyor?
- “Momentum”, akışkanın hareketiyle ilişkili bir büyüklüktür; “inertia” ise hareketteki değişikliğe karşı direncidir.
- “Momentum” ve “inertia” fiziğin her bağlamında tamamen eş anlamlıdır.
- Bir akışkan tamamen dururken bile “momentum” sahibidir, ancak “inertia” sahibi değildir.
Cevabı göster
“Momentum”, akışkanın hareketiyle ilişkili bir büyüklüktür; “inertia” ise hareketteki değişikliğe karşı direncidir.
So this momentum effect of fluid applies to what we're doing too. Kalıp ifadeler
5:04Yani akışkanın bu momentum etkisi bizim yaptığımız şeye de uygulanıyor.
applies to: bir kuralın veya etkinin ilgili olduğunu göstermek
Bu cümlede applies to, “... ile ilgili olmak” veya “... için geçerli olmak” anlamına gelir. Konuşmacı, akışkan momentumuyla ilgili genel bir etkiden yola çıkarak aynı etkinin ele alınan durumda da geçerli olduğunu söylüyor. Kalıp something applies to someone or something şeklindedir. Kural, ilke, etki veya koşul genellikle özne olur; kapsadığı kişi ya da durum ise to’dan sonra gelir.
Alıştırma
“... ile ilgili veya ... için geçerli” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new parking rule does not ____ bicycles.
Cevabı göster
apply to
As the fluid is blown out of the bottom of that bottle,
5:07Sıvı o şişenin altından dışarı fırladığında,
you can see that it starts to pull liquid out of the top of the bottle
5:09şişenin üstünden sıvı çekmeye
and collapse the sidewalls of the bottle.
5:13ve şişenin yan duvarlarını çökertmeye başladığını görebilirsiniz.
It's way more fun to think this through with you. Notlar
5:18Bunu seninle birlikte düşünmek çok daha eğlenceli.
way more fun: güçlü ve samimi bir karşılaştırma
Burada way, more fun karşılaştırma ifadesini güçlendirir. Way more fun, “çok daha eğlenceli” demektir; yani konuşmacı birlikte düşünmenin alınan keyfi büyük ölçüde artırdığını söylüyor. Bu kullanımda way doğrudan karşılaştırma biçiminden önce gelir: way more useful, way faster veya way better. Büyük bir farkı anlatır; “yol” ya da “yöntem” anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü samimi güçlendiriciyi kullanın: This puzzle is ____ difficult than the last one.
Cevabı göster
way more
think this through: her adımı ve sonucu değerlendirmek
Bu cümlede think this through, görüntüleri ve akıl yürütmeyi baştan sona dikkatle incelemek; adımları ve olası sonuçları hesaba katmak anlamına gelir. Through burada fiziksel bir hareketi değil, düşünme sürecinin tamamını gösterir. Yapı think + nesne + through şeklindedir. Nesne bir zamir olduğunda genellikle ortaya gelir: think it through.
Alıştırma
Cümleyi “bunu tamamen değerlendirmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın. Nesne olarak this kullanın: This is an important decision. Let's ____ before we sign anything.
Cevabı göster
think this through
Anyway, if you want the high speed footage,
5:20Her neyse, eğer yüksek hızlı görüntüleri istiyorsanız,
feel free to: baskı kurmadan izin vermek
Feel free to download it, indirmeye izin verildiğini ve kararın tamamen dinleyiciye ait olduğunu dostça söylemenin bir yoludur. Baskıyı ortadan kaldırır; bir emir değildir. Yapı feel free to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada free, kısıtlanmamış olmayı anlatır; dolayısıyla ifade tek başına indirmenin ücretsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi feel ile başlayan ve baskı yaratmadan dostça izin veren üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: If you need another copy, ____ take one.
Cevabı göster
feel free to
and show me what you think the shock waves are doing on the video.
5:23ve videodaki şok dalgalarının ne yaptığını düşündüğünüzü bana gösterin.
took a good stab at it: bir denemeyi takdir etmek
take a stab at something, özellikle doğru yapabileceğinizden emin olmadığınızda bir şeyi denemek anlamına gelir. Buradaki stab gerçek anlamda değildir ve bıçak kullanmayı ima etmez. Bu cümlede good, denemenin niteliğini veya gösterilen çabayı över. Konuşan kişi, cevabın tamamen doğru olmadığını söylerken yine de bunun değerli bir deneme olduğunu kabul eder.
Alıştırma
Bu bağlamda “he took a good stab at it” ne anlama geliyor?
- Soruna fiziksel olarak bıçakla saldırdı.
- Sonuç tamamen doğru olmasa da değerli bir deneme yaptı.
- Denemesine gerek kalmadan tamamen doğru bir cevap verdi.
Cevabı göster
Sonuç tamamen doğru olmasa da değerli bir deneme yaptı.
Have a good one: gündelik bir vedalaşma
Have a good one, samimi ve gündelik bir vedalaşma ifadesidir. One bilerek genel bırakılır; içinde bulunulan durum bunun iyi bir gün, akşam, hafta sonu veya kişinin önündeki zaman için söylenen bir dilek olduğunu anlatır. Genellikle one sözcüğünün tam olarak neyi anlattığını belirtmek gerekmez. Bu ifade, belirtilmemiş bir nesnenin birine verilmesini dilemek değil, konuşmayı sıcak bir şekilde bitirmek için kullanılır.
Alıştırma
“Have a good one” ifadesini söylemek için en doğal durum hangisidir?
- Bir mağaza görevlisine hangi tek ürünü satın alacağını sormak.
- Bir iş arkadaşıyla yapılan gündelik sohbeti bitirmek.
- Kalabalık bir dinleyici grubuna resmî bir sunum yapmaya başlamak.
Cevabı göster
Bir iş arkadaşıyla yapılan gündelik sohbeti bitirmek.
cavitation to create a bubble on the front of the torpedo.
5:41kavitasyonu kullanmanın bir yolunu geliştirdiler.
super cavitation: sürükleme direncini azaltan bir buhar boşluğu
Burada super cavitation, buharla dolu tek ve büyük bir boşluğun hızla hareket eden bir su altı nesnesinin büyük bölümünü çevrelediği durumu anlatan teknik bir terimdir. Böylece nesne sıvı su yerine esas olarak buharın içinde ilerler ve çok daha az sürükleme direnciyle karşılaşır. Terim, basınç düştüğünde bir sıvıda buhar boşluklarının oluşması anlamındaki cavitation üzerine kuruludur. Super-, geniş ve kasıtlı olarak korunan bir boşluğu belirtir; kavitasyonun yalnızca “çok iyi” olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama super cavitation terimini en iyi karşılar?
- Ek itme sağlamak için nesnenin arkasına çok sayıda küçük hava kabarcığı pompalanır.
- Tek bir büyük buhar boşluğu, su altı nesnesinin büyük bölümünü çevreleyerek sıvı suyla temasını azaltır.
- Nesnenin metal yüzeyi, çevresindeki su donana kadar soğutulur.
Cevabı göster
Tek bir büyük buhar boşluğu, su altı nesnesinin büyük bölümünü çevreleyerek sıvı suyla temasını azaltır.
you have way less drag and you can move that torpedo way fast.
5:48çok daha az sürüklenmeniz olur ve o torpidoyu çok hızlı hareket ettirebilirsiniz.