Tansiyon nasıl çalışır - Wilfred Manzano: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Kan basıncının nasıl oluştuğunu, kalıcı hipertansiyonun atardamarlara zarar vererek plaklara, pıhtılara, kalp krizine veya inmeye nasıl yol açabildiğini ve anjiyoplasti ile stentlerin kan akışını nasıl yeniden sağladığını açıklayan bir anlatım. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If you lined up / they'd be — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bu koşul yapısının gerçekten yapılmış bir eylemi değil, hayalî bir koşula dayanan hesaplamayı anlattığını kavrayın. Aynı kalıpla gerçek dışı bir durum ortaya koyup bundan şaşırtıcı bir ölçü veya sonuç çıkarabilirsiniz. 2. latch on — Phrasal Verbs: Bu phrasal verb’ün yağ ve kolesterolün atardamarın yaralanmış bölgesine tutunmasını nasıl anlattığını fark edin. İfadeyi fiziksel yapışma bağlamlarında ve bağlama göre bir fikri benimseme ya da bir fırsatı yakalama anlamlarında da yorumlayabilirsiniz. 3. a procedure called an angioplasty. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Genel bir sözcükten sonra gelen called yapısının belirli bir tıbbi tedavinin kesin adını nasıl tanıttığını öğrenin. Böylece uzmanlık içeren açıklamaları izleyebilir ve bilinmeyen bir teknik terimi işlevini açıklamadan önce açıkça tanıtabilirsiniz.
Bu derste
If you lined up ... they'd be: varsayımsal koşul ve sonuç
If you lined up ... hayal edilen bir koşulu kurar, they'd be ... ise bu koşulun hayalî sonucunu verir. Konuşan kişi bir düşünce deneyi yapmaktadır; birinin kan damarlarını gerçekten dizdiğini söylememektedir. Kullanılabilir kalıp If + özne + geçmiş zaman biçimi, özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada lined up gerçeklikten uzak bir varsayımı gösterir ve they'd, they would anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi, eylemin geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Varsayımsal cümleyi stack fiilinin geçmiş biçimi ve they would kısaltmasıyla tamamlayın: If you ____ all these boxes, ____ reach the ceiling.
Cevabı göster
stacked · they'd
lined up: insanları veya nesneleri sıraya dizmek
Line up, insanları veya nesneleri bir sıra ya da düz çizgi hâlinde dizmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede you lined up all the blood vessels, toplam uzunluklarını anlatabilmek için bütün kan damarlarının uç uca, kesintisiz bir çizgi oluşturacak şekilde yerleştirildiğini hayal etmek demektir. Fiil nesne alabilir: line up the chairs. İnsanlar veya nesneler bir sıra oluşturduğunda nesnesiz de kullanılabilir: The runners lined up. Burada up fiilin bir parçasıdır; line, çizgi anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Talimatı sıraya dizmek anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Please ____ the toy cars from shortest to tallest.
Cevabı göster
line up
Miktarları karşılaştırmak için the equivalent of
Burada the equivalent of, karşılaştırılan ölçüt bakımından of ifadesinden sonraki miktara eşit bir miktarı tanıtır. Günlük toplam 7.500 litreden fazladır; bu, vücutta aynı anda bu kadar kan bulunduğu anlamına gelmez. the equivalent of + isim veya miktar yapısı, bir sayıyı gözde canlandırması daha kolay bir karşılaştırmayla yeniden anlatır. Equivalent, ilgili ölçüt bakımından eşit demektir; her yönden tamamen aynı demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi “eşit bir miktar” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The battery can store ____ three days of electricity for the cabin.
Cevabı göster
the equivalent of
Though that's actually the same 4 or 5 L Anlatım akışı
0:21Gerçi bu, aslında aynı 4 ya da 5 litrelik kanın
Önceki izlenimi düzeltmek için Though that's actually...
Though bir ödünleme başlatır: daha önce verilen günlük toplamı kabul eder, ancak dinleyicinin ilk izlenimine bir sınır getirilmesi gerektiğini bildirir. That's actually ardından düzeltici gerçeği verir: toplam, binlerce farklı litreden değil, tekrar tekrar dolaşan aynı 4 ya da 5 litreden oluşur. Bu kalıp açıklamayı “şaşırtıcı iddia, ardından sınırlayıcı bilgi” şeklinde düzenler. İlk ifadenin yanlış olduğunu söylemek yerine onu daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Bir konuşmacı “Though that's actually...” dedikten sonra dinleyici genellikle ne beklemelidir?
- Tamamen ilgisiz bir konu
- Önceki izlenime yönelik bir düzeltme veya sınırlama
- Önceki ifadenin hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymadığının kanıtı
Cevabı göster
Önceki izlenime yönelik bir düzeltme veya sınırlama
over and over: birçok kez tekrarlanarak
Over and over, tekrar tekrar veya birçok kez anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. recycled over and over bölümünde aynı kanın yalnızca bir kez kullanılmak yerine döngü içinde sürekli dolaştığını gösterir. İfade genellikle nitelediği eylemden sonra gelir. Onu tek bir bütün olarak okuyun; buradaki iki over ayrı anlamlar taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede over and over, aynı eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini belirten kalıplaşmış ifade olarak kullanılmıştır?
- The plane flew over the city and over the mountains.
- The game is over, and everyone is going home.
- The machine checks the same code over and over.
Cevabı göster
The machine checks the same code over and over.
delivering oxygen and precious nutrients Kalıp ifadeler
0:27oksijeni ve glikoz veya aminoasitler gibi değerli besinleri
deliver X to Y: X'i bir hedefe ulaştırmak
Cümlede deliver X to Y kalıbı kullanılır: X, oxygen and precious nutrients; Y ise the body's tissues bölümüdür. Burada deliver, yalnızca birine paket götürmek değil, bir şeyi hedefe taşımak veya ulaştırmak anlamına gelir. Bu kalıp ilaç, su, enerji ya da bilginin bir sistem içinde hareketini anlatmak için de doğaldır. Hedef veya alıcı to sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
deliver X to Y kalıbındaki eksik edatı tamamlayın: The inhaler delivers medicine ____ the lungs.
Cevabı göster
to
exerts a force on: bir şeye fiziksel kuvvet uygulamak
Exerts a force on, “bir şeye fiziksel kuvvet uygulamak” anlamına gelir. A exerts a force on B yapısında A kuvvetin kaynağı, B ise kuvveti alan nesnedir. Bu cümlede A kandır; B ise damarların kaslı duvarlarıdır. Bu ifade mekanizmaları açıklamak için kullanışlıdır: hem kuvveti hem de kuvvetin neyin üzerinde etkili olduğunu belirtir. Bu cümlede söz konusu kuvvet, kan basıncı fikrinin temelini oluşturur.
Alıştırma
Bilimsel cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: A magnet ____ an iron nail.
Cevabı göster
exerts a force on
and it rises and falls with the phases of the heartbeat. Kalıp ifadeler
0:42ve kalp atışının evreleriyle birlikte yükselip alçalır.
rises and falls with: bir şeyle birlikte yükselip alçalmak
Rises and falls with, “başka bir süreç değişirken yükselip alçalmak” anlamına gelir. Özne değişen miktarı belirtir; with ise bu değişimle bağlantılı döngüyü veya etkeni tanıtır. Burada kan basıncının kalp atışının farklı evrelerinde yükselip alçaldığını anlatır. With, “kullanarak” değil, “birlikte” veya “değiştikçe” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi “başka bir etken değiştikçe yükselip alçalır” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The cost of a hotel room ____ seasonal demand.
Cevabı göster
rises and falls with
when the heart contracts to force blood through the arteries.
0:49yani sistol sırasında en yüksek seviyededir.
systole: kalbin kasılma evresi
Systole, kalp kasının kasılıp kanı atardamarlara ittiği evrenin tıbbi adıdır. Bu cümlede kan basıncının bu evrede en yüksek olduğu söylenir. Bu kelime, kalp döngüsünün belirli bir bölümünü adlandırır; genel bir zaman bildiren sözcük değildir. İlgili sıfat systolic’tir; systolic pressure, sistol sırasında ölçülen basınçtır.
Alıştırma
Bu cümlede systole ne anlama gelir?
- kanın vücutta dolaştığı genel bir zaman
- kalbin kasılıp kanı atardamarlara ittiği evre
- kalbin kasılmalar arasında gevşediği evre
Cevabı göster
kalbin kasılıp kanı atardamarlara ittiği evre
is at rest between beats: geçici hareketsizlik durumu
Is at rest between beats, kalbin iki kalp atımı arasındaki kısa aralıkta kasılmadığını anlatır. Cümlede bu durum, kan basıncının diyastolik basınç denilen en düşük değerine neden düştüğünü açıklar. At rest bir yeri değil, bir durumu anlatır. Be at rest yapısı geçici olarak etkin olmayan veya hareketsiz bir kişi, vücut bölümü, nesne ya da sistem için de kullanılabilir; between beats ise aralığı sınırlayan tekrarlanan olayları belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyi kullanarak tamamlayın: The heart ____, so the pressure is lower.
Cevabı göster
is at rest between beats
diastolic pressure: daha düşük tansiyon değeri
Diastolic pressure, kalbin atımlar arasında gevşediği sırada atardamarlardaki basınçtır. Bu cümlede ifade, its lowest value bölümüne ad verir ve tansiyon ölçümündeki iki sayıdan daha düşük olanı belirtir. diastolic sıfatı pressure sözcüğünü niteler ve bu değeri özellikle kalbin gevşeme evresine bağlar. Yalnızca düşük olan herhangi bir basıncı ifade etmez.
Alıştırma
Bir tansiyon ölçümünde diastolic pressure neyi ölçer?
- Kalbin kasıldığı sıradaki basınç
- Bir günde pompalanan toplam kan miktarı
- Kalbin atımlar arasında gevşediği sıradaki basınç
Cevabı göster
Kalbin atımlar arasında gevşediği sıradaki basınç
mm of mercury: bir basınç birimi
mm of mercury ifadesinde mm, millimeters yani milimetre anlamına gelir; mercury ise geleneksel basınç ölçerlerde kullanılan sıvı metal olan cıvayı belirtir. İfadenin tamamı, genellikle mmHg biçiminde yazılan bir basınç biriminin adıdır. Bu cümlede 90 ile 120, bu birimle ölçülen bir tansiyon aralığıdır. Birim tekrar edilmese de sonraki 60 ile 80 aralığı için de aynı birim geçerlidir; sayılar bir vücut bölümünün uzunluğunu veya cıva miktarını anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede 90 to 120 mm of mercury neyi anlatır?
- Kandaki cıva miktarı
- Bir kan damarının uzunluğu
- Bir basınç birimiyle ölçülen tansiyon aralığı
Cevabı göster
Bir basınç birimiyle ölçülen tansiyon aralığı
Taken together: bilgileri tek bir sonuçta birleştirmek
Taken together, ayrı ayrı verilen bilgilerin tek bir bütün olarak değerlendirilmesini ve ardından gelen sonucun bu şekilde anlaşılmasını ister. Burada sistolik ve diyastolik basınç bilgileri birleştirilerek tam bir tansiyon ölçümü oluşturulur. Cümlenin başında bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak kullanılır ve “bunların tümü birlikte değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Nesneleri gerçekten bir yere götürmekten söz etmez.
Alıştırma
Taken together bu cümlede ne işe yarıyor?
- Konuyla ilgisiz bir örnek verir.
- Bazı nesnelerin aynı anda götürüldüğünü söyler.
- Önceki bilgileri tek bir sonuçta birleştirir.
Cevabı göster
Önceki bilgileri tek bir sonuçta birleştirir.
120 over 80: tansiyon ölçümünü okumak
Bir tansiyon ölçümünde 120 over 80, iki sayıyı sabit bir sırayla verir: 120 sistolik basınçtır, 80 ise diyastolik basınçtır. Buradaki over, 120/80 içindeki eğik çizgiyi sesli söylerken kullanılan yerleşik bağlantıdır; bir şeyin fiziksel olarak başka bir şeyin üstünde olduğu anlamına gelmez. a bit less than ifadesi ölçümün tamamını niteler. Bu nedenle cümle, normal bir ölçümün 120/80'e tam olarak eşit değil, ondan biraz daha düşük olduğunu anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz tansiyon ölçümünü seçin. over sözcüğünün iki yanındaki sayılara ve sıralarına dikkat edin.
- The nurse said my blood pressure was eighty over one twenty.
- The nurse said my blood pressure was one twelve over eighty.
- The nurse said my blood pressure was one twenty over eighty.
Cevabı göster
The nurse said my blood pressure was one twenty over eighty.
through the pipes of the circulatory system. Anlatım akışı
1:22dolaşım sisteminin boruları aracılığıyla kat eder.
several things can increase the force on the walls of the pipes,
1:26boruların çeperlerindeki kuvveti artırabilecek birkaç şey vardır:
the properties of the fluid, extra fluid, or narrower pipes.
1:30sıvının özellikleri, fazla sıvı veya daha dar borular.
pipes of the circulatory system ... plumbing system: açıklamayı düzenleyen bir boru benzetmesi
Burada pipes of the circulatory system ve plumbing system bir benzetme oluşturur. Kan damarları borular, kan ise bu boruların içinde hareket eden sıvı olarak sunulur. Bu benzetme sonraki bilgileri düzenler: sıvının özellikleri, fazladan sıvı ve daha dar borular, duvarlardaki kuvveti artıran etkenler olarak anlaşılabilir. Bu, akışı ve basıncı anlamaya yarayan bir modeldir; vücudun içinde gerçekten ev tesisatı bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Burada plumbing system, vücudun içinde gerçekten evlerdeki su borularının bulunduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
a higher pressure is needed to push it,
1:36onu itmek için daha yüksek bir basınca ihtiyaç duyulur,
if ... is needed to ...: koşul ve nesnel gereklilik
if yan cümlesi koşulu verir: kan daha koyu hâle gelir. Ana cümle gerekli sonucu verir: kanı itmek için daha yüksek bir basınç gerekir. Tekrar kullanılabilen yapı If + koşul, X is needed to + fiil şeklindedir. Edilgen is needed biçimi, bir kişinin ne istediğine değil, nesnel olarak gereken kuvvete, kaynağa veya önleme odaklanır. Buradaki needed, akış için nesnel bir gerekliliği anlatır.
Alıştırma
Nesnel bir gerekliliği açıklamak için If + koşul, X is needed to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- If the door gets heavier, more force is needed to push it open.
- If the door gets heavier, it is needed more force to push it open.
- If the door gets heavier, more force needs to push it open.
Cevabı göster
If the door gets heavier, more force is needed to push it open.
A high salt diet will lead to a similar result. Kalıp ifadeler
1:41Yüksek tuzlu bir diyet de benzer bir sonuca yol açacaktır.
lead to a similar result: neden ve sonuç ifade etmek
Bu cümlede lead to a similar result, “daha önce sözü edilen sonuca benzer bir sonuca neden olmak” anlamına gelir. Özne nedeni, lead to ifadesinden sonraki isim öbeği ise sonucu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı neden + lead to + sonuç şeklindedir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir, yalın fiil gelmez.
Alıştırma
Cümleyi lead ile başlayan iki sözcüklü neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: Good planning can ____ fewer mistakes.
Cevabı göster
lead to
and the extra fluid increases the blood volume and blood pressure.
1:46ve ekstra sıvı kan hacmini ve kan basıncını artırır.
promotes water retention: promote sözcüğünün “bir süreci artırmak” anlamı
Bu cümlede promotes water retention, “vücudun su tutma olasılığını artırır” anlamına gelir. Promote bir sürecin gerçekleşmesine veya güçlenmesine yardımcı olmak anlamında kullanılabilir; buradaki nesnesi water retention adlı biyolojik süreçtir. Water retention, vücudun fazladan sıvı tutmasıdır. Bu ifade açıklamadaki ilk bağlantıyı verir: tuz bu süreci artırır, fazladan sıvı da kan hacmini ve kan basıncını yükseltir.
Alıştırma
Bu cümlede promotes water retention ne anlama gelir?
- Suyun bir ürün olarak reklamını yapar.
- Vücudun su tutma olasılığını artırır.
- Suya iş yerinde daha yüksek bir görev verir.
Cevabı göster
Vücudun su tutma olasılığını artırır.
releases hormones like epinephrine and norepinephrine
1:54epinefrin ve norepinefrin gibi hormonları serbest bırakarak
the fight or flight response: savaş ya da kaç tepkisi
the fight or flight response, tehlike veya ciddi bir tehdit karşısında vücudun verdiği otomatik stres tepkisidir. Kişiyi tehditle yüzleşmeye ya da ondan kaçmaya hazırlar ve epinefrin ile norepinefrin gibi hormonların salgılanmasını tetikleyebilir. Bu cümlede ifade biyolojik bir tepkiyi anlatır; kelimesi kelimesine kavga etmeyi veya uçağa binmeyi anlatmaz. Stresin hormon salgılanmasına neden olmasını açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir fen bilgisi dersinde the fight or flight response neyi anlatır?
- Vücutta kan taşıyan bir hormon
- Birini tehlikeyle yüzleşmeye veya kaçmaya hazırlayan otomatik vücut tepkisi
- Kavga etmekle uçağa binmek arasında yapılan bir seçim
Cevabı göster
Birini tehlikeyle yüzleşmeye veya kaçmaya hazırlayan otomatik vücut tepkisi
constrict key vessels: önemli damarları daraltmak
constrict key vessels, önemli kan damarlarını daraltmak anlamına gelir. Key burada “önemli” demektir; constrict ise bir tüpün veya geçidin genişliğini azaltmayı anlatır. Bu cümlede hormonlar damarları daraltır; bunun sonucunda kan akışına karşı direnç artar ve yukarı akış yönündeki basınç yükselir. İfade, damarların tamamen kapandığını değil, fiziksel olarak daraldığını anlatır.
Alıştırma
“Cold air can constrict small blood vessels in the skin” cümlesinde constrict ne anlama gelir?
- onları tamamen kapatmak
- onları vücudun başka bir bölümüne taşımak
- onları daraltmak
Cevabı göster
onları daraltmak
resistance to flow: akışkan hareketine karşı fiziksel direnç
Burada resistance to flow, kanın bir damar içinde ilerlerken karşılaştığı fiziksel direnci ifade eder. Sosyal veya siyasi bir direniş anlamına gelmez. Bu ifade neden-sonuç ilişkisindeki bir adımı anlatır: damar daralınca geçiş yolu küçülür ve kanın ilerlemesi zorlaşır. Bu ad öbeğinde resistance karşı koyan fiziksel etkiyi, to flow edat öbeği ise engellenen hareketi belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede resistance to flow ne anlama gelir?
- bir akışkanın hareket yönü
- bir akışkanın hareket ederken karşılaştığı fiziksel direnç
- bir yasaya karşı çıkan toplumsal grup
Cevabı göster
bir akışkanın hareket ederken karşılaştığı fiziksel direnç
the pressure upstream: akış kısıtlamasından önceki basınç
Upstream, akış yönüne göre bir konumu belirtir. raising the pressure upstream ifadesinde basıncın nerede yükseldiğini gösterir: daralmış damarın akış kaynağı tarafında, kan daha yüksek direnç noktasına ulaşmadan önce. Upstream yalnızca nehirler için kullanılmaz. Borularda, kan damarlarında ve yönü belli diğer sistemlerde akışın geldiği yere doğru olan tarafı ifade eder. Burada yer zarfı işlevi gördüğü için pressure sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: A clogged filter raises the pressure upstream. Basınç nerede yükselir?
- Karşı tarafta, akışkan filtreden geçtikten sonra
- Akış yönünden bağımsız olarak filtrenin doğrudan üstünde
- Kaynak tarafında, akışkan filtreye ulaşmadan önce
Cevabı göster
Kaynak tarafında, akışkan filtreye ulaşmadan önce
Blood vessels can usually handle these fluctuations easily.
2:05Kan damarları genellikle bu dalgalanmaları kolayca idare edebilir.
Elastic fibers embedded in their walls make them resilient.
2:08Duvarlarına gömülü elastik lifler onları dayanıklı kılar.
what we call hypertension, and stays there, Kalıp ifadeler
2:18-ki buna hipertansiyon diyoruz- ve orada kalırsa,
what we call hypertension: Tıbbi bir duruma ad verme
what we call hypertension, hemen önce açıklanan duruma tıbbi bir ad verir: kan basıncının belirtilen seviyenin üzerinde kalması. Bu ifade gözlemlenebilen bir açıklamayı kabul edilmiş hypertension terimine bağlar; sıradan bir lakap anlamına gelmez. what we call + isim öbeği yapısı, önce bir şeyi açıklayıp sonra onun teknik veya yaygın adını vermek için kullanılır.
Alıştırma
Örnekte what we call hypertension hangi işlevi görür?
- Durumun sadece bir lakap olduğunu söylemek
- Telefon görüşmesini anlatmak
- Duruma tıbbi bir ad vermek
- Hangi adın seçileceğini sormak
Cevabı göster
Duruma tıbbi bir ad vermek
That's because: Sonuç ile nedeni bağlamak
That's because, önceki cümlenin tamamına gönderme yapar ve onun nedenini açıklar. Buradaki that, yüksek tansiyonun ciddi sorunlara yol açabileceği sonucunu gösterir; tek bir kelimeyi göstermez. Bu ifade bilgiyi önce sonuç veya durum, sonra neden olacak şekilde düzenler: önce bir sonuç ya da durum söylenir, ardından bunun neden doğru olduğu açıklanır. Özellikle sözlü açıklamalarda ve sunumlarda doğaldır.
Alıştırma
Koridor karanlık. Örnekteki konuşma tarzına göre bu sonucu nedeni ile en iyi hangi ifade bağlar?
- That's because
- What we call
- For example
- On the other hand
Cevabı göster
That's because
extra strain on the arterial wall: atardamar duvarındaki ek fiziksel yük
extra strain on the arterial wall, bir atardamarın duvarının taşıdığı ek fiziksel yükü veya kuvveti anlatan bir isim öbeğidir. Buradaki strain, dokuya uygulanan mekanik baskı anlamındadır; endişe ya da duygusal baskı anlamında değildir. on the arterial wall, yükü alan yapının atardamar duvarı olduğunu gösterir. extra ise bu yükün normalden fazla olduğunu belirtir. Cümlede bu ek yük, küçük yırtıkların nedeni olarak sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede extra strain on the arterial wall ne anlama geliyor?
- Bir virüsün genetik türü
- Atardamar duvarındaki ek fiziksel yük
- Atardamar hakkında duygusal bir endişe
- Atardamar duvarının yukarı doğru hareketi
Cevabı göster
Atardamar duvarındaki ek fiziksel yük
substances that respond to the inflammation,
2:30beyaz kan hücreleri gibi iltihaba tepki veren maddeler
swells up: şişmek
swells up, swell up fiilinin üçüncü tekil şahıs geniş zaman biçimidir. Yaralanmış bir dokunun iltihap sırasında gözle görülür biçimde büyüyüp şişmesini anlatır. Buradaki up, yukarı doğru hareket anlamı taşımaz. Şişliğin oluştuğunu veya belirginleştiğini vurgular; bu nedenle bütün ifade şişmiş bir duruma geçişi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için swell up fiilinin geçmiş zamanını kullanın: After the bee sting, her finger ____.
Cevabı göster
swelled up
Fat and cholesterol floating in the blood latch on too, Öbek fiiller
2:36Kanda yüzen yağ ve kolesterol de oraya tutunur,
latch on: tutunup yapışmak
Bu cümlede latch on, bir yere tutunup orada kalmak anlamına gelir. Yağ ve kolesterol, yalnızca akıp geçmek yerine önceden zarar görmüş bir bölgeye yakalanıp tutunuyormuş gibi canlı bir biçimde anlatılır. Burada latch on bir öbek fiildir; kapı sürgüsü anlamındaki latch ismi değildir. Nereye tutundukları bağlamdan anlaşılır. Hedef açıkça söylendiğinde latch on to + isim kullanılır.
Alıştırma
Örnekte latch on ne anlama geliyor?
- parçalanmak
- süzülerek uzaklaşmak
- tutunup bağlı kalmak
- kapıyı sürgüyle kapatmak
Cevabı göster
tutunup bağlı kalmak
eventually building up to form a plaque Öbek fiiller
2:40ve zamanla birikerek iç atardamar duvarını sertleştiren
eventually building up to form a plaque: kademeli birikim ve sonuç
Building up, zaman içinde yavaş yavaş toplanmak veya artmak anlamına gelir. Burada yağ ve kolesterol bir anda ortaya çıkmak yerine birikmeye devam eder. Eventually daha sonra ortaya çıkan sonucu gösterir; to form a plaque ise bu sonucun bir plak oluşması olduğunu belirtir. -ing yan cümlesi, maddeler tutunduktan sonra ne olduğunu ekler: kademeli birikim sonucunda plak oluşur.
Alıştırma
Build up fiilinin -ing biçimini ve ardından to form yapısını kullanın: Minerals collected inside the pipe for years, eventually ____ a hard layer.
Cevabı göster
building up to form
atherosclerosis: plakla ilişkili atardamar hastalığı
Atherosclerosis, atardamarların içinde plak biriktiği belirli bir hastalığın tıbbi adıdır. Bu birikim atardamar duvarlarını kalınlaştırıp sertleştirir ve kanın geçebileceği alanı daraltabilir. Burada This condition, az önce anlatılan plakla ilişkili değişime gönderme yapar; called atherosclerosis ise bu değişimin resmî adını verir. Sözcüğü, sert anlamına gelen genel bir sıfat olarak değil, tek ve tam bir hastalık adı olarak düşün.
Alıştırma
Bu cümlede atherosclerosis neyin adıdır?
- Bir atardamarı genişleten tedavi
- Plak nedeniyle atardamarları kalınlaştırıp sertleştiren bir hastalık
- Deride oluşan bir yırtık
- Kalp atış hızında geçici bir artış
Cevabı göster
Plak nedeniyle atardamarları kalınlaştırıp sertleştiren bir hastalık
clogging the already narrowed pipe: sıralama ve damar benzetmesi
clogging the already narrowed pipe şeklindeki -ing yan cümlesi, pıhtının oluşmasının sonucunu ekler: pıhtı kanın yolunu daha da kapatır. Pipe, kan damarını tesisat borusuna benzetmeyi sürdürerek görünmeyen bir tıbbi sürecin daha kolay canlandırılmasını sağlar. Sıralama önemlidir. Already narrowed, plağın önce boşluğu daralttığını; yeni pıhtının ise daha sonra ek bir tıkanmaya yol açtığını gösterir. Damarı ilk daraltan şeyin pıhtı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
clogging the already narrowed pipe hangi sırayı anlatır?
- Pıhtı, plak ortaya çıkmadan önce damarı açar.
- Plak damarı zaten daraltmıştır, ardından pıhtı damarı daha da tıkar.
- Damar yırtıldıktan sonra gerçek bir boruya dönüşür.
- Pıhtı geniş bir damarı daha da genişletir.
Cevabı göster
Plak damarı zaten daraltmıştır, ardından pıhtı damarı daha da tıkar.
is big enough: sıfat + enough
Big enough, bir sonucun gerçekleşmesine yetecek kadar büyük demektir. Bu cümlede pıhtı, akışı tamamen durdurabilecek bir büyüklüğe ulaşabilir. enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir: big enough, strong enough veya clear enough. Bu kalıbın ardından sık sık to + fiil ya da for + isim gelir: big enough to cause a problem; big enough for the books.
Alıştırma
Cümleyi big + enough ile tamamlayın: The storage box is ____ to hold all the toys.
Cevabı göster
big enough
block the flow of oxygen and nutrients: oksijen ve besin akışını engellemek
Block the flow of X, bir yol boyunca hareket eden X’i engellemek ya da durdurmak demektir. Burada oxygen and nutrients, hücrelere doğru hareketi durdurulabilen maddelerdir. block + the flow + of + isim yapısında flow bir isimdir ve of sonrasındaki ifade neyin hareket ettiğini belirtir. Aynı kalıp fiziksel hareketin yanı sıra bilgi gibi akış olarak düşünülen şeyler için de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi block + the flow + of kalıbıyla tamamlayın: A dirty filter can ____ air into the room.
Cevabı göster
block the flow of
downstream: akış yönünde daha ileride
Bu cümlede downstream, kanın normal akış yönünde daha ileride bulunan hücreleri tanımlar. Bir pıhtı bu akışı engellerse oksijen ve besin maddeleri bu hücrelere ulaşamaz. Bu sözcük yalnızca nehirler için kullanılmaz. Tıpta ve diğer sistemlerde bir akış, süreç veya etkiler zinciri boyunca daha ilerideki bir konumu ya da aşamayı belirtebilir.
Alıştırma
Yeni cümleyi vurgulanan sözcükle tamamlayın: The filter keeps debris from reaching the pumps ____.
Cevabı göster
downstream
feed the heart: kalbe kan sağlamak
Burada feed, “yiyecek vermek” değil, “sağlamak” veya “beslemek” anlamındadır. Bu damarlar kalp kasına kanı, dolayısıyla oksijen ve besin maddelerini taşır. Bu sağlama anlamı; bir damar, boru, kablo veya giriş kaynağı bir organa, makineye ya da sisteme gerekli bir şeyi taşıdığında yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede feed the heart ne anlama gelir?
- Kalbin daha yavaş atmasını sağlamak
- Doğrudan kalbe yiyecek vermek
- Kalbe kan sağlamak
- Kalpteki oksijeni uzaklaştırmak
Cevabı göster
Kalbe kan sağlamak
oxygen-deprived cardiac muscle cells: oksijensiz kalan kalp kası hücreleri
oxygen-deprived cardiac muscle cells, ana sözcüğü cells olan bir isim öbeğidir. cardiac muscle hücrelerin türünü belirtir; oxygen-deprived ise durumlarını, yani yeterince oksijen almadıklarını anlatır. oxygen-deprived ve sleep-deprived gibi birleşik yapılarda -deprived önündeki isim, eksik olan şeyi belirtir. Burada deprived, “toplumsal açıdan dezavantajlı” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Yeterince uyumamış” anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: After studying all night, the ____ student had trouble focusing.
Cevabı göster
sleep-deprived
If the clot cuts off blood flow to the brain, Öbek fiiller
3:15Pıhtı beyne giden kan akışını keserse,
cuts off blood flow: kan akışını keser
Burada cuts off blood flow, kanın hareketini engelleyerek beyne ulaşmasını önlemek anlamına gelir. Cut off mecazidir; fiziksel bir kesme aracı kullanılmaz. Özne the clot olduğu için cuts üçüncü tekil şahıs biçimindedir. Yapı, cut off + durdurulan şey biçimindedir; cut off power, water, communication veya access gibi kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle fırtınanın köyün elektrik kaynağını tamamen kestiği anlamına gelir?
- The storm reduced the power supply to the village.
- The storm restored power to the village.
- The storm cut off power to the village.
Cevabı göster
The storm cut off power to the village.
by a procedure called an angioplasty. Kelime
3:23anjiyoplasti denilen bir prosedürle genişletilebilir.
a procedure called an angioplasty: called ile tıbbi terim tanıtmak
a procedure called an angioplasty ifadesinde procedure genel kategoriyi, angioplasty ise özel adı belirtir. Bu yapı, önce bunun ne tür bir şey olduğunu söyleyip ardından teknik terimi tanıtır. Buradaki called, “adı verilen” anlamındaki kısaltılmış bir ilgi tümcesidir; telefon etmek anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Bu cümlede a procedure called an angioplasty yapısının görevi nedir?
- Bir hastaneyi arayan kişiyi tanımlamak
- Önce genel kategoriyi belirtip sonra tıbbi işlemin adını vermek
- Bir pıhtıyı eritmek için kullanılan ilacın adını vermek
- Bir damarı genişletme yöntemini adım adım açıklamak
Cevabı göster
Önce genel kategoriyi belirtip sonra tıbbi işlemin adını vermek
and then pass a deflated balloon catheter over the wire. Kelime
3:30ve sonra sönük bir balon kateteri telin üzerinden geçirirler.
thread a wire through the vessel: ince bir nesneyi dar bir geçitten yönlendirmek
Burada thread bir fiildir. Thread a wire through the vessel, ince ve esnek bir nesneyi dar bir geçitten dikkatlice geçirerek yönlendirmek anlamına gelir; through the vessel yolu, to the obstructed site ise varış yerini belirtir. Thread + nesne + through + geçit kalıbı, uzun ve ince bir nesnenin dar bir açıklıktan veya kanaldan geçirilmesini anlatır. Bu kullanım, bir şeyi yalnızca oraya koymayı ya da atmayı değil, yol boyunca kontrollü biçimde hareket ettirmeyi vurgular.
Alıştırma
Thread a wire through the vessel cümlesinde thread ne anlama gelir?
- Çevrim içi bir tartışmada mesaj yayımlamak
- Teli kısa parçalara kesmek
- İnce bir nesneyi bir geçitten dikkatlice yönlendirmek
- Teli damarın üzerine koymak
Cevabı göster
İnce bir nesneyi bir geçitten dikkatlice yönlendirmek
a deflated balloon catheter: sönük bir balon kateteri
a deflated balloon catheter ifadesinde ana isim catheter sözcüğüdür. Balloon, kateterin genişleyebilen bir balonu olduğunu; deflated ise bu balonun henüz genişlememiş ve sönük durumda olduğunu belirtir. Bu tıbbi ifadede balloon, oyuncak bir balon değil, kateterin bir parçasıdır. İsmin önündeki niteleyiciler anlamı adım adım daraltır: Bu bir kateterdir; daha özel olarak balon kateteridir ve balonu sönük durumdadır.
Alıştırma
Burada a deflated balloon catheter ne anlama gelir?
- Sıradan bir oyuncak balonu yönlendirmek için kullanılan tel
- Balonu hâlâ sönük olan bir kateter
- Balonu zaten genişletilmiş bir kateter
Cevabı göster
Balonu hâlâ sönük olan bir kateter
forces the passageway open again: force + nesne + sıfat
forces the passageway open ifadesinde forces ana fiildir, the passageway onun nesnesidir ve open nesnenin ulaştığı sonucu belirten bir sıfattır. force + nesne + sıfat yapısı, basınç ya da güç kullanarak nesneyi belirtilen duruma getirmek anlamına gelir. Burada şişen balon geçidi açık duruma getirir. Again, geçidin daha önce açık olduğunu ve bu duruma geri getirildiğini gösterir; open ikinci bir fiil değildir.
Alıştırma
Force fiilinin geçmiş zamanını ve open sıfatını kullanarak sonuç yapısını tamamlayın: The strong wind ____ the stuck door ____.
Cevabı göster
forced · open
is placed in the vessel to help hold it open, Kalıp ifadeler
3:41stent adı verilen sert bir tüp damara yerleştirilir,
a rigid tube called a stent: called ile bir terimi tanıtma
Rigid tube önce basit bir tanım verir: sert bir tüp. Called a stent daha sonra tıbbi terimi verir ve bu tüpün adının stent olduğunu belirtir. a/an + genel isim + called + ad veya terim kalıbı, bilinmeyen sözcükleri açıklamaya yardımcı olur. Burada called a stent, tube sözcüğünü niteler; tüpün yaptığı bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Tıbbi terimi tanıtmak için cümleyi called ile tamamlayın: The doctor examined the ear with a small device ____ an otoscope.
Cevabı göster
called
hold it open: hold + nesne + sıfat
Hold it open ifadesinde hold, yalnızca tutmak değil, bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. It, vessel sözcüğünü gösterir; open ise damarın koruduğu durumu belirtir. Yani stent, geçidin tıkanmadan açık kalmasına yardımcı olur. Aktarılabilir kalıp hold + nesne + sıfattır. Sıfat, korunan durumu belirtir: hold the door open, hold the ladder steady veya hold your hand still gibi.
Alıştırma
Cümleyi hold + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: This small stand can ____ the lid ____ while you work.
Cevabı göster
hold · open
replenish the oxygen-starved cells downstream: akış yönündeki oksijensiz hücrelerin oksijenini yeniden sağlamak
Burada replenish, kullanılmış veya eksilmiş bir şeyi yeniden tamamlamak anlamına gelir. Kan yeni hücreler oluşturmaz; daha önce yeterince oksijen alamayan hücrelere yeniden oksijen taşır. Bu nedenle replenish the cells, hücrelerin oksijen kaynağını yenilemeyi kısa biçimde anlatır. Oxygen-starved, aç olmak değil ciddi biçimde oksijensiz kalmak demektir. Downstream ise hücrelerin kan akış yönünde, etkilenen noktanın daha ilerisinde bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede replenish the oxygen-starved cells downstream ne anlama gelir?
- Çok fazla oksijen kullanmış hücreleri ortadan kaldırır.
- Kan akış yönünde daha ileride bulunan hücrelere yeniden oksijen sağlar.
- Damarın ilerisindeki hücrelerin kendi kanlarını üretmesini sağlar.
Cevabı göster
Kan akış yönünde daha ileride bulunan hücrelere yeniden oksijen sağlar.
Staying flexible under pressure: gerçek ve mecaz anlamlar
Bu cümlede ifade önce gerçek anlamıyla işler: Kan, atardamarların duvarlarına fiziksel basınç uygularken atardamarların esnekliğini koruması gerekir. İfade aynı zamanda Staying flexible under pressure sözünün yaygın mecaz anlamını, yani stresli bir durumda uyum sağlamaya devam etmeyi çağrıştırır. İki anlamın bir arada kullanılması bir söz oyunu oluşturur ve bilimsel açıklamayı akılda kalıcı biçimde bitirir.
Alıştırma
Staying flexible under pressure ifadesini atardamarlarla ilgili cümlede etkili kılan nedir?
- Kan akmaya başladığı her seferde atardamarların sertleştiği anlamına gelir.
- İş zorlaştığında atardamarların insana özgü duygular yaşadığını söyler.
- Fiziksel kan basıncını anlatırken stresli bir durumda uyum sağlama düşüncesini de çağrıştırır.
Cevabı göster
Fiziksel kan basıncını anlatırken stresli bir durumda uyum sağlama düşüncesini de çağrıştırır.
The fluid they pump is composed of substances Kalıp ifadeler
3:54Pompalanan sıvı, yapışkan hale gelip onları tıkayabilen
is composed of: bir bütünün nelerden oluştuğunu belirtmek
Is composed of, bir bütünün of sözcüğünden sonra belirtilen parça veya maddelerden oluştuğunu anlatır. Burada the fluid bütündür; substances ise onu oluşturan bileşenlerdir. Yapı whole + be + composed of + components şeklindedir. Buradaki composed, “oluşturulmuş” anlamına gelir; “yazılmış” veya “bestelenmiş” anlamında değildir. Bilimsel açıklamalarda ve diğer resmî betimlemelerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi be composed of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The research team ____ six scientists.
Cevabı göster
is composed of
get sticky and clog them: değişikliği sonucuna bağlamak
Get sticky, “yapışkan hâle gelmek” demektir. get + sıfat yapısı, yalnızca mevcut bir durumu değil, durum değişikliğini anlatır. Buradaki sticky, maddenin yüzeye tutunabileceğini veya birikebileceğini belirtir; mutlaka yapıştırıcı kadar yapışkan olması gerekmez. İki eylemin öznesi de substances sözcüğüdür: maddeler get sticky olabilir ve clog them eylemini gerçekleştirebilir. Önceki bağlamda them, arteries sözcüğünü gösterir. Bu nedenle clog, bir geçidi tıkayıp kolay akışı engellemek anlamındadır. İfade, bir değişikliği olası sonucuna bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir maddenin yapışkan hâle gelip ardından bir geçidi tıkamasını anlatır?
- The syrup can get sticky and clog the narrow tube.
- The syrup is stored beside the clean tube.
- The narrow tube can clean the sticky syrup.
Cevabı göster
The syrup can get sticky and clog the narrow tube.
That may sound like an insurmountable amount of pressure, Anlatım akışı
4:07Bu kulağa üstesinden gelinemez bir basınç gibi gelebilir,
may sound like ... but don't worry: kaygıyı kabul edip ardından rahatlatmak
May sound like, doğrulanmış bir gerçeği belirtmek yerine olası bir ilk izlenimi sunar. Burada bu miktardaki basıncın başa çıkılamaz görünebileceği kabul edilir. Ardından but don't worry sözün yönünü değiştirir ve dinleyeni rahatlatır. Kalıbın tamamı açıklamayı iki adımda düzenler: önce kaygıyı kabul eder, sonra güven verecek bir nedenin geleceğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, kaygı verici bir ilk izlenimi kabul edip ardından dinleyeni rahatlatmak için hedef kalıbı en iyi şekilde kullanıyor?
- This may sound like a complicated process, and you should be even more worried.
- This is definitely a complicated process, so there is no reason to explain it.
- This may sound like a complicated process, but don't worry; I'll explain each step.
Cevabı göster
This may sound like a complicated process, but don't worry; I'll explain each step.
Your arteries are well-suited for the challenge. Kalıp ifadeler
4:12Atardamarlarınız bu zorluk için çok iyi donatılmıştır.
be well-suited for the challenge: bir görev için son derece uygun olmak
Are well-suited for the challenge, atardamarların özelliklerinin onları zor bir görev için son derece uygun hâle getirdiği anlamına gelir. Bu cümlede the challenge, bir yarışmaya katılmak değil, daha önce açıklanan basınçla başa çıkmaktır. Yeniden kullanılabilir kalıp be well-suited for + isim şeklindedir. Bir kişiyi, aracı, sistemi veya vücut parçasını niteliklerine uygun bir görev ya da durumla ilişkilendirebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade well-suited for ile tamamlayın: This lightweight camera is ____ travel.
Cevabı göster
well-suited for