Bir Asteroidi Durdurabilir miyiz? (Bill Nye ile): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bill Nye asteroit tehlikesini, kızılötesi tespiti ve yörüngeyi değiştirmenin çeşitli yollarını açıklıyor; nadir bir olayın bile hazırlığı hak edebileceği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. on a collision course ifadesinin, çarpışmayla bitmesi olası bir rotayı gerçek veya mecazi anlamda anlattığını, çarpışmanın gerçekleştiğini söylemediğini kavrayın. 2. laser bees, a swarm of sunlight-powered lasers sözünde açıklayıcı eşlemenin, koordineli uzay araçları için esprili bir metaforu nasıl açıkladığını görün. 3. Düşük olasılığın riski otomatik olarak önemsiz yaptığı biçimindeki yanlış çıkarımı reddetmek için just 'cause ile doesn't mean kalıbını kullanın.
Bu derste
We've all witnessed the beauty of a shooting star,
0:00Hepimiz kayan bir yıldızın güzelliğine tanık olmuşuzdur,
but what would happen if an asteroid was on a collision course for Earth? Kalıp ifadeler
0:02ama bir asteroit Dünya'yla çarpışma rotasında olsaydı ne olurdu?
on a collision course: çarpışma rotasında
On a collision course, sonunda çarpışmayla biteceği öngörülen bir rota üzerinde ilerlemek demektir. Bu cümlede asteroitin izlediği yol, onun Dünya ile çarpışmasına yol açacaktır. İfade, zaten gerçekleşmiş bir çarpışmayı değil, öngörülen bir tehlikeyi anlatır. Course burada ders değil, rota veya yön anlamındadır. Yaygın yapı on a collision course with + diğer nesne şeklindedir. Altyazıdaki gibi on a collision course for + yer yapısı ise o yeri tehdit altındaki varış noktası olarak sunar. İfade mecazi olarak insanların, planların veya grupların ciddi bir çatışmaya doğru ilerlemesini de anlatabilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Unless one changes direction, the two ships are ____ with each other.
Cevabı göster
on a collision course
ahead of time: önceden
Ahead of time, bir olay gerçekleşmeden veya bir şeye ihtiyaç duyulmadan önce anlamına gelir. Burada asteroitin olası bir çarpışmadan önce, yeterince erken tespit edilip edilemeyeceği soruluyor. İfade, bir şeyi önceden yapmaya, ayarlamaya veya bilmeye odaklanır. Tek başına bir görevin planlanan programdan daha erken tamamlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please tell us about any food allergies ____ so the kitchen can prepare safely.
Cevabı göster
ahead of time
more importantly ile önceliği yükseltme
More importantly, dinleyiciye sıradaki noktanın az önce belirtilen noktadan daha önemli olduğunu söyleyen, tümce düzeyinde bir değerlendirme ifadesidir. Burada tartışmayı bir tehdidi erkenden tespit etmekten, sonuçları daha ağır olan çarpışmayı önleme sorusuna taşır. Fikirler arasındaki ilişkiyi düzenler; ardından gelen eylemin nasıl yapıldığını anlatmaz. Genellikle bir yan tümcenin başında yer alır ve ardından virgül gelir.
Alıştırma
Sonraki soruyu önceki kaygıdan daha önemli gösteren iki sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The proposal could save money. ____, will it protect customer data?
Cevabı göster
More importantly
serious business: sonuçları ağır olan önemli bir mesele
Serious business ifadesinde business, ticaret değil, önemli bir mesele veya faaliyet anlamına gelir. Bu ifade, asteroit çarpmalarının ciddi sonuçları olduğunu ve dikkatli, sorumlu bir yaklaşım gerektirdiğini belirtir. İfade, durumun kendisini önemli ve ağır sonuçlu olarak değerlendirir; yalnızca birinin ciddi bir ses tonuyla konuştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve dikkatle ele alınması gereken önemli bir mesele anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Handling emergency calls is ____ because lives may depend on every decision.
Cevabı göster
serious business
died out because they had small brains, Öbek fiiller
0:23küçük beyinli oldukları için yok olduğunu söylemişti,
died out: bir grubun tamamen yok olması
Bu cümlede died out, dinozorların bir grup olarak tamamen ortadan kalktığını belirtir. Tek bir canlının ölümünü değil, bir türün veya varlığını sürdüren başka bir grubun sonunu anlatır. Die out öbek fiili geçişsizdir: varlığı sona eren şey cümlenin öznesidir. Diller, gelenekler, beceriler ve giderek kaybolan olgular için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “zamanla tamamen yok olmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: If children stop learning the language, it may ____.
Cevabı göster
die out
But even she knew that was kind of lame,
0:27Ama o bile bu açıklamanın biraz zayıf kaldığını biliyordu,
It turns out in my lifetime people found this crater Anlatım akışı
0:32Meğer ben hayattayken insanlar bu krateri keşfetmiş,
It turns out: sonradan keşfedilen bir gerçeği tanıtmak
It turns out, dinleyiciye sonraki bilgiyi daha sonra keşfedilmiş bir gerçek veya kesinleşmiş bir sonuç olarak değerlendirmesi gerektiğini bildiren bir söylem kalıbıdır. Burada önceki bir açıklamadan daha yeni kanıtlara geçiş yaparak anlatıyı eski inanç → düzeltilmiş anlayış biçiminde düzenler. Buradaki it belirli bir şeye gönderme yapmaz. Genel kalıp It turns out (that) + yan cümle biçimindedir; bu örnekte olduğu gibi konuşmada that sık sık atılır.
Alıştırma
Önce müzenin kapalı olduğuna inanıyordunuz. Hangi cümle bu inancı düzelten daha sonraki bir keşfi doğal biçimde tanıtır?
- It turns out the museum is open on Mondays.
- It seems the museum might open on Mondays.
- Turn out the lights when you leave the museum.
Cevabı göster
It turns out the museum is open on Mondays.
So the Earth was surrounded by red-hot rock for weeks at a time. Kalıp ifadeler
0:51Böylece Dünya haftalar boyunca kor hâlindeki kayalarla çevrili kaldı.
for weeks at a time: her kesintisiz dönemin uzunluğu
for weeks gibi bir süre ifadesinin ardından at a time geldiğinde, her kesintisiz dönemin o kadar uzun sürdüğü anlatılır. Bu cümlede, durumun birkaç haftalık zaman boyunca ara sıra yaşandığı değil, bir dönem içinde haftalarca kesintisiz sürdüğü vurgulanır. 「for + süre + at a time」kalıbı, kesintisiz her dönemin uzunluğuna odaklanır. Böyle bir dönemin bir kez veya birden fazla kez yaşanmasını anlatabilir.
Alıştırma
Örnekteki for weeks at a time ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Durum, bir dönem içinde birkaç hafta boyunca kesintisiz devam etti.
- Yalnızca bir hafta sürdü ve her gün kısa aralar verildi.
- Birkaç hafta boyunca haftada bir kez gerçekleşti.
Cevabı göster
Durum, bir dönem içinde birkaç hafta boyunca kesintisiz devam etti.
And just the animals that lived in burrows and caves,
0:56Yalnızca oyuklarda ve mağaralarda yaşayan hayvanlar,
Chelyabinsk, Russia air burst: konum ve olay türü
Chelyabinsk, gerçek olayın meydana geldiği Rusya'daki şehirdir; air burst ise ne olduğunu belirtir: küçük bir uzay kayası 2013 Sevgililer Günü'nde bölgenin üzerindeki atmosferde patlayarak parçalandı. Bu kısa ifade, “Rusya'nın Chelyabinsk kentindeki hava patlaması olayı” anlamına gelir. Bu konum, uzaydan gelen nesnelerin tehlikeye yol açabileceğini gösteren gerçek bir kanıt olarak kullanılır. Şehrin kendisinin parçalandığı veya patladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Chelyabinsk, Russia air burst ifadesinde Chelyabinsk, Russia nasıl bir işlev görür?
- Atmosferde patlayan nesnenin adını verir.
- Gerçek hava patlaması olayının nerede gerçekleştiğini belirtir.
- Şehirde kullanılan bir patlayıcı türünü açıklar.
Cevabı göster
Gerçek hava patlaması olayının nerede gerçekleştiğini belirtir.
See, if you're an asteroid and you're going 10 km a second,
1:11Bakın, bir asteroitseniz ve saniyede 10 km,
Atmosfer beton gibidir: canlı bir benzetme
Burada A is like B kalıbı, saniyede yaklaşık 10–20 kilometre hızla giren bir asteroitin karşılaştığı atmosferi betona benzetir. İkisinin kelimenin tam anlamıyla aynı madde olduğunu söylemez; atmosferin aşırı hızla giren bir cisme ne kadar şiddetli direnç gösterdiğini canlı biçimde anlatır. Kısa A is like B kalıbı, soyut bir mekanizmayı tanıdık bir fiziksel deneyime dönüştürür. Bilimsel açıklamalarda veya halka yönelik konuşmalarda somut bir benzetme, dinleyicilerin teknik ayrıntılardan önce temel etkiyi kavramasına yardımcı olabilir.
Alıştırma
Konuşmacı “the atmosphere is like concrete” sözüyle ne anlatıyor?
- Çok yüksek giriş hızında atmosfer, sert bir engele çarpmaya benzer bir direnç oluşturur.
- Atmosfer kelimenin tam anlamıyla betondan yapılmıştır.
- Üst atmosferde normal olarak beton bulunur.
Cevabı göster
Çok yüksek giriş hızında atmosfer, sert bir engele çarpmaya benzer bir direnç oluşturur.
Get out of the way: kenara çekilip yolu açmak
Get out of the way genellikle birinin veya bir şeyin geçebilmesi için kenara çekilmek anlamına gelir. Bu açıklamada atmosfer kişileştirilir: hızla ilerleyen cisim geldiğinde yeterince çabuk kenara çekilemez. it zamiri asteroidi değil, atmosferi ifade eder. Daha genel olarak bu ifade, insan olmasa bile yolu açan veya açamayan herhangi bir şey için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir bisikletli hızla yaklaşıyor ve siz bisiklet yolunda duruyorsunuz. Hangi uyarı size en doğrudan biçimde yolu açmanızı söyler?
- Get away!
- Get out!
- Get out of the way!
Cevabı göster
Get out of the way!
air burst: yerden yukarıda gerçekleşen patlama
Burada air burst, bir nesne yere ulaşmadan önce atmosferde meydana gelen patlamayı veya şiddetli parçalanmayı anlatan birleşik bir isimdir. Olayı ve olayın gerçekleştiği yeri belirtir; bir krateri ya da yüzey çarpışmasını anlatmaz. Air ve burst sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir teknik terim olarak düşünün. Patlama havada gerçekleştiğinde bu terim bilim, afet ve silah haberlerinde kullanılır.
Alıştırma
Bir haberde an air burst ne anlama gelir?
- Yer çarpmasıyla oluşan bir krater
- Yerden yukarıda gerçekleşen bir patlama
- Patlama olmadan gerçekleşen ani bir hava hareketi
Cevabı göster
Yerden yukarıda gerçekleşen bir patlama
burn up: ısıyla tamamen tükenmek
Burada burn up, atmosfere girerken yoğun ısı nedeniyle tamamen yok olmak veya tükenmek anlamına gelir. Küçük asteroid yalnızca ısınmaz ya da tutuşmaz; geriye çok az şey kalana veya hiçbir şey kalmayana kadar tükenir. Up parçacığı tamamlanma anlamı katar; bu nedenle burn up genellikle tamamen yok olmayı veya hızla tüketmeyi anlatır. an engine burning up fuel örneğinde olduğu gibi geçişli olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
'Isıyla tamamen yok olmak' anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Small fragments can ____ before reaching the ground.
Cevabı göster
burn up
Make wishes upon you ve wish upon a star göndermesi
Bu cümlede make wishes upon you, parlak biçimde yanan asteroidi bir yıldızmış gibi ele alır. İnsanların bir yıldıza bakarken bir şeyin gerçekleşmesini sessizce ummasını anlatan make a wish upon a star düşüncesine gönderme yapar; doğrudan gök cisminden bir isteği yerine getirmesini istemek anlamına gelmez. a star yerine you kullanılması asteroidi kişileştirir ve şakayı oluşturur. Bu göndermeyi anlamak, gökyüzündeki parlak izin neden dilek tutmakla ilişkilendirilen bir nesneye dönüştüğünü açıklar.
Alıştırma
Bu bağlamda humans make wishes upon you ne ima ediyor?
- Asteroitten her isteği doğrudan gerçekleştirmesini istiyorlar.
- Asteroidin kendi sahip olduğu dilekleri anlatıyorlar.
- Parlak nesneyi dilek tutmakla ilişkilendirilen bir yıldız gibi görüyorlar.
Cevabı göster
Parlak nesneyi dilek tutmakla ilişkilendirilen bir yıldız gibi görüyorlar.
Efficacious: amaçlanan sonucu ortaya çıkarmak
Efficacious, amaçlanan veya istenen sonucu ortaya çıkarabilen anlamına gelir. Bir sıfattır; how efficacious those wishes are ifadesinde how, dileklerin gerçekte ne ölçüde sonuç verdiğini sorar. Sıradan konuşmayla karşılaştırıldığında sözcük kasıtlı olarak resmî ve analitik duyulur. Dilek tutmak gibi hayalî bir uygulamayı değerlendirmek için kullanılması, üslup bakımından komik bir karşıtlık yaratır.
Alıştırma
Hangi seçenek kasıtlı olarak resmî bir üslupla “amaçlanan tıbbi sonucu ortaya çıkarabilen” anlamına gelir?
- efficacious
- economical
- efficient
Cevabı göster
efficacious
That would be like a s- city killer or a county killer.
1:58Bu, şe- şehir ya da ilçe yok edecek çapta olurdu.
Much bigger than that and you're taking out whole races of ancient species.
2:10Bundan çok daha büyükleri, kadim türlerin bütün soylarını silip süpürür.
what if we found an asteroid that was headed our way? Kalıp ifadeler
2:17bize doğru gelen bir asteroit bulsaydık ne olurdu?
Be headed our way: bize doğru gelmek
“Was headed our way” ifadesinde be headed + yön, bir varış noktasına doğru hareketi anlatır. “Our way”, bizim bulunduğumuz yere doğru demektir; dolayısıyla asteroit Dünya'ya doğru ilerleyen bir yoldaydı. Bu yapı liderlik etmek veya sorumlu olmak anlamına gelmez. Bir şeyin belirli bir yönde zaten hareket ettiğini ya da geliştiğini gösterir ve çoğu zaman yaklaştığı hissini verir.
Alıştırma
Bir hava durumu raporunda “A severe storm is headed our way.” deniyor. Bu cümle ne anlama gelir?
- Fırtına bölgemizi çoktan geçti.
- Fırtınayı bölgemizdeki insanlar yönetiyor.
- Fırtına bölgemize doğru ilerliyor.
Cevabı göster
Fırtına bölgemize doğru ilerliyor.
skilled people can point their cameras at the sky and look for fast-moving objects,
2:27uzman kişiler kameralarını gökyüzüne çevirip hızla hareket eden cisimleri,
But we're missing perhaps a 100,000 of these things, Kelime
2:35Ama bunlardan belki 100.000 tanesini hâlâ gözden kaçırıyoruz:
Missing: “bulunmamış veya sayılmamış” anlamı
“We’re missing perhaps 100,000 of these things” cümlesinde missing, var olması beklenen cisimlerin mevcut kayıtlarımızda veya tespitlerimizde bulunmadığını ifade eder. We öznesi, asteroitlerin kendisini değil, arama veya sayım yapan insanları belirtir. Burada miss, “eksik olmak” veya “hesaba katılmamış olmak” anlamındadır; “biri olmadığı için üzülmek” şeklindeki duygusal anlamda değildir.
Alıştırma
Bir raporda biri “Our catalog is missing several small asteroids.” diyor. Buradaki missing ne anlama gelir?
- Katalog asteroitler için üzülmektedir.
- Birkaç asteroit kataloğa doğru yolculuk etmektedir.
- Birkaç asteroit bulunmamış veya kataloğa eklenmemiştir.
Cevabı göster
Birkaç asteroit bulunmamış veya kataloğa eklenmemiştir.
tehdit ölçeği etiketleri olarak county killers, city killers, country killers
Burada county killers, city killers ve country killers, cisimleri yok edebilecekleri alanın büyüklüğüne göre gruplandıran gayriresmî etiketlerdir. County, city ve country isimleri killers sözcüğünü niteler; bu sıralamada daha yerel bir hasardan daha geniş çaplı bir hasara uzanan bir ölçek oluştururlar. Bu kalıpta X killer, “X'i yok edecek veya ciddi biçimde tehdit edecek kadar güçlü bir şey” demektir. Katilin o yerden geldiği anlamına gelmez ve bu ifadeler resmî astronomi kategorileri değildir.
Alıştırma
Bir manşet bir füzeye city killer diyor. Bu etiket büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Belirli bir füze boyutunun resmî adıdır.
- Bir şehri harap edebilecek güçte gösteriliyor.
- Şehirde yaşayan insanlar tarafından yapıldı.
Cevabı göster
Bir şehri harap edebilecek güçte gösteriliyor.
So what we want to do is build a spacecraft called the Sentinel. Dilbilgisi
2:43Bu yüzden Sentinel adlı bir uzay aracı yapmak istiyoruz.
odak yapısı olarak what we want to do is build
What we want to do is build, bir eylemi öne çıkaran yapıdır. What yan cümlesi önce genel hedefi ortaya koyar, is sonrasındaki sözcükler ise konuşmacının vurgulamak istediği belirli eylemi verir. What yan cümlesinde zaten do bulunduğundan, İngilizcede is sonrasında to olmadan yalın fiil build kullanmak yaygındır. Bazı İngilizce çeşitlerinde ve üsluplarda to ile mastar da görülebilir, ancak burada yalın biçim özellikle doğaldır. Cümle doğrudan soru sormak yerine bir plan sunar ve bu yapı çoğu zaman dikkati bir sorundan önerilen sonraki adıma geçirir.
Alıştırma
Vurgu yapısını tek sözcükle tamamlayın: What we want to do ____ test the new design with a small group first.
Cevabı göster
is
it's like looking for a charcoal briquette in the dark. Anlatım akışı
2:49bu, karanlıkta bir kömür briketi aramaya benzer.
karanlıkta bir kömür briketi aramak gibi
like looking for a charcoal briquette in the dark ifadesi bir benzetme kurar. Tespit görevini, görsel karşıtlığın neredeyse hiç olmadığı bir yerde küçük ve çok koyu renkli bir kömür parçasını bulmaya çalışmaya benzetir. Bu görüntü üç önemli gerçeği bir araya getirir: hedef küçük ve karanlıktır, ayrıca çevresinden ayırt edilmesi zordur. Daha genel olarak It's like + -ing, bilinmeyen veya teknik bir zorluğu tanıdık bir etkinlik aracılığıyla açıklayabilir. Benzetme gerçek anlamlı değildir; dinleyiciye işin nasıl hissettirdiğini veya neden zor olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümledeki benzetme esas olarak neyi açıklıyor?
- Arama ekibinin uzayda kömür aradığını
- Hedefin neden zor bulunduğunu: küçük, karanlık ve ayırt edilmesi güç olduğunu
- Kömürün kızılötesi ışığı daha parlak yaptığını
Cevabı göster
Hedefin neden zor bulunduğunu: küçük, karanlık ve ayırt edilmesi güç olduğunu
They're tiny compared to the vastness of space.
2:54Uzayın enginliğiyle kıyaslandıklarında küçücük kalırlar.
onlardan yansır
Burada bounces off of, 'bir yüzeye çarpar ve yansıyarak ondan uzaklaşır' anlamındadır. Özne infrared light ifadesidir ve them asteroitleri belirtir. Dolayısıyla cümle, ışığın içlerinden geçmek veya tamamen emilmek yerine yüzeylerinden geri döndüğünü söyler. Bounce off (of), bir topun geri sekmesiyle ilgili gündelik düşünceyi ışığa veya sese genişletebilir. Bu yapıda hareket eden şey özne olur; yüzey ise off ya da off of ifadesinden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi bounce off of ifadesinin şimdiki zamanda kullanılan üç sözcüklü biçimiyle tamamlayın: Sunlight ____ the snow and makes the room brighter.
Cevabı göster
bounces off of
run in circles screaming: panikle sonuçsuzca koşuşturmak
Bu retorik soruda run in circles, paniğe kapılarak düzensiz biçimde hareket etmek ama hiçbir ilerleme kaydetmemek anlamına gelen canlı bir deyimdir. Gerçekten daire çizerek koşmak anlamına gelmesi gerekmez. Screaming, aynı anda gerçekleşen başka bir -ing eylemi ekleyerek hayal edilen tepkiyi daha abartılı ve komik hâle getirir. Soru bunu tavsiye olarak değil, yanlış tepki olarak sunar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi tamamlamak için run in circles deyimini doğru biçimde kullanın: If we keep ____ instead of assigning tasks, we'll never solve the problem.
Cevabı göster
running in circles
We've got to: konuşmada güçlü gereklilik
We've got to, We have got to ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada have got to tek bir birim olarak işlev görür ve bir şeyi yapmamızın gerekli olduğu anlamına gelir; got, alınmış veya elde edilmiş demek değildir. Güçlü ve acil bir gereklilik aktarır ve konuşmayı paniği reddetmekten gerekli eylemi belirtmeye yöneltir. Aktarılabilir kalıp Subject + have/has got to + base verb şeklindedir; She has got to leave bunun bir örneğidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi have got to ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: We____ call the doctor now.
Cevabı göster
've got to
just a little, just a tiny amount ifadesindeki vurgu
İlk ifade yaklaşık olarak küçük bir ölçek verir, ikinci ifade ise bunu hemen daha güçlü biçimde yeniden söyler: a little, a tiny amount olur. Konuşanın kendi sözünü bu şekilde yeniden ifade etmesi, dinleyicinin yorumunu daraltır ve yeni, daha güçlü betimlemeyi vurgu konumuna getirir. Her iki ifadede de just “yalnızca” anlamındadır. just + küçük miktar kalıbı, gereken değişikliği sınırlı gösterir; just burada “kısa süre önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
“just a little, just a tiny amount” ifadesindeki tekrar ne işe yarar?
- Küçük bir değişikliği çok daha büyük bir değişiklikle değiştirir.
- Değişikliğin yalnızca kısa bir süre önce olduğunu söyler.
- Gereken değişikliğin son derece küçük olduğunu açıklar ve vurgular.
Cevabı göster
Gereken değişikliğin son derece küçük olduğunu açıklar ve vurgular.
we want to change its speed about 2 mm a second.
3:27biz hızını saniyede yaklaşık 2 mm değiştirmek istiyoruz.
You want to change its speed a 10 millionth of its total.
3:47Hızını toplam hızının 10 milyonda biri kadar değiştirmek istiyoruz.
it does take quite a bit of force to change it a 10 millionth of its speed.
4:02hızını 10 milyonda biri kadar değiştirmek bile epey kuvvet gerektirir.
Canlı çarpışma ifadesi smack into
Bu cümlede smack into, “bir şeye kuvvetle çarpmak” anlamındadır. Smack ani ve sert bir çarpmanın canlı hissini verirken into çarpılan şeyi belirtir. Bu ifade, doğrudan çarpışmayı basit ve fiziksel bir hareket gibi gösterir; bu da samimi bir sözlü açıklamaya uygundur. Smack başka yerlerde “tokat atmak” anlamına gelebilse de burada bu anlama gelmez.
Alıştırma
Cümleyi smack into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cart rolled downhill and ____ the fence.
Cevabı göster
smacked into
What if it's not just a rock? ile varsayımsal bir kabulü sorgulamak
What if + tam bir yan cümle, varsayımsal bir olasılık sunar ve dinleyiciden bir kabulü ya da planı yeniden değerlendirmesini ister. Buradaki olasılık, hedefin tek ve katı bir kayadan daha karmaşık olmasıdır; bu yüzden doğrudan çarpma beklenen sonucu vermeyebilir. Not just a rock, hiç kaya bulunmadığı anlamına gelmez. Hedefin yalnızca sıradan ve tek parça bir kaya olduğu şeklindeki dar tanımı reddeder ve daha karmaşık bir yapıya sahip olma olasılığını açar.
Alıştırma
İngilizce soruyu dersteki iki sözcüklü varsayımsal girişle tamamlayın: The shield should stop one large object, but ____ it breaks into many smaller pieces?
Cevabı göster
what if
just loosely held together by primordial gravity. Öbek fiiller
4:29İlkel kütle çekimiyle yalnızca gevşekçe bir arada duruyorsa?
Birleştirici bir güç tarafından held together
Be held together by X, hold X together yapısının edilgen biçimidir: X, ayrı parçaların tek bir bütün olarak işlemesini sağlayan güç veya özelliktir. Burada bağlantı zayıf olsa da kütle çekimi gevşek parçaları tek bir kütle hâlinde tutar. Aynı yapı fiziksel bir yapıyı, toplumsal birliği veya mantıksal tutarlılığı anlatabilir. Edilgen biçim, birinin parçaları gerçekten elleriyle tutmasına değil, ortaya çıkan bütünlüğe ve bunun nedenine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “tek bir bütün hâlinde tutulan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The temporary bridge is ____ by steel cables.
Cevabı göster
held together
they'll just spread out and you'll have a shower of rocks.
4:33dağılıverirler ve ortaya bir kaya yağmuru çıkar.
How about this? ile alternatif sunmak
Bu cümlede “How about this?”, konuşmacının farklı bir plan önermek üzere olduğunu bildirir. İlk fikir az önce kötü olarak değerlendirilmiştir; bu yüzden soru, konuşmayı akıcı biçimde yeni bir seçeneğe yöneltir. Buradaki “this”, hemen ardından gelecek öneriyi işaret eder. Biçim olarak bir sorudur, ancak asıl görevi bir öneriyi ortaya atmak ve diğer kişileri bu öneriyi değerlendirmeye çağırmaktır.
Alıştırma
Ofis kapalı. Hangi devam cümlesi yeni bir planı doğal biçimde sunar?
- The office is closed. How about this? We can meet online instead.
- The office is closed. How is this? We can meet online instead.
- The office is closed. What is this? We can meet online instead.
Cevabı göster
The office is closed. How about this? We can meet online instead.
will tug the asteroid speed just a little bit,
4:56asteroidi hafifçe çekerek hızını biraz değiştirir,
Or maybe get on the other side and tug this way.
5:02Ya da diğer tarafına geçip bu yöne doğru çekebiliriz.
That might work, but here's the problem. Anlatım akışı
5:07Bu işe yarayabilir, ama şöyle bir sorun var:
Here's the problem ile dikkati temel soruna yöneltmek
“Here’s the problem” konuşmayı yönlendiren bir işarettir: dinleyenlere temel zayıflığın veya engelin sırada olduğunu bildirir. “Here” fiziksel bir yeri anlatmaz; izleyiciye sıradaki bilgiyi sunar. “That might work, but here’s the problem” kalıbı önce fikre sınırlı bir değer verir, sonra ana itiraza geçer. Önce ödün verip ardından itiraz sunan bu yapı, eleştirinin daha kolay izlenmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle önce sınırlı bir kabul gösterip ardından dikkati bir dezavantaja yöneltir?
- That could help, but here's the problem: it would cost too much.
- That could help because the problem is already solved.
- Here's the map, but I do not see a problem.
Cevabı göster
That could help, but here's the problem: it would cost too much.
for days and weeks and months and years. Anlatım akışı
5:11günler, haftalar, aylar ve yıllar boyunca.
for days and weeks and months and years: giderek büyüyen bir zaman sıralaması
Bu sıralama kısa birimlerden uzun birimlere ilerler: günler, haftalar, aylar ve yıllar. and sözcüğünün tekrarlanması, her yeni birimi eklenen başka bir katman gibi hissettirerek sürenin çok uzun olduğu izlenimini oluşturur. Bu ifade, işi birbirinden ayrı dört döneme bölmez. Ucu açık ve giderek büyüyen bir zaman aralığı sunar; yalnızca for a long time demekten daha canlı ve ritmiktir.
Alıştırma
“for days and weeks and months and years” ifadesinde and sözcüğünün tekrarlanması nasıl bir etki yaratır?
- Konuşanın hangi zaman biriminin doğru olduğundan emin olmadığını gösterir.
- Süreci ayrı ayrı planlanmış dört aşamaya böler.
- Sürecin son derece uzun bir süre devam edebileceğine ilişkin giderek artan bir his oluşturur.
Cevabı göster
Sürecin son derece uzun bir süre devam edebileceğine ilişkin giderek artan bir his oluşturur.
zapping the surface: enerjinin etkisini canlı ve gündelik biçimde anlatmak
Bu cümlede zapping the surface, lazer enerjisini asteroitin yüzeyine yöneltip yüzeyi etkilemek demektir. Zap, hareketi hızlı, güçlü ve gözde canlanan bir biçimde anlatır. Buradaki zap, mekanizmanın kesin teknik adı değil, canlı bir günlük fiildir. Tek başına asteroitin anında patladığı anlamına gelmez; sonraki açıklama kesin sonucu, yani kayanın bir kısmının buharlaşmasını verir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki canlı ve gündelik fiille tamamlayın: In the video game, the tower kept ____ nearby robots with blue beams.
Cevabı göster
zapping
laser bees, a swarm of sunlight-powered lasers: açıklayıcı eşlemeyle anlatılan üretilmiş bir benzetme
Laser bees, birlikte çalışan çok sayıda güneş enerjili lazer cihazı için üretilmiş, akılda kalıcı bir addır. Bees, koordineli bir sürü gibi hareket eden çok sayıda küçük aracı düşündürür; gerçek böcekleri ya da yerleşik bir teknik terimi ifade etmez. Virgülden sonraki ad öbeği—a swarm of sunlight-powered lasers—bir açıklayıcı eşlemedir ve lakabı hemen başka bir adla yeniden ifade edip açıklar. Bu yapı, konuşanın hayal gücü içeren bir ad sunmasını ve ardından gerçek göndergesini vererek dinleyicilerin adı çözmesini sağlar.
Alıştırma
“laser bees, a swarm of sunlight-powered lasers” ifadesinde virgülden sonraki sözler ne işe yarar?
- Arıların biyolojik türünü belirlerler.
- Bir lazeri farklı bir enerji kaynağı kullanan başka bir lazerle karşılaştırırlar.
- Üretilmiş laser bees lakabını başka bir adla yeniden ifade edip açıklarlar.
Cevabı göster
Üretilmiş laser bees lakabını başka bir adla yeniden ifade edip açıklarlar.
the ejecta, the stuff ejected: hemen açıklanan bir teknik terim
Ejecta, bir çarpışma, püskürme veya başka bir yüksek enerjili süreç sonucunda fırlayan kaya gibi, bir yerden dışarı atılmış madde anlamına gelir. Dışarı çıkan malzemeyi topluca adlandırır; onu dışarı atan kişi veya makineyi belirtmez. Virgüller arasındaki the stuff ejected ifadesi, teknik ismi hemen günlük sözcüklerle yeniden açıklar. “Terim ve ardından sade dille açıklama” yapısı, bilmediğiniz bir sözcüğün anlamını yakındaki açıklamadan çıkarmanıza yardımcı olur.
Alıştırma
“The ejecta, the stuff ejected, covered the road,” cümlesinde ejecta neyi belirtir?
- Onu dışarı atan makine
- Dışarı atılmış malzeme
- Geldiği yer
Cevabı göster
Dışarı atılmış malzeme
just like just like standing on a skateboard and playing catch with a bowling ball, Anlatım akışı
5:46tıpkı kaykayın üzerinde durup bir bowling topuyla paslaşmak gibi,
Somut bir benzetme olarak like standing ... and playing catch
Like, soyut momentum fikrinin ardından somut bir benzetme getirir. Dinleyiciye, sonraki kaykay sahnesini gerçekten gerçekleşen başka bir olay olarak değil, anlamaya yardımcı bir model olarak hayal etmesini söyler. Standing ve playing, tek bir hayali sahne kuran paralel -ing biçimleridir. Benzetmede ağır topu fırlatmak kaykayın üzerindeki kişiyi ters yöne iter; benzer biçimde, madde püskürtmek bir asteroidin hareketini az da olsa değiştirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle geri tepmeyi açıklamak için aynı like + -ing sahnesi yapısını kullanır?
- The recoil is like to sit on a rolling chair and throw a heavy backpack forward.
- The recoil is like sitting on a rolling chair and throwing a heavy backpack forward.
- The recoil likes sitting on a rolling chair and throwing a heavy backpack forward.
Cevabı göster
The recoil is like sitting on a rolling chair and throwing a heavy backpack forward.
the way you do: ciddi bir yüzle yapılan ironik ara söz
Do, daha önce anlatılan bütün etkinliğin, yani kaykayın üzerinde durup bowling topuyla karşılıklı oynamanın yerini tutar. Böylece bu uzun eylemi yeniden söylemeye gerek kalmaz. Burada the way you do, dinleyicinin alışkanlıkları hakkında gerçek bir iddia değildir. Etkinlik açıkça saçma olduğu hâlde konuşmacı onu sıradanmış gibi gösterir; bu uyuşmazlık ciddi bir yüzle yapılan kuru bir ironi yaratır.
Alıştırma
Konuşmacı bowling topu sahnesinden sonra the way you do ekleyerek ne ima eder?
- Dinleyicinin bu etkinliği sık sık yaptığını ciddi biçimde söyler.
- Saçma etkinliğin dinleyici için normal olduğunu şakayla karışık varsayıyormuş gibi yapar.
- Dinleyiciden etkinliğin doğru yapılışını açıklamasını ister.
Cevabı göster
Saçma etkinliğin dinleyici için normal olduğunu şakayla karışık varsayıyormuş gibi yapar.
And so it would then cause the asteroid to change its speed. Dilbilgisi
5:54Böylece bu, asteroitin hızının değişmesini sağlar.
cause + nesne + to-infinitive
cause + object + to-infinitive kalıbı, bir etkenin nesnede belirli bir sonuç ortaya çıkardığını anlatır. Burada nesne the asteroid, ortaya çıkan eylem ise to change its speed ifadesidir. Cause sözcüğünden sonra bir nesne ve ardından to-infinitive gelir. Bu kalıp, mekanizmaları ve neden-sonuç zincirlerini açıkça anlatmak için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
cause + object + to-infinitive yapısını kullanarak expand sözcüğünün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The heat caused the metal ____.
Cevabı göster
to expand
And so you send a swarm of these laser spacecraft
5:59Bu nedenle bu lazerli uzay araçlarından bir sürü gönderirsiniz;
so that ... if ...: içine koşul yerleştirilmiş amaç
Burada so that, bir araç sürüsü göndermenin amacını açıklar: tasarım, kullanılabilecek bir alternatifin hazır kalmasını amaçlar. if one of them stops working sözleri, bu amaç cümleciğinin içine yerleştirilmiş bir koşul oluşturur. Bilgi akışı şöyledir: eylem (birkaç uzay aracı gönderme) → amaç (yedek seçeneği hazır tutma) → olası koşul (birinin arızalanması) → kullanılabilir çözüm (diğerini kullanma). Dolayısıyla burada so that yalnızca bunun sonucunda değil, bunu güvence altına almak için anlamındadır.
Alıştırma
Bunu güvence altına almak için anlamındaki iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: Engineers install two pumps ____ if one fails, the other can keep running.
Cevabı göster
so that
Or and you can you can have them come in from all different angles.
6:05Ayrıca hepsini farklı açılardan yaklaştırabilirsiniz.
And what if the asteroid is irregularly shaped like this?
6:08Peki ya asteroit bunun gibi düzensiz bir şekle sahipse?
beam it: ışını asteroide yöneltmek
Bu cümlede beam, yoğunlaştırılmış bir ışık veya enerji ışınını bir şeye yöneltmek ya da göndermek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesne zamiri it asteroidi belirtir; bu nedenle beam it, lazeri asteroide yöneltmek demektir. İngilizcede beam ismi optik, iletişim ve bilim kurgu bağlamlarında sık sık teknik bir eylem fiiline dönüştürülür. Çevredeki sözcükler hangi ışın veya aktarım türünün kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümlede beam it ne anlama geliyor?
- Asteroide genişçe gülümsemek.
- Bir ışık veya enerji ışınını asteroide yöneltmek.
- Asteroidi başka bir yere ışınlamak.
Cevabı göster
Bir ışık veya enerji ışınını asteroide yöneltmek.
and then when there's a pit or an inefficient place to be beaming,
6:14bir çukur ya da ışın göndermenin verimsiz olduğu bir bölge geldiğinde,
just 'cause it's unlikely doesn't mean it's not a big deal. Notlar
6:22bir şeyin düşük ihtimalli olması, önemsiz olduğu anlamına gelmez.
just 'cause X doesn't mean Y: otomatik bir sonucu reddetmek
just because X doesn't mean Y kalıbı, X'i olası bir gerçek olarak kabul eder ancak Y'nin otomatik bir sonuç olduğunu reddeder. just because yan cümlesi sorgulanan öncülü belirtir; Y'yi doğrudan açıklayan sıradan bir neden cümlesi değildir. Burada X olayın olasılığının düşük olması, Y ise bunun önemli olmamasıdır. Konuşmacı, düşük olasılığın düşük önem anlamına gelmediğini ve sonuçların hâlâ önemli olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki parçalı konuşma dili kalıbıyla tamamlayın: ____ the deadline is close ____ we should skip the safety check.
Cevabı göster
Just 'cause · doesn't mean
Önem veya ciddiyet bildiren “a big deal”
Burada “a big deal”, önemli ya da dikkate alınacak kadar ciddi bir şey demektir; “deal” sözcüğü iş anlaşması anlamında kullanılmaz. İki olumsuzluk da önemlidir: “doesn't mean it's not a big deal”, bir şeyin düşük olasılıklı olmasının riski önemsiz yapmadığını söyler. Konuşan kişi yine de bunun ciddiye alınmasını ister.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın ne demek istediğini en iyi açıklar?
- Olasılığı düşük olduğu için hiç önemli değildir.
- Konuşan kişi büyük bir ticari işlemden söz ediyor.
- Olasılığı düşük olsa da ciddiye alınacak kadar önemlidir.
Cevabı göster
Olasılığı düşük olsa da ciddiye alınacak kadar önemlidir.
Sorumluluk dönemi için “on my watch”
“On my watch”, benim sorumlu veya görevli olduğum süre içinde demektir. Bu ifade, nöbetçinin görev süresi gibi bir görev döneminden gelir; burada “watch” kol saati ya da bakma eylemi değildir. İfade çoğu zaman kişisel sorumluluk taşır: bir şey “on my watch” gerçekleşirse, onu önlemem veya sonucunun hesabını vermem beklenebilir.
Alıştırma
Ekip liderinin kesin sözünü “ben sorumluyken” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: No one will ignore the safety rules ____.
Cevabı göster
on my watch
as the kids say ... suck ifadesindeki şakacı mesafe
as the kids say ifadesinde konuşmacı, ardından gelen sözleri kısa süreliğine gençlere atfeder. Bu ara söz, suck kelimesini gençlerle ilişkilendirilen bir argo olarak işaretler ve şakacı bir mesafe yaratır: konuşmacı kelimeyi kullanırken onu esprili biçimde başkasının konuşma tarzıymış gibi sunar. Burada suck, kelimenin gerçek anlamındaki “emmek” değil, “çok kötü, tatsız veya hayal kırıklığı yaratıcı olmak” demektir. Daha resmî bir akıl yürütmeden doğrudan argoya geçiş, mizah ve vurgu katar.
Alıştırma
Şu cümle bir hâkime yazılan resmî mektup için uygun mudur: 'A further delay would, as the kids say, suck.'?
- Evet, yeterince resmîdir.
- Hayır, bu ortam için argo fazla gayriresmî ve doğrudandır.
Cevabı göster
Hayır, bu ortam için argo fazla gayriresmî ve doğrudandır.
burning question ... impacting question ... ablating question ile tema temelli kelime oyunu
Burning question, acil ve mutlaka yanıtlanması gereken bir mesele için kullanılan yerleşik bir ifadedir. Kapanış, dinleyicinin önce alışılmış ifadeyi tanıması için bu bilinen sözcük grubuyla başlar. Konuşmacı daha sonra burning yerine asteroit davranışlarıyla bağlantılı impacting ve ablating kelimelerini getirir: impact çarpışmayı, ablation ise yoğun ısınma, buharlaşma veya aşınma yoluyla malzeme kaybını ifade eder. Impacting question ve ablating question bu an için bilinçli olarak üretilmiş ifadelerdir; İngilizcede standart sözcük birliktelikleri değildir. Question kelimesini sabit tutup niteleyiciyi değiştirmek, kapanışı üç parçalı bir dizi olarak düzenler ve teknik konu sözcüklerini son bir şakaya dönüştürür. Daha genel olarak bu tür kelime oyunları, tanıdık bir kalıbı koruyup içine temayla ilgili sözcükler yerleştirir.
Alıştırma
Bir asteroit konuşmasında konuşmacı neden 'a burning question' ifadesinden 'an impacting question' ve 'an ablating question' ifadelerine geçiyor?
- Her sorunun kelimenin gerçek anlamıyla yanmakta olduğunu söylemek için.
- 'a ... question' kalıbını koruyup kapanıştaki kelime oyununa asteroit terimleri eklemek için.
- Yerleşik bir ifadeyi iki standart bilimsel sözcük grubuyla değiştirmek için.
Cevabı göster
'a ... question' kalıbını koruyup kapanıştaki kelime oyununa asteroit terimleri eklemek için.