Bilgisayarınızın içi - Bettina Bair: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
633 kelime 192 kel/dk

Video özeti: Video, bir fare tıklamasının bilgisayar içindeki hayalî yolculuğunu izleyerek giriş-çıkış alt sisteminin CPU’ya nasıl kesme sinyali gönderdiğini, CPU’nun da istenen video görünene kadar bellekten program ve talimatları nasıl aldığını açıklıyor. Böylece basit görünen bir tıklamanın gizemli bir sihirle değil, bilgisayarın temel mimarisini devreye sokarak gerçekleştiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. shrink down to the size of an electron — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bakış açısını mikroskobik bir ölçeğe taşıyan bu doğal kalıbı öğrenin. Bir şeyin yalnızca çok küçüldüğünü söylemek yerine, bilimsel açıklamalarda veya hayalî anlatılarda dinleyiciyi sürecin içine yerleştirmek için kullanabilirsiniz. 2. drop everything — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunun nesneleri gerçekten düşürmek değil, acil bir işle ilgilenmek için diğer görevleri hemen bırakmak anlamına geldiğini kavrayın. Günlük öncelik değişikliklerini anlatırken veya bir sistemin kesmeye verdiği tepkiyi insanlaştırırken kullanabilirsiniz. 3. So just the simple task of clicking your mouse means visiting all of the critical components — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: X means doing Y yapısıyla sıradan bir eylemin arkasındaki kapsamlı süreci ortaya koymayı öğrenin. Bu yapı, görünür bir nedeni pratik sonuçlarına bağlamanıza ve karmaşık bir teknik diziyi açıkça özetlemenize yardımcı olur.

Bu derste

Do you remember when you first realized that your computer was more than just a monitor and keyboard? Dilbilgisi

0:15

Bilgisayarınızın sadece bir monitör ve klavyeden ibaret olmadığını ilk fark ettiğiniz anı hatırlıyor musunuz?

Dilbilgisi

more than just: dar bir tanımın ötesine geçmek

Bu cümlede more than just, “yalnızca değil” veya “sadece bundan ibaret değil” anlamına gelir. Bilgisayarın yalnızca monitör ve klavye gibi hemen görülebilen parçalardan oluştuğu yönündeki dar düşünceyi düzeltir. B doğru ancak eksik bir tanımlama olduğunda A is more than just B yapısını kullanın. Bu yapı başka rollere, parçalara, niteliklere veya anlamlara geçiş sağlar; nesnelerin sayısını karşılaştırmaz.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “yalnızca değil” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A library is ____ a room full of books.

Cevabı göster

more than just

That between the mouse click and the video playing, Dilbilgisi

0:20

Fare tıklaması ile videonun oynaması arasında,

there was something that captured your intention, understood it, and made it real? Anlatım akışı

0:23

niyetinizi yakalayan, anlayan ve onu gerçeğe dönüştüren bir şey olduğunu?

Dilbilgisi

between the mouse click and the video playing, there was something: görünmeyen bir süreci çerçevelemek

Burada between the mouse click and the video playing, iki olayı bir sürecin uç noktaları olarak ele alır: kullanıcının tıklaması girdidir, videonun oynatılması ise görünür sonuçtur. Ardından there was something, bu uç noktaları birbirine bağlayan görünmeyen bir aşamayı tanıtır. Bu nedenle between, fiziksel konumla değil, zaman ve süreçle ilgilidir. Yeniden kullanılabilir kalıp Between X and Y, there is/was Z şeklindedir ve bir eylemden sonra ancak sonucundan önce ne olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir eylem ile sonucu arasındaki görünmeyen aşamayı tanıtmak için Between X and Y, there is Z yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. Between tapping your card and the gate opening, there is a quick security check.
  2. The gate opens before you tap your card for a quick security check.
  3. Your card is physically between the gate and the security desk.
Cevabı göster

Between tapping your card and the gate opening, there is a quick security check.

Anlatım akışı

captured your intention ... understood it ... made it real: kişileştirilmiş bir fiil zinciri

Üç fiil öbeği aynı özneyi, yani something sözcüğünü paylaşır ve tek bir süreci sıralı biçimde anlatır: önce niyetinizi yakalar, sonra bu niyeti anlar ve en sonunda onu gerçek bir sonuca dönüştürür. İki it kullanımı da your intention ifadesine gönderme yapar. Bu bir kişileştirmedir. Bilgisayar, bir insan gibi gerçekten anlamaz. İnsana özgü eylemleri anlatan fiiller, soyut bir sistem sürecini izlemeyi kolaylaştırır ve anlatımı hikâyeye benzetir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, tek bir özneden sonra sıralı birkaç fiil kullanmaktır.

Alıştırma

Bu açıklamadaki fiil zincirinin işlevini en iyi hangi seçenek anlatır?

  1. Tek bir soyut süreci insana özgü eylemler dizisi olarak sunar.
  2. Bilgisayarın insan bilincine sahip olduğunu kanıtlar.
  3. Üç farklı kişinin birbiriyle ilgisiz eylemler yaptığını söyler.
Cevabı göster

Tek bir soyut süreci insana özgü eylemler dizisi olarak sunar.

What is that something?

0:28

Nedir o bir şey?

Is it gremlins?

0:30

Gremlinler mi?

Let's imagine that we can shrink down to the size of an electron and inject ourselves into a click of a mouse. Notlar

0:32

Bir elektron boyutuna küçülüp kendimizi bir fare tıklamasının içine enjekte edebileceğimizi hayal edelim.

Kalıp ifadeler

shrink down to the size of an electron: son boyutu belirtmek

Shrink down to the size of an electron, bir elektron kadar küçük hâle gelmek demektir. Shrink down boyutun küçülmesini, to the size of ise ulaşılan son boyutu belirtir. Down daha alçak bir konuma doğru hareket etmek anlamına gelmez. Burada electron kesin bir ölçüden çok, son derece küçük bir ölçeği temsil eder. Bilimsel hikâye anlatımında shrink (down) to the size of + isim kalıbı, izleyicinin bakış açısını çok daha küçük bir ölçeğe taşır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, dersteki “onun kadar küçük hâle gelmek” anlamındaki altı sözcüklü kalıpla tamamlayın: The tiny robot can ____ a coin to enter the pipe.

Cevabı göster

shrink down to the size of

Deyimler

inject ourselves into a click of a mouse: süreci canlandıran yaratıcı bir mecaz

inject ourselves into a click of a mouse ifadesindeki inject sözcüğü mecazidir. Konuşmacı, fiziksel farenin içine girdiğimizi veya tıbbi bir iğne olduğumuzu değil, bir fare tıklamasıyla başlayan sürecin içine girip elektronik sinyalle birlikte ilerlediğimizi hayal etmemizi ister. Canlı bir görüntü oluşturan inject fiili, görünmeyen bir süreci hayalî bir yolculuğa dönüştürür. Bilimsel anlatımlarda bu tür bir mecaz, dinleyicilerin süreci içeriden takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Burada inject ourselves into a click of a mouse ne anlama geliyor?

  1. Konuşmacı, bir fare tıklamasıyla başlayan sinyal yoluna girip onu takip ettiğimizi hayal etmemizi istiyor.
  2. Konuşmacı, bir bilgisayar faresine ilaç enjekte etmemizi söylüyor.
  3. Konuşmacı, insanların fiziksel olarak bir farenin içine sığabileceğini söylüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, bir fare tıklamasıyla başlayan sinyal yoluna girip onu takip ettiğimizi hayal etmemizi istiyor.

If you took your mouse apart, Dilbilgisi

0:38

Farenizi parçalarına ayırsaydınız,

you'd see that it's really a very simple machine.

0:39

aslında çok basit bir makine olduğunu görürdünüz.

Dilbilgisi

If you took ..., you'd see ...: hayalî bir koşul ve sonucu

If you took your mouse apart, you'd see ikinci koşul yapısını kullanır: if + geçmiş zaman biçimi (took), ardından would + fiilin yalın biçimi (would see). You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Geçmiş zaman biçimi, farenin geçmişte gerçekten parçalara ayrıldığını söylemez. Konuşmacının dinleyiciye bunu yapmasını söylemeden sonucu açıklayabilmesi için hayalî bir durum oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin ne göreceğini açıklamak için hayalî bir eylem kullanıyor?

  1. If you open the case, you'll see a small battery inside.
  2. If you opened the case, you'd see a small battery inside.
  3. You opened the case, and you saw a small battery inside.
Cevabı göster

If you opened the case, you'd see a small battery inside.

It has a couple buttons and a system for detecting motion and distance. Kalıp ifadeler

0:42

Birkaç düğmesi ve hareket ile mesafeyi algılayan bir sistemi vardır.

Kalıp ifadeler

a system for detecting motion and distance: hareketi ve mesafeyi algılayan bir sistem

a system for detecting motion and distance ifadesinde for + fiilin -ing biçimi, sistemin tasarlanmış işlevini belirtir. Sistemin olağan görevi hareketi ve mesafeyi algılamaktır; ifade, sistemi kullanmak için tek seferlik bir nedeni anlatmaz. “İsim + for + -ing” yapısını sistemler, araçlar, cihazlar ve yöntemlerle de kullanabilirsin. İsim, şeyin ne olduğunu; for öbeği ise ne amaçla kullanıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi for ve detect fiilinin -ing biçimiyle tamamla: The camera has a system ____ faces.

Cevabı göster

for detecting

You might have an optical mouse that makes these measurements with lights and sensors, Kalıp ifadeler

0:46

Bu ölçümleri ışıklar ve sensörlerle yapan optik bir fareniz olabilir,

Kalıp ifadeler

makes these measurements with lights and sensors: bu ölçümleri ışıklar ve sensörlerle yapar

makes these measurements ifadesinde make measurements, ölçüm işlemleri yapmak anlamına gelen doğal bir eşdizimdir. These, hemen önce sözü edilen hareket ve mesafe ölçümlerine gönderme yapar. With lights and sensors, ölçüm için kullanılan yöntemleri veya araçları belirtir. Farenin yalnızca ışıkları ve sensörleri yanında taşıdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make measurements with yapısıyla tamamla ve make fiilinin doğru biçimini kullan: The robot ____ its sensors.

Cevabı göster

makes measurements with

but older ones did this with a hard rubber ball and some plastic wheels,

0:50

ancak eskileri bunu sert plastik bir top ve birkaç plastik tekerlekle yapardı,

same concept.

0:54

kavram aynı.

When you click the button on your mouse, Dilbilgisi

0:56

Farenizdeki düğmeye tıkladığınızda,

it sends a message to the computer with information about its position.

0:58

bilgisayara konumu hakkında bilgi içeren bir mesaj gönderir.

Dilbilgisi

When you click ..., it sends ...: Tetikleyici eylem ile sonucu bağlama

When ile başlayan yan cümle önce bir sonucu tetikleyen eylemi, ana cümle de sonucu belirtir. İki cümlecik de tekrarlanabilen bir sistem davranışını anlatmak için geniş zaman kullanır. Buradaki when, geçmişteki tek bir olayı değil, “her ... olduğunda” anlamını verir. it zamiri fareyi, message ise bilgisayara gönderilen giriş sinyalini ifade eder. Bu kalıbı, bir cihazın bir eyleme normalde nasıl tepki verdiğini açıklamak için yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu süreç kalıbını When ile tamamlayın: ____ you press the green button, the machine starts.

Cevabı göster

When

When your mouse click is received, Dilbilgisi

1:02

Fare tıklamanız alındığında,

it's handled by the basic input output subsystem. Kültür

1:03

temel giriş çıkış alt sistemi tarafından işlenir.

Dilbilgisi

is received ... it's handled by: Bir süreçteki edilgen adımlar

Hem is received hem de is handled, geniş zamanın edilgen biçimleridir: be + geçmiş zaman ortacı. Farenin tıklamasını, yani sinyali, merkezde tutarak sinyalin başından geçen adımları açıklarlar. it's handled by ... ifadesindeki it tıklama sinyalini, by ise işleme eylemini gerçekleştiren sistemi gösterir. Teknik açıklamalarda her eylemi kimin yaptığını tekrar etmek yerine işleme yolu önemli olduğunda bu kalıp sıkça seçilir.

Alıştırma

Hangi cümle request sözcüğünü odakta tutup server sözcüğünü eylemi yapan taraf olarak göstermek için edilgen yapıyı doğru kullanır?

  1. The server is handled by the request.
  2. The request handles by the server.
  3. The request is handled by the server.
Cevabı göster

The request is handled by the server.

Kültür

basic input output subsystem: bilgisayarın giriş-çıkış bileşeni

Bu cümlede basic input output subsystem, bilgisayar ile giriş ve çıkış aygıtları arasındaki temel iletişimi yöneten bilgisayar sistemi bölümünü adlandırır. Input ve output, subsystem sözcüğünü niteleyen teknik bir ifade olarak birlikte çalışır. Input, verileri veya sinyalleri bilgisayarın içine getirir; output ise verileri veya sinyalleri dışarı gönderir. Subsystem, daha büyük bir sistem içinde belirli bir işi yapan bölümdür. Kısa biçim olan I/O subsystem da aynı tür bileşeni ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede basic input output subsystem ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Yalnızca eğlence için kullanılan bir program
  2. Bilgisayarın temel giriş ve çıkışı yöneten bir bölümü
  3. Klavye ve monitörün dış kasası
Cevabı göster

Bilgisayarın temel giriş ve çıkışı yöneten bir bölümü

This subsystem acts like the eyes and ears and mouth and hands of the computer. Deyimler

1:07

Bu alt sistem bilgisayarın gözleri, kulakları, ağzı ve elleri gibi davranır.

Deyimler

acts like the eyes and ears ...: işlevsel bir benzetme

Acts like, “benzer bir işlev görür veya benzer biçimde davranır” anlamına gelir. Burada giriş-çıkış alt sistemi bilgisayarın gözlerine, kulaklarına, ağzına ve ellerine benzetilir. Gözler ve kulaklar bilgi almayı, ağız ve eller ise bilgi göndermeyi veya eyleme geçmeyi temsil eder. Bu, işlevsel bir benzetmedir; bilgisayarın gerçekten insan vücudu parçalarına sahip olduğu iddiası değildir. Daha genel olarak X acts like Y yapısı, X'i açıklamak için Y'nin işlevinden yararlanır.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? Bu cümlede acts like, bilgisayarın gerçekten insan vücudu parçalarına sahip olduğunu söyler.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Basically,

1:12

Temel olarak,

it provides a way for the computer to interact with its environment. Dilbilgisi

1:12

bilgisayarın çevresiyle etkileşime girmesi için bir yol sağlar.

Dilbilgisi

provide a way for X to do: X'in bir şey yapmasını sağlamak

provide a way for X to do something kalıbı, X'in eylemi gerçekleştirebilmesi için bir yöntem ya da mekanizma sunmak anlamına gelir. for the computer bu olanağı elde eden varlığı, to interact ise eylemi belirtir. Buradaki way fiziksel bir yol değil, yöntem ya da mekanizma anlamındadır. Alt sistem, bilgisayarın dışındaki unsurlarla, yani environment ile bilgi alışverişi yapmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi provide a way for X to do kalıbındaki eksik sözcüklerle tamamlayın. Fiil olarak book kullanın: The website provides a way ____ patients ____ appointments online.

Cevabı göster

for · to book

But it also acts like a buffer to keep the CPU from being overwhelmed by distractions. Notlar

1:16

Ancak aynı zamanda CPU'nun dikkat dağıtıcı unsurlarla boğulmasını önleyen bir tampon görevi de görür.

Kelime

acts like a buffer: doğrudan etkiyi azaltmak

Acts like a buffer işleve dayalı bir benzetmedir. G/Ç alt sistemi dış etkinlik ile CPU arasında bulunur; bu nedenle CPU işlemeden önce girdiyi alabilir veya düzenleyebilir. Bir buffer ani ya da aşırı girdinin etkisini azaltır; her şeyi durdurması gerekmez. Bu ifade, bir bileşenin görevini basıncı emen veya yumuşatan bir şeye benzeterek açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede acts like a buffer ne anlama gelir?

  1. Girdiyi CPU'ya ulaşmadan önce alır veya yönetir.
  2. CPU'nun altına yerleştirilen yumuşak bir nesnedir.
  3. Tüm dış girdileri tamamen engeller.
Cevabı göster

Girdiyi CPU'ya ulaşmadan önce alır veya yönetir.

Dilbilgisi

keep X from being overwhelmed by Y: X'in Y yüzünden aşırı yüklenmesini önlemek

keep X from being + past participle kalıbı, “X'in bir eyleme maruz kalmasını veya edilgen bir sonuç yaşamasını önlemek” anlamına gelir. Bu cümlede etkilenen CPU olduğu için being overwhelmed edilgen yapıdadır. Overwhelmed by distractions, çok fazla dış girdinin CPU'nun dikkatini talep ederek mevcut işini aksatabileceğini anlatır. Bu kalıp, bir kişinin, grubun veya sistemin istenmeyen edilgen bir sonuçtan nasıl korunduğunu açıklamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Talep sınırının aşırı miktarda yeni işi önlediğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The ticket cap keeps the support team ____ new requests.

Cevabı göster

from being overwhelmed by

In this case,

1:21

Bu durumda,

the I/O subsystem decides that your mouse click is pretty important,

1:22

G/Ç alt sistemi fare tıklamanızın oldukça önemli olduğuna karar verir,

so it generates an interrupt to the CPU. Kelime

1:26

bu yüzden CPU'ya bir kesme oluşturur.

Kelime

generate an interrupt to the CPU: CPU'ya bir kesme üretmek

Bilişimde interrupt, bir olayın ilgilenilmesi gerektiğini CPU'ya bildiren sinyaldir. Burada fare tıklamasının işlenmesi gerektiği için I/O alt sistemi bu sinyali oluşturur. Bu isim, bir kişinin başka birinin sözünü kesmesi anlamına gelmez. Bir sistem mekanizmasını adlandırır: CPU mevcut işinden geçici olarak ilgili işleme koduna geçebilir ve ardından devam edebilir.

Alıştırma

Teknik bir açıklamada an interrupt to the CPU ne anlama gelir?

  1. CPU konuşurken araya giren bir kişi
  2. Bir olayın ilgilenilmesi gerektiğini CPU'ya bildiren sistem sinyali
  3. Videoyu duraklatan bir reklam
Cevabı göster

Bir olayın ilgilenilmesi gerektiğini CPU'ya bildiren sistem sinyali

Hey CPU, Ton ve niyet

1:29

Hey CPU,

got a click here.

1:29

burada bir tıklama var.

Ton ve niyet

“Hey CPU, got a click here.” ile kişileştirilmiş sözlü uyarı

Bu cümlede konuşmacı, bir bilgisayar bileşeni doğrudan CPU ile konuşuyormuş gibi davranır. Hey, CPU'nun dikkatini çeker; got a click here ise bir tıklamanın algılandığını bildirir. Böylece görünmeyen teknik bir sinyal, insana özgü kısa bir uyarıya dönüşür. Got a click here konuşma dilinde bir eksiltidir: özne ve yardımcı fiil sahneden anlaşıldığı için söylenmez. Eğlenceli bir diyalogda işe yarar, ancak gerçek bir sistem çıktısı veya eksiksiz bir resmî açıklama değildir.

Alıştırma

Bu açıklamada “Hey CPU, got a click here.” cümlesinin temel etkisi nedir?

  1. Bir kişiden iki bilgisayar parçası arasında seçim yapmasını ister.
  2. Resmî bir sistem günlüğünün tam ifadesini tekrarlar.
  3. Teknik bir sinyali CPU'ya yöneltilen eğlenceli bir sözlü uyarıya dönüştürür.
Cevabı göster

Teknik bir sinyali CPU'ya yöneltilen eğlenceli bir sözlü uyarıya dönüştürür.

The CPU or central processing unit Kültür

1:32

CPU veya merkezi işlem birimi

is the brains of the whole computer. Deyimler

1:34

tüm bilgisayarın beynidir.

Kültür

The CPU or central processing unit: açıklayıcı or

The CPU or central processing unit ifadesinde or, aynı şeyin başka bir adını tanıtır. CPU kısa biçimdir, central processing unit ise tam biçimidir; bu nedenle or burada “yani” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir. Bu kalıp, okuyucunun kısa bir teknik etiketi daha kapsamlı bir açıklamayla ilişkilendirmesine yardımcı olur. İki farklı parça sunmaz veya kimseden seçim yapmasını istemez.

Alıştırma

“The CPU or central processing unit” ifadesinde or ne anlama gelir?

  1. İki farklı bilgisayar parçası arasında seçim sunar.
  2. CPU'nun tam biçimini tanıtır.
  3. CPU'nun başka bir birimden daha az önemli olduğunu gösterir.
Cevabı göster

CPU'nun tam biçimini tanıtır.

Deyimler

is the brains of the whole computer: merkezi kontrol benzetmesi

Bu cümlede is the brains of the whole computer, CPU'yu bir beyne benzetir. CPU'nun önemli işlem ve kontrol görevlerini yürüten merkezi parça olduğu anlamına gelir; bilgisayarda gerçek beyinler bulunduğu anlamına gelmez. be the brains of... kalıbında brains, bir grup veya sistemde temel düşünme, planlama ya da kontrol görevini sağlayan kişiyi veya parçayı anlatabilir. brains çoğul biçiminde olsa da ifade tek bir kişiyi veya bileşeni gösterebilir.

Alıştırma

Cümlede the brains of the whole computer ne anlama gelir?

  1. Bilgisayarda en çok yer kaplayan parça
  2. Bilgisayarın içindeki birkaç biyolojik beyin
  3. Bilgisayarın merkezi işlem ve kontrol parçası
Cevabı göster

Bilgisayarın merkezi işlem ve kontrol parçası

Just like your brain doesn't take up your whole body, Anlatım akışı

1:36

Tıpkı beyninizin tüm vücudunuzu kaplamadığı gibi,

the CPU doesn't take up the whole computer,

1:39

CPU da tüm bilgisayarı kaplamaz,

but it runs the show all the same. Deyimler

1:41

ancak yine de her şeyi o yönetir.

Anlatım akışı

Just like A, B...: benzetme kurma

Just like your brain..., the CPU... önce tanıdık bir ilişki verir, sonra bu ilişkiyi yeni bir konuya uygular. Burada ne beyin ne de CPU tüm sistemi doldurur, ancak her ikisi de merkezi bir rol oynayabilir. Just like A, B... kalıbı, A ve B'nin konuşulan belirli açıdan benzer olduğu anlamına gelir. Açıklamayı tanıdık karşılaştırmayı önce vererek düzenler; A ve B'nin her bakımdan aynı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen iki kelimelik karşılaştırma başlangıcıyla tamamlayın: ____ a map helps you find places, an index helps you find topics in a book.

Cevabı göster

Just like

Deyimler

runs the show: gerçek denetimi elinde tutmak

Burada runs the show, “gerçek denetimi elinde tutmak” veya “ana işleyişten sorumlu olmak” anlamına gelen bir deyimdir. The show, bir televizyon programını değil, etkinliğin ya da sistemin tamamını ifade eder. Bu cümlede it, CPU'yu ifade eder. CPU bilgisayarın yalnızca bir parçası olsa da temel işi kontrol eder; all the same, “buna rağmen bu hâlâ doğrudur” anlamına gelir. Daha genel olarak X runs the show, bir şeyin nasıl işlediği üzerinde fiilî kontrolün X'te olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki deyimle tamamlayın: During the science fair, Mr. Lee makes the final decisions and ____.

Cevabı göster

runs the show

And the CPU's job,

1:44

Ve CPU'nun işi,

its whole job,

1:45

tüm işi,

is fetching instructions from memory and executing them. Kültür

1:46

bellekten talimatları alıp onları yürütmektir.

Kültür

fetching instructions from memory and executing them: CPU'nun temel süreci

Bilgi işlem bağlamında fetching instructions from memory, CPU'nun üzerinde çalışabilmesi için program komutlarını bellekten alması anlamına gelir. Executing them ise bu komutların belirttiği işlemleri gerçekleştirmek demektir. İki -ing öbeği and ile bağlanır ve birlikte the CPU's job is ... yapısını tamamlar. Tekrarlanan bir süreci özetlerler: CPU önce bir komutu bellekten alır, ardından o komutu yürütür.

Alıştırma

Vurgulanan süreç bu bilgi işlem bağlamında ne anlama geliyor?

  1. CPU komutları okuduktan sonra bellekten siler.
  2. CPU bir kişinin anılarını program komutlarına dönüştürür.
  3. CPU program komutlarını bellekten alır ve yürütür.
Cevabı göster

CPU program komutlarını bellekten alır ve yürütür.

So while you're typing, typing, typing, maybe really fast,

1:50

Yani siz yazarken, yazarken, yazarken, belki de gerçekten hızlı,

like 60 words a minute,

1:53

dakikada 60 kelime gibi,

the CPU is fetching and executing billions of instructions a second. Kalıp ifadeler

1:55

CPU saniyede milyarlarca talimatı alıp yürütmektedir.

Kalıp ifadeler

billions of instructions a second: saniye başına oranı ifade etmek

billions of instructions a second ifadesi “saniyede milyarlarca komut” anlamına gelir. Buradaki a second, per second ile aynı şekilde bir hız oranı belirtir; yalnızca tek bir saniyelik zaman aralığını anlatmaz. “miktar + a/an + zaman birimi” kalıbı, sıklık veya hız belirtmenin yaygın bir yoludur. Bu cümlede CPU’nun ne kadar hızlı çalıştığını vurgular.

Alıştırma

Bir kameranın saniyede altmış kare kaydettiğini söylemek için dersteki aynı oran kalıbını kullanan cümle hangisidir?

  1. The camera records sixty frames a second.
  2. The camera records sixty frames the second.
  3. The camera records sixty frames in a second.
Cevabı göster

The camera records sixty frames a second.

Yes,

1:59

Evet,

billions every second.

2:00

her saniye milyarlarca.

Instructions to move your mouse around on the screen,

2:02

Ekrandaki farenizi hareket ettirme,

to run that clock widget on your desktop,

2:05

masaüstünüzdeki o saat aracını çalıştırma,

play your internet radio,

2:07

internet radyonuzu çalma,

manage the files you're editing on the hard drive,

2:09

sabit diskte düzenlediğiniz dosyaları yönetme talimatları,

and much, much more.

2:11

ve çok daha fazlası.

Your computer's CPU is one heck of a multitasker. Kelime

2:13

Bilgisayarınızın CPU'su tek kelimeyle harika bir çoklu görev yöneticisidir.

Kelime

one heck of a multitasker: gayriresmî bir pekiştirme ifadesi

one heck of a multitasker, ismi güçlü biçimde vurgulayan gayriresmî bir kalıptır. “Son derece başarılı bir multitasker” anlamına gelir; birkaç multitasker’dan yalnızca biri demek değildir. Konuşan kişi CPU’yu bir multitasker gibi kişileştirir ve aynı anda birçok görevi ne kadar iyi yaptığını över. Heck daha güçlü bir ünlemi yumuşatır, ancak ifadenin tamamı yine de samimidir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Rahat bir bilim videosunda, bir CPU’nun aynı anda birçok görevi yapabilmesini övmek için ona one heck of a multitasker demek doğaldır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

But oh my gosh,

2:16

Ama aman Tanrım,

there's a very important mouse click coming through now. Öbek fiiller

2:17

şu anda gelen çok önemli bir fare tıklaması var.

Öbek fiiller

mouse click coming through: bir giriş sinyalinin ulaşması

mouse click coming through ifadesinde coming through, tıklama girdisinin işlemciye ulaştığını ve işlenebilir hâle geldiğini anlatır. Olay, fiziksel bir nesnenin bir boşluktan geçmesi gibi değil, alınan bir sinyal gibi betimlenir. come through’un bu kullanımı, bir alıcıya ulaşan mesajlar, sesler, veriler veya uyarılar için de geçerlidir. İlerleyen zaman yapısındaki coming through, ulaşmanın şu anda gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

“A mouse click is coming through.” cümlesinde coming through ne anlama gelir?

  1. Tıklama girdisi sistemden kaldırılıyor.
  2. Tıklama girdisi ulaşıyor ve alınıyor.
  3. Fare fiziksel olarak bilgisayarın içinden geçiyor.
Cevabı göster

Tıklama girdisi ulaşıyor ve alınıyor.

Let's drop everything now and deal with that. Notlar

2:20

Şimdi her şeyi bırakalım ve bununla ilgilenelim.

Deyimler

drop everything: diğer işleri hemen bırakmak

Drop everything, o anda yapmakta olduğunuz diğer her şeyi hemen bırakmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede önceliğin aniden değiştiğini gösterir: önemli olayla şimdi ilgilenilmelidir. Everything sözcüğü ifadeye güçlü bir kapsam katar; diğer tüm işler daha az acil sayılır. Fiziksel olarak nesneleri düşürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“We need to drop everything and fix the leak” cümlesinde drop everything ne anlama gelir?

  1. Sızıntıyla ilgilenmeden önce diğer tüm işleri bitirmek.
  2. Bütün nesneleri yere düşürmek.
  3. Diğer işleri hemen durdurup sızıntıyla ilgilenmek.
Cevabı göster

Diğer işleri hemen durdurup sızıntıyla ilgilenmek.

Öbek fiiller

deal with ...: acil bir konuyla ilgilenmek

Bu cümlede deal with, ilgilenilmesi gereken bir şeyi ele almak veya onunla ilgilenmek anlamına gelir. Konuşan kişi diğer işleri bırakıp önce o konuyla ilgilenmeyi öneriyor; bağlama göre that, az önce gelen önemli fare tıklamasını ifade ediyor. Genellenebilir yapı deal with + sorun, istek, görev veya olay şeklindedir. Bir konuyu yönetmeyi anlatır; ticari bir anlaşma yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sorunla ilgilenmek veya ona yanıt vermek anlamındaki ifade hangisidir?

  1. make a deal
  2. deal in
  3. deal with
Cevabı göster

deal with

There are programs for everything that the CPU does,

2:23

CPU'nun yaptığı her şey için programlar vardır,

a special program for the mouse,

2:26

fare için özel bir program,

for the clock widget,

2:28

saat aracı için,

for the internet radio,

2:29

internet radyosu için,

and for dealing with letters sent by the keyboard.

2:30

ve klavyeden gönderilen harflerle ilgilenmek için.

Each program was initially written by a human in a human-readable programming language Kelime

2:33

Her program başlangıçta bir insan tarafından, insanların okuyabileceği bir programlama dilinde yazılmıştır

like Java, C++, or Python.

2:37

Java, C++ veya Python gibi.

Kelime

human-readable programming language: insanların okuyabileceği programlama dili

human-readable programming language, insanların kodu okuyup anlayabilmesi için kelimeleri ve sembolleri düzenlenmiş bir programlama dili demektir. Bu cümlede Java, C++ ve Python, insanların program yazmak için kullandığı dillere örnektir. human-readable, programming language ifadesini niteleyen teknik bir birleşik sıfattır. Buradaki readable, bir insanın anlayabileceği anlamındadır; eğlenceli veya yalnızca okuması hoş anlamına gelmez. Makine odaklı bir gösterimle karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Teknik bir bağlamda human-readable ne anlama gelir?

  1. Esas olarak yazılımın ayrıştırması için tasarlanmış olan
  2. Okuyucuyu eğlendirmek için yazılmış olan
  3. İnsanların inceleyip anlaması kolay olan
Cevabı göster

İnsanların inceleyip anlaması kolay olan

But human programs take up a lot of space Öbek fiiller

2:41

Ancak insan programları çok fazla yer kaplar

and contain a lot of unnecessary information to a computer,

2:43

ve bir bilgisayar için gereksiz birçok bilgi içerir,

Öbek fiiller

take up a lot of space: depolama alanını veya fiziksel alanı kullanmak

Take up a lot of space, kullanılabilir alanın büyük bir bölümünü kullanmak demektir. Burada space bilgisayarın depolama alanıdır; yani programlar çok fazla depolama kapasitesi kullanır. Take up tek bir öbek fiil olarak çalışır. Nesnesi space olduğunda bir şeyi kaldırmak değil, alan kullanmak veya kaplamak anlamına gelir. Hem dijital depolama alanını hem de fiziksel alanı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “depolama alanı kullanmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: This app ____ a lot of space on my tablet.

Cevabı göster

takes up

so they're compiled and made smaller and stored in bits of ones and zeros in memory. Notlar

2:47

bu yüzden derlenerek küçültülür ve bellekte birler ve sıfırlardan oluşan bitler halinde saklanırlar.

Kelime

compiled and made smaller and stored: tek bir edilgen zincirde üç eylem

they're compiled and made smaller and stored ifadesinde they're, they are anlamına gelir. are sözcüğü, eş görevli üç geçmiş zaman ortacıyla paylaşılır: compiled, made ve stored. Programlar üç eyleme de maruz kalır; bu kısa edilgen yapı, onların başına ne geldiğine odaklanır. Programlamada compiled, insanların okuyabildiği kaynak kodun bilgisayarın işleyebileceği bir biçime dönüştürülmesi demektir. Made smaller ve stored ayrı eylemleri veya sonuçları belirtir; compile tek başına sıkıştırmak ya da kaydetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

"The code is compiled, made smaller, and stored" cümlesindeki edilgen zincir ne anlama gelir?

  1. Kodun bu eylemleri başka bir program üzerinde gerçekleştirdiğini söyler.
  2. Compiling sözcüğünün kodu silmekle aynı anlama geldiğini söyler.
  3. Kodun başına üç şey geldiğini söyler: kod dönüştürülür, küçültülür ve kaydedilir.
Cevabı göster

Kodun başına üç şey geldiğini söyler: kod dönüştürülür, küçültülür ve kaydedilir.

Kültür

bits of ones and zeros in memory: bellekteki ikili bilgi

Burada ones and zeros, sıradan bir sayı listesi değil, ikili bilgiyi ifade eder. Bir bit iki değerden birini alabilir: 1 ya da 0. Bu nedenle ifade, bilgisayarın derlenmiş talimatları nasıl temsil ettiğini gündelik bir dille açıklar. In memory, bilgisayarın kullanabilmesi için bu ikili bilginin nerede tutulduğunu gösterir. Daha kesin bir ifadeyle her bit ya 1'dir ya da 0'dır; bits of ones and zeros ifadesi genel ve teknik olmayan bir tanımdır.

Alıştırma

Bu cümlede ones and zeros ne anlama gelir?

  1. Bilgisayar belleğinde tutulan ikili bilgi.
  2. Bir matematik sorusu için sıradan sayılardan oluşan liste.
  3. Programın puanları ve sıralamaları.
Cevabı göster

Bilgisayar belleğinde tutulan ikili bilgi.

The CPU realizes that it needs instructions for how to deal with this mouse click, Dilbilgisi

2:52

CPU, bu fare tıklamasıyla nasıl başa çıkacağı konusunda talimatlara ihtiyacı olduğunu fark eder,

Dilbilgisi

needs instructions for how to deal with: bir şeyle nasıl ilgilenileceğine dair talimatlara ihtiyaç duymak

Temel kalıp need + bir isim + o ismi açıklayan bir ifadedir. Burada instructions, CPU'nun ihtiyaç duyduğu şeydir; for how to deal with this mouse click ise bu talimatların içeriğini belirtir: tıklamanın nasıl işleneceğini açıklamaları gerekir. How to + fiilin yalın hâli bir yöntemi ifade eder. Deal with, bir şeyi ele almak, işlemek veya ona karşılık vermek anlamına gelir. Bu nedenle ifade; bir sorun, olay veya görevin nasıl ele alınacağına dair talimat gerektiğinde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

The team needs instructions for how to deal with the alarm cümlesinde for how to deal with the alarm neyi açıklar?

  1. Talimatların içeriğini: alarmın nasıl ele alınacağını.
  2. Ekibin neden hiçbir talimata ihtiyaç duymadığını.
  3. Alarmın talimatları ele alacağını.
Cevabı göster

Talimatların içeriğini: alarmın nasıl ele alınacağını.

so it looks up the address for the mouse program and sends a request to the memory subsystem for instructions stored there. Notlar

2:57

bu yüzden fare programının adresini arar ve orada depolanan talimatlar için bellek alt sistemine bir istek gönderir.

Öbek fiiller

looks up the address: kayıtlı bir konumu bulmak

Bu cümlede looks up the address, “saklanmış bilgileri kontrol ederek adresi bulur” anlamına gelir. Look up bir öbek fiildir; anlamı look ve up sözcüklerinin gerçek anlamlarının basitçe birleşmesi değildir. Buradaki address bir sokak adresi değil, fare programının bellekteki konumudur. Yazılım bir tablo veya veritabanındaki kimliği, kaydı ya da başka bir değeri sorguladığında da aynı ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Look up ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The system ____ each device ID in its database.

Cevabı göster

looks up

Kalıp ifadeler

sends a request to ... for instructions stored: alıcı ve istenen içerik

Send a request to X for Y kalıbı bir isteğin iki tarafını belirtir: to X isteğin alıcısını, for Y ise istenen şeyi gösterir. Burada alıcı bellek alt sistemidir ve istenen şey komutlardır. Stored there, instructions sözcüğünü niteler ve daha önce bulunan adreste saklanan komutlar anlamına gelir. Bu nedenle for instructions isteğin gönderilme nedenini değil, isteğin içeriğini belirtir.

Alıştırma

Kalıbı doğru edatlarla tamamlayın: The app sent a request ____ the server ____ the latest data.

Cevabı göster

to · for

Each instruction in the mouse device driver is duly fetched and executed. Kültür

3:05

Fare aygıt sürücüsündeki her bir talimat usulüne uygun olarak alınır ve yürütülür.

Kültür

fare aygıt sürücüsü

mouse device driver, işletim sisteminin fareyle iletişim kurmasını ve fareden gelen girdileri işlemesini sağlayan yazılımdır. Bu cümlede alınan ve çalıştırılan komutlar bu sürücüye aittir. Buradaki driver, araba kullanan kişi değil, bir yazılım bileşenidir. İfadenin tamamı, belirli bir donanım için kullanılan sürücüyü belirtir.

Alıştırma

Cümlede mouse device driver neyi ifade ediyor?

  1. İşletim sisteminin fareyle iletişim kurmasına yardımcı olan yazılım
  2. Fare şeklindeki bir aracı kullanan kişi
  3. Bilgisayar faresinin üzerindeki fiziksel bir düğme
Cevabı göster

İşletim sisteminin fareyle iletişim kurmasına yardımcı olan yazılım

And that's not nearly the end of the story. Deyimler

3:10

Ve hikayenin sonu bu kadarla kalmıyor.

Deyimler

bu, hikâyenin sonu olmaktan çok uzak

that's not nearly the end of the story, durumun bitmesine daha çok zaman olduğunu ve sonundan hâlâ çok uzakta bulunulduğunu anlatır. not nearly olumsuzluğu güçlendirir: son henüz yakın değildir ve geride daha birçok olay ya da adım vardır. Burada story mecaz anlamda kullanılır ve anlatılan sürecin tamamını ifade eder; mutlaka kurgusal bir hikâye değildir. that's az önce anlatılan duruma gönderme yapar, And ise açıklamanın devam edeceğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede not nearly the end of the story ne anlatıyor?

  1. Durum neredeyse bitmek üzere
  2. Konuşan kişi kurgusal bir kitaptan bahsediyor
  3. Durumun bitmesine daha çok var
Cevabı göster

Durumun bitmesine daha çok var

Because the CPU learns that the mouse was clicked

3:12

Çünkü CPU farenin, imleç

when the cursor was over a picture of a button on the monitor screen,

3:14

monitör ekranındaki bir düğme resminin üzerindeyken tıklandığını öğrenir,

and so the CPU asks memory for the monitor program to find out what that button is. Kalıp ifadeler

3:18

ve bu yüzden CPU, o düğmenin ne olduğunu bulmak için bellekten monitör programını ister.

Kalıp ifadeler

asks memory for the monitor program to find out: ask X for Y to do Z kalıbı

Kalıp ask X for Y to do Z şeklindedir. İstekte bulunan özne, X isteğin yöneltildiği kaynak, Y istenen öğe, to do Z ise amaçtır. Bu cümlede CPU özne, memory X, the monitor program Y ve to find out... amaç bölümüdür. İşlemi kolay anlaşılır kılmak için CPU ve bellek insan gibi anlatılmıştır. Teknik olarak CPU, düğmeyi tanımlayabilmek için monitör programını bellekten alır; bellek gerçekten bir soruyu anlayıp yanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi ask X for Y kullanarak tamamlayın. X için the server, Y için the latest data kullanın: The app ____ to refresh the dashboard.

Cevabı göster

asks the server for the latest data

And then the CPU has to ask memory for the program for the button,

3:23

Ve ardından CPU bellekten düğme için programı istemek zorundadır,

which means that the CPU needs the monitor program again Dilbilgisi

3:27

bu da CPU'nun düğmeyle ilişkili videoyu göstermek için

to show the video associated with the button. Kalıp ifadeler

3:30

tekrar monitör programına ihtiyaç duyduğu anlamına gelir.

Dilbilgisi

which means that the CPU needs the monitor program again: bir sonucu açıklamak

which means that... yan cümlesi, virgülden önceki durumun tamamı hakkında açıklama yapar. Burada which, CPU'nun düğmeye ait programı istemek zorunda olduğu duruma gönderme yapar; yalnızca program veya button sözcüğünün yerini tutmaz. Yan cümle sonucu belirtir: CPU monitör programına yeniden ihtiyaç duyar. Yeniden kullanılabilen kalıp [durum], which means that [sonuç] şeklindedir. Üstü kapalı bir sonucu açıklamanın açık bir adımına dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The library is closed today, ____ we need another place to study.

Cevabı göster

which means that

Kalıp ifadeler

associated with the button: sistemdeki bir bağlantıyı belirtmek

Associated with the button, the video ifadesini niteler. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; tam hâli the video that is associated with the button şeklindedir. Burada associated with, sistemdeki işlevsel veya veriye dayalı bir bağlantıyı anlatır: bu düğme bu videoya karşılık gelir. Daha genel olarak A associated with B, A’yı B ile ilişkisi üzerinden belirler; duygusal bir çağrışım anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir ürün arayüzünde the video associated with the button ne anlama gelir?

  1. Sistemde o düğmeyle bağlantılı video
  2. Birine düğmeleri düşündüren video
  3. Fiziksel olarak düğmenin içinde saklanan video
Cevabı göster

Sistemde o düğmeyle bağlantılı video

And so it goes. Deyimler

3:33

Ve bu böyle devam eder.

Deyimler

And so it goes: devam eden bir düzeni özetlemek

And so it goes, aynı tür sürecin veya düzenin devam ettiğini anlatan bir sonuç ifadesidir. Bu cümlede it, istekler ve işlemler zincirini belirtir; hareket eden bir nesneyi belirtmez. Konuşmacı, düzene ilişkin yeterince örnek verdikten sonra bu ifadeyi kullanır. Sonraki her adımı tek tek sıralamadan benzer adımların devam edeceğini bildirir.

Alıştırma

Bir süreç açıklamasının sonunda And so it goes. dinleyiciye ne anlatır?

  1. Fiziksel bir nesne yürümeye başlar.
  2. Bütün süreç şimdi durur.
  3. Aynı düzen devam eder.
Cevabı göster

Aynı düzen devam eder.

And let's just say that there are a lot of programs involved Ton ve niyet

3:34

Ve siz daha düğmeye tıkladığınızda ekrandaki düğmenin yandığını bile görmeden önce

before you even see the button on the screen light up when you clicked it. Öbek fiiller

3:37

işin içine giren çok sayıda program olduğunu söyleyelim.

Ton ve niyet

let's just say that there are a lot of programs involved: karmaşık bir durumu basitçe özetlemek

let's just say that... bir sonucu bilerek basitleştirilmiş biçimde ifade etmeye giriş yapar. Burada konuşan kişi her adımı sıralamaz; düğme yanmadan önce birçok programın zaten işin içinde olduğunu vurgular. Bu ifade tonu yumuşatır ve konuşma diline özgü bir hava verir. Ayrıca tüm açıklamanın bu kısa ifadeden daha karmaşık, uzun veya anlatılması zor olabileceğini ima edebilir.

Alıştırma

Bu cümlede let's just say that neyi ifade ediyor?

  1. Konuşan kişi kesin bir teknik tanım veriyor.
  2. Konuşan kişi dinleyenden sözleri tekrarlamasını istiyor.
  3. Konuşan kişi kısa ve basit bir özet veriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi kısa ve basit bir özet veriyor.

Öbek fiiller

light up in see the button light up: ekrandaki düğmenin yanması

Burada light up, parlak hâle gelmek veya gözle görülür biçimde aydınlanmak anlamında bir phrasal verb'dür. Ekrandaki düğme sönük durumdan yanık duruma geçer; up yön bildirmez, ifadenin bir parçasıdır. see the button light up yapısında see fiilinden sonra bir nesne ve yalın hâlde light up gelir. Bu yapı, zaten yanmakta olan bir düğmeyi görmeyi değil, düğmenin yanma değişiminin tamamını görmeyi anlatır.

Alıştırma

Görünür biçimde parlak hâle gelmek anlamındaki ifadeyi tamamlayın: The porch lights will ____ at sunset.

Cevabı göster

light up

So just the simple task of clicking your mouse Dilbilgisi

3:41

Dolayısıyla, sadece farenize tıklamak gibi basit bir görev bile

means visiting all of the critical components of your computer's architecture, Kültür

3:44

bilgisayarınızın mimarisindeki tüm kritik bileşenleri ziyaret etmek anlamına gelir,

Dilbilgisi

X means doing Y: bir eylemin arkasındaki süreci açıklamak

X means doing Y kalıbı, bir eylemin neleri içerdiğini veya hangi sonuca yol açtığını açıklar. Burada clicking the mouse X, visiting the critical components ise arka plandaki gizli süreç Y’dir. Buradaki visiting mecazidir. Birinin bu bileşenlere fiziksel olarak gitmesi değil, sinyalin veya işlem yolunun bu bileşenlerden geçmesi ya da onları kullanması anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wait sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Uploading a large video means ____ for the transfer to finish.

Cevabı göster

waiting

Kültür

your computer's architecture: sistem tasarımı anlamındaki architecture

Burada your computer's architecture, bilgisayar sisteminin genel tasarımı ve düzeni, yani ana parçalarının neler olduğu ve bunların nasıl bağlanıp birlikte çalıştığı anlamına gelir. Teknik İngilizcede architecture yalnızca bir binanın tasarımını değil, bir sistemin yapısını da anlatabilir. your computer's iyelik yapısı, bu mimarinin bilgisayarı tanımladığını gösterir.

Alıştırma

Cümlede your computer's architecture ne anlama gelir?

  1. Bilgisayarların tasarlandığı bir bina.
  2. Bilgisayar sisteminin tasarımı ve düzeni.
  3. Bilgisayar kasasının rengi ve şekli.
Cevabı göster

Bilgisayar sisteminin tasarımı ve düzeni.

peripherals, Kültür

3:48

çevre birimleri,

Kültür

peripherals: çekirdek sistemin dışındaki bilgisayar çevre birimleri

Burada peripherals, bilgisayara bağlanan ve çekirdek işlem sisteminin dışında çalışan aygıtları belirten çoğul bir bilgisayar terimidir. Fare, kullanıcının hareketlerini ve tıklamalarını bilgisayara ilettiği için bir peripheral örneğidir. Tekil biçimi peripheral sözcüğüdür. Klavyeler, yazıcılar ve benzer bağlı aygıtlar da peripherals olarak adlandırılabilir; sözcük bu cümlede “önemsiz” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bilgisayar dersinde hangi öğe en doğal biçimde peripheral diye adlandırılır?

  1. Bilgisayarın ana işlemcisi.
  2. Bir hikâyenin ana fikri.
  3. Bilgisayara bağlı bir fare.
Cevabı göster

Bilgisayara bağlı bir fare.

the basic input output system,

3:49

temel giriş çıkış sistemi,

the CPU,

3:51

CPU,

programs, and memory,

3:52

programlar ve bellek,

and not one gremlin. Anlatım akışı

3:54

ve bir tane bile gremlin yoktur.

Anlatım akışı

not one gremlin: sıfırı güçlü biçimde vurgulayan kapanış göndermesi

Not one + tekil sayılabilir isim, güçlü bir vurguyla “hiç yok” anlamına gelir. Gremlin, makine sorunlarının şaka yollu suçlandığı hayalî bir yaratıktır; bu yüzden not one gremlin hiçbir gremlinin işe karışmadığını söyler, bir yaratığın sayıldığını bildirmez. Bu cümle önceki “Is it gremlins?” şakasına da geri döner. Aynı imgeyi sonda tekrarlamak açıklamayı tamamlar, mizah katar ve bilgisayarın gizemli bir sihirle değil, gerçek bileşenler ve talimatlarla çalıştığını yeniden vurgular.

Alıştırma

Konuşmacı daha önce “Is it gremlins?” diyerek şaka yapıyor. Makineyi normal biçimde açıkladıktan sonra sondaki “and not one gremlin” ne işe yarıyor?

  1. Daha önce açıklanmamış yeni bir teknik neden sunar.
  2. Makineyi tam olarak bir gremlinin çalıştırdığını söyler.
  3. Hiç gremlin olmadığını söyler ve önceki şakayı tamamlar.
Cevabı göster

Hiç gremlin olmadığını söyler ve önceki şakayı tamamlar.