Üstel büyüme: Kâğıt katlamak sizi Ay'a nasıl götürebilir?: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bir düşünce deneyi, son derece ince İncil kâğıdıyla başlayarak her katlamada kalınlığın ikiye çıkmasının üstel büyüme yarattığını gösteriyor: 25 katlama yaklaşık çeyrek mile yaklaşır, 45 katlama Ay’a ulaşır ve bir kez daha ikiye katlamak Dünya’ya dönüş mesafesini temsil eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. let's say — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Sözlü bir açıklamada varsayılan bir değeri veya olası bir senaryoyu doğal biçimde sunmayı öğrenin. Burada kâğıdın başlangıç kalınlığını belirleyen ifade; örnek, tahmin, deney koşulu ya da hesaplama verirken daha resmî olan for example kalıbına her seferinde başvurmadan da kullanılabilir. 2. If we were able to fold it 25 times, then we would get — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Uygulamadaki sınırlar nedeniyle pek mümkün olmayan veya imkânsız bir eylemin sonucunu öngören koşul yapısını tanıyın. Bu yapı, varsayımsal bir hesaplamayı gerçekten yaşanmış bir olaydan ayırmanıza ve benzer biçimde kısıtlanmış bilimsel ya da sayısal senaryoları açıklamanıza yardım eder. 3. is called exponential growth, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Edilgen is called yapısının gözlemlenen bir olgu için kabul edilmiş terimi nasıl sunduğunu anlayın. Böylece bulgulardan tanıma geçebilir ve tekrarlanan çarpmanın beklenmedik ölçüde büyük sonuçlar doğurduğu üstel büyüme gibi süreçleri doğru biçimde adlandırabilirsiniz.
Bu derste
How many times can you fold a piece of paper? Dilbilgisi
0:13Bir parça kağıdı kaç kez katlayabilirsiniz?
How many times can you + fiilin yalın hâli?
How many times can you + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin kaç kez yapılabildiğini veya yapılmasına izin verildiğini sorar. Bu cümlede tek bir kâğıt parçasının kaç kez katlanabileceği soruluyor. Burada times, süreyi değil “kez” veya tekrar sayısını ifade eder. Bir görev, deney ya da meydan okuma tekrarlanan eylemlerin sayılmasına odaklandığında bu soru yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Tekrar sayısını soracak şekilde soruyu tamamla: ____ can you press the button before the light turns off?
Cevabı göster
How many times
Assume that one had a piece of paper that was very fine, Notlar
0:17Birinin elinde çok ince bir kağıt olduğunu varsayalım,
Assume that + yan cümle
Assume that + yan cümle, dinleyiciye veya okuyucuya bir koşulu hesaplamanın, açıklamanın ya da savın sonraki bölümü için doğru kabul etmesini söyler. that sonrasındaki yan cümle koşulu belirtir; burada akıl yürütmek için varsayımsal bir kâğıt türü tanıtılır. Bu koşulun kanıtlanmış bir gerçek veya kişisel bir inanç olması gerekmez. Geçici bir başlangıç noktasıdır ve sonraki akıl yürütme buna dayanır.
Alıştırma
Hangi cümle bir hesaplama için geçici bir öncülü en açık biçimde tanıtır?
- Believe that the train travels at a constant speed.
- Assume that the train travels at a constant speed.
- Prove that the train travels at a constant speed.
Cevabı göster
Assume that the train travels at a constant speed.
very fine paper: çok ince ve narin malzeme
very fine paper ifadesinde fine, kâğıdın fiziksel bir özelliğini anlatır: kâğıt özellikle ince ve narindir. Very, malzemeyle ilgili bu anlamı güçlendirir. Buradaki fine, “iyi” veya “kabul edilebilir” anlamında genel bir değerlendirme değildir. Paper ismi ve Kutsal Kitap basımında kullanılan kâğıda yapılan gönderme, malzeme anlamını seçmemizi sağlar. Daha genel olarak fine, fine dust veya a fine line örneklerindeki gibi çok küçük parçacıklardan oluşan ya da çok ince veya dar olan şeyleri anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede fine ne anlama gelir? “The book is printed on very fine paper so it will not become too thick.”
- çok ince ve narin
- kabul edilebilir ama özel olmayan
- çok yüksek kaliteli
Cevabı göster
çok ince ve narin
like the kind they typically use to print the Bible. Kültür
0:20genellikle İncil'i basmak için kullandıkları türden bir kağıt.
the kind they typically use to print the Bible: ince kâğıt için tanıdık bir gönderme
Bu ifade az önce sözü edilen kâğıda geri döner: the kind “o tür kâğıt” demektir; they ise Kutsal Kitap basan kişi veya yayınevlerini genel olarak ifade eder. Birçok Kutsal Kitap çok sayfalıdır, bu yüzden kitabın fazla kalınlaşmaması için genellikle çok ince ve hafif kâğıda basılır. Bu gönderme, dinleyicinin kâğıdın inceliğini gözünde canlandırmasına yardımcı olur; konuyu Kutsal Kitap’ın dinî içeriğine çevirmez.
Alıştırma
Bu cümlede Kutsal Kitap’a yapılan göndermenin temel işlevi nedir?
- Çok ince kâğıda ilişkin tanıdık bir örnek verir.
- Konuyu dinî inançlara çevirir.
- Kâğıdın üzerinde Kutsal Kitap ayetlerinin zaten basılı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Çok ince kâğıda ilişkin tanıdık bir örnek verir.
In reality, gerçek durumla karşıtlık kuran ifade
In reality, bir söylem ifadesidir; varsayım, tahmin veya soyut bir açıklamadan gerçek dünyada doğru olan duruma geçiş sağlar. Dinleyiciye sıradaki noktanın gerçeği somut olarak sınadığını bildirir. Bu cümlede önceki bir düşünceyle gerçek bir gözlemi karşılaştırarak açıklamayı düzenler. Bir düzeltmeyi, şaşırtıcı bir sonucu veya daha pratik bir açıklamayı başlatabilir.
Alıştırma
Beklentiden gerçekte olana geçmek için In reality, ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The bag looks small. In theory, it holds ten books.
- The bag looks small. In addition, it holds ten books.
- The bag looks small. In reality, it holds ten books.
Cevabı göster
The bag looks small. In reality, it holds ten books.
seems like a piece of silk. izlenime dayalı bir duyusal benzetme
seems like + isim öbeği, bir şeyi doğrulanmış bir kimlik olarak değil, bir izlenim veya karşılaştırma olarak sunar. Bu cümlede a piece of silk, kâğıdın hafif, ince ve yumuşak hissini anlatan tanıdık bir imgedir. Bu ifade, bir özelliği duyusal bir karşılaştırmayla açıklamaya yardım eder. Kâğıdın gerçekten ipekten yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı: "The new backpack seems like a small suitcase" cümlesinde sırt çantası kesinlikle küçük bir valizdir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
To qualify these ideas: koşullar ve sınırlar eklemek
Burada To qualify these ideas, “fikirleri daha kesin hâle getirmek için koşul veya sınır eklemek” demektir. Qualify geçişli bir fiildir: the ideas, kapsamı daraltılan ya da düzeltilen ifadelerdir; uygunlukları değerlendirilen kişiler değildir. Cümlenin başındaki amaç bildiren bir ifade olarak To qualify these ideas, sonraki bilginin nasıl düzenleneceğini gösterir: konuşmacı, az önce söylediklerinin kapsamını belirleyen ayrıntılar ekleyecektir.
Alıştırma
Burada To qualify these ideas neyi gösterir?
- Başka açıklama yapmadan fikirleri reddetmek
- Fikirlerin bir uygunluk şartını karşıladığını göstermek
- Fikirleri daha kesin hâle getirmek için koşul veya sınır eklemek
Cevabı göster
Fikirleri daha kesin hâle getirmek için koşul veya sınır eklemek
let's say you have a paper that's 1/1000 of a centimeter in thickness. Kalıp ifadeler
0:30diyelim ki elinizde kalınlığı santimetrenin 1000'de 1'i olan bir kağıt var.
let's say: varsayımsal bir örnek sunmak
Burada let's say, “bu örnek için varsayalım” anlamına gelir. Konuşmacının sonraki açıklamayı veya hesabı yapabilmesi için varsayımsal bir durum ya da seçilmiş bir değer sunar; say gerçek bir konuşma eylemini anlatmaz. Yapı let's say + yan cümledir; örneğin let's say the trip takes an hour. Ayrıca let's say ten minutes örneğindeki gibi kısa bir değer de gelebilir.
Alıştırma
Varsayımsal bir tahmin sunan, dersteki iki kelimelik konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the bus takes thirty minutes. When should we leave?
Cevabı göster
Let's say
Bir ölçüden sonra in thickness kullanımı
In thickness, önceki ölçünün hangi boyutu anlattığını gösterir. Bu cümlede 1/1000 of a centimeter, kâğıdın uzunluğunu veya genişliğini değil, kalınlığını belirtir. be + ölçü + in thickness yapısını kullanın. thickness isim olarak kullanıldığında in edatı bu yapının bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi thickness ismini kullanarak tamamlayın: The glass is three millimeters ____.
Cevabı göster
in thickness
10 to the power of -3 üs okuma biçimi
Yapı taban + to the power of + üs biçimindedir. Bu cümlede 10 taban, -3 ise üstür; dolayısıyla ifade 10⁻³, yani binde bir anlamına gelir. Burada power, matematikte üs alma işlemini belirtir. Negatif üs sayının tersini verir: 10⁻³ = 1/10³.
Alıştırma
Hedef üs okuma yapısını tamamlayın: ten ____ negative three.
Cevabı göster
to the power of
Let's also assume that you have a big piece of paper,
0:43Aynı zamanda büyük bir kağıdınız olduğunu da varsayalım,
a page out of the newspaper: kaynağı gösteren out of
a page out of the newspaper ifadesinde out of, sayfanın daha büyük bir bütün olan gazeteden alınan bir parça olduğunu gösterir. Sayfanın gazetenin dışında bulunduğu anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen yapı isim + out of + kaynak biçimindedir: a page out of a magazine veya a card out of a deck. Take, pull ya da tear gibi fiillerle kullanıldığında çıkarma eylemini çoğu zaman özellikle belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın bir defterin parçası olan bir yaprağı çıkardığını anlatır?
- Mia laid a sheet on top of her notebook.
- Mia tore a sheet out of her notebook.
- Mia wrote about her notebook on a sheet.
Cevabı göster
Mia tore a sheet out of her notebook.
fold it in half: fold + nesne + in half
Fold it in half, iki tarafı veya iki ucu bir araya gelecek ve iki eşit katman ya da bölüm oluşacak şekilde katlamak demektir. In half bir yeri değil, eylemin sonucunu anlatır. Yaygın yapı fold + nesne + in half biçimindedir: fold the paper in half. Nesne bir zamir olduğunda da fold sözcüğünden sonra kalır: fold it in half.
Alıştırma
Yönergeyi “iki eşit yarı oluşturacak şekilde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Fold the card ____ along the dotted line.
Cevabı göster
in half
How many times do you think it could be folded like that? Dilbilgisi
0:52Sizce bu şekilde kaç kez katlanabilir?
could be folded: edilgen yapıda kiplik olasılığı
could be folded, could + be + folded geçmiş ortaç biçiminden oluşan, kiplik bildiren edilgen bir yapıdır. Kâğıdın katlanmasının mümkün olduğunu veya bu eylemden etkilenebileceğini anlatır; odak katlayan kişide değil, eylemden etkilenen kâğıttadır. Bu soruda could, hayal edilen bir durumdaki olasılığı anlatır. Kâğıdın geçmişte sahip olduğu bir yeteneği anlatmaz.
Alıştırma
Kâğıt üzerinde gerçekleşebilecek olası edilgen eylemi doğru anlatan cümle hangisidir?
- The paper could fold by someone.
- The paper could folded.
- The paper could be folded.
Cevabı göster
The paper could be folded.
If you could fold the paper over and over as many times as you wish, Notlar
0:57Eğer kağıdı istediğiniz kadar defalarca katlayabilseydiniz,
over and over: aynı eylemi tekrar etmek
Over and over, “tekrar tekrar” veya “defalarca” anlamına gelen bir zarf öbeğidir. Bu cümlede kâğıdı katlama eyleminin yalnızca bir kez değil, birçok kez gerçekleştiğini anlatır. İki over sözcüğünü ayrı ayrı konum bildiren anlamlar olarak değil, tek bir kalıplaşmış ifade olarak düşünün. Tekrarlanan bir eylemi anlatmak için doğal ve konuşma diline uygun bir ifadedir.
Alıştırma
Aynı eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini göstermek için over and over ifadesini kullanan cümle hangisidir?
- She practiced the new song above and above.
- She practiced the new song only once.
- She practiced the new song over and over.
Cevabı göster
She practiced the new song over and over.
as many times as you wish: tekrar sayısında sınır yok
Burada as many times as you wish, “seçtiğiniz sayıda, istediğiniz kadar” anlamına gelir. Tekrar sayısına sabit bir sınır koymaz; wish burada “dilek tutmak” değil, “istemek” veya “seçmek” demektir. Kalıp as many + çoğul sayılabilir isim + as + yan cümle şeklindedir. as many questions as you like örneğinde olduğu gibi sınırsız bir sayıyı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “tekrar sayısında sınır olmadan” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: You may replay the lesson ____.
Cevabı göster
as many times as you wish
say 30 times: “örneğin” anlamındaki say
Burada say, 30 times ifadesini açıklayıcı bir sayı olarak sunar: “örneğin 30 kez” veya “30 kez olduğunu varsayalım”. Birinden 30 times sözcüklerini söylemesini istemez. Say sözcüğünün bu kısa kullanımı, değerin kesin olduğunu ileri sürmeden olası bir sayı, saat, yer veya başka bir örnek eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede say ne işe yarar?: “Try the move, say, 30 times.”
- Sayının tam olarak 30 olduğunu belirtir.
- Birine “30 times” sözcüklerini sesli söylemesini bildirir.
- 30'u örnek olarak sunar.
Cevabı göster
30'u örnek olarak sunar.
what would you imagine the thickness of the paper would be then? Dilbilgisi
1:03o zaman kağıdın kalınlığının ne olacağını hayal ederdiniz?
What would you imagine ... would be? ile varsayımsal tahmin sorma
What would you imagine ... would be? dinleyiciden hayalî bir durumdaki sonucu tahmin etmesini ister. İlk would, doğrudan şimdiki bir gerçeği sormak yerine soruyu daha temkinli ve varsayımsal hâle getirir. imagine sonrasındaki içerik yan cümlesi düz cümle sırasını kullanır: the thickness of the paper would be. İkinci would hayal edilen sonuca aittir; bu yüzden yanlışlıkla tekrarlanmış bir kelime değildir.
Alıştırma
Hangi cümle varsayımsal bir tahmini doğal biçimde sorar?
- What would you imagine the travel time would?
- What would you imagine would the travel time be?
- What would you imagine the travel time would be?
Cevabı göster
What would you imagine the travel time would be?
Before you move on ile sonraki adımdan önce duraklama
Before you move on adımların sırasını gösteren bir işarettir. Dinleyiciyi bir sonraki adımdan veya bölümden önce durdurur ve düşünme, kontrol etme ya da kaydetme gibi bir şeye önce dikkat edilmesi gerektiğini gösterir. Burada move on, bir sonraki adıma veya konuya devam etmek anlamına gelir. Fiziksel hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Öğretici bir içerikte Before you move on genellikle ne anlama gelir?
- Tüm adımları bitirdikten sonra
- Başka bir yere yürümeden önce
- Bir sonraki adıma geçmeden önce
Cevabı göster
Bir sonraki adıma geçmeden önce
I encourage you to actually think about a possible answer to this question. Ton ve niyet
1:08bu soruya verilebilecek olası bir cevabı gerçekten düşünmenizi öneririm.
I encourage you to actually think about...: düşünmeye yönelik kibar bir teşvik
I encourage you to + fiilin yalın hâli, birini yararlı bir eylemde bulunmaya kibarca yönlendirmenin bir yoludur. Burada konuşan kişi dinleyiciyi düşünmeye yönlendirir; emir vermez ve yalnızca duygusal destek sunmaz. Actually vurgu katar: dinleyici soruyu geçiştirmek yerine durup gerçekten bir cevap bulmaya çalışmalıdır. Tekrar kullanılabilen kalıp encourage + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Bir öğretmen, öğrencilere seçim hakkı bırakarak onları kibarca düşünmeye yönlendirmek istiyor. Hangi cümle en uygundur?
- You must think about why the result changed.
- Think about why the result changed right now.
- I encourage you to actually think about why the result changed.
Cevabı göster
I encourage you to actually think about why the result changed.
after we have folded the paper once: tamamlanmış bir adımı belirtmek
After daha önce gerçekleşen adımı tanıtır ve have folded, have + past participle yapısındaki present perfect biçimidir. Birlikte after we have folded..., sonraki adım başlamadan önce katlama işleminin tamamlanması gerektiğini belirtir. Talimatlarda present perfect, tamamlanmış adımı ve bunun sonucunda oluşan durumu vurgular. Simple present biçimi olan after we fold... da çoğu zaman doğaldır, ancak tamamlanmaya daha az vurgu yapar.
Alıştırma
İlk adımın tamamlandığını vurgulamak için finish fiilinin present perfect biçimini kullanın: After we ____ the first draft, we can edit it.
Cevabı göster
have finished
it is now 2/1000 of a centimeter in thickness.
1:17şimdi kalınlığı santimetrenin 1000'de 2'si oldu.
If we fold it in half once again: koşul için if + simple present
if ile başlayan yan cümle, sonraki hareketi bir koşul olarak sunar: nesneyi bir kez daha ikiye katlamak. Dinleyiciyi bu koşulun ardından gelecek sonuca hazırlar. Gerçekleşmesi mümkün sıradan bir gelecek koşulunda, if yan cümlesinde simple present kullanılır: If we fold.... Sonuç cümlesinde will veya can kullanılabilir. Sonuç gelecekle ilgili diye if yan cümlesine will eklemeyin.
Alıştırma
Hangi cümle gerçekleşmesi mümkün sıradan bir koşulu doğru biçimde ifade eder?
- If we press this button, the light will turn on.
- If we will press this button, the light turns on.
- If we pressed this button, the light will turns on.
Cevabı göster
If we press this button, the light will turn on.
the paper will become 4/1000 of a centimeter.
1:23kağıt santimetrenin 1000'de 4'ü kalınlığa ulaşacaktır.
With every fold we make: tekrarlanan her hareketle bir değişiklik
With every fold we make, “bir kez daha her katladığımızda” anlamına gelir. Burada with, tekrarlanan her hareketi ona karşılık gelen bir sonuçla ilişkilendirir; “birlikte” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp With every + tekil sayılabilen isim şeklindedir ve ardından her seferinde gerçekleşen değişiklik gelir: With every step, the path gets steeper. we make sözleri, hangi katlamaların sayıldığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, her yeni bilet eklendiğinde fiyatın yükseldiği anlamına gelir?
- With one extra ticket, the total price rises.
- With every extra ticket, the total price rises.
- After the final ticket, the total price rises.
Cevabı göster
With every extra ticket, the total price rises.
double in thickness: kalınlığı iki katına çıkmak
Burada doubles geçişsiz bir fiildir: kâğıdın kendisi değişir ve kalınlığı öncekinin iki katına çıkar. in thickness, değişen ölçünün kalınlık olduğunu belirtir. Aktarılabilir kalıp özne + double + in + ölçü şeklindedir; örneğin The image doubled in size. Bu kalıp bir değişimin sonucunu anlatır, kâğıdın başka bir nesne üzerinde yaptığı bir eylemi değil.
Alıştırma
Cümleyi double fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After one more fold, the paper ____ in thickness.
Cevabı göster
doubles
And if we continue to fold it again and again,
1:32Ve eğer onu tekrar tekrar katlamaya devam edersek,
we would confront the following situation after 10 folds. Kelime
1:3610 katlamadan sonra şu durumla karşı karşıya kalırız.
would confront the following situation: sıradaki durumla resmî bir biçimde yüzleşmek
Bu cümlede confront, situation sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır ve “yüzleşmek veya ele almak” anlamına gelir; “tartışmak” anlamına gelmez. following, biraz sonra gösterilecek duruma işaret eder. Would, bunu varsayımsal bir hesabın sonucu olarak sunar: on katlamadan sonra karşılaşacağımız durum budur. İfadenin bütünü resmî ve açıklayıcı bir tona sahiptir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sonraki durumla yüzleşmek zorunda kalacağımızı resmî bir ifadeyle doğru biçimde anlatır?
- We would confront with the following situation.
- We would confront the following situation.
- We would argue the following situation.
Cevabı göster
We would confront the following situation.
meaning that you multiply 2 by itself 10 times, Notlar
1:42yani 2'yi kendisiyle 10 kez çarptığınız anlamına gelir,
meaning that: önceki ifadeyi hemen açıklayan bağlayıcı
meaning that, önce gelen şeyi hemen açıklamaya giriş yapar. Bu cümlede sonraki kısmın, önceki matematiksel ifadenin ne anlama geldiğini açıklayacağını gösterir. Bağımsız yeni bir sonuç eklemez; önceki düşünceyi daha somut bir dille yeniden ifade eder. Yapı meaning that + bir cümleciktir.
Alıştırma
Bu cümlede meaning that ne işe yarıyor?
- İlgisiz yeni bir bilgi sunmak
- Konuşanın önceki ifadeyi reddettiğini göstermek
- Önceki ifadenin anlamını açıklamak
Cevabı göster
Önceki ifadenin anlamını açıklamak
multiply 2 by itself 10 times: tekrarlı öz çarpmayı anlatmak
multiply A by B, A ile B'yi çarpmak ve ikisini çarpan olarak kullanmak demektir. multiply 2 by itself ifadesinde by itself, ikinci çarpanın da 2 olduğunu belirtir; birinin tek başına hareket etmesi anlamına gelmez. Bu ifade burada 2^10'u tekrarlı çarpma yoluyla açıklamak için kullanılmıştır. Çarpanların sayısını kesin olarak belirtmek için multiply ten 2s together daha açıktır: çarpımda on tane 2 vardır. Multiply 2 by itself 10 times anlaşılabilir, ancak bazı dinleyiciler bunu başlangıçtaki 2'den sonra on ek çarpma yapmak şeklinde yorumlayabilir.
Alıştırma
2^10'un amaçlanan anlamını en kesin biçimde hangi cümle ifade eder?
- 2'yi 10 ile çarp.
- 2'yi kendisine 10 kez ekle.
- On tane 2'yi birbiriyle çarp.
Cevabı göster
On tane 2'yi birbiriyle çarp.
which is a little bit over 1 centimeter. Kalıp ifadeler
1:51bu da 1 santimetrenin biraz üzerindedir.
a little bit over: bir değerden biraz fazla
which is a little bit over 1 centimeter cümlesinde a little bit over, 1 santimetreden biraz fazla anlamına gelir. Belirtilen ölçünün az miktarda aşıldığını söyler; ne kadar aşıldığını tam olarak belirtmez. Buradaki over, uzamsal olarak “üstünde” demek değil, sayısal bir sınırı aşmak demektir. A little bit, fazlalığın küçük olduğunu gösterir; bu nedenle ifade yaklaşık ve konuşma diline uygun bir ölçüm sonucu sunar.
Alıştırma
The package weighs a little bit over two kilograms cümlesinde a little bit over two kilograms ne anlama gelir?
- iki kilogramdan biraz fazla
- iki kilogramdan çok daha fazla
- tam olarak iki kilogram
Cevabı göster
iki kilogramdan biraz fazla
Assume we continue folding the paper in half.
1:54Kağıdı ikiye katlamaya devam ettiğimizi varsayalım.
we'll get a thickness of 2 to the power of 17, Kalıp ifadeler
2:012 üzeri 17'lik bir kalınlık elde edeceğiz,
we'll get a thickness of: bir kalınlık değeri elde etmek
we'll get a thickness of 2 to the power of 17 cümlesinde we'll get, hesaplama veya süreç sonucunda bir sonuç elde edileceği anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi almak ya da teslim almak anlamına gelmez. A thickness of sonuç türünü tanıtır; of kelimesinden sonraki sayı veya ifade ise değeri verir. we'll get a measurement of value kalıbı, tahmin edilen ya da hesaplanan bir sonucu sunar. Matematiksel veya deneysel bir adımdan sonra ne elde edileceğini açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
We'll get a thickness of 5 millimeters after the test cümlesinde get ne anlama gelir?
- fiziksel bir nesneyi almak
- kalınlığı bir yere taşımak
- hesaplanmış veya ölçülmüş bir sonuç elde etmek
Cevabı göster
hesaplanmış veya ölçülmüş bir sonuç elde etmek
If we were able to... then we would... ile varsayımsal sonuç
Bu cümle, gerçek koşulların engellediği veya gerçekleşmesi çok düşük bir beceriyi hayal eder. If we were able to fold it 25 times içindeki were able to, geçmişte elde edilmiş bir başarıyı anlatmaz; geçmiş biçim, varsayımı gerçek durumdan uzaklaştırır. Sonuç cümleciğindeki would get, hayal edilen durumda ne olacağını gösterir. Then, koşul ile sonuç arasındaki bağı özellikle açık hâle getirir; ancak then olmadan da cümle tamamdır.
Alıştırma
Hangi cümle beceriyi gerçek koşullarla sınırlı teorik bir olasılık olarak sunuyor?
- If we are able to build a bridge that long, it will cross the whole valley.
- We were able to build a bridge that long, so it crossed the whole valley.
- If we were able to build a bridge that long, it would cross the whole valley.
Cevabı göster
If we were able to build a bridge that long, it would cross the whole valley.
That would make it almost as tall as the Empire State Building. Notlar
2:24Bu onu neredeyse Empire State Binası kadar uzun yapardı.
make it almost as tall as: bir sonuç durumuna neden olmak
Burada make, yaratmak değil, bir duruma neden olmak anlamındadır. make + nesne + sıfat kalıbı bir sonuç durumunu anlatır: make it tall, onu yüksek hâle getirmek demektir. Almost as tall as bir karşılaştırma başlatır. As tall as aynı yükseklikte olmayı, almost ise yüksekliğin çok yaklaştığını ama tamamen eşit olmadığını gösterir. Would, bu durumu daha önceki hayalî koşulun sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, fazladan suyun neden olduğu yaklaşık karşılaştırmayı make + nesne + sıfat yapısıyla doğru biçimde anlatıyor?
- The extra water would make the backpack into a suitcase.
- The extra water would make the backpack almost as heavy as a suitcase.
- The extra water would make the backpack look like a suitcase.
Cevabı göster
The extra water would make the backpack almost as heavy as a suitcase.
Yükseklik ölçütü olarak the Empire State Building
Empire State Binası, New York'taki ünlü bir gökdelendir. Bu cümlede, herkesçe bilinen büyük yüksekliği almost as tall as ifadesi için dinleyiciye somut bir karşılaştırma noktası verir. Bu ad, binanın kendisini anlatmak için kullanılmıyor. Soyut bir sonucu gözde canlandırması daha kolay bir ölçeğe dönüştürüyor.
Alıştırma
Konuşmacı neden the Empire State Building'den söz ediyor?
- Yükseklik için tanıdık bir karşılaştırma noktası vermek
- Nesnenin nerede üretildiğini söylemek
- Binanın tarihini açıklamak
Cevabı göster
Yükseklik için tanıdık bir karşılaştırma noktası vermek
It's worthwhile to stop here and reflect for a moment. Ton ve niyet
2:29Burada durup bir an düşünmeye değer.
It's worthwhile to stop here and reflect: nazikçe durup düşünmeye yönlendirme
It's worthwhile to ... bir eylemin gerektirdiği zaman veya çabaya değdiğini anlatır. to stop here and reflect ifadesinde here fiziksel bir yeri değil, anlatımın bu noktasını belirtir; stop ve reflect fiilleri aynı to öğesine bağlanır. Konuşmacı emir vermek yerine durmanın değerli olduğunu söyleyerek dinleyicileri az önce duydukları şey üzerinde düşünmeye nazikçe yönlendirir. Yeniden kullanılabilen It is worthwhile to + fiilin yalın hâli kalıbı, emir vermeden bir eylemin değerini belirterek öneride bulunur.
Alıştırma
Cümleyi It's worthwhile to ... kalıbıyla tamamlayın: Before we make a final choice, ____ review the facts.
Cevabı göster
it's worthwhile to
even a paper as fine as that of the Bible, Dilbilgisi
2:34İncil kağıdı kadar ince bir kağıt olsa bile,
even a paper as fine as that of the Bible: uç bir durumla yapılan karşıt beklenti karşılaştırması
Even, sonucu değiştirmesi beklenebilecek uç bir durumu öne çıkarır: kâğıt bu kadar ince olsa bile sonraki ifade yine geçerlidir. even + isim + as + sıfat + as ... kalıbı, uç koşula rağmen sonucun değişmediğini gösteren bir karşılaştırma kurar. Burada fine, “çok ince veya narin” anlamındadır; “mükemmel” demek değildir. that of the Bible ifadesinde that, paper sözcüğünün yerini tutar. Bu nedenle kâğıt kitabın kendisiyle değil, İncil'de kullanılan kâğıtla karşılaştırılır.
Alıştırma
Hangi yeniden ifade, vurgulanan bölümün anlamını en iyi karşılar?
- İncil'in yanına konmuş bir kâğıt parçası
- Yalnızca mükemmel kâğıttan yapılmış bir İncil
- İncil'de kullanılan kâğıt kadar ince bir kâğıt parçası bile
Cevabı göster
İncil'de kullanılan kâğıt kadar ince bir kâğıt parçası bile
25 times would give us a paper almost a quarter of a mile. Kelime
2:3725 kez yapıldığında bize neredeyse çeyrek mil kalınlığında bir kağıt verir.
would give us: öngörülen bir sonucu ortaya çıkarmak
Burada would give us, “bizim için ortaya çıkarırdı” ya da “bir sonuca yol açardı” anlamındadır. Özne, tekrarlanan bir işlem veya hesaplamadır; kâğıt ise bunun öngörülen sonucudur. Give, bir şeyin fiziksel olarak elden ele verilmesini anlatmaz. Aktarılabilir kalıp X would give someone Y biçimindedir: X bir koşul, eylem veya miktar; Y ise sonuçtur. Would, sonucu mevcut bir gerçek olarak değil, varsayımsal veya hesaplanmış bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “bizim için ortaya çıkarırdı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A second measurement ____ a more reliable average.
Cevabı göster
would give us
almost a quarter of a mile: neredeyse çeyrek mil
A quarter of a mile, “bir milin dörtte biri” demektir. Burada quarter, 25 sentlik bir madeni para değil, 1/4 kesridir. Almost, ölçünün bu miktara çok yakın olduğunu ancak tam olarak ulaşmadığını gösterir. almost + a fraction of + a unit kalıbı, kesin bir ölçüm yerine tahmin vermek için kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce "The trail is almost a quarter of a mile long," cümlesindeki ölçü ne anlama gelir?
- yirmi beş mil
- çeyrek milden biraz daha az
- tam olarak çeyrek mil
Cevabı göster
çeyrek milden biraz daha az
What do we learn?: sonuca geçiş sorusu
Burada What do we learn? esas olarak eksik bir bilgiyi istemez. Konuşmacı hesaplamayı zaten biliyordur ve bu soruyla dinleyicileri çıkarılacak derse ya da sonuca yönlendirir. Bir açıklamada bu tür bir soru bilgiyi önce kanıt, sonra ana çıkarım olacak şekilde düzenler. Ayrıca dinleyicinin dikkatini yeniden ana noktaya çeker.
Alıştırma
Bir sunucu test sonuçlarını gösterdikten sonra "What do we learn?" diye soruyor. Bu sorunun temel amacı nedir?
- Sunucunun sonuçları unuttuğunu duyurmak.
- Sonuçlardan ana çıkarıma geçmek.
- Dinleyicilere okulda hangi dersi okuduklarını sormak.
Cevabı göster
Sonuçlardan ana çıkarıma geçmek.
This type of growth is called exponential growth, Kelime
2:43Bu tür bir büyümeye üstel büyüme denir,
is called exponential growth: bir olguyu adlandırmak
Cümlede is called exponential growth, bu büyüme türüne standart terimini verir. Kalıp şey + be called + ad veya terim şeklindedir; burada This type of growth adlandırılan şey, exponential growth ise terimdir. Adı doğrudan called sözcüğünden sonra getirin. Bu kalıp, bir şeyi betimlemekten onu adlandırmaya veya tanımlamaya geçmenizi sağlar.
Alıştırma
Tanımı be called adlandırma kalıbıyla tamamlayın: A process in which liquid changes into gas ____ evaporation.
Cevabı göster
is called
as you see: görülebilen kanıta geri dönmek
As you see, dinleyicinin dikkatini az önce gösterilen kanıta geri çeken ve onu bir gözleme ya da sonuca hazırlayan bir bağlantı ifadesidir. Burada see, görme yeteneğine sahip olmak değil, kanıttan fark etmek veya anlamak demektir. Bilgiyi şu sırayla düzenler: bir şey gösterilir, as you see kullanılır ve ardından kanıtın ne ortaya koyduğu söylenir.
Alıştırma
Bu sunum cümlesinde as you see ne işe yarar? As you see, the water level is above the red line?
- Dinleyicinin görme yetisini över.
- Dinleyicinin dikkatini görülebilen bir kanıta yöneltir.
- Kanıtın dinleyici tarafından görülemediğini söyler.
Cevabı göster
Dinleyicinin dikkatini görülebilen bir kanıta yöneltir.
just by folding a paper we can go very far, Notlar
2:48sadece bir kağıdı katlayarak çok uzağa gidebiliriz,
just by folding a paper: yöntemi anlatan by + fiil-ing yapısı
By + -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan eylemi ya da yöntemi belirtir. by folding a paper ifadesinde folding, sonraki sonucun nasıl mümkün olduğunu gösterir. Burada by bir edattır; bu yüzden ardından fiilin -ing biçimi gelir: fold değil, folding. Just, “yalnızca” veya “sadece” anlamı katar. Tek ve basit bir eylemin çok daha büyük bir sonuç üretmeye yettiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi fold fiilinin doğru biçimiyle tamamla: Just by ____ the map once, Mia made it fit in her pocket.
Cevabı göster
folding
go very far, but very fast too: büyümeyi hareketle anlatmak
Go very far ve go very fast, hareket dilini mecaz olarak kullanır. Far sonucun büyüklüğünü ya da ulaştığı düzeyi, fast ise bu sonuca ne kadar hızlı ulaşıldığını anlatır; hiç kimse ya da hiçbir şey gerçekten yolculuk etmez. Burada but ... too, biraz şaşırtıcı ikinci bir noktayı ekler: süreç yalnızca büyük bir sonuca ulaşmaz, bu sonuca hızlı bir şekilde de ulaşır. But ilk düşünceyi reddetmez.
Alıştırma
Hızla artan sayılar hakkındaki bir konuşmada we can go very far, but very fast too ne anlama gelir?
- Süreç çabuk bittiği için sayılar küçük kalır.
- Birisi kâğıdı yüksek hızla uzun bir mesafeye taşır.
- Sayılar kısa sürede çok büyür.
Cevabı göster
Sayılar kısa sürede çok büyür.
Summarizing, özet işareti olarak
Burada Summarizing, konuşmanın yapısını gösteren bir işaret görevi görür: konuşmacının ana noktaları bir araya getirmek veya genel sonucu söylemek üzere olduğunu bildirir. Devam eden bir eylemi anlatmaktan çok, ardından gelecek bilgiyi düzenler. Bu sözcüğü duyduğunuzda bir tekrar, sonuç ya da önemli bilgilerin kısa bir listesini bekleyebilirsiniz. Böyle işaretler, bir konuşmanın yapısını takip etmenize yardımcı olur.
Alıştırma
Bir konuşmada baştaki Summarizing, burada neyin işaretidir?
- Dinleyiciler şimdi bir özet yazmak zorunda.
- Ana noktaların özeti geliyor.
- Tamamen yeni bir konu başlıyor.
Cevabı göster
Ana noktaların özeti geliyor.
the thickness reaches 6.5 mi: reach + ölçülen değer
the thickness reaches 6.5 mi ifadesindeki reach, ölçülen bir değerin belirli bir seviyeye ulaşması anlamına gelir. Özne, ölçüm olan the thickness ifadesidir ve reach sözcüğünden sonra herhangi bir edat olmadan doğrudan değer gelir. Ölçüm + reach + sayı kalıbı sıcaklık, hız, yükseklik, boyut ve istatistik açıklamalarında yaygındır. Bir yere fiziksel olarak gitmeye değil, ulaşılan seviyeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi reach fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: During each test, the temperature ____ 90 degrees Celsius.
Cevabı göster
reaches
which is about the average height that planes fly.
3:06ki bu uçakların uçtuğu ortalama yüksekliğe yakındır.
or the average GPS satellite's orbit. Kültür
3:13veya ortalama bir GPS uydusunun yörüngesi kadardır.
the average GPS satellite's orbit bir ölçek referansı olarak
Bu iyelikli isim öbeği, tipik bir GPS uydusunun yörüngesini, yani Dünya'nın çevresinde izlediği yolu ifade eder. “Satellite's” içindeki “'s” aitlik bildirir; söz konusu olan uydunun kendisi değil, yörüngesidir. Burada yörünge, gerçek dünyadan bir ölçek referansı olarak kullanılır. Çok büyük bir ölçüyü soyut bir sayı olarak bırakmak yerine, somut bir uzay mesafesiyle ilişkilendirerek dinleyicinin gözünde canlandırır. “Average” burada belirli bir uyduyu değil, tipik veya ortalama olanı anlatır.
Alıştırma
“the average GPS satellite's orbit” bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Uydunun kesin boyutunu vermek
- GPS uzay aracının kendisini adlandırmak
- Büyük bir ölçüyü gözünüzde canlandırmaya yardımcı olmak için gerçek dünyadan bir referans kullanmak
Cevabı göster
Büyük bir ölçüyü gözünüzde canlandırmaya yardımcı olmak için gerçek dünyadan bir referans kullanmak
the thickness is way over 1 million mi. Kalıp ifadeler
3:17kalınlık 1 milyon milin çok üzerindedir.
“way over 1 million mi.” ile büyük bir aşımı anlatma
“Way over”, “çok daha fazla” veya “çok üzerinde” anlamı veren gayriresmî bir pekiştiricidir. “way over 1 million mi” ifadesinde “over”, bir milyon mili karşılaştırma noktası olarak belirler; “way” ise miktarın birazcık değil, çok daha fazla olduğunu vurgular. Bu ifade kesin farkı değil, miktarın yaklaşık büyüklüğünü anlatır. Burada “way”, “over”ı pekiştirir; yol ya da güzergâh anlamındaki “way” değildir.
Alıştırma
Hangi cümle miktarın 50 doları çok aştığı anlamına gelir?
- The ticket price is just over 50 dollars.
- The ticket price is way over 50 dollars.
- The ticket price is exactly 50 dollars.
Cevabı göster
The ticket price is way over 50 dollars.
if you think that the distance between the Earth and the Moon is less than 250,000 mi, Kalıp ifadeler
3:21Dünya ile Ay arasındaki mesafenin 250.000 milden az olduğunu düşünürseniz,
distance between the Earth and the Moon: A ile B arasındaki mesafe
Distance between A and B, iki referans noktasının birbirinden ne kadar uzakta olduğunu belirtir. Cümlede A Dünya, B ise Ay'dır; dolayısıyla ifade ikisini ayıran boşluğun miktarını gösterir. Aynı kalıp fiziksel yerleri veya sayı doğrusundaki iki nokta arasındaki mesafe gibi bir ölçek üzerinde ölçülebilen ayrılığı anlatabilir. Between çifti sunar, and ise ikinci ögeyi getirir.
Alıştırma
Cümleyi distance between A and B kalıbını doğru oluşturan sözcükle tamamlayın: The distance ____ the campsite and the lake is two miles.
Cevabı göster
between
then starting with a piece of Bible paper and folding it 45 times, Kalıp ifadeler
3:27o zaman İncil kağıdından bir parçayla başlayıp onu 45 kez katlarsak,
starting with a piece of Bible paper: starting with + isim
Starting with + isim öbeği, bir sürecin başında elde bulunan malzemeyi, koşulu veya bilgiyi sunar. Burada bir parça İncil kâğıdı, tekrar tekrar katlamadan önceki başlangıç malzemesidir; ifade, tam şu anda gerçekleşen bir eylemi vurgulamak yerine başlangıç koşulunu belirler. Ana cümleden önce kullanıldığında, başlangıç noktasını önce, sonraki eylem veya sonucu sonra vererek talimatları ya da akıl yürütmeyi düzenler.
Alıştırma
Haritanın başlangıç kaynağı olduğunu belirten tam hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ a simple map, we planned the shortest route.
Cevabı göster
Starting with
“get to the Moon”: varış bildiren get to
get to the Moon ifadesinde get to, bir yere “varmak” veya “ulaşmak” anlamına gelir. Buradaki get, “elde etmek” anlamına gelmez; to edatı varış yerini belirtir. get to + yer yapısı, varış noktasına ulaşmaya odaklanır: get to school, get to the station veya get to the final level.
Alıştırma
Cümleyi “varmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ the museum before it closes.
Cevabı göster
get to
“double it one more time”: yeniden ikiyle çarpmak
double it ifadesinde double, “mevcut miktarı iki katına çıkarmak”, yani ikiyle çarpmak anlamına gelen bir fiildir. one more time, aynı işlemin bir kez daha tekrarlanmasını söyler. Bir sayı zaten iki katına çıkarılmışsa double it one more time, mevcut sayıyı yeniden ikiyle çarpmak demektir. İki kez iki katına çıkarıldıktan sonra başlangıç sayısı dört katına ulaşır.
Alıştırma
Miktar şu anda 6. İki katına çıkarma işlemini bir kez tekrarlayarak miktarı 12 yapan yönerge hangisidir?
- Double it one more time.
- Do it two more times.
- Add one more to it.
Cevabı göster
Double it one more time.
get back to Earth: bir yere geri dönmek
“we get back to Earth.” cümlesinde get back to Earth, Dünya'dan uzakta kaldıktan sonra Dünya'ya dönmek demektir. Back dönüş anlamı katar; burada “arka taraf” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get back to + yer şeklindedir. Zaman get üzerinden değişir: şimdiki veya geniş zamanda get back to, geçmiş zamanda got back to kullanılır.
Alıştırma
Get back to ifadesini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Our class left school for a museum visit, and we ____ school by three o'clock.
Cevabı göster
got back to