Peppa Pig'in Kulüp Evi 🐷🏠 Yepyeni Peppa Pig Resmi Kanalı | Aile ve Çocuk Çizgi Filmleri: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Bay Bull, çocuklara uygun ölçülerdeki kulüp evini kurmak için oyun alanının zeminini kazıp açar. Başlangıçtaki yanlış anlaşılma giderilince evin bölümlerini gezdirir; çocuklar da yetişkinlerin içeri girmesine izin verilmediğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. digging up — Deyimsel fiiller: dig up ifadesinin yalnızca bir yerde kazmak değil, bir yüzeyi açıp kaldırarak önceki durumunu değiştirmek anlamına geldiğini kavrayın. Böylece eylemin sonucunu anlayabilir; oyun alanı, yol, bahçe veya başka bir zemindeki çalışmaları anlatırken ifadeyi kullanabilirsiniz. 2. Let me show you around. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir yeri gezdirmeye başlarken farklı bölümleri tanıtmayı teklif etmek için kullanılan bu doğal kalıbı öğrenin. Eve, okula, ofise, tesise veya yeni yapılmış bir alana gelen birini karşılarken rahatlıkla kullanabilirsiniz. 3. could us grown-ups just have a quick look inside? — Konuşma edimbilimi ve tutum: could, just ve a quick look unsurlarının isteği kısa süreli, çekingen ve daha az külfetli gösterdiğine dikkat edin. Böylece bir kural söylendikten sonra yapılan nazik pazarlığı anlayabilir ve izin isterken karşı taraf üzerindeki baskıyı benzer şekilde azaltabilirsiniz.
Bu derste
Peppa and her friends are at the playground today.
0:02Peppa ve arkadaşları bugün oyun parkındalar.
cheeky monkey.: sevecen bir yaramazlık ifadesi
Bu cümlede cheeky monkey, birini şakacı ve sevecen bir şekilde çağıran, yaramaz ya da afacan anlamına yakın bir ifadedir. Konuşan kişi kendisine böyle bir etiket takıyor; gerçekten hayvan olduğunu söylemiyor. cheeky tek başına biraz terbiyesiz veya küstah anlamına da gelebilir. Bu ifadede ise asıl anlam, zararsız bir yaramazlığı sevecen bir tavırla anlatmaktır.
Alıştırma
I'm a cheeky monkey cümlesinde cheeky monkey ne anlama gelir?
- Gerçek bir maymun
- Çok kaba davranan bir kişi
- Birini sevecen biçimde yaramaz diye çağırma
Cevabı göster
Birini sevecen biçimde yaramaz diye çağırma
such a great playground.: tekil isim öbeğini vurgulayan yapı
such a great playground, such + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbını kullanır. Such bütün isim öbeğini güçlendirir; bu nedenle konuşan kişi yalnızca oyun alanının harika olduğunu söylemiyor, ona güçlü bir hayranlık da katıyor. Bu kalıpta a, such kelimesinden sonra ve sıfattan önce gelir. Such tekil sayılabilen bir isimle kullanıldığında bu sırayı koruyun.
Alıştırma
Aynı kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: This is ____ nice room.
Cevabı göster
such a
Once they start playing, they never want to stop. Dilbilgisi
0:16Oynamaya başladıklarında asla durmak istemiyorlar.
Once they start playing: tetikleyici olarak once
Once they start playing ifadesinde once, “bu gerçekleştiğinde” ya da “... olur olmaz” anlamına gelen bir bağlaçtır. Sonraki durumu tetikleyen olayı tanıtır; ana cümle de sonucu verir. Burada oyuna başlamak, durmak istememelerine yol açar. Once + yan cümle, ana cümle yapısı bir olay veya koşulu ardından gelen durumla bağlar. Bu örnekteki gibi alışkanlık bildiren cümlelerde iki bölümde de çoğunlukla geniş zaman kullanılır.
Alıştırma
Örnekteki Once they start playing ne anlama gelir?
- Oynamaya başladıktan sonra
- Yalnızca bir kez oynamaya başlamaları
- Oynamaya başlamadan önce
Cevabı göster
Oynamaya başladıktan sonra
Stand back: uzaklaş ve mesafeni koru
Stand back, geriye doğru hareket edip uzaklaşmayı ve biraz alan bırakmayı isteyen doğrudan bir talimattır. Bu emir cümlesinde özne olarak you anlaşılır; back hareketin yönünü gösterir ve bir insanın sırtı anlamına gelmez. Bu ifade, birinin alana ihtiyaç duyduğu veya yakında durmanın tehlikeli olabileceği durumlarda yaygındır. Everyone, talimatın kimlere yöneltildiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi uyarı insanlara tehlikeden uzaklaşmalarını doğal biçimde söyler?
- Stand back—the shelf may fall.
- Stand by—the shelf may fall.
- Stand up—the shelf may fall.
Cevabı göster
Stand back—the shelf may fall.
digging up: bir yüzeyi kazıp açmak
Burada digging up, oyun alanının yüzeyini kazarak açmak ve toprağı kaldırmak anlamına gelir. Yalnızca küçük bir çukur açmayı değil, bir zemin bölümünü bozan çalışmayı anlatır. Dig up öbek fiilindeki up, zeminin ya da yüzeyin kazılarak açıldığı ve değiştiği anlamını ekler. Kişinin yukarı doğru kazdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dig up fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimiyle tamamlayın: The workers are ____ the garden to replace an old water pipe.
Cevabı göster
digging up
So I can ...: amaç bildirmek
Burada So I can, önceki eylemin amacını belirtir. “Böylece yapabilirim” ya da “bu, yapmamı mümkün kılacak” anlamına gelir. Konuşan kişi yalnızca bir sonuç bildirmiyor, hedefini söylüyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp eylem + so + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir: I move closer so I can see. why sorusuna kısa bir sözlü cevap verirken So I can + fiilin yalın hâli ile başlanabilir.
Alıştırma
Cümleyi, can içeren ve konuşanın amacını belirten üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I write the address down ____ remember it.
Cevabı göster
so I can
boss: sorumlu kişiye yönelik samimi bir hitap
Burada boss, işi yönlendiren kişiye yönelik samimi bir hitaptır. Bu kişinin mutlaka bir şirketin yasal sahibi olduğu anlamına gelmez. Sorunun sonundaki boss, sorunun kime yöneltildiğini gösterir ve şantiye konuşmasına rahat bir hava katar. Daha genel olarak, o anki görevden sorumlu kişiye hitap etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu şantiye sorusunda boss büyük olasılıkla kimi ifade ediyor?
- Beton şirketinin yasal sahibi
- Şantiyedeki her işçi
- O anda işi yöneten kişi
Cevabı göster
O anda işi yöneten kişi
excuse me: söze girmenin kibar bir yolu
Burada excuse me, bir endişeyi dile getirmeden önce söze girip Bay Bull'un dikkatini çekmek için kullanılan kibar bir başlangıçtır. Araya girmenin sertliğini azaltır. Bu kullanımda temel amaç, daha önce yapılmış bir şey için özür dilemek değildir. “Kibarca bir şey söylemem veya sormam gerekiyor” mesajını verir.
Alıştırma
Soru sormadan önce birinin dikkatini en kibar biçimde hangi cümle çeker?
- Excuse me, could I ask a question?
- Sorry about the delay.
- Tell me the answer now.
Cevabı göster
Excuse me, could I ask a question?
I think there's been some kind of mistake: bir sorunu nazikçe dile getirmek
I think, söylenen şeyi doğrudan bir suçlama yerine konuşanın değerlendirmesi olarak sunar. Burada anlaşmazlığı yumuşatır; konuşanın kendinden emin olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir. There's been some kind of mistake, bir hata ya da yanlış anlaşılmanın meydana gelmiş ve şu anki durumu etkiliyor gibi göründüğünü anlatır. Some kind of, sorunun tam olarak ne olduğunu ve sorumlunun kim olduğunu bilerek belirsiz bırakır; karşı tarafa açıklama yapma alanı tanır.
Alıştırma
Sizden iki kez ücret alındı ve sorunu nazikçe dile getirmek istiyorsunuz. En uygun başlangıç hangisidir?
- I think there's been some kind of mistake with the bill.
- I think I would like another bill.
- You charged me twice. Fix it now.
Cevabı göster
I think there's been some kind of mistake with the bill.
don't want the playground dug up: want + nesne + geçmiş zaman ortacı
Kalıp want + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. The playground, eylemden etkilenen nesnedir; dug up ise kazma işleminden sonraki istenmeyen sonucu veya durumu anlatır. Don't want kullanıldığında konuşan kişi bu edilgen sonucu istemediğini belirtir. Cümle, oyun alanının kazma işini yaptığını ya da kazıyı bizim yapacağımızı söylemez; işi kimin yapacağı belirtilmeden bırakılır.
Alıştırma
Hangi cümle, hiç kimsenin dosyaları silmesini istemediğiniz anlamına gelir?
- I don't want the files deleted.
- I don't want the files.
- I don't want to delete the files.
Cevabı göster
I don't want the files deleted.
perfect as it is: şu hâliyle kusursuz
perfect as it is ifadesinde as it is, “mevcut biçimiyle veya durumuyla” demektir. Oyun parkının perfect olarak değerlendirilmesi, zaten yeterince iyi olduğunu ve değiştirilmesi gerekmediğini gösterir. “sıfat + as it is” kalıbı, bir şeyin mevcut hâliyle fine, good veya useful olduğunu söylemek için kullanılabilir. Genellikle güncel sürümü değiştirmek yerine koruma kararını destekler.
Alıştırma
“Mevcut biçimiyle” anlamını vermek için as + zamir + be yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: We do not need to edit the poster; it is perfect ____.
Cevabı göster
as it is
With you in a moment: birazdan yardımcı olacağım
With you in a moment, konuşma dilinde I'll be with you in a moment cümlesinin eksiltilmiş hâlidir. Durumdan kolayca anlaşıldığı için özne ve fiil söylenmez. Burada be with you, “yanınıza gelip sizinle ilgilenmek veya size yardım etmek”; in a moment ise “çok yakında” demektir. Konuşan kişi dinleyenden kısa süre beklemesini ister; bir an boyunca birlikte olmaktan söz etmez.
Alıştırma
Bir resepsiyon görevlisi “With you in a moment.” diyor. Ziyaretçiye ne anlatıyor?
- Kısa süre bekleyin; size çok yakında yardım edeceğim.
- Gelin ve tam bir dakika yanımda durun.
- Kısa süre önce size yardım ettim.
Cevabı göster
Kısa süre bekleyin; size çok yakında yardım edeceğim.
get the concrete done: get + nesne + done yapısı
get the concrete done ifadesinde get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir şeyin tamamlanmış duruma gelmesini sağlamak veya tamamlandığından emin olmak anlamına gelir. Vurgu sonuçtadır: beton işi tamamlanmalıdır. Burada the concrete yalnızca malzemeyi değil, beton işini ifade eder. Kişi işi kendisi yapabilir veya başkasına yaptırabilir; bu yapı işi gerçekte kimin yaptığını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi get + nesne + done yapısıyla tamamlayın: The workday ends at five. We need to ____ this job ____ before then.
Cevabı göster
get · done
starts off soft: başlangıç durumunu anlatan start off + sıfat
starts off soft ifadesinde start off + sıfat, bir şeyin bir sürecin başındaki durumunu anlatır. Başlangıç noktasını belirtir ve çoğu zaman dinleyiciyi daha sonra olacak bir değişime hazırlar. Burada off, start off kalıbının bir parçasıdır; “uzaklaşmak” ya da “kapalı” anlamına gelmez. Cümle, beton sertleşmeden önceki ilk durumunun yumuşak olduğunu anlatır.
Alıştırma
“The path starts off flat, but it becomes steep” ne anlama gelir?
- Patika başlangıçta düzdür, sonra dikleşir.
- Patika dikleşmeden önce düz bir alandan uzaklaşır.
- Patika başlangıçta kapalıdır, sonra açılır.
Cevabı göster
Patika başlangıçta düzdür, sonra dikleşir.
concrete sets: set katılaşıp sertleşmek demektir
concrete sets ifadesinde set, “katılaşıp sertleşmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Beton kendi kendine durum değiştirdiği için sets fiilinden sonra nesne gelmez. Malzemelerle ilgili bu anlam, yumuşak, ıslak veya sıvı bir madde son biçiminde kararlı hâle geldiğinde yaygın olarak kullanılır. Bu cümlede sets, önceki yumuşak durumla sonraki kaya benzeri sertliği birbirine bağlar.
Alıştırma
“The sealant sets after about an hour,” cümlesinde sets ne anlama gelir?
- bir yere yerleştirilir
- seçilen bir değere ayarlanır
- katılaşıp sertleşir
Cevabı göster
katılaşıp sertleşir
as hard as rock: vurgulu bir karşılaştırma
as + sıfat + as + isim yapısı bir karşılaştırma oluşturur. as hard as rock ifadesinde hard karşılaştırılan niteliği belirtir, rock ise ölçüt olarak kullanılan görüntüyü sağlar. Bu ifade aşırı sertliği vurgular; betonun kayaya dönüştüğünü söylemez. Bunun gibi canlı benzetmelerde as ... as çoğu zaman kesin bir ölçü vermek yerine vurgu katar. Burada rock bir malzeme adı olarak kullanıldığı için a tanımlığı gerekmez.
Alıştırma
Hedef karşılaştırma as hard as rock ifadesini tamamlayın: After the glaze dried, the surface was ____ rock.
Cevabı göster
as hard as
Sorry about the wait: birini beklettiğiniz için özür dilemek
Sorry about the wait, bir kişi siz veya sunduğunuz hizmet nedeniyle beklemek zorunda kaldıktan sonra kullanılan yaygın bir özür ifadesidir. Buradaki the wait, karşı tarafın yaşadığı bekleme süresini adlandıran bir isim öbeğidir; beklemesi için verilen bir talimat değildir. Sorry about + isim kalıbı, özrün nedenini belirtir. Bu nedenle cümle, yalnızca Sorry demekten daha belirgindir.
Alıştırma
Bir müşteriyi beklettiniz ve artık ona yardımcı olabilirsiniz. Hangi cümle gecikme için doğrudan özür diler?
- Thank you for coming.
- Sorry about the wait.
- Please wait a moment.
Cevabı göster
Sorry about the wait.
a concrete base: betondan yapılmış destekleyici bir taban
a concrete base ifadesinde base, bir nesnenin veya yapının üzerine oturduğu alttaki desteği ifade eder. Burada fiziksel bir destek parçasıdır; merkez, üs veya soyut bir başlangıç noktası değildir. Concrete, tabanın hangi malzemeden yapıldığını belirtmek için base sözcüğünden önce gelir. İfadenin tamamı betondan yapılmış destekleyici bir taban anlamına gelir.
Alıştırma
Bir inşaat bağlamında a concrete base en doğal olarak ne anlama gelir?
- bir beton şirketinin merkezi
- betondan yapılmış alttaki bir destek parçası
- bina için ayrıntılı bir plan
Cevabı göster
betondan yapılmış alttaki bir destek parçası
To put this clubhouse on: amacı belirten kısa bir yanıt
To put this clubhouse on, amacı soran Why? gibi bir soruya kısa yanıt olarak tek başına kullanılan to'lu bir mastar öbeğidir. Konuşma, eksik ana cümlenin anlaşılmasını sağlar: taban bu amaçla yapılmıştır. Sondaki on, kulüp evi ile taban arasındaki ilişkiyi gösterir. Daha tamamlanmış I made this base to put this clubhouse on ifadesinde this base, anlam bakımından on'dan sonra gelen öge olarak anlaşılır. İngilizce bu yapıda edatı sonda bırakabilir.
Alıştırma
Birisi "What is this small platform for?" diye soruyor. Hangi kısa yanıt amacı doğal biçimde belirtir?
- To display on the model train.
- To display the model train on.
- The model train displays it.
Cevabı göster
To display the model train on.
If you don't want it, I can take it away again. Notlar
1:26Eğer istemiyorsanız, tekrar geri götürebilirim.
If you don't want it, I can...: koşula bağlı bir çözüm önerisi
If you don't want it, dinleyenin ne istediğine dayanan, gerçek ve mümkün bir koşul belirtir. I can take it away again, bu koşul gerçekleşirse uygulanabilecek bir çözüm sunar. If yan cümlesinde present simple kullanılır. Can + fiilin yalın hâli, konuşanın yapabildiği veya yapmaya istekli olduğu eylemi gösterir. Bu ifade seçimi dinleyene bırakır ve anlaşmazlığı yumuşatabilir. Take it away, nesneyi bulunduğu yerden kaldırmak demektir. Again, nesne getirilmeden önceki duruma dönüleceğini düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümle diğer kişinin tercihine bağlı pratik bir çözüm sunar?
- If you didn't need the extra chair, I could have moved it to the hallway.
- If you don't need the extra chair, I can move it to the hallway.
- Because you don't need the extra chair, you must move it to the hallway.
Cevabı göster
If you don't need the extra chair, I can move it to the hallway.
take it away: ayrılabilir öbek fiilde zamirin yeri
take it away, bir şeyi alıp götürmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Buradaki it nesne zamiridir; bu yüzden take ile away arasına gelir. Sondaki again “tekrar” anlamı verir veya önceki duruma dönüşü belirtir; öbek fiilin parçası değildir.
Alıştırma
Take away ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: If you do not need this chair, I can ____.
Cevabı göster
take it away
does look: olumlu cümlede vurgulu do
does look, olumlu bir cümlede kullanılan vurgulu bir yapıdır. Tarafsız bir cümlede that looks quite good denebilir; does eklendiğinde konuşan kişi bunun gerçekten oldukça iyi göründüğünü vurgular veya doğrular. Does, zaman ve üçüncü tekil kişi uyumunu taşıdığı için ana fiil yalın hâlde, yani look olarak kalır. Burada actually ve does look konuşanın tutumundaki değişikliği gösterir: konuşan kişi önceki şüphesini veya itirazını bırakıp sonucun iyi göründüğünü kabul eder. Bu bir soru veya olumsuz cümle değildir.
Alıştırma
Bir şeyin iyi göründüğünü güçlü biçimde doğrulayan olumlu cümleyi seçin.
- Does it look good?
- It does looks good.
- It does look good.
Cevabı göster
It does look good.
It's got: Bir şeyin bir özelliğe sahip olduğunu söylemek
It's got, It has got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada bir şeyin belirli bir özelliğe veya parçaya sahip olduğunu belirtir. Bu yapıda got, bir şeyi edinme eylemini anlatmaz. Has got ifadesini şimdiki zamanda sahiplik bildiren tek bir yapı olarak düşünün.
Alıştırma
Cümleyi have got yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Look at this toy car. ____ four wheels.
Cevabı göster
It's got
and a swing and all kinds of other fancy stuff. Kalıp ifadeler
1:38ve bir salıncağı ve her türlü süslü şeyi var.
all kinds of other fancy stuff: Çeşitli ek şeyleri gruplandırmak
All kinds of, «birçok farklı türde» veya «her türden» anlamına gelir. Other, konuşanın daha önce söylediği kaydırak ve salıncağı tekrar anlatmadığını, bunlara başka şeyler eklediğini gösterir. Fancy stuff, özel, gösterişli veya eğlenceli görünen başka şeyleri kasıtlı olarak belirsiz biçimde topluca adlandıran samimi bir ifadedir. Stuff burada sayılamazdır; nesneleri tek tek adlandırmadan bir grup olarak anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede all kinds of, ek nesneleri tek tek saymadan gruplandırmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The craft room has paper, paint, and all kinds of other useful stuff.
- The craft room has paper, paint, and all kind of other useful stuff.
- The craft room has paper, paint, and a kind of other useful stuffs.
Cevabı göster
The craft room has paper, paint, and all kinds of other useful stuff.
Let me show you around: gezdirmeyi teklif etmek
Let me show you around, birine bir yeri gezdirmeyi ve o yerin farklı bölümlerini göstermeyi teklif etmenin doğal bir yoludur. Kalıp let me + fiilin yalın hâlidir; burada ardından show + kişi + around gelir. Burada around, daire çizerek dolaşmak değil, mekânın farklı bölümlerini görmek anlamındadır. Aynı ifade birini evde, okulda, ofiste veya başka bir yerde karşılarken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü show + you + around ifadesiyle tamamlayın: Welcome to my studio. Let me ____.
Cevabı göster
show you around
a bit small: olumsuz bir yorumu yumuşatmak
a bit small ifadesinde a bit, biraz veya hafifçe anlamına gelir. a bit + sıfat kalıbı dereceyi düşük gösterir ve olumsuz bir değerlendirmenin daha az sert duyulmasını sağlar. Konuşan kişi yine de bir şeyin küçük olabileceğine dair kaygısını belirtiyor. a bit yorumu yumuşatır; kesin bir ölçü vermez ve eleştiriyi ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, odanın kabul edilemeyecek kadar soğuk olduğunu söylemeden biraz soğuk olduğunu nazikçe belirtir?
- The room is too cold.
- The room is a bit cold.
- The room is a bit coldly.
Cevabı göster
The room is a bit cold.
That's because it's not for grown-ups, Daddy Pig. Notlar
1:52Çünkü yetişkinler için değil, Baba Domuz.
grown-ups: yetişkinleri anlatan gayriresmî isim
grown-ups, sayılabilen grown-up isminin çoğuludur ve ‘yetişkinler’ ya da ‘büyükler’ anlamına gelir. Bu aile sahnesinde bir çocuk yetişkinlerden kendi bakış açısıyla söz ettiği için doğal duyulur. Bunu ‘yetişkin olmak’ anlamındaki grow up fiiliyle karıştırmayın. Kısa çizgi bunun isim olduğunu göstermeye yardımcı olur: one grown-up, two grown-ups.
Alıştırma
Hangi cümle, yetişkinlerden gayriresmî biçimde söz eden bir çocuğun ifadesi gibi en doğal duyulur?
- The adults are still talking in the kitchen.
- The grown-ups are still talking in the kitchen.
- The elderly people are still talking in the kitchen.
Cevabı göster
The grown-ups are still talking in the kitchen.
not for grown-ups ... It's for children: hedef kullanıcıları belirten for
Burada for + bir grup, bir şeyin kimler için düşünüldüğünü, tasarlandığını veya kimlere uygun olduğunu belirtir. not for grown-ups, yetişkinlerin hedef kullanıcı olmadığını; It's for children ise hedef kullanıcıların çocuklar olduğunu anlatır. İki cümle, not for X / for Y biçiminde açık bir karşıtlık kurar. Bu kalıp bir yerin, ürünün, etkinliğin veya içeriğin kimlere yönelik olduğunu açıklamak için kullanılabilir. Buradaki for, birinin adına veya yerine hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede for bir şeyin hedef kullanıcılarını belirtir?
- We left for London at noon.
- I carried the bag for Maya.
- This small helmet is for children.
Cevabı göster
This small helmet is for children.
children size.: çocuklara uygun boyutu anlatan gayriresmî ifade
Burada children size, “çocuklar için bir ölçüde yapılmış” anlamına gelir. Clubhouse'daki eşyaların yetişkinlerin değil, çocukların vücuduna göre tasarlandığını anlatır. Bir ölçü ifadesi olarak, hedeflenen kullanıcıyı size sözcüğünün önüne koyar. Aynı fikir travel-size ve family-size gibi standart birleşimlerde de görülür; ancak standart İngilizcede child-size, child-sized veya sized for children genellikle daha doğaldır.
Alıştırma
Çocuklar için yapılmış bir sandalye için standart sıfat biçimi hangisidir?
- a children size chair
- a child-size chair
- a chair for child size
Cevabı göster
a child-size chair
Yes, the clubhouse is not too big and not too small, but just right for children. Kalıp ifadeler
2:03Evet, kulüp evi ne çok büyük ne de çok küçük, tam çocuklara göre.
not too big and not too small, but just right: iki uç arasında tam uygunluğu anlatmak
not too big and not too small, but just right yapısı önce iki uç noktayı eler, sonra uygun olan orta sonucu verir. Burada clubhouse'ın çocuklar için tam doğru boyutta olduğunu anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp not too X and not too Y, but just right şeklindedir. Just right, “tam olarak uygun” veya “uygun düzeyde” demektir; “sadece doğru” demek değildir. X ve Y boyutu, sıcaklığı, zorluğu, miktarı veya başka bir özelliği anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The soup is not too hot and not too cold, but ____.
Cevabı göster
just right
toy cooker: Britanya İngilizcesinde oyuncak ocak
Bu cümlede a toy cooker, çocukların oyun oynarken kullandığı oyuncak bir mutfak aracıdır. Toy sözcüğü bunun gerçekten çalışan, tam boy bir cihaz değil, oyuncak bir sürüm olduğunu gösterir. Britanya İngilizcesinde cooker genellikle yemek pişirmek için kullanılan mutfak cihazını ifade eder. Yemek yapan kişiyi değil, cihazı adlandırır.
Alıştırma
Hangi cümlede cooker Britanya İngilizcesine uygun biçimde kullanılmıştır?
- The cooker is the person who made lunch.
- The cook put the pan on the cooker.
- The cooker chopped the vegetables.
Cevabı göster
The cook put the pan on the cooker.
The toy cooker is made of wood and has a light that comes on inside. Notlar
2:13Oyuncak ocak ahşaptan yapılmış ve içinde yanan bir ışığı var.
made of wood: bir nesnenin malzemesini belirtme
Be made of + malzeme, bir nesneyi yapmak için kullanılan malzemeyi belirtir. Burada is made of wood, oyuncak ocağın malzemesinin ahşap olduğunu söyler. Be biçimi özneye ve zamana göre değişir: is made of, are made of veya was made of. Of sözcüğünden sonra gelen sözcük, sahibini değil malzemeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: This shelf is ____ wood.
Cevabı göster
made of
comes on: bir ışığın kapalı durumdan açık duruma geçmesi
Bu cümlede comes on, kapalı durumdan açık duruma geçmek veya yanmak anlamına gelir. Özne a light olduğu için oyuncak ocağın içindeki ışığa ne olduğunu anlatır. Bir ışık, ekran veya cihaz özne olduğunda come on, onun çalışmaya başladığını anlatabilir. Burada teşvik veya acele ettirme amacıyla kullanılan Come on! ünlemi değildir ve birine doğru hareket etmek anlamına da gelmez.
Alıştırma
Cümleyi come on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When you press this button, the screen ____.
Cevabı göster
comes on
Well, it's a toy telephone made out of wood, but you can pretend it works. Dilbilgisi
2:27Şey, ahşaptan yapılmış oyuncak bir telefon ama çalıştığını hayal edebilirsin.
pretend it works: pretend + yan cümle
pretend it works ifadesinde pretend fiilinden sonra tam bir yan cümle olan it works gelir. Bu yan cümlenin kendi öznesi it ve fiili works vardır. İfade, aslında çalışmayan oyuncak telefon gerçekten çalışıyormuş gibi hayal etmek veya davranmak anlamına gelir. Hayal edilen düşünce tam bir ifade olduğunda pretend + yan cümle kullanılır; pretend the box is a boat buna örnektir. pretend that it works de denebilir; burada that isteğe bağlıdır. Bu ifade telefona çalışmasını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın bozuk radyonun çalışabildiğini hayal ettiğini ifade eder?
- Mia pretends to work on the radio.
- Mia pretends the radio to work.
- Mia pretends the radio works.
Cevabı göster
Mia pretends the radio works.
Aren't you going to answer that?: harekete geçmeye yönelten soru
Aren't you going to...? olumsuz bir sorudur, ancak burada yalnızca bir planı sormaz. Konuşan kişi karşısındakinin harekete geçmesini zaten beklediği için soru bir hatırlatma veya hafif bir teşvik görevi görür. answer that ifadesindeki that, çalan telefonu belirtir. Aren't you going to + fiilin yalın hâli...? kalıbı, konuşan kişinin bir eylemi beklediği ancak eylemin henüz gerçekleşmediğini fark ettiği durumlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Bir telefon çalıyor ve konuşan kişi karşısındakinin telefonu açmasını bekliyordu. Aren't you going to answer it? en güçlü biçimde ne anlatır?
- Konuşan kişi karşısındakine telefonu açmasını hatırlatıyor veya onu nazikçe teşvik ediyor.
- Konuşan kişi gelecekteki bir programı tarafsız biçimde soruyor.
- Konuşan kişi answer fiilinin açıklamasını istiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi karşısındakine telefonu açmasını hatırlatıyor veya onu nazikçe teşvik ediyor.
Peppa Pig speaking: telefonda kendini tanıtma kalıbı
Name + speaking, telefonu açtığınızda kim olduğunuzu belirtmenin kalıplaşmış bir yoludur. Peppa Pig speaking. ifadesi This is Peppa Pig speaking anlamına gelir; This is sözcükleri atılmıştır. Burada speaking, telefon açılış kalıbının bir parçasıdır. Yalnızca Peppa Pig'in o anda konuştuğunu bildirmez.
Alıştırma
Name + speaking telefon kalıbını tek sözcükle tamamlayın: Good morning, Maya Chen ____.
Cevabı göster
speaking
hatch with a counter: tezgâhlı küçük bir servis penceresi
Burada hatch, duvar, kapı ya da bölmede bulunan ve insanların eşya uzatabildiği veya hizmet verebildiği küçük bir açıklık anlamındaki isimdir. Bir hayvanın yumurtadan çıkmasıyla ilgili değildir. Counter, servis yapmak, ödeme almak veya eşya koymak için kullanılan düz tezgâhtır. Birlikte a hatch with a counter, yanında ya da altında kullanışlı bir tezgâh bulunan küçük bir servis açıklığını anlatır.
Alıştırma
'The kiosk has a hatch with a counter,' cümlesinde hatch ne anlama gelir?
- yumurtadan çıkan bir hayvan
- eşya uzatmak veya servis yapmak için kullanılan küçük bir açıklık
- müşterilerin eşya koyduğu düz yüzey
Cevabı göster
eşya uzatmak veya servis yapmak için kullanılan küçük bir açıklık
like a little shop: benzerlik için be like + isim öbeği
Burada like, hoşlanmak anlamındaki fiil değil, benzer anlamını veren bir edattır. It's like a little shop cümlesinde fiil is, karşılaştırma için kullanılan isim öbeği ise a little shop ifadesidir. Tekrar kullanılabilen yapı be + like + isim öbeğidir. Tam bir yan cümle kurmadan hızlı bir karşılaştırma yapmayı sağlar.
Alıştırma
‘Benzer’ anlamındaki edatla karşılaştırmayı tamamlayın: With all the lights on, the garden is ____ a fairyland.
Cevabı göster
like
What do you want from our cafe today, Mr. Bull? Ton ve niyet
3:03Bugün kafemizden ne istersiniz, Bay Boğa?
What do you want from our cafe today, ...? — müşterinin ne istediğini sormak
Bu hayali kafede What do you want from our cafe today? bir servis sorusudur ve müşterinin bugün ne sipariş etmek istediğini sorar. from our cafe ifadesi yiyecek veya içeceğin kafeden geldiğini gösterir; müşterinin soyut olarak bir kafeden ne istediğini sormaz. Buradaki want doğrudan bir tınıya sahiptir; bu nedenle rol yapma oyununa veya çok samimi bir servis ortamına uyar. Gerçek müşteri hizmetlerinde What would you like today? genellikle daha kibar duyulur.
Alıştırma
Gerçek bir kafede, garsonun kullanması genellikle daha kibar olan cümle hangisidir?
- What do you want from our cafe today?
- What did you bring to the cafe today?
- What would you like today?
Cevabı göster
What would you like today?
What have you got? — bir kafenin ne sunduğunu sormak
Bir kafede veya dükkânda What have you got? o anda seçilebilecek nelerin bulunduğunu sorar. Burada have got, bir şeyi yanında bulundurmak değil, hazır bulundurmak veya sunmak anlamındadır; konuşan kişi menüyü ya da mevcut seçenekleri sorar. Aynı kelimeler başka bir bağlamda bir kişinin neye sahip olduğunu da sorabilir. Bu yüzden doğru anlamı ortam belirler.
Alıştırma
Bir kafede What have you got? en doğal olarak neyi sorar?
- Hangi içecekler ve yiyecekler mevcut?
- Daha önce ne satın aldın?
- Ellerinde ne taşıyorsun?
Cevabı göster
Hangi içecekler ve yiyecekler mevcut?
pretend coffee ... pretend tea: hayali oyun nesneleri
Pretend bir isimden önce geldiğinde, bir şeyin yalnızca hayali bir oyunun parçası olarak var olduğunu anlatabilir. Buradaki pretend coffee ve pretend tea, kafe oyununda hayal edilen içeceklerdir; gerçek içecekler veya özel kahve ve çay türleri değildir. Pretend + isim yapısı, bir kişiye, yere veya nesneye oyuncuların oyun sırasında gerçek kabul ettiği bir kimlik verir.
Alıştırma
Yalnızca bir çocuğun hayali kafe oyununda var olan çayı en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- They are serving fake tea in the play café.
- They are pretending tea in the play café.
- They are serving pretend tea in the play café.
Cevabı göster
They are serving pretend tea in the play café.
Pretend tea, please: kibar sipariş için ürün + please
Burada Pretend tea seçilen ürünü adlandırır; cümle sonundaki please ise bu seçimi kısa ve kibar bir isteğe dönüştürür. Tam ifade I'd like the pretend tea, please olabilir, ancak durum isteği açıkça belli ettiğinde İngilizcede tam cümle çoğu zaman söylenmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, ürün veya miktar + please biçimidir. Sipariş verirken, bilet alırken veya bilinen bir nesneyi isterken yaygındır.
Alıştırma
Ürün + please yapısını tamamlayın: One apple juice, ____.
Cevabı göster
please
Bir şeyi verirken veya küçük bir işi bitirirken There you go.
Burada There you go. “Bunu sana veriyorum” veya “Senin için hazır” anlamına gelir. Bir şey uzatılırken ya da küçük bir yardım tamamlanırken söylenen kısa bir konuşma ifadesidir. Bu ifade, bir yere gitme talimatı değildir. Teslim etme anlamını fark etmek için ifadeye eşlik eden harekete bakın.
Alıştırma
Bir müşteriye istediği fişi uzatıyorsunuz. Fişi ona verdiğinizi doğrudan belirten cümle hangisidir?
- Please go there.
- There you go.
- See you tomorrow.
Cevabı göster
There you go.
Nazik bir kapanış dileği olarak Have a nice day.
Have a nice day. bir etkileşim sona ererken kullanılan nazik bir dilektir. Karşınızdaki kişinin günün geri kalanını iyi geçirmesini umduğunuzu belirtir. Bu kalıpta have, karşınızdaki kişi için dilediğiniz deneyimi başlatır; fiziksel olarak bir güne sahip olmak anlamına gelmez. İfadenin tamamı samimi bir kapanış görevi görür.
Alıştırma
Kasiyer işlemi tamamladı ve müşteri ayrılıyor. Günün geri kalanı için samimi bir iyi dilek sunan cümle hangisidir?
- Today is a nice day.
- Have a nice day.
- I enjoyed my day.
Cevabı göster
Have a nice day.
“hit the spot”: tam ihtiyaç duyulan şey
“Hit the spot”, bir yiyeceğin, içeceğin veya rahatlatıcı başka bir deneyimin o anda kişinin tam ihtiyacı olan şey olduğunu ve onu memnun ettiğini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede konuşan kişi, hayali çayı içtikten sonra memnuniyetle tepki veriyor. Burada “the spot” gerçek bir yer değildir ve “hit” de vurmak anlamına gelmez. İfadenin tamamını “Tam ihtiyacım olan şeydi” anlamında memnuniyet bildiren bir tepki olarak öğrenin.
Alıştırma
“That soup really hit the spot” ne anlama gelir?
- Çorba masada bir iz bıraktı.
- Çorba fiziksel olarak belirli bir yere çarptı.
- Çorba tam kişinin ihtiyacı olan şeydi ve onu memnun etti.
Cevabı göster
Çorba tam kişinin ihtiyacı olan şeydi ve onu memnun etti.
Can we see the rest of the clubhouse now? Ton ve niyet
3:24Kulüp evinin geri kalanını şimdi görebilir miyiz?
“Can we see the rest of ... now?”: geriye kalanı görmek için izin istemek
“Can we see ...?” burada grubun görme yeteneği olup olmadığını soran bir soru değil, izin isteyen bir ifadedir. Konuşan kişiler şimdi gezmeye devam etmek için izin istiyor. “The rest of the clubhouse”, kulüp binasının henüz görmedikleri kısmı demektir. “the rest of + isim” yapısında “rest”, “geriye kalan” anlamına gelir; bu nedenle cümle kibar bir isteği görmek istedikleri bölümle birleştirir.
Alıştırma
Bir grup müzenin bir kısmını zaten görmüştür. Hangi cümle şimdi geriye kalan kısmı görmek için doğal biçimde izin ister?
- Can you see the rest of the museum now?
- Can we have a rest in the museum now?
- Can we see the rest of the museum now?
Cevabı göster
Can we see the rest of the museum now?
Please go up the ramp to the next floor. Kalıp ifadeler
3:28Lütfen bir sonraki kat için rampadan yukarı çıkın.
Rampadan bir sonraki kata çıkmak
go up the ramp to the next floor bir yol tarifi verir. go up rampa boyunca yukarı doğru hareket etmeyi anlatır; the ramp izlenen yolu, to the next floor ise varış yerini belirtir. Bu yapı hem hangi yolun izleneceğini hem de nereye varılacağını söyler. Buradaki up the ramp “rampanın üstünde” değil, “rampadan yukarı doğru” anlamına gelir. go up/down + yol + to + varış yeri kalıbı yol tariflerinde kullanılabilir.
Alıştırma
Yol tarifini eksik iki İngilizce parçayı ekleyerek tamamlayın: Please ____ the stairs ____ the library.
Cevabı göster
go up · to
Yetişkinler kadar uzun
as tall as the grown-ups ifadesi, as + sıfat + as yapısını kullanarak belirtilen özelliğin derecesinin eşit olduğunu gösterir. Karşılaştırılan özellik tall, yani boydur; bu nedenle ifade çocukların yetişkinlerle aynı boyda olduğu anlamına gelir. Bu sahnede çocuklar yüksek bir yerde durduğu için yetişkinlerle aynı yükseklikte görünüyor. Bu, birdenbire gerçekten uzadıkları anlamına gelmez. Yapı yalnızca belirtilen özelliği karşılaştırır; iki tarafın her açıdan aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Eksik iki kelimeyi ekleyerek eşitlik karşılaştırmasını tamamlayın: This tree is ____ tall ____ that tree.
Cevabı göster
as · as
off the end of that balcony is the slide: yeri önce veren söz dizimi
Cümle, yer bildiren off the end of that balcony öbeğiyle başlar ve ardından is the slide gelir. Bu, yeri önce veren ve yer belirten devrik yapı olarak da adlandırılan bir söz dizimidir. Olağan sıra The slide is off the end of that balcony olurdu. Yeri başa almak, konuşmacı orada ne olduğunu söylemeden önce dinleyicinin düzeni zihninde kurmasını sağlar. Burada off the end, kaydırağın balkonun en uzak ucunda bulunduğunu ve oradan dışarı doğru uzandığını belirtir. Kaydırağın konumunu veya bağlantısını anlatır; düştüğünü anlatmaz.
Alıştırma
"At the end of the hall is the kitchen." İngilizce cümlesini okuyun. Yeri önce veren söz dizimi ne yapıyor?
- Mutfağın koridorun sonuna doğru hareket ettiğini söyler.
- Önce konumu verir, sonra mutfağı tanıtır.
- Koridordan bir şeyin düştüğünü söyler.
Cevabı göster
Önce konumu verir, sonra mutfağı tanıtır.
have done a very good job: tamamlanan bir görevi övmek
Do a good job, bir görevi iyi yapmak anlamına gelen kalıplaşmış bir sözcük birleşimidir. Have done a very good job içinde job, ücretli bir pozisyonu değil, yapılan işi veya sonucu belirtir. Have done, present perfect biçimidir: görev tamamlanmıştır ve konuşmacı şimdi sonucunu övmektedir. Very, övgüyü güçlendirir.
Alıştırma
Görev tamamlandı ve konuşmacı şimdi sonucu övüyor. Cümleyi do fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: You ____ a very good job.
Cevabı göster
have done
must admit: çekincelere rağmen bir şeyi kabul etmek
Must admit, gerçeklerin konuşanı bir şeyi kabul etmeye yönelttiğini anlatır. Buradaki must, başka birinin verdiği emir değildir. Tam biçimi I must admit şeklindedir; gündelik konuşmada bu cümlede olduğu gibi I düşebilir. Bu ifade çoğu zaman bir kabullenme veya ödün verme anlamı taşır: konuşan daha önce şüphe duymuş ya da aynı fikirde olmayı beklememiş olabilir, ancak şimdi ardından gelen değerlendirmeyi kabul eder. Böylece övgü samimi ama biraz temkinli duyulabilir.
Alıştırma
“I must admit, the meal was better than I expected,” cümlesinde “must admit” neyi gösterir?
- Birisi konuşana bir hatayı itiraf etmesini emretmiş.
- Konuşan hiçbir çekince olmadan coşkulu bir iddiada bulunuyor.
- Konuşan, önceki şüphesine rağmen şaşırtıcı bir gerçeği kabul ediyor.
Cevabı göster
Konuşan, önceki şüphesine rağmen şaşırtıcı bir gerçeği kabul ediyor.
Three cheers for ... Hip hip hooray!: toplu kutlama tezahüratı
Three cheers for Mr. Bull, herkesi Bay Bull'u kutlamaya veya ona teşekkür etmeye çağıran kalıplaşmış bir sözdür. Ardından gelen Hip hip! Hooray! bir çağrı ve karşılık tezahüratıdır: bir kişi Hip hip! diye seslenebilir, grup da Hooray! diye karşılık verir. Geleneksel olarak bu çağrı ve karşılık üç kez tekrarlanır. Bu sözler birlikte canlı ve törensel bir toplu övgü anı yaratır. Burada grup, Bay Bull'un katkısını takdir etmektedir.
Alıştırma
Grup “Three cheers for Maya. Hip hip hooray!” dediğinde ne yapıyor?
- Sıradan bir konuşmanın başında Maya'yı selamlıyorlar.
- Maya'yı herkesin önünde kutlayıp övüyorlar.
- Maya'dan üç farklı kişi için tezahürat yapmasını istiyorlar.
Cevabı göster
Maya'yı herkesin önünde kutlayıp övüyorlar.
You are most welcome: teşekküre verilen sıcak bir yanıt
Bir teşekküre verilen bu yanıtta You are most welcome, “Rica ederim” ya da “Yardım etmekten memnun oldum” anlamına gelir. most, nazik yanıt kalıbındaki welcome ifadesini güçlendirir; farklı kişilerin ne kadar hoş karşılandığını kıyaslayan bir üstünlük derecesi değildir. Bu ifade, yardımın isteyerek yapıldığını gösterdiği için yanıtı özellikle içten gösterir.
Alıştırma
Biri yardımınız için teşekkür ediyor. You are most welcome burada ne anlatır?
- Teşekküre verilen sıcak ve nazik bir yanıttır.
- Diğer herkesten daha popüler olduğunuzu söyler.
- Başka birini karşılamak zorunda olduğunuzu söyler.
Cevabı göster
Teşekküre verilen sıcak ve nazik bir yanıttır.
are not allowed: bir kural nedeniyle izin verilmemesi
Grown-ups are not allowed cümlesindeki are not allowed, be + not + allowed edilgen yapısıdır. Bir kuralın veya yetkili kişinin izin vermediğini anlatır; yetişkinlerin bir şeyi yapma becerisine sahip olmadığını söylemez. Cümlede eylem veya yer belirtilmez çünkü bu bilgi bağlamdan anlaşılır. Gerektiğinde bir eylem için be allowed to + fiil, örneğin allowed to enter; bir yere giriş izni içinse be allowed in kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kuralın ziyaretçilerin odaya girmesini yasakladığını en açık biçimde belirtir?
- Visitors do not want to enter this room.
- Visitors are not allowed to enter this room.
- Visitors are unable to find this room.
Cevabı göster
Visitors are not allowed to enter this room.
But could us grown-ups just have a quick look inside? Ton ve niyet
4:12Ama biz yetişkinler içeriye şöyle bir göz atsak olmaz mı?
Could ... just have a quick look...?: yumuşatılmış bir rica
Could ... just have a quick look ... kalıbı, ricayı küçük ve kabul etmesi kolay bir şey gibi gösterir. Could bunu emir yerine kibarca olasılık soran bir ifade hâline getirir; just isteği sınırlar; have a quick look ise kısa süre bakmak anlamına gelir. Bu unsurlar birlikte dinleyici üzerindeki baskıyı azaltır. Burada konuşan kişi, reddedildikten sonra bir istisna istemektedir. İfade çekingen kalır, ancak yine de karşı tarafın reddedebileceği bir ricadır.
Alıştırma
Resepsiyondaki görevli meşgul. Hangi cümle bir belgeye yalnızca kısa süre bakmak için kibarca izin ister?
- Give me the form so I can inspect it.
- Could I just have a quick look at the form?
- I will look at the form now.
Cevabı göster
Could I just have a quick look at the form?