Artemis 1'in Çılgın Yolculuğu: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.534 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Artemis 1, Orion'un yakıtını korumak için sıra dışı bir Ay rotası kullandı ve verimli dönmek için Ay yakınında motorunu ateşledi. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "comes down to" — Deyimler ve mecazi ifadeler: rota planlamasının delta v'ye nasıl indirgendiğini anlayın ve seçimi belirleyen unsuru adlandırın. 2. "gravity assist" — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: doğru taraftan yaklaşmanın aracı yavaşlatıp yakıt tasarrufu sağlayabildiğini, her zaman hızlandırmadığını öğrenin. 3. "as if it were" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: güçlü çekimle hızlı yürüyen bant arasındaki gerçek dışı karşılaştırmayı izleyin ve bilinmeyen bir mekanizmayı hayali bir sahneyle açıklayın.

Bu derste

This is the Artemis 1 mission leaving Earth and heading for the Moon.

0:00

Bu, Dünya'dan ayrılıp Ay'a doğru giden Artemis 1 görevi.

This spacecraft left Earth in the same way that all spacecraft leave.

0:04

Bu uzay aracı Dünya'dan tüm uzay araçlarının ayrıldığı şekilde ayrıldı.

But watch what happens when it gets close to the Moon.

0:08

Ama Ay'a yaklaştığında ne olduğuna bir bakın.

The Orion capsule is sent on a crazy trajectory,

0:11

Orion kapsülü çılgın bir yörüngeye gönderiliyor,

leaping ahead of the Moon,

0:14

Ay'ın önüne fırlayıp,

falling behind,

0:15

gerisinde kalıp,

and then being thrown back to Earth.

0:16

sonra tekrar Dünya'ya doğru fırlatılıyor.

What's even crazier is that this journey took 26 days to complete. Anlatım akışı

0:18

Daha da çılgınca olan şey, bu yolculuğun tamamlanmasının 26 gün sürmesiydi.

Anlatım akışı

What's even crazier is that: şaşkınlık derecesini artırmak

What's even crazier is that ... yapısı, sıradaki gerçeği az önce verilen bilgiden daha şaşırtıcı olarak sunar. What ile başlayan yan cümle öznedir; that ise vurgulanan gerçeği tanıtır. Burada crazier, zihinsel olarak hasta değil, daha şaşırtıcı veya inanılması daha güç anlamına gelir. Bu yapı bilgiyi adım adım ilerletir: önce dikkat çekici bir gerçek, ardından daha da beklenmedik bir gerçek sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle, ilkinden daha şaşırtıcı olan ikinci bir gerçeği en doğal biçimde tanıtır?

  1. The tiny battery, which lasted for three weeks, was even smaller.
  2. Was the tiny battery able to last for three weeks?
  3. What's even crazier is that the tiny battery lasted for three weeks.
Cevabı göster

What's even crazier is that the tiny battery lasted for three weeks.

Compare this to the Apollo 8 journey, Anlatım akışı

0:22

Bunu Apollo 8 yolculuğuyla karşılaştırın,

which only took 6 days to complete and followed a much simpler route.

0:24

tamamlanması sadece 6 gün sürmüş ve çok daha basit bir rota izlemişti.

Anlatım akışı

Compare this to: açık bir karşılaştırmaya yönlendirmek

Compare this to ... önceki durumu yeni bir durumun yanına koyup ilgili farkları veya benzerlikleri görmeye yönelik doğrudan bir talimattır. This az önce anlatılan yolculuğa gönderme yapar; to ise karşılaştırma noktası olan Apollo 8 yolculuğunu tanıtır. Bu cümlede 26 güne karşı 6 gün ve karmaşık bir rotaya karşı daha basit bir rota ayrıntıları, amacın karşıtlığı göstermek olduğunu belirtir. Compare A to B tek başına A ile B'nin benzer olduğunu söylemez; hangi ilişkinin önemli olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Talimattaki boşluğu öğrendiğiniz üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ the figure from 2020, when sales were half as high.

Cevabı göster

Compare this to

So why didn't Artemis just do this?

0:28

Peki Artemis neden bunu yapmadı?

Getting to the Moon is no easy task. Kalıp ifadeler

0:30

Ay'a gitmek hiç de kolay bir iş değil.

Kalıp ifadeler

no easy task: bir şeyin zor olduğunu ölçülü biçimde söylemek

No easy task, “yapılması zor bir şey” demektir. Buradaki no, doğrudan easy sözcüğünü olumsuzlar; ortada hiçbir görev olmadığı anlamına gelmez. Bu ifade güçlü ama ölçülü bir değerlendirme yapar. Karmaşık bir iş, zorluk veya hedeften söz ederken very difficult demekten çoğu zaman daha doğal duyulur.

Alıştırma

“Oldukça zor” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Coordinating six teams across three time zones is ____.

Cevabı göster

no easy task

It takes an enormous amount of energy to get there.

0:33

Oraya ulaşmak muazzam miktarda enerji gerektiriyor.

In fact,

0:35

Aslında,

it takes more energy to land on the Moon than it does to land on Mars, Dilbilgisi

0:36

Ay'a inmek Mars'a inmekten daha fazla enerji gerektiriyor,

Dilbilgisi

more ... than it does ...: takes yerine does kullanmak

It takes more energy to A than it does to B kalıbı, iki eylemin gerektirdiği enerji miktarını karşılaştırır. Her iki it de it takes ... to ... kalıbında belirli bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel öznelerdir. İkinci bölümde does, takes fiilinin yerini alır; enerji miktarı ise karşılaştırmadan anlaşılır. Böylece ana fiil tekrarlanmaz ve karşılaştırmanın iki tarafı paralel kalır. Burada does, “gerçekleştirir” anlamına gelen bağımsız bir fiil değildir.

Alıştırma

Takes fiilinin tekrarını önleyen yerine geçme fiiliyle karşılaştırmayı tamamlayın: It takes more time to drive through the city than it ____ to take the ring road.

Cevabı göster

does

despite the Moon being 500 times closer. Dilbilgisi

0:40

Ay 500 kat daha yakın olmasına rağmen.

Dilbilgisi

despite the Moon being 500 times closer yapısı

Despite, ana cümlenin sonucunu şaşırtıcı gösteren bir gerçeği sunar. Burada the Moon being 500 times closer karşıtlık yaratan gerçektir: Ay daha yakın olduğu için inişin daha az enerji gerektireceği düşünülebilir, ancak ana cümle bunun tersini söyler. Despite sonrasında isim işlevi gören the Moon being 500 times closer ifadesi kullanılır. despite + isim + being + açıklama kalıbı, bir şey doğru olsa bile ana sonucun bu gerçeğin yarattığı beklentiye ters düştüğünü kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede despite sonrasında kısa yapı doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the road was icy, the bus arrived on time.
  2. Despite the road being icy, the bus arrived on time.
  3. Although the road being icy, the bus arrived on time.
Cevabı göster

Despite the road being icy, the bus arrived on time.

The goal with Artemis 1 was to send the Orion capsule around the Moon and test out all of its systems. Öbek fiiller

0:43

Artemis 1 ile amaç, Orion kapsülünü Ay'ın etrafına göndermek ve tüm sistemlerini test etmekti.

Öbek fiiller

test out: bir şeyi uygulamalı olarak deneyip kontrol etmek

Test out, bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını kontrol etmek için onu uygulamada denemek veya kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede Orion'un sistemleri yalnızca kâğıt üzerinde konuşulup incelenmiyor, gerçek bir görev sırasında kontrol ediliyor. Out, test out öbek fiilinin bir parçasıdır; bir yerden dışarı doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi test out ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: Before the trip, we used the new stove to ____ it ____.

Cevabı göster

test · out

The goal of the Apollo missions was to land humans on the Moon and return them to Earth.

0:49

Apollo görevlerinin amacı ise insanları Ay'a indirmek ve onları Dünya'ya döndürmekti.

This requires a lot more energy,

0:53

Bu çok daha fazla enerji gerektirir,

which makes the Saturn V rocket even more impressive.

0:55

bu da Saturn V roketini daha da etkileyici kılıyor.

But the SLS is actually more powerful than the Saturn V.

0:58

Ancak SLS aslında Saturn V'ten daha güçlüdür.

So why did Artemis 1 need to take such a weird route to the Moon?

1:01

Öyleyse neden Artemis 1 Ay'a giderken bu kadar tuhaf bir rota izlemek zorunda kaldı?

In this video,

1:05

Bu videoda,

we're going to look at the incredible physics behind getting Artemis 1 to its unusual orbit around the Moon.

1:06

Artemis 1'i Ay etrafındaki bu alışılmadık yörüngesine oturtmanın ardındaki inanılmaz fiziği inceleyeceğiz.

We'll also be announcing the winner of the previous giveaway.

1:11

Ayrıca önceki çekilişin kazananını da açıklayacağız.

So make sure you stick around to the end of the video. Öbek fiiller

1:15

Bu yüzden videonun sonuna kadar bizimle kaldığınızdan emin olun.

Öbek fiiller

stick around: kalmak veya izlemeye devam etmek

Bu cümlede stick around, ayrılmak yerine kalmak veya izlemeye devam etmek anlamına gelir. Sunucu, izleyicilerden videonun sonuna kadar devam etmelerini istiyor. Stick around; bir yerde kalmak, beklemek veya daha sonra ne olacağını görmek için ayrılmamak anlamında kullanılan gündelik bir öbek fiildir. Bu ifadede stick gerçek anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

“Kalmak ve ayrılmamak” anlamındaki iki sözcüklü gündelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: The results will be ready soon, so please ____.

Cevabı göster

stick around

When planning your route to the Moon,

1:18

Ay'a giden rotanızı planlarken,

it all comes down to delta v, Deyimler

1:19

her şey delta v'ye bağlıdır,

which is basically how much the spacecraft has to change its velocity to complete its journey.

1:22

bu da temel olarak uzay aracının yolculuğunu tamamlamak için hızını ne kadar değiştirmesi gerektiğidir.

Deyimler

comes down to: karmaşıklığı tek bir belirleyici faktöre indirgemek

Comes down to, bütün ayrıntılar değerlendirildikten sonra sonucu belirleyen veya açıklayan asıl unsurun tek bir faktör olduğu anlamına gelir. Burada rota planlaması nihayetinde delta v'ye bağlıdır. Yaygın kalıp something comes down to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir: The choice comes down to cost; It comes down to choosing wisely. Bu ifade, karmaşık bir tartışmayı tek bir belirleyici noktada toplar.

Alıştırma

“Nihayetinde tek bir ana faktöre bağlı olmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After we compare the designs, the final choice ____ cost.

Cevabı göster

comes down to

The delta v required for a specific route is the same for every rocket.

1:27

Belirli bir rota için gereken delta v her roket için aynıdır.

Two completely different rockets traveling on the same route will require the same amount of delta v.

1:31

Aynı rotada seyahat eden tamamen farklı iki roket aynı miktarda delta v'ye ihtiyaç duyacaktır.

But it's how much energy you have to put in to get that delta v that really matters. Dilbilgisi

1:36

Ancak asıl önemli olan, o delta v'yi elde etmek için ne kadar enerji harcamanız gerektiğidir.

Dilbilgisi

Vurgu kalıbı It's how much energy ... that really matters

Bu cümlede It's X that really matters vurgu kalıbı kullanılır. X, how much energy you have to put in to get that delta v düşüncesinin tamamıdır. Böylece konuşmacı yalnızca delta v hedefini değil, gereken enerji miktarını asıl nokta olarak öne çıkarır. Sondaki that, vurgu kalıbının ikinci bölümünü başlatır; delta v'yi niteleyen bir ilgi cümleciği başlatmaz. En önemli miktarı, yöntemi, nedeni ya da başka bir unsuru göstermek için It's + vurgulanan bilgi + that matters kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi It's ... that really matters kalıbıyla tamamla: ____ how clearly you explain the plan ____ really matters.

Cevabı göster

It's · that

This shows the delta v required for every stage of a typical Apollo mission to the Moon.

1:41

Bu, tipik bir Apollo Ay görevinin her aşaması için gereken delta v'yi gösteriyor.

The problem is any change in velocity requires fuel to be burned.

1:45

Sorun şu ki hızdaki herhangi bir değişim yakıtın yakılmasını gerektirir.

If your rocket is much heavier or its engines are less efficient,

1:49

Eğer roketiniz çok daha ağırsa veya motorları daha az verimliyse,

you will need to put in more energy to achieve the same delta v.

1:53

aynı delta v'yi elde etmek için daha fazla enerji harcamanız gerekecektir.

Despite SLS being more powerful than the Saturn V,

1:57

SLS Saturn V'ten daha güçlü olmasına rağmen,

the delta v dramatically falls away when we compare the command modules. Öbek fiiller

2:00

komuta modüllerini karşılaştırdığımızda delta v önemli ölçüde düşer.

Öbek fiiller

Bir değerdeki keskin düşüşü anlatan falls away

Burada falls away, karşılaştırma değiştiğinde bir değerin çok daha düşük hâle gelmesini anlatır. Dramatically, düşüşün büyüklüğünü veya hızını güçlendirir. Fiziksel olarak düşen ya da uzaklaşan bir şey yoktur. Eğilim anlatımında fall away genellikle düşüşü küçük bir değişim olarak değil, açıkça görülen ve devam eden bir azalma olarak gösterir.

Alıştırma

'After the free trial ends, user activity falls away quickly,' cümlesinde falls away ne anlama gelir?

  1. Kullanıcı etkinliği keskin biçimde azalır.
  2. Kullanıcı etkinliği başka bir yere taşınır.
  3. Kullanıcılar denemeye daha yavaş başlar.
Cevabı göster

Kullanıcı etkinliği keskin biçimde azalır.

Although Orion is lighter than Apollo,

2:04

Orion Apollo'dan daha hafif olmasına rağmen,

it has less than half of the delta v.

2:06

delta v'nin yarısından daha azına sahiptir.

This is because Artemis 1 went with a much roomier command module at the expense of a smaller service module. Deyimler

2:08

Bunun nedeni Artemis 1'in daha küçük bir servis modülü pahasına çok daha geniş bir komuta modülü tercih etmesidir.

Deyimler

at the expense of: bir ödünleşmeyi göstermek

Bu cümlede at the expense of, bir ödünleşmeyi gösterir: komuta modülünü daha geniş yapmak, servis modülünü daha küçük yapmak anlamına gelmiştir. Bir iyileştirme, başka bir şeyden vazgeçilerek elde edilmiştir. Burada expense mutlaka para değil, bir bedel veya fedakârlık anlamına gelir. Yaygın yapı gain or improve X at the expense of Y şeklindedir; burada zarar gören taraf Y'dir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ödünleşme ifadesiyle tamamlayın: The new laptop is lighter ____ battery life.

Cevabı göster

at the expense of

Apollo did the opposite and used a smaller command module with a much more capable service module with more thrust and propellant capacity.

2:15

Apollo tam tersini yaptı ve daha küçük bir komuta modülünü çok daha yetenekli, daha fazla itme kuvveti ve yakıt kapasitesine sahip bir servis modülüyle kullandı.

This had a massive effect on delta v.

2:23

Bunun delta v üzerinde muazzam bir etkisi oldu.

But having such a small and lightweight command module meant that the life support systems could only support the crew for a total of 14 days.

2:25

Ancak bu kadar küçük ve hafif bir komuta modülüne sahip olmak, yaşam destek sistemlerinin mürettebatı toplamda yalnızca 14 gün hayatta tutabileceği anlamına geliyordu.

Because of this,

2:33

Bu nedenle,

the Apollo missions had no choice but to take the quickest route to the Moon. Kalıp ifadeler

2:34

Apollo görevlerinin Ay'a en hızlı rotayı izlemekten başka seçeneği yoktu.

Kalıp ifadeler

had no choice but to: başka seçeneği olmamak

Bu cümlede had no choice but to, en hızlı rotayı seçmenin gerçekçi olan tek seçenek olduğu anlamına gelir. Eylemi bir tercih değil, dış koşullar zorunlu kılmıştır. Yapı have no choice but to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada had geçmiş zamanı gösterir ve but “başka” ya da “dışında” anlamındadır: o rotayı seçmek dışında bir seçenek yoktu.

Alıştırma

Başka gerçekçi bir seçenek bulunmadığını anlatan kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because the last bus had left, we ____ walk home.

Cevabı göster

had no choice but to

This involved performing a long duration burn as soon as it arrived at the Moon to slow it down and place it into orbit. Kelime

2:37

Bu, Ay'a varır varmaz onu yavaşlatmak ve yörüngeye oturtmak için uzun süreli bir ateşleme yapılmasını içeriyordu.

Kelime

uzay operasyonlarında performing a long duration burn

Burada burn, bir uzay aracının hızını veya yönünü değiştirmek için motorunun planlı olarak belirli bir süre çalıştırılmasıdır. Kazara çıkan bir yangın anlamına gelmez. -ing yapısındaki “performing a long duration burn” gerekli manevrayı adlandırır. “Long duration”, kontrollü motor ateşlemesinin uzun sürdüğünü belirtir; bu cümlede ateşleme uzay aracını yavaşlatarak Ay yörüngesine girmesini sağlamıştır.

Alıştırma

Bir uzay raporunda “perform a long duration burn” ne anlama gelir?

  1. Uzay aracının hareketini değiştirmek için motorunu uzun süre kontrollü biçimde çalıştırmak.
  2. Uzay aracının alev almasına ve yanmaya devam etmesine izin vermek.
  3. Uzay aracının motorunu kapatıp sürüklenmesine izin vermek.
Cevabı göster

Uzay aracının hareketini değiştirmek için motorunu uzun süre kontrollü biçimde çalıştırmak.

This took a lot of energy,

2:44

Bu çok fazla enerji aldı,

but it meant that they could get into lunar orbit in just 3 days compared to 10 days for Artemis 1.

2:46

ancak Artemis 1'in 10 gününe kıyasla sadece 3 günde Ay yörüngesine girebilecekleri anlamına geliyordu.

Orion simply didn't have the delta v to do this,

2:52

Orion'un bunu yapmak için gereken delta v'si yoktu,

and so NASA had to do an amazing bit of planning to get to the Moon.

2:55

bu yüzden NASA'nın Ay'a gitmek için inanılmaz bir planlama yapması gerekiyordu.

This brings me to the Omaze sponsor of today's video, Anlatım akışı

2:59

Bu da beni bugünkü videomuzun sponsoru olan Omaze'e getiriyor,

Anlatım akışı

konu geçişi olarak This brings me to

Burada “This brings me to ...”, konuşmayı az önce ele alınan konudan bağlantılı bir sonraki konuya taşır. “This” önceki düşünceye gönderme yapar, “to”dan sonraki sözcükler ise yeni konuyu belirtir. “Brings” burada fiziksel olarak bir şeyi bir yere getirmek anlamında değildir. İfade, “Bu bağlantı nedeniyle şimdi bundan söz edeceğim” mesajını verir.

Alıştırma

Sunumu tamamlamak için dersteki geçiş ifadesini kullanın: “We have reviewed the costs. ____ the schedule.”

Cevabı göster

This brings me to

Omaze.

3:02

Omaze.

Omaze gives people the chance to dream big and win once-in-a-lifetime prizes, Kelime

3:03

Omaze, kâr amacı gütmeyen kuruluşların dünyamızı daha iyi bir yer haline getirmesine yardımcı olurken,

Kelime

Birleşik sıfat olarak once-in-a-lifetime

Kısa çizgilerle bağlanan once-in-a-lifetime ifadesi, prizes sözcüğünden önce tek bir birleşik sıfat gibi görev yapar. Ödülleri, bir insanın hayatında yalnızca bir kez elde edebileceği bir fırsatmış gibi son derece nadir ve özel gösterir. Tanıtım dilinde bu ifade, benzer bir şeyin bir daha asla olamayacağına dair gerçek bir söz vermekten çok heyecan yaratır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp once-in-a-lifetime + isim şeklindedir; once-in-a-lifetime trip ve once-in-a-lifetime opportunity buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “son derece nadir” anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: Winning a place at the international space camp was a ____ opportunity.

Cevabı göster

once-in-a-lifetime

all while helping non-profits to make our world a better place. Dilbilgisi

3:08

aynı zamanda insanlara büyük hayaller kurma ve hayatta bir kez karşılaşılabilecek ödüller kazanma şansı veriyor.

Dilbilgisi

Aynı anda gerçekleşen iki fayda için all while

All while, ana eylemle aynı anda devam eden ek bir eylemi veya sonucu bağlar. Burada ödül kazanmak ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yardım etmek, birlikte gerçekleşen iki fayda olarak sunulur. All, ikinci eylemin tüm süreç boyunca devam ettiğini düşündürerek while sözcüğünü güçlendirir ve çoğu zaman iki sonucun aynı anda elde edilebildiğini vurgular. Yaygın ve kısa bir kalıp ana cümle, all while + -ing şeklindedir; -ing eyleminin örtük öznesi bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi, iki faydanın aynı anda gerçekleştiğini vurgulayan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The update blocks unwanted messages, ____ keeping the app easy to use.

Cevabı göster

all while

Right now,

3:12

Şu anda,

Omaze is giving you the chance to win a custom Tesla Model S Apex.

3:12

Omaze size özel yapım bir Tesla Model S Apex kazanma şansı veriyor.

This Model S Plaid Edition is top of the line and loaded with cutting-edge technology from a 396-mile driving range Deyimler

3:17

Bu Model S Plaid sürümü en üst seviyededir ve 396 millik sürüş menzilinden

Deyimler

“top of the line”: ürün serisinin en üst modeli

Bu cümlede “top of the line”, Model S Plaid Edition’ın kendi ürün serisindeki en yüksek özelliklere veya kaliteye sahip modellerden biri olarak sunulduğu anlamına gelir. Buradaki “line”, fiziksel bir üretim hattını değil, birbiriyle ilişkili ürünler serisini ifade eder. Bu ifade değerlendirme içerir: Ürünün premium konumunu vurgular ancak tek başına ürünün nesnel olarak en iyi olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi “kendi ürün serisindeki en üst düzey seçenek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Of the three camera models, the Pro X is ____.

Cevabı göster

top of the line

Deyimler

“loaded with”: çok sayıda özellikle donatılmış

Buradaki “loaded with”, “çok miktarda bir şeyle donatılmış veya çok miktarda bir şey içeren” anlamına gelir. Arabayı çok sayıda ileri teknolojiye ve özelliğe sahip olarak sunar; araca fiziksel olarak yük koyma eylemini anlatmaz. “Has” ile karşılaştırıldığında daha güçlü bir vurgu ekler ve çoğu zaman heyecanlı, tanıtım amaçlı bir ton oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede bolluğu en güçlü biçimde vurgulayan ifade hangisidir? “The new laptop is ___ dozens of security and accessibility features.”

  1. filled with
  2. equipped with
  3. loaded with
Cevabı göster

loaded with

to a 0-to-60 time in less than 2 seconds.

3:24

2 saniyenin altındaki 0'dan 60'a hızlanma süresine kadar en son teknolojiyle donatılmıştır.

Sure, it may not be able to get you to space yet, Dilbilgisi

3:27

Elbette sizi henüz uzaya götüremeyebilir,

but it will certainly get you anywhere else you need to go in style. Deyimler

3:30

ancak kesinlikle gitmeniz gereken diğer her yere tarz sahibi bir şekilde götürecektir.

Dilbilgisi

may not ... yet, but ... will certainly: önce ödün, sonra vurgu

may not be able to ... yet kalıbı, mevcut ya da olası bir sınırlamayı kabul eder ama bunun kalıcı olduğunu söylemez. may not iddiayı yumuşatır; yet ise durumun ileride değişebileceğini düşündürür. but sözü daha güçlü noktaya çevirir. will certainly yüksek güven ifade eder. Böylece tüm yapı dengeli duyulur: önce bir zayıflık kabul edilir, ardından daha işe yarar bir üstünlük vurgulanır.

Alıştırma

Hangi cümle önce mevcut bir sınırlamayı kabul edip ardından pratik bir üstünlüğü güçlü biçimde vurguluyor?

  1. The camera may not work underwater yet, but it will certainly take excellent photos on land.
  2. The camera might be useful, and perhaps it can take photos someday.
  3. The camera never works anywhere, but it is definitely perfect for every trip.
Cevabı göster

The camera may not work underwater yet, but it will certainly take excellent photos on land.

Deyimler

in style: şık ve etkileyici bir şekilde

In style, şık, etkileyici veya zarif bir şekilde anlamına gelen bir deyimdir. Burada otomobilin sizi yalnızca bir yere götürmediğini, yolculuğu görünüş ve his bakımından özel kıldığını anlatır. In style, arrive in style veya celebrate in style örneklerinde olduğu gibi bir eylemden sonra zarf göreviyle kullanılır. Eyleme olumlu ve hayranlık belirten bir ton katar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, şık ve etkileyici bir şekilde anlamına gelen iki sözcüklü deyimle tamamlayın: The team celebrated its victory ____.

Cevabı göster

in style

Enter for your chance to win at omaze.com/primalspace

3:33

omaze.com/primalspace adresinden kazanma şansı için katılın

and support the Petersen Automotive Museum in developing new exhibits,

3:37

ve Petersen Otomotiv Müzesi'nin yeni sergiler,

events,

3:41

etkinlikler,

and education programs.

3:41

ve eğitim programları geliştirmesini destekleyin.

This experience closes on the 27th of January,

3:43

Bu deneyim 27 Ocak'ta sona eriyor,

so enter today and help Omaze reach their goal of raising more than $1 billion in a single year.

3:46

bu yüzden bugün katılın ve Omaze'in tek bir yılda 1 milyar dolardan fazla bağış toplama hedefine ulaşmasına yardımcı olun.

In order for Orion to get to the Moon and stay for long enough, Dilbilgisi

3:52

Orion'un Ay'a ulaşması ve yeterince uzun süre kalabilmesi için,

Dilbilgisi

In order for Orion to ... (Orion'ın … yapabilmesi için)

in order for + isim + to + fiilin yalın biçimi kalıbı bir amaç yan cümlesi başlatır ve mastardaki eylemi kimin ya da neyin yaptığını belirtir. Burada get ve stay fiillerinin öznesi Orion'dır. for Orion sözleri “Orion'a doğru” anlamına gelmez. Bu yapı, söz konusu özne ana cümlenin öznesinden farklı olduğunda özellikle kullanışlıdır. İlişkiyi açıkça gösterir: NASA bir eylem gerçekleştirir; amaç ise Orion'ın Ay'a ulaşması ve orada yeterince uzun süre kalmasıdır.

Alıştırma

the children'ın, we yerine reach fiilinin öznesi olması için cümleyi in order for + isim + to kalıbıyla tamamlayın: We lowered the microphone ____ the children ____ reach it.

Cevabı göster

in order for · to

NASA aimed for a distant retrograde orbit, Kültür

3:55

NASA uzak retrograd yörüngeyi hedefledi,

which had never been done around the Moon until this year.

3:58

bu, bu yıla kadar Ay çevresinde hiç yapılmamıştı.

This involves orbiting the Moon at a distance and moving in the opposite direction to the Moon's orbit around Earth.

4:00

bu da Ay'ın yörüngesinde uzaktan dönmeyi ve Ay'ın Dünya etrafındaki yörüngesine zıt yönde hareket etmeyi içerir.

Kültür

distant retrograde orbit (uzak retrograd yörünge)

distant retrograde orbit, yani uzak retrograd yörünge, Ay'dan uzakta bulunan teknik bir yörünge türüdür. Uzay aracı Ay'ın çevresinde, Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönünün tersine hareket eder. Distant, yörüngenin Ay yüzeyine uzaklığını; retrograde ise bir referans yörüngeye göre yönünü anlatır. Uzay aracının geriye doğru uçtuğu anlamına gelmez. Bu tür bir yörüngenin geometrisi onu nispeten kararlı ve az yakıtla sürdürülebilir hâle getirebilir. Bu nedenle görev planlamacıları uzun süreli bir görevde veya uzay aracı testinde bu yörüngeyi kullanabilir.

Alıştırma

Örnekteki distant retrograde orbit ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Ay'dan uzakta bulunan ve Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönünün tersine hareket eden bir yörünge
  2. Uzay aracının geriye doğru Dünya'ya uçtuğu bir rota
  3. Ay'a yakın bulunan ve Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönüyle aynı yönde hareket eden bir yörünge
Cevabı göster

Ay'dan uzakta bulunan ve Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönünün tersine hareket eden bir yörünge

In this orbit,

4:06

Bu yörüngede,

the spacecraft spends an equal amount of time at Lagrange points 1 and 2, Kültür

4:07

uzay aracı Lagrange 1 ve 2 noktalarında eşit miktarda zaman geçirir,

which help to keep the orbit balanced.

4:11

bu da yörüngenin dengeli kalmasına yardımcı olur.

Kültür

Lagrange noktaları 1 ve 2

"Lagrange points 1 and 2", burada Dünya ve Ay olan iki büyük cismin birleşik kütle çekimi ve yörünge hareketiyle tanımlanan numaralı iki konum, yani L1 ve L2 anlamına gelir. Bunlar bir rota üzerindeki sıradan duraklar değildir. Bu cümlede L1 ve L2'de eşit süre geçirilmesi, yörüngenin dengede kalmasının nedeni olarak sunulur.

Alıştırma

Cümlede Lagrange points 1 and 2 nedir?

  1. Uzay aracının birinci ve ikinci yakıt ikmal durağı
  2. Fırlatma geri sayımının iki aşaması
  3. Dünya–Ay sistemindeki numaralandırılmış iki kütle çekimsel konum
Cevabı göster

Dünya–Ay sistemindeki numaralandırılmış iki kütle çekimsel konum

This means that the spacecraft doesn't need to waste fuel in order to maintain its orbit.

4:13

Bu, uzay aracının yörüngesini korumak için yakıt israf etmesine gerek olmadığı anlamına gelir.

In order to get to this orbit,

4:17

Bu yörüngeye girmek için,

a spacecraft could aim to meet the Moon here

4:19

bir uzay aracı burada Ay ile buluşmayı hedefleyebilir

and perform a burn to slow itself down and complete the orbit.

4:21

ve yavaşlayıp yörüngeyi tamamlamak için bir ateşleme gerçekleştirebilir.

This is called a direct insertion. Kültür

4:25

Buna doğrudan yerleştirme denir.

Kültür

Doğrudan yörüngeye yerleştirme

Direct insertion, uzay aracının hedefe yaklaştıktan sonra planlanan yörüngeye doğrudan girmesini anlatan bir uzay uçuşu terimidir. Bu işlem genellikle aracın hızını değiştiren bir motor ateşlemesiyle yapılır. Burada ateşleme uzay aracını yavaşlatarak Ay yörüngesine girişini tamamlamasını sağlar. Direct, tüm yolculuğun şeklini değil, yörüngeye giriş yöntemini anlatır. Insertion ise uzay aracını bir yörüngeye yerleştirmek demektir; bir nesneyi fiziksel olarak başka bir nesnenin içine sokmak anlamındaki günlük kullanım değildir.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü uzay uçuşu terimiyle tamamlayın: After a braking burn near Mars, the probe used ____ to enter orbit.

Cevabı göster

direct insertion

That's what she said. Kültür

4:27

Kadının dediği de buydu.

Kültür

That's what she said: yetişkinlere yönelik çift anlamlı bir kalıp söz

That's what she said, İngilizcede çok bilinen kalıplaşmış bir sözdür. Birisi cinsel anlamda da anlaşılabilecek bir ifade kullandıktan sonra söylenir ve önceki söz yetişkinlere yönelik çift anlamlı bir şakaya dönüştürülür. Burada önceki yorumdaki belirsiz ifadeye tepki verir; normalde belirli bir kadının gerçekten bir şey söylediğini aktarmak için kullanılmaz. Bu kalıbı tanımak, filmlerde, çevrim içi paylaşımlarda ve gündelik konuşmalarda aniden yapılan şakaları anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu kalıplaşmış sözün kullanımı uygun mu? Resmî bir okul sunumu sırasında bir öğrenci, belirsiz bir yorumdan sonra That's what she said diyor.

  1. Hayır, gayriresmî ve cinsel içerikli bir şakadır; insanları incitebilir.
  2. Evet, resmî bir okul sunumunda kullanılması uygundur.
Cevabı göster

Hayır, gayriresmî ve cinsel içerikli bir şakadır; insanları incitebilir.

And is essentially what the Apollo missions did.

4:29

Ve aslında Apollo görevlerinin yaptığı da buydu.

However,

4:31

Ancak,

to save as much fuel as possible, Dilbilgisi

4:32

mümkün olduğunca çok yakıt tasarrufu sağlamak için,

Dilbilgisi

as much fuel as possible: sayılamayan bir miktarı en üst düzeye çıkarmak

as much fuel as possible ifadesinde much, sayılamayan fuel ismiyle kullanılır. as much + sayılamayan isim + as possible kalıbı, koşulların izin verdiği en büyük miktarı anlatır. İfadenin tamamı, bu miktarı olabildiğince artırmayı hedef olarak sunar. Çoğul ve sayılabilen bir isimle ise as many ... as possible kullanılır.

Alıştırma

time ismini ve as much ... as possible kalıbının tamamını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: We need to save ____ before noon.

Cevabı göster

as much time as possible

Orion went a different way.

4:34

Orion farklı bir yol izledi.

Instead of aiming at a point 70,000 km from the Moon,

4:36

Orion, Ay'dan 70.000 km uzaklıktaki bir noktayı hedeflemek yerine,

Orion aimed for this point just 100 km above the lunar surface.

4:39

ay yüzeyinin sadece 100 km üzerindeki bu noktayı hedefledi.

From here,

4:44

Buradan,

Orion made use of a gravity assist to slow it down. Notlar

4:45

Orion kendisini yavaşlatmak için kütleçekimsel sapan etkisini kullandı.

Kalıp ifadeler

made use of: kullanılabilir bir kaynaktan bilinçli olarak yararlanmak

Made use of, kalıplaşmış make use of ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Kullanılabilir bir kaynağı, koşulu veya yöntemi pratik bir amaçla kullanmak anlamına gelir. Burada Orion, yavaşlamak için yerçekimi yardımı manevrasından yararlanır. Yapı, make fiilinin çekimli biçimi + use of + isim şeklindedir. Basit use fiiline kıyasla, elde bulunan bir şeyi belirli bir amaç için bilinçli olarak kullanmayı daha fazla vurgular.

Alıştırma

Cümleyi make use of kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last Saturday, we ____ the empty classroom for our science club.

Cevabı göster

made use of

Although most people think of gravity assists being used to accelerate an object, Anlatım akışı

4:49

Çoğu insan kütleçekimsel sapan etkisinin bir nesneyi hızlandırmak için kullanıldığını düşünse de,

the exact opposite can be done by approaching the Moon from a different side.

4:53

Ay'a farklı bir taraftan yaklaşarak tam tersi yapılabilir.

Kültür

gravity assist: hareketli bir gök cismiyle uzay aracının hızını değiştirmek

Gravity assist, yani yerçekimi yardımı, bir uzay aracının hareket hâlindeki bir ayın veya gezegenin yakınından geçerek yalnızca yakıta bağlı kalmadan kendi hız vektörünü — süratini, yönünü veya her ikisini — değiştirmek için o gök cisminin yerçekiminden ve hareketinden yararlandığı bir yörünge manevrasıdır. Sonuç her zaman hızlanma değildir. Uzay aracının hangi taraftan yaklaştığı momentum alışverişini etkiler; bu yüzden manevra aracın süratini artırabilir, azaltabilir veya yönünü değiştirebilir. Burada Orion, yavaşlamak için Ay'dan yararlanır.

Alıştırma

Hangi ifade gravity assist kavramını doğru açıklar?

  1. Hareket hâlindeki bir gök cisminin yerçekimini kullanarak uzay aracının süratini veya yönünü değiştirir ve aracı yavaşlatabilir.
  2. Yalnızca uzay aracı bir aydan veya gezegenden uzaktayken çalışan bir motor ateşlemesidir.
  3. Uzay aracını her zaman ileri doğru çekerek süratini artırır.
Cevabı göster

Hareket hâlindeki bir gök cisminin yerçekimini kullanarak uzay aracının süratini veya yönünü değiştirir ve aracı yavaşlatabilir.

Anlatım akışı

Although ... the exact opposite can be done: beklentiyi kabul edip ardından düzeltme

Although ile başlayan yan cümle önce yaygın bir beklentiyi kabul eder: kütle çekimi yardımı genellikle hızlanmayla ilişkilendirilir. Ardından ana cümle düzeltmeyi verir ve the exact opposite, nesneyi hızlandırmak yerine yavaşlatma şeklindeki karşıt sonucu belirtir. Böylece yaygın görüşü şaşırtıcı bir düzeltmenin izlediği açık bir yapı oluşur. Savınızın okuyucunun beklentisini tam olarak nerede değiştirdiğini göstermek istediğinizde Although + kabul edilen beklenti, + karşıt ana sav kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle yaygın beklentiyi verip ardından sonucu tersine çeviren aynı yapıyı doğru kullanır?

  1. Although many people expect group work to slow the project down, the exact opposite can happen: the team may finish sooner.
  2. Because many people expect group work to slow the project down, the exact opposite can happen: the team may finish sooner.
  3. Although many people expect group work to slow the project down, but the team may finish sooner.
Cevabı göster

Although many people expect group work to slow the project down, the exact opposite can happen: the team may finish sooner.

The Moon orbits the Earth counterclockwise.

4:57

Ay, Dünya'nın yörüngesinde saat yönünün tersine döner.

If Orion approached the Moon from this side,

4:59

Eğer Orion Ay'a bu taraftan yaklaşsaydı,

not only would the Moon's gravity pull it in, Dilbilgisi

5:01

Ay'ın kütleçekimi onu içeri çekmekle kalmaz,

but since the Moon is also moving away incredibly fast,

5:03

aynı zamanda Ay inanılmaz derecede hızlı uzaklaştığı için,

it would pull the spacecraft along and slingshot it at an even greater velocity. Kelime

5:06

uzay aracını da peşinden sürükleyip çok daha büyük bir hızla fırlatırdı.

Dilbilgisi

Not only would ... but ...: cümle başına alınan not only sonrasında devrik yapı

Not only ifadesini yan cümlenin başına koymak vurgu yaratır ve özne-yardımcı fiil devrikliğini tetikler. Bu nedenle cümlede not only the Moon's gravity would pull it in yerine, would yardımcı fiilinin the Moon's gravity öznesinden önce geldiği not only would the Moon's gravity pull it in kullanılır. Yalnızca not only ile başlayan yan cümle devriktir. But sonrasında cümle since ..., it would pull ... biçiminde normal sıraya döner. Cümlenin tamamı If ile kurulan bir varsayım olduğu için would, öngörülen iki sonucu da belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle varsayımsal bir öngörüde cümle başına alınan not only yapısını doğru kullanır?

  1. Not only the new timetable would reduce waiting, but it would also make buses less crowded.
  2. Not only would the new timetable reduce waiting, but it would also make buses less crowded.
  3. Not only would the new timetable reduce waiting, but would it also make buses less crowded.
Cevabı göster

Not only would the new timetable reduce waiting, but it would also make buses less crowded.

Kelime

Fiil olarak slingshot

Burada slingshot, slingshot adından türetilmiş bir fiildir. Uzay aracını, sanki bir sapandan bırakılmış gibi, çok daha yüksek bir hızla ileri fırlatmak anlamına gelir; gerçekten kullanılan bir el sapanı yoktur. İngilizcede somut nesneleri adlandıran sözcükler sık sık canlı ve etkili fiillere dönüştürülür. Bilim veya spor bağlamında slingshot, bir kişiyi ya da nesneyi hızla yeni bir yöne savuran kuvveti veya hareketi anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte slingshot ne anlama geliyor?

  1. Uzay aracına bir el sapanı takmak
  2. Uzay aracını bir sapandan atılmış gibi hızla ileri fırlatmak
  3. Uzay aracı yön değiştirmeden önce hızını azaltmak
Cevabı göster

Uzay aracını bir sapandan atılmış gibi hızla ileri fırlatmak

If you approach the Moon from the other side,

5:11

Eğer Ay'a diğer taraftan yaklaşırsanız,

you end up traveling in the opposite direction to the Moon, Kalıp ifadeler

5:12

Ay'ın tersi yönde hareket etmiş olursunuz,

Kalıp ifadeler

end up traveling: bir sürecin sonucu

End up + -ing, bir süreç sonunda ulaşılan durumu anlatır. Burada end up traveling, o taraftan yaklaşmanın sonucunda Ay’ın hareket yönünün tersine doğru ilerlemek anlamına gelir; bu, ayrıca verilmiş bilinçli bir karar olarak sunulmaz. Bir eylemi anlatırken end up sonrasında -ing biçimi kullanılır: end up traveling doğrudur, end up to travel değildir. End up sonrasında end up at home veya end up alone örneklerindeki gibi bir yer ya da durum da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi end up + travel fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If we take the longer route, we may ____ much farther than planned.

Cevabı göster

end up traveling

and so instead of increasing your speed,

5:15

böylece hızınızı artırmak yerine,

it pulls against you and slows you down.

5:17

sizi ters yöne çekip yavaşlatır.

This is exactly what Orion did,

5:19

Orion tam olarak bunu yaptı,

but this alone isn't enough to get into lunar orbit.

5:21

ancak tek başına bu ay yörüngesine girmek için yeterli değildir.

When Orion reached the point of closest approach, Kelime

5:25

Orion en yakın noktaya ulaştığında,

Kelime

Uçuş yolu anlatımlarında “point of closest approach”

Point of closest approach, hareket eden bir cismin bir yol veya yörünge üzerinde başka bir cisme en yakın olduğu konumdur. Burada Orion’un yanından geçtiği gök cismine olan en düşük mesafeye ulaştığı anı belirtir. Bu isim öbeğinde approach yaklaşma eylemini veya durumunu, closest ise en küçük ayrımı ifade eder. Öbeğin tamamı, teknik anlatımlarda bir eylemi yolculuğun belirli bir bölümüne kesin olarak yerleştirmeyi sağlar.

Alıştırma

En düşük mesafenin görüldüğü konumu belirten teknik ifadeyi tamamlayın: The two satellites exchanged data at the ____.

Cevabı göster

point of closest approach

it fired up its engine to slow itself down even more. Öbek fiiller

5:27

kendini daha da yavaşlatmak için motorunu ateşledi.

Öbek fiiller

Bir makineyi çalıştırma anlamında “fire up”

Fire up, bir makineyi, motoru veya sistemi çalışmaya başlatmak anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Bu cümlede Orion motorunu çalıştırdı; motoru ateşe vermedi. Bu öbek fiil ayrılabilir: fired up its engine ve fired its engine up yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortaya getirilir: fired it up denir, fired up it denmez.

Alıştırma

Fire up ifadesini geçmiş zamanda kullanın ve zamiri doğru yere koyun: The backup generator was ready, so Mia ____ as soon as the lights went out.

Cevabı göster

fired it up

This slowed it down just enough to enter into an elliptical orbit with an apoapsis of 70,000 km,

5:30

Bu, onu 70.000 km'lik apoapsise sahip eliptik bir yörüngeye girecek kadar yavaşlattı,

the exact height it was aiming for before.

5:36

ki bu tam olarak daha önce hedeflediği yüksekliktir.

Since the gravity assist did most of the work, Deyimler

5:39

İşin çoğunu kütleçekimsel sapan etkisi yaptığı için,

Deyimler

did most of the work: etkinin çoğunu sağlamak

Burada did most of the work, “gereken etkinin büyük bölümünü sağladı” demektir. Özne bir insan değil, yer çekimi yardımıdır; bu yüzden work bir meslekten ziyade sonuca yapılan katkıyı veya oluşturulan etkiyi anlatır. Bu kalıp bir kişiyi, aracı, kuvveti ya da süreci ana neden olarak gösterebilir: X did most of the work denildiğinde başka bir unsur daha küçük bir rol oynamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede did most of the work ne anlama geliyor?

  1. Yer çekimi yardımı gereken etkinin büyük bölümünü sağladı.
  2. Yer çekimi yardımının ücretli bir işi vardı.
  3. Motorlar gereken etkinin tamamını sağladı.
Cevabı göster

Yer çekimi yardımı gereken etkinin büyük bölümünü sağladı.

Orion was able to save a huge amount of fuel.

5:41

Orion büyük miktarda yakıt tasarrufu sağlayabildi.

However,

5:43

Ancak,

Orion still hadn't reached its distant retrograde orbit,

5:44

Orion hala uzak retrograd yörüngesine ulaşmamıştı,

so it had to do one more burn in order to circularize its orbit. Kelime

5:47

bu yüzden yörüngesini daireselleştirmek için bir ateşleme daha yapması gerekiyordu.

Kelime

circularize its orbit: yörüngeyi daha dairesel yapmak

Uzay uçuşunda circularize its orbit, uzay aracının mevcut eliptik yörüngesini dairesel ya da daireye daha yakın hâle getirmek demektir. Bu fiil, yalnızca daire çizerek hareket etmeyi değil, yörüngenin şeklini değiştirmeyi anlatır. Circularize, circular sıfatı + -ize kalıbıyla oluşur ve “dairesel hâle getirmek” demektir. Bir motor ateşlemesi, yörüngenin bir bölümünü yükselterek veya alçaltarak bu değişimi sağlayabilir.

Alıştırma

“Yörüngeyi daha dairesel hâle getirmek” anlamındaki teknik fiille cümleyi tamamlayın: The spacecraft fired its engine to ____ its orbit.

Cevabı göster

circularize

It performed a burn once it reached its apoapsis to accelerate and raise its periapsis to 70,000 km. Kelime

5:50

Apoapsisine ulaştığında hızlanmak ve periapsisini 70.000 km'ye yükseltmek için bir ateşleme gerçekleştirdi.

Kelime

apoapsis ve periapsis: yörüngenin en uzak ve en yakın noktaları

Apoapsis, bir yörüngede etrafında dönülen gök cismine en uzak noktadır; periapsis ise en yakın noktadır. Bu terimler merkezdeki gök cismine olan mesafeyi anlatır, uzaydaki yukarı ve aşağı gibi yönleri değil. Buradaki merkez cisim Ay'dır. Apoapsiste hızlanmak yörüngenin karşı tarafını değiştirerek periapsisi 70.000 km'ye yükseltir. Ay yörüngeleri için daha özel olan apolune ve perilune terimleri de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir uzay aracı önce yörüngesinin en uzak noktasındadır ve sonra en yakın noktaya ulaşır. Bu noktaları sırasıyla hangi terimler adlandırır?

  1. periapsis, ardından apoapsis
  2. apoapsis, ardından periapsis
  3. apoapsis, ardından yine apoapsis
Cevabı göster

apoapsis, ardından periapsis

This got Orion into a distant retrograde orbit,

5:56

Bu Orion'u uzak retrograd bir yörüngeye soktu,

which meant it traveled much deeper into space than the Apollo missions.

5:59

bu da Apollo görevlerinden çok daha derin bir uzaya seyahat ettiği anlamına geliyordu.

A single orbit of the Moon at this distance took 12 days,

6:03

Bu mesafede Ay'ın tek bir yörünge turu 12 gün sürdü,

and if NASA wanted to,

6:06

ve NASA isteseydi,

they had the option of extending it by another 12 days Kalıp ifadeler

6:07

sadece Ay'ın etrafında bir tur daha kalarak

by simply staying around the Moon for another lap.

6:09

bunu 12 gün daha uzatma seçeneğine sahiptiler.

Kalıp ifadeler

have the option of + -ing: mevcut bir seçeneği sunmak

Have the option of + -ing, olası bir hareket tarzının seçilebilir olduğunu anlatır. they had the option of extending it ifadesinde NASA yörünge süresini uzatabilirdi; ancak ifade, NASA'nın bunu yapmaya karar verdiğini söylemez. of'tan sonra extending, staying veya changing gibi bir ulaç biçimi kullanılır. extending it örneğinde olduğu gibi, ulaçtan sonra bir nesne gelebilir.

Alıştırma

Seçeneğin mevcut olduğunu ancak kararın henüz verilmediğini göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Passengers ____ changing their travel date without a fee.

Cevabı göster

have the option of

This orbit was ideal for NASA,

6:12

Bu yörünge NASA için idealdi,

as it meant they could spend more time testing out Orion's systems.

6:14

çünkü Orion'un sistemlerini test etmek için daha fazla zaman harcayabilecekleri anlamına geliyordu.

This trajectory may seem unusual at first,

6:17

Bu yörünge ilk başta alışılmadık görünebilir,

but when we look at it from the Moon's perspective, Kalıp ifadeler

6:20

ancak Ay'ın perspektifinden baktığımızda,

it starts to make a lot more sense Kalıp ifadeler

6:22

çok daha mantıklı gelmeye başlıyor

and we can see how the Moon captured Orion.

6:24

ve Ay'ın Orion'u nasıl yakaladığını görebiliyoruz.

Kalıp ifadeler

From the Moon's perspective: Ay'ın perspektifinden

Bu cümlede from the Moon's perspective, uzay aracının yoluna Ay'ı referans noktası alarak bakmak demektir. Yolun kendisi değişmemiştir; bakış açısını değiştirmek, şeklini açıklamayı kolaylaştırır. from X's perspective kalıbı, bir kişinin veya grubun bir durumu nasıl gördüğünü belirtmek için de kullanılabilir. Ancak burada perspective bir görüş değildir; Ay fiziksel bir gözlem noktası olarak kullanılmaktadır.

Alıştırma

Hedef kalıbı, X yerine yolcuyu koyarak kullanın: The platform seems to move backward ____.

Cevabı göster

from the passenger's perspective

Kalıp ifadeler

Make a lot more sense: çok daha anlamlı gelmek

Bu cümlede make sense, anlaşılır olmak veya mantıklı görünmek demektir. Bakış açısı değişince sıra dışı yol daha kolay anlaşılır hâle gelir; yolun kendisi değişmez. More, yeni anlayışı önceki anlayışla karşılaştırır; a lot ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. Bu nedenle make a lot more sense, anlaşılması çok daha kolay olmak veya çok daha mantıklı görünmek demektir.

Alıştırma

Anlaşılması çok daha kolay olmak anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After Leo added labels to the diagram, it began to ____.

Cevabı göster

make a lot more sense

It's even more interesting if we go back to Earth's perspective and take away the Moon.

6:27

Dünya'nın perspektifine geri döner ve Ay'ı aradan çıkarırsak durum daha da ilginçleşir.

Technically, Anlatım akışı

6:31

Teknik olarak,

Orion was actually still just in an elliptical orbit around Earth,

6:31

Orion aslında hala Dünya'nın etrafında eliptik bir yörüngedeydi,

but because its orbital period was the same as the Moon,

6:35

ancak yörünge periyodu Ay ile aynı olduğu için,

it appeared to constantly swap sides.

6:38

sürekli taraf değiştiriyormuş gibi görünüyordu.

Anlatım akışı

Technically ile daha katı ve kesin bir açıklama

Technically, konuşanın kolay ve yüzeysel bir açıklamadan katı bir tanıma ya da referans çerçevesine dayanan daha kesin bir açıklamaya geçtiğini gösterir. Bu, önceki açıklamanın mutlaka yanlış olduğu anlamına gelmez. Burada Orion'ın görünüşte “sürekli taraf değiştirmesi”, aslında Dünya çevresindeki eliptik bir yörüngede kalması şeklindeki daha kesin bilgiyle sınırlandırılır.

Alıştırma

Yararlı bir günlük addan daha katı bir bilimsel sınıflandırmaya geçildiğini açıkça gösteren başlangıç hangisidir?

  1. Technically, it is a marine reptile.
  2. Actually, it is a marine reptile.
  3. Basically, it is a marine reptile.
Cevabı göster

Technically, it is a marine reptile.

To get back to Earth,

6:41

Dünya'ya geri dönmek için,

Orion had to break free of the Moon's gravity. Öbek fiiller

6:42

Orion'un Ay'ın kütleçekiminden kurtulması gerekiyordu.

Öbek fiiller

break free of: bir kısıtlamadan kurtulmak

Break free of, tutan, kontrol eden veya sınırlayan bir şeyden kurtulmak demektir. Bu cümledeki kısıtlama fizikseldir: Ay'ın yerçekimi Orion'ın izlediği yolu etkilemeye devam eder. Bu ifade kaçışı bir güçten ya da kısıtlamadan etkin biçimde kurtulma olarak gösterir; bu nedenle yalnızca leave demekten daha güçlüdür. Aynı yapı hem gerçek bir fiziksel kısıtlama hem de mecazi bir kontrol için kullanılabilir: break free of + isim öbeği.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “kontrol eden bir etkiden kurtulmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The young artist began working alone to ____ the studio's control.

Cevabı göster

break free of

This meant doing the clever gravity assist maneuver,

6:44

Bu da o zekice kütleçekimsel sapan manevrasını yapması gerektiği anlamına geliyordu,

but in reverse. Kalıp ifadeler

6:47

ama bu sefer tersten.

Kalıp ifadeler

in reverse: aynı süreci ters yönde uygulamak

In reverse, aynı temel manevranın yönü veya amaçlanan etkisi tersine çevrilerek kullanıldığını anlatır. Burada uzay aracının yalnızca geriye doğru uçtuğu anlamına gelmez; yer çekimi desteğinin mantığı, aracı Ay’a yaklaştırmak yerine Ay’ın çekim etkisinden çıkarmaya yardım edecek şekilde tersine uygulanmıştır. Daha genel olarak do, run, play veya follow something in reverse, bilinen bir süreci ters yönde ya da ters sırayla gerçekleştirmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi “ters sırayla” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: To pack the tent away, follow the setup steps ____.

Cevabı göster

in reverse

It slowed down so that it would come close to the lunar surface Dilbilgisi

6:48

Ay yüzeyine yaklaşacak şekilde yavaşladı

and then did a final burn,

6:52

ve ardından son bir ateşleme yaptı,

which sent it on a trajectory back to Earth. Kalıp ifadeler

6:53

ki bu onu Dünya'ya dönüş yörüngesine soktu.

Dilbilgisi

so that it would...: geçmişteki bir planda amaç

So that, slowed down eyleminin amacını açıklar: Ay yüzeyine yaklaşmak, yalnızca daha sonra gerçekleşen bir olay değil, amaçlanan sonuçtu. Anlatım geçmiş zamanda olduğu için would, bu sonraki sonucu daha önceki planın bakış açısından sunar. Burada would, geçmişteki gelecek anlamındadır; esas olarak şüphe belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle odanın sessiz kalmasını geçmişteki bir eylemin amaçlanan sonraki sonucu olarak sunuyor?

  1. We closed the door, although the room stayed quiet.
  2. We closed the door because the room had stayed quiet.
  3. We closed the door so that the room would stay quiet.
Cevabı göster

We closed the door so that the room would stay quiet.

Kalıp ifadeler

sent it on a trajectory back to Earth: onu Dünya'ya dönüş yörüngesine sokmak

sent it on a trajectory back to Earth ifadesindeki sent, nesnenin hareket etmesine neden oldu anlamındadır; onu postayla gönderdi anlamına gelmez. send + object + on a trajectory kalıbı, bir eylemin nesneyi daha sonra izleyeceği yola yerleştirdiğini anlatır. back to Earth bu yolun yönünü veya son noktasını belirtirken trajectory yalnızca varış noktasını değil, zaman içinde izlenen hareket yolunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi send fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve send something on a trajectory kalıbındaki edatla tamamlayın: The final engine burn ____ the probe ____ a trajectory toward Mars.

Cevabı göster

sent · on

The reason it waited to perform this final burn at its closest approach Dilbilgisi

6:56

Bu son ateşlemeyi en yakın noktasında yapmak için beklemesinin nedeni

is due to the Oberth effect. Kültür

6:59

Oberth etkisinden kaynaklanmaktadır.

Dilbilgisi

The reason ... is due to ... neden yapısı

Cümle, eylemin neden gerçekleştiğini belirtmek için The reason + clause + is due to + noun phrase yapısını kullanır. Burada due to the Oberth effect, beklemenin nedenini ad öbeğiyle belirtir. Bu yapı anlaşılır ve konuşmada görülür; ancak reason ve due to ifadelerinin ikisi de neden bildirir. Bu yüzden birçok editör bu birleşimi gereksiz tekrarlı bulur. Özenli yazıda The reason ... is that + clause ya da [event] is due to + noun phrase kullanın.

Alıştırma

Özenli bir teknik metin için en açık ve standart düzeltme hangisidir?

  1. The reason it waited is due to the burn being more effective at closest approach.
  2. The reason it waited is that the burn was more effective at closest approach.
  3. The reason it waited because the burn was more effective at closest approach.
Cevabı göster

The reason it waited is that the burn was more effective at closest approach.

Even with the same amount of fuel on board, Dilbilgisi

7:01

İçinde aynı miktarda yakıt bulunsa bile,

the rocket gains much more velocity by burning closer to the Moon

7:03

roket, en fazla kütleçekim kuvvetini hissettiği zaman,

when it's feeling the most amount of gravitational pull.

7:06

Ay'a daha yakın bir yerde ateşleme yaparak çok daha fazla hız kazanır.

Kültür

Oberth etkisi

Oberth etkisi, uzay aracı zaten daha hızlı hareket ederken, örneğin bir yörüngenin en yakın noktasındayken yapılan aynı roket ateşlemesinin yörünge enerjisini daha fazla değiştirmesi demektir. Kütleçekimi fazladan yakıt oluşturmaz veya motorun kendisini güçlendirmez. Yaklaşık olarak aynı yakıt tüketimi ve motorun sağladığı aynı hız değişimi söz konusu olduğunda, bu değişimi daha yüksek hızda uygulamak daha büyük bir enerji kazancı sağlar; bu da daha yüksek bir son hıza yol açabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Oberth etkisini en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Aynı ateşleme, roket zaten daha hızlı hareket ederken daha fazla yörünge enerjisi ekleyebilir.
  2. Daha güçlü kütleçekimi roketin içinde fazladan yakıt oluşturur.
  3. Bir roket motoru yalnızca Ay'a daha yakın olduğu için daha fazla itki üretir.
Cevabı göster

Aynı ateşleme, roket zaten daha hızlı hareket ederken daha fazla yörünge enerjisi ekleyebilir.

Dilbilgisi

Aynı miktarda yakıt olsa bile

Even with bir ödünleme ilişkisi kurar: bir koşul vardır, ancak sonuç yine de şaşırtıcıdır. Burada yakıt miktarı aynı kalır; buna rağmen ateşleme farklı bir durumda yapıldığı için roket daha fazla hız kazanır. Kalıp even with + isim öbeğidir. Bu cümlede the same amount of fuel on board isim öbeğidir; with, “bu koşul altında” anlamına gelir, “birinin eşliğinde” anlamına gelmez.

Alıştırma

İsim öbeğinden önce gelecek en uygun ifadeyi seçin: ___ the same amount of practice time, Lina improved much faster this month.

  1. Even though
  2. Even if
  3. Even with
Cevabı göster

Even with

Imagine two moving walkways, Anlatım akışı

7:09

İki yürüyen bant hayal edin,

one moving slowly and one moving fast.

7:11

biri yavaş, diğeri hızlı hareket ediyor.

If someone walks down the slow one,

7:13

Biri yavaş olanda yürürse,

they will come off the end still moving quite slowly.

7:14

sonuna geldiğinde hala oldukça yavaş hareket ediyor olacaktır.

If someone walks on the fast one,

7:17

Biri hızlı olanda yürürse,

they will come to the end at a significantly higher speed.

7:18

sona önemli ölçüde daha yüksek bir hızda ulaşacaktır.

Anlatım akışı

Imagine two moving walkways ile bir benzetme başlatmak

Imagine + ad öbeği kalıbı, açıklama devam etmeden önce dinleyicilerden zihinlerinde bir görüntü oluşturmalarını ister. Burada two moving walkways ifadesi, hızla ilgili daha az tanıdık bir karşılaştırmayı temsil edebilecek tanıdık bir sahne oluşturur. Bu başlangıç bilgiyi düzenler: önce ortak bir görüntü kurar, ardından iki durumda neler olduğunu açıklar. Sonraki noktayı anlamak için bir model sunar; gerçek sürecin her ayrıntısının yürüyen yol gibi işlediğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir açıklamadan önce dinleyicilerin somut bir sahne hayal etmesine en iyi hangi başlangıç yardımcı olur?

  1. In conclusion, two bridges cross the same river.
  2. However, two bridges cross the same river.
  3. Imagine two bridges over the same river.
Cevabı göster

Imagine two bridges over the same river.

Not only that, Anlatım akışı

7:21

Sadece bu da değil,

they will achieve a higher delta v by using less energy

7:22

yürümeye daha az zaman harcayacakları için

since they have spent less time walking.

7:25

daha az enerji kullanarak daha yüksek bir delta v elde edeceklerdir.

Anlatım akışı

Not only that, ile ikinci bir avantaj eklemek

Not only that, cümle başında kullanılan bir bağlayıcıdır. Önceki bilgiye gönderme yapar ve aynı yönde başka bir bilgi ekler. Burada, sona daha yüksek hızla ulaşmanın tek avantaj olmadığını; enerjinin daha verimli kullanılmasının da ek bir avantaj olduğunu gösterir. İfadenin tamamı sonraki yan cümlenin dışında durduğu için bu yan cümle normal söz dizimini korur: Not only that, they will achieve.... Devrik yapı, Not only ifadesinin doğrudan yan cümleyi başlattığı farklı bir kalıba aittir: Not only will they achieve....

Alıştırma

“The new route is shorter” ifadesinden sonra ikinci bir avantajı doğru şekilde hangi devam cümlesi ekler?

  1. Not only that, it is safer at night.
  2. However, it is safer at night.
  3. Not only that, is it safer at night.
Cevabı göster

Not only that, it is safer at night.

When a spacecraft is at its closest approach,

7:27

Bir uzay aracı en yakın konumundayken,

it's experiencing the highest amount of gravitational pull,

7:29

sanki daha hızlı yürüyen banttaymış gibi onu hızlandıran,

which speeds it up as if it were on the faster walkway. Dilbilgisi

7:32

en yüksek miktarda kütleçekim kuvvetini deneyimler.

Dilbilgisi

as if it were: resmî bir gerçek dışı karşılaştırma

as if it were ifadesi hayalî bir karşılaştırma başlatır. Uzay aracı gerçekte yürüyen bir bant üzerinde değildir; konuşmacı, hız artışının nasıl hissedildiğini veya işlediğini açıklamak için bu tanıdık durumdan yararlanır. Bu gerçek dışı karşılaştırmada were, be fiilinin resmî dile uygun dilek-şart biçimidir. Tekil özne it sonrasında kullanılabilir; dolayısıyla buradaki were çoğul bir özne göstermez.

Alıştırma

Cümleyi as if ve be fiilinin resmî gerçek dışı biçimiyle tamamlayın: The tiny heater made the large hall feel ____ a warm living room.

Cevabı göster

as if it were

These types of maneuvers are an incredibly important part of spaceflight.

7:36

Bu tür manevralar uzay uçuşunun inanılmaz derecede önemli bir parçasıdır.

They allow humans to make the most incredible leap to the Moon,

7:39

İnsanların Ay'a doğru en inanılmaz sıçramayı yapmalarına olanak tanırlar,

and with Orion,

7:42

ve Orion ile birlikte,

they will continue to pave the way for future astronauts. Deyimler

7:43

geleceğin astronotları için yolu açmaya devam edecekler.

Deyimler

pave the way for: sonraki gelişmeler için koşul yaratmak

Pave the way for, daha sonraki bir olayı veya gelişmeyi mümkün ya da daha kolay hâle getiren koşulları yaratmak anlamındaki bir mecazdır. Gerçekte bir yol inşa edilmez. for sonrasındaki sözler bundan yararlanan kişiyi, sonucu veya gelişmeyi belirtir. Burada Orion ve bu manevralar gelecekteki astronotlara ve görevlere hazırlık yapılmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, bir şey için koşulları yaratmak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Better internet access could ____ more online classes in rural areas.

Cevabı göster

pave the way for

And now,

7:47

Ve şimdi,

it's time to give away a Saturn V rocket. Öbek fiiller

7:47

bir Saturn V roketi hediye etme zamanı.

Öbek fiiller

Give away: bir şeyi ücretsiz vermek

Bu ödül bağlamında give away, bir şeyi genellikle hediye veya ödül olarak ücretsiz vermek anlamına gelir. Cümlede ödül olarak sunulan şey gerçek bir fırlatma aracı değil, Saturn V roketiyle ilgili bir ürün veya modeldir. Give away ayrılabilen bir öbek fiildir: give the prize away denebilir; ancak nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: give it away.

Alıştırma

Tanıtım cümlesini “ücretsiz ödül olarak vermek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: We are going to ____ three signed posters.

Cevabı göster

give away

The winner of this Primal Space giveaway is Ben Bensen.

7:50

Bu Primal Space çekilişinin kazananı Ben Bensen.

Congratulations.

7:53

Tebrikler.

But don't worry if you didn't win, Ton ve niyet

7:54

Ancak kazanmadıysanız endişelenmeyin,

we'll be announcing yet another giveaway in the next video.

7:55

bir sonraki videoda yeni bir çekiliş daha duyuracağız.

Ton ve niyet

Don't worry if you didn't win: dostça rahatlatma

Don't worry if you didn't win, olası bir hayal kırıklığını kabul eder ve bu durumda olan dinleyicilere morallerini bozmamalarını söyler. Bu bir rahatlatma ifadesidir; dinleyicilerin daha önce kaygı gösterdiğinin kanıtı değildir. Don't worry if + yan cümle kalıbı, çoğu zaman ardından yararlı bilgi vermek için zemin hazırlar. Burada başka bir çekilişin duyurulacak olması olumlu kalmak için açık bir neden sunar ve olumsuz sonuçtan yeni bir fırsata yumuşak bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Bir hayal kırıklığından sonra kişiyi en iyi rahatlatan ve yeni bir fırsata geçiş yapan başlangıç hangisidir? ____ your team didn't make the final; there will be another tournament in June.

  1. It's a shame that
  2. Make sure that
  3. Don't worry if
Cevabı göster

Don't worry if

Thank you very much for watching

7:59

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim

and I'll see you in the next video.

8:00

ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.