Artemis 1'in Çılgın Yolculuğu: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Artemis 1, Orion'un yakıtını korumak için sıra dışı bir Ay rotası kullandı ve verimli dönmek için Ay yakınında motorunu ateşledi. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "comes down to" — Deyimler ve mecazi ifadeler: rota planlamasının delta v'ye nasıl indirgendiğini anlayın ve seçimi belirleyen unsuru adlandırın. 2. "gravity assist" — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: doğru taraftan yaklaşmanın aracı yavaşlatıp yakıt tasarrufu sağlayabildiğini, her zaman hızlandırmadığını öğrenin. 3. "as if it were" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: güçlü çekimle hızlı yürüyen bant arasındaki gerçek dışı karşılaştırmayı izleyin ve bilinmeyen bir mekanizmayı hayali bir sahneyle açıklayın.
Bu derste
This is the Artemis 1 mission leaving Earth and heading for the Moon.
0:00Bu, Dünya'dan ayrılıp Ay'a doğru giden Artemis 1 görevi.
This spacecraft left Earth in the same way that all spacecraft leave.
0:04Bu uzay aracı Dünya'dan tüm uzay araçlarının ayrıldığı şekilde ayrıldı.
But watch what happens when it gets close to the Moon.
0:08Ama Ay'a yaklaştığında ne olduğuna bir bakın.
The Orion capsule is sent on a crazy trajectory,
0:11Orion kapsülü çılgın bir yörüngeye gönderiliyor,
What's even crazier is that this journey took 26 days to complete. Anlatım akışı
0:18Daha da çılgınca olan şey, bu yolculuğun tamamlanmasının 26 gün sürmesiydi.
What's even crazier is that: şaşkınlık derecesini artırmak
What's even crazier is that ... yapısı, sıradaki gerçeği az önce verilen bilgiden daha şaşırtıcı olarak sunar. What ile başlayan yan cümle öznedir; that ise vurgulanan gerçeği tanıtır. Burada crazier, zihinsel olarak hasta değil, daha şaşırtıcı veya inanılması daha güç anlamına gelir. Bu yapı bilgiyi adım adım ilerletir: önce dikkat çekici bir gerçek, ardından daha da beklenmedik bir gerçek sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle, ilkinden daha şaşırtıcı olan ikinci bir gerçeği en doğal biçimde tanıtır?
- The tiny battery, which lasted for three weeks, was even smaller.
- Was the tiny battery able to last for three weeks?
- What's even crazier is that the tiny battery lasted for three weeks.
Cevabı göster
What's even crazier is that the tiny battery lasted for three weeks.
which only took 6 days to complete and followed a much simpler route.
0:24tamamlanması sadece 6 gün sürmüş ve çok daha basit bir rota izlemişti.
Compare this to: açık bir karşılaştırmaya yönlendirmek
Compare this to ... önceki durumu yeni bir durumun yanına koyup ilgili farkları veya benzerlikleri görmeye yönelik doğrudan bir talimattır. This az önce anlatılan yolculuğa gönderme yapar; to ise karşılaştırma noktası olan Apollo 8 yolculuğunu tanıtır. Bu cümlede 26 güne karşı 6 gün ve karmaşık bir rotaya karşı daha basit bir rota ayrıntıları, amacın karşıtlığı göstermek olduğunu belirtir. Compare A to B tek başına A ile B'nin benzer olduğunu söylemez; hangi ilişkinin önemli olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Talimattaki boşluğu öğrendiğiniz üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ the figure from 2020, when sales were half as high.
Cevabı göster
Compare this to
no easy task: bir şeyin zor olduğunu ölçülü biçimde söylemek
No easy task, “yapılması zor bir şey” demektir. Buradaki no, doğrudan easy sözcüğünü olumsuzlar; ortada hiçbir görev olmadığı anlamına gelmez. Bu ifade güçlü ama ölçülü bir değerlendirme yapar. Karmaşık bir iş, zorluk veya hedeften söz ederken very difficult demekten çoğu zaman daha doğal duyulur.
Alıştırma
“Oldukça zor” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Coordinating six teams across three time zones is ____.
Cevabı göster
no easy task
It takes an enormous amount of energy to get there.
0:33Oraya ulaşmak muazzam miktarda enerji gerektiriyor.
it takes more energy to land on the Moon than it does to land on Mars, Dilbilgisi
0:36Ay'a inmek Mars'a inmekten daha fazla enerji gerektiriyor,
more ... than it does ...: takes yerine does kullanmak
It takes more energy to A than it does to B kalıbı, iki eylemin gerektirdiği enerji miktarını karşılaştırır. Her iki it de it takes ... to ... kalıbında belirli bir varlığa gönderme yapmayan biçimsel öznelerdir. İkinci bölümde does, takes fiilinin yerini alır; enerji miktarı ise karşılaştırmadan anlaşılır. Böylece ana fiil tekrarlanmaz ve karşılaştırmanın iki tarafı paralel kalır. Burada does, “gerçekleştirir” anlamına gelen bağımsız bir fiil değildir.
Alıştırma
Takes fiilinin tekrarını önleyen yerine geçme fiiliyle karşılaştırmayı tamamlayın: It takes more time to drive through the city than it ____ to take the ring road.
Cevabı göster
does
despite the Moon being 500 times closer yapısı
Despite, ana cümlenin sonucunu şaşırtıcı gösteren bir gerçeği sunar. Burada the Moon being 500 times closer karşıtlık yaratan gerçektir: Ay daha yakın olduğu için inişin daha az enerji gerektireceği düşünülebilir, ancak ana cümle bunun tersini söyler. Despite sonrasında isim işlevi gören the Moon being 500 times closer ifadesi kullanılır. despite + isim + being + açıklama kalıbı, bir şey doğru olsa bile ana sonucun bu gerçeğin yarattığı beklentiye ters düştüğünü kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite sonrasında kısa yapı doğru kullanılmıştır?
- Despite the road was icy, the bus arrived on time.
- Despite the road being icy, the bus arrived on time.
- Although the road being icy, the bus arrived on time.
Cevabı göster
Despite the road being icy, the bus arrived on time.
The goal with Artemis 1 was to send the Orion capsule around the Moon and test out all of its systems. Öbek fiiller
0:43Artemis 1 ile amaç, Orion kapsülünü Ay'ın etrafına göndermek ve tüm sistemlerini test etmekti.
test out: bir şeyi uygulamalı olarak deneyip kontrol etmek
Test out, bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını kontrol etmek için onu uygulamada denemek veya kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede Orion'un sistemleri yalnızca kâğıt üzerinde konuşulup incelenmiyor, gerçek bir görev sırasında kontrol ediliyor. Out, test out öbek fiilinin bir parçasıdır; bir yerden dışarı doğru hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi test out ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: Before the trip, we used the new stove to ____ it ____.
Cevabı göster
test · out
The goal of the Apollo missions was to land humans on the Moon and return them to Earth.
0:49Apollo görevlerinin amacı ise insanları Ay'a indirmek ve onları Dünya'ya döndürmekti.
which makes the Saturn V rocket even more impressive.
0:55bu da Saturn V roketini daha da etkileyici kılıyor.
But the SLS is actually more powerful than the Saturn V.
0:58Ancak SLS aslında Saturn V'ten daha güçlüdür.
So why did Artemis 1 need to take such a weird route to the Moon?
1:01Öyleyse neden Artemis 1 Ay'a giderken bu kadar tuhaf bir rota izlemek zorunda kaldı?
we're going to look at the incredible physics behind getting Artemis 1 to its unusual orbit around the Moon.
1:06Artemis 1'i Ay etrafındaki bu alışılmadık yörüngesine oturtmanın ardındaki inanılmaz fiziği inceleyeceğiz.
We'll also be announcing the winner of the previous giveaway.
1:11Ayrıca önceki çekilişin kazananını da açıklayacağız.
So make sure you stick around to the end of the video. Öbek fiiller
1:15Bu yüzden videonun sonuna kadar bizimle kaldığınızdan emin olun.
stick around: kalmak veya izlemeye devam etmek
Bu cümlede stick around, ayrılmak yerine kalmak veya izlemeye devam etmek anlamına gelir. Sunucu, izleyicilerden videonun sonuna kadar devam etmelerini istiyor. Stick around; bir yerde kalmak, beklemek veya daha sonra ne olacağını görmek için ayrılmamak anlamında kullanılan gündelik bir öbek fiildir. Bu ifadede stick gerçek anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
“Kalmak ve ayrılmamak” anlamındaki iki sözcüklü gündelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: The results will be ready soon, so please ____.
Cevabı göster
stick around
which is basically how much the spacecraft has to change its velocity to complete its journey.
1:22bu da temel olarak uzay aracının yolculuğunu tamamlamak için hızını ne kadar değiştirmesi gerektiğidir.
comes down to: karmaşıklığı tek bir belirleyici faktöre indirgemek
Comes down to, bütün ayrıntılar değerlendirildikten sonra sonucu belirleyen veya açıklayan asıl unsurun tek bir faktör olduğu anlamına gelir. Burada rota planlaması nihayetinde delta v'ye bağlıdır. Yaygın kalıp something comes down to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir: The choice comes down to cost; It comes down to choosing wisely. Bu ifade, karmaşık bir tartışmayı tek bir belirleyici noktada toplar.
Alıştırma
“Nihayetinde tek bir ana faktöre bağlı olmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After we compare the designs, the final choice ____ cost.
Cevabı göster
comes down to
The delta v required for a specific route is the same for every rocket.
1:27Belirli bir rota için gereken delta v her roket için aynıdır.
Two completely different rockets traveling on the same route will require the same amount of delta v.
1:31Aynı rotada seyahat eden tamamen farklı iki roket aynı miktarda delta v'ye ihtiyaç duyacaktır.
But it's how much energy you have to put in to get that delta v that really matters. Dilbilgisi
1:36Ancak asıl önemli olan, o delta v'yi elde etmek için ne kadar enerji harcamanız gerektiğidir.
Vurgu kalıbı It's how much energy ... that really matters
Bu cümlede It's X that really matters vurgu kalıbı kullanılır. X, how much energy you have to put in to get that delta v düşüncesinin tamamıdır. Böylece konuşmacı yalnızca delta v hedefini değil, gereken enerji miktarını asıl nokta olarak öne çıkarır. Sondaki that, vurgu kalıbının ikinci bölümünü başlatır; delta v'yi niteleyen bir ilgi cümleciği başlatmaz. En önemli miktarı, yöntemi, nedeni ya da başka bir unsuru göstermek için It's + vurgulanan bilgi + that matters kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi It's ... that really matters kalıbıyla tamamla: ____ how clearly you explain the plan ____ really matters.
Cevabı göster
It's · that
This shows the delta v required for every stage of a typical Apollo mission to the Moon.
1:41Bu, tipik bir Apollo Ay görevinin her aşaması için gereken delta v'yi gösteriyor.
The problem is any change in velocity requires fuel to be burned.
1:45Sorun şu ki hızdaki herhangi bir değişim yakıtın yakılmasını gerektirir.
If your rocket is much heavier or its engines are less efficient,
1:49Eğer roketiniz çok daha ağırsa veya motorları daha az verimliyse,
you will need to put in more energy to achieve the same delta v.
1:53aynı delta v'yi elde etmek için daha fazla enerji harcamanız gerekecektir.
Despite SLS being more powerful than the Saturn V,
1:57SLS Saturn V'ten daha güçlü olmasına rağmen,
the delta v dramatically falls away when we compare the command modules. Öbek fiiller
2:00komuta modüllerini karşılaştırdığımızda delta v önemli ölçüde düşer.
Bir değerdeki keskin düşüşü anlatan falls away
Burada falls away, karşılaştırma değiştiğinde bir değerin çok daha düşük hâle gelmesini anlatır. Dramatically, düşüşün büyüklüğünü veya hızını güçlendirir. Fiziksel olarak düşen ya da uzaklaşan bir şey yoktur. Eğilim anlatımında fall away genellikle düşüşü küçük bir değişim olarak değil, açıkça görülen ve devam eden bir azalma olarak gösterir.
Alıştırma
'After the free trial ends, user activity falls away quickly,' cümlesinde falls away ne anlama gelir?
- Kullanıcı etkinliği keskin biçimde azalır.
- Kullanıcı etkinliği başka bir yere taşınır.
- Kullanıcılar denemeye daha yavaş başlar.
Cevabı göster
Kullanıcı etkinliği keskin biçimde azalır.
This is because Artemis 1 went with a much roomier command module at the expense of a smaller service module. Deyimler
2:08Bunun nedeni Artemis 1'in daha küçük bir servis modülü pahasına çok daha geniş bir komuta modülü tercih etmesidir.
at the expense of: bir ödünleşmeyi göstermek
Bu cümlede at the expense of, bir ödünleşmeyi gösterir: komuta modülünü daha geniş yapmak, servis modülünü daha küçük yapmak anlamına gelmiştir. Bir iyileştirme, başka bir şeyden vazgeçilerek elde edilmiştir. Burada expense mutlaka para değil, bir bedel veya fedakârlık anlamına gelir. Yaygın yapı gain or improve X at the expense of Y şeklindedir; burada zarar gören taraf Y'dir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ödünleşme ifadesiyle tamamlayın: The new laptop is lighter ____ battery life.
Cevabı göster
at the expense of
Apollo did the opposite and used a smaller command module with a much more capable service module with more thrust and propellant capacity.
2:15Apollo tam tersini yaptı ve daha küçük bir komuta modülünü çok daha yetenekli, daha fazla itme kuvveti ve yakıt kapasitesine sahip bir servis modülüyle kullandı.
But having such a small and lightweight command module meant that the life support systems could only support the crew for a total of 14 days.
2:25Ancak bu kadar küçük ve hafif bir komuta modülüne sahip olmak, yaşam destek sistemlerinin mürettebatı toplamda yalnızca 14 gün hayatta tutabileceği anlamına geliyordu.
the Apollo missions had no choice but to take the quickest route to the Moon. Kalıp ifadeler
2:34Apollo görevlerinin Ay'a en hızlı rotayı izlemekten başka seçeneği yoktu.
had no choice but to: başka seçeneği olmamak
Bu cümlede had no choice but to, en hızlı rotayı seçmenin gerçekçi olan tek seçenek olduğu anlamına gelir. Eylemi bir tercih değil, dış koşullar zorunlu kılmıştır. Yapı have no choice but to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada had geçmiş zamanı gösterir ve but “başka” ya da “dışında” anlamındadır: o rotayı seçmek dışında bir seçenek yoktu.
Alıştırma
Başka gerçekçi bir seçenek bulunmadığını anlatan kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because the last bus had left, we ____ walk home.
Cevabı göster
had no choice but to
This involved performing a long duration burn as soon as it arrived at the Moon to slow it down and place it into orbit. Kelime
2:37Bu, Ay'a varır varmaz onu yavaşlatmak ve yörüngeye oturtmak için uzun süreli bir ateşleme yapılmasını içeriyordu.
uzay operasyonlarında performing a long duration burn
Burada burn, bir uzay aracının hızını veya yönünü değiştirmek için motorunun planlı olarak belirli bir süre çalıştırılmasıdır. Kazara çıkan bir yangın anlamına gelmez. -ing yapısındaki “performing a long duration burn” gerekli manevrayı adlandırır. “Long duration”, kontrollü motor ateşlemesinin uzun sürdüğünü belirtir; bu cümlede ateşleme uzay aracını yavaşlatarak Ay yörüngesine girmesini sağlamıştır.
Alıştırma
Bir uzay raporunda “perform a long duration burn” ne anlama gelir?
- Uzay aracının hareketini değiştirmek için motorunu uzun süre kontrollü biçimde çalıştırmak.
- Uzay aracının alev almasına ve yanmaya devam etmesine izin vermek.
- Uzay aracının motorunu kapatıp sürüklenmesine izin vermek.
Cevabı göster
Uzay aracının hareketini değiştirmek için motorunu uzun süre kontrollü biçimde çalıştırmak.
but it meant that they could get into lunar orbit in just 3 days compared to 10 days for Artemis 1.
2:46ancak Artemis 1'in 10 gününe kıyasla sadece 3 günde Ay yörüngesine girebilecekleri anlamına geliyordu.
Orion simply didn't have the delta v to do this,
2:52Orion'un bunu yapmak için gereken delta v'si yoktu,
and so NASA had to do an amazing bit of planning to get to the Moon.
2:55bu yüzden NASA'nın Ay'a gitmek için inanılmaz bir planlama yapması gerekiyordu.
This brings me to the Omaze sponsor of today's video, Anlatım akışı
2:59Bu da beni bugünkü videomuzun sponsoru olan Omaze'e getiriyor,
konu geçişi olarak This brings me to
Burada “This brings me to ...”, konuşmayı az önce ele alınan konudan bağlantılı bir sonraki konuya taşır. “This” önceki düşünceye gönderme yapar, “to”dan sonraki sözcükler ise yeni konuyu belirtir. “Brings” burada fiziksel olarak bir şeyi bir yere getirmek anlamında değildir. İfade, “Bu bağlantı nedeniyle şimdi bundan söz edeceğim” mesajını verir.
Alıştırma
Sunumu tamamlamak için dersteki geçiş ifadesini kullanın: “We have reviewed the costs. ____ the schedule.”
Cevabı göster
This brings me to
Omaze gives people the chance to dream big and win once-in-a-lifetime prizes, Kelime
3:03Omaze, kâr amacı gütmeyen kuruluşların dünyamızı daha iyi bir yer haline getirmesine yardımcı olurken,
Birleşik sıfat olarak once-in-a-lifetime
Kısa çizgilerle bağlanan once-in-a-lifetime ifadesi, prizes sözcüğünden önce tek bir birleşik sıfat gibi görev yapar. Ödülleri, bir insanın hayatında yalnızca bir kez elde edebileceği bir fırsatmış gibi son derece nadir ve özel gösterir. Tanıtım dilinde bu ifade, benzer bir şeyin bir daha asla olamayacağına dair gerçek bir söz vermekten çok heyecan yaratır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp once-in-a-lifetime + isim şeklindedir; once-in-a-lifetime trip ve once-in-a-lifetime opportunity buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “son derece nadir” anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: Winning a place at the international space camp was a ____ opportunity.
Cevabı göster
once-in-a-lifetime
all while helping non-profits to make our world a better place. Dilbilgisi
3:08aynı zamanda insanlara büyük hayaller kurma ve hayatta bir kez karşılaşılabilecek ödüller kazanma şansı veriyor.
Aynı anda gerçekleşen iki fayda için all while
All while, ana eylemle aynı anda devam eden ek bir eylemi veya sonucu bağlar. Burada ödül kazanmak ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yardım etmek, birlikte gerçekleşen iki fayda olarak sunulur. All, ikinci eylemin tüm süreç boyunca devam ettiğini düşündürerek while sözcüğünü güçlendirir ve çoğu zaman iki sonucun aynı anda elde edilebildiğini vurgular. Yaygın ve kısa bir kalıp ana cümle, all while + -ing şeklindedir; -ing eyleminin örtük öznesi bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi, iki faydanın aynı anda gerçekleştiğini vurgulayan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The update blocks unwanted messages, ____ keeping the app easy to use.
Cevabı göster
all while
Omaze is giving you the chance to win a custom Tesla Model S Apex.
3:12Omaze size özel yapım bir Tesla Model S Apex kazanma şansı veriyor.
This Model S Plaid Edition is top of the line and loaded with cutting-edge technology from a 396-mile driving range Deyimler
3:17Bu Model S Plaid sürümü en üst seviyededir ve 396 millik sürüş menzilinden
“top of the line”: ürün serisinin en üst modeli
Bu cümlede “top of the line”, Model S Plaid Edition’ın kendi ürün serisindeki en yüksek özelliklere veya kaliteye sahip modellerden biri olarak sunulduğu anlamına gelir. Buradaki “line”, fiziksel bir üretim hattını değil, birbiriyle ilişkili ürünler serisini ifade eder. Bu ifade değerlendirme içerir: Ürünün premium konumunu vurgular ancak tek başına ürünün nesnel olarak en iyi olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi “kendi ürün serisindeki en üst düzey seçenek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Of the three camera models, the Pro X is ____.
Cevabı göster
top of the line
“loaded with”: çok sayıda özellikle donatılmış
Buradaki “loaded with”, “çok miktarda bir şeyle donatılmış veya çok miktarda bir şey içeren” anlamına gelir. Arabayı çok sayıda ileri teknolojiye ve özelliğe sahip olarak sunar; araca fiziksel olarak yük koyma eylemini anlatmaz. “Has” ile karşılaştırıldığında daha güçlü bir vurgu ekler ve çoğu zaman heyecanlı, tanıtım amaçlı bir ton oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede bolluğu en güçlü biçimde vurgulayan ifade hangisidir? “The new laptop is ___ dozens of security and accessibility features.”
- filled with
- equipped with
- loaded with
Cevabı göster
loaded with
to a 0-to-60 time in less than 2 seconds.
3:242 saniyenin altındaki 0'dan 60'a hızlanma süresine kadar en son teknolojiyle donatılmıştır.
Sure, it may not be able to get you to space yet, Dilbilgisi
3:27Elbette sizi henüz uzaya götüremeyebilir,
but it will certainly get you anywhere else you need to go in style. Deyimler
3:30ancak kesinlikle gitmeniz gereken diğer her yere tarz sahibi bir şekilde götürecektir.
may not ... yet, but ... will certainly: önce ödün, sonra vurgu
may not be able to ... yet kalıbı, mevcut ya da olası bir sınırlamayı kabul eder ama bunun kalıcı olduğunu söylemez. may not iddiayı yumuşatır; yet ise durumun ileride değişebileceğini düşündürür. but sözü daha güçlü noktaya çevirir. will certainly yüksek güven ifade eder. Böylece tüm yapı dengeli duyulur: önce bir zayıflık kabul edilir, ardından daha işe yarar bir üstünlük vurgulanır.
Alıştırma
Hangi cümle önce mevcut bir sınırlamayı kabul edip ardından pratik bir üstünlüğü güçlü biçimde vurguluyor?
- The camera may not work underwater yet, but it will certainly take excellent photos on land.
- The camera might be useful, and perhaps it can take photos someday.
- The camera never works anywhere, but it is definitely perfect for every trip.
Cevabı göster
The camera may not work underwater yet, but it will certainly take excellent photos on land.
in style: şık ve etkileyici bir şekilde
In style, şık, etkileyici veya zarif bir şekilde anlamına gelen bir deyimdir. Burada otomobilin sizi yalnızca bir yere götürmediğini, yolculuğu görünüş ve his bakımından özel kıldığını anlatır. In style, arrive in style veya celebrate in style örneklerinde olduğu gibi bir eylemden sonra zarf göreviyle kullanılır. Eyleme olumlu ve hayranlık belirten bir ton katar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, şık ve etkileyici bir şekilde anlamına gelen iki sözcüklü deyimle tamamlayın: The team celebrated its victory ____.
Cevabı göster
in style
Enter for your chance to win at omaze.com/primalspace
3:33omaze.com/primalspace adresinden kazanma şansı için katılın
and support the Petersen Automotive Museum in developing new exhibits,
3:37ve Petersen Otomotiv Müzesi'nin yeni sergiler,
so enter today and help Omaze reach their goal of raising more than $1 billion in a single year.
3:46bu yüzden bugün katılın ve Omaze'in tek bir yılda 1 milyar dolardan fazla bağış toplama hedefine ulaşmasına yardımcı olun.
In order for Orion to get to the Moon and stay for long enough, Dilbilgisi
3:52Orion'un Ay'a ulaşması ve yeterince uzun süre kalabilmesi için,
In order for Orion to ... (Orion'ın … yapabilmesi için)
in order for + isim + to + fiilin yalın biçimi kalıbı bir amaç yan cümlesi başlatır ve mastardaki eylemi kimin ya da neyin yaptığını belirtir. Burada get ve stay fiillerinin öznesi Orion'dır. for Orion sözleri “Orion'a doğru” anlamına gelmez. Bu yapı, söz konusu özne ana cümlenin öznesinden farklı olduğunda özellikle kullanışlıdır. İlişkiyi açıkça gösterir: NASA bir eylem gerçekleştirir; amaç ise Orion'ın Ay'a ulaşması ve orada yeterince uzun süre kalmasıdır.
Alıştırma
the children'ın, we yerine reach fiilinin öznesi olması için cümleyi in order for + isim + to kalıbıyla tamamlayın: We lowered the microphone ____ the children ____ reach it.
Cevabı göster
in order for · to
which had never been done around the Moon until this year.
3:58bu, bu yıla kadar Ay çevresinde hiç yapılmamıştı.
This involves orbiting the Moon at a distance and moving in the opposite direction to the Moon's orbit around Earth.
4:00bu da Ay'ın yörüngesinde uzaktan dönmeyi ve Ay'ın Dünya etrafındaki yörüngesine zıt yönde hareket etmeyi içerir.
distant retrograde orbit (uzak retrograd yörünge)
distant retrograde orbit, yani uzak retrograd yörünge, Ay'dan uzakta bulunan teknik bir yörünge türüdür. Uzay aracı Ay'ın çevresinde, Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönünün tersine hareket eder. Distant, yörüngenin Ay yüzeyine uzaklığını; retrograde ise bir referans yörüngeye göre yönünü anlatır. Uzay aracının geriye doğru uçtuğu anlamına gelmez. Bu tür bir yörüngenin geometrisi onu nispeten kararlı ve az yakıtla sürdürülebilir hâle getirebilir. Bu nedenle görev planlamacıları uzun süreli bir görevde veya uzay aracı testinde bu yörüngeyi kullanabilir.
Alıştırma
Örnekteki distant retrograde orbit ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Ay'dan uzakta bulunan ve Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönünün tersine hareket eden bir yörünge
- Uzay aracının geriye doğru Dünya'ya uçtuğu bir rota
- Ay'a yakın bulunan ve Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönüyle aynı yönde hareket eden bir yörünge
Cevabı göster
Ay'dan uzakta bulunan ve Ay'ın Dünya çevresindeki yörünge yönünün tersine hareket eden bir yörünge
Lagrange noktaları 1 ve 2
"Lagrange points 1 and 2", burada Dünya ve Ay olan iki büyük cismin birleşik kütle çekimi ve yörünge hareketiyle tanımlanan numaralı iki konum, yani L1 ve L2 anlamına gelir. Bunlar bir rota üzerindeki sıradan duraklar değildir. Bu cümlede L1 ve L2'de eşit süre geçirilmesi, yörüngenin dengede kalmasının nedeni olarak sunulur.
Alıştırma
Cümlede Lagrange points 1 and 2 nedir?
- Uzay aracının birinci ve ikinci yakıt ikmal durağı
- Fırlatma geri sayımının iki aşaması
- Dünya–Ay sistemindeki numaralandırılmış iki kütle çekimsel konum
Cevabı göster
Dünya–Ay sistemindeki numaralandırılmış iki kütle çekimsel konum
This means that the spacecraft doesn't need to waste fuel in order to maintain its orbit.
4:13Bu, uzay aracının yörüngesini korumak için yakıt israf etmesine gerek olmadığı anlamına gelir.
a spacecraft could aim to meet the Moon here
4:19bir uzay aracı burada Ay ile buluşmayı hedefleyebilir
and perform a burn to slow itself down and complete the orbit.
4:21ve yavaşlayıp yörüngeyi tamamlamak için bir ateşleme gerçekleştirebilir.
Doğrudan yörüngeye yerleştirme
Direct insertion, uzay aracının hedefe yaklaştıktan sonra planlanan yörüngeye doğrudan girmesini anlatan bir uzay uçuşu terimidir. Bu işlem genellikle aracın hızını değiştiren bir motor ateşlemesiyle yapılır. Burada ateşleme uzay aracını yavaşlatarak Ay yörüngesine girişini tamamlamasını sağlar. Direct, tüm yolculuğun şeklini değil, yörüngeye giriş yöntemini anlatır. Insertion ise uzay aracını bir yörüngeye yerleştirmek demektir; bir nesneyi fiziksel olarak başka bir nesnenin içine sokmak anlamındaki günlük kullanım değildir.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü uzay uçuşu terimiyle tamamlayın: After a braking burn near Mars, the probe used ____ to enter orbit.
Cevabı göster
direct insertion
That's what she said: yetişkinlere yönelik çift anlamlı bir kalıp söz
That's what she said, İngilizcede çok bilinen kalıplaşmış bir sözdür. Birisi cinsel anlamda da anlaşılabilecek bir ifade kullandıktan sonra söylenir ve önceki söz yetişkinlere yönelik çift anlamlı bir şakaya dönüştürülür. Burada önceki yorumdaki belirsiz ifadeye tepki verir; normalde belirli bir kadının gerçekten bir şey söylediğini aktarmak için kullanılmaz. Bu kalıbı tanımak, filmlerde, çevrim içi paylaşımlarda ve gündelik konuşmalarda aniden yapılan şakaları anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu kalıplaşmış sözün kullanımı uygun mu? Resmî bir okul sunumu sırasında bir öğrenci, belirsiz bir yorumdan sonra That's what she said diyor.
- Hayır, gayriresmî ve cinsel içerikli bir şakadır; insanları incitebilir.
- Evet, resmî bir okul sunumunda kullanılması uygundur.
Cevabı göster
Hayır, gayriresmî ve cinsel içerikli bir şakadır; insanları incitebilir.
And is essentially what the Apollo missions did.
4:29Ve aslında Apollo görevlerinin yaptığı da buydu.
to save as much fuel as possible, Dilbilgisi
4:32mümkün olduğunca çok yakıt tasarrufu sağlamak için,
as much fuel as possible: sayılamayan bir miktarı en üst düzeye çıkarmak
as much fuel as possible ifadesinde much, sayılamayan fuel ismiyle kullanılır. as much + sayılamayan isim + as possible kalıbı, koşulların izin verdiği en büyük miktarı anlatır. İfadenin tamamı, bu miktarı olabildiğince artırmayı hedef olarak sunar. Çoğul ve sayılabilen bir isimle ise as many ... as possible kullanılır.
Alıştırma
time ismini ve as much ... as possible kalıbının tamamını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: We need to save ____ before noon.
Cevabı göster
as much time as possible
Instead of aiming at a point 70,000 km from the Moon,
4:36Orion, Ay'dan 70.000 km uzaklıktaki bir noktayı hedeflemek yerine,
Orion aimed for this point just 100 km above the lunar surface.
4:39ay yüzeyinin sadece 100 km üzerindeki bu noktayı hedefledi.
Orion made use of a gravity assist to slow it down. Notlar
4:45Orion kendisini yavaşlatmak için kütleçekimsel sapan etkisini kullandı.
made use of: kullanılabilir bir kaynaktan bilinçli olarak yararlanmak
Made use of, kalıplaşmış make use of ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Kullanılabilir bir kaynağı, koşulu veya yöntemi pratik bir amaçla kullanmak anlamına gelir. Burada Orion, yavaşlamak için yerçekimi yardımı manevrasından yararlanır. Yapı, make fiilinin çekimli biçimi + use of + isim şeklindedir. Basit use fiiline kıyasla, elde bulunan bir şeyi belirli bir amaç için bilinçli olarak kullanmayı daha fazla vurgular.
Alıştırma
Cümleyi make use of kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last Saturday, we ____ the empty classroom for our science club.
Cevabı göster
made use of
Although most people think of gravity assists being used to accelerate an object, Anlatım akışı
4:49Çoğu insan kütleçekimsel sapan etkisinin bir nesneyi hızlandırmak için kullanıldığını düşünse de,
the exact opposite can be done by approaching the Moon from a different side.
4:53Ay'a farklı bir taraftan yaklaşarak tam tersi yapılabilir.
gravity assist: hareketli bir gök cismiyle uzay aracının hızını değiştirmek
Gravity assist, yani yerçekimi yardımı, bir uzay aracının hareket hâlindeki bir ayın veya gezegenin yakınından geçerek yalnızca yakıta bağlı kalmadan kendi hız vektörünü — süratini, yönünü veya her ikisini — değiştirmek için o gök cisminin yerçekiminden ve hareketinden yararlandığı bir yörünge manevrasıdır. Sonuç her zaman hızlanma değildir. Uzay aracının hangi taraftan yaklaştığı momentum alışverişini etkiler; bu yüzden manevra aracın süratini artırabilir, azaltabilir veya yönünü değiştirebilir. Burada Orion, yavaşlamak için Ay'dan yararlanır.
Alıştırma
Hangi ifade gravity assist kavramını doğru açıklar?
- Hareket hâlindeki bir gök cisminin yerçekimini kullanarak uzay aracının süratini veya yönünü değiştirir ve aracı yavaşlatabilir.
- Yalnızca uzay aracı bir aydan veya gezegenden uzaktayken çalışan bir motor ateşlemesidir.
- Uzay aracını her zaman ileri doğru çekerek süratini artırır.
Cevabı göster
Hareket hâlindeki bir gök cisminin yerçekimini kullanarak uzay aracının süratini veya yönünü değiştirir ve aracı yavaşlatabilir.
Although ... the exact opposite can be done: beklentiyi kabul edip ardından düzeltme
Although ile başlayan yan cümle önce yaygın bir beklentiyi kabul eder: kütle çekimi yardımı genellikle hızlanmayla ilişkilendirilir. Ardından ana cümle düzeltmeyi verir ve the exact opposite, nesneyi hızlandırmak yerine yavaşlatma şeklindeki karşıt sonucu belirtir. Böylece yaygın görüşü şaşırtıcı bir düzeltmenin izlediği açık bir yapı oluşur. Savınızın okuyucunun beklentisini tam olarak nerede değiştirdiğini göstermek istediğinizde Although + kabul edilen beklenti, + karşıt ana sav kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle yaygın beklentiyi verip ardından sonucu tersine çeviren aynı yapıyı doğru kullanır?
- Although many people expect group work to slow the project down, the exact opposite can happen: the team may finish sooner.
- Because many people expect group work to slow the project down, the exact opposite can happen: the team may finish sooner.
- Although many people expect group work to slow the project down, but the team may finish sooner.
Cevabı göster
Although many people expect group work to slow the project down, the exact opposite can happen: the team may finish sooner.
The Moon orbits the Earth counterclockwise.
4:57Ay, Dünya'nın yörüngesinde saat yönünün tersine döner.
not only would the Moon's gravity pull it in, Dilbilgisi
5:01Ay'ın kütleçekimi onu içeri çekmekle kalmaz,
but since the Moon is also moving away incredibly fast,
5:03aynı zamanda Ay inanılmaz derecede hızlı uzaklaştığı için,
it would pull the spacecraft along and slingshot it at an even greater velocity. Kelime
5:06uzay aracını da peşinden sürükleyip çok daha büyük bir hızla fırlatırdı.
Not only would ... but ...: cümle başına alınan not only sonrasında devrik yapı
Not only ifadesini yan cümlenin başına koymak vurgu yaratır ve özne-yardımcı fiil devrikliğini tetikler. Bu nedenle cümlede not only the Moon's gravity would pull it in yerine, would yardımcı fiilinin the Moon's gravity öznesinden önce geldiği not only would the Moon's gravity pull it in kullanılır. Yalnızca not only ile başlayan yan cümle devriktir. But sonrasında cümle since ..., it would pull ... biçiminde normal sıraya döner. Cümlenin tamamı If ile kurulan bir varsayım olduğu için would, öngörülen iki sonucu da belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle varsayımsal bir öngörüde cümle başına alınan not only yapısını doğru kullanır?
- Not only the new timetable would reduce waiting, but it would also make buses less crowded.
- Not only would the new timetable reduce waiting, but it would also make buses less crowded.
- Not only would the new timetable reduce waiting, but would it also make buses less crowded.
Cevabı göster
Not only would the new timetable reduce waiting, but it would also make buses less crowded.
Fiil olarak slingshot
Burada slingshot, slingshot adından türetilmiş bir fiildir. Uzay aracını, sanki bir sapandan bırakılmış gibi, çok daha yüksek bir hızla ileri fırlatmak anlamına gelir; gerçekten kullanılan bir el sapanı yoktur. İngilizcede somut nesneleri adlandıran sözcükler sık sık canlı ve etkili fiillere dönüştürülür. Bilim veya spor bağlamında slingshot, bir kişiyi ya da nesneyi hızla yeni bir yöne savuran kuvveti veya hareketi anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte slingshot ne anlama geliyor?
- Uzay aracına bir el sapanı takmak
- Uzay aracını bir sapandan atılmış gibi hızla ileri fırlatmak
- Uzay aracı yön değiştirmeden önce hızını azaltmak
Cevabı göster
Uzay aracını bir sapandan atılmış gibi hızla ileri fırlatmak
you end up traveling in the opposite direction to the Moon, Kalıp ifadeler
5:12Ay'ın tersi yönde hareket etmiş olursunuz,
end up traveling: bir sürecin sonucu
End up + -ing, bir süreç sonunda ulaşılan durumu anlatır. Burada end up traveling, o taraftan yaklaşmanın sonucunda Ay’ın hareket yönünün tersine doğru ilerlemek anlamına gelir; bu, ayrıca verilmiş bilinçli bir karar olarak sunulmaz. Bir eylemi anlatırken end up sonrasında -ing biçimi kullanılır: end up traveling doğrudur, end up to travel değildir. End up sonrasında end up at home veya end up alone örneklerindeki gibi bir yer ya da durum da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi end up + travel fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If we take the longer route, we may ____ much farther than planned.
Cevabı göster
end up traveling
but this alone isn't enough to get into lunar orbit.
5:21ancak tek başına bu ay yörüngesine girmek için yeterli değildir.
Uçuş yolu anlatımlarında “point of closest approach”
Point of closest approach, hareket eden bir cismin bir yol veya yörünge üzerinde başka bir cisme en yakın olduğu konumdur. Burada Orion’un yanından geçtiği gök cismine olan en düşük mesafeye ulaştığı anı belirtir. Bu isim öbeğinde approach yaklaşma eylemini veya durumunu, closest ise en küçük ayrımı ifade eder. Öbeğin tamamı, teknik anlatımlarda bir eylemi yolculuğun belirli bir bölümüne kesin olarak yerleştirmeyi sağlar.
Alıştırma
En düşük mesafenin görüldüğü konumu belirten teknik ifadeyi tamamlayın: The two satellites exchanged data at the ____.
Cevabı göster
point of closest approach
it fired up its engine to slow itself down even more. Öbek fiiller
5:27kendini daha da yavaşlatmak için motorunu ateşledi.
Bir makineyi çalıştırma anlamında “fire up”
Fire up, bir makineyi, motoru veya sistemi çalışmaya başlatmak anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Bu cümlede Orion motorunu çalıştırdı; motoru ateşe vermedi. Bu öbek fiil ayrılabilir: fired up its engine ve fired its engine up yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortaya getirilir: fired it up denir, fired up it denmez.
Alıştırma
Fire up ifadesini geçmiş zamanda kullanın ve zamiri doğru yere koyun: The backup generator was ready, so Mia ____ as soon as the lights went out.
Cevabı göster
fired it up
This slowed it down just enough to enter into an elliptical orbit with an apoapsis of 70,000 km,
5:30Bu, onu 70.000 km'lik apoapsise sahip eliptik bir yörüngeye girecek kadar yavaşlattı,
the exact height it was aiming for before.
5:36ki bu tam olarak daha önce hedeflediği yüksekliktir.
Since the gravity assist did most of the work, Deyimler
5:39İşin çoğunu kütleçekimsel sapan etkisi yaptığı için,
did most of the work: etkinin çoğunu sağlamak
Burada did most of the work, “gereken etkinin büyük bölümünü sağladı” demektir. Özne bir insan değil, yer çekimi yardımıdır; bu yüzden work bir meslekten ziyade sonuca yapılan katkıyı veya oluşturulan etkiyi anlatır. Bu kalıp bir kişiyi, aracı, kuvveti ya da süreci ana neden olarak gösterebilir: X did most of the work denildiğinde başka bir unsur daha küçük bir rol oynamıştır.
Alıştırma
Bu cümlede did most of the work ne anlama geliyor?
- Yer çekimi yardımı gereken etkinin büyük bölümünü sağladı.
- Yer çekimi yardımının ücretli bir işi vardı.
- Motorlar gereken etkinin tamamını sağladı.
Cevabı göster
Yer çekimi yardımı gereken etkinin büyük bölümünü sağladı.
Orion was able to save a huge amount of fuel.
5:41Orion büyük miktarda yakıt tasarrufu sağlayabildi.
Orion still hadn't reached its distant retrograde orbit,
5:44Orion hala uzak retrograd yörüngesine ulaşmamıştı,
so it had to do one more burn in order to circularize its orbit. Kelime
5:47bu yüzden yörüngesini daireselleştirmek için bir ateşleme daha yapması gerekiyordu.
circularize its orbit: yörüngeyi daha dairesel yapmak
Uzay uçuşunda circularize its orbit, uzay aracının mevcut eliptik yörüngesini dairesel ya da daireye daha yakın hâle getirmek demektir. Bu fiil, yalnızca daire çizerek hareket etmeyi değil, yörüngenin şeklini değiştirmeyi anlatır. Circularize, circular sıfatı + -ize kalıbıyla oluşur ve “dairesel hâle getirmek” demektir. Bir motor ateşlemesi, yörüngenin bir bölümünü yükselterek veya alçaltarak bu değişimi sağlayabilir.
Alıştırma
“Yörüngeyi daha dairesel hâle getirmek” anlamındaki teknik fiille cümleyi tamamlayın: The spacecraft fired its engine to ____ its orbit.
Cevabı göster
circularize
It performed a burn once it reached its apoapsis to accelerate and raise its periapsis to 70,000 km. Kelime
5:50Apoapsisine ulaştığında hızlanmak ve periapsisini 70.000 km'ye yükseltmek için bir ateşleme gerçekleştirdi.
apoapsis ve periapsis: yörüngenin en uzak ve en yakın noktaları
Apoapsis, bir yörüngede etrafında dönülen gök cismine en uzak noktadır; periapsis ise en yakın noktadır. Bu terimler merkezdeki gök cismine olan mesafeyi anlatır, uzaydaki yukarı ve aşağı gibi yönleri değil. Buradaki merkez cisim Ay'dır. Apoapsiste hızlanmak yörüngenin karşı tarafını değiştirerek periapsisi 70.000 km'ye yükseltir. Ay yörüngeleri için daha özel olan apolune ve perilune terimleri de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir uzay aracı önce yörüngesinin en uzak noktasındadır ve sonra en yakın noktaya ulaşır. Bu noktaları sırasıyla hangi terimler adlandırır?
- periapsis, ardından apoapsis
- apoapsis, ardından periapsis
- apoapsis, ardından yine apoapsis
Cevabı göster
apoapsis, ardından periapsis
which meant it traveled much deeper into space than the Apollo missions.
5:59bu da Apollo görevlerinden çok daha derin bir uzaya seyahat ettiği anlamına geliyordu.
A single orbit of the Moon at this distance took 12 days,
6:03Bu mesafede Ay'ın tek bir yörünge turu 12 gün sürdü,
they had the option of extending it by another 12 days Kalıp ifadeler
6:07sadece Ay'ın etrafında bir tur daha kalarak
by simply staying around the Moon for another lap.
6:09bunu 12 gün daha uzatma seçeneğine sahiptiler.
have the option of + -ing: mevcut bir seçeneği sunmak
Have the option of + -ing, olası bir hareket tarzının seçilebilir olduğunu anlatır. they had the option of extending it ifadesinde NASA yörünge süresini uzatabilirdi; ancak ifade, NASA'nın bunu yapmaya karar verdiğini söylemez. of'tan sonra extending, staying veya changing gibi bir ulaç biçimi kullanılır. extending it örneğinde olduğu gibi, ulaçtan sonra bir nesne gelebilir.
Alıştırma
Seçeneğin mevcut olduğunu ancak kararın henüz verilmediğini göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Passengers ____ changing their travel date without a fee.
Cevabı göster
have the option of
as it meant they could spend more time testing out Orion's systems.
6:14çünkü Orion'un sistemlerini test etmek için daha fazla zaman harcayabilecekleri anlamına geliyordu.
but when we look at it from the Moon's perspective, Kalıp ifadeler
6:20ancak Ay'ın perspektifinden baktığımızda,
From the Moon's perspective: Ay'ın perspektifinden
Bu cümlede from the Moon's perspective, uzay aracının yoluna Ay'ı referans noktası alarak bakmak demektir. Yolun kendisi değişmemiştir; bakış açısını değiştirmek, şeklini açıklamayı kolaylaştırır. from X's perspective kalıbı, bir kişinin veya grubun bir durumu nasıl gördüğünü belirtmek için de kullanılabilir. Ancak burada perspective bir görüş değildir; Ay fiziksel bir gözlem noktası olarak kullanılmaktadır.
Alıştırma
Hedef kalıbı, X yerine yolcuyu koyarak kullanın: The platform seems to move backward ____.
Cevabı göster
from the passenger's perspective
Make a lot more sense: çok daha anlamlı gelmek
Bu cümlede make sense, anlaşılır olmak veya mantıklı görünmek demektir. Bakış açısı değişince sıra dışı yol daha kolay anlaşılır hâle gelir; yolun kendisi değişmez. More, yeni anlayışı önceki anlayışla karşılaştırır; a lot ise bu karşılaştırmayı güçlendirir. Bu nedenle make a lot more sense, anlaşılması çok daha kolay olmak veya çok daha mantıklı görünmek demektir.
Alıştırma
Anlaşılması çok daha kolay olmak anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After Leo added labels to the diagram, it began to ____.
Cevabı göster
make a lot more sense
It's even more interesting if we go back to Earth's perspective and take away the Moon.
6:27Dünya'nın perspektifine geri döner ve Ay'ı aradan çıkarırsak durum daha da ilginçleşir.
Orion was actually still just in an elliptical orbit around Earth,
6:31Orion aslında hala Dünya'nın etrafında eliptik bir yörüngedeydi,
but because its orbital period was the same as the Moon,
6:35ancak yörünge periyodu Ay ile aynı olduğu için,
Technically ile daha katı ve kesin bir açıklama
Technically, konuşanın kolay ve yüzeysel bir açıklamadan katı bir tanıma ya da referans çerçevesine dayanan daha kesin bir açıklamaya geçtiğini gösterir. Bu, önceki açıklamanın mutlaka yanlış olduğu anlamına gelmez. Burada Orion'ın görünüşte “sürekli taraf değiştirmesi”, aslında Dünya çevresindeki eliptik bir yörüngede kalması şeklindeki daha kesin bilgiyle sınırlandırılır.
Alıştırma
Yararlı bir günlük addan daha katı bir bilimsel sınıflandırmaya geçildiğini açıkça gösteren başlangıç hangisidir?
- Technically, it is a marine reptile.
- Actually, it is a marine reptile.
- Basically, it is a marine reptile.
Cevabı göster
Technically, it is a marine reptile.
Orion had to break free of the Moon's gravity. Öbek fiiller
6:42Orion'un Ay'ın kütleçekiminden kurtulması gerekiyordu.
break free of: bir kısıtlamadan kurtulmak
Break free of, tutan, kontrol eden veya sınırlayan bir şeyden kurtulmak demektir. Bu cümledeki kısıtlama fizikseldir: Ay'ın yerçekimi Orion'ın izlediği yolu etkilemeye devam eder. Bu ifade kaçışı bir güçten ya da kısıtlamadan etkin biçimde kurtulma olarak gösterir; bu nedenle yalnızca leave demekten daha güçlüdür. Aynı yapı hem gerçek bir fiziksel kısıtlama hem de mecazi bir kontrol için kullanılabilir: break free of + isim öbeği.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “kontrol eden bir etkiden kurtulmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The young artist began working alone to ____ the studio's control.
Cevabı göster
break free of
This meant doing the clever gravity assist maneuver,
6:44Bu da o zekice kütleçekimsel sapan manevrasını yapması gerektiği anlamına geliyordu,
in reverse: aynı süreci ters yönde uygulamak
In reverse, aynı temel manevranın yönü veya amaçlanan etkisi tersine çevrilerek kullanıldığını anlatır. Burada uzay aracının yalnızca geriye doğru uçtuğu anlamına gelmez; yer çekimi desteğinin mantığı, aracı Ay’a yaklaştırmak yerine Ay’ın çekim etkisinden çıkarmaya yardım edecek şekilde tersine uygulanmıştır. Daha genel olarak do, run, play veya follow something in reverse, bilinen bir süreci ters yönde ya da ters sırayla gerçekleştirmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi “ters sırayla” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: To pack the tent away, follow the setup steps ____.
Cevabı göster
in reverse
It slowed down so that it would come close to the lunar surface Dilbilgisi
6:48Ay yüzeyine yaklaşacak şekilde yavaşladı
which sent it on a trajectory back to Earth. Kalıp ifadeler
6:53ki bu onu Dünya'ya dönüş yörüngesine soktu.
so that it would...: geçmişteki bir planda amaç
So that, slowed down eyleminin amacını açıklar: Ay yüzeyine yaklaşmak, yalnızca daha sonra gerçekleşen bir olay değil, amaçlanan sonuçtu. Anlatım geçmiş zamanda olduğu için would, bu sonraki sonucu daha önceki planın bakış açısından sunar. Burada would, geçmişteki gelecek anlamındadır; esas olarak şüphe belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle odanın sessiz kalmasını geçmişteki bir eylemin amaçlanan sonraki sonucu olarak sunuyor?
- We closed the door, although the room stayed quiet.
- We closed the door because the room had stayed quiet.
- We closed the door so that the room would stay quiet.
Cevabı göster
We closed the door so that the room would stay quiet.
sent it on a trajectory back to Earth: onu Dünya'ya dönüş yörüngesine sokmak
sent it on a trajectory back to Earth ifadesindeki sent, nesnenin hareket etmesine neden oldu anlamındadır; onu postayla gönderdi anlamına gelmez. send + object + on a trajectory kalıbı, bir eylemin nesneyi daha sonra izleyeceği yola yerleştirdiğini anlatır. back to Earth bu yolun yönünü veya son noktasını belirtirken trajectory yalnızca varış noktasını değil, zaman içinde izlenen hareket yolunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi send fiilinin geçmiş zaman biçimiyle ve send something on a trajectory kalıbındaki edatla tamamlayın: The final engine burn ____ the probe ____ a trajectory toward Mars.
Cevabı göster
sent · on
The reason it waited to perform this final burn at its closest approach Dilbilgisi
6:56Bu son ateşlemeyi en yakın noktasında yapmak için beklemesinin nedeni
The reason ... is due to ... neden yapısı
Cümle, eylemin neden gerçekleştiğini belirtmek için The reason + clause + is due to + noun phrase yapısını kullanır. Burada due to the Oberth effect, beklemenin nedenini ad öbeğiyle belirtir. Bu yapı anlaşılır ve konuşmada görülür; ancak reason ve due to ifadelerinin ikisi de neden bildirir. Bu yüzden birçok editör bu birleşimi gereksiz tekrarlı bulur. Özenli yazıda The reason ... is that + clause ya da [event] is due to + noun phrase kullanın.
Alıştırma
Özenli bir teknik metin için en açık ve standart düzeltme hangisidir?
- The reason it waited is due to the burn being more effective at closest approach.
- The reason it waited is that the burn was more effective at closest approach.
- The reason it waited because the burn was more effective at closest approach.
Cevabı göster
The reason it waited is that the burn was more effective at closest approach.
Even with the same amount of fuel on board, Dilbilgisi
7:01İçinde aynı miktarda yakıt bulunsa bile,
the rocket gains much more velocity by burning closer to the Moon
7:03roket, en fazla kütleçekim kuvvetini hissettiği zaman,
when it's feeling the most amount of gravitational pull.
7:06Ay'a daha yakın bir yerde ateşleme yaparak çok daha fazla hız kazanır.
Oberth etkisi
Oberth etkisi, uzay aracı zaten daha hızlı hareket ederken, örneğin bir yörüngenin en yakın noktasındayken yapılan aynı roket ateşlemesinin yörünge enerjisini daha fazla değiştirmesi demektir. Kütleçekimi fazladan yakıt oluşturmaz veya motorun kendisini güçlendirmez. Yaklaşık olarak aynı yakıt tüketimi ve motorun sağladığı aynı hız değişimi söz konusu olduğunda, bu değişimi daha yüksek hızda uygulamak daha büyük bir enerji kazancı sağlar; bu da daha yüksek bir son hıza yol açabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Oberth etkisini en iyi hangi ifade açıklar?
- Aynı ateşleme, roket zaten daha hızlı hareket ederken daha fazla yörünge enerjisi ekleyebilir.
- Daha güçlü kütleçekimi roketin içinde fazladan yakıt oluşturur.
- Bir roket motoru yalnızca Ay'a daha yakın olduğu için daha fazla itki üretir.
Cevabı göster
Aynı ateşleme, roket zaten daha hızlı hareket ederken daha fazla yörünge enerjisi ekleyebilir.
Aynı miktarda yakıt olsa bile
Even with bir ödünleme ilişkisi kurar: bir koşul vardır, ancak sonuç yine de şaşırtıcıdır. Burada yakıt miktarı aynı kalır; buna rağmen ateşleme farklı bir durumda yapıldığı için roket daha fazla hız kazanır. Kalıp even with + isim öbeğidir. Bu cümlede the same amount of fuel on board isim öbeğidir; with, “bu koşul altında” anlamına gelir, “birinin eşliğinde” anlamına gelmez.
Alıştırma
İsim öbeğinden önce gelecek en uygun ifadeyi seçin: ___ the same amount of practice time, Lina improved much faster this month.
- Even though
- Even if
- Even with
Cevabı göster
Even with
they will come off the end still moving quite slowly.
7:14sonuna geldiğinde hala oldukça yavaş hareket ediyor olacaktır.
they will come to the end at a significantly higher speed.
7:18sona önemli ölçüde daha yüksek bir hızda ulaşacaktır.
Imagine two moving walkways ile bir benzetme başlatmak
Imagine + ad öbeği kalıbı, açıklama devam etmeden önce dinleyicilerden zihinlerinde bir görüntü oluşturmalarını ister. Burada two moving walkways ifadesi, hızla ilgili daha az tanıdık bir karşılaştırmayı temsil edebilecek tanıdık bir sahne oluşturur. Bu başlangıç bilgiyi düzenler: önce ortak bir görüntü kurar, ardından iki durumda neler olduğunu açıklar. Sonraki noktayı anlamak için bir model sunar; gerçek sürecin her ayrıntısının yürüyen yol gibi işlediğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir açıklamadan önce dinleyicilerin somut bir sahne hayal etmesine en iyi hangi başlangıç yardımcı olur?
- In conclusion, two bridges cross the same river.
- However, two bridges cross the same river.
- Imagine two bridges over the same river.
Cevabı göster
Imagine two bridges over the same river.
they will achieve a higher delta v by using less energy
7:22yürümeye daha az zaman harcayacakları için
since they have spent less time walking.
7:25daha az enerji kullanarak daha yüksek bir delta v elde edeceklerdir.
Not only that, ile ikinci bir avantaj eklemek
Not only that, cümle başında kullanılan bir bağlayıcıdır. Önceki bilgiye gönderme yapar ve aynı yönde başka bir bilgi ekler. Burada, sona daha yüksek hızla ulaşmanın tek avantaj olmadığını; enerjinin daha verimli kullanılmasının da ek bir avantaj olduğunu gösterir. İfadenin tamamı sonraki yan cümlenin dışında durduğu için bu yan cümle normal söz dizimini korur: Not only that, they will achieve.... Devrik yapı, Not only ifadesinin doğrudan yan cümleyi başlattığı farklı bir kalıba aittir: Not only will they achieve....
Alıştırma
“The new route is shorter” ifadesinden sonra ikinci bir avantajı doğru şekilde hangi devam cümlesi ekler?
- Not only that, it is safer at night.
- However, it is safer at night.
- Not only that, is it safer at night.
Cevabı göster
Not only that, it is safer at night.
it's experiencing the highest amount of gravitational pull,
7:29sanki daha hızlı yürüyen banttaymış gibi onu hızlandıran,
which speeds it up as if it were on the faster walkway. Dilbilgisi
7:32en yüksek miktarda kütleçekim kuvvetini deneyimler.
as if it were: resmî bir gerçek dışı karşılaştırma
as if it were ifadesi hayalî bir karşılaştırma başlatır. Uzay aracı gerçekte yürüyen bir bant üzerinde değildir; konuşmacı, hız artışının nasıl hissedildiğini veya işlediğini açıklamak için bu tanıdık durumdan yararlanır. Bu gerçek dışı karşılaştırmada were, be fiilinin resmî dile uygun dilek-şart biçimidir. Tekil özne it sonrasında kullanılabilir; dolayısıyla buradaki were çoğul bir özne göstermez.
Alıştırma
Cümleyi as if ve be fiilinin resmî gerçek dışı biçimiyle tamamlayın: The tiny heater made the large hall feel ____ a warm living room.
Cevabı göster
as if it were
These types of maneuvers are an incredibly important part of spaceflight.
7:36Bu tür manevralar uzay uçuşunun inanılmaz derecede önemli bir parçasıdır.
They allow humans to make the most incredible leap to the Moon,
7:39İnsanların Ay'a doğru en inanılmaz sıçramayı yapmalarına olanak tanırlar,
they will continue to pave the way for future astronauts. Deyimler
7:43geleceğin astronotları için yolu açmaya devam edecekler.
pave the way for: sonraki gelişmeler için koşul yaratmak
Pave the way for, daha sonraki bir olayı veya gelişmeyi mümkün ya da daha kolay hâle getiren koşulları yaratmak anlamındaki bir mecazdır. Gerçekte bir yol inşa edilmez. for sonrasındaki sözler bundan yararlanan kişiyi, sonucu veya gelişmeyi belirtir. Burada Orion ve bu manevralar gelecekteki astronotlara ve görevlere hazırlık yapılmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi, bir şey için koşulları yaratmak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Better internet access could ____ more online classes in rural areas.
Cevabı göster
pave the way for
Give away: bir şeyi ücretsiz vermek
Bu ödül bağlamında give away, bir şeyi genellikle hediye veya ödül olarak ücretsiz vermek anlamına gelir. Cümlede ödül olarak sunulan şey gerçek bir fırlatma aracı değil, Saturn V roketiyle ilgili bir ürün veya modeldir. Give away ayrılabilen bir öbek fiildir: give the prize away denebilir; ancak nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: give it away.
Alıştırma
Tanıtım cümlesini “ücretsiz ödül olarak vermek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: We are going to ____ three signed posters.
Cevabı göster
give away
The winner of this Primal Space giveaway is Ben Bensen.
7:50Bu Primal Space çekilişinin kazananı Ben Bensen.
we'll be announcing yet another giveaway in the next video.
7:55bir sonraki videoda yeni bir çekiliş daha duyuracağız.
Don't worry if you didn't win: dostça rahatlatma
Don't worry if you didn't win, olası bir hayal kırıklığını kabul eder ve bu durumda olan dinleyicilere morallerini bozmamalarını söyler. Bu bir rahatlatma ifadesidir; dinleyicilerin daha önce kaygı gösterdiğinin kanıtı değildir. Don't worry if + yan cümle kalıbı, çoğu zaman ardından yararlı bilgi vermek için zemin hazırlar. Burada başka bir çekilişin duyurulacak olması olumlu kalmak için açık bir neden sunar ve olumsuz sonuçtan yeni bir fırsata yumuşak bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Bir hayal kırıklığından sonra kişiyi en iyi rahatlatan ve yeni bir fırsata geçiş yapan başlangıç hangisidir? ____ your team didn't make the final; there will be another tournament in June.
- It's a shame that
- Make sure that
- Don't worry if
Cevabı göster
Don't worry if