Meditasyonun Bilimsel Gücü: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Araştırma, meditasyonun beyin, beden, bağışıklık ve hücresel yaşlanma üzerindeki olası etkilerini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. from a scientific perspective (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): Bu çerçeve eski bir uygulamadan bilimsel araştırmaya geçer; analiz açısını belirtmek ve odaklı soru açmak için kullanın. 2. not only do we see / but it can also (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): not only sonrasındaki devrik yardımcı fiili ve but ... also eşini tanıyıp iki bulguyu açıkça bağlayın. 3. working out your brain (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Egzersiz benzetmesini anlayın; seems ile may sözcüklerinin temkinini koruyup bunu tıbbi vaade çevirmeyin.
Bu derste
For thousands of years people have practiced meditation for spiritual, emotional, and physical well-being. Kalıp ifadeler
0:00İnsanlar binlerce yıldır manevi, duygusal ve fiziksel esenlik için meditasyon yapıyor.
For thousands of years: günümüze kadar uzanan süre
“For thousands of years”, “Ne kadar süre?” sorusuna cevap verir. for edatı, bir şeyin başladığı noktayı değil, devam ettiği zaman aralığını belirtir. “have practiced” ile birlikte bu ifade, meditasyonu çok uzak geçmişte başlayıp tarih boyunca günümüze kadar devam etmiş bir uygulama olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp for + süre uzunluğu biçimindedir ve durum hâlâ devam ediyorsa çoğunlukla perfect zamanla kullanılır.
Alıştırma
Süre belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Our family has lived here ____ ten years.
Cevabı göster
for
how exactly does meditating affect your body? Dilbilgisi
0:07meditasyon vücudunuzu tam olarak nasıl etkiliyor?
From a scientific perspective: analitik bakış açısını belirlemek
“From a scientific perspective”, dinleyiciye ardından gelen soruyu hangi bakış açısının yönlendirmesi gerektiğini bildirir. Burada tartışmayı meditasyonun uzun geçmişinden gözlemlenebilen, ölçülebilen ve test edilebilen etkilere çevirir. from a/an + sıfat + perspective kalıbı, analiz açısını sınırlayarak bilgiyi düzenler. Kendi başına kanıt sunmaz; hangi tür kanıtın veya akıl yürütmenin konuyla ilgili olduğunu belirtir.
Alıştırma
financial kullanarak bakış açısı kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____, the cheaper plan is better for us.
Cevabı göster
From a financial perspective
How exactly does X affect Y?: kesin etki mekanizmasını sormak
How exactly does X affect Y? X'in Y'yi hangi belirli yolla etkilediğini sorar. Örnekte konuşan kişi yalnızca meditasyonun bir etkisi olup olmadığını sormaz; sürecin veya somut değişikliklerin açıklanmasını ister. Soru, özneden önce does ve özneden sonra affect fiilinin yalın hâlini kullanır: How exactly + does + X + affect + Y? Exactly, kesin bir açıklama talebini güçlendirir.
Alıştırma
Affect kullanarak belirli bir mekanizmayı soran geniş zaman sorusunu tamamlayın: How exactly ____ regular exercise ____ heart health?
Cevabı göster
does · affect
Correlated with: ilişki, nedensellik değil
Correlated with, iki ölçüm arasında gözlemlenen bir ilişkiyi bildirir. Burada belirli beyin bölgelerindeki artan etkinlik, daha düşük kaygı ve depresyonla ilişkilidir: ölçümler tutarlı bir örüntü içinde birlikte değişir. Bu ifade, beyin etkinliğinin bu değişikliklere yol açtığını, değişikliklerin beyin etkinliğine yol açtığını veya üçüncü bir etken bulunmadığını kanıtlamaz. Korelasyon bir ilişkiyi gösterir; nedensellik ise neyin neyi ürettiği hakkında daha güçlü kanıt gerektirir.
Alıştırma
Bir raporda şöyle deniyor: Daily step count was correlated with lower blood pressure. Yalnızca bu cümleye dayanarak hangi sonuca varılabilir?
- Günlük adım sayısı daha yüksek olan kişilerin kan basıncı daha düşük olma eğilimindeydi.
- Düşük kan basıncının insanların daha fazla adım atmasına neden olduğu kanıtlandı.
- Daha fazla adım atmanın kan basıncını düşürdüğü kanıtlandı.
Cevabı göster
Günlük adım sayısı daha yüksek olan kişilerin kan basıncı daha düşük olma eğilimindeydi.
is activated when one's mind is at rest and not focusing on the outside world Kalıp ifadeler
0:23zihin dinlenirken ve dış dünyaya odaklanmazken etkinleştiği
at rest: rahat veya etkin olmayan durumda olmak
Burada at rest, dikkatin etkin biçimde dışarıdaki bir göreve yöneltilmemesi demektir. Kişi uyanık olabilir; rest, uykudan ziyade düşük talep içeren ve dikkatin daha çok içe yöneldiği bir durumu anlatır. Be at rest kalıbı; bir kişinin, zihnin, bedenin, nesnenin veya sistemin rahat, hareketsiz ya da çalışmıyor oluşunu anlatabilir. Hareketsizliğin tam türünü bağlam belirler.
Alıştırma
Cümlede at rest, zihin hakkında bize ne anlatıyor?
- Bedeni uzanmış durumdadır.
- Kesinlikle uyuyordur.
- Dışarıdaki bir göreve odaklanmıyordur.
Cevabı göster
Dışarıdaki bir göreve odaklanmıyordur.
and has been found to improve memory, self-awareness, and goal setting. Dilbilgisi
0:27ve hafızayı, öz farkındalığı ve hedef belirlemeyi geliştirdiği görülmüştür.
has been found to improve: kanıtı edilgen yapıyla aktarmak
Has been found to improve ifadesindeki has been found, bir bulguyu aktaran present perfect edilgen yapıdır: has tekil özneyle uyumludur, has been bulguyu geçmişten bugüne uzanan zaman aralığına yerleştirir ve been found edilgen yapıyı kurar. Ardından gelen to improve, araştırmanın bildirdiği etkiyi belirtir. Bu yapı, araştırmacıların adını vermeden özneyi — varsayılan mod ağını — ve bildirilen yararı öne çıkarır. Bugüne kadarki çalışmaların bir gelişme bildirdiğini anlatır; ancak tek başına her durumda aynı etkinin olacağını garanti etmez veya basit bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Alıştırma
Araştırmacılar yerine regular reading ifadesini konu olarak öne çıkaran ve kanıtı edilgen yapıyla aktaran cümle hangisidir?
- Regular reading has been found to improve children's vocabulary.
- Regular reading will improve every child's vocabulary.
- Researchers have found that regular reading improves children's vocabulary.
Cevabı göster
Regular reading has been found to improve children's vocabulary.
Want to be more caring to your friends and family?
0:30Arkadaşlarınıza ve ailenize karşı daha şefkatli olmak ister misiniz?
When scientists compared the brains of Buddhist monks to new meditators, Kalıp ifadeler
0:32Bilim insanları Budist rahiplerin beyinlerini meditasyona yeni başlayanlarınkiyle karşılaştırdığında,
compare A to B yapısı: compared ... to
compared A to B yapısında compared, compare fiilinin geçmiş zaman biçimidir; A önce incelenen ögedir, to ise ikinci karşılaştırma ögesi olan B'yi getirir. Burada iki grubun beyinleri yan yana incelenir. Bu yapı A ile B'nin aynı olduğunu söylemez. Yalnızca benzerlikleri veya farklılıkları bulmak için onları karşılaştırır.
Alıştırma
İki grubu incelemeyi anlatmak için compare A to B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Researchers described the first group as the second group.
- Researchers compared the first group to the second group.
- Researchers separated the first group from the second group.
Cevabı göster
Researchers compared the first group to the second group.
they found the region of the brain associated with empathy
0:36empatiyle bağlantılı beyin bölgesinin
to be much more pronounced in the monks. Kelime
0:38rahiplerde çok daha belirgin olduğunu gördüler.
pronounced: belirgin ve kolayca fark edilen
Burada pronounced, “çok kolay fark edilen” veya “açıkça belirgin” anlamına gelen bir sıfattır. Empatiyle ilişkili beyin bölgesinin keşişlerde çok daha fazla öne çıktığını belirtir. Bu kullanımda pronounced, bir özelliğin ne kadar belirgin olduğunu anlatır. Bir sözcüğü sesli söylemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The improvement was pronounced." pronounced ne anlama geliyor?
- Çok kolay fark edilen veya açıkça belirgin
- Resmî bir rapora yazılmış
- Dikkatle yüksek sesle söylenmiş
Cevabı göster
Çok kolay fark edilen veya açıkça belirgin
It also literally changes your brain waves
0:40Meditasyon ayrıca beyin dalgalarınızı kelimenin tam anlamıyla değiştiriyor
Meditators have higher levels of alpha waves
0:45Meditasyon yapanların alfa dalgası düzeyleri daha yüksek oluyor;
it also physically changes our brain shape and size.
0:52beynimizin şeklini ve boyutunu fiziksel olarak da değiştiriyor.
if that wasn't enough, ile bilgiyi giderek güçlendirmek
Bu cümlede if that wasn't enough, retorik bir geçiş ifadesidir. Önceki kanıtların yeterli olup olmadığını gerçekten sormaz; konuşmacının daha da çarpıcı bir etki ekleyeceğini bildirir. İfade, bilgileri giderek güçlenen bir sırayla düzenler: önce birkaç nokta ortaya konur, ardından savı güçlendiren ek bir nokta bu ifadeyle sunulur.
Alıştırma
Bir etkileyici fayda daha eklemek için cümleyi dersteki retorik geçiş ifadesiyle tamamlayın: The course includes live feedback, and ____, every session is free.
Cevabı göster
if that wasn't enough
Studies found that after 8 weeks of a meditation program,
0:56Araştırmalar, sekiz haftalık bir meditasyon programından sonra
gray matter was more dense in areas associated with learning,
0:59öğrenmeyle ilişkili alanlardaki gri maddenin daha yoğun olduğunu,
memory processing, and emotion regulation.
1:01hafızanın işlenmesi ve duyguların düzenlenmesiyle ilişkili alanlarda da aynı durumun görüldüğünü ortaya koydu.
Vurgulu bir karşıtlık bağlacı olarak And yet
Bu bölümde And yet iki sonucu keskin biçimde karşılaştırır: bazı bölgelerde gri madde yoğunlaşırken amigdalada azalır. Bulgular beynin farklı bölgeleriyle ilgilidir; bu nedenle bağlaç, mantıksal bir çelişki ileri sürmeden değişimlerin zıt yönlerini vurgular. Baştaki And yeni cümleyi önceki bulguya bağlarken yet, ikinci sonucu ilk bulgu ışığında beklenmedik olarak sunar. İkisi birlikte karşıtlığı bilinçli ve vurgulu hâle getirir.
Alıştırma
Şaşırtıcı karşıtlığı vurgulamak için cümleyi dersteki iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The north side stayed completely dry. ____ the south side flooded within minutes.
Cevabı göster
And yet
Bir sistemin işlevsel rolünü anlatan deals with
Burada deals with, “işin içinde yer alır” veya “bir rol oynar” anlamındadır. Özne amigdala olduğu için bu ifade, söz konusu beyin bölgesini stres, kan basıncı ve korkuyla işlevsel olarak ilişkilendirir. deal with ifadesinin belirli anlamını özne ve nesneye bakarak belirleriz. Bir vücut bölümü ya da sistem bir işlevde rol oynayabilir; bu, bilinçli biçimde bir sorunu çözdüğü ya da ticari işlem yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“This part of the brain deals with balance,” cümlesinde deals with ne anlama gelir?
- denge sorununu tamamen çözer
- dengeyi alıp satar
- dengeyi kontrol etme veya koruma işlevinde rol oynar
Cevabı göster
dengeyi kontrol etme veya koruma işlevinde rol oynar
not only do we see decreased blood pressure, Dilbilgisi
1:10yalnızca kan basıncının düştüğünü görmekle kalmıyoruz,
but it can also increase the variability of your heart rate.
1:12kalp atış hızı değişkenliği de artabiliyor.
Not only do we ... but it can also ... yapısında eşleştirme ve devrik yapı
Eşleşen not only ... but ... also yapısı, birbiriyle ilgili iki sonucu sunar ve ikinci sonucu ayrıca vurgular. Burada kan basıncının düşmesi ilk sonuç, kalp atış hızı değişkenliğinin artması ise eklenen sonuçtur. Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce yer alır: we see değil, do we see. Bu devrik yapı yalnızca ilk yan cümlede kullanılır. but sonrasında normal söz dizimi korunur: it can also increase.
Alıştırma
Cümle başındaki not only ifadesini hangi cümle doğru kullanıyor?
- Not only Leo cleaned his room, but he also washed the dishes.
- Not only did Leo clean his room, but he also washed the dishes.
- Not only did Leo clean his room, but did he also wash the dishes.
Cevabı göster
Not only did Leo clean his room, but he also washed the dishes.
it actually plays a critical role in properly transporting oxygen and carbon dioxide Kalıp ifadeler
1:17ancak aslında oksijen ve karbondioksitin doğru şekilde taşınmasında kritik bir rol oynar.
while this may sound harmful: düzeltmeden önce karşıt bir izlenimi kabul etme
Burada while, karşıtlık bildiren bir yan cümle başlatır: önce “bu kulağa zararlı gelebilir” şeklindeki ilk izlenimi kabul eder, ardından ana cümle bu izlenimi düzelten gerçeği verir. Anlamı although ifadesine yakındır; “……olduğu sırada” anlamına gelmez. while + yan cümle, ana cümle yapısı, bir şey olumsuz veya şaşırtıcı göründüğü hâlde daha kapsamlı açıklama farklı bir sonuca işaret ettiğinde kullanışlıdır. May sound yalnızca fikrin nasıl algılanabileceğini anlatır; onun gerçekten zararlı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümlede while this may sound harmful ne işlev görür?
- Önemli sürecin yalnızca zararlı bir olay sırasında gerçekleştiğini söyler.
- Sürecin yararlı olmasına rağmen gerçekten zararlı olduğunu kanıtlar.
- Olası olumsuz bir izlenimi önce kabul eder, ardından ana cümle bu izlenimi düzeltir.
Cevabı göster
Olası olumsuz bir izlenimi önce kabul eder, ardından ana cümle bu izlenimi düzeltir.
plays a critical role in + isim veya -ing biçimi
Play a critical role in, bir süreç veya sonuç için son derece önemli olmak anlamına gelir. Bu cümlede özne, oksijen ve karbondioksitin taşınmasına temel bir katkı sağlar; role sözcüğü mecazidir ve tiyatrodaki bir rolü anlatmaz. Yapı özne + play/plays a critical role in + isim veya -ing biçimidir. in bir edat olduğu için arkasından fiil geldiğinde transport değil, transporting kullanılır.
Alıştırma
play a critical role in ifadesini aynen kullanın ve play sözcüğünü özneyle uyumlu hâle getirin: Clear communication ____ preventing medical errors.
Cevabı göster
plays a critical role in
Think you're ...?: Do you think ...? sorusunun konuşma dilindeki kısa biçimi
Gündelik konuşmada Think you're getting sick?, Do you think you're getting sick? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Söylenmeyen kelimeler Do you olduğundan, cümle think ile başlasa da bir emir değildir. Bu kalıp dinleyenin görüşünü veya tahminini sorar: Think + özne ve fiil içeren yan cümle? Hızlı ve doğrudan konuşmalarda yaygındır.
Alıştırma
Konuşmacı Think you're getting sick? derken neyi kastediyor?
- Do you think you're getting sick?
- Konuşmacı kendisinin hastalanmakta olduğunu söylüyor.
- Hastalık hakkında düşünme emridir.
Cevabı göster
Do you think you're getting sick?
In a study where both meditators and non-meditators were given the flu virus,
1:23Hem meditasyon yapanlara hem de yapmayanlara grip virüsünün verildiği bir araştırmada,
meditators were able to produce a greater number of antibodies
1:27meditasyon yapanlar daha fazla antikor üretebildi
we can even see changes on a cellular level. Kalıp ifadeler
1:33hücresel düzeydeki değişimleri bile görebiliriz.
go a little deeper: genel bakıştan daha ayrıntılı analize geçmek
Burada go a little deeper mecazi bir ifadedir: genel bakışın ötesine geçip daha ayrıntılı veya daha temel bir düzeyi incelemek demektir. Fiziksel olarak aşağı doğru bir hareket yoktur. Go + karşılaştırma sıfatı derecedeki bir değişimi anlatabilir; a little ise geçişi yumuşatır ve konuşmacının yalnızca küçük bir sonraki adım önerdiğini gösterir. Bu ifade, dinleyiciyi açıklamanın bir düzeyinden diğerine taşır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “biraz daha ayrıntılı analiz etmek” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before we choose a supplier, let's ____ and compare the hidden costs.
Cevabı göster
go a little deeper
on a cellular level: analiz ölçeğini belirtmek
on a cellular level ifadesindeki level, gözlem veya analiz ölçeği anlamına gelir. İfade, vücut hücreler ölçeğinde incelendiğinde değişikliklerin görülebildiğini anlatır; bir binanın katını veya beceri seviyesini ifade etmez. on a/an + adjective + level kalıbı, konuşanın on a personal level, on a social level veya on a molecular level örneklerinde olduğu gibi farklı ölçekler arasında geçiş yapmasını sağlar. Burada açıklamayı bütün vücuttan çok daha küçük bir ölçeğe taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede on a ... level bir analiz ölçeğini belirtmek için kullanılmıştır?
- On a molecular level, the two samples behave differently.
- His reading level improved after the course.
- Her office is on the third level of the building.
Cevabı göster
On a molecular level, the two samples behave differently.
Your chromosomes have protective protein complexes called telomeres, Dilbilgisi
1:35Kromozomlarınızda telomer adı verilen koruyucu protein kompleksleri bulunur;
protein complexes called telomeres: noun + called + name kalıbı
protein complexes called telomeres ifadesinde called telomeres, protein complexes isminden sonra gelir ve bunların adını belirtir. Buradaki called, that are called anlamındadır; telefon etmek anlamında değildir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: noun + called + name. Özellikle tanımlarda ve açıklamalarda bir terimi kısa ve öz biçimde tanıtmayı sağlar.
Alıştırma
a tool that is called a spectrometer anlamına gelen kısa cümleyi seçin.
- We used a tool calling a spectrometer.
- We used a tool called a spectrometer.
- We used a tool is called a spectrometer.
Cevabı göster
We used a tool called a spectrometer.
has been linked to several diseases such as cardiovascular disease,
1:43kalp-damar hastalıkları gibi çeşitli hastalıklarla ilişkilidir;
Amazingly, when cancer survivors completed a meditation program,
1:48Şaşırtıcı biçimde, kanseri atlatan kişiler bir meditasyon programını tamamladığında,
their bodies showed significant increases in telomere length. Kalıp ifadeler
1:52vücutlarında telomer uzunluğunun önemli ölçüde arttığı görüldü.
telomer uzunluğunda belirgin artışlar
Bu cümlede significant increases in telomere length, telomer uzunluğunun fark edilir veya önemli bir miktarda arttığı anlamına gelir. increases adı değişimi ifade eder; in ise değişen ölçümü, yani telomere length ifadesini getirir. Başka bağlamlarda da kullanılabilecek kalıp significant increase(s) in + ölçüm şeklindedir. Araştırmalarda ve veri raporlarında yaygındır ve went up a lot ifadesinden daha resmîdir. significant sözcüğü tek başına sonucun istatistiksel olarak anlamlı olduğunu veya değişime meditasyonun neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Resmî bir raporda değişen ölçümü doğal biçimde belirten cümle hangisidir?
- The trial showed a significant increase of reading speed.
- The trial showed reading speed a significant increase.
- The trial showed a significant increase in reading speed.
Cevabı göster
The trial showed a significant increase in reading speed.
has a direct effect on the enzyme telomerase, Kalıp ifadeler
1:59telomeraz enzimi üzerinde doğrudan bir etkisi olduğuna inanılıyor.
It's believed that: ... olduğuna inanılıyor
It's believed that, bu düşünceye kimin inandığını belirtmeden bir fikri aktarır. It herhangi bir nesneyi göstermez; biçimsel öznedir, believed edilgen yapıdadır ve that ile başlayan yan cümle aktarılan fikri verir. Bu cümlede yapı, açıklamayı tartışmasız bir gerçek olarak değil, bir inanış veya güncel yorum olarak sunar. Temkinli ve kişiden bağımsız bir ton oluşturur, ancak kanıtın ne kadar güçlü olduğunu göstermez.
Alıştırma
Kaynağı belirtilmeyen genel bir görüşü, kanıtlandığını iddia etmeden temkinli biçimde aktaran cümle hangisidir?
- It's been proven that regular sleep supports memory.
- It's believed that regular sleep may support memory.
- Researchers believe that regular sleep may support memory.
Cevabı göster
It's believed that regular sleep may support memory.
has a direct effect on: üzerinde doğrudan etkisi olmak
Bu cümlede has a direct effect on, bir şeyin başka bir şeyi doğrudan etkilediğini belirtir. Psychological intervention neden, the enzyme telomerase ise etkilenen şeydir. Yeniden kullanılabilen kalıp have/has + a direct effect + on + isim şeklindedir. Burada effect bir isimdir ve on, etkilenen kişiyi veya şeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, effect içeren beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Regular sleep can ____ your concentration during class.
Cevabı göster
have a direct effect on
which has been shown to counteract shortening
2:01Bu enzimin kısalmaya karşı koyduğu gösterilmiştir;
by adding DNA to the shrinking telomeres. Dilbilgisi
2:03bunu da kısalan telomerlere DNA ekleyerek yapar.
by adding: ekleyerek
Burada by adding, telomerazın kısalmayı nasıl önlediğini açıklar: Bunu DNA ekleme eylemi yoluyla yapar. Şu soruya cevap verir: Hangi yöntemle? Yeniden kullanılabilen kalıp by + fiil-ing şeklindedir. Bir eylem veya sonuçtan sonra kullanılarak o sonucu ortaya çıkaran yöntemi ya da mekanizmayı belirtir. Bu cümlede adding eylemini yapanın telomerase olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Yöntemi belirtmek için cümleyi by + use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The school cut paper waste ____ reusable folders.
Cevabı göster
by using
meditation is not a substitute for other medical advice Kalıp ifadeler
2:06meditasyon diğer tıbbi tavsiyelerin
Of course, ile önemli bir çekince eklemek
Burada Of course ana iddiayı ortaya koymaz. Konuşmacının meditasyonun olası faydalarını anlattıktan sonra gerekli bir sınırlama eklediğini gösterir. Bu sınırlamayı, makul insanların zaten kabul etmesi gereken ortak bir nokta olarak sunar: olası faydalar, tıbbi tavsiyeye veya sağlıklı alışkanlıklara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaz. Bir tartışmada bu kullanım, önceki olumlu bir iddianın gereğinden fazla geniş yorumlanmasını önlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede Of course neyin işaretidir?
- Konuşmacı, daha önce sözü edilen bütün araştırmaları reddediyor.
- Konuşmacı, dinleyicilerin kabul etmesini beklediği önemli bir sınır ekliyor.
- Konuşmacı, meditasyonun yardımcı olabilmesine şaşırıyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, dinleyicilerin kabul etmesini beklediği önemli bir sınır ekliyor.
is not a substitute for: bir şeyin başka bir şeyin yerini alamadığını söylemek
X is not a substitute for Y yapısında substitute, başka bir şeyin yerini alan şeyi belirten bir isimdir. Bu yapı, X kendi başına bir değere sahip olsa bile Y'nin yerini alamayacağını söyler. for edatı, yerine başka bir şey konmaması gereken unsuru belirtir. Burada meditasyon faydalı olabilir, ancak tıbbi tavsiyenin veya sağlıklı bir yaşam tarzının yerini alamaz.
Alıştırma
Güvenlik hatırlatmasını hedef ifadeyle tamamlayın: A helmet can reduce injuries, but it ____ riding carefully.
Cevabı göster
is not a substitute for
We don't want you leaving this video thinking it will cure cancer. Dilbilgisi
2:10Bu videoyu izledikten sonra meditasyonun kanseri tedavi edeceğini düşünmenizi istemiyoruz.
don't want you leaving: nesne + -ing yapısı
don't want you leaving yapısında want fiilinin nesnesi you, -ing tümleci ise leaving sözcüğüdür. Olumsuzluk, beklenen durumun tamamını, yani “senin ... diye düşünerek ayrılmanı” konuşmacıların önlemek istediği bir durum hâline getirir. Burada asıl sorun ayrılma eylemi değildir. Konuşmacılar, izleyicilerin videoyu bitirdiklerinde bunun kanseri iyileştireceğine dair yanlış bir inancı yanlarında götürmelerini istemez. Bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmemesinden çok, kişinin o eylemi nasıl veya hangi durumda yaptığı önemli olduğunda bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi don't want + object + -ing yapısıyla tamamlayın: We ____ the workshop believing the rumor is true.
Cevabı göster
don't want you leaving
But much like hitting the gym can grow your muscles and increase your overall health, Notlar
2:13Ancak spor salonunda egzersiz yapmak kaslarınızı geliştirip genel sağlığınızı iyileştirebildiği gibi,
hitting the gym: egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek
'Hitting the gym', egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Burada hitting, bir yere veya nesneye vurmak anlamına gelmez. -ing yapısındaki bu ifade, karşılaştırmada yer alan etkinliği adlandırır: Bu etkinlik kasları geliştirebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.
Alıştırma
“Egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek” anlamındaki ifadeyle bu gündelik cümleyi tamamlayın: After work, I am going to ____ before dinner.
Cevabı göster
hit the gym
benzetme işareti olarak much like
Much like, ana iddiadan önce benzetmenin daha tanıdık olan tarafını sunar. Spor salonuna gitmekle ilgili başlangıçtaki karşılaştırma, dinleyicilere sonraki fikri anlamaları için bir model verir: Meditasyon, beyin için bir tür egzersiz olarak sunulur. Bu ifade, iki fikri ilgili bir benzerlik etrafında düzenler; etkinliklerin aynı olduğunu söylemez veya tıbbi etkilerini kanıtlamaz. Okurken ilk durumdan ikinci duruma aktarılan belirli ilişkiyi saptayın.
Alıştırma
İlk durumu bir benzetme yapan ifadeyi seçin: ____ a map guides a traveler through a city, an outline guides a reader through an essay.
- Much like
- Such as
- Because
Cevabı göster
Much like
working out your brain: zihinsel eğitim için egzersiz benzetmesi
'Working out your brain' fiziksel egzersizle ilgili bir benzetme kullanır. Beyin de beden gibi egzersiz yapabilirmiş gibi zihni eğitmek veya çalıştırmak anlamına gelir. Burada meditasyonun olası bir etkisini anlatır; bir cevabı hesaplamak anlamına gelmez. Seems ve may sözcükleri iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir.
Alıştırma
'Meditation can feel like working out your brain,' cümlesinde working out your brain ne anlama gelir?
- Bir problemi çözerek cevabını bulmak
- Zihinsel çalışmalarla zihni eğitmek
- Beyni fiziksel egzersiz için spor salonuna götürmek
Cevabı göster
Zihinsel çalışmalarla zihni eğitmek
Konuşmada duraklama ve eğlenceli hazırlık sağlayan ara söz well
Buradaki well bir söylem belirtecidir; “iyi bir biçimde” anlamındaki bir zarf veya “sağlıklı” anlamındaki bir sıfat değildir. Konuşan kişi düşünceyi nasıl tamamlayacağını hazırlarken cümleyi kısa süreliğine keser. Bu duraklama, all of you ifadesini gündelik ve biraz abartılı bir açıklama olarak hazırlar: beyin, özünde bütün bedenini ve benliğini kontrol eder. Daha genel olarak parantez içi gibi kullanılan well; tereddüt, ifadeyi düzeltme veya bir sonraki sözden önce eğlenceli bir hazırlık gösterebilir.
Alıştırma
“And since your brain controls, well, all of you,” cümlesinde well ne yapar?
- Beynin seni ustaca kontrol ettiğini söyler.
- Birinin sağlıklı olduğunu anlatır.
- Kısa bir duraklama oluşturup mizahi bir açıklamayı hazırlar.
Cevabı göster
Kısa bir duraklama oluşturup mizahi bir açıklamayı hazırlar.
why not relax and say om every once in a while. Notlar
2:24neden arada bir rahatlayıp “om” demeyesiniz?
Hafif bir öneri için why not + fiilin yalın hâli
Burada why not hafif bir öneri sunar: konuşan kişi relax and say om eylemini önerir; bunu yapmamak için bir neden sormaz. Yapı, why not relax örneğindeki gibi why not + fiilin yalın hâlidir. Bu biçim, eylemi kolay veya değerlendirmeye değer bir seçenek olarak sunar ve dinleyene kabul ya da ret özgürlüğü bırakır. Bağlam ve ton, bu öneriyi bir kişi bir fikri reddettikten sonra sorulan gerçek anlamdaki Why not? sorusundan ayırır.
Alıştırma
Bu baskısız öneriyi tamamlamak için dersteki iki sözcüklü yapıyı kullanın: “You have some free time, so ____ take a short walk?”
Cevabı göster
why not
meditasyon simgesi olarak om
Om, kökleri Hint dini geleneklerine dayanan kutsal bir hecedir. Ezgili tekrar ve meditasyonla yaygın biçimde ilişkilendirilir. Burada say om, sakinleşmeyi ve meditatif bir duruma geçmeyi anlatmak için bu tanınmış kültürel çağrışımı kullanır. Om sıradan bir İngilizce kelime veya anlamsız bir dolgu sesi değildir; cümle bütün meditasyon geleneklerinde kullanıldığını da söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede say om, dinleyiciyi öncelikle neyi hayal etmeye yönlendiriyor?
- Kesin bir zaman çizelgesine uymak
- Zor bir kelimeyi harf harf söylemek
- Sakin meditasyon veya ezgili tekrar
Cevabı göster
Sakin meditasyon veya ezgili tekrar
every once in a while: ara sıra gerçekleşme sıklığı
Every once in a while, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelen kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Bir şeyin birden fazla kez gerçekleştiğini, ancak sık olmadığını ve düzenli bir takvime bağlı bulunmadığını anlatır. Bu cümlede relax and say om eylemlerinin sıklığını sınırlar; böylece öneri sürekli yapılması gereken bir şey değil, hafif ve baskısız bir tavsiye gibi duyulur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “ara sıra” anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: I turn off my phone and take a walk ____.
Cevabı göster
every once in a while
which is now available for pre-sale at asapscience.com/book.
2:30kitabımız şu anda asapscience.com/book adresinde ön satışta.
burning questions: insanların yanıtını güçlü biçimde öğrenmek istediği sorular
burning questions ifadesinde burning mecazi anlamdadır. Güçlü bir merak veya aciliyet hissi katar: Bunlar insanların özellikle yanıtlanmasını istediği sorulardır, gerçekten yanan sorular değildir. Burada ifade, konuları kitabın ele alacağı önemli gizemler olarak sunar ve soruların görmezden gelinemeyecek kadar önemli görünmesini sağlar.
Alıştırma
That is the burning question everyone wants answered İngilizce cümlesinde burning question ne anlama gelir?
- İnsanların yanıtını çok öğrenmek istediği bir soru
- Yangın güvenliğiyle ilgili bir soru
- Öfkeli sözlerle yazılmış bir soru
Cevabı göster
İnsanların yanıtını çok öğrenmek istediği bir soru
Whether you're a huge science fan or just a curious mind, Dilbilgisi
2:39İster büyük bir bilim tutkunu ister yalnızca meraklı biri olun,
Whether A or B: iki alternatif için tek sonuç
Whether A or B iki alternatif sunar ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu gösterir. Bu cümlede kitap hem büyük bir bilim hayranına hem de yalnızca meraklı birine bir şeyler sunar; dinleyiciden bir yanıt seçmesi istenmez. Bu kalıp bir ifadenin kapsamını genişletir: Whether + alternatif A + or + alternatif B, ana cümle. Alternatifler kimlikler, eylemler, koşullar veya olası sonuçlar olabilir.
Alıştırma
Aynı sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ you're taking the bus ____ walking, leave ten minutes early.
Cevabı göster
Whether · or
Something for everyone: herkese göre bir şey
“Something for everyone”, farklı ilgi alanlarına sahip insanların her birinin hoşuna gidecek en az bir şey bulabilmesi demektir. Bu cümlede kitap, hem büyük bilim meraklılarına hem de yalnızca meraklı olan kişilere hitap ediyor gibi sunuluyor. Bu, geniş bir kitleye hitap etmeyi özetleyen kapsayıcı bir ifadedir; herkesin aynı nesneyi alacağına dair gerçek anlamlı bir vaat değildir. “Has something for everyone” kalıbı, çeşitli seçenekler sunan kitapları, etkinlikleri, menüleri, yerleri veya hizmetleri anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Farklı ilgi alanlarına sahip insanların her birinin çekici bir seçenek bulabileceğini anlatan kapsayıcı ifadeyle öneriyi tamamlayın: With sports, art classes, and quiet gardens, the club has ____.
Cevabı göster
something for everyone
and show off your new found knowledge to all your friends. Öbek fiiller
2:45yeni edindiğiniz bilgilerle tüm arkadaşlarınıza hava atmanız için sabırsızlanıyoruz.
Show off: dikkat çekmek için gösteriş yapmak
“Show off”, başkalarının fark etmesi veya hayran kalması için bir beceriyi, bilgiyi, sahip olunan bir şeyi ya da niteliği bilerek sergilemek demektir. Bu cümlede konuşmacı, okurları öğrendikleriyle arkadaşlarını etkilemeye şakacı bir şekilde teşvik ediyor; bu sert bir suçlama değildir. Nesne aldığında bu öbek fiil ayrılabilir: “show off your knowledge” ya da “show your knowledge off” denebilir. Bir zamir mutlaka ortaya gelmelidir: “show it off” doğrudur, “show off it” değildir. “He is just showing off.” örneğinde olduğu gibi nesnesiz de kullanılabilir.
Alıştırma
“Dikkat çekmek için bir beceriyi bilerek sergilemek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Nina loves to ____ her dance moves at parties.
Cevabı göster
show off
Thanks again for all the support through the years,
2:48Yıllar boyunca verdiğiniz tüm destek için tekrar teşekkürler;
helping us share our love of science with the world.
2:50bilim sevgimizi dünyayla paylaşmamıza yardımcı oldunuz.
And subscribe for more weekly science videos.
2:52Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.