Meditasyonun Bilimsel Gücü: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
558 kelime 200 kel/dk

Video özeti: Araştırma, meditasyonun beyin, beden, bağışıklık ve hücresel yaşlanma üzerindeki olası etkilerini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. from a scientific perspective (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): Bu çerçeve eski bir uygulamadan bilimsel araştırmaya geçer; analiz açısını belirtmek ve odaklı soru açmak için kullanın. 2. not only do we see / but it can also (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): not only sonrasındaki devrik yardımcı fiili ve but ... also eşini tanıyıp iki bulguyu açıkça bağlayın. 3. working out your brain (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Egzersiz benzetmesini anlayın; seems ile may sözcüklerinin temkinini koruyup bunu tıbbi vaade çevirmeyin.

Bu derste

For thousands of years people have practiced meditation for spiritual, emotional, and physical well-being. Kalıp ifadeler

0:00

İnsanlar binlerce yıldır manevi, duygusal ve fiziksel esenlik için meditasyon yapıyor.

Kalıp ifadeler

For thousands of years: günümüze kadar uzanan süre

“For thousands of years”, “Ne kadar süre?” sorusuna cevap verir. for edatı, bir şeyin başladığı noktayı değil, devam ettiği zaman aralığını belirtir. “have practiced” ile birlikte bu ifade, meditasyonu çok uzak geçmişte başlayıp tarih boyunca günümüze kadar devam etmiş bir uygulama olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp for + süre uzunluğu biçimindedir ve durum hâlâ devam ediyorsa çoğunlukla perfect zamanla kullanılır.

Alıştırma

Süre belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Our family has lived here ____ ten years.

Cevabı göster

for

But from a scientific perspective, Anlatım akışı

0:05

Ancak bilimsel açıdan bakıldığında,

how exactly does meditating affect your body? Dilbilgisi

0:07

meditasyon vücudunuzu tam olarak nasıl etkiliyor?

Anlatım akışı

From a scientific perspective: analitik bakış açısını belirlemek

“From a scientific perspective”, dinleyiciye ardından gelen soruyu hangi bakış açısının yönlendirmesi gerektiğini bildirir. Burada tartışmayı meditasyonun uzun geçmişinden gözlemlenebilen, ölçülebilen ve test edilebilen etkilere çevirir. from a/an + sıfat + perspective kalıbı, analiz açısını sınırlayarak bilgiyi düzenler. Kendi başına kanıt sunmaz; hangi tür kanıtın veya akıl yürütmenin konuyla ilgili olduğunu belirtir.

Alıştırma

financial kullanarak bakış açısı kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____, the cheaper plan is better for us.

Cevabı göster

From a financial perspective

Dilbilgisi

How exactly does X affect Y?: kesin etki mekanizmasını sormak

How exactly does X affect Y? X'in Y'yi hangi belirli yolla etkilediğini sorar. Örnekte konuşan kişi yalnızca meditasyonun bir etkisi olup olmadığını sormaz; sürecin veya somut değişikliklerin açıklanmasını ister. Soru, özneden önce does ve özneden sonra affect fiilinin yalın hâlini kullanır: How exactly + does + X + affect + Y? Exactly, kesin bir açıklama talebini güçlendirir.

Alıştırma

Affect kullanarak belirli bir mekanizmayı soran geniş zaman sorusunu tamamlayın: How exactly ____ regular exercise ____ heart health?

Cevabı göster

does · affect

Does it really do anything?

0:09

Gerçekten bir işe yarıyor mu?

It all starts in the brain.

0:11

Her şey beyinde başlıyor.

During meditation,

0:12

Meditasyon sırasında,

brain scans see increased activity in regions directly correlated with decreased anxiety and depression Kelime

0:13

beyin taramalarında kaygı ve depresyonun azalmasıyla doğrudan bağlantılı bölgelerde aktivitenin arttığı

along with increased pain tolerance.

0:19

ve ağrı toleransının yükseldiği görülüyor.

Kelime

Correlated with: ilişki, nedensellik değil

Correlated with, iki ölçüm arasında gözlemlenen bir ilişkiyi bildirir. Burada belirli beyin bölgelerindeki artan etkinlik, daha düşük kaygı ve depresyonla ilişkilidir: ölçümler tutarlı bir örüntü içinde birlikte değişir. Bu ifade, beyin etkinliğinin bu değişikliklere yol açtığını, değişikliklerin beyin etkinliğine yol açtığını veya üçüncü bir etken bulunmadığını kanıtlamaz. Korelasyon bir ilişkiyi gösterir; nedensellik ise neyin neyi ürettiği hakkında daha güçlü kanıt gerektirir.

Alıştırma

Bir raporda şöyle deniyor: Daily step count was correlated with lower blood pressure. Yalnızca bu cümleye dayanarak hangi sonuca varılabilir?

  1. Günlük adım sayısı daha yüksek olan kişilerin kan basıncı daha düşük olma eğilimindeydi.
  2. Düşük kan basıncının insanların daha fazla adım atmasına neden olduğu kanıtlandı.
  3. Daha fazla adım atmanın kan basıncını düşürdüğü kanıtlandı.
Cevabı göster

Günlük adım sayısı daha yüksek olan kişilerin kan basıncı daha düşük olma eğilimindeydi.

The default mode network in particular

0:21

Özellikle varsayılan mod ağının

is activated when one's mind is at rest and not focusing on the outside world Kalıp ifadeler

0:23

zihin dinlenirken ve dış dünyaya odaklanmazken etkinleştiği

Kalıp ifadeler

at rest: rahat veya etkin olmayan durumda olmak

Burada at rest, dikkatin etkin biçimde dışarıdaki bir göreve yöneltilmemesi demektir. Kişi uyanık olabilir; rest, uykudan ziyade düşük talep içeren ve dikkatin daha çok içe yöneldiği bir durumu anlatır. Be at rest kalıbı; bir kişinin, zihnin, bedenin, nesnenin veya sistemin rahat, hareketsiz ya da çalışmıyor oluşunu anlatabilir. Hareketsizliğin tam türünü bağlam belirler.

Alıştırma

Cümlede at rest, zihin hakkında bize ne anlatıyor?

  1. Bedeni uzanmış durumdadır.
  2. Kesinlikle uyuyordur.
  3. Dışarıdaki bir göreve odaklanmıyordur.
Cevabı göster

Dışarıdaki bir göreve odaklanmıyordur.

and has been found to improve memory, self-awareness, and goal setting. Dilbilgisi

0:27

ve hafızayı, öz farkındalığı ve hedef belirlemeyi geliştirdiği görülmüştür.

Dilbilgisi

has been found to improve: kanıtı edilgen yapıyla aktarmak

Has been found to improve ifadesindeki has been found, bir bulguyu aktaran present perfect edilgen yapıdır: has tekil özneyle uyumludur, has been bulguyu geçmişten bugüne uzanan zaman aralığına yerleştirir ve been found edilgen yapıyı kurar. Ardından gelen to improve, araştırmanın bildirdiği etkiyi belirtir. Bu yapı, araştırmacıların adını vermeden özneyi — varsayılan mod ağını — ve bildirilen yararı öne çıkarır. Bugüne kadarki çalışmaların bir gelişme bildirdiğini anlatır; ancak tek başına her durumda aynı etkinin olacağını garanti etmez veya basit bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.

Alıştırma

Araştırmacılar yerine regular reading ifadesini konu olarak öne çıkaran ve kanıtı edilgen yapıyla aktaran cümle hangisidir?

  1. Regular reading has been found to improve children's vocabulary.
  2. Regular reading will improve every child's vocabulary.
  3. Researchers have found that regular reading improves children's vocabulary.
Cevabı göster

Regular reading has been found to improve children's vocabulary.

Want to be more caring to your friends and family?

0:30

Arkadaşlarınıza ve ailenize karşı daha şefkatli olmak ister misiniz?

When scientists compared the brains of Buddhist monks to new meditators, Kalıp ifadeler

0:32

Bilim insanları Budist rahiplerin beyinlerini meditasyona yeni başlayanlarınkiyle karşılaştırdığında,

Kalıp ifadeler

compare A to B yapısı: compared ... to

compared A to B yapısında compared, compare fiilinin geçmiş zaman biçimidir; A önce incelenen ögedir, to ise ikinci karşılaştırma ögesi olan B'yi getirir. Burada iki grubun beyinleri yan yana incelenir. Bu yapı A ile B'nin aynı olduğunu söylemez. Yalnızca benzerlikleri veya farklılıkları bulmak için onları karşılaştırır.

Alıştırma

İki grubu incelemeyi anlatmak için compare A to B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Researchers described the first group as the second group.
  2. Researchers compared the first group to the second group.
  3. Researchers separated the first group from the second group.
Cevabı göster

Researchers compared the first group to the second group.

they found the region of the brain associated with empathy

0:36

empatiyle bağlantılı beyin bölgesinin

to be much more pronounced in the monks. Kelime

0:38

rahiplerde çok daha belirgin olduğunu gördüler.

Kelime

pronounced: belirgin ve kolayca fark edilen

Burada pronounced, “çok kolay fark edilen” veya “açıkça belirgin” anlamına gelen bir sıfattır. Empatiyle ilişkili beyin bölgesinin keşişlerde çok daha fazla öne çıktığını belirtir. Bu kullanımda pronounced, bir özelliğin ne kadar belirgin olduğunu anlatır. Bir sözcüğü sesli söylemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The improvement was pronounced." pronounced ne anlama geliyor?

  1. Çok kolay fark edilen veya açıkça belirgin
  2. Resmî bir rapora yazılmış
  3. Dikkatle yüksek sesle söylenmiş
Cevabı göster

Çok kolay fark edilen veya açıkça belirgin

It also literally changes your brain waves

0:40

Meditasyon ayrıca beyin dalgalarınızı kelimenin tam anlamıyla değiştiriyor

and we can measure these frequencies.

0:43

ve bu frekansları ölçebiliyoruz.

Meditators have higher levels of alpha waves

0:45

Meditasyon yapanların alfa dalgası düzeyleri daha yüksek oluyor;

which have been shown to reduce feelings of negative mood,

0:47

bu dalgaların olumsuz ruh hâlini,

tension, sadness, and anger.

0:49

gerginliği, üzüntüyü ve öfkeyi azalttığı gösterilmiştir.

And if that wasn't enough, Anlatım akışı

0:51

Üstelik bununla da kalmıyor,

it also physically changes our brain shape and size.

0:52

beynimizin şeklini ve boyutunu fiziksel olarak da değiştiriyor.

Anlatım akışı

if that wasn't enough, ile bilgiyi giderek güçlendirmek

Bu cümlede if that wasn't enough, retorik bir geçiş ifadesidir. Önceki kanıtların yeterli olup olmadığını gerçekten sormaz; konuşmacının daha da çarpıcı bir etki ekleyeceğini bildirir. İfade, bilgileri giderek güçlenen bir sırayla düzenler: önce birkaç nokta ortaya konur, ardından savı güçlendiren ek bir nokta bu ifadeyle sunulur.

Alıştırma

Bir etkileyici fayda daha eklemek için cümleyi dersteki retorik geçiş ifadesiyle tamamlayın: The course includes live feedback, and ____, every session is free.

Cevabı göster

if that wasn't enough

Studies found that after 8 weeks of a meditation program,

0:56

Araştırmalar, sekiz haftalık bir meditasyon programından sonra

gray matter was more dense in areas associated with learning,

0:59

öğrenmeyle ilişkili alanlardaki gri maddenin daha yoğun olduğunu,

memory processing, and emotion regulation.

1:01

hafızanın işlenmesi ve duyguların düzenlenmesiyle ilişkili alanlarda da aynı durumun görüldüğünü ortaya koydu.

And yet the amygdala, Anlatım akışı

1:04

Buna karşın amigdalanın,

which deals with stress, blood pressure, and fear, Kelime

1:05

yani stres, kan basıncı ve korkuyla ilgilenen bölgenin,

had decreased gray matter.

1:07

gri madde miktarı azalmıştı.

Anlatım akışı

Vurgulu bir karşıtlık bağlacı olarak And yet

Bu bölümde And yet iki sonucu keskin biçimde karşılaştırır: bazı bölgelerde gri madde yoğunlaşırken amigdalada azalır. Bulgular beynin farklı bölgeleriyle ilgilidir; bu nedenle bağlaç, mantıksal bir çelişki ileri sürmeden değişimlerin zıt yönlerini vurgular. Baştaki And yeni cümleyi önceki bulguya bağlarken yet, ikinci sonucu ilk bulgu ışığında beklenmedik olarak sunar. İkisi birlikte karşıtlığı bilinçli ve vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

Şaşırtıcı karşıtlığı vurgulamak için cümleyi dersteki iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The north side stayed completely dry. ____ the south side flooded within minutes.

Cevabı göster

And yet

Kelime

Bir sistemin işlevsel rolünü anlatan deals with

Burada deals with, “işin içinde yer alır” veya “bir rol oynar” anlamındadır. Özne amigdala olduğu için bu ifade, söz konusu beyin bölgesini stres, kan basıncı ve korkuyla işlevsel olarak ilişkilendirir. deal with ifadesinin belirli anlamını özne ve nesneye bakarak belirleriz. Bir vücut bölümü ya da sistem bir işlevde rol oynayabilir; bu, bilinçli biçimde bir sorunu çözdüğü ya da ticari işlem yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“This part of the brain deals with balance,” cümlesinde deals with ne anlama gelir?

  1. denge sorununu tamamen çözer
  2. dengeyi alıp satar
  3. dengeyi kontrol etme veya koruma işlevinde rol oynar
Cevabı göster

dengeyi kontrol etme veya koruma işlevinde rol oynar

When we look at the entire body,

1:09

Tüm vücuda baktığımızda,

not only do we see decreased blood pressure, Dilbilgisi

1:10

yalnızca kan basıncının düştüğünü görmekle kalmıyoruz,

but it can also increase the variability of your heart rate.

1:12

kalp atış hızı değişkenliği de artabiliyor.

Dilbilgisi

Not only do we ... but it can also ... yapısında eşleştirme ve devrik yapı

Eşleşen not only ... but ... also yapısı, birbiriyle ilgili iki sonucu sunar ve ikinci sonucu ayrıca vurgular. Burada kan basıncının düşmesi ilk sonuç, kalp atış hızı değişkenliğinin artması ise eklenen sonuçtur. Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce yer alır: we see değil, do we see. Bu devrik yapı yalnızca ilk yan cümlede kullanılır. but sonrasında normal söz dizimi korunur: it can also increase.

Alıştırma

Cümle başındaki not only ifadesini hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. Not only Leo cleaned his room, but he also washed the dishes.
  2. Not only did Leo clean his room, but he also washed the dishes.
  3. Not only did Leo clean his room, but did he also wash the dishes.
Cevabı göster

Not only did Leo clean his room, but he also washed the dishes.

And while this may sound harmful, Dilbilgisi

1:15

Bu kulağa zararlı gelebilir,

it actually plays a critical role in properly transporting oxygen and carbon dioxide Kalıp ifadeler

1:17

ancak aslında oksijen ve karbondioksitin doğru şekilde taşınmasında kritik bir rol oynar.

throughout your body.

1:21

Bu taşıma vücudunuzun her yerinde gerçekleşir.

Dilbilgisi

while this may sound harmful: düzeltmeden önce karşıt bir izlenimi kabul etme

Burada while, karşıtlık bildiren bir yan cümle başlatır: önce “bu kulağa zararlı gelebilir” şeklindeki ilk izlenimi kabul eder, ardından ana cümle bu izlenimi düzelten gerçeği verir. Anlamı although ifadesine yakındır; “……olduğu sırada” anlamına gelmez. while + yan cümle, ana cümle yapısı, bir şey olumsuz veya şaşırtıcı göründüğü hâlde daha kapsamlı açıklama farklı bir sonuca işaret ettiğinde kullanışlıdır. May sound yalnızca fikrin nasıl algılanabileceğini anlatır; onun gerçekten zararlı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümlede while this may sound harmful ne işlev görür?

  1. Önemli sürecin yalnızca zararlı bir olay sırasında gerçekleştiğini söyler.
  2. Sürecin yararlı olmasına rağmen gerçekten zararlı olduğunu kanıtlar.
  3. Olası olumsuz bir izlenimi önce kabul eder, ardından ana cümle bu izlenimi düzeltir.
Cevabı göster

Olası olumsuz bir izlenimi önce kabul eder, ardından ana cümle bu izlenimi düzeltir.

Kalıp ifadeler

plays a critical role in + isim veya -ing biçimi

Play a critical role in, bir süreç veya sonuç için son derece önemli olmak anlamına gelir. Bu cümlede özne, oksijen ve karbondioksitin taşınmasına temel bir katkı sağlar; role sözcüğü mecazidir ve tiyatrodaki bir rolü anlatmaz. Yapı özne + play/plays a critical role in + isim veya -ing biçimidir. in bir edat olduğu için arkasından fiil geldiğinde transport değil, transporting kullanılır.

Alıştırma

play a critical role in ifadesini aynen kullanın ve play sözcüğünü özneyle uyumlu hâle getirin: Clear communication ____ preventing medical errors.

Cevabı göster

plays a critical role in

Think you're getting sick? Dilbilgisi

1:22

Hastalanmak üzere olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?

Dilbilgisi

Think you're ...?: Do you think ...? sorusunun konuşma dilindeki kısa biçimi

Gündelik konuşmada Think you're getting sick?, Do you think you're getting sick? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Söylenmeyen kelimeler Do you olduğundan, cümle think ile başlasa da bir emir değildir. Bu kalıp dinleyenin görüşünü veya tahminini sorar: Think + özne ve fiil içeren yan cümle? Hızlı ve doğrudan konuşmalarda yaygındır.

Alıştırma

Konuşmacı Think you're getting sick? derken neyi kastediyor?

  1. Do you think you're getting sick?
  2. Konuşmacı kendisinin hastalanmakta olduğunu söylüyor.
  3. Hastalık hakkında düşünme emridir.
Cevabı göster

Do you think you're getting sick?

In a study where both meditators and non-meditators were given the flu virus,

1:23

Hem meditasyon yapanlara hem de yapmayanlara grip virüsünün verildiği bir araştırmada,

meditators were able to produce a greater number of antibodies

1:27

meditasyon yapanlar daha fazla antikor üretebildi

and had increased immune function.

1:30

ve bağışıklık işlevlerinde artış görüldü.

If we go a little deeper, Deyimler

1:32

Biraz daha derine inersek,

we can even see changes on a cellular level. Kalıp ifadeler

1:33

hücresel düzeydeki değişimleri bile görebiliriz.

Deyimler

go a little deeper: genel bakıştan daha ayrıntılı analize geçmek

Burada go a little deeper mecazi bir ifadedir: genel bakışın ötesine geçip daha ayrıntılı veya daha temel bir düzeyi incelemek demektir. Fiziksel olarak aşağı doğru bir hareket yoktur. Go + karşılaştırma sıfatı derecedeki bir değişimi anlatabilir; a little ise geçişi yumuşatır ve konuşmacının yalnızca küçük bir sonraki adım önerdiğini gösterir. Bu ifade, dinleyiciyi açıklamanın bir düzeyinden diğerine taşır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “biraz daha ayrıntılı analiz etmek” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before we choose a supplier, let's ____ and compare the hidden costs.

Cevabı göster

go a little deeper

Kalıp ifadeler

on a cellular level: analiz ölçeğini belirtmek

on a cellular level ifadesindeki level, gözlem veya analiz ölçeği anlamına gelir. İfade, vücut hücreler ölçeğinde incelendiğinde değişikliklerin görülebildiğini anlatır; bir binanın katını veya beceri seviyesini ifade etmez. on a/an + adjective + level kalıbı, konuşanın on a personal level, on a social level veya on a molecular level örneklerinde olduğu gibi farklı ölçekler arasında geçiş yapmasını sağlar. Burada açıklamayı bütün vücuttan çok daha küçük bir ölçeğe taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede on a ... level bir analiz ölçeğini belirtmek için kullanılmıştır?

  1. On a molecular level, the two samples behave differently.
  2. His reading level improved after the course.
  3. Her office is on the third level of the building.
Cevabı göster

On a molecular level, the two samples behave differently.

Your chromosomes have protective protein complexes called telomeres, Dilbilgisi

1:35

Kromozomlarınızda telomer adı verilen koruyucu protein kompleksleri bulunur;

Dilbilgisi

protein complexes called telomeres: noun + called + name kalıbı

protein complexes called telomeres ifadesinde called telomeres, protein complexes isminden sonra gelir ve bunların adını belirtir. Buradaki called, that are called anlamındadır; telefon etmek anlamında değildir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: noun + called + name. Özellikle tanımlarda ve açıklamalarda bir terimi kısa ve öz biçimde tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

a tool that is called a spectrometer anlamına gelen kısa cümleyi seçin.

  1. We used a tool calling a spectrometer.
  2. We used a tool called a spectrometer.
  3. We used a tool is called a spectrometer.
Cevabı göster

We used a tool called a spectrometer.

which help reduce damage to your DNA

1:38

bunlar DNA'nızdaki hasarı azaltmaya

and lower cell death.

1:40

ve hücre ölümünü azaltmaya yardımcı olur.

And a shortened telomere length

1:41

Telomer uzunluğunun kısalması da

has been linked to several diseases such as cardiovascular disease,

1:43

kalp-damar hastalıkları gibi çeşitli hastalıklarla ilişkilidir;

diabetes, Alzheimer's, and cancer.

1:46

diyabet, Alzheimer ve kanser de bunlara dahildir.

Amazingly, when cancer survivors completed a meditation program,

1:48

Şaşırtıcı biçimde, kanseri atlatan kişiler bir meditasyon programını tamamladığında,

their bodies showed significant increases in telomere length. Kalıp ifadeler

1:52

vücutlarında telomer uzunluğunun önemli ölçüde arttığı görüldü.

Kalıp ifadeler

telomer uzunluğunda belirgin artışlar

Bu cümlede significant increases in telomere length, telomer uzunluğunun fark edilir veya önemli bir miktarda arttığı anlamına gelir. increases adı değişimi ifade eder; in ise değişen ölçümü, yani telomere length ifadesini getirir. Başka bağlamlarda da kullanılabilecek kalıp significant increase(s) in + ölçüm şeklindedir. Araştırmalarda ve veri raporlarında yaygındır ve went up a lot ifadesinden daha resmîdir. significant sözcüğü tek başına sonucun istatistiksel olarak anlamlı olduğunu veya değişime meditasyonun neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Resmî bir raporda değişen ölçümü doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. The trial showed a significant increase of reading speed.
  2. The trial showed reading speed a significant increase.
  3. The trial showed a significant increase in reading speed.
Cevabı göster

The trial showed a significant increase in reading speed.

It's believed that psychological intervention, Dilbilgisi

1:55

Psikolojik müdahalenin,

particularly decreasing stress,

1:57

özellikle de stresi azaltmanın,

has a direct effect on the enzyme telomerase, Kalıp ifadeler

1:59

telomeraz enzimi üzerinde doğrudan bir etkisi olduğuna inanılıyor.

Dilbilgisi

It's believed that: ... olduğuna inanılıyor

It's believed that, bu düşünceye kimin inandığını belirtmeden bir fikri aktarır. It herhangi bir nesneyi göstermez; biçimsel öznedir, believed edilgen yapıdadır ve that ile başlayan yan cümle aktarılan fikri verir. Bu cümlede yapı, açıklamayı tartışmasız bir gerçek olarak değil, bir inanış veya güncel yorum olarak sunar. Temkinli ve kişiden bağımsız bir ton oluşturur, ancak kanıtın ne kadar güçlü olduğunu göstermez.

Alıştırma

Kaynağı belirtilmeyen genel bir görüşü, kanıtlandığını iddia etmeden temkinli biçimde aktaran cümle hangisidir?

  1. It's been proven that regular sleep supports memory.
  2. It's believed that regular sleep may support memory.
  3. Researchers believe that regular sleep may support memory.
Cevabı göster

It's believed that regular sleep may support memory.

Kalıp ifadeler

has a direct effect on: üzerinde doğrudan etkisi olmak

Bu cümlede has a direct effect on, bir şeyin başka bir şeyi doğrudan etkilediğini belirtir. Psychological intervention neden, the enzyme telomerase ise etkilenen şeydir. Yeniden kullanılabilen kalıp have/has + a direct effect + on + isim şeklindedir. Burada effect bir isimdir ve on, etkilenen kişiyi veya şeyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, effect içeren beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Regular sleep can ____ your concentration during class.

Cevabı göster

have a direct effect on

which has been shown to counteract shortening

2:01

Bu enzimin kısalmaya karşı koyduğu gösterilmiştir;

by adding DNA to the shrinking telomeres. Dilbilgisi

2:03

bunu da kısalan telomerlere DNA ekleyerek yapar.

Dilbilgisi

by adding: ekleyerek

Burada by adding, telomerazın kısalmayı nasıl önlediğini açıklar: Bunu DNA ekleme eylemi yoluyla yapar. Şu soruya cevap verir: Hangi yöntemle? Yeniden kullanılabilen kalıp by + fiil-ing şeklindedir. Bir eylem veya sonuçtan sonra kullanılarak o sonucu ortaya çıkaran yöntemi ya da mekanizmayı belirtir. Bu cümlede adding eylemini yapanın telomerase olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Yöntemi belirtmek için cümleyi by + use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The school cut paper waste ____ reusable folders.

Cevabı göster

by using

Of course, Anlatım akışı

2:05

Elbette,

meditation is not a substitute for other medical advice Kalıp ifadeler

2:06

meditasyon diğer tıbbi tavsiyelerin

or a healthy lifestyle.

2:09

ya da sağlıklı bir yaşam tarzının yerini tutmaz.

Anlatım akışı

Of course, ile önemli bir çekince eklemek

Burada Of course ana iddiayı ortaya koymaz. Konuşmacının meditasyonun olası faydalarını anlattıktan sonra gerekli bir sınırlama eklediğini gösterir. Bu sınırlamayı, makul insanların zaten kabul etmesi gereken ortak bir nokta olarak sunar: olası faydalar, tıbbi tavsiyeye veya sağlıklı alışkanlıklara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaz. Bir tartışmada bu kullanım, önceki olumlu bir iddianın gereğinden fazla geniş yorumlanmasını önlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede Of course neyin işaretidir?

  1. Konuşmacı, daha önce sözü edilen bütün araştırmaları reddediyor.
  2. Konuşmacı, dinleyicilerin kabul etmesini beklediği önemli bir sınır ekliyor.
  3. Konuşmacı, meditasyonun yardımcı olabilmesine şaşırıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı, dinleyicilerin kabul etmesini beklediği önemli bir sınır ekliyor.

Kalıp ifadeler

is not a substitute for: bir şeyin başka bir şeyin yerini alamadığını söylemek

X is not a substitute for Y yapısında substitute, başka bir şeyin yerini alan şeyi belirten bir isimdir. Bu yapı, X kendi başına bir değere sahip olsa bile Y'nin yerini alamayacağını söyler. for edatı, yerine başka bir şey konmaması gereken unsuru belirtir. Burada meditasyon faydalı olabilir, ancak tıbbi tavsiyenin veya sağlıklı bir yaşam tarzının yerini alamaz.

Alıştırma

Güvenlik hatırlatmasını hedef ifadeyle tamamlayın: A helmet can reduce injuries, but it ____ riding carefully.

Cevabı göster

is not a substitute for

We don't want you leaving this video thinking it will cure cancer. Dilbilgisi

2:10

Bu videoyu izledikten sonra meditasyonun kanseri tedavi edeceğini düşünmenizi istemiyoruz.

Dilbilgisi

don't want you leaving: nesne + -ing yapısı

don't want you leaving yapısında want fiilinin nesnesi you, -ing tümleci ise leaving sözcüğüdür. Olumsuzluk, beklenen durumun tamamını, yani “senin ... diye düşünerek ayrılmanı” konuşmacıların önlemek istediği bir durum hâline getirir. Burada asıl sorun ayrılma eylemi değildir. Konuşmacılar, izleyicilerin videoyu bitirdiklerinde bunun kanseri iyileştireceğine dair yanlış bir inancı yanlarında götürmelerini istemez. Bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmemesinden çok, kişinin o eylemi nasıl veya hangi durumda yaptığı önemli olduğunda bu yapı kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi don't want + object + -ing yapısıyla tamamlayın: We ____ the workshop believing the rumor is true.

Cevabı göster

don't want you leaving

But much like hitting the gym can grow your muscles and increase your overall health, Notlar

2:13

Ancak spor salonunda egzersiz yapmak kaslarınızı geliştirip genel sağlığınızı iyileştirebildiği gibi,

Deyimler

hitting the gym: egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek

'Hitting the gym', egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Burada hitting, bir yere veya nesneye vurmak anlamına gelmez. -ing yapısındaki bu ifade, karşılaştırmada yer alan etkinliği adlandırır: Bu etkinlik kasları geliştirebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.

Alıştırma

“Egzersiz yapmak için spor salonuna gitmek” anlamındaki ifadeyle bu gündelik cümleyi tamamlayın: After work, I am going to ____ before dinner.

Cevabı göster

hit the gym

it seems that meditation may be a way of working out your brain Deyimler

2:16

meditasyon da beyninizi çalıştırmanın bir yolu olabilir

with extra health benefits.

2:20

ve ek sağlık yararları sağlayabilir.

Anlatım akışı

benzetme işareti olarak much like

Much like, ana iddiadan önce benzetmenin daha tanıdık olan tarafını sunar. Spor salonuna gitmekle ilgili başlangıçtaki karşılaştırma, dinleyicilere sonraki fikri anlamaları için bir model verir: Meditasyon, beyin için bir tür egzersiz olarak sunulur. Bu ifade, iki fikri ilgili bir benzerlik etrafında düzenler; etkinliklerin aynı olduğunu söylemez veya tıbbi etkilerini kanıtlamaz. Okurken ilk durumdan ikinci duruma aktarılan belirli ilişkiyi saptayın.

Alıştırma

İlk durumu bir benzetme yapan ifadeyi seçin: ____ a map guides a traveler through a city, an outline guides a reader through an essay.

  1. Much like
  2. Such as
  3. Because
Cevabı göster

Much like

Deyimler

working out your brain: zihinsel eğitim için egzersiz benzetmesi

'Working out your brain' fiziksel egzersizle ilgili bir benzetme kullanır. Beyin de beden gibi egzersiz yapabilirmiş gibi zihni eğitmek veya çalıştırmak anlamına gelir. Burada meditasyonun olası bir etkisini anlatır; bir cevabı hesaplamak anlamına gelmez. Seems ve may sözcükleri iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir.

Alıştırma

'Meditation can feel like working out your brain,' cümlesinde working out your brain ne anlama gelir?

  1. Bir problemi çözerek cevabını bulmak
  2. Zihinsel çalışmalarla zihni eğitmek
  3. Beyni fiziksel egzersiz için spor salonuna götürmek
Cevabı göster

Zihinsel çalışmalarla zihni eğitmek

And since your brain controls,

2:21

Ve madem beyniniz sizi kontrol ediyor,

well, all of you, Ton ve niyet

2:23

hem de bütünüyle,

Ton ve niyet

Konuşmada duraklama ve eğlenceli hazırlık sağlayan ara söz well

Buradaki well bir söylem belirtecidir; “iyi bir biçimde” anlamındaki bir zarf veya “sağlıklı” anlamındaki bir sıfat değildir. Konuşan kişi düşünceyi nasıl tamamlayacağını hazırlarken cümleyi kısa süreliğine keser. Bu duraklama, all of you ifadesini gündelik ve biraz abartılı bir açıklama olarak hazırlar: beyin, özünde bütün bedenini ve benliğini kontrol eder. Daha genel olarak parantez içi gibi kullanılan well; tereddüt, ifadeyi düzeltme veya bir sonraki sözden önce eğlenceli bir hazırlık gösterebilir.

Alıştırma

“And since your brain controls, well, all of you,” cümlesinde well ne yapar?

  1. Beynin seni ustaca kontrol ettiğini söyler.
  2. Birinin sağlıklı olduğunu anlatır.
  3. Kısa bir duraklama oluşturup mizahi bir açıklamayı hazırlar.
Cevabı göster

Kısa bir duraklama oluşturup mizahi bir açıklamayı hazırlar.

why not relax and say om every once in a while. Notlar

2:24

neden arada bir rahatlayıp “om” demeyesiniz?

Ton ve niyet

Hafif bir öneri için why not + fiilin yalın hâli

Burada why not hafif bir öneri sunar: konuşan kişi relax and say om eylemini önerir; bunu yapmamak için bir neden sormaz. Yapı, why not relax örneğindeki gibi why not + fiilin yalın hâlidir. Bu biçim, eylemi kolay veya değerlendirmeye değer bir seçenek olarak sunar ve dinleyene kabul ya da ret özgürlüğü bırakır. Bağlam ve ton, bu öneriyi bir kişi bir fikri reddettikten sonra sorulan gerçek anlamdaki Why not? sorusundan ayırır.

Alıştırma

Bu baskısız öneriyi tamamlamak için dersteki iki sözcüklü yapıyı kullanın: “You have some free time, so ____ take a short walk?”

Cevabı göster

why not

Kültür

meditasyon simgesi olarak om

Om, kökleri Hint dini geleneklerine dayanan kutsal bir hecedir. Ezgili tekrar ve meditasyonla yaygın biçimde ilişkilendirilir. Burada say om, sakinleşmeyi ve meditatif bir duruma geçmeyi anlatmak için bu tanınmış kültürel çağrışımı kullanır. Om sıradan bir İngilizce kelime veya anlamsız bir dolgu sesi değildir; cümle bütün meditasyon geleneklerinde kullanıldığını da söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede say om, dinleyiciyi öncelikle neyi hayal etmeye yönlendiriyor?

  1. Kesin bir zaman çizelgesine uymak
  2. Zor bir kelimeyi harf harf söylemek
  3. Sakin meditasyon veya ezgili tekrar
Cevabı göster

Sakin meditasyon veya ezgili tekrar

Kalıp ifadeler

every once in a while: ara sıra gerçekleşme sıklığı

Every once in a while, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelen kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Bir şeyin birden fazla kez gerçekleştiğini, ancak sık olmadığını ve düzenli bir takvime bağlı bulunmadığını anlatır. Bu cümlede relax and say om eylemlerinin sıklığını sınırlar; böylece öneri sürekli yapılması gereken bir şey değil, hafif ve baskısız bir tavsiye gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “ara sıra” anlamına gelen beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: I turn off my phone and take a walk ____.

Cevabı göster

every once in a while

And if you like working out your brain,

2:27

Beyninizi çalıştırmayı seviyorsanız,

be sure to get our AsapSCIENCE book,

2:29

AsapSCIENCE kitabımızı mutlaka edinin;

which is now available for pre-sale at asapscience.com/book.

2:30

kitabımız şu anda asapscience.com/book adresinde ön satışta.

We've got answers to your most asked burning questions, Deyimler

2:34

En sık sorduğunuz, aklınızı kurcalayan soruların,

persistent rumors,

2:37

süregelen söylentilerin

and unexplained phenomenon.

2:38

ve açıklanamayan olayların yanıtları bu kitapta.

Deyimler

burning questions: insanların yanıtını güçlü biçimde öğrenmek istediği sorular

burning questions ifadesinde burning mecazi anlamdadır. Güçlü bir merak veya aciliyet hissi katar: Bunlar insanların özellikle yanıtlanmasını istediği sorulardır, gerçekten yanan sorular değildir. Burada ifade, konuları kitabın ele alacağı önemli gizemler olarak sunar ve soruların görmezden gelinemeyecek kadar önemli görünmesini sağlar.

Alıştırma

That is the burning question everyone wants answered İngilizce cümlesinde burning question ne anlama gelir?

  1. İnsanların yanıtını çok öğrenmek istediği bir soru
  2. Yangın güvenliğiyle ilgili bir soru
  3. Öfkeli sözlerle yazılmış bir soru
Cevabı göster

İnsanların yanıtını çok öğrenmek istediği bir soru

Whether you're a huge science fan or just a curious mind, Dilbilgisi

2:39

İster büyük bir bilim tutkunu ister yalnızca meraklı biri olun,

the book has something for everyone Kalıp ifadeler

2:42

bu kitapta herkes için bir şey var

Dilbilgisi

Whether A or B: iki alternatif için tek sonuç

Whether A or B iki alternatif sunar ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu gösterir. Bu cümlede kitap hem büyük bir bilim hayranına hem de yalnızca meraklı birine bir şeyler sunar; dinleyiciden bir yanıt seçmesi istenmez. Bu kalıp bir ifadenin kapsamını genişletir: Whether + alternatif A + or + alternatif B, ana cümle. Alternatifler kimlikler, eylemler, koşullar veya olası sonuçlar olabilir.

Alıştırma

Aynı sonucun her iki durumda da geçerli olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ you're taking the bus ____ walking, leave ten minutes early.

Cevabı göster

Whether · or

Kalıp ifadeler

Something for everyone: herkese göre bir şey

“Something for everyone”, farklı ilgi alanlarına sahip insanların her birinin hoşuna gidecek en az bir şey bulabilmesi demektir. Bu cümlede kitap, hem büyük bilim meraklılarına hem de yalnızca meraklı olan kişilere hitap ediyor gibi sunuluyor. Bu, geniş bir kitleye hitap etmeyi özetleyen kapsayıcı bir ifadedir; herkesin aynı nesneyi alacağına dair gerçek anlamlı bir vaat değildir. “Has something for everyone” kalıbı, çeşitli seçenekler sunan kitapları, etkinlikleri, menüleri, yerleri veya hizmetleri anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Farklı ilgi alanlarına sahip insanların her birinin çekici bir seçenek bulabileceğini anlatan kapsayıcı ifadeyle öneriyi tamamlayın: With sports, art classes, and quiet gardens, the club has ____.

Cevabı göster

something for everyone

and we're so excited for you to read it

2:43

ve onu okuyacak olmanız bizi çok heyecanlandırıyor;

and show off your new found knowledge to all your friends. Öbek fiiller

2:45

yeni edindiğiniz bilgilerle tüm arkadaşlarınıza hava atmanız için sabırsızlanıyoruz.

Öbek fiiller

Show off: dikkat çekmek için gösteriş yapmak

“Show off”, başkalarının fark etmesi veya hayran kalması için bir beceriyi, bilgiyi, sahip olunan bir şeyi ya da niteliği bilerek sergilemek demektir. Bu cümlede konuşmacı, okurları öğrendikleriyle arkadaşlarını etkilemeye şakacı bir şekilde teşvik ediyor; bu sert bir suçlama değildir. Nesne aldığında bu öbek fiil ayrılabilir: “show off your knowledge” ya da “show your knowledge off” denebilir. Bir zamir mutlaka ortaya gelmelidir: “show it off” doğrudur, “show off it” değildir. “He is just showing off.” örneğinde olduğu gibi nesnesiz de kullanılabilir.

Alıştırma

“Dikkat çekmek için bir beceriyi bilerek sergilemek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Nina loves to ____ her dance moves at parties.

Cevabı göster

show off

Thanks again for all the support through the years,

2:48

Yıllar boyunca verdiğiniz tüm destek için tekrar teşekkürler;

helping us share our love of science with the world.

2:50

bilim sevgimizi dünyayla paylaşmamıza yardımcı oldunuz.

And subscribe for more weekly science videos.

2:52

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.