İngilizce Hukuk Terimleri - Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
396 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Video, ünlülerin kamuoyunca bilinen davalarını ve mahkeme filmlerini bağlam olarak kullanarak ABD’deki duruşmalarda, hukuk haberlerinin başlıklarında, filmlerde ve dizilerde sık karşılaşılan ifadeleri açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pleads the fifth, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu Amerikan hukuk ifadesinin, kişinin kendisini suçlu duruma düşürebilecek bir soruyu yanıtlamamak için Anayasa’nın Beşinci Değişikliği kapsamındaki hakkını kullanması anlamına geldiğini anlayacaksınız. Böylece ifade alma sürecindeki sessizliği doğru yorumlayabilir ve bu sözün tek başına suç itirafı olduğunu düşünmezsiniz. 2. verdict, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu resmî mahkeme adını, bir yargılama sonrasında jürinin vardığı karar olarak tanıyacaksınız. Bir davayı kimin kazandığını bildiren haberleri daha rahat takip edebilir, hukuki hükmü gündelik anlamdaki görüş veya genel bir karardan ayırabilirsiniz. 3. swear to tell the whole truth and nothing but the truth, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu kurumsal kalıbın, mahkemede tanıklık ederken doğruyu söyleme yemini olduğunu fark edeceksiniz. Törensel ifadeyi bilmek mahkeme sahnelerini izlemeyi kolaylaştırır ve yeminli ifadenin sıradan bir söz vermeden neden daha ağır hukuki sorumluluk taşıdığını açıklar.

Bu derste

I think I might have been a lawyer in my past life Notlar

0:00

Sanırım geçmiş yaşamımda bir avukatmışım,

Dilbilgisi

might have been: geçmiş hakkında belirsiz bir tahmin

might have been, might + have + geçmiş zaman ortacı been yapısından oluşur. might konuşanın emin olmadığını gösterirken have been olası durumu veya kimliği geçmişe yerleştirir. Burada konuşan kişi, bunu gerçek olarak sunmak yerine belki avukat olduğunu şakacı bir şekilde tahmin ediyor. Şimdiki bir ipucu geçmişle ilgili olası bir açıklamayı düşündürdüğünde might have + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bu yapı, kişinin söz konusu kimliğe şimdi de sahip olabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi geçmişteki bir durum hakkında belirsiz tahmin bildiren, might ile kurulmuş üç sözcüklü biçimle tamamlayın: She ____ asleep when you called.

Cevabı göster

might have been

Deyimler

in my past life: doğal bir yakınlık için mizahi bir açıklama

in my past life ifadesi kelime anlamıyla şimdiki yaşamdan önceki bir yaşamı anlatır. Bu hafif ve rahat cümlede mizahi bir abartı görevi görür: konuşan kişi hukukla ilgili konulara öyle doğal bir yakınlık duyar ki önceki bir yaşamda avukat olmak şakacı bir açıklama gibi gelir. Anlamı bağlam belirler. Günlük konuşmada bu ifade çoğunlukla alışılmadık derecede güçlü bir ilgi, yetenek veya aşinalık hissi hakkında şaka yapıldığını gösterir. Reenkarnasyonla ilgili bir konuşmada ise gerçek anlamıyla kullanılabilir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Rahat bir konuşmada "I must have been a chef in my past life" genellikle önceki bir yaşamda yapıldığı kanıtlanmış bir mesleği bildirir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

because I am obsessed with everything related to law or courtroom dramas. Kalıp ifadeler

0:03

çünkü hukukla veya mahkeme dramalarıyla ilgili her şeye takıntılıyım.

Kalıp ifadeler

am obsessed with: çok güçlü bir ilgi ifade etmek

Bu cümlede am obsessed with, “bir şeye aşırı derecede ilgi duymak ve onu sürekli düşünmek” anlamına gelir. Konuşanın ilgisini sıradan bir beğeniden çok daha güçlü gösterir. Tekrar kullanılabilen yapı be obsessed with + isim veya -ing biçimidir. be, özneye ve zamana göre değişir: She is obsessed with puzzles; They were obsessed with finding the answer.

Alıştırma

“Aşırı derecede ilgi duymak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo is ____ solving logic puzzles.

Cevabı göster

obsessed with

Kalıp ifadeler

related to: bir şeyi bir konuyla ilişkilendirmek

Related to, belirli bir konuyla “bağlantılı” veya “o konu hakkında” anlamına gelir. Burada related to law or courtroom dramas, everything sözcüğünün kapsamını bu iki konuyla bağlantılı şeylerle sınırlar. İfade çoğu zaman bir isimden sonra gelir: articles related to space. Bu yapıda related ismi açıklar, to ise ilgili konuyu getirir. Sahiplik değil, bağlantı bildirir.

Alıştırma

Sitelerin uzay yolculuğu konusuyla bağlantılı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I found several websites belonging to space travel.
  2. I found several websites related space travel.
  3. I found several websites related to space travel.
Cevabı göster

I found several websites related to space travel.

As I said,

0:13

Dediğim gibi,

I love law,

0:14

hukuku seviyorum,

whether it's keeping up with the latest news, Notlar

0:15

en son haberleri takip etmek,

Öbek fiiller

Keeping up with the latest news: en son haberleri takip etmek

Burada keep up with, yeni bilgileri izlemeye devam ederek bilgiler değiştikçe güncel kalmak anlamına gelir. Keeping up with the latest news, önde bulunan bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamında değildir. Keeping, keep fiilinin -ing biçimidir ve whether it's sonrasında etkinlikleri sıralayan yapıya uyar. Yaygın kalıp keep up with + değişen bir konu şeklindedir; news, schoolwork veya new developments gibi konularla kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “haberdar kalmak” anlamına gelen üç sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: I check several reliable sites each morning to ____ the latest news.

Cevabı göster

keep up with

watching famous or infamous celebrity trials, Kelime

0:17

ünlü veya kötü şöhretli ünlülerin davalarını izlemek,

Kelime

famous or infamous: olumsuz yargı içeren ve içermeyen ün

Famous, geniş ölçüde tanınan anlamına gelir ve ilginin iyi mi kötü mü olduğunu tek başına belirtmez. Infamous ise kötü, sarsıcı ya da şiddetle kınanan bir şey nedeniyle geniş ölçüde tanınan anlamına gelir. famous or infamous celebrity trials ifadesinde or, iki tür toplumsal itibarı yan yana getirir. Bazı davalar sadece çok tanınırken bazıları skandal veya tartışma nedeniyle hatırlanır. Infamous, çok ünlü demek değildir.

Alıştırma

En uygun sözcüğü seçin: The prison became ___ because of its cruel treatment of inmates.

  1. famous
  2. infamous
Cevabı göster

infamous

you know who I'm talking about, Ton ve niyet

0:21

kimden bahsettiğimi biliyorsunuz,

Ton ve niyet

you know who I'm talking about: adını söylemeden kim olduğunu ima etmek

Burada you know who I'm talking about gerçek bir bilgi isteği değildir. Konuşan kişi, dinleyicinin ortak bağlamdan yararlanarak adı söylenmeyen kişiyi anlayacağını düşünür. Bu ifade, adı söylemekten kaçınırken “ikimiz de biliyoruz” hissi yaratır. Ses tonuna göre şakacı, takılmacı, dedikoducu ya da bilinçli olarak dolaylı duyulabilir.

Alıştırma

"I won't say her name, but you know who I'm talking about," cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin adı söylenmeyen kişiyi anlayabileceğini ima etmek
  2. Dinleyiciden kişinin adını söylemesini istemek
  3. Konuşanın o kişiyi hatırlayamadığını söylemek
Cevabı göster

Dinleyicinin adı söylenmeyen kişiyi anlayabileceğini ima etmek

or just watching my favorite series or movie like "Legally Blonde". Kültür

0:22

veya sadece "Legally Blonde" gibi en sevdiğim dizi veya filmi izlemek olsun.

Dilbilgisi

Whether it's ... or just watching: olasılıkları sıralamak

Whether it's ... or ... olası etkinlik ya da durumları sıralamak için kullanılır. Burada whether it's listeyi başlatır, or just watching ise son ana öğeyi gösterir. Konuşan kişi evet-hayır sorusu sormaz; hangi etkinlik söz konusu olursa olsun daha geniş ifadenin geçerli olduğunu belirtir. Liste uzundur ve famous or infamous içinde başka bir or daha vardır. Bu küçük or yalnızca famous ve infamous nitelemelerini birbirine bağlar; ana whether ... or ... yapısını kapatmaz. Uzun bir cümlede ana yapıyı bulmak için baştaki whether ile sondaki paralel or ifadesini takip edin.

Alıştırma

whether ... or ... yapısını tamamlayın: ____ reading at home ____ just watching a short video, either activity can help you relax.

Cevabı göster

Whether it's · or

Kültür

“Legally Blonde”: hukuk bağlamında bir film adı

Bu cümlede Legally Blonde bir film adıdır; legally ve blonde sözcüklerinden oluşturulmuş sıradan bir ifade değildir. Bu iki sözcük, eserin adı olarak birlikte anlaşılmalıdır. Bu, ağırlıklı olarak hukuk fakültesi ve hukuk dünyasında geçen bir Amerikan komedi filmidir. Filmden söz edilmesi, konuşan kişinin hukuk diline duyduğu ilgiyi popüler eğlenceyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede "Legally Blonde" neyi ifade ediyor?

  1. Bir filmin adı
  2. Mahkeme salonunda kullanılan bir ifade türü
  3. Birinin saç rengiyle ilgili bir tanım
Cevabı göster

Bir filmin adı

So today we're going to go through courtroom expressions. Öbek fiiller

0:26

Bu yüzden bugün mahkeme ifadelerini inceleyeceğiz.

Öbek fiiller

go through: bir şeyi madde madde gözden geçirmek

Burada go through, bir grup öğeyi tek tek incelemek veya açıklamak anlamına gelir. Konuşan kişi, mahkeme salonunda kullanılan ifadeleri düzenli biçimde ele alacak bir ders sunuyor. Go through ifadesinden sonra liste, kurallar, cevaplar veya plan gibi içerikler geldiğinde ifade çoğunlukla “tek tek gözden geçirmek” anlamındadır. Bir yerin içinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve "madde madde gözden geçirmek" anlamına gelen phrasal verb ile tamamlayın: Before the meeting, let's ____ the agenda together.

Cevabı göster

go through

This will help you understand news headlines or your favorite movie a little bit better. Kalıp ifadeler

0:29

Bu, haber başlıklarını veya en sevdiğiniz filmi biraz daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.

Kalıp ifadeler

help you understand ... a little bit better: anlamadaki gelişmeyi ölçülü anlatmak

help you understand, help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır ve “anlamanı kolaylaştırmak” anlamına gelir. a little bit better ise karşılaştırmayı yumuşatır ve anlamanın biraz gelişeceğini belirtir. Bu iki bölüm birlikte, ölçülü ve inandırıcı bir fayda sunar. Konuşan kişi tamamen anlayacağına söz vermez; bu ifade bir dersin, aracın veya açıklamanın sağlayabileceği etkiyi anlatırken doğaldır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadelerle aynı doğal yapıyı hangi cümle kullanıyor?

  1. This guide will help understand you the instructions a little bit better.
  2. This guide will help you understand the instructions a little bit better.
  3. This guide will help you understanding the instructions a little bit better.
Cevabı göster

This guide will help you understand the instructions a little bit better.

Number one,

0:33

Birincisi,

pleaded the fifth.

0:34

beşinci değişikliğe başvurmak (pleaded the fifth).

Did you know that Trump pleaded the fifth more than 400 times during a deposition? Kelime

0:35

Trump'ın ifade verirken 400'den fazla kez beşinci değişikliğe başvurduğunu biliyor muydunuz?

Kelime

during a deposition: duruşma öncesi hukukî soruşturma işlemi

Hukuk İngilizcesinde deposition, bir tanığın veya tarafın yemin altında soruları yanıtladığı resmî bir oturumdur; genellikle mahkeme dışında ve duruşmadan önce yapılır. during a deposition, olayın bu işlem sırasında gerçekleştiğini belirtir. Bu, sıradan bir röportaj ya da duruşmanın kendisi değildir. Bu cümlede yakınındaki pleaded the fifth ifadesi hukuk bağlamını netleştirir: kişi yasal bir hakka dayanarak cevap vermeyi reddetmektedir.

Alıştırma

The witness answered questions during a deposition cümlesinde deposition ne anlama gelir?

  1. Hukukî önemi olmayan sıradan bir röportaj
  2. Genellikle duruşmadan önce yapılan resmî ve yeminli soru-cevap oturumu
  3. Bir duruşmadan sonra hâkimin verdiği nihai karar
Cevabı göster

Genellikle duruşmadan önce yapılan resmî ve yeminli soru-cevap oturumu

But what does that mean?

0:40

Peki bu ne anlama geliyor?

When someone pleads the fifth, Kültür

0:41

Birisi "beşinciye başvurduğunda",

it means that they choose not to answer a question because it might incriminate them. Notlar

0:43

kendini suçlu çıkarabileceği için bir soruyu cevaplamamayı seçtiği anlamına gelir.

Kültür

pleads the fifth, ... Beşinci Değişiklik'e dayanıp yanıt vermemek

Plead the Fifth, ABD hukukunda kişinin kendini suçlayabilecek bir ifade vermeye zorlanmama hakkına dayanıp hukuken aleyhine kullanılabilecek bir soruyu yanıtlamayı reddetmesi anlamına gelen bir ifadedir. Bu cümlede pleads, plead fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. The fifth, sıradan bir beşinci öğeye değil, Beşinci Değişiklik'e yapılan kısaltılmış bir göndermedir. Bu ifade kişinin neden yanıt vermediğini açıklar; tek başına suçlu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede pleads the fifth ne anlama gelir?

  1. Beşinci suçlamayı kabul etmek
  2. Yanıt vermek için beşinci bir şans istemek
  3. Beşinci Değişiklik'e dayanıp yanıt vermemek
Cevabı göster

Beşinci Değişiklik'e dayanıp yanıt vermemek

Kalıp ifadeler

choose not to answer ... yanıt vermemeye yönelik bilinçli seçim

Choose not to answer, choose + not to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Kişinin yanıt vermemeye bilinçli olarak karar verdiği anlamına gelir; not, choose fiilini değil answer fiilini olumsuzlar. Bu cümledeki seçim, kişinin kendisini suçlayabilecek bir cevap verme ihtimaline karşı verdiği tepki olarak sunulur. Bu yapı başka eylemlerle de kullanılabilir: choose not to + fiil.

Alıştırma

choose not to do yapısını kullanın: They choose ____ the question when the topic feels too personal。

Cevabı göster

not to answer

Kelime

incriminate them: suçlu olduklarına dair kanıt sağlamak

To incriminate someone, kanıtlar yoluyla bir kişiyi suçlu göstermek veya onu cezai sorumlulukla ilişkilendirmek demektir. Buradaki them, soruyu yanıtlamamayı seçen kişileri gösterir: söyledikleri, kendi aleyhlerinde kanıt olabilir. Yapı incriminate + kişi şeklindedir. Özne ve nesne aynı kişi olduğunda incriminate oneself, kişinin kendi aleyhine kanıt sunarak hukuki durumuna zarar vermesi anlamına gelir.

Alıştırma

Bir polis soruşturmasında “The recording could incriminate Maya” ne anlama gelir?

  1. Maya'nın yararlı bir açıklama yaptığını gösterebilir.
  2. Maya'nın bir suça karıştığına dair kanıt sağlayabilir.
  3. Maya'nın küçük bir hata nedeniyle utanmasına yol açabilir.
Cevabı göster

Maya'nın bir suça karıştığına dair kanıt sağlayabilir.

Fifth refers to the fifth amendment of the US Constitution. Notlar

0:47

Beşinci, ABD Anayasası'nın beşinci değişikliğini ifade eder.

Kalıp ifadeler

refers to: bir sözcük veya etiketin neyi belirttiğini gösterir

A refers to B yapısında A bir sözcük, etiket, simge veya ifadedir; B ise onun belirttiği şey ya da fikirdir. Örnekte Fifth, ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği'ni belirten kısa bir addır. Burada refer to, bir adı onun gönderimde bulunduğu şeyle ilişkilendirir; B'ye doğru bir hareket anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “belirtir” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In this guide, the word "minor" ____ anyone under eighteen.

Cevabı göster

refers to

Kültür

Fifth ve ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği

Bu cümlede Fifth, the Fifth Amendment to the US Constitution ifadesinin kısaltılmış biçimidir; bir listedeki beşinci öğe anlamına gelmez. Bu değişiklik, bir kişinin suç işlediğini gösterebilecek bir şeyi söylemeye zorlanmasına karşı koruma içerir. Plead the Fifth ifadesinin arka planı budur: kişi, kendisini suçlayabilecek bir soruyu yanıtlamak yerine bu korumaya başvurur. Beşinci Değişiklik başka güvenceler de içerir, ancak burada ilgili olan budur.

Alıştırma

Bu cümlede Fifth neyi ifade ediyor?

  1. Mahkeme salonundaki beşinci kişi
  2. Bir listedeki beşinci soru
  3. ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği
Cevabı göster

ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği

Fun fact,

0:51

İlginç bir bilgi,

there are 27 in total.

0:52

toplamda 27 tane var.

This story requires two expressions,

0:53

Bu hikaye iki ifade gerektiriyor,

so I'm going to do number two and three together.

0:56

bu yüzden iki ve üç numarayı birlikte yapacağım.

Defamation,

0:58

Karalama (Defamation),

unanimous decision.

1:00

oybirliğiyle karar (unanimous decision).

Do you know what I'm talking about?

1:01

Neden bahsettiğimi biliyor musunuz?

I'm talking about the Depp v. Heard trial. Kültür

1:03

Depp - Heard davasından bahsediyorum.

Kültür

Depp v. Heard: bir hukuk davası adındaki v.

Depp v. Heard adında soyadları, bir hukuk davasındaki karşıt iki tarafı belirtir. Yazılı v. işareti, karşı anlamındaki versus sözcüğünü temsil eder; bu nedenle günlük konuşmada açık bir okuma Depp versus Heard şeklindedir. Bu işaret dava adının bir parçasıdır, sürüm numarası değildir. Sözlü kullanım gelenekleri değişir: bazı ABD konuşurları bunu V harfinin adı olarak telaffuz ederken bazı Britanya hukuk bağlamlarında against veya and kullanılır. Bu cümlede amaçlanan okuma versus şeklindedir.

Alıştırma

Depp v. Heard içindeki v. işaretinin amaçlanan anlamını ve okunuşunu hangi seçenek verir?

  1. version, güncellenmiş bir sürümü belirtir
  2. volume, bir kitabın cilt numarasını belirtir
  3. versus, karşıt tarafları ayırır
Cevabı göster

versus, karşıt tarafları ayırır

Millions of people around the world

1:06

Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan

watched it on YouTube.

1:08

bunu YouTube'da izledi.

But what is a defamation trial? Kelime

1:09

Peki karalama davası nedir?

A defamation refers to the act of damaging someone's good reputation. Kalıp ifadeler

1:12

Karalama, birinin iyi itibarına zarar verme eylemini ifade eder.

Kelime

defamation trial: itibarın zedelendiği iddiasına ilişkin dava

Bir defamation trial, bir ifadenin bir kişinin veya kuruluşun itibarına zarar verdiği yönündeki karalama iddiasını ele alan mahkeme sürecidir. Trial sözcüğü bunun, birinin iyi bir itibara sahip olup olmadığına ilişkin genel bir tartışma değil, hukuki bir dava olduğunu gösterir. Bu cümlede sonraki tanım, temel hukuki fikri daha basit sözcüklerle açıklar. Defamation, yalnızca kaba veya kötü bir şey söylemekten daha özel bir kavramdır; ancak kesin hukuki ölçüt yargı çevresine göre değişir.

Alıştırma

Defamation trial ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Birinin iyi itibara sahip olup olmadığına ilişkin halk oylaması.
  2. Birine iyi itibar kazandıran bir tören.
  3. Birinin itibarının hukuka aykırı biçimde zedelendiği iddiasıyla ilgili bir mahkeme davası.
Cevabı göster

Birinin itibarının hukuka aykırı biçimde zedelendiği iddiasıyla ilgili bir mahkeme davası.

Kalıp ifadeler

damaging someone's good reputation: damage + iyelik biçimi + reputation kalıbı

Burada damaging, damage fiilinin -ing biçimidir ve someone's good reputation onun nesnesidir. Doğal kalıp damage + iyelik biçimi + reputation şeklindedir: damage her reputation, damage the company's reputation veya damage someone's reputation. good, reputation sözcüğünü niteler; kişinin zaten olumlu bir itibara sahip olduğunu ve bunun zarar görebileceğini anlatır. damaging eyleminin iyi olduğu anlamına gelmez. Bu ek vurgu gerekmediğinde daha kısa olan damage someone's reputation daha yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi damage, her ve reputation kullanarak tamamlayın: The false story could ____.

Cevabı göster

damage her reputation

And in this trial,

1:16

Ve bu davada,

Johnny Depp sued Amber Heard for defamation. Kelime

1:17

Johnny Depp karalama için Amber Heard'e dava açtı.

Kelime

sued Amber Heard for defamation: birine bir nedenle dava açmak

sued Amber Heard for defamation ifadesinde sued, sue fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Hukuki işlemi başlatan kişi Johnny Depp, işlemin yöneltildiği kişi Amber Heard'dür; for defamation ise hukuki iddiayı veya dava nedenini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sue someone for something şeklindedir. Buradaki for, “birinin yararına” değil, “... nedeniyle” veya “... gerekçesiyle” anlamındadır. İfade yalnızca dava açıldığını bildirir; iddianın kanıtlanmış olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi sue someone for something kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The actor ____ the newspaper ____ defamation.

Cevabı göster

sued · for

And do you know what happened?

1:20

Peki ne olduğunu biliyor musunuz?

The jury unanimously ruled in favor of Johnny Depp. Kelime

1:22

Jüri oybirliğiyle Johnny Depp lehine karar verdi.

Kelime

unanimously ruled in favor of: oy birliği ve kararın yönü

unanimously ruled in favor of ifadesinde unanimously, kararın nasıl alındığını belirtir: jürinin her üyesi aynı fikirdeydi. Ruled, resmî bir hukuki karar vermek anlamına gelir; in favor of Johnny Depp ise kararın onun tarafını desteklediğini veya onun lehine olduğunu gösterir. İfadenin bütünü hem tam görüş birliğini hem de kararın yönünü bildirir. Buradaki in favor of, yalnızca birini sevmek değil, resmî bir kararda o tarafı desteklemek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi, bir tarafı destekleyen ve tam görüş birliğiyle alınmış kararı belirten vurgulanmış hukuk haberi yapısıyla tamamlayın: After reviewing the evidence, the judges ____ the athlete.

Cevabı göster

unanimously ruled in favor of

But what is a unanimous verdict or decision? Kelime

1:25

Peki oybirliğiyle verilen karar veya hüküm nedir?

It's a decision where all members of the jury agree.

1:28

Jürinin tüm üyelerinin hemfikir olduğu bir karardır.

Kelime

a unanimous verdict or decision: tam mutabakat

a unanimous verdict or decision ifadesinde oy hakkı olan herkes aynı sonuç üzerinde anlaşır. Burada jürinin tüm üyeleri hemfikirdir, bu yüzden karşı oy yoktur. Unanimous, verdict veya decision sözcüğünü niteler. Grubun sonuca nasıl ulaştığını, yani tüm üyelerin tamamen anlaştığını gösterir.

Alıştırma

“Her üyenin kabul ettiği” anlamına gelen İngilizce sözcükle cümleyi tamamlayın: Every committee member voted yes, so the committee reached a ____ decision.

Cevabı göster

unanimous

Four,

1:32

Dört,

verdict.

1:32

karar (verdict).

Ed Sheeran was involved in a highly publicized copyright trial. Notlar

1:33

Ed Sheeran, çok ses getiren bir telif hakkı davasına karışmıştı.

Kalıp ifadeler

was involved in: bir olayla bağlantılı olmak

Was involved in, be involved in ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin bir olay, etkinlik veya süreçle bağlantısı olduğunu ya da bunlara katıldığını belirtir. Bu cümlede Ed Sheeran ile telif hakkı davası arasında bağlantı kurar. İfade tek başına kişinin rolünü, isteyerek katılıp katılmadığını veya hatalı olup olmadığını söylemez. Kesin ilişkiyi anlamak için çevredeki bağlama bakın.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: “Sam was involved in a legal dispute.” was involved in ifadesinden güvenle hangi sonucu çıkarabilirsiniz?

  1. Sam yalnızca anlaşmazlıkla ilgili bir haber okudu.
  2. Sam’in anlaşmazlıkla bir bağlantısı vardı.
  3. Sam kesinlikle bir suçtan suçluydu.
Cevabı göster

Sam’in anlaşmazlıkla bir bağlantısı vardı.

Kelime

medyada geniş yer bulan telif hakkı davası

Bu cümlede highly publicized, davanın medyada geniş yer aldığı ve kamuoyunun büyük ilgisini çektiği anlamına gelir. copyright trial, yaratıcı bir eseri kullanma veya ona sahip olma haklarıyla ilgili mahkeme davasını belirtir. Bu ifade davanın ne kadar haberleştirildiğini anlatır; davanın halka açık olup olmadığını veya sonucunu belirtmez. highly, haber kapsamının özellikle geniş olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümlede highly publicized dava hakkında sana ne anlatıyor?

  1. Guaranteed to have a fair outcome
  2. Reported extensively by the media
  3. Open for the public to attend
Cevabı göster

Reported extensively by the media

He was accused of stealing another artist's song. Dilbilgisi

1:38

Başka bir sanatçının şarkısını çalmakla suçlanıyordu.

Dilbilgisi

medyada geniş yer bulan telif hakkı davası

Bu cümlede highly publicized, davanın medyada geniş yer aldığı ve kamuoyunun büyük ilgisini çektiği anlamına gelir. copyright trial, yaratıcı bir eseri kullanma veya ona sahip olma haklarıyla ilgili mahkeme davasını belirtir. Bu ifade davanın ne kadar haberleştirildiğini anlatır; davanın halka açık olup olmadığını veya sonucunu belirtmez. highly, haber kapsamının özellikle geniş olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bir suçlamayı aktarırken be accused of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. He was accused of stealing another artist's song.
  2. He was accused to steal another artist's song.
  3. He was accused stealing another artist's song.
Cevabı göster

He was accused of stealing another artist's song.

The jury's verdict was in favor of Ed Sheeran.

1:41

Jürinin kararı Ed Sheeran'ın lehine oldu.

So he basically won that case. Kelime

1:44

Yani temelde o davayı kazandı.

Kelime

won that case ... o davayı kazanmak

Won that case, belirli bir hukuk davasında başarı elde edip lehte sonuç almak anlamına gelir. Won, win fiilinin geçmiş zamanıdır; that case daha önce sözü edilen davayı gösterir. Bu ifade mahkeme sonucunu kısa ve konuşma diline yakın biçimde özetler: davayı kazanan taraf olduğunu, yalnızca davaya katıldığını değil, anlatır.

Alıştırma

Hukuki bir bağlamda They won the case ne anlama gelir?

  1. Bir kutu aldılar
  2. Hukuki davayı kazandılar
  3. Bir spor yarışmasını kazandılar
Cevabı göster

Hukuki davayı kazandılar

But what does verdict mean?

1:46

Peki karar (verdict) ne anlama geliyor?

A verdict, Kelime

1:47

Karar,

it's a decision reached by a jury after a trial. Kalıp ifadeler

1:48

bir duruşmadan sonra jüri tarafından ulaşılan bir sonuçtur.

Kelime

verdict ... jürinin duruşma kararı

Verdict, duruşmadan sonra verilen resmi hukuki kararı, özellikle sanığın suçlu ya da suçsuz olduğuna ilişkin kararı ifade eden bir hukuk terimidir. Bu cümlede sonraki bölüm, verdict sözcüğünü duruşmadan sonra jüri tarafından ulaşılan karar olarak doğrudan açıklar. Anlamı günlük decision sözcüğünden daha dardır: verdict bir duruşmaya veya benzer bir hukuki sürece aittir, sıradan bir kişisel seçim için kullanılmaz.

Alıştırma

The jury reached a verdict after the trial cümlesinde verdict neyi ifade eder?

  1. Avukatın ödemesi
  2. Jürinin öğle yemeği seçimi
  3. Jürinin davadaki resmi bulgusu
Cevabı göster

Jürinin davadaki resmi bulgusu

Kalıp ifadeler

reached by a jury after a trial: reach fiilinin hukuk bağlamındaki kullanımı

Reach a decision veya reach a verdict ifadelerinde reach, bir yere ulaşmak değil, konuyu değerlendirdikten sonra ‘karara varmak’ anlamına gelir. Reach a verdict, jürinin verdiği kararı anlatan standart bir hukuk eşdizimidir. Reached by a jury ifadesi decision sözcüğünü açıklar ve edilgen yapıdadır; a decision that is reached by a jury ifadesinin kısaltılmış hâlidir. By a jury kararı kimin verdiğini, after a trial ise zamanı ve hukuki bağlamı belirtir.

Alıştırma

reach a verdict ifadesinin edilgen biçimini tamamlayın: The verdict was ____ by the jury.

Cevabı göster

reached

Number five,

1:51

Beş numara,

acquit.

1:52

beraat ettirmek (acquit).

You or your parents might remember the famous OJ Simpson trial

1:53

Siz veya aileniz meşhur OJ Simpson davasını hatırlayabilirsiniz,

where this expression was used.

1:58

bu ifade orada kullanılmıştı.

If it doesn't fit, Deyimler

2:00

Eğer (eldiven) uymazsa,

you must acquit.

2:01

beraat ettirmelisiniz.

Deyimler

If it doesn't fit, you must acquit: kafiyeli bir mahkeme sloganı

Bu, O. J. Simpson cinayet davasında savunmanın kullandığı ünlü bir slogandır. Delil olarak kullanılan bir eldivene gönderme yapıyordu: savunma, eldiven uymuyor gibi göründüğü için jürinin makul şüphe duyması ve beraat kararı vermesi gerektiğini savundu. Acquit, bir sanığı resmî olarak suçsuz bulmak veya beraat ettirmek demektir. Fit ile acquit kafiyelidir ve iki kısa cümlecik, delille ilgili bir iddiayı akılda kalıcı bir talimata dönüştürür. İkna gücü yalnızca koşul yapısından değil, bu yoğun kafiyeden gelir.

Alıştırma

Sloganın özgün mahkeme bağlamındaki temel retorik etkisi nedir?

  1. Eldivenle ilgili bir iddiayı beraat kararı çağrısına bağlamak için kafiye kullanır.
  2. İyi uymayan herhangi bir nesnenin masumiyeti kanıtladığına dair genel bir hukuk kuralı bildirir.
  3. Doğru eldiven bedenini seçmekle ilgili sıradan bir tavsiye verir.
Cevabı göster

Eldivenle ilgili bir iddiayı beraat kararı çağrısına bağlamak için kafiye kullanır.

Acquit means to be declared innocent of any guilt or wrongdoing. Kelime

2:02

Beraat etmek, herhangi bir suçluluk veya kabahatten masum ilan edilmek anlamına gelir.

Kelime

Acquit: resmî bir suçsuzluk kararı

Acquit, resmî bir hukuk fiilidir. Bir mahkeme veya jüri, sanığın bir suçlamadan dolayı suçlu olmadığına karar verdiğinde sanığı acquit eder. Yaygın kalıplar acquit someone ve be acquitted of a charge şeklindedir. Yargılamada convict fiilinin belirttiği sonucun tersini anlatır. Yalnızca birini affetmek veya dışarı çıkmasına izin vermek anlamına gelmez; davayla ilgili her olayın kanıtlandığını değil, hukuki bir kararı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi ‘resmen suçsuz bulmak’ anlamına gelen hukuk fiiliyle tamamlayın: The jury found the charge unproven and decided to ____ the defendant.

Cevabı göster

acquit

Kelime

Be declared innocent of wrongdoing: yanlış davranıştan masum ilan edilmek

Be declared innocent of something, resmî bir edilgen yapıdır. Yetkili bir kişi veya kurum, bir kişinin of sözcüğünden sonra belirtilen suçtan ya da yanlış davranıştan sorumlu olmadığını açıklar. Edilgen yapı, kararı alan kişiyi öne çıkarır. Bu cümlede any, olumsuzluğun kapsamını genişletir: kişiye hiçbir suç veya yanlış davranış yüklenmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp someone is declared innocent of something şeklindedir.

Alıştırma

Resmî kalıbı doğru edatla tamamlayın: After the investigation, Maya was declared innocent ____ any wrongdoing.

Cevabı göster

of

And the last one,

2:08

Ve sonuncusu,

and it basically links all of these trials together, Anlatım akışı

2:09

ki temelde tüm bu davaları birbirine bağlıyor,

is under oath. Kelime

2:12

yemin altında (under oath).

Anlatım akışı

links all of these trials together: örnekleri ortak bir noktada toplamak

links all of these trials together ifadesindeki links mecazidir ve “aralarındaki bağlantıyı gösterir” anlamına gelir. Davalar ayrı örneklerdir; fiziksel olarak birbirine bağlanan nesneler değildir. Söylemi düzenleyen bir geçiş olarak bu ifade, önceki örnekleri ortak bir nokta etrafında toplar ve dinleyiciyi under oath sonucuna hazırlar. X links several examples together kalıbı, az önce verilen bilgileri neyin birleştirdiğini gösterir.

Alıştırma

Örnekte links all of these trials together ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Yeni bir davadan ilgisiz bir sonuç sunar.
  2. Davaların zincirlerle fiziksel olarak bağlandığını söyler.
  3. Önceki örnekleri ortak bir nokta etrafında toplar.
Cevabı göster

Önceki örnekleri ortak bir nokta etrafında toplar.

Kelime

under oath: doğruyu söyleme konusunda resmî yükümlülük

Under oath, sabit bir hukuk ifadesidir. Bir kişinin doğruyu söyleyeceğine resmî olarak yemin ettiğini ve bu nedenle doğruyu söyleme konusunda hukuki yükümlülük taşıdığını belirtir. Be fiilinden sonra under oath bu hukuki durumu tanımlar. Buradaki under, bir yükümlülüğe tabi olmak anlamındadır; fiziksel olarak bir yeminin altında bulunmak değildir.

Alıştırma

Tanığın doğruyu söyleyeceğine resmî olarak yemin ettiğini belirten sabit hukuk ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The witness answered every question ____.

Cevabı göster

under oath

Because when you testify in a trial, Kelime

2:14

Çünkü bir duruşmada ifade verdiğinizde,

you have to swear to tell the whole truth and nothing but the truth, Kültür

2:16

tüm gerçeği ve sadece gerçeği söyleyeceğinize yemin etmelisiniz,

Kelime

testify in a trial: bir davada tanıklık etmek

Bu cümlede testify in a trial, bir mahkeme davasında tanık olarak resmî biçimde konuşmak ve bildiklerini anlatmak demektir. Buradaki testify, hukuki süreçlerde kullanılan bir fiildir. Sınava girmek anlamına gelmez ve yalnızca bir şeyin doğru olduğunu kanıtlamakla aynı şey değildir.

Alıştırma

Bir mahkeme haberinde testify in a trial ne anlama gelir?

  1. Bir mahkeme davasında tanık olarak resmî ifade vermek.
  2. Mahkemelerin nasıl çalıştığıyla ilgili bir sınava girmek.
  3. Bir mahkeme kararının doğru olduğunu kanıtlamak.
Cevabı göster

Bir mahkeme davasında tanık olarak resmî ifade vermek.

Kültür

swear to tell the whole truth and nothing but the truth: gerçeğin tamamını ve yalnızca gerçeği söyleyeceğine yemin etmek

Bu, mahkemede kullanılan standart bir yemin kalıbıdır. Swear to tell, ifade vermeden önce ciddi ve resmî bir söz vermek demektir. The whole truth, önemli gerçekleri saklamamak anlamına gelirken nothing but the truth yalnızca doğru olanı söylemek ve hiçbir yalan eklememek anlamına gelir. İki bölüm birlikte hem gerçekleri gizlemeyi hem de yanlış şeyler söylemeyi yasaklar.

Alıştırma

Bu mahkeme yemini tanığın ne yapmasını gerektirir?

  1. Yalan söylemeden veya önemli gerçekleri gizlemeden doğruyu anlatmak.
  2. Bir arkadaşa samimi bir söz vermek.
  3. Yalnızca hatırlaması kolay kısımları anlatmak.
Cevabı göster

Yalan söylemeden veya önemli gerçekleri gizlemeden doğruyu anlatmak.

which is basically a fancy way of saying, Kalıp ifadeler

2:20

ki bu temelde şu anlama gelen süslü bir söylemdir,

do you promise?

2:23

söz veriyor musun?

Kalıp ifadeler

a fancy way of saying ...: resmî bir ifadeyi basitçe yeniden söylemek

X is a fancy way of saying Y kalıbı, Y'yi X'in daha basit ve gündelik bir yeniden ifadesi olarak sunar. Bu cümlede do you promise?, daha önce geçen resmî yemin ifadesinin anlamını sade bir şekilde verir. Burada fancy, “pahalı” değil; “süslü, resmî veya gerekenden daha karmaşık” demektir. Bu ifade, asıl söyleyişe karşı çoğu zaman hafif ve biraz şakacı bir tutum da katar.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Daha resmî dilde “residence”, “home” anlamına gelir. Residence is ____ home.

Cevabı göster

a fancy way of saying

Do you pinky promise? Kültür

2:24

serçe parmağınla söz veriyor musun?

Kültür

pinky promise: şakacı ve samimi bir söz

Pinky promise, geleneksel olarak serçe parmakları birbirine geçirerek verilen bir sözdür. Do you pinky promise?, çocuksu, şakacı veya sevecen bir şekilde samimi bir söz ister. Burada resmî yemin fikri, tanıdık ve samimi bir şeye dönüştürülerek mizahi biçimde basitleştirilir. Pinky promise kişisel güveni ifade eder, ancak hukuki bir yemin değildir ve özel bir yasal gücü yoktur.

Alıştırma

Yargılayın: Resmî bir mahkemede pinky promise, swear an oath yerine doğal olarak kullanılabilir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Those were some law-related expressions

2:28

Bunlar hukukla ilgili bazı ifadelerdi,

that will help you understand news headlines,

2:31

haber başlıklarını,

trials,

2:35

davaları,

or your favorite movies or series.

2:35

veya en sevdiğiniz film veya dizileri anlamanıza yardımcı olacak.

All rise. Kültür

2:38

Herkes ayağa kalksın.

Kültür

Mahkemede ayağa kalkma komutu olarak “All rise.”

All rise. mahkemede bulunan herkese ayağa kalkmasını söyleyen kalıplaşmış komuttur. Burada all odadaki herkesi, rise ise ayağa kalkmayı ifade eder. Burada kapanışta kullanıldığında, bir şeylerin yukarı çıkmasını anlatmak yerine resmî mahkeme usulünü taklit eder. Gerçek bir mahkeme dışında kullanılması, sahte bir ciddiyet veya komik bir etki de yaratabilir.

Alıştırma

Bir mahkeme görevlisi “All rise.” diyor. Herkesten ne yapması isteniyor?

  1. Ayağa kalkmak
  2. Mahkeme salonundan çıkmak
  3. Sırayla konuşmak
Cevabı göster

Ayağa kalkmak

You may now subscribe and comment. Ton ve niyet

2:40

Şimdi abone olabilir ve yorum yapabilirsiniz.

Ton ve niyet

Resmî izin vermek için “You may now ...”

You may now + fiil yapısı, birine iznin bu andan itibaren başladığını söyler. Burada may gelecek zamanı değil izni ifade eder; now ise eylemin izinli hâle geldiği anı belirtir. Bu cümlede resmî ve otorite çağrıştıran ifade, subscribe and comment gibi sıradan eylemlere uygulanır. Bu uyumsuzluk mahkeme tarzındaki gösteriyi sürdürür ve cümlenin şakacı bir biçimde resmî duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bir sınav gözetmeni başlama iznini resmî olarak verirken hangi cümle en uygundur?

  1. Perhaps you will begin later.
  2. You began a moment ago.
  3. You may now begin.
Cevabı göster

You may now begin.