İngilizce Hukuk Terimleri - Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Video, ünlülerin kamuoyunca bilinen davalarını ve mahkeme filmlerini bağlam olarak kullanarak ABD’deki duruşmalarda, hukuk haberlerinin başlıklarında, filmlerde ve dizilerde sık karşılaşılan ifadeleri açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pleads the fifth, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu Amerikan hukuk ifadesinin, kişinin kendisini suçlu duruma düşürebilecek bir soruyu yanıtlamamak için Anayasa’nın Beşinci Değişikliği kapsamındaki hakkını kullanması anlamına geldiğini anlayacaksınız. Böylece ifade alma sürecindeki sessizliği doğru yorumlayabilir ve bu sözün tek başına suç itirafı olduğunu düşünmezsiniz. 2. verdict, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu resmî mahkeme adını, bir yargılama sonrasında jürinin vardığı karar olarak tanıyacaksınız. Bir davayı kimin kazandığını bildiren haberleri daha rahat takip edebilir, hukuki hükmü gündelik anlamdaki görüş veya genel bir karardan ayırabilirsiniz. 3. swear to tell the whole truth and nothing but the truth, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bu kurumsal kalıbın, mahkemede tanıklık ederken doğruyu söyleme yemini olduğunu fark edeceksiniz. Törensel ifadeyi bilmek mahkeme sahnelerini izlemeyi kolaylaştırır ve yeminli ifadenin sıradan bir söz vermeden neden daha ağır hukuki sorumluluk taşıdığını açıklar.
Bu derste
I think I might have been a lawyer in my past life Notlar
0:00Sanırım geçmiş yaşamımda bir avukatmışım,
might have been: geçmiş hakkında belirsiz bir tahmin
might have been, might + have + geçmiş zaman ortacı been yapısından oluşur. might konuşanın emin olmadığını gösterirken have been olası durumu veya kimliği geçmişe yerleştirir. Burada konuşan kişi, bunu gerçek olarak sunmak yerine belki avukat olduğunu şakacı bir şekilde tahmin ediyor. Şimdiki bir ipucu geçmişle ilgili olası bir açıklamayı düşündürdüğünde might have + geçmiş zaman ortacı kullanılır. Bu yapı, kişinin söz konusu kimliğe şimdi de sahip olabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi geçmişteki bir durum hakkında belirsiz tahmin bildiren, might ile kurulmuş üç sözcüklü biçimle tamamlayın: She ____ asleep when you called.
Cevabı göster
might have been
in my past life: doğal bir yakınlık için mizahi bir açıklama
in my past life ifadesi kelime anlamıyla şimdiki yaşamdan önceki bir yaşamı anlatır. Bu hafif ve rahat cümlede mizahi bir abartı görevi görür: konuşan kişi hukukla ilgili konulara öyle doğal bir yakınlık duyar ki önceki bir yaşamda avukat olmak şakacı bir açıklama gibi gelir. Anlamı bağlam belirler. Günlük konuşmada bu ifade çoğunlukla alışılmadık derecede güçlü bir ilgi, yetenek veya aşinalık hissi hakkında şaka yapıldığını gösterir. Reenkarnasyonla ilgili bir konuşmada ise gerçek anlamıyla kullanılabilir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Rahat bir konuşmada "I must have been a chef in my past life" genellikle önceki bir yaşamda yapıldığı kanıtlanmış bir mesleği bildirir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
because I am obsessed with everything related to law or courtroom dramas. Kalıp ifadeler
0:03çünkü hukukla veya mahkeme dramalarıyla ilgili her şeye takıntılıyım.
am obsessed with: çok güçlü bir ilgi ifade etmek
Bu cümlede am obsessed with, “bir şeye aşırı derecede ilgi duymak ve onu sürekli düşünmek” anlamına gelir. Konuşanın ilgisini sıradan bir beğeniden çok daha güçlü gösterir. Tekrar kullanılabilen yapı be obsessed with + isim veya -ing biçimidir. be, özneye ve zamana göre değişir: She is obsessed with puzzles; They were obsessed with finding the answer.
Alıştırma
“Aşırı derecede ilgi duymak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo is ____ solving logic puzzles.
Cevabı göster
obsessed with
related to: bir şeyi bir konuyla ilişkilendirmek
Related to, belirli bir konuyla “bağlantılı” veya “o konu hakkında” anlamına gelir. Burada related to law or courtroom dramas, everything sözcüğünün kapsamını bu iki konuyla bağlantılı şeylerle sınırlar. İfade çoğu zaman bir isimden sonra gelir: articles related to space. Bu yapıda related ismi açıklar, to ise ilgili konuyu getirir. Sahiplik değil, bağlantı bildirir.
Alıştırma
Sitelerin uzay yolculuğu konusuyla bağlantılı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I found several websites belonging to space travel.
- I found several websites related space travel.
- I found several websites related to space travel.
Cevabı göster
I found several websites related to space travel.
Keeping up with the latest news: en son haberleri takip etmek
Burada keep up with, yeni bilgileri izlemeye devam ederek bilgiler değiştikçe güncel kalmak anlamına gelir. Keeping up with the latest news, önde bulunan bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamında değildir. Keeping, keep fiilinin -ing biçimidir ve whether it's sonrasında etkinlikleri sıralayan yapıya uyar. Yaygın kalıp keep up with + değişen bir konu şeklindedir; news, schoolwork veya new developments gibi konularla kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “haberdar kalmak” anlamına gelen üç sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: I check several reliable sites each morning to ____ the latest news.
Cevabı göster
keep up with
watching famous or infamous celebrity trials, Kelime
0:17ünlü veya kötü şöhretli ünlülerin davalarını izlemek,
famous or infamous: olumsuz yargı içeren ve içermeyen ün
Famous, geniş ölçüde tanınan anlamına gelir ve ilginin iyi mi kötü mü olduğunu tek başına belirtmez. Infamous ise kötü, sarsıcı ya da şiddetle kınanan bir şey nedeniyle geniş ölçüde tanınan anlamına gelir. famous or infamous celebrity trials ifadesinde or, iki tür toplumsal itibarı yan yana getirir. Bazı davalar sadece çok tanınırken bazıları skandal veya tartışma nedeniyle hatırlanır. Infamous, çok ünlü demek değildir.
Alıştırma
En uygun sözcüğü seçin: The prison became ___ because of its cruel treatment of inmates.
- famous
- infamous
Cevabı göster
infamous
you know who I'm talking about: adını söylemeden kim olduğunu ima etmek
Burada you know who I'm talking about gerçek bir bilgi isteği değildir. Konuşan kişi, dinleyicinin ortak bağlamdan yararlanarak adı söylenmeyen kişiyi anlayacağını düşünür. Bu ifade, adı söylemekten kaçınırken “ikimiz de biliyoruz” hissi yaratır. Ses tonuna göre şakacı, takılmacı, dedikoducu ya da bilinçli olarak dolaylı duyulabilir.
Alıştırma
"I won't say her name, but you know who I'm talking about," cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Dinleyicinin adı söylenmeyen kişiyi anlayabileceğini ima etmek
- Dinleyiciden kişinin adını söylemesini istemek
- Konuşanın o kişiyi hatırlayamadığını söylemek
Cevabı göster
Dinleyicinin adı söylenmeyen kişiyi anlayabileceğini ima etmek
or just watching my favorite series or movie like "Legally Blonde". Kültür
0:22veya sadece "Legally Blonde" gibi en sevdiğim dizi veya filmi izlemek olsun.
Whether it's ... or just watching: olasılıkları sıralamak
Whether it's ... or ... olası etkinlik ya da durumları sıralamak için kullanılır. Burada whether it's listeyi başlatır, or just watching ise son ana öğeyi gösterir. Konuşan kişi evet-hayır sorusu sormaz; hangi etkinlik söz konusu olursa olsun daha geniş ifadenin geçerli olduğunu belirtir. Liste uzundur ve famous or infamous içinde başka bir or daha vardır. Bu küçük or yalnızca famous ve infamous nitelemelerini birbirine bağlar; ana whether ... or ... yapısını kapatmaz. Uzun bir cümlede ana yapıyı bulmak için baştaki whether ile sondaki paralel or ifadesini takip edin.
Alıştırma
whether ... or ... yapısını tamamlayın: ____ reading at home ____ just watching a short video, either activity can help you relax.
Cevabı göster
Whether it's · or
“Legally Blonde”: hukuk bağlamında bir film adı
Bu cümlede Legally Blonde bir film adıdır; legally ve blonde sözcüklerinden oluşturulmuş sıradan bir ifade değildir. Bu iki sözcük, eserin adı olarak birlikte anlaşılmalıdır. Bu, ağırlıklı olarak hukuk fakültesi ve hukuk dünyasında geçen bir Amerikan komedi filmidir. Filmden söz edilmesi, konuşan kişinin hukuk diline duyduğu ilgiyi popüler eğlenceyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümlede "Legally Blonde" neyi ifade ediyor?
- Bir filmin adı
- Mahkeme salonunda kullanılan bir ifade türü
- Birinin saç rengiyle ilgili bir tanım
Cevabı göster
Bir filmin adı
So today we're going to go through courtroom expressions. Öbek fiiller
0:26Bu yüzden bugün mahkeme ifadelerini inceleyeceğiz.
go through: bir şeyi madde madde gözden geçirmek
Burada go through, bir grup öğeyi tek tek incelemek veya açıklamak anlamına gelir. Konuşan kişi, mahkeme salonunda kullanılan ifadeleri düzenli biçimde ele alacak bir ders sunuyor. Go through ifadesinden sonra liste, kurallar, cevaplar veya plan gibi içerikler geldiğinde ifade çoğunlukla “tek tek gözden geçirmek” anlamındadır. Bir yerin içinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve "madde madde gözden geçirmek" anlamına gelen phrasal verb ile tamamlayın: Before the meeting, let's ____ the agenda together.
Cevabı göster
go through
This will help you understand news headlines or your favorite movie a little bit better. Kalıp ifadeler
0:29Bu, haber başlıklarını veya en sevdiğiniz filmi biraz daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.
help you understand ... a little bit better: anlamadaki gelişmeyi ölçülü anlatmak
help you understand, help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır ve “anlamanı kolaylaştırmak” anlamına gelir. a little bit better ise karşılaştırmayı yumuşatır ve anlamanın biraz gelişeceğini belirtir. Bu iki bölüm birlikte, ölçülü ve inandırıcı bir fayda sunar. Konuşan kişi tamamen anlayacağına söz vermez; bu ifade bir dersin, aracın veya açıklamanın sağlayabileceği etkiyi anlatırken doğaldır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadelerle aynı doğal yapıyı hangi cümle kullanıyor?
- This guide will help understand you the instructions a little bit better.
- This guide will help you understand the instructions a little bit better.
- This guide will help you understanding the instructions a little bit better.
Cevabı göster
This guide will help you understand the instructions a little bit better.
Did you know that Trump pleaded the fifth more than 400 times during a deposition? Kelime
0:35Trump'ın ifade verirken 400'den fazla kez beşinci değişikliğe başvurduğunu biliyor muydunuz?
during a deposition: duruşma öncesi hukukî soruşturma işlemi
Hukuk İngilizcesinde deposition, bir tanığın veya tarafın yemin altında soruları yanıtladığı resmî bir oturumdur; genellikle mahkeme dışında ve duruşmadan önce yapılır. during a deposition, olayın bu işlem sırasında gerçekleştiğini belirtir. Bu, sıradan bir röportaj ya da duruşmanın kendisi değildir. Bu cümlede yakınındaki pleaded the fifth ifadesi hukuk bağlamını netleştirir: kişi yasal bir hakka dayanarak cevap vermeyi reddetmektedir.
Alıştırma
The witness answered questions during a deposition cümlesinde deposition ne anlama gelir?
- Hukukî önemi olmayan sıradan bir röportaj
- Genellikle duruşmadan önce yapılan resmî ve yeminli soru-cevap oturumu
- Bir duruşmadan sonra hâkimin verdiği nihai karar
Cevabı göster
Genellikle duruşmadan önce yapılan resmî ve yeminli soru-cevap oturumu
it means that they choose not to answer a question because it might incriminate them. Notlar
0:43kendini suçlu çıkarabileceği için bir soruyu cevaplamamayı seçtiği anlamına gelir.
pleads the fifth, ... Beşinci Değişiklik'e dayanıp yanıt vermemek
Plead the Fifth, ABD hukukunda kişinin kendini suçlayabilecek bir ifade vermeye zorlanmama hakkına dayanıp hukuken aleyhine kullanılabilecek bir soruyu yanıtlamayı reddetmesi anlamına gelen bir ifadedir. Bu cümlede pleads, plead fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. The fifth, sıradan bir beşinci öğeye değil, Beşinci Değişiklik'e yapılan kısaltılmış bir göndermedir. Bu ifade kişinin neden yanıt vermediğini açıklar; tek başına suçlu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede pleads the fifth ne anlama gelir?
- Beşinci suçlamayı kabul etmek
- Yanıt vermek için beşinci bir şans istemek
- Beşinci Değişiklik'e dayanıp yanıt vermemek
Cevabı göster
Beşinci Değişiklik'e dayanıp yanıt vermemek
choose not to answer ... yanıt vermemeye yönelik bilinçli seçim
Choose not to answer, choose + not to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Kişinin yanıt vermemeye bilinçli olarak karar verdiği anlamına gelir; not, choose fiilini değil answer fiilini olumsuzlar. Bu cümledeki seçim, kişinin kendisini suçlayabilecek bir cevap verme ihtimaline karşı verdiği tepki olarak sunulur. Bu yapı başka eylemlerle de kullanılabilir: choose not to + fiil.
Alıştırma
choose not to do yapısını kullanın: They choose ____ the question when the topic feels too personal。
Cevabı göster
not to answer
incriminate them: suçlu olduklarına dair kanıt sağlamak
To incriminate someone, kanıtlar yoluyla bir kişiyi suçlu göstermek veya onu cezai sorumlulukla ilişkilendirmek demektir. Buradaki them, soruyu yanıtlamamayı seçen kişileri gösterir: söyledikleri, kendi aleyhlerinde kanıt olabilir. Yapı incriminate + kişi şeklindedir. Özne ve nesne aynı kişi olduğunda incriminate oneself, kişinin kendi aleyhine kanıt sunarak hukuki durumuna zarar vermesi anlamına gelir.
Alıştırma
Bir polis soruşturmasında “The recording could incriminate Maya” ne anlama gelir?
- Maya'nın yararlı bir açıklama yaptığını gösterebilir.
- Maya'nın bir suça karıştığına dair kanıt sağlayabilir.
- Maya'nın küçük bir hata nedeniyle utanmasına yol açabilir.
Cevabı göster
Maya'nın bir suça karıştığına dair kanıt sağlayabilir.
Fifth refers to the fifth amendment of the US Constitution. Notlar
0:47Beşinci, ABD Anayasası'nın beşinci değişikliğini ifade eder.
refers to: bir sözcük veya etiketin neyi belirttiğini gösterir
A refers to B yapısında A bir sözcük, etiket, simge veya ifadedir; B ise onun belirttiği şey ya da fikirdir. Örnekte Fifth, ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği'ni belirten kısa bir addır. Burada refer to, bir adı onun gönderimde bulunduğu şeyle ilişkilendirir; B'ye doğru bir hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “belirtir” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In this guide, the word "minor" ____ anyone under eighteen.
Cevabı göster
refers to
Fifth ve ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği
Bu cümlede Fifth, the Fifth Amendment to the US Constitution ifadesinin kısaltılmış biçimidir; bir listedeki beşinci öğe anlamına gelmez. Bu değişiklik, bir kişinin suç işlediğini gösterebilecek bir şeyi söylemeye zorlanmasına karşı koruma içerir. Plead the Fifth ifadesinin arka planı budur: kişi, kendisini suçlayabilecek bir soruyu yanıtlamak yerine bu korumaya başvurur. Beşinci Değişiklik başka güvenceler de içerir, ancak burada ilgili olan budur.
Alıştırma
Bu cümlede Fifth neyi ifade ediyor?
- Mahkeme salonundaki beşinci kişi
- Bir listedeki beşinci soru
- ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği
Cevabı göster
ABD Anayasası'nın Beşinci Değişikliği
so I'm going to do number two and three together.
0:56bu yüzden iki ve üç numarayı birlikte yapacağım.
Depp v. Heard: bir hukuk davası adındaki v.
Depp v. Heard adında soyadları, bir hukuk davasındaki karşıt iki tarafı belirtir. Yazılı v. işareti, karşı anlamındaki versus sözcüğünü temsil eder; bu nedenle günlük konuşmada açık bir okuma Depp versus Heard şeklindedir. Bu işaret dava adının bir parçasıdır, sürüm numarası değildir. Sözlü kullanım gelenekleri değişir: bazı ABD konuşurları bunu V harfinin adı olarak telaffuz ederken bazı Britanya hukuk bağlamlarında against veya and kullanılır. Bu cümlede amaçlanan okuma versus şeklindedir.
Alıştırma
Depp v. Heard içindeki v. işaretinin amaçlanan anlamını ve okunuşunu hangi seçenek verir?
- version, güncellenmiş bir sürümü belirtir
- volume, bir kitabın cilt numarasını belirtir
- versus, karşıt tarafları ayırır
Cevabı göster
versus, karşıt tarafları ayırır
A defamation refers to the act of damaging someone's good reputation. Kalıp ifadeler
1:12Karalama, birinin iyi itibarına zarar verme eylemini ifade eder.
defamation trial: itibarın zedelendiği iddiasına ilişkin dava
Bir defamation trial, bir ifadenin bir kişinin veya kuruluşun itibarına zarar verdiği yönündeki karalama iddiasını ele alan mahkeme sürecidir. Trial sözcüğü bunun, birinin iyi bir itibara sahip olup olmadığına ilişkin genel bir tartışma değil, hukuki bir dava olduğunu gösterir. Bu cümlede sonraki tanım, temel hukuki fikri daha basit sözcüklerle açıklar. Defamation, yalnızca kaba veya kötü bir şey söylemekten daha özel bir kavramdır; ancak kesin hukuki ölçüt yargı çevresine göre değişir.
Alıştırma
Defamation trial ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Birinin iyi itibara sahip olup olmadığına ilişkin halk oylaması.
- Birine iyi itibar kazandıran bir tören.
- Birinin itibarının hukuka aykırı biçimde zedelendiği iddiasıyla ilgili bir mahkeme davası.
Cevabı göster
Birinin itibarının hukuka aykırı biçimde zedelendiği iddiasıyla ilgili bir mahkeme davası.
damaging someone's good reputation: damage + iyelik biçimi + reputation kalıbı
Burada damaging, damage fiilinin -ing biçimidir ve someone's good reputation onun nesnesidir. Doğal kalıp damage + iyelik biçimi + reputation şeklindedir: damage her reputation, damage the company's reputation veya damage someone's reputation. good, reputation sözcüğünü niteler; kişinin zaten olumlu bir itibara sahip olduğunu ve bunun zarar görebileceğini anlatır. damaging eyleminin iyi olduğu anlamına gelmez. Bu ek vurgu gerekmediğinde daha kısa olan damage someone's reputation daha yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi damage, her ve reputation kullanarak tamamlayın: The false story could ____.
Cevabı göster
damage her reputation
Johnny Depp sued Amber Heard for defamation. Kelime
1:17Johnny Depp karalama için Amber Heard'e dava açtı.
sued Amber Heard for defamation: birine bir nedenle dava açmak
sued Amber Heard for defamation ifadesinde sued, sue fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Hukuki işlemi başlatan kişi Johnny Depp, işlemin yöneltildiği kişi Amber Heard'dür; for defamation ise hukuki iddiayı veya dava nedenini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sue someone for something şeklindedir. Buradaki for, “birinin yararına” değil, “... nedeniyle” veya “... gerekçesiyle” anlamındadır. İfade yalnızca dava açıldığını bildirir; iddianın kanıtlanmış olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi sue someone for something kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The actor ____ the newspaper ____ defamation.
Cevabı göster
sued · for
The jury unanimously ruled in favor of Johnny Depp. Kelime
1:22Jüri oybirliğiyle Johnny Depp lehine karar verdi.
unanimously ruled in favor of: oy birliği ve kararın yönü
unanimously ruled in favor of ifadesinde unanimously, kararın nasıl alındığını belirtir: jürinin her üyesi aynı fikirdeydi. Ruled, resmî bir hukuki karar vermek anlamına gelir; in favor of Johnny Depp ise kararın onun tarafını desteklediğini veya onun lehine olduğunu gösterir. İfadenin bütünü hem tam görüş birliğini hem de kararın yönünü bildirir. Buradaki in favor of, yalnızca birini sevmek değil, resmî bir kararda o tarafı desteklemek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi, bir tarafı destekleyen ve tam görüş birliğiyle alınmış kararı belirten vurgulanmış hukuk haberi yapısıyla tamamlayın: After reviewing the evidence, the judges ____ the athlete.
Cevabı göster
unanimously ruled in favor of
It's a decision where all members of the jury agree.
1:28Jürinin tüm üyelerinin hemfikir olduğu bir karardır.
a unanimous verdict or decision: tam mutabakat
a unanimous verdict or decision ifadesinde oy hakkı olan herkes aynı sonuç üzerinde anlaşır. Burada jürinin tüm üyeleri hemfikirdir, bu yüzden karşı oy yoktur. Unanimous, verdict veya decision sözcüğünü niteler. Grubun sonuca nasıl ulaştığını, yani tüm üyelerin tamamen anlaştığını gösterir.
Alıştırma
“Her üyenin kabul ettiği” anlamına gelen İngilizce sözcükle cümleyi tamamlayın: Every committee member voted yes, so the committee reached a ____ decision.
Cevabı göster
unanimous
Ed Sheeran was involved in a highly publicized copyright trial. Notlar
1:33Ed Sheeran, çok ses getiren bir telif hakkı davasına karışmıştı.
was involved in: bir olayla bağlantılı olmak
Was involved in, be involved in ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin bir olay, etkinlik veya süreçle bağlantısı olduğunu ya da bunlara katıldığını belirtir. Bu cümlede Ed Sheeran ile telif hakkı davası arasında bağlantı kurar. İfade tek başına kişinin rolünü, isteyerek katılıp katılmadığını veya hatalı olup olmadığını söylemez. Kesin ilişkiyi anlamak için çevredeki bağlama bakın.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: “Sam was involved in a legal dispute.” was involved in ifadesinden güvenle hangi sonucu çıkarabilirsiniz?
- Sam yalnızca anlaşmazlıkla ilgili bir haber okudu.
- Sam’in anlaşmazlıkla bir bağlantısı vardı.
- Sam kesinlikle bir suçtan suçluydu.
Cevabı göster
Sam’in anlaşmazlıkla bir bağlantısı vardı.
medyada geniş yer bulan telif hakkı davası
Bu cümlede highly publicized, davanın medyada geniş yer aldığı ve kamuoyunun büyük ilgisini çektiği anlamına gelir. copyright trial, yaratıcı bir eseri kullanma veya ona sahip olma haklarıyla ilgili mahkeme davasını belirtir. Bu ifade davanın ne kadar haberleştirildiğini anlatır; davanın halka açık olup olmadığını veya sonucunu belirtmez. highly, haber kapsamının özellikle geniş olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümlede highly publicized dava hakkında sana ne anlatıyor?
- Guaranteed to have a fair outcome
- Reported extensively by the media
- Open for the public to attend
Cevabı göster
Reported extensively by the media
He was accused of stealing another artist's song. Dilbilgisi
1:38Başka bir sanatçının şarkısını çalmakla suçlanıyordu.
medyada geniş yer bulan telif hakkı davası
Bu cümlede highly publicized, davanın medyada geniş yer aldığı ve kamuoyunun büyük ilgisini çektiği anlamına gelir. copyright trial, yaratıcı bir eseri kullanma veya ona sahip olma haklarıyla ilgili mahkeme davasını belirtir. Bu ifade davanın ne kadar haberleştirildiğini anlatır; davanın halka açık olup olmadığını veya sonucunu belirtmez. highly, haber kapsamının özellikle geniş olduğunu vurgular.
Alıştırma
Bir suçlamayı aktarırken be accused of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- He was accused of stealing another artist's song.
- He was accused to steal another artist's song.
- He was accused stealing another artist's song.
Cevabı göster
He was accused of stealing another artist's song.
won that case ... o davayı kazanmak
Won that case, belirli bir hukuk davasında başarı elde edip lehte sonuç almak anlamına gelir. Won, win fiilinin geçmiş zamanıdır; that case daha önce sözü edilen davayı gösterir. Bu ifade mahkeme sonucunu kısa ve konuşma diline yakın biçimde özetler: davayı kazanan taraf olduğunu, yalnızca davaya katıldığını değil, anlatır.
Alıştırma
Hukuki bir bağlamda They won the case ne anlama gelir?
- Bir kutu aldılar
- Hukuki davayı kazandılar
- Bir spor yarışmasını kazandılar
Cevabı göster
Hukuki davayı kazandılar
it's a decision reached by a jury after a trial. Kalıp ifadeler
1:48bir duruşmadan sonra jüri tarafından ulaşılan bir sonuçtur.
verdict ... jürinin duruşma kararı
Verdict, duruşmadan sonra verilen resmi hukuki kararı, özellikle sanığın suçlu ya da suçsuz olduğuna ilişkin kararı ifade eden bir hukuk terimidir. Bu cümlede sonraki bölüm, verdict sözcüğünü duruşmadan sonra jüri tarafından ulaşılan karar olarak doğrudan açıklar. Anlamı günlük decision sözcüğünden daha dardır: verdict bir duruşmaya veya benzer bir hukuki sürece aittir, sıradan bir kişisel seçim için kullanılmaz.
Alıştırma
The jury reached a verdict after the trial cümlesinde verdict neyi ifade eder?
- Avukatın ödemesi
- Jürinin öğle yemeği seçimi
- Jürinin davadaki resmi bulgusu
Cevabı göster
Jürinin davadaki resmi bulgusu
reached by a jury after a trial: reach fiilinin hukuk bağlamındaki kullanımı
Reach a decision veya reach a verdict ifadelerinde reach, bir yere ulaşmak değil, konuyu değerlendirdikten sonra ‘karara varmak’ anlamına gelir. Reach a verdict, jürinin verdiği kararı anlatan standart bir hukuk eşdizimidir. Reached by a jury ifadesi decision sözcüğünü açıklar ve edilgen yapıdadır; a decision that is reached by a jury ifadesinin kısaltılmış hâlidir. By a jury kararı kimin verdiğini, after a trial ise zamanı ve hukuki bağlamı belirtir.
Alıştırma
reach a verdict ifadesinin edilgen biçimini tamamlayın: The verdict was ____ by the jury.
Cevabı göster
reached
You or your parents might remember the famous OJ Simpson trial
1:53Siz veya aileniz meşhur OJ Simpson davasını hatırlayabilirsiniz,
If it doesn't fit, you must acquit: kafiyeli bir mahkeme sloganı
Bu, O. J. Simpson cinayet davasında savunmanın kullandığı ünlü bir slogandır. Delil olarak kullanılan bir eldivene gönderme yapıyordu: savunma, eldiven uymuyor gibi göründüğü için jürinin makul şüphe duyması ve beraat kararı vermesi gerektiğini savundu. Acquit, bir sanığı resmî olarak suçsuz bulmak veya beraat ettirmek demektir. Fit ile acquit kafiyelidir ve iki kısa cümlecik, delille ilgili bir iddiayı akılda kalıcı bir talimata dönüştürür. İkna gücü yalnızca koşul yapısından değil, bu yoğun kafiyeden gelir.
Alıştırma
Sloganın özgün mahkeme bağlamındaki temel retorik etkisi nedir?
- Eldivenle ilgili bir iddiayı beraat kararı çağrısına bağlamak için kafiye kullanır.
- İyi uymayan herhangi bir nesnenin masumiyeti kanıtladığına dair genel bir hukuk kuralı bildirir.
- Doğru eldiven bedenini seçmekle ilgili sıradan bir tavsiye verir.
Cevabı göster
Eldivenle ilgili bir iddiayı beraat kararı çağrısına bağlamak için kafiye kullanır.
Acquit means to be declared innocent of any guilt or wrongdoing. Kelime
2:02Beraat etmek, herhangi bir suçluluk veya kabahatten masum ilan edilmek anlamına gelir.
Acquit: resmî bir suçsuzluk kararı
Acquit, resmî bir hukuk fiilidir. Bir mahkeme veya jüri, sanığın bir suçlamadan dolayı suçlu olmadığına karar verdiğinde sanığı acquit eder. Yaygın kalıplar acquit someone ve be acquitted of a charge şeklindedir. Yargılamada convict fiilinin belirttiği sonucun tersini anlatır. Yalnızca birini affetmek veya dışarı çıkmasına izin vermek anlamına gelmez; davayla ilgili her olayın kanıtlandığını değil, hukuki bir kararı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘resmen suçsuz bulmak’ anlamına gelen hukuk fiiliyle tamamlayın: The jury found the charge unproven and decided to ____ the defendant.
Cevabı göster
acquit
Be declared innocent of wrongdoing: yanlış davranıştan masum ilan edilmek
Be declared innocent of something, resmî bir edilgen yapıdır. Yetkili bir kişi veya kurum, bir kişinin of sözcüğünden sonra belirtilen suçtan ya da yanlış davranıştan sorumlu olmadığını açıklar. Edilgen yapı, kararı alan kişiyi öne çıkarır. Bu cümlede any, olumsuzluğun kapsamını genişletir: kişiye hiçbir suç veya yanlış davranış yüklenmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp someone is declared innocent of something şeklindedir.
Alıştırma
Resmî kalıbı doğru edatla tamamlayın: After the investigation, Maya was declared innocent ____ any wrongdoing.
Cevabı göster
of
and it basically links all of these trials together, Anlatım akışı
2:09ki temelde tüm bu davaları birbirine bağlıyor,
links all of these trials together: örnekleri ortak bir noktada toplamak
links all of these trials together ifadesindeki links mecazidir ve “aralarındaki bağlantıyı gösterir” anlamına gelir. Davalar ayrı örneklerdir; fiziksel olarak birbirine bağlanan nesneler değildir. Söylemi düzenleyen bir geçiş olarak bu ifade, önceki örnekleri ortak bir nokta etrafında toplar ve dinleyiciyi under oath sonucuna hazırlar. X links several examples together kalıbı, az önce verilen bilgileri neyin birleştirdiğini gösterir.
Alıştırma
Örnekte links all of these trials together ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Yeni bir davadan ilgisiz bir sonuç sunar.
- Davaların zincirlerle fiziksel olarak bağlandığını söyler.
- Önceki örnekleri ortak bir nokta etrafında toplar.
Cevabı göster
Önceki örnekleri ortak bir nokta etrafında toplar.
under oath: doğruyu söyleme konusunda resmî yükümlülük
Under oath, sabit bir hukuk ifadesidir. Bir kişinin doğruyu söyleyeceğine resmî olarak yemin ettiğini ve bu nedenle doğruyu söyleme konusunda hukuki yükümlülük taşıdığını belirtir. Be fiilinden sonra under oath bu hukuki durumu tanımlar. Buradaki under, bir yükümlülüğe tabi olmak anlamındadır; fiziksel olarak bir yeminin altında bulunmak değildir.
Alıştırma
Tanığın doğruyu söyleyeceğine resmî olarak yemin ettiğini belirten sabit hukuk ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The witness answered every question ____.
Cevabı göster
under oath
you have to swear to tell the whole truth and nothing but the truth, Kültür
2:16tüm gerçeği ve sadece gerçeği söyleyeceğinize yemin etmelisiniz,
testify in a trial: bir davada tanıklık etmek
Bu cümlede testify in a trial, bir mahkeme davasında tanık olarak resmî biçimde konuşmak ve bildiklerini anlatmak demektir. Buradaki testify, hukuki süreçlerde kullanılan bir fiildir. Sınava girmek anlamına gelmez ve yalnızca bir şeyin doğru olduğunu kanıtlamakla aynı şey değildir.
Alıştırma
Bir mahkeme haberinde testify in a trial ne anlama gelir?
- Bir mahkeme davasında tanık olarak resmî ifade vermek.
- Mahkemelerin nasıl çalıştığıyla ilgili bir sınava girmek.
- Bir mahkeme kararının doğru olduğunu kanıtlamak.
Cevabı göster
Bir mahkeme davasında tanık olarak resmî ifade vermek.
swear to tell the whole truth and nothing but the truth: gerçeğin tamamını ve yalnızca gerçeği söyleyeceğine yemin etmek
Bu, mahkemede kullanılan standart bir yemin kalıbıdır. Swear to tell, ifade vermeden önce ciddi ve resmî bir söz vermek demektir. The whole truth, önemli gerçekleri saklamamak anlamına gelirken nothing but the truth yalnızca doğru olanı söylemek ve hiçbir yalan eklememek anlamına gelir. İki bölüm birlikte hem gerçekleri gizlemeyi hem de yanlış şeyler söylemeyi yasaklar.
Alıştırma
Bu mahkeme yemini tanığın ne yapmasını gerektirir?
- Yalan söylemeden veya önemli gerçekleri gizlemeden doğruyu anlatmak.
- Bir arkadaşa samimi bir söz vermek.
- Yalnızca hatırlaması kolay kısımları anlatmak.
Cevabı göster
Yalan söylemeden veya önemli gerçekleri gizlemeden doğruyu anlatmak.
which is basically a fancy way of saying, Kalıp ifadeler
2:20ki bu temelde şu anlama gelen süslü bir söylemdir,
a fancy way of saying ...: resmî bir ifadeyi basitçe yeniden söylemek
X is a fancy way of saying Y kalıbı, Y'yi X'in daha basit ve gündelik bir yeniden ifadesi olarak sunar. Bu cümlede do you promise?, daha önce geçen resmî yemin ifadesinin anlamını sade bir şekilde verir. Burada fancy, “pahalı” değil; “süslü, resmî veya gerekenden daha karmaşık” demektir. Bu ifade, asıl söyleyişe karşı çoğu zaman hafif ve biraz şakacı bir tutum da katar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Daha resmî dilde “residence”, “home” anlamına gelir. Residence is ____ home.
Cevabı göster
a fancy way of saying
pinky promise: şakacı ve samimi bir söz
Pinky promise, geleneksel olarak serçe parmakları birbirine geçirerek verilen bir sözdür. Do you pinky promise?, çocuksu, şakacı veya sevecen bir şekilde samimi bir söz ister. Burada resmî yemin fikri, tanıdık ve samimi bir şeye dönüştürülerek mizahi biçimde basitleştirilir. Pinky promise kişisel güveni ifade eder, ancak hukuki bir yemin değildir ve özel bir yasal gücü yoktur.
Alıştırma
Yargılayın: Resmî bir mahkemede pinky promise, swear an oath yerine doğal olarak kullanılabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
or your favorite movies or series.
2:35veya en sevdiğiniz film veya dizileri anlamanıza yardımcı olacak.
Mahkemede ayağa kalkma komutu olarak “All rise.”
All rise. mahkemede bulunan herkese ayağa kalkmasını söyleyen kalıplaşmış komuttur. Burada all odadaki herkesi, rise ise ayağa kalkmayı ifade eder. Burada kapanışta kullanıldığında, bir şeylerin yukarı çıkmasını anlatmak yerine resmî mahkeme usulünü taklit eder. Gerçek bir mahkeme dışında kullanılması, sahte bir ciddiyet veya komik bir etki de yaratabilir.
Alıştırma
Bir mahkeme görevlisi “All rise.” diyor. Herkesten ne yapması isteniyor?
- Ayağa kalkmak
- Mahkeme salonundan çıkmak
- Sırayla konuşmak
Cevabı göster
Ayağa kalkmak
Resmî izin vermek için “You may now ...”
You may now + fiil yapısı, birine iznin bu andan itibaren başladığını söyler. Burada may gelecek zamanı değil izni ifade eder; now ise eylemin izinli hâle geldiği anı belirtir. Bu cümlede resmî ve otorite çağrıştıran ifade, subscribe and comment gibi sıradan eylemlere uygulanır. Bu uyumsuzluk mahkeme tarzındaki gösteriyi sürdürür ve cümlenin şakacı bir biçimde resmî duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bir sınav gözetmeni başlama iznini resmî olarak verirken hangi cümle en uygundur?
- Perhaps you will begin later.
- You began a moment ago.
- You may now begin.
Cevabı göster
You may now begin.