Doktorsuz Bir Gelecek mi? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, yapay zekânın doktorların yerini alıp alamayacağını inceliyor; cilt kanseri tespitini kullanarak makinelerin doğruluğunu sağlık çalışanlarının yaratıcılığı, muhakemesi ve insancıl yaklaşımıyla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. dreamed of becoming a — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Çocukluk hayallerinden, istenen mesleklerden ve uzun vadeli hedeflerden söz ederken kullanılan doğal dream of + -ing yapısını öğrenin; kulağa doğal gelmeyen dream to do biçiminden kaçının. Yapıyı birinin bilim insanı, öğretmen veya sanatçı olmayı hayal ettiğini anlatacak şekilde uyarlayabilirsiniz. 2. as accurately as 21 leading dermatologists — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as + zarf + as yapısının iki performans düzeyini nasıl eşit gösterdiğini anlayın. Burada bir yapay zekâ sisteminin doğruluğu uzman doktorlarınkiyle karşılaştırılır; aynı kalıp insanların ve teknolojilerin bir işi ne kadar hızlı, güvenilir veya sık yaptığını karşılaştırmak için de kullanılabilir. 3. where on earth — Deyimler ve mecazlı ifadeler: on earth ifadesinin gezegeni gerçek anlamıyla belirtmek yerine soruyu güçlendirerek şaşkınlık, kafa karışıklığı veya inanmama duygusu aktardığını fark edin. Tarafsız bir soru konuşanın tutumunu yeterince yansıtmadığında bunu where, how, what veya why gibi soru sözcükleriyle kullanabilirsiniz.
Bu derste
Did you know that we are now offering a new weekly extra episode of Six Minute English exclusively on our website?
0:05Artık yalnızca web sitemizde Six Minute English'in haftalık yeni bir ekstra bölümünü sunduğumuzu biliyor muydunuz?
So, go to bbclearningenglish.com to find your favorite presenters on your favorite program.
0:13O halde, favori programınızdaki favori sunucularınızı bulmak için bbclearningenglish.com adresine gidin.
The extra episodes are only available on our website bbclearningenglish.com.
0:20Ekstra bölümler yalnızca web sitemiz bbclearningenglish.com'da mevcuttur.
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:35Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
Well, I've been reading some inspirational stories about the doctors and nurses fighting COVID. Dilbilgisi
0:48COVID'e karşı savaşan doktorlar ve hemşireler hakkında bazı ilham verici hikayeler okuyordum.
I've been reading: yakın zamanda devam eden bir etkinlik
I've been reading, have + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamandır. Burada okuma, yakın zamanda bir süre boyunca devam eden veya tekrarlanan ve hâlâ sürüyor olabilecek bir etkinlik olarak sunulur. Bu yapı, yakın zamandaki etkinliği şu anki konuşmaya da bağlar. Okuma nedeniyle bu hikâyeler şimdi konuşanın aklındadır; vurgu yalnızca geçmişte tamamlanmış tek bir olayda değildir.
Alıştırma
Bahçeciliğin neden şu anda aklınızda olduğunu açıklamak istiyorsunuz. Hangi cümle yakın zamanda devam eden bir etkinliği vurgular?
- I read one gardening article last year.
- I'll read about gardening next week.
- I've been reading about gardening all week.
Cevabı göster
I've been reading about gardening all week.
dreamed of becoming a ...: uzun vadeli bir hedefi ifade etmek
dreamed of becoming a doctor ifadesinde dream of, gelecekte bir şeyi başarmayı çok istemek anlamına gelir. Burada uyku sırasında görülen bir rüyadan çok, konuşanın çocukluk dönemindeki hedefini anlatır. Yapı dream of + isim veya fiil-ing şeklindedir. of bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır: become veya to become değil, becoming kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dream of + fiil-ing yapısıyla tamamlayın: Since childhood, Lena has dreamed ____ a pilot.
Cevabı göster
of becoming
been in hospital: Britanya İngilizcesinde “hastanede yatmak”
Britanya İngilizcesinde be in hospital, hastanede hasta olarak bulunup bakım veya tedavi görmek anlamına gelir. Bu ifadede hospital sözcüğünden önce the kullanılmaz; odak yalnızca bir binanın içinde bulunmak değil, kişinin hasta olarak yatıyor olmasıdır. Have you ever been ...? bir şeyin şimdiye kadar herhangi bir zamanda yaşanıp yaşanmadığını sorar. Bu nedenle tüm soru, dinleyenin daha önce hastaneye yatıp yatmadığını sorar.
Alıştırma
Britanya İngilizcesindeki be in hospital ifadesini present perfect yapısında kullanarak tamamlayın: My uncle has ____ since Monday.
Cevabı göster
been in hospital
the kind and caring way that doctors and nurses treat people who are ill.
1:05doktorların ve hemşirelerin hasta insanlara davrandığı o nazik ve şefkatli yolu.
bedside manner: sağlık çalışanlarının hastalara yaklaşımı
Bedside manner, bir doktorun, hemşirenin veya başka bir sağlık çalışanının hastalara nasıl davrandığını ve onlarla nasıl iletişim kurduğunu anlatır. Özellikle nazik, sakin, saygılı ve güven verici olup olmadıklarıyla ilgilidir. Bu ifade, kelime anlamıyla yatağın yanında yapılan bir hareketi anlatmaz. Bu cümlede you know ifadesinden sonraki “the kind and caring way...” bölümü anlamı doğrudan açıklar.
Alıştırma
Bir sağlık çalışanının hastalara davranma ve onlarla konuşma biçimini anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The new doctor has a warm and reassuring ____.
Cevabı göster
bedside manner
more and more of the jobs that humans do are being carried out by machines. Dilbilgisi
1:10insanların yaptığı işlerin giderek daha fazlası makineler tarafından gerçekleştiriliyor.
are being carried out by ...: devam eden edilgen eylem
are being carried out by machines yapısında jobs özne konumundadır, ancak eylemden etkilenen taraftır. are + being + geçmiş zaman ortacı, işin devam ettiğini gösteren şimdiki zamanın edilgen yapısını kurar; by machines ise işi yapanı belirtir. Burada carried out “yapılmak veya tamamlanmak” anlamındadır; fiziksel olarak “dışarı taşınmak” anlamına gelmez. Cümle, insanların yaptığı daha fazla işin makineler tarafından üstlenildiği devam eden bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi carry out ifadesinin devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: The final safety checks ____ a trained engineer.
Cevabı göster
are being carried out by
But I doubt that a doctor's bedside manner could easily be replaced by a robot. Ton ve niyet
1:15Ancak bir doktorun hasta başı yaklaşımının bir robot tarafından kolayca değiştirilebileceğinden şüpheliyim.
I doubt that ...: kuşkucu bir yargıyı ifade etmek
I doubt that tam bir cümlecik getirir ve konuşanın bu cümlecikteki düşüncenin olasılığının düşük olduğunu veya muhtemelen doğru olmadığını düşündüğünü belirtir. Bu cümlede konuşan, bir robotun doktorun hastasına yaklaşımını kolayca yerine koyup koyamayacağından şüphe eder. Bu ifade That's impossible demekten daha az sert bir karşı çıkma yoludur. Yine de yalnızca bilgi eksikliğini değil, olumsuz bir yargıyı anlatır.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: I doubt that this is true. ifadesi esas olarak konuşanın bunun doğru olup olmadığını bilmediği anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
could replace human doctors and nurses.
1:27insan doktorların ve hemşirelerin yerini alıp alamayacağını tartışacağız.
often shortened to AI: bir adın kısa biçimini verme
often shortened to AI ifadesinde shortened to, uzun bir adın daha kısa biçimini tanıtır. Artificial intelligence tam terimdir, AI ise ortaya çıkan kısa biçimdir. Bu ifade, which is often shortened to AI anlamındaki kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. X is often shortened to Y kalıbı, tam bir adı veya sözcüğü yaygın kısa biçimiyle ilişkilendirir. Kısalan yalnızca adın biçimidir; fikir veya içerik azalmaz.
Alıştırma
Cümleyi shorten fiilinin edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The word photograph is often ____ photo.
Cevabı göster
shortened to
can you imagine a future without doctors?
1:30doktorların olmadığı bir gelecek hayal edebiliyor musunuz?
machines are already doing some of the jobs traditionally done by doctors.
1:34makineler zaten geleneksel olarak doktorlar tarafından yapılan bazı işleri yapıyor.
Scanning people's bodies to detect skin cancer, for example.
1:38Örneğin, cilt kanserini tespit etmek için insanların vücutlarını taramak.
It's a well-known fact that skin is the human body's largest organ. Anlatım akışı
1:48Derinin insan vücudundaki en büyük organ olduğu iyi bilinen bir gerçektir.
It's a well-known fact that: bilgiyi kabul edilmiş bir gerçek olarak sunma
“It's a well-known fact that ...”, ardından gelen that cümleciğini birçok kişinin zaten kabul ettiği bir bilgi olarak sunan bir giriş kalıbıdır. Bu cümlede asıl gerçek skin is the human body's largest organ bölümüdür. Bu kalıp, gerçeği vermeden önce mesajı düzenler. Ortak bir arka plan oluşturur ve ifadenin kendinden emin duyulmasını sağlar; ancak bir şeye iyi bilinen gerçek demek onun doğru olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
It's a well-known fact that ... bir cümlede ne işe yarar?
- Konuşanın ardından gelen ifadeden emin olmadığını gösterir.
- Dinleyiciden ifadenin doğru olup olmadığını kontrol etmesini ister.
- Ardından gelen ifadeyi yaygın biçimde kabul edilmiş olarak sunar.
Cevabı göster
Ardından gelen ifadeyi yaygın biçimde kabul edilmiş olarak sunar.
But how much skin does the average adult have?
1:52Peki ortalama bir yetişkinde ne kadar deri vardır?
over 5 million people are treated for skin cancer. Kalıp ifadeler
2:185 milyondan fazla insan cilt kanseri tedavisi görüyor.
treated for skin cancer: treat someone for + hastalık veya yaralanma
Edilgen be treated for + hastalık veya yaralanma kalıbında for, tıbbi müdahalenin hangi rahatsızlık için yapıldığını gösterir. Buradaki are treated for skin cancer, insanların cilt kanseri oldukları için tedavi gördüğü anlamına gelir. Etken kalıp treat someone for + rahatsızlık şeklindedir: Doctors treated him for an infection. Buradaki for, “amacıyla” anlamına gelmez; tıbbi sorunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi treat fiilinin edilgen biçimi ve rahatsızlığı tanıtan edatla tamamlayın: At the clinic, Maya was ____ a severe asthma attack.
Cevabı göster
treated for
Catch it early, and your chances of survival are increased. Notlar
2:22Erken yakalarsanız, hayatta kalma şansınız artar.
Catch it early, and ...: koşul ve sonuç için emir cümlesi + and
Emir cümlesi + and + sonuç kalıbı, bir koşulu ve onun sonucunu ifade edebilir. Catch it early, and your chances of survival are increased, "If you catch it early, your chances of survival increase." ile aynı anlama gelir. İlk yan cümle emir gibi görünür, ancak aynı zamanda koşulu oluşturur; hastalığın zaten tespit edildiğini bildirmez. Bu tıbbi bağlamda catch it early, hastalığı erken bir aşamada tespit etmek anlamına gelir.
Alıştırma
"Check the map, and you'll find the shortest route," cümlesinde konuşmacı hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- En kısa yol, herhangi biri haritaya bakmadan önce bulunmuştur.
- Haritaya bakmak en kısa yolu bulmayı imkânsız hâle getirir.
- Haritaya bakmak, en kısa yolu bulmanın koşuludur.
Cevabı göster
Haritaya bakmak, en kısa yolu bulmanın koşuludur.
chances of survival: hayatta kalma olasılığı
chances of survival ifadesindeki chances, bir şey yapma fırsatını değil, birinin hayatta kalma olasılığını anlatır. Survival ise ölçülen sonucu belirtir. chance/chances of + isim veya -ing biçimi, bu sonucun ne kadar olası olduğunu ifade eder. Genel bir olasılıktan söz ederken increase someone's chances of survival örneğindeki gibi çoğul biçim sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “hayatta kalma olasılığı” anlamına gelen, çoğul biçimdeki üç sözcüklü tam ifadeyle tamamlayın: Early treatment improved the patient's ____.
Cevabı göster
chances of survival
will examine your skin using a handheld microscope.
2:29el tipi bir mikroskop kullanarak cildinizi inceleyecektir.
skin specialist or dermatologist: gündelik terim ve tıbbi terim
Burada skin specialist ve dermatologist aynı tür sağlık uzmanını ifade eder. Dermatologist, cilt hastalıkları konusunda uzmanlaşmış bir doktordur; skin specialist ise daha gündelik bir tanımdır. Or, iki farklı seçenek sunmak yerine ikinci bir adı veya daha kesin bir terimi tanıtabilir. Açıklayıcı konuşmada, bilinen bir ifadeden sonra or ve teknik bir terim kullanmak dinleyicinin ikisi arasında bağlantı kurmasına yardım eder.
Alıştırma
Bu cümlede skin specialist or dermatologist ifadesindeki or ne işe yarar?
- İki farklı doktorun muayeneyi yapacağını söyler.
- Aynı tür doktorun teknik adını tanıtır.
- Konuşanın bu kişinin cilt sorunlarını tedavi edip etmediğinden emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Aynı tür doktorun teknik adını tanıtır.
a team of researchers at Stanford Medical School made an exciting announcement.
2:35Stanford Tıp Fakültesi'ndeki bir grup araştırmacı heyecan verici bir duyuru yaptı.
Here's Oxford University researcher Daniel Susskind telling BBC World Service program The Big Idea
2:41İşte Oxford Üniversitesi araştırmacısı Daniel Susskind, BBC World Service programı The Big Idea'ya
what the medics at Stanford had invented.
2:47Stanford'daki sağlık görevlilerinin ne icat ettiğini anlatıyor.
A team of researchers at Stanford last year announced the development of a system that
2:50Geçen yıl Stanford'daki bir araştırmacı ekibi, şu sistemi geliştirdiklerini duyurdu:
as 21 leading dermatologists whether or not that freckle is cancerous. Dilbilgisi
2:5821 önde gelen dermatolog kadar doğru bir şekilde size söyleyebilir.
as accurately as 21 leading dermatologists: 21 önde gelen dermatolog kadar doğru bir şekilde
as + zarf + as, bir eylemin ne ölçüde veya nasıl yapıldığını karşılaştırır. Burada accurately, tell fiilini niteleyen bir zarftır; yani sistemin kararını ne kadar doğru verdiği karşılaştırılır. Bu ifade, sistemin 21 dermatologla aynı doğruluk düzeyine ulaştığını söyler; sistemle doktorların aynı şey olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümlede neden as accurate as yerine as accurately as kullanılıyor? accurately sözcüğünün tell eylemini nitelediğine dikkat edin.
- accurate her zaman bir kişiyi nitelemelidir
- accurately tell eylemini niteler
- as ... as yalnızca sayılarla kullanılabilir
Cevabı göster
accurately tell eylemini niteler
whether or not: bir şeyin olup olmadığını açıkça belirtmek
whether or not, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır. whether or not that freckle is cancerous ifadesinde, o çilin kanserli olduğu düşüncesinin doğru mu yanlış mı olduğu sorulur. Or not ana cümlenin tamamını olumsuz yapmaz. İki olası sonucu açıkça belirtir ve whether or not ifadesinden sonra normal cümle söz dizimi, yani özne + fiil kullanılır.
Alıştırma
Her iki sonucun da mümkün olduğu durumda aşağıdaki cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The test will show ___ the water is safe.
- because
- whether or not
- so that
Cevabı göster
whether or not
freckles, small brown spots found on people's skin, ...: eş değer açıklamayla freckles'i açıklama
freckles “çiller” demektir. Virgüller arasındaki small brown spots found on people's skin isim öbeği, freckles ile aynı şeyi gösterir ve onu daha basit kelimelerle tanımlar; ikinci bir leke türü getirmez. found on people's skin, that are found on people's skin yapısına karşılık gelen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Bu tür eş değer açıklamalar, bir terimi hemen ardından açıklamak için bilimsel metinlerde ve haberlerde sık kullanılır.
Alıştırma
Cümlede virgüller arasındaki small brown spots found on people's skin ifadesi ne işe yarıyor?
- İkinci bir leke türü getirir
- freckles kelimesini tanımlar
- Yapay zekâ sisteminin nasıl icat edildiğini açıklar
Cevabı göster
freckles kelimesini tanımlar
the AI program was better than human doctors Dilbilgisi
3:17yapay zeka programı, bir çilin zararsız mı yoksa kanserli mi olduğunu,
As it turned out, ...: ortaya çıkan bir sonucu sunma
As it turned out, daha sonra ortaya çıkan veya doğrulanan bir sonucu cümlenin başında sunar; genellikle bir belirsizlikten ya da beklentiden sonra kullanılır. Bu ifade fiziksel bir hareketi anlatmaz, bir söylem belirtecidir. Burada raporun sonucunu bildirir: AI programı insan doktorlardan daha iyi performans göstermiştir. İfade, dinleyene sonraki cümleciği sonunda ortaya çıkan ya da doğrulanan sonuç olarak yorumlaması için yol gösterir.
Alıştırma
As it turned out, the spare key was inside the flowerpot all along cümlesinin başında As it turned out neyi belirtir?
- Bir kişinin fiziksel olarak dönmesi
- Hâlâ bilinmeyen bir plan
- Daha sonra keşfedilen veya doğrulanan bir sonuç
Cevabı göster
Daha sonra keşfedilen veya doğrulanan bir sonuç
at telling whether a freckle was harmless or cancerous, Kelime
3:20yani bir tür kanserle bağlantılı olup olmadığını belirleme konusunda
better than human doctors at telling: insan doktorlardan daha iyi belirlemek
better than X at doing Y kalıbı, X ile Y'nin belirli bir etkinliği ne kadar iyi yaptığına dair karşılaştırma yapar. Bu cümlede AI programının insan doktorlardan üstün olduğu nokta, bir çilin zararsız mı yoksa kanserli mi olduğunu belirlemektir; bu, her türlü tıbbi işi daha iyi yaptığı anlamına gelmez. Buradaki at bir edattır; bu yüzden ardından telling gibi -ing biçimi gelir. telling whether... yalnızca birine söylemek değil, “... olup olmadığını belirlemek” anlamındadır. Aynı kalıp better than ... at solving veya better than ... at explaining ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi solve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Ava is better than Ben at ____ logic puzzles.
Cevabı göster
solving
harmless or cancerous: insan doktorlardan daha iyi belirlemek
harmless ve cancerous, çilin iki olası özelliğini anlatan sıfatlardır: çil zararsız olabilir ya da bir kanser türüyle bağlantılı olabilir. Bu ifade bir hastalığın adını vermek yerine çilin durumunu açıklar. cancerous; kitleyi, beni, hücreyi, dokuyu veya benzer bir tıbbi bulguyu tanımlamak için kullanılan bir sıfattır. cancer ise hastalığın adını veren isimdir; bu nedenle The growth was cancerous gibi bir cümlede cancerous yerine kullanılamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede cancerous bir tıbbi bulguyu tanımlayan sıfat olarak doğru kullanılmıştır?
- The scan showed that the growth was cancer.
- The scan showed that the growth was cancerous.
- The scan showed that the growth cancerous.
Cevabı göster
The scan showed that the growth was cancerous.
So, it seems that artificial intelligence is already replacing humans
3:25Görünüşe göre, kanseri tespit etmek söz konusu olduğunda
when it comes to detecting cancer: konunun kapsamını belirlemek
when it comes to X, X konuşulurken veya değerlendirilirken anlamına gelir; Türkçede «X söz konusu olduğunda» diye karşılanabilir. Bir ifadenin kapsamını tek bir konu ya da alanla sınırlar ve her durumda geçerliymiş gibi anlaşılmasını önler. Burada when it comes to detecting cancer, yapay zekâ ile insanlar arasındaki karşılaştırmayı kanser tespitiyle sınırlar. Bu ifadede to bir edattır; bu yüzden ardından bir isim ya da detecting gibi -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi save fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When it comes to ____ money, Elena plans every purchase.
Cevabı göster
saving
doing a better job of it: aynı görevi daha iyi yapmak
Do a better job of something, bir görevi daha başarılı veya etkili biçimde yerine getirmek anlamına gelir. Buradaki job, bir iş pozisyonunu değil, görevin ne kadar iyi yapıldığını ifade eder. doing a better job of it ifadesindeki it, detecting cancer kısmına gönderme yapar. Dolayısıyla cümle, yapay zekânın bu görevi yalnızca devralmadığını, aynı zamanda insanlardan daha iyi yaptığını söyler.
Alıştırma
Örnek cümlede doing a better job of it ifadesindeki it neye gönderme yapıyor?
- detecting cancer
- replacing humans
- artificial intelligence
Cevabı göster
detecting cancer
isn't convinced ... bir iddiaya ikna olmamak
isn't convinced, tartışılan iddianın kişiyi henüz ikna etmediğini ve bu nedenle kişinin iddiayı kabul etmediğini anlatır. Bu, kişinin gerçeklerden habersiz veya argümanı anlamıyor olduğu anlamına gelmez; sunulan nedenleri henüz yeterli bulmadığı anlamına gelir. Be convinced, ikna olma sonucundaki duruma odaklanır. Bu nedenle That is wrong demekten daha ölçülüdür ve daha fazla kanıt için alan bırakır.
Alıştırma
Orijinal cümlede isn't convinced ifadesinin anlamına en yakın seçenek hangisidir?
- Bu iddiayı güçlü biçimde destekliyor.
- İkna olmadı.
- Gerçekleri anlamıyor.
Cevabı göster
İkna olmadı.
One reason is that AI systems still need humans to program them. Anlatım akışı
3:37Bir nedeni, yapay zeka sistemlerinin onları programlamak için hala insanlara ihtiyaç duymasıdır.
One reason is that ... destekleyici bir neden sunmak
One reason is that, az önce söylenen veya birazdan açıklanacak bir görüşü destekleyen nedenlerden birini tanıtır. That'ten sonra gelen cümlecik somut nedeni verir; böylece dinleyici, iddianın ardından onu destekleyen bir gerekçeyi takip edebilir. One, bunun birden fazla olası neden arasındaki nedenlerden yalnızca biri olduğunu gösterir. Bu ifadeyi yalnızca tek başına bir olgu cümlesi olarak değil, bilgiyi ve argümanı düzenleyen bir çerçeve olarak düşünün.
Alıştırma
Olası birkaç nedenden birini tanıtan ifadeyi kullanın: The meeting needs to move online. ____ the room is too small for everyone.
Cevabı göster
One reason is that
knowing exactly how doctors detect illness remains something of a mystery. Kalıp ifadeler
3:42doktorların hastalığı tam olarak nasıl tespit ettiklerini bilmek bir sır olarak kalıyor.
remains something of a mystery: hâlâ bir ölçüde gizemini koruyor
Remains, durumun hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Burada doktorların hastalıkları tam olarak nasıl tespit ettiğini bilmenin hâlâ açıklanmasının zor olduğu söyleniyor. Something of a + isim yapısı, yapılan değerlendirmeyi yumuşatır. Something of a mystery, konunun belirgin biçimde anlaşılmaz olduğunu ancak tamamen bilinmiyor olması gerekmediğini anlatır. Buradaki mystery, açıklanamamış bir konu demektir; polisiye hikâye anlamına gelmez.
Alıştırma
'The cause remains something of a mystery' ne anlama gelir?
- Bu bir polisiye hikâyedir.
- Hâlâ tam olarak açıklanmış değildir.
- Artık tamamen açıklanmıştır.
Cevabı göster
Hâlâ tam olarak açıklanmış değildir.
Here's Daniel Susskind again in conversation with BBC World Service program The Big Idea.
3:47İşte Daniel Susskind, BBC World Service programı The Big Idea ile tekrar sohbette.
If you ask a doctor how it is they make a diagnosis, Kalıp ifadeler
3:55Bir doktora teşhisi nasıl koyduklarını sorarsanız,
make a diagnosis: tanı koymak
Make a diagnosis, bir hastalık hakkında tıbbi bir sonuca varmayı anlatan standart isim eşdizimidir. Buradaki make, fiziksel bir nesne üretmek değil, bir yargı oluşturmak veya sonuca varmak anlamına gelir. Yargıya varan kişi veya ekip cümlenin öznesidir: Bir doktor belirtileri, muayeneleri ve test sonuçlarını değerlendirdikten sonra tanı koyar.
Alıştırma
Hangi cümlede doğal tıp İngilizcesi eşdizimi kullanılmıştır?
- The doctor can do a diagnosis after reviewing the scans.
- The doctor can make diagnosis after reviewing the scans.
- The doctor can make a diagnosis after reviewing the scans.
Cevabı göster
The doctor can make a diagnosis after reviewing the scans.
they might be able to point you to particularly Kalıp ifadeler
3:59sizi bir referans kitabının özellikle
point you to: birini bilgi kaynağına yönlendirmek
Bu cümlede point you to, “sizi yararlı bir kaynağa yönlendirmek veya nereye bakmanız gerektiğini söylemek” anlamına gelir. Bir başvuru kitabındaki özellikle açıklayıcı bölümleri belirtebilirler; burada parmakla işaret etme anlamı yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı point + someone + to + kaynak, yer veya kişi şeklindedir. Bütün bilgiyi doğrudan vermek yerine bir sonraki arama noktasına yönlendirir.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşınızla doğrudan konuşuyorsunuz. point ve doğru zamiri kullanarak cümleyi tamamlayın: I can ____ the page with the school timetable.
Cevabı göster
point you to
They'd say again it requires things like creativity and judgment,
4:06Tekrar bunun yaratıcılık ve muhakeme gibi şeyler gerektirdiğini söylerler,
and these things are very difficult to articulate. Kelime
4:10ve bunları kelimelere dökmek çok zordur.
difficult to articulate: sözcüklerle ifade etmesi zor
Burada articulate, “bir düşünceyi, duyguyu veya yargıyı açık sözlerle ifade etmek” anlamına gelen bir fiildir. Cümlede yaratıcılık ve muhakemenin doğru biçimde açıklanmasının zor olduğu söylenir; bunların telaffuz edilmesinin zor olduğu söylenmez. something is difficult to articulate yapısında something, kolayca ifade edilemeyen içerik olarak sunulur. İnsanların anladığı veya hissettiği fakat açıkça dile getirmekte zorlandığı düşünceler için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
“The reason is difficult to articulate,” cümlesinde articulate ne anlama gelir?
- her sesi net biçimde telaffuz etmek
- kanıt olmadan yargılamak
- açık sözlerle ifade etmek
Cevabı göster
açık sözlerle ifade etmek
And so, traditionally, it's been thought very hard to automate. Dilbilgisi
4:13Bu nedenle, geleneksel olarak otomatikleştirilmesinin çok zor olduğu düşünülmüştür.
it's been thought very hard to automate: edilgen aktarım kalıbı
it's been thought very hard to automate ifadesinde it's, it has ifadesinin kısaltmasıdır. Edilgen aktarım kalıbı X has been thought + sıfat + to-infinitive, bu görüşü savunan kişileri belirtmeden uzun süredir var olan bir görüşü aktarır. Traditionally, bunun yerleşmiş bir görüş olduğu anlamını güçlendirir. very hard to automate sıfat grubu, it sözcüğünün gönderimde bulunduğu şeyi niteler: onu otomatikleştirmek çok zordur. Hard, thought fiilini niteleyen bir zarf değildir; dolayısıyla ifade birinin büyük çaba göstererek düşündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle burada ne anlama geliyor?
- Bu, insanların otomasyon hakkında çok dikkatli düşünmesini sağlamıştır.
- İnsanlar genel olarak onu otomatikleştirmenin çok zor olduğuna inanmıştır.
- Bir makine zor düşünme işlemini çoktan otomatikleştirmiştir.
Cevabı göster
İnsanlar genel olarak onu otomatikleştirmenin çok zor olduğuna inanmıştır.
If a human being can't explain how they do these special things,
4:15Eğer bir insan bu özel şeyleri nasıl yaptığını açıklayamıyorsa,
where on earth: pekiştirilmiş bir soru
where on earth ifadesinde on earth, soru sözcüğü where sözcüğünden sonra gelen bir pekiştiricidir. İfade yaklaşık olarak “nereden başlayabiliriz ki?” anlamına gelir; Dünya gezegenindeki bir yeri sormaz. Burada where do we begin? sorusuna güçlü bir şaşkınlık ve çaresizlik duygusu katar. Aynı kalıp what on earth, why on earth ve how on earth örneklerinde olduğu gibi başka soru sözcüklerinden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Where on earth did I put my glasses? sorusunda on earth nasıl bir anlam katıyor?
- Gözlüğün Dünya gezegeninde bir yerde olduğunu söyler.
- Soruyu daha nazik ve resmî yapar.
- Güçlü bir şaşkınlık veya hayal kırıklığı katar.
Cevabı göster
Güçlü bir şaşkınlık veya hayal kırıklığı katar.
Most doctors find it difficult to explain how they make a diagnosis,
4:25Çoğu doktor teşhisi nasıl koyduklarını açıklamayı zor bulur,
their judgment about what someone's particular sickness is,
4:30yani birini muayene ederek elde edilen,
A rule of thumb is a practical but approximate way of doing something. Deyimler
4:40Bir pratik kural (rule of thumb), bir şeyi yapmanın kullanışlı ama yaklaşık bir yoludur.
rule of thumb: pratik ama yaklaşık bir kılavuz
Rule of thumb, deneyime dayanan basit bir yol gösterici ilkedir. Pratiktir ve genellikle işe yarar, ancak kesin olması veya her durumda geçerli olması beklenmez. İfadenin tamamı bir deyimdir; thumb gerçekten bir vücut bölümüyle ilgili kuralı anlatmaz. Bu fikir, hızlı bir tahmin yaparken veya genel olarak mantıklı bir yöntem seçerken kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede rule of thumb ifadesine en uygun anlam hangisidir? As a rule of thumb, allow thirty minutes for the journey.
- pratik ama yaklaşık bir kılavuz
- elin bir bölümüyle ilgili bir kural
- kesinlikle uyulması gereken bir kural
Cevabı göster
pratik ama yaklaşık bir kılavuz
a good rule of thumb is two portions of water to one portion of rice. Dilbilgisi
4:48iyi bir pratik kural, bir ölçek pirince iki ölçek sudur.
two portions of water to one portion of rice: 2:1 oranını ifade etmek
two portions of X to one portion of Y kalıbı bir oran bildirir: X'ten eşit büyüklükte her iki ölçüye karşılık Y'den eşit büyüklükte bir ölçü kullanılır. Bu cümlede su ile pirincin oranı 2:1'dir. Buradaki to, oranın iki tarafını bağlar; hareket veya varış noktası göstermez. Aynı kalıp parts, cups, people veya karşılaştırılabilir başka birimlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Oranın iki tarafını bağlayan standart sözcükle cümleyi tamamlayın: The ratio is three parts sand ____ one part cement.
Cevabı göster
to
where on earth do we begin writing instructions for a machine?
4:58bir makine için talimat yazmaya nasıl başlayacağız ki?
We use phrases like where, how, or what on earth
5:02Öfke, şaşkınlık veya inançsızlık gibi duyguları göstermek için
to show feelings like anger, surprise, or disbelief.
5:06where, how veya what on earth gibi ifadeler kullanırız.
Aha, I guess you're talking about your quiz question, Neil.
5:16Aha, sanırım test sorundan bahsediyorsun, Neil.
you needn't be ...: do kullanmadan modal need
Needn't, need not ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada dinleyenin bu kadar şaşırmasına gerek olmadığı anlamına gelir; şaşırmayı yasaklamaz. Bu kullanımda need bir kip yardımcı fiilidir: needn't + fiilin yalın hâli. Bu yüzden be doğrudan ardından gelir; do ya da to kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi need not ifadesinin kısaltılmış kip biçimiyle tamamlayın: The tickets are free, so you ____ pay.
Cevabı göster
needn't
naturally brainy: gündelik ve şakacı biçimde doğuştan zeki
Brainy, zeki anlamına gelen, özellikle öğrenme, düşünme veya sorun çözmede iyi olmayı anlatan gündelik bir sıfattır. Naturally, bu yeteneğin sonradan öğrenilmiş değil, doğuştan gibi göründüğünü belirtir. Burada I'm naturally brainy hafif ve şakacı bir kendini övme ifadesidir. Nesnel bir zekâ değerlendirmesinden çok, muzip veya esprili duyulabilir.
Alıştırma
Şakacı bir yorumda naturally brainy büyük olasılıkla ne demektir?
- kısa bir süre kafası karışmış
- beynin tıbbi tedavisiyle ilgili
- doğuştan zeki
Cevabı göster
doğuştan zeki
Of course you are. ile şakacı bir karşılık verme
Burada Of course you are., karşıdaki kişinin kendisini övmesinden sonra geliyor. Yüzeyde söyleneni onaylıyor, ancak bu bağlamda övünmeye şakayla karşılık veriyor ve doğrudan bir iltifattan çok hafif bir takılma gibi duyuluyor. Yanıtın samimi olup olmadığını yalnızca kelimeler belirlemez. Bağlam, kişiler arasındaki ilişki ve tonlama aynı cümleyi içten bir destek, şaka ya da hafif bir alay gibi gösterebilir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bu bağlamda Of course you are. mutlaka ciddi ve içten bir iltifattır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
I asked Sam how much skin there is on an adult human body.
5:26Sam'e yetişkin bir insan vücudunda ne kadar deri olduğunu sormuştum.
With your brains, I think you'd make a good doctor, Sam. Kalıp ifadeler
5:36Senin bu beyninle iyi bir doktor olacağını düşünüyorum Sam.
you'd make a good doctor: bir role uygunluğu anlatmak
you'd make a good doctor ifadesinde make, “üretmek” ya da “yapmak” değil, “bir rolü üstlenip o role uygun olmak” anlamına gelir. Özne, o rolü üstlenebilecek kişidir. would make a good + role kalıbı, bir kişinin belirli bir role muhtemelen uygun olup olmadığını değerlendirir: o kişi bu rolü üstlenseydi büyük olasılıkla iyi yapardı. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle kişinin zaten doktor olduğu söylenmez, varsayımsal bir değerlendirme yapılır.
Alıştırma
Maya is patient and explains things clearly. Hedef kalıbı kullanarak onun iyi bir öğretmen olacağını söyleyin: She'd ____.
Cevabı göster
make a good teacher
Ah, you mean the kind and caring way that doctors and nurses treat their patients.
5:42Ah, doktorların ve hemşirelerin hastalarına davrandığı o nazik ve şefkatli yolu kastediyorsun.
Okay, let's recap the rest of the vocabulary, Anlatım akışı
5:48Tamam, kelime dağarcığının geri kalanını özetleyelim,
let's recap the rest of the vocabulary: kalan kelimeleri gözden geçirelim
Let's recap, dinleyicilere daha önce ele alınmış bilgilerin gözden geçirileceğini bildiren bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede the rest of the vocabulary, henüz gözden geçirilmemiş kalan kelimeleri ifade eder. Recap genellikle temel bilgilerin kısa ve seçici bir tekrarını anlatır; yeni bir konuya başlamayı ya da her şeyi baştan sona tekrarlamayı anlatmaz. Bu ifade, dinleyiciyi doğal biçimde bir özete yönlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede let's recap doğal biçimde kullanılmıştır?
- Let's recap the main points before we end the meeting.
- Let's recap everyone by saying hello.
- Let's recap a new subject that we have not introduced yet.
Cevabı göster
Let's recap the main points before we end the meeting.
Freckles are usually harmless, but some skin spots can be cancerous,
5:55Çiller genellikle zararsızdır, ancak bazı cilt lekeleri kanserli olabilir,
A doctor's diagnosis is their judgment about what someone's particular sickness or disease is.
6:00Bir doktorun teşhisi (diagnosis), birinin belirli hastalığının veya rahatsızlığının ne olduğuna dair yargısıdır.
A rule of thumb is a useful but approximate way of doing or measuring something.
6:07Bir pratik kural (rule of thumb), bir şeyi yapmak veya ölçmek için kullanışlı ama yaklaşık bir yoldur.
And finally, we use phrases like where on earth
6:12Ve son olarak, öfke, şaşkınlık veya inançsızlık gibi duyguları
as a way to show emotions like anger, surprise, or disbelief.
6:15göstermenin bir yolu olarak where on earth gibi ifadeler kullanırız.
but join us for the next edition of Six Minute English
6:21ancak başka bir trend olan konuyu ve ilgili kelimeleri tartışacağımız
when we'll discuss another trending topic and the related vocabulary. Kelime
6:24Six Minute English'in bir sonraki bölümünde bize katılın.
trending topic: güncel popüler konu
A trending topic, şu anda çok ilgi gören ve hakkında çokça konuşulan bir konudur. Trending, bir konunun yalnızca ilginç olduğunu değil, o andaki kamu ilgisini veya internette ve medyadaki hareketliliğini vurgular. Bu programın kapanışında another trending topic, bir sonraki bölümde şu anda ilgi çeken farklı bir konunun ele alınacağı anlamına gelir. İlgi azalabileceği için bu ifade belirli bir zamana bağlı, geçici bir popülerliği anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede trending, topic kelimesine hangi anlamı katıyor?
- Yalnızca bir kişinin konuyu ilginç bulduğunu söyler.
- Konunun özel olduğunu ve kimsenin onun hakkında konuşmadığını söyler.
- Konunun şu anda geniş ilgi gördüğünü söyler.
Cevabı göster
Konunun şu anda geniş ilgi gördüğünü söyler.