Peppa Pig Tüm Bölümler | Anne Tavşan'ın Karnı #108: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
510 kelime 130 kel/dk

Video özeti: Peppa ve arkadaşları, Mummy Rabbit’ın bir bebek beklediğini öğrenip isim önerileri sunar ve ailenin telaşla hastaneye gidişini izler. Ertesi gün sürpriz ortaya çıkar: ikizler Rosie ile Robbie eve dönmüştür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has got a bump in her tummy. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Hamileliği çocuklara uygun, dolaylı ve yumuşak bir biçimde anlatan bu ifadeyi anlayın. Böylece bump sözcüğünü yalnızca sıradan bir şişlik ya da çıkıntı olarak değil, bağlamdaki bebek ipuçlarıyla bağlantılı olarak yorumlayabilirsiniz. 2. It's all that funny food — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşanın mevcut bir sorunu varsaydığı nedene nasıl bağladığını fark edin. Daddy Rabbit, Mummy Rabbit’ın karın ağrısını yanlışlıkla tuhaf yemeğine bağlar; doğumun başladığını bildiren sonraki replik bu yorumu düzeltir. 3. home from hospital. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Birinin hastaneden taburcu olup eve döndüğünü anlayın. Ayrıca hospital önünde the kullanılmayan Britanya İngilizcesi kalıbını tanıyabilir ve bunu yaygın Amerikan İngilizcesi biçimi home from the hospital ile ayırt edebilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:03

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:05

Bu küçük erkek kardeşim George.

This is Mummy Pig

0:08

Bu Anne Domuz

and this is Daddy Pig.

0:10

ve bu Baba Domuz.

Peppa Pig

0:14

Peppa Pig

Mummy Rabbit's Bump

0:17

Bayan Tavşan'ın Göbeği

Peppa and George are playing with Suzy Sheep and Pedro Pony. Kalıp ifadeler

0:19

Peppa ve George, Suzy Koyun ve Pedro Midilli ile oynuyorlar.

Kalıp ifadeler

playing with: biriyle birlikte oynamak

Playing with Suzy Sheep and Pedro Pony ifadesi, onlarla birlikte oyuna katılmak anlamına gelir. with sözcüğü etkinliği paylaşan kişileri belirtir; bir aracı belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp play with + kişi şeklindedir. Buradaki are playing, birlikte oynama eyleminin o anda sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Ava ve Ben'in birlikte oynadığını anlatmak için cümleyi tek sözcükle tamamlayın: Ava is playing ____ Ben.

Cevabı göster

with

Here are Rebecca and Richard Rabbit. Anlatım akışı

0:24

İşte Rebecca ve Richard Tavşan geldi.

Anlatım akışı

Here are: birden fazla kişiyi tanıtma

Here are, dinleyenin dikkatini sahneye yeni giren Rebecca ve Richard'a yöneltir. Ardından gelen bilgiyi sunar; yalnızca bir şeyin bu konumda olduğunu söylemez. Bu yapıda, tanıtılan kişi veya şeylerden önce here + be gelir. Bu cümlede are, ardından iki ismin geleceğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

İki kişiyi tanıtmak için doğru Here + be biçimiyle tamamlayın: ____ Tom and Mia.

Cevabı göster

Here are

Hello Rebecca.

0:27

Merhaba Rebecca.

I've got a secret. Kalıp ifadeler

0:29

Bir sırrım var.

Kalıp ifadeler

I've got a secret: konuşmada I have anlamındaki I've got

I've got a secret cümlesinde I've got, I have ile aynı anlama gelir: konuşan kişi henüz paylaşmadığı bir şeyi biliyordur. Buradaki got, sırrın edinildiği anı anlatmaz. Bu kısa cümle dikkat çekmek için de kullanılır. Merak uyandırır ve dinleyeni açıklanacak bilgiye hazırlar.

Alıştırma

Konuşan kişi I've got a secret derken ne demek istiyor?

  1. Az önce gizli bir oda buldum.
  2. Sırrı hatırlayamıyorum.
  3. Henüz sana anlatmadığım bir şey biliyorum.
Cevabı göster

Henüz sana anlatmadığım bir şey biliyorum.

What is it?

0:31

Nedir?

My mummy has got a bump in her tummy. Kelime

0:32

Annemin karnında bir şişlik var.

Kelime

has got a bump in her tummy: hamileliği çocuklara uygun biçimde anlatma

Bu cümlede has got, sahip olmak anlamındadır; a bump ise hamile annenin yuvarlaklaşan karnını anlatır. Tummy, karın için kullanılan sıcak ve çocuklara özgü bir sözcüktür. İfadeye bu özel anlamı bebekle ilgili bağlam verir. Bir yaralanma veya sıradan bir şişlik anlatılmaz; çocuk, annesinin hamile olduğunu ve karnının büyüdüğünü yumuşak bir şekilde söyler.

Alıştırma

Bebekle ilgili bir aile konuşmasında has got a bump in her tummy ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Giysilerinin altında oyuncak saklıyor.
  2. Hamile olduğu için karnı yuvarlaklaşmış.
  3. Düştüğü için vücudunda morluk oluşmuş.
Cevabı göster

Hamile olduğu için karnı yuvarlaklaşmış.

Has she eaten too much?

0:36

Çok mu yemek yemiş?

No, there's a baby rabbit inside.

0:38

Hayır, içeride bir bebek tavşan var.

Mummy Rabbit, is there really a baby rabbit in your tummy?

0:42

Bayan Tavşan, karnınızda gerçekten bir bebek tavşan mı var?

Yes.

0:47

Evet.

Would you like to listen to it? Ton ve niyet

0:48

Dinlemek ister misiniz?

Ton ve niyet

Would you like to ...: nazik bir davet

Would you like to + fiilin yalın hâli, birinin bir şey yapmak isteyip istemediğini nazikçe sorar. Burada karşıdaki kişi dinlemeye davet ediliyor; like tek başına “sevmek” anlamında kullanılmıyor. Soru, karşıdaki kişiye kabul etme veya reddetme seçeneği verir. Bu nedenle Listen to it. gibi bir yönergeden daha yumuşaktır.

Alıştırma

Hangi cümle bir misafiri pastayı tatmaya nazikçe davet eder?

  1. Try the cake now.
  2. Would you like to try the cake?
  3. Do you like trying the cake?
Cevabı göster

Would you like to try the cake?

Yes, please.

0:50

Evet, lütfen.

Can you hear a little heartbeat?

0:52

Küçük bir kalp atışı duyabiliyor musunuz?

Yes, I can.

0:55

Evet, duyabiliyorum.

It's going boom boom boom. Kelime

0:57

Güm güm güm ediyor.

Kelime

going boom boom boom: go + bir ses

go + yazıyla gösterilen bir ses yapısında go, “bu sesi çıkarmak” anlamına gelebilir. Burada going, boom boom boom sesini tanıtır; hareket bildirmez. Boom, derin ve güçlü bir sesi taklit eden bir yansıma sözcüktür. Tekrarlanması düzenli bir dizi vuruşu taklit eder ve bu sahnede kalp atışını temsil eder.

Alıştırma

The balloon went pop cümlesinde went ne işe yarar?

  1. Balonun bir yere gittiğini söyler.
  2. Balonun sessizleştiğini söyler.
  3. Balonun çıkardığı sesi tanıtır.
Cevabı göster

Balonun çıkardığı sesi tanıtır.

Oh, it just moved.

1:00

Oh, az önce hareket etti.

Yes.

1:02

Evet.

Sometimes babies give a little kick. Kalıp ifadeler

1:03

Bazen bebekler küçük tekmeler atar.

Kalıp ifadeler

give a little kick: küçük ve kısa bir tekme

Give a little kick, give + a + eylem adı yapısını kullanarak küçük bir tekme hareketini anlatır. Anlamı bir kez ya da hafifçe tekme atmaktır; give burada bir şeyi birine vermek anlamında değildir. Bu ifade hareketi kısa ve sınırlı gösterir. Bu cümlede babies eylemin öznesidir. İfade, bebeğin küçük bir hareketini anlatır; güçlü veya tekrarlanan bir tekme anlamı taşımaz.

Alıştırma

Küçük bir eylem ifadesini tamamlamak için eylem adını yazın: The baby gave a little ____ from inside the blanket。

Cevabı göster

kick

Neigh.

1:06

İhihi.

What will you call it? Kelime

1:07

Adını ne koyacaksınız?

Kelime

What will you call it?: hangi adı vereceğini sormak

What will you call it? cümlesinde call, bir şeye isim vermek veya onu bir isimle adlandırmak anlamına gelir. Yapı call + nesne + isim şeklindedir; soru, hangi ismin kullanılacağını sorar. Buradaki it, konuşulan bebeği ifade eder. Bu yüzden soru isim verme hakkındadır, telefon etme hakkında değildir. Bu isim verme kullanımı insanlar, evcil hayvanlar, nesneler ve projeler için yaygındır. Odak, seçilen isimdir; bir şeyin tepki vermesini sağlama yöntemi değildir.

Alıştırma

Bir bebeğin adını seçme konuşmasında What will you call it? ne anlama gelir?

  1. Bebeği ne zaman telefonla arayacaksınız?
  2. Bebeğin cevap vermesini nasıl sağlayacaksınız?
  3. Bebeğe hangi adı vereceksiniz?
Cevabı göster

Bebeğe hangi adı vereceksiniz?

I don't know.

1:08

Bilmiyorum.

Would you children like to think of a name? Kalıp ifadeler

1:10

Siz çocuklar bir isim düşünmek ister misiniz?

Kalıp ifadeler

think of a name: olası bir isim bulmak

Think of a name, olası bir isim üretmek veya bulmak anlamına gelir. Bu soruda think of, çocuklardan mevcut bir ismin akıllarına gelmesini değil, kullanılabilecek bir öneri oluşturmalarını ister. think of + isim kalıbı; isim, başlık, neden veya çözüm gibi bir cevap ya da fikir gerektiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

Hedef ifade think of içindeki eksik kelimeyle cümleyi tamamlayın: Our team needs a name. Can you think ____ one?

Cevabı göster

of

Yes, please.

1:12

Evet, lütfen.

Hello Mummy Rabbit.

1:14

Merhaba Bayan Tavşan.

Would you like a cup of coffee?

1:15

Bir fincan kahve ister misiniz?

I can't have coffee, but I am quite hungry. Kelime

1:17

Kahve içemem ama oldukça açım.

Kelime

can't have coffee: have sözcüğünün içmek anlamı

have coffee ifadesindeki have, sahip olmak değil, içmek veya tüketmek anlamına gelir. Bu nedenle can't have coffee, konuşan kişinin kahve içemeyeceği veya içmemesi gerektiği anlamındadır. Yiyecek ve içeceklerle kullanıldığında have sözcüğünden sonraki isim eylemi belirler: have soup çorba içmek, have tea ise çay içmek demektir. Buradaki can't, ürünü elde edememeyi değil, bir kısıtlamayı belirtir.

Alıştırma

Yiyecek ve içecek bağlamında I can't have coffee en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi kahve yapmayı bilmiyordur.
  2. Sağlık veya beslenme kısıtlaması, konuşan kişinin kahve içmemesi gerektiği anlamına gelir.
  3. Konuşan kişinin hiç kahvesi yoktur.
Cevabı göster

Sağlık veya beslenme kısıtlaması, konuşan kişinin kahve içmemesi gerektiği anlamına gelir.

Would you like a carrot?

1:20

Havuç ister misiniz?

I'm a bit off carrots. Kelime

1:21

Canım havuç istemiyor.

Kelime

I'm a bit off carrots: be off + yiyecek

Gündelik Britanya İngilizcesinde be off + yiyecek veya içecek, o anda onu yemek ya da içmek istememek veya ona karşı isteği geçici olarak kaybetmek demektir. Buradaki off, havuçlardan fiziksel olarak uzakta olmayı anlatmaz. A bit ifadeyi yumuşatır. Konuşan kişi kalıcı bir hoşlanmamayı değil, hafif ve belki geçici bir iştah değişimini anlatır.

Alıştırma

Bir içeceğe karşı hafif ve geçici bir isteksizliği göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: I'm ____ coffee at the moment.

Cevabı göster

a bit off

Have you got any potatoes? Ton ve niyet

1:23

Hiç patatesiniz var mı?

Ton ve niyet

Have you got any + isim?: bir şeyin mevcut olup olmadığını sormak

Have you got any...? özellikle Britanya İngilizcesinde, karşıdaki kişide kullanılabilecek bir şey olup olmadığını sormak için kullanılan yaygın bir konuşma sorusudur. Bu cümlede any, konuşan kişinin patates olup olmadığını bilmediğini gösterir. Uygun bir durumda bu soru, bir şeyi istemeye, ödünç almaya veya kullanmaya nazikçe giriş yapabilir. Ancak doğrudan dil bilgisel anlamı yine de bir şeyin mevcut olup olmadığını sormaktır.

Alıştırma

Britanya İngilizcesindeki konuşma sorusunu dersteki kalıpla tamamlayın: ____ spare batteries?

Cevabı göster

Have you got any

Yes, we do.

1:25

Evet, var.

Maybe a potato with jelly and cheese and strawberry jam, please.

1:26

Jöleli, peynirli ve çilek reçelli bir patates lütfen.

A potato with jelly, cheese, and strawberry jam?

1:33

Jöleli, peynirli ve çilek reçelli patates mi?

What a funny mixture of food. Dilbilgisi

1:36

Ne komik bir yiyecek karışımı.

Dilbilgisi

What a funny mixture of food: What a... ünlemi

What a funny mixture of food bir soru değil, ünlem cümlesidir. Konuşan kişi, yiyeceklerin birleşimini alışılmadık veya şaşırtıcı bulduğu için tepki verir. What a + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbı güçlü bir değerlendirme yapar: What a funny mixture! Burada funny mutlaka «komik» değil, «tuhaf» veya «alışılmadık» anlamındadır.

Alıştırma

Güzel bir manzaraya What ile tepki veren ünlemi tamamlayın: ____ beautiful view!

Cevabı göster

What a

We need to think of a name for the baby.

1:39

Bebek için bir isim düşünmeliyiz.

Yes.

1:42

Evet.

If the baby is a girl, she'll be called Rachel Rabbit. Dilbilgisi

1:43

Eğer bebek kız olursa, adı Rachel Rabbit olacak.

Dilbilgisi

If the baby is a girl, she'll be called...: koşul ve edilgen adlandırma

If the baby is a girl olası bir koşul belirtir. If yan cümlesinde şimdiki zaman biçimi is kullanılır; she'll be called... ise will ile gelecekteki sonucu verir. Be called + isim, edilgen bir adlandırma yapısıdır: birisi ona bu ismi verecek veya onun için bu ismi kullanacaktır. Burada called, «telefon edilmek» değil, «adlandırılmak» anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, yavru köpek dişi olursa Daisy adını alacağı anlamına gelir?

  1. If the puppy is a girl, she'll be called Daisy.
  2. If the puppy is a girl, Daisy will call her.
  3. If the puppy is a girl, she'll call Daisy.
Cevabı göster

If the puppy is a girl, she'll be called Daisy.

Or how about Ruth Rabbit. Ton ve niyet

1:47

Ya da Ruth Rabbit'e ne dersiniz.

Ton ve niyet

How about Ruth Rabbit?: bir seçenek önermek

Burada How about Ruth Rabbit?, Ruth Rabbit'ı başka bir olası isim olarak önerir. Or, daha önceki fikirlerden sonra bir seçenek daha sunulduğunu gösterir. How about + isim veya özel isim? yapısı, bir seçeneği ortaya koyup diğer insanların ne düşündüğünü sormak için kullanılır. Dinleyenlerin Ruth Rabbit hakkında bir şey bilip bilmediğini sormaz.

Alıştırma

Leo'yu başka bir isim olarak önermek için How about...? yapısını kullanın: ____ Leo?

Cevabı göster

How about

Roxanne Rabbit.

1:50

Roxanne Rabbit.

Sharon Rabbit.

1:52

Sharon Rabbit.

I don't think so, Pedro. Ton ve niyet

1:54

Sanmıyorum Pedro.

Ton ve niyet

I don't think so: daha yumuşak bir şekilde karşı çıkmak

Burada I don't think so, Pedro'nun az önceki isim önerisini nazikçe reddeder. so, az önce söylenen düşüncenin tamamının yerini tutar; böylece konuşan kişinin onu tekrar etmesi gerekmez. Bu ifade, bir iddia veya tahmin hakkında şüphe de belirtebilir. Genellikle tek başına söylenen No kadar sert gelmez; ancak güçlü bir ton onu kararlı hâle getirebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sabah saat 6'da buluşmayı öneriyor. Hangi yanıt kibarca karşı çıktığınızı gösterir?

  1. I didn't think about the meeting.
  2. That sounds perfect. See you then.
  3. I don't think so. Could we meet at eight instead?
Cevabı göster

I don't think so. Could we meet at eight instead?

Sharon Rabbit sounds wrong. Dilbilgisi

1:56

Sharon Rabbit kulağa yanlış geliyor.

Dilbilgisi

sounds wrong.: sound + sıfat

Sharon Rabbit sounds wrong cümlesinde sounds, ardından gelen wrong sıfatıyla kullanılan bir bağlayıcı fiildir. Bu ifade, adı duyduğumuzda uygunsuz veya doğal olmayan bir izlenim verdiği anlamına gelir; adın kötü bir ses çıkardığı anlamına gelmez. sound + sıfat yapısı bir ad, fikir, plan veya mesaj hakkında izlenim ya da değerlendirme belirtir. sound good, sound strange, sound right ve sound wrong bu yapıya örnektir.

Alıştırma

Planın iyi göründüğünü söylemek için cümleyi tamamlayın: That plan sounds ____.

Cevabı göster

good

I like Rosie.

1:59

Ben Rosie'yi sevdim.

Rosie Rabbit.

2:01

Rosie Rabbit.

It's perfect.

2:03

Bu mükemmel.

But what if the baby is a boy? Dilbilgisi

2:05

Ama ya bebek erkekse?

Dilbilgisi

what if: varsayımsal bir olasılık ortaya koymak

But what if the baby is a boy? cümlesinde what if, karşıdaki kişinin düşünmesi gereken olası bir durumu ortaya koyar. Bebeğin erkek olduğunu varsayıp ne yapılacağını veya ne olacağını düşünmek anlamına gelir; yalnızca bir bilgiyi doğrulayan soru değildir. Bu ifade konuşmayı sık sık başka bir olasılığa, endişeye veya muhtemel sonuca yönlendirir. Buradaki But, kız isimlerini konuşmaktan erkek ismi ihtimalini değerlendirmeye geçişi gösterir.

Alıştırma

Olası bir sorunu ortaya koyan ifadeyi kullanarak soruyu tamamlayın: ____ we miss the last train?

Cevabı göster

What if

Oh.

2:08

Oh.

How about Rufus Rabbit?

2:09

Rufus Rabbit'e ne dersiniz?

Raymond Rabbit.

2:12

Raymond Rabbit.

Michael Rabbit.

2:14

Michael Rabbit.

Michael Rabbit?

2:16

Michael Rabbit mi?

No.

2:18

Hayır.

Robbie Rabbit.

2:19

Robbie Rabbit.

Yes.

2:21

Evet.

Robbie Rabbit.

2:22

Robbie Rabbit.

Thank you for the potatoes with jelly, cheese, and strawberry jam, Mummy Pig. Ton ve niyet

2:23

Jöleli, peynirli ve çilek reçelli patates için teşekkürler Anne Domuz.

Ton ve niyet

Thank you for the potatoes: teşekkür nedenini for ile belirtmek

Thank you for the potatoes ifadesinde for, teşekkürün belirli nedenini, yani the potatoes ifadesini tanıtır. Buradaki for yön veya varış noktası değil, teşekkürün nedenini belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp Thank you for + isim öbeği veya fiilin -ing biçimidir. Bir şey için Thank you for your help örneğindeki gibi isim öbeği, bir eylem içinse Thank you for helping me örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Teşekkür nedenini tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: Thank you ____ your help.

Cevabı göster

for

My pleasure. Ton ve niyet

2:28

Bir şey değil.

Ton ve niyet

My pleasure: teşekküre verilen kibar bir yanıt

My pleasure, biri size teşekkür ettikten sonra kullanılan kalıplaşmış bir yanıttır. “Yardım etmekten memnun oldum” veya “Rica ederim” anlamına gelir; normalde bir zevkin size ait olduğu şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlamda kullanılmaz. My pleasure diyen kişi, yardımı isteyerek yaptığını gösterir ve karşısındakinin teşekkürünü sıcak bir şekilde kabul eder.

Alıştırma

Biri “Thank you for showing me the way.” diyor. Hangi yanıt yardım etmekten memnun olduğunuzu belirtir?

  1. My pleasure.
  2. Could you show me the way?
  3. I have no idea.
Cevabı göster

My pleasure.

We thought of a name for the baby.

2:29

Bebek için bir isim düşündük.

Rosie if it's a girl and Robbie if it's a boy. Dilbilgisi

2:32

Kız olursa Rosie, erkek olursa Robbie.

Dilbilgisi

Rosie if it's a girl ... Robbie if it's a boy: sonuç + if koşulu

Bu cümle iki paralel seçimi kısaltarak verir: Bebek kız olursa seçilen isim Rosie, erkek olursa Robbie'dir. Konunun bebeğe isim vermek olduğu zaten anlaşıldığı için We'll call the baby gibi sözler çıkarılmıştır. Her bölümde önce sonuç veya seçim gelir, ardından if yan cümlesi koşulu verir: X if A and Y if B. Ortak eylem konuşmadan açıkça anlaşıldığında bu kısa kalıp sık kullanılır.

Alıştırma

İki seçimi iki koşulla eşleştirmek için kısa X if A and Y if B kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. For travel, the train if it's sunny and a taxi if it's raining.
  2. For travel, take both the train and a taxi in any weather.
  3. For travel, either the train or a taxi is always fine.
Cevabı göster

For travel, the train if it's sunny and a taxi if it's raining.

They're lovely names.

2:36

Bunlar çok hoş isimler.

It's sad that the baby can't have both names. Dilbilgisi

2:38

Bebeğin her iki isme de sahip olamaması üzücü.

Dilbilgisi

It's sad that ...: bir durumun tamamını değerlendirmek

It's sad that ... yapısındaki it, biçimsel veya gönderimsiz bir öznedir. Bebeğe, isimlere ya da başka bir nesneye gönderme yapmaz. the baby can't have both names şeklindeki that yan cümlesi, üzücü veya talihsiz olarak değerlendirilen durumun tamamını içerir. Yeniden kullanılabilen kalıp It's + sıfat + that yan cümlesi biçimindedir. Konuşan kişi önce değerlendirmesini söyler, sonra bu değerlendirmenin arkasındaki gerçeği açıklar: It's good that ..., It's strange that ... veya It's lucky that ... gibi.

Alıştırma

Durumun tamamını değerlendiren kalıbı sad kullanarak tamamlayın: ____ the school play was canceled.

Cevabı göster

It's sad that

Oh, my tummy.

2:42

Oh, karnım.

It's all that funny food you've been eating. Notlar

2:44

Hep o yediğin garip yiyecekler yüzünden.

Anlatım akışı

It's all that funny food: nedeni güçlü biçimde belirtmek

It's all that funny food... ifadesinde it mevcut sorunu, all that funny food ise konuşanın bu soruna yol açtığını düşündüğü şeyi belirtir. Böylece cümle hızlı bir açıklama sunar: konuşan sorunun nedeni olarak yiyecekleri gösterir. Buradaki all, olası bütün yiyecekleri sıralamak yerine neden göstermeyi güçlendirir ve yaklaşık olarak “sorumlu olan şey bu” anlamını verir. Bu, kanıtlanmış bir gerçek değil, konuşanın kendinden emin tahminidir; hikâyenin ilerleyen kısmında bu tahmin düzeltilir.

Alıştırma

Bu cümlede It's all that funny food ne işlev görüyor?

  1. Konuşan, mevcut sorunun nedeninin yiyecekler olduğunu güçlü biçimde ifade ediyor.
  2. Konuşan, hangi yiyeceğin yenildiğini soruyor.
  3. Konuşan, her tür yiyeceğin komik olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan, mevcut sorunun nedeninin yiyecekler olduğunu güçlü biçimde ifade ediyor.

Dilbilgisi

you've been eating: yakın zamanda devam eden bir faaliyet

You've been eating, you have been eating ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve present perfect continuous yapısındadır: have/has been + fiil-ing. Yeme eylemini yakın zamandaki bir dönem boyunca devam eden veya tekrarlanan bir faaliyet olarak gösterir. Bu cümlede söz konusu yakın dönem faaliyeti, kişinin şu anki durumuyla bağlantılı kabul edilir. Odak, geçmişte tamamlanan tek bir öğünde değil, devam eden davranış düzenindedir.

Alıştırma

Cümleyi practice fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Your fingers are sore because you've ____ the piano all morning.

Cevabı göster

been practicing

I don't think so, Daddy Rabbit.

2:47

Öyle olduğunu sanmıyorum Baba Tavşan.

The baby is coming. Kelime

2:49

Bebek geliyor.

Kelime

The baby is coming: doğum çok yakın

Doğum bağlamında The baby is coming. bebeğin doğmak üzere olduğu anlamına gelir. Coming, bebeğin konuşan kişiye doğru hareket etmesini değil, yaklaşan doğumu anlatır. Aynı kalıp, beklenen bir olayın yaklaştığını da anlatabilir: something is coming, bir şeyin yakında gerçekleşeceği veya ulaşacağı anlamına gelir. come fiilinin fiziksel hareketi mi yoksa yaklaşan bir olayı mı anlattığını bağlam belirler.

Alıştırma

Bir doğum sahnesinde The baby is coming. ne anlama gelir?

  1. Doğum gerçekleşmek üzere.
  2. Bebek çoktan eve döndü.
  3. Bebek konuşan kişiye doğru yürüyor.
Cevabı göster

Doğum gerçekleşmek üzere.

Right to the hospital. Ton ve niyet

2:50

Doğru hastaneye.

Ton ve niyet

Right to the hospital: kısaltılmış acil bir emir

Right to the hospital. kısaltılmış, acil bir talimattır. Eksik bırakılan eylem bağlamdan anlaşılır: Go right to the hospital. Burada right, doğrudan veya gecikmeden anlamına gelen bir zarftır. left sözcüğünün karşıtı olan yönü belirtmez. Go sözcüğünün atılması talimatı kısa ve güçlü yapar.

Alıştırma

Bu acil bağlamda Right to the hospital. ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Hastaneye gitmeden önce bekleme talimatı
  2. Hastanenin yanında sağa dönme talimatı
  3. Şimdi doğruca hastaneye gitme talimatı
Cevabı göster

Şimdi doğruca hastaneye gitme talimatı

Quickly now.

2:53

Hadi çabuk.

Don't panic. Ton ve niyet

2:54

Panik yapmayın.

Ton ve niyet

Don't panic.: birini sakinleştiren doğrudan bir emir

Don't panic., birine aniden korkup telaşlanmamasını söyleyen doğrudan bir emirdir. Burada panic, konuşanın önlemek istediği durumu anlatır; amaç sıradan bir eylemi yasaklamak değil, karşısındakini sakinleştirmektir. Bu gergin durumda ifade, herkesin bir sonraki adımı uygulayacak kadar sakin kalmasına yardımcı olur. Acil durumlarda, karmaşa veya yoğun baskı anlarında sık kullanılır.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Don't panic. ifadesinde konuşan kişi sıradan bir eylemi yasaklamaktan çok karşısındaki kişiyi sakinleştirmeye çalışır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Bye.

2:56

Güle güle.

Bye.

2:56

Güle güle.

Good luck.

2:58

İyi şanslar.

Did you pack everything on the list? Kalıp ifadeler

2:59

Listedeki her şeyi paketledin mi?

Kalıp ifadeler

pack everything on the list?: listeyi tamamlamayı kontrol eden soru

pack everything on the list?, bir kontrol listesindeki her şeyi bavula, çantaya veya başka bir kaba koyup koymadığını sorar. pack eylemi, everything on the list ise paketlenecek tüm maddeleri belirtir. Buradaki on the list, fiziksel olarak kâğıdın üzerinde bulunmak değil, listede yer almak demektir. Soru, hazırlığın tamamlanıp tamamlanmadığını kontrol eder.

Alıştırma

Kontrol listesindeki tüm eşyaların paketlenip paketlenmediğini sorarken doğal edatı kullanan ifade hangisidir?

  1. pack everything on the list
  2. pack everything under the list
  3. pack everything beside the list
Cevabı göster

pack everything on the list

I've got it all.

3:02

Hepsini aldım.

Pillows, scented candles, yoga music, and enough food for three days. Dilbilgisi

3:03

Yastıklar, kokulu mumlar, yoga müziği ve üç günlük yiyecek.

Dilbilgisi

enough food for three days: enough + isim + for + süre

Enough + isim, miktarın bir ihtiyacı karşılamaya yeterli olduğunu gösterir. enough food for three days ifadesinde food isimdir; enough ise miktarını belirtir. For three days, bu miktarın ne kadar süre yeteceğini gösterir. Burada for amaç değil, süre bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle suyun iki gün yeteceğini doğal biçimde anlatır?

  1. We have enough water for two days.
  2. We have enough water in two days.
  3. We have enough water to two days.
Cevabı göster

We have enough water for two days.

Don't panic.

3:10

Panik yapmayın.

Don't panic.

3:11

Panik yapmayın.

Anyone in? Ton ve niyet

3:12

Kimse var mı?

Ton ve niyet

Is anyone in? sorusunun kısaltılmış biçimi olarak Anyone in?

Anyone in?, Is anyone in? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Atlanan Is anlaşılır, bu yüzden ifade evet ya da hayırla cevaplanan bir soru işlevi görür. Bir kapının önünde veya sessiz bir odada in, içeride ya da o yerde bulunmak anlamına gelir. Konuşan kişi birinin içeri doğru hareket edip etmediğini değil, orada biri olup olmadığını sorar.

Alıştırma

Kapalı bir ofis kapısının önünde Anyone in? ne anlama gelir?

  1. İçeri giren oldu mu?
  2. İçeride kimse var mı?
  3. Katılmak isteyen var mı?
Cevabı göster

İçeride kimse var mı?

We are having a rabbit. Kelime

3:13

Tavşanımız olacak.

Kelime

are having a rabbit: have fiilinin doğum anlamı

Hayvan karakterlerin yer aldığı bu bağlamda are having a rabbit, yaygın be having a baby kalıbını örnek alır. Bu sahnede tavşan ailesinin bir yavru beklediğini ve doğumun gerçekleşmek üzere olduğunu anlatır; have, sahip olmayı değil doğurmayı veya yeni bir bebeği karşılamayı ifade eder. Konuşanlar tavşan olduğu için rabbit, baby sözcüğünün yerine eğlenceli biçimde kullanılmıştır. Bu hikâye dünyasının dışında insanlar için kullanılabilecek genel ifade be having a baby şeklindedir.

Alıştırma

Tavşan ailesinin doğum beklediği bu sahnede "We are having a rabbit." ne anlama gelir?

  1. Tavşan ailesi bir yavruyu karşılamak üzeredir.
  2. Ailenin zaten evcil bir tavşanı vardır.
  3. Aile bir tavşan satın alacaktır.
Cevabı göster

Tavşan ailesi bir yavruyu karşılamak üzeredir.

Hello, sister.

3:16

Merhaba, kardeşim.

What are you doing here?

3:17

Burada ne yapıyorsun?

I'm having a baby, remember? Ton ve niyet

3:18

Bebeğim olacak, hatırladın mı?

Ton ve niyet

Cümle sonunda remember?: bilinen bir şeyi hatırlatma

Remember? bir bildirme cümlesinin sonunda hatırlatma işlevli kısa bir ek soru olabilir. Konuşan kişi bilgiyi dinleyicinin zaten bildiği bir şey olarak sunar ve hafıza hakkında açık uçlu bir soru sormak yerine bunu yeniden hatırlamasını ister. Ayrıca dinleyiciyi hafifçe düzeltebilir: unutulan gerçek, onun önceki sorusunun veya tepkisinin neden uygun olmadığını açıklar. Ses tonuna ve ilişkiye bağlı olarak sıcak ya da biraz sabırsız gelebilir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: "I'm having a baby, remember?" cümlesinde remember? esas olarak dinleyiciye, konuşanın onun zaten bildiğini düşündüğü bir bilgiyi hatırlatır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Oh, yes.

3:21

Oh, evet.

You better come inside then. Ton ve niyet

3:22

O zaman içeri gelsen iyi olur.

Ton ve niyet

You better come inside: güçlü ve gündelik bir öneri

You better + fiilin yalın hâli, You'd better + fiilin yalın hâli yapısının çok gündelik bir biçimidir; buradaki 'd, had anlamına gelir. Bu cümlede anlam, birinden “daha iyi” olmak değil, “şimdi içeri girmeni kuvvetle öneriyorum”dur. Had better çoğu zaman aciliyet katar veya dinleyen kişi harekete geçmezse istenmeyen bir sonuç olabileceğini düşündürür. Bu cümlede içeri girmek, hemen yapılması gereken mantıklı davranış olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü ve gündelik bir öneri verirken kişi harekete geçmezse kötü bir sonuç olacağını düşündürür?

  1. You can leave now if you want.
  2. You better leave now, or you'll miss the train.
  3. You left before the train arrived.
Cevabı göster

You better leave now, or you'll miss the train.

Can I come too?

3:24

Ben de gelebilir miyim?

Moo.

3:25

Möö.

You'll have to park the car first. Ton ve niyet

3:26

Önce arabayı park etmelisin.

Ton ve niyet

You'll have to ... first: önce yapılması gereken zorunlu adım

You'll have to + fiilin yalın hâli, bir durumun, kuralın veya sürecin bir eylemi gerekli kıldığı anlamına gelir. You'll, you will kısaltmasıdır; bu nedenle cümle arabayı park etmeyi sıradaki gerekli eylem olarak sunar. Buradaki have to sahiplik anlamına gelmez. First sırayı belirtir: kişinin bir sonraki etkinliğe geçebilmesi için önce arabayı park etmesi gerekir.

Alıştırma

Cümleyi you will kısaltması ve gereklilik ifadesiyle tamamlayın: ____ confirm your email address first.

Cevabı göster

You'll have to

Don't worry.

3:29

Merak etme.

Having a baby always takes a long time. Kalıp ifadeler

3:30

Bebek sahibi olmak her zaman uzun sürer.

Kalıp ifadeler

takes a long time: uzun zaman almak

takes a long time ifadesinde take, bir şeyi “almak veya taşımak” değil, zaman “gerektirmek veya harcamak” anlamındadır. İfadenin tamamı bir etkinliğin ya da sürecin uzun sürdüğünü söyler. Etkinlik öznedir: Having a baby + takes + a long time. Bir şeyin ne kadar zaman gerektirdiğini söylemek için take/takes + zaman ifadesi kullanılır; özne tek bir etkinlikse takes kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “çok zaman gerektirir” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Restoring this painting ____.

Cevabı göster

takes a long time

Out of the way, everyone. Ton ve niyet

3:37

Yoldan çekilin, herkes.

Ton ve niyet

Out of the way: yolu hemen açma emri

Out of the way, insanlara kenara çekilip yolu açmalarını söyleyen kısa bir emirdir. Bu cümlede everyone, emrin yöneltildiği kişilerin hepsini doğrudan belirtir. Fiil söylenmemiştir; tam emir Move out of the way şeklindedir. Kısa biçim hızlı ve acil duyulur; birinin kelimenin gerçek anlamıyla yolun dışında bulunduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Out of the way! hangi durumda uygundur?

  1. Out of the way! — Boş bir sandalyenin uygun olup olmadığını kibarca soruyorsunuz.
  2. Out of the way! — Beklediği için bir arkadaşınıza teşekkür ediyorsunuz.
  3. Out of the way! — Sağlık görevlilerinin hemen geçmesi gerekiyor.
Cevabı göster

Out of the way! — Sağlık görevlilerinin hemen geçmesi gerekiyor.

My sister's having a baby.

3:39

Kız kardeşim bebek sahibi olacak.

I've kettle plenty of towels.

3:42

Bolca havlu getirdim.

This lot should last us a good few days. Notlar

3:45

Bu kadar şey bize birkaç gün yeter.

Kelime

This lot: belirli bir eşya grubu

Burada This lot, özellikle Britanya İngilizcesinde kullanılan samimi bir ifadeyle, göz önündeki veya zaten bilinen belirli bir eşya grubunu gösterir. Lot burada isimdir ve bu eşyaları tek bir bütün olarak ele alır; yalnızca “çok” anlamına gelmez.

Alıştırma

This lot should last us a good few days cümlesinde This lot ne anlama gelir?

  1. Belirli eşyaları olmayan bir miktar
  2. Gösterilen eşya grubu
  3. Bir sıradaki son eşya
Cevabı göster

Gösterilen eşya grubu

Kalıp ifadeler

should last us a good few days: bize birkaç gün yetecek

Burada should, kesin bir söz değil, makul bir beklenti bildirir. Konuşmacı bu erzakın gruba birkaç gün yeteceğini düşünüyor. Özne + last + kişi + süre yapısı, bir şeyin o kişi için belirtilen süre boyunca kullanılabilir veya yeterli kalması anlamına gelir. A good few days, birkaç gün demenin yanı sıra gün sayısının oldukça fazla olduğunu vurgular; buradaki last “son” anlamına gelmez.

Alıştırma

Erzağın birkaç gün boyunca bize yetmesinin beklendiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. These supplies should finish us a good few days.
  2. These supplies should last to us a good few days.
  3. These supplies should last us a good few days.
Cevabı göster

These supplies should last us a good few days.

Oh, where shall I put all this stuff? Ton ve niyet

3:49

Oh, tüm bu eşyaları nereye koyacağım?

Ton ve niyet

Where shall I put ...?: bir şeyin nereye konacağını sormak

Where shall I put ...? bir nesnenin doğru yerini karşıdaki kişinin seçmesini ister. Bu cümlede konuşan kişi all this stuff denen eşyaları elinde tutuyor ve onları nereye koyacağına dair yönlendirme bekliyor. Buradaki shall I, konuşan kişinin ne yapması gerektiğini sorar; resmî bir gelecek zaman değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Where shall I put + object? şeklindedir.

Alıştırma

Ev sahibinize paltonuzu nereye koyacağınızı sormak için soruyu shall I kalıbıyla tamamlayın: ____ my coat?

Cevabı göster

Where shall I put

Back in the car. Ton ve niyet

3:52

Arabaya geri koy.

Ton ve niyet

Back in the car: yerleştirmeyi bildiren kısa bir yönerge

Bu konuşmada Back in the car. bir yönerge görevi gören kısaltılmış bir cevaptır. Tam anlamı Put all this stuff back in the car şeklindedir; önceki soru eylemi ve nesneyi açıkça gösterdiği için put fiili ile nesnesi söylenmez. Back daha önceki yere geri dönmeyi, in the car ise varış yerini belirtir. Bu nedenle bu parça yalnızca birinin zaten arabanın içinde olduğunu söylemez.

Alıştırma

Birisi Where shall I put the bags? diye soruyor. Back in the car. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Çantaları tekrar arabanın içine koy.
  2. Çantalar zaten arabanın içinde.
  3. Çantalarla arabanın arkasında dur.
Cevabı göster

Çantaları tekrar arabanın içine koy.

We don't need it now.

3:53

Şimdi buna ihtiyacımız yok.

What?

3:55

Ne?

Squeak.

3:56

Vik vik.

Daddy, you missed all the excitement. Kelime

3:56

Baba, bütün heyecanı kaçırdın.

Kelime

missed all the excitement: miss fiilinin bir şeyi yaşayamamak anlamı

Burada missed, bir şeyi görmek veya yaşamak için zamanında yetişememek anlamına gelir. All the excitement, daha önce gerçekleşmiş olan hareketli ve önemli olayları ifade eder. Bu kullanımda miss fiilinin nesnesi bir olay veya deneyimdir. Kişinin olay gerçekleşirken orada olmadığını anlatır; heyecanı özlediği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Maya arrived after the show ended, so she missed the finale,” cümlesinde missed ne anlama gelir?

  1. Finali görmedi.
  2. Finali heyecanlı hâle getirdi.
  3. Finalin geri gelmesini istedi.
Cevabı göster

Finali görmedi.

Have I? Dilbilgisi

3:59

Öyle mi?

Dilbilgisi

Have I?: şaşkınlıkla doğrulama isteyen eksiltili soru

Have I? kısa ve eksiltili bir sorudur; eksik sözcükler önceki cümleden anlaşılır. Buradaki tam düşünce Have I missed all the excitement? şeklindedir. Konuşan kişi şaşırır ve doğrulama ister. Önceki cümlede simple past biçimi olan you missed kullanılır, ancak Have I? olayı present perfect ile yeniden çerçeveleyerek şu anki sonuca odaklanır. Burada Have yardımcı fiildir; sahip olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız “You've already sent the email.” diyor. Present perfect yapısını doğrudan karşılayan ve şaşkınlık gösteren kısa soru hangisidir?

  1. Did I?
  2. Have I?
  3. Do I?
Cevabı göster

Have I?

Is it a boy or a girl?

4:01

Erkek mi kız mı?

Both.

4:03

İkisi de.

We've got baby twins.

4:04

İkiz bebeklerimiz oldu.

Wow.

4:06

Vay canına.

It is the next day and Mummy Rabbit is home from hospital. Notlar

4:09

Ertesi gün Bayan Tavşan hastaneden eve döndü.

Anlatım akışı

Hikâyede zamanı ertesi güne taşıyan It is the next day

Bu anlatımda It is the next day, hikâyeyi önceki sahnenin bir gün sonrasına taşır. Anlatıcı, sonraki olayı vermeden önce yeni zaman çerçevesini kurar. Buradaki it bir nesneyi göstermez. It is Monday veya It is late örneklerinde olduğu gibi İngilizcedeki zaman ifadelerinde özne olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir hikâyede It is the next day izleyiciye temel olarak ne anlatır?

  1. Zaman çizgisi bir gün ileri gitmiştir.
  2. Her şey aynı günün daha erken bir saatinde olmuştur.
  3. Anlatıcı bir nesneyi göstermektedir.
Cevabı göster

Zaman çizgisi bir gün ileri gitmiştir.

Kelime

Britanya İngilizcesinde home from hospital

Bu cümlede is home, Anne Tavşan'ın şu anki durumunu, yani eve dönmüş olduğunu anlatır. From hospital, döndüğü yeri veya durumu belirtir; doğum bağlamı da ifadenin hastanedeki bakımının sona erdiği ve artık evde olduğu anlamına gelmesini sağlar. Hospital kelimesinin önünde the yoktur çünkü hastane, kişinin hasta olarak bakım aldığı kurumsal rolüyle düşünüldüğünde bu, Britanya İngilizcesindeki standart kullanımdır.

Alıştırma

Cümleyi Britanya İngilizcesine göre değerlendirin: Dad is home from hospital after his operation. Bu cümle, babanın hastane bakımını tamamlayıp eve döndüğünü doğal biçimde anlatıyor mu?

  1. Doğal değil
  2. Doğal
Cevabı göster

Doğal

Hello.

4:13

Merhaba.

Can we see the twins, please?

4:14

İkizleri görebilir miyiz lütfen?

Of course, Peppa.

4:16

Elbette Peppa.

Are they boys or girls?

4:21

Erkek mi kız mı?

They're both.

4:24

İkisi de.

A boy and a girl.

4:25

Bir erkek ve bir kız.

They're called Rosie and Robbie.

4:27

Adları Rosie ve Robbie.

So you did use both names. Dilbilgisi

4:30

Yani her iki ismi de kullandınız.

Dilbilgisi

did use: olumlu cümlede vurgulu did

Normal bir olumlu geçmiş zaman cümlesinde geçmiş zamanı used gösterir. did use yapısında ise geçmiş zamanı did taşır; bu nedenle use yalın hâlde kalır. Burada did, daha önce belirsiz olan bir şeyi doğrular: iki isim de gerçekten kullanılmıştır. Bu, geçmiş zamanda vurgulu do kullanımıdır. Doğrulama veya düzeltme anlamı katar; cümleyi soru ya da olumsuz cümle yapmaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız hiç aramadığınızı düşünüyor. Onu düzeltmek için call fiilini vurgulu did ile kullanın: I ____ you last night.

Cevabı göster

did call

Yes.

4:33

Evet.

Rosie Rabbit and Robbie Rabbit.

4:34

Rosie Rabbit ve Robbie Rabbit.

They're the best names in the world. Dilbilgisi

4:37

Bunlar dünyadaki en iyi isimler.

Dilbilgisi

the best ... in the world: en üstünlük derecesiyle coşkulu övgü

The best names in the world, the best + isim + in the world kalıbını izler. Best, good sözcüğünün en üstünlük derecesidir; in the world ise karşılaştırmaya mümkün olan en geniş kapsamı verir. Günlük ve sıcak övgülerde bu ifade çoğu zaman ölçülmüş bir dünya sıralamasından çok güçlü bir duyguyu anlatır. Burada isimlerin çok beğenildiğini ve onlarla gurur duyulduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir hediyeyi doğal ve coşkulu biçimde, muhtemelen abartarak över?

  1. This is the better gift in the world.
  2. This is best gift on the world.
  3. This is the best gift in the world.
Cevabı göster

This is the best gift in the world.

And we thought of them.

4:40

Ve onları biz düşündük.