Neden "Yüzyıllık Yalnızlık" kitabını okumalısınız? - Francisco Díez-Buzo: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
704 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Bu video, Yüzyıllık Yalnızlık’ın ortaya çıkışını ve önemini ele alır. Büyülü gerçekçiliğin Macondo’daki doğaüstü olayları Kolombiya tarihi, tekrarlanan siyasi şiddet ve García Márquez’in aile deneyimleriyle nasıl buluşturduğunu açıklar; ardından romanın kaderciliğinden daha iyi bir dünyaya dair kalıcı umuduna geçer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. was to remember — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: was to + fiil yapısının, geçmişte kurulan anlatı bakış açısından henüz gelecekte olan bir olayı nasıl aktardığını öğrenin. Böylece yapının edebî metinlerde yarattığı kader veya önceden sezdirme tonunu fark edebilir; anı, idam mangası sahnesi ve sonraki gelişmeler arasındaki zaman ilişkisini izleyebilirsiniz. 2. while the real events of human life and history reveal themselves to be full of fantastical absurdity. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: while sözcüğünün iki karşıt olguyu nasıl yan yana getirdiğine bakın: doğaüstü olaylar sıradanmış gibi anlatılırken gerçek yaşam ve tarih fantastik ölçüde saçma görünür. Bu yapı, büyülü gerçekçiliği tanımlayan temel karşıtlığı belirlemenize ve dengeli karşılaştırmalı çözümlemeler kurmanıza yardımcı olur. 3. In spite of all this fatalism, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu ödünleyici geçişin, tekrarlanan trajedi ve görünürdeki çaresizlikten umut olasılığına yönelen bir dönüş olduğunu anlayın. in spite of ile önceki kanıtları reddetmeden bir savı sınırlandırabilir veya sonucu farklı bir yöne çevirebilirsiniz.

Bu derste

One day in 1965,

0:06

1965 yılında bir gün,

while driving to Acapulco for a vacation with his family, Dilbilgisi

0:08

ailesiyle tatile gitmek üzere Acapulco'ya doğru arabasıyla yol alırken,

Colombian journalist Gabriel García Márquez

0:11

Kolombiyalı gazeteci Gabriel García Márquez

abruptly turned his car around, Öbek fiiller

0:15

aniden arabasını geri çevirdi,

Dilbilgisi

while driving to Acapulco for a vacation with his family, ...: ana olaydan önce bağlam vermek

Vurgulanan while yan cümlesi ana olayın zaman bağlamını verir. Ana olay gerçekleşirken ne olduğunu açıklar; ana olay virgülden sonra, abruptly turned his car around ifadesinde gelir. Driving eyleminin öznesi turned eyleminin öznesiyle aynı olduğu için İngilizcede he was atılabilir ve while + -ing kullanılabilir. Uzun bir cümleyi okurken başlangıçtaki eylemi arka plan olarak görün ve ana cümledeki temel olayı bulun.

Alıştırma

Cümleyi walk fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: While ____ home from school, Nina found a lost key.

Cevabı göster

walking

Öbek fiiller

turned his car around, ...: bir aracın yönünü değiştirip geri dönmesi

turned his car around burada arabasının yönünü değiştirip geldiği yöne dönmesini sağladı anlamına gelir. His car nesnesi turn ile around arasına girer; bu nedenle bu, ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır. abruptly hareketin veya kararın aniden gerçekleştiğini gösterir. Buradaki temel anlam bir insanın dönmesi değil, aracın yön değiştirmesidir.

Alıştırma

Cümleyi turn ... around yapısını kullanarak tamamlayın: We missed the last exit, so we had to ____ the car ____.

Cevabı göster

turn · around

asked his wife to take care of the family's finances for the coming months, Kalıp ifadeler

0:17

eşinden önümüzdeki aylarda ailenin mali işlerini üstlenmesini istedi

Kalıp ifadeler

take care of the family's finances: ailenin mali işlerini yönetmek

take care of the family's finances ifadesinde take care of, “birinin iyiliğiyle ilgilenmek” değil, “bir işi ele alma veya yönetme sorumluluğunu üstlenmek” demektir. finances nesnesi bütçe, faturalar ve hesaplar gibi parayla ilgili işleri gösterir. take care of + görev, konu veya sorun yapısı çoğu zaman onu ele almak ya da gerekenin yapılmasını sağlamak anlamına gelir. Doğru anlamı seçmek için nesneye bakılır.

Alıştırma

“Maya will take care of the budget while I am away” cümlesinde take care of ne anlama gelir?

  1. Onu yönetme sorumluluğunu üstlenmek
  2. Hepsini harcamak
  3. Onu fiziksel zarardan korumak
Cevabı göster

Onu yönetme sorumluluğunu üstlenmek

and returned home.

0:21

ve eve döndü.

The beginning of a new book had suddenly come to him. Kalıp ifadeler

0:24

Yeni bir kitabın başlangıcı aniden aklına gelmişti.

Kalıp ifadeler

come to him: bir fikrin birinin aklına gelmesi

Burada come to him, “zihninde belirmek” veya “aklına gelmek” anlamındadır. Özne olan The beginning of a new book bir fikirdir; bu nedenle fiziksel bir hareket söz konusu değildir. Bu yapıda fikir, cevap, anı veya sözler dilbilgisel özne olur; kişi ise come to ifadesinden sonra gelir. Yapı, düşünceyi bilinçli şekilde geliştirilmiş bir sonuçtan çok kendiliğinden ortaya çıkan bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir cevabın kendiliğinden birinin aklına geldiğini söyler?

  1. Luis carried the answer sheet to his teacher.
  2. The answer came to Luis during lunch.
  3. The teacher came to Luis during lunch.
Cevabı göster

The answer came to Luis during lunch.

Many years later,

0:28

Yıllar sonra,

as he faced the firing squad, Kelime

0:30

idam mangasının karşısına geçtiğinde,

Colonel Aureliano Buendía

0:32

Albay Aureliano Buendía

was to remember that distant afternoon Dilbilgisi

0:33

babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü

Kelime

the firing squad: kurşuna dizerek idam eden manga

Firing squad, bir kişiyi kurşuna dizerek idam etmekle görevlendirilmiş silahlı bir gruptur. Face the firing squad ifadesinde anlam, yalnızca silahlı bir askerî birlik görmek değil, idamla yüz yüze gelmektir. İfadenin resmî ve şiddet içeren anlamı, anı hemen bir ölüm kalım durumuna dönüştürür. Firing sözcüğü manganın amacını, yani kurşuna dizme işlemini gerçekleştirmeyi belirtir.

Alıştırma

İngilizce “The prisoner was led before a firing squad,” cümlesinde “a firing squad” ne anlama gelir?

  1. Bir kişiyi kurşuna dizerek idam etmekle görevlendirilmiş grup
  2. Hedefe atış çalışması yapan grup
  3. Yangın söndüren ekip
Cevabı göster

Bir kişiyi kurşuna dizerek idam etmekle görevlendirilmiş grup

Dilbilgisi

was to remember: daha sonraki bir hatırlamayı önceden bildirmek

Bu edebî anlatıda was to remember, “daha sonra hatırlayacaktı” anlamına gelir. Anlatıcı, geçmişteki bir noktadan hikâyenin zaman çizelgesinde daha sonra gerçekleşen bir olaya doğru bakar. Was/were to + fiilin yalın hâli kalıbı, sonraki bir olayı kader veya tarih tarafından önceden şekillendirilmiş gibi sunabilir. Burada bir talimat veya yükümlülük değil, ileride olacaklara dair bir önseme sağlar.

Alıştırma

Cümleyi edebî geçmiş anlatı biçimi be to remember ile tamamlayın: Years later, he ____ this small kindness as the moment that changed his life.

Cevabı göster

was to remember

when his father took him to discover ice.

0:36

o uzak öğleden sonrayı hatırlayacaktı.

Over the next 18 months,

0:40

Takip eden 18 ay boyunca,

those words would blossom into 100 Years of Solitude, Deyimler

0:42

bu kelimeler çiçek açıp Yüzyıllık Yalnızlık'a dönüşecek,

Deyimler

would blossom into: sonraki bir sonuca doğru yavaş yavaş gelişmek

Burada would blossom into, sözleri zamanla büyüyüp olgunlaşarak tamamlanmış bir romana dönüşen bir şey olarak gösterir. Blossom bir büyüme ve çiçek açma eğretilemesidir; bu nedenle değişim ani ya da mekanik değil, doğal, yaratıcı ve başarılı görünür. Would, geçmişten bakılan bir gelecek perspektifi verir: hikâyenin daha erken bir anında tamamlanmış sonuç hâlâ gelecektedir. Tarihsel bir anlatıda would + fiil yalnızca varsayımsal bir sonucu değil, daha sonra gerçekten olanları da anlatabilir.

Alıştırma

Tarihsel cümleyi would ve “yavaş yavaş gelişerek bir şeye dönüşmek” anlamındaki çiçek büyümesi ifadesiyle tamamlayın: At the time, no one knew the small idea ____ a national charity.

Cevabı göster

would blossom into

a novel that would go on to bring Latin American literature to the forefront of the global imagination, Kalıp ifadeler

0:46

Latin Amerika edebiyatını küresel hayal gücünün ön saflarına taşıyacak

Kalıp ifadeler

would go on to bring: geçmiş anlatıda daha sonraki bir sonuç

Would go on to bring, romanı daha sonra ortaya çıkan önemli bir sonuçla ilişkilendirir. Go on to + fiilin yalın hâli, sonradan gerçekleşen yeni bir eylemi, başarıyı veya sonucu belirtir; burada bring, romanın Latin Amerika edebiyatı üzerindeki sonraki etkisini anlatır. Would, bakış açısını geçmişteki daha erken bir zamanda tutar. would go on to bir bütün olarak dinleyiciye “Hikâye burada bitmedi; sonrasında bunlar oldu” mesajını verir.

Alıştırma

Biyografi cümlesini would go on to + doğru yalın fiille tamamlayın: After working as a schoolteacher, Maya ____ three award-winning novels.

Cevabı göster

would go on to write

Kalıp ifadeler

bring X to the forefront of Y: X’i Y’nin merkezî odağı hâline getirmek

Bu cümlede bring Latin American literature to the forefront of the global imagination ifadesi, Latin Amerika edebiyatını çok görünür kılmak ve dünyanın dört bir yanındaki insanların edebiyatı düşünme biçiminde merkezi bir konuma taşımak anlamına gelir. Forefront burada fiziksel değil, mecazi anlamdadır. Başka bağlamlarda da kullanılabilen kalıp bring X to the forefront of Y şeklindedir: X’i bir tartışmanın, alanın veya ortak düşünme biçiminin başlıca odaklarından biri hâline getirmek.

Alıştırma

Cümleyi bring X to the forefront of Y kalıbındaki anahtar sözcükle tamamlayın: The investigation brought data privacy to the ____ of the national debate.

Cevabı göster

forefront

earning García Márquez the 1982 Nobel Prize for Literature. Notlar

0:52

ve García Márquez'e 1982 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıracak bir romana dönüşecekti.

Dilbilgisi

ana cümle, earning...: sonuç bildiren bir -ing yapısı

earning García Márquez the 1982 Nobel Prize for Literature ifadesi, virgülden sonra gelen ve daha önce anlatılan gelişmenin sonucunu sunan bir -ing yan yapısıdır. and, as a result, it earned García Márquez... biçiminde açılabilir; bu nedenle earning ayrı bir çekimli fiil değildir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen yapı ana cümle, V-ing... şeklindedir. Bir olayı ve sonucunu tek cümlede birleştirir. Burada roman ve etkisi ödülün nedeni olarak sunulurken García Márquez ödülü alan kişidir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi earn fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The app helped thousands of users, ____ its creators a national award.

Cevabı göster

earning

Kültür

1982 Nobel Edebiyat Ödülü

the 1982 Nobel Prize for Literature, 1982'de verilen Nobel Ödülü'nün edebiyat kategorisini ifade eder. 1982 ödülün verildiği yılı, for Literature ise alanını belirtir. Bu cümlede ödülün adı, García Márquez'in edebî başarısının uluslararası düzeyde büyük takdir gördüğünü gösterir; sıradan bir ödülden söz edilmez.

Alıştırma

Bu cümlede the 1982 Nobel Prize for Literature ne anlama geliyor?

  1. 1982'de alınan bir edebiyat ödülü
  2. Tüm akademik alanları kapsayan genel bir ödül
  3. 1982'de yayımlanan bir roman
Cevabı göster

1982'de alınan bir edebiyat ödülü

What makes 100 Years of Solitude so remarkable? Dilbilgisi

0:57

Yüzyıllık Yalnızlık'ı bu kadar dikkat çekici yapan nedir?

Dilbilgisi

X'i bu kadar dikkat çekici yapan nedir?

What makes X so remarkable? sorusu, X'e bu etkileyici özelliği hangi nitelik ya da nedenin kazandırdığını sorar. Burada make, yaratmak değil, bir şeyi belli bir duruma getirmek anlamındadır. Kalıp What + makes + X + so + adjective şeklindedir. What, makes fiilinin öznesi olduğundan soruda does kullanılmaz. Bir eserin, kişinin ya da olgunun neden öne çıktığını açıklamaya giriş yapmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hedef kalıpla soruyu tamamlayın: What ____ this app so useful?

Cevabı göster

makes

The novel chronicles the fortunes and misfortunes of the Buendía family over seven generations. Kelime

1:00

Roman, Buendía ailesinin yedi nesil boyunca süren iyi ve kötü talihini konu alır.

Kelime

chronicles the fortunes and misfortunes: zaman içindeki değişimi anlatmak

Chronicles burada fiildir. Olayları uzun bir süre boyunca gelişme sırasına göre anlatmak ya da kayda geçirmek anlamına gelir. Nesnesi the fortunes and misfortunes ifadesidir; bu, ailenin hayatındaki iyi ve kötü talih dönüşlerini anlatır. Bu ifade, romanı birkaç kopuk olaya değinen bir eser olarak değil, yedi kuşak boyunca uzanan bağlantılı bir tarihi izleyen eser olarak sunar.

Alıştırma

On yıllık değişimi izleyen bir belgeselin resmî tanıtımını en iyi hangi fiil tamamlar? The documentary ___ the neighborhood's recovery after the flood.

  1. tells
  2. chronicles
  3. lists
Cevabı göster

chronicles

With its lush, detailed sentences, Dilbilgisi

1:07

Zengin ve ayrıntılı cümleleriyle,

large cast of characters, Kelime

1:10

geniş karakter kadrosuyla

Kelime

cast of characters: bir hikâyedeki karakterlerin bütünü

Cast of characters, bir hikâyede ya da başka bir eserde yer alan kişiler veya kurgusal figürler grubudur. Large cast of characters ifadesindeki large, eserde çok sayıda farklı karakter bulunduğunu belirtir. Bir roman incelemesinde cast, “fırlatmak” anlamına gelmez. Hiçbir oyuncu onları canlandırmasa da bu ifade bir romanın karakterlerini tek bir grup olarak gösterebilir.

Alıştırma

Bir roman incelemesinde a large cast of characters ne anlama gelir?

  1. Çok sayıda gerçek oyuncudan oluşan bir grup
  2. Bir şeyi birçok kez fırlatma eylemi
  3. Çok sayıda karakteri olan bir hikâye
Cevabı göster

Çok sayıda karakteri olan bir hikâye

and tangled narrative,

1:14

ve karmaşık anlatımıyla,

100 Years of Solitude is not an easy book to read, Dilbilgisi

1:17

Yüzyıllık Yalnızlık okunması kolay bir kitap değildir,

Dilbilgisi

With its ...: değerlendirmeden önce gerekçeleri sunmak

Baştaki With its ... öbeği romanın üç özelliğini bir araya getirir: cümlelerinin üslubu, çok sayıdaki karakteri ve karmaşık anlatısı. Ardından ana cümle, kitabın okunmasının kolay olmadığı değerlendirmesini verir. Burada with, «sahip olarak» ya da «nedeniyle» anlamındadır; «birlikte» anlamında değildir. Bu yapı, bir incelemede değerlendirmeyi destekleyen özellikleri önce, yargıyı ise sonra sunmayı sağlar: With + iyelik belirleyicisi + isim öbeği, ana cümle.

Alıştırma

Rehberin kendi özelliklerini gerekçe olarak sunan, dersteki iki sözcüklük başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ clear layout and practical examples, the guide is easy to use.

Cevabı göster

With its

but it's a deeply rewarding one,

1:21

ama aynı zamanda fazlasıyla tatmin edicidir;

Dilbilgisi

not an easy book to read: sıfat + isim + to'lu mastar

Not an easy book to read, bir şeyle ilgili eylemin ne kadar kolay ya da zor olduğunu anlatmak için sıfat + isim + to'lu mastar kalıbını kullanır. Burada book, anlam bakımından read fiilinin nesnesidir: kitabı okumak kolay değildir. İsim anlam bakımından zaten nesne görevini üstlendiği için fiilden sonra yeniden kullanılmaz: an easy book to read denir, an easy book to read it denmez. Bu kalıp a difficult problem to solve ve an easy tool to use örneklerinde de görülür.

Alıştırma

Sıfat + isim + to'lu mastar kalıbını solve fiilinin mastarıyla tamamlayın: This is a difficult problem ____.

Cevabı göster

to solve

with an epic assortment of intense romances, Kalıp ifadeler

1:23

yoğun aşklar,

Kalıp ifadeler

epic assortment of: büyük ve çeşitli bir koleksiyon

An assortment of, birkaç farklı türden şey içeren bir koleksiyon anlamına gelir. Burada romances, hepsi aynı türden olan öğeler değil, çeşitlilik gösteren bir grup olarak sunulur. Epic ifadeyi gündelik ve abartılı biçimde güçlendirir; koleksiyonun olağanüstü büyük, çarpıcı ve etkileyici görünmesini sağlar. Aşk hikâyelerini epik şiir ya da epik hikâye olarak sınıflandırmaz.

Alıştırma

Bu cümlede epic assortment of neyi vurguluyor?

  1. Neredeyse aynı aşk hikâyelerinden oluşan küçük bir grup
  2. Eski bir destan tarzında yazılmış tek bir aşk hikâyesi
  3. Coşkulu biçimde anlatılan büyük ve çeşitli bir koleksiyon
Cevabı göster

Coşkulu biçimde anlatılan büyük ve çeşitli bir koleksiyon

civil war,

1:27

iç savaş,

political intrigue,

1:29

siyasi entrikalar,

globe-trotting adventurers, Kelime

1:31

dünyayı dolaşan maceraperestler

Kelime

globe-trotting: dünyayı geniş çapta dolaşan

Globe-trotting, dünyanın farklı yerlerine sık sık veya geniş çapta seyahat etmek anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Mecazidir: trotting, sürekli hareket hâlinde olma konusunda canlı bir izlenim verir; gerçekten dünya üzerinde koşmak anlamına gelmez. Adventurers sözcüğünden önce kullanıldığında yolculukları birçok ülkeye veya kıtaya uzanan kişileri anlatır ve ifadeye renkli, maceracı bir ton katar.

Alıştırma

Cümleyi globe- ile başlayan ve “dünyayı geniş çapta dolaşan” anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The magazine profiles a ____ photographer who has worked in over thirty countries.

Cevabı göster

globe-trotting

and more characters named Aureliano than you'd think possible. Dilbilgisi

1:33

ve tahmin edebileceğinizden çok daha fazla Aureliano adlı karakterin epik bir karışımını barındırır.

Dilbilgisi

more ... than you'd think possible: beklentinin ötesinde

more ... than you'd think possible kalıbı, bir miktarın ya da derecenin şaşırtıcı ölçüde yüksek olduğunu anlatır. Burada more, characters sözcüğünü niteler ve Aureliano adlı karakterlerin beklenmedik derecede çok olduğunu vurgular. you'd think içindeki you belirli bir kişiyi değil, genel olarak herhangi bir insanı ya da okuru ifade eder. Bu kalıp, bir şeyin normal beklentileri aştığını gösterir.

Alıştırma

Harita sayısının şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu anlatacak şekilde karşılaştırmayı tamamlayın: The archive contains more maps ____ you'd think possible.

Cevabı göster

than

Yet this is no mere historical drama. Kelime

1:37

Ancak bu sadece tarihi bir drama değildir.

Kelime

no mere historical drama: sıradan bir tarihî dramadan fazlası

no mere historical drama isim öbeği, sıradan bir tarihî dramadan ibaret değil anlamına gelir. Mere yalnızca ya da bundan fazlası değil demektir; no ise bu sınırlayıcı tanımı reddeder. Bu ifade genellikle eserin tarihî bir drama olduğunu inkâr etmez. Eserin daha geniş bir kapsamı, derinliği ya da önemi bulunduğu için bu etiketin yetersiz olduğunu belirtir.

Alıştırma

Yet this is no mere historical drama? cümlesinin anlamını en iyi hangi açıklama korur?

  1. Bu bir tarihî dramadır, ancak sıradan bir tarihî dramadan fazlasıdır.
  2. Bu kesinlikle bir tarihî drama değildir.
  3. Bu yalnızca sıradan bir tarihî dramadır.
Cevabı göster

Bu bir tarihî dramadır, ancak sıradan bir tarihî dramadan fazlasıdır.

100 Years of Solitude is one of the most famous examples of a literary genre known as magical realism. Kültür

1:40

Yüzyıllık Yalnızlık, büyülü gerçekçilik olarak bilinen edebi türün en ünlü örneklerinden biridir.

Kültür

known as magical realism: büyülü gerçekçilik olarak bilinen

known as, önceki ismin hangi adla veya etiketle tanımlandığını gösterir. “a literary genre known as magical realism” ifadesinde bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümlesidir ve “magical realism olarak adlandırılan bir edebî tür” anlamına gelir. Büyülü gerçekçilik, tanıdık ve gündelik bir dünyayı doğaüstü olaylar veya yeteneklerle birleştirir. Bu terim burada önemlidir; çünkü bu tür, olağanüstü unsurları hikâyenin normal gerçekliğinin bir parçası olarak ele alır.

Alıştırma

“a literary genre known as magical realism” ifadesinde known as ne işe yarar?

  1. türün artık kullanılmadığını söyler
  2. türün ünlü olması için bir neden verir
  3. türe adını verir
Cevabı göster

türe adını verir

Here, supernatural events or abilities are described in a realistic and matter-of-fact tone, Kelime

1:49

Burada, doğaüstü olaylar veya yetenekler gerçekçi ve sıradan bir tonla tasvir edilirken,

Kelime

realistic and matter-of-fact tone: gerçekçi ve sakin bir ton

“a realistic and matter-of-fact tone” bilginin nasıl sunulduğunu anlatır; her olayın kelimenin tam anlamıyla gerçek olup olmadığını anlatmaz. realistic, sade ve tanıdık bir sunumu; matter-of-fact ise şaşkınlık veya dramatik vurgu içermeyen sakin ve doğrudan bir anlatımı ifade eder. Burada alışılmadık içerik ile sakin anlatım bilinçli olarak birbirinden ayrılır: doğaüstü olaylar olağanüstüdür, ancak anlatı onları sıradan gerçekler gibi ele alır. Bu ifade tam olarak bu etkiyi vurgular.

Alıştırma

“supernatural events or abilities are described in a realistic and matter-of-fact tone” cümlesinde bu ifade esas olarak neyi tanımlar?

  1. olayların sakin ve doğrudan sunulma biçimi
  2. olayları dramatik gösteren heyecanlı bir tarz
  3. olayların gerçekten yaşandığının kanıtı
Cevabı göster

olayların sakin ve doğrudan sunulma biçimi

while the real events of human life and history reveal themselves to be full of fantastical absurdity. Notlar

1:55

insan hayatının ve tarihinin gerçek olaylarının fantastik bir saçmalıkla dolu olduğu ortaya çıkar.

Anlatım akışı

Karşıtlık bildiren while: gerçek olaylar fantastik saçmalığı ortaya çıkarır

Buradaki while, “... olduğu sırada” anlamına gelmez. Bir karşıtlığın ikinci tarafını sunar: doğaüstü olaylar sıradan ve inandırıcı biçimde anlatılabilirken gerçek insan yaşamı ve tarih fantastik derecede saçma görünebilir. Bu yan cümle, yönleri ters olan iki gözlemi yan yana getirerek bilgiyi düzenler. Böylece temel gerilim açıklık kazanır: fantastik olan gerçeklik hissi verirken gerçeklik de fantastik bir nitelik kazanır.

Alıştırma

"The app looks simple, while its settings offer many advanced tools," cümlesinde while ne işlev görür?

  1. İki gözlemi karşılaştırır.
  2. İlk gözlemin nedenini açıklar.
  3. Bir olayın başka bir olay sırasında gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

İki gözlemi karşılaştırır.

Dilbilgisi

reveal themselves to be: gerçek niteliğin ortaya çıkması

reveal themselves to be + tümleç, çoğul bir öznenin gerçek niteliğinin veya durumunun ortaya çıkması anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri themselves, çoğul özne the real events ifadesine gönderme yapar; olaylar ayrı bir nesneyi açığa çıkarmamaktadır. Doğrudan are kullanılmasıyla karşılaştırıldığında bu yapı, açıklamayı gözlem veya gelişim sonucunda belirginleşen bir sonuç olarak sunar. Burada gerçekliğin kendisi fantastik bir saçmalıkla dolu görünmeye başlar.

Alıştırma

Cümleyi reveal themselves to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the investigation, the small errors ____ signs of a larger problem.

Cevabı göster

revealed themselves to be

Surreal phenomena within the fictional village of Macondo

2:02

Kurgusal Macondo köyündeki gerçeküstü olaylar,

intertwine seamlessly with events taking place in the real country of Colombia. Kalıp ifadeler

2:05

gerçek Kolombiya ülkesinde meydana gelen olaylarla kusursuz bir şekilde iç içe geçer.

Kalıp ifadeler

intertwine seamlessly with: iki anlatı çizgisini pürüzsüzce iç içe geçirmek

Intertwine seamlessly with, “başka bir unsurla pürüzsüz ve doğal bir şekilde sıkı biçimde bağlantılı hâle gelmek” demektir. Intertwine iki unsuru birbirine dokunmuş gibi gösterir; seamlessly ise belirgin bir kopukluk ya da tuhaf bir geçiş olmadığını belirtir. Bu cümlede gerçeküstü olgularla Kolombiya’daki gerçek olaylar, birbirinden ayrı iki katman yerine kesintisiz tek bir anlatı oluşturur. X intertwines seamlessly with Y kalıbı birbiriyle yakından bağlantılı temaları, tarihleri, olay örgülerini veya etkileri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “pürüzsüz ve sıkı biçimde bağlantı kurmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the documentary, personal memories ____ national history.

Cevabı göster

intertwine seamlessly with

Kalıp ifadeler

events taking place in: isimden sonra olayı açıklayan yapı

Taking place in ..., events sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. “… içinde meydana gelen” anlamına gelir ve olayların gerçekleştiği yeri belirtir. events that are taking place in ... ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Take place geçişsizdir; bu nedenle yer, in ile belirtilir. İfade bilgilendirici, tarihî ve resmî metinlerde yaygındır ve happen fiilinden biraz daha resmîdir.

Alıştırma

Cümleyi isimden sonra gelen hedef öbekle tamamlayın: The report covers events ____ three cities at the same time.

Cevabı göster

taking place in

The settlement begins in a mythical state of isolation, Kalıp ifadeler

2:11

Yerleşim, efsanevi bir izolasyon halinde başlar,

but is gradually exposed to the outside world, Kalıp ifadeler

2:14

ancak kademeli olarak dış dünyaya maruz kalır

Kalıp ifadeler

efsanevi bir yalıtılmışlık durumunda başlar

begins in a ... state of ... yapısında in, başlangıçta var olan durumu belirtir; fiziksel bir yeri göstermez. Burada yerleşimin başlangıçta diğerlerinden yalıtılmış olduğu anlatılır. a state of + soyut isim kalıbı, a state of confusion veya a state of emergency örneklerinde olduğu gibi bir durumu isim öbeği hâline getirir. Süren toplumsal, tarihsel veya psikolojik durumları anlatmaya uygundur.

Alıştırma

Dersin isim kalıbıyla cümleyi tamamlayın: After the conflicting instructions, the team was in ____ confusion.

Cevabı göster

a state of

facing multiple calamities along the way. Kalıp ifadeler

2:17

ve bu süreçte birçok felaketle yüzleşir.

Kalıp ifadeler

giderek dış dünyayla temas eder

Be exposed to, etkide bulunabilecek bir şeyle temas etmek veya onu deneyimlemek anlamına gelir. Burada yerleşimin kendi sınırlarının ötesindeki dünyayla giderek daha fazla karşılaşması anlatılır; yerleşimin kamuya ifşa edilmesi anlamına gelmez. Edilgen yapı be + exposed + to + isim veya -ing biçimidir. Gradually, bu temasın bir anda değil, adım adım geliştiğini gösterir.

Alıştırma

'During the exchange program, Leo was exposed to several new ideas,' cümlesinde was exposed to ne anlama gelir?

  1. Fotoğrafı fikirlerle birlikte kamuya açık biçimde yayımlandı.
  2. Fikirler ondan saklandı.
  3. Fikirlerle temas etti.
Cevabı göster

Fikirlerle temas etti.

Kalıp ifadeler

facing multiple calamities along the way: süreç içinde birçok felaketle karşılaşmak

facing multiple calamities ifadesinde face, “karşılaşmak ve başa çıkmak zorunda olmak” anlamına gelir; calamities ise ciddi afetleri veya yıkıcı olayları belirtir. Multiple, birden fazla olay olduğunu gösterir. along the way burada mecazidir: gerçek bir yolun kenarını değil, daha geniş sürecin içinde olmayı anlatır. facing ... biçimindeki -ing yan cümlesi, aynı öznenin dış dünyaya giderek açılırken neler yaşadığını ekler.

Alıştırma

Burada facing multiple calamities along the way ne anlama geliyor?

  1. Süreç içinde birkaç büyük felaketle karşılaşmak
  2. Bir yolun kenarındaki birkaç felakete doğru bakmak
  3. Hiçbir ciddi sorun yaşamadan sona ulaşmak
Cevabı göster

Süreç içinde birkaç büyük felaketle karşılaşmak

As years pass, Anlatım akışı

2:20

Yıllar geçtikçe,

characters grow old and die,

2:21

karakterler yaşlanır ve ölürler,

only to return as ghosts, Dilbilgisi

2:23

ama sadece hayalet olarak geri dönmek

Anlatım akışı

Anlatıda zaman geçişi olarak As years pass

As years pass, “yıllar geçtikçe” anlamına gelir. as yan cümlesi, tek bir kesin anı belirtmek yerine geniş bir zaman arka planı verir. Bir anlatı cümlesinin başında kullanıldığında hikâyeyi uzun bir zaman diliminde ileri taşır ve okuru kademeli değişikliklere hazırlar. Burada yaşlanma ve ölümü, yıllar geçerken meydana gelen gelişmeler olarak çerçeveler.

Alıştırma

Dersteki zaman geçişi ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the neighborhood slowly changes.

Cevabı göster

As years pass

Dilbilgisi

only to return as ghosts...: beklenmedik bir sonuç

Only to return as ghosts, önceki bir eylemden veya eylemler zincirinden sonra gelen only to + fiilin yalın hâli yapısıdır. Burada karakterler önce yaşlanıp ölür; ardından hayalet olarak geri dönmeleri beklenmedik sonuç olarak sunulur. Bu ifade, ölmek ile geri dönmek arasında belirgin bir tersine dönüş yaratır. Anlatı İngilizcesinde only to do, beklenmedik bir sonucu tek bir mastar yan cümlesi içinde sıkıştırır. Bağlama göre şaşkınlık, ironi, hayal kırıklığı veya ürpertici bir etki taşıyabilir.

Alıştırma

Bu cümlede only to return as ghosts neyi ifade ediyor?

  1. beklenmedik bir sonuç
  2. planlanmış bir amaç
  3. tekrarlanan bir alışkanlık
Cevabı göster

beklenmedik bir sonuç

or to be seemingly reincarnated in the next generation. Dilbilgisi

2:25

veya bir sonraki nesilde görünüşte reenkarne olmak üzere.

Dilbilgisi

to be seemingly reincarnated in the next generation...: edilgen mastar

To be seemingly reincarnated in the next generation, to be + past participle biçimindeki edilgen mastardır. Özne, yeniden bedenlenmeyi alan kişi olarak sunulur; seemingly ise bunun doğrulanmış bir gerçek değil, bir görünüş veya yorum olduğunu belirtir. Burada bu ifade, to return as ghosts ile bağlanan başka bir to mastarıdır. Olası doğaüstü devamlılığı kısa ve öz bir anlatı ifadesine dönüştürür.

Alıştırma

Kahramanın daha sonraki bir nesilde yeniden doğmuş olabileceğini edilgen mastarla anlatan doğru cümle hangisidir?

  1. The hero appears being reincarnated in a later generation.
  2. The hero appears to reincarnate in a later generation.
  3. The hero appears to be reincarnated in a later generation.
Cevabı göster

The hero appears to be reincarnated in a later generation.

When the American Fruit Company comes to town, Kültür

2:29

Amerikan Meyve Şirketi kasabaya geldiğinde,

Kültür

Tarihsel Bir Sinyal Olarak American Fruit Company

Burada American Fruit Company, tarafsız bir şirket adından daha fazlasıdır. Gelişi, dışarıdan gelen ticari bir gücün kasabaya girip yerel yaşamı değiştirmeye başlamasını simgeler. Bu ad, kurgusal ortama gerçek bir tarihsel katman ekler. Latin Amerika’daki yabancı meyve şirketlerinin etkisini çağrıştırır ve daha sonra görülecek plantasyonlar, emek çatışmaları ve şiddet için zemin hazırlar.

Alıştırma

Bu yorumda American Fruit Company esas olarak neyi simgeliyor?

  1. Dış ticari gücün ve tarihsel çatışmanın gelişi
  2. Sıradan bir yerel manav
  3. Bir karakterin meyveye kişisel ilgisi
Cevabı göster

Dış ticari gücün ve tarihsel çatışmanın gelişi

so does a romantic mechanic who is always followed by yellow butterflies. Dilbilgisi

2:32

onu daima sarı kelebeklerin takip ettiği romantik bir tamirci de gelir.

Dilbilgisi

so does: Önceki Eyleme Devrik Uyum

so does, ilk özneyle aynı olumlu eylemi yapan ikinci bir özneyi cümleye ekler. Burada does, comes to town ifadesinin yerini tutar; dolayısıyla so does a romantic mechanic, romantik bir tamircinin de kasabaya geldiği anlamına gelir. Kalıp so + yardımcı fiil + özne şeklindedir. Yardımcı fiil önceki cümleye ve gerektiğinde yeni özneye uyar: comes ... so does; came ... so did.

Alıştırma

'her brother does too' anlamındaki devrik uyum yapısıyla cümleyi tamamlayın: Lena plays chess every Friday, and ____ her brother.

Cevabı göster

so does

Dilbilgisi

followed by yellow butterflies: edilgen betimleme

Vurgulanan bölümün merkezinde geçmiş zaman ortacı followed bulunur. who ile başlayan yan cümlede followed, is ile birleşerek edilgen is always followed by yellow butterflies yapısını oluşturur: romantik tamirci takip edilen, sarı kelebekler ise takip eden taraftır. who ile başlayan yan cümlenin tamamı mechanic sözcüğünü niteler. be + past participle + by + işi yapan kalıbı, birini ya da bir şeyi başına gelen olay üzerinden tanımlamayı ve eylemi kimin ya da neyin yaptığını belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle fotoğrafçıların oyuncunun arkasından geldiği anlamına gelir?

  1. Photographers were followed by the actor.
  2. The actor was following photographers.
  3. The actor was followed by photographers.
Cevabı göster

The actor was followed by photographers.

A young woman up and floats away. Kelime

2:37

Genç bir kadın aniden süzülür ve uçup gider.

Kelime

up and floats away: ani ve beklenmedik eylem

Gündelik up and + fiil kalıbında up yalnızca yön bildiren bir sözcük değildir. Bu kalıp, fiilin anlattığı eylemi suddenly veya just sözcüklerine benzer biçimde ani ya da beklenmedik olarak sunar. Burada up and floats away, genç kadının beklenmedik biçimde süzülerek uzaklaştığı anlamına gelir. Kalıp, cümleye canlı ve sözlü hikâye anlatımına özgü bir ritim katar.

Alıştırma

Hangi cümlede up and bir eylemi ani ve beklenmedik olarak sunar?

  1. He up and quit the team without warning.
  2. He walked up and closed the window.
  3. He looked up and saw a bird.
Cevabı göster

He up and quit the team without warning.

Although the novel moves forward through subsequent generations, Dilbilgisi

2:39

Roman, birbirini izleyen nesiller boyunca ileriye doğru gitse de,

time moves in an almost cyclical manner.

2:43

zaman neredeyse döngüsel bir şekilde hareket eder.

Dilbilgisi

Although the novel moves forward ..., time moves ...: ödünleme ve ana görüş

Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır. İlk yan cümle, romanın sonraki kuşaklar boyunca doğrusal biçimde ilerlediğini kabul eder; ana cümle ise daha önemli gözlemi sunar: zaman neredeyse döngüsel görünür. Aktarılabilir kalıp Although A, B şeklindedir. A'nın doğru olduğu kabul edilirken merkezdeki karşıt görüş B'de verilir. Bu yapı, çözümleyici yazıda yüzeydeki bir gerçekten daha derin bir yoruma geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Although the novel moves forward ..., time moves ... yapısını en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. İki cümle karşıtlık olmadan aynı görüşü tekrarlar.
  2. İlk yan cümle bir gerçeği kabul eder; ana cümle merkezdeki karşıt görüşü sunar.
  3. İlk yan cümle nedeni verir; ana cümle sonucu sunar.
Cevabı göster

İlk yan cümle bir gerçeği kabul eder; ana cümle merkezdeki karşıt görüşü sunar.

Many characters have similar names and features to their forebears, Kelime

2:46

Birçok karakter, atalarıyla benzer isimlere ve özelliklere sahiptir

whose mistakes they often repeat.

2:50

ve çoğu zaman onların hatalarını tekrarlarlar.

Kelime

forebears: önceki kuşakları anlatan resmî bir sözcük

Forebears, bir ailenin veya topluluğun önceki kuşaklarından gelen atalar ya da kişiler demektir. Cümlede karakterler bu önceki kuşaklara benzer ve onlara ait hataları tekrarlar. Bu sözcük ancestors sözcüğüne göre daha resmî ve edebîdir; çoğu zaman miras alınmış bir tarih veya gelenek duygusu katar. Bu nedenle edebî ve tarihsel yorumlara uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede forebears resmî ve tarihsel anlamıyla doğru kullanılmıştır?

  1. Our forebears are the colleagues who work beside us today.
  2. Our forebears will be born in the next century.
  3. Our forebears passed these customs down through many generations.
Cevabı göster

Our forebears passed these customs down through many generations.

Strange prophecies and visits from mysterious gypsies Kelime

2:52

Tuhaf kehanetler ve gizemli Çingenelerin ziyaretleri,

Kelime

from mysterious gypsies: potansiyel olarak aşağılayıcı bir etnik etiketi anlamak

visits from mysterious gypsies ifadesinde from, ziyaretleri yapan kişiler olarak sunulan grubu belirtir. gypsies adı, geçmişte sıklıkla Romani halkı için ve bazı metinlerde başka gezgin gruplar için kullanılan eski bir etikettir. Günümüz İngilizcesinde bu etiket, özellikle gizem, falcılık veya sürekli dolaşma gibi kalıp yargılarla birlikte kullanıldığında eski ya da aşağılayıcı gelebilir. Burada eski moda ve egzotikleştirici betimlemeyi tanıyın, ancak bunu gerçek insanlardan söz etmek için tarafsız bir model olarak görmeyin.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Güncel bir haberde yazar, tarihî bir kaynaktan alıntı yapmadan bir Romani topluluğunu “mysterious gypsies” diye adlandırıyor.

  1. Uygun olmayan tarafsız ifade
  2. Uygun tarafsız ifade
Cevabı göster

Uygun olmayan tarafsız ifade

give way to the skirmishes and firing squads of repeated civil wars. Öbek fiiller

2:56

tekrarlanan iç savaşların çatışmalarına ve idam mangalarına yerini bırakır.

Öbek fiiller

give way to: bir aşama veya durumun yerini başkasına bırakması

Bu cümlede give way to, bir şeyin zayıflayıp sona ermesi ve başka bir şeyin onun yerini alması anlamına gelir. Tuhaf kehanetler ve ziyaretler odak olmaktan çıkar; iç savaş şiddetinin sahneleri odağa yerleşir. Kalıp A gives/gave way to B biçimindedir. Genellikle bir duygu, dönem, durum veya temanın önemini kaybedip başka birinin baskın hâle gelmesini anlatır. Buradaki kullanım mecazidir; birinin geçmesi için gerçekten yol vermek anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi give way to ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The early confusion gradually ____ a clear plan.

Cevabı göster

gave way to

An American Fruit Company opens a plantation near the village

3:01

Bir Amerikan Meyve Şirketi köyün yakınında bir plantasyon açar

and ends up massacring thousands of striking workers, Notlar

3:04

ve sonunda grev yapan binlerce işçiyi katlederek,

Öbek fiiller

ends up massacring: nihai sonucu anlatan end up + -ing

ends up massacring ifadesinde end up + -ing biçimindeki fiil, massacring eylemini durumun sonunda ulaştığı sonuç olarak sunar. Şirket önce bir plantasyon açar, ancak anlatı daha sonra çok daha şiddetli bir sonuca ilerler. Bu yapı genellikle görünürdeki planın parçası olmayan veya şaşırtıcı bir sonucu vurgular; ancak tek başına sonucun kazara ortaya çıktığını kanıtlamaz. end, zamana ve özneye göre değişir: ends up massacring, ended up massacring.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We planned a short meeting, but we ____ talking for three hours.

Cevabı göster

ended up

Kelime

striking workers: grevdeki işçiler

Burada striking workers, grevdeki işçiler anlamına gelir: taleplerini kabul ettirmek için topluca çalışmayı bırakmışlardır. Striking, strike fiilinin -ing biçimidir ve workers isminden önce niteleyici olarak kullanılmıştır. İş uyuşmazlığı bağlamı bu anlamı seçtirir. Strike sözcüğünün başka anlamları da vardır; bu nedenle striking sözcüğünü tek başına çevirmek yerine sözdizimini ve bağlamı kullanın.

Alıştırma

Bu cümlede striking nurses ne anlama gelir: The striking nurses asked the hospital for better staffing.

  1. İnsanlara vuran hemşireler
  2. Görünüşleri olağanüstü derecede dikkat çekici hemşireler
  3. Protesto amacıyla çalışmayı bırakmış hemşireler
Cevabı göster

Protesto amacıyla çalışmayı bırakmış hemşireler

mirroring the real-life Banana Massacre of 1928. Kültür

3:07

1928'deki gerçek Muz Katliamı'nı yansıtır.

Kültür

gerçek hayattaki 1928 Muz Katliamı: tarihsel gönderme

Muz Katliamı, Aralık 1928'de Kolombiya'da gerçekten yaşanan bir olaydı. Ordu, United Fruit Company'nin muz plantasyonlarıyla bağlantılı grevci işçileri şiddet kullanarak bastırdı. Öldürülenlerin sayısı konusunda tarihî kaynaklar farklı bilgiler verir. Bu cümlede real-life, romandaki kurgusal katliamın bu tarihi yansıttığını gösterir. Bu gönderme, hikâyenin büyülü gerçekçiliğini saf bir fantezi olarak sunmak yerine gerçek emek ve siyasal şiddete dayandırır.

Alıştırma

the real-life Banana Massacre of 1928 ifadesi romandaki katliam hakkında ne gösteriyor?

  1. Kolombiya'da grevdeki muz işçilerine 1928'de yapılan gerçek bir saldırıyı yansıtır.
  2. Tarihle hiçbir bağlantısı olmayan tamamen kurgusal bir olaydır.
  3. Muz yetiştiriciliğinin kutlandığı bir etkinliktir.
Cevabı göster

Kolombiya'da grevdeki muz işçilerine 1928'de yapılan gerçek bir saldırıyı yansıtır.

Combined with the novel's magical realism, Anlatım akışı

3:12

Romanın büyülü gerçekçiliğiyle birleştiğinde,

this produces a sense of history as a downward spiral, Deyimler

3:14

bu, tarihin aşağıya doğru inen bir sarmal olduğu hissini uyandırır

the characters seem powerless to escape. Dilbilgisi

3:18

ve karakterler kaçmak için güçsüz görünür.

Anlatım akışı

Combined with ..., this produces ...: etkenleri birleştirip sonuç belirtmek

Combined with the novel's magical realism, cümlenin başına yerleştirilmiş bir ortaç öbeğidir. Romanın büyülü gerçekçiliğini bu cümleden hemen önce anlatılan etkene ekler. Özne olan this, önceki etkene gönderme yapar. Ardından ana cümle this produces ..., etkenlerin ortak sonucunu belirtir. Bu kalıp, çözümleyici bir metni önceki bir noktadan yeni bir etkene, oradan da sonuca taşır: önceki etken artı X, Y sonucunu doğurur.

Alıştırma

Hedef yapıyı dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The room has no windows. ____ the dark walls, this produces a gloomy atmosphere.

Cevabı göster

Combined with

Deyimler

a downward spiral: kendi kendini besleyen bir kötüleşme süreci

A downward spiral, her yeni sorunun bir sonrakini doğurması nedeniyle sürekli kötüleşen bir durumu anlatan mecazdır. Downward kötüleşmeyi, spiral ise tek bir düşüşten ziyade tekrarlanan ve kendi kendini güçlendiren bir düzeni anlatır. Bu cümlede tarih, giderek kötüleşen böyle bir düzen gibi hissedildiği için ondan kaçmak zor görünür. Bu imgeyi uzayda gerçek bir hareket olarak değil, süregelen bir gerileme zinciri olarak anlayın.

Alıştırma

A downward spiral ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Ardından düzelme gelen kısa süreli bir sorun
  2. Hiç aksama olmadan süren istikrarlı bir gelişme
  3. Kendi kendini besleyerek sürekli kötüleşen bir süreç
Cevabı göster

Kendi kendini besleyerek sürekli kötüleşen bir süreç

Dilbilgisi

powerless to escape: sıfat + to'lu mastar

Powerless to escape, sıfat + to'lu mastar kalıbını izler. Powerless karakterlerin güç veya denetim eksikliğini anlatır; to escape ise gerçekleştiremedikleri eylemin kaçmak olduğunu belirtir. Bu ifade, yalnızca kaçmadıkları gerçeğini değil, kaçamama hâlini anlatır. Cannot escape ile karşılaştırıldığında çaresizliği ve sınırlı denetimi daha fazla vurgular.

Alıştırma

Powerless kullanarak sıfat + to'lu mastar kalıbını tamamlayın: The local council was ____ to stop the closure.

Cevabı göster

powerless

Beneath the magic is a story about the pattern of Colombian and Latin American history from colonial times onward. Notlar

3:21

Büyünün altında, Kolombiya ve Latin Amerika tarihinin sömürge döneminden itibaren olan kalıbı hakkında bir hikaye vardır.

Anlatım akışı

Beneath the magic: yüzeyden daha derin anlama

Burada Beneath the magic, büyüyü eserin görünen yüzeyi olarak sunar. Ardından daha derin bir konunun, yani Kolombiya ve Latin Amerika tarihinde tekrarlanan bir örüntünün açıklanacağını bildirir. Bu nedenle beneath fiziksel bir konumu değil, bir mecazı ifade eder. Cümle başındaki Beneath X is Y kalıbı, önce yüzeydeki X'i, ardından daha derin anlam olan Y'yi sunarak bilgiyi düzenler. İnceleme ve analizlerde, bir eserin nasıl göründüğünden gerçekte ne anlattığına geçiş yapmayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede Beneath the magic neyin işaretidir?

  1. Büyülü yüzeyden daha derin bir tarihsel temaya geçiş.
  2. Büyünün tarihten önce gerçekleştiği iddiası.
  3. Büyülü bir nesnenin altındaki fiziksel konum.
Cevabı göster

Büyülü yüzeyden daha derin bir tarihsel temaya geçiş.

Kalıp ifadeler

from colonial times onward: o dönemden başlayıp sonrasında devam eden

from colonial times onward ifadesinde from başlangıç dönemini belirtir, onward ise zaman aralığını bu noktanın ötesine taşır. İfade, bir şeyin sömürge döneminde başlayıp sonraki dönemlerde devam ettiğini anlatır; yalnızca sömürge dönemine gönderme yapmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp from + zaman noktası veya dönem + onward şeklindedir. Belirli bir başlangıç noktasından devam eden bir tarihi, alışkanlığı, politikayı veya eğilimi çerçevelemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Değişiklik 2015'te başladı ve sonrasında devam etti. Cümleyi tam olarak from X onward kalıbını kullanarak tamamlayın: The archive has stored all records digitally ____.

Cevabı göster

from 2015 onward

This is a history that the author experienced firsthand. Kelime

3:29

Bu, yazarın bizzat deneyimlediği bir tarihtir.

Kelime

experienced firsthand: doğrudan kişisel deneyim

This is a history that the author experienced firsthand cümlesinde experienced firsthand, yazarın olayları bizzat yaşadığı veya onlarla doğrudan karşılaştığı anlamına gelir. Firsthand bir zarftır ve deneyimin kaynağının doğrudan olduğunu, başka birinin aktarımı olmadığını gösterir. Bu ifade, söz konusu tarihin yazarın kendi deneyimiyle bağlantılı olduğunu; yalnızca ikinci el bilgiye veya söylentilere dayanmadığını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede experienced firsthand ne anlama gelir?

  1. Yazar olaylarla ilk kez karşılaşmıştır.
  2. Yazar olayları başka birinden öğrenmiştir.
  3. Yazar olayları doğrudan yaşamış veya onlarla kişisel olarak karşılaşmıştır.
Cevabı göster

Yazar olayları doğrudan yaşamış veya onlarla kişisel olarak karşılaşmıştır.

Gabriel García Márquez grew up in a Colombia torn apart by civil conflict Notlar

3:32

Gabriel García Márquez, muhafazakar ve liberal siyasi partileri arasındaki

between its conservative and liberal political parties. Kültür

3:37

sivil çatışmalarla parçalanmış bir Kolombiya'da büyüdü.

Öbek fiiller

grew up: çocukluk ortamını anlatmak

Gabriel García Márquez grew up in a Colombia ... cümlesinde grew up, grow up fiilinin geçmiş zamanıdır ve bir kişinin çocukluğunu geçirerek yetişkinliğe doğru büyümesi anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada grew up in a Colombia ... Márquez'in çocukluğunu çatışmalarla parçalanmış bir ülkenin ortamına yerleştirir. Biyografilerde grew up in ..., kişinin erken yaşam çevresiyle sonraki hayatını şekillendirmiş olabilecek deneyimleri ilişkilendirir. Bu ifade kişinin kendi gelişimini anlatır; kişinin başka birini yetiştirdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kişinin çocukluğuyla ilgili bu cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? She ____ in a quiet village.

  1. grew up
  2. grew
  3. raised
Cevabı göster

grew up

Kalıp ifadeler

torn apart by civil conflict: ciddi iç bölünme

torn apart by civil conflict ifadesi, iç çatışmaların Kolombiya'yı ciddi biçimde böldüğünü ve ülkeye zarar verdiğini anlatır. Torn apart burada mecazidir; ülke fiziksel olarak parçalara ayrılmamıştır. Dil bilgisi bakımından torn apart by civil conflict, Colombia sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç grubudur. that was torn apart by civil conflict yapısının kısaltılmış hâlidir ve by nedeni belirtir.

Alıştırma

"a country torn apart by civil conflict" ifadesinde torn apart by neyi gösterir?

  1. Ülke çatışmadan sonra sakin bir şekilde yeniden düzenlendi.
  2. Ülke çatışma yüzünden ciddi biçimde bölündü ve zarar gördü.
  3. Ülkede kalıcı etkisi olmayan küçük bir anlaşmazlık yaşandı.
Cevabı göster

Ülke çatışma yüzünden ciddi biçimde bölündü ve zarar gördü.

Kültür

conservative and liberal political parties: siyasi kamp etiketleri

Bu cümlede conservative and liberal political parties, iç çatışmayla bağlantılı iki karşıt Kolombiyalı siyasi cephenin adıdır. conservative ve liberal sıfatları political parties ifadesini niteler; bu nedenle burada kişilik özelliklerini değil siyasi etiketleri belirtir. Bu, civil conflict ifadesinin kişiler arasındaki sıradan bir anlaşmazlığı değil, parti saflarına ayrılmış taraflar arasındaki ülke içi siyasi şiddeti anlattığını gösterir.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede "conservative and liberal political parties" nasıl anlaşılmalıdır?

  1. Ülke içi çatışmaya katılan karşıt Kolombiyalı siyasi kampların etiketleri olarak.
  2. Bu etiketlerin her ülkede aynı politikaları temsil ettiğinin kanıtı olarak.
  3. İki grubun kişisel huylarının açıklamaları olarak.
Cevabı göster

Ülke içi çatışmaya katılan karşıt Kolombiyalı siyasi kampların etiketleri olarak.

He also lived in an autocratic Mexico

3:40

Aynı zamanda otokratik bir Meksika'da yaşadı

and covered the 1958 Venezuelan coup d'état as a journalist. Notlar

3:43

ve bir gazeteci olarak 1958 Venezuela darbesini takip etti.

Kelime

covered the 1958 Venezuelan coup d'état as a journalist: bir olayı haber yapmak

Bu cümlede covered, bir olay hakkında gazetecilik yaparak bilgi toplamak ve haber yapmak anlamına gelir. Nesne önemli bir haber olayıdır; as a journalist ise mesleki rolü belirtir. Dolayısıyla ifade, darbeyi gazetecilik işi kapsamında haber yaptığını anlatır. Cover + event, story veya topic, medya dilinde yaygın bir kullanımdır. Buradaki cover, olayı fiziksel olarak örtmek anlamına gelmez; arkasından gelen isim ve gazetecilik bağlamı “haber yapmak” anlamını belirler.

Alıştırma

covered the 1958 Venezuelan coup d'état as a journalist cümlesinde covered ne anlama gelir?

  1. olayı haber yaptı
  2. üzerine fiziksel bir örtü koydu
  3. masrafı ödedi
Cevabı göster

olayı haber yaptı

Kültür

coup d'état: ulusal siyasi gücün ani biçimde ele geçirilmesi

Coup d'état, siyaset, tarih ve haber dilinde kullanılan resmî bir terimdir. Normal anayasal sürecin dışında, bir ulusal hükümetin kontrolünü ani ve genellikle örgütlü bir şekilde ele geçirme girişimini ifade eder. Girişim başarılı da olabilir, başarısız da; temel fikir, çoğu zaman düzenli bir seçim yoluyla olmadan devlet gücünü ele geçirmeye çalışmaktır. Bu cümlede ifade, gazetecinin haber yaptığı siyasi olayı adlandırır. Bu terim genel toplumsal kargaşadan daha özeldir: protest bir karşı çıkış ifadesidir, rebellion ise daha geniş anlamda bir direniştir. Coup d'étatın temel anlamı, olağan sürecin dışında ulusal siyasi gücü ele geçirmeye çalışmaktır.

Alıştırma

Bu cümlede coup d'état ne anlama gelir?

  1. özel şirketler arasındaki anlaşmazlık
  2. kamuya açık bir karşı çıkış ifadesi
  3. ulusal siyasi gücün ani biçimde ele geçirilmesi
Cevabı göster

ulusal siyasi gücün ani biçimde ele geçirilmesi

But perhaps his biggest influences were his maternal grandparents.

3:48

Fakat onu en çok etkileyenler belki de anneannesi ve dedesiydi.

Nicolás Ricardo Márquez was a decorated veteran of the Thousand Days War, Notlar

3:52

Nicolás Ricardo Márquez, Bin Gün Savaşı'nın madalyalı bir gazisiydi,

Kelime

decorated veteran: madalya almış gazi

decorated veteran ifadesinde decorated, gazinin askerlik hizmeti nedeniyle madalya ya da başka resmî onurlar aldığını belirtir. Kişinin görsel olarak süslendiği anlamına gelmez. Buradaki veteran, silahlı kuvvetlerde hizmet etmiş ve çoğu zaman artık aktif görevde olmayan kişidir. İfade bütünüyle yalnızca deneyim süresini değil, hizmetin resmen takdir edildiğini vurgular.

Alıştırma

a decorated veteran ifadesindeki decorated ne anlama gelir?

  1. Madalya veya resmî onurlar almış
  2. Kısa süre önce sivil hayattan dönmüş
  3. Süslerle görsel olarak güzelleştirilmiş
Cevabı göster

Madalya veya resmî onurlar almış

Kültür

Thousand Days War: Kolombiya'daki Bin Gün Savaşı

The Thousand Days War, 1899 ile 1902 arasında çoğunlukla Liberal ve Muhafazakâr güçler arasında yaşanan büyük bir Kolombiya iç savaşının özel adıdır. Bu cümlede of the Thousand Days War, Márquez'in görev yaptığı çatışmayı belirtir. Bunu yalnızca çok uzun bir savaşı anlatan genel bir ifade değil, tarihî bir ad olarak tanımak, bu aile biyografisini Kolombiya'nın siyasi tarihine bağlar.

Alıştırma

Cümledeki the Thousand Days War neyi ifade eder?

  1. Tam olarak bin gün süren herhangi bir savaş
  2. Kolombiya tarihindeki belirli bir iç savaş
  3. Askerî gaziler arasında geçen kurgusal bir yarışma
Cevabı göster

Kolombiya tarihindeki belirli bir iç savaş

whose accounts of the rebellion against Colombia's conservative government Kelime

3:57

Kolombiya'nın muhafazakar hükümetine karşı isyanla ilgili anlattıkları,

Kelime

accounts of the rebellion against: accounts sözcüğünün anlatı anlamı

Burada accounts, bir olayın sözlü veya yazılı anlatımları anlamına gelir; finansal hesaplar anlamında değildir. accounts of the rebellion, isyan sırasında yaşananlarla ilgili farklı anlatıları veya anıları ifade eder. account(s) of + event kalıbı anlatılan olayı belirtir. Bu ifadede against Colombia's conservative government, isyanın kime ya da neye karşı olduğunu gösterir.

Alıştırma

accounts of the rebellion ifadesinde accounts ne anlama gelir?

  1. Bir internet sitesindeki kullanıcı profilleri
  2. Bir olayın anlatımları veya raporları
  3. Banka hesapları
Cevabı göster

Bir olayın anlatımları veya raporları

led Gabriel García Márquez to a socialist outlook. Kalıp ifadeler

4:01

Gabriel García Márquez'i sosyalist bir görüşe yönlendirdi.

Kalıp ifadeler

led Gabriel García Márquez to a socialist outlook: birini bir sonuca yöneltmek

Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. lead someone to + noun yapısında özne, bir kişinin bir sonuca ulaşmasına neden olur veya o sonuca ulaşmasını güçlü biçimde etkiler. Burada anlatılar, Gabriel García Márquez'in sosyalist bir bakış açısı geliştirmesini etkiledi; ifade, onun fiziksel olarak bir yere götürüldüğünü anlatmaz. Outlook, topluma veya hayata genel bir bakış biçimidir. Burada to sözcüğünden sonra a socialist outlook isim grubu gelir. Sonuç bir eylem olduğunda lead someone to + base verb biçimindeki bağlantılı yapı kullanılır; örneğin lead someone to reconsider.

Alıştırma

lead fiilinin geçmiş biçimini kullanarak lead someone to + noun yapısını tamamlayın: The new evidence ____ a different conclusion.

Cevabı göster

led the committee to

Meanwhile,

4:05

Bu arada,

Doña Tranquilina Iguarán Cotes’ omnipresent superstition Notlar

4:05

Doña Tranquilina Iguarán Cotes'in her yerde var olan batıl inançları,

became the foundation of 100 Years of Solitude's style. Kalıp ifadeler

4:09

Yüzyıllık Yalnızlık'ın üslubunun temeli oldu.

Kültür

Doña: bir kadının adından önce kullanılan İspanyolca saygı unvanı

Doña, bir kadının adının ya da tam adının önüne getirilen İspanyolca bir saygı unvanıdır. Doña Tranquilina Iguarán Cotes ifadesinde kişiden saygıyla söz edildiğini ya da ona saygıyla hitap edildiğini gösterir; Tranquilina adının bir parçası değildir. İngilizce metinlerde İspanyol veya Latin Amerika kültürel ortamını korumak için Doña çoğu zaman aynen bırakılır. “Hanımefendi” gibi saygılı bir unvana kabaca benzer; ancak belirli bir kültüre özgüdür ve yalnızca Mrs. anlamına gelmez.

Alıştırma

Doña Tranquilina Iguarán Cotes ifadesinde Doña'nın işlevi nedir?

  1. Kadının mesleğini belirtir.
  2. Kadının adından önce kullanılan İspanyolca bir saygı unvanıdır.
  3. Kadının adının bir parçasıdır.
Cevabı göster

Kadının adından önce kullanılan İspanyolca bir saygı unvanıdır.

Kelime

omnipresent superstition: her yerdeymiş gibi görünen batıl inanç

omnipresent superstition ifadesinde omnipresent, superstition sözcüğünü niteler ve “her yerdeymiş gibi görünen” anlamına gelir. Buradaki superstition, tek bir batıl inanıştan ziyade genel olarak batıl inancı veya onun etkisini ifade eder. İfade, onun batıl inançlara dayalı bakışının çevresindeki dünyaya yayıldığını anlatır. Omnipresent, fiziksel bir nesne gerçekten her yerde bulunmasa bile bir etkinin veya atmosferin her yerde hissedildiğini belirtmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

omnipresent superstition ifadesinde omnipresent ne anlatır?

  1. Batıl inanç tek bir gizli yerde tutuluyordu.
  2. Batıl inanç yalnızca bir kez ortaya çıktı ve çok az etkili oldu.
  3. Batıl inanışlar veya bunların etkisi her yerdeymiş gibi görünüyordu.
Cevabı göster

Batıl inanışlar veya bunların etkisi her yerdeymiş gibi görünüyordu.

Kalıp ifadeler

became the foundation of: temel dayanak hâline gelmek

Bu cümlede became the foundation of, Doña Tranquilina Iguarán Cotes'in batıl inançlarının romanın üslubunu biçimlendiren temel bir dayanak hâline geldiğini ifade eder. Foundation burada bir binanın fiziksel temeli anlamında değil, mecazi anlamda kullanılır. A became the foundation of B kalıbı, A'yı B'nin daha sonra geliştiği veya dayandığı temel olarak gösterir. Geçici bir fikirden çok, kalıcı destek ve etkiyi vurgular.

Alıştırma

Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Years of careful testing ____ the final safety standard.

Cevabı göster

became the foundation of

Their small house in Aracataca,

4:13

Aracataca'daki,

where the author spent his childhood,

4:15

yazarın çocukluğunu geçirdiği küçük evleri,

formed the main inspiration for Macondo. Kalıp ifadeler

4:17

Macondo için ana ilham kaynağı oldu.

Kalıp ifadeler

formed the main inspiration for: yaratıcı esin kaynağını belirtmek

Burada formed the main inspiration for, evin Macondo'yu hayal etmekte kullanılan başlıca gerçek yaşam fikir kaynağı olduğunu ifade eder. Ev, kelimenin gerçek anlamıyla kurgusal yere dönüşmemiştir. A formed the main inspiration for B kalıbında A kaynak, B ise yaratıcı sonuçtur. Formed burada “oluşturdu” anlamındadır; “fiziksel olarak şekillendirdi” anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The coastal village formed the main inspiration for her fictional island.

  1. Köy ile kurgusal ada gerçekte tamamen aynı yerdi.
  2. Kurgusal ada, köy için başlıca fikir kaynağıydı.
  3. Köy, kurgusal ada için başlıca fikir kaynağıydı.
Cevabı göster

Köy, kurgusal ada için başlıca fikir kaynağıydı.

With 100 Years of Solitude,

4:20

Yüzyıllık Yalnızlık ile,

Gabriel García Márquez found a unique way to capture the unique history of Latin America. Kalıp ifadeler

4:22

Gabriel García Márquez, Latin Amerika'nın eşsiz tarihini yakalamak için eşsiz bir yol buldu.

Kalıp ifadeler

found a unique way to capture: sanatsal temsil

Found a unique way to capture, “bir şeyi ifade etmek veya yansıtmak için özgün bir yöntem buldu” anlamına gelir. Yapı find a way to do something şeklindedir: way yöntemi, to capture ise bu yöntemle neyin gerçekleştirildiğini belirtir. Burada capture mecaz anlamda kullanılır. Edebiyat ve sanat eleştirisinde bir konunun karakterini, duygusunu veya karmaşıklığını etkili biçimde yansıtmak demektir; onu fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir eleştiride “The novel captures the mood of the era” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Roman, dönemin ruh hâlini fiziksel olarak tuzağa düşürüyor.
  2. Roman, dönemin ruh hâlini etkili biçimde yansıtıyor.
  3. Roman, dönemin bütün olaylarını sıralıyor.
Cevabı göster

Roman, dönemin ruh hâlini etkili biçimde yansıtıyor.

He was able to depict the strange reality of living in a post-colonial society Kültür

4:28

Geçmişin trajedilerini yeniden yaşamaya zorlanan

forced to relive the tragedies of the past. Dilbilgisi

4:33

sömürge sonrası bir toplumda yaşamanın garip gerçekliğini tasvir etmeyi başardı.

Kültür

post-colonial society: sömürge yönetimi sonrasında süren etkiler

Post-colonial society, resmî sömürge yönetimi sona erdikten sonra yaşayan ancak hâlâ onun etkileriyle şekillenen toplumdur. Bu etkiler arasında miras alınan kurumlar, eşitsiz güç ilişkileri, kültürel çatışmalar ve tarihsel travmalar bulunabilir. Bu cümlede terim, “strange reality” ifadesini anlamak için gereken arka planı sağlar: geçmişteki sömürgeci kalıplar ve trajediler günümüzdeki yaşamı etkilemeye devam eder. Post-colonial, bütün sömürge etkilerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: post-colonial society yalnızca sömürge yönetiminin sona erdiği ve hiçbir kalıcı etkinin kalmadığı bir toplumdur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

forced to relive: bir şeyi yeniden yaşamaya zorlanmak

Forced to relive, edilgen be forced to + fiil yapısını, bir olayı veya etkilerini yeniden yaşamak anlamındaki relive ile birleştirir. Yeniden yaşama deneyimini kişinin seçimi olarak değil, dış koşulların dayattığı bir durum olarak sunar. Burada forced to relive the tragedies of the past, society sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. society that is forced to relive... şeklinde açılabilir. Bu ifade, toplumu kendi tarihinin tekrarlanan sonuçlarına maruz kalan taraf olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “yeniden yaşamaya zorlanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: During cross-examination, the witness was ____ the attack.

Cevabı göster

forced to relive

In spite of all this fatalism, Anlatım akışı

4:36

Bütün bu kaderciliğe rağmen,

the novel still holds hope. Deyimler

4:38

roman hala umut barındırıyor.

Anlatım akışı

In spite of all this fatalism: ödünlemeli bir geçişi belirtmek

In spite of all this fatalism, cümlenin başına getirilmiş bir ödünleme ifadesidir. Önce daha önce oluşturulan kaderci bakış açısını kabul eder, ardından okuyucuyu bunun tersine giden bir sonuca hazırlar: roman hâlâ umut taşır. All this, önceki tartışmada biriken bilgilere gönderme yapar; böylece ifade eski bilgiyi yeni bir iddiaya bağlar. in spite of ile still eşleşmesi geçişi özellikle belirgin kılar: X'e rağmen Y geçerliliğini korur.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: In spite of all these setbacks, the team still expects to finish on time. Baştaki ifade ne yapıyor?

  1. Aksilikleri kabul ettikten sonra beklenmedik derecede olumlu bir sonuç sunar.
  2. Aksiliklerin ekip işi bitirdikten sonra yaşandığını gösterir.
  3. Ekibin neden zamanında bitirmeyi beklediğini açıklar.
Cevabı göster

Aksilikleri kabul ettikten sonra beklenmedik derecede olumlu bir sonuç sunar.

Deyimler

still holds hope: umudun hâlâ varlığını sürdürmesi

Bu cümlede holds, hope sözcüğünü bir romanın içinde barındırabileceği veya taşıyabileceği bir şey gibi sunar. Anlamı, umudun romanda ya da romanın mesajında hâlâ bulunmasıdır; hold burada fiziksel bir eylem değildir. still sürekliliği vurgular: çevredeki durum veya içerik karanlık görünse bile umut varlığını sürdürür. Bu yapı, umut verici bir olasılığı hâlâ barındıran bir gelecek, durum veya düşünce için de kullanılabilir.

Alıştırma

Şu cümlede still holds hope ne anlama gelir: The ending is painful, but the story still holds hope?

  1. Hikâye, umut adlı bir nesneyi fiziksel olarak taşıyordur.
  2. Hikâye bütün umut olasılıklarını ortadan kaldırmıştır.
  3. Umut hikâyede varlığını sürdürür.
Cevabı göster

Umut hikâyede varlığını sürdürür.

At his Nobel lecture,

4:40

Nobel konuşmasında,

García Marquez reflected on Latin America's long history Öbek fiiller

4:41

García Marquez, Latin Amerika'nın uzun sivil çatışmalar

of civil strife and rampant iniquity. Kelime

4:45

ve yaygın adaletsizlik tarihine değindi.

Öbek fiiller

reflected on: bir konu üzerine dikkatle düşündü

reflected on, bir konu hakkında dikkatli ve ciddi biçimde düşünmek, çoğu zaman onu anlamak veya değerlendirmek için geriye dönüp bakmak demektir. Yalnızca konudan söz etmekten daha güçlü bir anlam taşır. Yapı reflect on + konu, deneyim, karar veya soru biçimindedir. Buradaki geçmiş zaman biçimi reflected on, bu tarihi resmî bir konuşmada bilinçli düşünmenin konusu olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi reflect on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the project ended, Maya ____ what she had learned.

Cevabı göster

reflected on

Kelime

civil strife and rampant iniquity: İç çatışma ve yaygın adaletsizlik için resmî ifade

civil strife, bir ülke ya da toplum içindeki, çoğu zaman siyasi veya toplumsal gruplar arasındaki ciddi çatışmayı anlatır. rampant, bir şeyin kontrolsüz biçimde yayılması demektir; iniquity ise ağır adaletsizlik ya da kötü davranış için kullanılan resmî bir sözcüktür. Bu ifade birlikte, iç çatışmayı ve ahlaki kötülüğü geniş çaplı toplumsal acı olarak sunar. Gündelik küçük bir tartışmayı ya da tek bir haksızlığı anlatmak için kullanılmaz; üslubu ağır ve güçlü bir ahlaki kınama taşır.

Alıştırma

Resmî bir tarih tartışmasında civil strife and rampant iniquity neyi anlatır?

  1. ciddi bir iç çatışma ve yaygın ağır adaletsizlik
  2. iki arkadaş arasındaki küçük bir anlaşmazlık ve tek bir haksız karar
  3. bir şehri nasıl iyileştireceğine dair barışçıl bir tartışma
Cevabı göster

ciddi bir iç çatışma ve yaygın ağır adaletsizlik

Yet he ended the speech by affirming the possibility of building a better world. Notlar

4:48

Ancak konuşmasını daha iyi bir dünya inşa etme olasılığını teyit ederek bitirdi.

Anlatım akışı

Yet he ended the speech by affirming: Sıkıntıdan umuda dönüş

Yet, önceki içeriğe karşı bir dönüşü işaret eder. Bu cümlede söylemi bir acı ve sıkıntı tarihinden umut veren bir son noktaya taşır; böylece kapanış yalnızca kronolojik değil, bilinçli olarak olumlu görünür. ended the speech by affirming, end + nesne + by + -ing yapısını kullanır: konuşmacı bir şeyi onaylama eylemiyle konuşmayı bitirmiştir. affirming, bir düşünceye duyulan inancı veya desteği kararlı biçimde ifade etmek demektir ve resmî tonu bir konuşmaya uygundur.

Alıştırma

Karşıtlık için Yet ve kapanış eylemi için end + nesne + by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Yet she affirmed the meeting by ending the team's shared goal.
  2. Yet she ended by the meeting affirming her shared goal.
  3. Yet she ended the meeting by affirming the team's shared goal.
Cevabı göster

Yet she ended the meeting by affirming the team's shared goal.

Kalıp ifadeler

Daha iyi bir dünya kurma olasılığı

the possibility of building a better world ad öbeği, building a better world eylemini gelecekte gerçekleştirilebilecek bir eylem olarak sunar. possibility of + -ing yapısında -ing yan cümlesi, olasılığı veya uygulanabilirliği değerlendirilen eylemi belirtir. Konuşmacı bu olasılığı teyit ettiği için cümle, daha iyi bir dünyanın zaten var olduğunu söylemek yerine umutlu bir iddiayla sona erer. Bu resmî ve ad odaklı ifade, uzun vadeli hedefleri, toplumsal değişimi ve olası eylem yollarını tartışmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için build fiilinin doğru biçimini kullanın: The council discussed the possibility of ____ a safer bridge.

Cevabı göster

building

To quote, Anlatım akışı

4:53

Kendi sözleriyle:

"Where no one will be able to decide for others how they die, Anlatım akışı

4:54

"Kimsenin başkaları adına nasıl öleceklerine karar veremeyeceği,

Anlatım akışı

To quote: doğrudan alıntıyı belirtmek

To quote, dinleyiciye sıradaki sözlerin doğrudan alıntı olduğunu bildirerek mesajı düzenleyen bir çerçeveleme ifadesidir. Anlatıcının kendi sözlerinden bir kaynaktan alınan sözlere geçildiğini gösterir; böylece alıntı, anlatının devamı değil, kanıt veya kesin bir gönderme olarak anlaşılır.

Alıştırma

Bu cümlede To quote neyi belirtir? To quote the guide, "Check the weather before you leave."

  1. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
  2. Sıradaki sözler kaynağı doğrudan aktarır.
  3. Konuşmacı yeni sözlerle genel bir özet yapıyor.
Cevabı göster

Sıradaki sözler kaynağı doğrudan aktarır.

Anlatım akışı

Where no one will be able to decide for others how they die: ideal bir dünyayı tanıtan where

Buradaki Where, fiziksel bir yeri soran bir soru sözcüğü değildir; hayal edilen bir dünyanın özelliğini veya koşulunu tanıtır. “Hiç kimsenin başkalarının nasıl öleceğine karar veremediği bir dünyada” anlamına yakındır. Bu yan cümle, ardından gelen diğer where cümleleriyle paralel bir dizi oluşturur ve ideal bir toplumun özelliklerini sırayla çizer. Sıradan bir yer açıklaması yapmaz.

Alıştırma

Alıntıda cümle başındaki Where esas olarak ne yapıyor?

  1. Anlatılan kişilerin yerini sormak.
  2. Hayali bir dünyayı tanımlayan bir koşul sunmak.
  3. Konuşmacının insanların nasıl öldüğünü ne zaman öğrendiğini göstermek.
Cevabı göster

Hayali bir dünyayı tanımlayan bir koşul sunmak.

where love will prove true, Kalıp ifadeler

4:58

aşkın gerçek olacağı

and happiness be possible, Dilbilgisi

4:59

ve mutluluğun mümkün kılınacağı,

Kalıp ifadeler

will prove true: zamanla doğrulanan bir sonuç için prove + sıfat

will prove true yapısında prove, bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve hemen ardından true sıfatı gelir. Bu ifade, daha sonraki kanıtların, olayların veya deneyimlerin bir şeyin gerçek, güvenilir ya da doğru olduğunu göstereceği anlamına gelir; yalnızca onun şu anda doğru olduğunu söylemez. Bu vizyonda love will prove true, sevginin sadece ileri sürülen bir söz olarak kalmayıp zaman içinde gerçekliğini kanıtlayacağını anlatır.

Alıştırma

prove + adjective yapısını tamamlayın: The backup plan may ____ useful if the weather changes.

Cevabı göster

prove

Dilbilgisi

and happiness be possible: paralel yan cümlede atılan will

and happiness be possible ifadesinde will kiplik yardımcı fiili, önceki where love will prove true yan cümlesinden anlaşılır. Açık ve tam biçim and happiness will be possible şeklindedir. Bu, paralel bir yapıda gapping adı verilen eksiltmedir: ikinci yan cümlede tekrarlanan yardımcı fiil atılırken be yalın biçimde kalır. Bu eksiltme iki düşünceyi daha sıkı birleştirir ve cümleye resmî, edebî bir ritim verir.

Alıştırma

İkinci yan cümlede atılan kiplik yardımcı fiilini tamamlayın: where love will prove true, and happiness ____ be possible.

Cevabı göster

will

and where the races condemned to 100 Years of Solitude Kelime

5:01

ve yüzyıllık yalnızlığa mahkum edilmiş soyların

will have, at last and forever, Kalıp ifadeler

5:05

sonunda ve sonsuza dek,

a second chance on Earth." Deyimler

5:07

yeryüzünde ikinci bir şansa sahip olacağı bir dünya."

Kelime

the races condemned to 100 Years of Solitude: races sözcüğünün eski edebî anlamı

Bu edebî alıntıda races, halklar veya insan toplulukları anlamındaki eski ve geniş bir kullanımdır. Koşu yarışları anlamına gelmez ve kesin bir modern bilimsel sınıflandırma olarak okunmamalıdır. Condemned to 100 Years of Solitude, the races ifadesini niteler: bu halkları, uzun ve ortak bir yalnızlık kaderine mahkûm edilmiş gibi mecazi biçimde sunar. İfade ağırbaşlı ve simgeseldir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Günümüzde yazılan bir iş e-postasında races, birkaç kültürel topluluğu belirtmenin genellikle tarafsız ve kesin bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

at last and forever: uzun süredir beklenen ve kalıcı

At last, “uzun bir bekleyişten sonra nihayet”; forever ise “gelecekte her zaman” demektir. Yan yana getirildiklerinde yeni fırsatı hem uzun süredir beklenen hem de kalıcı bir şey olarak sunarlar. Bu eşleştirme, konuşma üslubunda güçlü bir kapanış ritmi yaratır. Yalnızca zamanı belirtmez; anı nihai ve kesin gösterir.

Alıştırma

at last and forever cümleye hangi anlamı katar?

  1. Değişikliğin gerçekleşeceği kesin tarihi verir.
  2. Değişikliği uzun süredir beklenen ve kalıcı bir gelişme olarak sunar.
  3. Değişikliğin yalnızca kısa bir süre devam edeceğini düşündürür.
Cevabı göster

Değişikliği uzun süredir beklenen ve kalıcı bir gelişme olarak sunar.

Deyimler

a second chance on Earth: yeniden başlama fırsatı

A second chance; başarısızlık, kayıp veya kötü muameleden sonra yeniden denemek için elde edilen fırsatı anlatan mecazi bir ifadedir. Burada bir halkın geleceği için kullanılır; dolayısıyla numaralı bir dizideki ikinci öğeyi değil, hayatını ve tarihini yeniden kurma fırsatını ifade eder. On Earth, bu umudu gerçek insan yaşamına yerleştirir. Başka bir gezegende veya ölümden sonraki yaşamda değil, bu dünyada yeni bir geleceğe işaret eder.

Alıştırma

Bu bağlamda a second chance on Earth ne anlama gelir?

  1. Gerçek yaşamda yeniden başlama fırsatı
  2. Dünya'dan ayrılıp başka bir gezegene gitme fırsatı
  3. Numaralı bir listede mutlaka ikinci sırada gelmesi gereken bir fırsat
Cevabı göster

Gerçek yaşamda yeniden başlama fırsatı

Are you ready to dive into Gabriel García Márquez's masterpiece? Deyimler

5:11

Gabriel García Márquez'in başyapıtına dalmaya hazır mısınız?

Deyimler

dive into Gabriel García Márquez's masterpiece: Márquez'in başyapıtını derinlemesine keşfetmek

Burada dive into mecazidir. Suya girmek değil, Márquez'in başyapıtını enerjik ve dikkatli bir şekilde okumaya ve keşfetmeye başlamak demektir. Kalıp dive into + isim ya da isim öbeğidir. Bir kitaba, konuya veya işe başlamayı etkin biçimde onun içine girme gibi gösterir; bu yüzden Are you ready...? yalnızca başlamaya dair tarafsız bir soru değil, heyecanlı bir davet gibi duyulur.

Alıştırma

"Let's dive into the report," cümlesinde dive into ne anlama gelir?

  1. yalnızca başlığına bakıp durmak
  2. onu enerjik ve dikkatli biçimde incelemeye başlamak
  3. fiziksel olarak belgenin içine atlamak
Cevabı göster

onu enerjik ve dikkatli biçimde incelemeye başlamak

You can download an audio version of 100 Years of Solitude for free by visiting audible.com/ted-ed.

5:15

audible.com/teded adresini ziyaret ederek Yüzyıllık Yalnızlık'ın sesli versiyonunu ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Every free trial created through that link helps support TED-Ed's non-profit mission.

5:22

Bu bağlantı üzerinden oluşturulan her ücretsiz deneme, TED-Ed'in kar amacı gütmeyen misyonunu desteklemeye yardımcı olur.