Neden "Yüzyıllık Yalnızlık" kitabını okumalısınız? - Francisco Díez-Buzo: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, Yüzyıllık Yalnızlık’ın ortaya çıkışını ve önemini ele alır. Büyülü gerçekçiliğin Macondo’daki doğaüstü olayları Kolombiya tarihi, tekrarlanan siyasi şiddet ve García Márquez’in aile deneyimleriyle nasıl buluşturduğunu açıklar; ardından romanın kaderciliğinden daha iyi bir dünyaya dair kalıcı umuduna geçer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. was to remember — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: was to + fiil yapısının, geçmişte kurulan anlatı bakış açısından henüz gelecekte olan bir olayı nasıl aktardığını öğrenin. Böylece yapının edebî metinlerde yarattığı kader veya önceden sezdirme tonunu fark edebilir; anı, idam mangası sahnesi ve sonraki gelişmeler arasındaki zaman ilişkisini izleyebilirsiniz. 2. while the real events of human life and history reveal themselves to be full of fantastical absurdity. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: while sözcüğünün iki karşıt olguyu nasıl yan yana getirdiğine bakın: doğaüstü olaylar sıradanmış gibi anlatılırken gerçek yaşam ve tarih fantastik ölçüde saçma görünür. Bu yapı, büyülü gerçekçiliği tanımlayan temel karşıtlığı belirlemenize ve dengeli karşılaştırmalı çözümlemeler kurmanıza yardımcı olur. 3. In spite of all this fatalism, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu ödünleyici geçişin, tekrarlanan trajedi ve görünürdeki çaresizlikten umut olasılığına yönelen bir dönüş olduğunu anlayın. in spite of ile önceki kanıtları reddetmeden bir savı sınırlandırabilir veya sonucu farklı bir yöne çevirebilirsiniz.
Bu derste
while driving to Acapulco for a vacation with his family, Dilbilgisi
0:08ailesiyle tatile gitmek üzere Acapulco'ya doğru arabasıyla yol alırken,
while driving to Acapulco for a vacation with his family, ...: ana olaydan önce bağlam vermek
Vurgulanan while yan cümlesi ana olayın zaman bağlamını verir. Ana olay gerçekleşirken ne olduğunu açıklar; ana olay virgülden sonra, abruptly turned his car around ifadesinde gelir. Driving eyleminin öznesi turned eyleminin öznesiyle aynı olduğu için İngilizcede he was atılabilir ve while + -ing kullanılabilir. Uzun bir cümleyi okurken başlangıçtaki eylemi arka plan olarak görün ve ana cümledeki temel olayı bulun.
Alıştırma
Cümleyi walk fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: While ____ home from school, Nina found a lost key.
Cevabı göster
walking
turned his car around, ...: bir aracın yönünü değiştirip geri dönmesi
turned his car around burada arabasının yönünü değiştirip geldiği yöne dönmesini sağladı anlamına gelir. His car nesnesi turn ile around arasına girer; bu nedenle bu, ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır. abruptly hareketin veya kararın aniden gerçekleştiğini gösterir. Buradaki temel anlam bir insanın dönmesi değil, aracın yön değiştirmesidir.
Alıştırma
Cümleyi turn ... around yapısını kullanarak tamamlayın: We missed the last exit, so we had to ____ the car ____.
Cevabı göster
turn · around
asked his wife to take care of the family's finances for the coming months, Kalıp ifadeler
0:17eşinden önümüzdeki aylarda ailenin mali işlerini üstlenmesini istedi
take care of the family's finances: ailenin mali işlerini yönetmek
take care of the family's finances ifadesinde take care of, “birinin iyiliğiyle ilgilenmek” değil, “bir işi ele alma veya yönetme sorumluluğunu üstlenmek” demektir. finances nesnesi bütçe, faturalar ve hesaplar gibi parayla ilgili işleri gösterir. take care of + görev, konu veya sorun yapısı çoğu zaman onu ele almak ya da gerekenin yapılmasını sağlamak anlamına gelir. Doğru anlamı seçmek için nesneye bakılır.
Alıştırma
“Maya will take care of the budget while I am away” cümlesinde take care of ne anlama gelir?
- Onu yönetme sorumluluğunu üstlenmek
- Hepsini harcamak
- Onu fiziksel zarardan korumak
Cevabı göster
Onu yönetme sorumluluğunu üstlenmek
The beginning of a new book had suddenly come to him. Kalıp ifadeler
0:24Yeni bir kitabın başlangıcı aniden aklına gelmişti.
come to him: bir fikrin birinin aklına gelmesi
Burada come to him, “zihninde belirmek” veya “aklına gelmek” anlamındadır. Özne olan The beginning of a new book bir fikirdir; bu nedenle fiziksel bir hareket söz konusu değildir. Bu yapıda fikir, cevap, anı veya sözler dilbilgisel özne olur; kişi ise come to ifadesinden sonra gelir. Yapı, düşünceyi bilinçli şekilde geliştirilmiş bir sonuçtan çok kendiliğinden ortaya çıkan bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir cevabın kendiliğinden birinin aklına geldiğini söyler?
- Luis carried the answer sheet to his teacher.
- The answer came to Luis during lunch.
- The teacher came to Luis during lunch.
Cevabı göster
The answer came to Luis during lunch.
the firing squad: kurşuna dizerek idam eden manga
Firing squad, bir kişiyi kurşuna dizerek idam etmekle görevlendirilmiş silahlı bir gruptur. Face the firing squad ifadesinde anlam, yalnızca silahlı bir askerî birlik görmek değil, idamla yüz yüze gelmektir. İfadenin resmî ve şiddet içeren anlamı, anı hemen bir ölüm kalım durumuna dönüştürür. Firing sözcüğü manganın amacını, yani kurşuna dizme işlemini gerçekleştirmeyi belirtir.
Alıştırma
İngilizce “The prisoner was led before a firing squad,” cümlesinde “a firing squad” ne anlama gelir?
- Bir kişiyi kurşuna dizerek idam etmekle görevlendirilmiş grup
- Hedefe atış çalışması yapan grup
- Yangın söndüren ekip
Cevabı göster
Bir kişiyi kurşuna dizerek idam etmekle görevlendirilmiş grup
was to remember: daha sonraki bir hatırlamayı önceden bildirmek
Bu edebî anlatıda was to remember, “daha sonra hatırlayacaktı” anlamına gelir. Anlatıcı, geçmişteki bir noktadan hikâyenin zaman çizelgesinde daha sonra gerçekleşen bir olaya doğru bakar. Was/were to + fiilin yalın hâli kalıbı, sonraki bir olayı kader veya tarih tarafından önceden şekillendirilmiş gibi sunabilir. Burada bir talimat veya yükümlülük değil, ileride olacaklara dair bir önseme sağlar.
Alıştırma
Cümleyi edebî geçmiş anlatı biçimi be to remember ile tamamlayın: Years later, he ____ this small kindness as the moment that changed his life.
Cevabı göster
was to remember
those words would blossom into 100 Years of Solitude, Deyimler
0:42bu kelimeler çiçek açıp Yüzyıllık Yalnızlık'a dönüşecek,
would blossom into: sonraki bir sonuca doğru yavaş yavaş gelişmek
Burada would blossom into, sözleri zamanla büyüyüp olgunlaşarak tamamlanmış bir romana dönüşen bir şey olarak gösterir. Blossom bir büyüme ve çiçek açma eğretilemesidir; bu nedenle değişim ani ya da mekanik değil, doğal, yaratıcı ve başarılı görünür. Would, geçmişten bakılan bir gelecek perspektifi verir: hikâyenin daha erken bir anında tamamlanmış sonuç hâlâ gelecektedir. Tarihsel bir anlatıda would + fiil yalnızca varsayımsal bir sonucu değil, daha sonra gerçekten olanları da anlatabilir.
Alıştırma
Tarihsel cümleyi would ve “yavaş yavaş gelişerek bir şeye dönüşmek” anlamındaki çiçek büyümesi ifadesiyle tamamlayın: At the time, no one knew the small idea ____ a national charity.
Cevabı göster
would blossom into
a novel that would go on to bring Latin American literature to the forefront of the global imagination, Kalıp ifadeler
0:46Latin Amerika edebiyatını küresel hayal gücünün ön saflarına taşıyacak
would go on to bring: geçmiş anlatıda daha sonraki bir sonuç
Would go on to bring, romanı daha sonra ortaya çıkan önemli bir sonuçla ilişkilendirir. Go on to + fiilin yalın hâli, sonradan gerçekleşen yeni bir eylemi, başarıyı veya sonucu belirtir; burada bring, romanın Latin Amerika edebiyatı üzerindeki sonraki etkisini anlatır. Would, bakış açısını geçmişteki daha erken bir zamanda tutar. would go on to bir bütün olarak dinleyiciye “Hikâye burada bitmedi; sonrasında bunlar oldu” mesajını verir.
Alıştırma
Biyografi cümlesini would go on to + doğru yalın fiille tamamlayın: After working as a schoolteacher, Maya ____ three award-winning novels.
Cevabı göster
would go on to write
bring X to the forefront of Y: X’i Y’nin merkezî odağı hâline getirmek
Bu cümlede bring Latin American literature to the forefront of the global imagination ifadesi, Latin Amerika edebiyatını çok görünür kılmak ve dünyanın dört bir yanındaki insanların edebiyatı düşünme biçiminde merkezi bir konuma taşımak anlamına gelir. Forefront burada fiziksel değil, mecazi anlamdadır. Başka bağlamlarda da kullanılabilen kalıp bring X to the forefront of Y şeklindedir: X’i bir tartışmanın, alanın veya ortak düşünme biçiminin başlıca odaklarından biri hâline getirmek.
Alıştırma
Cümleyi bring X to the forefront of Y kalıbındaki anahtar sözcükle tamamlayın: The investigation brought data privacy to the ____ of the national debate.
Cevabı göster
forefront
earning García Márquez the 1982 Nobel Prize for Literature. Notlar
0:52ve García Márquez'e 1982 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıracak bir romana dönüşecekti.
ana cümle, earning...: sonuç bildiren bir -ing yapısı
earning García Márquez the 1982 Nobel Prize for Literature ifadesi, virgülden sonra gelen ve daha önce anlatılan gelişmenin sonucunu sunan bir -ing yan yapısıdır. and, as a result, it earned García Márquez... biçiminde açılabilir; bu nedenle earning ayrı bir çekimli fiil değildir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen yapı ana cümle, V-ing... şeklindedir. Bir olayı ve sonucunu tek cümlede birleştirir. Burada roman ve etkisi ödülün nedeni olarak sunulurken García Márquez ödülü alan kişidir.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi earn fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The app helped thousands of users, ____ its creators a national award.
Cevabı göster
earning
1982 Nobel Edebiyat Ödülü
the 1982 Nobel Prize for Literature, 1982'de verilen Nobel Ödülü'nün edebiyat kategorisini ifade eder. 1982 ödülün verildiği yılı, for Literature ise alanını belirtir. Bu cümlede ödülün adı, García Márquez'in edebî başarısının uluslararası düzeyde büyük takdir gördüğünü gösterir; sıradan bir ödülden söz edilmez.
Alıştırma
Bu cümlede the 1982 Nobel Prize for Literature ne anlama geliyor?
- 1982'de alınan bir edebiyat ödülü
- Tüm akademik alanları kapsayan genel bir ödül
- 1982'de yayımlanan bir roman
Cevabı göster
1982'de alınan bir edebiyat ödülü
What makes 100 Years of Solitude so remarkable? Dilbilgisi
0:57Yüzyıllık Yalnızlık'ı bu kadar dikkat çekici yapan nedir?
X'i bu kadar dikkat çekici yapan nedir?
What makes X so remarkable? sorusu, X'e bu etkileyici özelliği hangi nitelik ya da nedenin kazandırdığını sorar. Burada make, yaratmak değil, bir şeyi belli bir duruma getirmek anlamındadır. Kalıp What + makes + X + so + adjective şeklindedir. What, makes fiilinin öznesi olduğundan soruda does kullanılmaz. Bir eserin, kişinin ya da olgunun neden öne çıktığını açıklamaya giriş yapmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hedef kalıpla soruyu tamamlayın: What ____ this app so useful?
Cevabı göster
makes
The novel chronicles the fortunes and misfortunes of the Buendía family over seven generations. Kelime
1:00Roman, Buendía ailesinin yedi nesil boyunca süren iyi ve kötü talihini konu alır.
chronicles the fortunes and misfortunes: zaman içindeki değişimi anlatmak
Chronicles burada fiildir. Olayları uzun bir süre boyunca gelişme sırasına göre anlatmak ya da kayda geçirmek anlamına gelir. Nesnesi the fortunes and misfortunes ifadesidir; bu, ailenin hayatındaki iyi ve kötü talih dönüşlerini anlatır. Bu ifade, romanı birkaç kopuk olaya değinen bir eser olarak değil, yedi kuşak boyunca uzanan bağlantılı bir tarihi izleyen eser olarak sunar.
Alıştırma
On yıllık değişimi izleyen bir belgeselin resmî tanıtımını en iyi hangi fiil tamamlar? The documentary ___ the neighborhood's recovery after the flood.
- tells
- chronicles
- lists
Cevabı göster
chronicles
cast of characters: bir hikâyedeki karakterlerin bütünü
Cast of characters, bir hikâyede ya da başka bir eserde yer alan kişiler veya kurgusal figürler grubudur. Large cast of characters ifadesindeki large, eserde çok sayıda farklı karakter bulunduğunu belirtir. Bir roman incelemesinde cast, “fırlatmak” anlamına gelmez. Hiçbir oyuncu onları canlandırmasa da bu ifade bir romanın karakterlerini tek bir grup olarak gösterebilir.
Alıştırma
Bir roman incelemesinde a large cast of characters ne anlama gelir?
- Çok sayıda gerçek oyuncudan oluşan bir grup
- Bir şeyi birçok kez fırlatma eylemi
- Çok sayıda karakteri olan bir hikâye
Cevabı göster
Çok sayıda karakteri olan bir hikâye
100 Years of Solitude is not an easy book to read, Dilbilgisi
1:17Yüzyıllık Yalnızlık okunması kolay bir kitap değildir,
With its ...: değerlendirmeden önce gerekçeleri sunmak
Baştaki With its ... öbeği romanın üç özelliğini bir araya getirir: cümlelerinin üslubu, çok sayıdaki karakteri ve karmaşık anlatısı. Ardından ana cümle, kitabın okunmasının kolay olmadığı değerlendirmesini verir. Burada with, «sahip olarak» ya da «nedeniyle» anlamındadır; «birlikte» anlamında değildir. Bu yapı, bir incelemede değerlendirmeyi destekleyen özellikleri önce, yargıyı ise sonra sunmayı sağlar: With + iyelik belirleyicisi + isim öbeği, ana cümle.
Alıştırma
Rehberin kendi özelliklerini gerekçe olarak sunan, dersteki iki sözcüklük başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ clear layout and practical examples, the guide is easy to use.
Cevabı göster
With its
not an easy book to read: sıfat + isim + to'lu mastar
Not an easy book to read, bir şeyle ilgili eylemin ne kadar kolay ya da zor olduğunu anlatmak için sıfat + isim + to'lu mastar kalıbını kullanır. Burada book, anlam bakımından read fiilinin nesnesidir: kitabı okumak kolay değildir. İsim anlam bakımından zaten nesne görevini üstlendiği için fiilden sonra yeniden kullanılmaz: an easy book to read denir, an easy book to read it denmez. Bu kalıp a difficult problem to solve ve an easy tool to use örneklerinde de görülür.
Alıştırma
Sıfat + isim + to'lu mastar kalıbını solve fiilinin mastarıyla tamamlayın: This is a difficult problem ____.
Cevabı göster
to solve
epic assortment of: büyük ve çeşitli bir koleksiyon
An assortment of, birkaç farklı türden şey içeren bir koleksiyon anlamına gelir. Burada romances, hepsi aynı türden olan öğeler değil, çeşitlilik gösteren bir grup olarak sunulur. Epic ifadeyi gündelik ve abartılı biçimde güçlendirir; koleksiyonun olağanüstü büyük, çarpıcı ve etkileyici görünmesini sağlar. Aşk hikâyelerini epik şiir ya da epik hikâye olarak sınıflandırmaz.
Alıştırma
Bu cümlede epic assortment of neyi vurguluyor?
- Neredeyse aynı aşk hikâyelerinden oluşan küçük bir grup
- Eski bir destan tarzında yazılmış tek bir aşk hikâyesi
- Coşkulu biçimde anlatılan büyük ve çeşitli bir koleksiyon
Cevabı göster
Coşkulu biçimde anlatılan büyük ve çeşitli bir koleksiyon
globe-trotting: dünyayı geniş çapta dolaşan
Globe-trotting, dünyanın farklı yerlerine sık sık veya geniş çapta seyahat etmek anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Mecazidir: trotting, sürekli hareket hâlinde olma konusunda canlı bir izlenim verir; gerçekten dünya üzerinde koşmak anlamına gelmez. Adventurers sözcüğünden önce kullanıldığında yolculukları birçok ülkeye veya kıtaya uzanan kişileri anlatır ve ifadeye renkli, maceracı bir ton katar.
Alıştırma
Cümleyi globe- ile başlayan ve “dünyayı geniş çapta dolaşan” anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The magazine profiles a ____ photographer who has worked in over thirty countries.
Cevabı göster
globe-trotting
and more characters named Aureliano than you'd think possible. Dilbilgisi
1:33ve tahmin edebileceğinizden çok daha fazla Aureliano adlı karakterin epik bir karışımını barındırır.
more ... than you'd think possible: beklentinin ötesinde
more ... than you'd think possible kalıbı, bir miktarın ya da derecenin şaşırtıcı ölçüde yüksek olduğunu anlatır. Burada more, characters sözcüğünü niteler ve Aureliano adlı karakterlerin beklenmedik derecede çok olduğunu vurgular. you'd think içindeki you belirli bir kişiyi değil, genel olarak herhangi bir insanı ya da okuru ifade eder. Bu kalıp, bir şeyin normal beklentileri aştığını gösterir.
Alıştırma
Harita sayısının şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu anlatacak şekilde karşılaştırmayı tamamlayın: The archive contains more maps ____ you'd think possible.
Cevabı göster
than
no mere historical drama: sıradan bir tarihî dramadan fazlası
no mere historical drama isim öbeği, sıradan bir tarihî dramadan ibaret değil anlamına gelir. Mere yalnızca ya da bundan fazlası değil demektir; no ise bu sınırlayıcı tanımı reddeder. Bu ifade genellikle eserin tarihî bir drama olduğunu inkâr etmez. Eserin daha geniş bir kapsamı, derinliği ya da önemi bulunduğu için bu etiketin yetersiz olduğunu belirtir.
Alıştırma
Yet this is no mere historical drama? cümlesinin anlamını en iyi hangi açıklama korur?
- Bu bir tarihî dramadır, ancak sıradan bir tarihî dramadan fazlasıdır.
- Bu kesinlikle bir tarihî drama değildir.
- Bu yalnızca sıradan bir tarihî dramadır.
Cevabı göster
Bu bir tarihî dramadır, ancak sıradan bir tarihî dramadan fazlasıdır.
100 Years of Solitude is one of the most famous examples of a literary genre known as magical realism. Kültür
1:40Yüzyıllık Yalnızlık, büyülü gerçekçilik olarak bilinen edebi türün en ünlü örneklerinden biridir.
known as magical realism: büyülü gerçekçilik olarak bilinen
known as, önceki ismin hangi adla veya etiketle tanımlandığını gösterir. “a literary genre known as magical realism” ifadesinde bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümlesidir ve “magical realism olarak adlandırılan bir edebî tür” anlamına gelir. Büyülü gerçekçilik, tanıdık ve gündelik bir dünyayı doğaüstü olaylar veya yeteneklerle birleştirir. Bu terim burada önemlidir; çünkü bu tür, olağanüstü unsurları hikâyenin normal gerçekliğinin bir parçası olarak ele alır.
Alıştırma
“a literary genre known as magical realism” ifadesinde known as ne işe yarar?
- türün artık kullanılmadığını söyler
- türün ünlü olması için bir neden verir
- türe adını verir
Cevabı göster
türe adını verir
Here, supernatural events or abilities are described in a realistic and matter-of-fact tone, Kelime
1:49Burada, doğaüstü olaylar veya yetenekler gerçekçi ve sıradan bir tonla tasvir edilirken,
realistic and matter-of-fact tone: gerçekçi ve sakin bir ton
“a realistic and matter-of-fact tone” bilginin nasıl sunulduğunu anlatır; her olayın kelimenin tam anlamıyla gerçek olup olmadığını anlatmaz. realistic, sade ve tanıdık bir sunumu; matter-of-fact ise şaşkınlık veya dramatik vurgu içermeyen sakin ve doğrudan bir anlatımı ifade eder. Burada alışılmadık içerik ile sakin anlatım bilinçli olarak birbirinden ayrılır: doğaüstü olaylar olağanüstüdür, ancak anlatı onları sıradan gerçekler gibi ele alır. Bu ifade tam olarak bu etkiyi vurgular.
Alıştırma
“supernatural events or abilities are described in a realistic and matter-of-fact tone” cümlesinde bu ifade esas olarak neyi tanımlar?
- olayların sakin ve doğrudan sunulma biçimi
- olayları dramatik gösteren heyecanlı bir tarz
- olayların gerçekten yaşandığının kanıtı
Cevabı göster
olayların sakin ve doğrudan sunulma biçimi
while the real events of human life and history reveal themselves to be full of fantastical absurdity. Notlar
1:55insan hayatının ve tarihinin gerçek olaylarının fantastik bir saçmalıkla dolu olduğu ortaya çıkar.
Karşıtlık bildiren while: gerçek olaylar fantastik saçmalığı ortaya çıkarır
Buradaki while, “... olduğu sırada” anlamına gelmez. Bir karşıtlığın ikinci tarafını sunar: doğaüstü olaylar sıradan ve inandırıcı biçimde anlatılabilirken gerçek insan yaşamı ve tarih fantastik derecede saçma görünebilir. Bu yan cümle, yönleri ters olan iki gözlemi yan yana getirerek bilgiyi düzenler. Böylece temel gerilim açıklık kazanır: fantastik olan gerçeklik hissi verirken gerçeklik de fantastik bir nitelik kazanır.
Alıştırma
"The app looks simple, while its settings offer many advanced tools," cümlesinde while ne işlev görür?
- İki gözlemi karşılaştırır.
- İlk gözlemin nedenini açıklar.
- Bir olayın başka bir olay sırasında gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
İki gözlemi karşılaştırır.
reveal themselves to be: gerçek niteliğin ortaya çıkması
reveal themselves to be + tümleç, çoğul bir öznenin gerçek niteliğinin veya durumunun ortaya çıkması anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri themselves, çoğul özne the real events ifadesine gönderme yapar; olaylar ayrı bir nesneyi açığa çıkarmamaktadır. Doğrudan are kullanılmasıyla karşılaştırıldığında bu yapı, açıklamayı gözlem veya gelişim sonucunda belirginleşen bir sonuç olarak sunar. Burada gerçekliğin kendisi fantastik bir saçmalıkla dolu görünmeye başlar.
Alıştırma
Cümleyi reveal themselves to be ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the investigation, the small errors ____ signs of a larger problem.
Cevabı göster
revealed themselves to be
Surreal phenomena within the fictional village of Macondo
2:02Kurgusal Macondo köyündeki gerçeküstü olaylar,
intertwine seamlessly with events taking place in the real country of Colombia. Kalıp ifadeler
2:05gerçek Kolombiya ülkesinde meydana gelen olaylarla kusursuz bir şekilde iç içe geçer.
intertwine seamlessly with: iki anlatı çizgisini pürüzsüzce iç içe geçirmek
Intertwine seamlessly with, “başka bir unsurla pürüzsüz ve doğal bir şekilde sıkı biçimde bağlantılı hâle gelmek” demektir. Intertwine iki unsuru birbirine dokunmuş gibi gösterir; seamlessly ise belirgin bir kopukluk ya da tuhaf bir geçiş olmadığını belirtir. Bu cümlede gerçeküstü olgularla Kolombiya’daki gerçek olaylar, birbirinden ayrı iki katman yerine kesintisiz tek bir anlatı oluşturur. X intertwines seamlessly with Y kalıbı birbiriyle yakından bağlantılı temaları, tarihleri, olay örgülerini veya etkileri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “pürüzsüz ve sıkı biçimde bağlantı kurmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: In the documentary, personal memories ____ national history.
Cevabı göster
intertwine seamlessly with
events taking place in: isimden sonra olayı açıklayan yapı
Taking place in ..., events sözcüğünden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. “… içinde meydana gelen” anlamına gelir ve olayların gerçekleştiği yeri belirtir. events that are taking place in ... ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Take place geçişsizdir; bu nedenle yer, in ile belirtilir. İfade bilgilendirici, tarihî ve resmî metinlerde yaygındır ve happen fiilinden biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Cümleyi isimden sonra gelen hedef öbekle tamamlayın: The report covers events ____ three cities at the same time.
Cevabı göster
taking place in
The settlement begins in a mythical state of isolation, Kalıp ifadeler
2:11Yerleşim, efsanevi bir izolasyon halinde başlar,
but is gradually exposed to the outside world, Kalıp ifadeler
2:14ancak kademeli olarak dış dünyaya maruz kalır
efsanevi bir yalıtılmışlık durumunda başlar
begins in a ... state of ... yapısında in, başlangıçta var olan durumu belirtir; fiziksel bir yeri göstermez. Burada yerleşimin başlangıçta diğerlerinden yalıtılmış olduğu anlatılır. a state of + soyut isim kalıbı, a state of confusion veya a state of emergency örneklerinde olduğu gibi bir durumu isim öbeği hâline getirir. Süren toplumsal, tarihsel veya psikolojik durumları anlatmaya uygundur.
Alıştırma
Dersin isim kalıbıyla cümleyi tamamlayın: After the conflicting instructions, the team was in ____ confusion.
Cevabı göster
a state of
facing multiple calamities along the way. Kalıp ifadeler
2:17ve bu süreçte birçok felaketle yüzleşir.
giderek dış dünyayla temas eder
Be exposed to, etkide bulunabilecek bir şeyle temas etmek veya onu deneyimlemek anlamına gelir. Burada yerleşimin kendi sınırlarının ötesindeki dünyayla giderek daha fazla karşılaşması anlatılır; yerleşimin kamuya ifşa edilmesi anlamına gelmez. Edilgen yapı be + exposed + to + isim veya -ing biçimidir. Gradually, bu temasın bir anda değil, adım adım geliştiğini gösterir.
Alıştırma
'During the exchange program, Leo was exposed to several new ideas,' cümlesinde was exposed to ne anlama gelir?
- Fotoğrafı fikirlerle birlikte kamuya açık biçimde yayımlandı.
- Fikirler ondan saklandı.
- Fikirlerle temas etti.
Cevabı göster
Fikirlerle temas etti.
facing multiple calamities along the way: süreç içinde birçok felaketle karşılaşmak
facing multiple calamities ifadesinde face, “karşılaşmak ve başa çıkmak zorunda olmak” anlamına gelir; calamities ise ciddi afetleri veya yıkıcı olayları belirtir. Multiple, birden fazla olay olduğunu gösterir. along the way burada mecazidir: gerçek bir yolun kenarını değil, daha geniş sürecin içinde olmayı anlatır. facing ... biçimindeki -ing yan cümlesi, aynı öznenin dış dünyaya giderek açılırken neler yaşadığını ekler.
Alıştırma
Burada facing multiple calamities along the way ne anlama geliyor?
- Süreç içinde birkaç büyük felaketle karşılaşmak
- Bir yolun kenarındaki birkaç felakete doğru bakmak
- Hiçbir ciddi sorun yaşamadan sona ulaşmak
Cevabı göster
Süreç içinde birkaç büyük felaketle karşılaşmak
Anlatıda zaman geçişi olarak As years pass
As years pass, “yıllar geçtikçe” anlamına gelir. as yan cümlesi, tek bir kesin anı belirtmek yerine geniş bir zaman arka planı verir. Bir anlatı cümlesinin başında kullanıldığında hikâyeyi uzun bir zaman diliminde ileri taşır ve okuru kademeli değişikliklere hazırlar. Burada yaşlanma ve ölümü, yıllar geçerken meydana gelen gelişmeler olarak çerçeveler.
Alıştırma
Dersteki zaman geçişi ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the neighborhood slowly changes.
Cevabı göster
As years pass
only to return as ghosts...: beklenmedik bir sonuç
Only to return as ghosts, önceki bir eylemden veya eylemler zincirinden sonra gelen only to + fiilin yalın hâli yapısıdır. Burada karakterler önce yaşlanıp ölür; ardından hayalet olarak geri dönmeleri beklenmedik sonuç olarak sunulur. Bu ifade, ölmek ile geri dönmek arasında belirgin bir tersine dönüş yaratır. Anlatı İngilizcesinde only to do, beklenmedik bir sonucu tek bir mastar yan cümlesi içinde sıkıştırır. Bağlama göre şaşkınlık, ironi, hayal kırıklığı veya ürpertici bir etki taşıyabilir.
Alıştırma
Bu cümlede only to return as ghosts neyi ifade ediyor?
- beklenmedik bir sonuç
- planlanmış bir amaç
- tekrarlanan bir alışkanlık
Cevabı göster
beklenmedik bir sonuç
or to be seemingly reincarnated in the next generation. Dilbilgisi
2:25veya bir sonraki nesilde görünüşte reenkarne olmak üzere.
to be seemingly reincarnated in the next generation...: edilgen mastar
To be seemingly reincarnated in the next generation, to be + past participle biçimindeki edilgen mastardır. Özne, yeniden bedenlenmeyi alan kişi olarak sunulur; seemingly ise bunun doğrulanmış bir gerçek değil, bir görünüş veya yorum olduğunu belirtir. Burada bu ifade, to return as ghosts ile bağlanan başka bir to mastarıdır. Olası doğaüstü devamlılığı kısa ve öz bir anlatı ifadesine dönüştürür.
Alıştırma
Kahramanın daha sonraki bir nesilde yeniden doğmuş olabileceğini edilgen mastarla anlatan doğru cümle hangisidir?
- The hero appears being reincarnated in a later generation.
- The hero appears to reincarnate in a later generation.
- The hero appears to be reincarnated in a later generation.
Cevabı göster
The hero appears to be reincarnated in a later generation.
When the American Fruit Company comes to town, Kültür
2:29Amerikan Meyve Şirketi kasabaya geldiğinde,
Tarihsel Bir Sinyal Olarak American Fruit Company
Burada American Fruit Company, tarafsız bir şirket adından daha fazlasıdır. Gelişi, dışarıdan gelen ticari bir gücün kasabaya girip yerel yaşamı değiştirmeye başlamasını simgeler. Bu ad, kurgusal ortama gerçek bir tarihsel katman ekler. Latin Amerika’daki yabancı meyve şirketlerinin etkisini çağrıştırır ve daha sonra görülecek plantasyonlar, emek çatışmaları ve şiddet için zemin hazırlar.
Alıştırma
Bu yorumda American Fruit Company esas olarak neyi simgeliyor?
- Dış ticari gücün ve tarihsel çatışmanın gelişi
- Sıradan bir yerel manav
- Bir karakterin meyveye kişisel ilgisi
Cevabı göster
Dış ticari gücün ve tarihsel çatışmanın gelişi
so does a romantic mechanic who is always followed by yellow butterflies. Dilbilgisi
2:32onu daima sarı kelebeklerin takip ettiği romantik bir tamirci de gelir.
so does: Önceki Eyleme Devrik Uyum
so does, ilk özneyle aynı olumlu eylemi yapan ikinci bir özneyi cümleye ekler. Burada does, comes to town ifadesinin yerini tutar; dolayısıyla so does a romantic mechanic, romantik bir tamircinin de kasabaya geldiği anlamına gelir. Kalıp so + yardımcı fiil + özne şeklindedir. Yardımcı fiil önceki cümleye ve gerektiğinde yeni özneye uyar: comes ... so does; came ... so did.
Alıştırma
'her brother does too' anlamındaki devrik uyum yapısıyla cümleyi tamamlayın: Lena plays chess every Friday, and ____ her brother.
Cevabı göster
so does
followed by yellow butterflies: edilgen betimleme
Vurgulanan bölümün merkezinde geçmiş zaman ortacı followed bulunur. who ile başlayan yan cümlede followed, is ile birleşerek edilgen is always followed by yellow butterflies yapısını oluşturur: romantik tamirci takip edilen, sarı kelebekler ise takip eden taraftır. who ile başlayan yan cümlenin tamamı mechanic sözcüğünü niteler. be + past participle + by + işi yapan kalıbı, birini ya da bir şeyi başına gelen olay üzerinden tanımlamayı ve eylemi kimin ya da neyin yaptığını belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle fotoğrafçıların oyuncunun arkasından geldiği anlamına gelir?
- Photographers were followed by the actor.
- The actor was following photographers.
- The actor was followed by photographers.
Cevabı göster
The actor was followed by photographers.
up and floats away: ani ve beklenmedik eylem
Gündelik up and + fiil kalıbında up yalnızca yön bildiren bir sözcük değildir. Bu kalıp, fiilin anlattığı eylemi suddenly veya just sözcüklerine benzer biçimde ani ya da beklenmedik olarak sunar. Burada up and floats away, genç kadının beklenmedik biçimde süzülerek uzaklaştığı anlamına gelir. Kalıp, cümleye canlı ve sözlü hikâye anlatımına özgü bir ritim katar.
Alıştırma
Hangi cümlede up and bir eylemi ani ve beklenmedik olarak sunar?
- He up and quit the team without warning.
- He walked up and closed the window.
- He looked up and saw a bird.
Cevabı göster
He up and quit the team without warning.
Although the novel moves forward through subsequent generations, Dilbilgisi
2:39Roman, birbirini izleyen nesiller boyunca ileriye doğru gitse de,
Although the novel moves forward ..., time moves ...: ödünleme ve ana görüş
Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır. İlk yan cümle, romanın sonraki kuşaklar boyunca doğrusal biçimde ilerlediğini kabul eder; ana cümle ise daha önemli gözlemi sunar: zaman neredeyse döngüsel görünür. Aktarılabilir kalıp Although A, B şeklindedir. A'nın doğru olduğu kabul edilirken merkezdeki karşıt görüş B'de verilir. Bu yapı, çözümleyici yazıda yüzeydeki bir gerçekten daha derin bir yoruma geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Although the novel moves forward ..., time moves ... yapısını en iyi hangi açıklama anlatır?
- İki cümle karşıtlık olmadan aynı görüşü tekrarlar.
- İlk yan cümle bir gerçeği kabul eder; ana cümle merkezdeki karşıt görüşü sunar.
- İlk yan cümle nedeni verir; ana cümle sonucu sunar.
Cevabı göster
İlk yan cümle bir gerçeği kabul eder; ana cümle merkezdeki karşıt görüşü sunar.
forebears: önceki kuşakları anlatan resmî bir sözcük
Forebears, bir ailenin veya topluluğun önceki kuşaklarından gelen atalar ya da kişiler demektir. Cümlede karakterler bu önceki kuşaklara benzer ve onlara ait hataları tekrarlar. Bu sözcük ancestors sözcüğüne göre daha resmî ve edebîdir; çoğu zaman miras alınmış bir tarih veya gelenek duygusu katar. Bu nedenle edebî ve tarihsel yorumlara uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede forebears resmî ve tarihsel anlamıyla doğru kullanılmıştır?
- Our forebears are the colleagues who work beside us today.
- Our forebears will be born in the next century.
- Our forebears passed these customs down through many generations.
Cevabı göster
Our forebears passed these customs down through many generations.
Strange prophecies and visits from mysterious gypsies Kelime
2:52Tuhaf kehanetler ve gizemli Çingenelerin ziyaretleri,
from mysterious gypsies: potansiyel olarak aşağılayıcı bir etnik etiketi anlamak
visits from mysterious gypsies ifadesinde from, ziyaretleri yapan kişiler olarak sunulan grubu belirtir. gypsies adı, geçmişte sıklıkla Romani halkı için ve bazı metinlerde başka gezgin gruplar için kullanılan eski bir etikettir. Günümüz İngilizcesinde bu etiket, özellikle gizem, falcılık veya sürekli dolaşma gibi kalıp yargılarla birlikte kullanıldığında eski ya da aşağılayıcı gelebilir. Burada eski moda ve egzotikleştirici betimlemeyi tanıyın, ancak bunu gerçek insanlardan söz etmek için tarafsız bir model olarak görmeyin.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Güncel bir haberde yazar, tarihî bir kaynaktan alıntı yapmadan bir Romani topluluğunu “mysterious gypsies” diye adlandırıyor.
- Uygun olmayan tarafsız ifade
- Uygun tarafsız ifade
Cevabı göster
Uygun olmayan tarafsız ifade
give way to the skirmishes and firing squads of repeated civil wars. Öbek fiiller
2:56tekrarlanan iç savaşların çatışmalarına ve idam mangalarına yerini bırakır.
give way to: bir aşama veya durumun yerini başkasına bırakması
Bu cümlede give way to, bir şeyin zayıflayıp sona ermesi ve başka bir şeyin onun yerini alması anlamına gelir. Tuhaf kehanetler ve ziyaretler odak olmaktan çıkar; iç savaş şiddetinin sahneleri odağa yerleşir. Kalıp A gives/gave way to B biçimindedir. Genellikle bir duygu, dönem, durum veya temanın önemini kaybedip başka birinin baskın hâle gelmesini anlatır. Buradaki kullanım mecazidir; birinin geçmesi için gerçekten yol vermek anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi give way to ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The early confusion gradually ____ a clear plan.
Cevabı göster
gave way to
An American Fruit Company opens a plantation near the village
3:01Bir Amerikan Meyve Şirketi köyün yakınında bir plantasyon açar
and ends up massacring thousands of striking workers, Notlar
3:04ve sonunda grev yapan binlerce işçiyi katlederek,
ends up massacring: nihai sonucu anlatan end up + -ing
ends up massacring ifadesinde end up + -ing biçimindeki fiil, massacring eylemini durumun sonunda ulaştığı sonuç olarak sunar. Şirket önce bir plantasyon açar, ancak anlatı daha sonra çok daha şiddetli bir sonuca ilerler. Bu yapı genellikle görünürdeki planın parçası olmayan veya şaşırtıcı bir sonucu vurgular; ancak tek başına sonucun kazara ortaya çıktığını kanıtlamaz. end, zamana ve özneye göre değişir: ends up massacring, ended up massacring.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We planned a short meeting, but we ____ talking for three hours.
Cevabı göster
ended up
striking workers: grevdeki işçiler
Burada striking workers, grevdeki işçiler anlamına gelir: taleplerini kabul ettirmek için topluca çalışmayı bırakmışlardır. Striking, strike fiilinin -ing biçimidir ve workers isminden önce niteleyici olarak kullanılmıştır. İş uyuşmazlığı bağlamı bu anlamı seçtirir. Strike sözcüğünün başka anlamları da vardır; bu nedenle striking sözcüğünü tek başına çevirmek yerine sözdizimini ve bağlamı kullanın.
Alıştırma
Bu cümlede striking nurses ne anlama gelir: The striking nurses asked the hospital for better staffing.
- İnsanlara vuran hemşireler
- Görünüşleri olağanüstü derecede dikkat çekici hemşireler
- Protesto amacıyla çalışmayı bırakmış hemşireler
Cevabı göster
Protesto amacıyla çalışmayı bırakmış hemşireler
mirroring the real-life Banana Massacre of 1928. Kültür
3:071928'deki gerçek Muz Katliamı'nı yansıtır.
gerçek hayattaki 1928 Muz Katliamı: tarihsel gönderme
Muz Katliamı, Aralık 1928'de Kolombiya'da gerçekten yaşanan bir olaydı. Ordu, United Fruit Company'nin muz plantasyonlarıyla bağlantılı grevci işçileri şiddet kullanarak bastırdı. Öldürülenlerin sayısı konusunda tarihî kaynaklar farklı bilgiler verir. Bu cümlede real-life, romandaki kurgusal katliamın bu tarihi yansıttığını gösterir. Bu gönderme, hikâyenin büyülü gerçekçiliğini saf bir fantezi olarak sunmak yerine gerçek emek ve siyasal şiddete dayandırır.
Alıştırma
the real-life Banana Massacre of 1928 ifadesi romandaki katliam hakkında ne gösteriyor?
- Kolombiya'da grevdeki muz işçilerine 1928'de yapılan gerçek bir saldırıyı yansıtır.
- Tarihle hiçbir bağlantısı olmayan tamamen kurgusal bir olaydır.
- Muz yetiştiriciliğinin kutlandığı bir etkinliktir.
Cevabı göster
Kolombiya'da grevdeki muz işçilerine 1928'de yapılan gerçek bir saldırıyı yansıtır.
Combined with the novel's magical realism, Anlatım akışı
3:12Romanın büyülü gerçekçiliğiyle birleştiğinde,
Combined with ..., this produces ...: etkenleri birleştirip sonuç belirtmek
Combined with the novel's magical realism, cümlenin başına yerleştirilmiş bir ortaç öbeğidir. Romanın büyülü gerçekçiliğini bu cümleden hemen önce anlatılan etkene ekler. Özne olan this, önceki etkene gönderme yapar. Ardından ana cümle this produces ..., etkenlerin ortak sonucunu belirtir. Bu kalıp, çözümleyici bir metni önceki bir noktadan yeni bir etkene, oradan da sonuca taşır: önceki etken artı X, Y sonucunu doğurur.
Alıştırma
Hedef yapıyı dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The room has no windows. ____ the dark walls, this produces a gloomy atmosphere.
Cevabı göster
Combined with
a downward spiral: kendi kendini besleyen bir kötüleşme süreci
A downward spiral, her yeni sorunun bir sonrakini doğurması nedeniyle sürekli kötüleşen bir durumu anlatan mecazdır. Downward kötüleşmeyi, spiral ise tek bir düşüşten ziyade tekrarlanan ve kendi kendini güçlendiren bir düzeni anlatır. Bu cümlede tarih, giderek kötüleşen böyle bir düzen gibi hissedildiği için ondan kaçmak zor görünür. Bu imgeyi uzayda gerçek bir hareket olarak değil, süregelen bir gerileme zinciri olarak anlayın.
Alıştırma
A downward spiral ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Ardından düzelme gelen kısa süreli bir sorun
- Hiç aksama olmadan süren istikrarlı bir gelişme
- Kendi kendini besleyerek sürekli kötüleşen bir süreç
Cevabı göster
Kendi kendini besleyerek sürekli kötüleşen bir süreç
powerless to escape: sıfat + to'lu mastar
Powerless to escape, sıfat + to'lu mastar kalıbını izler. Powerless karakterlerin güç veya denetim eksikliğini anlatır; to escape ise gerçekleştiremedikleri eylemin kaçmak olduğunu belirtir. Bu ifade, yalnızca kaçmadıkları gerçeğini değil, kaçamama hâlini anlatır. Cannot escape ile karşılaştırıldığında çaresizliği ve sınırlı denetimi daha fazla vurgular.
Alıştırma
Powerless kullanarak sıfat + to'lu mastar kalıbını tamamlayın: The local council was ____ to stop the closure.
Cevabı göster
powerless
Beneath the magic is a story about the pattern of Colombian and Latin American history from colonial times onward. Notlar
3:21Büyünün altında, Kolombiya ve Latin Amerika tarihinin sömürge döneminden itibaren olan kalıbı hakkında bir hikaye vardır.
Beneath the magic: yüzeyden daha derin anlama
Burada Beneath the magic, büyüyü eserin görünen yüzeyi olarak sunar. Ardından daha derin bir konunun, yani Kolombiya ve Latin Amerika tarihinde tekrarlanan bir örüntünün açıklanacağını bildirir. Bu nedenle beneath fiziksel bir konumu değil, bir mecazı ifade eder. Cümle başındaki Beneath X is Y kalıbı, önce yüzeydeki X'i, ardından daha derin anlam olan Y'yi sunarak bilgiyi düzenler. İnceleme ve analizlerde, bir eserin nasıl göründüğünden gerçekte ne anlattığına geçiş yapmayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede Beneath the magic neyin işaretidir?
- Büyülü yüzeyden daha derin bir tarihsel temaya geçiş.
- Büyünün tarihten önce gerçekleştiği iddiası.
- Büyülü bir nesnenin altındaki fiziksel konum.
Cevabı göster
Büyülü yüzeyden daha derin bir tarihsel temaya geçiş.
from colonial times onward: o dönemden başlayıp sonrasında devam eden
from colonial times onward ifadesinde from başlangıç dönemini belirtir, onward ise zaman aralığını bu noktanın ötesine taşır. İfade, bir şeyin sömürge döneminde başlayıp sonraki dönemlerde devam ettiğini anlatır; yalnızca sömürge dönemine gönderme yapmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp from + zaman noktası veya dönem + onward şeklindedir. Belirli bir başlangıç noktasından devam eden bir tarihi, alışkanlığı, politikayı veya eğilimi çerçevelemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Değişiklik 2015'te başladı ve sonrasında devam etti. Cümleyi tam olarak from X onward kalıbını kullanarak tamamlayın: The archive has stored all records digitally ____.
Cevabı göster
from 2015 onward
This is a history that the author experienced firsthand. Kelime
3:29Bu, yazarın bizzat deneyimlediği bir tarihtir.
experienced firsthand: doğrudan kişisel deneyim
This is a history that the author experienced firsthand cümlesinde experienced firsthand, yazarın olayları bizzat yaşadığı veya onlarla doğrudan karşılaştığı anlamına gelir. Firsthand bir zarftır ve deneyimin kaynağının doğrudan olduğunu, başka birinin aktarımı olmadığını gösterir. Bu ifade, söz konusu tarihin yazarın kendi deneyimiyle bağlantılı olduğunu; yalnızca ikinci el bilgiye veya söylentilere dayanmadığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede experienced firsthand ne anlama gelir?
- Yazar olaylarla ilk kez karşılaşmıştır.
- Yazar olayları başka birinden öğrenmiştir.
- Yazar olayları doğrudan yaşamış veya onlarla kişisel olarak karşılaşmıştır.
Cevabı göster
Yazar olayları doğrudan yaşamış veya onlarla kişisel olarak karşılaşmıştır.
between its conservative and liberal political parties. Kültür
3:37sivil çatışmalarla parçalanmış bir Kolombiya'da büyüdü.
grew up: çocukluk ortamını anlatmak
Gabriel García Márquez grew up in a Colombia ... cümlesinde grew up, grow up fiilinin geçmiş zamanıdır ve bir kişinin çocukluğunu geçirerek yetişkinliğe doğru büyümesi anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada grew up in a Colombia ... Márquez'in çocukluğunu çatışmalarla parçalanmış bir ülkenin ortamına yerleştirir. Biyografilerde grew up in ..., kişinin erken yaşam çevresiyle sonraki hayatını şekillendirmiş olabilecek deneyimleri ilişkilendirir. Bu ifade kişinin kendi gelişimini anlatır; kişinin başka birini yetiştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kişinin çocukluğuyla ilgili bu cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? She ____ in a quiet village.
- grew up
- grew
- raised
Cevabı göster
grew up
torn apart by civil conflict: ciddi iç bölünme
torn apart by civil conflict ifadesi, iç çatışmaların Kolombiya'yı ciddi biçimde böldüğünü ve ülkeye zarar verdiğini anlatır. Torn apart burada mecazidir; ülke fiziksel olarak parçalara ayrılmamıştır. Dil bilgisi bakımından torn apart by civil conflict, Colombia sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç grubudur. that was torn apart by civil conflict yapısının kısaltılmış hâlidir ve by nedeni belirtir.
Alıştırma
"a country torn apart by civil conflict" ifadesinde torn apart by neyi gösterir?
- Ülke çatışmadan sonra sakin bir şekilde yeniden düzenlendi.
- Ülke çatışma yüzünden ciddi biçimde bölündü ve zarar gördü.
- Ülkede kalıcı etkisi olmayan küçük bir anlaşmazlık yaşandı.
Cevabı göster
Ülke çatışma yüzünden ciddi biçimde bölündü ve zarar gördü.
conservative and liberal political parties: siyasi kamp etiketleri
Bu cümlede conservative and liberal political parties, iç çatışmayla bağlantılı iki karşıt Kolombiyalı siyasi cephenin adıdır. conservative ve liberal sıfatları political parties ifadesini niteler; bu nedenle burada kişilik özelliklerini değil siyasi etiketleri belirtir. Bu, civil conflict ifadesinin kişiler arasındaki sıradan bir anlaşmazlığı değil, parti saflarına ayrılmış taraflar arasındaki ülke içi siyasi şiddeti anlattığını gösterir.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede "conservative and liberal political parties" nasıl anlaşılmalıdır?
- Ülke içi çatışmaya katılan karşıt Kolombiyalı siyasi kampların etiketleri olarak.
- Bu etiketlerin her ülkede aynı politikaları temsil ettiğinin kanıtı olarak.
- İki grubun kişisel huylarının açıklamaları olarak.
Cevabı göster
Ülke içi çatışmaya katılan karşıt Kolombiyalı siyasi kampların etiketleri olarak.
and covered the 1958 Venezuelan coup d'état as a journalist. Notlar
3:43ve bir gazeteci olarak 1958 Venezuela darbesini takip etti.
covered the 1958 Venezuelan coup d'état as a journalist: bir olayı haber yapmak
Bu cümlede covered, bir olay hakkında gazetecilik yaparak bilgi toplamak ve haber yapmak anlamına gelir. Nesne önemli bir haber olayıdır; as a journalist ise mesleki rolü belirtir. Dolayısıyla ifade, darbeyi gazetecilik işi kapsamında haber yaptığını anlatır. Cover + event, story veya topic, medya dilinde yaygın bir kullanımdır. Buradaki cover, olayı fiziksel olarak örtmek anlamına gelmez; arkasından gelen isim ve gazetecilik bağlamı “haber yapmak” anlamını belirler.
Alıştırma
covered the 1958 Venezuelan coup d'état as a journalist cümlesinde covered ne anlama gelir?
- olayı haber yaptı
- üzerine fiziksel bir örtü koydu
- masrafı ödedi
Cevabı göster
olayı haber yaptı
coup d'état: ulusal siyasi gücün ani biçimde ele geçirilmesi
Coup d'état, siyaset, tarih ve haber dilinde kullanılan resmî bir terimdir. Normal anayasal sürecin dışında, bir ulusal hükümetin kontrolünü ani ve genellikle örgütlü bir şekilde ele geçirme girişimini ifade eder. Girişim başarılı da olabilir, başarısız da; temel fikir, çoğu zaman düzenli bir seçim yoluyla olmadan devlet gücünü ele geçirmeye çalışmaktır. Bu cümlede ifade, gazetecinin haber yaptığı siyasi olayı adlandırır. Bu terim genel toplumsal kargaşadan daha özeldir: protest bir karşı çıkış ifadesidir, rebellion ise daha geniş anlamda bir direniştir. Coup d'étatın temel anlamı, olağan sürecin dışında ulusal siyasi gücü ele geçirmeye çalışmaktır.
Alıştırma
Bu cümlede coup d'état ne anlama gelir?
- özel şirketler arasındaki anlaşmazlık
- kamuya açık bir karşı çıkış ifadesi
- ulusal siyasi gücün ani biçimde ele geçirilmesi
Cevabı göster
ulusal siyasi gücün ani biçimde ele geçirilmesi
But perhaps his biggest influences were his maternal grandparents.
3:48Fakat onu en çok etkileyenler belki de anneannesi ve dedesiydi.
Nicolás Ricardo Márquez was a decorated veteran of the Thousand Days War, Notlar
3:52Nicolás Ricardo Márquez, Bin Gün Savaşı'nın madalyalı bir gazisiydi,
decorated veteran: madalya almış gazi
decorated veteran ifadesinde decorated, gazinin askerlik hizmeti nedeniyle madalya ya da başka resmî onurlar aldığını belirtir. Kişinin görsel olarak süslendiği anlamına gelmez. Buradaki veteran, silahlı kuvvetlerde hizmet etmiş ve çoğu zaman artık aktif görevde olmayan kişidir. İfade bütünüyle yalnızca deneyim süresini değil, hizmetin resmen takdir edildiğini vurgular.
Alıştırma
a decorated veteran ifadesindeki decorated ne anlama gelir?
- Madalya veya resmî onurlar almış
- Kısa süre önce sivil hayattan dönmüş
- Süslerle görsel olarak güzelleştirilmiş
Cevabı göster
Madalya veya resmî onurlar almış
Thousand Days War: Kolombiya'daki Bin Gün Savaşı
The Thousand Days War, 1899 ile 1902 arasında çoğunlukla Liberal ve Muhafazakâr güçler arasında yaşanan büyük bir Kolombiya iç savaşının özel adıdır. Bu cümlede of the Thousand Days War, Márquez'in görev yaptığı çatışmayı belirtir. Bunu yalnızca çok uzun bir savaşı anlatan genel bir ifade değil, tarihî bir ad olarak tanımak, bu aile biyografisini Kolombiya'nın siyasi tarihine bağlar.
Alıştırma
Cümledeki the Thousand Days War neyi ifade eder?
- Tam olarak bin gün süren herhangi bir savaş
- Kolombiya tarihindeki belirli bir iç savaş
- Askerî gaziler arasında geçen kurgusal bir yarışma
Cevabı göster
Kolombiya tarihindeki belirli bir iç savaş
whose accounts of the rebellion against Colombia's conservative government Kelime
3:57Kolombiya'nın muhafazakar hükümetine karşı isyanla ilgili anlattıkları,
accounts of the rebellion against: accounts sözcüğünün anlatı anlamı
Burada accounts, bir olayın sözlü veya yazılı anlatımları anlamına gelir; finansal hesaplar anlamında değildir. accounts of the rebellion, isyan sırasında yaşananlarla ilgili farklı anlatıları veya anıları ifade eder. account(s) of + event kalıbı anlatılan olayı belirtir. Bu ifadede against Colombia's conservative government, isyanın kime ya da neye karşı olduğunu gösterir.
Alıştırma
accounts of the rebellion ifadesinde accounts ne anlama gelir?
- Bir internet sitesindeki kullanıcı profilleri
- Bir olayın anlatımları veya raporları
- Banka hesapları
Cevabı göster
Bir olayın anlatımları veya raporları
led Gabriel García Márquez to a socialist outlook. Kalıp ifadeler
4:01Gabriel García Márquez'i sosyalist bir görüşe yönlendirdi.
led Gabriel García Márquez to a socialist outlook: birini bir sonuca yöneltmek
Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. lead someone to + noun yapısında özne, bir kişinin bir sonuca ulaşmasına neden olur veya o sonuca ulaşmasını güçlü biçimde etkiler. Burada anlatılar, Gabriel García Márquez'in sosyalist bir bakış açısı geliştirmesini etkiledi; ifade, onun fiziksel olarak bir yere götürüldüğünü anlatmaz. Outlook, topluma veya hayata genel bir bakış biçimidir. Burada to sözcüğünden sonra a socialist outlook isim grubu gelir. Sonuç bir eylem olduğunda lead someone to + base verb biçimindeki bağlantılı yapı kullanılır; örneğin lead someone to reconsider.
Alıştırma
lead fiilinin geçmiş biçimini kullanarak lead someone to + noun yapısını tamamlayın: The new evidence ____ a different conclusion.
Cevabı göster
led the committee to
became the foundation of 100 Years of Solitude's style. Kalıp ifadeler
4:09Yüzyıllık Yalnızlık'ın üslubunun temeli oldu.
Doña: bir kadının adından önce kullanılan İspanyolca saygı unvanı
Doña, bir kadının adının ya da tam adının önüne getirilen İspanyolca bir saygı unvanıdır. Doña Tranquilina Iguarán Cotes ifadesinde kişiden saygıyla söz edildiğini ya da ona saygıyla hitap edildiğini gösterir; Tranquilina adının bir parçası değildir. İngilizce metinlerde İspanyol veya Latin Amerika kültürel ortamını korumak için Doña çoğu zaman aynen bırakılır. “Hanımefendi” gibi saygılı bir unvana kabaca benzer; ancak belirli bir kültüre özgüdür ve yalnızca Mrs. anlamına gelmez.
Alıştırma
Doña Tranquilina Iguarán Cotes ifadesinde Doña'nın işlevi nedir?
- Kadının mesleğini belirtir.
- Kadının adından önce kullanılan İspanyolca bir saygı unvanıdır.
- Kadının adının bir parçasıdır.
Cevabı göster
Kadının adından önce kullanılan İspanyolca bir saygı unvanıdır.
omnipresent superstition: her yerdeymiş gibi görünen batıl inanç
omnipresent superstition ifadesinde omnipresent, superstition sözcüğünü niteler ve “her yerdeymiş gibi görünen” anlamına gelir. Buradaki superstition, tek bir batıl inanıştan ziyade genel olarak batıl inancı veya onun etkisini ifade eder. İfade, onun batıl inançlara dayalı bakışının çevresindeki dünyaya yayıldığını anlatır. Omnipresent, fiziksel bir nesne gerçekten her yerde bulunmasa bile bir etkinin veya atmosferin her yerde hissedildiğini belirtmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
omnipresent superstition ifadesinde omnipresent ne anlatır?
- Batıl inanç tek bir gizli yerde tutuluyordu.
- Batıl inanç yalnızca bir kez ortaya çıktı ve çok az etkili oldu.
- Batıl inanışlar veya bunların etkisi her yerdeymiş gibi görünüyordu.
Cevabı göster
Batıl inanışlar veya bunların etkisi her yerdeymiş gibi görünüyordu.
became the foundation of: temel dayanak hâline gelmek
Bu cümlede became the foundation of, Doña Tranquilina Iguarán Cotes'in batıl inançlarının romanın üslubunu biçimlendiren temel bir dayanak hâline geldiğini ifade eder. Foundation burada bir binanın fiziksel temeli anlamında değil, mecazi anlamda kullanılır. A became the foundation of B kalıbı, A'yı B'nin daha sonra geliştiği veya dayandığı temel olarak gösterir. Geçici bir fikirden çok, kalıcı destek ve etkiyi vurgular.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Years of careful testing ____ the final safety standard.
Cevabı göster
became the foundation of
formed the main inspiration for: yaratıcı esin kaynağını belirtmek
Burada formed the main inspiration for, evin Macondo'yu hayal etmekte kullanılan başlıca gerçek yaşam fikir kaynağı olduğunu ifade eder. Ev, kelimenin gerçek anlamıyla kurgusal yere dönüşmemiştir. A formed the main inspiration for B kalıbında A kaynak, B ise yaratıcı sonuçtur. Formed burada “oluşturdu” anlamındadır; “fiziksel olarak şekillendirdi” anlamında değildir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The coastal village formed the main inspiration for her fictional island.
- Köy ile kurgusal ada gerçekte tamamen aynı yerdi.
- Kurgusal ada, köy için başlıca fikir kaynağıydı.
- Köy, kurgusal ada için başlıca fikir kaynağıydı.
Cevabı göster
Köy, kurgusal ada için başlıca fikir kaynağıydı.
Gabriel García Márquez found a unique way to capture the unique history of Latin America. Kalıp ifadeler
4:22Gabriel García Márquez, Latin Amerika'nın eşsiz tarihini yakalamak için eşsiz bir yol buldu.
found a unique way to capture: sanatsal temsil
Found a unique way to capture, “bir şeyi ifade etmek veya yansıtmak için özgün bir yöntem buldu” anlamına gelir. Yapı find a way to do something şeklindedir: way yöntemi, to capture ise bu yöntemle neyin gerçekleştirildiğini belirtir. Burada capture mecaz anlamda kullanılır. Edebiyat ve sanat eleştirisinde bir konunun karakterini, duygusunu veya karmaşıklığını etkili biçimde yansıtmak demektir; onu fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir eleştiride “The novel captures the mood of the era” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Roman, dönemin ruh hâlini fiziksel olarak tuzağa düşürüyor.
- Roman, dönemin ruh hâlini etkili biçimde yansıtıyor.
- Roman, dönemin bütün olaylarını sıralıyor.
Cevabı göster
Roman, dönemin ruh hâlini etkili biçimde yansıtıyor.
forced to relive the tragedies of the past. Dilbilgisi
4:33sömürge sonrası bir toplumda yaşamanın garip gerçekliğini tasvir etmeyi başardı.
post-colonial society: sömürge yönetimi sonrasında süren etkiler
Post-colonial society, resmî sömürge yönetimi sona erdikten sonra yaşayan ancak hâlâ onun etkileriyle şekillenen toplumdur. Bu etkiler arasında miras alınan kurumlar, eşitsiz güç ilişkileri, kültürel çatışmalar ve tarihsel travmalar bulunabilir. Bu cümlede terim, “strange reality” ifadesini anlamak için gereken arka planı sağlar: geçmişteki sömürgeci kalıplar ve trajediler günümüzdeki yaşamı etkilemeye devam eder. Post-colonial, bütün sömürge etkilerinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: post-colonial society yalnızca sömürge yönetiminin sona erdiği ve hiçbir kalıcı etkinin kalmadığı bir toplumdur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
forced to relive: bir şeyi yeniden yaşamaya zorlanmak
Forced to relive, edilgen be forced to + fiil yapısını, bir olayı veya etkilerini yeniden yaşamak anlamındaki relive ile birleştirir. Yeniden yaşama deneyimini kişinin seçimi olarak değil, dış koşulların dayattığı bir durum olarak sunar. Burada forced to relive the tragedies of the past, society sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. society that is forced to relive... şeklinde açılabilir. Bu ifade, toplumu kendi tarihinin tekrarlanan sonuçlarına maruz kalan taraf olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “yeniden yaşamaya zorlanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: During cross-examination, the witness was ____ the attack.
Cevabı göster
forced to relive
In spite of all this fatalism: ödünlemeli bir geçişi belirtmek
In spite of all this fatalism, cümlenin başına getirilmiş bir ödünleme ifadesidir. Önce daha önce oluşturulan kaderci bakış açısını kabul eder, ardından okuyucuyu bunun tersine giden bir sonuca hazırlar: roman hâlâ umut taşır. All this, önceki tartışmada biriken bilgilere gönderme yapar; böylece ifade eski bilgiyi yeni bir iddiaya bağlar. in spite of ile still eşleşmesi geçişi özellikle belirgin kılar: X'e rağmen Y geçerliliğini korur.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: In spite of all these setbacks, the team still expects to finish on time. Baştaki ifade ne yapıyor?
- Aksilikleri kabul ettikten sonra beklenmedik derecede olumlu bir sonuç sunar.
- Aksiliklerin ekip işi bitirdikten sonra yaşandığını gösterir.
- Ekibin neden zamanında bitirmeyi beklediğini açıklar.
Cevabı göster
Aksilikleri kabul ettikten sonra beklenmedik derecede olumlu bir sonuç sunar.
still holds hope: umudun hâlâ varlığını sürdürmesi
Bu cümlede holds, hope sözcüğünü bir romanın içinde barındırabileceği veya taşıyabileceği bir şey gibi sunar. Anlamı, umudun romanda ya da romanın mesajında hâlâ bulunmasıdır; hold burada fiziksel bir eylem değildir. still sürekliliği vurgular: çevredeki durum veya içerik karanlık görünse bile umut varlığını sürdürür. Bu yapı, umut verici bir olasılığı hâlâ barındıran bir gelecek, durum veya düşünce için de kullanılabilir.
Alıştırma
Şu cümlede still holds hope ne anlama gelir: The ending is painful, but the story still holds hope?
- Hikâye, umut adlı bir nesneyi fiziksel olarak taşıyordur.
- Hikâye bütün umut olasılıklarını ortadan kaldırmıştır.
- Umut hikâyede varlığını sürdürür.
Cevabı göster
Umut hikâyede varlığını sürdürür.
García Marquez reflected on Latin America's long history Öbek fiiller
4:41García Marquez, Latin Amerika'nın uzun sivil çatışmalar
reflected on: bir konu üzerine dikkatle düşündü
reflected on, bir konu hakkında dikkatli ve ciddi biçimde düşünmek, çoğu zaman onu anlamak veya değerlendirmek için geriye dönüp bakmak demektir. Yalnızca konudan söz etmekten daha güçlü bir anlam taşır. Yapı reflect on + konu, deneyim, karar veya soru biçimindedir. Buradaki geçmiş zaman biçimi reflected on, bu tarihi resmî bir konuşmada bilinçli düşünmenin konusu olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi reflect on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the project ended, Maya ____ what she had learned.
Cevabı göster
reflected on
civil strife and rampant iniquity: İç çatışma ve yaygın adaletsizlik için resmî ifade
civil strife, bir ülke ya da toplum içindeki, çoğu zaman siyasi veya toplumsal gruplar arasındaki ciddi çatışmayı anlatır. rampant, bir şeyin kontrolsüz biçimde yayılması demektir; iniquity ise ağır adaletsizlik ya da kötü davranış için kullanılan resmî bir sözcüktür. Bu ifade birlikte, iç çatışmayı ve ahlaki kötülüğü geniş çaplı toplumsal acı olarak sunar. Gündelik küçük bir tartışmayı ya da tek bir haksızlığı anlatmak için kullanılmaz; üslubu ağır ve güçlü bir ahlaki kınama taşır.
Alıştırma
Resmî bir tarih tartışmasında civil strife and rampant iniquity neyi anlatır?
- ciddi bir iç çatışma ve yaygın ağır adaletsizlik
- iki arkadaş arasındaki küçük bir anlaşmazlık ve tek bir haksız karar
- bir şehri nasıl iyileştireceğine dair barışçıl bir tartışma
Cevabı göster
ciddi bir iç çatışma ve yaygın ağır adaletsizlik
Yet he ended the speech by affirming the possibility of building a better world. Notlar
4:48Ancak konuşmasını daha iyi bir dünya inşa etme olasılığını teyit ederek bitirdi.
Yet he ended the speech by affirming: Sıkıntıdan umuda dönüş
Yet, önceki içeriğe karşı bir dönüşü işaret eder. Bu cümlede söylemi bir acı ve sıkıntı tarihinden umut veren bir son noktaya taşır; böylece kapanış yalnızca kronolojik değil, bilinçli olarak olumlu görünür. ended the speech by affirming, end + nesne + by + -ing yapısını kullanır: konuşmacı bir şeyi onaylama eylemiyle konuşmayı bitirmiştir. affirming, bir düşünceye duyulan inancı veya desteği kararlı biçimde ifade etmek demektir ve resmî tonu bir konuşmaya uygundur.
Alıştırma
Karşıtlık için Yet ve kapanış eylemi için end + nesne + by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Yet she affirmed the meeting by ending the team's shared goal.
- Yet she ended by the meeting affirming her shared goal.
- Yet she ended the meeting by affirming the team's shared goal.
Cevabı göster
Yet she ended the meeting by affirming the team's shared goal.
Daha iyi bir dünya kurma olasılığı
the possibility of building a better world ad öbeği, building a better world eylemini gelecekte gerçekleştirilebilecek bir eylem olarak sunar. possibility of + -ing yapısında -ing yan cümlesi, olasılığı veya uygulanabilirliği değerlendirilen eylemi belirtir. Konuşmacı bu olasılığı teyit ettiği için cümle, daha iyi bir dünyanın zaten var olduğunu söylemek yerine umutlu bir iddiayla sona erer. Bu resmî ve ad odaklı ifade, uzun vadeli hedefleri, toplumsal değişimi ve olası eylem yollarını tartışmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için build fiilinin doğru biçimini kullanın: The council discussed the possibility of ____ a safer bridge.
Cevabı göster
building
"Where no one will be able to decide for others how they die, Anlatım akışı
4:54"Kimsenin başkaları adına nasıl öleceklerine karar veremeyeceği,
To quote: doğrudan alıntıyı belirtmek
To quote, dinleyiciye sıradaki sözlerin doğrudan alıntı olduğunu bildirerek mesajı düzenleyen bir çerçeveleme ifadesidir. Anlatıcının kendi sözlerinden bir kaynaktan alınan sözlere geçildiğini gösterir; böylece alıntı, anlatının devamı değil, kanıt veya kesin bir gönderme olarak anlaşılır.
Alıştırma
Bu cümlede To quote neyi belirtir? To quote the guide, "Check the weather before you leave."
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Sıradaki sözler kaynağı doğrudan aktarır.
- Konuşmacı yeni sözlerle genel bir özet yapıyor.
Cevabı göster
Sıradaki sözler kaynağı doğrudan aktarır.
Where no one will be able to decide for others how they die: ideal bir dünyayı tanıtan where
Buradaki Where, fiziksel bir yeri soran bir soru sözcüğü değildir; hayal edilen bir dünyanın özelliğini veya koşulunu tanıtır. “Hiç kimsenin başkalarının nasıl öleceğine karar veremediği bir dünyada” anlamına yakındır. Bu yan cümle, ardından gelen diğer where cümleleriyle paralel bir dizi oluşturur ve ideal bir toplumun özelliklerini sırayla çizer. Sıradan bir yer açıklaması yapmaz.
Alıştırma
Alıntıda cümle başındaki Where esas olarak ne yapıyor?
- Anlatılan kişilerin yerini sormak.
- Hayali bir dünyayı tanımlayan bir koşul sunmak.
- Konuşmacının insanların nasıl öldüğünü ne zaman öğrendiğini göstermek.
Cevabı göster
Hayali bir dünyayı tanımlayan bir koşul sunmak.
will prove true: zamanla doğrulanan bir sonuç için prove + sıfat
will prove true yapısında prove, bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve hemen ardından true sıfatı gelir. Bu ifade, daha sonraki kanıtların, olayların veya deneyimlerin bir şeyin gerçek, güvenilir ya da doğru olduğunu göstereceği anlamına gelir; yalnızca onun şu anda doğru olduğunu söylemez. Bu vizyonda love will prove true, sevginin sadece ileri sürülen bir söz olarak kalmayıp zaman içinde gerçekliğini kanıtlayacağını anlatır.
Alıştırma
prove + adjective yapısını tamamlayın: The backup plan may ____ useful if the weather changes.
Cevabı göster
prove
and happiness be possible: paralel yan cümlede atılan will
and happiness be possible ifadesinde will kiplik yardımcı fiili, önceki where love will prove true yan cümlesinden anlaşılır. Açık ve tam biçim and happiness will be possible şeklindedir. Bu, paralel bir yapıda gapping adı verilen eksiltmedir: ikinci yan cümlede tekrarlanan yardımcı fiil atılırken be yalın biçimde kalır. Bu eksiltme iki düşünceyi daha sıkı birleştirir ve cümleye resmî, edebî bir ritim verir.
Alıştırma
İkinci yan cümlede atılan kiplik yardımcı fiilini tamamlayın: where love will prove true, and happiness ____ be possible.
Cevabı göster
will
the races condemned to 100 Years of Solitude: races sözcüğünün eski edebî anlamı
Bu edebî alıntıda races, halklar veya insan toplulukları anlamındaki eski ve geniş bir kullanımdır. Koşu yarışları anlamına gelmez ve kesin bir modern bilimsel sınıflandırma olarak okunmamalıdır. Condemned to 100 Years of Solitude, the races ifadesini niteler: bu halkları, uzun ve ortak bir yalnızlık kaderine mahkûm edilmiş gibi mecazi biçimde sunar. İfade ağırbaşlı ve simgeseldir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Günümüzde yazılan bir iş e-postasında races, birkaç kültürel topluluğu belirtmenin genellikle tarafsız ve kesin bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
at last and forever: uzun süredir beklenen ve kalıcı
At last, “uzun bir bekleyişten sonra nihayet”; forever ise “gelecekte her zaman” demektir. Yan yana getirildiklerinde yeni fırsatı hem uzun süredir beklenen hem de kalıcı bir şey olarak sunarlar. Bu eşleştirme, konuşma üslubunda güçlü bir kapanış ritmi yaratır. Yalnızca zamanı belirtmez; anı nihai ve kesin gösterir.
Alıştırma
at last and forever cümleye hangi anlamı katar?
- Değişikliğin gerçekleşeceği kesin tarihi verir.
- Değişikliği uzun süredir beklenen ve kalıcı bir gelişme olarak sunar.
- Değişikliğin yalnızca kısa bir süre devam edeceğini düşündürür.
Cevabı göster
Değişikliği uzun süredir beklenen ve kalıcı bir gelişme olarak sunar.
a second chance on Earth: yeniden başlama fırsatı
A second chance; başarısızlık, kayıp veya kötü muameleden sonra yeniden denemek için elde edilen fırsatı anlatan mecazi bir ifadedir. Burada bir halkın geleceği için kullanılır; dolayısıyla numaralı bir dizideki ikinci öğeyi değil, hayatını ve tarihini yeniden kurma fırsatını ifade eder. On Earth, bu umudu gerçek insan yaşamına yerleştirir. Başka bir gezegende veya ölümden sonraki yaşamda değil, bu dünyada yeni bir geleceğe işaret eder.
Alıştırma
Bu bağlamda a second chance on Earth ne anlama gelir?
- Gerçek yaşamda yeniden başlama fırsatı
- Dünya'dan ayrılıp başka bir gezegene gitme fırsatı
- Numaralı bir listede mutlaka ikinci sırada gelmesi gereken bir fırsat
Cevabı göster
Gerçek yaşamda yeniden başlama fırsatı
Are you ready to dive into Gabriel García Márquez's masterpiece? Deyimler
5:11Gabriel García Márquez'in başyapıtına dalmaya hazır mısınız?
dive into Gabriel García Márquez's masterpiece: Márquez'in başyapıtını derinlemesine keşfetmek
Burada dive into mecazidir. Suya girmek değil, Márquez'in başyapıtını enerjik ve dikkatli bir şekilde okumaya ve keşfetmeye başlamak demektir. Kalıp dive into + isim ya da isim öbeğidir. Bir kitaba, konuya veya işe başlamayı etkin biçimde onun içine girme gibi gösterir; bu yüzden Are you ready...? yalnızca başlamaya dair tarafsız bir soru değil, heyecanlı bir davet gibi duyulur.
Alıştırma
"Let's dive into the report," cümlesinde dive into ne anlama gelir?
- yalnızca başlığına bakıp durmak
- onu enerjik ve dikkatli biçimde incelemeye başlamak
- fiziksel olarak belgenin içine atlamak
Cevabı göster
onu enerjik ve dikkatli biçimde incelemeye başlamak
You can download an audio version of 100 Years of Solitude for free by visiting audible.com/ted-ed.
5:15audible.com/teded adresini ziyaret ederek Yüzyıllık Yalnızlık'ın sesli versiyonunu ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
Every free trial created through that link helps support TED-Ed's non-profit mission.
5:22Bu bağlantı üzerinden oluşturulan her ücretsiz deneme, TED-Ed'in kar amacı gütmeyen misyonunu desteklemeye yardımcı olur.