Pembe Mavi'ye Karşı Spor Günü 🐷💙💗 Peppa Pig Masalları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın oyun grubundaki Spor Günü’nde pembe ve mavi takımlar çuval yarışı, yumurta-kaşık yarışı ve halka atma oyununda yarışır. Puanlar değişip çocuklar hem kazanmayı hem kaybetmeyi yaşarken hikâye, elinden geleni yapmanın ve eğlenmenin sonuçtan daha önemli olduğu fikrine ulaşır; takımlar altın ve gümüş madalya alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Sports Day — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun yalnızca egzersiz yapılan bir gün değil, okul veya okul öncesi kurum tarafından düzenlenen yarışmalı bir spor etkinliği olduğunu anlayın. Böylece takımlar, yarışlar, puanlar ve madalyalarla ilgili ifadeleri doğru etkinlik bağlamında yorumlayabilirsiniz. 2. finding it difficult to run fast and balance her egg. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: find it difficult to do yapısını, it biçimsel nesnesiyle birlikte bir görevi zor bulmayı anlatan doğal bir kalıp olarak tanıyın. Kalıbı tek bir eylemin veya aynı anda koordine edilmesi gereken birden fazla hareketin güçlüğünü anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. Don't worry about winning. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu sözün rekabet baskısı hisseden kişiyi rahatlattığını ve odağı sonuçtan uzaklaştırdığını anlayın. Başkasına güven vermek ve çaba, eğlence ya da başka bir önceliği öne çıkarmak için bu kalıptan yararlanabilirsiniz.
Bu derste
Sports Day: okul spor etkinliği
Bu okul ortamında Sports Day, çocukların takımlara ayrılıp yarışlara veya oyunlara katıldığı, okulun ya da anaokulunun düzenlediği spor etkinliği anlamına gelir. Bu bir etkinlik adıdır; yalnızca egzersiz yapılan sıradan bir gün ya da ülke çapında bir resmî tatil değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Sports Day neyi ifade ediyor?
- Yarışların ve oyunların yapıldığı bir okul etkinliği
- Ülke çapında bir resmî tatil
- Birinin egzersiz yapmaya karar verdiği sıradan bir gün
Cevabı göster
Yarışların ve oyunların yapıldığı bir okul etkinliği
There is ...: bir sahnede ne olduğunu tanıtmak
There is, bir sahnedeki kişi ya da nesneyi yeni bilgi olarak tanıtır. Burada cümle pembe takımı ve mavi takımı tanıtır; there sözcüğü dil bilgisel bir yer tutucudur, «orada» anlamındaki yer sözcüğü değildir. Günlük İngilizcede ilk öge tekil olduğunda konuşanlar listeye çoğu zaman There is ile başlar; a pink team and a blue team buna örnektir. Ögeler birlikte sayılırsa doğrudan çoğul biçim olan There are two teams kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sahneye yeni bir nesneyi doğal biçimde tanıtır?
- There are a blue umbrella by the door.
- The blue umbrella is there by the door.
- There is a blue umbrella by the door.
Cevabı göster
There is a blue umbrella by the door.
trying to win: bir hedef için çaba göstermek
try to + fiilin yalın biçimi yapısında try, çaba göstermek anlamına gelir. Trying to win, çabanın şu anda sürdüğünü; win ise hedefi belirtir. Bu ifade onların zaten kazandığı anlamına gelmez. Sonuç hâlâ belirsizdir.
Alıştırma
Cümleyi, şu anda süren bir çabayı gösteren try to biçimiyle tamamlayın: Leo is ____ open the stuck jar.
Cevabı göster
trying to
gold medals: yarışmanın en yüksek ödülleri
Gold medals, özellikle spor karşılaşmalarında verilen yarışma ödülleridir. Gold, genellikle birinciliğe veya kazanan bir performansa verilen en yüksek madalya düzeyini belirtir. Burada medals, sıradan altın renkli nesneleri değil, ödülleri ifade eder. Yaygın madalya sıralamasında altın, gümüşten üstündür.
Alıştırma
Bu cümlede gold medals ne anlama gelir?
- genellikle birinciye verilen yarışma ödülleri
- altın renkli süsler
- sıradan metal parçaları
Cevabı göster
genellikle birinciye verilen yarışma ödülleri
I'm going to win: kendinden emin bir tahmin için be going to
I'm going to win cümlesinde am going to + yalın fiil win gelecekteki bir sonucu gösterir. Burada konuşan kişi kazanacağını kendinden emin biçimde öngörür; going bir yere gitmeyi anlatmaz. be going to + yalın fiil, bir niyeti veya güçlü bir dayanağı olduğu düşünülen tahmini ifade etmek için kullanılır. be özneye göre değişir: I am, she is, they are.
Alıştırma
I'm going to win burada ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi gelecekte kazanacağını kendinden emin biçimde öngörüyor.
- Konuşan kişi zaten kazandı.
- Konuşan kişi win adlı bir yere gidiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi gelecekte kazanacağını kendinden emin biçimde öngörüyor.
Rebecca Rabbit is finding the sack race quite difficult. Notlar
0:19Tavşan Rebecca çuval yarışını epey zor buluyor.
finding the sack race quite difficult: find + nesne + sıfat
finding the sack race quite difficult ifadesinde finding, «aramak» değil, «deneyimleyip değerlendirmek» anlamına gelir. Yapı find + nesne + sıfat şeklindedir: the sack race nesnedir, quite difficult ise değerlendirmeyi belirtir. İlerleyen zaman biçimi finding, bu değerlendirmenin Rebecca'nın o anki deneyiminin bir parçası olduğunu gösterir. Burada quite, difficult sözcüğünü güçlendirerek «epey» veya «oldukça zor» anlamı verir.
Alıştırma
Hangi cümlede find kişisel bir değerlendirme belirtmek için kullanılmıştır?
- I'm looking for my pencil.
- I find this puzzle surprisingly easy.
- I found my pencil under the desk.
Cevabı göster
I find this puzzle surprisingly easy.
sack race: çuvalın içinde yapılan yarış
sack race, her katılımcının bacaklarını bir çuvalın içine koyup bitiş çizgisine doğru zıplayarak ilerlediği bir yarıştır. Çuval normal şekilde koşmayı engellediği ve denge kurmayı zorlaştırdığı için Rebecca bu yarışı zor buluyor. Burada sack race bütün etkinliğin adıdır; sıradan bir çuvalı bulma veya taşıma yarışı değildir. Aynı tür çocuk etkinliklerini başka bağlamlarda anlatırken de bu ifadeyi kullanabilirsin.
Alıştırma
sack race nedir?
- Mümkün olduğunca çok çuval toplama yarışı
- İnsanların çuvallarla su taşıdığı yarış
- İnsanların çuvalların içinde zıplayarak bitiş çizgisine gittiği yarış
Cevabı göster
İnsanların çuvalların içinde zıplayarak bitiş çizgisine gittiği yarış
Emily Elephant on the pink team has won the sack race. Notlar
0:26Pembe takımdan Fil Emily çuval yarışını kazandı.
on the pink team: takım üyeliği
on the pink team, Emily'nin pembe takımın bir üyesi olduğu anlamına gelir. İngilizcede on a team bir takıma ait olmayı anlatır; buradaki on, takımın fiziksel olarak üstünde olmak anlamına gelmez. Bu ifade Emily'nin hangi takımda olduğunu belirtir; ana cümle ise onun neyi kazandığını söyler. Aynı yapı başka takım adlarıyla da kullanılır: on the blue team veya on our team.
Alıştırma
Bir okul spor gününde Maya'nın mavi takıma ait olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Maya is on the blue team.
- Maya is under the blue team.
- Maya is at the blue team.
Cevabı göster
Maya is on the blue team.
has won: tamamlanmış ve şu anda sonucu olan bir galibiyet
Has won, has + geçmiş zaman ortacı won yapısından oluşan present perfect biçimidir. Burada çuval yarışının bittiğini ve kazananın Emily olduğunu belirtir. Bu biçim, galibiyeti takımın mevcut puanı gibi şu anda önemli olan bir sonuç olarak sunar. Emily’nin hâlâ yarıştığı veya sadece önde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Maç az önce bitti. Tamamlanmış galibiyeti şu anda önemli olan bir sonuç şeklinde açıklayan cümle hangisidir?
- The blue team has won the final.
- The blue team will win the final.
- The blue team is winning the final.
Cevabı göster
The blue team has won the final.
did your best: birinin elinden geleni yaptığını kabul etmek
Do your best, yapabileceğiniz en büyük çabayı göstermek anlamına gelir. Did your best bunun geçmiş zaman biçimidir ve iyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I did my best, she did her best. You did your best. cümlesinde konuşan kişi, olay bittikten sonra dinleyenin gösterdiği çabaya odaklanır. Sonuç hayal kırıklığı yarattığında teselli veya teşvik amacıyla sıkça kullanılır. Buradaki best, dinleyeni diğer insanlarla karşılaştırmaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız elinden geldiğince çalıştı ama kazanamadı. do one's best ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle teşvik cümlesini tamamlayın: You ____.
Cevabı göster
did your best
can still win... hâlâ kazanma ihtimali
And we can still win cümlesindeki can still win, daha önce bir aksilik yaşanmış veya durum zor olsa bile kazanmanın hâlâ mümkün olduğunu belirtir. can olasılığı ya da yeterliliği, still ise bu olasılığın devam ettiğini gösterir. Bu ifade hâlâ bir şans olduğunu söyler; kazanmayı garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede can still win ne anlama geliyor?
- Bir aksilikten sonra bile hâlâ kazanma şansı var.
- Kazanmak için takım tamamen hareketsiz kalmalı.
- Takım zaten kazandı.
Cevabı göster
Bir aksilikten sonra bile hâlâ kazanma şansı var.
it is time for... sıradaki etkinliği duyurmak
Now it is time for the egg and spoon race cümlesinde it is time for + isim öbeği, etkinliğin başlaması gerektiğini veya bir etkinliğin sıradaki bölümü olduğunu bildirir. Bir etkinlikten diğerine geçiş yapmak için kullanılır. Burada for, etkinliğin adı olan the egg and spoon race ifadesini tanıtır; bir neden belirtmez.
Alıştırma
Öğle yemeğinin şimdi başlaması gerektiğini doğru biçimde bildiren cümle hangisidir?
- It is time for lunch.
- It is time to lunch.
- It is time for eat lunch.
Cevabı göster
It is time for lunch.
egg and spoon race: yumurta-kaşık yarışı
Egg and spoon race, her yarışmacının bir yumurtayı kaşık üzerinde dengede tutarak ilerlediği ve düşürmemeye çalıştığı bir çocuk yarışıdır. Bu nedenle hem hız hem de denge önemlidir. Burada egg and spoon race bütün etkinliğin adıdır; bir yumurta ile bir kaşığın basitçe sıralanması değildir.
Alıştırma
Bir egg and spoon race sırasında yarışmacılar ne yapar?
- Yarışmacılar yumurtayı kaşıkla yer.
- Yarışmacılar bir yumurtayı kaşık üzerinde dengede tutarak ilerler.
- Yarışmacılar yumurta olmadan yalnızca kaşıkla koşar.
Cevabı göster
Yarışmacılar bir yumurtayı kaşık üzerinde dengede tutarak ilerler.
But Peppa is finding it difficult to run fast and balance her egg. Dilbilgisi
0:50Ama Peppa hem hızlı koşup hem de yumurtasını dengede tutmakta zorlanıyor.
find it difficult to do: bir görevi zor bulmak
find it difficult to do kalıbı, bir eylemi veya görevi zor bulduğunuzu anlatır. Örnekte is finding kullanılır çünkü Peppa'nın o anda yaşadığı zorluk anlatılmaktadır. It biçimsel ya da geçici nesnedir; yumurtayı göstermez. Asıl içerik to run fast and balance her egg mastar yapısındadır ve run ile balance eş görevli iki eylemdir.
Alıştırma
find it difficult to do kalıbındaki biçimsel nesneyi kullanarak cümleyi tamamlayın: I find ____ difficult to follow the instructions when everyone is talking.
Cevabı göster
it
Don't drop: yumurtayı düşürme
Don't drop olumsuz emir yapısıdır: don't + fiilin yalın hâli, birine bir şeyi yapmamasını söyler. Burada drop, yumurtayı düşürmek anlamındadır; yani konuşan kişi yumurtanın düşmemesi için doğrudan uyarıda bulunuyor. Bu yapı konuşmada kısa talimatlar ve uyarılar için kullanılır. Tonlamaya ve duruma göre nazik bir tavsiye ya da sert bir emir gibi duyulabilir.
Alıştırma
Birine topu düşürmemesini söyleyen cümle hangisidir?
- Don't drop the ball.
- Don't dropped the ball.
- Don't put down the ball.
Cevabı göster
Don't drop the ball.
Slow down: yavaşla
Slow down, hızı veya tempoyu azaltmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Slow down Danny cümlesinde Danny'ye yöneltilmiş bir emir olarak kullanılır; konuşan kişi ondan daha yavaş hareket etmesini ister. Buradaki down aşağı doğru hareketi değil, hızın azalmasını anlatır. Slow down yalnızca hareket için değil, konuşma hızı veya bir etkinliğin temposu için de kullanılabilir.
Alıştırma
Birinden doğal bir şekilde daha yavaş hareket etmesini isteyen cümle hangisidir?
- Slow Danny, please.
- Slowly down, please.
- Slow down, please.
Cevabı göster
Slow down, please.
too slow: kabul edilebilirden daha yavaş
too slow ifadesindeki too, kabul edilebilir ya da işe yarar düzeyden daha yavaş anlamını verir. Bu ifade yalnızca yavaşlığın derecesini anlatmaz; hızın bir sorun olduğuna dair değerlendirme de yapar. too + sıfat yapısı genellikle istenmeyen bir sonuca işaret eder. Burada don't go too slow, hedefe zarar verecek kadar yavaş ilerlememek için yapılan bir uyarıdır.
Alıştırma
Hızın durum için kabul edilebilir olandan daha yavaş olduğunu hangi cümle anlatır?
- This computer is too slow for the game.
- This computer is slow.
- This computer is very slow.
Cevabı göster
This computer is too slow for the game.
We did it: ortak bir başarıyı kutlamak
We did it, ortak bir hedef başarıyla tamamlandıktan sonra kullanılan yaygın bir kutlama ifadesidir. Grubun başarılı olduğu veya hedefe ulaştığı anlamına gelir; çoğu zaman rahatlama, gurur ya da heyecan taşır. it, bağlamdan zaten anlaşılan göreve veya zorluğa işaret eder. Bu kullanımda ayrı bir nesne olarak çevrilmesi gerekmez.
Alıştırma
Bir ekip zor bir projeyi birlikte henüz bitirdi. We did it! en doğal olarak ne anlama gelir?
- Yarın tekrar denemeyi planlıyoruz.
- Hedefi başarıyla tamamladık.
- Göreve daha yeni başladık.
Cevabı göster
Hedefi başarıyla tamamladık.
a draw between the two teams: iki takım arasında beraberlik
Burada a draw, iki takımın da aynı skora sahip olduğu bir spor durumu ya da sonucudur. Hiçbir taraf önde değildir; oyun bittiyse hiçbir taraf kazanmamıştır. Resim yapmak veya rastgele bir seçim yapmak anlamına gelmez. Between the two teams, eşit durumda olan iki tarafı belirtir. a draw between A and B kalıbı, berabere kalan iki rakibi adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi spor adı olan draw ile tamamlayın: Both teams scored twice, so the match ended in ____.
Cevabı göster
a draw
ring toss: hedefe halka atma oyunu
Ring toss, oyuncuların halkaları bir kazığa, kancaya, şişeye veya başka bir hedefe doğru atıp hedefin çevresine geçirmeye çalıştığı bir oyundur. Bu oyun adında toss, bir hedefe doğru yapılan kısa ve hafif bir atışı anlatır. Ring toss etkinliğin adıdır; bir halkayı çöpe atma talimatı değildir.
Alıştırma
Ring toss nedir?
- Oyuncuların takıları sakladığı bir oyun
- Oyuncuların halkaları bir hedefe doğru attığı bir oyun
- Bir halkayı çöpe atma talimatı
Cevabı göster
Oyuncuların halkaları bir hedefe doğru attığı bir oyun
Whichever team hooks the most rings onto the wooden stick will win Sports Day. Notlar
1:59Tahta çubuğa en çok halkayı geçiren takım Spor Günü'nü kazanacak.
Whichever team ... will win: kazanan takımı belirleyen koşul
Whichever team hooks the most rings onto the wooden stick ifadesinin tamamı will win fiil grubunun öznesidir. Whichever team, “sonunda hangisi olduğu fark etmeksizin koşulu sağlayan takım” anlamına gelir; soru sormaz. team sözcüğünden sonraki bölüm kazanma koşulunu verir. Bir takım çubuğa en fazla halkayı geçirdiğinde sonucu o takım elde eder: Spor Günü’nü kazanır. Bu yapı, henüz bilinmeyen bir seçeneği veya kazananı ardından gelen sonuca bağlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, henüz bilinmeyen bir kazananla ilgili kuralı whichever kullanarak bildirir?
- Whichever team scores the most points will win.
- Which team will score the most points?
- Every team will receive the same score.
Cevabı göster
Whichever team scores the most points will win.
hook A onto B: bir şeyi başka bir şeye takmak veya geçirmek
hooks the most rings onto the wooden stick ifadesinde hook bir fiildir. İsim olan “kanca” anlamından farklı olarak halkaların çubuğa takılmasını veya çubuğun çevresine geçmesini anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp hook A onto B’dir: A’yı hareket ettirerek veya sabitleyerek B’ye takmak, asmak ya da B’nin çevresine geçirmek. Onto, yeni takılı konuma doğru hareketi gösterir; A hareket ettirilen nesne, B ise destek veya hedeftir.
Alıştırma
Cümleyi hook A onto B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Leo ____ the lantern ____ a branch.
Cevabı göster
hooked · onto
one point for each team: her takıma bir puan
One point for each team, her takımın bir puan aldığı anlamına gelir. Each, one point miktarını her takıma ayrı ayrı uygular; bu yüzden iki takım varsa toplamda iki puan verilmiş olur. point(s) for + kişi veya takım kalıbı, puanı kimin aldığını duyurur. Buradaki for, puanı alan kişi veya takımla ilişkilendirir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle her takımın ayrı ayrı bir puan aldığını duyurur?
- That's one point for each team.
- That's one point for the winning team.
- That's one point for one team.
Cevabı göster
That's one point for each team.
it's your turn: sıra sende
it's your turn, hitap edilen kişi ya da grubun sıradaki eylemi yapacağını belirtir. Burada turn, bir sıra içindeki hakkı ifade eder; dönme hareketini değil. Örnekte Rebecca ve Freddy'ye birlikte hitap edildiği için your ikisini de kapsar. İngilizcede your bir kişiye de birden fazla kişiye de gönderme yapabilir. Eylemi belirtmek için to + fiil eklenir: It's your turn to throw.
Alıştırma
Sıranın Sam'de olduğunu anlatmak için bu masa oyunu hatırlatmasını hedef ifadeyle tamamlayın: Sam, ____ to roll the dice.
Cevabı göster
it's your turn
if I miss, we'll lose: gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşul
If yan tümcesi gerçekten mümkün olan bir koşulu anlatır: konuşan kişi atışı ıskalayabilir. Burada miss, birini özlemek değil, hedefi tutturamamak veya sayı yapamamak anlamındadır. Bu tür bir gelecek tahmininde koşul kısmında if + geniş zaman, sonuç kısmında will + fiilin yalın hâli kullanılır: if I miss, we'll lose. Bu anlamda will normalde if yan tümcesinin içinde kullanılmaz.
Alıştırma
Miss ve lose fiillerini doğru biçimlere getirerek gerçek gelecek koşulunu tamamlayın: If Maya ____ the final shot, her team ____ the game.
Cevabı göster
misses · will lose
Don't worry about winning: kazanma baskısını azaltmak
Don't worry about winning, kazanma baskısı hisseden birini rahatlatır. Kişiden zaferi başlıca kaygı kaynağı hâline getirmemesini ister; böylece rahatlayıp katılmaya odaklanabilir. Ona yarışmayı bırakmasını söylemez veya sonuçların hiçbir zaman önemli olmadığını iddia etmez. worry about + isim veya -ing biçimi yapısında about sözcüğünden sonraki bölüm kaygının konusunu belirtir. Winning, kazanma eylemini veya hedefini ifade eder.
Alıştırma
Bir arkadaşınız birinci olmak zorunda olduğunu düşündüğü için gergin. Hangi yanıt bu baskıyı en iyi şekilde azaltır?
- Winning never matters, so leave the race.
- Don't worry about winning. Just do your best.
- You must win, so don't make any mistakes.
Cevabı göster
Don't worry about winning. Just do your best.
have lots of fun: çok eğlenmek
Have fun, “eğlenmek” veya “bir etkinliğin tadını çıkarmak” için kullanılan doğal ve kalıplaşmış ifadedir. lots of eklendiğinde anlam güçlenir: have lots of fun, “çok eğlenmek” demektir. Burada have, bir şeye sahip olmak anlamına gelmez. Bu ifade, yalnızca sonuca odaklanmak yerine deneyimin tadını çıkarmayı teşvik eder.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle dileği tamamlayın: I hope you ____ at the party.
Cevabı göster
have lots of fun
had a lot of fun anyway: sonuca rağmen çok eğlenmek
Had a lot of fun, have a lot of fun ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlenin sonunda anyway, “olanlara rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Hayal kırıklığı yaratan bir sonucu kabul eder ve ardından olumlu ifadenin hâlâ geçerli olduğunu gösterir: sonuç ideal değildi ama deneyim yine de keyifliydi. Bu kullanım, bir aksiliği olumlu yönden yeniden değerlendirmeyi sağlar.
Alıştırma
“The movie was too long, but I enjoyed it anyway,” cümlesinde anyway neyi gösterir?
- Uzun olmasına rağmen filmi yine de beğendim.
- Filmi dikkatsiz bir şekilde izleyip keyif aldım.
- Film uzamadan önce ondan keyif aldım.
Cevabı göster
Uzun olmasına rağmen filmi yine de beğendim.
Övgü ifadesi olarak Well done
Well done, başarılı bir davranış veya iyi bir sonuç için birini övmekte kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada pembe takımın performansı övülüyor. Bu iki sözcüğü tek bir övgü ifadesi olarak anlamak gerekir: done yalnızca bir şeyin bittiğini bildirmez. Virgülden sonra övülen kişinin adı veya grubun adı getirilebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen iki sözcüklü övgü ifadesiyle tamamlayın: ____, Maya! You solved the puzzle.
Cevabı göster
Well done
get gold medals: get, “almak” anlamında
get gold medals ifadesinde get, madalyalar ödül olduğu için “almak” veya “verilmek” anlamındadır. Burada gidip madalyaları getirmenin kastedildiği anlamına gelmez. Get, günlük konuşmada ödül, hediye, puan veya fırsat elde etmeyi anlatan yaygın ve basit bir fiildir. Çoğul gold medals, birden fazla madalya verildiğini gösterir.
Alıştırma
"The winners get gold medals," cümlesinde get ne anlama gelir?
- madalyaları ödül olarak almak
- madalyaları yapmak
- gidip madalyaları getirmek
Cevabı göster
madalyaları ödül olarak almak
did really well too: başka birini de övgüye katmak
Did really well, birinin çok başarılı bir performans gösterdiği anlamına gelir. Burada did, do well yapısındaki do fiilinin geçmiş zaman biçimidir; really ise övgüyü güçlendirir. Sondaki too, ‘de/da’ anlamındadır: Mavi takımı daha önce başka bir takım için yapılan olumlu değerlendirmeye ekler. Takımın fazladan başka bir eylem yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia’yı da aynı övgüye eklemek için hedef ifadeyi kullanın: Noah played well, and Mia ____.
Cevabı göster
did really well too
So they get silver medals: so bir sonuç bildirir
Burada cümle başındaki So, ardından gelen bilginin önceki bilginin sonucu olduğunu gösterir. Mavi takımın performansı az önce değerlendirilmiştir ve gümüş madalyalar bunun sonucundaki ödül olarak sunulur. so düşünceleri bu şekilde bağladığında dinleyiciyi bir neden veya durumdan onun sonucuna götürür: önce neden ya da durum, sonra sonuç. Cümlenin başındaki işlevsiz bir sözcük değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede so bir nedeni onun sonucuna bağlıyor?
- So, what time does the bus leave?
- The bus was late, so we missed the first song.
- The bus was late, but we still arrived early.
Cevabı göster
The bus was late, so we missed the first song.
The pink team and the blue team love Sports Day.
3:17Pembe takım ve mavi takım Spor Günü'nü çok seviyor.
Everyone loves Sports Day: ortak duyguyu özetleyen olumlu bir kapanış
Burada Everyone loves Sports Day, hikâyeyi bitiren bir özet cümlesidir. Yeni bir olay eklemek yerine, farklı karakterlerin yaşadıklarını o günle ilgili ortak ve olumlu bir duyguda birleştirir. Everyone, hikâye anlatımında geniş bir genellemedir. Hikâyenin her kişiyi aynı şeyi söylerken tek tek göstermesi gerekmez. Bunun gibi kısa ve genel bir cümle, dinleyiciye hem hikâyenin genel duygusunu hem de sahnenin bittiğini anlatır.
Alıştırma
Bir hikâyede Mia neşeyle uçurtma uçuruyor, Leo gülümseyerek futbol oynuyor ve Ava okul pikniğinde arkadaşlarıyla gülüyor. Ortak olumlu duygularını özetleyerek hikâyeyi en iyi bitiren cümle hangisidir?
- Everyone had a wonderful time at the picnic.
- Mia flew a bright red kite.
- The picnic started at ten o'clock.
Cevabı göster
Everyone had a wonderful time at the picnic.