Nasıl Daha Hızlı Öğrenilir: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
783 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Bu video el yazısı, uyku, egzersiz ve anımsatıcıları daha iyi hafızayla ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pick up a new skill — Öbek fiiller: pick up ifadesinin bir şeyi kaldırmak değil, beceri edinmek olduğunu anlayın ve dil, çalgı ya da spor için kullanın. 2. the weirder the sentence is, the better, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki the + karşılaştırma yapısının iki değişimi bağladığını fark edin; burada cümle tuhaflaştıkça daha kolay hatırlanır. 3. Here's a no-brainer. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bu gündelik ifadenin bir öneriyi açık gösterdiğini anlayın; sözcüğü sözcüğüne yorumlamayın veya resmî bağlamda kullanmayın.

Bu derste

This episode is supported by brilliant.org.

0:00

Bu bölüm brilliant.org tarafından desteklenmektedir.

Whether you're headed back to school Dilbilgisi

0:03

İster yeniden okula başlayacak olun,

or just wanting to pick up a new skill Öbek fiiller

0:04

ister yalnızca yeni bir beceri edinmek isteyin,

like a language or an instrument,

0:06

örneğin bir dil öğrenmek ya da bir enstrüman çalmak gibi,

learning new things is amazing.

0:07

yeni şeyler öğrenmek harikadır.

Dilbilgisi

Whether ... or ...: iki olasılık için aynı sonuç

Bu cümlede whether iki olası durumu tanıtır: okula geri dönmek veya yeni bir beceri öğrenmeyi seçmek. Ana ifade olan learning new things is amazing, iki durumda da doğru bir yargı olarak sunulur. Aktarılabilir kalıp Whether A or B, C biçimindedir. Dinleyiciden A ile B arasında seçim yapmasını istemez; hangi olasılık geçerli olursa olsun C'nin doğru kalacağını gösterecek biçimde cümleyi düzenler.

Alıştırma

Sonucun iki durumda da aynı olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ we meet online ____ in person, the lesson will start at nine.

Cevabı göster

Whether · or

Öbek fiiller

Pick up a new skill: yeni bir beceri öğrenmeye başlamak

Burada pick up, öğrenmek veya edinmek anlamına gelir. Bu nedenle pick up a new skill, dil ya da enstrümanla ilgili bir yetenek gibi yeni bir beceri kazanmaya başlamak demektir. Bir şeyi fiziksel olarak kaldırma anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp pick up + beceri, dil, teknik veya bilgi biçimindedir. Dersler de işin içinde olabilir, ancak çoğu zaman yavaş yavaş, rahat bir şekilde veya deneyim yoluyla öğrenmeyi ima eder.

Alıştırma

Hangi cümlede pick up, bilgi veya beceri öğrenmek ya da edinmek anlamında kullanılmıştır?

  1. I picked up the book from the floor.
  2. I picked up my brother after school.
  3. I picked up some Italian while living in Rome.
Cevabı göster

I picked up some Italian while living in Rome.

But is there a better way to learn something quickly

0:09

Peki bir şeyi hızlıca öğrenmenin

and retain that knowledge?

0:12

ve bu bilgiyi akılda tutmanın daha iyi bir yolu var mı?

First step is skip the laptop. Dilbilgisi

0:13

İlk adım: Dizüstü bilgisayarı bir kenara bırakın.

Dilbilgisi

The first step is to + fiilin yalın hâli

Altyazıdaki First step is skip the laptop, The first step is to skip the laptop cümlesinin konuşmada kısaltılmış biçimidir. Standart kalıpta the belirli ilk adımı gösterir; to ise is sonrasında yapılacak eylemi başlatır. Bir plandaki ilk eylemi belirtmek için The first step is to + fiilin yalın hâli kalıbını kullan. Altyazıdaki kısa biçim anlaşılabilir, ancak özenli konuşma veya yazı için güvenilir bir örnek değildir.

Alıştırma

Bir plandaki ilk eylemi belirten standart kalıpla cümleyi tamamla: ____ wash your hands.

Cevabı göster

The first step is to

Though you might be quicker at typing,

0:15

Klavyede daha hızlı yazıyor olabilirsiniz ama

writing with pen and paper

0:17

kalem ve kâğıt kullanmak,

is the way to go when taking notes. Deyimler

0:18

not alırken tercih etmeniz gereken yöntemdir.

Deyimler

the way to go: en iyi seçenek

Burada the way to go, duruma göre en iyi ya da en kullanışlı seçenek anlamına gelen bir deyimdir. Not alırken kalem ve kâğıt kullanılmasını önerir; go fiziksel bir hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp X is the way to go şeklindedir ve X önerdiğin seçeneği belirtir. Bu kalıp, X’i yalnızca olasılıklardan biri olarak değil, güvenle önerilen seçenek olarak sunar.

Alıştırma

“For a rainy walk, an umbrella is the way to go,” cümlesinde “the way to go” ne anlama gelir?

  1. Şemsiye en kullanışlı seçimdir.
  2. Şemsiye hangi yolun izleneceğini gösterir.
  3. Şemsiye hareket etmek üzeredir.
Cevabı göster

Şemsiye en kullanışlı seçimdir.

Not only are there oodles of distractions online, Notlar

0:20

İnternette sayısız dikkat dağıtıcı şey bulunmasının yanı sıra,

Kelime

oodles of: 'çok miktarda' demenin gündelik bir yolu

oodles of bir şeyin sayısının veya miktarının çok büyük olduğunu belirtir. Bu cümlede internette dikkat dağıtıcı unsurların bol olduğunu vurgular ve ifadeye kesin bir ölçü yerine hafif, eğlenceli ve abartılı bir ton verir. Normalde oodles of + isim şeklindeki kalıplaşmış miktar ifadesi olarak kullanılır. oodles of ideas örneğindeki gibi çoğul sayılabilir bir isimden veya oodles of time örneğindeki gibi sayılamayan bir isimden önce gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede oodles of hem dil bilgisi hem de kullanım düzeyi bakımından doğru kullanılmıştır?

  1. The court hereby awards oodles of damages to the claimant.
  2. She bought an oodle of apples for the picnic.
  3. We have oodles of time before the movie starts.
Cevabı göster

We have oodles of time before the movie starts.

but researchers have found that those who type

0:23

araştırmacılar, klavyeyle yazanların

process the information at a shallower level Kelime

0:25

bilgiyi daha yüzeysel işlediğini de tespit etti;

Kelime

At a shallower level: bilginin daha yüzeysel işlenmesi

Bu cümlede at a shallower level, fiziksel bir derinliği değil, zihinsel işlemenin derinliğini anlatır. Bilginin daha az derinlikte, daha az analiz veya anlayışla işlendiği anlamına gelir. Shallower karşılaştırma biçimidir; bu nedenle ifade, bu işleme türünü başka bir işleme türünden daha yüzeysel olarak sunar. İfade tek başına öğrencinin yeteneksiz olduğunu veya bilginin kolay olduğunu söylemez.

Alıştırma

Örnekte at a shallower level ne anlama geliyor?

  1. Bilgi fiziksel olarak bir yüzeye daha yakındır.
  2. Öğrencinin yeteneği daha düşüktür.
  3. Bilgi daha az derinlikte veya daha az analizle işlenir.
Cevabı göster

Bilgi daha az derinlikte veya daha az analizle işlenir.

as opposed to simply transcribing verbatim. Notlar

0:27

çünkü çoğu zaman söylenenleri kelimesi kelimesine aktarmakla yetiniyorlar.

Dilbilgisi

Cümle başındaki Not only ... but ... ve devriklik

Not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki noktayı bağlar ve ikinci noktayı genellikle daha önemli veya şaşırtıcı bir ek bilgi olarak sunar. Burada internetteki çok sayıda dikkat dağıtıcı unsur ilk noktadır; daha yüzeysel bilgi işleme hakkındaki araştırma bulgusu ise savın asıl ağırlığını taşır. Not only ilk yan cümlenin başında olduğunda, olumsuzluk özelliği taşıyan bu başlangıç özne-yardımcı fiil devrikliğini tetikler: Not only are there ... yapısında are, there sözcüğünden önce gelir. but sonrasındaki yan cümle normal sözcük dizilişini korur. not only yan cümleyi başlatmak yerine onun içinde kalırsa otomatik olarak devriklik yapmayın.

Alıştırma

Cümleyi başta Not only ... but ve doğru devriklikle tamamlayın: ____ the bus late, ____ it was also crowded.

Cevabı göster

Not only was · but

Kalıp ifadeler

As opposed to: karşıtlık belirtmek

Bu cümlede as opposed to, bilgiyi daha yüzeysel bir düzeyde işlemeyi onu yalnızca kelimesi kelimesine yazıya geçirmekle karşılaştırır. Rather than veya in contrast with anlamındadır; burada opposed bir tartışma olduğunu göstermez. To burada bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Burada ardından transcribing gelir.

Alıştırma

Karşıtlığı burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team chose to test the design first, ____ launching it immediately.

Cevabı göster

as opposed to

Kelime

verbatim: tamamen aynı sözcüklerle

Verbatim, “hiç değiştirmeden tamamen aynı sözcükleri kullanarak” demektir. Burada bir kişinin nasıl yazıya geçirdiğini belirtir: duyduğu ifadeyi aynen yazar. “Çok ayrıntılı biçimde” anlamına gelmez. Temel nokta, kullanılan ifadelerin değişmeden kalmasıdır.

Alıştırma

“Tamamen aynı sözcüklerle” anlamına gelen resmî zarfla cümleyi tamamlayın: The interviewer wrote down Maya's answer ____.

Cevabı göster

verbatim

Reframing the information into your own words Kalıp ifadeler

0:29

Bilgiyi kendi cümlelerinizle yeniden ifade ederken

while writing out physically

0:31

aynı zamanda elle yazmanız,

leads to better performance on tests. Kalıp ifadeler

0:33

sınavlarda daha iyi sonuç almanızı sağlar.

Kalıp ifadeler

your own words: kopyalamak yerine kendi sözcüklerinle anlatmak

Bu cümlede your own words, özgün ifadeyi kopyalamak yerine anladığın şeyi kendi seçtiğin sözcüklerle anlatmak demektir. Bilgiyi your own words kullanarak yeniden kurmak bir yeniden ifade etme biçimidir. Own, ifadeyi kimin seçtiğini vurgular. Gerçeklerin veya düşüncelerin sana ait olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Kopyalamak yerine yeniden anlatmayı ifade eden kalıbı tamamlayın: Please explain the rule in ____, rather than copying the book.

Cevabı göster

your own words

Kalıp ifadeler

daha iyi performansa yol açar

Burada leads to bir eylemi sonucuna bağlar: bilgiyi kendi sözlerinle yeniden ifade edip elle yazmak, testlerde daha iyi sonuç alınmasını sağlar. Better performance, bir performans sergilemek değil, testlerde daha iyi sonuç almak demektir. Kalıp lead to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. leads to better performance içindeki to, sonucu tanıtan bir edattır; mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi lead fiilinin geniş zaman biçimi ve ardından gelen edatla tamamlayın: Regular feedback often ____ better performance on later assignments.

Cevabı göster

leads to

And to retain those notes,

0:35

Bu notları aklınızda tutmak için de

study, sleep, study.

0:36

çalışın, uyuyun, yeniden çalışın.

In a French experiment,

0:38

Fransa'da yapılan bir deneyde,

two groups were taught the Swahili translation Dilbilgisi

0:39

iki gruba, 16 Fransızca kelimenin Svahili dilindeki karşılıkları

for 16 French words over two sessions.

0:41

iki oturum boyunca öğretildi.

Dilbilgisi

Svahili çevirisi öğretildi

Teach etken çatıda iki nesne alabilir: someone taught two groups the Swahili translation. Two groups, öğretimin alıcısını belirten nesnedir; the Swahili translation ise öğretilen içeriği belirten nesnedir. Altyazıda alıcı nesne edilgen cümlenin öznesi olur: two groups were taught.... İçerik nesnesi were taught ifadesinden sonra kalır. Bu yapı, öğretmenin kim olduğu bilinmediğinde veya öğrenciler ve materyal öğretmenden daha önemli olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi teach fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: At orientation, the volunteers ____ the emergency procedure.

Cevabı göster

were taught

Group one studied in the morning,

0:44

Birinci grup sabah çalıştı,

then took a break, Kalıp ifadeler

0:46

ardından ara verdi

and studied again in the evening.

0:46

ve akşam yeniden çalıştı.

Kalıp ifadeler

took a break: dinlenmek için kısa bir ara vermek

Burada took a break, dinlenmek için çalışmaya bir süre ara verildiği anlamına gelir. Break, dinlenme süresini belirten bir isimdir; grubun bir nesneyi kırdığı anlamına gelmez. Yaygın kalıp take a break şeklindedir ve take zamana göre take, took veya taken biçimine dönüşür. Bu ifade aranın geçici olduğunu gösterir; bu nedenle dinleyen kişi genellikle etkinliğin daha sonra devam etmesini bekler.

Alıştırma

Cümleyi, dinlenmek için kısa süreliğine durmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We've been working for two hours, so let's ____ before we continue.

Cevabı göster

take a break

But group two studied in the evening,

0:48

İkinci grupsa akşam çalıştı,

slept for the night,

0:50

gece boyunca uyudu

and then resumed studying in the morning. Dilbilgisi

0:51

ve sabah çalışmaya devam etti.

Dilbilgisi

resumed studying: bir kesintiden sonra çalışmaya devam etmek

Resumed studying, bir kesintiden sonra çalışmaya devam edildiği anlamına gelir. Gece uykusu iki çalışma dönemini birbirinden ayırır ve resumed, sabahki etkinliğin tamamen yeni bir etkinlik değil, öncekinin devamı olduğunu gösterir. Ara verdikten sonra devam etmek anlamındaki resume fiilinin ardından doğrudan bir isim veya -ing biçimi gelebilir: resume the lesson; resume studying. Bu yapıda etkinlikten önce to kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi resume fiilinin geçmiş zaman biçimi ve studying ile tamamlayın: After the fire drill, the class ____ for the test.

Cevabı göster

resumed studying

Though there was the same amount of time

0:53

İki çalışma oturumu arasında

between the two study sessions,

0:55

aynı süre olmasına rağmen,

the sleep group could recall 10 of the 16 words,

0:56

uyuyan grup 16 kelimeden 10'unu hatırlayabildi;

while the no sleep group Dilbilgisi

0:59

uyumayan grupsa

could only get seven and a half. Kelime

1:00

yalnızca yedi buçuğunu hatırlayabildi.

Dilbilgisi

İki sonucu karşılaştıran while

Bu cümlede while iki yan cümleyi birbirine bağlar ve sonuçları karşılaştırır: uyuyan grup 10 kelimeyi, uyumayan grup ise yedi buçuk kelimeyi hatırlamıştır. Burada “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. Bu kullanım, iki olayın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. while belirgin biçimde farklı gerçekler içeren iki tam ifadenin arasında bulunduğunda, zaman anlamını düşünmeden önce bir karşılaştırma olup olmadığına bakın.

Alıştırma

“The first team finished in twelve minutes, while the second needed eighteen,” cümlesinde while neyi gösterir?

  1. Aynı anda gerçekleşen iki eylem
  2. Takımların sonuçları arasındaki karşıtlık
  3. İlk takımın bitirdiği zaman
Cevabı göster

Takımların sonuçları arasındaki karşıtlık

Kelime

get seven and a half: sonuç bildiren get

Burada get, bir nesneyi almak değil, bir sonuç elde etmek ya da belli sayıda doğru yapmak anlamındadır. İlk yan cümlede recall zaten geçtiği için dinleyici get seven and a half ifadesini ortalama yedi buçuk kelimeyi hatırlamak olarak anlar. Get, etkinlik bağlamdan belli olduğunda daha özel bir fiilin yerine sıkça kullanılır. Bağlama göre get six, altı soruyu doğru cevaplamak, altı şeyi tanımak veya altı şeyi hatırlamak anlamına gelebilir. Seven and a half grubun ortalamasıdır; fiziksel bir kelimenin yarısı değildir.

Alıştırma

“Rina named nine songs, but I only got six,” cümlesinde got six ne anlama gelir?

  1. Her şarkıyı altı kez dinledi
  2. Nesne olarak altı şarkı aldı
  3. Altı şarkının adını doğru söyledi
Cevabı göster

Altı şarkının adını doğru söyledi

Learning a new motor skill?

1:02

Yeni bir motor beceri mi öğreniyorsunuz?

Try modifying your practice slightly.

1:03

Pratiğinizi biraz değiştirmeyi deneyin.

A study of 86 healthy volunteers

1:05

86 sağlıklı gönüllüyle yapılan bir çalışmada,

were asked to learn a computer-based motor skill Kelime

1:07

katılımcılardan bilgisayar tabanlı bir motor beceriyi öğrenmeleri istendi

over two training sessions.

1:09

ve eğitim iki oturum hâlinde gerçekleştirildi.

Kelime

motor skill: harekete dayalı bir beceri

Motor skill, koordineli vücut hareketlerinin kullanıldığı ve pratikle daha akıcı ya da doğru hâle gelen bir beceri demektir. Zıplamak gibi büyük hareketleri veya fareyi kontrol etmek ve tuşlara basmak gibi küçük hareketleri içerebilir. Burada motor, bir makinenin motorunu değil hareketi ve fiziksel kontrolü anlatır. Sonuç kişinin nasıl hareket ettiğine bağlıysa görev bilgisayarda yapılsa bile bir motor beceriyi ölçebilir.

Alıştırma

Bu cümlede motor skill ne anlama geliyor?

  1. Koordineli vücut hareketlerini kullanan ve pratikle gelişen bir beceri
  2. Elektrik motorunu onarma becerisi
  3. Bilgisayar programları yazma becerisi
Cevabı göster

Koordineli vücut hareketlerini kullanan ve pratikle gelişen bir beceri

One group's second training session

1:11

Gruplardan biri, ikinci eğitim oturumunda

had them learn the task in a slightly altered way, Dilbilgisi

1:12

görevi biraz değiştirilmiş bir şekilde öğrendi;

Dilbilgisi

had them learn: have + nesne + fiilin yalın hâli

Had them learn, have + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Geçmiş zamandaki had, eğitim oturumunun onların öğrenmesini ayarladığını veya sağladığını gösterir; them nesnedir ve learn, to olmadan yalın hâlde kalır. Burada oturum, deneyin planını veya düzenini temsil eder. Bu kalıp bir kişinin, kuralın, olayın veya düzenlemenin birine bir eylem yaptırdığını anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi repeat sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The coach had the players ____ the drill again.

Cevabı göster

repeat

while the other repeated the task

1:15

diğer grupsa görevi

with the exact same practice. Kelime

1:17

hiçbir değişiklik yapmadan, tamamen aynı şekilde tekrarladı.

Kelime

exact same: “tamamen aynı” anlamında gündelik vurgu

Bu cümlede exact same, “tamamen aynı” anlamına gelir: alıştırma hiç değişmemiştir. Exact, same sözcüğünü güçlü biçimde vurgular. Buradaki exact, yaygın ve gündelik bir kalıbın parçasıdır. Bu kullanım, exact sözcüğünün diğer sıfatlardan önce exactly yerine kullanılabileceği genel bir kural oluşturmaz.

Alıştırma

Resmî bir okul raporu için en uygun cümle hangisidir?

  1. The second group completed exactly same exercise.
  2. The second group completed the exact same exercise.
  3. The second group completed exactly the same exercise.
Cevabı göster

The second group completed exactly the same exercise.

Those who used two different strategies

1:19

İki farklı strateji kullananlar,

nearly doubled the speed of accuracy of the task Dilbilgisi

1:21

görevi doğru tamamlama hızını neredeyse iki katına çıkardı

compared to the control group. Kalıp ifadeler

1:23

kontrol grubuna kıyasla.

Dilbilgisi

nearly doubled: değerin iki katının biraz altına ulaşmak

Double burada fiildir: bir şeyi iki katına çıkarmak veya iki katına ulaşmak anlamına gelir. Nearly, doubled ifadesini sınırlar; dolayısıyla sonuç karşılaştırma değerinin iki katına yaklaşmış, ancak tam olarak ulaşmamıştır. Bir değer 100'den 195'e çıkarsa nearly doubled ifadesi uygundur. Bu, yaklaşık %95 artış demektir; yaklaşık %200 artış demek değildir.

Alıştırma

Bir mağaza geçen ay 100, bu ay ise 195 bisiklet sattı. Değişimi doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. Bike sales nearly tripled.
  2. Bike sales nearly doubled.
  3. Bike sales exactly doubled.
Cevabı göster

Bike sales nearly doubled.

Kalıp ifadeler

compared to the control group: “kontrol grubuyla karşılaştırıldığında”

Compared to, sonucu değerlendirirken kullanılan karşılaştırma ölçütünü belirtir. Burada iki strateji kullanan kişiler control group ile karşılaştırılır; dolayısıyla bildirilen fark bu gruba göredir. Control group, deneydeki temel değişikliği almayan ve karşılaştırma ölçütü sağlayan gruptur. Başka insanları kontrol eden bir grup anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede control group hangi işlevi görüyor?

  1. Diğer herkesin görevi nasıl yaptığını kontrol eden gruptur.
  2. İki strateji kullanan grubun sonucunu değerlendirmek için referans sağlar.
  3. İki farklı strateji kullanan grubun başka bir adıdır.
Cevabı göster

İki strateji kullanan grubun sonucunu değerlendirmek için referans sağlar.

What does this look like in the real world? Notlar

1:25

Peki bu gerçek hayatta nasıl uygulanabilir?

Anlatım akışı

Peki bu gerçek dünyada nasıl görünür?

Buradaki look like fiziksel görünüşü sormaz. Soru, daha önce anlatılan düşüncenin gerçek bir durumda nasıl ortaya çıkacağını, işleyeceğini veya deneyimleneceğini sorar. Soru bir bütün olarak açıklamayı düzenler: soyut ya da deneysel tartışmayı kapatır ve ardından somut, uygulamalı bir örneğin geleceğini bildirir. Aynı geçişi yapmak için What does X look like in the real world? kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir konuşmacı soyut bir öğrenme ilkesini açıkladıktan sonra uygulamalı bir örneğe geçmek istiyor. Bu geçişi hangi soru sağlar?

  1. What did this look like before the experiment?
  2. Who first wrote this theory down?
  3. What does this look like in the real world?
Cevabı göster

What does this look like in the real world?

Kelime

look like: pratik biçimi sormak

Burada look like, “pratikte nasıl bir biçim almak” veya “somut olarak nasıl işlemek” anlamına gelir. in the real world ifadesi, dikkati görünür dış görünüşten gerçek uygulamaya yöneltir. Bu soruyu birinden bir fikri, planı, teoriyi veya değişikliği belirli eylemler, örnekler ya da sonuçlarla somutlaştırmasını istemek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir planın somut biçimini soran ifadeyle soruyu tamamlayın: What does the proposal ____ in the real world?

Cevabı göster

look like

Say you're perfecting your tennis game, Anlatım akışı

1:26

Diyelim ki teniste kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz;

try switching between rackets

1:28

antrenmanlar arasında raket değiştirmeyi deneyin,

with slightly different weights between sessions.

1:30

ancak raketlerin ağırlıkları biraz farklı olsun.

Anlatım akışı

Cümle başındaki Say you're ...: varsayımsal bir durum sunmak

Bu cümlenin başındaki Say, varsayımsal bir durum sunar: “Tenis oyununu geliştirdiğini varsay.” Bu, konuşma talimatı değildir. Bu söylem belirteci somut bir senaryoyu hızlıca kurar; böylece konuşan kişi bu hayali durumda neyin denenebileceğini veya neler olabileceğini açıklayabilir.

Alıştırma

“Say you're perfecting your tennis game” ifadesinde Say ne işe yarar?

  1. Birinin daha önce söylediği sözleri aktarır.
  2. Dinleyiciye bu sözleri yüksek sesle söylemesini emreder.
  3. Varsayımsal bir durum sunar.
Cevabı göster

Varsayımsal bir durum sunar.

However, researchers suggest

1:32

Ancak araştırmacılar,

you don't make the modification too big.

1:34

yaptığınız değişikliğin çok büyük olmaması gerektiğini belirtiyor.

For example,

1:36

Örneğin,

switching between tennis and badminton

1:37

tenis ile badminton arasında geçiş yapmak,

shows no increased success in tennis.

1:39

teniste başarıyı artırmıyor.

Can't focus? Anlatım akışı

1:41

Odaklanamıyor musunuz?

Get some exercise.

1:42

Biraz egzersiz yapın.

Anlatım akışı

Can't focus? ... Get some exercise. ifadesindeki sorundan eyleme geçiş yapısı

Baştaki Can't focus? parçası, öznenin düşürüldüğü başlık tarzında bir sorudur. Bu bağlamda Can't you focus? veya Are you unable to focus? anlamına gelir. Kısa olması, dinleyicinin sorununu önce öne çıkarır. Get some exercise. ise gizli öznesi you olan bir emir cümlesidir. Sorunun hemen ardından gelmesi, önce güçlüğü belirtip sonra denenebilecek bir eylem sunan kısa bir sorun–çözüm yapısı oluşturur. Burada get some exercise fiziksel etkinlik yapmak demektir; alıştırma soruları edinmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı kısa sorun sorusu + eylem emri yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. Feeling sleepy? Take a short walk.
  2. Are you feeling sleepy because you stayed up late?
  3. A short walk can sometimes help with sleepiness.
Cevabı göster

Feeling sleepy? Take a short walk.

A study found that those who worked out Öbek fiiller

1:43

Bir araştırmaya göre egzersiz yapanlar,

for 15 minutes on a stationary bike Kelime

1:44

kondisyon bisikletinde 15 dakika pedal çevirip

and then completed a memory task

1:46

ardından bir hafıza görevine geçtiklerinde,

completed the task significantly faster Dilbilgisi

1:48

görevi çok daha hızlı tamamladılar

than the group that didn't exercise.

1:50

egzersiz yapmayan gruba kıyasla.

Öbek fiiller

egzersiz yaptı anlamındaki worked out

Bu cümlede worked out, geçişsiz öbek fiil work out'un geçmiş zaman biçimidir ve egzersiz yaptı anlamına gelir. Katılımcılar 15 dakika sabit bisiklet kullandığından, ifade bir şeyi çözmeyi değil fiziksel etkinliği anlatır. Spor anlamında kişi özne olur ve work out genellikle doğrudan nesne almadan kullanılır: They worked out for 15 minutes.

Alıştırma

Cümleyi egzersiz yapmak anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Lena likes to ____ before breakfast.

Cevabı göster

work out

Kelime

stationary bike: yerinde duran bir bisiklet

Bu cümlede stationary bike, bir yere gitmeden pedal çevrilen kapalı alan egzersiz aletidir. Bu ifade, katılımcıların hafıza görevinden önce nasıl egzersiz yaptığını açıklar. Burada stationary, “hareket etmeyen” veya “bir yerde sabit duran” anlamındadır. Bu anlam stationary vehicle ve stationary object gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Bu cümleyi hangi seçenek doğru şekilde tamamlar: The hotel gym has a ____.

  1. stationery bike
  2. stationary notebook
  3. stationary bike
Cevabı göster

stationary bike

Dilbilgisi

significantly faster than: anlamlı bir karşılaştırmayı bildirmek

Significantly faster than ifadesi iki grubun süresini veya hızını karşılaştırır. Faster than karşılaştırmayı kurar; significantly ise farkın çok küçük bir değişim değil, belirgin veya anlamlı olduğunu gösterir. Burada egzersiz yapan grubun görevi egzersiz yapmayan gruptan daha kısa sürede ve arada açık bir farkla tamamladığı anlamına gelir. İfade farkın büyüklüğünü veya önemini anlatır; grubun mutlak anlamda yalnızca "very fast" olduğunu söylemez.

Alıştırma

Raporu “karşılaştırılana göre belirgin biçimde daha yüksek hızda” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Tests showed that the updated app loaded pages ____ the previous version.

Cevabı göster

significantly faster than

Even a quick walk around the block Kalıp ifadeler

1:52

Evinizin çevresinde atacağınız kısa bir tur bile

can clear up your mind. Kalıp ifadeler

1:54

zihninizi açabilir.

Kalıp ifadeler

a quick walk around the block: yakındaki bloğun etrafında kısa bir yürüyüş

A walk around the block, yakındaki sokakları izleyerek bir bloğun çevresinde yapılan ve genellikle başlangıç noktasına yakın bir yerde biten kısa bir yürüyüştür. Buradaki quick, yürüyüşün fazla zaman almadığını vurgular. Block burada fiziksel bir nesne veya engel değil, sokaklarla çevrili bir şehir adası anlamındadır. İfade tüm mahalleyi dolaşmayı değil, yakında küçük bir tur atmayı anlatır.

Alıştırma

Yakında kısa bir tur atmayı anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I have ten minutes before the meeting, so I'll take ____.

Cevabı göster

a quick walk around the block

Kalıp ifadeler

clear up your mind değil, clear your mind

Bu cümlede clear up your mind, düşünceleri daha az karmaşık ve daha odaklı hâle getirmek anlamında kullanılmak istenmiştir. Standart İngilizcede bu düşünce genellikle clear your mind veya clear your head ile ifade edilir. Up parçacığı, bir yanlış anlaşılmayı çözmek veya havanın açılmasını anlatmak gibi clear up ifadesinin başka kullanımlarında yer alır. Normalde clear + iyelik belirleyicisi + mind/head kalıbına eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle mola vererek zihinsel olarak berraklaşmayı doğal biçimde ifade eder?

  1. After reading emails for hours, I stepped outside to clear up my mind.
  2. After reading emails for hours, I stepped outside to clear up a misunderstanding.
  3. After reading emails for hours, I stepped outside to clear my mind.
Cevabı göster

After reading emails for hours, I stepped outside to clear my mind.

Trying to memorize the electromagnetic spectrum Ton ve niyet

1:55

Elektromanyetik spektrumu

in order of increasing frequency? Kalıp ifadeler

1:57

artan frekans sırasına göre ezberlemeye mi çalışıyorsunuz?

Ton ve niyet

Trying to ...?: kısaltılmış konuşma sorusu

Trying to + fiilin yalın hâli ...? resmî olmayan, kısaltılmış bir sorudur. Burada “Are you trying to memorize ...?” anlamına gelir: anlaşılan özne you’dur ve are yardımcı fiili de düşürülür. Konuşmacı bu yapıyı, yardım sunmadan önce dinleyicinin o anki amacını belirleyen, doğrudan dinleyiciye yöneltilmiş kısa bir giriş olarak kullanır. Soru biçimindeki bu tür parçalar konuşmada, reklamlarda, başlıklarda ve sohbet havasındaki anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

“Are you trying to keep your houseplants alive while you're away?” sorusunun gündelik, kısaltılmış biçimini tamamlayın: “____ keep your houseplants alive while you're away?”

Cevabı göster

Trying to

Kalıp ifadeler

in order of increasing frequency: sıralama ölçütünü belirtme

In order of + isim öbeği, nesneleri sıralamak için kullanılan ölçütü belirtir. Buradaki ölçüt increasing frequency olduğundan spektrum düşük frekanstan yüksek frekansa doğru sıralanır. Increasing, frequency sözcüğünü niteler; ezberleme eylemini anlatmaz. Bu ifadede order, “sıra” anlamındadır; “emir” anlamında değildir.

Alıştırma

Yönergeyi, en düşük sıcaklıktan en yüksek sıcaklığa anlamına gelecek şekilde tamamlayın: “Arrange the samples ____.”

Cevabı göster

in order of increasing temperature

Well, who isn't? Ton ve niyet

1:59

E, kim çalışmıyor ki?

Ton ve niyet

Mizahi bir retorik yanıt olarak Well, who isn't?

Bu yanıtta Well, şakacı bir cevaba geçişi yumuşatır; who isn't? ise retorik bir sorudur. Konuşan kişi, bu etkinliği yapmayan insanların gerçekten listelenmesini beklemez. Etkinliği sanki herkes yapıyormuş gibi göstererek mizah yaratır. Bu kalıp, aşırı belirli veya cevabı bariz görünen bir soruya ortak bir deneyimi abartarak karşılık verebilir. Asıl işlevi herkesin bunu gerçekten yaptığını iddia etmek değil, eğlenceli bir anlaşma veya ortaklık duygusu oluşturmaktır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Are you tired after that long hike?” diye soruyor. Siz de “Well, who isn't?” diyorsunuz. Büyük olasılıkla ne demek istiyorsunuz?

  1. Yorgun olmayan herkesin adına ihtiyacım var.
  2. Hiçbir yerde hiç kimsenin yorgun olmadığından eminim.
  3. Elbette yorgunum; yorulmak şaşırtıcı olmayan, ortak bir tepkidir.
Cevabı göster

Elbette yorgunum; yorulmak şaşırtıcı olmayan, ortak bir tepkidir.

Try a mnemonic device Kelime

1:59

Bir hafıza tekniği deneyin;

such as an acronym sentence like

2:01

örneğin, baş harflerden oluşan şöyle bir cümle:

Raging Martians invaded Venus

2:02

Öfkeli Marslılar Venüs'ü işgal ederken

using X-Ray Guns.

2:04

X ışını silahları kullandılar.

Kelime

mnemonic device: yapılandırılmış bir hafıza yardımcısı

Mnemonic device, bilgiyi hatırlamayı kolaylaştırmak için özellikle tasarlanmış bir hafıza yardımcısıdır. Bir cümle, kalıp, kafiye, görüntü veya başka bir ipucu olabilir. Bu cümlede Marslılarla ilgili sıra dışı ifade, kelimelerin baş harfleri aracılığıyla bir sıralamayı hatırlatır. Buradaki device mutlaka fiziksel bir nesne değil, yöntem veya teknik anlamındadır. Mnemonic device geniş kategorinin adıdır; hatırlanması zor bilgileri daha basit ve akılda kalıcı bir yapıyla ilişkilendirerek çalışır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, dersin mnemonic ile başlayan iki sözcüklük tam hedef ifadesiyle tamamlayın: A rhyme can be a useful ____.

Cevabı göster

mnemonic device

This method has been proven in several studies

2:06

Çeşitli çalışmalarda bu yöntemin

as a way of committing information to memory. Kalıp ifadeler

2:08

bilgiyi hafızaya yerleştirmenin bir yolu olduğu kanıtlanmıştır.

Kalıp ifadeler

Commit information to memory ile bilgiyi hafızaya yerleştirmek

To commit information to memory, bir bilgiyi daha sonra hatırlayabilmek için bilinçli olarak öğrenmek demektir. Buradaki commit, bilgiyi zihne yerleştirme sürecini anlatır; suç işlemek veya söz vermek anlamına gelmez. Yaygın yapı commit + something + to memory şeklindedir. Yalnızca remember demekten daha resmîdir ve anının oluşma sürecine daha fazla odaklanır.

Alıştırma

Commit ... to memory ifadesini ve them sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The trainees reviewed the safety rules repeatedly to ____.

Cevabı göster

commit them to memory

Why?

2:10

Neden mi?

Theories suggest that adults can only hold

2:11

Kuramlara göre biz yetişkinler, kısa süreli belleğimizde

a limited number of items in our short-term memory. Kelime

2:13

yalnızca sınırlı sayıda öğe tutabiliriz.

Kelime

Short-term memory: kısa süreli bellek

Short-term memory, bilgi kullanılırken az miktardaki bilgiyi kısa süreliğine tutan sistemdir; örneğin bir kodu yazana kadar akılda tutmak gibi. Bu cümlede short-term, bilginin ne kadar süre tutulduğunu anlatır; kişinin hafızasının iyi veya kötü olduğunu değil. Yalnızca unutkanlık anlamına gelmez; long-term memory içinde saklanan bilgiler çok daha uzun süre kullanılabilir kalabilir.

Alıştırma

Bir öğrenci altı haneli bir kod görür, onu birkaç saniye aklında tutar ve sonra yazar. Kullanılan belleği en iyi hangi terim açıklar?

  1. long-term memory
  2. short-term memory
  3. muscle memory
Cevabı göster

short-term memory

By grouping items into a mnemonic, Dilbilgisi

2:15

Öğeleri bir hafıza tekniğiyle gruplamak,

it allows your brain to hold onto Öbek fiiller

2:17

beyninizin

larger amounts of information,

2:19

daha fazla bilgiyi tutmasını sağlar;

which can eventually aid Kalıp ifadeler

2:20

bu da zamanla

into the creation of long-term memories.

2:21

uzun süreli anıların oluşmasına yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

By grouping items into a mnemonic, it allows: sarkık niteleyiciyi düzeltme

Cümle başındaki by + -ing yapısı normalde ana cümlenin dil bilgisel öznesinin bir işi hangi yöntemle yaptığını açıklar. Burada özne, biçimsel it öznesidir; ancak it ögeleri gruplandıramaz. Bu nedenle By grouping items into a mnemonic ifadesinin mantıksal bir eyleyeni yoktur ve sarkık bir niteleyici oluşur. Eyleyeni ana cümlenin öznesi yapın: By grouping items into a mnemonic, you can help your brain hold more information. Alternatif olarak etkinliğin kendisini özne yapın: Grouping items into a mnemonic allows your brain to hold more information.

Alıştırma

Baştaki By + -ing ifadesine mantıksal bir eyleyen sağlayan cümle hangisidir?

  1. By grouping items into a mnemonic, it allows your brain to retain more information.
  2. By grouping items into a mnemonic, more information can be retained by your brain.
  3. By grouping items into a mnemonic, you can help your brain retain more information.
Cevabı göster

By grouping items into a mnemonic, you can help your brain retain more information.

Öbek fiiller

hold onto: saklamaya veya hatırlamaya devam etmek

Burada hold onto, bilgiyi kaybetmek veya unutmak yerine hafızada tutmaya devam etmek anlamına gelir. İfade mecazidir; beyin bilgiyi fiziksel olarak kavramaz. Kalıp hold onto + nesne şeklindedir. Somut eşyaları, fikirleri, fırsatları, inançları veya anıları korumayı anlatabilir ve çoğu zaman bir şeyin kaybedilmesini ya da bırakılmasını önleme anlamını vurgular.

Alıştırma

Notta geçen ve “saklamaya devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Please ____ your receipt until the refund is processed.

Cevabı göster

hold onto

Kalıp ifadeler

aid into the creation değil, aid in the creation of kullanın

Buradaki aid into the creation, standart bir İngilizce birleşim değildir. Amaçlanan anlam, öğeleri bir anımsatıcı içinde gruplamanın uzun süreli anıların oluşmasına yardımcı olmasıdır. Bir sürece katılma veya yardım etme anlamı için aid in + isim ya da -ing biçimi kullanılır: aid in the creation of long-term memories. Aid fiil olarak kullanıldığında doğrudan nesne de alabilir: aid the creation of long-term memories. Into normalde içeriye doğru hareketi veya yeni bir duruma geçişi ifade eder; bu nedenle burada aid fiilinin yardım ettiği süreci başlatamaz.

Alıştırma

Cümleyi aid in + süreç kalıbıyla tamamlayın: Clear labels can ____ the creation of accurate records.

Cevabı göster

aid in

And the weirder the sentence is, the better, Dilbilgisi

2:24

Üstelik cümle ne kadar tuhafsa o kadar iyidir;

as unique sentences have a higher chance Deyimler

2:26

çünkü özgün cümlelerin

of sticking than boring ones.

2:28

sıkıcı olanlara göre akılda kalma olasılığı daha yüksektir.

Dilbilgisi

the weirder ..., the better: birbiriyle bağlantılı karşılaştırma değişimleri

the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı, değişen iki özelliği birbirine bağlar: ilki arttıkça veya azaldıkça ikincisi de onunla birlikte değişir. Burada anımsatıcı bir cümlenin daha tuhaf olmasının onu hatırlama açısından daha iyi kıldığı anlatılır. Eksik sözcükler açıkça anlaşılıyorsa ikinci yan cümle kısaltılabilir. Buradaki the better, the better it is for remembering anlamındadır. Bu kalıptaki iki the, normal belirli tanımlıklar değil, sabit karşılaştırma işaretleridir.

Alıştırma

Cümleyi the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... bağıntılı kalıbıyla ve iki boşlukta da more kullanarak tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

Deyimler

have a higher chance of sticking: daha akılda kalıcı olmak

Have a higher chance of, gerçekleşme olasılığı daha yüksek olmak anlamına gelir. of bir edat olduğu için ardından fiilin -ing biçimi gelir: chance of + fiil-ing. Burada sticking mecazidir. Özgün cümlelerin insanların hafızasında kalma olasılığı daha yüksektir; in memory ifadesi bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

have a higher chance of kalıbını ve stick fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Surprising names ____ in people's memories than ordinary names.

Cevabı göster

have a higher chance of sticking

And say it out loud. Kalıp ifadeler

2:29

Bir de yüksek sesle söyleyin.

Kalıp ifadeler

out loud: sessizce değil, duyulacak biçimde

say it out loud ifadesinde out loud, bir şeyin nasıl söyleneceğini belirten bir zarf öbeğidir: sözcükleri yalnızca zihninizden geçirmek yerine duyulacak biçimde sesinizi kullanmak demektir. Bu ifade say ve read gibi fiillerden sonra yaygındır. read aloud veya say it aloud içindeki aloud da temelde aynı anlama gelir.

Alıştırma

Bir öğretmen sözcükleri duymak istiyor ancak yüksek ses istemiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. I read the answer loudly.
  2. I read the answer out loud.
  3. I read the answer in my head.
Cevabı göster

I read the answer out loud.

Test individuals were given a list of words

2:31

Deneklere bir kelime listesi verildi;

where half were read silently

2:33

kelimelerin yarısı sessizce okundu,

and the other half were read out loud.

2:34

diğer yarısıysa yüksek sesle okundu.

When given a new list of words Dilbilgisi

2:36

Ardından kendilerine yeni bir kelime listesi verilip

and asked to identify which ones

2:38

bu kelimelerden hangilerini

they had already read previously, Kelime

2:39

daha önce okuduklarını belirtmeleri istendiğinde,

they were able to recall the words read out loud

2:41

yüksek sesle okudukları kelimeleri

with significantly more frequency

2:43

çok daha sık hatırladılar

than those read silently.

2:45

sessiz okuduklarına kıyasla.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi olarak When given

When given, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. when they were given anlamına gelir; örtük özne they, ana cümlenin öznesi olan they ile aynı kişileri belirtir. Baştaki uzun yapıda given ... ve asked ... birbirine bağlanmış edilgen ortaçlardır. İkisi de katılımcıların kelimeleri hatırlamasından önce onlara ne yapıldığını anlatır. Bu kısa yapı araştırma raporlarında, talimatlarda ve diğer resmî metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi when ve give fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: ____ clear instructions, the group finished the task quickly.

Cevabı göster

When given

Kelime

already ... previously: tekrarlanan zaman işaretini kaldırma

already read previously ifadesinde already ve previously sözcüklerinin ikisi de daha önceki bir zamanı belirtir. Burada past perfect biçimindeki had read de okuma eylemini daha sonraki belirleme görevinden önceye yerleştirir; bu yüzden iki zarfı birlikte kullanmak gerekli bir karşıtlık eklemez. Daha açık ve kısa bir anlatım için yalnızca birini kullanın: had already read veya had read previously. Already genellikle eylemin o zamana kadar tamamlandığını vurgular; previously ise daha önce demenin daha tarafsız ve biraz daha resmî bir yoludur.

Alıştırma

Hangi cümle already sözcüğünün vurgusunu korurken geçmiş zamanı belirten tekrarlı ifadeden kaçınır?

  1. She had read the chapter previously.
  2. She had already read the chapter.
  3. She had already read the chapter previously.
Cevabı göster

She had already read the chapter.

Here's a no-brainer. Deyimler

2:46

Şurası çok açık:

Deyimler

Here's a no-brainer: bir şeyi çok açık olarak sunmak

A no-brainer, cevabı çok açık olduğu için neredeyse hiç düşünmeyi gerektirmeyen bir soru, seçim, görev veya öneriyi anlatan günlük bir deyimdir. Beyni olmayan bir kişiyi ya da şeyi anlatmaz. Here's, konuşmacının sıradaki önerisini sunar. Bu öneriye a no-brainer denmesi, onu basit, açık ve kolayca kabul edilebilir bir şey olarak gösterir.

Alıştırma

Bir kararın açık olduğunu ve neredeyse hiç düşünmeyi gerektirmediğini en iyi hangi seçenek ifade eder?

  1. It is impossible to decide.
  2. It's a no-brainer.
  3. It has no brain.
Cevabı göster

It's a no-brainer.

Make sure you're hydrated. Kalıp ifadeler

2:47

Yeterince su içtiğinizden emin olun.

Kalıp ifadeler

Gerekli bir durumu kontrol etmek için Make sure + yan cümle

Make sure + özne + fiil, bir kişiye bir gerçeğin ya da durumun doğru olduğunu kontrol etmesini veya bunu sağlamasını söyler. Make sure you're hydrated. cümlesinde you're hydrated tam bir yan cümledir: you're, you are kısaltmasıdır; hydrated ise vücutta yeterince su bulunması anlamına gelir. Bu kalıp güvenlik, hazırlık ve gerekli koşullarla ilgili hatırlatmalarda yaygındır. Yan cümleden önce that kullanmak isteğe bağlıdır: Make sure that you're hydrated da doğrudur, ancak that olmayan biçim de çok doğaldır.

Alıştırma

Güvenlik hatırlatmasını make sure + yan cümle kullanarak tamamlayın: '____ carrying enough water for the hike.'

Cevabı göster

Make sure you're

In a study where participants fasted

2:49

Katılımcıların aç kaldığı

and abstained from fluids since the previous evening, Kelime

2:51

ve önceki akşamdan beri sıvı tüketmediği bir çalışmada,

they were asked to perform on a reaction test.

2:53

kendilerinden bir tepki testi yapmaları istendi.

Kelime

abstained from fluids: abstain from + isim kalıbı

Bu çalışmada abstained from fluids, katılımcıların bilinçli olarak hiçbir şey içmediği anlamına gelir. Buradaki fluids, içecekleri veya içilebilir sıvıları ifade eder; akabilen her maddeyi ifade etmez. Kalıp abstain from + isim veya -ing biçimidir. Bir şeyi tüketmemeyi ya da bir etkinliğe katılmamayı seçmeyi veya bunun gerekli tutulmasını anlatan resmî bir ifadedir.

Alıştırma

Resmî talimatı abstain ve gerektirdiği edatla tamamlayın: Before the blood test, patients must ____ food and drink for eight hours.

Cevabı göster

abstain from

One group was given 500 ml of water

2:55

Bir gruba 500 ml su verildi,

right before the test,

2:57

hem de testin hemen öncesinde;

while the other group wasn't. Dilbilgisi

2:59

diğer grubaysa su verilmedi.

Dilbilgisi

while the other group wasn't: yardımcı fiilden sonra eksiltme

Karşıtlık bildiren yan cümlede wasn't, wasn't given 500 ml of water right before the test sözlerinin yerini alır. Eksik anlam ilk cümleden açıkça anlaşılabiliyorsa İngilizcede yardımcı fiilden sonra tekrarlanan sözcükler atılabilir. Yardımcı fiil was, edilgen yapıyı ve geçmiş zamanı korur; not ise ikinci cümleyi olumsuz yapar. While burada iki grubu bağlayıp karşıtlık bildirir, iki olayın aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Tekrarlanan invited to the concert sözlerini atarak karşıtlığı olumsuz kısaltılmış yardımcı fiille tamamlayın: Maya was invited to the concert, but Leo ____.

Cevabı göster

wasn't

The group that was able to hydrate before the test

3:00

Testten önce su içebilen grup,

obviously performed significantly better.

3:02

tahmin edileceği üzere çok daha iyi performans gösterdi.

This is because water helps improve Anlatım akışı

3:04

Bunun nedeni, suyun

overall mental processing and learning.

3:06

genel zihinsel işleyişi ve öğrenmeyi geliştirmeye yardımcı olmasıdır.

Anlatım akışı

This is because: bir sonucu nedenine bağlamak

“This”, az önce sözü edilen sonucu gösterir. “This is because”, dinleyiciye sıradaki bilginin bu sonucun neden ortaya çıktığını açıklayacağını bildirir. Burada because, “water helps improve overall mental processing and learning” tam cümleciğini başlatır. Böylece açık bir sonuç-neden düzeni oluşur: önce sonuç, ardından “This is because” + cümlecik.

Alıştırma

Mia kısa molalar verdikten sonra daha çok şey hatırlıyor. Hangi devam cümlesi bu sonuca gönderme yapıp nedeni tam bir cümlecikle açıklar?

  1. This is because of the extra rest.
  2. This is because short breaks help her focus again.
  3. After all, short breaks help her focus again.
Cevabı göster

This is because short breaks help her focus again.

And after all that hard Kalıp ifadeler

3:08

Tüm bu yoğun

work, give yourself a reward. Kalıp ifadeler

3:09

çalışmanın ardından kendinizi ödüllendirin.

Kalıp ifadeler

after all that hard work: çabadan ödüle geçmek

After, tamamlanmış bir çaba döneminden sonraki zamanı belirtir. “all that hard work” isim grubunun tamamı daha önce söz edilen çabayı gösterir; “all that” ise bu çabuyu vurgular. Cümle başındaki zaman ifadesi “after all that hard work,” dinleyiciyi sırada gelecek eyleme hazırlar; burada bu eylem kişinin kendini ödüllendirmesidir. Bu kullanım, “her şeyi göz önüne alınca” anlamındaki bağımsız söylem belirleyicisi “after all,” değildir.

Alıştırma

Uzun bir çaba dönemine dönüp bakan hedef ifadeyle öğüdü tamamlayın: “____, take a day off and celebrate.”

Cevabı göster

After all that hard work

Kalıp ifadeler

give yourself a reward: kendine bir ödül vermek

Bu cümlede give yourself a reward, çaba gösterdikten veya bir hedefe ulaştıktan sonra kendin için bilinçli olarak hoş bir şey ya da yarar sağlamak anlamına gelir. Ödül, motive edici herhangi bir şey olabilir; para olmak zorunda değildir. Yourself dönüşlüdür çünkü veren ve alan aynı kişidir. Özneye göre değişmelidir: I give myself..., she gives herself... ve we give ourselves....

Alıştırma

Cümleyi give + özneye uygun dönüşlü zamir + a reward yapısıyla tamamlayın: After I finish all my chores, I'll ____.

Cevabı göster

give myself a reward

One study found that reward-motivated learning,

3:11

Bir araştırma, ödül motivasyonuyla öğrenmenin

in this particular study it was monetary compensation, Kelime

3:13

—bu çalışmada söz konusu ödül paraydı—

Kelime

monetary compensation: parasal ödeme veya tazminat

Monetary compensation, para biçiminde sağlanan ödeme anlamına gelir. Burada katılımcıların araştırmaya katılmaları karşılığında aldıkları şeyi belirtir; compensation, mutlaka bir yaralanma veya kaybın tazmini değil, ücret ya da karşılık anlamındadır. Bu bir isim öbeğidir: monetary, compensation sözcüğünü niteler ve ödemeyi mal veya izin gibi başka bir yan hak yerine parayla sınırlar.

Alıştırma

Resmî araştırma duyurusunu para ödemesi anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Participants will receive ____ for completing all sessions.

Cevabı göster

monetary compensation

led to increased memory formation,

3:16

hafıza oluşumunu artırdığını

and this effect even increased

3:18

ve ödül daha değerli olduğunda bu etkinin

when the reward was of higher value.

3:20

daha da güçlendiğini ortaya koydu.

This finding highlights how reward motivation Anlatım akışı

3:22

Bu bulgu, ödül motivasyonunun

promotes memory formation

3:24

hafıza oluşumunu nasıl desteklediğini ortaya koyuyor:

Anlatım akışı

This finding highlights how: bir sonucu ortaya çıkardığı mekanizmaya bağlamak

This finding, hemen önce bildirilen belirli sonuca gönderme yapar ve yeni bir deney başlatmak yerine bu sonucu kanıt olarak ele alır. highlights how kalıbı, bu sonuçtan sonucun önemine geçer: sonuç, ödül motivasyonunun bellek oluşumunu desteklediği sürece dikkat çeker. Burada highlights, “özellikle açık veya dikkat çekici hâle getirir” anlamındadır; how ise bir soru değil, süreç ya da mekanizma başlatır.

Alıştırma

This finding highlights how ifadesinin cümledeki işlevini en iyi hangi açıklama verir?

  1. Bildirilen sonucu, onun ortaya çıkardığı mekanizmaya geçiş yapmak için kullanır.
  2. İlgisiz yeni bir deney tanıtır.
  3. Rapordaki sözcüklerin renkli kalemle işaretlendiğini söyler.
Cevabı göster

Bildirilen sonucu, onun ortaya çıkardığı mekanizmaya geçiş yapmak için kullanır.

via the release of feel-good neurotransmitter dopamine Kalıp ifadeler

3:25

iyi hissettiren nörotransmiter dopaminin

in the hippocampus. prior to learning. Kalıp ifadeler

3:28

öğrenmeden önce hipokampusta salgılanmasıyla.

Kalıp ifadeler

via the release of: bir etkinin arkasındaki mekanizmayı belirtmek

Via the release of, “salma eylemi yoluyla” anlamına gelen resmî bir mekanizma ifadesidir. Bu cümlede dopamin salınımı, ödül motivasyonunun bellek oluşumunu desteklediği yol olarak sunulur. Via bir edat, the release bir isim öbeğidir; of ise salınan şeyi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp “etki veya süreç + via the release of + madde” şeklindedir; daha sonraki bir zamanı değil, aracı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef resmî mekanizma ifadesiyle tamamlayın: The device cools the chamber ____ compressed gas.

Cevabı göster

via the release of

Kalıp ifadeler

Prior to + isim veya -ing biçimi

Prior to, “önce” anlamına gelir ve daha erken bir zamanı belirtir. Buradaki prior to learning, bir şeyin öğrenme başlamadan önce gerçekleştiğini anlatır. prior to ifadesindeki to bir edattır. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: prior to the lesson; prior to learning. Fiilin yalın biçimi olan learn doğrudan ardından kullanılamaz.

Alıştırma

Resmî talimatı, dersteki “önce” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ entering the pool, take a shower.

Cevabı göster

Prior to

If you're really keen to learn faster, Kelime

3:30

Daha hızlı öğrenmeye gerçekten hevesliyseniz,

check out brilliant.org,

3:32

brilliant.org'a göz atın.

Kelime

Keen to + fiilin yalın hâli

Keen to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya çok istekli veya hevesli olmak anlamına gelir. Bu cümlede keen to learn, daha hızlı öğrenmeye yönelik güçlü bir isteği gösterir. keen to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: keen to learn, keen to help, keen to start. Buradaki to mastar yapısını başlatır.

Alıştırma

Maya'nın katılmayı çok istediğini göstermek için keen to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Maya is keen on join the science club.
  2. Maya is keen to joining the science club.
  3. Maya is keen to join the science club.
Cevabı göster

Maya is keen to join the science club.

who sponsored this episode

3:33

Bu bölüme sponsor olan brilliant.org,

and is one of the best places to do just that.

3:34

tam da bunu yapabileceğiniz en iyi yerlerden biri.

Like us, they believe that if you're excited,

3:36

Bizim gibi onlar da, heyecan duyduğunuzda

you'll learn quickly,

3:38

hızla öğreneceğinize,

that active learning is best,

3:39

aktif öğrenmenin en iyisi olduğuna

and that questions that spark curiosity Kalıp ifadeler

3:40

ve merak uyandıran soruların

are so important.

3:42

çok önemli olduğuna inanıyor.

Kalıp ifadeler

spark curiosity: daha fazlasını öğrenme isteği uyandırmak

spark curiosity ifadesinde spark bir fiildir, ancak gerçekten ateş yakmak anlamına gelmez. Burada mecaz anlamda kullanılır ve “merakın başlamasına neden olmak” veya “birinin daha fazlasını öğrenmek istemesini sağlamak” demektir. Kalıp spark + ilgi, duygu, fikir veya tepki şeklindedir. Burada sorular, onları duyan kişilerde merak uyandırır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “birinin daha fazlasını öğrenmek istemesini sağlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A surprising picture can ____ about space.

Cevabı göster

spark curiosity

Whenever we want to build up Öbek fiiller

3:43

Ne zaman

our logical thinking powers

3:44

mantıksal düşünme becerilerimizi geliştirmek

or break down the physics Öbek fiiller

3:45

ya da çevremizdeki gündelik deneyimlerin fiziğini

of everyday experiences around us,

3:46

adım adım çözümlemek istesek,

we check out brilliant.

3:48

brilliant'a göz atıyoruz.

Öbek fiiller

build up: bir şeyi kademeli olarak artırmak

Build up, bir şeyi azar azar artırmak veya geliştirmek anlamına gelir. Bu cümlede fiziksel bir nesne inşa etmeyi değil, tekrar eden öğrenme ya da alıştırmalarla mantıksal düşünme gücünü artırmayı anlatır. Kalıp build up + isim şeklindedir: build up confidence, strength, savings veya skills. Nesne it ise build it up denir; build up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “kademeli olarak artırmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Short daily puzzles can ____ your thinking skills over time.

Cevabı göster

build up

Öbek fiiller

break down: karmaşık bir konuyu adım adım analiz etmek

Burada break down, karmaşık bir konuyu analiz etmeyi veya açıklamayı kolaylaştırmak için daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelir. Nesne, günlük deneyimlerin fiziğidir; dolayısıyla ifade, bu deneyimlerin nasıl işlediğini incelemeyi anlatır. break down ayrılabilen bir fiil öbeğidir: break the physics down ve break down the physics biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: break it down; break down it demeyin.

Alıştırma

“Daha küçük parçalara ayırarak analiz etmek” anlamındaki, yukarıda öğretilen fiil öbeğiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Let's ____ the plan into three clear steps.

Cevabı göster

break down

It's a great way to challenge your mind on the go, Deyimler

3:49

Hareket hâlindeyken zihninizi zorlamanın harika bir yoludur

Deyimler

on the go: dışarıda, hareket hâlinde veya meşgulken

Burada on the go, sabit bir yerden uzaktayken, etkinlikler arasında hareket ederken veya meşgulken anlamına gelir. Cümle, yolculuk sırasında ya da her zamanki ortamınızdan uzakta bulduğunuz kısa zamanlarda zihninizi zorlayabileceğinizi anlatır. Bu deyim, kişinin mutlaka yürümesini gerektirmez. learn on the go veya eat on the go gibi yapılarda eylemin ne zaman ya da hangi koşullarda gerçekleştiğini belirten bir zarf öbeği olarak kullanılır.

Alıştırma

“Her zamanki yerinden uzaktayken veya etkinlikler arasında yoğun biçimde hareket ederken” anlamındaki deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: This app makes it easy to learn ____.

Cevabı göster

on the go

and you can master foundational concepts

3:51

ve temel kavramlarda ustalaşabilirsiniz,

through guided in-depth problem-solving quizzes.

3:53

rehberli, derinlemesine problem çözme testleri sayesinde.

Check them out at brilliant.org/asapscience

3:56

brilliant.org/asapscience adresini ziyaret edin

to sign up for free now.

3:59

ve hemen ücretsiz kaydolun.

And let us know how it's helped you learn faster.

4:00

Daha hızlı öğrenmenize nasıl yardımcı olduğunu da bize anlatın.

And subscribe for more weekly videos every Thursday.

4:02

Her perşembe yayımladığımız videoların devamı için kanalımıza abone olun.