Nasıl Daha Hızlı Öğrenilir: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu video el yazısı, uyku, egzersiz ve anımsatıcıları daha iyi hafızayla ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pick up a new skill — Öbek fiiller: pick up ifadesinin bir şeyi kaldırmak değil, beceri edinmek olduğunu anlayın ve dil, çalgı ya da spor için kullanın. 2. the weirder the sentence is, the better, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki the + karşılaştırma yapısının iki değişimi bağladığını fark edin; burada cümle tuhaflaştıkça daha kolay hatırlanır. 3. Here's a no-brainer. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bu gündelik ifadenin bir öneriyi açık gösterdiğini anlayın; sözcüğü sözcüğüne yorumlamayın veya resmî bağlamda kullanmayın.
Bu derste
This episode is supported by brilliant.org.
0:00Bu bölüm brilliant.org tarafından desteklenmektedir.
or just wanting to pick up a new skill Öbek fiiller
0:04ister yalnızca yeni bir beceri edinmek isteyin,
Whether ... or ...: iki olasılık için aynı sonuç
Bu cümlede whether iki olası durumu tanıtır: okula geri dönmek veya yeni bir beceri öğrenmeyi seçmek. Ana ifade olan learning new things is amazing, iki durumda da doğru bir yargı olarak sunulur. Aktarılabilir kalıp Whether A or B, C biçimindedir. Dinleyiciden A ile B arasında seçim yapmasını istemez; hangi olasılık geçerli olursa olsun C'nin doğru kalacağını gösterecek biçimde cümleyi düzenler.
Alıştırma
Sonucun iki durumda da aynı olduğunu gösteren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ we meet online ____ in person, the lesson will start at nine.
Cevabı göster
Whether · or
Pick up a new skill: yeni bir beceri öğrenmeye başlamak
Burada pick up, öğrenmek veya edinmek anlamına gelir. Bu nedenle pick up a new skill, dil ya da enstrümanla ilgili bir yetenek gibi yeni bir beceri kazanmaya başlamak demektir. Bir şeyi fiziksel olarak kaldırma anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp pick up + beceri, dil, teknik veya bilgi biçimindedir. Dersler de işin içinde olabilir, ancak çoğu zaman yavaş yavaş, rahat bir şekilde veya deneyim yoluyla öğrenmeyi ima eder.
Alıştırma
Hangi cümlede pick up, bilgi veya beceri öğrenmek ya da edinmek anlamında kullanılmıştır?
- I picked up the book from the floor.
- I picked up my brother after school.
- I picked up some Italian while living in Rome.
Cevabı göster
I picked up some Italian while living in Rome.
The first step is to + fiilin yalın hâli
Altyazıdaki First step is skip the laptop, The first step is to skip the laptop cümlesinin konuşmada kısaltılmış biçimidir. Standart kalıpta the belirli ilk adımı gösterir; to ise is sonrasında yapılacak eylemi başlatır. Bir plandaki ilk eylemi belirtmek için The first step is to + fiilin yalın hâli kalıbını kullan. Altyazıdaki kısa biçim anlaşılabilir, ancak özenli konuşma veya yazı için güvenilir bir örnek değildir.
Alıştırma
Bir plandaki ilk eylemi belirten standart kalıpla cümleyi tamamla: ____ wash your hands.
Cevabı göster
The first step is to
the way to go: en iyi seçenek
Burada the way to go, duruma göre en iyi ya da en kullanışlı seçenek anlamına gelen bir deyimdir. Not alırken kalem ve kâğıt kullanılmasını önerir; go fiziksel bir hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp X is the way to go şeklindedir ve X önerdiğin seçeneği belirtir. Bu kalıp, X’i yalnızca olasılıklardan biri olarak değil, güvenle önerilen seçenek olarak sunar.
Alıştırma
“For a rainy walk, an umbrella is the way to go,” cümlesinde “the way to go” ne anlama gelir?
- Şemsiye en kullanışlı seçimdir.
- Şemsiye hangi yolun izleneceğini gösterir.
- Şemsiye hareket etmek üzeredir.
Cevabı göster
Şemsiye en kullanışlı seçimdir.
Not only are there oodles of distractions online, Notlar
0:20İnternette sayısız dikkat dağıtıcı şey bulunmasının yanı sıra,
oodles of: 'çok miktarda' demenin gündelik bir yolu
oodles of bir şeyin sayısının veya miktarının çok büyük olduğunu belirtir. Bu cümlede internette dikkat dağıtıcı unsurların bol olduğunu vurgular ve ifadeye kesin bir ölçü yerine hafif, eğlenceli ve abartılı bir ton verir. Normalde oodles of + isim şeklindeki kalıplaşmış miktar ifadesi olarak kullanılır. oodles of ideas örneğindeki gibi çoğul sayılabilir bir isimden veya oodles of time örneğindeki gibi sayılamayan bir isimden önce gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede oodles of hem dil bilgisi hem de kullanım düzeyi bakımından doğru kullanılmıştır?
- The court hereby awards oodles of damages to the claimant.
- She bought an oodle of apples for the picnic.
- We have oodles of time before the movie starts.
Cevabı göster
We have oodles of time before the movie starts.
process the information at a shallower level Kelime
0:25bilgiyi daha yüzeysel işlediğini de tespit etti;
At a shallower level: bilginin daha yüzeysel işlenmesi
Bu cümlede at a shallower level, fiziksel bir derinliği değil, zihinsel işlemenin derinliğini anlatır. Bilginin daha az derinlikte, daha az analiz veya anlayışla işlendiği anlamına gelir. Shallower karşılaştırma biçimidir; bu nedenle ifade, bu işleme türünü başka bir işleme türünden daha yüzeysel olarak sunar. İfade tek başına öğrencinin yeteneksiz olduğunu veya bilginin kolay olduğunu söylemez.
Alıştırma
Örnekte at a shallower level ne anlama geliyor?
- Bilgi fiziksel olarak bir yüzeye daha yakındır.
- Öğrencinin yeteneği daha düşüktür.
- Bilgi daha az derinlikte veya daha az analizle işlenir.
Cevabı göster
Bilgi daha az derinlikte veya daha az analizle işlenir.
as opposed to simply transcribing verbatim. Notlar
0:27çünkü çoğu zaman söylenenleri kelimesi kelimesine aktarmakla yetiniyorlar.
Cümle başındaki Not only ... but ... ve devriklik
Not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki noktayı bağlar ve ikinci noktayı genellikle daha önemli veya şaşırtıcı bir ek bilgi olarak sunar. Burada internetteki çok sayıda dikkat dağıtıcı unsur ilk noktadır; daha yüzeysel bilgi işleme hakkındaki araştırma bulgusu ise savın asıl ağırlığını taşır. Not only ilk yan cümlenin başında olduğunda, olumsuzluk özelliği taşıyan bu başlangıç özne-yardımcı fiil devrikliğini tetikler: Not only are there ... yapısında are, there sözcüğünden önce gelir. but sonrasındaki yan cümle normal sözcük dizilişini korur. not only yan cümleyi başlatmak yerine onun içinde kalırsa otomatik olarak devriklik yapmayın.
Alıştırma
Cümleyi başta Not only ... but ve doğru devriklikle tamamlayın: ____ the bus late, ____ it was also crowded.
Cevabı göster
Not only was · but
As opposed to: karşıtlık belirtmek
Bu cümlede as opposed to, bilgiyi daha yüzeysel bir düzeyde işlemeyi onu yalnızca kelimesi kelimesine yazıya geçirmekle karşılaştırır. Rather than veya in contrast with anlamındadır; burada opposed bir tartışma olduğunu göstermez. To burada bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Burada ardından transcribing gelir.
Alıştırma
Karşıtlığı burada öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The team chose to test the design first, ____ launching it immediately.
Cevabı göster
as opposed to
verbatim: tamamen aynı sözcüklerle
Verbatim, “hiç değiştirmeden tamamen aynı sözcükleri kullanarak” demektir. Burada bir kişinin nasıl yazıya geçirdiğini belirtir: duyduğu ifadeyi aynen yazar. “Çok ayrıntılı biçimde” anlamına gelmez. Temel nokta, kullanılan ifadelerin değişmeden kalmasıdır.
Alıştırma
“Tamamen aynı sözcüklerle” anlamına gelen resmî zarfla cümleyi tamamlayın: The interviewer wrote down Maya's answer ____.
Cevabı göster
verbatim
Reframing the information into your own words Kalıp ifadeler
0:29Bilgiyi kendi cümlelerinizle yeniden ifade ederken
leads to better performance on tests. Kalıp ifadeler
0:33sınavlarda daha iyi sonuç almanızı sağlar.
your own words: kopyalamak yerine kendi sözcüklerinle anlatmak
Bu cümlede your own words, özgün ifadeyi kopyalamak yerine anladığın şeyi kendi seçtiğin sözcüklerle anlatmak demektir. Bilgiyi your own words kullanarak yeniden kurmak bir yeniden ifade etme biçimidir. Own, ifadeyi kimin seçtiğini vurgular. Gerçeklerin veya düşüncelerin sana ait olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Kopyalamak yerine yeniden anlatmayı ifade eden kalıbı tamamlayın: Please explain the rule in ____, rather than copying the book.
Cevabı göster
your own words
daha iyi performansa yol açar
Burada leads to bir eylemi sonucuna bağlar: bilgiyi kendi sözlerinle yeniden ifade edip elle yazmak, testlerde daha iyi sonuç alınmasını sağlar. Better performance, bir performans sergilemek değil, testlerde daha iyi sonuç almak demektir. Kalıp lead to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. leads to better performance içindeki to, sonucu tanıtan bir edattır; mastar işareti değildir.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinin geniş zaman biçimi ve ardından gelen edatla tamamlayın: Regular feedback often ____ better performance on later assignments.
Cevabı göster
leads to
two groups were taught the Swahili translation Dilbilgisi
0:39iki gruba, 16 Fransızca kelimenin Svahili dilindeki karşılıkları
Svahili çevirisi öğretildi
Teach etken çatıda iki nesne alabilir: someone taught two groups the Swahili translation. Two groups, öğretimin alıcısını belirten nesnedir; the Swahili translation ise öğretilen içeriği belirten nesnedir. Altyazıda alıcı nesne edilgen cümlenin öznesi olur: two groups were taught.... İçerik nesnesi were taught ifadesinden sonra kalır. Bu yapı, öğretmenin kim olduğu bilinmediğinde veya öğrenciler ve materyal öğretmenden daha önemli olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi teach fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: At orientation, the volunteers ____ the emergency procedure.
Cevabı göster
were taught
took a break: dinlenmek için kısa bir ara vermek
Burada took a break, dinlenmek için çalışmaya bir süre ara verildiği anlamına gelir. Break, dinlenme süresini belirten bir isimdir; grubun bir nesneyi kırdığı anlamına gelmez. Yaygın kalıp take a break şeklindedir ve take zamana göre take, took veya taken biçimine dönüşür. Bu ifade aranın geçici olduğunu gösterir; bu nedenle dinleyen kişi genellikle etkinliğin daha sonra devam etmesini bekler.
Alıştırma
Cümleyi, dinlenmek için kısa süreliğine durmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We've been working for two hours, so let's ____ before we continue.
Cevabı göster
take a break
resumed studying: bir kesintiden sonra çalışmaya devam etmek
Resumed studying, bir kesintiden sonra çalışmaya devam edildiği anlamına gelir. Gece uykusu iki çalışma dönemini birbirinden ayırır ve resumed, sabahki etkinliğin tamamen yeni bir etkinlik değil, öncekinin devamı olduğunu gösterir. Ara verdikten sonra devam etmek anlamındaki resume fiilinin ardından doğrudan bir isim veya -ing biçimi gelebilir: resume the lesson; resume studying. Bu yapıda etkinlikten önce to kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi resume fiilinin geçmiş zaman biçimi ve studying ile tamamlayın: After the fire drill, the class ____ for the test.
Cevabı göster
resumed studying
the sleep group could recall 10 of the 16 words,
0:56uyuyan grup 16 kelimeden 10'unu hatırlayabildi;
İki sonucu karşılaştıran while
Bu cümlede while iki yan cümleyi birbirine bağlar ve sonuçları karşılaştırır: uyuyan grup 10 kelimeyi, uyumayan grup ise yedi buçuk kelimeyi hatırlamıştır. Burada “oysa” veya “buna karşılık” anlamındadır. Bu kullanım, iki olayın aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. while belirgin biçimde farklı gerçekler içeren iki tam ifadenin arasında bulunduğunda, zaman anlamını düşünmeden önce bir karşılaştırma olup olmadığına bakın.
Alıştırma
“The first team finished in twelve minutes, while the second needed eighteen,” cümlesinde while neyi gösterir?
- Aynı anda gerçekleşen iki eylem
- Takımların sonuçları arasındaki karşıtlık
- İlk takımın bitirdiği zaman
Cevabı göster
Takımların sonuçları arasındaki karşıtlık
get seven and a half: sonuç bildiren get
Burada get, bir nesneyi almak değil, bir sonuç elde etmek ya da belli sayıda doğru yapmak anlamındadır. İlk yan cümlede recall zaten geçtiği için dinleyici get seven and a half ifadesini ortalama yedi buçuk kelimeyi hatırlamak olarak anlar. Get, etkinlik bağlamdan belli olduğunda daha özel bir fiilin yerine sıkça kullanılır. Bağlama göre get six, altı soruyu doğru cevaplamak, altı şeyi tanımak veya altı şeyi hatırlamak anlamına gelebilir. Seven and a half grubun ortalamasıdır; fiziksel bir kelimenin yarısı değildir.
Alıştırma
“Rina named nine songs, but I only got six,” cümlesinde got six ne anlama gelir?
- Her şarkıyı altı kez dinledi
- Nesne olarak altı şarkı aldı
- Altı şarkının adını doğru söyledi
Cevabı göster
Altı şarkının adını doğru söyledi
motor skill: harekete dayalı bir beceri
Motor skill, koordineli vücut hareketlerinin kullanıldığı ve pratikle daha akıcı ya da doğru hâle gelen bir beceri demektir. Zıplamak gibi büyük hareketleri veya fareyi kontrol etmek ve tuşlara basmak gibi küçük hareketleri içerebilir. Burada motor, bir makinenin motorunu değil hareketi ve fiziksel kontrolü anlatır. Sonuç kişinin nasıl hareket ettiğine bağlıysa görev bilgisayarda yapılsa bile bir motor beceriyi ölçebilir.
Alıştırma
Bu cümlede motor skill ne anlama geliyor?
- Koordineli vücut hareketlerini kullanan ve pratikle gelişen bir beceri
- Elektrik motorunu onarma becerisi
- Bilgisayar programları yazma becerisi
Cevabı göster
Koordineli vücut hareketlerini kullanan ve pratikle gelişen bir beceri
had them learn the task in a slightly altered way, Dilbilgisi
1:12görevi biraz değiştirilmiş bir şekilde öğrendi;
had them learn: have + nesne + fiilin yalın hâli
Had them learn, have + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Geçmiş zamandaki had, eğitim oturumunun onların öğrenmesini ayarladığını veya sağladığını gösterir; them nesnedir ve learn, to olmadan yalın hâlde kalır. Burada oturum, deneyin planını veya düzenini temsil eder. Bu kalıp bir kişinin, kuralın, olayın veya düzenlemenin birine bir eylem yaptırdığını anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi repeat sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The coach had the players ____ the drill again.
Cevabı göster
repeat
with the exact same practice. Kelime
1:17hiçbir değişiklik yapmadan, tamamen aynı şekilde tekrarladı.
exact same: “tamamen aynı” anlamında gündelik vurgu
Bu cümlede exact same, “tamamen aynı” anlamına gelir: alıştırma hiç değişmemiştir. Exact, same sözcüğünü güçlü biçimde vurgular. Buradaki exact, yaygın ve gündelik bir kalıbın parçasıdır. Bu kullanım, exact sözcüğünün diğer sıfatlardan önce exactly yerine kullanılabileceği genel bir kural oluşturmaz.
Alıştırma
Resmî bir okul raporu için en uygun cümle hangisidir?
- The second group completed exactly same exercise.
- The second group completed the exact same exercise.
- The second group completed exactly the same exercise.
Cevabı göster
The second group completed exactly the same exercise.
nearly doubled the speed of accuracy of the task Dilbilgisi
1:21görevi doğru tamamlama hızını neredeyse iki katına çıkardı
nearly doubled: değerin iki katının biraz altına ulaşmak
Double burada fiildir: bir şeyi iki katına çıkarmak veya iki katına ulaşmak anlamına gelir. Nearly, doubled ifadesini sınırlar; dolayısıyla sonuç karşılaştırma değerinin iki katına yaklaşmış, ancak tam olarak ulaşmamıştır. Bir değer 100'den 195'e çıkarsa nearly doubled ifadesi uygundur. Bu, yaklaşık %95 artış demektir; yaklaşık %200 artış demek değildir.
Alıştırma
Bir mağaza geçen ay 100, bu ay ise 195 bisiklet sattı. Değişimi doğru anlatan cümle hangisidir?
- Bike sales nearly tripled.
- Bike sales nearly doubled.
- Bike sales exactly doubled.
Cevabı göster
Bike sales nearly doubled.
compared to the control group: “kontrol grubuyla karşılaştırıldığında”
Compared to, sonucu değerlendirirken kullanılan karşılaştırma ölçütünü belirtir. Burada iki strateji kullanan kişiler control group ile karşılaştırılır; dolayısıyla bildirilen fark bu gruba göredir. Control group, deneydeki temel değişikliği almayan ve karşılaştırma ölçütü sağlayan gruptur. Başka insanları kontrol eden bir grup anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede control group hangi işlevi görüyor?
- Diğer herkesin görevi nasıl yaptığını kontrol eden gruptur.
- İki strateji kullanan grubun sonucunu değerlendirmek için referans sağlar.
- İki farklı strateji kullanan grubun başka bir adıdır.
Cevabı göster
İki strateji kullanan grubun sonucunu değerlendirmek için referans sağlar.
Peki bu gerçek dünyada nasıl görünür?
Buradaki look like fiziksel görünüşü sormaz. Soru, daha önce anlatılan düşüncenin gerçek bir durumda nasıl ortaya çıkacağını, işleyeceğini veya deneyimleneceğini sorar. Soru bir bütün olarak açıklamayı düzenler: soyut ya da deneysel tartışmayı kapatır ve ardından somut, uygulamalı bir örneğin geleceğini bildirir. Aynı geçişi yapmak için What does X look like in the real world? kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir konuşmacı soyut bir öğrenme ilkesini açıkladıktan sonra uygulamalı bir örneğe geçmek istiyor. Bu geçişi hangi soru sağlar?
- What did this look like before the experiment?
- Who first wrote this theory down?
- What does this look like in the real world?
Cevabı göster
What does this look like in the real world?
look like: pratik biçimi sormak
Burada look like, “pratikte nasıl bir biçim almak” veya “somut olarak nasıl işlemek” anlamına gelir. in the real world ifadesi, dikkati görünür dış görünüşten gerçek uygulamaya yöneltir. Bu soruyu birinden bir fikri, planı, teoriyi veya değişikliği belirli eylemler, örnekler ya da sonuçlarla somutlaştırmasını istemek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir planın somut biçimini soran ifadeyle soruyu tamamlayın: What does the proposal ____ in the real world?
Cevabı göster
look like
Say you're perfecting your tennis game, Anlatım akışı
1:26Diyelim ki teniste kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz;
with slightly different weights between sessions.
1:30ancak raketlerin ağırlıkları biraz farklı olsun.
Cümle başındaki Say you're ...: varsayımsal bir durum sunmak
Bu cümlenin başındaki Say, varsayımsal bir durum sunar: “Tenis oyununu geliştirdiğini varsay.” Bu, konuşma talimatı değildir. Bu söylem belirteci somut bir senaryoyu hızlıca kurar; böylece konuşan kişi bu hayali durumda neyin denenebileceğini veya neler olabileceğini açıklayabilir.
Alıştırma
“Say you're perfecting your tennis game” ifadesinde Say ne işe yarar?
- Birinin daha önce söylediği sözleri aktarır.
- Dinleyiciye bu sözleri yüksek sesle söylemesini emreder.
- Varsayımsal bir durum sunar.
Cevabı göster
Varsayımsal bir durum sunar.
you don't make the modification too big.
1:34yaptığınız değişikliğin çok büyük olmaması gerektiğini belirtiyor.
Can't focus? ... Get some exercise. ifadesindeki sorundan eyleme geçiş yapısı
Baştaki Can't focus? parçası, öznenin düşürüldüğü başlık tarzında bir sorudur. Bu bağlamda Can't you focus? veya Are you unable to focus? anlamına gelir. Kısa olması, dinleyicinin sorununu önce öne çıkarır. Get some exercise. ise gizli öznesi you olan bir emir cümlesidir. Sorunun hemen ardından gelmesi, önce güçlüğü belirtip sonra denenebilecek bir eylem sunan kısa bir sorun–çözüm yapısı oluşturur. Burada get some exercise fiziksel etkinlik yapmak demektir; alıştırma soruları edinmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Aynı kısa sorun sorusu + eylem emri yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Feeling sleepy? Take a short walk.
- Are you feeling sleepy because you stayed up late?
- A short walk can sometimes help with sleepiness.
Cevabı göster
Feeling sleepy? Take a short walk.
egzersiz yaptı anlamındaki worked out
Bu cümlede worked out, geçişsiz öbek fiil work out'un geçmiş zaman biçimidir ve egzersiz yaptı anlamına gelir. Katılımcılar 15 dakika sabit bisiklet kullandığından, ifade bir şeyi çözmeyi değil fiziksel etkinliği anlatır. Spor anlamında kişi özne olur ve work out genellikle doğrudan nesne almadan kullanılır: They worked out for 15 minutes.
Alıştırma
Cümleyi egzersiz yapmak anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Lena likes to ____ before breakfast.
Cevabı göster
work out
stationary bike: yerinde duran bir bisiklet
Bu cümlede stationary bike, bir yere gitmeden pedal çevrilen kapalı alan egzersiz aletidir. Bu ifade, katılımcıların hafıza görevinden önce nasıl egzersiz yaptığını açıklar. Burada stationary, “hareket etmeyen” veya “bir yerde sabit duran” anlamındadır. Bu anlam stationary vehicle ve stationary object gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Bu cümleyi hangi seçenek doğru şekilde tamamlar: The hotel gym has a ____.
- stationery bike
- stationary notebook
- stationary bike
Cevabı göster
stationary bike
significantly faster than: anlamlı bir karşılaştırmayı bildirmek
Significantly faster than ifadesi iki grubun süresini veya hızını karşılaştırır. Faster than karşılaştırmayı kurar; significantly ise farkın çok küçük bir değişim değil, belirgin veya anlamlı olduğunu gösterir. Burada egzersiz yapan grubun görevi egzersiz yapmayan gruptan daha kısa sürede ve arada açık bir farkla tamamladığı anlamına gelir. İfade farkın büyüklüğünü veya önemini anlatır; grubun mutlak anlamda yalnızca "very fast" olduğunu söylemez.
Alıştırma
Raporu “karşılaştırılana göre belirgin biçimde daha yüksek hızda” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Tests showed that the updated app loaded pages ____ the previous version.
Cevabı göster
significantly faster than
Even a quick walk around the block Kalıp ifadeler
1:52Evinizin çevresinde atacağınız kısa bir tur bile
a quick walk around the block: yakındaki bloğun etrafında kısa bir yürüyüş
A walk around the block, yakındaki sokakları izleyerek bir bloğun çevresinde yapılan ve genellikle başlangıç noktasına yakın bir yerde biten kısa bir yürüyüştür. Buradaki quick, yürüyüşün fazla zaman almadığını vurgular. Block burada fiziksel bir nesne veya engel değil, sokaklarla çevrili bir şehir adası anlamındadır. İfade tüm mahalleyi dolaşmayı değil, yakında küçük bir tur atmayı anlatır.
Alıştırma
Yakında kısa bir tur atmayı anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I have ten minutes before the meeting, so I'll take ____.
Cevabı göster
a quick walk around the block
clear up your mind değil, clear your mind
Bu cümlede clear up your mind, düşünceleri daha az karmaşık ve daha odaklı hâle getirmek anlamında kullanılmak istenmiştir. Standart İngilizcede bu düşünce genellikle clear your mind veya clear your head ile ifade edilir. Up parçacığı, bir yanlış anlaşılmayı çözmek veya havanın açılmasını anlatmak gibi clear up ifadesinin başka kullanımlarında yer alır. Normalde clear + iyelik belirleyicisi + mind/head kalıbına eklenmez.
Alıştırma
Hangi cümle mola vererek zihinsel olarak berraklaşmayı doğal biçimde ifade eder?
- After reading emails for hours, I stepped outside to clear up my mind.
- After reading emails for hours, I stepped outside to clear up a misunderstanding.
- After reading emails for hours, I stepped outside to clear my mind.
Cevabı göster
After reading emails for hours, I stepped outside to clear my mind.
in order of increasing frequency? Kalıp ifadeler
1:57artan frekans sırasına göre ezberlemeye mi çalışıyorsunuz?
Trying to ...?: kısaltılmış konuşma sorusu
Trying to + fiilin yalın hâli ...? resmî olmayan, kısaltılmış bir sorudur. Burada “Are you trying to memorize ...?” anlamına gelir: anlaşılan özne you’dur ve are yardımcı fiili de düşürülür. Konuşmacı bu yapıyı, yardım sunmadan önce dinleyicinin o anki amacını belirleyen, doğrudan dinleyiciye yöneltilmiş kısa bir giriş olarak kullanır. Soru biçimindeki bu tür parçalar konuşmada, reklamlarda, başlıklarda ve sohbet havasındaki anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
“Are you trying to keep your houseplants alive while you're away?” sorusunun gündelik, kısaltılmış biçimini tamamlayın: “____ keep your houseplants alive while you're away?”
Cevabı göster
Trying to
in order of increasing frequency: sıralama ölçütünü belirtme
In order of + isim öbeği, nesneleri sıralamak için kullanılan ölçütü belirtir. Buradaki ölçüt increasing frequency olduğundan spektrum düşük frekanstan yüksek frekansa doğru sıralanır. Increasing, frequency sözcüğünü niteler; ezberleme eylemini anlatmaz. Bu ifadede order, “sıra” anlamındadır; “emir” anlamında değildir.
Alıştırma
Yönergeyi, en düşük sıcaklıktan en yüksek sıcaklığa anlamına gelecek şekilde tamamlayın: “Arrange the samples ____.”
Cevabı göster
in order of increasing temperature
Mizahi bir retorik yanıt olarak Well, who isn't?
Bu yanıtta Well, şakacı bir cevaba geçişi yumuşatır; who isn't? ise retorik bir sorudur. Konuşan kişi, bu etkinliği yapmayan insanların gerçekten listelenmesini beklemez. Etkinliği sanki herkes yapıyormuş gibi göstererek mizah yaratır. Bu kalıp, aşırı belirli veya cevabı bariz görünen bir soruya ortak bir deneyimi abartarak karşılık verebilir. Asıl işlevi herkesin bunu gerçekten yaptığını iddia etmek değil, eğlenceli bir anlaşma veya ortaklık duygusu oluşturmaktır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Are you tired after that long hike?” diye soruyor. Siz de “Well, who isn't?” diyorsunuz. Büyük olasılıkla ne demek istiyorsunuz?
- Yorgun olmayan herkesin adına ihtiyacım var.
- Hiçbir yerde hiç kimsenin yorgun olmadığından eminim.
- Elbette yorgunum; yorulmak şaşırtıcı olmayan, ortak bir tepkidir.
Cevabı göster
Elbette yorgunum; yorulmak şaşırtıcı olmayan, ortak bir tepkidir.
mnemonic device: yapılandırılmış bir hafıza yardımcısı
Mnemonic device, bilgiyi hatırlamayı kolaylaştırmak için özellikle tasarlanmış bir hafıza yardımcısıdır. Bir cümle, kalıp, kafiye, görüntü veya başka bir ipucu olabilir. Bu cümlede Marslılarla ilgili sıra dışı ifade, kelimelerin baş harfleri aracılığıyla bir sıralamayı hatırlatır. Buradaki device mutlaka fiziksel bir nesne değil, yöntem veya teknik anlamındadır. Mnemonic device geniş kategorinin adıdır; hatırlanması zor bilgileri daha basit ve akılda kalıcı bir yapıyla ilişkilendirerek çalışır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, dersin mnemonic ile başlayan iki sözcüklük tam hedef ifadesiyle tamamlayın: A rhyme can be a useful ____.
Cevabı göster
mnemonic device
as a way of committing information to memory. Kalıp ifadeler
2:08bilgiyi hafızaya yerleştirmenin bir yolu olduğu kanıtlanmıştır.
Commit information to memory ile bilgiyi hafızaya yerleştirmek
To commit information to memory, bir bilgiyi daha sonra hatırlayabilmek için bilinçli olarak öğrenmek demektir. Buradaki commit, bilgiyi zihne yerleştirme sürecini anlatır; suç işlemek veya söz vermek anlamına gelmez. Yaygın yapı commit + something + to memory şeklindedir. Yalnızca remember demekten daha resmîdir ve anının oluşma sürecine daha fazla odaklanır.
Alıştırma
Commit ... to memory ifadesini ve them sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: The trainees reviewed the safety rules repeatedly to ____.
Cevabı göster
commit them to memory
Theories suggest that adults can only hold
2:11Kuramlara göre biz yetişkinler, kısa süreli belleğimizde
a limited number of items in our short-term memory. Kelime
2:13yalnızca sınırlı sayıda öğe tutabiliriz.
Short-term memory: kısa süreli bellek
Short-term memory, bilgi kullanılırken az miktardaki bilgiyi kısa süreliğine tutan sistemdir; örneğin bir kodu yazana kadar akılda tutmak gibi. Bu cümlede short-term, bilginin ne kadar süre tutulduğunu anlatır; kişinin hafızasının iyi veya kötü olduğunu değil. Yalnızca unutkanlık anlamına gelmez; long-term memory içinde saklanan bilgiler çok daha uzun süre kullanılabilir kalabilir.
Alıştırma
Bir öğrenci altı haneli bir kod görür, onu birkaç saniye aklında tutar ve sonra yazar. Kullanılan belleği en iyi hangi terim açıklar?
- long-term memory
- short-term memory
- muscle memory
Cevabı göster
short-term memory
By grouping items into a mnemonic, it allows: sarkık niteleyiciyi düzeltme
Cümle başındaki by + -ing yapısı normalde ana cümlenin dil bilgisel öznesinin bir işi hangi yöntemle yaptığını açıklar. Burada özne, biçimsel it öznesidir; ancak it ögeleri gruplandıramaz. Bu nedenle By grouping items into a mnemonic ifadesinin mantıksal bir eyleyeni yoktur ve sarkık bir niteleyici oluşur. Eyleyeni ana cümlenin öznesi yapın: By grouping items into a mnemonic, you can help your brain hold more information. Alternatif olarak etkinliğin kendisini özne yapın: Grouping items into a mnemonic allows your brain to hold more information.
Alıştırma
Baştaki By + -ing ifadesine mantıksal bir eyleyen sağlayan cümle hangisidir?
- By grouping items into a mnemonic, it allows your brain to retain more information.
- By grouping items into a mnemonic, more information can be retained by your brain.
- By grouping items into a mnemonic, you can help your brain retain more information.
Cevabı göster
By grouping items into a mnemonic, you can help your brain retain more information.
hold onto: saklamaya veya hatırlamaya devam etmek
Burada hold onto, bilgiyi kaybetmek veya unutmak yerine hafızada tutmaya devam etmek anlamına gelir. İfade mecazidir; beyin bilgiyi fiziksel olarak kavramaz. Kalıp hold onto + nesne şeklindedir. Somut eşyaları, fikirleri, fırsatları, inançları veya anıları korumayı anlatabilir ve çoğu zaman bir şeyin kaybedilmesini ya da bırakılmasını önleme anlamını vurgular.
Alıştırma
Notta geçen ve “saklamaya devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Please ____ your receipt until the refund is processed.
Cevabı göster
hold onto
aid into the creation değil, aid in the creation of kullanın
Buradaki aid into the creation, standart bir İngilizce birleşim değildir. Amaçlanan anlam, öğeleri bir anımsatıcı içinde gruplamanın uzun süreli anıların oluşmasına yardımcı olmasıdır. Bir sürece katılma veya yardım etme anlamı için aid in + isim ya da -ing biçimi kullanılır: aid in the creation of long-term memories. Aid fiil olarak kullanıldığında doğrudan nesne de alabilir: aid the creation of long-term memories. Into normalde içeriye doğru hareketi veya yeni bir duruma geçişi ifade eder; bu nedenle burada aid fiilinin yardım ettiği süreci başlatamaz.
Alıştırma
Cümleyi aid in + süreç kalıbıyla tamamlayın: Clear labels can ____ the creation of accurate records.
Cevabı göster
aid in
And the weirder the sentence is, the better, Dilbilgisi
2:24Üstelik cümle ne kadar tuhafsa o kadar iyidir;
the weirder ..., the better: birbiriyle bağlantılı karşılaştırma değişimleri
the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı, değişen iki özelliği birbirine bağlar: ilki arttıkça veya azaldıkça ikincisi de onunla birlikte değişir. Burada anımsatıcı bir cümlenin daha tuhaf olmasının onu hatırlama açısından daha iyi kıldığı anlatılır. Eksik sözcükler açıkça anlaşılıyorsa ikinci yan cümle kısaltılabilir. Buradaki the better, the better it is for remembering anlamındadır. Bu kalıptaki iki the, normal belirli tanımlıklar değil, sabit karşılaştırma işaretleridir.
Alıştırma
Cümleyi the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... bağıntılı kalıbıyla ve iki boşlukta da more kullanarak tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
have a higher chance of sticking: daha akılda kalıcı olmak
Have a higher chance of, gerçekleşme olasılığı daha yüksek olmak anlamına gelir. of bir edat olduğu için ardından fiilin -ing biçimi gelir: chance of + fiil-ing. Burada sticking mecazidir. Özgün cümlelerin insanların hafızasında kalma olasılığı daha yüksektir; in memory ifadesi bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
have a higher chance of kalıbını ve stick fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Surprising names ____ in people's memories than ordinary names.
Cevabı göster
have a higher chance of sticking
out loud: sessizce değil, duyulacak biçimde
say it out loud ifadesinde out loud, bir şeyin nasıl söyleneceğini belirten bir zarf öbeğidir: sözcükleri yalnızca zihninizden geçirmek yerine duyulacak biçimde sesinizi kullanmak demektir. Bu ifade say ve read gibi fiillerden sonra yaygındır. read aloud veya say it aloud içindeki aloud da temelde aynı anlama gelir.
Alıştırma
Bir öğretmen sözcükleri duymak istiyor ancak yüksek ses istemiyor. Hangi cümle en uygundur?
- I read the answer loudly.
- I read the answer out loud.
- I read the answer in my head.
Cevabı göster
I read the answer out loud.
Kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi olarak When given
When given, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. when they were given anlamına gelir; örtük özne they, ana cümlenin öznesi olan they ile aynı kişileri belirtir. Baştaki uzun yapıda given ... ve asked ... birbirine bağlanmış edilgen ortaçlardır. İkisi de katılımcıların kelimeleri hatırlamasından önce onlara ne yapıldığını anlatır. Bu kısa yapı araştırma raporlarında, talimatlarda ve diğer resmî metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi when ve give fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: ____ clear instructions, the group finished the task quickly.
Cevabı göster
When given
already ... previously: tekrarlanan zaman işaretini kaldırma
already read previously ifadesinde already ve previously sözcüklerinin ikisi de daha önceki bir zamanı belirtir. Burada past perfect biçimindeki had read de okuma eylemini daha sonraki belirleme görevinden önceye yerleştirir; bu yüzden iki zarfı birlikte kullanmak gerekli bir karşıtlık eklemez. Daha açık ve kısa bir anlatım için yalnızca birini kullanın: had already read veya had read previously. Already genellikle eylemin o zamana kadar tamamlandığını vurgular; previously ise daha önce demenin daha tarafsız ve biraz daha resmî bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle already sözcüğünün vurgusunu korurken geçmiş zamanı belirten tekrarlı ifadeden kaçınır?
- She had read the chapter previously.
- She had already read the chapter.
- She had already read the chapter previously.
Cevabı göster
She had already read the chapter.
Here's a no-brainer: bir şeyi çok açık olarak sunmak
A no-brainer, cevabı çok açık olduğu için neredeyse hiç düşünmeyi gerektirmeyen bir soru, seçim, görev veya öneriyi anlatan günlük bir deyimdir. Beyni olmayan bir kişiyi ya da şeyi anlatmaz. Here's, konuşmacının sıradaki önerisini sunar. Bu öneriye a no-brainer denmesi, onu basit, açık ve kolayca kabul edilebilir bir şey olarak gösterir.
Alıştırma
Bir kararın açık olduğunu ve neredeyse hiç düşünmeyi gerektirmediğini en iyi hangi seçenek ifade eder?
- It is impossible to decide.
- It's a no-brainer.
- It has no brain.
Cevabı göster
It's a no-brainer.
Gerekli bir durumu kontrol etmek için Make sure + yan cümle
Make sure + özne + fiil, bir kişiye bir gerçeğin ya da durumun doğru olduğunu kontrol etmesini veya bunu sağlamasını söyler. Make sure you're hydrated. cümlesinde you're hydrated tam bir yan cümledir: you're, you are kısaltmasıdır; hydrated ise vücutta yeterince su bulunması anlamına gelir. Bu kalıp güvenlik, hazırlık ve gerekli koşullarla ilgili hatırlatmalarda yaygındır. Yan cümleden önce that kullanmak isteğe bağlıdır: Make sure that you're hydrated da doğrudur, ancak that olmayan biçim de çok doğaldır.
Alıştırma
Güvenlik hatırlatmasını make sure + yan cümle kullanarak tamamlayın: '____ carrying enough water for the hike.'
Cevabı göster
Make sure you're
they were asked to perform on a reaction test.
2:53kendilerinden bir tepki testi yapmaları istendi.
abstained from fluids: abstain from + isim kalıbı
Bu çalışmada abstained from fluids, katılımcıların bilinçli olarak hiçbir şey içmediği anlamına gelir. Buradaki fluids, içecekleri veya içilebilir sıvıları ifade eder; akabilen her maddeyi ifade etmez. Kalıp abstain from + isim veya -ing biçimidir. Bir şeyi tüketmemeyi ya da bir etkinliğe katılmamayı seçmeyi veya bunun gerekli tutulmasını anlatan resmî bir ifadedir.
Alıştırma
Resmî talimatı abstain ve gerektirdiği edatla tamamlayın: Before the blood test, patients must ____ food and drink for eight hours.
Cevabı göster
abstain from
while the other group wasn't: yardımcı fiilden sonra eksiltme
Karşıtlık bildiren yan cümlede wasn't, wasn't given 500 ml of water right before the test sözlerinin yerini alır. Eksik anlam ilk cümleden açıkça anlaşılabiliyorsa İngilizcede yardımcı fiilden sonra tekrarlanan sözcükler atılabilir. Yardımcı fiil was, edilgen yapıyı ve geçmiş zamanı korur; not ise ikinci cümleyi olumsuz yapar. While burada iki grubu bağlayıp karşıtlık bildirir, iki olayın aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Tekrarlanan invited to the concert sözlerini atarak karşıtlığı olumsuz kısaltılmış yardımcı fiille tamamlayın: Maya was invited to the concert, but Leo ____.
Cevabı göster
wasn't
obviously performed significantly better.
3:02tahmin edileceği üzere çok daha iyi performans gösterdi.
overall mental processing and learning.
3:06genel zihinsel işleyişi ve öğrenmeyi geliştirmeye yardımcı olmasıdır.
This is because: bir sonucu nedenine bağlamak
“This”, az önce sözü edilen sonucu gösterir. “This is because”, dinleyiciye sıradaki bilginin bu sonucun neden ortaya çıktığını açıklayacağını bildirir. Burada because, “water helps improve overall mental processing and learning” tam cümleciğini başlatır. Böylece açık bir sonuç-neden düzeni oluşur: önce sonuç, ardından “This is because” + cümlecik.
Alıştırma
Mia kısa molalar verdikten sonra daha çok şey hatırlıyor. Hangi devam cümlesi bu sonuca gönderme yapıp nedeni tam bir cümlecikle açıklar?
- This is because of the extra rest.
- This is because short breaks help her focus again.
- After all, short breaks help her focus again.
Cevabı göster
This is because short breaks help her focus again.
after all that hard work: çabadan ödüle geçmek
After, tamamlanmış bir çaba döneminden sonraki zamanı belirtir. “all that hard work” isim grubunun tamamı daha önce söz edilen çabayı gösterir; “all that” ise bu çabuyu vurgular. Cümle başındaki zaman ifadesi “after all that hard work,” dinleyiciyi sırada gelecek eyleme hazırlar; burada bu eylem kişinin kendini ödüllendirmesidir. Bu kullanım, “her şeyi göz önüne alınca” anlamındaki bağımsız söylem belirleyicisi “after all,” değildir.
Alıştırma
Uzun bir çaba dönemine dönüp bakan hedef ifadeyle öğüdü tamamlayın: “____, take a day off and celebrate.”
Cevabı göster
After all that hard work
give yourself a reward: kendine bir ödül vermek
Bu cümlede give yourself a reward, çaba gösterdikten veya bir hedefe ulaştıktan sonra kendin için bilinçli olarak hoş bir şey ya da yarar sağlamak anlamına gelir. Ödül, motive edici herhangi bir şey olabilir; para olmak zorunda değildir. Yourself dönüşlüdür çünkü veren ve alan aynı kişidir. Özneye göre değişmelidir: I give myself..., she gives herself... ve we give ourselves....
Alıştırma
Cümleyi give + özneye uygun dönüşlü zamir + a reward yapısıyla tamamlayın: After I finish all my chores, I'll ____.
Cevabı göster
give myself a reward
in this particular study it was monetary compensation, Kelime
3:13—bu çalışmada söz konusu ödül paraydı—
monetary compensation: parasal ödeme veya tazminat
Monetary compensation, para biçiminde sağlanan ödeme anlamına gelir. Burada katılımcıların araştırmaya katılmaları karşılığında aldıkları şeyi belirtir; compensation, mutlaka bir yaralanma veya kaybın tazmini değil, ücret ya da karşılık anlamındadır. Bu bir isim öbeğidir: monetary, compensation sözcüğünü niteler ve ödemeyi mal veya izin gibi başka bir yan hak yerine parayla sınırlar.
Alıştırma
Resmî araştırma duyurusunu para ödemesi anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Participants will receive ____ for completing all sessions.
Cevabı göster
monetary compensation
This finding highlights how: bir sonucu ortaya çıkardığı mekanizmaya bağlamak
This finding, hemen önce bildirilen belirli sonuca gönderme yapar ve yeni bir deney başlatmak yerine bu sonucu kanıt olarak ele alır. highlights how kalıbı, bu sonuçtan sonucun önemine geçer: sonuç, ödül motivasyonunun bellek oluşumunu desteklediği sürece dikkat çeker. Burada highlights, “özellikle açık veya dikkat çekici hâle getirir” anlamındadır; how ise bir soru değil, süreç ya da mekanizma başlatır.
Alıştırma
This finding highlights how ifadesinin cümledeki işlevini en iyi hangi açıklama verir?
- Bildirilen sonucu, onun ortaya çıkardığı mekanizmaya geçiş yapmak için kullanır.
- İlgisiz yeni bir deney tanıtır.
- Rapordaki sözcüklerin renkli kalemle işaretlendiğini söyler.
Cevabı göster
Bildirilen sonucu, onun ortaya çıkardığı mekanizmaya geçiş yapmak için kullanır.
via the release of feel-good neurotransmitter dopamine Kalıp ifadeler
3:25iyi hissettiren nörotransmiter dopaminin
in the hippocampus. prior to learning. Kalıp ifadeler
3:28öğrenmeden önce hipokampusta salgılanmasıyla.
via the release of: bir etkinin arkasındaki mekanizmayı belirtmek
Via the release of, “salma eylemi yoluyla” anlamına gelen resmî bir mekanizma ifadesidir. Bu cümlede dopamin salınımı, ödül motivasyonunun bellek oluşumunu desteklediği yol olarak sunulur. Via bir edat, the release bir isim öbeğidir; of ise salınan şeyi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp “etki veya süreç + via the release of + madde” şeklindedir; daha sonraki bir zamanı değil, aracı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef resmî mekanizma ifadesiyle tamamlayın: The device cools the chamber ____ compressed gas.
Cevabı göster
via the release of
Prior to + isim veya -ing biçimi
Prior to, “önce” anlamına gelir ve daha erken bir zamanı belirtir. Buradaki prior to learning, bir şeyin öğrenme başlamadan önce gerçekleştiğini anlatır. prior to ifadesindeki to bir edattır. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: prior to the lesson; prior to learning. Fiilin yalın biçimi olan learn doğrudan ardından kullanılamaz.
Alıştırma
Resmî talimatı, dersteki “önce” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ entering the pool, take a shower.
Cevabı göster
Prior to
Keen to + fiilin yalın hâli
Keen to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya çok istekli veya hevesli olmak anlamına gelir. Bu cümlede keen to learn, daha hızlı öğrenmeye yönelik güçlü bir isteği gösterir. keen to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: keen to learn, keen to help, keen to start. Buradaki to mastar yapısını başlatır.
Alıştırma
Maya'nın katılmayı çok istediğini göstermek için keen to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Maya is keen on join the science club.
- Maya is keen to joining the science club.
- Maya is keen to join the science club.
Cevabı göster
Maya is keen to join the science club.
and is one of the best places to do just that.
3:34tam da bunu yapabileceğiniz en iyi yerlerden biri.
spark curiosity: daha fazlasını öğrenme isteği uyandırmak
spark curiosity ifadesinde spark bir fiildir, ancak gerçekten ateş yakmak anlamına gelmez. Burada mecaz anlamda kullanılır ve “merakın başlamasına neden olmak” veya “birinin daha fazlasını öğrenmek istemesini sağlamak” demektir. Kalıp spark + ilgi, duygu, fikir veya tepki şeklindedir. Burada sorular, onları duyan kişilerde merak uyandırır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “birinin daha fazlasını öğrenmek istemesini sağlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A surprising picture can ____ about space.
Cevabı göster
spark curiosity
build up: bir şeyi kademeli olarak artırmak
Build up, bir şeyi azar azar artırmak veya geliştirmek anlamına gelir. Bu cümlede fiziksel bir nesne inşa etmeyi değil, tekrar eden öğrenme ya da alıştırmalarla mantıksal düşünme gücünü artırmayı anlatır. Kalıp build up + isim şeklindedir: build up confidence, strength, savings veya skills. Nesne it ise build it up denir; build up it denmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “kademeli olarak artırmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Short daily puzzles can ____ your thinking skills over time.
Cevabı göster
build up
break down: karmaşık bir konuyu adım adım analiz etmek
Burada break down, karmaşık bir konuyu analiz etmeyi veya açıklamayı kolaylaştırmak için daha küçük parçalara ayırmak anlamına gelir. Nesne, günlük deneyimlerin fiziğidir; dolayısıyla ifade, bu deneyimlerin nasıl işlediğini incelemeyi anlatır. break down ayrılabilen bir fiil öbeğidir: break the physics down ve break down the physics biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: break it down; break down it demeyin.
Alıştırma
“Daha küçük parçalara ayırarak analiz etmek” anlamındaki, yukarıda öğretilen fiil öbeğiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Let's ____ the plan into three clear steps.
Cevabı göster
break down
It's a great way to challenge your mind on the go, Deyimler
3:49Hareket hâlindeyken zihninizi zorlamanın harika bir yoludur
on the go: dışarıda, hareket hâlinde veya meşgulken
Burada on the go, sabit bir yerden uzaktayken, etkinlikler arasında hareket ederken veya meşgulken anlamına gelir. Cümle, yolculuk sırasında ya da her zamanki ortamınızdan uzakta bulduğunuz kısa zamanlarda zihninizi zorlayabileceğinizi anlatır. Bu deyim, kişinin mutlaka yürümesini gerektirmez. learn on the go veya eat on the go gibi yapılarda eylemin ne zaman ya da hangi koşullarda gerçekleştiğini belirten bir zarf öbeği olarak kullanılır.
Alıştırma
“Her zamanki yerinden uzaktayken veya etkinlikler arasında yoğun biçimde hareket ederken” anlamındaki deyimle İngilizce cümleyi tamamlayın: This app makes it easy to learn ____.
Cevabı göster
on the go
through guided in-depth problem-solving quizzes.
3:53rehberli, derinlemesine problem çözme testleri sayesinde.
And let us know how it's helped you learn faster.
4:00Daha hızlı öğrenmenize nasıl yardımcı olduğunu da bize anlatın.
And subscribe for more weekly videos every Thursday.
4:02Her perşembe yayımladığımız videoların devamı için kanalımıza abone olun.