Frida Kahlo: Efsanenin ardındaki kadın - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu biyografi, Frida Kahlo’nun ölümden döndüğü otobüs kazasının ardından iyileşme sürecini; otoportreler, Meksika kimliği, engellilik ve Diego Rivera’yla çalkantılı evliliğinin biçimlendirdiği bir sanat pratiğine nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor. Sonuçta onun farklı öz temsilleri, ikonun ardındaki kadının basit ve tek bir açıklamaya indirgenemeyeceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it was her mesmerizing self-portraits which first caught the world's attention. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: “it was… which…” vurgu yapısını tanıyıp özellikle resmî anlatım ve çözümlemede, bir sonucun oluşmasında başlıca rolü oynayan kişi ya da şeyi öne çıkarmak için kullanabilirsiniz. 2. traditional Tehuana dress — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bunun Meksika’daki Tehuana geleneğine özgü bir giysiyi adlandırdığını anlayarak Kahlo’nun kıyafetini yalnızca süs değil, yerli kültürün ve ulusal kimliğin ifadesi olarak yorumlayabilirsiniz. 3. provided us with a few entryways into the contents of her soul. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: “entryways into” sözünü bir insanın iç dünyasını kısmen anlamayı sağlayan yolların mecazı olarak yorumlayıp sanatın tek ve eksiksiz bir hakikati açığa çıkardığını iddia etmeden kişiye dair kavrayış sunduğunu anlatabilirsiniz.
Bu derste
In 1925, Frida Kahlo was on her way home from school in Mexico City Kalıp ifadeler
0:061925 yılında, Frida Kahlo Mexico City'de okuldan eve dönerken,
when the bus she was riding collided with a streetcar. Notlar
0:10bindiği otobüs bir tramvayla çarpıştı.
on her way home: home yön bildiren zarf olarak
on her way home, o sırada eve doğru gitmekte olduğunu ve henüz eve varmadığını belirtir. Bu cümlede ifade kazanın arka planını verir: okuldan eve dönüyordu. on one's way home yapısında home yön bildiren bir zarf olarak kullanılır; bu yüzden way sözcüğünden sonra doğrudan gelir ve önüne to getirilmez. Aynı kalıp on my way home ve on their way home şeklinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Eve doğru gittiğini belirten ifadeyi kullanarak cümleyi tamamla: She called her brother ____ from work.
Cevabı göster
on her way home
the bus she was riding: nesne görevindeki ilgi zamirinin atıldığı yapı
the bus she was riding, the bus that she was riding ile aynı anlamdadır; yani o sırada bindiği otobüs demektir. she was riding, bus sözcüğünden sonra gelerek hangi otobüsten söz edildiğini belirtir; ikinci bir bağımsız cümle değildir. Burada she, riding fiilinin öznesi; bus ise riding fiilinin nesnesidir. that, ilgi cümleciği içinde nesne görevinde olduğu için atılabilir ve the bus she was riding biçimi oluşur. Özne olan she atılamaz; bu nedenle yapı isim + özne + fiil şeklindedir.
Alıştırma
the bus she was riding ile aynı isim + özne + fiil yapısını kullanan ve nesne görevindeki ilgi zamirini atlayan ifade hangisidir?
- the ticket I bought yesterday
- the ticket that I bought yesterday
- the ticket was bought yesterday
Cevabı göster
the ticket I bought yesterday
collided with a streetcar: bir tramvayla çarpıştı
Collided with, bir aracın ya da nesnenin başka bir araç veya nesneyle çarpıştığını belirtir. Burada otobüs kazanın bir tarafıdır; streetcar, yani şehir sokaklarındaki raylarda ilerleyen tramvay ise diğer taraftır. Kalıp collide with + çarpışılan diğer kişi veya şey biçimindedir. With çarpışmanın diğer tarafını gösterir; iki tarafın birlikte hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Collide with kalıbının geçmiş zamanını kullanarak resmî kaza raporunu tamamlayın: The bus ____ a streetcar at the intersection.
Cevabı göster
collided with
She suffered near fatal injuries to her spine, pelvis, and hips, Kelime
0:13Omurgasında, pelvisinde ve kalçalarında neredeyse ölümcül yaralar aldı
near fatal injuries: near derece bildirir
Near fatal injuries, ölüme yol açmaya çok yaklaşan ancak ölümle sonuçlanmayan yaralanmalar demektir. Near burada derece bildirir: yaralanmalar ölümcül olma düzeyine yaklaşmıştır. Yaralanmaların fiziksel olarak yakında bulunduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede near fatal injuries ifadesi ne anlama gelir?
- Ölüme yol açan yaralanmalar
- Neredeyse ölüme yol açan yaralanmalar
- Yakınlarda bulunan yaralanmalar
Cevabı göster
Neredeyse ölüme yol açan yaralanmalar
was bedridden for months afterward: sonrasında aylarca yatağa bağımlı kaldı
Was bedridden, bir kişinin hastalık veya yaralanma nedeniyle yataktan kalkamadığı anlamına gelir. Kendi isteğiyle yatakta bulunmayı değil, ciddi ve devam eden bir fiziksel durumu anlatır. For months sürenin uzunluğunu belirtir. Afterward daha önceki kaza ve yaralanmalara gönderme yaparak bu uzun hareket kısıtlılığı dönemini o olaydan sonraya yerleştirir.
Alıştırma
Hangi durum bedridden sözcüğüyle en iyi anlatılır?
- Boş bir sabah geç saate kadar uyuyan biri.
- Ciddi bir yaralanma nedeniyle haftalarca yataktan kalkamayan biri.
- Bir saat boyunca yatakta kitap okumayı seçen biri.
Cevabı göster
Ciddi bir yaralanma nedeniyle haftalarca yataktan kalkamayan biri.
she had a special easel attached to her bed Dilbilgisi
0:21yatağına takılan özel bir şövale sayesinde
so she could practice painting techniques. Dilbilgisi
0:24resim teknikleri üzerinde pratik yapabildi.
had a special easel attached to her bed: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
Had a special easel attached to her bed, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: had + a special easel + attached. Burada have, bir işin yapılmasını ayarlamak veya sağlamak anlamına gelir; attached ise şövaleye ne yapıldığını belirtir. Yapı, kurulumu kimin yaptığını söylemeden tamamlanmış sonuca, yani şövalenin yatağa sabitlenmesine odaklanır. Şövaleyi mutlaka kendisinin sabitlediği anlamına gelmez ve buradaki had yalnızca sahiplik bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın rafları birine monte ettirmeyi ayarladığı anlamına gelir?
- Maya had the shelves install.
- Maya had installed the shelves.
- Maya had the shelves installed.
Cevabı göster
Maya had the shelves installed.
so she could: geçmişteki bir düzenlemenin amacı
so she could önceki eylemin veya düzenlemenin amacını belirtir: özel şövale yatağa, onun resim teknikleri üzerinde çalışabilmesi için takılmıştır. Bu yapı “Bu neden yapıldı?” sorusuna cevap verir. Buradaki so tek başına “bu yüzden” anlamında bir sonuç bağlacı değildir. so + özne + could yapısıyla amaç bildirir. Could, amacı geçmişteki bir durum içinde mümkünlük olarak sunar; asıl vurgu onun genel becerisi üzerinde değildir.
Alıştırma
Cümlede so she could hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Şövaleyi yatağa takmanın amacı: bu, onun resim tekniklerini çalışmasına olanak sağlayacaktı
- Onun resim teknikleri üzerinde çalışabilme becerisiyle bir karşıtlık
- Onun resim teknikleri üzerinde daha önce çalışmış olmasının nedeni
Cevabı göster
Şövaleyi yatağa takmanın amacı: bu, onun resim tekniklerini çalışmasına olanak sağlayacaktı
she began to paint the world according to her own singular vision. Kalıp ifadeler
0:27dünyayı kendi eşsiz vizyonuna göre resmetmeye başladı.
set to work, ...: odaklanarak bir göreve başlamak
set to work, bir göreve amaçlı ve dikkatli bir şekilde başlamak anlamına gelir. Bu cümlede, onun aktif olarak resim yapmaya geçtiği anı belirtir. Bu ifade kalıplaşmış bir kelime grubudur; buradaki set “koymak” veya “ayarlamak” anlamında değildir. İşe gerçekten koyulma anlamı kattığı için anlatılarda basitçe start working demekten daha canlı olabilir.
Alıştırma
Cümlede set to work onun hakkında ne anlatıyor?
- Yatağının yanına bir alet koydu
- İş yerine gitti
- Odaklanarak resim yapmaya başladı
Cevabı göster
Odaklanarak resim yapmaya başladı
according to her own singular vision: kendine özgü sanatsal bakış açısına göre
Bu cümlede according to her own singular vision, resimlerinin dünyayı görme ve hayal etme konusundaki kişisel yaklaşımından yön aldığını anlatır. According to burada yalnızca bir kurala itaat etmek değil, “bir şeyi izleyen veya onun tarafından biçimlendirilen bir şekilde” demektir. Buradaki singular, dil bilgisindeki “tekil” anlamında değil, “kişiye özgü ve ayırt edici” anlamındadır. Vision yalnızca fiziksel görme yetisini değil, sanatsal bir bakış açısını veya yaratıcı fikri ifade eder.
Alıştırma
Cümlede according to her own singular vision ne anlama gelir?
- ne kadar net görebildiğini test ederek
- bir dizi resmî kurala uyarak
- kendine özgü sanatsal bakış açısının yönlendirdiği bir şekilde
Cevabı göster
kendine özgü sanatsal bakış açısının yönlendirdiği bir şekilde
she would establish herself as the creator and muse behind extraordinary art. Kalıp ifadeler
0:33olağanüstü sanatın arkasındaki yaratıcı ve ilham perisi olarak kendini kanıtlayacaktı.
Over the course of her life: hayatı boyunca
Over the course of her life uzun bir zaman çerçevesi kurar; “hayatı boyunca” veya “hayatı ilerledikçe” anlamına gelir. Dinleyiciyi yıllar içinde gelişen başarılar, değişimler veya etkiler hakkında bilgi almaya hazırlar. Burada course bir ders değil, zamanın ilerleyişi veya geçişi anlamındadır. over the course of + zaman dilimi kalıbı özellikle biyografilerde, tarih anlatılarında ve aşamalı gelişim özetlerinde yaygındır.
Alıştırma
Over ile başlayan ve course içeren dört kelimelik ifadeyi tamamlayın: ____ the school year, Maya gradually became more confident.
Cevabı göster
Over the course of
establish herself as: tanınan bir konum edinmek
Establish herself as + bir rol, genellikle zaman içinde yapılan çalışmalar veya elde edilen başarılarla o rolde sağlam ve tanınan bir konum edinmek demektir. Burada sanatın hem yaratıcısı hem de ilham perisi olarak tanınmaya başlaması anlatılır; establish bir kurum kurmak anlamında değildir. Yapı establish + dönüşlülük zamiri + as + rol şeklindedir: establish myself, yourself, himself, herself, ourselves veya themselves as. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır.
Alıştırma
Biyografiyi Lena ile uyumlu establish oneself as biçimiyle tamamlayın: Through years of careful reporting, Lena ____ a trusted investigative journalist.
Cevabı göster
established herself as
Though you may have met Kahlo's gaze before, Dilbilgisi
0:38Daha önce Kahlo'nun bakışlarıyla karşılaşmış olsanız da,
her work provides an opportunity to see the world through her eyes. Deyimler
0:41eserleri dünyayı onun gözlerinden görme fırsatı sunar.
Though you may have met ... before: aşinalığı kabul edip yeni bir nokta sunmak
Though bir ödünleme ilişkisi kurar. Yan cümle, okuyucunun Kahlo’nun ayırt edici bakışını zaten biliyor olabileceğini kabul ederken ana cümle eserlerini keşfetmek için yeni bir neden sunar. Aktarılabilir bilgi düzeni şöyledir: X zaten doğru olabilir, ancak Y yine de yeni bir şey ekler. May have met, may have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır ve önceki bir karşılaşmayı kesin değil, olası olarak sunar. Met Kahlo's gaze burada mecazidir: okuyucu onun bakışıyla resimlerde veya sanat eserlerinde karşılaşmış olabilir; Kahlo’yla şahsen tanışmış olması gerekmez.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki Though yan cümlesinin işlevi nedir? Though you may have read the report before, the new appendix changes the conclusion.
- Okuyucunun kesinlikle hiçbir önceki deneyimi olmadığını söyler.
- Olası bir aşinalığı kabul ettikten sonra yeni bir nokta sunar.
- Raporu görmezden gelmek için bir neden verir.
Cevabı göster
Olası bir aşinalığı kabul ettikten sonra yeni bir nokta sunar.
see the world through her eyes: dünyayı onun bakış açısından görmek
Burada see the world through her eyes bir mecazdır: eserleri, insanların dünyayı onun duyguları, deneyimleri ve fikirleri dâhil olmak üzere onun bakış açısından anlamasını sağlar. Gerçek anlamda onun fiziksel gözlerinden bakmayı anlatmaz. see something through someone's eyes kalıbı bir bakış açısı değişikliğini gösterir. Başka bir kişinin bir şeyi nasıl deneyimlediğini veya yorumladığını düşünmenizi sağlar.
Alıştırma
Örnekteki see the world through her eyes ne anlama geliyor?
- Gözlerinin fiziksel durumunu incelemek
- Gözlerinden bir pencereymiş gibi bakmak
- Dünyayı onun bakış açısından anlamak
Cevabı göster
Dünyayı onun bakış açısından anlamak
still lives: burada natürmort tabloları
Onun resmettiği konuların sıralandığı bu cümlede still lives, natürmort tablolarını ifade etmek için kullanılmıştır. Bunlar meyve, çiçek veya tabak gibi düzenlenmiş cansız nesneleri gösteren eserlerdir. friends and family ve spiritual scenes ile yan yana olması, ifadenin yaşamaya devam etme fikrini değil bir resim konusunu anlattığını gösterir. Standart yazılı İngilizcede sanat teriminin tekili still life, çoğulu ise still lifes biçimindedir. Kendiniz yazarken birden fazla eser için still lifes kullanın; still lives biçimini bu sanat teriminin standart çoğulu olarak kullanmayın.
Alıştırma
Hangi cümlede düzenlenmiş nesneleri gösteren tablolar için standart çoğul sanat terimi kullanılmıştır?
- She is known because she still lives near the flowers.
- She is known for several still lifes of flowers.
- She is known for several still lives of flowers.
Cevabı göster
She is known for several still lifes of flowers.
but it was her mesmerizing self-portraits which first caught the world's attention. Notlar
0:49ancak dünyanın dikkatini ilk çeken, o büyüleyici otoportreleri oldu.
It was ... which ... ile karşıtlık odağı oluşturma
Bu cümlede it-cleft vurgu yapısı kullanılır: It was + odaklanan öge + which/that + cümlenin geri kalanı. Odaklanan öge her mesmerizing self-portraits ifadesidir. Böylece dünyada ilk kez ilgi görmesini sağlayan şeyin, resmettiği diğer konular değil, otoportreleri olduğu vurgulanır. Buradaki it yapısal bir yer tutucudur; daha önce geçen bir isme gönderme yapmaz. Vurgu kalıbı kaldırıldığında temel cümle Her mesmerizing self-portraits first caught the world's attention. olur. It-cleft yapısı karşıtlık içeren bir vurgu ekler. Odak bir nesne olduğunda günümüz Amerikan İngilizcesinde özellikle that yaygındır; ancak özgün cümlede olduğu gibi sonraki yan cümle which ile de başlatılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle gecikmenin nedenini vurgulamak için it-cleft yapısını kullanır?
- The power failure caused the delay.
- It caused the power failure and the delay.
- It was the power failure that caused the delay.
Cevabı göster
It was the power failure that caused the delay.
caught the world's attention: geniş çapta ilgi çekmek
Caught the world's attention ifadesindeki caught, fiziksel olarak yakalamak değil, insanların fark etmesini sağlamak anlamına gelir. Otoportreler geniş bir kamu ilgisinin odağı olmuştur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp catch + someone's attention şeklindedir. İyelik bölümü catch my attention, catch the judges' attention veya catch the world's attention örneklerinde olduğu gibi bir kişiyi ya da grubu belirtebilir. Caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Catch everyone's attention ifadesinde catch fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: During the meeting, the sudden silence ____ everyone's attention.
Cevabı göster
caught
facial hair, long neck, and formidable stare. Kelime
0:59yüzündeki tüyler, uzun boynu ve ürkütücü bakışlarıdır.
the focus is on: ana konuyu belirtmek
the focus is on ifadesi, en çok dikkat çeken kişiyi, nesneyi veya konuyu tanıtır. Bu cümlede, sıralanan yüz özelliklerinin dikkat edilmesi gereken temel ayrıntılar olduğunu gösterir. Yapı the focus is on + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Dikkati en önemli noktaya yönelterek açıklamayı düzenler; buradaki focus, soyut bir ana nokta fikridir ve kamerayla odaklama eylemi değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In today's presentation, ____ improving sleep habits.
Cevabı göster
the focus is on
formidable stare: güçlü ve göz korkutucu bir bakış
formidable stare, güçlü, göz korkutucu ve görmezden gelmesi zor, uzun ve doğrudan bir bakıştır. Stare, bakışın sürmesini anlatır; formidable ise güç, otorite ve başkalarında saygı ya da huzursuzluk uyandırma özelliği ekler. Formidable, bir görevi veya sorunu tanımladığında çok zor anlamına gelebilir, ancak burada bu işlevde değildir. Bir kişiyi, ifadeyi veya duruşu tanımladığında çoğunlukla heybetli ya da hayranlık uyandıran anlamına gelir. Bu nedenle ifade yalnızca korkutucu olmanın ötesine geçer ve mutlaka tamamen olumsuz değildir.
Alıştırma
Bir portredeki formidable stare ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Dikkati üzerinde toplayan güçlü ve göz korkutucu bir bakış
- Yakındaki bir şeye hızlı ve gelişigüzel göz atma
- Yapılması zor bir bakış
Cevabı göster
Dikkati üzerinde toplayan güçlü ve göz korkutucu bir bakış
but Kahlo soon began to present herself in more unusual ways. Kelime
1:04ancak Kahlo kısa süre sonra kendini daha sıra dışı yollarla sunmaya başladı.
present herself in more unusual ways: öz imgesini şekillendirmek
Burada present herself, “başkalarının gördüğü kendi imgesini göstermek veya şekillendirmek” anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri herself, Kahlo'ya gönderme yapar; in more unusual ways ise bu öz imgenin nasıl gösterildiğini açıklar. Bu anlam introduce herself ifadesinden daha geniştir: cümle, biriyle tanışırken adını söylemekten değil, sanatsal öz sunumdan söz eder. Began to bu değişimin başlangıcını, more unusual ise sonraki sunum biçiminin öncekiyle karşılaştırıldığını gösterir.
Alıştırma
Örnekte present herself in more unusual ways ne anlama gelir?
- Kendi imgesini daha az geleneksel biçimlerde şekillendirmek veya göstermek
- Daha sıra dışı etkinliklere şahsen katılmak
- Kendisine daha sıra dışı hediyeler vermek
Cevabı göster
Kendi imgesini daha az geleneksel biçimlerde şekillendirmek veya göstermek
The Broken Column uses symbolism, religious imagery, Anlatım akışı
1:09Kırık Sütun tablosu, fiziksel ve zihinsel durumunu ortaya koymak için sembolizmi, dini imgeleri
and a ruptured landscape to reveal her physical and mental state.
1:13ve parçalanmış bir manzarayı kullanır.
uses ... to reveal ...: sanatsal araçlarla anlamı ilişkilendirmek
Cümle use A to do B kalıbını kullanır. Uses sözcüğünden sonra sanatsal araçlar sıralanır: sembolizm, dinî imgeler ve parçalanmış bir manzara. Ardından gelen to reveal mastarı amacı veya anlatımsal etkiyi, yani onun fiziksel ve zihinsel durumunu izleyici için görünür kılmayı belirtir. Bu kalıp, analizi önce araç, sonra anlam gelecek şekilde düzenler. Resimde görülenleri sıralamakla kalmaz, bu unsurların ne ilettiğini de açıklar. Özne bir eser, sanatçı, yazar veya film yapımcısı olabilir.
Alıştırma
uses A to reveal B yapısının bilgiyi nasıl düzenlediğini hangi açıklama doğru biçimde anlatır?
- A daha önceki bir olayı, B ise daha sonraki bir olayı belirtir.
- A yöntemi, B ise yöntemin ortaya çıkardığı durumu veya anlamı belirtir.
- A ve B bir listedeki birbiriyle ilgisiz iki ayrıntıdır.
Cevabı göster
A yöntemi, B ise yöntemin ortaya çıkardığı durumu veya anlamı belirtir.
Kahlo started dating fellow painter Diego Rivera. Kelime
1:19Kahlo, meslektaşı ressam Diego Rivera ile çıkmaya başladı.
fellow painter: ortak mesleki kimlik
Burada fellow, painter sözcüğünü niteler ve Kahlo ile aynı mesleğe sahip başka bir kişi anlamına gelir. fellow painter Diego Rivera öbeği, Rivera'yı Kahlo'yla paylaştığı ressam kimliği üzerinden tanıtır. Fellow bir rol ya da grup adından önce sıfat olarak kullanıldığında ortak aidiyeti vurgular. Burada erkek anlamına gelmez ve Rivera'yı yalnızca bir ressam daha olarak göstermez.
Alıştırma
Bir romancı, başka bir yazarı anlatırken aynı mesleği paylaştıklarını vurgulamak istiyor. Hangi ifade en uygundur?
- a fellow writer
- another writer
- a male writer
Cevabı göster
a fellow writer
They became lifelong partners and cultivated an eccentric celebrity. Notlar
1:22Hayat arkadaşı oldular ve eksantrik bir şöhret kültürü geliştirdiler.
lifelong partners: ömür boyu süren bir bağ olarak sunulan ilişki
Burada partners, Kahlo ve Rivera'yı iş ortakları olarak değil, yakın hayat arkadaşları olarak anlatır. Lifelong, partners sözcüğünü niteler ve bağı hayatları boyunca süren bir ilişki olarak sunar. İfade, ilişkinin türünü ve süresini birleştirir: partners bağı adlandırırken lifelong ömür boyu süren bir zaman aralığı ekler. İlişkinin her aşamasını anlatmadan kalıcı bir bağı özetler.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Bir biyografide iki kişiye lifelong partners denmesi, onların yasal olarak evli olduğunu ve hiç ayrılmadığını kanıtlar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
cultivated an eccentric celebrity: sıra dışı bir kamusal ün oluşturmak
Bu cümlede cultivated, bitki yetiştirmek değil, bir şeyi zaman içinde ve bilinçli biçimde geliştirmek anlamına gelir. Onların sıra dışı kamusal ünü, tesadüfen oluşan değil, zamanla şekillendirmeye yardımcı oldukları bir şey olarak sunulur. Burada celebrity soyut anlamdadır: kamusal ünü veya ünlü statüsünü ifade eder; an ise bu statüyü belirli bir tür olarak sunar. İfade, ünlü bir kişiyi geliştirmeyi değil, sıra dışı bir kamusal kimlik yaratmayı anlatır.
Alıştırma
Örnekte cultivated an eccentric celebrity ne anlama geliyor?
- Sıra dışı bir ünlü için bitki yetiştirdiler.
- Tesadüfen sıra dışı bir ünlüyle karşılaştılar.
- Sıra dışı bir kamusal imajı ve ünü bilinçli olarak geliştirdiler.
Cevabı göster
Sıra dışı bir kamusal imajı ve ünü bilinçli olarak geliştirdiler.
they traveled the world and dedicated themselves to art, Kalıp ifadeler
1:27dünyayı gezdiler ve kendilerini sanata,
communist politics, and Mexican nationalism.
1:30komünist politikaya ve Meksika milliyetçiliğine adadılar.
dedicated themselves to: uzun süre boyunca kendini tamamen adamak
Dedicated themselves to, zamanlarını, enerjilerini ve yaşamlarını belirli davalara veya etkinliklere ciddi biçimde adadıkları anlamına gelir. Yalnızca bunlarla ilgilenmekten daha güçlüdür ve daha uzun süreli bir bağlılığı ifade eder. Yapı dedicate oneself to + isim veya -ing biçimidir. Burada themselves, they öznesiyle uyumludur; to ise sıralı art, communist politics ve Mexican nationalism isimlerini başlatan bir edattır.
Alıştırma
Cümleyi dedicate oneself to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In 2020, Maya ____ improving access to clean water.
Cevabı göster
dedicated herself to
a movement which celebrated indigenous culture after the revolution.
1:36Mexicanidad'a karşı derin bir yakınlık paylaşıyorlardı.
shared a deep affinity with Mexicanidad: Mexicanidad ile paylaşılan derin yakınlık
Bu cümlede shared a deep affinity with, Kahlo ve Rivera'nın Mexicanidad ile güçlü ve uzun süreli bir bağ hissettiğini anlatır. İfade, ilişkilerini geçici bir beğeni olarak değil, paylaşılan bir kültürel veya düşünsel özdeşleşme olarak sunar. Yapı shared + a deep affinity + with + nesne şeklindedir. Affinity, doğal bir yakınlık veya uyum duygusunu anlatan bir isimdir; deep ise bu bağın ne kadar güçlü olduğunu vurgular.
Alıştırma
shared a deep affinity with, Kahlo ve Rivera'nın Mexicanidad ile ilişkisi hakkında ne gösterir?
- Onu özel bir sanat projesi olarak yarattılar.
- Devrimden sonra onu kısa süreliğine ziyaret ettiler.
- İkisi de bu kültürel hareketle güçlü bir bağ hissediyordu.
Cevabı göster
İkisi de bu kültürel hareketle güçlü bir bağ hissediyordu.
Mexicanidad: devrimden sonra yerli kültürü yücelten hareket
Bu cümlede Mexicanidad, bir yer veya kişisel bir etiket olarak değil, kültür ve kimlikle ilgili bir hareket olarak sunulur. Devamındaki sözler hareketin odağını açıklar: devrimden sonraki dönemde yerli kültürü yüceltmiştir. Virgülden sonraki a movement which celebrated indigenous culture after the revolution ifadesi bir appositive, yani Mexicanidad'ı yeniden adlandırıp açıklayan bir ifadedir. which celebrated... ilgi cümleciği movement sözcüğünü niteler; after the revolution ise tarihsel zaman çerçevesini belirler. Bu arka plan, Kahlo ve Rivera'yı daha geniş bir Meksika kültürel kimliğiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Bu cümlede Mexicanidad, bir yer veya bir kişinin özel stil etiketi olarak değil, kültürel bir hareket olarak sunulmaktadır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Kahlo wore traditional Tehuana dress and immersed herself in native spirituality. Notlar
1:42Kahlo geleneksel Tehuana kıyafetleri giyiyor ve kendini yerel maneviyata kaptırıyordu.
traditional Tehuana dress……bölgesel kültürel kimlik
traditional Tehuana dress, Meksika’daki Tehuantepec Kıstağı’nın Tehuana kültürel geleneğiyle ilişkilendirilen geleneksel kıyafetleri ifade eder. Tehuana bir bölgesel ve kültürel kimlik terimidir; bir marka, renk ya da genel bir stil etiketi değildir. Bu cümlede kıyafet ayrıntısı, Kahlo’nun Meksika kültürel kimliğiyle bağını nasıl ortaya koyduğunu gösterir. Bu ifade, yalnızca wore traditional clothes demekten daha özeldir.
Alıştırma
Bu cümlede traditional Tehuana dress temel olarak neyi tanımlar?
- Elbisenin rengini tanımlar.
- Modern bir giyim markasını adlandırır.
- Belirli bir Meksika bölgesine ve kültürel kimliğine bağlı geleneksel kıyafetleri adlandırır.
Cevabı göster
Belirli bir Meksika bölgesine ve kültürel kimliğine bağlı geleneksel kıyafetleri adlandırır.
immersed herself in native spirituality……derin kültürel katılım
immersed herself in native spirituality ifadesindeki immerse oneself in mecaz anlamda kullanılmıştır. Kahlo’nun bir ruhani geleneğe derin biçimde dahil olduğunu ve kendini bu gelenekle çevrelediğini anlatır; kişinin bedenini fiziksel olarak bir şeyin içine soktuğunu anlatmaz. Bu cümlede native spirituality, bağlama göre yerel veya yerli ruhani gelenekleri ifade eder. Kalıbın aktarılabilir biçimi immerse oneself in + isim veya gerund’dur. Bir konuya, kültüre, dile, projeye veya ortama derin ve etkin biçimde dahil olmayı anlatır; yalnızca bir şeye ilgi duymaktan ya da onun hakkında bilgi edinmekten daha güçlüdür.
Alıştırma
İfadenin doğal biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: During the exchange program, Maya immersed ____ the local language and customs.
Cevabı göster
herself in
incorporating its bright colors and references to death, Dilbilgisi
1:50parlak renklerini ve ölüme,
constantly referenced Mexican folk painting: eserde bir sanat geleneğini çağrıştırmak
Burada referenced, “bilgi bulmak için baktı” değil, “ondan yararlandı ve onu bilinçli olarak çağrıştırdı” anlamına gelir. Sanatçı, Meksika halk resminin tanınabilir renk ve temalarını eserlerinde tekrar tekrar kullanarak bu sanat geleneğiyle görünür bir bağ kurar. Sanat, sinema, tasarım ve edebiyat eleştirisinde reference, bir eserin kendi içindeki özellikler aracılığıyla daha eski bir üsluba, imgeye, hikâyeye veya geleneğe gönderme yapmasını anlatan bir fiil olabilir.
Alıştırma
Özgün cümledeki “referenced Mexican folk painting” ne anlama geliyor?
- Meksika halk resmi hakkında bilgi aradı.
- Sanatı Meksika halk resminden yararlanıyor ve onu çağrıştırıyordu.
- Bir konuşmada Meksika halk resminden kısaca söz etti.
Cevabı göster
Sanatı Meksika halk resminden yararlanıyor ve onu çağrıştırıyordu.
incorporating its bright colors and references to ...: yöntem ve ayrıntı eklemek
incorporating its bright colors and references to ..., önceki ana cümleye bağlanan -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Sanatçının Meksika halk resmine nasıl gönderme yaptığını açıklar: bu renkleri ve tematik göndermeleri kendi eserine katmıştır. Cümle önce ana eylemi —sanatçının bu geleneğe gönderme yapmasını— verir, ardından virgülden sonra yöntem ve ayrıntı ekler. incorporating sözcüğünün örtük öznesi she'dir; its ise Mexican folk painting ifadesine gönderme yapar. incorporating, zaman çekimi taşıyan başka bir ana fiil değildir.
Alıştırma
“Maya updated the report, incorporating the latest figures,” cümlesinde -ing yan cümlesi ne işe yarar?
- Yeni bir özneyle ayrı bir ana cümle başlatır.
- Maya'nın raporu nasıl güncellediğini açıklar.
- En son rakamların raporu güncellediğini söyler.
Cevabı göster
Maya'nın raporu nasıl güncellediğini açıklar.
Kahlo has often been associated with surrealism. Kelime
2:03Kahlo genellikle gerçeküstücülük ile ilişkilendirilmiştir.
With her imagery of ...: sonuçtan önce kanıt sunmak
Burada With her imagery of..., sıralanan görsel imgeleri ana yargının dayanağı olarak sunar. Yaklaşık olarak “eserlerindeki bu imgeler göz önüne alındığında” veya “eserleri bu tür imgeler içerdiği için” anlamına gelir; Kahlo’nun imgelerle fiziksel olarak birlikte olduğu anlamına gelmez. With + isim öbeği yapısı, ilgili özellikleri veya koşulları önce verip değerlendirmeyi ya da sonucu ana cümlede sunabilir. Kanıtı sonuçtan önce yerleştiren bu düzen, eleştiri ve analitik betimlemelerde yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki With her imagery of... ifadesi ne işe yarar?
- Kahlo’ya bu imgelerin eşlik ettiğini söyler.
- İmgelerin başka bir sanatçıyla birlikte üretildiğini gösterir.
- Görsel özellikleri sonucun kanıtı olarak sunar.
Cevabı göster
Görsel özellikleri sonucun kanıtı olarak sunar.
has often been associated with surrealism: dışarıdan kurulan temkinli bir bağlantı
Has often been associated with surrealism, present perfect zamanda kurulmuş edilgen bir yapıdır. Eleştirmenlerin veya kamuoyunun Kahlo’yu tekrar tekrar sürrealizmle ilişkilendirdiğini bildirir, ancak bu bağlantıyı kimin kurduğunu belirtmez. Associated with, doğrulanmış bir üyelik veya kişinin kendi kimlik tanımı yerine algılanan bir bağlantıyı ifade eder. Bu nedenle cümle, Kahlo’nun bu etiketi kabul edip etmediğini kesinleştirmeden, dışarıdan yapılan ve tekrarlanan bir sınıflandırmayı temkinli biçimde aktarır.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? has often been associated with surrealism ifadesi, Kahlo’nun kendisini kişisel olarak sürrealist diye tanımladığını kanıtlar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
But while surrealists use dream-like images to explore the unconscious mind, Notlar
2:06Ancak gerçeküstücüler bilinçdışı zihni keşfetmek için rüya benzeri imgeler kullanırken,
explore the unconscious mind: psikolojik anlam, tıbbi değil
explore the unconscious mind ifadesinde explore, zihinsel yaşamın gizli bir bölümünü incelemek veya araştırmak anlamına gelir. The unconscious mind, bilincin doğrudan farkında olmadığı düşünceleri, duyguları, anıları veya dürtüleri ifade eder. Bu sanatsal bağlamda rüyayı andıran imgeler, bu içsel psikolojik dünyayı araştırmak için kullanılır. Buradaki unconscious, bayılmış veya komada olan bir kişiyi anlatmaz. Bu ifade, sürrealist imgeler için psikolojik ve sanat kuramıyla ilgili bir amaç belirtir.
Alıştırma
Bu sanatsal bağlamda explore the unconscious mind ne anlama gelir?
- Bir kişinin bilincini kaybetmesine neden olmak
- Doğrudan farkındalığın altındaki gizli düşünce ve duyguları incelemek
- Komadaki bir hastayı nasıl uyandıracağını araştırmak
Cevabı göster
Doğrudan farkındalığın altındaki gizli düşünce ve duyguları incelemek
Kahlo used them to represent her physical body and life experiences.
2:10Kahlo bunları fiziksel bedenini ve yaşam deneyimlerini temsil etmek için kullandı.
But while surrealists use dream-like images to explore the unconscious mind, Kahlo used them to represent: benzer imgeler, farklı amaçlar
But while surrealists use dream-like images to explore the unconscious mind, Kahlo used them to represent bir karşıtlık yapısı kurar. Önce her iki tarafın da rüyayı andıran imgeler kullandığını kabul eder, sonra Kahlo'nun amacının farklı olduğunu gösterir. But burada önceki basit sınıflandırmayı düzeltme veya sınırlandırma işareti verir. while bu cümlede zaman bildiren “-iken” anlamından çok “oysa” anlamında bir karşıtlık kurar. Cümlenin tamamı Kahlo'nun bu imgelerle fiziksel bedenini ve yaşam deneyimlerini temsil ettiğini söyler; benzer imgeler aynı sanatsal amacı göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede while hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Neden: sürrealistlerin kullanımı Kahlo'nun imgeleri kullanmasına yol açar
- Karşıtlık: iki grup benzer imgeleri farklı amaçlarla kullanır
- Zaman: iki eylem aynı anda gerçekleşir
Cevabı göster
Karşıtlık: iki grup benzer imgeleri farklı amaçlarla kullanır
Two of her most explored experiences were her physical disabilities and her marriage.
2:14En çok incelediği deneyimlerinden ikisi fiziksel engelleri ve evliliğiydi.
she experienced lifelong health complications and endured many hospitalizations. Kelime
2:21ömür boyu sürecek sağlık sorunları yaşadı ve birçok hastane yatışına katlandı.
As a result of ...: isim öbeğiyle neden belirtmek
As a result of, daha sonra anlatılan sonucun nedenini belirtir. Bu cümlede the bus accident nedendir; hayat boyu süren sağlık komplikasyonları ve birçok kez hastaneye yatma ise sonuçlardır. Bu ifadeden sonra bir isim öbeği gelir; burada bu öbek the bus accident ifadesidir. Neden ve sonuç ilişkisini açık ve biraz resmî bir şekilde kurduğu için raporlarda, açıklamalarda ve yazılı anlatımda sık kullanılır.
Alıştırma
Neden ifadesini tamamlayın: As a result ____ the storm, the road was closed.
Cevabı göster
of
experienced lifelong health complications: ömür boyu süren sağlık sorunlarını anlatmak
Burada experienced, bir sağlık durumunu yaşamak veya bundan etkilenmek anlamına gelir; bir şeyden keyif almak ya da bir şeyi denemek anlamına gelmez. Lifelong, etkilerin hayatının geri kalanı boyunca sürdüğünü belirtir. Health complications ise bir yaralanma ya da hastalıkla bağlantılı ek veya devam eden tıbbi sorunları ifade eder. Bu ifade bütünüyle, uzun süreli tıbbi sonuçları resmî ve nesnel bir biçimde anlatır. Bu bağlamda complications bir tıp terimidir; bir şeyin yalnızca zor veya karmaşık olduğunu anlatan genel bir kelime değildir.
Alıştırma
Bu cümlede experienced lifelong health complications ne anlama geliyor?
- hastaneleri anlamakta zorlandı
- uzun süreli tıbbi sorunlar yaşadı
- uzun yıllar sağlık hakkında öğrenmekten keyif aldı
Cevabı göster
uzun süreli tıbbi sorunlar yaşadı
endured many hospitalizations: yaşanan zorluğu vurgulamak
Bu cümlede endured many hospitalizations, onun birçok kez hastaneye yatırıldığını ve bu süreçlere zor deneyimler olarak katlandığını anlatır. Endure acı, baskı veya zorluk hissi katar; yalnızca olayların gerçekleştiğini bildirmekle kalmaz. Hospitalizations, yatarak hastane hizmeti alınan olayları veya dönemleri ifade eder; hastane binalarını ya da sıradan hastane ziyaretlerini ifade etmez.
Alıştırma
Bu cümlede endured many hospitalizations neyi vurgular?
- Tekrarlanan hastane yatışlarının katlanılması zor olduğunu vurgular.
- Hastane bakımı almaktan hoşlandığını ima eder.
- Onun birkaç hastane binasını kısa süreliğine ziyaret ettiğini söyler.
Cevabı göster
Tekrarlanan hastane yatışlarının katlanılması zor olduğunu vurgular.
She often contemplated the physical and psychological effects of disability in her work, Kalıp ifadeler
2:25Eserlerinde genellikle engelliliğin fiziksel ve psikolojik etkilerini derinlemesine düşündü;
or including objects such as her back brace and wheelchair.
2:34ya da sırt korsesi ve tekerlekli sandalyesi gibi nesneleri tablolarına ekledi.
contemplated the physical and psychological effects of disability: engelliliğin etkileri üzerine derinlemesine düşünmek
Burada contemplated, bir konuyu dikkatle ve uzun süre inceleyip düşünmek anlamına gelir. Cümle, engelliliğin fiziksel ve psikolojik etkilerini onun sanatı aracılığıyla tekrar tekrar araştırdığı ciddi bir konu olarak sunar; yalnızca sözünü ettiği bir konu olarak değil. Physical effects beden üzerindeki etkiler, psychological effects ise düşünceler, duygular veya zihinsel esenlik üzerindeki etkilerdir. Burada effects görsel efektler değil, sonuçlar veya etkiler anlamına gelir.
Alıştırma
contemplated the physical and psychological effects of disability ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Engellilikten kısaca söz etti ancak etkisini araştırmadı.
- Yalnızca resimlerinde kullanılan görsel efektlere odaklandı.
- Engelliliğin hem bedeni hem de zihni nasıl etkilediğini derinlemesine inceledi.
Cevabı göster
Engelliliğin hem bedeni hem de zihni nasıl etkilediğini derinlemesine inceledi.
marked by infidelity on both sides. Kalıp ifadeler
2:41her iki tarafın da sadakatsizlikleriyle damgalanmıştı.
was tempestuous: çalkantılı bir ilişkiyi anlatmak
Bu cümlede was tempestuous, ilişkinin güçlü duygular ve tekrarlanan çatışmalarla son derece çalkantılı ve istikrarsız olduğunu anlatır. İki kişiden birinin mizacını değil, ilişkinin durumunu değerlendirir. Tempestuous sözcüğü kelime anlamı bakımından fırtına benzeri bir gücü çağrıştırır. Relationship, period veya debate gibi sözcükleri nitelediğinde bu imge mecazidir: durum huzursuz ve duygusal açıdan yoğundur.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Tempestuous sözcüğünün ikinci hecesindeki vurguya ve /tʃu/ sesine odaklanın.
- The artists had a productive but tempestuous friendship.
- The artists had a productive but tumultuous friendship.
- The artists had a productive but temporary friendship.
Cevabı göster
The artists had a productive but tempestuous friendship.
marked by infidelity on both sides: iki tarafın sadakatsizliğini belirgin özellik olarak sunmak
Virgülden sonraki marked by infidelity on both sides ifadesi ilişki hakkında ek bir açıklama yapar. Be marked by + isim, o ismin belirgin veya tanımlayıcı bir özellik olduğunu belirtir; bir şeye fiziksel bir işaret konduğu anlamına gelmez. Infidelity, romantik bir partnere sadakatsiz olmak demektir. On both sides kapsamı açıkça belirtir: yalnızca biri değil, her iki partner de işin içindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için be marked by yapısının doğru biçimini kullanın: The negotiations ____ distrust on both sides.
Cevabı göster
were marked by
which speaks to the anguish of loss and a splintered sense of self. Notlar
2:52İki Frida adlı çift otoportreyi çizdi.
double self-portrait: tek eserde iki benlik görüntüsü
double self-portrait, sanatçının iki görüntüsünü veya iki farklı hâlini tek bir eserde gösteren otoportredir. Burada double, İki Frida'daki iki benlik görüntüsünü anlatır; portrenin iki kat büyük olduğu anlamına gelmez. Bu görsel biçim, bir kişinin kimliğinin veya deneyiminin iki yönünü yan yana gösterebilir. İki figürü fark etmek, kompozisyonu daha sonra geçen a splintered sense of self ifadesiyle ilişkilendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sanat eleştirisinde double self-portrait en açık biçimde neyi anlatır?
- Sanatçının iki görüntüsünü gösteren tek bir eser
- Normalden iki kat büyük bir otoportre
- Birbirinden ayrı iki otoportre resmi
Cevabı göster
Sanatçının iki görüntüsünü gösteren tek bir eser
speaks to: bir temayı yansıtır veya ele alır
Bu cümlede speaks to, “ifade eder, yansıtır veya anlamlı biçimde ele alır” demektir. Resim gerçekten konuşmaz; imgeleri kaybın ıstırabını ve parçalanmış bir benlik duygusunu aktarır. Yeniden kullanılabilen yapı şöyledir: eser, ayrıntı, olay veya kanıt + speak(s) to + tema, deneyim veya kaygı. Gözlemlenebilen bir şeyi daha geniş bir anlamla ilişkilendirir.
Alıştırma
The documentary speaks to the pressure many teenagers feel to succeed cümlesinde speaks to ne anlama gelir?
- Bu baskıyı yansıtır veya anlamlı biçimde ele alır.
- Gençlerle doğrudan ve yüksek sesle konuşur.
- Bu baskıyı tamamen ortadan kaldırır.
Cevabı göster
Bu baskıyı yansıtır veya anlamlı biçimde ele alır.
a splintered sense of self: parçalanmış bir benlik algısı
Sense of self, kişinin kim olduğuna dair anlayışı, yani benlik algısıdır. Splintered sözcüğü gerçek anlamda parçalara ayrılmış bir şeyi anlatır; burada ise kimliği bölünmüş, istikrarsız ya da artık bütün değilmiş gibi sunan bir mecazdır. Bu cümlede ifade, kaybın psikolojik bir etkisini adlandırır ve tablodaki iki Frida figürüyle bağ kurar. Kişinin kendisini fiziksel olarak hissetmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede a splintered sense of self ne anlama gelir?
- Bir tahta kıymığının yol açtığı keskin fiziksel ağrı
- Kişinin görünüşü hakkında kendinden emin bir görüş
- Bölünmüş ve artık bütün değilmiş gibi hissedilen bir kimlik
Cevabı göster
Bölünmüş ve artık bütün değilmiş gibi hissedilen bir kimlik
which drips blood onto her old-fashioned Victorian dress. Kültür
2:58eski moda Viktorya dönemi elbisesine kan damlatan kırık bir kalbi var.
The Frida to the left: soldaki Frida
The Frida to the left ifadesinde to the left, isimden sonra gelir ve hangi Frida'dan söz edildiğini belirtir. “Görselin sol tarafında bulunan Frida” anlamına gelir. İfade, izleyicinin gördüğü düzende sabit bir konumu anlatır; sola doğru hareketi anlatmaz. Aynı isim + to the left/right kalıbı, resimlerde ve paylaşılan diğer düzenlerde insanları ya da nesneleri belirleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede to the left bir kişiyi konumuna göre belirtmek için kullanılmıştır?
- The photographer moves the girl to the left.
- The girl turns left at the corner.
- The girl to the left is carrying a violin.
Cevabı göster
The girl to the left is carrying a violin.
has a broken heart: gerçek görüntü ve duygusal metafor
Bu cümlede has a broken heart iki düzeyde işler. Resimde gerçekten hasar görmüş ve kan damlatan bir kalp vardır; broken heart aynı zamanda derin duygusal acının yaygın bir metaforudur. Böylece fiziksel görüntü, içteki bir duyguyu görünür hâle getirir. Bir sanat eserinde vücut bölümünün kendisi gösteriliyorsa hem gerçek görüntüyü hem de mecaz anlamı birlikte düşünün.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: Bu cümlede has a broken heart yalnızca tıbbi bir yaralanmayı anlatır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
old-fashioned Victorian dress: on dokuzuncu yüzyıl tarzına dair bir ipucu
Victorian, dress sözcüğünü niteler. On dokuzuncu yüzyıl Britanyası'nda Kraliçe Victoria'nın hüküm sürdüğü dönemin tarzlarıyla ilişkili giysileri anlatır. Old-fashioned, elbisenin daha eski bir döneme aitmiş gibi göründüğü duygusunu güçlendirir. Bu sözcükler birlikte, elbisenin yalnızca eski olduğu fikrini değil, kültür ve dönemle ilgili bir ipucunu verir. Burada Victorian bir kişinin adı değildir ve victorious anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede old-fashioned Victorian dress temel olarak neyi gösterir?
- On dokuzuncu yüzyıl Britanyası'yla ilişkili tarzda bir elbise
- Victorian adlı biri tarafından yapılmış bir elbise
- Bir zaferi kutlayan modern bir elbise
Cevabı göster
On dokuzuncu yüzyıl Britanyası'yla ilişkili tarzda bir elbise
She symbolizes a version of the artist who's wounded by the past, Notlar
3:02O, sanatçının geçmiş tarafından yaralanmış bir versiyonunu simgeliyor,
who's wounded by the past: geçmişin bıraktığı kalıcı duygusal yara
who's wounded by the past ifadesinde who's, who is anlamına gelir ve açıklamayı sanatçının bir hâline bağlar. wounded burada mecazidir: acı veren geçmiş deneyimler kalıcı duygusal zarar oluşturmuştur; sanki kişinin iç benliği fiziksel bir yara taşıyordur. İfade, daha önce yaşanmış tek bir gerçek yaralanmaya değil, bu deneyimlerin devam eden etkisine odaklanır. Bu yara mecazı biyografilerde, sanat çözümlemelerinde ve karakter incelemelerinde yaygındır.
Alıştırma
The character is wounded by the past cümlesinde wounded by the past büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Fiziksel bir yara daha önce meydana gelmiştir.
- Yakın zamanda yaşanan bir olay yüzünden biraz hayal kırıklığına uğramıştır.
- Geçmiş deneyimler kalıcı duygusal acı bırakmıştır.
Cevabı göster
Geçmiş deneyimler kalıcı duygusal acı bırakmıştır.
but is also connected by an artery to a second self. Deyimler
3:06ama aynı zamanda bir atardamarla ikinci bir benliğe bağlı.
She symbolizes a version of the artist: kimliğin bir yönünü temsil eden figür
Bu sanat çözümlemesinde She, soldaki Frida figürünü ifade eder. symbolizes, görünen figürün soyut bir anlamı temsil ettiğini belirtir: bu figür yalnızca resimde gösterilen bir kişi değildir, sanatçıyı anlamanın belirli bir biçimini temsil eder. a version of the artist, aynı kişinin belirli bir yönü, hâli veya kimliği demektir. Buradaki version bir yazılım sürümü ya da bire bir kopya değildir; tek bir kişinin farklı benliklerini veya yönlerini anlatmaya yarar.
Alıştırma
She symbolizes a version of the artist ifadesinde a version of the artist ne anlama gelir?
- Sanatçının belirli bir yönü veya kimlik hâli
- Sanatçının oluşturduğu bir yazılım sürümü
- Sanatçının bire bir fiziksel kopyası
Cevabı göster
Sanatçının belirli bir yönü veya kimlik hâli
bir atardamarla ikinci bir benliğe bağlı olmak
Edilgen be connected by X to Y kalıbı, X'in bir şey ile başka bir şey arasındaki bağlantıyı oluşturduğunu belirtir. Burada bir atardamar, bu Frida'yı ikinci bir benliğe görsel olarak bağlar. Bu yorumda a second self, gerçek hayattaki başka bir kişi değildir. Aynı kimliğin başka bir yönü veya hâlidir; böylece fiziksel bağlantı, duygusal ve kimlikle ilgili ilişkiyi görünür kılar.
Alıştırma
Bu yorumda a second self ne anlama gelir?
- gerçek hayatta ilgisiz bir kişi
- aynı kimliğin başka bir yönü
- ikinci bir fiziksel kalp
Cevabı göster
aynı kimliğin başka bir yönü
Tehuana kıyafetleri giymiş olmak
Be dressed in + kıyafet yapısı, kişinin o kıyafeti zaten giymiş olduğu durumu anlatır; kıyafeti üzerine geçirme eylemini anlatmaz. Attire, özellikle belirli bir tarzı veya bir etkinliğe uygun giysileri ifade eden resmî bir kıyafet sözcüğüdür. Buradaki Tehuana attire, Meksika'daki Tehuantepec Kıstağı'nın Tehuana kadınlarıyla ilişkilendirilen geleneksel kıyafeti ifade eder. Resim yorumunda bu kıyafet, Frida'nın Meksika kültürel kimliğini gösterir ve onu Viktorya dönemi elbisesi giyen Frida'dan ayırır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? This Frida is dressed in Tehuana attire, onun o anda kıyafetleri üzerine geçirmekte olduğu anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
and although she remembers Diego with the tiny portrait in her hand, Dilbilgisi
3:13ve elindeki minik portreyle Diego'yu hatırlasa da,
although ... her heart remains intact: karşıt beklenti ve ana iddia
Although, bir durumu kabul ederek karşıtlık kurar: kadın, elindeki küçük portre aracılığıyla Diego'yu hâlâ hatırlar. Bu bilgi, aralarındaki bağın onun kalbine zarar verdiği veya kalbini böldüğü beklentisini doğurabilir. Ana cümle olan her heart remains intact, cümlenin temel iddiasını verir: kalbi hâlâ bütündür. although A, B kalıbında A arka plan bilgisi olarak kabul edilir; B ise A'ya rağmen geçerli olan durumu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede although, ilk yan cümleyi karşıtlık oluşturan arka plan, ikinci yan cümleyi ise ana sonuç olarak sunar?
- Because the package was dropped, the glass inside broke.
- Although the package was dropped, the glass inside remained intact.
- The package was dropped after the glass inside broke.
Cevabı göster
Although the package was dropped, the glass inside remained intact.
individuality, and dependency.
3:23bireysellik ile bağımlılık arasında sıkışıp kalmış bir konumu öne sürüyor.
a position caught between past and present: geçmiş ile bugün arasında sıkışmış bir konum
caught between X and Y ifadesi burada mecazidir. Fiziksel olarak iki şeyin arasında sıkışmak yerine, birbiriyle yarışan iki zamanın, kimliğin, talebin veya seçeneğin baskısını hissetmeyi anlatır. a position caught between past and present, iki tarafa da tam olarak ait olmayan ve her ikisinin gerilimini taşıyan bir durumu ifade eder. Dil bilgisi açısından caught between past and present, position sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a position that is caught between past and present.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için caught between X and Y ifadesini aynen kullanın: Maya felt ____ loyalty to her team and the need to tell the truth.
Cevabı göster
caught between
she experienced a surge in popularity that has lasted to this day. Notlar
3:31günümüze kadar sürecek olan büyük bir popülerlik dalgası yaşadı.
experienced a surge in popularity: popülerlikte hızlı ve belirgin artış
experienced a surge in popularity ifadesi, onun popülerliğinin veya tanınırlığının kısa sürede hızlı ve belirgin biçimde arttığını anlatır. Buradaki experienced, bu değişimi yaşamak anlamındadır; artışı bilerek kendisinin yarattığını göstermez. Yapı experience + a surge in + isimdir. Surge, sıradan bir artıştan daha güçlüdür; bu yüzden popülerlikteki büyümeyi önemli bir değişim olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede experienced a surge in popularity en güçlü biçimde neyi anlatıyor?
- Popülerlikte küçük ve kademeli bir değişim
- Kamu ilgisini tamamen kaybetme
- Popülerlikte hızlı ve belirgin bir artış
Cevabı göster
Popülerlikte hızlı ve belirgin bir artış
has lasted to this day: bugüne kadar devam etmek
has lasted to this day, geçmişte başlayan popülerliğin veya etkinin bugüne kadar devam ettiğini ve hâlâ var olduğunu anlatır. Has lasted, has + past participle yapısıyla geçmişteki bir durumu şimdiye bağlayan present perfect zamanıdır. To this day, bugüne kadar veya hâlâ anlamına gelir. Bu cümlede that, daha önce anlatılan popülerlikteki artışa gönderme yapar ve onun kamuoyu üzerindeki etkisinin bugün de güçlü olduğunu vurgular.
Alıştırma
Geleneğin hâlâ devam ettiğini açıkça anlatan cümle hangisidir?
- The tradition will last for two years.
- The tradition has lasted to this day.
- The tradition lasted for two years.
Cevabı göster
The tradition has lasted to this day.
about the life, work, and legacy of the woman behind the icon.
3:41basit gerçeklerin olmadığını hatırlatıyor.
And although her image has proliferated: kamuya yansıyan imgesi geniş çapta yayılmış olsa da
Bu cümlede image, Kahlo'nun kamuya yansıyan imgesini, yani onunla özdeşleşen tanınabilir yüzü ve görsel simgeyi anlatır; tek bir fotoğrafı anlatmaz. Has proliferated, bu imgenin farklı örneklerinin çoğalıp geniş çapta yayıldığı anlamına gelir. Although bir ödünleme ilişkisi kurar. Kahlo'nun imgesi her yerde olabilir; ancak ana cümle, eserlerinin bütününün ikonun ardındaki gerçek kadın hakkında basit bir anlatıya izin vermediğini söyler.
Alıştırma
Bu cümlede her image has proliferated ne anlama gelir?
- Kamuya yansıyan imgesi geniş çapta çoğaltılıp yayıldı.
- Fiziksel görünüşü aniden değişti.
- Yalnızca bir yeni fotoğraf oluşturdu.
Cevabı göster
Kamuya yansıyan imgesi geniş çapta çoğaltılıp yayıldı.
Kahlo's body of work: Kahlo'nun eserlerinin bütünü
Body of work, bir kişinin kariyeri veya belirli bir dönem boyunca ürettiği çalışmaların tamamını ya da önemli bir bölümünü anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada Kahlo's body of work, Kahlo'nun resimleriyle diğer yaratıcı ürünlerinin birlikte ele alınmasını anlatır; fiziksel bedenini ya da tek bir sanat eserini değil. Bu ifade, konuşanın sanatçıyı yalnızca ünlü bir imge üzerinden değil, eserlerinin bütünü üzerinden değerlendirmesini sağlar.
Alıştırma
Bir üreticinin birikmiş eserlerini anlatan kalıplaşmış ifadeyle incelemeyi tamamlayın: The retrospective examines the photographer's entire ____.
Cevabı göster
body of work
There are no simple truths about ...: aşırı basitleştirmeyi reddetmek
There are no simple truths about ... cümlenin temel sonucunu sunar: Kahlo’nun yaşamı, eserleri ve mirası tek bir düzenli cevapla ya da etiketle tam olarak açıklanamaz. No simple truths, hiçbir gerçeğin bulunmadığı anlamına gelmez; aşırı basitleştirmeyi reddeder. The woman behind the icon, gerçek ve karmaşık kişiyi onun ünlü kültürel imgesiyle karşılaştırır. Yan cümle life, work ve legacy konularını tek bir nihai iddiada birleştirir ve karmaşıklığı vurgulayarak anlatımı sonlandırır.
Alıştırma
Aşırı basitleştirilmiş bir açıklamayı reddetmek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: ____ about the effects of social media on teenagers.
Cevabı göster
There are no simple truths
she put multiple versions of her reality on display Deyimler
3:46kendi gerçekliğinin birden fazla versiyonunu sergiledi
put multiple versions of her reality on display: gerçekliğinin birden çok hâlini sergilemek
put X on display kalıbının bütünü, başkalarının görebilmesi için X’i görünür kılmak anlamına gelir. Buradaki X soyuttur: multiple versions of her reality, sanatının kendi deneyimini, kimliğini ve dünyaya bakışını farklı şekillerde sunmasını anlatır. Bu ifade, sanat yoluyla kendini sunmayı bir sergiye benzetir. İzleyicinin onun kim olduğuna veya gerçekliğinin ne anlama geldiğine dair tek ve değişmez bir anlatı yerine birden fazla bakış açısı gördüğünü düşündürür.
Alıştırma
Öğrenilen put X on display kalıbını tamamlayın: The exhibition put several personal memories ____.
Cevabı göster
on display
and provided us with a few entryways into the contents of her soul. Deyimler
3:49ve ruhunun derinliklerine ulaşmamız için bize birkaç giriş kapısı sundu.
Rather,: önceki yorumu düzelten geçiş
Cümlenin başındaki Rather, reddedilmiş veya yetersiz bir yorumdan daha doğru bir açıklamaya geçerek savın yönünü değiştiren bir söylem belirtecidir. Tek ve basit bir gerçeğin bulunmadığı iddiasına bağlanır ve ardından Kahlo’nun eserlerinin gerçekte ne sunduğunu açıklar: onun gerçekliğinin birden çok hâlini. Virgül ve cümle başındaki konum, bu düzenleyici işlevi göstermeye yardımcı olur. Rather burada fairly veya quite anlamına gelmez; dinleyiciyi reddedilen yorumdan tercih edilen açıklamaya yönlendirir.
Alıştırma
Daha doğru bir açıklama getiren hedef söylem belirteciyle geçişi tamamlayın: The study does not prove that sleep is unimportant. ____, it shows that sleep needs vary from person to person.
Cevabı göster
Rather
provided us with a few entryways into the contents of her soul: iç dünyasını anlamamız için yollar sunmak
Provide someone with something, birine bir şey vermek veya sunmak anlamına gelir. Burada entryways into ... mekânsal bir eğretilemedir: eserler, izleyicilere the contents of her soul ifadesiyle anlatılan şeyi anlamaya başlamak için birkaç yol sunar. The contents of her soul gerçek anlamlı değil, şiirsel bir ifadedir. Onun içsel deneyimlerini, duygularını, anılarını ve benlik algısını anlatır; a few entryways iç dünyasının bütünüyle açıklanmasını değil, ona kısmen erişilebilmesini düşündürür.
Alıştırma
Cümlede provided us with a few entryways into the contents of her soul ne anlama geliyor?
- Onun ruhunda bulunduğuna inanılan bütün nesneleri sıraladı.
- Bize ona ait birkaç gerçek kapı gösterdi.
- Onun iç dünyasının bazı yönlerini anlamamız için bize birkaç yol sundu.
Cevabı göster
Onun iç dünyasının bazı yönlerini anlamamız için bize birkaç yol sundu.
Keep learning about inspiring women throughout history with this playlist.
3:54Bu çalma listesiyle tarih boyunca ilham veren kadınlar hakkında öğrenmeye devam edin.