Ya Sadece Et Yeseydiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Anlatım yalnızca et yemenin sindirim, metabolizma ve vitamin risklerini, geleneksel Inuit beslenmesinin de belirli gıda, koşul ve uyumlara bağlılığını açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “only when” ve “did our bodies begin” — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: baştaki sınırlayıcı zaman yan cümlesinin neden devrik yapı kurduğunu anlayın ve koşulu vurgulayın. 2. “end up wasting away.” — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: end up + -ing ile çoğu kez amaçlanmamış nihai sonucu anlatın ve buradaki ciddi zayıflamayı kavrayın. 3. “get rid of” — Öbek Fiiller: ortadan kaldırmak veya dışarı atmak anlamını tanıyın; burada vücudun fazla üreyi nasıl attığını açıklar.
Bu derste
2.5 million years ago, we first began to eat meat.
0:032,5 milyon yıl önce ilk kez et yemeye başladık.
our ancestors ate a vegan diet of berries and flowers,
0:07atalarımız orman meyveleri ve çiçeklerden oluşan vegan bir beslenme düzeniyle yaşıyordu
Daha önceki bir zamana resmî geçiş olarak Prior to that
Prior to that, “az önce bahsedilen zaman veya olaydan önce” anlamına gelir. Buradaki that, daha önce sözü edilen insanların et yemeye başladığı zamanı gösterir; böylece ifade zaman çizgisini daha önceki bir aşamaya taşır. Cümlenin başında kullanıldığında kronolojik bir açıklamanın aşamaları arasında geçiş görevi görür. Dinleyici, that sözcüğünün neye gönderme yaptığını önceki bağlamdan belirlemelidir.
Alıştırma
“Az önce bahsedilen olaydan önce” anlamındaki resmî zaman geçişini tamamlayın: The laboratory adopted digital records in 2018. ____, every result was written by hand.
Cevabı göster
Prior to that
and only when early hominins began to eat more seeds and nuts, Dilbilgisi
0:10ve ancak ilk homininler daha fazla tohum ve kuruyemiş yemeye başlayıp
therefore taking in higher levels of fat and less fiber, Öbek fiiller
0:13böylece daha fazla yağ ve daha az lif tüketince
Besin alımını anlatan taking in
Bu beslenme bağlamında taking in, maddeleri tüketerek ya da alarak vücuda sokmak anlamına gelir. Nesneleri daha yüksek yağ düzeyleri ve daha az liftir; dolayısıyla ifade bir şeyi gerçekten içeri taşımayı değil, besin alımını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take in + madde veya miktar şeklindedir; take in enough protein buna örnektir. Cümle bu miktarları tüketme eylemini anlattığı için -ing biçimi kullanılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “tüketmek” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: Hikers need to ____ enough water during a long walk.
Cevabı göster
take in
did our bodies begin to adapt to handle meat.
0:16vücutlarımız et tüketimine uyum sağlamaya başladı.
Başa alınan only when ve did + özne + fiilin yalın hâli devrikliği
Only when, ana olay gerçekleşmeden önce ulaşılması gereken noktayı bir zaman koşulu olarak sunar. Bu sınırlayıcı yan cümleyi başa almak koşulu özellikle vurgular. Cümle only when ile başladığı için ana cümlede kısmi devriklik kullanılır: did + özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle did our bodies begin bir soru değil, bildirme yapısıdır ve begin, did sonrasında yalın hâlde kalır. when yan cümlesi ise normal sözcük sırasını korur.
Alıştırma
Devrik yapıyı doğru yardımcı fiil ve realize biçimiyle tamamlayın: Only when I checked the receipt ____ I ____ the mistake.
Cevabı göster
did · realize
But what would happen now if you only ate meat? Dilbilgisi
0:19Peki şimdi yalnızca et yeseniz ne olur?
What would happen if ... ate ...? ile varsayımsal sonuçlar
Bu soru, şimdiki veya gelecekteki hayali bir durumun sonucunu incelemek için What would happen if + geçmiş zaman? kalıbını kullanır. Would, sonucu varsayımsal olarak işaretler; ate ise gerçeklikten uzaklık yaratmak için kullanılan geçmiş biçimidir. Yeme eylemini geçmiş zamana yerleştirmez. Bu ikinci koşul yapısı, koşulun doğru olduğunu iddia etmeden incelenecek bir sonuç sunar. Burada only ate meat, hayali beslenme düzeninde diğer bütün yiyecek türlerinin dışlandığı anlamına gelir.
Alıştırma
Dersteki kalıpla hayali bir şimdiki veya gelecek zaman sorusunu tamamlayın: What ____ happen if the city ____ cars for a week?
Cevabı göster
would · banned
Without fiber-rich foods like lentils, beans, and broccoli, Dilbilgisi
0:22Mercimek, fasulye ve brokoli gibi lif açısından zengin yiyecekler olmadan
you're going to feel constipated and uncomfortable.
0:26kabız olur ve kendinizi rahatsız hissedersiniz.
Without ... you're going to feel: eksik koşul ve beklenen sonuç
Without + isim öbeği, eksik olan koşulu cümlenin başına getirir. Burada Without fiber-rich foods, “lif açısından zengin yiyecekler yemezsen veya bunlara sahip değilsen” anlamına gelir. Baştaki öbek, ana cümlenin nedenini kurar. You're going to feel + sıfat, bu koşuldan beklenen sonucu öngörür. Going to burada hareket bildirmez. Without X, you're going to Y kalıbı, gerekli bir şeyin eksikliği ile bunun olası sonucunu doğrudan birbirine bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle eksik bir koşulu önce verip beklenen sonucu doğru biçimde öngörür?
- Without a map, you're going to the woods.
- Without a map, you're going to get lost in these woods.
- You're going to the woods without a map.
Cevabı göster
Without a map, you're going to get lost in these woods.
Not to mention: önemli bir noktayı daha eklemek
Not to mention, daha önce belirtilmiş bir noktaya dönüp onu destekleyen başka bir bilgi ekleyen bir bağlama ifadesidir. Eklenen bilgi çoğu zaman özellikle önemli veya açık görünür. Bu cümlede önceki açıklamayla bağlantılı ek bir neden sunar. Bu ifade, konuşanın konudan kaçınacağı anlamına gelmez. Konuşan genel savı güçlendirmek için bu bilgiyi hemen söyler. Yeni bir cümlenin başında bulunabilir ve yine de önceki cümleyle bağlantı kurabilir.
Alıştırma
İkinci bir dezavantajı doğal biçimde ekleyen ifadeyi seçin: “The apartment is tiny, ____ noisy.”
- not to mention
- instead of
- let alone
Cevabı göster
not to mention
the ... way for someone to do X is to do Y kalıbı
the + adjective + way for + noun/pronoun + to + action + is + to + method kalıbı önce bir amacı belirtir, ardından bu amaca nasıl ulaşılacağını gösterir. Burada for your body to make energy amacı ve eylemi yapan your body ifadesini belirtirken, to convert carbohydrates into glucose yöntemi verir. İki to-infinitive farklı görevler üstlenir: ilki amacı anlatan for + noun + to-infinitive yan tümcesinin parçasıdır; ikincisi ise is sözcüğünden sonra gelir ve yöntemin ne olduğunu belirtir. Bu kalıp The best way for A to do X is to do Y biçiminde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
İpuçlarını kullanarak kalıbı tamamlayın. Amaç: avoid delays. Yöntem: leave early. The best way for us ____ is ____.
Cevabı göster
to avoid delays · to leave early
your body will have to burn fat and break down important proteins. Öbek fiiller
0:36vücudunuz yağ yakmak ve önemli proteinleri parçalamak zorunda kalır.
In the absence of carbs: karbonhidratların yokluğunda
In the absence of + noun, bir şey mevcut veya erişilebilir olmadığında anlamına gelir. Cümlenin başındaki In the absence of carbs, ardından gelen sonuç için koşulu belirler: vücut yağa ve önemli proteinlere yönelmek zorunda kalır. Carbs, carbohydrates sözcüğünün yaygın ve gündelik bir kısaltmasıdır. Çevresindeki daha resmî ifade yine de bu günlük bilimsel kısaltmayı içerebilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘güvenilir veriler mevcut olmadığında’ anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: ____ reliable data, the team postponed its decision.
Cevabı göster
In the absence of
Biyolojik bağlamlarda break down ifadesinin anlamı
Bu cümlede break down geçişli bir öbek fiildir: vücut önemli proteinler üzerinde işlem yapar ve onları daha küçük kimyasal bileşenlere ayırır. Anlamı özne ve nesne belirler. proteins veya food gibi maddelerle kullanıldığında break down genellikle parçalamak ya da sindirmek anlamına gelir; çalışmayı durdurmak veya duygusal olarak çökmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Digestive enzymes break down proteins in the stomach,” İngilizce cümlesinde break down ne anlama gelir?
- çalışmayı durdurmak
- onları daha küçük bileşenlere ayırmak
- duygusal olarak çökmek
Cevabı göster
onları daha küçük bileşenlere ayırmak
Creating glucose from protein is known as gluconeogenesis, Kalıp ifadeler
0:40Proteinden glikoz üretmeye glukoneogenez denir
Bir adı tanıtmak için is known as kullanımı
Is known as, öznenin kabul gören adını, etiketini, kimliğini veya teknik terimini tanıtır. Burada proteinden glikoz oluşturma sürecine gluconeogenesis terimi verilir. Yapı subject + be + known as + name or label şeklindedir. be biçimi özneye ve zamana göre değişir: is known as, are known as ve was known as.
Alıştırma
Kabul gören bir adı tanıtan dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A shape with eight sides ____ an octagon.
Cevabı göster
is known as
creating a nitrogen waste that is converted into urea. Dilbilgisi
0:44bu sırada üreye dönüştürülen azotlu bir atık ortaya çıkar.
is converted into: edilgen dönüşüm ve sonucu
is converted into yapısında özne değişimi yapan değil, değişime uğrayan öğedir. Burada nitrogen waste değiştirilen madde, urea ise sonuçtur. Bir süreci maddeye ve onun yeni biçimine odaklanarak anlatmak için be + converted + into + sonuç kalıbını kullan. Into sonucu gösterir; başlangıç biçimini belirtmek gerektiğinde from kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi convert into ifadesinin edilgen biçimiyle tamamla: During transcription, speech ____ text.
Cevabı göster
is converted into
Too much can lead to protein poisoning, Kalıp ifadeler
0:48Aşırı protein tüketimi protein zehirlenmesine yol açabilir.
lead to: bir nedeni sonuca bağlamak
Lead to, “bir sonuca neden olmak veya o sonucun oluşmasına katkıda bulunmak” anlamına gelir. Bu cümlede daha önce sözü edilen maddenin fazla olması nedendir, protein poisoning ise olası sonuçtur; ifade birini bir yere götürmek anlamında kullanılmamıştır. Kalıp neden + lead to + sonuç şeklindedir. Sonuç bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir. Can lead to kesin bir sonucu değil, olası bir sonucu gösterir.
Alıştırma
Lead sözcüğüne doğru edatı ekleyerek cümleyi tamamla: Ignoring the warning signs can ____ a serious accident.
Cevabı göster
lead to
which includes some lovely symptoms like nausea, diarrhea, Ton ve niyet
0:50Bunun belirtileri arasında mide bulantısı ve ishal gibi pek hoş şeyler vardır.
İronik some lovely symptoms
Buradaki some lovely symptoms ironiktir: lovely normalde hoş bir şeyi över, ancak mide bulantısı ve ishal rahatsız edicidir. Olumlu sözcük listeyle çatışır ve ters tutumu, yani bu belirtilerin berbat olduğunu anlatırken kuru ve kara bir mizah da katar. Bu kalıbı fark etmek için görünürdeki övgüyü çevresindeki gerçekler ve tonla karşılaştırın. Açıkça olumsuz bir durum aşırı olumlu bir sözcükle anlatılıyorsa konuşmacı gerçek anlamda değerlendirme yapmak yerine alaycılık gösteriyor olabilir.
Alıştırma
Cümlede some lovely symptoms nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Belirtilerin var olup olmadığı konusunda belirsizlik
- Belirtilerin ne kadar rahatsız edici olduğuna dair kuru bir alaycılık
- Belirtilere karşı içten hayranlık
Cevabı göster
Belirtilerin ne kadar rahatsız edici olduğuna dair kuru bir alaycılık
It's even been documented that if you only ate lean meat like rabbit, Anlatım akışı
0:55Hatta yalnızca tavşan eti gibi yağsız etler yediğinizde,
Kanıt çerçevesi It's even been documented that
It's even been documented that, kanıtı sunmak için kullanılan edilgen bir çerçevedir. Belgeleyen kişiyi belirtmeden ardından gelen iddiayı ön plana çıkarır ve onu kayıtlarda ya da raporlarda bulunan bir bilgi olarak sunar. Even şaşkınlık katar: konuşmacı, belgelerin varlığını dinleyicinin bekleyebileceğinden daha çarpıcı bulur. Documented kayıtlı kanıt bulunduğunu gösterir; ancak tek başına mekanizmanın açıklandığı, iddianın her durumda doğru olduğu veya kesin biçimde kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir raporda kaydedilmiş birkaç vaka vardır, ancak neden hâlâ belirsizdir. Hangi cümle kanıtı en doğru biçimde ifade eder?
- It's even been proven that the failure must recur in every case.
- It's even been rumored that the failure can recur.
- It's even been documented that the failure can recur.
Cevabı göster
It's even been documented that the failure can recur.
hardly any fat içindeki hardly any + sayılamayan isim
Hardly any + sayılamayan isim, bir şeyden neredeyse hiç bulunmadığını belirtir. Burada hardly any fat, tavşanda çok az miktarda yağ bulunduğunu, ancak miktarın mutlaka sıfır olmadığını anlatır. Hardly, miktara zaten olumsuza yakın bir anlam verir; hard sözcüğünün taşıyabildiği “çaba göstererek” anlamına gelmez. Standart İngilizcede bu anlamı vermek için başka bir olumsuzluk eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse hiç” anlamına gelen ve hardly ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This yogurt has ____ fat, so only a tiny amount is present.
Cevabı göster
hardly any
you could eat and eat and eat and still end up wasting away. Notlar
1:00ne kadar yerseniz yiyin sonunda eriyip gidebileceğiniz bile belgelenmiştir.
eat and eat and eat ifadesindeki tekrar
eat and eat and eat ifadesinde aynı fiilin tekrarlanıp her tekrarın and ile bağlanması, tek bir eylemi zamana yayar ve miktarın aşırı olduğu hissini verir. Birbirinden ayrı üç yeme olayını saymaz. Tekrar, bu kadar çok yemenin işe yaraması gerektiği beklentisini oluşturur. Ardından still bu beklentiyi tersine çevirir: kişi sürekli yemesine rağmen eriyip gidebilir.
Alıştırma
“you could eat and eat and eat and still end up wasting away,” cümlesindeki tekrarın temel işlevi nedir?
- Sürekli ve çok miktarda yemeyi vurgular ve şaşırtıcı karşıtlığı güçlendirir.
- Tam olarak üç ayrı öğünü bildirir.
- Kişinin çok hızlı yemek yediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Sürekli ve çok miktarda yemeyi vurgular ve şaşırtıcı karşıtlığı güçlendirir.
end up + -ing: çoğu zaman beklenmedik nihai sonuç
End up + -ing, bir dizi olayın ardından kişinin sonunda bir sonuca ulaşması anlamına gelir. Bu sonuç çoğu zaman planlanmamış, istenmeyen veya şaşırtıcıdır. end up sonrasındaki fiil -ing biçiminde olur; bu yüzden end up wasting doğrudur, end up waste değildir. Bu cümlede still karşıtlığı güçlendirir: tekrar tekrar yemeye rağmen nihai sonuç yine de giderek eriyip gitmek olabilir. Bu kalıbı, bir sürecin veya bir dizi seçimin sonunda neye yol açtığını açıklamak için kullanabilirsin.
Alıştırma
Beklenmedik bir sonuç göstermek için cümleyi end up fiilinin geçmiş biçimiyle tamamla: After taking the wrong train twice, we ____ walking home.
Cevabı göster
ended up
waste away: giderek zayıflayıp güçten düşmek
Waste away, genellikle hastalık veya yetersiz beslenme yüzünden giderek zayıflamak, güçten düşmek ya da sağlığını kaybetmek anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Değişen kişi veya hayvan özne olur; bu ifade nesne almaz. Burada, tekrar tekrar yemeye rağmen vücut durumunun kötüleşmesini anlatır. Yiyeceği, zamanı veya başka bir şeyi boşa harcamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede waste away ne anlama gelir? Without proper food, the sick dog began to waste away.
- Kişi giderek zayıflar ve güçten düşer.
- Kişi hiçbir şey yapmadan zaman geçirir.
- Kişi yiyeceği çöpe atar.
Cevabı göster
Kişi giderek zayıflar ve güçten düşer.
Another potential killer could be the lack of vitamin C.
1:04Bir diğer olası ölüm nedeni de C vitamini eksikliği olabilir.
Humans are one of the few animals that aren't able to synthesize the vitamin on their own. Notlar
1:07İnsan, bu vitamini kendi başına sentezleyemeyen az sayıdaki hayvandan biridir.
one of the few + çoğul isim + that + çoğul fiil
one of the few + çoğul isim + that ... yapısı, özneyi üyeleri ilgi cümleciğinde belirtilen özelliği paylaşan küçük bir grubun içine yerleştirir. Burada insan türü, vitamini kendi başına sentezleyemeyen küçük hayvan grubunun bir üyesi olarak sunulur. that çoğul animals ismine gönderme yaptığı için, ifadede tekil one sözcüğü bulunsa da ilgi cümleciğinde çoğul aren't fiili kullanılır. Bu uyum kalıbı, çoğul bir grup üzerinden o grubun bir üyesi tanımlandığında geçerlidir.
Alıştırma
Kasabada bu özelliği paylaşan yalnızca az sayıda yer olduğunu anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: This library is ____ places in town that stay open after midnight.
Cevabı göster
one of the few
on their own: bağımsız olarak veya dış yardım olmadan
On their own, yardım veya dışarıdan bir kaynak almadan, kişinin ya da varlığın kendi yeteneğini veya kaynaklarını kullanarak bağımsız biçimde hareket etmesi anlamına gelir. Bu cümlede insan vücudunun vitamini kendisinin üretemediğini ve bu nedenle dış bir kaynağa ihtiyaç duyduğunu belirtir. Kalıp on + iyelik belirleyicisi + own şeklindedir: on my own, on your own, on her own, on our own vb. İyelik biçimi, eylemi yapan kişi veya varlığa göre değişir.
Alıştırma
Cümleyi on + iyelik belirleyicisi + own ifadesiyle tamamlayın: Although the instructions were difficult, Lena finished the project ____.
Cevabı göster
on her own
Without easy access to vitamin C from fruits and veggies, Kalıp ifadeler
1:12Meyve ve sebzelerden kolayca C vitamini alamazsanız
easy access to: bir şeyi kolayca elde etmek veya kullanmak
Burada easy access to, bir şeyi kolayca elde etme, ona ulaşma veya onu kullanma imkânı anlamına gelir. Bu nedenle without easy access to vitamin C, meyve ve sebzelerdeki C vitamininin kolayca elde edilemediği bir koşulu ortaya koyar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp sıfat + access to + isim biçimindedir; easy access to healthcare ve direct access to data buna örnektir. Access bu anlamda genellikle sayılamazdır ve tek bir nesneye ya da girişe gönderme yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi access ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: The new library gives every student easy ____ online journals.
Cevabı göster
access to
your body will be unable to effectively create collagen,
1:15vücudunuz etkili bir şekilde kolajen üretemez.
a structural protein found in your tendons, ligaments, and skin. Dilbilgisi
1:18Kolajen, tendonlarınızda, bağlarınızda ve cildinizde bulunan yapısal bir proteindir.
a structural protein found in ...: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
found in your tendons, ligaments, and skin ifadesi a structural protein sözünden sonra gelir ve bu ismi niteler. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: a structural protein that is found in your tendons, ligaments, and skin. İlgi zamiri that ve be fiilinin ilgili biçimi çıkarılarak tanım daha kısa hâle getirilir. Buradaki found, find fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve edilgen olarak “bir yerde bulunan veya yer alan” anlamına gelir. Bu yapı, bir şeyin nerede bulunduğunu tanımlarken veya açıklarken yaygındır; a substance found in soil buna örnektir.
Alıştırma
“that is found” ifadesini kısaltmak için find fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Scientists are studying a mineral ____ in deep-sea rocks.
Cevabı göster
found
This will put you at a high risk of scurvy Kalıp ifadeler
1:22Bu da iskorbüt riskinizi büyük ölçüde artırır
put you at a high risk of: tehlikenin nedenini belirtmek
put + person + at a high risk of + outcome yapısı, bir nedenin o kişinin zararlı bir sonuç yaşama olasılığını büyük ölçüde artırdığını belirtir. Bu cümlede This neden, you etkilenen kişi ve scurvy zararlı sonuçtur. risk of ifadesinden sonra bir isim öbeği kullanılır; sonuç bir eylem veya süreçse risk of developing an infection örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir güvenlik adımını atlamanın Lena'nın ciddi bir yaralanma olasılığıyla karşılaşmasına neden olduğunu açıkça söyler?
- The safety step puts Lena at a high risk of injury.
- Lena is at a high risk of injury.
- Skipping the safety step puts Lena at a high risk of injury.
Cevabı göster
Skipping the safety step puts Lena at a high risk of injury.
rotting gums, and personality changes.
1:26diş etlerinizin çürümesine ve kişilik değişimlerine neden olur.
If not treated: edilgen bir if koşul cümlesini kısaltma
If not treated, edilgen bir koşul yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki tam anlamı if you are not treated şeklindedir: gizli özne ana cümleden alınan you'dur ve treated tıbbi tedavi görmek anlamına gelir. Bu tür bir koşul yapısında, çıkarılan özne ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda İngilizce özneyi ve be fiilinin bir biçimini atabilir. Kısaltılmış biçim odağı koşulda tutar ve uyarıları daha özlü hâle getirir.
Alıştırma
Edilgen anlamını değiştirmeden koşul cümlesini kısaltın: If the wound is not treated, it may become infected. Kısaltılmış biçim: If ____, the wound may become infected.
Cevabı göster
not treated
But eating raw meat could be the way around this. Kalıp ifadeler
1:32Ancak çiğ et yemek bu sorunu aşmanın bir yolu olabilir.
the way around this: bir sorunu aşmanın yolu
Bu cümlede “the way around this”, C vitamini sorununu aşmak için kullanılabilecek pratik bir yöntem anlamına gelir. Çiğ et yemek, bir yerin etrafından geçen gerçek bir yol olarak değil, olası bir geçici çözüm olarak sunulmaktadır. “the way around + sorun veya kısıtlama” kalıbı, bir engelden kaçınmayı ya da onu aşmayı sağlayan yöntemi gösterir. Yalnızca belirli bir engele çözüm sunar; ilgili bütün risklerin ortadan kalktığını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi “bu engeli aşmak için pratik bir yöntem” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The card reader is offline, but paying in cash may be ____.
Cevabı göster
the way around this
The cooking of meat degrades most of the vitamin C,
1:35Et pişirildiğinde C vitamininin büyük kısmı bozulur,
but raw thick chewy collagen-rich skin and blubber of whales
1:38ama balinaların çiğ, kalın, çiğnemesi zor ve kolajen bakımından zengin derisi ve yağ tabakası
can take in 36 mg of vitamin C per 100 g serving,
1:41100 gramlık bir porsiyonda 36 mg C vitamini sağlayabilir;
way more than the 10 mg needed to fight off scurvy. Notlar
1:46bu, iskorbütle mücadele için gereken 10 mg'dan çok daha fazladır.
Günlük dilde güçlendirici olarak “way more than”
Burada “way”, “more than” karşılaştırmasını niteleyen, günlük dile özgü bir derece zarfıdır. “Way more than”, “much more than” veya “far more than” anlamına gelir ve farkın büyük olduğunu vurgular. Bu kullanımda bir yol veya yöntem anlamına gelmez. Bağlam içinde ifade, 36 mg'ın 10 mg sınırının belirgin ve önemli ölçüde üzerinde olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi büyük bir farkı vurgulayan üç sözcüklü günlük ifadeyle tamamlayın: The tickets cost ____ I expected.
Cevabı göster
way more than
fight off: Bir tehdide başarıyla direnmek
Bu cümlede fight off, bir tehdide başarıyla direnmek veya onu uzak tutmak anlamına gelir. C vitamini iskorbütün gelişmesini önler; dolayısıyla burada gerçek anlamda fiziksel bir dövüş söz konusu değildir. Fight off, ardından tehdidin geldiği geçişli bir öbek fiildir: fight off an infection. Nesne bir zamirse zamir iki parçanın arasına gelir: fight it off denir, fight off it denmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve başarıyla direnmek anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Rest and fluids helped her ____ the infection.
Cevabı göster
fight off
This brings us to an interesting case shaped by low temperatures and a stark environment. Notlar
1:49Bu da bizi düşük sıcaklıkların ve çetin çevre koşullarının şekillendirdiği ilginç bir örneğe getiriyor.
Mantıksal geçiş olarak This brings us to
This brings us to, söylem içinde kullanılan bir geçiş ifadesidir. This önceki tartışmaya gönderme yaparken brings us to sonraki konuyu mantıksal bir varış noktası olarak sunar. Dinleyiciye yeni örneğin az önce açıklananlardan doğal biçimde geldiğini bildirir. Yaygın kalıp This brings us to + isim öbeği veya soru biçimindedir. Us, açıklamada birlikte ilerleyen konuşmacıyı ve dinleyicileri kapsar.
Alıştırma
Bir konuşmacı üç nedeni açıkladıktan sonra bunlardan doğan ana soruyu tanıtmak istiyor. Bu bağlantıyı en iyi hangi geçiş gösterir?
- This brings us to the central question.
- Moving on to the central question.
Cevabı göster
This brings us to the central question.
Düşük sıcaklıklar ve çetin bir çevre tarafından şekillendirilmiş
Bu cümlede shaped by mecaz anlamdadır: düşük sıcaklıklar ve sert, ıssız bir çevre, bu örnekte temsil edilen yaşam biçimini derinden etkilemiştir. Burada herhangi bir şeye fiziksel bir şekil verilmesi söz konusu değildir. Geçmiş zaman ortacı öbeği shaped by low temperatures and a stark environment, case sözcüğünü niteler. Daha genel olarak be shaped by; deneyimlerin, koşulların veya güçlerin bir şeyi zaman içinde biçimlendiren etkiler olduğunu anlatır ve çoğu zaman tek bir doğrudan nedene göre daha derin ve aşamalı bir oluşumu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, dersin zaman içindeki derin biçimlenmeyi anlatan iki sözcüklü ifadesiyle tamamlayın: Her outlook was ____ years of travel and study.
Cevabı göster
shaped by
A traditional Inuit diet consisted of what was hunted and fished Notlar
1:54Geleneksel İnuit beslenmesi, avlanan hayvanlar ve tutulan balıklardan oluşuyordu
consisted of: bir bütünün parçalarını belirtmek
Consisted of, consist of ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu yapı bütünü ifadenin önüne, parçaları veya içeriği ise arkasına getirir: diet bütündür; avcılık ve balıkçılıkla elde edilen yiyecekler de onun içeriğidir. Bileşimi anlatmak için bütün + consist of + parçalar kalıbını kullanın. Okurken consist önündeki ismi bütün, of sonrasındaki öğeleri ise onun bileşenleri olarak belirleyin; edat sabit olarak of biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi consist of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the upgrade, the emergency kit ____ a flashlight, water, and bandages.
Cevabı göster
consisted of
What was hunted and fished: öncülsüz bir ilgi yan cümlesi
what was hunted and fished yapısında what, öncülsüz bir ilgi yan cümlesi başlatır; kendi başına 'the food or things that' anlamını taşır. Edilgen was hunted and fished biçimleri, örtük olarak belirtilen yiyeceği niteler; what burada soru sormaz. Yan cümlenin tamamı bir isim öbeği olarak işlev görür ve consisted of içindeki of edatının tümlecidir. What hem örtük göndergeyi hem de yan cümleyle bağlantıyı sağladığı için önüne ayrı bir öncül getirilmez.
Alıştırma
Standart İngilizcede what sözcüğünü 'the things that' anlamında öncülsüz ilgi yapısı olarak doğru kullanan cümle hangisidir?
- The museum displayed what was recovered from the shipwreck.
- The museum displayed the artifacts what were recovered from the shipwreck.
- The museum displayed what that was recovered from the shipwreck.
Cevabı göster
The museum displayed what was recovered from the shipwreck.
Little if any: çok küçük bir miktarı temkinli biçimde belirtmek
Little if any, ‘çok az ve belki de hiç yok’ anlamına gelir. Little çok küçük bir miktar belirtirken if any gerçek miktarın sıfır olabileceğini kabul eden temkinli bir pay bırakır. Burada ifade, sayılamayan plant food isminin miktarını belirtir. If any sıradan bir if koşulu değildir; bu kısaltılmış ifade, no diye kesin bir iddiada bulunmak yerine olgusal bir iddiayı temkinli tutar.
Alıştırma
Cümleyi ‘çok az, belki de hiç yok’ anlamındaki temkinli ifadeyle tamamlayın: The investigation uncovered ____ reliable evidence that the records had been altered.
Cevabı göster
little if any
cardiac death rates were half that of other Americans and Canadians. Dilbilgisi
2:02kalp hastalıklarına bağlı ölüm oranları, diğer Amerikalılar ve Kanadalılardaki oranların yarısı kadardı.
Beklenmedik karşıtlık için Despite this,
Despite this, az önce belirtilen durumu kabul eder ve ardından gelen gerçeğin bu durumdan normalde bekleyeceğimiz sonuca ters düştüğünü gösterir. Burada geleneksel beslenme biçimi daha kötü kalp sağlığı sonuçları beklenmesine yol açabilir, ancak veriler kalp kaynaklı ölüm oranlarının daha düşük olduğunu gösteriyor. This zamiri, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Dil bilgisi bakımından despite sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya zamir gelir; bu nedenle despite this tek başına tamamlanmış bir yapıdır. Despite doğrudan tam bir yan cümle başlatmaz.
Alıştırma
Beklenmedik sonucu sunmak için cümleyi örnekteki iki sözcüklük bağlayıcıyla tamamlayın: The forecast warned of heavy rain. ____, the outdoor concert went ahead.
Cevabı göster
Despite this
rates were half that of: rates ile those eşleştirmesi
Bu karşılaştırmada that tekil bir ismin yerine kullanılır, ancak rates çoğuldur. Amaç, bir grubun kalp kaynaklı ölüm oranlarını diğer Amerikalılar ve Kanadalıların oranlarıyla karşılaştırmaktır. Bu nedenle çoğul olan those kullanılmalıdır: rates were half those of other Americans and Canadians. Bir başka doğru düzeltme, ölçülen ismi tekil yapmaktır: the cardiac death rate was half that of other Americans and Canadians. Half, bire iki oranını doğru şekilde ifade eder. Sorun, that veya those sözcüğünü yerine geçtiği ismin tekil ya da çoğul oluşuna uydurmak ve karşılaştırılan unsurları paralel tutmaktır.
Alıştırma
Hangi cümle karşılaştırılan unsurları paralel tutar ve çoğul rates ismi için doğru ikame sözcüğünü kullanır?
- The injury rates for new drivers were half those of experienced drivers.
- The injury rates for new drivers were half experienced drivers.
- The injury rates for new drivers were half that of experienced drivers.
Cevabı göster
The injury rates for new drivers were half those of experienced drivers.
How can you be healthy on a fatty diet without any fruits and vegetables? Anlatım akışı
2:06Hiç meyve ve sebze yemeden, yüksek yağlı bir beslenme düzeniyle nasıl sağlıklı kalabilirsiniz?
Görünür bir paradoks kurmak için How can ...?
How can + özne + fiilin yalın hâli...? bir durumun nasıl mümkün olabildiğini sorar. Burada soru, meyve ve sebze içermeyen yağlı bir beslenme düzeni ile sağlıklı olma şeklindeki görünüşte çelişkili iki gerçeği açıklanması gereken bir probleme dönüştürür. Soru, temel paradoksu öne çıkararak savı düzenler ve dinleyiciyi sonraki açıklamaya hazırlar. Buradaki you, belirli bir dinleyicinin kişisel beslenme düzenini değil, genel olarak insanları ifade eder.
Alıştırma
How can ...? bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Meyve ve sebze yemeyi bırakmak için doğrudan talimat verir.
- Dinleyiciden en sevdiği sağlıklı yiyecekleri sıralamasını ister.
- Gerçekleri açıklama gerektiren görünür bir paradoks olarak sunar.
Cevabı göster
Gerçekleri açıklama gerektiren görünür bir paradoks olarak sunar.
You can snack on organ meat like liver to get your recommended vitamin A, Öbek fiiller
2:10Önerilen miktarda A vitamini almak için karaciğer gibi sakatatları atıştırabilirsiniz.
snack on + yiyecek
snack on + yiyecek yapısında snack, söz konusu yiyeceği genellikle atıştırmalık olarak veya ana öğünler arasında az miktarda yemek anlamına gelen bir fiildir. On yenilen yiyeceği tanıtır: snack on nuts, snack on fruit veya buradaki snack on organ meat such as liver gibi. Bu ifade, A vitamini almak için karaciğeri atıştırmalık benzeri küçük bir porsiyon hâlinde yenilen bir yiyecek olarak sunar. On bir konumu belirtmez.
Alıştırma
Az miktarda yenen yiyeceği belirten, snack fiilinin iki kelimelik biçimiyle cümleyi tamamlayın: During the hike, we ____ nuts and dried fruit between meals.
Cevabı göster
snacked on
which is vital for your eyes and bones,
2:13Bu vitamin gözleriniz ve kemikleriniz için hayati önem taşır.
And oily fish rich in omega-3 fatty acids will benefit your heart and vascular system. Notlar
2:17Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin yağlı balıklar da kalbinize ve damar sisteminize iyi gelir.
rich in: bir şeyi bol miktarda içermek
oily fish rich in omega-3 fatty acids ifadesindeki rich in, “çok miktarda içeren” anlamına gelir. rich in omega-3 fatty acids, oily fish ifadesini niteleyen ve önemli bir bileşeni belirten bir sıfat öbeğidir. Bol miktarda bulunan bir besin maddesini, kaynağı veya özelliği anlatmak için rich in + isim yapısı kullanılır. Buradaki rich, para veya ekonomik zenginlik anlamına gelmez; ardından gelen in öbeği neyin bol olduğunu belirtir.
Alıştırma
Besin içeriğini anlatan standart rich + edat yapısını tamamlayın: Beans are ____ protein.
Cevabı göster
rich in
benefit someone/something ile benefit from something arasındaki fark
will benefit your heart and vascular system bölümünde benefit geçişli bir fiildir. Oily fish olumlu etkiyi sağlayan kaynaktır; your heart and vascular system ise bu etkiyi alan birleşik doğrudan nesnedir. X benefits Y kalıbı, X’in Y’ye yardım ettiği veya Y’ye bir avantaj sağladığı anlamına gelir. Faydalanan tarafı özne yapmak için bakış açısını tersine çevirin: Y benefits from X. Örneğin: Your heart and vascular system benefit from oily fish. X benefits Y yapısında doğrudan nesnenin önüne from koymayın.
Alıştırma
Hangi cümlede the new schedule faydanın kaynağı olan özne, employees ise doğrudan nesne olarak doğru kullanılmıştır?
- The new schedule benefits employees.
- The new schedule benefits from employees.
- Employees benefit from the new schedule.
Cevabı göster
The new schedule benefits employees.
Inuit bodies have adapted to manage gluconeogenesis
2:22İnuitlerin vücutları glukoneogenezi yönetebilecek şekilde uyum sağlamıştır;
by having larger livers: by + -ing ile yöntem belirtme
Burada by having larger livers, İnuitlerin vücutlarının glukoneogenezi nasıl yönettiğini açıklar. by edatından sonra having, -ing biçimindedir ve bu cümlede “sahip olmak” anlamına gelir. Sonuç veya eylem + by + -ing kalıbı “Nasıl?” sorusunu yanıtlar. -ing bölümündeki eylemi, durumu veya özelliği sonucu mümkün kılan yöntem ya da mekanizma olarak gösterir.
Alıştırma
by ve have fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The cabin stays warm ____ thick walls.
Cevabı göster
by having
and increased volumes of urine to get rid of the extra urea. Öbek fiiller
2:27ve fazla üreyi atabilmek için daha çok idrar üretirler.
get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Üç sözcüklü get rid of ifadesi bir bütün olarak, istenmeyen bir şeyi artık bulunmayacak veya durumu etkilemeyecek şekilde ortadan kaldırmak anlamına gelir. Burada vücudun fazla üreyi idrarla dışarı atmasını anlatır. Nesne of sözcüğünden sonra gelir: get rid of + şey. Bu ifade fiziksel atıklar, istenmeyen nesneler, sorunlar veya alışkanlıklar için kullanılabilir; bu nedenle yalnızca bir şeyi başka bir yere taşımaktan daha geniş bir anlama sahiptir.
Alıştırma
“Ortadan kaldırmak” anlamındaki üç sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: We need to ____ the mold before we repaint the wall.
Cevabı göster
get rid of
A recent genetic study investigated the genome of Greenland Inuit
2:30Yakın zamanda yapılan bir genetik çalışma, Grönland İnuitlerinin genomunu inceledi
that create a protective effect against cholesterol and triglycerides. Kalıp ifadeler
2:36bu varyantların da kolesterol ve trigliseritlere karşı koruyucu etki sağladığını ortaya koydu.
Genetikte a selection for variants
Popülasyon genetiğinde selection for variants, evrimsel baskıların belirli genetik varyantları avantajlı hâle getirdiğini ve bu varyantların uyum avantajı sağladıkları için popülasyonda daha yaygınlaştığını belirtir. Burada araştırmacıların bilinçli bir seçiminden değil, popülasyon düzeyindeki genetik bir örüntüden söz edilir. selection for X yapısında X, doğal seçilimin avantajlı hâle getirdiği şeyi gösterir. Bu cümlede avantajlı hâle gelen varyantlar, kolesterol ve trigliseritlerle ilgili koruyucu bir etkiyle ilişkilendirilir.
Alıştırma
Bu cümlede a selection for variants ne anlama gelir?
- Evrimsel baskılar popülasyondaki belirli genetik varyantları avantajlı hâle getirdi.
- Araştırmacılar bir listeden varyantları elle seçti.
- Genomda birbiriyle ilgisiz çeşitli varyantlardan oluşan bir grup vardı.
Cevabı göster
Evrimsel baskılar popülasyondaki belirli genetik varyantları avantajlı hâle getirdi.
a protective effect against: riski veya zararı azaltma
a protective effect against kalıbı, bir etkeni onun karşı koymaya veya azaltmaya yardımcı olabileceği bir tehlike, durum ya da zararlı sonuçla ilişkilendirir. Against, neye karşı koruma sağlandığını belirtir; kişiler arası bir çatışmayı anlatmaz. Bu ilgi cümleciğinde that, genetik varyantları belirtir; dolayısıyla koruyucu etkiyi varyantların oluşturduğu söylenir. İfade, kesin önleme veya tamamen ortadan kaldırma değil, risk ya da zararın azalmasını anlatır.
Alıştırma
Araştırma üslubundaki cümleyi “kaynaklanan riski azaltmaya yardımcı olur” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Vaccination can have ____ severe disease.
Cevabı göster
a protective effect against
So it is possible to thrive on only meat, Kalıp ifadeler
2:40Yani yalnızca et yiyerek sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür,
thrive on: bir şey sayesinde iyi durumda olmak
Bu cümlede thrive on, besin olarak ete dayanırken sağlıklı kalmak ve iyi durumda olmak anlamına gelir. on edatı, bu iyi durumu destekleyen yiyeceği veya koşulu belirtir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Thrive yalnızca hayatta kalmayı değil, olumlu bir sonucu da ifade eder. Bu nedenle cümle, böyle bir beslenmeyle sağlıklı ve işlevsel kalmanın mümkün olduğunu ileri sürer.
Alıştırma
“Bir koşul sayesinde özellikle iyi performans göstermek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Some people dislike tight deadlines, but Maya seems to ____ them.
Cevabı göster
thrive on
but it's important to remember that northern communities have relied on animal food Anlatım akışı
2:43ancak kuzey topluluklarının hayvansal gıdalara bel bağlamasının
out of circumstance and necessity. Kalıp ifadeler
2:47koşullardan ve zorunluluktan kaynaklandığını unutmamak gerekir.
it's important to remember that: sonucu sınırlayan bir hatırlatma eklemek
Burada it's important to remember that yalnızca bir gerçeği bildirmekten fazlasını yapar. Daha önce belirtilen olasılığın ardından, sonraki yan cümleyi gerekli bir sınır olarak işaretler: kuzey toplulukları, koşullar ve zorunluluk kendilerine bu seçeneği bıraktığı için hayvansal gıdalara dayanıyordu. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak dinleyicilere geniş bir sonuca varmadan önce sonraki arka planı göz önünde bulundurmalarını söyler. Kalıp it's important to remember that + yan cümle biçimindedir ve “önceki nokta doğru olabilir, ancak bu koşul önemlidir” şeklinde temkinli bir düşünce geçişi oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli hatırlatma kalıbıyla tamamlayın: The pilot program improved attendance, but ____ only thirty students took part.
Cevabı göster
it's important to remember that
out of circumstance and necessity: koşullar ve zorunluluk nedeniyle
Out of + isim, bir eylemi yönlendiren nedeni belirtir. out of circumstance and necessity ifadesinde eylem, özgürce tercih edildiği için değil, koşullar ve zorunluluk bunu gerekli kıldığı için gerçekleşmiştir. Buradaki out of bir neden veya güdü bildirir. Bir şeyin dışında olmayı anlatan yer anlamı değildir ve bir şeyin tükendiği anlamına da gelmez. Baskı, görev veya zorunlulukla şekillenen seçimleri açıklayabilir.
Alıştırma
Yürüyüşçülerin koşullar yüzünden neredeyse hiç seçeneği kalmadığı için kulübede kaldığını hangi ifade açıklar?
- out of the cabin
- out of necessity
- out of stock
- by choice
Cevabı göster
out of necessity
Their high-fat diet was intended to keep weight on for days of hunting, Notlar
2:49Yüksek yağlı beslenmelerinin amacı, günler süren avlar boyunca kilolarını korumak
was intended to: planlanan amacı ifade etmek
Was intended to + fiilin yalın hâli, bir şeyin hangi amaçla oluşturulduğunu, planlandığını veya düşünüldüğünü pasif biçimde anlatır. Their high-fat diet was intended to keep weight on cümlesinde, planlanan işleve sahip olan şey beslenme düzenidir; cümle beslenme düzenine insana özgü bir niyet yüklemez. Keep weight on, vücut ağırlığını korumak demektir. Was intended to beslenme düzeninin amacını anlatır, sonucun kesinlikle gerçekleştiğini söylemez ve planı yapan kişi veya grubu arka planda bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle bir ürünün gerçek kullanımına, sonucuna veya becerisine değil, planlanan amacına odaklanır?
- The filter was intended to remove harmful particles.
- The filter was used to remove harmful particles.
- The filter was able to remove harmful particles.
- The filter removed harmful particles.
Cevabı göster
The filter was intended to remove harmful particles.
keep weight on: vücut ağırlığını korumak
Bu cümlede keep weight on, yoğun etkinlik, hastalık veya yiyecek azlığı kilo kaybına yol açabilecekken vücut ağırlığını korumak anlamına gelir. Burada yüksek yağlı beslenme, avcıların günler süren av sırasında kilo vermelerini önlemeye yardımcı oluyordu. Bu ifade, daha fazla kilo almaktan çok kilo kaybını önlemeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “vücut ağırlığının azalmasını önlemek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: During treatment, nutrient-rich shakes helped her ____.
Cevabı göster
keep weight on
not lose weight like modern low-carb diets.
2:55modern düşük karbonhidratlı diyetlerdeki gibi kilo vermemekti.
Unless ... planning on eating: istisna belirtmek
Unless, ana tavsiye veya sonucun geçerli olmadığı koşulu belirtir. if ... not yapısına yakındır: Unless you're planning on eating raw whale blubber, “çiğ balina yağı yemeyi planlamıyorsanız” anlamına gelir. Burada sıra dışı istisna düşük olasılıklı gösterilir; böylece konuşmacı dinleyicilerin çoğuna uygun bir tavsiye verebilir. unless yan cümlesinde plan on ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Planning on eating doğrudur; planning on eat yanlıştır.
Alıştırma
İstisna bildiren yan cümleyi tamamlayın. “Şu durum dışında” anlamındaki bağlacı ve eat fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ you're planning on ____ raw seafood, order the grilled fish.
Cevabı göster
Unless · eating
organ meat, and have genetics on your side, Deyimler
3:00sakatat tüketmeyi planlamıyorsanız ve genetik açıdan da şanslı değilseniz,
have genetics on your side: genetik özelliklerin avantaj sağlaması
have genetics on your side ifadesinde genetics, sizi destekleyen biriymiş gibi mecazlı biçimde anlatılır. Kalıtsal özelliklerin bu durumda size avantaj sağladığı anlamına gelir; genlerin vücudun bir tarafında bulunduğunu anlatmaz. have + kişi veya etken + on your side kalıbı, birinin sizi desteklediğini ya da bir koşulun lehinize işlediğini belirtir. Kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: on my side, on our side veya on her side.
Alıştırma
Cümleyi have ... on your side kalıbıyla tamamlayın: You ____ years of experience ____, so you are well prepared for the interview.
Cevabı göster
have · on your side
consider sticking to a balanced diet of all the major food groups. Öbek fiiller
3:02tüm temel besin gruplarını içeren dengeli bir beslenme düzenine bağlı kalmayı düşünün.
Sticking to: yoldan sapmadan devam etmek
consider sticking to a balanced diet ifadesinde sticking to, beslenme düzeninden uzaklaşmak yerine onu izlemeye devam etmek anlamına gelir. Bu, stick to ifadesinin mecazlı anlamıdır; bir şeyi başka bir şeye fiziksel olarak yapıştırma anlamı değildir. Buradaki to bir edattır. Ardından stick to the plan örneğindeki gibi bir isim grubu ya da stick to eating regular meals örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir. Altyazıda consider da -ing biçimi alır, bu nedenle consider sticking doğru yapıdır.
Alıştırma
Cümleyi stick to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coach suggested ____ the original plan for one more week.
Cevabı göster
sticking to
We want to send a huge thank you to 23andMe Kalıp ifadeler
3:0623andMe'ye çok ama çok teşekkür etmek istiyoruz,
send a huge thank you to: güçlü ve kamuya açık bir teşekkür
send a huge thank you to someone yapısında thank you, bir minnettarlık ifadesi anlamına gelen isim öbeği olarak kullanılır. Send mecazidir: konuşan kişi fiziksel bir nesne postalamaz, teşekkürünü alıcıya yöneltir. Huge minnettarlığın derecesini artırır ve teşekküre coşkulu bir ton verir. Yeniden kullanılabilen yapı send a + niteleyici + thank you + to + teşekkür edilen kişi veya kurum şeklindedir.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle kamuya açık teşekkür cümlesini tamamlayın: We want to ____ all the families who helped.
Cevabı göster
send a huge thank you to
Go to 23andme.com to get your personalized kit
3:09Kişiselleştirilmiş kitinizi almak için 23andme.com'a gidin
and use their genetic service to literally learn about your own DNA.
3:12ve genetik hizmetlerinden yararlanarak doğrudan kendi DNA'nız hakkında bilgi edinin.
We've both taken it and learned so much about our ancestry.
3:16İkimiz de bu testi yaptırdık ve soy geçmişimiz hakkında çok şey öğrendik.
I actually found out that I was 5% Chinese, Öbek fiiller
3:18Ben aslında yüzde 5 Çin kökenli olduğumu öğrendim,
found out: bilmemekten öğrenmeye geçiş
Bu cümlede found out, daha önce bilinmeyen bir gerçeği öğrenmek veya keşfetmek anlamına gelir. Köken sonucu yeni bilgi sağladığı için ifade, fiziksel bir nesneyi bulmayı değil, bilmeme durumundan bilme durumuna geçişi gösterir. Found, find out öbek fiilindeki find sözcüğünün geçmiş zaman biçimidir. Fiilin ardından that yan cümlesi gelebilir: find out that + gerçek.
Alıştırma
Boşluk için en uygun ifadeyi seçin: Until this morning, Omar did not know the result. Then he checked his email and ___ that he had passed.
- knew
- found out
- looked for
Cevabı göster
found out
Eksik ilgi cümleciği which I had no idea
İlgi zamiri which, konuşanın yüzde 5 Çin kökenli olduğu gerçeğinin tamamına gönderme yapar. Bu yapıda have no idea kullanıldığında, düzeltilmiş standart İngilizcede ilişkinin about ile belirtilmesi gerekir: which I had no idea about. Cümleyi, doğal konuşma sırasında iki eksiksiz seçeneğin birbirine karışması olarak anlamak en uygunudur: which I had no idea about ve I had no idea. Bu nedenle which I had no idea, eksiksiz bir ilgi cümleciği için güvenilir bir kalıp değildir.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak standart ilgi cümleciğini tamamlayın: I found out I was 5% Chinese, which I had no idea ____.
Cevabı göster
about
and how diet impacts your body.
3:27ve beslenmenin vücudunuzu nasıl etkilediği gibi şeyleri de öğreniyorsunuz.
about like your sleep quality içindeki dolgu sözcüğü like
about edatı things ile bağlantılıdır ve testin hakkında bilgi verdiği konuları tanıtır. Ardından like, konuşan bu konuları sıralamaya başlarken gündelik bir duraksama ifadesi ve örnek verme işareti olarak kullanılır. about like dizisi kalıplaşmış bir ifade değildir. Dinleyen kişi dolgu sözcüğünü zihninde çıkarıp temel yapıyı things about your sleep quality, your taste, and how diet impacts your body şeklinde duyabilir.
Alıştırma
Bu cümlede about like your sleep quality içindeki like hangi görevi görür?
- Konuşanın uyku kalitesini beğendiğini gösterir.
- Uyku kalitesi ile tat alma duyusu arasında gerçek bir benzetme yapar.
- Konuşan listeyi planlarken örnekleri gevşek biçimde tanıtır.
Cevabı göster
Konuşan listeyi planlarken örnekleri gevşek biçimde tanıtır.
because you can give it to your friends and family
3:31çünkü onu arkadaşlarınıza ve ailenize verebilir
and literally learn more about them.
3:32ve onlar hakkında gerçekten daha fazla şey öğrenebilirsiniz.
We both gave it to our sisters for their birthday
3:34İkimiz de kız kardeşlerimize doğum günü hediyesi olarak birer tane verdik,
to try and figure out how much Neanderthal they had in them. Notlar
3:36ne kadar Neandertal DNA'sı taşıdıklarını öğrenmek için.
try and figure out: konuşma dilindeki try to + fiil
try and figure out ifadesinde try and + fiilin yalın hâli, try to + fiilin yalın hâlinin gündelik bir alternatifidir. “Anlamaya çalışmak” demektir; burada and ikinci ve bağımsız bir eylemi değil, denemenin hedefini tanıtır. Bu kalıp özellikle konuşmada yaygındır. Başka durumlara aktarılabilen yapı try and + fiilin yalın hâlidir; try and check ve try and remember buna örnektir.
Alıştırma
“I'll try and call her tonight.” cümlesinde “try and call” ne anlama gelir?
- Onu ancak ayrı bir denemeyi tamamladıktan sonra aramak.
- Telefon görüşmesinin kesinlikle gerçekleşeceğini garanti etmek.
- Bu gece onu aramak için çaba göstermek.
Cevabı göster
Bu gece onu aramak için çaba göstermek.
figure out: bilinmeyen bir şeyi çözüp anlamak
Figure out, düşünerek, hesaplayarak, deneyerek veya araştırarak bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada kız kardeşlerin Neandertal kökeni oranını belirlemeyi anlatır. Yalnızca bir şeyi biliyor olma durumuna değil, bilinmeyen bir şeyi çözme sürecine odaklanır. Nesne öbek fiilden sonra gelebilir (figure out the cause); nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına yerleşir (figure it out).
Alıştırma
“We need to figure out why the printer keeps stopping.” cümlesinde figure out neyi vurgular?
- Düşünerek veya araştırarak nedeni çözmek ya da anlamak
- Sorunu incelemeden bir haber almak
- Cevabı zaten biliyor olmak
Cevabı göster
Düşünerek veya araştırarak nedeni çözmek ya da anlamak
how much Neanderthal they had in them: soyla ilgili gündelik kısaltma
Tüketiciye yönelik soy testlerinin konuşulduğu bu bağlamda Neanderthal, Neandertallerle ilişkili DNA veya soy için kullanılan gündelik bir kısaltmadır. How much, bir kişide bu genetik mirasın tahmin edilen miktarını veya oranını sorar; Neandertal bireylerin sayısını sormaz. 23andMe gibi hizmetler Neandertallerle ilişkili genetik varyantları tahmin eder. Cümle, birinin Neanderthal unsurunu "in them" taşıdığını söyleyerek rapordaki bilgiyi rahat ve gündelik bir dile dönüştürür.
Alıştırma
Tüketiciye yönelik bir soy testiyle ilgili konuşmada "how much Neanderthal they had in them" ne anlama gelir?
- Her kişide tahmin edilen Neandertallerle ilişkili DNA veya soy miktarı
- Her kişinin ne ölçüde bir Neandertal gibi davrandığı
- Her kişinin soy ağacında listelenen Neandertal insanların sayısı
Cevabı göster
Her kişide tahmin edilen Neandertallerle ilişkili DNA veya soy miktarı
23andMe actually has a holiday offering until December 26th right now,
3:3923andMe'nin şu anda 26 Aralık'a kadar geçerli özel bir yıl sonu kampanyası var,
Make sure you subscribe and we'll see you next Thursday for a new video.
3:46Abone olmayı unutmayın; önümüzdeki perşembe yeni bir videoda görüşürüz.