Kendi Osuruğumuzu Neden Severiz?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
552 kelime 200 kel/dk

Video özeti: Video, kendi gaz kokumuza daha çok katlanmamızı aşinalık, hastalıktan kaçınma, tiksinme ve şaşırmayla açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. \"Hilarious as it may seem,\" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "although it may seem hilarious" anlamındaki ödünleme devriğini tanıyın ve kanıttan önce kuşkuyu kabul edin. 2. "So much so that" - Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: önceki eğilimin gücünü somut sonuca bağlayın; so much ifadesini tek başına miktar gibi okumayın. 3. \"give everyone a heads up.\" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: bunun baş kaldırmak değil, "herkesi önceden uyarmak" anlamına geldiğini anlayın ve rahatsızlıktan önce kullanın.

Bu derste

Every single day the human race produces around 70 billion farts, Kalıp ifadeler

0:00

İnsanlık her gün yaklaşık 70 milyar kez osuruyor,

meaning roughly 10 of those are yours. Anlatım akışı

0:04

yani bunların kabaca 10'u size ait.

Kalıp ifadeler

Every single day: istisna olmadığını vurgulama

Every single day ifadesinde single, every day ifadesini güçlendirir. Anlamı bir gün ya da bekâr değil, istisnasız her gündür. every single + tekil sayılabilen isim kalıbı, tekrarlanan sıklığı güçlü biçimde vurgular. Burada devasa günlük istatistiğin sürekli ve kaçınılmaz görünmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle eylemin istisnasız gerçekleştiğini en güçlü biçimde vurgular?

  1. Leo checks the calendar every single day.
  2. Leo checked the calendar one day.
  3. Leo checks the calendar every day.
Cevabı göster

Leo checks the calendar every single day.

Anlatım akışı

meaning ...: sonuç veya çıkarım ekleme

Burada meaning, önceki gerçekten çıkarılan sonucu sunar: toplam sayı yaklaşık 70 milyardır, dolayısıyla konuşmacı kişi başına kabaca 10 tane düştüğünü hesaplar. Those, farts sözcüğüne gönderme yapar. Dil bilgisi açısından meaning, yalnızca en yakın ismi değil, önceki ifadenin tamamını yorumlayan bir şimdiki zaman ortacı ek bilgisi başlatır. Yeniden kullanılabilir ifade, meaning + sonuç veya çıkarım kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan kısa bir açıklama eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi sonucu sunan -ing bağlayıcısıyla tamamlayın: The road is flooded, ____ we need another route.

Cevabı göster

meaning

But why doesn't your gas seem half as smelly as those around you? Dilbilgisi

0:06

Peki gazınız neden çevrenizdeki insanların gazının yarısı kadar bile kötü kokmuyor?

Dilbilgisi

half as smelly as: derecenin yarısını belirten karşılaştırma

half as + sıfat + as kalıbı, bir özelliğin derecesini başka bir şeyle karşılaştırır. Half, as ... as karşılaştırmasının tamamını etkiler; bu yüzden half as smelly as, “koku yoğunluğu karşılaştırılanın yaklaşık yarısı kadar” demektir. Bir şeyin yalnızca yarısının aynı derecede kötü koktuğu anlamına gelmez. Tam soruda doesn't seem half as smelly as, bu derece karşılaştırmasını olumsuz yapının içine alır. Bu bağlamda konuşan kişi, kendi gazının çevresindeki insanların gazının koku seviyesinin yarısına bile ulaşmadığını düşünür. Günlük konuşmada bu, “çok daha az kötü kokuyor” anlamını güçlü biçimde verir.

Alıştırma

half as + sıfat + as kalıbını ve heavy sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: This box is ____ the large box.

Cevabı göster

half as heavy as

Why do we like the smell of our own farts?

0:10

Kendi osuruğumuzun kokusunu neden severiz?

Hilarious as it may seem, Dilbilgisi

0:12

Kulağa çok komik gelse de,

scientists have actually confirmed the fact that in blind smell tests Kelime

0:14

bilim insanları, kokunun kime ait olduğunun bilinmediği testlerde şu gerçeği gerçekten doğruladı:

we truly do find our own smells much more appealing than others. Dilbilgisi

0:17

Kendi kokumuzu başkalarınınkinden çok daha hoş buluyoruz.

Dilbilgisi

Hilarious as it may seem: sıfatın öne geldiği ödünleme bildiren as

Hilarious as it may seem bir ödünleme yan cümlesidir. Hilarious sıfatı as sözcüğünün önüne getirildiğinde sıfat + as + özne + may + fiil kalıbı oluşur. Burada Although it may seem hilarious anlamına gelir. Yan cümle önce düşüncenin komik geldiğini kabul eder. Ana cümle daha sonra buna rağmen doğru olan ciddi veya şaşırtıcı bir noktayı verir. Bu nedenle as burada “her ne kadar” anlamındadır; “çünkü” ya da “... biçimde” anlamında değildir.

Alıştırma

Başlangıcı, sıfatın öne geldiği ödünleme bildiren as kalıbıyla yeniden yazın. Although it may seem strange, the rule is useful. → ____, the rule is useful.

Cevabı göster

Strange as it may seem

Kelime

blind smell tests: örneklerin kaynağını gizlemek

Kör koku testlerinde kokuları değerlendiren kişi, her örneğin hangi kaynaktan geldiğini bilmez. Bu bilgiyi gizlemek, bir kokunun size ait olduğunu bildiğiniz için onu daha çok beğenmeniz gibi yanlılıkları azaltır. Burada blind, testin nasıl tasarlandığını anlatır. Katılımcının görme engelli olduğu veya testin görme yetisini ölçtüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir blind smell test sırasında örnekleri değerlendiren kişiden ne gizlenir?

  1. Örneklerin herhangi bir kokusu olup olmadığı
  2. Kişinin görüp göremediği
  3. Hangi örneğin hangi kaynaktan geldiği
Cevabı göster

Hangi örneğin hangi kaynaktan geldiği

Dilbilgisi

do find yapısındaki vurgulu do

Olumlu bir cümlede, yalın fiilden önce gelen do vurgu ekler. do find, gerçekten veya hakikaten öyle bulmak anlamına gelir ve sonuç şaşırtıcı ya da kuşkulu görünse bile doğru olduğunu vurgular. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada özne we olduğu için şimdiki zamanda do kullanılır ve ardından finds değil find gelir. truly sözcüğü vurguyu daha da artırır, ancak yapıyı değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi enjoy fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Some people think Leo dislikes the book, but he ____ it.

Cevabı göster

does enjoy

Simply put, Anlatım akışı

0:20

Basitçe söylemek gerekirse,

the more familiar you are with something, Dilbilgisi

0:21

bir şeye ne kadar aşinaysanız,

whether it be a song, Dilbilgisi

0:23

bu bir şarkı,

picture,

0:24

bir resim

or even a smell,

0:24

hatta bir koku bile olsa,

Dilbilgisi

Resmî seçenekler için whether it be ...

Whether it be ... nispeten resmî bir ödünleme yapısıdır. Farklı olasılıkları sunarken ana sonucun her durumda aynı kaldığını gösterir. Burada song, picture ve smell, söz konusu edilen şeyin örnekleridir. Bu yapıda be, şimdiki zaman dilek kipi biçimidir; bu nedenle it öznesinden sonra is biçimine dönüşmez. Bu kullanım sıralamaya daha yüksek ve retorik bir ton verir.

Alıştırma

Resmî yapıyı tamamlayın: The policy covers every case, ____ a minor delay or a major failure.

Cevabı göster

whether it be

the more likely you are to prefer it.

0:25

onu tercih etme olasılığınız o kadar artar.

Anlatım akışı

Açık bir özet sunmak için Simply put,

Simply put, dinleyiciye daha kısa ve açık bir özetin geleceğini bildiren bir söylem işaretidir. Burada daha ayrıntılı bir açıklamadan sonra ana kuralı sunar. Bu ifadede put, 'yerleştirmek' değil, 'sözcüklerle ifade etmek' anlamındadır. İnsanların hatırlamasını istediğiniz temel düşünceden önce Simply put, kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Konuşmacı ana sonucu en basit biçimde vermek üzere. Hangi başlangıç en uygundur?

  1. For example,
  2. By the way,
  3. Simply put,
Cevabı göster

Simply put,

Dilbilgisi

Bağlantılı değişimler için The more ..., the more ...

the + karşılaştırmalı yan cümle, the + karşılaştırmalı yan cümle kalıbı birlikte değişen iki dereceyi birbirine bağlar. Burada aşinalık arttıkça tercih etme olasılığı da artar. Her the, eşleşen karşılaştırmayı işaretler; hiçbiri sıradan bir tanımlıktır değildir. whether it be ... bölümü, bir şeyin olası türlerini sıralamak için araya girer. Ayrıntı ekler, ancak temel karşılaştırma çerçevesi yine the more familiar ..., the more likely ... biçimindedir.

Alıştırma

Tekrarlanan iki sözcüklü işareti kullanarak eşleşen karşılaştırmayı tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

And because the bacterial population in your body producing these smells

0:27

Üstelik bu kokuları üreten vücudunuzdaki bakteri topluluğu

is completely unique from every other individual,

0:31

diğer herkesinkinden tamamen farklı olduğu için,

our farts truly have a one-of-a-kind brand that your nose can differentiate. Kelime

0:33

osuruklarımızın gerçekten de burnunuzun ayırt edebileceği, eşsiz bir imzası vardır.

Kelime

Birleşik sıfat olarak one-of-a-kind

One-of-a-kind, “eşsiz ve başka hiçbir şeye benzemeyen” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. a one-of-a-kind brand ifadesinde dört sözcük birlikte brand sözcüğünü niteler; bu yüzden kısa çizgilerle birleştirilir. Buradaki brand mecazidir ve tanınabilir bir imza ya da özellik anlamına gelir. Cümle, her insanın kokusunun ayırt edilebilen benzersiz bir niteliğe sahip olduğunu söyler.

Alıştırma

“Türünün tek örneği” anlamına gelen sabit birleşik ifadeyi tamamlayın: The gallery is showing a ____ sculpture; there is nothing else like it.

Cevabı göster

one-of-a-kind

But from an evolutionary perspective, Anlatım akışı

0:37

Ancak evrimsel açıdan bakıldığında,

our reaction of disgust to other people's odor is likely our brain's attempt

0:39

başkalarının kokusuna karşı duyduğumuz tiksinti muhtemelen beynimizin

to prevent us from doing harm to our own bodies, Dilbilgisi

0:43

kendi bedenimize zarar vermemizi,

specifically interacting with sources of disease.

0:45

özellikle de hastalık kaynaklarıyla temas etmemizi önleme çabasıdır.

Anlatım akışı

From an evolutionary perspective ile analiz bakış açısını belirlemek

From an evolutionary perspective, “bu konuya evrim açısından baktığımızda” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye sırada ne tür bir açıklama olduğunu bildirir. from a/an + bakış açısını belirten sözcük + perspective kalıbı, bir iddiayı konuyu çözümlemenin tek bir yönüyle sınırlar. Böylece evrimsel açıklamayı, örneğin kişisel veya ekonomik bir açıklamadan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bakış açısı kalıbını tamamlamak için from, an environmental ve perspective sözcüklerini kullanın: ____, reducing waste is a smart choice.

Cevabı göster

From an environmental perspective

Dilbilgisi

Prevent us from doing harm: prevent + kişi veya şey + from + -ing

prevent us from doing harm ifadesinde us, eylemi yapması engellenen kişidir; doing harm ise engellenen eylemdir. İfade, “kendi bedenimize zarar vermememiz için bizi durdurmak” anlamına gelir. prevent + kişi veya şey + from + -ing biçimini kullanın. from sonrasında doing, touching veya running kullanılır; to do, touch ya da run kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için prevent, children ve run sözcüklerini doğru biçimlerde kullanın: The safety gate will ____ into the road.

Cevabı göster

prevent children from running

When you think of it, Ton ve niyet

0:48

Düşününce,

most things that don't smell good aren't good for you. Anlatım akışı

0:49

kötü kokan çoğu şey sizin için de iyi değildir.

Ton ve niyet

When you think of it: yeniden düşünmeye davet etmek

When you think of it, “durup meseleyi düşündüğünde” anlamına gelir. Dinleyiciye belirli bir şeyi hatırlayıp hatırlamadığını sormaz. Burada sağduyuya dayalı bir gözlem sunar ve dinleyiciyi ardından gelen sonucu makul görmeye nazikçe yönlendirir. Bu kalıp, biraz düşününce daha açık hâle gelen bir görüşten önce başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki düşünmeye yönlendiren kalıpla tamamlayın: “____, the answer was obvious.”

Cevabı göster

When you think of it

Anlatım akışı

smell good ... good for you: good kelimesinin iki anlamı

İlk good, most things ifadesini kokularıyla tanımlanan bir grupla sınırlayan that don't smell good ilgi cümleciğinde yer alır. Burada good, “hoş kokan” anlamındadır. İkinci good ise ana yüklem olan aren't good for you içinde bulunur; good for you burada “yararlı veya sağlıklı” demektir. Aynı kelimenin tekrarı, betimlemeyi sonuca bağlar ve genellemeyi kısa ve akılda kalıcı yapar. Most bir eğilimi belirtir; kötü kokan her şeyin zararlı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“most things that don't smell good aren't good for you.” cümlesindeki iki good hangi anlamlara gelir?

  1. İkisi de “yüksek kaliteli” demektir.
  2. İlki “yararlı veya sağlıklı”, ikincisi “hoş kokan” demektir.
  3. İlki “hoş kokan”, ikincisi “yararlı veya sağlıklı” demektir.
Cevabı göster

İlki “hoş kokan”, ikincisi “yararlı veya sağlıklı” demektir.

And the greater the risk of disease,

0:52

Hastalık riski ne kadar yüksekse,

the more intense your response will be.

0:54

tepkiniz de o kadar şiddetli olur.

Surprising as it may seem,

0:56

Kulağa şaşırtıcı gelse de,

farts can spread disease.

0:57

osuruklar hastalık yayabilir.

In fact,

0:59

Nitekim,

there are many reported cases of farts spreading Streptococcus pyogenes, Kalıp ifadeler

0:59

osurukların Streptococcus pyogenes bakterisini yaydığı bildirilmiş pek çok vaka vardır;

Kalıp ifadeler

reported cases of: doğrulanmış kanıt değil, kayda geçmiş bulgular

reported cases of ... isim grubunda reported, cases sözcüğünü niteler ve vakaların bir kaynak tarafından kaydedildiğini veya bildirildiğini belirtir. of ile başlayan bölüm bu vakalarda ne olduğunu açıklar; burada osurukların Streptococcus pyogenes'i yaydığı olayları belirtir. Bu ifade mevcut bildirimlere işaret eder, ancak neden-sonuç ilişkisinin evrensel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez. Bildirimlerin kalitesi ve kapsamı hakkında kesin bir varsayımda bulunmadan kanıtları temkinli biçimde özetler.

Alıştırma

“Kaydedilmiş vakalar” anlamına gelen hedef resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The review found several ____ foodborne illness after the festival.

Cevabı göster

reported cases of

a pathogen that can cause tonsillitis, Kelime

1:03

bu patojen bademcik iltihabına,

Kelime

pathogen: hastalığa neden olan etken

Pathogen, hastalığa neden olabilen biyolojik bir etkeni ifade eden resmî ve bilimsel bir isimdir. Hastalık yapan bir bakteri, virüs, mantar veya parazit buna örnek olabilir. Bu cümlede Streptococcus pyogenes'i başka bir adla belirtir ve neden önemli olduğunu açıklar. Pathogen, hastalığın nedeni veya etkenidir; yol açtığı hastalığın kendisi değildir. tonsillitis hastalık veya rahatsızlıktır, Streptococcus pyogenes ise bir pathogen olabilir.

Alıştırma

Bu resmî bilimsel cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The laboratory identified the virus as the ____ responsible for the outbreak.

  1. disease
  2. pathogen
  3. symptom
Cevabı göster

pathogen

scarlet fever,

1:05

kızıl hastalığına,

heart disease,

1:06

kalp hastalığına

and even flesh-eating disease. Kelime

1:07

ve hatta et yiyen bakteri hastalığına yol açabilir.

Kelime

Gerçek anlamlı olmayan halka yönelik “flesh-eating disease” etiketi

Bu cümlede flesh-eating disease, deriyi, yağ dokusunu ve diğer yumuşak dokuları hızla yok eden ciddi bir enfeksiyon için kullanılan çarpıcı ve teknik olmayan bir etikettir. Hastalık eti gerçekten “yemez”; bu ifade doku hasarının hızını ve ciddiyetini anlatır. Bu etiket, nekrotizan fasiit dâhil nekrotizan yumuşak doku enfeksiyonlarıyla sıkça ilişkilendirilir, ancak kendi başına kesin bir tanı değildir. Başka bağlamlarda bunu halka yönelik veya medyada kullanılan dikkat çekici bir terim olarak anlayın; tıbbi kesinlik önemliyse klinik adı arayın.

Alıştırma

Bir haber metninde flesh-eating disease büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yumuşak dokuyu hızla yok eden ciddi bir enfeksiyon
  2. Bir insanın veya hayvanın ısırmasıyla oluşan bir hastalık
  3. Et yemekten kaynaklanan bir sindirim hastalığı
Cevabı göster

Yumuşak dokuyu hızla yok eden ciddi bir enfeksiyon

Seriously,

1:09

Cidden,

the pathogen is expelled as fecal matter or poop particles in the air. Kelime

1:09

patojen, dışkı maddesi veya kaka parçacıkları hâlinde havaya atılır.

Kelime

“fecal matter” ile “poop particles” arasındaki fark

Bu cümlede or, sade dille yapılan bir yeniden açıklamayı getirir: fecal matter resmî terimdir; poop particles ise aynı düşünceyi daha gündelik ve canlı bir dille yeniden ifade eder. Burada matter, konu veya sorun değil, fiziksel madde ya da malzeme anlamındadır. Bu bağlamda iki ifadenin anlamı yakındır, ancak poop particles özellikle havada yayılabilen çok küçük parçaları vurgular. Konuşmacı bilimsel açıklamayı kolay anlaşılır kılmak için dil düzeyini değiştirir.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir tıbbi rapora en uygundur?

  1. The sample contained fecal matter.
  2. The sample contained bits of poop.
  3. The sample contained poop particles.
Cevabı göster

The sample contained fecal matter.

Of course, Anlatım akışı

1:13

Elbette,

this was a major concern for our ancestors who ran around naked,

1:14

çıplak dolaşan atalarımız için bu büyük bir endişe kaynağıydı,

but for us underwear or pant-wearing folks,

1:18

ama iç çamaşırı ya da pantolon giyen bizler için

farts don't pose a real threat. Kalıp ifadeler

1:20

osuruklar gerçek bir tehdit oluşturmaz.

Anlatım akışı

Of course, ... but: karşıtlıktan önce kabul etme

Bu cümlede Of course, konuşanın kabul etmeye hazır olduğu bir noktayı sunar: Giysi giymeyen atalar için bu tehlike önemliydi. Burada sabırsızca belli ki demek yerine ödün verme işlevi görür. Ardından but temel karşıtlığı gösterir: Giysiler koşulları değiştirdiği için önceki endişe modern insanlar için aynı şekilde geçerli değildir. Of course, X, but Y kalıbı, konuşanın önce X'i kabul edip sonra Y ile X'in geçerliliğini sınırlamasını veya düzeltmesini sağlar.

Alıştırma

Örnekte Of course, ... but söylemi nasıl düzenliyor?

  1. Aralarında karşıtlık bulunmayan iki ilgisiz olgu verir.
  2. Önce tarihsel endişeyi kabul eder, ardından modern koşullardaki sınırlamayı sunar.
  3. Tarihsel ve modern durumların aynı olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster

Önce tarihsel endişeyi kabul eder, ardından modern koşullardaki sınırlamayı sunar.

Kalıp ifadeler

pose a real threat: gerçek tehlike ifade etmek

Pose a threat, tehlike yaratmak veya oluşturmak anlamına gelen resmî bir eşdizimdir. Burada değerlendirilen şey farts sözcüğünün anlattığı durumdur ve don't pose a real threat, bunun giyinik insanlar için gerçek bir tehlike oluşturmadığı anlamına gelir. Real, iddiayı yalnızca hayal edilen veya kuramsal bir endişe yerine pratik ve gerçekten var olan bir tehlikeyle sınırlar. Başka bağlamlarda serious, significant veya immediate gibi niteleyiciler tehdidin derecesini ya da aciliyetini anlatabilir.

Alıştırma

Tehlike yaratma anlamındaki resmî eşdizimi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The chemical leak poses nearby residents a real threat.
  2. The chemical leak poses a real threat to nearby residents.
  3. The chemical leak makes a threat to nearby residents.
Cevabı göster

The chemical leak poses a real threat to nearby residents.

And it's important that we've adapted to like our own odors

1:22

Ayrıca kendi kokularımızı sevecek şekilde uyum sağlamış olmamız önemlidir,

so that we can maintain proper hygiene.

1:25

çünkü bu sayede kişisel hijyenimizi gerektiği gibi sürdürebiliriz.

In the same way, Anlatım akışı

1:27

Benzer şekilde,

mothers perceive their biological children's poop as less offensive than others, Dilbilgisi

1:27

anneler biyolojik çocuklarının kakasını diğer çocuklarınkinden daha az rahatsız edici bulur;

which allows them to take care of them without disgust.

1:31

bu da iğrenmeden onların bakımını yapabilmelerini sağlar.

Anlatım akışı

Paralel bir mekanizmayı gösteren In the same way,

In the same way, önceki bilgiye geri bağlanan bir geçiş ifadesidir. Okura, sonraki iddiayı daha önce açıklanmış bir mekanizmanın başka bir örneği olarak yorumlaması gerektiğini gösterir. Burada yeni örneği, aşinalığın veya yakın biyolojik ilişkinin iğrenme duygusunu bakım vermeyi kolaylaştıracak kadar azaltabileceği ilkesiyle bağlar. Bu bağlaç, her ayrıntının aynı olduğunu değil, yalnızca ilgili mekanizmanın benzer olduğunu gösterir. İfadeyi gördüğünüzde iki durumu düzenleyen ortak ilkeyi önceki bölümde arayın.

Alıştırma

İkinci cümlenin paralel bir mekanizmayı gösterdiğini en iyi belirten geçiş hangisidir?

  1. Repeated drills strengthen a player's timing. By contrast, regular review strengthens a learner's memory.
  2. Repeated drills strengthen a player's timing. In the same way, regular review strengthens a learner's memory.
  3. Repeated drills strengthen a player's timing. As a result, regular review strengthens a learner's memory.
Cevabı göster

Repeated drills strengthen a player's timing. In the same way, regular review strengthens a learner's memory.

Dilbilgisi

perceive ... as less ... than ... yapısı

perceive + nesne + as + tamamlayıcı yapısı, birinin bir nesneyi belirli bir niteliğe sahipmiş gibi deneyimlemesi veya değerlendirmesi anlamına gelir. Burada mothers algılayan kişileri, their biological children's poop nesneyi, less offensive ise onların öznel tepkisini bildiren tamamlayıcıyı oluşturur. less offensive than others ifadesi, eksiltili biçimde less offensive than other children's poop olarak anlaşılır. Others, diğer anneler anlamına gelmez. Bu ifade bir algıyı veya değerlendirmeyi açıklar; nesnel bir özellik ortaya koymaz.

Alıştırma

Cümleyi perceive + object + as ve less ... than karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: Experienced cyclists ____ a familiar route ____ dangerous than a new one.

Cevabı göster

perceive · as less

Of course,

1:34

Elbette,

some of you may be thinking, Anlatım akışı

1:34

bazılarınız şöyle düşünüyor olabilir:

"I don't find farts disgusting at all." Kalıp ifadeler

1:36

“Ben osurukları hiç iğrenç bulmuyorum.”

Anlatım akışı

Some of you may be thinking ... ile bir itirazı öngörmek

Some of you may be thinking, konuşmacının dinleyicilerin bir bölümünde olabileceğini düşündüğü bir tepkiyi ortaya koyar. Buradaki may olasılık bildirir: konuşmacı belirli dinleyicilerin ne düşünüyor olabileceğini tahmin eder; onlara düşünme izni vermez. Konuşmacı olası itirazı cevaplamadan önce dile getirerek tek yönlü açıklamayı hayalî bir diyaloğa dönüştürür. Some of you may be thinking, '...' kalıbı, muhtemel bir soruyu, kuşkuyu veya anlaşmazlığı gündeme getirip dinleyiciyi verilecek cevaba hazırlayabilir.

Alıştırma

Bir konuşmacı "Some of you may be thinking, 'This plan costs too much.'" diyor. Konuşmacı ne yapıyor?

  1. Dinleyicilerin bir bölümünden gelebilecek olası bir itirazı önceden dile getirmek
  2. Dinleyicilere plan hakkında düşünme izni vermek
  3. Herkesin sözlerini aynen aktarmak
Cevabı göster

Dinleyicilerin bir bölümünden gelebilecek olası bir itirazı önceden dile getirmek

Kalıp ifadeler

Tam olumsuzluk için not ... at all

don't find ... disgusting olumsuz yapısında at all olumsuzluğu güçlendirir. I don't find farts disgusting at all, konuşmacının osurukları en ufak ölçüde bile iğrenç bulmadığı anlamına gelir. At all çoğunlukla olumsuz bir yan cümlenin sonlarına yakın gelir. Burada disgusting sözcüğünün derecesine uygulanır; “genel olarak” veya “bir bütün olarak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “en ufak ölçüde bile değil” anlamına gelen, derste öğrenilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the practice run, Mia wasn't nervous ____.

Cevabı göster

at all

And you're not alone. Deyimler

1:38

Ve yalnız değilsiniz.

Deyimler

Sosyal teselli olarak You're not alone

Bu cümlede “you’re not alone” toplumsal bir teselli ifadesidir: Konuşan kişi, dinleyicinin tepkisini veya deneyimini başka insanların da paylaştığını anlatır. Buradaki asıl anlam, fiziksel olarak yakında başka birinin bulunması değildir. Bu yapı; bir endişenin, tercihin, hatanın veya mahcubiyetin ortak bir insan deneyimi olduğunu göstererek karşıdakinin duygusunu geçerli kılabilir. Genellikle “Bu başkalarının da başına geliyor, bu yüzden kendini yalnız veya sıra dışı hissetmen gerekmiyor” anlamını ima eder.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşı “I feel embarrassed because presentations make me nervous.” diyor. Hangi yanıt toplumsal teselli sunmak için “you’re not alone” ifadesini kullanır?

  1. You must handle it alone.
  2. You're not by yourself; two people are standing nearby.
  3. You're not alone—I get nervous before presentations too.
Cevabı göster

You're not alone—I get nervous before presentations too.

Perception of disgust is a combination of variables like age, Kalıp ifadeler

1:39

Tiksinti algısı yaş,

gender,

1:42

cinsiyet,

culture,

1:42

kültür

and even personality.

1:43

ve hatta kişilik gibi değişkenlerin bir birleşimidir.

Kalıp ifadeler

Birden fazla etki için a combination of variables

“A combination of variables” ifadesinde combination, sonucun tek bir nedenden değil, birlikte işleyen çeşitli etkilerden doğduğunu gösterir. Ardından gelen age, gender, culture ve personality listesi bu etkilere örnek verir. Burada variable, insanlar, vakalar veya durumlar arasında farklılık gösterebilen ve bir sonucu etkileyebilen özellik veya koşul anlamındadır. Analitik dilde “X is/depends on a combination of variables” yapısı, çok etkenli bir açıklamayı kısa biçimde verir.

Alıştırma

Cümleyi birden fazla değişken etkinin birlikte işlediğini anlatan dört sözcüklü analitik ifadeyle tamamlayın: The final cost depends on ____, including material prices, labor hours, and delivery distance.

Cevabı göster

a combination of variables

So much so that people who are more anxious or socially conservative Anlatım akışı

1:44

Öyle ki daha kaygılı veya toplumsal açıdan muhafazakâr kişiler

are often more sensitive to stink than their adventure-seeking friends. Kalıp ifadeler

1:48

macera arayan arkadaşlarına kıyasla kötü kokulara genellikle daha duyarlıdır.

Anlatım akışı

So much so that: dereceyi vurgulayıp sonucu belirtme

So much so that, önceki ifadenin tamamındaki dereceyi yeniden ele alır ve belirgin ya da şaşırtıcı bir sonuç sunar. Burada kişisel değişkenlerin iğrenme algısını, bazı grupların kötü kokulara daha güçlü tepki vermesine yol açacak kadar etkilediğini anlatır. Söylemde bir köprü görevi görür: önce bir durum veya eğilim belirtilir, ardından somut sonucu göstermek için so much so that + cümlecik kullanılır. Bu kalıpta much tek başına büyük bir miktar anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dereceyi vurgulayıp sonucu belirten dersteki bağlaçla tamamlayın: The café became extremely popular, ____ we had to book a table a week ahead.

Cevabı göster

so much so that

Kalıp ifadeler

Sensitive to stink: kötü bir kokuya güçlü tepki vermek

Sensitive to + isim veya -ing biçimi, bir kişinin ya da şeyin bir uyaranı kolayca fark ettiğini, ona tepki verdiğini veya ondan güçlü biçimde etkilendiğini anlatır. Bu cümlede sensitive to stink, kötü bir kokuyu daha kolay algılamak veya ona daha güçlü tepki vermek anlamındadır. Sensitive her zaman duygusal açıdan kırılgan olmak anlamına gelmez. to sözcüğünden sonraki nesne; gürültü, ışık, eleştiri veya fiyat değişiklikleri gibi tepkiye neyin yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir şeyden kolayca etkilenen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This plant is ____ cold weather, so bring it indoors in winter.

Cevabı göster

sensitive to

The anterior cingulate cortex, Kültür

1:51

Ön singulat korteks,

which processes surprise,

1:53

şaşkınlığı işleyen bir beyin bölgesi olarak,

also plays a big role. Kalıp ifadeler

1:54

bu süreçte önemli bir rol oynar.

Kültür

anterior singulat korteks

Anterior cingulate cortex, beynin bir bölgesinin adıdır. Üç kelimeyi gündelik anlamlarıyla ayrı ayrı çevirmek yerine tek bir teknik isim öbeği olarak anlamak gerekir. Bu cümlede which processes surprise, bu bölgenin neden önemli olduğunu kısaca açıklar: bölge, beynin beklenmedik bir şeye tepki vermesine yardımcı olan bir alan olarak anlatılır. Tepkinin tek nedeni değil, ona katkıda bulunan etkenlerden biri olarak sunulur.

Alıştırma

Derste öğrenilen beyin bölgesi terimini tamamlayın: The ____, which helps process surprise, can shape a person's response to an unexpected event.

Cevabı göster

anterior cingulate cortex

Kalıp ifadeler

büyük rol oynamak

Plays a big role, “önemli bir katkıda bulunur” veya “olanlar üzerinde güçlü bir etkisi vardır” anlamına gelir. Burada play ve role sabit bir kelime birlikteliği oluşturur; ifade oyun oynamakla veya oyunculukla ilgili değildir. Also sözcüğü, korteksin başka etkenlerle birlikte önemli etkenlerden biri olduğunu gösterir. Cümle bunun tek neden olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi “önemli bir katkıda bulunur” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Trust ____ in building a strong team.

Cevabı göster

plays a big role

When we fart,

1:56

Osurduğumuzda,

we know it and can anticipate the accompanying smell.

1:56

bunu bilir ve ardından gelecek kokuyu tahmin edebiliriz.

But when somebody rips a silent but deadly fart into a crowded room, Deyimler

1:59

Ama kalabalık bir odada biri sessiz ama ölümcül bir osuruk bırakırsa,

Deyimler

Osurmayı anlatan mizahi “silent but deadly” ifadesi

Bu cümlede silent but deadly, ses çıkarmayan ama çok kötü kokan bir osuruğu mizahi biçimde anlatır. Deadly kasıtlı bir abartıdır: Koku dayanılmazdır ama gerçekten ölümcül değildir. İfadenin şakası karşıtlıktan doğar. Silent hiçbir şey olmamış izlenimi verirken but deadly, insanların yalnızca kokusundan fark ettiği rahatsız edici bir etkiyi ortaya çıkarır.

Alıştırma

Bu cümlede silent but deadly ne anlama geliyor?

  1. Ses çıkarmayan ama son derece kötü kokan bir osuruk
  2. Herkesin odadan çıkmasına yol açan yüksek bir ses
  3. Gerçekten hayati tehlike yaratan sessiz bir durum
Cevabı göster

Ses çıkarmayan ama son derece kötü kokan bir osuruk

the brain's expectations of reality are smashed by the negative stimulus, Deyimler

2:03

olumsuz uyaran beynin gerçekliğe dair beklentilerini paramparça eder

making it all seem even more foul.

2:07

ve her şeyin çok daha iğrenç gelmesine yol açar.

Deyimler

Mecaz olarak “expectations of reality are smashed”

Burada expectations of reality are smashed, beynin öngördüğü şeyin rahatsız edici bir deneyim tarafından aniden ve tamamen yanlışlanması anlamına gelir. Beklentiler, kırılabilen katı nesneler gibi metaforik biçimde ele alınır. Edilgen are smashed by the negative stimulus yapısı, beklenmedik uyaranı öngörüyü yok eden güç konumuna getirir. Fiziksel olarak hiçbir şey parçalanmaz; bu ifade, gerçekliğin artık beklenenle uyuşmadığı düşüncesini güçlendirir.

Alıştırma

“Their expectations of an easy victory were smashed by the unexpected defeat.” cümlesinde smashed ne anlatıyor?

  1. Yenilgi, kafalarının içinde fiziksel olarak bir şeyi kırdı.
  2. Yenilgi, bekledikleri şeyi tam olarak doğruladı.
  3. Yenilgi, bekledikleri şeyle güçlü biçimde çelişti.
Cevabı göster

Yenilgi, bekledikleri şeyle güçlü biçimde çelişti.

So next time you feel a silent stinker coming on, Öbek fiiller

2:09

Bu yüzden bir dahaki sefere sessiz ve pis kokulu bir osuruğun geldiğini hissederseniz,

you might want to give everyone a heads up. Notlar

2:11

herkesi önceden uyarmak isteyebilirsiniz.

Öbek fiiller

feel something coming on: bir şeyin başladığını hissetmek

feel + something + coming on kalıbı, bir şeyin başlamakta olduğuna veya yakında gerçekleşeceğine dair ilk belirtileri hissetmek demektir. Aradaki nesne, soğuk algınlığı, baş ağrısı veya tartışma gibi neyin başladığını belirtir. Burada silent stinker, sessiz ama kötü kokulu bir gaz için kullanılan mizahi ve gündelik bir addır. Dolayısıyla konuşan kişi, bunun çıkmak üzere olduğunu hissetmekten söz eder. Bu kalıpta coming on, “belirmeye başlamak” anlamındadır; Come on! komutu değildir.

Alıştırma

Cümleyi feel ... coming on kalıbıyla tamamlayın: After sneezing all morning, I can ____ a cold ____, so I'll rest.

Cevabı göster

feel · coming on

Ton ve niyet

might want to ile yumuşatılmış öneri

might want to + fiilin yalın hâli, öneri, hatırlatma veya hafif bir uyarıyı dolaylı biçimde vermenin yaygın bir yoludur. Might, öneriyi bir emir yerine dinleyicinin değerlendirebileceği bir seçenek olarak sunarak daha az zorlayıcı kılar. Bu cümlede konuşan kişi aslında karşısındakine herkesi uyarmasını öneriyor. Asıl amaç, kişinin bunu yapma isteği olup olmadığını sormak değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, çalışmayı kaydetme önerisini en dolaylı ve yumuşatılmış biçimde verir?

  1. You should save your work first.
  2. You might want to save your work first.
  3. You must save your work first.
Cevabı göster

You might want to save your work first.

Deyimler

give everyone a heads up: herkese önceden haber vermek

Give someone a heads up, birini etkileyebilecek bir şeyi önceden haber vererek ona hazırlanma zamanı tanımak demektir. Bu cümlede everyone, uyarıyı alan gruptur. Kalıp give + kişi + a heads up şeklindedir ve ardından sıkça about + isim ya da before + yan cümle gelir. Bu bir deyimdir; insanlardan gerçekten başlarını kaldırmalarını istemez.

Alıştırma

“Tüm grubu önceden uyarmak” anlamındaki hedef ifadeyi tamamlayın: If the schedule changes, please ____.

Cevabı göster

give everyone a heads up

Unless of course,

2:14

Tabii,

you're alone.

2:14

yalnızsanız başka.

Then you can bask in the glory of your own stench. Deyimler

2:15

O zaman kendi kokunuzun görkemiyle keyif çatabilirsiniz.

Deyimler

bask in the glory of: …… görkeminin tadını çıkarmak

Bask in the glory of normalde bir başarının getirdiği hayranlığın, gururun veya memnuniyetin tadını çıkarmak demektir. Burada bask mecazidir: kişi, sanki sıcaklık içindeymiş gibi görkemin içinde keyifle oyalanıyor şeklinde düşünülür. İfade genellikle gurur duyulacak bir şeyden önce kullanılır. Bunu your own stench ile birleştirmek, görkemli ve kutlayıcı dili kasıtlı olarak iğrenç bir şeyin yanına koyar; böylece içten övgü yerine alay ve kaba mizah yaratır.

Alıştırma

“He basked in the glory of finally finding the TV remote,” cümlesindeki ifade neden komiktir?

  1. Kelimenin tam anlamıyla kumandayla birlikte sıcak güneş ışığında oturduğunu belirtir.
  2. Büyük başarılar için kullanılan yüce bir ifade, önemsiz bir başarıya uygulanmıştır.
  3. Kumandayı bulmanın resmî ve halka açık bir tören olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Büyük başarılar için kullanılan yüce bir ifade, önemsiz bir başarıya uygulanmıştır.

Don't forget the AsapScience book just went on pre-sale. Kalıp ifadeler

2:18

AsapScience kitabının kısa süre önce ön satışa çıktığını unutmayın.

Kalıp ifadeler

went on pre-sale: ön satışa çıkmak

“Went on pre-sale”, “go on pre-sale” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Kitabın, müşterilerin resmî yayımdan önce sipariş verebildiği döneme girdiği anlamına gelir. Burada went fiziksel hareketi değil, bir durum değişikliğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi go on pre-sale ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The new game ____ yesterday, two weeks before its official release.

Cevabı göster

went on pre-sale

Not only can you own a physical version of some of your favorite video episodes, Dilbilgisi

2:21

En sevdiğiniz video bölümlerinden bazılarının basılı hâline sahip olmakla kalmayacaksınız;

which we've redrawn and updated,

2:24

bunları baştan çizip güncelledik,

but we wrote a whole bunch of new chapters Kalıp ifadeler

2:26

üstelik yepyeni bir sürü bölüm de yazdık.

answering questions that have never been answered here on AsapScience.

2:28

Bu yeni bölümlerde, AsapScience'ta daha önce hiç yanıtlanmamış soruları yanıtladık.

Dilbilgisi

Not only ... but ve ilk yan tümcede devrik yapı

Not only kendi yan tümcesinin başına geldiğinde özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: Not only + yardımcı fiil veya kip belirteci + özne + fiilin yalın biçimi. Bu nedenle Not only you can own değil, Not only can you own denir. Yalnızca Not only bulunan yan tümcede devrik yapı kullanılır. but yan tümcesi ikinci noktayı normal bildirme cümlesi sırasıyla ekler: but we wrote.... Bu yapı ikinci faydayı ek bilgi olarak ve çoğu zaman daha güçlü bir vurguyla sunar.

Alıştırma

İki başarıyı eklemek için cümle başındaki Not only yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Not only Ava won the race, but she also broke the school record.
  2. Not only did Ava win the race, but she also broke the school record.
  3. Not only did Ava win the race, but did she also break the school record.
Cevabı göster

Not only did Ava win the race, but she also broke the school record.

Kalıp ifadeler

Büyük miktarı gündelik biçimde anlatan a whole bunch of

Bu cümlede a whole bunch of, new chapters ifadesini niteler ve “çok sayıda” anlamına gelir. Whole, sayının dikkat çekici derecede fazla olduğu hissini güçlendirir; bölümlerin gerçekten bir demet oluşturduğu anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp a whole bunch of + isim şeklindedir. Kesin bir sayı vermek yerine rahat ve coşkulu bir hava katar.

Alıştırma

“We found a whole bunch of shells on the beach,” cümlesinde a whole bunch of ne anlatır?

  1. Az ve kesin sayıda deniz kabuğu
  2. Birbirine bağlanmış tek bir deniz kabuğu demeti ve başka hiçbir kabuk
  3. Gündelik ve vurgulu biçimde ifade edilen çok sayıda deniz kabuğu
Cevabı göster

Gündelik ve vurgulu biçimde ifade edilen çok sayıda deniz kabuğu

Check out asapscience.com/book to get your copy. Öbek fiiller

2:31

Bir kopya edinmek için asapscience.com/book adresine göz atın.

Öbek fiiller

Ziyaret etmeye veya keşfetmeye çağıran Check out

Burada Check out, izleyiciyi kitabı alabilmesi için internet sitesini ziyaret edip incelemeye çağıran bir emir ifadesidir. Mağazada ödeme yapmak veya otelden ayrılmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp check out + içerik, yer, ürün veya bağlantı şeklindedir. Önerilerde ve eylem çağrılarında “göz atmak”, “ziyaret etmek” ya da “hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Öneriyi bu dersteki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: You'd love this artist's new album. ____ their latest song.

Cevabı göster

Check out

We truly appreciate all of the support.

2:35

Tüm desteğiniz için gerçekten minnettarız.

You can also watch our latest AsapThought video The Science of Beards,

2:37

The Science of Beards adlı en yeni AsapThought videomuzu da izleyebilirsiniz;

where we debate the scientific advantages of growing it out or staying clean-shaven. Notlar

2:40

bu videoda sakal uzatmanın veya sinekkaydı tıraş olmanın bilimsel avantajlarını tartışıyoruz.

Öbek fiiller

grow it out: saçı veya sakalı uzatmak

Bu cümlede it, daha önce sözü edilen sakalı ifade eder. Grow it out, saçın veya yüzdeki kılların kesilmeden ya da düzeltilmeden daha uzun hâle gelmesine izin vermek demektir. Out, uzunluğun zaman içinde gelişmesine izin verme anlamı katar; dışarı doğru bir yönü anlatmaz. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne bir zamirse grow ile out arasına gelir: grow it out. Aynı yapı saç, kakül veya sakal için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “sakalımı düzeltmeyip daha uzun hâle getirmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: I am not trimming my beard this month; I am ____.

Cevabı göster

growing it out

Kelime

staying clean-shaven: yüzü sakal ve bıyıktan arınmış tutmak

Clean-shaven, görünen sakal ve bıyık kıllarının tamamı tıraş edilmiş bir yüzü anlatır. staying clean-shaven ifadesindeki staying, bu durumda kalmaya devam etmek demektir; dolayısıyla ifade, sakalı uzatmanın karşısına tıraşlı bir yüzü koruma seçeneğini koyar. Bu sıfat genel temizlikle değil, özellikle yüzdeki kıllarla ilgilidir. be veya stay clean-shaven örneklerinde olduğu gibi bir bağ fiilinden sonra ya da a clean-shaven man örneğindeki gibi kişiyi belirten bir isimden önce gelebilir.

Alıştırma

Leo her sabah görünen tüm yüz kıllarını tıraş ediyorsa cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? Leo prefers to stay ____ for client meetings.

  1. beardless
  2. clean-shaven
  3. with stubble
Cevabı göster

clean-shaven

To beard or not to beard, Kültür

2:45

Sakal bırakmak ya da bırakmamak,

Kültür

To beard or not to beard: Shakespeare kalıbıyla yapılan bir kelime oyunu

“To beard or not to beard”, Shakespeare'in ünlü “To be, or not to be” sözünü eğlenceli biçimde değiştirir. Konuşmacı be yerine beard sözcüğünü koyar ve normalde isim olan beard sözcüğünü geçici olarak “sakallı olmak veya sakal bırakmak” anlamında bir fiil gibi kullanır. “To X or not to X” kalıbı bir seçimi dramatik bir soru olarak sunar. Başlıklarda, reklamlarda ve şakalarda bu kalıp genellikle ciddi bir alıntıdan çok Shakespeare'e yapılan eğlenceli bir göndermeyi belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede “To beard or not to beard” ifadesini komik yapan nedir?

  1. Sakalla ilgili kurallardan resmî bir alıntı yapar.
  2. beard sözcüğünün standart sözlük tanımını verir.
  3. Shakespeare'in ünlü bir sözünü değiştirir ve beard sözcüğünü yaratıcı biçimde fiil olarak kullanır.
Cevabı göster

Shakespeare'in ünlü bir sözünü değiştirir ve beard sözcüğünü yaratıcı biçimde fiil olarak kullanır.

head over there with the link in the description and let us know which side wins. Notlar

2:46

açıklamadaki bağlantıdan videoya gidin ve hangi tarafın kazandığını bize söyleyin.

Öbek fiiller

head over there: o yere veya sayfaya gitmek

Burada head, “gitmek” anlamında bir fiildir ve head over there, “o yere gitmek” demektir. Bu videoda there, fiziksel bir yeri değil, açıklamadaki bağlantıyla ulaşılan çevrim içi bir sayfayı gösterir. head over + yer kalıbı, birini başka bir yere yönlendirmenin samimi bir yoludur: head over to the kitchen, head over to our website veya head over there.

Alıştırma

Bir müze rehberi, “The next tour starts in Gallery 4. Please head over there now.” diyor. Ziyaretçiler ne yapmalıdır?

  1. Açıklamadaki bir bağlantıyı beklemek.
  2. Rehberin başına bakmak.
  3. Gallery 4'e gitmek.
Cevabı göster

Gallery 4'e gitmek.

Ton ve niyet

let us know: yanıt vermeye yönelik açık ve nazik bir rica

Burada let us know, bize söyleyin veya bilgiyi bize iletin anlamına gelen kalıplaşmış bir rica ifadesidir. Bu kalıpta let, izin vermek anlamına gelmez. Ardından gelen which side wins bölümü, hangi bilginin istendiğini belirtir. Bu ifade, ricayı cevap vermeye yönelik açık bir davet olarak sunar ve çoğunlukla karşıdaki kişi bir şeyi gördükten, denedikten, kontrol ettikten veya bir karar verdikten sonra kullanılır. Doğrudan emir olan tell us ifadesinden genellikle daha az sert duyulur ve let us know what..., let us know whether..., let us know when... ile let us know your decision gibi yapılara doğal biçimde aktarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, nazikçe görüş isteyen bu dersteki üç sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: After the workshop, ____ what we could improve.

Cevabı göster

let us know

And subscribe for more weekly science videos.

2:50

Her hafta daha fazla bilim videosu izlemek için abone olun.