GEÇMİŞTE YAŞIYORSUNUZ: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Algı deneylerinden ilk filmlere uzanan video, bilinçli “şimdi”nin 80 milisaniyelik gecikmesini ve chick flick kökenini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it was hypothesized that — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: kanıtlanmamış bir varsayımı bildiren resmî edilgen kalıbı tanıyın. 2. become used to — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: zamanla alışmayı anlatın, used to do ile ayırın ve edat olan to sonrasında -ing kullanın. 3. were called flicks, which is where we get the word chick flick. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: flick sözcüğünü film titreşimine, ardından chick flick ifadesine bağlayın ve olası cinsiyet klişesini fark edin.
Bu derste
Michael here and today we are going to be talking about the past.
0:01Ben Michael; bugün geçmişten söz edeceğiz.
what we call now: bir kavramı adlandırma
Bu cümlede call, “telefon etmek” değil, “ad vermek” veya “olarak adlandırmak” anlamındadır. what we call now yan cümlesi, “now adını verdiğimiz şey veya kavram” demektir. now normalde zaman zarfı olsa da burada verilen ad görevindedir. what we call + ad kalıbı, daha büyük bir cümlenin içinde bir etiketi tanıtır. Bir terimi tanımlarken veya insanların bir fikri nasıl adlandırdığını açıklarken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi adlandırma işlevi gören üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This tiny opening is ____ a pore.
Cevabı göster
what we call
And the fact that we can never really be aware of or live in what we call now
0:12Ayrıca “şimdi” dediğimiz şeyin hiçbir zaman gerçekten farkında olamayacağımızdan ya da onun içinde yaşayamayacağımızdan söz edeceğiz,
because it takes time for our brain to process the information about what's happening now.
0:18çünkü beynimizin şu anda olup bitenlerle ilgili bilgileri işlemesi zaman alır.
And it takes time for that information to get from the rest of our body to our brain.
0:24Bu bilgilerin vücudumuzun geri kalanından beynimize ulaşması da zaman alır.
why do we call emotional relationship-based movies targeted at females,
0:38kadınlara yönelik, duygusal ilişkileri konu alan filmlere
David Eagleman has done some amazing research on this effect.
0:49David Eagleman bu etki üzerine olağanüstü araştırmalar yaptı.
It's what occurs when a participant looks at a ring moving around in a circle.
0:53Bu etki, bir katılımcı çember boyunca hareket eden bir halkaya baktığında ortaya çıkar.
This is exactly what the photons landing on their retinas represent.
1:02Retinalarına ulaşan fotonların gösterdiği görüntü tam olarak budur.
when asked: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi
When asked, kısaltılmış bir edilgen zaman yan cümlesidir. Burada when they were asked biçiminde açılabilir ve they, ana cümlenin öznesi olan participants sözcüğünü belirtir. Bu kısaltma, tekrarlanan özneyi ve be fiilinin biçimini kaldırır ancak edilgen anlamı korur: birisi katılımcılara soru sormuştur. Bu kısa kalıp, kısaltılmış yan cümlenin örtük öznesi ile ana cümlenin öznesi aynı olduğunda kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesiyle tamamlayın: ____ about the delay, Maya explained the problem.
Cevabı göster
When asked
it was hypothesized that people said this because our brains guess ahead. Kelime
1:13insanların böyle söylemesinin nedeninin beynimizin ileriyi tahmin etmesi olduğu varsayıldı.
for the longest time: vurgu, gerçek anlamda en uzun süre değil
for the longest time, “çok uzun süre boyunca” veya “söz edilen zamana kadar uzun bir dönem boyunca” anlamına gelir. Burada bu açıklamanın çok uzun bir süre boyunca öne sürüldüğünü belirtir. longest sözcüğü vurgu katar. Genellikle birinin birkaç süreyi ölçüp bunun gerçek anlamda en uzun olduğunu kanıtladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“For the longest time, I thought bats were blind,” cümlesinin başındaki ifade ne anlama gelir?
- Tam olarak belirli bir anda
- Mümkün olan en kısa süre boyunca
- Çok uzun süre boyunca
Cevabı göster
Çok uzun süre boyunca
it was hypothesized that: henüz sınanmamış bir açıklamayı aktarmak
it was hypothesized that, “olası bir açıklama öne sürüldü” anlamına gelir. hypothesized, fikrin sınanabilir olduğunu ancak henüz gerçek olarak kabul edilmediğini gösterir. it + was hypothesized + that yan cümlesi yapısında it belirli bir şeyi adlandırmaz. Edilgen yapı, fikri öne süren kişileri belirtmez ve dikkati fikre ve kanıt durumuna yöneltir. Geçmiş zaman was, araştırmacıların daha önce öne sürdüğü görüşü aktarır.
Alıştırma
Bir bilim insanı bir açıklama öne sürdü, ancak deney bu açıklamayı henüz sınamadı. Hangi cümle fikri doğru biçimde aktarır?
- It was confirmed that the new material would stay cooler.
- It was hypothesized that the new material would stay cooler.
- It was shown that the new material would stay cooler.
Cevabı göster
It was hypothesized that the new material would stay cooler.
Our brain assumed that the ring would continue doing what it had been doing Dilbilgisi
1:18Beynimiz, halkanın yapmakta olduğu şeyi sürdürmeye devam edeceğini varsayıyordu
and figured it would be safer to go ahead and say that the ring was already a bit ahead of the light. Kalıp ifadeler
1:21ve halkanın ışıktan biraz ileride olduğunu söylemenin daha güvenli olacağına karar veriyordu.
continue doing what it had been doing yapısındaki what yan cümlesi
continue doing what it had been doing yapısında continue fiilinden sonra -ing biçimindeki doing gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı doing fiilinin nesnesidir: what it had been doing, “daha önce yapmakta olduğu etkinlik” anlamına gelir. Buradaki what soru sormaz. Had been doing, past perfect progressive yapısıdır. Geçmişteki bir noktadan daha geriye bakar ve bir etkinliğin o noktadan önce zaten sürmekte olduğunu gösterir. Bu cümlede önceki hareket, beynin tahmini için arka plan oluşturur; yapı, hareketin şimdi de devam ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle what sözcüğünü gömülü bir yan cümlede doğru kullanır ve bir etkinliğin geçmişteki bir noktadan önce zaten sürmekte olduğunu gösterir?
- The robot continued doing what it had been doing.
- The robot continued doing what it has been doing.
- The robot continued doing what had it been doing.
Cevabı göster
The robot continued doing what it had been doing.
go ahead and say: sonraki eyleme geçmek
Go ahead and + fiilin yalın hâli, ilerleyip o eylemi yapmak anlamına gelir. go ahead and say ifadesinde fiziksel olarak ileri gitmek söz konusu değildir. Beyin kişileştirilir ve tahmini yapmayı seçmiş gibi anlatılır. and sözcüğünden sonraki fiil yalın hâlde kalır: go ahead and say, go ahead and ask, go ahead and start.
Alıştırma
Konuşması için karşınızdakine dostça izin verin. “İlerleyip söylemek” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you know the answer, ____ it.
Cevabı göster
go ahead and say
But Eagleman wanted to know what would happen Dilbilgisi
1:26Ama Eagleman ne olacağını bilmek istedi:
if when that flash of light occurred in the middle of the ring,
1:28Halkanın ortasında o ışık çaktığı anda
all of a sudden — birdenbire
“All of a sudden”, “birden ve hiçbir uyarı olmadan” anlamına gelen sabit bir zarf ifadesidir. Bu cümlede halkanın yön değiştirmesini ani ve şaşırtıcı gösterir. Dört sözcüklük ifadenin tamamı “reversed direction” bölümünü niteler. Onu tek bir birim olarak ele alın. Standart yazılı İngilizcede sabit “all of a sudden” biçimini öğrenip kullanın; ifadeyi sözcük sözcük yeniden kurmayın ve sudden sözcüğünü çoğul yapmayın.
Alıştırma
Hikâyeyi “birden ve hiçbir uyarı olmadan” anlamına gelen dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The street was quiet. ____, everyone started running.
Cevabı göster
All of a sudden
what would happen if ...? — eğer … olsaydı ne olurdu?
“What would happen if” yapısında what sonucu sorar, would bu sonucu kesinleşmiş değil hayal edilen bir şey olarak sunar ve if koşulu başlatır. Burada would varsayımsal bir sonucu belirtir; geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmaz. Koşulun içine bir zaman cümleciği yerleştirilebilir: “what would happen if, when X occurred, Y changed?” When cümleciğini de içeren if cümleciğinin tamamını hayal edilen durum, “what would happen” bölümünü ise bu durumun sonucunu soran kısım olarak okuyun.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu hedef yapıyla tamamlayın: ____ we turned off the fan?
Cevabı göster
What would happen if
If our brains really are guessing ahead, Dilbilgisi
1:36Beynimiz gerçekten ileriyi tahmin ediyorsa,
participants should still say that they saw this
1:39katılımcıların yine bunu gördüklerini söylemeleri gerekirdi;
because the brain figured that the ring would be there
1:43çünkü beyin halkanın orada olacağını düşünmüş
If ..., participants should ...: mantıksal bir tahmin
Bu koşullu tahminde if yan cümlesi, beynin ileriyi tahmin ettiği varsayımını sunar. Ana cümle ise bu varsayım doğruysa beklenen sonucu belirtir: katılımcıların yine de “bunu” gördüklerini bildirmeleri beklenir. Buradaki should, “yapması beklenir” anlamındadır ve iddianın katılımcıların gerçek bildirimleriyle sınanabilmesini sağlar. Tavsiye, görev veya katılımcılara verilen bir talimat ifade etmez.
Alıştırma
Tahmini “yapması beklenir” anlamındaki kip belirteciyle tamamlayın: If the treatment works, patients ____ recover faster.
Cevabı göster
should
and was surprised when it went the other direction.
1:45ve halka diğer yöne gidince şaşırmış olurdu.
how could they have seen this if they had no way of knowing that the ring was going to reverse direction? Kalıp ifadeler
1:52halkanın yön değiştireceğini bilmeleri mümkün değilse bunu nasıl görmüş olabilirlerdi?
no way of knowing: bilmenin hiçbir yolu olmaması
No way of knowing, katılımcıların önceden bilmesini sağlayacak hiçbir yöntem, kanıt veya fırsat bulunmadığı anlamına gelir. no way of + -ing yapısında way, yol değil “araç” veya “olanak” anlamındadır. Bu ifade yalnızca onların bilgiye sahip olmadığını söylemez; koşullar altında bilmelerinin imkânsız olduğunu belirtir. Burada halkanın yön değiştireceğini önceden gösteren hiçbir ipucu yoktu.
Alıştırma
Cümleyi “bilmek için kullanılabilecek hiçbir araç yok” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Before the announcement, we had ____ that the schedule had changed.
Cevabı göster
no way of knowing
Keşif ve düzeltme işareti olarak As it turns out,
As it turns out, belirsizlik, araştırma veya önceki bir tahminden sonra öğrenilen bir gerçeği sunan, cümle başında kullanılan bir söylem işaretidir. Burada cevabın hayır olduğunu bildirir ve daha önce ortaya atılan olasılığı düzeltir. Dinleyiciyi bir soru ya da beklentiden gerçek sonuca yönlendirir. Buradaki turn out, “sonuçta öyle olduğu anlaşılmak” veya “ortaya çıkmak” demektir; fiziksel olarak dönüp gitmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonradan öğrenilen bir sonucu sunan dört sözcüklü işaretle cümleyi tamamlayın: We expected the road to be open. ____, it was closed for repairs.
Cevabı göster
As it turns out
What's really happening here is that our eyeballs are receiving an image,
2:04Aslında olan şu: Gözlerimiz bir görüntü alıyor,
an image of a flash of light inside a ring.
2:08yani bir halkanın içindeki ışık parlamasının görüntüsünü.
But then our brains wait a little bit to make sure that we have the full story. Deyimler
2:11Ama sonra beynimiz, tüm hikâyeyi bildiğimizden emin olmak için biraz bekliyor.
Bütün ilgili bilgiler anlamındaki The full story
The full story, ne olduğunu anlamak için gereken bütün gerçekler ve bağlam demektir. Bu cümlede story kurgusal bir öykü değildir; ifade, beynin bir yorumda karar kılmadan önce elde etmeyi beklediği eksiksiz bilgiyi anlatır. Bu ifade, eksik kanıtların yanlış bir sonuca yol açabileceği durumlarda kullanışlıdır. Eksik ayrıntılar elde edilene kadar anlayışın tamamlanmadığını gösterir.
Alıştırma
Bütün ilgili gerçekler anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we decide who is responsible, we need ____.
Cevabı göster
the full story
that new information is incorporated into what we actually sense, Kalıp ifadeler
2:20bu yeni bilgi gerçekten algıladığımız şeye dâhil ediliyor
information is incorporated into: bir bütünün parçası hâline getirme
Incorporate X into Y, X’i Y’nin içine bütünleştirerek bütünün bir parçası yapmak demektir. Bu cümlede yeni bilgi, kişinin sonunda algıladığı şeyin bir parçası olur; yalnızca algının yanına yerleştirilmez. Edilgen X is incorporated into Y kalıbı, bütünleştirilen unsur olan X’e odaklanır. Bütünleştirmeyi kimin yaptığından çok süreç veya sonuç önemli olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi incorporate fiilinin edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: The new survey results ____ the final report.
Cevabı göster
are incorporated into
and we become aware of the wrong version of now.
2:24ve biz “şimdi”nin yanlış bir sürümünün farkına varıyoruz.
By doing more studies with rings traveling at different speeds, Dilbilgisi
2:29Eagleman, farklı hızlarda hareket eden halkalarla daha fazla çalışma yaparak
Eagleman was able to determine that what we are aware of as now,
2:32“şimdi” diye algıladığımız şeyin,
By doing ... was able to determine that: yöntemi sonuca bağlama
By + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Buradaki by doing more studies, çalışmaların ne zaman veya nerede yapıldığını değil, Eagleman’ın sonuca nasıl ulaştığını açıklar. Ana cümlenin öznesi Eagleman, çalışmaları yapan kişi olarak da anlaşılır. Was able to determine that, bir sonuca başarıyla ulaşıldığını gösterir; that ise ardından gelen sonucu tanıtır. Bu kalıp önce yöntemi, sonra bulguyu açıkça düzenler.
Alıştırma
Yöntem ile sonucu bağlayan cümleyi tamamlayın. İlk boşlukta By ile compare fiilinin -ing biçimini, ikinci boşlukta was able to determine that ifadesini kullanın: ____ the two maps, Maya ____ the shorter route was safer.
Cevabı göster
By comparing · was able to determine that
actually happened 80 milliseconds in the past.
2:39aslında 80 milisaniye önce gerçekleştiğini belirledi.
but it's a little scary to think that our brain has no physical way of knowing, Dilbilgisi
2:48ama beynimizin fiziksel olarak şimdiyi bilmesinin,
or even living anywhere but slightly in the past.
2:55hatta yakın geçmiş dışında herhangi bir anda yaşamasının imkânsız olduğunu düşünmek biraz ürkütücü.
no physical way of sonrasında paralel -ing biçimleri
no physical way of ifadesinden sonra cümle knowing, being aware of ve living olmak üzere üç -ing biçimini paralel olarak sıralar. Üçü de aynı way of + -ing yapısını izlediği için dil bilgisel biçimleri aynı kalır. Sondaki or even, living öğesini listedeki en güçlü ve en şaşırtıcı adım olarak öne çıkarır. Bu yapı, sıralamanın dengesini korurken düşünceyi daha az güçlü olandan daha güçlü olana taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede no way of sonrasındaki tüm öğeler paralel -ing biçimindedir ve en güçlü son nokta için or even kullanılmıştır?
- There was no way to checking the address, calling the driver, or even finding the building.
- There was no way of checking the address, call the driver, or even to find the building.
- There was no way of checking the address, calling the driver, or even finding the building.
Cevabı göster
There was no way of checking the address, calling the driver, or even finding the building.
Nerve impulses travel through our body at a top speed of around 250 mi/h. Kalıp ifadeler
3:00Sinir uyarıları vücudumuzda saatte yaklaşık 250 millik bir azami hızla ilerler.
at a top speed of + sayı ve birim
At a top speed of, bir şeyin ulaşabileceği en yüksek hızı belirtir. Kalıp at a top speed of + sayı ve birim şeklindedir. Bu cümlede around, 250 mi/h değerinin yaklaşık olduğunu gösterir. Top speed, normal veya ortalama hızı değil, üst sınırı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi azami hız belirten sabit ifadeyle tamamlayın: The drone can fly ____ 70 kilometers per hour.
Cevabı göster
at a top speed of
which means that this guy on a motorcycle is traveling faster than my brain can even figure out what now is.
3:17yani motosikletli bu adam, beynimin “şimdi”nin ne olduğunu çözebileceğinden bile daha hızlı hareket ediyor.
Keep in mind that 250 mi/h is the top speed for neural impulses within our body. Ton ve niyet
3:27Unutmayın, vücudumuzdaki sinir uyarılarının azami hızı saatte 250 mildir.
Keep in mind that: önemli bir önermeyi hatırlatmak
Keep in mind that, dinleyicinin gözden kaçırmaması gereken bir bilgiyi sunar. That yan cümlesi akılda tutulacak bilgiyi belirtir: burada hızın üst sınır olduğu vurgulanır ve bu bilgi sonraki akıl yürütme açısından önemlidir. Bu, o bilgiyi sürekli düşünme talimatı değil, nazik bir hatırlatmadır. Konuşmacılar sonraki noktalar değerlendirilirken bir koşulun, sınırın veya uyarının dikkate alınmasını sağlamak için bu ifadeyi kullanır.
Alıştırma
“Keep in mind that the road may be icy” cümlesinde konuşmacı ne yapıyor?
- Dinleyicinin yolu çoktan unuttuğunu söylemek
- Dinleyiciye yolu durmadan düşünmesini emretmek
- Konuyu ilgisiz bir anıya çevirmek
- Dinleyiciden ilgili bir bilgiyi gözden kaçırmamasını nazikçe istemek
Cevabı göster
Dinleyiciden ilgili bir bilgiyi gözden kaçırmamasını nazikçe istemek
If I tap my nose and tap my toes at the exact same time,
3:34Burnuma ve ayak parmaklarıma tam olarak aynı anda dokunursam,
even though there is no physical way that the brain could actually be receiving that.
3:42oysa beynin iki sinyali gerçekten aynı anda alabilmesi fiziksel olarak mümkün değildir.
the message has to travel across the entire length of my body.
3:51mesajın tüm vücudum boyunca yol alması gerekir.
The brain waits momentarily to make sure that there's nothing else going on or coming in
3:55Beyin, başka bir şey olmadığından veya başka bir bilgi gelmediğinden emin olmak için bir an bekler,
and then corroborates all that information and we become aware that the taps were indeed instantaneous. Kelime
4:00sonra tüm bilgileri karşılaştırır ve dokunuşların gerçekten aynı anda olduğunu algılarız.
corroborates all that information: bağımsız kanıtlarla desteklemek
Bilgiyi corroborate etmek, onu aynı sonuca işaret eden başka kanıt veya kaynaklarla karşılaştırarak desteklemek demektir. Bu fiil, bilgiyi yalnızca toplamak veya tekrarlamaktan daha özel bir anlam taşır. Burada beyin, bilinçli farkındalık oluşmadan önce gelen sinyalleri birbiriyle karşılaştırıyormuş gibi anlatılır. Sözcük, tek bir doğrulamadan çok sinyallerin birbirini desteklemesini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede corroborate doğru kullanılmıştır?
- Please corroborate the paragraph aloud so everyone can hear it.
- The assistant corroborated the documents into one folder.
- Independent lab results corroborate the original findings.
- The designer corroborated the wall blue.
Cevabı göster
Independent lab results corroborate the original findings.
But we don't become aware of that tap until the brain is sure,
4:07Ama beyin emin olana kadar o dokunuşu algılamayız;
the longer the brain has to wait for that physical message to come from your toes,
4:13beynin ayak parmaklarınızdan gelen o fiziksel mesajı o kadar uzun süre beklemesi,
the further behind you technically are in actually feeling the touch.
4:17dokunuşu gerçekten hissetmekte teknik olarak o kadar geride kalmanız demektir.
The taller ..., the longer ..., the further ... bağlantılı karşılaştırması
Tekrarlanan the + karşılaştırmalı yan cümle, the + karşılaştırmalı yan cümle kalıbı, birlikte değişen unsurları birbirine bağlar. Burada boyun uzaması, mesaj için bekleme süresini artırır; bu da dokunuşu hissetme anını daha fazla geciktirir. taller, longer ve further önündeki the sözcükleri belirli tanımlık değil, bu yapının sabit işaretleridir. Yapı, birbirine bağlı ikiden fazla yan cümle içerebilir. Her aşama normalde the + karşılaştırmalı ifade ile başlar ve aşamalar virgülle ayrılır: Bir unsur ne kadar değişirse diğeri ve üçüncü bir sonuç da o kadar değişir.
Alıştırma
Tekrarlanan işareti kullanarak bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ taller the tree grows, ____ more shade it provides.
Cevabı göster
The · the
When there's a delay like that between sensory information or brain processing,
4:26Duyusal bilgilerde veya beynin işleme sürecinde böyle bir gecikme olduğunda,
we become used to that delay and begin to just see them as instantaneous events, Notlar
4:30bu gecikmeye alışır ve olayları anlıkmış gibi görmeye başlarız;
become used to + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede become used to that delay, gecikmenin normal veya tanıdık geldiği bir duruma zamanla ulaşmak anlamına gelir. Become zaman içindeki değişimi vurgular; used “alışkın” anlamında bir sıfattır ve to, nesnesini getiren bir edattır. Nesne, become used to the delay örneğindeki gibi bir isim olabilir. Nesne bir eylemse become used to waiting örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
wake up ifadesinin doğru biçimini kullanın: After a few weeks, she became used to ____ before sunrise.
Cevabı göster
waking up
“see them as instantaneous events” ifadesinde see A as B
Bu cümlede “see them as instantaneous events”, gecikmeli duyusal olayları fark edilir bir gecikme olmadan hemen gerçekleşen olaylar olarak zihinde yorumlamak demektir. Buradaki see, fiziksel olarak bakmayı değil, bir yargıyı ya da anlayışı ifade eder. Yapı see + A + as + B şeklindedir. A, yorumlanan kişi veya şeydir; B ise ona atanan kimlik, kategori ya da niteliktir.
Alıştırma
Cümleyi see A as B yapısıyla tamamlayın: Mia ____ the rainy day ____ a chance to read.
Cevabı göster
sees · as
If participants are pushing a button that causes a light to flash with a delay between the two actions of about 80 milliseconds,
4:38Katılımcılar, basıldıktan yaklaşık 80 milisaniye sonra bir ışığı yakan düğmeye basarlarsa,
But if the researchers shorten that distance so that now when the button is pushed,
4:49Ama araştırmacılar bu aralığı kısaltır ve artık düğmeye basıldığında
the light flashes in only say 40 milliseconds,
4:54ışık yalnızca, diyelim ki, 40 milisaniye sonra yanarsa,
the participants even though they are actually causing the light to come on, Öbek fiiller
4:57katılımcılar ışığı aslında kendileri yakıyor olsalar bile
"No way, that came on before I pushed the button. Ton ve niyet
5:03“Olamaz, o ışık ben düğmeye basmadan önce yandı.
“yanmak veya çalışmaya başlamak” anlamındaki come on
the light özne olduğunda “come on”, yanmak veya çalışmaya başlamak anlamına gelir. Katılımcılar, düğmeye basılmadan önce ışığın etkinleştiğini söylüyorlar. Bu kullanımda etkinleşen şey öznedir: The light came on. Geçişsiz bir öbek fiildir; bu nedenle the light ifadesini nesne olarak almaz.
Alıştırma
Cümleyi come on ile tamamlayın: When the door opens, the display will ____ automatically.
Cevabı göster
come on
Vurgulu bir inkâr olarak “No way”
“No way” kalıplaşmış ve gündelik bir tepkidir. Burada “Bu doğru olamaz” veya “Buna kesinlikle ben sebep olmadım” anlamına gelir; ortada bir yol olmadığı anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın inanılması imkânsız bulduğu bir şeye verdiği tepkidir. Ardından gelen “I didn't do it” cümlesi, bunun sıradan bir no'dan daha güçlü ve vurgulu bir inkâr olduğunu doğrular.
Alıştırma
Bu cümlede “No way” neyi gösteriyor?
- Sakin ve resmî bir ret
- Nazikçe yol tarifi isteme
- Güçlü inançsızlık ve inkâr
Cevabı göster
Güçlü inançsızlık ve inkâr
But light bulbs don't receive a continuous direct stream of electricity through the wire.
5:10Ama ampuller, kablodan geçen kesintisiz ve doğrudan bir elektrik akımı almaz.
they receive alternating current in most businesses and households. Kültür
5:16çoğu iş yerinde ve evde alternatif akım alırlar.
“alternating current”: yön değiştiren elektrik akımı
“Alternating current” (alternatif akım, AC), yönü tekrarlanan bir döngü içinde ileri geri değişen elektrik akımıdır. Bu cümlede, çoğu eve ve iş yerine genellikle sağlanan elektrik türünü belirtir. Burada alternating, iki kişinin veya şeyin yalnızca sırayla hareket etmesi anlamına gelmez. Akım yönünün tekrar tekrar tersine dönmesini anlatır.
Alıştırma
Burada “alternating current” ne anlama geliyor?
- Yalnızca iş yerlerinde kullanılan elektrik
- Yönünü düzenli olarak tersine çeviren elektrik akımı
- Her zaman tek yönde akan elektrik akımı
Cevabı göster
Yönünü düzenli olarak tersine çeviren elektrik akımı
the filament is actually being excited and then left alone about 50 to 60 times a second. Kelime
5:21filamana saniyede yaklaşık 50 ila 60 kez enerji verilir, sonra enerji kesilir.
Fizik bağlamında being excited
Bu cümlede being excited, “enerji verilerek uyarılmış bir duruma çıkarılmak” anlamına gelir. Filamanın bir duygusu yoktur; excited burada fiziğe özgü teknik bir anlam taşır. being + geçmiş zaman ortacı, sürmekte olan edilgen bir yapı kurar: süreç boyunca enerji filamana tekrar tekrar etki eder. Eyleme neden olan filaman değil, bu etkiyi alan filamandır.
Alıştırma
Filamanla ilgili cümlede being excited ne anlama gelir?
- Coşkulu hissediyor.
- Tekrar tekrar enerji alıyor.
- Elektrik enerjisini kendi kendine üretiyor.
Cevabı göster
Tekrar tekrar enerji alıyor.
But our eyeballs don't notice any flicker for a few reasons. Anlatım akışı
5:27Ama gözlerimiz birkaç nedenden dolayı hiçbir kırpışmayı fark etmez.
But mainly because that filament continues to be super hot during that little gap in time.
5:31Ama asıl neden, o kısacık boşlukta filamanın çok sıcak kalmaya devam etmesidir.
for a few reasons. One, ... But mainly because ile nedenleri önem sırasına koyma
Konuşmacı önce for a few reasons ile birden fazla açıklama olduğunu bildirir. Ardından One, ilk ve daha düşük öncelikli nedeni sunar: titreşim fark edilemeyecek kadar hızlı gerçekleşmektedir. But mainly because ilk nedenle çelişmek yerine nedenlerin sıralamasını değiştirir. Dinleyiciye, sıradaki nedenin — filamanın aralık boyunca sıcak kalmasının — açıklamada daha fazla ağırlığa sahip olduğunu bildirir. Günlük konuşmada konuşmacı daha sonra açıkça Two demese bile One ile bir maddeyi sunabilir.
Alıştırma
Sıradaki nedeni ana neden yapan, dersteki iki sözcüklü ifadeyle sözlü açıklamayı tamamlayın: The delay had a few causes. One, the forms arrived late. But ____ the server was down.
Cevabı göster
mainly because
The only way to really see this flicker is to use a high frame rate camera Dilbilgisi
5:37Bu kırpışmayı gerçekten görmenin tek yolu, yüksek kare hızlı bir kamera kullanmaktır.
when a light bulb is being turned on or off so it's cooler.
5:40Bunu ampul açılırken ya da kapanırken, yani daha soğukken çekmek gerekir.
Bu titreşimi gerçekten görmenin tek yolu ... kullanmaktır
The only way to do X is to do Y kalıbı, X hedefini bu hedefe ulaşmak için gereken tek yöntem olan Y ile bağlar. Burada hedef titreşimi gerçekten net biçimde görmek, yöntem ise to use a high frame rate camera ile başlayan bölümdür. İki to da yalın hâldeki bir fiilden önce gelir ve iki mastar yapısını başlatır. Really, see fiilini güçlendirir; titreşimi açıkça görmek veya görmeyi başarmak anlamına gelir, “doğru bir biçimde görmek” anlamına gelmez. Hedef ile yöntem arasındaki is sözcüğünü atlamayın.
Alıştırma
Yalnızca bir yöntem olduğunu belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: The ____ open this locked box ____ use the key.
Cevabı göster
only way to · is to
Ama başka neyin titreştiğini biliyor musun?
But, bu soruyu az önce konuşulan titreşime bağlar. Else, ilk kişi veya nesneye eklenen başka birini ya da başka bir şeyi belirtir; bu nedenle You know what else flickers? ikinci bir örnek için yer açar. Konuşmacı esas olarak dinleyicinin bilgisini sınamıyor, merak ve beklenti oluşturuyor. Soru açıklamayı kısa süreliğine duraklatır; ardından konuşmacı cevabı açıklayabilir.
Alıştırma
Parlayan başka bir hayvanı tanıtmadan önce hangi seçenek en doğal biçimde beklenti oluşturur?
- Fireflies glow at night. But you know what else glows? Some jellyfish.
- Fireflies glow at night. Some jellyfish glow too.
- Do fireflies or jellyfish glow at night?
Cevabı göster
Fireflies glow at night. But you know what else glows? Some jellyfish.
It's easy to think that a film projector works merely because a roll of film is dragged across a light source. Anlatım akışı
5:49Bir film projektörünün yalnızca bir film şeridi ışık kaynağının önünden çekildiği için çalıştığını düşünmek kolaydır.
It's easy to think that ... merely because ...: aşırı basitleştirilmiş bir açıklamayı çerçevelemek
'It's easy to think that...' projektörü çalıştırmanın kolay olduğunu söylemez. İlk açıklama açık ve mantıklı göründüğü için insanların ona kolayca inanabileceğini söyler. 'Merely because', ardından gelen nedeni fazla basit veya tek başına yetersiz olarak gösterir. Bu iki bölüm birlikte, önce inandırıcı gelen bir düşünceye yer verir, sonra okuyucuyu yapılacak düzeltmeye hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, inandırıcı fakat eksik bir açıklamayı sunmak için bu yapıyı kullanır?
- It's easy to think that the lake is safe merely because the water looks clear.
- The lake is safe because the water looks clear.
- It's easy to see the clear water in the lake.
Cevabı göster
It's easy to think that the lake is safe merely because the water looks clear.
a movie screen would be a blur of fast-moving images.
5:56sinema perdesi hızla hareket eden görüntülerden oluşan bulanık bir görüntüye dönüşürdü.
If that were the case, ... would ...: gerçek dışı bir iddiayı sınamak
'If that were the case', 'önceki iddianın doğru olduğunu varsayalım' anlamına gelir. Burada konuşan kişi iddiayı kabul etmez; onu gerçek olmayan bir düşünce olarak sınar. if yan cümlesinde were, sonuç cümlesinde ise would + fiilin yalın hâli kullanılır: if that were the case, a movie screen would be.... Bu yapı, düşünce doğru olsaydı neyin gerçekleşeceğini öngörür. Açıkça yanlış olan sonuç, düşüncenin de yanlış olduğunu göstermeye yardım eder; bu yapı geçmiş zamanı değil, varsayımı anlatır.
Alıştırma
Bir çocuk her anahtarın aynı kapıyı açabileceğini iddia ediyor. Bu iddiayı sınayan varsayımsal yapıyı tam olarak tamamlayın: If that ____, every key ____ the door.
Cevabı göster
were the case · would open
The shutter opens and closes to let an image hit the screen
6:02Obtüratör açılıp kapanarak bir görüntünün perdeye yansımasını sağlar;
early films were shot at only about 16 frames per second. Kelime
6:11ilk filmler saniyede yalnızca yaklaşık 16 kare hızında çekiliyordu.
were shot at ... frames per second: saniyede ... kare hızında çekildi
Sinema dilinde shoot, “bir kamerayla hareketli görüntü kaydetmek” anlamına gelir. Were shot edilgen biçimdir: ilk filmler çekim eylemini yapan değil, bu eylemden etkilenen şeylerdir. At, çekim hızını, yani saniyede yaklaşık 16 kareyi belirtir. About sayının yaklaşık olduğunu, only ise bu hızın düşük olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi shoot fiilinin edilgen biçimiyle ve çekim hızından önce kullanılan edatla tamamlayın: “The old movies ____ about 18 frames per second.”
Cevabı göster
were shot at
you would see a bright image flashed 16 times on the screen,
6:16perdede saniyede 16 kez parlak bir görüntünün yanıp söndüğünü görürdünüz;
which was not fast enough to not be noticeable. Dilbilgisi
6:20bu, fark edilmeyecek kadar hızlı değildi.
not fast enough to not be noticeable: fark edilmeyecek kadar hızlı değil
Which, ekrandaki saniyede 16 yanıp sönme sıklığına gönderme yapar. not fast enough to... yapısında ilk not, bu sıklığın gerekli hıza ulaşmadığını belirtir. İkinci not ise amaçlanan sonuç olan not be noticeable bölümüne aittir. Sıklık bu sonucu oluşturamadığı için titreşim hâlâ fark edilir. İki not, yapının farklı düzeylerinde işlev görür ve birbirini basitçe götürmez.
Alıştırma
“The flashes were not fast enough to not be noticeable” ne anlama gelir?
- Görüntü ekranda görünmeyi tamamen bıraktı.
- Sıklık yeterince yüksek olduğu için titreşim fark edilemiyordu.
- Sıklık çok düşük olduğu için titreşim hâlâ fark ediliyordu.
Cevabı göster
Sıklık çok düşük olduğu için titreşim hâlâ fark ediliyordu.
flicks adı ... chick flick ifadesinin kökeni
Burada flicks, filmler için kullanılan gayriresmî bir sözdür. Cümle bu sözcüğü ilk film gösterimlerindeki gözle görülür titremeye bağlar: filmler titrediği için flicks diye adlandırılmaya başlanmıştır. Chick flick daha sonra flick sözcüğünden türetilmiştir; chick ise kadın için kullanılan gayriresmî ve artık eski sayılan bir sözdür. Özellikle kadınlara hitap ettiği varsayılan filmleri etiketler. Böylece sözcüğün geçmişi, teknik bir görsel etkiden kültürel bir film türü etiketine uzanır.
Alıştırma
Cümledeki sözcük geçmişini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Chick flick, eski bir projektörü çalıştırmak için yapılan hızlı el hareketini anlatır.
- Flick önce kadınlar için çekilen film anlamına geliyordu; daha sonra ifadeyi resmîleştirmek için chick eklendi.
- İlk filmlerde görüntü belirgin biçimde titrediği için film gayriresmî olarak flick diye anılmaya başladı; daha sonra chick flick, flick sözcüğünden türetildi.
Cevabı göster
İlk filmlerde görüntü belirgin biçimde titrediği için film gayriresmî olarak flick diye anılmaya başladı; daha sonra chick flick, flick sözcüğünden türetildi.
I mean I will leave 80 milliseconds before you become aware that I've left.
6:34siz gittiğimi fark etmeden 80 milisaniye önce ayrılacağımı kastediyorum.
now ... by now, I mean içinde now
İlk now, sözcüğün olağan ve anlık anlamını taşır: konuşmacı tam bu anda ayrılacağını söyler. by now, I mean... bölümünde by, konuşmacının tanımladığı now sözcüğünü sunar. Burada ifade, genellikle “şimdiye kadar” anlamına gelen zaman zarfı by now olarak değil, by “now,” I mean..., yani “now derken şunu kastediyorum...” biçiminde anlaşılabilir. Konuşmacı now sözcüğünü, izleyicinin bilinçli olarak fark etmesinden 80 milisaniye önce ayrılmak şeklinde şakacı bir biçimde tanımlayarak kapanışı algı gecikmesi düşüncesine bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede by now ifadesinin amaçlanan işlevi nedir?
- Konuşmacının now sözcüğüne verdiği özel tanımı sunar.
- Konuşmacının bu açıklamayı yapmadan çok önce ayrıldığı anlamına gelir.
- İzleyicinin çoktan ayrılmış olması gerektiğini söylemek için normal zaman ifadesi by now kullanılır.
Cevabı göster
Konuşmacının now sözcüğüne verdiği özel tanımı sunar.
I put three links to previous Vsauce videos in the description
6:39Açıklamaya önceki Vsauce videolarından üç bağlantı koydum;
One is about why time feels like it's going faster as we get older.
6:44Biri, yaşlandıkça zamanın neden daha hızlı geçiyormuş gibi geldiğiyle ilgili.