Kötü Bir Çocukluk Geçirdiğinizde Eleştiri Almak: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
822 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Eleştiri, çocukluktan gelen sert bir hükümle birleşince felaket gibi hissedilebilir. Bugünkü geri bildirimi eski yaradan ayırmak etkisini azaltır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in the hands of our earliest caregivers.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek anlamda elde değil, birinin bakımı veya etkisi altında olmayı anlayın. 2. “fell short of expectations,” — Öbek fiiller: işin beklenen düzeye ulaşmadığını tam başarısızlık demeden ifade edin. 3. “however sad the attacks we are facing,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: however + sıfat yapısını karşıtlık değil, “ne kadar üzücü olursa olsun” anlamında tanıyın.

Bu derste

Criticism is never easy.

0:00

Eleştirilmek asla kolay değildir.

To learn that others judge us to be foolish, Dilbilgisi

0:02

Başkalarının bizi aptal,

perverse,

0:05

sapkın,

ugly,

0:06

çirkin

or unpleasant

0:06

ya da itici bulduğunu öğrenmek

is one of the most challenging aspects of any life. Dilbilgisi

0:07

hayattaki en zorlu durumlardan biridir.

Dilbilgisi

judge someone to be + tümleç yapısı

judge us to be foolish ifadesinde judge, yalnızca mahkemede hüküm vermek değil, biri hakkında görüş oluşturmak veya onu değerlendirmek anlamına gelir. us nesnesinden sonra to be ve foolish sıfatı gelir; foolish, başkalarının bizim için geçerli olduğuna inandığı durumu anlatır. Aynı kalıp birden fazla sıralı tümleç alabilir: foolish, perverse, ugly ve unpleasant ifadelerinin tümü judge us to be yapısını tamamlar. Genel olarak judge + object + to be + complement, bir değerlendirmeyi üzerinde düşünülmüş bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

judged, the proposal ve to be ifadelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: After reviewing the costs, the board ____ too risky.

Cevabı göster

judged the proposal to be

Dilbilgisi

one of the most challenging + çoğul isim

one of the most challenging aspects ifadesinde one, daha büyük bir gruptan tek bir üyeyi seçer. the most challenging bu grubu zorluk bakımından en üst düzeye yerleştirirken one of, cümlenin bunun tek zorlayıcı yön olduğunu iddia etmediğini gösterir. one of the + en üstünlük derecesinden sonra gelen sayılabilir isim çoğul olmalıdır; çünkü yapı birden fazla üyesi olan bir gruba gönderme yapar: one of the most challenging aspects. To learn ... mastar yapısının tamamı tek bir deneyimi adlandırdığı için tekil is fiilini alır.

Alıştırma

aspect kelimesinin doğru biçimini kullanın: Learning to ask for help can be one of the most difficult ____ of growing up.

Cevabı göster

aspects

However,

0:11

Ancak,

the impact of criticism is hugely variable

0:12

eleştirinin etkisi kişiden kişiye büyük ölçüde değişir

and depends ultimately on a rather unexpected detail. Anlatım akışı

0:15

ve nihayetinde oldukça beklenmedik bir detaya bağlıdır.

What sort of childhood we have had.

0:20

Nasıl bir çocukluk geçirdiğimize.

Anlatım akışı

“oldukça beklenmedik bir ayrıntı”… “nasıl bir çocukluk geçirdiğimiz”: geciktirilmiş açıklama

“A rather unexpected detail” gerçek nedeni hemen söylemeyerek merak uyandırır. Duraklamadan sonra gelen “What sort of childhood we have had” parçası bu ayrıntının içeriğini açıklar ve çocukluğa özel vurgu kazandırır. Parça what ile başlasa da burada doğrudan bir soru değildir. Ayrıntının ne olduğunu belirten, isim gibi işleyen bir içerik yan cümlesidir; bu nedenle soru dizilişi have we had yerine bildirme dizilişi we have had kullanılır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, önce belirsiz bir neden veya ayrıntı sunup ardından kısa bir duraklamayla içeriği açıklamaktır.

Alıştırma

İkinci parça bu bölümde hangi işlevi görür?

  1. Konuşmacı dinleyicilerden çocukluklarını sesli olarak anlatmalarını ister.
  2. Konuşmacı temel bilgiyi geciktirir, ardından beklenmedik ayrıntının çocukluk olduğunu açıklar.
  3. Konuşmacı çocukluğun önemli olduğuna dair önceki bir iddiayı düzeltir.
Cevabı göster

Konuşmacı temel bilgiyi geciktirir, ardından beklenmedik ayrıntının çocukluk olduğunu açıklar.

The clue as to whether criticism will be experienced as merely unpleasant Dilbilgisi

0:23

Eleştirinin sadece hoş olmayan bir şey olarak mı,

or wholly catastrophic

0:27

yoksa tamamen yıkıcı bir şey olarak mı deneyimleneceğinin ipucu,

lies in what happened to us many decades ago

0:29

on yıllar önce bizim başımıza gelenlerde,

in the hands of our earliest caregivers. Deyimler

0:32

bize ilk bakım verenlerin ellerinde gizlidir.

Dilbilgisi

The clue as to whether: henüz çözülmemiş olasılıkları sunmak

“The clue as to whether ...”, ‘…… olup olmadığına karar vermeye yardımcı olan bilgi’ anlamına gelir. Buradaki as to, ‘…… sorusuyla ilgili’ anlamına gelen resmî bir bağlayıcıdır; karşılaştırma belirtmez. Whether yan cümlesi merely unpleasant ve wholly catastrophic sonuçlarını karara bağlanacak iki olasılık olarak sunar. Cümle The clue ... lies in ... çerçevesini kullanır. Önce karara bağlanacak soruyu belirtir; ardından lies in, cevabın nerede bulunduğunu, yani uzun zaman önce olanlarda yattığını gösterir. Böyle uzun bir cümlede ana fiil lies bulunmadan önce whether yan cümlesinin tamamı clue sözcüğüne bağlı bilgi olarak ele alınmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi, henüz çözülmemiş bir whether sorusunu tanıtan beş sözcüklü resmî yapıyla tamamlayın: “____ the treatment will succeed lies in the next set of test results.”

Cevabı göster

The clue as to whether

Deyimler

in the hands of our earliest caregivers: ilk bakım verenlerimizin bakımı ve etkisi altında

In the hands of someone, bir kişinin bakımı, kontrolü, sorumluluğu veya etkisi altında olmak demektir. Burada ifade, ilk bakım verenlerimizin bizden sorumlu olduğunu ve erken dönem deneyimlerimizi şekillendirdiğini anlatır. Bu kullanım mecazidir; bir çocuğun fiziksel olarak birinin ellerinde tutulduğu anlamına gelmez. of sonrasındaki isim öbeği, güç veya sorumluluk sahibi kişi ya da grubu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “kontrolü veya sorumluluğu altında” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The final decision is ____ the review panel.

Cevabı göster

in the hands of

What is meant by a bad childhood Dilbilgisi

0:36

Kötü bir çocukluktan kasıt

is here a matter rather simply of love.

0:39

burada aslında basitçe sevgiyle ilgilidir.

Dilbilgisi

What is meant by X is Y: X'in anlamını tanımlamak

What is meant by X is Y bir tanım kalıbıdır. What is meant by X yan tümcesinin tamamı özne işlevi görür; is sonrasındaki Y ise bu tartışmada X ile kastedilen anlamı verir. Burada kalıp, bad childhood ifadesinin anlamını sevgi meselesiyle sınırlar. What doğrudan bir soru sormaz; cümle, terimin hangi anlamda kullanıldığını bildirir.

Alıştırma

Dersteki kalıpla resmî tanımı tamamlayın: In this policy, ____ "urgent" ____ taking action within 24 hours.

Cevabı göster

what is meant by · is

An infant arrives in the world with a very limited capacity Kalıp ifadeler

0:42

Bir bebek dünyaya çok sınırlı bir kapasiteyle,

to endure their own being.

0:46

kendi varlığına katlanabilme kapasitesiyle gelir.

Kalıp ifadeler

a very limited capacity to endure: capacity to + fiil

Capacity to + fiil, bir şeyi yapma veya bir şeye dayanma yetisini ya da içsel kaynaklarını ifade eder. Very limited, bu kapasitenin üst sınırının çok düşük olduğunu vurgular. Buradaki endure, zor bir deneyime dayanmaya devam etmek anlamındadır. İfade, bir bebeğin kendi varoluşuna duygusal olarak dayanma kapasitesinin çok az olduğunu anlatır; bir kabın fiziksel hacmini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede capacity to + fiil, ne kadar işin karşılanabileceğine ilişkin üst sınırı anlatır?

  1. The tank has a capacity of 500 liters.
  2. Leila has the ability to solve the puzzle quickly.
  3. The small team has limited capacity to handle more urgent requests.
Cevabı göster

The small team has limited capacity to handle more urgent requests.

It is the tolerance, Dilbilgisi

0:49

Bizi varoluşa yavaş yavaş alıştıran şey,

enthusiasm,

0:50

bir başkasının hoşgörüsü,

and forgiveness of another person

0:51

coşkusu

that gradually acclimatizes us to existence. Kelime

0:53

ve affediciliğidir.

Dilbilgisi

It is ... that: temel nedeni odağa getirmek

It is X that ... bir cleft cümlesidir ve X'i odak konumuna getirir. Burada X, the tolerance, enthusiasm, and forgiveness of another person biçimindeki sıralı isim grubunun tamamıdır; dolayısıyla bu nitelikler temel neden olarak sunulur. Aynı temel önerme cleft yapı olmadan da ifade edilebilir: bu üç nitelik bizi zamanla varoluşa alıştırır. Cleft yapı, etkiyi başka bir unsurun değil özellikle bu unsurun yarattığına dair karşıtlık ekler.

Alıştırma

It is/was X that cleft çerçevesinin eksik iki bölümünü tamamlayın. Olay geçmişte gerçekleşmiştir: ____ the safety check ____ caught the fault before launch.

Cevabı göster

It was · that

Kelime

acclimatize someone to something: acclimatizes us to existence ile bizi varoluşa zamanla alıştırmak

Acclimatize someone to something, bir kişinin yeni bir duruma veya ortama zamanla alışmasını sağlamak demektir. Bu cümlede us etkilenen kişileri, existence ise birlikte yaşamayı yavaş yavaş öğrendiğimiz durumu gösterir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir ve amaç bildirmez. İfade, varoluşun kendisini başka bir insanın ilgisi sayesinde zamanla dayanıp kabul edebildiğimiz bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi acclimatize fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The orientation program ____ the new staff ____ the daily routine.

Cevabı göster

acclimatizes · to

Our caregivers' characteristic way of looking at us Anlatım akışı

0:57

Bakım verenlerimizin bize has bakış açısı,

becomes the way we consider ourselves.

1:01

kendimize dair görüşümüz haline gelir.

Anlatım akışı

the way ... becomes the way ... ile kaynak ve sonucu aynalayan yapı

Cümle, becomes sözcüğünün iki yanında the way + yan cümle kalıbını tekrarlar. İlk kalıp, bakım verenlerin bizi nasıl gördüğü ve bize nasıl davrandığı olan kaynağı; ikinci kalıp ise daha sonra kendimizi nasıl gördüğümüz olan sonucu belirtir. Aynı kalıbın tekrarı bir ayna ilişkisi kurar: Bir insanın bize bakışı, bizim kendimize bakışımız olur. Bu bağlamda look at ve consider, yalnızca gözle bakmak veya bir karar üzerine düşünmek değil, birini belli bir şekilde görmek ya da değerlendirmek anlamındadır.

Alıştırma

Derste tekrarlanan ifadeyi kullanarak aynalı yapıyı tamamlayın: ____ our manager responds to mistakes often becomes ____ the team responds to them.

Cevabı göster

The way · the way

It's by being loved by another Dilbilgisi

1:05

Kırık dökük ve sorunlu varlığımıza

that we acquire the art of looking sympathetically Kalıp ifadeler

1:07

şefkatle bakma sanatını,

on our cracked and troublesome beings.

1:10

bir başkası tarafından sevilerek ediniriz.

Dilbilgisi

Bir yöntemi vurgulayan It's by ... that ... kalıbı

It's by + -ing yapısı veya isim öbeği + that + yan cümle kalıbı, bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi özellikle vurgular. Buradaki yöntem being loved by another, sonuç ise kendimize daha şefkatli bir gözle bakmayı öğrenmemizdir. İki by farklı görevler üstlenir: ilk by yöntemi tanıtır; being loved by another içindeki ikinci by ise sevgiyi veren kişiyi belirtir. Being loved edilgen bir ulaç öbeğidir ve bu nedenle ilk by sözcüğünden sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kısaltılmış vurgu kalıbıyla tamamlayın: ____ checking each source carefully ____ we avoid spreading false claims.

Cevabı göster

It's by · that

Kalıp ifadeler

acquire the art of ... ve look sympathetically on

Acquire the art of + -ing, bir sanat eseri edinmek değil, incelikli bir beceriyi zamanla geliştirmek anlamına gelir. Art ismi, bu beceriyi deneyim ve muhakeme yoluyla öğrenilen bir şey olarak sunar. Burada looking sympathetically on, bir şeye anlayış, şefkat ve hoşgörüyle bakmak anlamındadır. İfade, kusurlu benliğimizi nasıl değerlendirdiğimizi anlatır; yalnızca gözle bakmayı veya kenarda durup izlemeyi anlatmaz.

Alıştırma

"Over time, he acquired the art of looking sympathetically on other people's mistakes," cümlesinde hangi beceriyi geliştirdi?

  1. Hataları anlayış ve şefkatle değerlendirme becerisi.
  2. Hatalar olurken karışmadan izleme alışkanlığı.
  3. Hataları görsel olarak daha hızlı fark etme tekniği.
Cevabı göster

Hataları anlayış ve şefkatle değerlendirme becerisi.

It's simply not in our remit Kelime

1:13

Sadece kendi başımıza kendimize inanmak

to believe in ourselves on our own.

1:15

tek başımıza yapabileceğimiz bir şey değildir.

Kelime

not in our remit: bize verilen kapsamın dışında

Bu cümlede not in our remit, “bizim ele almamız veya gerçekleştirmemiz gereken kapsamın içinde değil” anlamına gelir. İfade, yardım almadan kendimize inanmayı tek başımıza kolayca oluşturamayacağımız bir şey olarak sunar; reddettiğimiz kişisel bir görev olarak değil. Remit, kişiye veya kuruma verilmiş bir sorumluluk ya da faaliyet alanıdır. Aktarılabilir kalıp be in/within someone's remit şeklindedir; olumsuz biçimler arasında not in/within someone's remit ve outside someone's remit bulunur.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kararın yasak olduğunu değil, ekibe verilen kapsamın dışında olduğunu belirtir?

  1. That decision is not reliable.
  2. That decision is not in our remit.
  3. We are not permitted to make that decision.
Cevabı göster

That decision is not in our remit.

We are utterly reliant on an inner sense Kalıp ifadeler

1:18

İçsel bir hisse tamamen bağımlıyızdır:

of having been valued inordinately by another person Dilbilgisi

1:21

Hayatın başında başka biri tarafından ölçüsüzce değer gördüğümüz hissine.

at the start

1:24

Bu,

as a protection against the subsequent neglect of the world. Kalıp ifadeler

1:26

dünyanın sonraki ihmallerine karşı bir koruma görevi görür.

Kalıp ifadeler

utterly reliant on: tamamen bağımlı olma

Utterly reliant on, “tamamen bağımlı olmak” anlamına gelir. Reliant bir sıfattır; bu nedenle yapı be reliant on + isim veya -ing biçimidir. Utterly, bağımlılığın derecesini güçlendirir. Burada bağımlı olunan şey, geçmişte derinden değer görmüş olmaya dair içsel bir duygudur. İfade, bu duyguyu yalnızca yararlı bir şey değil, temel bir koruma olarak sunar.

Alıştırma

Utterly + reliant + gerekli edattan oluşan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The shelter is ____ donations during the winter.

Cevabı göster

utterly reliant on

Dilbilgisi

having been valued inordinately by another person: daha önceki edilgen bir deneyim

an inner sense of having been valued... isim öbeğinde having been valued, of sonrasında kullanılan tamamlanmış edilgen gerund yapısıdır. Valued edilgendir; by another person ise değer verme eylemini yapan kişiyi belirtir. Tamamlanmış biçim, bu deneyimi daha sonraki içsel duygudan ve bağımlılık durumundan önceye yerleştirir. Birinin kişiyi şu anda değerlendirdiğini değil, geçmiş bir deneyimin kalıcı etkisini anlatır. Inordinately, valued sözcüğünü güçlendirerek 'alışılmadık veya aşırı bir derecede' anlamını verir.

Alıştırma

Önceki olay için select fiilini tamamlanmış edilgen gerund biçiminde kullanın: After the results were announced, she was grateful for ____ by the committee.

Cevabı göster

having been selected

Kalıp ifadeler

as a protection against subsequent neglect: işlev ve karşı konulan tehdit

Burada as, 'rolünde' veya 'olarak' anlamına gelir. İçsel duygu, kişiyi koruyan bir şey olarak sunulur; as, 'çünkü' ya da '-dığında' anlamında değildir. Protection against, bir savunmayı karşı koyduğu zarar veya riskle bağlar. Subsequent neglect daha sonra ortaya çıkan tehdittir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X serves or acts as a protection against Y şeklindedir.

Alıştırma

Bu dersteki 'bir şeye karşı savunma rolünde' anlamına gelen dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Her savings served ____ unexpected medical bills.

Cevabı göster

as a protection against

We don't need to be loved by many.

1:30

Birçok kişi tarafından sevilmeye ihtiyacımız yok.

One will do, Kalıp ifadeler

1:32

Bir kişi yeterlidir,

and 12 years might be enough,

1:33

ve 12 yıl kafi olabilir,

16 ideally.

1:35

ideal olanı ise 16'dır.

Kalıp ifadeler

One will do: bir tanesinin yeterli olduğunu söylemek

Burada One, one person yani bir kişinin yerine kullanılır. Önceki cümle kastedilen şeyi açıkça belirttiği için person ismi atılmıştır. Bu tür bir kullanım, bağlamdan anlaşılan sayılabilen bir ismin tekrarını önler. One will do ifadesinde will do, “yeterli olacak” veya “iş görecek” anlamına gelir. Bu yapıda do nesne almaz; ifade gelecekte yapılacak bir eylemi anlatmak yerine yeterliliği değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi “yeterli olacak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We only need one charger. One ____.

Cevabı göster

will do

But without it,

1:36

Ama o sevgi olmadan,

the eternal admiration of millions

1:37

milyonlarca insanın sonsuz hayranlığı bile

won't ever be able to convince us of our goodness.

1:40

iyi biri olduğumuza bizi asla ikna edemez.

And with such a love,

1:44

Ve öyle bir sevgi varsa,

the scorn of millions

1:45

milyonlarca insanın aşağılaması

won't ever need to be fatal.

1:47

hiçbir zaman ölümcül olmayacaktır.

Bad childhoods have an unfortunate tendency Kalıp ifadeler

1:50

Kötü çocuklukların, talihsiz bir şekilde

to drive us to seek out situations Öbek fiiller

1:53

bizi belirli durumlara arayışa itme eğilimi vardır:

in which there is a theoretical possibility

1:55

Teorik olarak

of receiving outsized approval, Kelime

1:58

aşırı bir onay alma ihtimalinin olduğu durumlara.

which also means along the way

2:01

Ki bu da aynı zamanda yol boyunca

a high risk of encountering

2:02

muazzam bir reddedilmeyle

outsized disapproval.

2:04

karşılaşma riskinin yüksek olması demektir.

Kalıp ifadeler

have an unfortunate tendency to + fiil

have a tendency to + fiilin yalın hâli yapısı, tekrarlanan veya gerçekleşmesi muhtemel bir davranışı ya da sonucu anlatır. Kesinlik değil bir örüntü sunduğu için istisnalar mümkündür. Unfortunate, tendency sözcüğünü niteler ve konuşanın bu örüntü hakkındaki olumsuz değerlendirmesini ekler. Bu cümlede Bad childhoods, insanları onay bulabilecekleri durumları aramaya sık sık yönelten bir unsur olarak sunulur.

Alıştırma

İkinci cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: These cheap batteries often die without warning. They ____ fail when we need them most.

Cevabı göster

have an unfortunate tendency to

Öbek fiiller

seek out: belirli bir hedefi bilinçli olarak aramak

Bu cümlede seek out, belirli durumları bilinçli olarak aramak ve bulmaya çalışmak anlamına gelir. İnsanlar doğrudan onayı değil, olağanüstü güçlü bir onayın mümkün olabileceği durumları arıyor. out parçacığı, seçilmiş bir hedefi bulmak için etkin ve amaçlı bir çaba gösterme anlamı katar. İçeriden dışarı çıkmak anlamına gelmez. seek out ifadesinin geçmiş zaman biçimi sought out şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “bulmak için bilinçli olarak çaba göstermek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the problem became complex, Maya decided to ____ an experienced adviser.

Cevabı göster

seek out

Kelime

outsized approval ... outsized disapproval: alışılmadık ölçüde büyük tepkiler

Burada outsized, normal veya orantılı olandan çok daha büyük anlamına gelir. Hem approval hem de disapproval sözcüğünü niteler ve bir paralellik kurar: olağanüstü güçlü övgü alma ihtimali, olağanüstü güçlü eleştiriyle karşılaşma riskini de beraberinde getirir. Soyut bağlamlarda outsized sıklıkla etkiyi, nüfuzu, ilgiyi, getirileri, ödülleri veya tepkileri niteler. Yalnızca büyük bir giysi bedenini değil, olağanüstü büyüklükte bir ölçeği ifade eder.

Alıştırma

“The rookie had an outsized impact on the final game,” cümlesinde outsized ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak sığmayacak kadar büyük
  2. Dikkatle ölçülmüş ve kontrol edilmiş
  3. Normalde beklenenden çok daha büyük
Cevabı göster

Normalde beklenenden çok daha büyük

The emotionally deprived return

2:07

Duygusal yoksunluk çekenler,

almost manically to the question,

2:09

neredeyse manik bir şekilde şu soruya dönerler:

never really settled,

2:11

Asla tam olarak çözülememiş bir soru,

of do I deserve to exist?

2:12

'Ben var olmayı hak ediyor muyum?'

And this is why they typically put unusual effort Kalıp ifadeler

2:16

Ve işte bu yüzden genellikle,

into attempts to be famous and visibly successful.

2:19

ünlü olmak ve gözle görülür şekilde başarılı olmak için olağanüstü çaba sarf ederler.

Kalıp ifadeler

put unusual effort into attempts to yapısı ve anlamı

put effort into + isim veya -ing biçimi yapısı, bir faaliyete ya da hedefe zaman ve enerji harcamak anlamına gelir. unusual gibi bir sıfat, gösterilen çabanın derecesinin alışılmışın dışında olduğunu belirtebilir. Burada into doğrudan attempts ismini alır. to be famous and visibly successful mastar yapısı, bu girişimlerin neyi başarmayı amaçladığını belirterek attempts sözcüğünü tamamlar; into sözcüğünün nesnesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi put effort into ile tamamlayın: The team ____ making the app easier to use.

Cevabı göster

put effort into

But of course,

2:22

Ancak elbette,

the world at large Deyimler

2:23

genel olarak dünya,

will never give the emotionally nervous

2:24

duygusal olarak gergin olan bu insanlara

the unqualified confirmation they seek.

2:26

aradıkları o kayıtsız şartsız onayı asla vermeyecektir.

Deyimler

the world at large: toplumun geneli

The world at large, belirli bireyler veya gruplar yerine geniş bir kitle olarak görülen toplum ya da genel olarak insanlar demektir. Kelime anlamıyla Dünya üzerindeki her yeri ifade etmez. Bu cümlede ifade, öznenin kapsamını çok genişletir: toplumun geneli, anlatılan kişilere aradıkları eksiksiz ve koşulsuz onayı sağlayamaz.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The report drew little attention from the world at large. the world at large neyi ifade ediyor?

  1. toplum veya genel olarak insanlar
  2. belirli bir uzman grubu
  3. Dünya üzerindeki her ülke ve yer
Cevabı göster

toplum veya genel olarak insanlar

There will always be dissenters and critics,

2:29

Her zaman karşıt görüşlüler ve eleştirmenler,

people too bashed about by their own pasts Deyimler

2:31

kendi geçmişleri tarafından başkalarına nazik olamayacak kadar

to be able to be kind to others.

2:34

hırpalanmış insanlar olacaktır.

Deyimler

Bir mecaz olarak bashed about by their own pasts

Bu cümlede bashed about, fiziksel darbelerle ilgili bir görüntüyü mecaz olarak kullanır. Bu kişiler tekrar tekrar sağa sola savrulmuş gibi anlatılır; ancak zarar veren güç gerçek darbeler değil, kendi geçmişlerindeki acı verici deneyimlerdir. Edilgen be bashed about by X kalıbı, X'i zarara yol açan güç olarak gösterir. Burada kalıcı duygusal yaraların başkalarına nazik davranmayı zorlaştırabileceğini anlatır; her eleştirmenin böyle bir geçmişi olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

After years of setbacks, he felt bashed about by his past cümlesinde bashed about by his past ne anlama gelir?

  1. Geçmişini hatırlayamadığı için kafası karışmış olmak.
  2. Geçmişte tanıdığı biri tarafından gerçekten dövülmüş olmak.
  3. Önceki deneyimler yüzünden duygusal olarak incinmiş ve yıpranmış olmak.
Cevabı göster

Önceki deneyimler yüzünden duygusal olarak incinmiş ve yıpranmış olmak.

And it's to these voices Dilbilgisi

2:36

Ve kötü çocukluk geçirmiş olanlar,

that those with bad childhoods

2:38

işte tam da bu seslere

will be attuned,

2:40

kulak kesileceklerdir;

however enthusiastic the crowd as a whole might be. Dilbilgisi

2:41

kalabalığın geneli ne kadar coşkulu olursa olsun.

Dilbilgisi

it's to these voices that: to içeren bir it-cleft yapısı

it's to these voices that... bir it-cleft vurgu yapısıdır. Nötr anlatım olan those with bad childhoods will be attuned to these voices cümlesindeki to these voices edat tümlecini odak konumuna taşır. Temel ifade be attuned to something'dir ve bir şeyi fark etmeye ya da ona karşı duyarlı tepki vermeye yatkın olmak anlamına gelir. Bu nedenle to, attuned ile bağlantılıdır; mastar işareti değildir. Yapı, kalabalığın geneli coşkulu olsa bile özellikle fark edilenlerin eleştirel sesler olduğunu vurgular.

Alıştırma

her coach ifadesini vurgulamak için cümleyi It was to X that kalıbıyla tamamlayın: ____ her coach ____ Nina spoke first.

Cevabı göster

It was to · that

Dilbilgisi

however + sıfat + özne + might be

however enthusiastic the crowd as a whole might be ifadesinde however, ‘ancak’ değil, ‘ne kadar … olursa olsun’ anlamına gelir. Bir ödünleme bildirir: kalabalığın coşkusu çok yüksek bir dereceye ulaşsa bile ana ifade geçerliliğini korur. Kalıp however + sıfat veya zarf + özne + fiildir. Burada enthusiastic doğrudan however’dan sonra gelir; might be ise ana sonucun belirsiz olduğunu göstermeden dereceyi açık bırakır. Bu kısa yapı özellikle resmî yazılarda ve özenli konuşmada yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle “No matter how difficult the route might be, the team will continue” anlamını doğru biçimde verir?

  1. However difficult the route might be, the team will continue.
  2. However the route might be difficult, the team will continue.
  3. However, difficult the route might be, the team will continue.
Cevabı göster

However difficult the route might be, the team will continue.

We can observe along the way

2:45

Bu arada şunu da gözlemleyebiliriz ki,

that the chief marker of being a good parent

2:47

iyi bir ebeveyn olmanın en önemli göstergesi,

is that one's child simply has zero interest

2:51

çocuğun çok sayıda yabancı tarafından sevilmeye

in being liked by large numbers of strangers.

2:54

sıfır ilgi duymasıdır.

We don't all hear the same thing

2:59

Eleştirildiğimizde

when we are criticized.

3:01

hepimiz aynı şeyi duymayız.

Some of us, the lucky ones,

3:03

Şanslı olan bazılarımız,

hear just the surface message

3:05

sadece anın ve şimdinin

from the here and now. Deyimler

3:07

yüzeysel mesajını duyar.

Deyimler

İsim öbeği olarak the here and now

The here and now, şimdiki anı ve mevcut gerçekliği anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede, geçmiş deneyimlerden taşınan ek anlamlar olmadan, şu anda gerçekten duyulan eleştiriyi ifade eder. Sözcükler tek bir isim öbeği oluşturduğu için in the here and now ve focus on the here and now gibi yapılarda the tanımlığı kullanılır. Here ve now birbirinden ayrı iki hedef değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede the here and now, hemen yapılacak bir eylem yerine mevcut gerçeklik anlamında kullanılmıştır?

  1. Please send the form here and now.
  2. We need to leave right now.
  3. Try to deal with what is happening in the here and now.
Cevabı göster

Try to deal with what is happening in the here and now.

For example,

3:08

Örneğin,

that our work fell short of expectations, Öbek fiiller

3:09

çalışmamızın beklentileri karşılamadığını,

that we must try harder with our assignments,

3:12

görevlerimizde daha fazla çabalamamız gerektiğini,

that our book,

3:14

kitabımızın,

film, or song wasn't excellent.

3:15

filmimizin veya şarkımızın mükemmel olmadığını.

Öbek fiiller

fell short of expectations: beklentilerin altında kalmak

“Fell short of expectations”, çalışmanın insanların beklediği düzeye ulaşmadığı anlamına gelir. Burada short fiziksel uzunluğu anlatmaz. Kalıp fall short of + bir standart, hedef, miktar veya beklenti şeklindedir. Kişinin bütünüyle başarısız olduğunu söylemeden, sonucu ölçülü biçimde olumsuz değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için fall short of ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: Although the proposal had good ideas, it ____ the committee's expectations.

Cevabı göster

fell short of

This can be bearable.

3:17

Bu katlanılabilirdir.

But the more wounded among us

3:20

Ancak aramızdaki daha yaralı olanlar

hear far more.

3:22

çok daha fazlasını duyar.

Criticism takes them straight back to the primordial injury, Öbek fiiller

3:23

Eleştiri onları doğrudan ilk yaralarına götürür,

an attack now becomes entwined Deyimler

3:27

şimdiki bir saldırı

with the attacks of the past

3:30

geçmişteki saldırılarla iç içe geçer

and grows enormous

3:32

ve devasa,

and unmanageable in its intensity.

3:33

yoğunluğuyla başa çıkılamaz bir boyuta ulaşır.

Öbek fiiller

takes them straight back to: onları anında geçmişe götürmek

“Takes them straight back to”, eleştirinin önceki acı verici bir anıyı veya duygusal durumu hemen yeniden canlandırdığı anlamına gelir. Fiziksel bir yolculuk söz konusu değildir. Mecazi kullanımda take + someone + back to + a time, event, or experience kalıbı, geçmişi yeniden canlı hissettiren bir tetikleyiciyi anlatabilir. Straight, anındalık ve doğrudanlık katar: şimdiki deneyim geçmişle hemen bağlantı kurar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için take + someone + straight back to yapısını doğru biçimde kullanın: That old song ____ my first summer away from home.

Cevabı göster

takes me straight back to

Deyimler

becomes entwined with the attacks of the past: geçmiş saldırılarla duygusal olarak iç içe geçmek

Bu cümlede becomes entwined with, “bir şeyle sıkı biçimde iç içe geçmek” anlamına gelir. Şimdiki saldırı geçmişteki acı verici saldırılarla birlikte yaşandığı için duyguları birbirinden ayırmak zorlaşır. Bu imge, ipliklerin birbirine dolanmasından gelir. Burada mecazidir: Fiziksel bir dolanmayı anlatmaz ve şimdiki saldırılarla geçmiştekilerin nesnel olarak tamamen aynı olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Bu cümlede becomes entwined with the attacks of the past ne anlama gelir?

  1. Şimdiki eleştiriyle geçmişteki saldırıların aynı olduğunu kanıtlamıştır.
  2. Şimdiki tepkisi geçmişteki yaralarla duygusal olarak iç içe geçmiştir.
  3. Saldırılarla ilgili kayıtları fiziksel olarak birbirine bağlamıştır.
Cevabı göster

Şimdiki tepkisi geçmişteki yaralarla duygusal olarak iç içe geçmiştir.

The boss or unfriendly colleague

3:35

O patron veya düşmanca davranan meslektaş,

becomes the parent who let us down. Öbek fiiller

3:37

bizi hayal kırıklığına uğratan ebeveyne dönüşür.

Öbek fiiller

let us down: size güvenen birini hayal kırıklığına uğratmak

Let someone down, bir kişinin beklediği, ihtiyaç duyduğu veya yapacağınıza güvendiği şeyi yapmayarak onu hayal kırıklığına uğratmak demektir. Bu cümlede ebeveyn, beklenen desteği veya ilgiyi verememiştir. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne bir zamirse let ile down arasına gelir: let us down, let me down veya let them down; let down us denmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “bizi hayal kırıklığına uğratmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın. Zamiri doğru konumda tutun: We trusted you, so please don't ____.

Cevabı göster

let us down

Everything is pulled into question.

3:40

Her şey sorgulanmaya başlar.

Not only was the work subpar, Dilbilgisi

3:41

Sadece yapılan iş standart altı değildir,

we are a wretch,

3:44

biz bir zavallıyızdır,

an undeserved being,

3:45

hak etmeyen bir varlık,

a piece of excrement,

3:46

bir pislik parçası,

the worst person in the world.

3:47

dünyanın en kötü insanıyızdır.

Dilbilgisi

Cümle başında Not only + devrik yapı

Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde, o cümleye olumsuz ifadelere benzer güçlü bir vurgu kazandırır. Bu öne alma, özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar; bu nedenle Not only the work was subpar değil, Not only was the work subpar denir. Not only normalde, çoğu zaman but also ile birlikte, daha güçlü bir ek noktanın geleceğini gösterir. Burada peş peşe gelen kendini aşağılama ifadeleri, açıkça but also kullanılmadan ‘ayrıca ve daha da kötüsü’ anlamını verir. Bu, retorik bir kısaltmadır; tarafsız yazıda iki kısmı da açıkça belirtin.

Alıştırma

İki sonucu vurgulamak için cümle başındaki Not only yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Not only the new rule saved time, but it also reduced errors.
  2. Not only did the new rule save time, but it also reduced errors.
  3. The new rule not only did save time, but it also reduced errors.
Cevabı göster

Not only did the new rule save time, but it also reduced errors.

For that's how it all felt

3:49

Çünkü o zamanlar,

back then

3:51

kırılgan,

in a fragile,

3:52

savunmasız bir bebek zihninde

defenseless infant mind.

3:53

her şey tam da böyle hissediliyordu.

Knowing more about our tricky childhoods

3:56

Zorlu çocukluklarımız hakkında daha fazla şey bilmek,

provides us with a vital line of defense Deyimler

3:59

eleştirinin etkilerine karşı bize

against the effects of criticism.

4:01

hayati bir savunma hattı sağlar.

Deyimler

a vital line of defense against: mecazi koruma

A line of defense, insanı bir zarardan koruyan şey demektir. Bu cümlede mecazidir: çocukluğunuzu anlamak, eleştirinin sizi ne kadar güçlü etkilediğini azaltabilecek zihinsel bir kaynak sağlar. Vital, bu korumanın çok önemli görüldüğünü belirtir. Kalıp a line of defense against + tehdit veya sorun şeklindedir. Against, korumanın neye karşı olduğunu belirtir. Bu ifade, eleştirinin hiç yaşanmayacağı veya her eleştirinin reddedilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Regular backups are ____ permanent data loss.

Cevabı göster

a vital line of defense against

It means that we can be on our guard Deyimler

4:04

Bu, saldırıya uğradığımızda

when we are attacked

4:06

tehlikeyi gereksiz yere büyütmeye karşı

against raising the stakes unnecessarily. Deyimler

4:07

tetikte olabileceğimiz anlamına gelir.

Deyimler

Tetikte olmayı anlatan 'be on our guard'

Burada be on our guard, kendi verebileceğimiz tepkiye karşı tetikte olmak anlamına gelir. Cümle, saldırıya uğradığımızı hissettiğimizde durumu gereksiz yere ağırlaştırma dürtüsünü fark etmemiz gerektiğini anlatır. Yapı, özne + be fiilinin uygun biçimi + on + iyelik sözcüğü + guard şeklindedir. İyelik sözcüğü özneye uyar: I am on my guard ve we are on our guard. Bu ifade, tetikte ve hazır olma durumunu anlatır; güvenlik görevlisi olan bir kişiyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan deyimle tamamlayın ve we öznesine uyan iyelik biçimini kullanın: After two scam calls, we decided to ____ whenever an unknown number rang.

Cevabı göster

be on our guard

Deyimler

Riski veya sonuçları artıran 'raise the stakes'

Raise the stakes, bahislerden gelen bir mecazdır. Bir durumu daha riskli, daha ciddi veya daha maliyetli hâle getirerek kazanılacak ya da kaybedilecek şeyi artırmak anlamına gelir. Burada raising the stakes unnecessarily, sınırlı bir eleştiri veya anlaşmazlığı daha büyük bir kişisel çatışmaya gereksiz yere dönüştürmek demektir. İfade mecazidir; gerçek bir bahis veya para içermesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan deyimle tamamlayın: If both companies take the dispute to court, they will ____ for everyone involved.

Cevabı göster

raise the stakes

We can learn to separate out the verdict of today Öbek fiiller

4:10

Bugünün kararını,

from the emotional verdict

4:13

yanımızda taşıdığımız

we are carrying around with us Öbek fiiller

4:15

ve güncel olayları kullanarak sürekli

and always seeking to confirm

4:17

doğrulamaya çalıştığımız o duygusal karardan

with the use of current events.

4:19

ayırmayı öğrenebiliriz.

Öbek fiiller

separate out A from B: birbirine karışmış yargıları ayırmak

Separate out A from B, A ile B birbirine karışmışken A'yı belirleyip B'den ayırmak demektir. Yapı separate out + A + from + B şeklindedir; from ikinci unsuru getirir. Burada konuşmacı, bugünün gerçek yargısını daha eski bir duygusal yargıdan ayırır. Out, karışık bir bütünün içinden bir unsuru çekip çıkarma anlamını güçlendirir; bir şeyi dışarı taşımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi separate out A from B yapısının tamamıyla tamamlayın: To judge the feedback fairly, I need to ____ today's facts ____ my old fears.

Cevabı göster

separate out · from

Öbek fiiller

carrying around with us: içsel bir yükü taşımaya devam etmek

Carry something around (with you) yapısında carry mecazi olabilir: bir duyguyu, inancı, anıyı veya duygusal yükü sizi etkilemeye devam edecek şekilde uzun süre taşımak anlamına gelir. With you, bunun kişiden ayrılmadığını vurgular. Cümlede carrying fiilinin nesnesi the emotional verdict ifadesidir. Daha tam yapı the emotional verdict that we are carrying around with us şeklindedir. Fiziksel bir nesne taşınmamaktadır.

Alıştırma

Cümleyi carry something around with you yapısındaki eksik parçacıkla tamamlayın: Months later, she was still carrying that fear ____ with her.

Cevabı göster

around

We can learn that

4:21

Şunu öğrenebiliriz:

however sad the attacks we are facing, Dilbilgisi

4:23

Karşılaştığımız saldırılar ne kadar üzücü olursa olsun,

they are as nothing Deyimler

4:25

gerçek trajedinin

next to the real tragedy

4:26

ve hüznümüzün asıl nedeninin,

and the effective cause of our sadness,

4:28

yani o zamanlar işlerin ters gitmiş olmasının yanında

that things went wrong back then. Öbek fiiller

4:31

bir hiçtirler.

Dilbilgisi

however sad ...: “ne kadar ... olursa olsun” anlamında ödünleme

Burada however, “ancak” ya da “bununla birlikte” değil, “ne kadar ... olursa olsun” anlamındadır. sad sözcüğünü niteler ve bir ödünleme anlamı getirir: “karşı karşıya olduğumuz saldırılar ne kadar üzücü olursa olsun.” Yeniden kullanılabilecek tam kalıp however + sıfat/zarf + özne + fiildir. Bu yan cümle önce acı verici bir gerçeği güçlü biçimde kabul eder; ardından ana cümle karşılaştırma yoluyla bunun önemini sınırlar. Bu kalıp, bir noktayı kabul ederken onun sonraki iddiayı geçersiz kılmadığını göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Resmî ödünleme cümlesini no matter how anlamına gelen tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: ____ difficult the task is, we will continue.

Cevabı göster

However

Deyimler

as nothing next to: güçlü bir karşılaştırma

are as nothing next to the real tragedy ifadesindeki be as nothing next to, “... ile karşılaştırıldığında neredeyse önemsiz kalmak” anlamına gelir. Karşılaştırma, saldırıların acı verici olabileceğini kabul eder; ancak bunları daha derin trajedinin yanında önem bakımından çok küçük gösterir. Burada next to fiziksel konumu değil, karşılaştırma ölçütünü belirtir. Nispeten resmî olan bu ifade, iki şeyin önemi arasındaki çok büyük farkı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “... ile karşılaştırıldığında neredeyse önemsiz” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The delay was ____ the risk of losing the whole project.

Cevabı göster

as nothing next to

Öbek fiiller

things went wrong back then: o zamanlar işler ters gitti

things went wrong ifadesinde go bir bağ fiili olarak çalışır; wrong ise ortaya çıkan sonucu anlatır. İfade, olayların kötü geliştiğini veya olması gerektiği gibi ilerlemediğini belirtir. Yanlış bir yere doğru hareket etmek anlamına gelmez. Back then, bağlamdan anlaşılan geçmişteki bir dönemi gösterir. Burada ifade, geçmişteki bakım ve duygusal destek eksikliklerini belirli bir başarısızlığı veya suçlanacak kişiyi açıkça belirtmeden incelikli biçimde özetler.

Alıştırma

Bir olayın planlandığı gibi gelişmediğini söylemek için cümleyi go wrong ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The launch was carefully planned, but at the last minute, something ____.

Cevabı göster

went wrong

And so,

4:34

Ve böylece,

we can direct our attention Dilbilgisi

4:35

dikkatimizi

to where it really belongs,

4:37

gerçekten ait olduğu yere yönlendirebiliriz;

away from today's critics

4:39

bugünün eleştirmenlerinden uzağa

and towards the unconvinced parent of yesteryear.

4:40

ve geçmişin ikna olmayan ebeveynine doğru.

Dilbilgisi

direct our attention ... away from ... towards ...: dikkati bir odaktan diğerine yöneltmek

Cümle, yön bildiren mecazi bir çerçeve kullanır. Direct our attention to where it really belongs uygun odağı belirtir; away from today's critics ve towards the unconvinced parent of yesteryear ise eski odağı ve yeni odağı işaretler. Buradaki hareket zihinseldir, fiziksel değildir. Birlikte kullanılan away from ... towards ... edatları, dikkatin yeniden yönlendirilmesini kolayca takip etmeyi sağlar. Burada konuşan kişi, bugünkü üzüntünün açıklamasını günümüzün eleştirmenlerinden alıp geçmişte çocuğu yeterince tanımamış veya onaylamamış bir ebeveyne yöneltir. Yesteryear, geçmiş bir dönem için kullanılan edebî bir sözcüktür.

Alıştırma

Yön çiftini tam olarak away from ve towards ifadeleriyle tamamlayın: To solve the problem, we need to direct our attention ____ blaming individuals and ____ fixing the process.

Cevabı göster

away from · towards

We can forgive ourselves for being in this area

4:45

Bu alanda bulunduğumuz için,

through no fault of our own, Deyimler

4:48

kendi hatamız olmaksızın,

fatefully sensitive,

4:50

ölümcül derecede hassas olduğumuz

and in essence,

4:51

ve aslında

mentally unwell. Kelime

4:53

psikolojik olarak iyi olmadığımız için kendimizi affedebiliriz.

Deyimler

through no fault of our own: kendi hatamız olmadan

Through no fault of our own, bir durumda bulunmamıza rağmen o duruma yol açacak yanlış bir şey yapmadığımızı anlatır. Bu cümlede, anlatılan kişilerin sorumlu olmadığını açıkça belirtir. Kalıp through no fault of + iyelik ifadesi şeklindedir. İyelik biçimi kişiye uymalıdır: my own, your own, his own, her own, our own veya their own. Bu cümlede our own, we sözcüğüne gönderme yapar ve vurgu ekler.

Alıştırma

Cümleyi through no fault of + iyelik biçimi + own kalıbıyla tamamlayın: Maya followed every instruction, but her work was deleted by a system error ____.

Cevabı göster

through no fault of her own

Kelime

mentally unwell: ruhsal açıdan iyi olmamak

Mentally unwell, ruh sağlığının iyi olmaması veya duygusal ya da psikolojik zorluklar yaşanması anlamına gelir. Bu cümlede anlayış gerektiren bir durumu anlatır; kişinin bütün karakterini tanımlamaz. İfade bilinçli olarak geniş kapsamlıdır. Belirli bir tanının adını vermez, nedeni açıklamaz ve durumun ne kadar ağır ya da uzun süreli olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Bu iddianın uygun olup olmadığına karar verin: Someone who seems mentally unwell definitely has bipolar disorder.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

We cannot stop the attacks of the world, Anlatım akışı

4:55

Dünyanın saldırılarını durduramayız,

but we can,

4:57

ama

Anlatım akışı

We cannot A, but we can B: sınırlamalardan eyleme geçiş

We cannot A, but we can B kalıbı, önce konuşanın kontrolü dışındaki bir durumu kabul eder, ardından dikkati yapılabilecek bir eyleme yöneltir. Bu düzen, önerilerin ve sorun çözme anlatımının çaresiz ya da aşırı iddialı değil, gerçekçi duyulmasını sağlar. Bu kesitte but we can ifadesinden sonraki B bölümü henüz tamamlanmamıştır. Sondaki can, sonraki satırlarda açıklanacak eyleme işaret eder ve kısa bir beklenti yaratır.

Alıştırma

Önce bir sınırlamayı kabul edip ardından mümkün bir eylemi belirten resmî iki bölümlü kalıpla cümleyi tamamlayın: We ____ control the weather, but we ____ choose what to pack.

Cevabı göster

cannot · can

through an exploration of our histories,

4:58

geçmişimizi keşfederek

change what they mean to us.

5:01

bunların bizim için ne anlama geldiğini değiştirebiliriz.

We can also,

5:04

Ayrıca,

importantly,

5:05

ve bu önemlidir,

get a second chance. Kalıp ifadeler

5:05

ikinci bir şans elde edebiliriz.

Kalıp ifadeler

get a second chance: yeniden deneme fırsatı elde etmek

Get a second chance, önceki bir girişim, karar veya durum kötü sonuçlandıktan sonra yeni bir fırsat elde etmek demektir. Burada get, almak veya kendisine verilmek anlamındadır. İfade, harekete geçme, bir şeyi düzeltme veya gelişme yönünde yeni bir fırsata odaklanır; zamanın gerçekten geri gitmesi ya da önceki sonucun silinmesi anlamına gelmez. İkinci bir şans yardımcı olabilir, ancak başarıyı garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After Leo missed the deadline, his teacher allowed him to submit the project the next day, so he got ___.

  1. a second chance
  2. a second opinion
  3. second nature
Cevabı göster

a second chance

We can go back and correct

5:07

Geri dönüp

the original verdict of the world. Deyimler

5:09

dünyanın orijinal hükmünü düzeltebiliriz.

Deyimler

Bir metafor olarak “the original verdict of the world”

Burada “the original verdict of the world”, kişinin kendi değeri hakkında içselleştirdiği ilk yargıyı anlatan bir metafordur. Bu düşüncede “the world”, bütün insanları ya da toplumun tamamını değil, esas olarak kişinin hayatının ilk dönemlerinde ona bakım verenleri temsil eder. Bu yargıya “verdict” denmesi, onu mahkeme kararı gibi otoriter ve kesin gösterir. Cümle, bu erken sonucun daha sonra yeniden değerlendirilip düzeltilebileceğini söyler; gerçek bir hukuki kararı değiştirmekten veya tarihi yeniden yazmaktan söz etmez.

Alıştırma

Cümlede “the original verdict of the world” ne anlama geliyor?

  1. Bir mahkemenin suç hakkında verdiği resmî karar
  2. Çocuklukta yaşanan her şeyin nesnel kaydı
  3. Kişinin kendi değeri hakkında, hayatının ilk dönemlerinde ona bakım verenler aracılığıyla içselleştirdiği ilk yargı
Cevabı göster

Kişinin kendi değeri hakkında, hayatının ilk dönemlerinde ona bakım verenler aracılığıyla içselleştirdiği ilk yargı

We can take measures to expose ourselves Kalıp ifadeler

5:11

Kendimizi arkadaşlarımızın,

to the gaze of friends,

5:14

ya da daha ideali,

Kalıp ifadeler

“take measures to expose ourselves to the gaze of friends” ifadesinin anlamı

“Take measures to”, bir sonuca ulaşmak için bilinçli biçimde somut adımlar atmak anlamına gelir. Ardından gelen eylemi tesadüfen gerçekleşen bir şey değil, planlanmış bir tepki olarak sunar. “Expose ourselves to”, expose + oneself + to + isim şeklindeki dönüşlü yapıyı kullanır. Burada kişinin görülmeye ve değerlendirilmeye isteyerek izin vermesi anlamına gelir; “the gaze of friends” ise güvenilen arkadaşların ilgisini ifade eder. Özel bilgileri açıklamak veya bedeni teşhir etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki hedef ifadeyle tamamlayın: We can ____ protect our privacy and still ____ the gaze of trusted reviewers.

Cevabı göster

take measures to · expose ourselves to

or more ideally,

5:15

yetenekli bir psikoterapistin bakışlarına

of a talented psychotherapist

5:17

maruz bırakmak için adımlar atabiliriz.

who can hold up a more benign mirror Deyimler

5:19

Bize daha şefkatli bir ayna tutabilecek

and teach us a lesson

5:21

ve ta en başından

that should have been gifted us Kelime

5:23

bize hediye edilmiş olması gereken

from the start.

5:24

o dersi bize öğretebilecek birinin bakışlarına.

Deyimler

“hold up a more benign mirror” ifadesindeki ayna metaforu

Burada mirror, başka birinin bize yansıttığı benlik görüntüsünün metaforudur. Bir psikoterapist, kendimizi daha net görmemize yardımcı olarak bu aynayı bize “tutabilir”. Benign, körü körüne olumlu değil; nazik ve zarar vermeyen demektir. Bu yansıma kusurlar konusunda yine dürüst olabilir, ancak acımasız veya çarpıtılmış bir yargıyı tekrarlamaz.

Alıştırma

Bu bağlamda "hold up a more benign mirror" ne anlama gelir?

  1. Başka biri adına karar vermek
  2. Ne yaparsa yapsın birini övmek
  3. Birine fiziksel yansımasını göstermek
  4. Bir kişinin kim olduğuna dair daha nazik ve daha az zarar verici bir bakış sunmak
Cevabı göster

Bir kişinin kim olduğuna dair daha nazik ve daha az zarar verici bir bakış sunmak

Kelime

Edebî edilgen yapı “should have been gifted us”

Should have been gifted us, gift someone something çift nesneli yapısının edilgen biçimidir. Lesson verilen şey, us ise alıcıdır; açık biçimi should have been gifted to us şeklindedir. Should have been, bunun daha önce gerçekleşmesi gerektiğini ancak gerçekleşmediğini belirtir. Bu edilgen yapıda gifted sonrasında to kullanılmaması belirgin ve edebî bir yapıdır; çağdaş günlük İngilizcede yaygın değildir.

Alıştırma

"a lesson that should have been gifted us" ifadesinin çağdaş ve tarafsız İngilizcedeki en açık karşılığı hangisidir?

  1. a lesson that should have given us guidance
  2. a lesson that should have been given to us
  3. a lesson that we should have given to someone
Cevabı göster

a lesson that should have been given to us

That,

5:26

Şunu ki:

like every human,

5:26

Her insan gibi,

whatever our flaws, Dilbilgisi

5:28

kusurlarımız ne olursa olsun,

we deserve to be here. Ton ve niyet

5:29

biz burada olmayı hak ediyoruz.

Dilbilgisi

Ödünleme ifadesi olarak Whatever our flaws

Whatever our flaws, türü ya da sayısı ne olursa olsun “kusurlarımız ne olursa olsun” anlamına gelir. Whatever bir ödünleme anlamı getirir: bir zayıflığı kabul eder ancak bu zayıflığın ana yargıyı değiştirmesine izin vermez. Bu ifadeden sonraki sonuç her durumda geçerliliğini korur. Yeniden kullanılabilen yapı Whatever + isim öbeği, ardından virgül ve tam bir cümlecik biçiminde olabilir: Whatever the reason, we need to decide.

Alıştırma

Hangi cümlede zorlukların sonucu değiştirmediğini belirtmek için Whatever + isim yapısı kullanılmıştır?

  1. We will choose whichever difficulty looks easiest.
  2. Whatever the difficulties, we will keep working.
  3. We will start whenever the difficulties are gone.
Cevabı göster

Whatever the difficulties, we will keep working.

Ton ve niyet

Değer teyidi olarak We deserve to be here

Bu destekleyici bağlamda here belirli bir oda veya mekânı göstermez. We deserve to be here, kusurlu olsalar bile insanların dünyada haklı bir yere ve temel insanlık değerine sahip olduklarını teyit eder. Bu ifade utanç duygusuna ve bir yere ait olmama hissine karşı çıkar. Her davranışın kabul edilebilir olduğu veya hiç kimsenin sonuçlarla yüzleşmesi gerekmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Yargılayın: Utanç ve öz değer hakkındaki bir konuşmada You deserve to be here, kişinin yalnızca bir odada bulunma hakkını değil, temel değerini de teyit edebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

At The School of Life,

5:36

The School of Life'ta,

we believe that confidence is a skill we can learn.

5:37

özgüvenin öğrenebileceğimiz bir beceri olduğuna inanıyoruz.

Our confidence prompt cards

5:40

Özgüven destek kartlarımız,

are designed to help us master this mysterious art.

5:43

bu gizemli sanatta ustalaşmamıza yardımcı olmak için tasarlandı.

Click now to learn more.

5:46

Daha fazlasını öğrenmek için şimdi tıklayın.