Kötü Bir Çocukluk Geçirdiğinizde Eleştiri Almak: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Eleştiri, çocukluktan gelen sert bir hükümle birleşince felaket gibi hissedilebilir. Bugünkü geri bildirimi eski yaradan ayırmak etkisini azaltır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in the hands of our earliest caregivers.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek anlamda elde değil, birinin bakımı veya etkisi altında olmayı anlayın. 2. “fell short of expectations,” — Öbek fiiller: işin beklenen düzeye ulaşmadığını tam başarısızlık demeden ifade edin. 3. “however sad the attacks we are facing,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: however + sıfat yapısını karşıtlık değil, “ne kadar üzücü olursa olsun” anlamında tanıyın.
Bu derste
is one of the most challenging aspects of any life. Dilbilgisi
0:07hayattaki en zorlu durumlardan biridir.
judge someone to be + tümleç yapısı
judge us to be foolish ifadesinde judge, yalnızca mahkemede hüküm vermek değil, biri hakkında görüş oluşturmak veya onu değerlendirmek anlamına gelir. us nesnesinden sonra to be ve foolish sıfatı gelir; foolish, başkalarının bizim için geçerli olduğuna inandığı durumu anlatır. Aynı kalıp birden fazla sıralı tümleç alabilir: foolish, perverse, ugly ve unpleasant ifadelerinin tümü judge us to be yapısını tamamlar. Genel olarak judge + object + to be + complement, bir değerlendirmeyi üzerinde düşünülmüş bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
judged, the proposal ve to be ifadelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: After reviewing the costs, the board ____ too risky.
Cevabı göster
judged the proposal to be
one of the most challenging + çoğul isim
one of the most challenging aspects ifadesinde one, daha büyük bir gruptan tek bir üyeyi seçer. the most challenging bu grubu zorluk bakımından en üst düzeye yerleştirirken one of, cümlenin bunun tek zorlayıcı yön olduğunu iddia etmediğini gösterir. one of the + en üstünlük derecesinden sonra gelen sayılabilir isim çoğul olmalıdır; çünkü yapı birden fazla üyesi olan bir gruba gönderme yapar: one of the most challenging aspects. To learn ... mastar yapısının tamamı tek bir deneyimi adlandırdığı için tekil is fiilini alır.
Alıştırma
aspect kelimesinin doğru biçimini kullanın: Learning to ask for help can be one of the most difficult ____ of growing up.
Cevabı göster
aspects
the impact of criticism is hugely variable
0:12eleştirinin etkisi kişiden kişiye büyük ölçüde değişir
and depends ultimately on a rather unexpected detail. Anlatım akışı
0:15ve nihayetinde oldukça beklenmedik bir detaya bağlıdır.
“oldukça beklenmedik bir ayrıntı”… “nasıl bir çocukluk geçirdiğimiz”: geciktirilmiş açıklama
“A rather unexpected detail” gerçek nedeni hemen söylemeyerek merak uyandırır. Duraklamadan sonra gelen “What sort of childhood we have had” parçası bu ayrıntının içeriğini açıklar ve çocukluğa özel vurgu kazandırır. Parça what ile başlasa da burada doğrudan bir soru değildir. Ayrıntının ne olduğunu belirten, isim gibi işleyen bir içerik yan cümlesidir; bu nedenle soru dizilişi have we had yerine bildirme dizilişi we have had kullanılır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, önce belirsiz bir neden veya ayrıntı sunup ardından kısa bir duraklamayla içeriği açıklamaktır.
Alıştırma
İkinci parça bu bölümde hangi işlevi görür?
- Konuşmacı dinleyicilerden çocukluklarını sesli olarak anlatmalarını ister.
- Konuşmacı temel bilgiyi geciktirir, ardından beklenmedik ayrıntının çocukluk olduğunu açıklar.
- Konuşmacı çocukluğun önemli olduğuna dair önceki bir iddiayı düzeltir.
Cevabı göster
Konuşmacı temel bilgiyi geciktirir, ardından beklenmedik ayrıntının çocukluk olduğunu açıklar.
The clue as to whether criticism will be experienced as merely unpleasant Dilbilgisi
0:23Eleştirinin sadece hoş olmayan bir şey olarak mı,
in the hands of our earliest caregivers. Deyimler
0:32bize ilk bakım verenlerin ellerinde gizlidir.
The clue as to whether: henüz çözülmemiş olasılıkları sunmak
“The clue as to whether ...”, ‘…… olup olmadığına karar vermeye yardımcı olan bilgi’ anlamına gelir. Buradaki as to, ‘…… sorusuyla ilgili’ anlamına gelen resmî bir bağlayıcıdır; karşılaştırma belirtmez. Whether yan cümlesi merely unpleasant ve wholly catastrophic sonuçlarını karara bağlanacak iki olasılık olarak sunar. Cümle The clue ... lies in ... çerçevesini kullanır. Önce karara bağlanacak soruyu belirtir; ardından lies in, cevabın nerede bulunduğunu, yani uzun zaman önce olanlarda yattığını gösterir. Böyle uzun bir cümlede ana fiil lies bulunmadan önce whether yan cümlesinin tamamı clue sözcüğüne bağlı bilgi olarak ele alınmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi, henüz çözülmemiş bir whether sorusunu tanıtan beş sözcüklü resmî yapıyla tamamlayın: “____ the treatment will succeed lies in the next set of test results.”
Cevabı göster
The clue as to whether
in the hands of our earliest caregivers: ilk bakım verenlerimizin bakımı ve etkisi altında
In the hands of someone, bir kişinin bakımı, kontrolü, sorumluluğu veya etkisi altında olmak demektir. Burada ifade, ilk bakım verenlerimizin bizden sorumlu olduğunu ve erken dönem deneyimlerimizi şekillendirdiğini anlatır. Bu kullanım mecazidir; bir çocuğun fiziksel olarak birinin ellerinde tutulduğu anlamına gelmez. of sonrasındaki isim öbeği, güç veya sorumluluk sahibi kişi ya da grubu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “kontrolü veya sorumluluğu altında” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The final decision is ____ the review panel.
Cevabı göster
in the hands of
What is meant by X is Y: X'in anlamını tanımlamak
What is meant by X is Y bir tanım kalıbıdır. What is meant by X yan tümcesinin tamamı özne işlevi görür; is sonrasındaki Y ise bu tartışmada X ile kastedilen anlamı verir. Burada kalıp, bad childhood ifadesinin anlamını sevgi meselesiyle sınırlar. What doğrudan bir soru sormaz; cümle, terimin hangi anlamda kullanıldığını bildirir.
Alıştırma
Dersteki kalıpla resmî tanımı tamamlayın: In this policy, ____ "urgent" ____ taking action within 24 hours.
Cevabı göster
what is meant by · is
An infant arrives in the world with a very limited capacity Kalıp ifadeler
0:42Bir bebek dünyaya çok sınırlı bir kapasiteyle,
a very limited capacity to endure: capacity to + fiil
Capacity to + fiil, bir şeyi yapma veya bir şeye dayanma yetisini ya da içsel kaynaklarını ifade eder. Very limited, bu kapasitenin üst sınırının çok düşük olduğunu vurgular. Buradaki endure, zor bir deneyime dayanmaya devam etmek anlamındadır. İfade, bir bebeğin kendi varoluşuna duygusal olarak dayanma kapasitesinin çok az olduğunu anlatır; bir kabın fiziksel hacmini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede capacity to + fiil, ne kadar işin karşılanabileceğine ilişkin üst sınırı anlatır?
- The tank has a capacity of 500 liters.
- Leila has the ability to solve the puzzle quickly.
- The small team has limited capacity to handle more urgent requests.
Cevabı göster
The small team has limited capacity to handle more urgent requests.
It is ... that: temel nedeni odağa getirmek
It is X that ... bir cleft cümlesidir ve X'i odak konumuna getirir. Burada X, the tolerance, enthusiasm, and forgiveness of another person biçimindeki sıralı isim grubunun tamamıdır; dolayısıyla bu nitelikler temel neden olarak sunulur. Aynı temel önerme cleft yapı olmadan da ifade edilebilir: bu üç nitelik bizi zamanla varoluşa alıştırır. Cleft yapı, etkiyi başka bir unsurun değil özellikle bu unsurun yarattığına dair karşıtlık ekler.
Alıştırma
It is/was X that cleft çerçevesinin eksik iki bölümünü tamamlayın. Olay geçmişte gerçekleşmiştir: ____ the safety check ____ caught the fault before launch.
Cevabı göster
It was · that
acclimatize someone to something: acclimatizes us to existence ile bizi varoluşa zamanla alıştırmak
Acclimatize someone to something, bir kişinin yeni bir duruma veya ortama zamanla alışmasını sağlamak demektir. Bu cümlede us etkilenen kişileri, existence ise birlikte yaşamayı yavaş yavaş öğrendiğimiz durumu gösterir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir ve amaç bildirmez. İfade, varoluşun kendisini başka bir insanın ilgisi sayesinde zamanla dayanıp kabul edebildiğimiz bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi acclimatize fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The orientation program ____ the new staff ____ the daily routine.
Cevabı göster
acclimatizes · to
Our caregivers' characteristic way of looking at us Anlatım akışı
0:57Bakım verenlerimizin bize has bakış açısı,
the way ... becomes the way ... ile kaynak ve sonucu aynalayan yapı
Cümle, becomes sözcüğünün iki yanında the way + yan cümle kalıbını tekrarlar. İlk kalıp, bakım verenlerin bizi nasıl gördüğü ve bize nasıl davrandığı olan kaynağı; ikinci kalıp ise daha sonra kendimizi nasıl gördüğümüz olan sonucu belirtir. Aynı kalıbın tekrarı bir ayna ilişkisi kurar: Bir insanın bize bakışı, bizim kendimize bakışımız olur. Bu bağlamda look at ve consider, yalnızca gözle bakmak veya bir karar üzerine düşünmek değil, birini belli bir şekilde görmek ya da değerlendirmek anlamındadır.
Alıştırma
Derste tekrarlanan ifadeyi kullanarak aynalı yapıyı tamamlayın: ____ our manager responds to mistakes often becomes ____ the team responds to them.
Cevabı göster
The way · the way
Bir yöntemi vurgulayan It's by ... that ... kalıbı
It's by + -ing yapısı veya isim öbeği + that + yan cümle kalıbı, bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi özellikle vurgular. Buradaki yöntem being loved by another, sonuç ise kendimize daha şefkatli bir gözle bakmayı öğrenmemizdir. İki by farklı görevler üstlenir: ilk by yöntemi tanıtır; being loved by another içindeki ikinci by ise sevgiyi veren kişiyi belirtir. Being loved edilgen bir ulaç öbeğidir ve bu nedenle ilk by sözcüğünden sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kısaltılmış vurgu kalıbıyla tamamlayın: ____ checking each source carefully ____ we avoid spreading false claims.
Cevabı göster
It's by · that
acquire the art of ... ve look sympathetically on
Acquire the art of + -ing, bir sanat eseri edinmek değil, incelikli bir beceriyi zamanla geliştirmek anlamına gelir. Art ismi, bu beceriyi deneyim ve muhakeme yoluyla öğrenilen bir şey olarak sunar. Burada looking sympathetically on, bir şeye anlayış, şefkat ve hoşgörüyle bakmak anlamındadır. İfade, kusurlu benliğimizi nasıl değerlendirdiğimizi anlatır; yalnızca gözle bakmayı veya kenarda durup izlemeyi anlatmaz.
Alıştırma
"Over time, he acquired the art of looking sympathetically on other people's mistakes," cümlesinde hangi beceriyi geliştirdi?
- Hataları anlayış ve şefkatle değerlendirme becerisi.
- Hatalar olurken karışmadan izleme alışkanlığı.
- Hataları görsel olarak daha hızlı fark etme tekniği.
Cevabı göster
Hataları anlayış ve şefkatle değerlendirme becerisi.
not in our remit: bize verilen kapsamın dışında
Bu cümlede not in our remit, “bizim ele almamız veya gerçekleştirmemiz gereken kapsamın içinde değil” anlamına gelir. İfade, yardım almadan kendimize inanmayı tek başımıza kolayca oluşturamayacağımız bir şey olarak sunar; reddettiğimiz kişisel bir görev olarak değil. Remit, kişiye veya kuruma verilmiş bir sorumluluk ya da faaliyet alanıdır. Aktarılabilir kalıp be in/within someone's remit şeklindedir; olumsuz biçimler arasında not in/within someone's remit ve outside someone's remit bulunur.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kararın yasak olduğunu değil, ekibe verilen kapsamın dışında olduğunu belirtir?
- That decision is not reliable.
- That decision is not in our remit.
- We are not permitted to make that decision.
Cevabı göster
That decision is not in our remit.
of having been valued inordinately by another person Dilbilgisi
1:21Hayatın başında başka biri tarafından ölçüsüzce değer gördüğümüz hissine.
as a protection against the subsequent neglect of the world. Kalıp ifadeler
1:26dünyanın sonraki ihmallerine karşı bir koruma görevi görür.
utterly reliant on: tamamen bağımlı olma
Utterly reliant on, “tamamen bağımlı olmak” anlamına gelir. Reliant bir sıfattır; bu nedenle yapı be reliant on + isim veya -ing biçimidir. Utterly, bağımlılığın derecesini güçlendirir. Burada bağımlı olunan şey, geçmişte derinden değer görmüş olmaya dair içsel bir duygudur. İfade, bu duyguyu yalnızca yararlı bir şey değil, temel bir koruma olarak sunar.
Alıştırma
Utterly + reliant + gerekli edattan oluşan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The shelter is ____ donations during the winter.
Cevabı göster
utterly reliant on
having been valued inordinately by another person: daha önceki edilgen bir deneyim
an inner sense of having been valued... isim öbeğinde having been valued, of sonrasında kullanılan tamamlanmış edilgen gerund yapısıdır. Valued edilgendir; by another person ise değer verme eylemini yapan kişiyi belirtir. Tamamlanmış biçim, bu deneyimi daha sonraki içsel duygudan ve bağımlılık durumundan önceye yerleştirir. Birinin kişiyi şu anda değerlendirdiğini değil, geçmiş bir deneyimin kalıcı etkisini anlatır. Inordinately, valued sözcüğünü güçlendirerek 'alışılmadık veya aşırı bir derecede' anlamını verir.
Alıştırma
Önceki olay için select fiilini tamamlanmış edilgen gerund biçiminde kullanın: After the results were announced, she was grateful for ____ by the committee.
Cevabı göster
having been selected
as a protection against subsequent neglect: işlev ve karşı konulan tehdit
Burada as, 'rolünde' veya 'olarak' anlamına gelir. İçsel duygu, kişiyi koruyan bir şey olarak sunulur; as, 'çünkü' ya da '-dığında' anlamında değildir. Protection against, bir savunmayı karşı koyduğu zarar veya riskle bağlar. Subsequent neglect daha sonra ortaya çıkan tehdittir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X serves or acts as a protection against Y şeklindedir.
Alıştırma
Bu dersteki 'bir şeye karşı savunma rolünde' anlamına gelen dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Her savings served ____ unexpected medical bills.
Cevabı göster
as a protection against
One will do: bir tanesinin yeterli olduğunu söylemek
Burada One, one person yani bir kişinin yerine kullanılır. Önceki cümle kastedilen şeyi açıkça belirttiği için person ismi atılmıştır. Bu tür bir kullanım, bağlamdan anlaşılan sayılabilen bir ismin tekrarını önler. One will do ifadesinde will do, “yeterli olacak” veya “iş görecek” anlamına gelir. Bu yapıda do nesne almaz; ifade gelecekte yapılacak bir eylemi anlatmak yerine yeterliliği değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi “yeterli olacak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We only need one charger. One ____.
Cevabı göster
will do
Bad childhoods have an unfortunate tendency Kalıp ifadeler
1:50Kötü çocuklukların, talihsiz bir şekilde
to drive us to seek out situations Öbek fiiller
1:53bizi belirli durumlara arayışa itme eğilimi vardır:
have an unfortunate tendency to + fiil
have a tendency to + fiilin yalın hâli yapısı, tekrarlanan veya gerçekleşmesi muhtemel bir davranışı ya da sonucu anlatır. Kesinlik değil bir örüntü sunduğu için istisnalar mümkündür. Unfortunate, tendency sözcüğünü niteler ve konuşanın bu örüntü hakkındaki olumsuz değerlendirmesini ekler. Bu cümlede Bad childhoods, insanları onay bulabilecekleri durumları aramaya sık sık yönelten bir unsur olarak sunulur.
Alıştırma
İkinci cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: These cheap batteries often die without warning. They ____ fail when we need them most.
Cevabı göster
have an unfortunate tendency to
seek out: belirli bir hedefi bilinçli olarak aramak
Bu cümlede seek out, belirli durumları bilinçli olarak aramak ve bulmaya çalışmak anlamına gelir. İnsanlar doğrudan onayı değil, olağanüstü güçlü bir onayın mümkün olabileceği durumları arıyor. out parçacığı, seçilmiş bir hedefi bulmak için etkin ve amaçlı bir çaba gösterme anlamı katar. İçeriden dışarı çıkmak anlamına gelmez. seek out ifadesinin geçmiş zaman biçimi sought out şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “bulmak için bilinçli olarak çaba göstermek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: When the problem became complex, Maya decided to ____ an experienced adviser.
Cevabı göster
seek out
outsized approval ... outsized disapproval: alışılmadık ölçüde büyük tepkiler
Burada outsized, normal veya orantılı olandan çok daha büyük anlamına gelir. Hem approval hem de disapproval sözcüğünü niteler ve bir paralellik kurar: olağanüstü güçlü övgü alma ihtimali, olağanüstü güçlü eleştiriyle karşılaşma riskini de beraberinde getirir. Soyut bağlamlarda outsized sıklıkla etkiyi, nüfuzu, ilgiyi, getirileri, ödülleri veya tepkileri niteler. Yalnızca büyük bir giysi bedenini değil, olağanüstü büyüklükte bir ölçeği ifade eder.
Alıştırma
“The rookie had an outsized impact on the final game,” cümlesinde outsized ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak sığmayacak kadar büyük
- Dikkatle ölçülmüş ve kontrol edilmiş
- Normalde beklenenden çok daha büyük
Cevabı göster
Normalde beklenenden çok daha büyük
into attempts to be famous and visibly successful.
2:19ünlü olmak ve gözle görülür şekilde başarılı olmak için olağanüstü çaba sarf ederler.
put unusual effort into attempts to yapısı ve anlamı
put effort into + isim veya -ing biçimi yapısı, bir faaliyete ya da hedefe zaman ve enerji harcamak anlamına gelir. unusual gibi bir sıfat, gösterilen çabanın derecesinin alışılmışın dışında olduğunu belirtebilir. Burada into doğrudan attempts ismini alır. to be famous and visibly successful mastar yapısı, bu girişimlerin neyi başarmayı amaçladığını belirterek attempts sözcüğünü tamamlar; into sözcüğünün nesnesi değildir.
Alıştırma
Cümleyi put effort into ile tamamlayın: The team ____ making the app easier to use.
Cevabı göster
put effort into
the unqualified confirmation they seek.
2:26aradıkları o kayıtsız şartsız onayı asla vermeyecektir.
the world at large: toplumun geneli
The world at large, belirli bireyler veya gruplar yerine geniş bir kitle olarak görülen toplum ya da genel olarak insanlar demektir. Kelime anlamıyla Dünya üzerindeki her yeri ifade etmez. Bu cümlede ifade, öznenin kapsamını çok genişletir: toplumun geneli, anlatılan kişilere aradıkları eksiksiz ve koşulsuz onayı sağlayamaz.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The report drew little attention from the world at large. the world at large neyi ifade ediyor?
- toplum veya genel olarak insanlar
- belirli bir uzman grubu
- Dünya üzerindeki her ülke ve yer
Cevabı göster
toplum veya genel olarak insanlar
Bir mecaz olarak bashed about by their own pasts
Bu cümlede bashed about, fiziksel darbelerle ilgili bir görüntüyü mecaz olarak kullanır. Bu kişiler tekrar tekrar sağa sola savrulmuş gibi anlatılır; ancak zarar veren güç gerçek darbeler değil, kendi geçmişlerindeki acı verici deneyimlerdir. Edilgen be bashed about by X kalıbı, X'i zarara yol açan güç olarak gösterir. Burada kalıcı duygusal yaraların başkalarına nazik davranmayı zorlaştırabileceğini anlatır; her eleştirmenin böyle bir geçmişi olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
After years of setbacks, he felt bashed about by his past cümlesinde bashed about by his past ne anlama gelir?
- Geçmişini hatırlayamadığı için kafası karışmış olmak.
- Geçmişte tanıdığı biri tarafından gerçekten dövülmüş olmak.
- Önceki deneyimler yüzünden duygusal olarak incinmiş ve yıpranmış olmak.
Cevabı göster
Önceki deneyimler yüzünden duygusal olarak incinmiş ve yıpranmış olmak.
however enthusiastic the crowd as a whole might be. Dilbilgisi
2:41kalabalığın geneli ne kadar coşkulu olursa olsun.
it's to these voices that: to içeren bir it-cleft yapısı
it's to these voices that... bir it-cleft vurgu yapısıdır. Nötr anlatım olan those with bad childhoods will be attuned to these voices cümlesindeki to these voices edat tümlecini odak konumuna taşır. Temel ifade be attuned to something'dir ve bir şeyi fark etmeye ya da ona karşı duyarlı tepki vermeye yatkın olmak anlamına gelir. Bu nedenle to, attuned ile bağlantılıdır; mastar işareti değildir. Yapı, kalabalığın geneli coşkulu olsa bile özellikle fark edilenlerin eleştirel sesler olduğunu vurgular.
Alıştırma
her coach ifadesini vurgulamak için cümleyi It was to X that kalıbıyla tamamlayın: ____ her coach ____ Nina spoke first.
Cevabı göster
It was to · that
however + sıfat + özne + might be
however enthusiastic the crowd as a whole might be ifadesinde however, ‘ancak’ değil, ‘ne kadar … olursa olsun’ anlamına gelir. Bir ödünleme bildirir: kalabalığın coşkusu çok yüksek bir dereceye ulaşsa bile ana ifade geçerliliğini korur. Kalıp however + sıfat veya zarf + özne + fiildir. Burada enthusiastic doğrudan however’dan sonra gelir; might be ise ana sonucun belirsiz olduğunu göstermeden dereceyi açık bırakır. Bu kısa yapı özellikle resmî yazılarda ve özenli konuşmada yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle “No matter how difficult the route might be, the team will continue” anlamını doğru biçimde verir?
- However difficult the route might be, the team will continue.
- However the route might be difficult, the team will continue.
- However, difficult the route might be, the team will continue.
Cevabı göster
However difficult the route might be, the team will continue.
İsim öbeği olarak the here and now
The here and now, şimdiki anı ve mevcut gerçekliği anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede, geçmiş deneyimlerden taşınan ek anlamlar olmadan, şu anda gerçekten duyulan eleştiriyi ifade eder. Sözcükler tek bir isim öbeği oluşturduğu için in the here and now ve focus on the here and now gibi yapılarda the tanımlığı kullanılır. Here ve now birbirinden ayrı iki hedef değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede the here and now, hemen yapılacak bir eylem yerine mevcut gerçeklik anlamında kullanılmıştır?
- Please send the form here and now.
- We need to leave right now.
- Try to deal with what is happening in the here and now.
Cevabı göster
Try to deal with what is happening in the here and now.
that our work fell short of expectations, Öbek fiiller
3:09çalışmamızın beklentileri karşılamadığını,
that we must try harder with our assignments,
3:12görevlerimizde daha fazla çabalamamız gerektiğini,
fell short of expectations: beklentilerin altında kalmak
“Fell short of expectations”, çalışmanın insanların beklediği düzeye ulaşmadığı anlamına gelir. Burada short fiziksel uzunluğu anlatmaz. Kalıp fall short of + bir standart, hedef, miktar veya beklenti şeklindedir. Kişinin bütünüyle başarısız olduğunu söylemeden, sonucu ölçülü biçimde olumsuz değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için fall short of ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: Although the proposal had good ideas, it ____ the committee's expectations.
Cevabı göster
fell short of
Criticism takes them straight back to the primordial injury, Öbek fiiller
3:23Eleştiri onları doğrudan ilk yaralarına götürür,
takes them straight back to: onları anında geçmişe götürmek
“Takes them straight back to”, eleştirinin önceki acı verici bir anıyı veya duygusal durumu hemen yeniden canlandırdığı anlamına gelir. Fiziksel bir yolculuk söz konusu değildir. Mecazi kullanımda take + someone + back to + a time, event, or experience kalıbı, geçmişi yeniden canlı hissettiren bir tetikleyiciyi anlatabilir. Straight, anındalık ve doğrudanlık katar: şimdiki deneyim geçmişle hemen bağlantı kurar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için take + someone + straight back to yapısını doğru biçimde kullanın: That old song ____ my first summer away from home.
Cevabı göster
takes me straight back to
becomes entwined with the attacks of the past: geçmiş saldırılarla duygusal olarak iç içe geçmek
Bu cümlede becomes entwined with, “bir şeyle sıkı biçimde iç içe geçmek” anlamına gelir. Şimdiki saldırı geçmişteki acı verici saldırılarla birlikte yaşandığı için duyguları birbirinden ayırmak zorlaşır. Bu imge, ipliklerin birbirine dolanmasından gelir. Burada mecazidir: Fiziksel bir dolanmayı anlatmaz ve şimdiki saldırılarla geçmiştekilerin nesnel olarak tamamen aynı olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bu cümlede becomes entwined with the attacks of the past ne anlama gelir?
- Şimdiki eleştiriyle geçmişteki saldırıların aynı olduğunu kanıtlamıştır.
- Şimdiki tepkisi geçmişteki yaralarla duygusal olarak iç içe geçmiştir.
- Saldırılarla ilgili kayıtları fiziksel olarak birbirine bağlamıştır.
Cevabı göster
Şimdiki tepkisi geçmişteki yaralarla duygusal olarak iç içe geçmiştir.
becomes the parent who let us down. Öbek fiiller
3:37bizi hayal kırıklığına uğratan ebeveyne dönüşür.
let us down: size güvenen birini hayal kırıklığına uğratmak
Let someone down, bir kişinin beklediği, ihtiyaç duyduğu veya yapacağınıza güvendiği şeyi yapmayarak onu hayal kırıklığına uğratmak demektir. Bu cümlede ebeveyn, beklenen desteği veya ilgiyi verememiştir. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne bir zamirse let ile down arasına gelir: let us down, let me down veya let them down; let down us denmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “bizi hayal kırıklığına uğratmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın. Zamiri doğru konumda tutun: We trusted you, so please don't ____.
Cevabı göster
let us down
Cümle başında Not only + devrik yapı
Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde, o cümleye olumsuz ifadelere benzer güçlü bir vurgu kazandırır. Bu öne alma, özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar; bu nedenle Not only the work was subpar değil, Not only was the work subpar denir. Not only normalde, çoğu zaman but also ile birlikte, daha güçlü bir ek noktanın geleceğini gösterir. Burada peş peşe gelen kendini aşağılama ifadeleri, açıkça but also kullanılmadan ‘ayrıca ve daha da kötüsü’ anlamını verir. Bu, retorik bir kısaltmadır; tarafsız yazıda iki kısmı da açıkça belirtin.
Alıştırma
İki sonucu vurgulamak için cümle başındaki Not only yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Not only the new rule saved time, but it also reduced errors.
- Not only did the new rule save time, but it also reduced errors.
- The new rule not only did save time, but it also reduced errors.
Cevabı göster
Not only did the new rule save time, but it also reduced errors.
a vital line of defense against: mecazi koruma
A line of defense, insanı bir zarardan koruyan şey demektir. Bu cümlede mecazidir: çocukluğunuzu anlamak, eleştirinin sizi ne kadar güçlü etkilediğini azaltabilecek zihinsel bir kaynak sağlar. Vital, bu korumanın çok önemli görüldüğünü belirtir. Kalıp a line of defense against + tehdit veya sorun şeklindedir. Against, korumanın neye karşı olduğunu belirtir. Bu ifade, eleştirinin hiç yaşanmayacağı veya her eleştirinin reddedilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Regular backups are ____ permanent data loss.
Cevabı göster
a vital line of defense against
Tetikte olmayı anlatan 'be on our guard'
Burada be on our guard, kendi verebileceğimiz tepkiye karşı tetikte olmak anlamına gelir. Cümle, saldırıya uğradığımızı hissettiğimizde durumu gereksiz yere ağırlaştırma dürtüsünü fark etmemiz gerektiğini anlatır. Yapı, özne + be fiilinin uygun biçimi + on + iyelik sözcüğü + guard şeklindedir. İyelik sözcüğü özneye uyar: I am on my guard ve we are on our guard. Bu ifade, tetikte ve hazır olma durumunu anlatır; güvenlik görevlisi olan bir kişiyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan deyimle tamamlayın ve we öznesine uyan iyelik biçimini kullanın: After two scam calls, we decided to ____ whenever an unknown number rang.
Cevabı göster
be on our guard
Riski veya sonuçları artıran 'raise the stakes'
Raise the stakes, bahislerden gelen bir mecazdır. Bir durumu daha riskli, daha ciddi veya daha maliyetli hâle getirerek kazanılacak ya da kaybedilecek şeyi artırmak anlamına gelir. Burada raising the stakes unnecessarily, sınırlı bir eleştiri veya anlaşmazlığı daha büyük bir kişisel çatışmaya gereksiz yere dönüştürmek demektir. İfade mecazidir; gerçek bir bahis veya para içermesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan deyimle tamamlayın: If both companies take the dispute to court, they will ____ for everyone involved.
Cevabı göster
raise the stakes
separate out A from B: birbirine karışmış yargıları ayırmak
Separate out A from B, A ile B birbirine karışmışken A'yı belirleyip B'den ayırmak demektir. Yapı separate out + A + from + B şeklindedir; from ikinci unsuru getirir. Burada konuşmacı, bugünün gerçek yargısını daha eski bir duygusal yargıdan ayırır. Out, karışık bir bütünün içinden bir unsuru çekip çıkarma anlamını güçlendirir; bir şeyi dışarı taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi separate out A from B yapısının tamamıyla tamamlayın: To judge the feedback fairly, I need to ____ today's facts ____ my old fears.
Cevabı göster
separate out · from
carrying around with us: içsel bir yükü taşımaya devam etmek
Carry something around (with you) yapısında carry mecazi olabilir: bir duyguyu, inancı, anıyı veya duygusal yükü sizi etkilemeye devam edecek şekilde uzun süre taşımak anlamına gelir. With you, bunun kişiden ayrılmadığını vurgular. Cümlede carrying fiilinin nesnesi the emotional verdict ifadesidir. Daha tam yapı the emotional verdict that we are carrying around with us şeklindedir. Fiziksel bir nesne taşınmamaktadır.
Alıştırma
Cümleyi carry something around with you yapısındaki eksik parçacıkla tamamlayın: Months later, she was still carrying that fear ____ with her.
Cevabı göster
around
however sad the attacks we are facing, Dilbilgisi
4:23Karşılaştığımız saldırılar ne kadar üzücü olursa olsun,
however sad ...: “ne kadar ... olursa olsun” anlamında ödünleme
Burada however, “ancak” ya da “bununla birlikte” değil, “ne kadar ... olursa olsun” anlamındadır. sad sözcüğünü niteler ve bir ödünleme anlamı getirir: “karşı karşıya olduğumuz saldırılar ne kadar üzücü olursa olsun.” Yeniden kullanılabilecek tam kalıp however + sıfat/zarf + özne + fiildir. Bu yan cümle önce acı verici bir gerçeği güçlü biçimde kabul eder; ardından ana cümle karşılaştırma yoluyla bunun önemini sınırlar. Bu kalıp, bir noktayı kabul ederken onun sonraki iddiayı geçersiz kılmadığını göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Resmî ödünleme cümlesini no matter how anlamına gelen tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: ____ difficult the task is, we will continue.
Cevabı göster
However
as nothing next to: güçlü bir karşılaştırma
are as nothing next to the real tragedy ifadesindeki be as nothing next to, “... ile karşılaştırıldığında neredeyse önemsiz kalmak” anlamına gelir. Karşılaştırma, saldırıların acı verici olabileceğini kabul eder; ancak bunları daha derin trajedinin yanında önem bakımından çok küçük gösterir. Burada next to fiziksel konumu değil, karşılaştırma ölçütünü belirtir. Nispeten resmî olan bu ifade, iki şeyin önemi arasındaki çok büyük farkı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “... ile karşılaştırıldığında neredeyse önemsiz” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The delay was ____ the risk of losing the whole project.
Cevabı göster
as nothing next to
things went wrong back then: o zamanlar işler ters gitti
things went wrong ifadesinde go bir bağ fiili olarak çalışır; wrong ise ortaya çıkan sonucu anlatır. İfade, olayların kötü geliştiğini veya olması gerektiği gibi ilerlemediğini belirtir. Yanlış bir yere doğru hareket etmek anlamına gelmez. Back then, bağlamdan anlaşılan geçmişteki bir dönemi gösterir. Burada ifade, geçmişteki bakım ve duygusal destek eksikliklerini belirli bir başarısızlığı veya suçlanacak kişiyi açıkça belirtmeden incelikli biçimde özetler.
Alıştırma
Bir olayın planlandığı gibi gelişmediğini söylemek için cümleyi go wrong ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The launch was carefully planned, but at the last minute, something ____.
Cevabı göster
went wrong
direct our attention ... away from ... towards ...: dikkati bir odaktan diğerine yöneltmek
Cümle, yön bildiren mecazi bir çerçeve kullanır. Direct our attention to where it really belongs uygun odağı belirtir; away from today's critics ve towards the unconvinced parent of yesteryear ise eski odağı ve yeni odağı işaretler. Buradaki hareket zihinseldir, fiziksel değildir. Birlikte kullanılan away from ... towards ... edatları, dikkatin yeniden yönlendirilmesini kolayca takip etmeyi sağlar. Burada konuşan kişi, bugünkü üzüntünün açıklamasını günümüzün eleştirmenlerinden alıp geçmişte çocuğu yeterince tanımamış veya onaylamamış bir ebeveyne yöneltir. Yesteryear, geçmiş bir dönem için kullanılan edebî bir sözcüktür.
Alıştırma
Yön çiftini tam olarak away from ve towards ifadeleriyle tamamlayın: To solve the problem, we need to direct our attention ____ blaming individuals and ____ fixing the process.
Cevabı göster
away from · towards
through no fault of our own: kendi hatamız olmadan
Through no fault of our own, bir durumda bulunmamıza rağmen o duruma yol açacak yanlış bir şey yapmadığımızı anlatır. Bu cümlede, anlatılan kişilerin sorumlu olmadığını açıkça belirtir. Kalıp through no fault of + iyelik ifadesi şeklindedir. İyelik biçimi kişiye uymalıdır: my own, your own, his own, her own, our own veya their own. Bu cümlede our own, we sözcüğüne gönderme yapar ve vurgu ekler.
Alıştırma
Cümleyi through no fault of + iyelik biçimi + own kalıbıyla tamamlayın: Maya followed every instruction, but her work was deleted by a system error ____.
Cevabı göster
through no fault of her own
mentally unwell: ruhsal açıdan iyi olmamak
Mentally unwell, ruh sağlığının iyi olmaması veya duygusal ya da psikolojik zorluklar yaşanması anlamına gelir. Bu cümlede anlayış gerektiren bir durumu anlatır; kişinin bütün karakterini tanımlamaz. İfade bilinçli olarak geniş kapsamlıdır. Belirli bir tanının adını vermez, nedeni açıklamaz ve durumun ne kadar ağır ya da uzun süreli olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bu iddianın uygun olup olmadığına karar verin: Someone who seems mentally unwell definitely has bipolar disorder.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
We cannot A, but we can B: sınırlamalardan eyleme geçiş
We cannot A, but we can B kalıbı, önce konuşanın kontrolü dışındaki bir durumu kabul eder, ardından dikkati yapılabilecek bir eyleme yöneltir. Bu düzen, önerilerin ve sorun çözme anlatımının çaresiz ya da aşırı iddialı değil, gerçekçi duyulmasını sağlar. Bu kesitte but we can ifadesinden sonraki B bölümü henüz tamamlanmamıştır. Sondaki can, sonraki satırlarda açıklanacak eyleme işaret eder ve kısa bir beklenti yaratır.
Alıştırma
Önce bir sınırlamayı kabul edip ardından mümkün bir eylemi belirten resmî iki bölümlü kalıpla cümleyi tamamlayın: We ____ control the weather, but we ____ choose what to pack.
Cevabı göster
cannot · can
get a second chance: yeniden deneme fırsatı elde etmek
Get a second chance, önceki bir girişim, karar veya durum kötü sonuçlandıktan sonra yeni bir fırsat elde etmek demektir. Burada get, almak veya kendisine verilmek anlamındadır. İfade, harekete geçme, bir şeyi düzeltme veya gelişme yönünde yeni bir fırsata odaklanır; zamanın gerçekten geri gitmesi ya da önceki sonucun silinmesi anlamına gelmez. İkinci bir şans yardımcı olabilir, ancak başarıyı garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After Leo missed the deadline, his teacher allowed him to submit the project the next day, so he got ___.
- a second chance
- a second opinion
- second nature
Cevabı göster
a second chance
Bir metafor olarak “the original verdict of the world”
Burada “the original verdict of the world”, kişinin kendi değeri hakkında içselleştirdiği ilk yargıyı anlatan bir metafordur. Bu düşüncede “the world”, bütün insanları ya da toplumun tamamını değil, esas olarak kişinin hayatının ilk dönemlerinde ona bakım verenleri temsil eder. Bu yargıya “verdict” denmesi, onu mahkeme kararı gibi otoriter ve kesin gösterir. Cümle, bu erken sonucun daha sonra yeniden değerlendirilip düzeltilebileceğini söyler; gerçek bir hukuki kararı değiştirmekten veya tarihi yeniden yazmaktan söz etmez.
Alıştırma
Cümlede “the original verdict of the world” ne anlama geliyor?
- Bir mahkemenin suç hakkında verdiği resmî karar
- Çocuklukta yaşanan her şeyin nesnel kaydı
- Kişinin kendi değeri hakkında, hayatının ilk dönemlerinde ona bakım verenler aracılığıyla içselleştirdiği ilk yargı
Cevabı göster
Kişinin kendi değeri hakkında, hayatının ilk dönemlerinde ona bakım verenler aracılığıyla içselleştirdiği ilk yargı
“take measures to expose ourselves to the gaze of friends” ifadesinin anlamı
“Take measures to”, bir sonuca ulaşmak için bilinçli biçimde somut adımlar atmak anlamına gelir. Ardından gelen eylemi tesadüfen gerçekleşen bir şey değil, planlanmış bir tepki olarak sunar. “Expose ourselves to”, expose + oneself + to + isim şeklindeki dönüşlü yapıyı kullanır. Burada kişinin görülmeye ve değerlendirilmeye isteyerek izin vermesi anlamına gelir; “the gaze of friends” ise güvenilen arkadaşların ilgisini ifade eder. Özel bilgileri açıklamak veya bedeni teşhir etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki hedef ifadeyle tamamlayın: We can ____ protect our privacy and still ____ the gaze of trusted reviewers.
Cevabı göster
take measures to · expose ourselves to
“hold up a more benign mirror” ifadesindeki ayna metaforu
Burada mirror, başka birinin bize yansıttığı benlik görüntüsünün metaforudur. Bir psikoterapist, kendimizi daha net görmemize yardımcı olarak bu aynayı bize “tutabilir”. Benign, körü körüne olumlu değil; nazik ve zarar vermeyen demektir. Bu yansıma kusurlar konusunda yine dürüst olabilir, ancak acımasız veya çarpıtılmış bir yargıyı tekrarlamaz.
Alıştırma
Bu bağlamda "hold up a more benign mirror" ne anlama gelir?
- Başka biri adına karar vermek
- Ne yaparsa yapsın birini övmek
- Birine fiziksel yansımasını göstermek
- Bir kişinin kim olduğuna dair daha nazik ve daha az zarar verici bir bakış sunmak
Cevabı göster
Bir kişinin kim olduğuna dair daha nazik ve daha az zarar verici bir bakış sunmak
Edebî edilgen yapı “should have been gifted us”
Should have been gifted us, gift someone something çift nesneli yapısının edilgen biçimidir. Lesson verilen şey, us ise alıcıdır; açık biçimi should have been gifted to us şeklindedir. Should have been, bunun daha önce gerçekleşmesi gerektiğini ancak gerçekleşmediğini belirtir. Bu edilgen yapıda gifted sonrasında to kullanılmaması belirgin ve edebî bir yapıdır; çağdaş günlük İngilizcede yaygın değildir.
Alıştırma
"a lesson that should have been gifted us" ifadesinin çağdaş ve tarafsız İngilizcedeki en açık karşılığı hangisidir?
- a lesson that should have given us guidance
- a lesson that should have been given to us
- a lesson that we should have given to someone
Cevabı göster
a lesson that should have been given to us
Ödünleme ifadesi olarak Whatever our flaws
Whatever our flaws, türü ya da sayısı ne olursa olsun “kusurlarımız ne olursa olsun” anlamına gelir. Whatever bir ödünleme anlamı getirir: bir zayıflığı kabul eder ancak bu zayıflığın ana yargıyı değiştirmesine izin vermez. Bu ifadeden sonraki sonuç her durumda geçerliliğini korur. Yeniden kullanılabilen yapı Whatever + isim öbeği, ardından virgül ve tam bir cümlecik biçiminde olabilir: Whatever the reason, we need to decide.
Alıştırma
Hangi cümlede zorlukların sonucu değiştirmediğini belirtmek için Whatever + isim yapısı kullanılmıştır?
- We will choose whichever difficulty looks easiest.
- Whatever the difficulties, we will keep working.
- We will start whenever the difficulties are gone.
Cevabı göster
Whatever the difficulties, we will keep working.
Değer teyidi olarak We deserve to be here
Bu destekleyici bağlamda here belirli bir oda veya mekânı göstermez. We deserve to be here, kusurlu olsalar bile insanların dünyada haklı bir yere ve temel insanlık değerine sahip olduklarını teyit eder. Bu ifade utanç duygusuna ve bir yere ait olmama hissine karşı çıkar. Her davranışın kabul edilebilir olduğu veya hiç kimsenin sonuçlarla yüzleşmesi gerekmediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yargılayın: Utanç ve öz değer hakkındaki bir konuşmada You deserve to be here, kişinin yalnızca bir odada bulunma hakkını değil, temel değerini de teyit edebilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
we believe that confidence is a skill we can learn.
5:37özgüvenin öğrenebileceğimiz bir beceri olduğuna inanıyoruz.
are designed to help us master this mysterious art.
5:43bu gizemli sanatta ustalaşmamıza yardımcı olmak için tasarlandı.