İngiltere Hükümdarı Olabilir Misiniz?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
801 kelime 208 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon, Britanya verasetinin güç ve 1701 kurallarından 2013'te cinsiyet ayrımı yapmayan doğum sırasına geçişini soy ağacıyla anlatıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Kalıplaşmış ifade ve eşdizim “suffice it to say that”, karmaşık arka planı atlayıp özlü açıklama için gereken bilgiyi korur. 2. Dil bilgisi kalıbı “be it from war or plague or whatever.”, whether it is... anlamıyla çeşitli nedenleri resmî biçimde gruplar. 3. Deyimsel ve mecazlı “a race for the door”, doğum sırasıyla yarışan ikizleri anlatır; door sözcüğünü gerçek anlamda almadan mizahı yakalatır.

Bu derste

How to become the British monarch?

0:00

İngiliz monarkı nasıl olunur?

Historically, the crown sat upon your head mostly because you had the biggest army.

0:02

Tarihsel olarak, tacın kafanıza oturmasının başlıca nedeni en büyük orduya sahip olmanızdı.

When you died,

0:06

Siz öldüğünüzde,

your eldest son kept control over that army

0:06

en büyük oğlunuz o ordunun kontrolünü elinde tutar

and so the crown relocated to his head.

0:09

ve böylece taç onun kafasına taşınırdı.

Though, of course,

0:11

Gerçi, elbette,

someone with a bigger army could change the political landscape quite abruptly. Deyimler

0:12

daha büyük bir orduya sahip biri siyasi manzarayı oldukça aniden değiştirebilirdi.

Deyimler

the political landscape: siyasi gücün genel düzeni

the political landscape, belirli bir yer veya dönemde siyasi partilerin, liderlerin, kurumların, görüşlerin ve gücün genel dağılımını anlatan bir mecazdır. Landscape normalde bir bölgenin görünen fiziksel özelliklerini belirtir; burada ise bir bütün olarak görülebilen geniş siyasi durumu anlatır. Bu cümlede daha büyük bir ordu, iktidarın kimde olduğunu ve siyasi güçlerin nasıl dağıldığını hızla değiştirebilir; gerçek arazi değişmez. Bu ifade change, reshape, transform veya alter gibi fiillerle sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi "siyasi güçlerin genel dağılımı" anlamına gelen yaygın mecazla tamamlayın: A new voting law could reshape ____.

Cevabı göster

the political landscape

As time marched on and the world grew less violent, Deyimler

0:15

Zaman ilerledikçe ve dünya daha az şiddet içeren bir yer oldukça,

Deyimler

As time marched on: hikâyede zamanı canlı biçimde ilerleten bir ifade

As time marched on, zamanın geçmeye devam ettiği anlamına gelir. Bu ifade zamanı düzenli biçimde ilerleyen bir şey gibi kişileştirir; askerleri veya gerçek bir yürüyüşü anlatmaz. Cümlenin başındaki As, ardından gelen değişimin zaman çerçevesini kurar. Bu ifade anlatıcının uzun bir zaman dilimini ilerletmesine yardımcı olur ve tarafsız as time passed ifadesinden daha canlıdır.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki ifade ne anlama gelir? As time marched on, the small shop grew into a large company.

  1. Askerler dükkânın önünden yürüyerek geçerken
  2. Yıllar geçmeye devam ettikçe
  3. Herkes daha az meşgul hâle geldikçe
Cevabı göster

Yıllar geçmeye devam ettikçe

eventually in 1701,

0:18

nihayet 1701'de,

Parliament established a set of rules

0:19

Parlamento, tacın bir kafadan diğerine aktarılması için

to transfer the crown from one head to another,

0:21

bir dizi kural oluşturdu,

hopefully with less turmoil than before.

0:23

umuluyordu ki bu eskisinden daha az kargaşayla olacaktı.

So, here's how the 1701 rules work. Anlatım akışı

0:26

İşte 1701 kuralları böyle işliyor.

Anlatım akışı

1701 kuralları nasıl işliyor

Buradaki So, arka plandaki bilgiden açıklamaya geçişi gösterir. Here's how + cümle, bir sistemin, sürecin veya kurallar bütününün nasıl işlediğini açıklamaya giriş yapar; birine nasıl yapılacağını soran bir soru değildir. Bu cümlede konuşan kişi 1701 kurallarını adım adım açıklamaya başlamak üzeredir. Bu kalıp bilgiyi düzenlemek ve dinleyeni bir yöntem ya da işleyiş açıklamasına yönlendirmek için kullanılır.

Alıştırma

Açıklamayı başlatan kelimeyi yazın: Here's ____ the scoring system works.

Cevabı göster

how

First, don't be Catholic.

0:28

Birincisi, Katolik olmayın.

The British monarch is also the head of the Church of England Kültür

0:29

İngiliz monarkı aynı zamanda İngiltere Kilisesi'nin başıdır,

to which the monarch must convert Dilbilgisi

0:31

ve eğer zaten bir üyesi değilse

if not already a member. Dilbilgisi

0:33

monark bu kiliseye geçmelidir.

Kültür

İngiltere Kilisesi'nin başı

head of + kuruluş yapısında head, en üst düzey yöneticilik görevindeki kişiyi anlatan bir isimdir. Vücudun bir bölümünü anlatmaz. of ile başlayan bölüm, bu kişinin yönettiği kuruluşu veya kurumu belirtir. Bu cümlede the head of the Church of England, Britanya hükümdarının bu kilisedeki resmî liderlik rolünü anlatır. Church of England belirli bir Hristiyan kurumunun adıdır; genel olarak bir binayı veya herhangi bir kilise binasını anlatmaz.

Alıştırma

'Maya is the head of the debate club,' cümlesinde 'the head of' ne anlama gelir?

  1. Sadece kulübün üyesi olan kişi
  2. Kulübün toplandığı odanın fiziksel olarak en üst kısmı
  3. Kulüpte en üst liderlik rolünü taşıyan kişi
Cevabı göster

Kulüpte en üst liderlik rolünü taşıyan kişi

Dilbilgisi

İlgi cümleciğinde resmî to which yapısı

to which the monarch must convert ifadesinde which, the Church of England ifadesine geri gönderme yapar. to edatı which’in önüne getirilerek kiliseyi tanımlayan resmî bir ilgi cümleciği oluşturulur. Temel cümle the monarch must convert to the Church of England şeklindedir. convert dinî anlamda kullanıldığında, kişinin benimsediği din veya kilise belirtilirken ardından to gelir.

Alıştırma

Resmî cümleyi refer fiilinin gerektirdiği edat + ilgi zamiriyle tamamlayın: This is the document ____ the policy refers.

Cevabı göster

to which

Dilbilgisi

Kısaltılmış koşul if not already a member

if not already a member sözleri kısaltılmış bir koşul cümleciği oluşturur. Tam biçimi if the monarch is not already a member şeklindedir. the monarch öznesi ve is fiili ana cümleden açıkça anlaşıldığı için düşürülmüştür. if + not + sıfat, ortaç veya ad öbeği yapısı, koşulu kısa biçimde ekler. Burada, hükümdarın henüz üye olmadığı durumda kiliseye geçme şartının geçerli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Tam koşulu kısa biçimde yeniden yazın: If you are not already registered. Tamamlayın: Please sign up online ____.

Cevabı göster

if not already registered

Except that if you're Catholic,

0:35

Yalnız şöyle bir durum var, eğer Katolikseniz,

no crown for you. Ton ve niyet

0:36

size taç yok.

Ton ve niyet

no crown for you: sert No + noun + for you kalıbı

Bu cümlede no crown for you, Katolik bir kişiye tacın verilmeyeceğini ve o kişinin hükümdar olamayacağını söylemenin fiilsiz ve kısa bir yoludur. Crown yalnızca başa takılan nesneyi değil, hükümdarlık makamını ve yönetme hakkını temsil eder. No + noun + for you kalıbı hızlı bir ret veya dışlama bildirir. Çocuksu doğrudanlığı, cümlenin tarafsız bir yasa açıklamasından çok sert ve alaycı duyulmasına yol açar.

Alıştırma

Bir ebeveyn, yemeğini köpeğe veren çocuğa şaka yollu tatlı vermiyor. No + noun + for you kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____—you gave your dinner to the dog.

Cevabı göster

No dessert for you

The history of the royal family

0:38

Kraliyet ailesinin tarihi

and how this rule came to be

0:39

ve bu kuralın nasıl ortaya çıktığı

is a story for another time, Kalıp ifadeler

0:40

başka bir zamanın hikayesi,

Kalıp ifadeler

a story for another time: bir açıklamayı sonraya bırakmak

A story for another time, “açıklanmaya değer ama şimdi değil” anlamına gelir. Konuşan kişi kraliyet tarihini o anki konunun kapsamı dışında bırakır ve ana konuya devam eder. Another time özellikle belirsiz bırakılmıştır. Daha sonra kesinlikle devam edileceği veya belirli bir tarih olduğu sözü verilmez; uzun bir açıklamayı nazik ve gündelik bir şekilde ertelemenin ya da atlamanın yoludur.

Alıştırma

Açıklamayı erteleyen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Why the lights went out is ____; right now, we need to leave.

Cevabı göster

a story for another time

but suffice it to say that bigger army diplomacy was involved. Kalıp ifadeler

0:42

ancak işin içinde en büyük ordu diplomasisinin olduğunu söylemek yeterli.

Kalıp ifadeler

suffice it to say that: ayrıntıları atlamak

"Suffice it to say that ...", “Bütün ayrıntıları vermeyeceğim; bu kısa ifade anlatmak istediğim nokta için yeterli” demektir. Burada anlatıcı ayrıntılı tarihi atlayıp doğrudan askerî baskının rol oynadığı sonucuna geçer. suffice it to say that ifadesini ardından bir cümlecik gelen sabit bir kalıp olarak düşünün. It, yapının gerektirdiği biçimsel öznedir; belirli bir şeyi göstermez.

Alıştırma

Ayrıntıların atlandığını belirten resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the meeting did not go well.

Cevabı göster

Suffice it to say that

And, by the way, no,

0:45

Ve bu arada, hayır,

you can't cleverly get around this rule Öbek fiiller

0:47

Katoliklikten başka bir şeye

by converting from Catholicism to something else

0:48

ve sonra da İngiltere Kilisesi'ne geçerek

and then to Church of England.

0:50

bu kuralı kurnazca atlatamazsınız.

Öbek fiiller

get around this rule: bir kısıtlamayı aşmak

To get around a rule, genellikle bir boşluktan yararlanarak kuralın oluşturduğu kısıtlamadan kaçınmanın dolaylı bir yolunu bulmak demektir. Bir şeyin fiziksel olarak çevresinden dolaşmak anlamına gelmez. Get around öbek fiildir ve this rule onun nesnesidir. Burada konuşan kişi, birkaç aşamada din değiştirmenin kuraldan kaçmak için kullanılamayacağını söyler.

Alıştırma

Hedef öbek fiille yanıtı tamamlayın: "Does the age limit still apply?" "Yes. You cannot ____ by creating a second account."

Cevabı göster

get around this rule

In the eyes of the crown, Deyimler

0:52

Taç için,

Catholicism is transitive. Kelime

0:53

Katoliklik geçişlidir.

Deyimler

In the eyes of the crown: kimin yargısı esas alınır?

In the eyes of X, “X'in yargısına, kurallarına veya ölçütlerine göre” demektir. Burada the crown, kraliyet veraset sistemini ifade eder; dolayısıyla ifade, bu sistemin Katolikliği nasıl sınıflandırdığını belirtir. Gerçek anlamda görmeyle ilgili değildir. Bir yargının kimin değerlendirmesine dayandığını göstermek için in the eyes of + kişi, grup veya kurum yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “okulun yargısına göre” anlamına gelen dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ the school, copying one sentence without credit is still plagiarism.

Cevabı göster

In the eyes of

Kelime

Catholicism is transitive: mizahi kullanılan bir mantık terimi

Burada transitive, mantıktaki anlamını ödünç alır: Bir ilişki zincirin bir halkasından sonrakine aktarılıyorsa geçişlidir. Cümle, Katolik kimliğini sanki böyle bir kurala uyuyormuş gibi esprili biçimde ele alır; bu nedenle Katoliklikten ayrılıp daha sonra Anglikanlığa geçmek, kraliyet sisteminin sınıflandırmasındaki etkisini ortadan kaldırmaz. Bu, transitive verb ifadesindeki dil bilgisel “geçişli” anlamı değil, kasıtlı bir teknik benzetmedir. Alışılmadık derecede kesin terim, açıklamanın mantıksal duyulmasını ve böylece mizahi bir etki yaratmasını sağlar.

Alıştırma

“In our office, trust is transitive: if Lina trusts Omar and Omar trusts Priya, everyone expects Lina to trust Priya,” cümlesinde transitive ne anlama gelir?

  1. İlişki resmîden gündelik olana dönüşür.
  2. Trust fiili doğrudan nesne alır.
  3. İlişkinin bir zincir boyunca aktarıldığı varsayılıyor.
Cevabı göster

İlişkinin bir zincir boyunca aktarıldığı varsayılıyor.

Second, don't be a bastard. Kelime

0:55

İkincisi, piç olmayın.

Kelime

bastard. ... Tarihsel anlamı ve modern hakaret kullanımı

Bu cümlede bastard, eski statü anlamıyla kullanılıyor: evli olmayan anne babadan doğan çocuk. Kraliyet bağlamında bu statü, çocuğun tacı miras alma hakkını etkileyebilirdi. Bununla birlikte, modern İngilizcede dinleyiciler bastard kelimesini çoğunlukla ağır bir hakaret olarak algılar. Burada tarihsel bağlam eski anlamı destekliyor, ancak bu kelime birinin doğumunu tarafsız biçimde anlatmanın güvenli bir yolu değildir.

Alıştırma

Bu cümlede bastard ne anlama geliyor? En iyi cevabı seçin.

  1. Evli olmayan anne babadan doğan çocuk için tarihsel bir terim
  2. Kötü davranan bir çocuğu kibarca anlatan söz
  3. Bir tacın veraset sırasındaki kişi
Cevabı göster

Evli olmayan anne babadan doğan çocuk için tarihsel bir terim

Sometimes it's good to be the king,

0:56

Bazen kral olmak iyidir,

but it's never good to be the illegitimate children of the king,

0:58

ancak kralın gayrimeşru çocukları olmak asla iyi değildir,

who are out of line for the crown Kalıp ifadeler

1:01

ki onlar, tam anlamıyla ana rahmine düştükleri andan itibaren

from literally the moment of their conception.

1:03

taht sırasının dışındadırlar.

Kalıp ifadeler

out of line for the crown ... Veraset sırası

Bu cümlede line, bir şeyi miras alabilecek kişiler arasındaki sırayı anlatan mecazi bir kuyruktur. out of line for the crown, kişinin taht için veraset sırasına dahil olmadığı anlamına gelir; anlatılan kurala göre bu çocuklar tahta geçemez. Burada crown fiziksel bir taç değil, hükümdarın makamını veya tahtı temsil eder. Bu yapıda out of line, miras alma yeterliliğiyle ilgilidir; kaba davranmak veya sosyal bir kuralı çiğnemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede out of line for the crown ne anlama geliyor? En iyi cevabı seçin.

  1. bir tacın yakınındaki fiziksel sırada yanlış yerde duruyor
  2. tahta geçebilecek kişiler sırasına dahil değil
  3. taca karşı kaba davranıyor
Cevabı göster

tahta geçebilecek kişiler sırasına dahil değil

If you're related to the monarch

1:05

Monarkla akraba olsanız bile

but are either a Catholic or a bastard or both,

1:06

ya Katolik ya da piç veya her ikisi birdenseniz,

the crown has the delightful term naturally dead Kelime

1:09

taç, sizden ve veraset hakkınızın olmayışından bahsetmek için

to refer to you and your lack of right to succession.

1:11

"doğal olarak ölü" gibi hoş bir terime sahiptir.

Kelime

naturally dead: veraset hakkı yok sayılmak

Burada naturally dead, kişinin bedenen ölmüş olduğu anlamına gelmez. İfade, yalnızca tacı kimin miras alabileceğine karar verilirken kişiyi ölmüş gibi kabul eder: kişi veraset dışında bırakılır ve tahta geçme hakkı yoktur. Bu ifade, hukuki kurguya benzeyen bir kategori oluşturur; anlatıcının delightful sözü de bu etiketin ne kadar soğuk ve tuhaf duyulduğuna yönelik ironidir. Bunu kişinin yaşamı veya değeri hakkında genel bir tanım değil, veraset listesini düzenleyen bağlama özgü bir ifade olarak okuyun.

Alıştırma

Bu cümlede naturally dead ne anlama geliyor?

  1. Bu kişinin tacı miras alma hakkının olmadığı kabul edilir.
  2. Kişi doğal nedenlerle ölmüştür.
  3. Onun yerine kişinin eşi tahta geçer.
Cevabı göster

Bu kişinin tacı miras alma hakkının olmadığı kabul edilir.

Third, spouses don't count. Kelime

1:15

Üçüncüsü, eşler sayılmaz.

Kelime

count: kurallara göre dâhil edilmek

Burada count, “kurallara dayalı bir sonucun parçası olarak dâhil edilmek veya kabul edilmek” anlamına gelir. Eşler yalnızca hükümdarla evli oldukları için veraset sırasına girmezler. Bu soyut kullanım sayıların ötesinde de yaygındır: Bir oy, cevap, puan veya başvuru, kurallar kabul ettiğinde count edebilir. don’t count ifadesinde odak nokta uygunluk veya dâhil edilmedir; kişinin önemi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede count, spouses don’t count ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. Only entries received by Friday count.
  2. I can count to one hundred.
  3. She counts the chairs before the meeting.
Cevabı göster

Only entries received by Friday count.

While people often think of kings and queens as a pair, Dilbilgisi

1:17

İnsanlar kralları ve kraliçeleri genellikle bir çift olarak düşünse de,

Dilbilgisi

think of kings and queens as a pair: kral ve kraliçeleri bir çift olarak görmek

Think of A as B, A'yı B'nin belirttiği rol veya kategori içinde anlamak, hayal etmek ya da sınıflandırmak demektir. Burada A kings and queens, B ise a pair olduğundan ifade, insanların onları zihninde birlikte gruplandırdığı yaygın bir bakış açısını anlatır. Yapı think of + nesne + as + açıklama şeklindedir. As, nesneye verilen açıklamayı başlatır.

Alıştırma

Cümleyi think of A as B yapısıyla tamamlayın: Many children ____ the library ____ a quiet place to read.

Cevabı göster

think of · as

that's not the way it works here.

1:19

işler burada böyle yürümez.

Spouses of monarchs are known as royal consorts. Kültür

1:21

Monarkların eşleri kraliyet eşleri olarak bilinir.

Kültür

royal consorts: hüküm süren hükümdarların eşleri

Royal consort, hüküm süren bir hükümdarın eşidir. Cümledeki çoğul royal consorts, bu konumdaki kişiler için kullanılan resmî ve kurumsal bir terimdir. Bu konum hükümdarla yapılan evlilikten gelir. Tek başına, eşin kendi hakkıyla hüküm sürdüğü veya tahtın veraset sıralamasında bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir tarih yazısında royal consort kime denir?

  1. Hüküm süren hükümdarın eşi
  2. Tahtı mutlaka bir sonraki devralacak kişi
  3. Kraliyet ailesinde doğmuş herhangi bir kişi
Cevabı göster

Hüküm süren hükümdarın eşi

They may be called prince or queen,

1:23

Onlara prens veya kraliçe denilebilir,

but as far as the crown is concerned, Kalıp ifadeler

1:25

ancak taç söz konusu olduğunda,

they're not in line for the throne. Kalıp ifadeler

1:27

taht sırasında değillerdir.

Kalıp ifadeler

as far as the crown is concerned: Kraliyet açısından

as far as X is concerned kalıbı bir yargıyı X'in bakış açısı, kuralları veya sorumluluk alanıyla sınırlar. Burada X, the crown yani monarşi kurumudur; bu nedenle yargı monarşinin veraset sistemine göre yapılır. Buradaki far fiziksel mesafe anlatmaz. Bu kalıp, başka bir kişinin veya sistemin aynı durumu farklı değerlendirebileceğini gösterir.

Alıştırma

Bu nottaki sabit kalıpla cümleyi tamamlayın ve X olarak okulu kullanın: “____, the application arrived too late.”

Cevabı göster

As far as the school is concerned

Kalıp ifadeler

not in line for the throne: taht sıralamasında olmamak

be in line for + isim kalıbı, bir şeyi almak için tanınmış bir şansa veya beklenen bir sıraya sahip olmak anlamına gelir. Not in line for bu durumu reddeder. Burada, tanınan veraset sırasında yerleri olmadığı belirtilir. The throne hükümdarlık makamını temsil eder. Buradaki in line mecazidir; fiziksel bir kuyrukta duran insanları değil, uygunluğu veya sıralamayı anlatır.

Alıştırma

Bu nottaki “alma olasılığı yüksek olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “After two successful years, Maya is ____ a promotion.”

Cevabı göster

in line for

They're just the matching 23 chromosomes

1:29

Onlar sadece gerçek varisin yaratılması için gereken

needed for the creation of the real heir.

1:31

eşleşen 23 kromozomdurlar.

Fourth and finally,

1:33

Dördüncüsü ve sonuncusu,

Male Primogeniture- whatever. Kültür

1:34

Erkek Evlat Önceliği - her neyse.

This is the algorithm of inheritance. Deyimler

1:38

Mirasın algoritması budur.

Kültür

Bir Veraset Kuralı Olarak Male Primogeniture

Erkek primogenitürü, veraset veya mirasın kime geçeceğini belirleyen bir sistemdir. Burada kastedilen sistemde erkek çocuklar kız çocuklardan önce gelir ve genellikle şartları taşıyan en büyük erkek çocuk ilk mirasçı olur. Bu terim burada mirasçıların sırasını anlamak için gereken tarihsel arka planı verir. Yalnızca ilk çocuğu veya doğum sırasındaki bir yeri değil, bir miras kuralını adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede male primogeniture neyi anlatıyor?

  1. Erkek çocuklara öncelik veren ve genellikle en büyük erkek çocuğu tercih eden bir veraset kuralı
  2. Mirası bütün çocuklar arasında eşit biçimde paylaştıran bir kural
  3. Bütün çocukların doğum sırasını gösteren bir kayıt
Cevabı göster

Erkek çocuklara öncelik veren ve genellikle en büyük erkek çocuğu tercih eden bir veraset kuralı

Deyimler

Bir Metafor Olarak “the algorithm of inheritance”

Burada algorithm, sabit ve adım adım ilerleyen bir karar sürecinin metaforudur. Miras kuralları aileyle ilgili gerçekleri girdi olarak alır ve kimin mirasçı olacağına dair bir sonuç üretir. Gerçek bir bilgisayar programından söz edilmiyor. Bu ifade, karmaşık bir hukuk sistemini olaylara tek tek uygulanabilen bir prosedür gibi gösterir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The committee has an algorithm for choosing which proposal to review first." Burada algorithm ne anlama geliyor?

  1. Aile üyelerinin resmî bir listesi
  2. Tekrarlanabilir, adım adım ilerleyen bir karar süreci
  3. Kurulması gereken bir bilgisayar programı
Cevabı göster

Tekrarlanabilir, adım adım ilerleyen bir karar süreci

When the monarch dies or abdicates, Kelime

1:40

Monark öldüğünde veya tahttan feragat ettiğinde,

but usually dies,

1:42

ama genellikle öldüğünde,

the crown goes to the eldest son

1:43

taç en büyük oğula geçer,

Kelime

abdicates: tahttan resmen vazgeçmek

Bu cümlede abdicates, bir hükümdarın hükümdarlık konumundan resmen vazgeçmesi anlamına gelir. Hükümdarın tahtı bırakmasını anlatırken dies, saltanatı yine sona erdiren farklı bir olayı anlatır. Abdicate burada olduğu gibi nesnesiz veya abdicate the throne yapısında geçişli kullanılabilir. Karar baskı altında alınmış olabilir; temel fikir, kararın mutlaka özgürce veya isteyerek alınması değil, tahttan resmen vazgeçilmesidir.

Alıştırma

Tahttan vazgeçmek anlamındaki resmî fiille cümleyi tamamlayın: After months of pressure, the king ____, and his daughter becomes queen.

Cevabı göster

abdicates

who isn't naturally dead.

1:45

"doğal olarak ölü" sayılmayan kişiye.

If there happens to be an elder daughter,

1:46

Eğer tesadüfen büyük bir kız çocuğu varsa,

tough luck to her. Ton ve niyet

1:48

onun için kötü şans.

Ton ve niyet

tough luck to her: talihsiz bir sonucu soğukça geçiştirmek

Tough luck to her, sonucun onun için kötü olduğu fakat ona yardım etmek amacıyla hiçbir şeyin değiştirilmeyeceği anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı, daha büyük kızın uğradığı dezavantajı onun kabul etmek zorunda olduğu bir sonuç gibi ele alır. Tough luck kötü talihi anlatabilse de bunu birine veya biri hakkında söylemek çoğu zaman pek az anlayış gösterir. Ses tonuna ve ilişkiye göre tarafsız, şakacı veya açıkça sert duyulabilir.

Alıştırma

tough luck ifadesinin bu kullanımını değerlendirin: Bir sınıf arkadaşınız önemli bir sınavda başarısız olduğu için çok üzgün ve destek istiyor. Siz "Tough luck." diye yanıt veriyorsunuz.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Baby brother gets the crown.

1:49

Tacı erkek bebek alır.

It's simple enough,

1:51

Yeterince basit,

but there are non-obvious cases.

1:52

ancak açık olmayan durumlar da var.

Take a king with two sons. Anlatım akışı

1:53

İki oğlu olan bir kralı ele alalım.

Anlatım akışı

Varsayımsal bir durum sunmak için Take...

Burada Take a king with two sons. emir cümlesi biçimindedir, ancak varsayımsal bir örnek sunar. Take, “eline al” ya da “götür” değil, “ele al” veya “hayal et” anlamına gelir. Bu kalıp açıklamayı düzenler: dinleyiciye bir kuralı sınamak veya bir düşünceyi takip etmek için kullanılabilecek basit bir durum verir. take sonrasındaki isim öbeği, ele alınacak durumu belirtir.

Alıştırma

Konuşmacı burada “Take a king with two sons” diyerek ne yapıyor?

  1. Birinden kralı ve oğullarını getirmesini istiyor
  2. Ele alınacak varsayımsal bir durum sunuyor
  3. Hangi kraliyet ailesinin en iyi olduğunu seçiyor
Cevabı göster

Ele alınacak varsayımsal bir durum sunuyor

If the eldest dies before the king does, Dilbilgisi

1:55

Eğer en büyük oğul kraldan önce ölürse,

Dilbilgisi

dies yerine kullanılan does

before the king does ifadesinde does, daha önce geçen dies fiilinin yerine kullanılır; tam biçim before the king dies olur. Buradaki does, tekrarlanan fiil öbeğinin yerine geçen do yardımcı fiilidir; belirtilmemiş başka bir eylemi anlatmaz. Zaman ve özne uyumu does üzerinde görülür: king üçüncü tekil şahıstır ve yan cümle geniş zaman biçimini kullanır. Bu ikame, iki özneyi zaman bakımından karşılaştırırken gereksiz tekrarı önler.

Alıştırma

“finishes” sözcüğünü tekrarlamamak için cümleyi doğru yardımcı fiille tamamlayın: “Lena usually finishes before Omar ____.”

Cevabı göster

does

obviously the crown goes to the youngest,

1:57

taç tabii ki en küçük,

now oldest, brother.

1:59

yani şimdiki en büyük kardeşe gider.

But what if the eldest son gave the king a grandson before death?

2:01

Peki ya en büyük oğul ölmeden önce krala bir torun verdiyse?

Where does the crown go then?

2:04

Taç o zaman nereye gider?

Well, the crown basically pretends

2:06

Şey, taç temel olarak

that everyone, except the naturally dead, is alive.

2:07

"doğal olarak ölü" olanlar hariç herkesin yaşadığını varsayar.

So, upon the death of the king,

2:10

Böylece, kralın ölümü üzerine,

the crown goes to his eldest son,

2:11

taç, şimdi bir nevi kral olan

who is now sort of the king

2:13

ama tesadüfen gerçekten ölmüş bulunan

who just really happens to be dead.

2:14

en büyük oğluna geçer.

So, the rule kicks in again Öbek fiiller

2:17

Böylece kural tekrar devreye girer

Öbek fiiller

kicks in again: yeniden devreye girer

Burada kicks in, “uygulanmaya veya işlemeye başlar” demektir. Özne bir kuraldır, kişi değildir; bu yüzden kick fiziksel bir tekmeleme eylemini anlatmaz. Again, farklı bir kuralın ortaya çıktığını değil, aynı kuralın bir kez daha uygulandığını gösterir. Bir yasa, sistem, hak veya etkinin belirli bir tetikleyici ya da gecikmeden sonra başlaması için de kick in kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi kick in ifadesinin doğru biçimiyle ve “bir kez daha” anlamına gelen bir sözcükle tamamlayın: After the account is reactivated, the automatic discount ____.

Cevabı göster

kicks in again

and the crown goes to his son,

2:18

ve taç onun oğluna gider,

not, as seems obvious now, his brother.

2:19

şu an bariz görünse de kardeşine değil.

But if this 1701 rule means that eldest sons get the crown,

2:22

Fakat bu 1701 kuralı, tacı en büyük oğulların alacağı anlamına geliyorsa,

how did queens ever come to be?

2:25

kraliçeler nasıl ortaya çıktı?

Basically, daughters were the last choice of the crown,

2:27

Temel olarak, kızlar tacın son tercihiydi,

which is why there have been so few. Dilbilgisi

2:30

bu yüzden çok az sayıda kraliçe oldu.

Dilbilgisi

which is why: nedeni sonucuna bağlamak

Burada which, yalnızca crown ismine değil, virgülden önceki bütün olguya, yani kız çocuklarının taht için son seçenek olduğu gerçeğine gönderme yapar. [neden], which is why [sonuç] kalıbı bu olgunun sonucunu ekler. Bu cümlede eski tercih, kadın hükümdarların neden bu kadar az olduğunu açıklar. Bu yapı, nedeni tekrar etmeden neden ile sonucu birbirine bağlar.

Alıştırma

İlk yan cümlenin tamamını sonucuna bağlamak için cümleyi which is why ile tamamlayın: The school library was closed, ____ we studied at home.

Cevabı göster

which is why

To get the crown,

2:32

Tacı almak için,

a daughter had to either be the only child of the monarch Dilbilgisi

2:33

bir kızın ya monarkın tek çocuğu olması

or the eldest child without competing brothers.

2:35

ya da rakip erkek kardeşleri olmayan en büyük çocuk olması gerekiyordu.

Dilbilgisi

had to either be A or be B: alternatif koşullar

Had to, geçmişte karşılanması gereken bir zorunluluğu veya koşulu belirtir. Either ... or bu koşulu karşılamanın iki alternatif yolunu sunar: hükümdarın tek çocuğu olmak ya da rakip erkek kardeşi olmayan en büyük çocuk olmak. Bu yollardan biri yeterlidir; cümle ikisinin de gerekli olduğunu söylemez. Be fiili iki alternatife de uygulanır. Tam mantık either be the only child ... or be the eldest child ... şeklindedir; ikinci be söylenmese de anlamda vardır. Böylece iki koşul paralel bir yapıda kalır.

Alıştırma

Kuralı either ... or ile tamamlayın: To enter, guests had to ____ show a ticket ____ give their name at the desk.

Cevabı göster

either · or

So, pregnant mothers must have made any daughters

2:38

Bu yüzden, hamile anneler,

with queenly aspirations quite nervous.

2:41

kraliçelik hayalleri olan kızları oldukça gerginleştirmiş olmalı.

Now, sometimes the branch of a family tree dies out, Notlar

2:43

Şimdi, bazen savaş, veba ya da her neyse,

Deyimler

the branch of a family tree: soy ağacının bir kolu

Soy ağacı benzetmesinde branch, ortak bir atadan uzanan bir akraba soyunu belirtir. Bir dalın ağacın parçası olması gibi, bu da daha büyük bir ailenin bir parçasıdır. Bir branch dies out olduğunda, o soyu sürdürecek hiçbir torun kalmamış demektir. Burada branch, gerçek bir ağaç dalını veya şirket şubesini değil, aile soyunu ifade eder.

Alıştırma

Bir soybilim makalesinde "this branch of the family" ne anlama gelir?

  1. Ortak bir atadan gelen bir akraba soyu
  2. Ailenin sahip olduğu bir ağacın gerçek dalı
  3. Aynı kuşağa ait bütün akrabalar
Cevabı göster

Ortak bir atadan gelen bir akraba soyu

Öbek fiiller

dies out: bir soyun tamamının sona ermesi

Bu cümlede dies out, bir aile kolunun hiç torun kalmadığı için devam etmemesi anlamına gelir. Özne tek bir kişi değil, aile soyunun tamamıdır. Die out öbek fiili; bir grup, tür, gelenek, dil veya süregelen bir soy yavaş yavaş ortadan kalkıp geriye hiçbiri kalmadığında kullanılır. Out, öbek fiilin bir parçasıdır; fiziksel bir yön belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle, süregelen bir geleneğin tamamen ortadan kalktığını söyler?

  1. The last practitioner died at the age of ninety.
  2. The custom lasted for another century.
  3. The custom died out after the last practitioner stopped teaching it.
Cevabı göster

The custom died out after the last practitioner stopped teaching it.

be it from war or plague or whatever. Dilbilgisi

2:46

bir soy ağacının dalı kuruyabilir.

Dilbilgisi

be it from A or B: resmî whether kalıbı

Be it from war or plague or whatever, “ister savaştan, ister salgından, ister başka bir nedenden olsun” anlamına gelir ve whether it is from... yapısına yakındır. Kesin nedenin hangisi olduğuna karar vermeden önceki ifadeye olası nedenler ekler. Sabit yapı be + özne + tümleç şeklindedir: be it from A or B. Bu resmî ödünleme yapısında be, it sözcüğünden önce gelir; bu bir emir değildir. Or whatever, konuşanın adını vermediği nedenleri de kapsayarak listeyi açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi whether it is anlamına gelen resmî iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: The game will go ahead, ____ indoors or outdoors.

Cevabı göster

be it

So, the crown's contingency plan,

2:48

Bu yüzden, eğer çıkmaz sokağa girilirse

if it's at a dead end, Deyimler

2:50

tacın acil durum planı,

Deyimler

At a dead end: çıkmazda olmak

At a dead end gerçek anlamda devam edilecek yolu olmayan bir güzergâhı anlatır. Burada mecaz anlamdadır: aile araştırmasının mevcut kolunda izlenecek kimse kalmamıştır, bu yüzden o araştırma yolu devam edemez. Be at a dead end yapısı; arama, araştırma, plan veya düşünce süreci için, ilerlemeyi sağlayacak açık bir sonraki adım kalmadığında kullanılır. Durumun tıkandığını anlatır; birinin gerçekten bir yol üzerinde durduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “daha fazla ilerleyememek” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After checking every available record, the investigators realized they were ____.

Cevabı göster

at a dead end

is to back up one level and then apply the rules forward again, Öbek fiiller

2:50

bir seviye geri gidip sonra kuralları tekrar ileriye doğru uygulamak,

Öbek fiiller

Back up one level: hiyerarşide bir düzey yukarı dönmek

Back up one level, bir hiyerarşide mevcut konumdan hemen üstteki düzeye geçmek anlamına gelir. Buradaki hiyerarşi bir aile ağacıdır: arama, kurallara göre yeniden ilerlemeden önce bir önceki nesle döner. Bu yapıda back up, hareket veya gezinme bildiren bir phrasal verb’dür; one level ise ne kadar hareket edildiğini gösterir. Veri kopyalamak veya bir fikri desteklemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir klasör ağacında geziniyorsunuz. “Back up one level, then open Settings,” cümlesinde back up one level ne anlama gelir?

  1. Hiyerarşide hemen üstteki düzeye dönmek.
  2. Mevcut verilerin güvenlik kopyasını oluşturmak.
  3. Mevcut seçimi destekleyen kanıt sunmak.
Cevabı göster

Hiyerarşide hemen üstteki düzeye dönmek.

looking for a living head to sit upon.

2:54

üstüne konacak yaşayan bir kafa aramaktır.

If no luck, back up again and repeat

2:56

Şans yoksa, tekrar geri git ve tekrarla,

and repeat until a living heir is found.

2:58

ve yaşayan bir varis bulunana kadar tekrarla.

And there will always be an heir.

3:01

Ve her zaman bir varis olacaktır.

The first king of England was over a thousand years ago

3:03

İngiltere'nin ilk kralı bin yıldan fazla bir süre önceydi

and the mathematics of human reproduction,

3:06

ve DNA kanıtlarıyla desteklenen

backed up by DNA evidence, Öbek fiiller

3:08

insan üremesinin matematiği,

reveals that just about every European alive

3:09

hayattaki hemen hemen her Avrupalının

is distantly related to him.

3:12

onunla uzaktan akraba olduğunu ortaya koyuyor.

Öbek fiiller

backed up by DNA evidence: kanıtlarla desteklenmiş

Burada backed up, “desteklenmiş veya doğrulanmış” anlamına gelir. DNA kanıtları matematiksel sonuca ek destek sağlar; herhangi bir şey kopyalanmıyor veya geriye doğru hareket ettirilmiyor. Virgüller arasındaki edilgen sıfat-fiil öbeği backed up by DNA evidence, önceki özne olan the mathematics of human reproduction ifadesini açıklar. Ayrı bir tam cümle kurmadan desteğin kaynağını ekler. a claim backed up by evidence ve a claim is backed up by evidence başka durumlarda da kullanılabilecek kalıplardır.

Alıştırma

Örnekte backed up by DNA evidence ne anlama geliyor?

  1. DNA kanıtlarıyla desteklenmiş veya doğrulanmış
  2. DNA kanıtları nedeniyle geriye doğru hareket ettirilmiş
  3. İkinci bir depolama konumuna kopyalanmış
Cevabı göster

DNA kanıtlarıyla desteklenmiş veya doğrulanmış

So, the crown will eventually find a way.

3:13

Yani taç eninde sonunda bir yol bulacaktır.

So, from the first king through the new millennium, Dilbilgisi

3:16

Böylece, ilk kraldan yeni milenyuma kadar,

Dilbilgisi

from the first king through the new millennium: sonu dâhil bir zaman aralığı

From A through B, A’da başlayan, aradaki zamanı kapsayan ve B’ye ulaşıp onu da içine alan bir zaman aralığını gösterir. Burada tarih, ilk kraldan yeni milenyum denen döneme kadar uzanan kesintisiz bir bütün olarak sunulur. Through burada zaman bildiren bir edattır; fiziksel bir mekânın içinden geçme anlamında değildir. B bir dönem veya aşamayı adlandırdığında through, bu son dönemi de aralığa katar.

Alıştırma

Son dönemin de dâhil olduğunu göstermek için cümleyi from ... through ile tamamlayın: The exhibit follows design ____ the Victorian era ____ the space age.

Cevabı göster

from · through

the various rules went along making monarchs,

3:18

çeşitli kurallar işlemeye ve monarklar yaratmaya devam etti,

though with a gender biased result

3:20

gerçi cinsiyet ayrımcılığı içeren bir sonuçla

that nobody seemed too bothered about until Ton ve niyet

3:21

kimsenin de pek umursadığı söylenemezdi, ta ki

suddenly in 2013,

3:23

aniden 2013'te,

Ton ve niyet

Nobody seemed too bothered about: ölçülü eleştiri

Nobody seemed too bothered about X yapısı, insanların davranışlarına bakıldığında kimsenin X konusunda çok endişeli görünmediğini anlatır. Seemed iddiayı dolaylı hâle getirirken nobody tüm düşünceyi olumsuzlar. Bu yapıda too bothered, “özellikle ya da ciddi biçimde kaygılı” demektir; aşırı kaygıdan kaçınmayı öven bir ifade değildir. Ardından until geldiğinde bu yumuşak ifade ölçülü bir eleştiriye dönüşür: insanlar uzun süre ilgisiz görünmüş, sonra aniden aciliyetle tepki vermiştir. Anlatıcının doğrudan suçlamadan kaçınması ironi yaratır.

Alıştırma

“Nobody seemed too bothered about the unfair rule until it caused a public scandal,” cümlesindeki ifade büyük olasılıkla hangi tutumu aktarır?

  1. İnsanların sorunu dikkatle izlediğine dair tarafsız bir açıklama
  2. İnsanların sorunu çok uzun süre görmezden gelmesine yönelik ölçülü bir eleştiri
  3. İnsanların sorunu ne kadar hızlı çözdüğüne yönelik bir övgü
Cevabı göster

İnsanların sorunu çok uzun süre görmezden gelmesine yönelik ölçülü bir eleştiri

for no particular reason at all, Ton ve niyet

3:25

özel hiçbir neden yokken,

everyone decided that the rules needed to be updated right now.

3:27

herkes kuralların hemen şimdi güncellenmesi gerektiğine karar verene kadar.

Ton ve niyet

For no particular reason at all: ironik inkâr

For no particular reason at all, belirli bir neden bulunduğunu sözcük anlamıyla reddeder. At all, no particular reason ifadesini güçlendirerek inkârı vurgulu hâle getirir. Burada suddenly ve right now, bu inkârı inanılması zor hâle getirir. Anlatıcı zamanlamanın rastlantısal olduğunu söylüyormuş gibi yaparken dinleyiciyi tersini çıkarmaya çağırır: açık ama söylenmemiş bir neden vardır. Bu uyumsuzluk kuru bir ironi yaratır, fakat gizli nedenin tam olarak ne olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir şirket güvenlik şikâyetlerini yıllarca görmezden gelir, ardından denetimden bir gün önce politikasını değiştirir. Anlatıcı değişikliğin “for no particular reason at all” yapıldığını söyler. Büyük olasılıkla ne ima edilir?

  1. Açık bir neden vardı, ancak anlatıcı yokmuş gibi davranıyor
  2. Politika rastgele değişti ve anlatıcı hiçbir neden olmadığını biliyor
  3. İnceleme, yeni politika kusursuz işlediği için gerçekleşti
Cevabı göster

Açık bir neden vardı, ancak anlatıcı yokmuş gibi davranıyor

So, Parliament and the monarchy got together

3:31

Bu yüzden Parlamento ve monarşi bir araya geldi

and made some changes,

3:33

ve bazı değişiklikler yaptı,

most notably striking the male part of rule number four. Notlar

3:34

en dikkat çekeni dördüncü kuralın erkek kısmının çıkarılmasıydı.

Anlatım akışı

En çok öne çıkan örneği seçen most notably

Most notably, daha geniş bir gruptan bir öğe seçip onu özellikle dikkate değer olarak sunarak bilgiyi düzenler. Bir söylem belirleyicisi olarak çalışır. Burada, diğer değişikliklerden söz edildikten sonra dikkati striking the male part of rule number four ifadesine yöneltir. Bu, söz konusu değişikliğin tek değişiklik olduğu anlamına gelmez ve herkesin onu kesin olarak en önemli değişiklik saydığını da belirtmez. Dinleyenin dikkatini konuşmacının öne çıkarmak istediği örneğe yönlendirir.

Alıştırma

"The town improved several services, most notably extending weekend bus hours." cümlesinde most notably ne yapar?

  1. Hafta sonu otobüs saatlerindeki değişikliğin kazara gerçekleştiğini söyler.
  2. Hafta sonu otobüs saatlerindeki değişikliği en çok öne çıkan örnek olarak vurgular.
  3. Hafta sonu otobüs saatlerindeki değişikliğin tek iyileştirme olduğunu söyler.
Cevabı göster

Hafta sonu otobüs saatlerindeki değişikliği en çok öne çıkan örnek olarak vurgular.

Kelime

Bir kuraldan sözcük çıkarma anlamındaki striking

Bu resmî kural değişikliği bağlamında striking, strike fiilinin -ing biçimidir ve resmî bir metinden sözcüklerin çıkarılması anlamına gelir. Dört numaralı kuralın erkeklerle ilgili kısmının değişiklik kapsamında silindiğini veya iptal edildiğini belirtir. Bu, metinlerle ilgili özel bir anlamdır. Fiziksel olarak vurma eylemi değildir ve çok dikkat çekici anlamındaki striking sıfatı da değildir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The committee revised the policy by striking the final clause." Burada striking ne anlama gelir?

  1. Hükmü yazılı politikadan çıkarmak
  2. Hükmün özellikle etkileyici görünmesini sağlamak
  3. Politikanın bulunduğu sayfaya vurmak
Cevabı göster

Hükmü yazılı politikadan çıkarmak

From 2013 on, Kalıp ifadeler

3:37

2013'ten itibaren,

Kalıp ifadeler

From 2013 on: devam eden bir başlangıç noktası

“From 2013 on” 2013'ü başlangıç noktası olarak belirler ve durumun o yıldan sonra da sürdüğünü anlatır. Bir kuralın, alışkanlığın veya durumun ne zaman başlayıp sonrasında yürürlükte kalmaya devam ettiğini belirtmek için from + zaman + on yapısını kullanın.

Alıştırma

“From 2013 on” ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Değişiklik 2013 başladığında sona erdi.
  2. Değişiklik 2013 yılı içinde yalnızca bir kez oldu.
  3. Değişiklik 2013'te başladı ve sonrasında devam etti.
Cevabı göster

Değişiklik 2013'te başladı ve sonrasında devam etti.

the crown views all royal sons and daughters with equal favor.

3:39

taç, tüm kraliyet oğullarını ve kızlarını eşit derecede kayırıyor.

The only thing that matters is the order of their birth. Dilbilgisi

3:42

Önemli olan tek şey doğum sıraları.

Dilbilgisi

The only thing that matters is ...: tek belirleyici etkeni belirtmek

The only thing that matters is ... kalıbı, karar veya sonuç açısından yalnızca tek bir etkenin önemli olduğunu anlatır. Burada bu etken the order of their birth ifadesidir; diğer etkenler dışarıda bırakılır. Dil bilgisi açısından that matters, thing sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; is sonrasındaki bilgi ise tek belirleyici etkeni belirtir. The only thing that matters is + isim öbeği veya cümlecik kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle maliyetin tek belirleyici etken olduğunu açıkça söyler?

  1. The cost may matter.
  2. The only thing that matters is the cost.
  3. One thing that matters is the cost.
Cevabı göster

The only thing that matters is the cost.

So, prior to 2013,

3:45

Dolayısıyla, 2013'ten önce,

the boy in a set of fraternal twins in development Kelime

3:46

anne karnında gelişmekte olan çift yumurta ikizlerinden erkek olanı,

could sit back and relax, Kalıp ifadeler

3:49

arkasına yaslanıp rahatlayabilir,

Kelime

fraternal twins: çift yumurta ikizleri

Bu cümlede fraternal twins, aynı gebelikte iki ayrı döllenmiş yumurtadan gelişen iki bebeği ifade eder. Burada bebeklerden biri erkek, diğeri kızdır. Çift yumurta ikizlerinin genetik benzerliği genel olarak diğer kardeşlerinki gibidir; bu nedenle cinsiyetleri farklı olabilir. Bu terim, ikizlerin ne kadar yakın olduğunu değil, biyolojik türünü belirtir.

Alıştırma

İki farklı döllenmiş yumurtadan gelişen ikizleri hangi terim adlandırır?

  1. fraternal twins
  2. triplets
  3. identical twins
Cevabı göster

fraternal twins

Kalıp ifadeler

sit back and relax: arkasına yaslanıp rahatlamak

Burada could sit back and relax, erkek çocuğun harekete geçmesine veya endişelenmesine gerek olmadığı, kuralın istediği sonucu vermesini güvenle bekleyebileceği anlamına gelir. Bu ifade konuşmada çoğu zaman mecazi anlam taşıyan tek bir kalıp olarak kullanılır. Fiziksel olarak dinlenmeyi anlatabilir, ancak genellikle “çaba göstermeyi bırakıp olayların ilerlemesine izin vermek” anlamındadır.

Alıştırma

“Endişelenmeyi bırakıp olayların ilerlemesine izin vermek” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Everything is arranged, so you can ____.

Cevabı göster

sit back and relax

secure that the crown would be his Kelime

3:50

doğum gününde ne olursa olsun

no matter what happened on delivery day. Dilbilgisi

3:51

tacın kendisinin olacağından emin olabilirdi.

Kelime

Sıfat olarak secure that: “emin olmak”

Burada secure, “emin” veya “kendinden emin” anlamında bir sıfattır. Kişinin ruh hâlini anlatır: tacın kesinlikle kendisinin olacağına inanıyordu. that yan cümlesi, kişinin neyden emin olduğunu belirtir. Bu resmî yapıda secure that, sure that gibi işlev görür; secure, “elde etmek” veya “korumak” anlamında bir fiil değildir.

Alıştırma

Bu cümlede secure ne anlama geliyor?

  1. Kişi tacı tehlikeden korudu.
  2. Kişi tacı o anda elde etti.
  3. Kişi, tacın kendisinin olacağından emindi.
Cevabı göster

Kişi, tacın kendisinin olacağından emindi.

Dilbilgisi

no matter what happened: değişmeyen bir sonuç

No matter what happened, “ne olursa olsun” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Olası bütün olayları kapsar; what burada soru sormak yerine açık bir olasılıklar alanı sunar. Bu yapının görevi, ana cümledeki sonucun değişmeyeceğini göstermektir. Happened, would be ifadesinin geçmiş bakış açısına uyar; şimdiki zamana veya geleceğe yönelik bir sözde no matter what happens yaygındır.

Alıştırma

Sözü no matter what ve happen fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: I will keep my promise, ____.

Cevabı göster

no matter what happens

But in the post-2013 gender equal world,

3:53

Ancak 2013 sonrası cinsiyet eşitliği olan dünyada,

it's now a race for the door to win the crown. Deyimler

3:56

tacı kazanmak artık kapıya doğru bir yarış.

Deyimler

a race for the door: doğumu eğlenceli bir yarışa benzetmek

Bu cümlede a race for the door, ikizleri doğumun “kapısına” ilk ulaşmaya çalışan yarışmacılar gibi gösterir. Gerçek bir kapı ya da düzenlenmiş bir yarış yoktur; bu görüntü, kimin önce doğacağı sorusunu canlı ve eğlenceli hâle getirir. a race for + hedef yapısı, bir şeyi başkalarından önce elde etmeyi veya bir yere önce ulaşmayı yarış olarak sunar. Burada doğum zamanındaki soyut bir farkı eğlenceli bir yarışa dönüştürür. Söz konusu veraset kuralına göre cinsiyeti ne olursa olsun önce doğan bebek veraset sırasında önde olacaktır.

Alıştırma

“When the free tickets appeared online, it was a race for the final pair.” cümlesinde a race for the final pair ne anlama gelir?

  1. İki kişi bir kapıdan koşarak geçiyordu.
  2. Biletler düzenlenmiş bir koşu yarışı içindi.
  3. Herkes aynı biletleri zaten almıştı.
  4. Birkaç kişi son iki bileti ilk alan olmak için yarışıyordu.
Cevabı göster

Birkaç kişi son iki bileti ilk alan olmak için yarışıyordu.