Ölümü yenmeye çalışan kral Gılgamış'ın destanı - Soraya Field Fiorio: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Gılgamış Destanı’nı kil tabletlerde keşfedilişinden başlayarak kralın dostluğu, kaybı, başarısız ölümsüzlük arayışı ve sonunda ölümü kabullenişi üzerinden anlatıyor; ardından öykünün tarihsel köklerini ve günümüze uzanan edebî etkisini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Inscribed on crumbling clay tablets was — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Geçmiş zaman ortaçlı bir ifadeyi başa alarak özneyi açıklamadan önce arkeolojik nesneyi öne çıkaran resmî devrik yapıyı tanımak; bu yapıyı keşifleri, kayıtları veya eserleri belgesel üslubuyla tanıtmak için kullanmak. 2. all mortals must die, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: mortals sözcüğünün, özellikle tanrılarla veya ölümsüzlükle karşılaştırıldığında, ölümü kaçınılmaz olan insanları anlattığını kavramak; bu yüksek, mitolojik ya da felsefi kullanımı daha tarafsız people sözcüğünden ayırmak. 3. Though the story is mythical, Gilgamesh was probably a real king — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Though yan cümlesiyle bir gerçeği kabul ederken onunla bağdaşan farklı bir sonucu korumak ve efsanevi anlatıyı tarihsel kanıtlardan ayırırken probably sözcüğünün uygun bir temkinlilik kattığını fark etmek.
Bu derste
ancient city of Nineveh: modern bir eski mahalle değil, tarihî bir kent
Burada the ancient city of Nineveh, kalıntıları günümüzde Irak'ın kuzeyinde bulunan tarihî Ninova kentini ifade eder. Ancient, kenti tarihsel olarak antik döneme yerleştirir; modern bir kentteki sıradan eski bir mahalle anlamına gelmez. the ancient city of + yer adı kalıbı, bilinen tarihî bir yeri belirtir ve arkeolojik anlatıyı anlamak için gereken konumu verir. Ninova, antik Asur İmparatorluğu'yla ilişkili önemli bir kentti.
Alıştırma
Bu arkeolojik anlatıda ancient city of Nineveh neyi ifade eder?
- Irak'ta yalnızca eski görünen modern bir mahalle
- Günümüzde Irak'ın kuzeyinde bulunan tarihî Ninova kenti
- Ninova yakınlarında Ancient adlı bir kent
Cevabı göster
Günümüzde Irak'ın kuzeyinde bulunan tarihî Ninova kenti
archaeologists sifted through dusty remains, Öbek fiiller
0:12arkeologlar tozlu kalıntıları elden geçiriyor,
sifted through: çok miktarda malzemeyi dikkatle taramak
Bu cümlede sifted through, yararlı nesneler veya kanıtlar bulmak için çok miktarda tozlu kalıntıyı parça parça dikkatle incelemek anlamına gelir. Hızlıca göz atmaktan ziyade yavaş bir ayıklama sürecini anlatır. Kalıp sift through + büyük bir koleksiyon veya yığın şeklindedir ve records, evidence, applications ya da debris gibi sözcüklerle kullanılabilir. Through, aramanın bütün yığın boyunca ilerlediği anlamını katar.
Alıştırma
Cümleyi sift through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The detective ____ boxes of old records for a missing name.
Cevabı göster
sifted through
hoping to find records to prove that Bible stories were true. Dilbilgisi
0:15İncil'deki hikayelerin doğru olduğunu kanıtlayacak kayıtlar bulmayı umuyorlardı.
hoping to find: -ing öbeğiyle umulan bir amaç eklemek
Bu cümlede hoping to find, ana cümleye bağlanan -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Arkeologların kalıntıları tararken hangi sonucu elde etmeyi umduklarını anlatır. Ana cümlenin çekimli temel fiili sifted sözcüğüdür. Hoping ikinci bir geçmiş zaman fiili veya progressive yapının bir parçası değildir; örtük öznesi archaeologists sözcüğüdür. Bu kalıp, yeni ve tam bir yan cümle kurmadan öznenin amacını ya da beklentisini eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Umulan sonucu eklemek için cümleyi hedef ifadeyle tam olarak tamamlayın: They searched the attic, ____ the missing photo.
Cevabı göster
hoping to find
What they found instead was one of the oldest libraries in the world. Dilbilgisi
0:20Bunun yerine buldukları şey ise dünyanın en eski kütüphanelerinden biriydi.
What they found instead was...: beklenmedik sonucu odak noktası yapmak
Bu cümlede What they found instead özne görevindedir ve onların beklenen şey yerine bulduğu şey anlamına gelir. Bu, kaynaşık bir ilgi yan cümlesidir. Was bu özneyi one of the oldest libraries in the world ifadesine bağlayarak keşfin ne olduğunu belirtir. Instead, gerçek keşfin beklenenden farklı olduğunu ve beklenen sonucun yerini aldığını gösterir; ayrıca anlamına gelmez. What ... was kalıbı yeni sonucu was sözcüğünden sonraya bıraktığı için beklenmedik sonuç odak noktası olur.
Alıştırma
Hangi cümle gerçek sonucun beklenenden farklı olduğunu açıkça belirtir?
- What the team found instead was a harmless software bug.
- What the team found was a harmless software bug.
- What the team also found was a harmless software bug.
Cevabı göster
What the team found instead was a harmless software bug.
one of the oldest libraries: one of + üstünlük sıfatı + çoğul isim
one of the oldest libraries in the world ifadesi, bir ögenin uç veya önde gelen bir gruba ait olduğunu belirtmek için one of + the + üstünlük sıfatı + çoğul isim yapısını kullanır. Burada bulunan şey, dünyanın en eski kütüphanelerinden biridir. Üstünlük sıfatından sonraki isim çoğul olur; çünkü bir grubun içinden bir öge seçilir: one of the oldest libraries denir, one of the oldest library denmez. Bu ifade, söz konusu kütüphanenin tek ve tartışmasız en eski kütüphane olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “en güvenli şehirlerden biri” anlamına gelecek şekilde tamamlayın: This is one of the safest ____ in the country.
Cevabı göster
cities
Inscribed on ... was: başa alınmış ortaç ve devrik yapı
Inscribed on crumbling clay tablets, daha sonra gelen a 4,000 year old story öznesini açıklayan ve cümlenin başına alınmış bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Çekimli asıl fiil was'tır; Inscribed asıl fiil değildir. Nötr sıralama A 4,000-year-old story was inscribed on crumbling clay tablets biçimindedir. Betimleyici öbeği başa almak ve özneyi was'tan sonra yerleştirmek, tabletleri bilginin başlangıç noktası yapar; ardından tabletlerde ne olduğu açıklanır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı resmî yapıyı kullanıyor: başa alınmış geçmiş zaman ortacı öbeği, ardından was ve sonra özne?
- Displayed at the entrance was a marble statue.
- At the entrance, the guide displayed a marble statue.
- A marble statue was displayed at the entrance.
Cevabı göster
Displayed at the entrance was a marble statue.
so riveting the first person to translate it Dilbilgisi
0:30o kadar büyüleyiciydi ki onu çeviren ilk kişi
so riveting ... started ...: that sözcüğünün atıldığı sonuç yapısı
Bu cümlede so riveting, derece ve sonuç bildiren so + sıfat + (that) + sonuç cümleciği yapısını kurar. Eksiksiz biçim so riveting that the first person to translate it started... şeklindedir; ancak konuşmada ve canlı anlatımda sıkça olduğu gibi that atılmıştır. Riveting, bir şeyin dikkati tamamen kendine çekmesi demektir. Ardından gelen cümlecik bu yoğunluğun abartılı bir sonucunu verir. Bu nedenle so yalnızca very anlamına gelmez; betimlemeyi onun yol açtığı sonuca da bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, sonuç bildirmek için so + sıfat yapısını atılmış bir that ile doğru kullanır?
- The puzzle was so difficult I needed a hint.
- The puzzle was so difficult because I needed a hint.
- The puzzle was such difficult I needed a hint.
Cevabı göster
The puzzle was so difficult I needed a hint.
the Epic of Gilgamesh: edebî başlıktaki Epic
The Epic of Gilgamesh, Gılgamış'ı merkezine alan eski bir Mezopotamya eserinin yerleşik İngilizce adıdır. Günümüze ulaşan en eski önemli edebî metinlerden biridir. Burada Epic, eseri bir destan olarak adlandıran isimdir: kahramanlıkları ve önemli olayları merkezine alan uzun bir anlatı. İnanılmaz veya muhteşem anlamındaki gayriresmî epic sıfatı değildir.
Alıştırma
the Epic of Gilgamesh başlığında Epic ne anlama gelir?
- Uzun bir kahramanlık anlatısı
- Kısa ve komik bir şarkı
- Son derece etkileyici
Cevabı göster
Uzun bir kahramanlık anlatısı
story starts with ...: anlatının başlangıç odağını sunmak
The story starts with ..., anlatının ilk olarak neyi sunduğunu dinleyiciye gösteren bir çerçeve kalıbıdır. with'ten sonraki isim öbeği başlangıçtaki kişiyi, olayı, sahneyi veya sorunu belirtir. Burada Gilgamesh, hikâyenin ilk odağıdır. with, hikâyenin onunla birlikte başladığı anlamına gelmez; bilginin sunuluş sırasını düzenler.
Alıştırma
Hikâyenin ilk olarak neyi sunduğunu göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The story ____ a mysterious letter.
Cevabı göster
starts with
crashing every wedding and sleeping with the bride Kelime
0:44her düğüne zorla giren ve gelinle yatan bir kraldır,
crashing every wedding: davetsiz olarak düğüne girmek
crashing every wedding ifadesinde crash, davet veya izin olmadan bir etkinliğe girmek ya da katılmak anlamına gelir. Bu anlamda geçişli bir fiildir; bu yüzden etkinlik doğrudan ardından gelir: crash a wedding veya crash a party. Every, söz konusu bütün düğünlerde tekrarlanan bir davranış anlamı katar. Burada herhangi bir çarpışma veya arıza yoktur.
Alıştırma
Hangi cümlede crash, crashing every wedding ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- They crashed the party without an invitation.
- The car crashed into a fence.
- My laptop crashed during the presentation.
Cevabı göster
They crashed the party without an invitation.
before she has a chance to sleep with her husband. Dilbilgisi
0:47hem de gelinin kocasıyla yatmaya fırsatı olmadan önce.
before she has a chance to: fırsat doğmadan önce
Before she has a chance to, onun sonraki eylemi yapma fırsatı doğmadan önce başka bir eylemin gerçekleştiğini belirtir. Buradaki sleep with her husband, “kocasıyla cinsel ilişkiye girmek” anlamındadır; dolayısıyla ifade, o bunu yapamadan önce bir şeyin gerçekleştiğini anlatır. Kullanılabilir kalıp before + özne + have/has/had a chance to + fiilin yalın hâlidir. Genellikle önceki olayın sonraki eylemi böldüğünü, engellediğini veya ondan önce davrandığını ima eder; chance burada olasılık değil, fırsat demektir.
Alıştırma
Cümleyi have a chance to kalıbının geçmiş biçimiyle tamamlayın: The train doors closed before we ____ to board.
Cevabı göster
had a chance
the goddess Aruru created a rival called Enkidu. Dilbilgisi
0:53tanrıça Aruru, Enkidu adında bir rakip yarattı.
To tame Gilgamesh: cümle başında amaç bildiren mastar
To tame Gilgamesh, ana cümleden önce yer alan ve ana cümlenin amacını belirten bir mastar öbeğidir. Aruru’nun Enkidu adlı bir rakibi neden yarattığını açıklar. Yapı To + fiilin yalın hâli, ana cümle şeklindedir. Burada to mastar işaretleyicisidir; bu nedenle tame yalın hâlde kalır. Amacı gerçekleştiren kişi normalde ana cümlenin öznesidir; Aruru hem bu amaca sahiptir hem de eylemi gerçekleştirir.
Alıştırma
Cümleyi avoid kullanarak cümle başında amaç bildiren bir mastarla tamamlayın: ____ traffic, we left before sunrise.
Cevabı göster
To avoid
a rival called Enkidu: isim + called + ad
a rival called Enkidu ifadesinde called Enkidu, rival sözcüğünden sonra gelir ve rakibin adını belirtir. Bu, edilgen ilgi cümleciği a rival who was called Enkidu ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Cümlenin ana fiili created sözcüğüdür. Called ikinci bir ana eylemi anlatmaz; a rival called Enkidu isim öbeğinin bir parçasıdır. Yeniden kullanılabilecek kalıp isim + called + ad biçimindedir.
Alıştırma
Mühendisin adını tanıtmak için cümleyi called ile tamamlayın: They hired an engineer ____ Priya.
Cevabı göster
called
Enkidu lived beyond the walls of the city Kalıp ifadeler
0:57Enkidu, şehrin surlarının ötesinde yaşıyordu;
beyond the walls of the city: bir sınırın ötesinde
Beyond the walls of the city, şehir surlarının daha uzak tarafında, yani surların oluşturduğu sınırın dışında demektir. Burada beyond, ardından the walls of the city isim öbeği gelen bir edattır. Surlar şehri dışarıdaki vahşi araziden ayırdığı için bu ifade Enkidu'yu şehir yaşamından ve düzeninden uzakta da konumlandırır. Genel olarak beyond + bir sınır veya referans noktası, bir şeyin o sınırı geçmiş bir yerde olduğunu belirtir; burada “daha iyi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: The cabin stands beyond the park gate. beyond the park gate ne anlama gelir?
- Park kapısının hemen yanında
- Parkın içinde, kapıya ulaşmadan önce
- Park kapısını geçince, daha uzak tarafta
Cevabı göster
Park kapısını geçince, daha uzak tarafta
chaos reigned: düzensizlik duruma hâkimdi
chaos reigned ifadesinde reign mecaz anlamda kullanılır. Chaos bir hükümdar gibi gösterilir; bu nedenle ifade, Chaos adlı gerçek bir hükümdarın yönetmesini değil, düzensizliğin yere veya duruma hâkim olmasını anlatır. Bu kişileştirme anlatıma güçlü ve dramatik bir hava verir. Aktarılabilir soyut durum + reign kalıbı, fear reigned örneğinde olduğu gibi bir duygu veya durumun her yere yayılıp kontrolü ele aldığını gösterir.
Alıştırma
Cümlede chaos reigned ne anlama geliyor?
- Düzensizlik kısa sürede sona erdi.
- Düzensizlik duruma hâkimdi.
- Chaos adlı bir hükümdar bölgeyi yönetiyordu.
Cevabı göster
Düzensizlik duruma hâkimdi.
After a priestess of the goddess Ishtar seduced Enkidu,
1:06Tanrıça İştar'ın bir rahibesi Enkidu'yu baştan çıkardıktan sonra,
ventured into the city: riske rağmen şehre girmek
Ventured into the city, onun belirsizliğe veya olası tehlikeye rağmen şehre girdiğini anlatır. Geçmiş zaman biçimi ventured, eyleme cesaret, keşif veya risk duygusu katar. Venture into + yer veya alan kalıbı, fiziksel bir keşfi ya da venture into a new market örneğindeki gibi yabancı olunan bir etkinliğe veya alana girmeyi anlatabilir.
Alıştırma
Riskli bir girişi vurgulamak için cümleyi venture into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Although the tunnel was unstable, the rescue team ____ it.
Cevabı göster
ventured into
There he encountered Gilgamesh up to his usual tricks. Deyimler
1:16Orada her zamanki oyunlarını oynayan Gılgamış'la karşılaştı.
up to his usual tricks: yine her zamanki numaralarını yapmak
Bu cümlede be up to his usual tricks, “sık sık yaptığı sorunlu veya dürüst olmayan şeyleri yine yapmak” anlamına gelir. İfade, davranışı tek seferlik bir olay değil, tekrarlanan bir alışkanlık olarak değerlendirir. Buradaki up to, be up to something kalıbının parçasıdır ve çoğu zaman şüpheli bir şeyi “yapmakla veya planlamakla meşgul olmak” anlamına gelir. Tricks ise düzen, yaramazlık veya rahatsız edici alışkanlıkları anlatır; mutlaka sihirbazlık numaraları demek değildir.
Alıştırma
Anlamı değerlendirin: “Maya is up to her usual tricks again” genellikle Maya'nın tutarlı performansına yönelik tarafsız bir övgüdür.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
stepped in: yardım etmek veya durdurmak için müdahale etti
Bu cümlede stepped in, “müdahale etti” anlamına gelir: Enkidu duruma dâhil oldu ve olanları durdurmak için harekete geçti. Bu ifade yalnızca bir yere yürüyerek girmeyi anlatmaz. step in to + fiil kalıbı, stepped in to stop him örneğindeki gibi müdahalenin amacını açıklar. Step in when + yan cümle ise müdahalenin ne zaman gerçekleştiğini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi step in ifadesinin geçmiş zamanı ve ardından to ile tamamlayın: The referee ____ stop the argument.
Cevabı göster
stepped in to
the two men wrestled all through the city streets
1:26iki adam tüm şehir sokakları boyunca güreştiler
by a hair: son derece küçük bir farkla kazanmak
By a hair, son derece küçük bir farkla anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede Gilgameş kazanır ama kıl payı kazanır; hair gerçek bir saç teline değil, çok ince bir mesafe imgesine işaret eder. Bu kadar küçük bir farkla ne olduğunu sonuç fiili gösterir: win by a hair kıl payı kazanmak, miss veya lose by a hair ise kıl payı ıskalamak ya da kaybetmek demektir.
Alıştırma
"Nora won the race by a hair" cümlesinde by a hair ne anlama gelir?
- Açık ara kazandı.
- Kazanmak için bir saç teli kullandı.
- Son derece küçük bir farkla kazandı.
Cevabı göster
Son derece küçük bir farkla kazandı.
Gilgamesh turned his attention from the brides of Uruk Kalıp ifadeler
1:37Gılgamış dikkatini Uruk'un gelinlerinden çekip
turned his attention from ... to proving ...: odağı değiştirmek
Turn one's attention from A to B, odağı A'dan uzaklaştırıp B'ye yöneltmek demektir. Burada from önceki odağı, to ise yeni odağı tanıtır; yapı fiziksel hareketi değil, ilgi veya çabanın yön değiştirmesini anlatır. To proving ifadesinde to, turn attention to kalıbındaki bir edattır. Bu nedenle proving, yeni etkinliğin adını veren bir ulaçtır. İki tarafta isimler veya isim gibi kullanılan -ing öbekleri bulunabilir; from planning to testing buna örnektir.
Alıştırma
Odak değişikliği kalıbını tamamlamak için solve fiilinin doğru biçimini kullanın: The group turned its attention from blaming people to ____ the problem.
Cevabı göster
solving
set out to slay: belirli bir hedefe yönelik göreve başlamak
Bu cümlede set out to + fiilin yalın hâli, bir hedefe ulaşmak için bilinçli bir girişime başlamak anlamına gelir ve çoğu zaman bir yolculuğa ya da göreve başlama hissi taşır. to slay mastarı, eylemlerinin hedefini belirtir. Burada slay, öldürmek anlamındadır ve cümleye kahramanlık destanlarını andıran bir ton verir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp set out to + fiilin yalın hâlidir: set out to solve, set out to discover.
Alıştırma
Cümleyi “belirli bir göreve başladılar” anlamındaki hedef geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: After years of planning, the explorers ____ to cross the ice.
Cevabı göster
set out
begged for his life: öldürülmemek için yalvarmak
Begged for his life, öldürülmemek için çaresizce yalvardığı anlamına gelir. beg for one's life kalıbında life, kişinin korumaya çalıştığı canıdır; gündelik yaşamı ifade etmez. Bu ifade aşırı korku ve tehlike bildirir ve basitçe asked demekten çok daha güçlüdür. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: begged for her life veya begged for their lives.
Alıştırma
Tehlikeli bir sahnede “he begged for his life” ne anlama gelir?
- Hayatın zor olduğundan yakındı.
- Öldürülmemek için yalvardı.
- Gündelik yaşam hakkında tavsiye istedi.
- Geçimini sağlamak için para istedi.
Cevabı göster
Öldürülmemek için yalvardı.
dealt the final blow: son belirleyici darbeyi indirmek
Deal a blow, bir darbe indirmek veya vurmak anlamına gelir. Bu cümlede dealt the final blow, Gılgamış'ın dövüşü bitiren son ve belirleyici darbeyi indirdiğini anlatır. Buradaki deal, ticaret yapmak değil, vermek veya uygulamak anlamındadır. Bu ifade mecaz olarak da kullanılabilir. Bir olay, bir planın, umudun veya kuruluşun başarısızlığını kaçınılmaz hâle getiren son aksilik olduğunda ona deal the final blow to denebilir.
Alıştırma
Cümleyi deal the final blow to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The loss of its main sponsor ____ the project.
Cevabı göster
dealt the final blow to
the goddess Ishtar took a romantic interest in Gilgamesh. Kalıp ifadeler
2:04tanrıça İştar Gılgamış'a romantik bir ilgi duymaya başladı.
took a romantic interest in: romantik çekim duymaya başlamak
Take an interest in someone or something, birine veya bir şeye özel ilgi göstermeye başlamak anlamına gelir. Romantic eklenince ilginin türü değişir: took a romantic interest in Gilgamesh, İştar'ın onu olası bir romantik partner olarak görmeye başladığını anlatır. Yapı take + a romantic interest + in + kişi biçimindedir. Took, take fiilinin geçmiş zamanıdır; buradaki interest bir hobiyi değil, bir kişiye duyulan çekimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi take a romantic interest in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several long conversations, Nina ____ Alex.
Cevabı göster
took a romantic interest in
Knowing she tended to lose interest and curse her former flames, Notlar
2:08Çabuk sıkılma eğiliminde olduğunu ve eski sevgililerini lanetlediğini bilen
tended to lose interest: olağan bir eğilimi anlatmak
Bu cümlede tended to lose interest, ilgisini kaybetmenin onun olağan davranış biçimi olduğunu, yalnızca bir kez yaşanan bir olay olmadığını anlatır. tend to + fiilin yalın hâli yapısı, birinin veya bir şeyin genellikle ne yaptığını belirtir. Geçmiş biçim olan tended to, bu genel eğilimi geçmişe yerleştirir ve çoğunlukla always kadar kesin duyulmaz.
Alıştırma
Geçmişteki olağan bir örüntüyü göstermek için cümleyi tend to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: When Leo was younger, he ____ lose interest in games after a few weeks.
Cevabı göster
tended to
former flames: geçmişteki romantik partnerler
her former flames ifadesinde flames, geçmişte romantik ilişki yaşadığı kişiler için kullanılan gayriresmî bir benzetmedir. Former, bu ilişkilerin sona erdiğini gösterir; gerçek alevlerden söz edilmez. Bu ifade, ilişkinin tam olarak ne tür olduğunu belirtmeden geçmişteki sevgililerden söz etmeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede former flames ne anlama gelir: The biography mentions several of the artist's former flames?
- Sanatçının geçmişte romantik ilişki yaşadığı kişiler
- Sanatçının eserinin önceki sürümleri
- Sanatçının geçmişte söndürdüğü yangınlar
- Sanatçının artık konuşmadığı arkadaşları
Cevabı göster
Sanatçının geçmişte romantik ilişki yaşadığı kişiler
refused her advances: romantik veya cinsel yaklaşımı reddetmek
Bu cümlede advances, romantik veya cinsel ilgi göstermeye yönelik girişimler anlamına gelen çoğul bir isimdir. refused her advances, Gılgamış'ın onun bu yaklaşımını kabul etmediğini belirtir. Bu anlam genellikle çoğul biçimde kullanılır. “İleri hareket” veya “ilerleme” anlamındaki advance sözcüğünden farklıdır.
Alıştırma
“Maya refused Leo's advances,” cümlesinde advances büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- İleri doğru yürürken atılan adımlar
- Romantik veya cinsel ilgi göstermeye yönelik girişimler
- Leo'nun ilerleme kaydettiğine dair kanıt
- Vadesinden önce ödenen para
Cevabı göster
Romantik veya cinsel ilgi göstermeye yönelik girişimler
So Ishtar unleashed the Bull of Heaven on Uruk Notlar
2:16Bunun üzerine İştar, Uruk'a Gökyüzü Boğası'nı saldı,
unleashed the Bull of Heaven on: unleash A on B kalıbı
unleash A on B kalıbı, tehlikeli, güçlü veya kontrol edilmesi zor bir A gücünü serbest bırakıp B hedefine yöneltmek anlamına gelir. Burada the Bull of Heaven A, Uruk ise saldırıya uğrayan B hedefidir; yalnızca tarafsız bir yer bildirmez. Aynı kalıp mecazi olarak da kullanılabilir: eleştiri, öfke veya şiddet bir kişiye, gruba ya da yere yöneltilebilir.
Alıştırma
Cümleyi unleash A on B kalıbındaki geçmiş zaman fiili ve edatla tamamlayın: The guards ____ the dogs ____ the intruder.
Cevabı göster
unleashed · on
the Bull of Heaven: mitolojik bir yaratığın adı
Bu cümlede the Bull of Heaven, Mezopotamya mitolojisindeki doğaüstü bir boğanın sabit adıdır; sıradan bir hayvanı anlatmaz. İştar onu Uruk'a karşı yıkıcı bir güç olarak salar. Bu nedenle ad, olayı mitolojik bir ceza veya saldırı olarak çerçeveler. Bu ifade tek bir kültürel ad olarak bütün halinde anlaşılmalıdır. Buradaki Heaven, ilahi veya göksel alanı anlatır; gündelik anlamda dinî bir cennet fikrini tek başına ifade etmez.
Alıştırma
Bu cümlede the Bull of Heaven neyi ifade ediyor?
- Gökyüzündeki huzurlu bir yer
- Uruk yakınlarında yaşayan sıradan bir çiftlik boğası
- Mezopotamya mitolojisinden yıkıcı bir doğaüstü yaratık
Cevabı göster
Mezopotamya mitolojisinden yıkıcı bir doğaüstü yaratık
When Gilgamesh and Enkidu slayed the creature defending the city,
2:22Gılgamış ve Enkidu şehri savunurken bu yaratığı öldürdüğünde,
the House of Dust: Mezopotamya yeraltı dünyasının adı
Bu cümlede the House of Dust, Mezopotamya yeraltı dünyasının mecazlı bir adıdır. Ardından gelen the shadowy Mesopotamian underworld ifadesi anlamı yeniden açıklar ve buranın ne olduğunu belirtir. Buradaki House gerçek bir binayı anlatmaz; Dust ise yeraltı dünyasıyla ilişkilendirilen ölüm, çürüme ve kasveti çağrıştırır. Büyük harfle başlayan ifadenin tamamını kültürel bir ad olarak okuyun; onu tozla kaplı sıradan bir ev olarak anlamayın.
Alıştırma
Bu cümlede the House of Dust neyi ifade ediyor?
- Tozla kaplı gerçek bir ev
- Yolcuların uyuduğu bir çöl
- Mezopotamya yeraltı dünyasının mecazlı adı
Cevabı göster
Mezopotamya yeraltı dünyasının mecazlı adı
where the spirits of the dead knelt eternally on the ground, Kelime
2:36ölülerin ruhlarının sonsuza dek yerde diz çöktüğü,
the spirits of the dead: bir grubu belirtmek için the dead kullanımı
The spirits of the dead, “ölmüş insanların ruhları” demektir. Burada spirits, bedensiz ruhlar anlamındadır; ruh hâllerini ya da alkollü içkileri ifade etmez. the dead ifadesinde dead sıfatı the’dan sonra gelerek bütün bir insan grubunu adlandırır. İfade çoğul bir grup anlamı taşır; bu nedenle of the dead, ruhların kime ait olduğunu belirtir ve tek bir ölü kişiye gönderme yapmaz.
Alıştırma
The memorial honors the dead. cümlesinde the dead ne anlama gelir?
- Grup olarak düşünülen, ölmüş insanlar.
- Çalışmayı bırakmış nesneler.
- Ölmüş belirli bir kişi.
Cevabı göster
Grup olarak düşünülen, ölmüş insanlar.
eating dirt, and drinking stone: acının imkânsız imgesi
İfade imkânsız bir öğün yaratır: toprak yenir, taş içilir. Yeraltı dünyasındaki bu ortamda, bu eylemler sıradan bir yemeğin ayrıntıları değildir; yoksunluk ve acının aşırı bir edebî imgesini oluşturur. Dengeli -ing öbekleri eating ... ve drinking ..., yiyecek ve içeceğin bulunması gereken yerlere uygunsuz nesneler koyar. Bu paralel yapı kasvetli imgeyi güçlendirir.
Alıştırma
Yargılayın: Bu bölümde eating dirt, and drinking stone esas olarak sıradan bir öğünü anlatır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Grieving for Enkidu and terrified of meeting this fate himself, Dilbilgisi
2:43Enkidu'nun yasını tutan ve kendisinin de bu kaderle yüzleşmekten dehşete düşen
Grieving for ... and terrified of ...: cümle başındaki durum ifadeleri
Baştaki bölüm aynı kişiyi anlatan iki durumu koordine eder: Grieving for Enkidu ve terrified of meeting this fate himself. Bu kişi Enkidu için yas tutmakta ve kendisinin de aynı kaderi yaşamaktan büyük korku duymaktadır. Ne Grieving ne de terrified ana cümlenin çekimli fiilidir. Ana eylem daha sonra Gilgamesh set off ... bölümünde gelir. Duygusal durumları önce vermek, bunları eylemin arka planındaki nedenler olarak sunar.
Alıştırma
Baştaki iki durum ifadesini ana cümlenin öznesini anlatmak için doğru kullanan cümle hangisidir?
- Maya was worried about the storm and eager to get home.
- Worried about the storm and eager to get home, the train was delayed.
- Worried about the storm and eager to get home, Maya left early.
- Waiting at the station and nervous about the delay, the announcement surprised Maya.
Cevabı göster
Worried about the storm and eager to get home, Maya left early.
Gilgamesh set off beyond the cosmic mountains Öbek fiiller
2:47Gılgamış, kozmik dağların ötesine doğru
Bir yolculuğa başlamak anlamındaki set off
Burada set off, bir yolculuğa başlamak veya yola çıkmak anlamına gelir. Doğrudan nesnesi yoktur; beyond the cosmic mountains rota ya da yönü, to seek immortality ise amacı gösterir. Set off, set off an alarm örneğinde olduğu gibi tetiklemek anlamında geçişli olarak da kullanılabilir. Ancak cümle bir kişinin yolculuğa çıkmasını anlattığı için bu anlam burada uygun değildir.
Alıştırma
Cümleyi yolculuğa başlamak anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: We ____ before sunrise to avoid the traffic.
Cevabı göster
set off
seek immortality: soyut bir hedef için resmî bir fiil
Seek immortality, “sonsuz yaşama ulaşmaya çalışmak” demektir. Immortality, asla ölmeme şeklindeki soyut durumu adlandırır; bir yer ya da fiziksel nesne değildir. Günlük look for yerine seek seçimi, ölümsüzlüğü ciddi ve uzak bir hedef olarak sunar; bu da destansı anlatıma uygundur. Başka durumlara aktarılabilen yapı seek + hedef biçimindedir ve hedef çoğunlukla soyuttur.
Alıştırma
“Sonsuz yaşama ulaşmaya çalışmak” anlamındaki tam iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: In many legends, powerful rulers ____.
Cevabı göster
seek immortality
He passed scorpion people and groves of gemstone trees,
2:53Akrep adamların ve mücevherden ağaçların olduğu koruların yanından geçti,
traveled beneath the mountains and outran the rising sun Deyimler
2:58dağların altından seyahat etti ve doğan güneşi geride bıraktı
outran the rising sun: efsanevi abartı ve “aşmak” anlamındaki out-
Geçmiş zaman biçimindeki outran fiili, “birinden ya da bir şeyden daha hızlı koştu” demektir. Outrun içinde out-, “daha iyi yapmak veya aşmak” anlamını taşır; böylece doğan güneş, yolcunun hız bakımından geçtiği şey olarak sunulur. Hiç kimse gün doğumuyla gerçek anlamda yarışamaz. Bu görüntü efsanevi bir abartıdır: olağanüstü hızı ve yolculuğun insanüstü boyutunu vurgulamak için doğan güneşi bir rakibe dönüştürür.
Alıştırma
Bu efsanevi cümlede outran the rising sun ne anlatır?
- Güneşe karşı yapılmış bilimsel bir yarışı aktarır.
- Yolcunun gün doğumunu izlemek için durduğu anlamına gelir.
- Olağanüstü hızı göstermek için bilinçli bir abartı kullanır.
Cevabı göster
Olağanüstü hızı göstermek için bilinçli bir abartı kullanır.
until he finally came to the end of the world, Deyimler
3:02ta ki nihayet dünyanın sonuna gelene dek,
came to the end of the world: dünyanın efsanevi sınırına ulaşmak
Bu efsanevi yolculukta came to, “vardı” anlamına gelir. The end of the world, bilinen dünyanın kenarında bulunan bir yer olarak düşünülür; dolayısıyla bu bölüm onun sonunda o sınıra ulaştığını anlatır. Anlam modern coğrafyadan değil, yolculuk bağlamından gelir. Burada end, yolculuğun varış noktasını belirtir; dünyanın yok edildiğini söylemez.
Alıştırma
Efsanevi yolculukta came to the end of the world ne anlama gelir?
- O vardığında dünya yok edildi.
- Dünyanın hayalî bir sınırına ulaştı.
- Bir yolculuğun sonunda bilincini geri kazandı.
Cevabı göster
Dünyanın hayalî bir sınırına ulaştı.
who urged Gilgamesh to give up his quest. Öbek fiiller
3:12ve Gılgamış'ı arayışından vazgeçmeye teşvik etti.
give up his quest: uzun ve zorlu bir arayıştan vazgeçmek
Give up, bir şeyi yapma ya da elde etme çabasını bırakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Give up his quest ifadesinde his quest, vazgeçilen şeydir; up yukarı doğru hareketi anlatmaz. Quest, genellikle kahramansı veya edebî çağrışımları olan uzun ve zorlu bir arayış ya da görevdir. Bu kullanım, hedefi sıradan bir görevden daha büyük ve maceralı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “peşinden gitmeyi bırakmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Even after many setbacks, Nia would not ____ her quest.
Cevabı göster
give up
all mortals must die: mortals ölebilen insanları ifade eder
Bu cümlede mortals, ölümsüz olmayan ve sonunda ölecek insanları, yani fanileri ifade eder. Mitolojik veya felsefi bağlamlarda mortals çoğu zaman gods ya da immortal beings ile karşıtlık içinde kullanılır. Buradaki must bir emir bildirmez. all mortals must die ifadesinde kaçınılmaz bir gerçeği anlatır: ölüm, ölümlü olmanın bir parçasıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Mortals içindeki /t/ sesine odaklanın.
- The ancient story is about morals.
- The ancient story is about mortals.
Cevabı göster
The ancient story is about mortals.
until death comes: zaman sınırı belirlemek
Until death comes, ana düşünce için zamansal bir bitiş noktası belirler. Ölüm gelmeden önceki tüm zaman boyunca onun hayatın tadını çıkarması gerektiği anlamına gelir. Until, bu tavsiyenin o sınıra kadar geçerli kaldığını gösterir. Buradaki comes, soyut bir olayla birlikte gelir veya gerçekleşir anlamındadır. Ölüm, sanki gelebilen bir şeymiş gibi anlatılır; fiziksel bir hareket kastedilmez.
Alıştırma
Eylemin zaman sınırına kadar sürdüğünü belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Keep reading ____ the library closes.
Cevabı göster
until
Shiduri gave him directions to cross the waters of death Notlar
3:27Şiduri ona ölüm sularını geçmesi
gave him directions to cross: bir yolculuk hedefi için yol tarifi
Burada gave him directions, Şiduri'nin ona belirli bir güzergâh için yol tarifi verdiği anlamına gelir. to cross mastarı, bu tarifin tamamlamasına yardımcı olacağı eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp give + kişi + directions + to-mastarıdır. directions to reach a building veya directions to cross a river örneklerinde olduğu gibi, mastar bir yolculuk hedefini belirttiğinde özellikle doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi give us directions ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the festival, a volunteer ____ find the first-aid tent.
Cevabı göster
gave us directions to
the waters of death: simgesel bir mitolojik sınır
Bu mitolojik bağlamda the waters of death, Utanapishti'ye ulaşmak için geçilmesi gereken tehlikeli su bölgesidir. Çoğul waters, özellikle edebî dilde belirli bir su kütlesini veya su bölgesini ifade edebilir. Of death, suyun fiziksel durumunu anlatmaz. Yeri simgesel olarak ölümle, tehlikeyle ve sıradan insanların aşamayacağı bir sınırla ilişkilendirir; edebî adlar isim + of + çağrışımlı isim yapısını sık sık bu şekilde kullanır.
Alıştırma
Asıl cümlede the waters of death ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- içilmesi güvenli olmayan suyla dolu birkaç kap
- durmuş veya durgun hâle gelmiş sıradan su
- ölümle ilişkilendirilen tehlikeli ve mitolojik bir su bölgesi
Cevabı göster
ölümle ilişkilendirilen tehlikeli ve mitolojik bir su bölgesi
and meet the immortal man Utanapishti. Kültür
3:31ve ölümsüz adam Utnapiştim ile buluşması için yol tarifini verdi.
immortal man Utanapishti: ölemeyen bir insan
Bu ifade, Utanapishti'yi kelimenin gerçek anlamıyla ölemeyen bir insan olarak tanımlar. Bu mitolojik bağlamda immortal, yalnızca ölümden sonra devam eden bir ünü değil, onun gerçek durumunu anlatır. Tanrılar büyük bir selden sonra ona ölümsüzlük vermiştir. Bu kimlik, ölümden kaçmanın bir yolunu arayan Gilgamesh'in neden onu bulmaya çalıştığını açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede immortal, Utanapishti hakkında neyi belirtir?
- Ölemediğine inanılır.
- Yalnızca insanların anılarında yaşar.
- Ünlüdür, ancak normal bir ölümlü hayatı vardır.
Cevabı göster
Ölemediğine inanılır.
The gods had granted Utanapishti immortality following a great flood Kültür
3:34Tanrılar, büyük bir tufandan sonra Utnapiştim'e ölümsüzlük bahşetmişti;
a great flood: ölçeği çok büyük bir sel
a great flood ifadesinde great, ölçek bakımından çok büyük veya etkileri bakımından önemli anlamına gelir; mükemmel demek değildir. Burada ifade, tanrıların ardından Utanapishti'ye ölümsüzlük verdiği yıkıcı seli anlatır. Dünyayı değiştiren bir sel, eski mitlerde tekrar eden bir motiftir. Bu motifi tanımak, bölümü daha geniş bir sel anlatıları ailesi içinde anlamayı sağlar; ancak farklı gelenekler birbirinin aynısı sayılmamalıdır.
Alıştırma
a great flood ifadesinde great ne anlama gelir?
- Çok az hasara yol açan küçük bir sel demektir.
- Mükemmel veya keyifli bir sel demektir.
- Ölçek veya etki bakımından çok büyük bir sel demektir.
Cevabı göster
Ölçek veya etki bakımından çok büyük bir sel demektir.
two of every animal: her türden iki hayvan
Two of every animal, temsil edilen her türden veya kategoriden iki hayvan anlamına gelir. two sayısı her türe tekrar tekrar uygulanır; dolayısıyla toplam hayvan sayısı yalnızca iki değildir. Bu tufan anlatısında ifade, her türün temsilcilerini bir tekneye alarak hayvan yaşamını koruma şeklindeki tanıdık tufan hikâyesi motifini çağrıştırır. Daha açık olan two of every kind of animal ifadesi, sayının kategori başına uygulandığını özellikle belirgin hâle getirir.
Alıştırma
Cümledeki two of every animal ifadesi hangi anlama gelir?
- Toplam iki hayvan
- Bilinen bir gruptan seçilmiş iki hayvan
- Her türden iki hayvan
Cevabı göster
Her türden iki hayvan
during which: önceki bir olayı o sırada gerçekleşen eylemlere bağlamak
During which, edat + ilgi zamiri yapısıdır. Buradaki which, daha önce sözü edilen büyük tufana gönderme yapar; dolayısıyla ifade “o tufan sırasında” anlamına gelir. Utanapishti’ye gönderme yapmaz. Bu ifade bir ilgi cümleciği başlatır ve sonraki eylemleri önceki olaya bağlar. Resmî anlatımda önce bir olayın belirtilmesini, ardından ayrıntıların o olayın sürdüğü sırada gerçekleşen şeyler olarak düzenlenmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “o olay sırasında” anlamına gelen resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: The school held a science fair, ____ students demonstrated their projects.
Cevabı göster
during which
Utanapishti also encouraged Gilgamesh to accept Dilbilgisi
3:47Utnapiştim de Gılgamış'ı kabul etmeye teşvik etti;
encouraged Gilgamesh to accept that: birini bir gerçeği kabul etmeye yönlendirmek
encouraged Gilgamesh to accept that, encourage + someone + to + fiil yapısının geçmiş zaman biçimidir. Burada encouraged, birini ikna etmeyi veya yumuşak bir şekilde yönlendirmeyi; to accept ise bir şeyi mutlaka onaylamadan doğru olarak kabul etmeyi anlatır. That ile başlayan death comes for everyone cümleciği, Gilgamesh'in kabul etmesi istenen gerçeği belirtir. Aynı yapı bir sonucu, sınırı veya değişikliği kabul etmeye yönlendirmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: The teacher encouraged the class ____ that progress takes time.
- to accept
- accept
- accepting
- that accept
Cevabı göster
to accept
would not budge: tutumunu değiştirmeyi reddetmek
Bu cümlede would not budge, Gilgamesh'in fikrini veya tutumunu değiştirmeyi reddettiği anlamına gelen bir deyimdir. Budge kelimesi gerçek anlamda “biraz hareket etmek” demek olabilir, ancak burada fiziksel olarak hareket etmemeyi değil, verilen öğüde direnmesini anlatır. Geçmiş zamanlı bir anlatıda would not, değişiklik olmamasını kararlı bir ret olarak sunar ve çoğu zaman biraz inatçılık ima eder. Bu ifade değişmeyen bir talebi, kararı veya fiyatı anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
The manager would not budge on the deadline, even after the team asked for more time cümlesinde would not budge ne anlama gelir?
- Yönetici son teslim tarihini değiştirmeyi reddetti
- Yönetici son teslim tarihini değiştirmeyi kabul etti
- Yönetici fiziksel olarak aynı yerde kaldı
Cevabı göster
Yönetici son teslim tarihini değiştirmeyi reddetti
So Utanapishti told him that if he could conquer sleep, Dilbilgisi
3:55Bunun üzerine Utnapiştim ona eğer uykuyu yenebilirse,
if he could ... the gods might ...: belirsiz koşul ve olası sonuç
if yan cümlesi olan if he could conquer sleep, belirsiz bir koşul sunar: sınamayı başarıp başaramayacağını. Ana cümle olan the gods might grant him immortality ise olası bir sonucu belirtir. if + özne + could ..., özne + might ... kalıbı, olası bir yetenek veya başarıyı belirsiz bir sonuca bağlar. Burada might grant, “geçmişte bahşetti” değil, “bahşedebilir” anlamındadır.
Alıştırma
“If Leo could solve the last problem, the teacher might give him extra credit” cümlesi ne anlama gelir?
- Leo geçmişte ek puan aldı.
- Problemi bitirmesi ek puana yol açabilir, ancak sonuç belirsizdir.
- Problemi bitirmesi Leo’nun kesinlikle ek puan alacağını garanti eder.
Cevabı göster
Problemi bitirmesi ek puana yol açabilir, ancak sonuç belirsizdir.
Gilgamesh intended to stay awake for seven days Dilbilgisi
4:02Gılgamış yedi gün uyanık kalmaya niyetlendi
intended to stay awake: bir niyeti ifade etmek
intended to stay awake ifadesinde intended fiilini, planlanan eylemi adlandıran to stay awake mastar yapısı izler. Bu mastar, intended fiilinin tamamlayıcısıdır; ayrı bir amaç ifadesi değildir. Stay awake, uyumadan uyanık durumda kalmak anlamına gelir. Intended to bir planı veya niyeti bildirir; kişinin bunu başardığını söylemez.
Alıştırma
intend to yapısının geçmiş zaman biçimini stay awake ile kullanın: We ____ until the final train arrived, but we fell asleep early.
Cevabı göster
intended to stay awake
fell asleep: uyanık durumdan uykuya geçmek
Fell asleep, fall asleep ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin uyanık durumdan uyku durumuna geçtiğini anlatır; buradaki fall fiziksel olarak düşmeyi değil, bir durum değişikliğini belirtir. Bu ifade, uykunun başladığı ana odaklanır. Immediately, bu değişikliğin hemen gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, uyanık durumdan uykuya geçişi anlatan dersimizdeki geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: Leo was exhausted and ____ before the movie ended.
Cevabı göster
fell asleep
Utanapishti then told him about a magical plant
4:08Sonrasında Utnapiştim ona sihirli bir bitkiden bahsetti;
at the bottom of the ocean: at the bottom of + isim kalıbı
At the bottom of the ocean, okyanusun en alçak kısmındaki, yani deniz tabanındaki bir konumu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı at the bottom of + isim biçimindedir. Buradaki bottom bir vücut bölümü değil, konum bildiren bir isimdir. Bu ifade bir şeyin nerede bulunduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz dört sözcüklü konum ifadesiyle tamamlayın: The emergency number is printed ____ the page.
Cevabı göster
at the bottom of
granted eternal youth: grant ile resmî olarak bahşetme
granted eternal youth ifadesinde grant, bir şeyi resmî biçimde vermek veya bahşetmek anlamına gelir. Eternal youth, bahşedilen özel yarar veya durumdur; bu nedenle ifade, mit ya da efsaneye uygun resmî ve yüce bir tona sahiptir. Grant, grant someone permission örneğindeki gibi hem alıcıyı hem de verilen şeyi belirtebilir. Buradaki gibi alıcı söylenmediğinde bağlamdan anlaşılır veya genel bırakılır.
Alıştırma
Hangi cümlede grant, bir hakkı veya yararı resmen vermek anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- Lena granted the keys on the table.
- The university granted Lena permission to use the archive.
- The waiter granted Lena a glass of water.
Cevabı göster
The university granted Lena permission to use the archive.
Though Gilgamesh successfully retrieved the plant, Dilbilgisi
4:17Gılgamış bitkiyi başarıyla geri alsa da,
Though ... successfully retrieved ...: beklenmedik bir karşıtlığa hazırlık
Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Bu yan cümle, Gılgamış'ın bitkiyi başarıyla geri aldığını gerçek olarak kabul ederken bu başarının beklenen sonuca ulaşmadığını da belirtir. Vurgulanan bölüm virgülle bittiği için düşünce henüz tamamlanmamıştır. Ardından gelen ana cümle karşıt veya şaşırtıcı sonucu vermelidir; böylece dinleyici hikâyede bir dönüş olacağını öngörebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, zamanında varmanın beklenmedik olduğunu göstermek için Though sözcüğünü doğru kullanır?
- Because the road was icy, the bus arrived on time.
- Though the road was icy, the bus arrived on time.
- Though the road was icy, but the bus arrived on time.
Cevabı göster
Though the road was icy, the bus arrived on time.
on his way home: eve dönüş yolunda olmayı anlatmak
on his way home, onun eve doğru döndüğünü ve henüz eve varmadığını anlatır. on one's way, bir kişinin bir hedefe doğru yolculuk hâlinde olduğunu belirtir; burada home yön bildiren bir zarf olarak kullanıldığı için önüne to gelmez. Bu ifade, çalınma olayının eve vardıktan sonra değil, dönüş yolculuğu sırasında gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamla: I called my sister on ____.
Cevabı göster
my way home
But when Gilgamesh laid eyes on his beautiful city again, Deyimler
4:22Ancak Gılgamış o güzel şehrine tekrar gözlerini diktiğinde,
laid eyes on: görme anını vurgulama
laid eyes on, birini ya da bir şeyi görmek veya gözleriyle görmek anlamına gelen deyimsel bir ifadedir. Bu cümlede Gılgamış'ın güzel şehrini yeniden gördüğü anı vurgular; gözleri kelimenin tam anlamıyla bir şeyin üzerine koymayı anlatmaz. Bağlama göre bir şeyi ilk kez, sonunda, doğrudan veya yeniden görme anını daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
'But when Gilgamesh laid eyes on his beautiful city again,' cümlesinde laid eyes on ne anlama gelir?
- onu gördü
- onu inşa etti
- onu taşıdı
Cevabı göster
onu gördü
made peace with his mortality: kaçınılmaz bir gerçeği kabullenmek
Bu cümlede made peace with, bir şeye duygusal olarak direnmekten vazgeçip onu kabullenmek anlamına gelir. Peace burada içseldir; bir savaşın sona ermesini anlatmaz. His mortality, onun insan olduğu ve sonunda öleceği gerçeğini ifade eder. İfadenin tamamı, acı verici olsa bile kaçınılmaz bir sınırı kabullendiğini gösterir; make peace with benzer şekilde geçmişteki bir olay, sınırlama veya gerçekle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi doğru zamanda kullanarak tamamlayın: After years of blaming himself, Daniel finally ____ his past.
Cevabı göster
made peace with
and vowed to spend his lifetime doing great deeds. Kalıp ifadeler
4:29ve hayatını büyük işler yapmaya adayacağına yemin etti.
vowed to spend his lifetime doing: vow to do + spend time doing yapıları
Vowed to, gelecekteki bir eylem hakkında verilen ciddi bir yemini gösterir. Vowed sonrasındaki mastar to spend olduğundan, bağlılık onun tüm hayatını nasıl kullanacağıyla ilgilidir. Spend + bir zaman dilimi + doing, o zamanı dolduran etkinliği belirtir. Burada doing great deeds, spend his lifetime yapısını tamamlar; vowed ile paralel ayrı bir fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi vow to do ve spend time doing kalıplarıyla tamamlayın. İkinci boşlukta help fiilini kullanın: She vowed ____ spend her career ____ young writers.
Cevabı göster
to · helping
lapis lazuli tablet: değerli bir antik yazı tableti
Lapis lazuli koyu mavi bir değerli taştır; bu nedenle lapis lazuli tablet, bir yazı tabletini bu değerli malzemeyle tanımlar. Hikâyenin imgesinde tablet, lapis lazuliden yapılmış veya onunla yakından ilişkili olarak sunulur. Lapis lazuli bir kişi ya da yer adı değildir. Bu antik bağlamda tablet, yazıyı kaydetmek için kullanılan düz bir nesne anlamına gelir; elektronik cihaz değildir. Nadir bulunan mavi taş, kaydı değerli ve anıtsal hissettirerek hikâyenin özel bir özenle korunduğunu düşündürür.
Alıştırma
Bu antik hikâye bağlamında lapis lazuli tablet için en uygun yorum hangisidir?
- Lapis Lazuli adlı bir kişi
- Mavi ekranlı modern bir tablet bilgisayar
- Değerli mavi taşla ilişkili bir yazı tableti
Cevabı göster
Değerli mavi taşla ilişkili bir yazı tableti
for future generations to find and learn from. Anlatım akışı
4:40gelecek nesillerin bulup ders çıkarması için.
for future generations to find and learn from: hedef kitle ve amaç
Bu ifade, hikâyeyi korumanın hedef kitlesini ve amacını eklemek için for + isim öbeği + to-infinitive yapısını kullanır. Future generations kaydın kimler için olduğunu, to find and learn from ise bu kişilerin kayıtla ne yapmasının amaçlandığını belirtir. Find ve learn from fiillerinin nesneleri önceki bağlamdan, yani hikâyeden veya kaydedilmiş içeriğinden anlaşılır. Bu yüzden ifade doğal biçimde from ile bitebilir. Buradaki for, fiyat ya da takas değil, “birine yönelik” veya “birinin yapabilmesi için” anlamındadır.
Alıştırma
for + audience + to + verb yapısını her grandchildren ve read sözcükleriyle kullanın. Cümleyi tamamlayın: She saved the journal ____.
Cevabı göster
for her grandchildren to read
tablets uncovered in Nineveh: isimden sonra gelen edilgen sıfat-fiil yapısı
uncovered in Nineveh, tablets sözcüğünden sonra gelen bir past participle öbeğidir. “Ninova’da bulunan” anlamına gelir; hangi tabletlerden söz edildiğini ve keşif yerini belirtir. Bu parça yalnızca bir isim öbeği olduğu için uncovered ana cümlenin fiili değildir. İngilizcede bu kısaltılmış yapı tarih, haber ve akademik metinlerde sık görülür. that were uncovered in Nineveh şeklindeki edilgen ilgi cümlesine denktir. “İsim + past participle” yapısını gördüğünde, anlamı kontrol etmek için zihninde that was/were ekleyebilirsin.
Alıştırma
The tablets uncovered in Nineveh were placed in a museum cümlesinde uncovered in Nineveh ne görev yapar?
- etken bir öbek; tabletlerin Ninova'yı keşfettiğini belirtir
- hangi tabletlerin kastedildiğini açıklayan bir past participle öbeği
- ana fiil; tabletlerin bir şey keşfettiğini belirtir
Cevabı göster
hangi tabletlerin kastedildiğini açıklayan bir past participle öbeği
were part of the Library of the Assyrian king Ashurbanipal. Kültür
4:45Asur kralı Asurbanipal'ın Kütüphanesi'nin bir parçasıydı.
Library of the Assyrian king Ashurbanipal: eski kraliyet koleksiyonu
Library of the Assyrian king Ashurbanipal ifadesi, Asur kralı Ashurbanipal ile ilişkilendirilen, yazılı tabletlerden oluşan eski bir kraliyet koleksiyonunu anlatır. Buradaki Library, modern insanların kitap ödünç aldığı bir halk kütüphanesi değil, tarihî bir koleksiyonun adıdır. were part of ... yapısında tabletlerin bu koleksiyona ait olduğu söylenir. Bu ad, arkeolojik buluntuyu korunmuş bir grup eski metinle ilişkilendirir; tek bir kitabın adı değildir.
Alıştırma
The tablets were part of the Library of the Assyrian king Ashurbanipal cümlesinde Library neyi ifade eder?
- yazılı tabletlerden oluşan eski bir kraliyet koleksiyonu
- yerel halkın kitap ödünç aldığı modern bir halk kütüphanesi
- Ashurbanipal tarafından yazılmış bir kitabın adı
Cevabı göster
yazılı tabletlerden oluşan eski bir kraliyet koleksiyonu
Though ... probably: ödünleme ve temkinli sonuç
Though the story is mythical, karşıtlık ve ödünleme bildiren bir yan cümledir. Sonraki iddiayı zayıflatıyor gibi görünen bir gerçeği önce kabul eder. Konuşanın öne çıkarmak istediği ana düşünce, Gilgamesh was probably a real king ana cümlesindedir. probably, eldeki kanıtlara dayanan güçlü fakat kesin olmayan bir yargıyı belirtir. Though A, B probably ... kalıbı, bir sınırlamayı kabul ederken yine de temkinli bir sonuca varmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir sınırlamayı kabul edip temkinli bir sonuca varmak için Though ve probably kullanıyor?
- Though the map is incomplete, the route probably followed the river.
- Because the map is incomplete, the route probably followed the river.
- Though the map is incomplete, the route certainly followed the river.
Cevabı göster
Though the map is incomplete, the route probably followed the river.
Versions of his tale date to 2000 BCE Kelime
4:56Onun masalının versiyonları MÖ 2000'e kadar uzanmaktadır
date to 2000 BCE: tarihsel bir tarih belirtme
Burada date, belirli bir zamandan gelmek veya o zamana ait olmak anlamında kullanılan bir fiildir. Çoğul özne Versions ile date to 2000 BCE, bu versiyonların yaşını veya kökenini MÖ 2000 dönemine yerleştirir; sosyal ya da romantik bir buluşmayı ifade etmez. Nesne + date(s) to + zaman kalıbı tarih ve arkeoloji metinlerinde yaygındır. BCE, Before Common Era yani Milattan Önce anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi date to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The coin ____ 300 BCE.
Cevabı göster
dates to
and still echo through literature today. Deyimler
5:02günümüz edebiyatında da hala yankılanmaktadır.
echo through literature today: günümüzde de süren etki
Burada echo through literature today mecazi anlamdadır. Önceki eserlerdeki fikirlerin, hikâyelerin veya kalıpların günümüz edebiyatında hâlâ hissedildiğini ya da fark edildiğini anlatır; gerçek bir sesten söz edilmez. echo through + bir alan, dönem veya grup yapısı, etkiyi o alan boyunca yayılmayı ve yeniden ortaya çıkmayı sürdüren bir şey gibi sunar.
Alıştırma
Bu cümlede echo through literature today ne anlama geliyor?
- Bugün gerçek bir ses kitapların içinde hareket ediyor.
- Edebiyatı ancak bugün etkilemeye başladı.
- Etkisi bugün hâlâ edebiyatta görülebilir.
Cevabı göster
Etkisi bugün hâlâ edebiyatta görülebilir.
Sumerian city of Ur: antik yer adı Ur
Sumerian city of Ur, “Ur adlı Sümer şehri” anlamına gelir. Ur, antik Mezopotamya'da bulunan bir şehirdi; Sumerian sözcüğü de şehrin uygarlık ve tarih bağlamını belirtir. Ur özel bir yer adıdır; sıradan bir İngilizce sözcük ya da your sözcüğünün kısaltması değildir. Bu bilgi cümleyi antik Sümer dünyasına yerleştirir ve anlatının daha eski bir Mezopotamya edebiyatı ve din ortamına geçtiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Ur neyi ifade ediyor?
- Bir tür dinî unvan
- Antik Mezopotamya'daki bir Sümer şehri
- İngilizce your sözcüğünün kısaltılmış yazımı
Cevabı göster
Antik Mezopotamya'daki bir Sümer şehri
In the nearby Sumerian city of Ur, lived: yerin öne alındığı devrik yapı
Baştaki In the nearby Sumerian city of Ur ifadesi önce yeri sunar. Ardından lived fiili a high priestess and princess isim grubundan önce gelir; dolayısıyla burada yer bildiren devrik yapı vardır. Dilbilgisel özne, In ile başlayan ifade değil, a high priestess and princess grubudur. Düz sıralama A high priestess and princess lived in the nearby Sumerian city of Ur. olurdu. Devrik sıralama mesajı önce yer, sonra yeni kişi şeklinde düzenleyerek sahneyi önceden kuran bir etki yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle an ancient tower ifadesini tanıtmak için yerin öne alındığı devrik yapıyı kullanıyor?
- At the edge of the village stood an ancient tower.
- At the edge of the village, an ancient tower stood.
- An ancient tower stood at the edge of the village.
Cevabı göster
At the edge of the village stood an ancient tower.
high priestess and princess: iki role sahip tek kişi
a high priestess and princess ifadesi, iki role sahip tek bir kadını anlatır: Kadın hem high priestess hem de princess idi. and ile bağlanan isimlerden önce yalnızca bir tane a artikelinin bulunması, iki unvanın iki farklı kadına değil aynı kişiye ait olduğunu gösterir. high priestess ifadesindeki high fiziksel boyu değil, bir din içindeki üst düzey rütbe veya konumu belirtir. Bu makamın princess ile birlikte verilmesi, kadının hem dinî otoriteye hem de kraliyet statüsüne sahip olduğunu gösterir; bu da onun kamusal rolünü ve yazar kimliğini yorumlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Burada a high priestess and princess ne anlama geliyor?
- İki kadın: fiziksel olarak uzun boylu bir rahibe ve bir prenses.
- Yüksek bir platformda tören yapan bir prenses.
- Üst düzey bir dinî makam ile kraliyet unvanını birlikte taşıyan tek bir kadın.
Cevabı göster
Üst düzey bir dinî makam ile kraliyet unvanını birlikte taşıyan tek bir kadın.
whose epic poems would influence the likes of Homer Kalıp ifadeler
5:11onun epik şiirleri Homeros gibi isimleri
the likes of Homer: Homeros ve onunla karşılaştırılabilecek önemli kişiler
Bu cümlede the likes of Homer, “Homeros ve onunla karşılaştırılabilecek diğer tanınmış kişiler” anlamına gelir. Homeros, etkinin kapsamını ve önemini göstermek için temsili bir isim olarak kullanılır; etkilenen tek kişinin o olduğu söylenmez. Buradaki likes, “o tür insanlar veya şeyler” anlamına gelen çoğul bir isimdir. “Hoşlanmak” veya “beğenmek” anlamındaki like fiili değildir.
Alıştırma
Cümlede the likes of Homer ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Homeros ve onunla karşılaştırılabilecek diğer tanınmış kişiler
- Homeros’un şiirlerini seven kişiler
- Homeros’un kişisel olarak sevdiği şeyler
Cevabı göster
Homeros ve onunla karşılaştırılabilecek diğer tanınmış kişiler
the Hebrew Old Testament: İbrani metin geleneğindeki Eski Ahit
Burada the Hebrew Old Testament, Eski Ahit’i antik İbrani dili ve metin geleneği üzerinden tanımlar. Hebrew, metinle ilişkili dili ve geleneği belirtir; modern bir ülkenin adı değildir. Bu cümlede söz konusu metin, Homeros’un yanında daha sonraki bir başka dinî ve edebî gelenek olarak sıralanır ve iddia edilen etkinin kapsamını gösterir.
Alıştırma
Burada the Hebrew Old Testament neyi ifade ediyor?
- Orta Doğu’da yazılmış herhangi bir eski ifade
- Antik İbrani dili ve metin geleneğindeki Eski Ahit
- Modern İsrail hükûmeti tarafından yayımlanan bir kitap
Cevabı göster
Antik İbrani dili ve metin geleneğindeki Eski Ahit
Learn more about history's first author with this video.
5:16Bu video ile tarihin ilk yazarı hakkında daha fazla bilgi edinin.