Bluey "Omlet" Tam Bölüm! 💙 | Bingo Anneye Yemek Yaparken Yardım Ediyor! | @disneyjr: İngilizce çalışma notları
Disney Jr.
Video özeti: Bluey ile Bingo, babalarının doğum gününde ona yatağında bir omlet sunmaya çalışır. Anne başlangıçta işi hızla bitirmeye öncelik verir; ancak Bingo’yu yemek hazırlığından uzaklaştırdıktan sonra, onun katılmasına izin vermenin dağınıklığı veya gecikmeyi önlemekten daha önemli olduğunu anlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. breakfast in bed. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Doğum günü, hastalık ya da özen gösterme gibi durumlarda, yatakta kalmaya devam eden birine götürülen öğünü anlatan yerleşik ifadeyi öğrenin. Anlamı breakfast ile bed sözcüklerini ayrı ayrı çevirip birleştirerek değil, gündelik hayatta kullanılan tek bir kalıp olarak kavrayabilirsiniz. 2. How about I and you get started on the eggs? — Konuşma edimbilimi ve tutum: How about I... and you... yapısının iki görevi nazikçe yeniden paylaştırdığını fark edin. Bu kalıpla kendi üstleneceğiniz işi önerebilir ve diğer kişiyi başka bir işe başlamaya davet edebilirsiniz; böylece söylediğiniz şey sert bir emir gibi duyulmaz. 3. the best omelet I've ever had in my life. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Güçlü bir kişisel değerlendirme yapmak için üstünlük bildiren the best ... I’ve ever had in my life kalıbını kullanın. Bu yapı yalnızca yemekleri değil, unutulmaz deneyimleri, gösterileri, eserleri veya özellikle beğendiğiniz başka şeyleri överken de doğal biçimde uyarlanabilir.
Bu derste
breakfast in bed: yataktaki kişiye servis edilen kahvaltı
Breakfast in bed, kişi hâlâ yataktayken hazırlanıp ona getirilen kahvaltıyı anlatan kalıplaşmış ifadedir. in bed bölümü yiyeceğin yatağın içinde bulunduğunu değil, kişinin durumunu belirtir. Bu ifade çoğu zaman yemeği bir ilgi göstergesi veya özel bir jest olarak sunar. make someone breakfast in bed, bring someone breakfast in bed ya da have breakfast in bed gibi yapılarda bir bütün olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Hâlâ yatakta olan birine sunulan özel sabah öğününü anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Tomorrow, we'll bring you ____.
Cevabı göster
breakfast in bed
a friendly question: sıradaki soruyu yumuşatmak
Bu cümlede a friendly question, konuşmacının sıradaki sorusunu daha sorulmadan düşmanca olmayan bir soru olarak tanıtır. Bu bir yumuşatma aracıdır: Konuşmacı sorunun şüpheci, eleştirel veya rahatsız edici gelebileceğini bilir ve “Sana saldırmaya çalışmıyorum” mesajı verir. Friendly, konunun mutlaka hoş olduğunu değil, sorunun hangi tavırla sorulmak istendiğini anlatır. Tam ifadedeki just, soruyu daha da küçük ve baskısız gösterir; ancak kullanılan gerçek sözcükler ve ses tonu yine de önemlidir.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Bir iş arkadaşı sıcak bir tonla "Just a friendly question: did you mean to leave the date blank?" diyor. Burada a friendly question, düzeltmenin düşmanca olmayan bir şekilde sunulmasına yardımcı olur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Don't worry, it won't take long: süre konusunda rahatlatmak
Don't worry, karşıdaki kişiyi doğrudan rahatlatan bir ifadedir. Konuşanın endişelenmeye gerek olmadığını düşündüğünü belirtir. It won't take long ise zamana dayalı gerekçeyi verir: iş veya kısa süreli kesinti yalnızca az zaman gerektirecektir. Burada take, “bir şeyi alıp götürmek” değil, belirli bir süre “gerektirmek veya kullanmak” anlamındadır. İki bölüm birlikte, kısa bir rica, bekleme veya işlem öncesinde ya da sırasında karşıdaki kişiyi rahatlatır.
Alıştırma
Rahatlatan cümleyi “yalnızca kısa bir süre gerektirecek” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Don't worry, the safety check ____.
Cevabı göster
won't take long
Because we know how you get when you're hungry. Dilbilgisi
0:47Çünkü acıktığında nasıl olduğunu biliyoruz.
how you get when...: tekrarlanan bir tepki
How you get, bir kişinin geçtiği durumu veya sergilemeye başladığı davranışı ifade eder. Buradaki get, “almak” ya da “elde etmek” değil, become gibi durum değişikliği anlamındadır. when yan cümlesi bu değişimi tetikleyen durumu belirtir: when you're hungry. how + person + get + when... kalıbının tamamı, kişinin o durumda bilinen ve tekrarlanan tepkisine işaret eder; çoğunlukla fiziksel bir değişimden ziyade ruh hâlini veya davranışı ima eder.
Alıştırma
how + subject + get kalıbını kullanın: I know ____ when you're tired.
Cevabı göster
how you get
here's the plan: sıradaki adımları açıklamaya başlamak
Here's the plan, konuşanın birazdan herkesin ne yapacağını açıklayacağını bildirir. Bu cümlede konuşmayı yalnızca yazılı bir planı göstermeye değil, somut bir eylem planına geçirir. Konuşmada adımları, görev dağılımını veya kısa süreli bir düzenlemeyi açıklamadan önce kullanılan yararlı bir düzenleyici ifadedir. Ayrıntılar genellikle hemen arkasından gelir.
Alıştırma
Bu diyalogda Here's the plan ne işe yarıyor? We only have twenty minutes. Here's the plan: Ava prints the tickets, and I call a taxi.
- Önceki planın çoktan başarısız olduğunu söyler.
- Sıradaki adımları ve görev dağılımını açıklar.
- Ava'dan bir plan oluşturmasını ister.
Cevabı göster
Sıradaki adımları ve görev dağılımını açıklar.
Bluey, you set the brekkie tray, and Bingo, you make the birthday card. Kelime
0:56Bluey, sen kahvaltı tepsisini hazırla ve Bingo, sen doğum günü kartını yap.
the brekkie tray: breakfast için kullanılan samimi Avustralya İngilizcesi sözcüğü brekkie
the brekkie tray ifadesindeki brekkie, breakfast anlamına gelir; dolayısıyla ifade kahvaltı için hazırlanmış tepsiyi anlatır. Brekkie, breakfast sözcüğünün özellikle Avustralya İngilizcesinde yaygın olan samimi ve kısaltılmış biçimidir. Bu sözcük cümleye rahat, yakın ve aile içi bir ton katar. Tarafsız veya resmî İngilizcede breakfast daha güvenli bir seçimdir.
Alıştırma
Hangi cümlede brekkie en doğal ortamında kullanılmıştır?
- Resmî bir otel sözleşmesinde şöyle yazıyor: Brekkie service begins at 7:00 a.m.
- Bir araştırma makalesinde şöyle yazıyor: Brekkie improves concentration at school.
- Avustralyalı bir ebeveyn seslenir: Kids, brekkie is ready!
Cevabı göster
Avustralyalı bir ebeveyn seslenir: Kids, brekkie is ready!
Super quick omelet, my specialty: güçlü bir yönü kısa ve konuşma dilinde tanıtmak
“Super quick omelet, my specialty.” etiket gibi kullanılan kısa bir konuşma parçasıdır. Tam düşünce A super-quick omelet is my specialty. şeklindedir. Konuşan kişi önce şeyi adlandırır, ardından bunun kendi güçlü yönü olduğunu belirtmek için my specialty ifadesini ekler. Burada specialty, konuşan kişinin özellikle iyi yaptığı veya onunla tanındığı bir şeyi, çoğu zaman bir yemeği ya da beceriyi anlatır. Kısa biçim ifadeyi hızlı, kendinden emin ve biraz şakacı gösterebilir.
Alıştırma
“Last-minute costume repairs—my specialty.” cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?
- Son dakika kostüm onarımlarında özellikle iyiyim.
- Kostümü onarmak için bir tıp uzmanına ihtiyacım var.
- Onarımlar alışılmadık, ancak bunlarda iyi olduğumu söylemiyorum.
Cevabı göster
Son dakika kostüm onarımlarında özellikle iyiyim.
Uh are you going to get started on the birthday card? Öbek fiiller
1:08Uh doğum günü kartına başlayacak mısın?
get started on + görev: üzerinde çalışmaya başlamak
Get started on the birthday card, doğum günü kartı üzerinde çalışmaya başlamak anlamına gelir. get started on + isim grubu yapısında on, kişinin başlayacağı görevi, projeyi veya işi tanıtır. Get started, çalışmama durumundan ilk eylemi yapmaya geçişi vurgular. Konuşma dilinde yaygındır ve bu soruya başlamayı hatırlatan veya teşvik eden bir ton katabilir. start the birthday card ise eylemi daha doğrudan ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: We have a plan; now let's ____ the first draft.
Cevabı göster
get started on
at kindy: at kindergarten anlamındaki resmî olmayan Avustralya İngilizcesi ifadesi
Bu cümlede kindy, Avustralya İngilizcesinde kindergarten sözcüğünün resmî olmayan kısaltmasıdır. At kindy, “anaokulunda” anlamına gelir ve kartın yapıldığı yeri belirtir. Bu sözcük çocuklar, aile yaşamı veya okul öncesi eğitimle ilgili bir ortamı işaret eder. Burada özel isim değil, cins isimdir; bir kişinin ya da belirli bir yerin adı değildir.
Alıştırma
I already made one at kindy cümlesinde kindy ne anlama geliyor?
- Bir kişinin adı
- Bir tür doğum günü kartı
- Avustralya İngilizcesinde kindergarten için kullanılan resmî olmayan bir sözcük
Cevabı göster
Avustralya İngilizcesinde kindergarten için kullanılan resmî olmayan bir sözcük
Well, first we need...: adım adım açıklamaya başlamak
Well, yanıtı daha önce söylenenlere doğal biçimde bağlar ve konuşan kişiye yanıtını düzenlemesi için kısa bir süre verebilir. Ardından first ilk adımı belirtirken we need hazırlanması gereken şeyi tanıtır. Well, first we need... kalıbı bir süreci açıklamaya açık biçimde başlamanın yoludur: konuşmayla bağlantı kurar, ilk adımı gösterir ve ilk gereksinimi belirtir.
Alıştırma
Süreç başlangıcını Well ve first ile tamamlayın: ____, ____ we need to wash the vegetables.
Cevabı göster
Well · first
awfully loud: derece belirten zarf olarak awfully
awfully loud ifadesinde awfully, “çok” veya “son derece” anlamına gelen bir derece zarfıdır. loud sıfatının derecesini artırır; sesin kötü bir biçimde çıkarıldığı anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi sesin fazla yüksek olduğunu yumuşak ama açık bir biçimde söylüyor. Sevgi belirten honey hitabı eleştiriyi yumuşatırken awfully şikâyetin gücünü koruyor.
Alıştırma
“The TV is awfully loud,” cümlesinde awfully ne anlama gelir?
- kötü bir biçimde
- sessizce
- çok
Cevabı göster
çok
Oh, do you want me to carry those for you? Ton ve niyet
1:43Oh, onları senin için taşımamı ister misin?
Do you want me to...?: seçim hakkı vererek yardım teklif etmek
Do you want me to + fiilin yalın hâli? kalıbı, dinleyicinin konuşanın bir eylemi yapmasını isteyip istemediğini sorar. Burada carry those yapılacak eylemi belirtir; for you ise bunu dinleyiciye yarar sağlayan bir yardım olarak sunar. Bir yardım teklifi olarak bu soru, dinleyiciye kabul veya ret özgürlüğü verir. Bu nedenle doğrudan “I’ll carry those for you.” demekten daha az dayatmacıdır.
Alıştırma
Teklifi do + want + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: ____ hold the door open for you?
Cevabı göster
Do you want me to
clean it up: dağınıklığı tamamen temizlemek
clean it up ifadesinde clean up, bir yeri yeniden düzenli hâle getirmek için kiri, dökülen şeyi veya dağınıklığı ortadan kaldırmak demektir. Buradaki up sonucu belirtir; “yukarı doğru” anlamına gelmez. Nesne bir zamirse clean ile up arasına gelir: clean it up. it zamirinin hangi dökülen şeye veya dağınıklığa gönderme yaptığı belli olduğunda bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
clean, it ve up sözcüklerini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Don't worry about the spilled milk. I'll ____.
Cevabı göster
clean it up
make a start on: bir işe başlamış olmak
Make a start on something, bir işe başlamayı anlatır ve çoğu zaman ilk adımı atmaya ya da başlangıçta biraz ilerleme kaydetmeye odaklanır. İşin tamamının şimdi bitirileceği anlamına gelmez. Kalıp make a start on + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Örnekte the omelet, konuşanın hazırlamaya başladığı şeydir; bu nedenle on kalıbın bir parçasıdır ve atlanamaz.
Alıştırma
İlk adımı atmayı vurgulayan dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I'll ____ the report after lunch.
Cevabı göster
make a start on
How about I sort this out and you get started on the eggs? Notlar
2:06Ben buraları toparlarken senin yumurtalara başlamana ne dersin?
How about I ... and you ...? ile görevleri bölüşmek
How about I ... and you ...? iki işi tek bir öneri olarak sunar. Konuşan kişi ilk işi üstlenmeyi teklif eder ve dinleyicinin ikinci işi yapmasını önerir; böylece doğrudan emir vermek yerine iş bölümü yapar. Burada How about yalnızca bir tercih sormaz. Karşı tarafın kabul edebileceği veya değiştirebileceği pratik bir plan sunar.
Alıştırma
Ortak bir plan önermek için How about I ... and you ... yapısını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ handle the calls ____ you answer the emails?
Cevabı göster
How about I · and
sort this out: bir sorunu halletmek
sort this out, mevcut sorun veya karışıklık çözülene kadar onunla ilgilenmek demektir. out bu öbek fiilin bir parçasıdır; dışarı doğru hareket bildirmez. Nesne bir zamirse sort ile out arasına gelir: sort this out, sort it out; sort out it denmez. Bu kalıp açıklığa kavuşturulması veya çözülmesi gereken pek çok pratik durumda kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce yanıtı sort this out ile tamamlayın: The hotel charged us twice. — Don't worry. I'll ____.
Cevabı göster
sort this out
Better make it four: had better yapısının gündelik bir kısaltması
Better make it four, We'd better make it four ifadesinin gündelik ve kısaltılmış biçimidir. O anda ilgili sayıyı dört olarak değiştirmenin en mantıklı seçenek olduğunu belirtir. make it four içindeki make it, “sayıyı dört olarak belirlemek veya dörde değiştirmek” anlamına gelir. Buradaki Better, tavsiye ya da hızlı bir karar bildirir; yalnızca bir karşılaştırmadaki “daha iyi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Better make it four ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Dört, her durumda daha iyi bir sayıdır.
- İlgili sayı dört olarak değiştirilmelidir.
- Dört nesne zaten üretilmiştir.
Cevabı göster
İlgili sayı dört olarak değiştirilmelidir.
Come on: teşvik veya acele ettirme
Burada Come on, Bingo'yu devam edip daha hızlı hareket etmeye teşvik eden gündelik bir sesleniştir. A bit quicker bu anlamı açıkça gösterir. Bingo'dan konuşan kişiye doğru gelmesi istenmiyor. Come on ifadesinin nasıl algılanacağını ses tonu ve durum belirler. Birini teşvik edebilir, acele ettirebilir ya da sabırsızlık veya inanmama ifade edebilir. Bu cümlede biraz daha hızlı gitmesi için teşvik edici bir dürtüdür.
Alıştırma
Come on, Bingo. A bit quicker. cümlesinde Come on ne anlama gelir?
- Konuşan kişi Bingo'yu biraz daha hızlı hareket etmeye teşvik ediyor.
- Konuşan kişi Bingo'dan kendisine doğru yürümesini istiyor.
- Konuşan kişi Bingo'ya durmasını söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi Bingo'yu biraz daha hızlı hareket etmeye teşvik ediyor.
How are the eggs doing? ile ilerlemeyi sormak
Bu yemek yapma bağlamında How are the eggs doing?, yumurtalarla ilgili işin mevcut durumunu veya ne kadar ilerlediğini sorar. Yumurtaların ne hissettiğini sormaz. How is/are ... doing? kalıbı bir projenin, yiyeceğin, makinenin veya devam eden başka bir sürecin nasıl ilerlediğini kontrol etmek için de kullanılabilir. Sorulan ilerlemenin türünü bağlam belirler.
Alıştırma
Bu yemek yapma bağlamında “How are the eggs doing?” neyi soruyor?
- Yumurtalarla ilgili işin nasıl ilerlediğini
- Yumurtaları kimin aldığını
- Yumurtaların mutlu hissedip hissetmediğini
Cevabı göster
Yumurtalarla ilgili işin nasıl ilerlediğini
get cracking ... get it cracking: işe başlamak ve yumurta kırmak üzerine bir kelime oyunu
Let's get cracking içindeki get cracking, “hemen çalışmaya başlayalım” veya “işe koyulalım” anlamına gelen samimi bir deyimdir. Yapılan iş yumurta kırmayı içerdiği için tekrarlanan cracking, mutfaktaki gerçek anlamını da çağrıştırır: yumurta kabuğunu kırmak. Mizah, aynı kelimenin hem başlamaya ilişkin deyimsel anlamı hem de yumurta kırma eylemini taşımasından doğar.
Alıştırma
Bu yemek yapma sahnesinde get cracking neden komiktir?
- “Çalışmaya başlamak” anlamına gelir ve aynı zamanda yumurta kabuklarını kırmayı çağrıştırır.
- Yumurtaların zaten piştiği anlamına gelir.
- Bingo'nun durup beklemesi gerektiği anlamına gelir.
Cevabı göster
“Çalışmaya başlamak” anlamına gelir ve aynı zamanda yumurta kabuklarını kırmayı çağrıştırır.
be in my mouth soon?: yemek için şakacı ve abartılı bir rica
Buradaki be in my mouth soon yalnızca kahvaltının nerede olduğunu sormaz. Yemeğin konuşanın ağzına ulaştığı komik ve son derece doğrudan bir görüntü oluşturur. Asıl mesaj şudur: “Açım; kahvaltı yakında yemem için hazır olacak mı?” Abartılı ifade, sabırsızlığı ciddi bir yakınma yerine şakacı bir dürtme gibi gösterir.
Alıştırma
Değerlendirin: Resmî bir restoranda garsona “Will my food be in my mouth soon?” diye sormak doğal ve kibar mıdır?
- Evet. Yemeğin ne zaman geleceğini sormanın standart ve kibar yoludur.
- Hayır. Kibar bir rica için fazla çocuksu ve doğrudan duyulur.
Cevabı göster
Hayır. Kibar bir rica için fazla çocuksu ve doğrudan duyulur.
on its way: yolda veya yakında ulaşacak
Be on its way, bir şeyin gelmekte, gönderilmekte ya da yakında ulaşacak olduğunu belirtir. Burada It's on its way, kahvaltının hazırlandığını veya getirildiğini ve çok yakında hazır olacağını söyleyerek aç kişiyi rahatlatır. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: tek bir şey için on its way, birden fazla şey için on their way kullanılır.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The courier has picked up your package, and it is ____.
Cevabı göster
on its way
I don't want to complain, but... ile şikâyeti yumuşatmak
I don't want to complain, but... devamında söylenecekleri yumuşatan bir giriş ifadesidir. Konuşan kişi önce olumsuz görünmek istemediğini söyler, ardından asıl dile getirmek istediği endişeyi veya şikâyeti but ile aktarır. Bu ifade genellikle ardından hiçbir şikâyet gelmeyeceği anlamına gelmez. Devamındaki sözlerin doğrudanlığını azaltır, ancak şikâyeti ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
I don't want to complain, but... girişi genellikle neyin işaretidir?
- Konuşan kişi hiçbir sorundan bahsetmeyeceğine söz veriyordur.
- Konuşan kişi bir endişeyi daha yumuşak biçimde dile getirmek üzeredir.
- Konuşan kişi ilgisiz bir konuya geçiyordur.
Cevabı göster
Konuşan kişi bir endişeyi daha yumuşak biçimde dile getirmek üzeredir.
I've got to go: gitmeniz gerektiğini söylemenin günlük yolu
I've got to go cümlesindeki have got to, have to veya must gibi bir zorunluluk belirtir. Cümlenin tamamı, konuşan kişinin ayrılması gerektiğini söylemenin doğal ve günlük bir yoludur; konuşmayı bitirmek için de sıkça kullanılır. Buradaki I've got, bir şeyi elde etmiş olmak anlamına gelmez. Ardından to go geldiği için have got to yapısını gereklilik bildiren tek bir kalıp olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Cümleyi I have got to ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Sorry, ____ go now.
Cevabı göster
I've got to
Bingo, I might handle the omelet, honey. Ton ve niyet
3:44Bingo, omleti ben halledebilirim, tatlım.
might handle the omelet, honey: görevi nazikçe devralmak
I might handle... ifadesinde might, konuşanın kararını temkinli bir öneri gibi sunar. Burada asıl işlevi ‘ben devralayım’ mesajını yumuşatmaktır; konuşanın omlet yapıp yapamayacağından emin olmadığı anlamına gelmez. Handle, bir işin sorumluluğunu almak veya işi yönetmek demektir. Honey sıcaklık katar; böylece tüm cümle Bingo'yu doğrudan eleştirmeden işi nazikçe ondan devralır.
Alıştırma
Konuşan I might handle the omelet ile esas olarak ne anlatıyor?
- Konuşan, Bingo'nun omleti tek başına yapmaya devam etmesini istiyor.
- Konuşan, omlet yapabilecek durumda olup olmadığından emin değil.
- Konuşan, işi kendisinin devralacağını nazikçe söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan, işi kendisinin devralacağını nazikçe söylüyor.
it might be quicker if I do it: yardımı yumuşak biçimde reddetmek
but it might be quicker if I do it yan cümlesi bir verimlilik karşılaştırması yapar: konuşan kişi işi yaparsa görev daha az sürebilir. Bu bağlamda bu gerekçe, diğer kişinin yardımını dolaylı olarak reddeder ve ‘bunu kendim yapmak istiyorum’ mesajını verir. Might, quicker değerlendirmesini daha az kesin gösterirken if yan cümlesi tercih edilen düzenlemeyi belirtir. Bu ifade, doğrudan I don't want your help demekten daha düşüncelidir; ancak ima edilen eleştiri yine de açıkça hissedilebilir.
Alıştırma
Thanks, but it might be quicker if I fill out the form cümlesinde konuşan büyük olasılıkla ne yapıyor?
- İşi kimin yapacağına ilişkin tercih belirtmeden tarafsız bir karşılaştırma yapmak.
- Verimlilik gerekçesi sunarak işi kibarca geri almak.
- Diğer kişiden formu daha hızlı bitirmesini istemek.
Cevabı göster
Verimlilik gerekçesi sunarak işi kibarca geri almak.
Why don't you help Bluey set the breakfast tray? Ton ve niyet
3:54Neden Bluey'nin kahvaltı tepsisini hazırlamasına yardım etmiyorsun?
Why don't you help Bluey ...?: nazik bir öneri
Why don't you + fiilin yalın hâli...? çoğu zaman öneride bulunmak veya bir görevi nazikçe vermek için kullanılır. Burada konuşan kişi, dinleyeni Bluey'ye yardım etmeye yönlendiriyor; bir neden sormuyor. Soru biçimi, yönlendirmeyi Help Bluey... ifadesinden daha yumuşak yapar. Yine de bağlama göre tamamen serbest bir öneriden çok nazik bir görev verme işlevi görebilir.
Alıştırma
Dostça öneriyi hedef kalıpla tamamlayın: Your friend has several bags. Why ____ help her carry them?
Cevabı göster
don't you
You could play with the salt and pepper soldiers. Kültür
4:02Tuzluk ve biberlik askerlerle oynayabilirsin.
play with the salt and pepper soldiers: hayal oyununda verilen bir ad
Bu sahnede the salt and pepper soldiers, asker olarak hayal edilen tuzluk ve karabiberliktir. soldiers sözcüğü gerçek insanları değil, bu nesnelerin bir çocuğun hayal oyunundaki rollerini adlandırır. Bu nedenle play with, masa eşyalarını hayalî karakterler olarak kullanıp oynamak anlamına gelir. Bu yaratıcı ad, onları bir kraliçeyi korumakla görevlendirmek gibi oyun eylemlerine zemin hazırlar.
Alıştırma
Cümledeki the salt and pepper soldiers nedir?
- Geleneksel olarak soldiers denilen bir kahvaltı yemeği.
- Kahvaltı masasının yanında duran gerçek askerler.
- Asker olarak hayal edilen tuzluk ve karabiberlik.
Cevabı göster
Asker olarak hayal edilen tuzluk ve karabiberlik.
run this celery up to Dad: bir şeyi hızla yukarı götürmek
Bu emir cümlesinde run, “koşu yapmak” değil, “hızla götürmek veya ulaştırmak” demektir. This celery götürülen şeyi, to Dad ise onu kimin alacağını belirtir. Buradaki up, babanın üst kat gibi daha yüksek bir yerde olduğunu gösterir. run + nesne + up to + kişi kalıbı, birinden bir şeyi yukarıdaki o kişiye hızlıca götürmesini istemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede run this celery up to Dad ne anlama gelir?
- Kerevizi taşırken babanla koşuya çıkmak.
- Babanın kerevizi üst kata çıkarmasını sağlamak.
- Kerevizi hızlıca üst kata götürüp babana vermek.
Cevabı göster
Kerevizi hızlıca üst kata götürüp babana vermek.
I'm off to + fiilin yalın hâli: yola çıkacağını söylemek
Bu cümlede I'm off, “şimdi ayrılıyorum” anlamına gelir; to guard the queen ise ayrılma amacını belirtir. to guard, amaç bildiren bir mastardır. Bir şeyi yapmak üzere ayrıldığınızı veya yola çıktığınızı kısa ve doğal biçimde duyurmak için I'm off to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Bu yapı bir alışkanlığı değil, şu anda olanı anlatır.
Alıştırma
I'm off to guard the queen cümlesindeki iki kelimelik ifadeyle ayrılış bildiren cümleyi tamamlayın: I'm ____ help my neighbor.
Cevabı göster
off to
guard the queen: hayalî bir kraliyet muhafızı rolü
Bu sahnede guard the queen, “kraliçeyi korumak” anlamına gelir; ancak bu gerçek bir güvenlik görevi değil, hayalî bir oyundaki roldür. Konuşanlar masadaki sıradan nesneleri kraliyet askerleri olarak hayal eder ve koruma görevini kimin yapacağına karar verir. Bu görüntü, üniformalı kraliyet muhafızlarının bir hükümdarı koruduğu bilinen tasvire dayanır. Avustralya dâhil, Britanya veya İngiliz Milletler Topluluğu ile kültürel bağları olan yerlerde kraliçe ve muhafızları kolayca tanınan bir kraliyet görüntüsüdür. Bu arka plan, gerçek bir saray işinden değil hayalî bir oyundan söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu sahnede guard the queen ne anlama geliyor?
- Bir saraydaki gerçek güvenlik görevi hakkında konuşuyorlar.
- Birinin kraliyet muhafızı olduğunu varsayarak oyun oynuyorlar.
- Kraliçenin kendilerini koruması gerektiğini söylüyorlar.
Cevabı göster
Birinin kraliyet muhafızı olduğunu varsayarak oyun oynuyorlar.
you better stay home: had better ifadesinin günlük biçimi
you better stay home, you had better stay home ifadesinin günlük konuşmadaki kısaltılmış biçimidir. had düşer, ancak better'dan sonra yine to stay değil, fiilin yalın hâli stay gelir. had better güçlü bir tavsiye veya yönlendirme verir ve çoğu zaman buna uyulmazsa bir sorun çıkabileceğini ima eder. Burada No'dan sonra gelen ifade bir karşılaştırma yapmaz; konuşan kişi diğerine evde kalmasını güçlü biçimde söyler.
Alıştırma
had sözcüğünü düşürerek günlük uyarıyı tamamlayın: The sidewalk is icy, so you ____ walk slowly.
Cevabı göster
better
Yes, but you're not a proper guard like me. Kelime
4:49Evet ama benim gibi düzgün bir muhafız değilsin.
proper guard: gerçekten yeterli ve uygun bir muhafız
proper guard ifadesindeki proper, “gerçekten yeterli, tamamen uygun veya o rolün standartlarını karşılayan” anlamındadır; yalnızca olgusal olarak “doğru” demek değildir. not a proper X kalıbı, birini veya bir şeyi gerçekten X sayılmayacak biçimde değerlendirir. like me, konuşanı ölçüt olarak gösterdiği için cümle övüngen gelir ve karşıdaki kişiyi daha az meşru ya da yetersiz biri olarak dışlar.
Alıştırma
“You're not a proper guard like me,” cümlesinde proper guard ne anlama gelir?
- Gerçekten yeterli veya uygun bir muhafız
- Kibar ve görgülü bir muhafız
- Doğru yerde duran bir muhafız
Cevabı göster
Gerçekten yeterli veya uygun bir muhafız
The number you have dialed has been disconnected: otomatik telefon mesajı
Bu, otomatik telefon duyurularında kullanılan yerleşik bir ifadedir. The number you have dialed, arayan kişinin az önce tuşladığı numarayı belirtir; has been disconnected ise bu numaranın telefon hizmetinin artık etkin olmadığı anlamına gelir. Burada konuşan kişi sıradan ve kişisel bir yanıt vermek yerine tarafsız sistem mesajını taklit eder. Bu taklit, iletişim kurmak imkânsızmış gibi davranarak diğer kişiyi mizahi bir biçimde dışarıda bırakır.
Alıştırma
“The number you have dialed has been disconnected” en doğal biçimde neyi taklit eder?
- Birinden daha sonra tekrar aramasını isteyen gündelik bir rica
- Mevcut aramanın ses kalitesinin kötü olduğunu söyleyen bir kişi
- Aranan numaranın artık hizmet vermediğini bildiren otomatik duyuru
Cevabı göster
Aranan numaranın artık hizmet vermediğini bildiren otomatik duyuru
didn't make it the right way: doğru yönteme vurgu
didn't make it the right way ifadesinde make it, daha önce söz edilen şeyi yapmak veya hazırlamak anlamına gelir; it omleti gösterir. the right way fiziksel bir yönü değil, doğru yöntemi veya süreci anlatır. Konuşan omleti yapmıştır, ancak beklenen adımları izlememiştir. Bu yapı, bir şeyi yaparken, kurarken veya tamamlarken yöntemin önemli olduğu durumlara aktarılabilir: make it the right way doğru yöntemi kullanarak yapmak demektir.
Alıştırma
I didn't make it the right way cümlesinde the right way neyi anlatır?
- Bir şeyin sağ tarafı.
- Doğru yöntem veya süreç.
- Fiziksel bir yön.
Cevabı göster
Doğru yöntem veya süreç.
I need your help making another one. Dilbilgisi
5:18Bir tane daha yapmak için yardımına ihtiyacım var.
help making another one: need your help + V-ing
need your help making another one ifadesinde help isimdir; your help senin yardımın demektir ve making another one bu yardımın hangi eylem için gerektiğini açıklar. another one aynı türden bir tane daha anlamına gelir; burada bir omleti daha anlatır. need someone's help + V-ing belirli bir etkinlik için yardım istemenin doğal bir yoludur. -ing biçimi, yardım gereken eylemi belirtir.
Alıştırma
Anahtarları bulmak için yardım isterken need someone's help + V-ing yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- I need you help finding my keys.
- I need your help find my keys.
- I need your help finding my keys.
Cevabı göster
I need your help finding my keys.
Is that an omelet I can smell? ... bir kokunun kaynağını belirlemek
Burada I can smell, an omelet ifadesini niteler. Anlamı, nesne durumundaki that veya which ilgi zamiri atılmış olan an omelet that I can smell ifadesine yakındır. Konuşan kişi bir kokunun kaynağını belirlemeye çalışıyor; omletin bir şeyi koklayıp koklayamadığını sormuyor. Is that + isim + I can smell? yapısı, yakındaki bir şeyi kokusundan tanımlamak için kullanılan doğal bir konuşma kalıbıdır. Aynı yapıda hear gibi başka bir duyu fiili de kullanılabilir.
Alıştırma
Is that an omelet I can smell? bu bağlamda ne anlama gelir?
- Aldığım koku omlet mi?
- Bir omleti koklayabilir miyim?
- Omlet bir şeyin kokusunu alabiliyor mu?
Cevabı göster
Aldığım koku omlet mi?
take care of Dad. ... pratik bir sorumluluk üstlenmek
Burada take care of Dad, babayla ilgilenme ve onun ihtiyaçlarıyla ilgilenme sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Bu ifade yalnızca sevgi veya endişe duygusunu değil, pratik bir eylemi anlatır. take care of + kişi kalıbı genellikle o kişiyle ilgilenmek anlamındadır; bir görev veya sorunla kullanıldığında ise onu halletmek ya da üstlenmek anlamına gelebilir. I'll, bu sorumluluğu üstlenme vaadi veya teklifini ifade eder.
Alıştırma
I'll take care of Dad. cümlesinde take care of ne ifade ediyor?
- Babamdan uzak duracağım.
- Babamla ilgilenecek ve ihtiyaçlarını halledeceğim.
- Babam için sadece endişe duyuyorum.
Cevabı göster
Babamla ilgilenecek ve ihtiyaçlarını halledeceğim.
Sure is. — kısa ve güçlü bir onay
“Sure is.”, “It certainly is.” anlamına gelen kısa, gündelik ve güçlü bir onay cevabıdır. Önceki söz ne hakkında konuşulduğunu açıkça gösterdiği için it öznesi söylenmez. Burada sure onayı güçlendirir, is ise fiil görevindedir. Bir kişinin emin olduğunu anlatan sure sıfatı değildir.
Alıştırma
“This hill is steep” ifadesini gündelik ve güçlü biçimde onaylayan cevap hangisidir?
- It might be.
- Sure is.
- I'm sure.
Cevabı göster
Sure is.
Stand back ... might lose a finger. ile mizahi uyarı
“Stand back”, Bingo'ya geri çekilmesini söyleyen bir emir cümlesidir. “You might lose a finger” olası kötü bir sonucu ekler; böylece iki cümle birlikte bir uyarı oluşturur. Birinin yiyeceği kapmak için acele ettiği bu eğlenceli sahnede parmak kaybetmek kasıtlı bir abartıdır. Asıl mesaj “Ben yiyeceğe uzanırken fazla yaklaşma”dır. Aşırı sonuç, uyarıyı ciddi bir tehditten çok komik hâle getirir.
Alıştırma
Birinin yiyeceği kapmak için acele ettiği eğlenceli bir sahnede şu yorumu değerlendirin: “You might lose a finger” esas olarak yaralanmaya ilişkin gerçek anlamlı bir tahmindir.
- Yanlış; esas olarak uzak durmasını söyleyen abartılı bir uyarıdır.
- Doğru; esas olarak ciddi bir yaralanma tahminidir.
Cevabı göster
Yanlış; esas olarak uzak durmasını söyleyen abartılı bir uyarıdır.
gonna be completely honest ... açık sözlü bir giriş
Bu cümlede I'm gonna be completely honest, doğrudan ve samimi bir görüşün geleceğini haber veren konuşma diliyle bir giriş ifadesidir. Temel işlevi gelecekteki bir eylemi bildirmek değil, dinleyeni dürüst bir değerlendirmeye hazırlamaktır. Completely, samimiyet ve ciddiyet vurgusunu artırır. Bu girişin ardından hem övgü hem de eleştiri gelebilir. Burada çok olumlu bir değerlendirmeden önce kısa bir gerilim oluşturur; bu yüzden kötü bir haber geleceğini söylemeden ciddi bir hava verir.
Alıştırma
Burada öğrenilen konuşma dili girişini tamamlayın: I'm gonna ____: I forgot to bring the tickets.
Cevabı göster
be completely honest
That was the best omelet I've ever had in my life. Dilbilgisi
6:36Hayatımda yediğim en iyi omletti.
the best omelet I've ever had in my life ... kişisel üstünlük derecesi
The best omelet I've ever had in my life kişisel bir üstünlük derecesi ifade eder: bu omlet, konuşanın şimdiye kadar deneyimlediği bütün omletlerden daha üst sıradadır. The best en yüksek dereceyi belirtir; I've ever had ise karşılaştırmayı konuşanın şu ana kadarki deneyimleriyle sınırlar. In my life bu kapsamı genişletir ve vurgular. Çoğu zaman hayat boyunca tutulmuş kesin ve ölçülü bir kayıttan çok coşkulu bir vurgu görevi görür; bu nedenle cümle çok güçlü bir övgü bildirir.
Alıştırma
Konuşanın izlediği bir filmi kişisel üstünlük derecesi kalıbıyla doğal biçimde öven cümle hangisidir?
- That was the best movie I've ever seen in my life.
- That was the best movie I ever see in my life.
- That was the better movie I've ever seen in my life.
Cevabı göster
That was the best movie I've ever seen in my life.
Let me clean this away for you, birthday boy. Öbek fiiller
6:43Bunu senin için temizlememe izin ver, doğum günü çocuğu.
clean this away for you: bir iyilik olarak bir şeyi kaldırmak
Bu sofra bağlamında clean this away, temizlik sırasında kullanılmış nesneyi veya kalan dağınıklığı bulunduğu yerden kaldırmak demektir. Away sonucu belirtir: şey artık burada değildir; mutlaka çok uzağa götürüldüğü anlamına gelmez. For you, konuşanın işi diğer kişinin yerine yapacağını gösterir. Let me ile birlikte tüm ifade dostça bir yardım teklifi olur.
Alıştırma
“Let me clean this away for you,” cümlesinde clean this away bağlam içinde ne anlama gelir?
- Temizlik sırasında kullanılmış nesneyi veya dağınıklığı buradan kaldırmak
- Nesneyi çok uzak bir yerde yıkamak
- Nesnenin neden kirli olduğunu açıklamak
Cevabı göster
Temizlik sırasında kullanılmış nesneyi veya dağınıklığı buradan kaldırmak
I think there were a few egg shells in that omelet. Kalıp ifadeler
6:54Sanırım o omlette birkaç yumurta kabuğu vardı.
were a few ... in ...: küçük bir sorunu nazikçe belirtmek
there were + çoğul isim + in ... yapısı, bazı şeylerin bir yerde bulunduğunu söyler. Burada a few egg shells, omletin içinde az sayıda fakat gerçekten yumurta kabuğu olduğunu belirtir; a few kesin bir sayı vermez. Bu şikâyette a few, miktarı sınırlı gösterdiği için eleştiriyi daha yumuşak duyurur. Baştaki I think de yorumu daha az keskin sunarak tonu daha da yumuşatır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Nazik bir geri bildirimde “I think there were a few mistakes in the report” genellikle “There were many mistakes in the report.” cümlesinden daha az sert duyulur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
can't make an omelet without breaking a few ... We'll clean it up: sonuca ulaşmanın bir bedeli olabilir
You can't make an omelet without breaking a few eggs kalıbı, bir sonuca ulaşmanın bazı küçük bedeller, hatalar veya dağınıklıklar doğurabileceği anlamına gelir. Genellikle mecazidir; yemek yapma talimatı değildir. Bu sahnede söz, mutfaktaki gerçek eyleme de uyar. We'll clean it up ifadesi ortalığın toplanacağı konusunda güvence verir; konuşan kişi bu küçük dağınıklığı sonuca ulaşma sürecinde yönetilebilir bir sorun olarak sunar.
Alıştırma
Deyimi tamamlayın: You can't make an omelet without ____.
Cevabı göster
breaking a few eggs