En Çok Aranan Gemi Enkazı: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Mel Fisher, Atocha enkazını arşiv ipuçları ve doğaçlama araçlarla arar; mülkiyet davasından sonra gemiyi bulur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “cargo manifest,” gemi yükünün resmî listesi için kullanılan denizcilik terimidir. Ağırlık, seri numarası ve kazımaların nasıl kanıt olduğunu açıklar. 2. “Not only did this clear up the muddy waters perfectly,” dil bilgisi ve cümle kalıbını gösterir: Not only başa gelince yardımcı fiil ile özne yer değiştirir ve başka bir sonucu bildirir. 3. “the mother lode.” madencilikte en zengin ana damar için kullanılan deyimsel ve mecazlı ifadedir. Burada ana hazineyi adlandırır ve öykünün metaforunu tamamlar.
Bu derste
It's a cold stormy night just off the coast of Florida in 1622.
0:001622'de Florida kıyılarında soğuk ve fırtınalı bir gece.
is desperately trying to make its way back to Spain. Kalıp ifadeler
0:08çaresizce İspanya'ya dönmeye çalışıyor.
make its way back to: yol alarak bir yere geri dönmek
make its way back to Spain ifadesinde make “üretmek”, way ise belirli bir “yol” anlamına gelmez. İfadenin bütünü “İspanya'ya doğru geri yol almak” demektir ve its gemiyi belirtir. make one's way + yön veya yer yapısı hareket etme sürecine odaklanır; mesafe, zorluk ya da engelleri düşündürebilir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, we make our way ve the ship makes its way.
Alıştırma
Cümleyi make our way back to ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After exploring the old town, we ____ the hotel before dark.
Cevabı göster
made our way back to
According to records: bilgi kaynağını belirtme
According to records, records sözcüğünü ardından gelen iddianın kaynağı olarak gösterir. Bilgiyi konuşanın kendi keşfi veya görüşü gibi sunmak yerine dinleyiciye “kayıtların söylediği budur” mesajını verir. Yapı according to + kaynak biçimindedir ve ardından aktarılan bilgi gelir. Buradaki records, birinin uyması gereken talimatları değil, yazılı tarihî kayıtları ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, iddiayı bir kaynağın belirttiği bilgiye en doğrudan biçimde dayandırır?
- In accordance with the museum's rules, visitors left their bags outside.
- According to the museum's website, entry is free on Sundays.
- Based on the museum's website, I designed a new ticket page.
Cevabı göster
According to the museum's website, entry is free on Sundays.
and its location eventually became a complete mystery.
0:30ve yeri sonunda tam bir gizem haline geldi.
and it proved to be more valuable than ever imagined.
0:41ve tahmin edilenden daha değerli olduğu kanıtlandı.
eventually led them to the most valuable shipwreck in history.
0:57onları en sonunda tarihteki en değerli batığa nasıl götürdüğünü göstermek için tüm bunları modelledik.
ended up on: planlanmamış bir son yere ulaşmak
End up, bir süreç ya da olaylar dizisinden sonraki son durumu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya beklenmemiştir. Burada ended up, nesnenin sonunda bir yerde kaldığı anlamına gelir. On edatı, nesnenin sonunda bulunduğu yüzeyi veya yeri belirtir: on a shallow reef. Yeniden kullanılabilen kalıp end up + yer ifadesidir; örneğin end up on an island veya end up in the wrong room.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: After following the wrong directions, we ____ a narrow mountain road.
Cevabı göster
ended up on
leaving a trail of debris: -ing ile sonuç eklemek
Virgülden sonra gelen leaving, sonucu belirten bir -ing ifadesi başlatır. Bu ifade, virgülden önceki olayın tamamının doğrudan sonucunu ekler: kasırga gemiyi parçaladı ve bunun sonucunda bir enkaz izi kaldı. Leaving ifadesi debris sözcüğüne değil, önceki olayın tamamına gönderme yapar. Tam cümlecik + virgül + -ing ifadesi kalıbı, anlatı ve açıklama metinlerinde yeni bir cümle başlatmadan bir eylemi sonucuna bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, doğrudan bir sonucu göstermek için sondaki -ing ifadesini kullanır?
- The workers cleared the road, working all morning.
- Hearing the thunder, Maya closed the window.
- The storm knocked down several trees, blocking the road.
Cevabı göster
The storm knocked down several trees, blocking the road.
The location of the Atocha seemed to be lost forever.
1:20Atocha'nın yeri sonsuza dek kaybolmuş gibi görünüyordu.
But records of its treasure were never forgotten.
1:24Ancak hazinesine dair kayıtlar asla unutulmadı.
cargo manifest: taşınan malların resmî listesi
Cargo manifest, bir gemi veya uçağın taşıdığı malları sıralayan resmî belgedir. Bu cümlede according to its cargo manifest, bilginin bu belgeden alındığını belirtir. Burada manifest, “resmî liste” anlamında bir isimdir; “göstermek ya da belirgin hâle gelmek” anlamındaki fiil değildir. Miktar, ağırlık ve ayırt edici işaretler gibi ayrıntılar manifestoyla karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Bir geminin taşıdığı malların resmî listesinin adını kullanarak cümleyi tamamlayın: The customs officer checked the cargo ____ before unloading began.
Cevabı göster
manifest
and more than 50 chests full of coins.
1:34ve madeni paralarla dolu 50'den fazla sandık bulunuyordu.
All in all: genel bir sonuca geçiş
All in all, birkaç olgu ya da ayrıntı ele alındıktan sonra kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, tek tek parçalardan genel bir değerlendirmeye ya da özete geçildiğini bildirir. Genellikle sonuç cümlesinin başında yer alır ve ardından virgül gelir: All in all, .... Listeye yeni bir madde eklemez; önceki bilgileri bir araya getirir.
Alıştırma
Genel bir değerlendirme bildirmek için son cümlenin başına hangi ifade gelmelidir? The hotel was small but clean, the staff were kind, and the location was excellent. _____, it was a good place to stay.
- All in all
- After all
- In all
Cevabı göster
All in all
the treasure would be worth at least half a billion dollars today.
1:38bu hazinenin günümüzdeki değeri en az yarım milyar dolar ederdi.
All someone had to do was find it: gereken tek bir eylem
All + özne + had to do + was + fiilin yalın hâli kalıbı, bir gerekliliği tek bir eyleme indirger. Burada find, was'tan sonra gelen fiilin yalın hâlidir; bu kalıpta to eklemeyin ve -ing biçimini kullanmayın. Bağlamda cümle, çok zor bir arama işini kasıtlı olarak basitmiş gibi gösterir: onu bulmak, geriye kalan tek adım olarak sunulur. Aynı kalıp bir gerekliliği tarafsız biçimde belirtebilir veya “söylemesi kolay, yapması zor” etkisi yaratabilir.
Alıştırma
Cümleyi “gereken tek eylem” anlamındaki dört kelimelik kalıpla tamamlayın: All Mia ____ press the green button.
Cevabı göster
had to do was
That's where ... came in: kilit yardımcıyı anlatıya katmak
That's where X came in, az önce belirtilen soruna veya eksikliğe gönderme yapar ve ardından X'i önemli hâle gelen kişi, araç ya da fikir olarak anlatıya katar. Where burada gerçek bir yerden çok “o durumda” veya “açıklamanın o noktasında” anlamına gelir. Came in de burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; “dâhil oldu” ya da “yararlı bir rol oynamaya başladı” demektir. Kalıp, anlatıyı arka plandaki zorluktan bu zorluğu ele alabilecek katılımcıya taşır.
Alıştırma
Sorun, rehberin geliş zamanı veya yeri değil, yerel bilgi eksikliğidir. Amaçlanan geçişi hangi cümle verir?
- We needed local knowledge. That's where our guide came in.
- We needed local knowledge. That's when our guide came in.
- We needed local knowledge. Our guide came in through the side door.
Cevabı göster
We needed local knowledge. That's where our guide came in.
With little more than a boat and some metal detectors, Kalıp ifadeler
2:05Bir tekne ve birkaç metal dedektöründen biraz daha fazlasıyla,
With little more than: sayılanlardan başka neredeyse hiçbir şey olmadan
With little more than + isim öbeği, “yalnızca adı geçen kaynaklarla ve bunların dışında neredeyse hiçbir şey olmadan” anlamına gelir. Burada tekne ve metal dedektörleri eldeki imkânların neredeyse tamamı olarak sunulur; böylece çok sınırlı bir başlangıç noktası vurgulanır. Little, ardından gelen isimleri yalnızca sayısal olarak nitelemez. little more than kalıbının bütünü, eldeki imkânları az gösterir ve çoğu zaman daha sonra başarılanlarla bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Cümleyi, “yalnızca adı geçen kaynaklarla ve bunların dışında neredeyse hiçbir şey olmadan” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The hikers began the trip ____ a paper map and one flashlight.
Cevabı göster
with little more than
hadn't found a single thing: tek bir şey bile bulamamışlardı
Olumsuz hadn't found a single thing ifadesinde a single thing, not ile kurulan olumsuzluğun kapsamındadır. İfade, “bir şey bulmuşlardı” değil, “hiçbir şey bulamamışlardı” anlamına gelir. Single sözcüğü anlamı güçlendirir: tek bir nesne bile bulunmamıştı. Hadn't found, past perfect yapısıdır. Sonuç alınamamasını hikâyedeki daha sonraki bir geçmiş zamanın veya olayın öncesine yerleştirir. Başka durumlarda da kullanılabilen hadn't + geçmiş zaman ortacı + a single + tekil isim kalıbı, daha önceki bir zamanı “bir tane bile yok” vurgusuyla birleştirir.
Alıştırma
Toplantıdan önce tek bir nesnenin bile bulunmamış olduğunu en güçlü biçimde hangi cümle anlatır?
- Before the meeting, they had found a single thing.
- Before the meeting, they hadn't found the main thing.
- Before the meeting, they hadn't found a single thing.
Cevabı göster
Before the meeting, they hadn't found a single thing.
finding the Atocha in this vast expanse of ocean
2:22bu uçsuz bucaksız okyanus enginliğinde Atocha'yı bulmak
secret weapon ifadesinin mecaz anlamı: gizli bir avantaj
Burada secret weapon, birine güçlü ve daha önce fark edilmemiş bir avantaj sağlayan kişi ya da kaynak için kullanılan bir mecazdır. Eugene Lyon bir silah değildir; onun tarih araştırmaları Mel'in kullanabileceği özel avantajdır. Bu ifade genellikle bir planın arkasındaki kilit kişiyi, fikri veya beceriyi tanıtır. "Secret", avantajın resmî olarak gizli tutulduğunu değil, başkalarının bu avantajı bilmediğini ya da beklemediğini gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede secret weapon ne anlama geliyor?
- Eugene Lyon'ın paylaşmayı reddettiği bir sır
- Tarihçi Eugene Lyon biçimindeki gizli bir avantaj
- Eugene Lyon'ın sahip olduğu askerî bir silah
Cevabı göster
Tarihçi Eugene Lyon biçimindeki gizli bir avantaj
In order to learn more about where the Atocha sank,
2:31Atocha'nın nerede battığı hakkında daha fazla bilgi edinmek için
came across ifadesinin anlamı: tesadüfen bulmak
Bu cümlede came across, bir şeyi tesadüfen buldu veya bir şeyle karşılaştı anlamına gelir. Tarihçi arşivlerde çalışırken belgeyi beklenmedik şekilde buldu. Come across bu anlamda ayrılmaz: come across a document örneğindeki gibi come across + isim yapısı kullanılır. Geçmiş zamanda come, came olur.
Alıştırma
Cümleyi come across fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While clearing a cupboard, I ____ an old school photograph.
Cevabı göster
came across
Dated just 4 years after the ship went down, Dilbilgisi
2:38Geminin batmasından sadece 4 yıl sonra tarihlenmişti
Dated ...: cümle başında kısaltılmış edilgen yapı
Burada Dated just 4 years after the ship went down, belgeyi anlatan kısaltılmış edilgen bir yapıdır ve the document was dated just four years after the ship went down cümlesine karşılık gelir. Belgedeki tarihin hangi zamana denk geldiğini söyler; gemiyi veya aramayı anlatmaz. Dated ... gibi geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir ifade cümle başında kullanıldığında, ardından gelen özneye arka plan bilgisi ekler. Burada it, document sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla tarihlenen şey belgedir.
Alıştırma
Cümle başındaki Dated just 4 years after the ship went down ifadesi bize ne anlatır?
- Gemi, belge yazıldıktan dört yıl sonra battı.
- Belgenin üzerindeki tarih, batıştan yalnızca dört yıl sonrasına aitti.
- Arama tam olarak dört yıl sürdü.
Cevabı göster
Belgenin üzerindeki tarih, batıştan yalnızca dört yıl sonrasına aitti.
had taken place: bir olayın daha önce gerçekleşmiş olması
had taken place ifadesindeki take place, “gerçekleşmek” veya “meydana gelmek” anlamına gelir. Özne bir olaydır; bu cümlede özne a search olduğundan ifade bir aramanın gerçekleştiğini söyler. Taken, take fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Had sözcüğünden sonra gelerek past perfect yapısını oluşturur ve aramayı belgeyle bağlantılı daha sonraki bir geçmiş referans noktasından önceye yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için take place ifadesini past perfect yapıda kullanın: By the time the report was published, the meeting had ____.
Cevabı göster
taken place
which was more than 100 miles from where Mel was searching.
2:46Burası Mel'in aradığı yerden 100 milden daha uzaktaydı.
at the bottom the divers could barely see their own hands.
3:03dalgıçlar dipte kendi ellerini bile zor görebiliyordu.
Although: beklenmedik bir karşıtlık kurmak
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: önce belirli bir beklenti yaratan gerçek bir durum verir, ana cümle ise şaşırtıcı ya da bununla çelişen bir durumu gösterir. Burada yüzeydeki berrak su iyi görüş beklenmesine yol açabilir, fakat dalgıçlar dipte neredeyse hiçbir şey göremiyordu. Yaygın yapı Although + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. İki bölüm de doğrudur; although yalnızca aralarındaki karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Karşıtlık kurmak için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Although it was cold, we went for a walk.
- Although the cold weather, we went for a walk.
- Although was cold, we went for a walk.
- Although it was cold, but we went for a walk.
Cevabı göster
Although it was cold, we went for a walk.
And so Mel came up with a genius yet simple solution. Öbek fiiller
3:06Ve böylece Mel, dâhiyane ama basit bir çözüm buldu.
came up with: bir çözüm düşünüp bulmak
Came up with, come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir fikir, cevap, plan veya çözümü “düşünüp bulmak” ya da “üretmek” anlamına gelir. Düşünen kişi Mel’dir; a genius yet simple solution ise üretilen fikirdir. Burada üç sözcüğü tek bir ifade olarak düşünün; come fiziksel hareket anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp buldu” anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: Maya ____ a simple way to organize the books.
Cevabı göster
came up with
These would redirect the clear water from the surface
3:15Bunlar yüzeydeki berrak suyu yönlendirecek
Not only did this clear up the muddy waters perfectly, Dilbilgisi
3:22Bu sadece bulanık suları mükemmel bir şekilde temizlemekle kalmadı,
Not only did this clear up...: cümle başındaki not only ile devrik yapı
Not only bir cümlenin başına geldiğinde, bağlantılı iki faydadan ilkini özellikle vurgular. Başta olduğu için özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: did, this sözcüğünden önce gelir ve ana fiil clear up yalın hâlde kalır. Ardından genellikle ikinci bir fayda gelir ve sıkça but also kullanılır. Burada but also açıkça söylenmese de sonraki cümlecik ek faydayı verir. Bu cümlede clear up yalnızca “açıklamak” değil, “sudaki bulanıklığı gidermek” anlamındadır.
Alıştırma
The filter had two benefits. “the filter” ve cümle başına uygun devrik yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Not only ____ the muddy water, but it also removed the bad smell.
Cevabı göster
did the filter clear up
it had the added benefit of digging a big hole Kalıp ifadeler
3:25aynı zamanda kumun altına gömülü olan her ne varsa
the added benefit of + isim veya -ing biçimi
The added benefit of, ana faydaya eklenen başka bir avantajı tanıtır. of sonrasında bu ek avantajı adlandıran bir isim veya -ing biçimi kullanılır: the added benefit of digging a big hole. Bu yapı bir karşılaştırmayı düzenlemeye yardımcı olur: önce ana sonucu belirtir, sonra yararlı bir ikincil sonuç eklersiniz.
Alıştırma
The new route is faster. Ek bir avantajı tanıtan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: It has the ____ avoiding toll roads.
Cevabı göster
added benefit of
and revealing whatever was buried underneath the sand. Dilbilgisi
3:28ortaya çıkarmak için büyük bir delik kazma gibi bir ek faydası da oldu.
whatever was buried underneath the sand: kumun altında gömülü olan her şey
Burada whatever, “... olan her şey” ya da “... olan şey veya şeyler” anlamına gelir. whatever was buried underneath the sand yan cümleciğinin tamamı ne olduğu bilinmeyen bir nesneyi adlandırır ve revealing fiilinin nesnesi olur. Bu, kaynaşık bir ilgi yan cümleciğidir: whatever hem bilinmeyen şeyin yerini tutar hem de onu was buried underneath the sand açıklamasına bağlar. Bir soru sormaz.
Alıştırma
Cümleyi “sabit bir seçenek kümesi olmadan, ... olan her şey” anlamına gelen tek bir sözcükle tamamlayın: For the art project, choose ____ works best.
Cevabı göster
whatever
the sand cleared and revealed an enormous anchor.
3:34kum temizlendi ve devasa bir çapa ortaya çıktı.
show up: ortaya çıkmak veya bulunmak
Bu cümlede show up, “ortaya çıkmak”, “fark edilir hâle gelmek” veya “bulunmak” anlamına gelir. Tarihi eserler insanlar gibi bir yere gelmiyordu; arama sürdükçe daha fazlası keşfediliyordu. Burada show up geçişsiz bir öbek fiildir. artifacts onun öznesidir ve fiilden sonra nesne gelmez. Özneye bakarak anlamın bir kişinin gelmesi mi yoksa bir şeyin, gerçeğin ya da sorunun ortaya çıkması mı olduğunu anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede show up doğru biçimde “ortaya çıkmak” anlamında kullanılmıştır?
- I showed the missing icon after I restarted the tablet.
- I showed up after I restarted the tablet.
- The missing icon showed up after I restarted the tablet.
Cevabı göster
The missing icon showed up after I restarted the tablet.
and iron nails used to hold the ship together.
3:49ve gemiyi bir arada tutmak için kullanılan demir çiviler.
Keep track of: sürekli takip etmek veya kaydını tutmak
Keep track of, bir şeyin nerede olduğunu, ne yaşandığını veya nasıl değiştiğini sürekli bilmek ya da kaydetmek anlamına gelir. Burada ifade, harita kullanmanın amacını belirtir: harita, ekibin bütün buluntuları kaydetmesine ve izlemesine yardımcı olur. Kalıp keep track of + isim veya zamir şeklindedir. Buradaki track, koşu pisti anlamına gelmez ve ifade mutlaka canlı elektronik takip anlamı taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “kaydetmeye devam etmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I use a spreadsheet to ____ my monthly expenses.
Cevabı göster
keep track of
showing where each piece of treasure had been found.
3:56dairelerden oluşan bir harita oluşturmaya başladılar.
that the Atocha's mother lode must lie somewhere along this line. Dilbilgisi
4:03bu çizgi üzerinde bir yerde olması gerektiği sonucuna vardılar.
Came to the conclusion: gerekçeli bir yargıya varmak
Came to the conclusion, bilgi veya kanıtlar değerlendirildikten sonra bir yargıya varıldığını ifade eder. Bu cümlede, haritadaki nesnelerin oluşturduğu düzen ekibin ana hazinenin nerede olması gerektiğini çıkarmasını sağlar. Kalıp come to the conclusion that + cümlecik şeklindedir. Came, come fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve that, sonucun içeriğini başlatır. Bu ifade, yargıyı basit bir tahmin olarak değil, bir düşünme sürecinin sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen, dört kelimelik geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: After reviewing the evidence, the committee ____ that the rule needed to change.
Cevabı göster
came to the conclusion
must lie somewhere: konum hakkında güçlü bir çıkarım
Burada must, kanıtlara dayanan güçlü bir çıkarımı belirtir: Konuşan kişi, doğrudan doğrulanmamış olsa da konumun doğru olma ihtimalini çok yüksek görür. Bir zorunluluk ya da emir ifade etmez. Lie, must sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir ve burada “bir yerde bulunmak” anlamına gelir. Somewhere tam konumu belirsiz bırakırken along this line olası alanı daraltır.
Alıştırma
Bu cümlede must lie somewhere ne anlama geliyor?
- Birinin onu bir yere koyması gerekiyor.
- Kanıtlar, onun bir yerde bulunduğunu güçlü biçimde düşündürüyor.
- Bir yerde yalan söylemesi gerekiyor.
Cevabı göster
Kanıtlar, onun bir yerde bulunduğunu güçlü biçimde düşündürüyor.
Opera now presents its latest evolution of web browsing,
4:18Opera şimdi web tarayıcılığının en son evrimini sunuyor,
Opera is the most modern browsing experience available.
4:28Opera, mevcut en modern gezinme deneyimidir.
In order to keep track of what you're working on,
4:32Üzerinde çalıştığınız şeyleri takip etmek için,
tab islands automatically group your tabs by context,
4:34sekme adaları sekmelerinizi bağlama göre otomatik olarak gruplandırır
and they can be expanded or collapsed to save space.
4:37ve yerden tasarruf etmek için genişletilebilir veya daraltılabilirler.
it adds this dark underscore to your most recently visited tabs,
4:42en son ziyaret ettiğiniz sekmelere bu koyu alt çizgiyi ekler,
so you never get lost in what you're doing.
4:45böylece ne yaptığınızın içinde asla kaybolmazsınız.
You can also control your music without interrupting your browsing
4:58Ayrıca yüzen müzik çalar sayesinde
thanks to the floating music player.
5:01gezinmenizi kesintiye uğratmadan müziğinizi kontrol edebilirsiniz.
Just hit control plus slash to open the Aria command line
5:11Sadece kontrol artı eğik çizgiye basarak Aria komut satırını açın
Aria can generate images based on a single prompt.
5:16Aria, tek bir isteme dayalı olarak görüntüler oluşturabilir.
the other way around: ilişkiyi tersine çevirmek
Bu cümlede the other way around, aynı sürecin ya da ilişkinin ters yönde de işlediği anlamına gelir. Fiziksel olarak arkasını dönmekten söz edilmez. Bu ifade rolleri, neden ve sonucu, sırayı veya bir dönüşümün yönünü tersine çevirebilir. Dinleyen kişi neyin tersine çevrildiğini hemen önce söylenen fikirden anlar.
Alıştırma
Rollerin tersine döndüğünü belirten ve around ile biten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: I thought Lena was helping Omar, but it was ____.
Cevabı göster
the other way around
it can give you more information about it thanks to image recognition.
5:22görüntü tanıma özelliği sayesinde onun hakkında size daha fazla bilgi verebilir.
Every aspect of Opera's look and feel Kalıp ifadeler
5:26Opera'nın görünümünün ve hissinin her yönü,
look and feel: görünüm ve kullanım hissi
“Look and feel”, bir ürünün, arayüzün veya mekânın genel tarzını ve kullanıcıda oluşturduğu deneyimi anlatan kalıplaşmış bir isim ifadesidir. “Look” görsel tasarımı; “feel” ise ses, renk, hareket ve etkileşim gibi unsurların oluşturduğu izlenimi anlatır. Buradaki “feel”, fiziksel olarak dokunmak anlamına gelmez. “Opera’s look and feel” ifadesindeki iyelik yapısı, söz konusu tasarım deneyiminin Opera tarayıcısına ait olduğunu gösterir. İfade, kullanıcıların gördüklerinden daha fazlasını kapsadığı için “appearance” sözcüğünden daha geniştir.
Alıştırma
Bir ürünün genel görsel tarzını ve kullanıcıda oluşturduğu izlenimi anlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The update gave the dashboard a cleaner ____.
Cevabı göster
look and feel
Download Opera today using the link in the description
5:37Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak Opera'yı bugün indirin
and start experiencing the next generation of browsing.
5:39ve yeni nesil gezinme deneyimini yaşamaya başlayın.
that seemed to be leading them to the mother lode of all treasure.
5:48götürüyor gibi görünen bir eser izini takip ediyordu.
the crew had failed to make any valuable discoveries. Kalıp ifadeler
5:54mürettebat değerli herhangi bir keşif yapamamıştı.
make any valuable discoveries: değerli keşifler yapmak
“Make a discovery”, daha önce bilinmeyen bir şeyi bulmak veya öğrenmek anlamına gelen standart fiil–isim eşdizimidir. Altyazıda birden fazla yararlı sonuç ortaya çıkabileceği için “discoveries” çoğul kullanılmıştır. “Failed to make any valuable discoveries” ifadesinde “any”, “failed to” yapısının olumsuz anlamının kapsamındadır. Bu nedenle cümle, mürettebatın değerli tek bir keşif bile yapamadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle “discovery” ile kullanılan standart eşdizimi içeriyor?
- The team discovered a valuable discovery during the survey.
- The team made a valuable discovery during the survey.
- The team did a valuable discovery during the survey.
Cevabı göster
The team made a valuable discovery during the survey.
Running out of money: parası tükenmek üzere olmak
“Run out of money”, kullanılabilir paranın neredeyse tamamını harcamak ve geriye çok az para kalması ya da hiç kalmaması demektir. “Was running out” devam eden bir süreci göstererek para sıkıntısının o sırada gelişmekte olduğunu anlatır; “fast” ise durumu daha acil hâle getirir. Bu yapıda kaynağı tükenmekte olan kişi veya grup öznedir: “Mel was running out of money.” Kaynağın kendisi özne olduğunda “His money was running out.” denir. Aynı yapı zaman, yiyecek veya sabır gibi sınırlı kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Kulübün kullanılabilir parasının neredeyse tükendiğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The club is ____, so it must raise funds this week.
Cevabı göster
running out of money
he'd have no way of funding the search. Dilbilgisi
6:02aramayı finanse etmesinin hiçbir yolu kalmayacaktı.
If he didn't ..., he'd have ...: geçmişten görülen sonraki bir sonuç
If yan cümlesi, onun geçmişteki o anda düşündüğü olasılığı belirtir; ana cümle ise hazine bulamazsa beklediği sonucu verir. Burada “he'd”, ardından fiilin yalın biçimi “have” geldiği için “he would” anlamındadır. Bu bağlamda if + geçmiş zaman, would + fiilin yalın biçimi yapısı, öngörülen sonucu hikâyedeki geçmiş bir noktadan sonraya yerleştirir. Aynı ilişki şimdiki bakış açısından genellikle “If he doesn't find ..., he'll have ...” biçiminde olur. Buradaki geçmiş zaman biçimleri mutlaka gerçek dışı bir şimdiki durumu değil, anlatının bakış açısını gösterir.
Alıştırma
Hikâyedeki geçmiş bir noktadan bakıldığında daha sonra ortaya çıkabilecek bir sonucu anlatan cümle hangisidir?
- If Mia didn't get help soon, she'd miss the deadline.
- If Mia doesn't get help soon, she'll miss the deadline.
- If Mia hadn't received help, she'd have missed the deadline.
Cevabı göster
If Mia didn't get help soon, she'd miss the deadline.
have no way of + -ing: “finanse etmenin bir yolu olmaması”
Have no way of + -ing, bir şeyi yapmak için kullanılabilecek hiçbir yöntem, fırsat veya pratik araç bulunmadığını belirtir. Bu cümlede, arama masraflarını karşılamak için gereken paraya sahip olmayacağı anlatılıyor. of sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi kullanılır: funding. Bu yapı, eksik olan aracı genel bir cannot ifadesinden daha açık biçimde belirtir.
Alıştırma
Cümleyi have no way of ve open fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Without the password, I ____ the locked file.
Cevabı göster
have no way of opening
This find alone was worth well over $100,000, Kalıp ifadeler
6:14Sadece bu buluntu bile 100.000 doların çok üzerinde bir değere sahipti
worth well over $100,000: well, over sözcüğünü güçlendirir
Worth well over $100,000, bir şeyin değerinin 100.000 dolardan açıkça daha fazla olduğunu belirtir. Worth değeri sunar, over 100.000 doları alt sınır yapar ve well, over sözcüğünü güçlendirir; yani değer bu sayının yalnızca biraz üzerinde değildir. Kullanılabilir kalıp be worth well over + miktar biçimindedir. Buradaki well, “önemli bir farkla” anlamına gelen bir derece zarfıdır; “sağlıklı” veya “iyi bir biçimde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Uzmanlar değerin 50.000 sterlinden çok daha yüksek olduğuna inanıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The painting is ___ £50,000.
- worth just over
- worth well over
- worth nearly
Cevabı göster
worth well over
it wasn't clear if ... A or B: A mı B mi olduğunun belirsizliği
Burada it wasn't clear if ... or ..., kanıtların iki olasılıktan hangisinin doğru olduğunu göstermediği anlamına gelir. If, seçenek içeren dolaylı bir soru başlatır ve whether anlamına gelir; bir koşul belirtmez. İki olası açıklama sunup bunlardan birini seçmek istemediğinizde it isn't/wasn't clear if A or B kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
It wasn't clear if the bicycle belonged to Maya or her brother cümlesinde if ne işe yarar?
- Bisikletin neden bulunduğunu açıklar.
- Belirsiz olan iki seçeneği belirtir.
- Bisikletin birine ait olması için koşul koyar.
Cevabı göster
Belirsiz olan iki seçeneği belirtir.
Every single piece of gold and silver was recorded in this document
6:27Her bir altın ve gümüş parçası, bu belgede
along with their exact weight and serial number.
6:30tam ağırlıkları ve seri numaralarıyla birlikte kayıtlıydı.
By comparing the engravings on the silver bars to the document, Dilbilgisi
6:33Gümüş külçelerin üzerindeki gravürleri belgeyle karşılaştırarak,
By comparing: by + fiilin -ing biçimiyle yöntem belirtmek
By comparing, doğrulamaya götüren yöntemi belirtir. Kalıp by + fiilin -ing biçimidir: by comparing denir, by compare denmez. Comparing eylemini yapan kişinin ana cümlenin öznesi olan they olduğu anlaşılır. Bu kalıp, bir eylemi o eylem aracılığıyla ulaşılan sonuca bağlar.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by + check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The mechanic found the loose wire ____ every connection.
Cevabı göster
by checking
The crew began systematically cleaning the coins using electrolysis
6:42Mürettebat sistemli bir şekilde elektroliz kullanarak sikkeleri temizlemeye
sell them off: eşyaları satarak elden çıkarmak
Sell something off; eşya, stok veya mal varlığını elden çıkarmak amacıyla, çoğu zaman para toplamak için satmak demektir. Burada them gümüş paraları gösterir ve ifade, satışın bu paraları nakde çevirmenin bir yolu olduğunu anlatır. Nesne bir zamirse zamiri sell ile off arasına koyun: sell them off denir, sell off them denmez. Nesne bir isimse hem sell the coins off hem de sell off the coins kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle sell off öbek fiilini them zamiriyle doğru kullanıyor?
- The shop sold them off.
- The shop them sold off.
- The shop sold off them.
Cevabı göster
The shop sold them off.
back in business: yeniden çalışabilir durumda olmak
Back in business, bir duraklama, sorun veya kaynak eksikliğinden sonra yeniden çalışabilmek ya da bir faaliyeti sürdürebilmek demektir. Bu cümlede para, Mel ve ekibinin yaptıkları işe devam etmesini sağlar. Burada business mecazi anlamdadır. İfade bir şirketi, ekibi, projeyi veya yeniden çalışmaya hazır bir makineyi anlatabilir; mutlaka birinin gerçekten şirket kurduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
"The printer works again—we're back in business," cümlesinde back in business ne anlama gelir?
- Yazıcıyı satmayı planlıyoruz.
- Artık faaliyete devam edebiliriz.
- Az önce bir şirket kurduk.
Cevabı göster
Artık faaliyete devam edebiliriz.
Yüklü bir nakit girişi
An influx of cash, nispeten büyük miktarda paranın kısa bir süre içinde gelmesini ifade eder. Bu cümlede daha önceden elde bulunan parayı değil, yeni gelmiş ve kullanılabilir hâle gelmiş fonları anlatır. With this influx of cash, sonraki eylemi mümkün kılan yeni mali koşulu tanıtır. an influx of + isim kalıbı, bir şeyin bir yere, gruba veya sisteme giriş hareketini vurgular.
Alıştırma
Kısa sürede dikkat çekici miktarda para gelmesi anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the successful fundraiser, the shelter received an ____.
Cevabı göster
influx of cash
the crew set out to find more treasure, Öbek fiiller
6:53mürettebat, yeni sonar tespit teknolojisiyle donanmış olarak
Set out to + fiilin yalın hâli
Set out to + fiilin yalın hâli, açık bir amaçla bir işe veya girişime başlamak anlamına gelir. Burada mürettebat, hedefi daha fazla hazine bulmak olan planlı bir çabaya başlar. Bu ifade niyeti ve çabanın başlangıcını vurgular; hedefe ulaşıldığını söylemez. to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: set out to find doğrudur, set out to finding değildir.
Alıştırma
Hedefli bir girişimi anlatmak için set out to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The team set out the cave to map.
- The team set out mapping to the cave.
- The team set out to map the cave.
Cevabı göster
The team set out to map the cave.
armed with: harekete geçmek için gerekenlerle donatılmış
Burada armed with, “bir şeyle donatılmış” veya “yararlı bir şeyi kullanıma hazır bulunduran” anlamına gelir. Ekibin elinde silah değil, yeni bir sonar tespit teknolojisi vardır. armed with + araç, bilgi, veri veya kanıt yapısı, bir kişinin hazırlıklı ve harekete geçebilecek durumda olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyle donatılmış” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ clear evidence, the reporter challenged the claim.
Cevabı göster
Armed with
But just as they were starting to gain traction, Deyimler
6:58Ancak tam ivme kazanmaya başladıkları sırada,
gain traction: ilerlemeye veya destek kazanmaya başlamak
Burada gain traction, gerçek ilerleme kaydetmeye veya destek ve ilgi görmeye başlamak anlamına gelir. Benzetme, bir lastiğin yüzeyi kavramasından gelir; ancak burada bir araç söz konusu değildir. Bir plan, ürün, kampanya veya fikir gains traction olduğunda ivme kazanmaya başlar; bu, zaten başarıya ulaştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede gain traction, bir fikrin destek görmeye veya ilerlemeye başladığı anlamında kullanılmıştır?
- The team lost track of the proposal.
- The tires gained traction on the dry road.
- The proposal gained traction after local businesses backed it.
Cevabı göster
The proposal gained traction after local businesses backed it.
the state of Florida began claiming ownership of all the treasure being found. Kalıp ifadeler
7:00Florida eyaleti bulunan tüm hazinenin mülkiyetini talep etmeye başladı.
claim ownership of: bir şey üzerinde resmen hak iddia etmek
Bu cümlede claiming ownership of, eyaletin hazine üzerinde yasal mülkiyet hakkı olduğunu resmî biçimde ileri sürmesi demektir. Kalıp claim ownership of + şey şeklindedir. Bir claim, bir hakkın ileri sürülmesidir; o hakkın kabul edildiğinin veya yasal olarak kesinleştiğinin kanıtı değildir. Bu ayrım, anlaşmazlıklarda ve haberlerde önemlidir.
Alıştırma
“The family is claiming ownership of the land” ne anlama gelir?
- Aile fiziksel olarak araziye taşınıyor.
- Aile, arazinin kendilerine ait olduğunu resmî biçimde ileri sürüyor.
- Aile, arazinin yasal mülkiyetini kesin olarak kazandı.
Cevabı göster
Aile, arazinin kendilerine ait olduğunu resmî biçimde ileri sürüyor.
fighting back: saldırı veya meydan okuma sonrasında direnmek
Bu cümlede started fighting back, Mel’in eyaletin iddiasını kabul etmek yerine ona direnmeye başlaması demektir. Hukuki bağlam, fiziksel bir kavgayla değil, mahkeme mücadelesiyle karşılık verdiğini gösterir. Fight back, bir saldırı, baskı veya haksız muameleden sonra direnmeyi anlatır. back sözcüğü, eylemin bir karşılık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “karşılık olarak direnmek” anlamındaki iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: When the newspaper printed a false story about her, she decided to ____ by showing the evidence.
Cevabı göster
fight back
Paralel eylemler için In the meantime
In the meantime, daha önce sözü edilen ve henüz bitmemiş bir durumla aynı zaman diliminde gerçekleşen başka bir eylemi anlatmaya başlar. Burada odağı devam eden hukuki anlaşmazlıktan ekibin aramasına kaydırır; böylece iki eylem çizgisi paralel ilerler. Bir hikâyeyi veya durum güncellemesini düzenlemek için önce devam eden bir durumdan söz edin, ardından bu durum bitmeden gerçekleşen şeyi In the meantime ile tanıtın. Bu ifade “her şey bittikten sonra, daha ileride” anlamına gelmez.
Alıştırma
Onarımlar bütün sabah sürecek. İkinci cümle için en uygun geçiş ifadesini seçin: “_____, we can clean the other rooms.”
- At first
- Afterwards
- In the meantime
Cevabı göster
In the meantime
the crew continued finding more objects on the line.
7:09mürettebat çizgi üzerinde daha fazla nesne bulmaya devam etti.
A major find being nine bronze cannons with Atocha markings engraved into their barrels.
7:12Büyük bir buluntu, namlularında Atocha işaretleri kazınmış olan dokuz bronz toptu.
Zamanın geçişini anlatan years went by
Özne bir zaman dilimi olduğunda went by, “geçti” anlamına gelir. 3 years went by, bu dönemdeki her olayı anlatmadan hikâyeyi üç yıl ileri taşır. Kalıp, zaman dilimi + go by şeklindedir: minutes go by, a week went by. Özne bir kişi veya nesne olduğunda go by, yanından geçmek anlamına da gelebilir. Bu nedenle buradaki temel ipucu, öznenin bir zaman dilimi olmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi, “zaman geçti” anlamındaki go by ifadesinin iki sözcüklü geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Five quiet years ____ before the school reopened.
Cevabı göster
went by
and the crew continued looking without finding any new clues.
7:29ve mürettebat yeni bir ipucu bulamadan aramaya devam etti.
had run dry (“tükenmişti”)
Burada had run dry, “artık yararlı hiçbir şey üretmez hâle gelmişti” demektir. The line, buluntuların bulunduğu yerler üzerinden çizilen bir arama rotasını anlatır ve bu rota artık yeni ipuçlarına götürmüyordu. Run dry, bir su kaynağının kurumasını anlatabilir; ayrıca sınırlı bir kaynağın tükenmesi için kullanılan bir benzetmedir. Past perfect biçimindeki had run, bunun hikâyedeki daha sonraki bir geçmiş olaydan önce gerçekleşmiş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda The line had run dry ne anlama gelir?
- Çizgi haritadan kaldırılmıştı.
- Arama hattı artık yeni ipuçları üretmiyordu.
- Rota fiziksel olarak kapanmıştı.
Cevabı göster
Arama hattı artık yeni ipuçları üretmiyordu.
Mel had often mentioned a mysterious document he had read,
7:36Mel sık sık Atocha kurtulanlarından biri tarafından yazılmış,
the survivor had helped an admiral smuggle 70 lb of the world's finest Colombian emeralds
7:43kurtulan, bir amiralin 70 libre ağırlığında dünyanın en iyi Kolombiya zümrütlerini
It was never clear where Mel had read this, Dilbilgisi
7:50Mel'in bunu nerede okuduğu hiçbir zaman tam olarak netleşmedi
It was never clear where ... (“nerede olduğu hiçbir zaman belli olmadı”)
It was never clear where ... yapısında it, sonraki içeriği karşılayan hazırlayıcı öznedir. Çözülemeyen bilgi where yan cümlesindedir: Mel’in bu iddiayı nerede ya da hangi kaynakta okuduğu belirlenememiştir. Bu kalıp kimin kafasının karıştığını söylemediği için belirsizliği dikkatli ve kişisiz bir biçimde sunar. Özenli anlatımlarda ve soruşturmalarda kullanışlıdır. Where, cümle içine gömülü bir soru başlatır; bu nedenle düz cümle söz dizimi kullanılır: where Mel had read this. where had Mel read this denmez. Aynı kalıp why, how, when veya whether ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için şu İngilizce sözcükleri doğru sıraya koyun: where / Maya / had / found / the key. It was never clear ____.
Cevabı göster
where Maya had found the key
but he was absolutely sure that there was more to the Atocha's treasure Dilbilgisi
7:52ancak Atocha'nın hazinesinde altın ve gümüşten
There was more to X than just Y: X yalnızca Y'den ibaret değildi
“there is/was more to X than (just) Y” kalıbı, X'in Y'nin ötesinde başka bir parçası, nedeni, anlamı veya değeri olduğunu belirtir. Bu cümlede altın ve gümüş, hazinenin tamamı değildir. Bu kalıp, dinleyiciyi aşırı basitleştirilmiş bir görüşten uzaklaştırır ve ek bilgiye hazırlar. More yalnızca daha büyük bir miktarı değil, X'in neleri içerdiğini anlatır.
Alıştırma
“there is more to X than just Y” kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: There ____ this problem than just a broken screen.
Cevabı göster
is more to
and was finally granted the right to 100% of the treasure. Kalıp ifadeler
8:03ve nihayet hazinenin %100'üne sahip olma hakkını elde etti.
Was granted the right to: ... hakkı resmen verildi
“was granted the right to” ifadesinde edilgen was granted, bir yetkili makamın veya resmî kararın bir kişiye resmen hak verdiği anlamına gelir. Özne, hakkı veren değil alan taraftır. Buradaki to, hakkın neleri kapsadığını belirtir: “the right to 100% of the treasure”, hazinenin tamamı üzerinde yasal hak sahibi olmak demektir. İngilizcede right to ifadesinden sonra buradaki gibi bir isim öbeği ya da “the right to appeal” örneğindeki gibi bir fiil gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir mahkemenin Maya'ya resmen yasal bir hak verdiğini anlatır?
- After the ruling, Maya claimed the right to access the records.
- After the ruling, Maya was granted the right to access the records.
- After the ruling, Maya had the right to access the records.
Cevabı göster
After the ruling, Maya was granted the right to access the records.
Mel had spent over $6 million looking for the Atocha,
8:09Mel Atocha'yı aramak için 6 milyon dolardan fazla para harcamıştı
Every little object along the way had teased the crew, Deyimler
8:15Yol boyunca bulunan her küçük nesne mürettebatla alay etmişti
had teased the crew: cevabı vermeden umutlandırmak
Bu cümlede had teased, nesnelerin şaka yaptığı anlamına gelmez. Her küçük buluntu, ekibin asıl keşfe yaklaştığını düşündürmüş ama cevabı vermemiştir; bu nedenle hem umut hem de hayal kırıklığı yaratmıştır. Past perfect yapıdaki had teased, hikâyedeki bir sonraki olaydan önce bu durumun tekrar tekrar yaşandığını geriye dönerek anlatır. Anlatı dilinde tease, insanları henüz ulaşamadıkları bir şeyle umutlandıran bir ipucunu, sinyali veya olasılığı kişileştirebilir.
Alıştırma
Bu cümlede had teased the crew ne anlama geliyor?
- Nesneler bilerek şaka yapıp ekiple alay etti.
- Nesneler asıl keşfin zaten yapılmış olduğunu gösterdi.
- Asıl keşfi göstermeden ekibin umutlarını tekrar tekrar artırdı.
Cevabı göster
Asıl keşfi göstermeden ekibin umutlarını tekrar tekrar artırdı.
and it still seemed like the treasure had to be lying somewhere along the line.
8:18ve hazinenin hala o çizgi boyunca bir yerlerde yatması gerektiği anlaşılıyordu.
But all that was about to change: yaklaşan bir dönüm noktasını haber vermek
But, eski durum ile ardından gelen dönüm noktası arasında karşıtlık kurar; all that ise az önce anlatılan uzun döneme gönderme yapar. Cümle yeni olayın ne olduğunu henüz söylemez; durumun yakında farklı olacağını duyurarak hikâyedeki bilgiyi düzenler. Was about to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir bakış açısından olayın çok yakında gerçekleşeceğini gösterir. Burada was about to change merak yaratır ve dinleyiciyi ardından gelen gelişmeye yönlendirir.
Alıştırma
Merak uyandıran geçişi tamamlamak için was about to ve change fiilini kullanın: For years, the playground stood empty. But all that ____.
Cevabı göster
was about to change
on their way out to: dışarıdaki bir hedefe doğru yolda olmak
On their way out to, “bir yere doğru yolculuk ederlerken” anlamına gelir. Yapı on + iyelik belirteci + way + to + hedef şeklindedir; burada their mürettebatı belirtir. Out, hedefin çıkış üssünden veya kıyıdan uzakta olduğu bakış açısını ekler. Bu sahnede the line açık denizdedir; ancak out tek başına sabit bir yön belirtmez. Yönü bağlam açıklar.
Alıştırma
Cümleyi on + iyelik belirteci + way yapısı ve dışa doğru hareketi belirten sözcükle tamamlayın: The researchers were ____ the island when they spotted dolphins.
Cevabı göster
on their way out to
the crew's magnetometer started lighting up. Öbek fiiller
8:29mürettebatın manyetometresi sinyal vermeye başladı.
lighting up: bir cihazın tepki göstermesi
Magnetometer özne olduğunda lighting up, gösterge ışıklarının veya ekranın güçlü bir tepki göstermeye başlaması anlamına gelir. Cihaz bir algılamaya tepki veriyordur; kimse onu ateşe vermiyordur. Started + lighting up, bu görünür tepkinin başlangıcını belirtir. Light up ayrıca bir ekranın aydınlanmasını veya bir kişinin yüzünün aniden mutlu görünmesini de anlatabilir. Bu nedenle anlamı seçerken özneye ve duruma bakın.
Alıştırma
Cümleyi light up ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: During the test, the metal detector started ____ near the old pipe.
Cevabı göster
lighting up
a new line started to branch off from the original one. Öbek fiiller
8:39orijinal çizgiden dallanan yeni bir çizgi başladı.
branch off from: ana çizgiden ayrılmak
Branch off, ana bir rota, çizgi veya yoldan ayrılıp başka bir yönde devam etmek demektir. Bu cümlede yeni bir çizgi asıl çizgiden uzaklaşarak gelişir; gerçek bir ağaç dalından söz edilmez. Yaygın yapı something branches off from something else şeklindedir. Aynı görüntü, bir konuşmanın yeni bir konuya branch off into etmesi gibi fiziksel olmayan gelişmeleri de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: At the old bridge, the bike trail begins to _____ from the main route.
- break down
- branch off
- branch out
Cevabı göster
branch off
They knew that the ship was ripped apart a month after it sank,
8:43Geminin battıktan bir ay sonra parçalandığını biliyorlardı,
so it was possible that the debris was carried on a different path.
8:46bu yüzden enkazın farklı bir yola taşınmış olması mümkündü.
and it continued to reveal little bits of treasure.
8:53ve o da küçük hazine parçalarını ortaya çıkarmaya devam etti.
exactly 10 years after the tragic death of the three crew members,
8:59üç mürettebat üyesinin trajik ölümünden tam 10 yıl sonra,
a large but faint object showed up on their sonar scanner.
9:03sonar tarayıcılarında büyük ama soluk bir nesne belirdi.
On a hunch: kesin kanıt olmadan içgüdüyle hareket etmek
On a hunch, henüz yeterli kanıt olmamasına rağmen bir şeyin doğru olabileceğine dair güçlü bir hisle hareket etmek demektir. Burada sonraki eylemin kanıta dayalı bir sonuç değil, içgüdüsel bir seçim olduğunu gösterir. Bu ifade çoğu zaman bir yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir: On a hunch, I checked the back door.
Alıştırma
Cümleyi, ‘kanıtlanmamış bir his nedeniyle’ anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Maya had no proof, but ____, she checked the attic first.
Cevabı göster
on a hunch
Greg Wareham decided to wander off about 100 yards to the east. Öbek fiiller
9:12Greg Wareham doğuya doğru yaklaşık 100 yarda dolaşmaya karar verdi.
“wander off”: belirli bir rota olmadan uzaklaşmak
Bu cümlede wander off, başlangıçtaki yerden veya gruptan ayrılıp belirli bir rota izlemeden uzaklaşmak anlamına gelir. off, ilk konumdan ya da yönden ayrılma anlamını ekler. Bu hareket çoğunlukla gelişigüzel veya yalnızca kabaca planlanmış gibi görünür. Burada Greg, ilk arama noktasından bilinçli olarak ayrılıp keşfe çıkar; doğu yönünün belirtilmesi bunu düzenli biçimde planlanmış bir yolculuk yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi wander ve gruptan uzaklaşmayı belirten parçacıkla tamamlayın: During the museum visit, Sam began to ____ from his class.
Cevabı göster
wander off
“And there it was.” ile anlatıda keşif anı
Burada there, zaten bilinen nesnenin göründüğü yeri gösterir; it ise uzun zamandır aranan batığı yeniden belirtir. Cümle, keşfi kısa bir son vuruşa saklar. And, dinleyiciyi arama sürecinden sonuca taşırken there it was nesneyi birden görünür olmuş gibi sunar. Bu yapı, basit bir yer bildirimini anlatıdaki keşif anına dönüştürebilir.
Alıştırma
Her çekmeceyi aradıktan sonra, aradığınız belirli mektubu birden görüyorsunuz. Hangi cümle bu keşfi kısa bir anlatı sürprizi olarak en iyi verir?
- There was a letter in the drawer.
- And there it was: the missing letter.
- It had been there.
Cevabı göster
And there it was: the missing letter.
Sitting in front of him was an 80-foot long shipwreck Dilbilgisi
9:18Önünde 80 fit uzunluğunda bir gemi enkazı vardı
Sitting in front of him was ... yapısında sahneyi öne alan devrik yapı
“Sitting in front of him”, sahneyi önce kurmak için başa alınmış bir konum ve durum ifadesidir. be fiilinin “was” biçimi, gerçek dil bilgisel özne olan “an 80-foot long shipwreck” ifadesinden önce gelir. Kalıp şöyledir: başa alınmış konum/durum ifadesi + be + özne. Sahneyi öne, özneyi sona alan bu sıra, orada ne olduğunun açıklanmasını geciktirir ve betimlemeyi daha görsel hâle getirir. Buradaki “sitting”, “durmak” veya “bir konumda bulunmak” demektir; gemi enkazı bir insan gibi oturma eylemi yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümle sahneyi önce sunan ve özneyi sonda açıklayan devrik yapıyı kullanır?
- Standing at the end of the hall was a grandfather clock.
- A grandfather clock was standing at the end of the hall.
- A grandfather clock stood at the end of the hall.
Cevabı göster
Standing at the end of the hall was a grandfather clock.
with piles upon piles of silver bars sitting on top. Deyimler
9:21ve üstünde yığınlarca gümüş külçe vardı.
Miktarı vurgulayan piles upon piles of ifadesi
“Piles upon piles of”, birbiri ardına gelen yığınlar şeklinde düşünülen çok büyük bir miktarı veya sayıyı anlatır. “Piles” sözcüğünün tekrarı, miktarı yalnızca “many” demekten daha büyük ve daha görsel hissettirir. İfade piles upon piles of + isim kalıbını izler. Bu cümlede gümüş külçelerinin üst kısmı yığın üstüne yığın hâlinde kapladığını gösterir; “upon”, kesin bir mekânsal ilişki belirtmek yerine sabit tekrar kalıbının parçasıdır.
Alıştırma
“Çok büyük sayıda” anlamına gelen bu dersin hedef tekrar ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The storeroom held ____ boxes.
Cevabı göster
piles upon piles of
Off to the side were several chests full of coins and gold bars
9:26Bir kenarda, ışıkta parıldayan madeni para
There was no doubt that after 16 years of searching, Kalıp ifadeler
9:31Hiç şüphe yoktu ki, 16 yıllık bir aramanın ardından
Mel and his crew had finally found the mother lode. Deyimler
9:35Mel ve ekibi nihayet ana damarı bulmuşlardı.
There was no doubt that...: hiç şüphe yoktu ki...
There was no doubt that + yan cümle yapısı, yan cümledeki bilgiyi kesinleşmiş bir sonuç olarak sunar. Burada anlatıcı, keşfi yalnızca olası değil, kesin kabul eder. Baştaki there was bu değerlendirmeyi geçmiş zamana yerleştirir; that ile başlayan yan cümle de neyin kesin kabul edildiğini belirtir. Şimdiki zamandaki bir değerlendirme için there is no doubt that... kullanılır.
Alıştırma
“There was no doubt that the bridge was safe” cümlesinde konuşmacı ne kadar emindir?
- Konuşmacı köprünün güvenli olabileceğini düşünüyor ama bundan emin değil.
- Konuşmacı köprünün güvenli olduğunu kesin kabul ediyor.
- Konuşmacı birinden köprünün güvenli olup olmadığını kontrol etmesini istiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı köprünün güvenli olduğunu kesin kabul ediyor.
the mother lode: en zengin kaynak veya en büyük keşif
Mother lode aslen bir madendeki ana ve en zengin cevher damarını ifade eder. Mecazi anlamda ise olağanüstü zengin bir kaynak veya en büyük ve en değerli keşif demektir. Bu cümlede, ana batıkta toplanmış hazineyi anlatır. Buna the mother lode denmesi, sıradan tek bir değerli eşyayı değil, bütün arayışın yöneldiği büyük keşfi ifade eder.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The archive was the mother ____ of local history records.
Cevabı göster
lode
hidden within the wreck was a thumb-sized emerald worth over $800,000 alone. Kelime
9:40enkazın içinde gizlenmiş, tek başına 800.000 dolardan fazla değere sahip başparmak büyüklüğünde bir zümrüt vardı.
thumb-sized: isim + -sized ile boyut anlatmak
Thumb-sized, 'yaklaşık bir başparmak büyüklüğünde' anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Bu cümlede emerald sözcüğünden önce gelir ve bilinen bir nesneyle hızlı bir boyut karşılaştırması yapar. İsim + -sized kalıbı, bilinen bir nesneden boyut belirten bir sıfat oluşturur. Kısa çizgi, iki parçanın bite-sized ve pocket-sized örneklerinde olduğu gibi tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
'Yaklaşık bir başparmak büyüklüğünde' anlamına gelen birleşik bir sıfatla cümleyi tamamlayın: They found a ____ shell beside the path.
Cevabı göster
thumb-sized
more than 2,000 of the finest uncut emeralds were discovered,
9:532.000'den fazla en kaliteli kesilmemiş zümrüt keşfedildi
and Mel's story turned out to be true after all. Notlar
9:58ve Mel'in hikayesi sonuçta doğru çıktı.
turned out to be: nihai gerçeğin ortaya çıkması
Turned out to be, 'sonunda ... olduğu keşfedildi veya ortaya kondu' anlamına gelir. Önceki bir belirsizlik, şüphe ya da beklentiden sonra ortaya çıkan nihai gerçeği sunar. Kalıp, özne + turn out + to be + tümleç şeklindedir. Burada true bir sıfat tümlecidir: Mel'in hikâyesinin doğru olduğu sonunda doğrulanmıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, sonradan elde edilen bilgilerin kafenin beklenenden çok daha sessiz olduğunu gösterdiği anlamına gelir?
- The café turned out to be much quieter than expected.
- The café looked much quieter from the street.
- The café became much quieter after closing time.
Cevabı göster
The café turned out to be much quieter than expected.
Cümle sonunda after all
Burada cümle sonundaki after all, dinleyiciyi daha önceki şüpheye ya da ters sonuca işaret eden belirtilere geri götürür. Nihai sonucu bir doğrulama olarak sunar: Mel'in anlattıklarından şüphe edilmişti, ama doğru olduğu ortaya çıktı. Bu kullanım, anlatının sonucunu toparlar. Yaklaşık olarak “şüpheye rağmen sonunda” anlamına gelir; olayların zaman sırasındaki “her şeyden sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: The test results confirmed her guess after all. Burada after all neyi belirtir?
- Bu, diğer bütün olaylardan sonra gerçekleşti.
- Önceki şüphelere rağmen nihai sonuç, onun tahmininin doğru olduğunu kanıtladı.
- Test sonuçlarının nedeni onun tahminidir.
Cevabı göster
Önceki şüphelere rağmen nihai sonuç, onun tahmininin doğru olduğunu kanıtladı.
we'll be giving away another $100 Amazon gift card to one lucky viewer.
10:09şanslı bir izleyiciye 100 dolarlık bir Amazon hediye kartı daha vereceğiz.
All you need to do is sign up at the link below,
10:13Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
and leave a comment saying what you thought about this incredible treasure hunt.
10:17ve bu inanılmaz hazine avı hakkında ne düşündüğünüzü belirten bir yorum bırakmak.