Buz ve Dünya'daki yaşamın kökenleri ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, buz ve kuyruklu yıldızların erken Dünya’ya temel maddeler getirdiği; ardından gerçekleşen tepkimelerin karmaşık organik molekülleri, ilk hücreleri ve sonunda yaşamı oluşturmuş olabileceği teorisini inceliyor. Ayrıca bilim dilinin teknik anlamları henüz kanıtlanmamış açıklamalardan nasıl ayırdığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. primordial soup. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Yaşamın kökeniyle ilgili bu terimi gerçek bir çorba olarak değil, erken Dünya’daki oksijensiz kimyasal ortam olarak anlamak ve canlı hücrelere ulaşabilecek tepkimelere nasıl zemin hazırladığını takip etmek. 2. organic ve organic food, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Canlılarla veya karbon içeren moleküllerle ilgili bilimsel anlamı, yapay kimyasallar kullanılmadan yetiştirilen ürünleri anlatan gıda etiketi anlamından ayırmak; böylece aynı sözcüğü bilimsel ve gündelik bağlamlarda karıştırmamak. 3. so the theory goes, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu ifadenin açıklamayı bir teoriye dayandırırken kesinlikten mesafe koyduğunu fark etmek. Olayların önerilen sırasını, her aşamanın kesin biçimde kanıtlandığını ileri sürmeden sunarken kullanmak.
Bu derste
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
0:02bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:09Merhaba, ben BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce.
Have you ever made a snowman or enjoyed a cold drink on a hot summer's day? Dilbilgisi
0:14Hiç sıcak bir yaz gününde kardan adam yaptınız mı veya soğuk bir içeceğin tadını çıkardınız mı?
Have you ever + fiilin üçüncü hâli: deneyim sormak
Have you ever + fiilin üçüncü hâli? bir deneyimin şu ana kadarki herhangi bir zamanda yaşanıp yaşanmadığını sorar. Burada made ve enjoyed, or ile bağlanan fiillerin üçüncü hâlleridir; soru belirli bir tarihi değil, deneyimi sorar. Açılış sorusu olarak dinleyenin kendi yaşamından bir şeyi hatırlamasını sağlar ve konuya doğal bir geçiş yapar. Kısaca Yes, I have. veya No, I haven't. diye yanıt verilip ardından ayrıntı eklenebilir.
Alıştırma
Soruyu deneyim soran açılış yapısıyla tamamlayın: ____ visited a science museum?
Cevabı göster
Have you ever
ice is made when water gets so cold it freezes. Dilbilgisi
0:22buz, suyun donacak kadar soğumasıyla oluşur.
gets so cold (that) it freezes: sonuca yol açan derece
Burada gets, “hâle gelir” anlamındadır: su daha soğuk bir duruma geçer. so cold (that) it freezes yüksek bir dereceyi sonucuna bağlar; su donacak kadar soğur. Tam yapı so + sıfat + that yan cümlesi şeklindedir. Altyazıda olduğu gibi that sık sık çıkarılır, ancak derece-sonuç ilişkisi değişmez. it zamiri water sözcüğünü ifade eder.
Alıştırma
Sonuç yapısını so ... that ve cold sıfatıyla tamamlayın: The night got ____ the pipes froze.
Cevabı göster
so cold that
But there's much more to ice than skiing holidays and cold drinks. Anlatım akışı
0:26Ancak buz, kayak tatillerinden ve soğuk içeceklerden çok daha fazlasıdır.
There's much more to X than Y: daha derin bir noktaya geçiş
There's much more to X than Y, Y'nin X'in yalnızca bilinen veya açık kısmı olduğunu ve X'in başka önemli yönlerinin de bulunduğunu anlatır. Burada kayak tatilleri ve soğuk içecekler, buzla ilgili tanıdık düşüncelerdir. Bu yapı bilgiyi düzenler. Dinleyicinin zaten bildiği şeyi kabul eder, ardından daha derin bir noktaya geçer. Bu kalıpta to, more ile birlikte kullanılır: there is more to X, “X daha fazla şey içerir” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi There's much more to X than Y kalıbının aynısıyla tamamlayın: There's ____ this museum than its famous painting.
Cevabı göster
much more to
something NASA scientists think could explain the origins of life on Earth. Dilbilgisi
0:40NASA bilim insanları bunun Dünya'daki yaşamın kökenlerini açıklayabileceğini düşünüyor.
Ices: ice sözcüğünün bilimsel çoğulu
Günlük İngilizcede ice, madde olarak buzu ifade eden ve genellikle sayılamayan bir isimdir. Bilimsel yazılarda araştırmacılar donmuş maddeleri bileşim, yapı veya biçimlerine göre ayırdığında ices çoğul olarak kullanılabilir. Burada the coldest ices, uzayda tespit edilen donmuş madde türleri anlamına gelir; içeceklere konan ayrı buz küpleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilimsel bir raporda The instrument detected several ices on the comet? cümlesindeki ices büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Birkaç dondurulmuş tatlı
- İçecekler için birkaç buz küpü
- Farklı tür veya bileşimlerde donmuş maddeler
Cevabı göster
Farklı tür veya bileşimlerde donmuş maddeler
something NASA scientists think could explain: olası bir açıklama eklemek
Virgülden sonra gelen something, teleskobun keşfine geri gönderme yapar. Bu keşfin neden önemli olabileceğini ekler; ayrı bir nesne tanıtmaz. Yapının daha açık hâli something (that) NASA scientists think could explain the origins of life şeklindedir. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür; NASA scientists think ise değerlendirmenin kime ait olduğunu gösterir. Cümleyi çözmek için önce something could explain the origins of life kısmını okuyun, ardından bunu kimin düşündüğünü ekleyin.
Alıştırma
Hangi cümlede something bir bulguya doğru biçimde gönderme yapıyor ve uzmanların onun ne yapabileceğine dair görüşünü ekliyor?
- The team found a new chemical, researchers something think could improve batteries.
- The team found a new chemical, something researchers think could improve batteries.
- The team found a new chemical, something researchers think it could improve batteries.
Cevabı göster
The team found a new chemical, something researchers think could improve batteries.
For years scientists have debated how life started on our planet.
0:46Yıllardır bilim insanları gezegenimizde yaşamın nasıl başladığını tartıştılar.
long before the dinosaurs, animals, or even plants existed, Dilbilgisi
0:52dinozorlar, hayvanlar veya bitkiler bile var olmadan çok önce,
the Earth had a watery environment of oxygen-free gases and chemicals known as the primordial soup. Notlar
0:57Dünya, ilkel çorba olarak bilinen oksijensiz gazlardan ve kimyasallardan oluşan sulu bir ortama sahipti.
long before ... existed: çok daha eski bir zamanı vurgulamak
long before, “-den çok uzun zaman önce” anlamına gelir. Bir olayın diğerinden önce gerçekleştiğini söylemekle kalmaz, aradaki zaman farkının büyük olduğunu da vurgular. Burada before, the dinosaurs, animals, or even plants existed tam cümleciğini başlatır. long before cümleciği, sonraki ifade için çok eski bir zaman çerçevesi oluşturur. Yapı, long before sunrise örneğinde olduğu gibi bir isim öbeğinden önce de kullanılabilir.
Alıştırma
Büyük bir zaman aralığını vurgulayan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: People used simple maps ____ GPS existed.
Cevabı göster
long before
oxygen-free: isim + -free birleşik sıfatı
oxygen-free, “oksijen içermeyen” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Bu cümlede gases sözcüğünü niteler; dolayısıyla oxygen-free gases, oksijen içermeyen gazlardır. isim + -free yapısında -free, “olmadan” veya “içermeyen” anlamına gelir; “ücretsiz” ya da “özgürce hareket edebilen” anlamına gelmez. Birleşik sıfat isimden önce geldiğinde parçalar normalde kısa çizgiyle birleştirilir.
Alıştırma
Cümleyi “kafein içermeyen” anlamındaki isim + -free birleşik sıfatıyla tamamlayın: I ordered a ____ coffee.
Cevabı göster
caffeine-free
primordial soup: yaşamın kökeniyle ilgili bir benzetme
Primordial soup, yaşamın nasıl başlamış olabileceğiyle ilgili tartışmalarda kullanılan bilimsel bir benzetmedir. Bu cümlede, ilk yaşam ortaya çıkmadan önce basit maddelerin etkileşime girmiş olabileceği, erken Dünya için öne sürülen sulu kimyasal ortamı adlandırır. Primordial, “en erken aşamaya ait” anlamına gelir; soup ise birçok maddenin birbirine karışmasını çağrıştırır. Bu ifade yiyeceği anlatmaz.
Alıştırma
Yaşamın kökeniyle ilgili bir tartışmada primordial soup neyi ifade eder?
- Erken Dünya için öne sürülen bir su ve kimyasal madde karışımı
- Modern bir laboratuvar temizlik sıvısı
- İlk insanların pişirdiği bir öğün
Cevabı göster
Erken Dünya için öne sürülen bir su ve kimyasal madde karışımı
It had the potential for life to develop, Kalıp ifadeler
1:05Yaşamın gelişmesi için bir potansiyele sahipti,
have the potential for X to do Y: X'in bir eylemi yapma olasılığı
have the potential for + isim + to + fiil kalıbı, o ismin belirttiği kişi ya da şeyin eylemi gerçekleştirmesi için koşulların veya olasılığın bulunduğunu anlatır. Burada gelişebilecek olan şey life sözcüğüdür. Had, olasılığı geçmiş zamana yerleştirir. Potential ise tamamlanmış bir sonucu değil, mümkün bir sonucu anlatır. Cümle yaşamın gelişebileceğini söyler; yaşamın zaten gelişmiş olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hedef kalıbı eksik iki sözcükle tamamlayın: The sheltered bay has the potential ____ young fish ____ grow safely.
Cevabı göster
for · to
to the first living plants, animals, and eventually humans?
1:12ilk canlı bitkilere, hayvanlara ve nihayetinde insanlara nasıl sıçradık?
jump from X to Y: birbirinden uzak aşamalar arasında geçiş yapmak
Jump from X to Y burada mecazi anlamda kullanılır. Fiziksel olarak zıplamak değil, bir anlatı ya da süreç içinde bir aşamadan çok daha sonraki veya çok farklı bir aşamaya geçmek demektir. Soruda primordial soup, yani erken Dünya'daki kimyasal madde karışımına verilen gündelik ad, X noktasına; karmaşık canlılar ise Y noktasına yerleştirilir. Jump iki uç arasındaki büyük mesafeyi vurgular ve onları hangi ara değişimlerin birbirine bağladığını sorar. Değişimin bir anda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Mecazi jump from X to Y kalıbını tamamlayın: The discussion ____ school lunches ____ space travel.
Cevabı göster
jumped from · to
fit into the story: genel açıklamanın bir parçası olmak
Bu soruda fit into the story, “genel açıklamanın bir parçası olmak” veya “anlatıda bir rolü olmak” demektir. Konuşmacı, buzun daha önce ele alınan konuyla nasıl bağlantılı olduğunu soruyor; buzu gerçek anlamda bir hikâyenin içine nasıl koyacağını sormuyor. Burada story, olayların veya fikirlerin birbiriyle bağlantılı anlatımı anlamına gelebilir. How does X fit into the story? kalıbı, bir gerçeğin, ipucunun veya nedenin büyük resimde nerede yer aldığını sormak için kullanılabilir.
Alıştırma
“How does ice fit into the story?” cümlesinde konuşmacı ne soruyor?
- Buzun bir hikâye kitabının içine nasıl konacağı.
- Buzun genel açıklamaya nasıl katkıda bulunduğu.
- Buzun kurgusal bir hikâye anlatıp anlatamayacağı.
Cevabı göster
Buzun genel açıklamaya nasıl katkıda bulunduğu.
That's what we'll be finding out: soruya dönmek ve sıradaki içeriği haber vermek
That's içindeki That, az önce sorulan soruya gönderme yapar; what we'll be finding out ise “öğreneceğimiz şey” anlamına gelir. Cümlenin bütünü, programın şimdi bu sorunun cevabını inceleyeceğini söyler. Bu cümle bilgiyi düzenler: açılıştaki soruyu tamamlar ve dinleyiciyi bir sonraki bölüme yönlendirir. Gelecekte devam eden zamanı anlatan we'll be finding out, cevabı hemen verilen bir şey olarak değil, program boyunca ortaya çıkacak bir şey olarak sunar.
Alıştırma
“That's what we'll be finding out” burada ne işe yarıyor?
- Önceki soruya gönderme yapar ve gelecek cevabı haber verir.
- Dinleyicilerden hemen cevap vermelerini ister.
- Cevabın zaten tamamen açıklandığını söyler.
Cevabı göster
Önceki soruya gönderme yapar ve gelecek cevabı haber verir.
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:23bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
really hope I get this right: cevap vermeden önce doğru olmayı ummak
Bu cümlede I really hope I get this right, kişinin cevabının veya denemesinin doğru olmasını çok istediği anlamına gelir. really, hope sözcüğünü güçlendirir; get this right ise bir şeyi doğru cevaplamak, anlamak veya yapmak demektir. Bunu cevap vermeden önce söylemek hem umut hem de belirsizlik gösterir. Konuşan kişi haklı olduğunu iddia etmez; ifade cevabı açık ve doğal hâle getirir.
Alıştırma
Anlamı değerlendirin: I really hope I get this right, konuşan kişinin cevabın doğru olduğundan zaten emin olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
We'll find out or check if you're right later in the program. Öbek fiiller
1:48Haklı olup olmadığını programın ilerleyen kısımlarında öğrenecek veya kontrol edeceğiz.
We'll find out: cevabı daha sonra öğrenmek
find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelen bir öbek fiildir. We’ll find out ifadesinde eksik nesne konuşmadan anlaşılır: konuşanlar cevabın doğru olup olmadığını öğrenecektir. İfade, bilmemekten bilmeye geçişe odaklanır. Bilgi find out the answer örneğindeki gibi doğrudan gelebilir veya find out why... ve find out if... gibi bir yan cümlede bulunabilir.
Alıştırma
Dersteki öbek fiille boşluğu doldurun: We don't know who sent the message, but we'll ____ tomorrow.
Cevabı göster
find out
Europa, one of Jupiter's moons: eşleme yapısıyla arka plan bilgisi eklemek
Virgülle ayrılan one of Jupiter's moons bölümü, Europa'nın ne olduğunu kısaca açıklayan bir eşleme yapısıdır. Europa, Jüpiter'in çevresinde dönen bir uydudur; gezegenin başka bir adı değildir. “Ad, virgül, adı tanımlayan ifade” yapısı, bilinmeyen bir adı ayrı bir cümle kurmadan açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Cümlede virgülle ayrılan one of Jupiter's moons ifadesi ne işe yarıyor?
- Europa'nın Jüpiter'in başka bir adı olduğunu söyler.
- Buzun bulunduğu ikinci bir yeri tanıtır.
- Europa hakkında arka plan bilgisi vererek onun ne olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Europa hakkında arka plan bilgisi vererek onun ne olduğunu açıklar.
Here she explains to BBC World Service program Science in Action
2:02Burada BBC World Service'in Science in Action programına açıklıyor
one theory linking ice to the beginnings of life on Earth. Kalıp ifadeler
2:06buzu Dünya'daki yaşamın başlangıcına bağlayan bir teori.
linking ice to the beginnings of life on Earth: link X to Y kalıbı
Link X to Y, X ile Y arasında bir bağlantı göstermek veya böyle bir bağlantı olduğunu öne sürmek demektir. Burada linking ice to the beginnings of life on Earth, teorinin buz ile yaşamın nasıl başladığına dair düşünceler arasında bağlantı kurduğunu anlatır. linking ... şeklindeki -ing ifadesi one theory sözünü niteler ve teorinin hangi ilişkiyi öne sürdüğünü açıklar.
Alıştırma
Cümleyi link X to Y kalıbıyla tamamlayın: The report links regular exercise ____ better sleep.
Cevabı göster
to
There are sort of these two alternatives for how you could have had life arise on Earth, Notlar
2:12Dünyada yaşamın nasıl ortaya çıkabileceğine dair iki alternatif var,
Konuşmada ifadeyi yumuşatan sort of
Bu cümlede sort of bir yumuşatma ifadesidir: “iki alternatif olduğu” iddiasını kesin değil, yaklaşık bir sınıflandırma gibi gösterir. Konuşmacının yararlı ama basitleştirilmiş bir gruplama kullandığını ve gerçeğin daha karmaşık olabileceğine yer bıraktığını belirtir. Burada “bir tür” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede sort of ne işe yarıyor?
- Alternatiflerin sıraya konduğunu belirtir.
- İkiye ayıran sınıflandırmanın kesin değil, yaklaşık olduğunu gösterir.
- Olası açıklamaların tam olarak iki tane olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
İkiye ayıran sınıflandırmanın kesin değil, yaklaşık olduğunu gösterir.
could have had life arise: geçmiş olasılığı ile have + nesne + yalın mastar
could have geçmişe ilişkin bir olasılığı gösterir. Burada could have yapısından sonra gelen geçmiş zaman ortacı had'dir. had life arise içinde had, have fiilinin ettirgen veya sonuca odaklanan kullanımıdır: life onun nesnesidir, arise ise to almayan yalın mastardır. İfade, olası bir koşullar bütününün yaşamın ortaya çıkmasıyla sonuçlanmış olabileceği anlamına gelir; yalnızca “yaşama sahip olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda could have had life arise ifadesini en iyi hangi cümle yeniden anlatır?
- Someone might have owned life under those conditions.
- Life might have arisen under those conditions.
- Life definitely existed before those conditions.
Cevabı göster
Life might have arisen under those conditions.
and one is that the very basic building blocks like water and methane and CO2,
2:16ve bunlardan biri, su, metan ve CO2 gibi çok temel yapı taşlarının,
like those molecules were definitely brought to Earth by ices and comets. Dilbilgisi
2:22bu moleküllerin Dünya'ya kesinlikle buzlar ve kuyruklu yıldızlar tarafından getirildiğidir.
were definitely brought to Earth by ices and comets: edilgen yapıyla taşıyanı belirtme
“were definitely brought to Earth by ices and comets” geçmiş zamanda edilgen yapıyı kullanır: were + brought. Moleküller eylemden etkilenen şeydir; by ices and comets ise onları Dünya'ya neyin taşıdığını belirtir. Edilgen yapı, taşıyıcıdan çok moleküllere ve onların Dünya'ya ulaşmasına odaklanır. Definitely konuşanın güçlü kesinliğini artırır; edilgen ilişkiyi değiştirmez.
Alıştırma
“The samples were brought to the lab by a robot” cümlesinde by a robot neyi belirtir?
- örneklerin saklandığı yer
- örneklerin ulaştığı zaman
- örneklerin kaynağı veya taşıma aracı
Cevabı göster
örneklerin kaynağı veya taşıma aracı
then they reacted with either geothermal heat or some kind of lightning strike Dilbilgisi
2:29jeotermal ısıyla veya bir tür şimşek çarpmasıyla reaksiyona girerek
once they were on Earth, then: sonraki aşamayı belirtmek
Burada once tam bir yan cümle başlatır: once they were on Earth, Dünya'ya geldikten sonra anlamına gelir. Sonraki olayın gerçekleşebileceği koşulu veya süreçteki aşamayı belirtir; bir kez anlamına gelmez. They, daha önce sözü edilen molekülleri ifade eder. Then dinleyiciyi bir sonraki aşamaya, yani ısıyla veya yıldırımla tepkimeye girmeye götürür. once ... then yapısında then sıralamayı belirginleştirir ve sıra zaten açıksa kullanılmayabilir.
Alıştırma
“Once the bell rings, then the children may leave” cümlesinde once ne anlama gelir?
- tek bir kez
- koşul gerçekleşmeden önce
- koşul gerçekleştiğinde veya gerçekleştikten sonra
Cevabı göster
koşul gerçekleştiğinde veya gerçekleştikten sonra
either geothermal heat or ... lightning strike: either A or B yapısı
Either A or B iki alternatifi birbirine bağlar. Burada geothermal heat ile some kind of lightning strike, tepkimeyi başlatmış olabilecek iki etken olarak eşleştirilir. Bu bilimsel tahminde yapı, doğrulanmış tek bir neden belirtmek yerine iki olasılığı da açık bırakır. Either ilk seçeneğin, or ise ikinci seçeneğin önüne gelir; iki seçenek de birbiriyle uyumlu dil bilgisel biçimlerde olmalıdır.
Alıştırma
İki alternatif olası nedeni sunan eşli yapıyla cümleyi tamamlayın: The power cut was caused by ____ damaged equipment ____ a fallen tree.
Cevabı göster
either · or
a phrase describing the most basic biological and chemical units needed to support living things,
2:41canlıları desteklemek için gereken en temel biyolojik ve kimyasal birimleri tanımlayan bir ifade,
bir benzetme olarak the building blocks of life
The building blocks of life, yaşam için gereken temel bileşenleri anlatan bir benzetmedir. Basit blokların birleştirilerek daha büyük bir şey oluşturabilmesi gibi, temel kimyasal ve biyolojik birimler de birleşerek veya birlikte çalışarak canlıları destekleyebilir. Virgülden sonraki sözler benzetmeyi doğrudan açıklar ve oksijen ile karbonu örnek olarak verir. Bu cümlede building blocks gerçek blokları veya inşaat malzemelerini ifade etmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: 'Letters and sounds are the building blocks of reading.' Burada building blocks ne anlama geliyor?
- kütüphane inşa etmekte kullanılan malzemeler
- okuma dersinde kullanılan oyuncak bloklar
- daha geniş bir beceriyi oluşturmaya yardımcı olan temel parçalar
Cevabı göster
daha geniş bir beceriyi oluşturmaya yardımcı olan temel parçalar
large bright balls of dirt and ice which travel around the Sun in outer space.
2:55dış uzayda Güneş'in etrafında seyahat eden kirden ve buzdan yapılmış büyük, parlak toplar.
comets, large bright balls of dirt and ice ifadesinin açıklayıcı apposition görevi
comets, large bright balls of dirt and ice ifadesinde virgülden sonraki ad öbeği comets sözcüğünü başka bir şekilde adlandırır ve açıklar. İki öbek de aynı nesnelere gönderme yapar; bu yapıya açıklayıcı ad öbeği, yani apposition denir. Eklenen açıklama, kuyruklu yıldızları uzayda madde taşıyabilecek fiziksel nesneler olarak gözümüzde canlandırmaya yetecek kadar bilgi verir. Cümleye ikinci bir nesne eklemez; önceki sözü açıklar.
Alıştırma
large bright balls of dirt and ice öbeği cümlede hangi görevi görüyor?
- Toz ve buzun kuyruklu yıldızları Dünya'ya getirdiğini söyler.
- comets sözcüğünün ne olduğunu basitçe açıklar.
- comets ile ilgisiz ikinci bir nesnenin adını verir.
Cevabı göster
comets sözcüğünün ne olduğunu basitçe açıklar.
It's possible that when comets hit Earth billions of years ago, Dilbilgisi
3:02Milyarlarca yıl önce kuyruklu yıldızlar Dünya'ya çarptığında
It's possible that when... ile zaman çerçeveli, ihtiyatlı bir varsayım kurma
It's possible that, konuşanın kesin bir gerçeği belirtmek yerine bir varsayım sunduğunu gösterir. Bu nedenle ardından gelen düşünce belirsiz bir olasılık olarak ifade edilir. Bu varsayımın içinde when comets hit Earth billions of years ago, sonradan gelmesi gereken ana sonuç için zaman arka planını kurar. Tekrar kullanılabilir kalıp It is possible that + when yan cümlesi + ana sonuç şeklindedir. Buradaki son virgül, düşüncenin henüz tamamlanmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, zaman arka planı olan ihtiyatlı bir varsayım sunmak için It is possible that + when yan cümlesi + ana sonuç yapısını kullanıyor?
- It is possible that when the volcano erupted, ash blocked the sunlight for months.
- It is possible that the volcano will erupt next year.
- When the volcano erupted, ash definitely blocked the sunlight for months.
Cevabı göster
It is possible that when the volcano erupted, ash blocked the sunlight for months.
elements in the ice were scattered and struck by lightning,
3:06buzun içindeki elementlerin saçılıp yıldırım çarpması mümkündür,
a bright flash of light produced by electricity moving in the atmosphere.
3:10atmosferde hareket eden elektriğin ürettiği parlak bir ışık parlaması.
This resulted in the complex molecules needed for life on Earth. Kalıp ifadeler
3:15Bu, Dünya'daki yaşam için gerekli olan karmaşık moleküllerin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı.
resulted in: nedeni sonuçtan önce belirtmek
Resulted in, result in fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeye neden olmak ya da bir sonuç ortaya çıkarmak anlamına gelir. Özne nedeni veya süreci, in'den sonraki isim grubu ise sonucu belirtir. Burada This nedeni, the complex molecules ise sonucu gösterir. Result in, bilimsel ve diğer resmî açıklamalarda neden-sonuç ilişkisini belirtmek için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi result in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The broken pipe ____ water damage.
Cevabı göster
resulted in
Exactly how this happened is not known, Dilbilgisi
3:19Bunun tam olarak nasıl gerçekleştiği bilinmiyor,
Exactly how this happened is not known: dolaylı soruda sözcük dizilişi
Exactly how this happened, bunun tam olarak nasıl gerçekleştiğini belirten bir dolaylı soru yan tümcesidir. Yan tümcenin tamamı özne görevi görür; is not known ise bu bilginin bilinmediğini söyler. Dolaylı soruda düz cümle dizilişi kullanılır: how this happened. Doğrudan soru dizilişi olan how did this happen kullanılmaz. Edilgen is not known yapısı ifadeye nesnel bir ton verir.
Alıştırma
Hangi cümle how ile kurulan dolaylı soru yan tümcesini bir düz cümlenin öznesi olarak doğru kullanır?
- How did the device fail?
- Exactly how did the device fail is not known.
- Exactly how the device failed is not known.
Cevabı göster
Exactly how the device failed is not known.
biomolecules: canlılarla ilişkili moleküller
Biomolecules, canlı organizmalarla ve yaşam süreçleriyle ilişkili moleküllerdir. DNA, proteinler ve hücrelerde bulunan pek çok başka madde biyomoleküldür. molecules like DNA, which are found in living things sözleri, teknik terimi hemen ardından açıklar. Bilimsel bir metin bilinmeyen bir sözcüğü tanıtıp virgülden sonra bir örnek veriyorsa, bu örnek tanımı anlamak için ipucu olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede biomolecules ne anlama geliyor?
- Uzayda bulunan kaya parçaları
- Yalnızca buzun içindeki su molekülleri
- Canlılarla ve yaşam süreçleriyle ilişkili moleküller
Cevabı göster
Canlılarla ve yaşam süreçleriyle ilişkili moleküller
the atoms in ice molecules change to produce complex molecules,
3:32buz moleküllerindeki atomlar karmaşık moleküller üretmek üzere değişir,
and that's when interesting things start to happen. Anlatım akışı
3:37ve işte o zaman ilginç şeyler olmaya başlar.
but when..., ... change to produce...: sonuca götüren bir koşul
But, bu süreç ile daha önce verilen buzun bir biyomolekül olmadığı bilgisi arasında karşıtlık kurar. Açıklama, olumsuz bir sınıflandırmadan daha önemli noktaya, yani belirli bir koşulda buzun ne yapabileceğine geçer. When it mixes with carbon koşulu belirler ve it sözcüğü buzu gösterir. The atoms in ice molecules change ne olduğunu anlatırken to produce complex molecules sonucu verir. Bu “karşıtlık, koşul, süreç, sonuç” sırası, bilimsel bir açıklamanın adım adım ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan but when... bölümü açıklamada ne işe yarıyor?
- Buzun zaten bir biyomolekül olduğunu kanıtlar.
- Aralarında bağlantı kurmadan ilgisiz iki bilgiyi sıralar.
- Buzun ne olmadığından belirli bir koşulda ne olduğuna geçer ve sonucu verir.
Cevabı göster
Buzun ne olmadığından belirli bir koşulda ne olduğuna geçer ve sonucu verir.
That's when interesting things start to happen: önemli aşamaya geçiş
That's when... az önce sözü edilen zamana, koşula veya adıma gönderme yapar. Önceki noktayı, ardından başlayacak şeyle bağlar. Interesting things start to happen yalnızca olayların eğlenceli olduğunu söylemez. Bir açıklamada veya hikâyede önemli ya da şaşırtıcı gelişmelerin başladığını işaret eder; beklenti yaratır ve dinleyiciyi ana bölüme taşır.
Alıştırma
Bu açıklamada that's when interesting things start to happen ifadesinin temel görevi nedir?
- Bu noktadan sonra olacak her şeyin komik olacağını söyler.
- Başka bir değişiklik beklenmediği için konuyu kapatır.
- Açıklamanın giriş bölümünden önemli bir gelişmeye geçtiğini belirtir.
Cevabı göster
Açıklamanın giriş bölümünden önemli bir gelişmeye geçtiğini belirtir.
Here's Professor McClure again explaining more to BBC World Service's Science in Action.
3:40İşte Profesör McClure tekrar BBC World Service'in Science in Action programına daha fazlasını açıklıyor.
If they have..., then they're...: sınıflandırma kuralı belirtme
If koşulu, yani bir karbon atomuna sahip olmayı belirtir. Then ise bu koşul karşılandığında konuşmacının verdiği sonucu belirtir: karmaşık organik moleküller olarak sınıflandırılma. Tekrar kullanılabilen If A, then B kalıbı, bir ölçütü veya koşulu sonucundan açıkça ayırır. Kurallarda, tanımlarda ve adım adım açıklamalarda yaygındır. Then sonucu fark etmeyi kolaylaştırır, ancak sıradan bir koşul cümlesinde çoğu zaman çıkarılabilir.
Alıştırma
Sınıflandırma kuralını If...then... ile tamamlayın: ____ a whole number is divisible by two, ____ it is even.
Cevabı göster
If · then
So things like very simple alcohols like methanol or ethanol,
3:50Yani metanol veya etanol gibi çok basit alkoller,
and start sort of a reaction chain that would eventually lead to something like a biomolecule.
4:02ve sonunda biyomolekül gibi bir şeye yol açacak bir tür reaksiyon zinciri başlatabilir.
Ice can react with other elements to create organic molecules, Kalıp ifadeler
4:08Buz, organik moleküller yaratmak için diğer elementlerle reaksiyona girebilir,
react with X to create Y: X ile tepkimeye girip Y oluşturmak
react with X to create Y kalıbı bir süreci anlatır: bir madde X ile tepkimeye girer ve Y ürün ya da sonuçtur. Bu cümlede X, other elements; Y ise organic molecules ifadesidir. to create mastar yapısı, tepkimenin ne ürettiğini gösterir.
Alıştırma
Bilimsel cümlede eksik olan edatı tamamlayın: Iron can react ____ oxygen to create rust.
Cevabı göster
with
That's different from how we use the word to talk about organic food,
4:21Bu, kelimeyi organik yiyeceklerden bahsederken kullanma şeklimizden farklıdır,
meaning food that hasn't been grown using artificial chemicals.
4:25yani yapay kimyasallar kullanılmadan yetiştirilen yiyecekler.
organic ... organic food: iki anlam
Burada organic, molecules sözcüğünü niteler ve canlı bitki ve hayvanlarla ilgili anlamına gelir. Bilimsel açıklamada verilen anlam budur. organic food ifadesinde aynı sıfat, gıdanın nasıl yetiştirildiğini, yani yapay kimyasallar kullanılmadığını belirtir. Anlamı seçmeden önce nitelenen isme ve bağlama bakın.
Alıştırma
Bu açıklamadaki organic molecules ifadesinde organic ne anlama gelir?
- Canlı bitki ve hayvanlarla ilgili
- Yalnızca taze meyveden yapılmış
- Yapay kimyasallar kullanılmadan yetiştirilmiş
Cevabı göster
Canlı bitki ve hayvanlarla ilgili
When these organic molecules met the primordial soup,
4:30Bu organik moleküller ilkel çorbayla buluştuğunda,
so the theory goes: açıklamayı bir teoriye dayandırmak
So the theory goes, “teori böyle söylüyor” anlamına gelen bir ara sözdür. Bu cümlede neden-sonuç açıklamasını doğrudan gözlemlenmiş bir gerçek olarak değil, bir teorinin parçası olarak gösterir. Ayrıca ana cümleyi kısa süreliğine kesip açıklamanın kaynağını belirterek bilgiyi düzenler. Böylece konuşan kişi, her ayrıntının kesin olduğunu iddia etmeden teoriyi aktarabilir.
Alıştırma
"The ancient people crossed the ice, so the theory goes, and settled farther south," cümlesinde so the theory goes neyi belirtir?
- Teorinin kendisi buzun üzerinden geçti.
- Konuşan kişi her ayrıntıyı bizzat kanıtladı.
- Bu göç, önerilen bir açıklamanın parçasıdır; tamamen kesin bir gerçek değildir.
Cevabı göster
Bu göç, önerilen bir açıklamanın parçasıdır; tamamen kesin bir gerçek değildir.
a series of chemical reactions in which one change causes another.
4:37bir değişikliğin diğerine neden olduğu bir dizi kimyasal reaksiyon.
chain reaction: bir değişiklik diğerini tetikler
Chain reaction, bir değişikliğin sonrakine, o yeni değişikliğin de başka bir değişikliğe neden olduğu bir süreci ifade eder. Cümlede virgülden sonraki bölüm, anlamı bir dizi kimyasal tepkime olarak yeniden açıklar. Bu ifade bilimsel bir süreci adlandırabilir veya mecazi olarak birbirine bağlı olaylar ve sonuçlar dizisini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: One cancelled flight caused a ____ of missed connections.
Cevabı göster
chain reaction
It was this chain reaction which created the first living cells and eventually humans. Dilbilgisi
4:42İlk canlı hücreleri ve nihayetinde insanları yaratan bu zincirleme reaksiyondu.
It was this chain reaction which created...: belirleyici nedene odaklanma
It was this chain reaction which created... bir it-cleft, yani bölünmüş vurgu cümlesidir. Yapısı It + was + odaklanan öge + which yan cümlesi şeklindedir. Odaklanan öge this chain reaction ifadesidir; nötr biçimi ise This chain reaction created... olur. Bu yapı, zincirleme tepkimeyi belirleyici neden olarak gösterir ve “başka bir etken değil, tam olarak buydu” anlamı katar. Aynı kalıpla neden, kişi, zaman veya yer vurgulanabilir. Kişiler için genellikle who kullanılır; bu cümlede insan olmayan odak which ile karşılanmıştır, that de yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi the storm ifadesini güçlü biçimde vurgulayacak şekilde yeniden yazın: “The storm damaged the roof.” ____ that damaged the roof.
Cevabı göster
It was the storm
Quite impressive for a little piece of frozen water. Anlatım akışı
4:49Küçük bir donmuş su parçası için oldukça etkileyici.
Quite impressive for...: değerlendirmeyle yapılan bir kapanış
Quite impressive for a little piece of frozen water, değerlendirme bildiren eksiltili bir ifadedir. Anlaşılan tam cümle That is quite impressive for a little piece of frozen water biçimindedir. Özne ve be fiili, önceki bağlamdan anlaşılabildiği için söylenmemiştir. İfade önce quite impressive ile olumlu değerlendirmeyi verir, ardından for... ile mütevazı bir karşılaştırma ölçütü ekler: bunun yalnızca küçük bir buz parçası olduğu düşünülürse. Küçük nesneyi değerlendirmeden sonra söylemek eğlenceli bir karşıtlık yaratır ve açıklamayı düzgünce bitirir.
Alıştırma
Cümlede for a little piece of frozen water ne işe yarıyor?
- Sonucun şaşırtıcı görünmesini sağlayan mütevazı bir karşılaştırma ölçütü verir.
- Donmuş suyun özel bir amaç için yapıldığını söyler.
- Donmuş suyu eylemi yapan kişi olarak gösterir.
Cevabı göster
Sonucun şaşırtıcı görünmesini sağlayan mütevazı bir karşılaştırma ölçütü verir.
what was the answer to your question about the chemical symbol for water?
4:53suyun kimyasal sembolü ile ilgili sorunun cevabı neydi?
Speaking of water, Sam, ile bağlantılı bir konuya geçmek
Speaking of + konu, az önce sözü edilen ya da konuşmada zaten gündemde olan bir şeyi alıp bağlantılı bir konuya geçiş köprüsü yapar. Burada Speaking of water, konuşmayı suyun kimyasal simgesiyle ilgili daha önceki bir soruya yönlendirir. Sam, dinleyiciye doğrudan hitaptır; Speaking of + konu kalıbının bir parçası değildir. Bu giriş, sıradaki sorunun neden sorulduğunu dinleyicinin anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Geçişi Speaking of + az önce belirtilen konu ile tamamlayın: We were discussing the concert. ____, have you bought your ticket yet?
Cevabı göster
Speaking of the concert
Okay, let's recap the vocabulary we've learned from the program Anlatım akışı
5:12Tamam, programdan öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim
Kısa bir gözden geçirmeyi başlatan let's recap
Let's recap, ana noktaları kısaca yeniden gözden geçirelim demektir. let's, konuşan kişiyi ve dinleyicileri birlikte bir şey yapmaya davet eder; recap ise daha önce ele alınan bilgilere dönüp temel noktaları düzenlemeyi belirtir. Bu cümlede ifade, programın ana bölümünden kelime tekrarına geçildiğini gösterir. Sıradaki bilgilerin önceki maddelere döneceğini ve primordial soup ile başlayacağını haber verir.
Alıştırma
Cümleyi let's + kısaca gözden geçirmek anlamındaki fiille tamamlayın: ____ the safety rules before the test.
Cevabı göster
Let's recap
The environment on Earth before there were any plants or animals,
5:18Dünya üzerinde herhangi bir bitki veya hayvan olmadan önceki çevre,
The phrase the building blocks of life
5:24Yaşamın yapı taşları (the building blocks of life) ifadesi
refers to the most basic biological and chemical units Kalıp ifadeler
5:26en temel biyolojik ve kimyasal birimleri ifade eder
needed to support living plants and animals.
5:30yaşayan bitkileri ve hayvanları desteklemek için gereklidir.
refers to: bir terimi gösterdiği kavrama bağlamak
Bu cümlede refers to, the building blocks of life ifadesini bu ifadenin gösterdiği kavrama bağlar. Sözcüklerin tanımlandığını belirtir; ifadenin kendisinin bir eylem yaptığını söylemez. Yeniden kullanılabilecek yapı word, phrase, term, or symbol + refer(s) to + gösterdiği şey ya da fikir biçimindedir. Burada The phrase öznesi tekil olduğu için fiil refers olur.
Alıştırma
Tanımı dersteki ifadeyle tamamlayın: In this glossary, the term "nocturnal" ____ animals that are active at night.
Cevabı göster
refers to
A comet is a large object traveling in space
5:33Bir kuyruklu yıldız (comet), uzayda seyahat eden büyük bir nesnedir
which orbits the Sun and has a bright burning tail.
5:36Güneş'in yörüngesinde döner ve parlak, yanan bir kuyruğu vardır.
Lightning is a flash of bright light produced by electricity moving in the atmosphere.
5:40Yıldırım (lightning), atmosferde hareket eden elektriğin ürettiği parlak bir ışık parlamasıdır.
The adjective organic means relating to living plants and animals,
5:45Organik (organic) sıfatı canlı bitki ve hayvanlarla ilgili demektir,
and organic food means food which has been grown without using chemicals.
5:50ve organik gıda (organic food) hiçbir kimyasal kullanılmadan yetiştirilmiş gıda anlamına gelir.
a chain reaction is a series of chemical reactions
5:55zincirleme reaksiyon (chain reaction), bir dizi kimyasal reaksiyondur
which in turn causes another: neden-sonuç zincirini uzatmak
Burada which, hemen önce neden olunan değişim anlamındaki another sözcüğüne gönderme yapar. In turn, bu yeni sonucun şimdi bir başka değişimin nedeni hâline geldiğini belirtir. Bu yan cümle zinciri A causes B aşamasından B causes C aşamasına uzatır. Her sonuç bir sonraki sonucu doğurduğunda açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Neden-sonuç bağlantısını dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Better insulation lowers energy use, which ____ reduces monthly bills.
Cevabı göster
in turn