Hepimiz Akrabayız: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Michael soy ağaçları, hücre yenilenmesi ve atomlarla insanların atalar, tarih ve gelecek üzerinden bağlarını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. couldn't be here without — dil bilgisi ve cümle kalıpları: önceki bir koşulun bugünkü sonuç için gerekli olduğunu bildiren gerçek dışı kalıbı kullanın. 2. sure don't. — konuşma edimbilimi ve tutum: sure sözcüğünün eksiltili olumsuz yanıtı güçlendirdiğini fark edin, eksik fiili bağlamdan tamamlayın ve ifadeyi tarafsız sanmayın. 3. mind-blowing — sözcük anlamı ve dil düzeyi: şaşırtıcı ve kavranması güç gerçek ya da fikirler için gündelik sıfatı öğrenin; ne zaman tarafsız seçenek gerektiğini ayırt edin.
Bu derste
geneticists tell us that every single person on Earth Dilbilgisi
0:12genetikçiler bize Dünya'daki her bir insanın
50th cousins with everybody else on Earth.
0:17Dünya'daki diğer herkesle 50. dereceden kuzen olduğunu söylüyor.
Scientifically speaking: bir iddiayı bilimsel kanıt açısından sunmak
Scientifically speaking, cümlenin başında kullanılan ve bakış açısını belirten bir ifadedir. Dinleyiciye, ardından gelen iddiayı duygulara veya günlük izlenimlere göre değil, bilimsel kanıtlara ya da bilimsel akıl yürütmeye göre değerlendirmesini söyler. Buradaki speaking, bilimsel bir konuşma yapma eylemini anlatmaz. İfadenin bütünü “bilimsel açıdan bakıldığında” anlamına gelir ve ardından genellikle virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi “bilimsel açıdan bakıldığında” anlamına gelen iki sözcüklük İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, regular exercise can improve your mood.
Cevabı göster
Scientifically speaking
Every single person: hiçbir istisna olmadığını vurgulamak
every single person, “hiç kimse dışarıda kalmadan her insan” anlamına gelir ve istisna olmadığını özellikle vurgular. Burada single, every sözcüğünü güçlendirir; “bekâr” veya “yalnız” anlamına gelmez. Kalıp every single + tekil sayılabilir isim biçimindedir: every single person, every single day. every, insanları veya nesneleri tek tek gösterdiği için isim tekil olur.
Alıştırma
Hangi cümlede every single, hiçbir istisna olmadığını vurgulamak için doğru kullanılmıştır?
- Every student was single.
- Every single student brought a pencil.
- Every single students brought a pencil.
Cevabı göster
Every single student brought a pencil.
konuşmayı yumuşatan kind of
Burada kind of bir yumuşatıcıdır: güçlü has to be that way iddiasının daha az keskin ve daha az mutlak duyulmasını sağlar. Konuşan kişi sonucun yine de zorunlu olduğuna inanır, ancak bunu daha yumuşak ve konuşma diline uygun bir tavırla sunar. Bu yapıda kind of, yumuşatılan bölümden önce gelir ve kabaca “biraz” ya da “bir bakıma” anlamı taşır. Temel sonucu değil, konuşanın ne kadar kesin konuştuğunu değiştirir.
Alıştırma
“It kind of has to be that way,” cümlesinde kind of ne yapar?
- Birine emir verir.
- İddianın daha az mutlak duyulmasını sağlar.
- Bir durum türünü adlandırır.
Cevabı göster
İddianın daha az mutlak duyulmasını sağlar.
mantıksal sonuç bildiren has to be
Burada has to be mantıksal zorunluluk ifade eder: gerçekler bunu tek makul sonuç hâline getirir. Be, it ile that way ifadelerini birbirine bağlar; that way ise durumun zorunlu olarak alması gereken hâli anlatır. Have to her zaman görev veya yükümlülük bildirmez. Konuşan kişi kanıtlardan çıkarım yaptığında ya da bir şeyin neden başka türlü olamayacağını açıkladığında has to be, “mantıksal olarak böyle olmak zorunda” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Mia bütün odaları kontrol eder ve Leo'yu içeride bulamaz. “He has to be outside.” der. has to be ne ifade eder?
- Leo'nun daha sonra ne yapacağına dair bir plan
- Kanıtlara dayalı bir sonuç
- Leo'nun uyması gereken bir emir
Cevabı göster
Kanıtlara dayalı bir sonuç
Açıklamanın bakış açısını değiştiren “Think of it like this.”
“Think of it like this”, daha basit bir bakış açısına, modele veya karşılaştırmaya geçildiğini bildirir. Dinleyiciye, sıradaki açıklamanın aynı fikri takip etmeyi kolaylaştıracağını söyler. Burada like, “beğenmek” değil, “bu şekilde” veya “bu karşılaştırmayla” anlamına gelir. İfade tek başına kanıt eklemek yerine, ardından gelecek bilgileri düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı “Think of it like this” diyerek ne yapıyor?
- Fikri anlamanın daha basit bir yolunu sunmak.
- Konuşmacının bu fikri beğendiğini söylemek.
- Başka bir örnek vermeden açıklamayı bitirmek.
Cevabı göster
Fikri anlamanın daha basit bir yolunu sunmak.
and eight biological great-grandparents.
0:31ve sekiz biyolojik büyük büyükanneniz ve büyük büyükbabanız var.
“keeps doubling” ifadesinde keep + -ing
Keep + fiil-ing, bir eylemin veya değişimin devam ettiğini ya da tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. “keeps doubling” ifadesinde keeps tekil özne it ile uyumludur; doubling ise devam eden değişimi adlandırır. Doubling, her aşamada iki kat büyümek anlamına gelir. Dolayısıyla cümle, “doubling” adlı bir şeyi elde tutmayı veya saklamayı değil, süren bir örüntüyü anlatır.
Alıştırma
Süren ve tekrarlanan bir değişimi göstermek için cümleyi keep + -ing ve double kullanarak tamamlayın: The number ____ at each stage.
Cevabı göster
keeps doubling
if you follow your family tree all the way back Kalıp ifadeler
0:35soy ağacınızı geriye doğru takip edip
that tree would need 1 quintillion separate individuals,
0:43o ağaçta 1 kentilyon farklı kişi olması gerekirdi;
all the way back: çok uzak bir geçmişe kadar gitmek
Bu cümlede all the way back, günümüzden Antik Romalılar dönemine kadar zamanda geriye gidişin tüm uzunluğunu vurgular. Back daha eski bir zamanı gösterirken all the way bu zaman aralığının son derece uzun ve baştan sona aşılmış olduğunu hissettirir. Başka durumlarda da kullanılabilen follow or trace something all the way back to + bir zaman ya da köken kalıbı, geçmişi incelemeyi o uzak noktaya varıncaya kadar sürdürmek demektir. Gerçek bir yol veya fiziksel yolculuk gerektirmez.
Alıştırma
Geçmişe doğru uzun zaman aralığının tamamını vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum can trace this custom ____ to the fifteenth century.
Cevabı göster
all the way back
put it best: en iyi şekilde ifade etmek
Put it best ifadesinde put, “bir düşünceyi sözcüklerle ifade etmek veya formüle etmek” anlamına gelir; it ise konuşulan düşünceyi gösterir. Best bir üstünlük derecesidir: konuşmacı, Bill Bryson'ın sözlerini en açık, en etkili veya en akılda kalıcı anlatım olarak değerlendirir. X put it best when X said ... kalıbı hem birinin ifade biçimini över hem de bir alıntı veya başka sözlerle aktarımı tanıtır. Bir nesneyi fiziksel olarak bir yere koymaktan değil, sözcüklerin seçilişinden söz eder.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın düşünceyi herkesten daha etkili biçimde ifade ettiğini söylüyor?
- Lena put it best when she called the plan simple but brave.
- Lena repeated the plan exactly as she heard it.
- Lena put the written plan on the desk.
Cevabı göster
Lena put it best when she called the plan simple but brave.
couldn't be here without: gerekli bir koşula bağlılığı anlatmak
couldn't ... without ... kalıbı, bir sonucun gerekli bir koşula bağlı olduğunu anlatır. Bu cümlede be here, “bugün var olmak” anlamındadır. Konuşan kişi without sonrasındaki etkeni gerekli gösterir: o etken olmasaydı bugün var olamazdın. Buradaki could not izin ya da kural anlatmaz. Varsayımsal bir imkânsızlık bildirir: without sonrasındaki koşulu kaldırınca sonuç da artık mümkün olmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bu bitkinin büyümesi için güneş ışığının gerekli olduğunu söylüyor?
- This plant couldn't grow without sunlight.
- This plant couldn't grow with sunlight.
- This plant could grow without sunlight.
Cevabı göster
This plant couldn't grow without sunlight.
Nothing ridiculous, mind you, Ton ve niyet
1:08Yanlış anlamayın, öyle akıl almaz bir düzeyde değil,
mind you: uyarı veya sınırlayıcı bir ekleme yapmak
Mind you, parantez gibi araya giren bir söylem belirtecidir. Genellikle başka bir düşünceyi sınırlayan, düzelten veya onunla karşıtlık kuran bir yoruma özellikle dikkat edilmesini ister. Burada abartılı bir yorumu önlemeye yardımcı olur: konuşan kişi devam etmeden önce durumun “saçma olmadığını” vurgular. Sözcüğü sözcüğüne “aklını kullan” anlamına gelmez ve do you mind? sorusu değildir.
Alıştırma
Günlük bir konuşmada uyarı veya sınırlayıcı bir eklemeyi doğal biçimde yapan ifade hangisidir?
- mind you
- do you mind
- never mind
Cevabı göster
mind you
but if you go far enough back in your family tree, Dilbilgisi
1:10ama soy ağacınızda yeterince geriye giderseniz
far enough back: geçmişte yeterince geriye gitmek
Bu cümlede far enough back, “geçmişte yeterince uzak bir noktaya kadar” anlamına gelir. Far dereceyi belirtir, enough nitelediği far sıfatından sonra gelir ve back uzamsal olarak birinin arkasını değil, zamanda geçmişe doğru gitmeyi gösterir. Bu ifade sık sık look, go, trace veya search ile kullanılır. Bir eşik belirler: araştırma zamanda o derinliğe ulaştığında, belirtilen sonuç mümkün hâle gelebilir veya görünür olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “geçmişte yeterince uzak bir noktaya kadar” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: If you search ____ in the town records, you may discover that the two families were once connected.
Cevabı göster
far enough back
if you are currently dating or married to somebody
1:19şu anda birlikte olduğunuz ya da evli olduğunuz kişi
there's a 1 in 5 chance that: bir olasılığı belirtmek
There's a 1 in 5 chance that, tam bir olayı olasılık olarak sunar. Kalıp there's a + olasılık + chance that + yan cümle şeklindedir; burada sonraki yan cümle, olasılığı ölçülen olayı belirtir. One in five yaklaşık %20 olasılık anlamına gelir. Her beşli grubun tam olarak birinde olayın gerçekleşeceğini garanti etmez; karşılaştırılabilir birçok durumdaki ihtimali özetler.
Alıştırma
Tahmini derste gösterilen olasılık kalıbıyla tamamlayın: Based on the current weather model, ____ the outdoor concert will be canceled.
Cevabı göster
there's a 1 in 5 chance that
fewer than ve çoğul sayılabilen isimler
Fewer than, bir sayının kendisinden sonra gelen sayıdan daha düşük olduğunu anlatır. Burada generations çoğul ve sayılabilen bir isim olduğu için kullanılır: one generation, two generations şeklinde sayılabilir. Ayrı ayrı sayılabilen çoğul kişilerden veya nesnelerden önce fewer than kullanın.
Alıştırma
Çoğul ve sayılabilen bir isimden önce “bir sayının altında” anlamına gelen standart ifadeyle cümleyi tamamlayın: The class has ____ thirty students.
Cevabı göster
fewer than
because our society is becoming more and more mobile, Dilbilgisi
1:36toplumumuz giderek daha hareketli hâle geldiği için,
Süregelen bir eğilim için more and more mobile
More and more + sıfat, bir özelliğin zamanla artmaya devam ettiğini gösterir. Burada more and more mobile, toplumdaki insanların farklı yerler arasında giderek daha kolay veya daha sık hareket edebildiğini ve bölgeler arasında bağlantı kurabildiğini anlatır; mobile cep telefonuyla ilgili değildir. İki more da yapının bir parçasıdır. More mobile tek bir karşılaştırma yapar, more and more mobile ise devam eden bir eğilimi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi more and more + sıfat yapısının tamamını kullanarak tamamlayın: With every lesson, Mia became ____. (graceful)
Cevabı göster
more and more graceful
Most recent common ancestor: en yakın ortak ata
most recent common ancestor, belirli bir gruptaki herkesin kendisinden türediği atalar arasında günümüze en yakın olan atadır. Soybilim, evrim ve popülasyon genetiğinde common “ortak” demektir; “sıradan” demek değildir. Most recent, bu kişi ya da canlıyı daha eski ortak atalarla karşılaştırır. Atanın yaşını veya genç bir akraba olup olmadığını değil, zaman bakımından günümüze yakınlığını anlatır. Buradaki our, söz konusu olan tüm insanları ifade eder. Is becoming more recent, bu ortak atanın tahmin edilen tarihinin günümüze yaklaştığı anlamına gelir; ata gerçekten gençleşmiyordur.
Alıştırma
Cümleyi, gruptaki herkesin paylaştığı ve geçmişte günümüze en yakın olan atayı belirten teknik terimle tamamlayın: Researchers identified the group's ____.
Cevabı göster
most recent common ancestor
As early as 300 BC: MÖ 300 gibi erken bir tarihte
as early as + zaman kalıbı, bir tarih veya saati şaşırtıcı derecede erken ya da mümkün olan en erken nokta olarak sunar. Bu cümlede as early as 300 BC, söz konusu kişinin MÖ 300 kadar eski bir tarihte yaşamış olabileceği anlamına gelir. Bu, as ... as yapısındaki sıradan eşitlik karşılaştırması değildir. As early as, bir zaman ifadesinden önce gelen sabit bir vurgu kalıbıdır. Tarihsel iddialarda kanıtın veya tahminin geçmişte ne kadar geriye uzandığını vurgular; gelecekteki bir olayla kullanıldığında ise genellikle mümkün olan en erken zamanı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “şaşırtıcı derecede erken bir olası zamanda” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The package could arrive ____ Tuesday.
Cevabı göster
as early as
so their descendants could quickly spread around the world.
2:17böylece soyundan gelenlerin dünyanın dört bir yanına hızla yayılabildiğini de ortaya koydu.
from your mother and half from your father.
2:24annenizden, diğer yarısını da babanızdan alırsınız.
Kabul edip yön değiştiren bir geçiş olarak all that said,
All that said, söylemde geçiş sağlayan bir ifadedir. All that önceki açıklamanın tamamına gönderme yapar; said ise bu açıklamayı tartışmada daha önce dile getirilmiş ve kabul edilmiş bir içerik olarak ele alır. İfade, bir sınırlama ya da dengeleyici nokta sunmadan önce önceki içeriği kabul eder. Şöyle anlaşılmalıdır: “Önceki noktalar geçerliliğini koruyor, ancak sıradaki husus da önemlidir.”
Alıştırma
Önceki noktaları kabul edip ardından bir sınırlama ekleyen üç sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The plan could save time and money. ____, we need to test it before using it everywhere.
Cevabı göster
All that said
it's quite possible that distant, distant ancestors Kalıp ifadeler
2:29çok ama çok uzak atalarınızın
had literally no contribution to your genome.
2:31genomunuza kelimenin tam anlamıyla hiçbir katkıda bulunmamış olması gayet mümkündür.
Ölçülü olasılık çerçevesi olarak it's quite possible that
It's quite possible that + yan cümle, bir önermeyi gerçek ve kayda değer bir doğru olma olasılığına sahipmiş gibi sunar ancak kesinlik iddia etmez. Bu, eksiksiz bir tutum çerçevesidir: possible değerlendirmeyi verir, quite onu güçlendirir ve that yan cümlesi neyin doğru olabileceğini belirtir. Bu cümlede konuşmacı, genetik katkının sıfır olmasını kanıtlanmış bir gerçek değil, ciddi bir olasılık olarak ele alır. Bu çerçeve, kesinlik düzeyini açık tutarak gerekçeli bir iddiada bulunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Kesinlik iddia etmeden anlamlı bir olasılık belirten dört sözcüklü tutum çerçevesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the meeting will end early, but we do not know yet.
Cevabı göster
It's quite possible that
but because bacteria are so much smaller than the average human body cell, Dilbilgisi
2:43fakat bakteriler ortalama bir insan vücudu hücresinden çok daha küçük olduğu için
so much smaller than: çok büyük bir boyut farkını belirtmek
so much smaller than ifadesinde much, karşılaştırma biçimindeki smaller sıfatını güçlendirir ve “çok büyük ölçüde” anlamı katar. İngilizcede karşılaştırmalar genellikle very ile değil, much, far veya a lot gibi derece sözcükleriyle güçlendirilir. Burada so, because yan cümlesindeki büyük derece farkını vurgular ve bunu ardından gelen sonucun nedeni olarak sunar. Bakterilerin son derece küçük olması, vücutta insan hücrelerinden daha fazla sayıda bakteri bulunabilmesini açıklamaya yardım eder. Aktarılabilir kalıp so much + comparative + than ... biçimindedir ve bir sonuç ya da açıklamaya zemin hazırlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi dört sözcüklü hedef karşılaştırmayla tamamlayın. Büyük boyut farkı sonucu açıklıyor: The model car is ____ the real car that it fits in your hand.
Cevabı göster
so much smaller than
And forget about trying to remember Ton ve niyet
2:54Ayrıca, hatırlamaya çalışmayı aklınızdan çıkarın:
forget about trying to...: gerçekçi olmayan bir girişimi reddetmek
Forget about trying to remember bir emir cümlesidir, ancak birinin bir anıyı çoktan kaybettiği anlamına gelmez. Forget about + -ing, dinleyene bir eylemden vazgeçmesini veya onu yapmayı hiç düşünmemesini söyler. Bu cümlede her bir hücreyi ve bakteriyi hatırlamak gerçekçi olmayan bir iş olarak sunulur. Bu nedenle konuşmacı esprili biçimde “Denemeyi bile düşünme” der. Aktarılabilir söz edimi forget about trying to + verb kalıbıdır ve önerilen bir girişimi uygulanamaz bularak reddetmek için kullanılır.
Alıştırma
“Forget about trying to finish all five hundred pages tonight” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Konuşmacı birine hemen okumaya başlamasını hatırlatıyor.
- Konuşmacı hedefin gerçekçi olmadığını düşünüyor ve denememeyi öğütlüyor.
- Konuşmacı sayfaların daha önce bitirilip bitirilmediğini hatırlamıyor.
Cevabı göster
Konuşmacı hedefin gerçekçi olmadığını düşünüyor ve denememeyi öğütlüyor.
they're constantly dying and being replaced. Dilbilgisi
2:59Onlar sürekli ölüyor ve yerlerine yenileri geliyor.
constantly dying and being replaced: paralel etken ve edilgen süreçler
they're constantly dying and being replaced ifadesinde are, dying ve being replaced adlı iki paralel -ing biçimiyle kullanılır. Constantly, iki sürecin de tekrarlanan veya devam eden süreçler olduğunu gösterir. Dying etken biçimdedir: hücreler ve bakteriler değişimi kendileri yaşar. Being replaced ise devam eden edilgen biçimdir: being + geçmiş zaman ortacı replaced, onları başka bir şeyin değiştirdiğini gösterir. Bu iki biçimi bağlamak, farklı rollerini korurken yapıyı paralel tutar.
Alıştırma
Cümleyi losing ile paralel tutmak için replace fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The old batteries are slowly losing power and ____ by new ones.
Cevabı göster
being replaced
still take in new nutrients and expel waste, Öbek fiiller
3:06yeni besinleri almaya ve atıkları dışarı atmaya devam eder;
“emmek” anlamındaki take in
Burada take in, bir şeyi bir bedenin veya sistemin içine almak ya da emmek anlamındaki bir öbek fiildir. Uzun ömürlü beyin hücreleri kullanabilecekleri besinleri alır; nesneleri fiziksel olarak bir yere taşımazlar. Take ve in tek bir anlam birimi olarak birlikte çalışır. Köklerin suyu emmesi veya bir makinenin havayı içine alması için de bu anlam kullanılabilir: dışarıdaki bir şey organizmanın ya da sistemin içine geçer.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “emmek” anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: During exercise, your lungs ____ more oxygen.
Cevabı göster
take in
Önceki ifadeden çıkan sonucu belirten meaning that
Burada meaning that, önceki sürecin tamamından çıkarılan sonucu belirtir: Hücreler besin almaya ve atık çıkarmaya devam ettiği için vücuttaki atomlar zamanla değiştirilir. meaning sözcüğünün örtük öznesi yalnızca hemen yanındaki waste ismi değil, önce anlatılan durumun tamamıdır. Aktarılabilir kalıp statement, meaning that + clause biçimindedir. Bu -ing yapısı, This means that ile yeni bir cümle başlatmadan bir sonucu veya yorumu kısa biçimde ekler.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The school is closed because of the storm, _____ today's game is canceled.
- for example
- meaning that
- even though
Cevabı göster
meaning that
Artık doğru olmayan geçmiş bir durumu anlatan used to
Bu ilgi yan cümlesinde used to + make geçmişteki bir durumu anlatır: Bu atomlar eskiden vücudu oluşturuyordu, ancak değiş tokuştan sonra artık oluşturmuyor. Şimdiki zamanla karşıtlık bağlamdan anlaşılır. Aktarılabilir kalıp used to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya sona ermiş geçmiş bir durumu anlatabilir; burada make, used to sonrasında yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Maya geçmişte istasyonun yakınında yaşıyordu, ancak artık orada yaşamıyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- Maya's apartment is used to house visitors.
- Maya is used to living near the station.
- Maya used to live near the station.
Cevabı göster
Maya used to live near the station.
make up: “oluşturmak” anlamı
Burada make up, “oluşturmak” anlamına gelir. Atomlar parçalardır; vücudun ise onların oluşturduğu bütündür. Bu anlamda kalıp, parçalar + make up + bütün şeklindedir. Anlamı bağlam belirler; burada “uydurmak”, “makyaj yapmak” veya “barışmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Many small cells ____ the leaf.
Cevabı göster
make up
Do you remember what you were like 5 years ago? Dilbilgisi
3:19Beş yıl önce nasıl olduğunuzu hatırlıyor musunuz?
what you were like: geçmişteki özellikleri ve durumu sormak
What you were like, geçmişteki özelliklerini, kişiliğini, alışkanlıklarını veya genel durumunu sorar; yalnızca dış görünüşünü sormaz. Bu kalıpta like, “hangi özelliklere sahip” anlamını veren bir ilgeçtir; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Soru, Do you remember ifadesinden sonra gömülü olduğu için düz cümle sırasını kullanır: what + özne + be + like. Doğrudan soru olan What were you like?, gömülü hâlde Do you remember what you were like? olur.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin ilkokuldaki yalnızca görünüşünü değil, genel özelliklerini ve durumunu doğru biçimde sorar?
- Do you remember what you looked like at primary school?
- Do you remember what were you like at primary school?
- Do you remember what you were like at primary school?
Cevabı göster
Do you remember what you were like at primary school?
Vurgulu kısa olumsuz cevap olarak sure don't
they sure don't ifadesinde sure olumsuzluğu güçlendirir: konuşan kişi cevabın hayır olduğundan emindir. Bu, atomların kendilerinin bir şeyden emin olduğu anlamına gelmez. Don't, önceki sorudan anlaşılabilen sözcüklerin yerine geçen bir yardımcı fiildir; burada don't remember ifadesinin yerini tutar. İngilizcede kısa cevaplarda yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil grubu sık sık düşürülür.
Alıştırma
sure ve do not ifadesinin kısaltılmış biçimini kullanarak vurgulu kısa olumsuz cevabı tamamlayın: "Do these old batteries still hold a charge?" "No, they ____."
Cevabı göster
sure don't
Bir sonuç veya soruyu ortaya çıkaran leads to
leads to a very good question ifadesinde leads to, bir sonuca yol açmak veya bir şeyi doğal olarak ortaya çıkarmak anlamına gelir. Önceki fikir, sorunun sırada gelmesi için bir neden oluşturur; hiç kimse başka birini fiziksel olarak bir yere götürmez. Kalıp lead to + isim veya -ing biçimidir. Bir sonucu göstermek ve açıklama sırasında bir fikirden diğerine geçmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: One unclear instruction often ____ unnecessary mistakes.
Cevabı göster
leads to
Başlangıç öncülünü soran bir soruda to begin with
Bu soruda to begin with, “başlangıç noktası olarak” veya “başka herhangi bir şey hesaplanmadan önce” anlamına gelir. Tartışmayı önce bilinmesi gereken temel gerçeğe, yani vücuttaki toplam atom sayısına geri götürür. Bir sorunun sonunda kullanıldığında ifade “en başta” veya “her şeyden önce” anlamını da taşıyabilir. Yakında başlayacak bir eylemi değil, altta yatan bir öncülü sorgular.
Alıştırma
Hangi cümlede to begin with, daha ileri bir akıl yürütmeden önce temel bir öncüle dönmek için kullanılmıştır?
- At first, the trip seemed shorter than it was.
- Before estimating the trip, we need to know how far we're traveling to begin with.
- First of all, check the fuel level.
Cevabı göster
Before estimating the trip, we need to know how far we're traveling to begin with.
Açıklayıcı bir çerçeve olarak one way to think about this
One way to think about this, dinleyicilere sırada yararlı bir zihinsel modelin veya bakış açısının olduğunu bildirir. Soyut bir konuyu anlaşılması daha kolay bir biçime dönüştürür. One sözcüğü önemlidir: konuşmacı tek doğru açıklamayı değil, olası bir çerçeveyi sunar. Bu ifade, sıradaki bilgilerin nasıl yorumlanacağını önceden bildirerek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Cümleyi olası bir zihinsel modeli tanıtan tam ifadeyle tamamlayın: The data looks confusing, but here's ____.
Cevabı göster
one way to think about this
If you were to count one number greater every second, Dilbilgisi
3:41Her saniye bir sonraki sayıyı saysaydınız,
If you were to ... it would take: hayalî bir koşul ve sonuç
If you were to + fiilin yalın biçimi, hayal edilen bir durumu ortaya koyar. Were to eylemi geçmiş zamana taşımaz; koşulun açıkça varsayımsal olduğunu gösterir. Sonuç cümleciğinde would + fiilin yalın biçimi kullanılır. it would take, hayal edilen bu durum içindeki hesaplanmış sonucu verir. İki bölüm birlikte, eylemin gerçekten gerçekleştiğini söylemeden ne olacağını düşünmeyi sağlar.
Alıştırma
Düşünce deneyi cümlesini aynı eşleşen yapıyla tamamla: If you ____ draw one circle every second, it ____ take ten seconds to draw ten circles.
Cevabı göster
were to · would
when it comes to: bir yargıyı tek bir konuyla sınırlamak
When it comes to, “bir şeyi ele aldığımızda veya ondan söz ettiğimizde” anlamına gelir. Ardından ele alınan konu gelir; burada konu atoms sözcüğüdür. Bu ifade önceki yargının kapsamını daraltır: Bir milyar günlük yaşamda çok büyüktür, ancak atomların ölçeğinde büyük değildir. Buradaki comes hareket bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede when it comes to ifadesi karşılaştırmayı tek bir konuyla sınırlandırmak için kullanılmıştır?
- Ana comes to art club after school.
- When it comes to drawing, Ana is the fastest in our group.
- When the bus comes, Ana will show us her drawing.
Cevabı göster
When it comes to drawing, Ana is the fastest in our group.
their entire weight would only be 38 femtograms.
4:08toplam ağırlıkları yalnızca 38 femtogram olurdu.
so inconceivably small that: aşırı derece ve sonuç
so + sıfat/zarf + that kalıbı, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so ... small that, atomların aşırı küçüklüğünü that sonrasında belirtilen şaşırtıcı sonucun nedeni olarak sunar. Inconceivably, small sözcüğünü güçlendirir: atomlar yalnızca küçük değil, kolayca hayal edilemeyecek kadar küçüktür. Bu yapıda that bir sonuç yan cümlesi başlatır; “şu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The suitcase was ____ heavy ____ I could barely lift it.
Cevabı göster
so · that
even if: sonucu değiştirmeyen varsayımsal koşul
Even if, hayal edilen, belirsiz veya henüz gelecekte olan bir koşulu belirtir ve ana sonucun bu koşul altında da geçerli kalacağını söyler. Burada bir milyar sodyum atomu aşırı bir varsayım olarak sunulur, ancak toplam ağırlıkları yine de çok küçük olurdu. Even vurgu ekler: koşul güçlü veya şaşırtıcı görünür, fakat sonucu değiştirmez. Sıradan if kullanımında sonuç genellikle koşulun gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlı olarak sunulur.
Alıştırma
Yağmurun planı değiştirmeyeceğini göstermek için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The picnic will continue ____ it rains.
Cevabı göster
even if
Parantez içi örnek belirteci olarak kullanılan say
Burada say, “örneğin” veya “birini seçelim” anlamına gelir. Bir milyar atomla ilgili tahminde sodyum atomlarını somut bir atom türü olarak araya ekler. Bu, parantez içi bir söylem belirtecidir: say çıkarıldığında cümlenin yapısı yine tamamdır. Ana fiil değildir ve kimseye konuşmasını emretmez.
Alıştırma
Tahmini tamamlamak için “örneğin” anlamındaki tek sözcüklük parantez içi belirteci kullanın: The repair could take, ____, three days.
Cevabı göster
say
too small to be even seen by the eye, Dilbilgisi
4:17gözle görülemeyecek kadar küçük olmasına rağmen,
than there are stars in the Milky Way Galaxy.
4:23Samanyolu Galaksisi'ndeki yıldızların sayısına kıyasla.
too small to be even seen: edilgen mastarla too ... to
too + sıfat + to’lu mastar yapısında sıfat, mastardaki eylemin gerçekleşmesini engelleyen bir dereceyi anlatır. Bu nedenle too small to be even seen, hücrenin gözle görülemeyecek kadar küçük olduğu anlamına gelir; too yalnızca “çok” demek değildir. To be seen edilgen bir mastardır çünkü hücre görme eylemine maruz kalan taraftır. Even, şaşırtıcı sınırı vurgulamak için seen sözcüğünden önce gelir: çıplak göz bu temel eylemi bile gerçekleştiremez.
Alıştırma
Cümleyi see fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın ve even sözcüğünü vurgulanan ifadeyle aynı konuma yerleştirin: The crack is too small ____ without a microscope.
Cevabı göster
to be even seen
100 times more atoms than there are stars: miktar karşılaştırması
number + times + more + çoğul sayılabilen isim + than kalıbı iki miktarı karşılaştırır. Burada 100 times more, atoms sözcüğünü niteler; than there are stars ise karşılaştırma ölçütünü, yani Samanyolu'nda bulunan yıldızların sayısını verir. Karşılaştırılan şey sayılardır. Bu ifade atomlarla yıldızların aynı özelliğe sahip olduğunu söylemez; ilk sayının ikinciden çok daha büyük olduğunu belirtir.
Alıştırma
Öğrenilen karşılaştırma kalıbını oluşturan iki sözcükle cümleyi tamamlayın: A research lab stores ten times ____ samples ____ there are drawers in the cabinet.
Cevabı göster
more · than
Multiply that by: multiply A by B kalıbı
Multiply A by B, A ile B'nin çarpımını hesaplama anlamına gelen standart aritmetik kalıptır. Multiply yönerge fiilidir, A çarpılan miktardır ve by ikinci çarpanı getirir. Multiply that by ifadesindeki that, daha önce belirtilen miktarı anlatır. Burada by bir çarpanı işaretler; yöntem, konum ya da edilgen bir eylemin yapanını ifade etmez.
Alıştırma
Bir kutuda 8 pastel boya vardır ve toplam 6 kutu bulunur. Standart aritmetik yönergesini tamamlayın: Multiply 8 ____ 6 to find the total number of crayons.
Cevabı göster
by
Numbers that large lead to some pretty mind-blowing truths. Kelime
4:39Bu kadar büyük sayılar, akıllara durgunluk veren bazı gerçeklere götürür.
Aşırı şaşırtıcı bir şey için mind-blowing
Mind-blowing, son derece şaşırtıcı veya hayal edilmesi zor anlamına gelen, gündelik ve canlı bir sıfattır. Burada, böylesine büyük sayılardan çıkan gerçeklerin hayret verici olduğunu değerlendirir. Bu ifade mecazidir: Bilgi o kadar güçlü gelir ki insanın zihnini adeta bunaltır. Yalnızca interesting veya surprising demekten çok daha güçlü bir tepki ifade eder.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The view from the telescope was mind-blowing. mind-blowing ne anlama gelir?
- Beyin için fiziksel olarak tehlikeli
- Son derece şaşırtıcı ve hayal edilmesi zor
- Yalnızca biraz kafa karıştırıcı ve bunun dışında sıradan
Cevabı göster
Son derece şaşırtıcı ve hayal edilmesi zor
For instance, this one mentioned by Bill Bryson. Anlatım akışı
4:44Örneğin, Bill Bryson'ın sözünü ettiği şu gerçek.
Belirli bir örnek sunmak için For instance,
For instance, konuşmacının genel bir ifadeden belirli bir örneğe geçtiğini gösterir. Dinleyiciye, bundan sonra gelen kısmı ayrı bir yeni iddia olarak değil, kanıt veya açıklayıcı bir örnek olarak değerlendirmesini söyler. Genellikle örneğin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Bu cümlede this one, örnek olarak seçilen belirli gerçeğe işaret eder.
Alıştırma
Genel bir ifadeden örneğe geçişi en iyi tamamlayan sözü seçin: Many planets have extreme weather. _____ Neptune has winds that can exceed 2,000 kilometers per hour.
- As a result,
- For instance,
- However,
Cevabı göster
For instance,
and because we so vigorously recycle them,
4:51ve onları büyük bir hızla geri dönüştürdüğümüz için,
A billion of your atoms used to belong to Beethoven.
5:03Atomlarınızın bir milyarı eskiden Beethoven'a aitti.
tam şu anda, oturup bunu izlerken
“right now as you sit and watch this” ifadesi, cümleye eklenen bir zaman ve dinleyici çerçevesidir. Dikkati kısa süreliğine soyut iddiadan izleyicinin o anki deneyimine yönelterek iddiayı daha dolaysız hissettirir; asıl olgusal bilgi ise ana cümlede kalır. Bu ifadede “as”, “while”, yani ‘-iken’ anlamındadır: oturma ve izleme eylemleri, anlatılan durumla aynı anda gerçekleşir. Sebep bildirmez; bu yüzden ‘siz bunu izlediğiniz için’ şeklinde anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
“right now as you sit and watch this” ara ifadesi cümlede ne işe yarıyor?
- İddianın tamamını belirsiz bir gelecek zamana taşır.
- Videoyu izlemenin atomların izleyicinin vücudunda bulunmasına neden olduğunu açıklar.
- İddiayı izleyicinin o anki etkinliğine bağlar ve daha dolaysız hissettirir.
Cevabı göster
İddiayı izleyicinin o anki etkinliğine bağlar ve daha dolaysız hissettirir.
when humans first land on a planet outside of our solar system,
5:19insanlar güneş sistemimizin dışındaki bir gezegene ilk kez indiğinde,
that first person to step onto the surface of the alien planet, Dilbilgisi
5:24o yabancı gezegenin yüzeyine ilk adım atan kişinin
bundan bin yıl sonra
“A thousand years from now”, bir olayı içinde bulunduğumuz andan bin yıl sonrasına yerleştirir. Zaman miktarı “from now”dan önce gelir ve ifadenin tamamı bir tahmine veya gelecek anlatısına zaman çerçevesi sağlayabilir. Referans noktası, konuşanın içinde bulunduğu “şimdi”dir. İfade, gelecekteki bir olaydan geriye doğru saymaz.
Alıştırma
Gelecekteki zamanı şimdiki ana bağlayan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This tree will be much taller twenty years ____.
Cevabı göster
from now
first person to step onto: sıra sayısı + kişi bildiren ad + to-infinitive
“that first person to step onto the surface” ifadesinde “to step onto the surface” mastar öbeği “person” sözcüğünden sonra gelir ve hangi kişiden söz edildiğini belirtir: eylemi herkesten önce gerçekleştirecek kişi. Burada “step onto”, gezegenin yüzeyine ayak basmak demektir. Aktarılabilir kalıp “belirleyici + sıra sayısı + kişi bildiren ad + to-infinitive” şeklindedir; “the first student to finish” buna bir örnektir. to-infinitive, kişinin o sırayı almasını sağlayan eylemi anlatır; kişinin ayrı bir amacını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi “solve” fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: Priya was the first student ____ the riddle.
Cevabı göster
to solve