Yaşlanma Bilimi: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
364 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Bu anlatım, kusurlu DNA kopyalanması ve kısalan telomerleri hücre bölünmesinin durması, kanser ve kalıtsal yaşam beklentisiyle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “proverbial fountain of youth,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: yaşlanmaktan kaçışın kültürel imgesini tanıyın; proverbial gerçek bir pınarı değil, bilinen bir efsaneyi gösterir. 2. “can only run for so long.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bu kalıpla bir sürecin “çok uzun” değil, yalnızca sınırlı süre devam ettiğini anlatın. 3. “at which point” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: yeni ulaşılan bir durumu sonucuna bağlayarak bir mekanizmayı, işlemi veya olay zincirini açıkça aktarın.

Bu derste

While many search for the proverbial fountain of youth, Deyimler

0:00

Birçok kişi dillere destan gençlik pınarını ararken,

you might be wondering why do we age in the first place? Kalıp ifadeler

0:02

siz de aslında neden yaşlandığımızı merak ediyor olabilirsiniz.

Deyimler

Dillere destan gençlik pınarı

Gençlik pınarı, suyunun insanları genç tuttuğu söylenen efsanevi bir kaynaktır. Proverbial, konuşanın gerçek bir yer sunduğunu değil, herkesçe bilinen bu geleneksel imgeye gönderme yaptığını belirtir. Burada bu pınarı aramak, yaşlanmayı önlemeye veya tersine çevirmeye çalışmanın bir benzetmesidir. İfade, yaşlanmaya karşı çabaları insanlığın çok eski bir arzusu olarak çerçeveler.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Gençlerin buluştuğu sıradan bir havuz
  2. Yaşlanma sürecinin ilk fiziksel aşaması
  3. Burada genç kalma yollarını temsil eden efsanevi bir imge
Cevabı göster

Burada genç kalma yollarını temsil eden efsanevi bir imge

Kalıp ifadeler

in the first place: ilk nedeni sormak

In the first place, bir durumun arkasındaki ilk nedene veya başlangıç varsayımına dönüp bakar. Bu soruda why do we age ifadesine “En temel düzeyde yaşlanma neden meydana gelir?” anlamını katar. Yaşlanmanın ilk aşamasını veya fiziksel bir yeri belirtmez. Bir durumun neden başladığını ya da birinin ilk seçimi neden yaptığını sormak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi ilk nedeni soran dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you did not want a pet, why did you adopt one ____?

Cevabı göster

in the first place

What is it about our bodies or cells biologically Dilbilgisi

0:05

Biyolojik açıdan vücudumuzun ya da hücrelerimizin hangi özelliği

that causes us to grow old?

0:08

yaşlanmamıza neden oluyor?

Dilbilgisi

What is it about X that causes Y?: X’in hangi özelliği Y’ye neden olur?

“What is it about X that causes Y?” kalıbı, X’in içindeki hangi özellik, nitelik veya mekanizmanın Y’yi ortaya çıkardığını sorar. Burada X, biyolojik açıdan ele alınan bedenlerimiz veya hücrelerimiz; Y ise yaşlanmamızdır. “About”, “bir konu hakkında” anlamına gelmez; X’i niteleyen bir şeye işaret eder. Geniş kapsamlı bir“Why...?” sorusuyla karşılaştırıldığında bu kalıp, dikkati X’in ilgili kısmını veya özelliğini belirlemeye yöneltir. that yan cümlesi bilinmeyen özelliğin doğurduğu sonucu, “cause + kişi + to + fiil” ise bunun sonucunda oluşan eylem veya değişimi belirtir.

Alıştırma

Soruyu“What is it about X that causes Y?” kalıbının eksik iki parçasıyla tamamlayın: ____ this medicine ____ feel sleepy?

Cevabı göster

What is it about · that causes people to

There's a variety of internal and external factors

0:09

Bunun ardında çeşitli iç ve dış etkenler vardır;

such as diet, exercise, or environmental stress,

0:12

beslenme, egzersiz ya da çevresel stres gibi.

which all contribute to cell damage and repair Kalıp ifadeler

0:14

Bunların tümü hücre hasarına ve onarımına katkıda bulunur

and affect the rate of aging.

0:16

ve yaşlanma hızını etkiler.

Kalıp ifadeler

Kısmi neden bildiren contribute to

Bu cümlede “contribute to”, “oluşmasına yardım etmek” veya “ortaya çıkmasında rol oynamak” anlamına gelir. Faktörler; hücre hasarı, onarım ve yaşlanma hızı üzerinde etkili olan unsurlar şeklinde sunulur, ancak bu sonuçların tek veya doğrudan nedeni olmaları gerekmez. Kalıp, “contribute to + isim ya da isim öbeği” veya “contribute to + -ing biçimi” şeklindedir; çünkü buradaki “to” bir edattır: “contribute to the problem” ve “contribute to improving safety”.

Alıştırma

Cümleyi“contribute” fiilinin doğru biçimi ve gerektirdiği edatla tamamlayın: Regular exercise can ____ better sleep.

Cevabı göster

contribute to

But the surprising truth is that,

0:18

Ancak şaşırtıcı gerçek şu ki,

apart from these,

0:20

bunların dışında,

we actually have a biological clock Deyimler

0:21

aslında bir biyolojik saatimiz var

buried within our genetic makeup. Kelime

0:23

ve bu saat genetik yapımızın derinliklerine gömülü.

Deyimler

Biological clock: hücreye yerleşik bölünme sınırı

Burada biological clock, saati gösteren bir araç değil, hücrelerin kaç kez bölünebileceğine ilişkin yerleşik bir sınırın benzetmesidir. Daha sonra telomerlerle ilgili yapılan açıklama, burada kastedilen özel “saatin” ne olduğunu gösterir. Daha genel olarak biological clock, biyolojik zamanı işaretleyen içsel bir süreci veya bir canlıyı belirli bir aşamaya ya da sınıra götüren mekanizmayı adlandırabilir. Hangi anlamın kastedildiğini çevredeki ayrıntılardan belirleyin.

Alıştırma

Bir raporda “With each division, the cell's biological clock ticks closer to its final limit.” deniyor. Burada biological clock ne anlama gelir?

  1. Biyoloji laboratuvarında kullanılan bir saat
  2. Hücrenin uyuduğu saat
  3. Hücrenin kaç kez bölünebileceğine ilişkin yerleşik bir sınır
Cevabı göster

Hücrenin kaç kez bölünebileceğine ilişkin yerleşik bir sınır

Kelime

Genetic makeup: kalıtsal genler ve özellikler

Genetic makeup ifadesinde makeup, tek sözcük olarak yazılan bir isimdir ve bir şeyi oluşturan yapı, parçalar veya özellikler anlamına gelir. Bir kişinin ya da canlının genetic makeup'ı, kalıtsal genetik bilgileri ve özellikleridir. Bu cümlede buried within our genetic makeup, bu kalıtsal yapının içine yerleşmiş anlamına gelir. Makeup burada makyaj malzemesi demek değildir.

Alıştırma

“The researchers studied the plant's genetic makeup to find the inherited cause of its color,” cümlesinde genetic makeup ne anlama gelir?

  1. Bitkide kullanılan makyaj malzemeleri
  2. Bitki hakkında uydurulmuş bir hikâye
  3. Bitkinin kalıtsal genetik yapısı
Cevabı göster

Bitkinin kalıtsal genetik yapısı

And this clock can only run for so long. Dilbilgisi

0:25

Üstelik bu saat yalnızca belirli bir süre çalışabilir.

Dilbilgisi

can only run for so long: yalnızca sınırlı bir süre çalışabilir

can only + fiil + for so long kalıbı, bir eylemin veya durumun ne kadar devam edebileceğine bir üst sınır koyar. Burada run çalışmaya devam etmek anlamındadır; dolayısıyla saat sonsuza kadar çalışamaz. Only ile birlikte for so long, çok uzun süre değil, sınırlı bir süre anlamına gelir. Bu kalıp çoğu zaman o sınıra eninde sonunda ulaşılacağını da ima eder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: This backup battery ____ before it needs recharging.

Cevabı göster

can only run for so long

In other words, Anlatım akışı

0:27

Başka bir deyişle,

we're programmed to die. Deyimler

0:28

ölmeye programlıyız.

Anlatım akışı

In other words: başka bir deyişle

In other words, dinleyiciye sıradaki ifadenin önceki fikri daha açık, basit veya doğrudan bir şekilde yeniden anlattığını bildiren bir söylem belirtecidir. Ayrı bir nokta eklemek yerine mevcut bilgiyi yeniden ifade ederek düzenler. Burada sınırlı saat imgesi, ölümün programa yerleştirilmiş olduğu yönündeki açık ve sert sonuca dönüştürülür. İkinci cümle bir yeniden ifadedir; therefore ile sunulan bir sonuç değildir.

Alıştırma

İlk cümlenin daha açık bir yeniden ifadesini tanıtmak için en uygun bağlayıcı hangisidir? The deadline is inflexible. ___, the date cannot be changed.

  1. For example
  2. In other words
  3. Therefore
Cevabı göster

In other words

Deyimler

Biyolojik bir mecaz olarak programmed to die

Bu cümlede programmed to die, teknolojiyle kurulan bir mecazdır. Ölüm, bedenin biyolojik yapısına yerleştirilmiş bir talimat gibi sunulur; böylece süreç otomatik ve kaçınılmaz görünür. Bu ifade, birinin beden için bilgisayar kodu yazdığı veya kesin bir ölüm zamanı belirlediği anlamına gelmez. Daha genel olarak be programmed to + fiil, bir makinenin talimatlarını ya da mecazi olarak güçlü ve doğuştan gelen bir eğilimi anlatabilir.

Alıştırma

“Some flowers are programmed to open at night,” cümlesinde programmed to ne anlama gelir?

  1. Gece açılmayı doğuştan gelen biyolojik bir eğilim olarak sunar.
  2. Her çiçeğin içinde bilgisayar yazılımı bulunduğunu söyler.
  3. Birinin her çiçek için kesin bir açılma saati seçtiğini söyler.
Cevabı göster

Gece açılmayı doğuştan gelen biyolojik bir eğilim olarak sunar.

Your body is made up of trillions of cells, Öbek fiiller

0:29

Vücudunuz trilyonlarca hücreden oluşur

Öbek fiiller

Is made up of: bir bütünün parçalarını belirtmek

is made up of yapısında özne bütünü, of sonrasındaki isim grubu ise onun parçalarını belirtir. Burada your body bütündür, trillions of cells ise parçalardır. “Bütün + be + made up of + parçalar” kalıbını kullanın. be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: is made up of, are made up of veya was made up of.

Alıştırma

be made up of yapısının doğru biçimini kullanın: The school band ____ twenty musicians.

Cevabı göster

is made up of

which are constantly going through cell division. Öbek fiiller

0:31

ve bu hücreler sürekli bölünür.

Öbek fiiller

bir süreçten geçmek anlamındaki going through

Burada going through, bir süreci yaşamak veya o sürecin aşamalarından geçmek anlamına gelir. Hücreler, hücre bölünmesi adı verilen sürece tekrar tekrar girip aşamalarını tamamlar; burada bir yerin içinden fiziksel olarak geçme anlamı yoktur. go through + süreç, aşama veya kontrol yapısı, öznenin o sürecin adımlarından geçmesine odaklanır. Ardından gelen nesne, ifadenin hareket veya bir materyali inceleme anlamından ziyade süreç yaşama anlamında kullanıldığını anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi “bir süreçten geçmek” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: Before launch, the app must ____ a final testing process.

Cevabı göster

go through

And every time they divide, Dilbilgisi

0:34

Her bölündüklerinde de

they make a copy of their DNA as well.

0:35

DNA'larının bir kopyasını oluştururlar.

Dilbilgisi

every time + geniş zaman

Every time they divide, “hücreler her bölündüğünde” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. every time tekrar eden bir tetikleyiciyi tanıtır; ana cümle ise her olayla birlikte gerçekleşen sonucu belirtir. Alışkanlıklar, rutinler ve genel süreçler için every time + özne + geniş zaman kullanılır ve ardından tekrarlanan sonucu anlatan bir ana cümle gelir. Burada anlam birçok ayrı olayı kapsasa da divide geniş zamandadır.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanan bir olayı ve olağan sonucunu anlatmak için every time ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Every time the bell will ring, the students line up.
  2. Every time the bell rings, the students line up.
  3. Every time of the bell ringing, the students line up.
Cevabı göster

Every time the bell rings, the students line up.

This DNA is tightly packed into structures called chromosomes,

0:37

Bu DNA, kromozom adı verilen yapılara sıkıca paketlenmiştir

of which humans have 23 pairs. Dilbilgisi

0:40

ve insanlarda bunlardan 23 çift bulunur.

Dilbilgisi

of which: parçayı bütüne bağlamak

“of which” ifadesindeki which, daha önce geçen “chromosomes” sözcüğüne gönderme yapar. İfadenin tamamı “o kromozomların içinden” anlamına gelir; dolayısıyla “23 pairs”, az önce belirtilen gruptan bir miktar verir. Bu, edat + ilgi zamiri yapısıdır. Bir isimden sonra gelen “of which + özne + fiil + miktar” yapısı, parça-bütün ilişkisini kısa biçimde ekleyebilir. Burada insanların 23 çift kromozomu olduğu söylenir; yalnızca 23 tek kromozomu olduğu değil.

Alıştırma

Cümleyi “o başvuruların içinden” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The club received twenty applications, five ____ came from abroad.

Cevabı göster

of which

The problem is,

0:43

Sorun şu ki,

DNA replication isn't quite perfect Kelime

0:43

DNA'nın kopyalanması tamamen kusursuz değildir

and skips over the end of each chromosome. Öbek fiiller

0:46

ve her kromozomun uç kısmını atlar.

Kelime

isn't quite perfect: tamamen kusursuz değil

“isn't quite perfect” ifadesinde quite, not ile birlikte “tam olarak değil” ya da “tamamen değil” anlamına gelir. Konuşan kişi DNA eşlenmesinin kusursuza yakın olduğunu ancak hâlâ bir kusuru bulunduğunu söyler; cümlenin geri kalanı bu kusuru açıklar. not quite + sıfat yapısı olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatır. Genellikle bir şeyin belirtilen niteliğe az farkla ulaşamadığını anlatır; son derece kötü olduğunu değil.

Alıştırma

Hangi cümle çorbanın yeterince sıcak olmaya yakın, ancak hâlâ biraz soğuk olduğunu anlatır?

  1. The soup is far too hot.
  2. The soup is exactly warm enough.
  3. The soup isn't quite warm enough.
Cevabı göster

The soup isn't quite warm enough.

Öbek fiiller

skips over: bir kısmı işlemeden bırakmak

Burada skips over, “kopyalayamaz veya işleyemez” anlamına gelir. DNA eşlenmesi her kromozomun ucunu kapsamaz ve bu nedenle o kısım kopyalanmadan kalır. İfade, mekanizmanın sonucunu anlatır; DNA’nın bilinçli olarak bir şeyi görmezden gelmeyi seçtiğini düşündürmez. Daha genel olarak skip over, bir sıra boyunca ilerlerken bir bölümü, adımı veya öğeyi ele almadan bırakmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi skip over ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During automatic checks, the program sometimes ____ footnotes at the bottom of a page.

Cevabı göster

skips over

To protect against important DNA information being cut out, Öbek fiiller

0:48

Önemli DNA bilgilerinin kesilip atılmasını önlemek için,

Öbek fiiller

cut out: edilgen bir -ing yan cümlesinde çıkarma

Burada cut out, “çıkarılmak” veya “silinmek” anlamındadır. Eylemden etkilenen şey önemli DNA bilgisidir; gerçek anlamda makasla kesme söz konusu değildir. information being cut out ifadesinde being + past participle, edilgen bir -ing yan cümlesi kurar. protect against sonrasında bu ifade istenmeyen olayı adlandırır: bilgi eylemi yapmaz, çıkarılma eylemine maruz kalır.

Alıştırma

Edilgen -ing ifadesini cut out ile tamamlayın: The editor saved a copy to prevent the final scene from being ____.

Cevabı göster

cut out

we have something called telomeres on the end of chromosomes,

0:51

kromozomların uçlarında telomer denen yapılar bulunur.

which are essentially meaningless repeats of DNA

0:54

Bunlar aslında anlamsız DNA tekrarlarıdır

that we can afford to lose. Kelime

0:57

ve kaybedilmelerinde sakınca yoktur.

Kelime

Can afford to lose: katlanılabilir bir kaybı göze almak

Burada can afford to lose, “bir şeyi kaybetmenin sonucunu ciddi bir zarar görmeden karşılayabilmek” anlamına gelir. Bu cümlede afford para ile ilgili değildir. Kayıp tamamen bedelsiz veya zararsız olmak zorunda değildir. Bedelin ya da riskin kabul edilebilecek kadar küçük olduğu anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp can afford to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Kaybın sonuçlarının katlanılabilir olduğunu anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The archive has several backup copies, so it ____ one copy without losing the information.

Cevabı göster

can afford to lose

But every time our cells divide,

0:59

Fakat hücrelerimiz her bölündüğünde,

these telomeres become shorter and shorter Dilbilgisi

1:00

bu telomerler gittikçe kısalır

until eventually they've been entirely stripped away, Öbek fiiller

1:02

ve sonunda tamamen aşınıp yok olurlar;

Dilbilgisi

Shorter and shorter: devam eden bir değişim

Shorter and shorter, adım adım devam eden bir değişimi göstermek için “karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi” yapısını kullanır. Burada hücreler bölündükçe aynı telomerler kısalmaya devam eder. Bu kalıp zaman içindeki değişimi anlatır; iki farklı şeyi karşılaştırmaz. Faster and faster veya colder and colder gibi değişimlerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi short sözcüğünün tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the candle burned, it became ____.

Cevabı göster

shorter and shorter

Öbek fiiller

Stripped away: tamamen kaldırılma

Bu cümlede stripped away, telomerlerin tekrar tekrar kısalması sonucunda tamamen ortadan kalkması anlamına gelir. Edilgen have been entirely stripped away biçimi, kaldırmaya kimin ya da neyin neden olduğuna değil, neyin kaybolduğuna odaklanır. Strip away bir deyimsel fiildir; away, bir katman, koruma veya başka bir özellik yok olana kadar kaldırma anlamını ekler. Fiziksel şeylerin yanı sıra haklar ve yanılsamalar gibi soyut şeyler için de kullanılabilir. Burada kıyafet çıkarmakla ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki deyimsel fiille tamamlayın: After years of exposure, the protective coating had been entirely ____.

Cevabı göster

stripped away

at which point the cell no longer divides. Anlatım akışı

1:05

o noktada hücre artık bölünmez.

Anlatım akışı

At which point: bir aşamayı sonucuna bağlamak

At which point, biraz önce belirtilen olaya veya aşamaya gönderme yapar; burada telomerlerin tamamen ortadan kalktığı anı belirtir. Ardından o aşamaya gelindiğinde ortaya çıkan sonucu tanıtır: Hücre artık bölünmez. Bu ifade bilgiyi olay veya değişim, at which point, sonuç şeklinde bir zincir olarak düzenler. Which için öncesinde açık bir olay bulunmalıdır; point burada yer veya görüş değil, an ya da aşama anlamına gelir.

Alıştırma

Talimatı dersteki bağlayıcıyla tamamlayın: The screen will turn green, ____ you may remove the card.

Cevabı göster

at which point

Some flatworms are able to endlessly regenerate their telomeres,

1:08

Bazı yassı solucanlar telomerlerini durmadan yenileyebilir,

making them effectively biologically immortal. Notlar

1:11

bu da onları biyolojik açıdan fiilen ölümsüz kılar.

Dilbilgisi

making them effectively biologically immortal: sonuç bildiren bir ifade

Burada making, önceki olgunun doğurduğu sonucu belirtir. Them, some flatworms ifadesine gönderme yapar; effectively biologically immortal ise nesne tamamlayıcısıdır ve yassı solucanların sonuç olarak ulaştığı durumu açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp clause, making + object + complement biçimindedir. Yeni bir tam cümlecik başlatmadan nedeni sonucuna bağlar. Buradaki making, üretmek anlamına gelmez ve yassı solucanların bu durumu bilinçli olarak oluşturduğunu göstermez.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için making + object + complement yapısını kullanan tamamlamayı seçin: “The update reduced loading times, ______.”

  1. to make the app much easier to use
  2. making the app much easier to use
  3. made the app much easier to use
  4. making much easier to use the app
Cevabı göster

making the app much easier to use

Kelime

“fiilen” anlamındaki effectively

Burada effectively, fiilen veya sonuca bakıldığında anlamına gelir. Biologically immortal ifadesini niteler: telomerlerini yeniledikleri için yassı solucanlar pratikte ölümsüz olarak tanımlanan biyolojik duruma sahiptir. Efficiently, yani verimli biçimde anlamına gelmez. Bu zarf iddiayı da sınırlar; dolayısıyla biologically immortal burada pratik bir bilimsel tanımdır, canlının asla hastalanmayacağı veya ölmeyeceği yönünde mutlak bir garanti değildir.

Alıştırma

“The treatment leaves the virus effectively inactive,” cümlesinde effectively ne anlama gelir?

  1. Sonsuza kadar ve mümkün olan her koşulda etkisiz
  2. Yalnızca görünüşte etkisiz, fakat aslında tamamen etkin
  3. Az çaba israfıyla verimli bir biçimde etkisiz
  4. Tanım mutlak olmasa bile pratik açıdan etkisiz
Cevabı göster

Tanım mutlak olmasa bile pratik açıdan etkisiz

But their lifespans do vary, Dilbilgisi

1:14

Ancak yaşam süreleri değişiklik gösterir

Dilbilgisi

do vary ifadesindeki vurgulayıcı do

Bu olumlu yan cümlede do, vary fiilini vurgular. Temel ifade “their lifespans vary” biçimindedir; “do vary” ise iddiayı güçlendirir: Aynı olmaları beklense bile yaşam süreleri gerçekten farklıdır. Burada do yardımcı fiildir; asıl anlamı taşıyan vary ise yalın fiil biçiminde kalır. do/does/did + fiilin yalın biçimi kalıbı, olumlu bir ifadeyi doğrulamak, bir varsayımı düzeltmek veya güçlü biçimde ileri sürmek için kullanılır.

Alıştırma

Olumlu iddiayı vurgulayan tek sözcüklük yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Their lifespans ____ vary.

Cevabı göster

do

and they're still susceptible to disease, Kalıp ifadeler

1:16

ve hastalıklara karşı hâlâ savunmasızdırlar.

Kalıp ifadeler

Susceptible to disease: mevcut hastalık değil, savunmasızlık

Susceptible to disease, hastalıktan zarar görmeye yatkın veya hastalığa karşı savunmasız olmak demektir. susceptible sıfatını, tehdidi veya etkiyi adlandıran to + isim ya da isim öbeği izler. Bu ifade, kesin olarak gerçekleşmiş bir durumu değil, riski veya hassasiyeti anlatır. susceptible to disease olan biri şu anda sağlıklı olabilir ancak hastalanma olasılığı daha yüksek olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın şu anda hasta olduğunu söylemeden enfeksiyonlara kolayca yakalanabileceğini belirtir?

  1. Maya is suffering from an infection.
  2. Maya is susceptible to infections.
  3. Maya suspects an infection.
Cevabı göster

Maya is susceptible to infections.

further suggesting that aging Anlatım akışı

1:18

Bu da yaşlanmanın

is a mix of genetic and environmental factors.

1:19

genetik ve çevresel etkenlerin birleşiminden kaynaklandığını daha da düşündürür.

Anlatım akışı

Ek kanıt sunan “further suggesting that”

“Further suggesting that”, yeni bir olguyu veya sonucu önceki açıklamaya bağlar ve onu bir sonucu destekleyen ek kanıt olarak sunar. Burada gözlem, yaşlanmanın hem genlere hem de çevreye bağlı olduğu fikrini daha da destekler. “Suggesting”, tamamen kanıtlanmış bir olguyu değil, makul bir çıkarımı belirtir. “Further” ise kanıtların biriktiğini, yani bu noktanın zaten var olan desteği güçlendirdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “bir sonuç için daha fazla kanıt eklemek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The survey found the same pattern in two cities, ____ the trend is widespread.

Cevabı göster

further suggesting that

But why don't our cells do this?

1:22

Peki bizim hücrelerimiz bunu neden yapmıyor?

Ultimately,

1:24

Sonuçta,

this replication limit actually helps to prevent cancer,

1:25

bu çoğalma sınırı aslında kanseri önlemeye yardımcı olur.

which is the uncontrollable growth of cells

1:28

Kanser, hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalması

and evasion of cell death. Kelime

1:30

ve hücre ölümünden kaçmasıdır.

Kelime

Biyomedikal İngilizcede “evasion of cell death”

Biyomedikal İngilizcede evasion of cell death, hücrelerin hasarlı veya anormal hücreleri öldürmesi gereken normal süreçlerden kaçınması ya da bu süreçleri aşması anlamına gelir. İfade biyolojik bir davranışı adlandırır; hücrelerin düşündüğü veya bilinçli biçimde kaçtığı anlamına gelmez. evasion of + süreç kalıbı, bu davranış için resmî bir isim öbeği oluşturur. Burada uncontrollable growth of cells ile paraleldir; dolayısıyla iki ifade de kanserin özelliklerini açıklar.

Alıştırma

Bir biyoloji makalesinde “evasion of cell death” ne anlama gelir?

  1. Anormal hücreler, ölmelerini sağlaması gereken normal bir biyolojik süreçten kaçınır.
  2. Hücreler tehlikeli bir yerden fiziksel olarak uzaklaşır.
  3. Bir kişi ölüm hakkında konuşmayı reddeder.
Cevabı göster

Anormal hücreler, ölmelerini sağlaması gereken normal bir biyolojik süreçten kaçınır.

The point at which a cell stops replicating Dilbilgisi

1:32

Bir hücrenin çoğalmayı durdurduğu nokta

is known as cellular senescence. Kelime

1:34

hücresel yaşlanma olarak bilinir.

Dilbilgisi

The point at which ... is known as ...: bir sınırı tanımlayıp adlandırmak

The point at which, bir şeyin gerçekleştiği kesin aşamayı veya anı belirtir. At which, point sözcüğüne geri gönderme yapar; ardından gelen yan cümle de bu sınırda ne olduğunu açıklar. The point at which X is known as Y kalıbı önce bir koşulu belirler, ardından bu koşula resmî bir ad verir. Buradaki is known as, bir şey nedeniyle ünlüdür değil, adı budur veya böyle adlandırılır anlamına gelir.

Alıştırma

Tanımı The point at which ... is known as ... kalıbıyla tamamlayın: ____ water begins to freeze ____ the freezing point.

Cevabı göster

The point at which · is known as

Kelime

cellular senescence: hücresel yaşlanma

Cellular senescence, bir hücrenin bölünmeyi veya çoğalmayı bıraktığı ve normal işlevlerinin değiştiği ya da azaldığı kararlı durumu anlatan bir biyoloji terimidir. Bu cümlede ifade, bu durma durumuna verilen resmî addır. Burada cellular hücrelerle ilgili, senescence ise yaşlanma veya bozulma anlamına gelir. Terim hücre düzeyindeki yaşlanmayı anlatır; tüm organizmanın öldüğü anlamına gelmez ve yaşlanmış bir hücre yalnızca ölü bir hücre değildir.

Alıştırma

Biyoloji cümlesini teknik terimle tamamlayın: A living cell that has permanently stopped dividing has entered ____.

Cevabı göster

cellular senescence

In humans,

1:36

İnsanlarda

this replication limit is around 50 times.

1:36

bu çoğalma sınırı yaklaşık 50 bölünmedir.

Once it's reached, Dilbilgisi

1:39

Bu sınıra ulaşıldığında,

the cell gradually begins to lose its function and die,

1:40

hücre yavaş yavaş işlevini kaybedip ölmeye başlar

Dilbilgisi

Once it's reached: once + edilgen yan cümle

“Once it's reached” ifadesinde it's, it is anlamındadır; reached ise edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır. Özne olan it, daha önce sözü edilen hücre çoğalma sınırına gönderme yapar: “once the limit is reached”. Once, sonraki süreci başlatan bir noktayı tanıtır. Ana cümle, bu koşul gerçekleşince neyin başladığını söyler; bu nedenle yapı eşikler, sınırlar, aşamalar ve kurallar için kullanılabilir.

Alıştırma

İkinci cümleyi “once”, “it” zamiri ve “reach” fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın. “it is” kısaltmasını kullanın. The temperature limit is 90°C. ____, the machine shuts down automatically.

Cevabı göster

Once it's reached

causing age-related characteristics. Dilbilgisi

1:43

ve bu da yaşlanmayla ilişkili özelliklere yol açar.

Dilbilgisi

causing age-related characteristics: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

“Causing age-related characteristics”, önceki sürecin tamamının sonucunu veren çekimsiz bir -ing yan cümlesidir: hücre işlevini kaybedip ölür ve bu durum yaşlanmayla ilişkili özellikler üretir. Hücrenin kasıtlı bir eylemini anlatmaz. Virgülden sonra kullanılan sonuç bildiren -ing yan cümlesi, önceki ifadenin sonucunu kısa biçimde ekleyebilir. Anlaşılan neden genellikle yalnızca en yakın isim veya fiil değil, önceki yan cümlenin ya da durumun tamamıdır.

Alıştırma

“The power failed, causing the computers to shut down,” cümlesindeki -ing yan cümlesi ne ifade eder?

  1. Elektrik kesintisinin bir sonucu
  2. Bilgisayarların planladığı bir amaç
  3. İlk yan cümleyle ilgisiz ayrı bir olay
Cevabı göster

Elektrik kesintisinin bir sonucu

This also helps to explain why life expectancy Notlar

1:45

Bu, beklenen yaşam süresinin neden

is a strongly heritable trait from your parents, Kelime

1:47

anne babanızdan büyük ölçüde miras kalan bir özellik olduğunu da açıklar;

Anlatım akışı

helps to explain why: kanıtı kısmi bir açıklamaya bağlamak

Bu cümlede helps to explain why, önceki mekanizmayı ardından gelen sonucu anlaşılır kılan etkenlerden biri olarak sunar. Helps, iddiayı temkinli tutar: mekanizma açıklamaya katkı sağlar, ancak tek neden ya da eksiksiz kanıt olarak gösterilmez. Kalıp şöyledir: olgu veya kanıt + helps to explain why + özne + fiil. Why bir dolaylı soru yan cümlesi başlatır; bu nedenle doğrudan soru dizilişi değil, düz cümle dizilişi kullanılır: why life expectancy is ..., why is life expectancy ... değil.

Alıştırma

Örnekte helps to explain why neyi belirtir?

  1. Önceki mekanizmanın sonucun tek nedeni olduğunu kanıtlar.
  2. Dinleyicinin yanıtlaması gereken doğrudan bir soru başlatır.
  3. Önceki mekanizmayı açıklamanın bir parçası olarak sunar ve açıklanacak sonucu tanıtır.
Cevabı göster

Önceki mekanizmayı açıklamanın bir parçası olarak sunar ve açıklanacak sonucu tanıtır.

because you got your initial telomere length from them.

1:50

çünkü başlangıçtaki telomer uzunluğunuzu onlardan alırsınız.

Kelime

life expectancy: istatistiksel bir tahmin, garanti değil

Bu cümlede life expectancy, belirtilen ya da mevcut koşullarda bir kişinin veya nüfusun yaşaması beklenen yıl sayısının istatistiksel tahminidir. Kalıtım, sağlık veya politika tartışmalarında tek bir kişi için kesin bir tahmini değil, beklenen bir örüntüyü anlatır. Buradaki expectancy, istatistiksel anlamda beklenti demektir. İfade, birinin yaşamayı arzu ettiği yaşı belirtmez ve kimsenin ne zaman öleceğini garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi iki kelimelik standart istatistik terimiyle tamamlayın: The report compares ____ across countries, meaning the estimated number of years people are expected to live.

Cevabı göster

life expectancy

Kelime

yüksek ölçüde kalıtsal bir özellik

Bu cümlede a strongly heritable trait, insanlar arasındaki farklılıkları genetik kalıtımdan büyük ölçüde etkilenen bir özelliği ifade eder. Strongly, heritable sözcüğünü niteler ve farklı bir özellik türünü değil, kalıtsallık derecesini gösterir. Heritable, tek bir kişi için garanti değil, bir topluluktaki eğilimi anlatır. Genlerin tek etken olduğu anlamına gelmez; çevre ve rastlantı da etkili olabilir.

Alıştırma

"Height is a strongly heritable trait, but nutrition also matters," cümlesinde strongly heritable ne anlama gelir?

  1. Boyun ebeveynlerin boyuyla tamamen aynı olacağı garanti edilir.
  2. Yalnızca beslenmeden kaynaklanır ve genlerle ilgisi yoktur.
  3. Genetik kalıtımdan büyük ölçüde etkilenir, ancak başka etkenler de önem taşıyabilir.
Cevabı göster

Genetik kalıtımdan büyük ölçüde etkilenir, ancak başka etkenler de önem taşıyabilir.

Got a burning question you want answered? Deyimler

1:53

Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

yanıtını çok merak ettiğin soru

A burning question, birinin yanıtlanmasını özellikle ve sabırsızlıkla istediği sorudur. Burning, güçlü ve anlık bir merak ya da önem duygusu katar. Gerçekte yanan bir şey yoktur. İfade, konunun mutlaka öfke veya tartışma içerdiği anlamına da gelmez; temel fikir, yanıtı öğrenmeye duyulan güçlü istektir.

Alıştırma

Cümleyi, yanıtını öğrenmeyi son derece istediğiniz bir soruyu anlatan iki sözcüklü deyimle tamamlayın: "I have one ____: how do whales sleep?"

Cevabı göster

burning question

Ask it in the comments

1:55

Sorunuzu yorumlara yazın

or on Facebook and Twitter.

1:56

ya da Facebook ve Twitter'da paylaşın.

And subscribe for more weekly science videos.

1:57

Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.