Kanser hücreleri sağlıklı hücrelerden nasıl farklı davranır? - George Zaidan: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, normal hücre bölünmesinin nasıl kansere dönüşebildiğini ele alıyor; tedavinin hastalığın yerine ve ilerleme düzeyine neden bağlı olduğunu açıklıyor ve kemoterapinin hızlı bölünmeden yararlanırken sık bölünen sağlıklı hücrelere de nasıl zarar verdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gets a typo, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Gündelik bir yazım hatası benzetmesinin DNA mutasyonunu hatalı biyolojik bilgi olarak sunduğunu anlamak ve bilimsel anlatımların görünmeyen moleküler süreçleri somutlaştırmak için tanıdık imgeler kullandığı yerleri ayırt etmek. 2. neither radiation nor chemotherapeutic drugs target only cancer cells. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: neither...nor... yapısını kullanarak aynı olumsuz yargıyı iki paralel özneye doğru biçimde uygulamak; burada hem radyasyonun hem de kemoterapi ilaçlarının yalnızca kanser hücrelerini hedeflemediğini ve sağlıklı hücreleri de etkileyebildiğini net biçimde kavramak. 3. turn cancer's main strength into a weakness. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir düşünce akışındaki dönüşümü turn X into Y ile ifade etmek ve kemoterapinin kanserin kontrolsüz büyüme hızından yararlanarak onun temel gücünü bir zayıflığa dönüştürdüğü sonucunu anlamak.
Bu derste
We all start life as one single cell. Kalıp ifadeler
0:14Hepimiz hayata tek bir hücre olarak başlarız.
start life as: başlangıç durumunu belirtmek
start life as + isim öbeği, belirli bir biçim, rol veya durumda var olmaya başlamak anlamına gelir. Bu cümlede as başlangıç biçimini belirtir: her insan hayata tek bir hücre olarak başlar; cümle hücreymiş gibi davranmayı anlatmaz. Bu yapı başlangıç koşulunu öne çıkarır ve çoğu zaman daha sonra büyüme ya da değişim olacağını düşündürür. Canlıların yanı sıra kuruluşların, ürünlerin ve projelerin başlangıcını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi start life as ifadesinin üçüncü tekil şahıs için doğru biçimiyle tamamlayın: A butterfly ____ a caterpillar.
Cevabı göster
starts life as
Cells form tissues, tissues form organs...: düzeyler zinciri
Bu cümle, oluşumun aşamalarını göstermek için A form B biçiminde tekrarlanan bir zincir kullanır. Buradaki form yalnızca şekil vermek değil, oluşturmak ya da meydana getirmek anlamındadır. Böylece cümle daha küçük biyolojik parçalardan daha büyük bir bütüne ilerler. Her sonuç bir sonraki yan cümlenin öznesi olur: hücreler dokuları, dokular organları, organlar da bizi oluşturur. Aynı kalıbın tekrarlanması, karmaşık bir sistemi adım adım takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle oluşum düzeylerini göstermek için aynı bağlantılı zinciri kullanır?
- People use words to share ideas every day.
- Words form phrases, phrases form sentences, and sentences form paragraphs.
- A paragraph can be long, short, simple, or complex.
Cevabı göster
Words form phrases, phrases form sentences, and sentences form paragraphs.
These cell divisions by which we go from a single cell to 100 trillion cells Dilbilgisi
0:25Tek bir hücreden 100 trilyon hücreye dönüştüğümüz bu hücre bölünmelerine
by which: ilgi cümleciğinde araç veya mekanizma belirtme
Burada which, önceki these cell divisions ifadesine gönderme yaparken by araç veya mekanizmayı belirtir. İlgi cümleciği, bir hücreden çok sayıda hücreye geçişi mümkün kılan sürecin bu bölünmeler olduğunu anlatır. İsim + by which + cümlecik yapısı, bir şeyin hangi araçla gerçekleştiğini açıklamanın resmî bir yoludur. Edat zorunludur: which tek başına bir şey aracılığıyla anlamını vermez.
Alıştırma
By ile bir ilgi zamiri kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: Filtration is the process ____ these particles are removed.
Cevabı göster
by which
go from A to B: bir durumdan başka bir duruma değişmek
Go from A to B, bir değişimin başlangıç ve bitiş noktasını gösterir. Burada a single cell başlangıç miktarı, 100 trillion cells ise sonuçtaki miktardır; go, hareket etmek değil değişmek veya gelişmek anlamındadır. A ve B bir miktar, durum, rol veya biçim olabilir. Yapı iki uç noktayı da açıkça gösterdiği için büyüme, azalma ve dönüşümü anlatmakta kullanışlıdır.
Alıştırma
Başlangıç ve bitiş durumlarını gösteren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: Over ten years, the neighborhood went ____ quiet ____ busy.
Cevabı göster
from · to
are called growth.: bir kavrama ad verme
are called growth, bir şeye ad vermek için kullanılan edilgen bir yapıdır. Özne önceki bağlamdan anlaşılır; growth ise söz konusu süreç ya da sonuca verilen addır. Bilimsel anlatımlarda ve derslerde be called + ad, gözlemlenen bir olguyu onun terimiyle ilişkilendirir. Bu yapı, olgunun ne adla anıldığını söyler; adı kimin verdiğini vurgulamaz.
Alıştırma
Nesnelere ad veren cümleyi doğru tamamlayan ifade hangisidir? These tiny dots ___ pixels.
- call
- are called
- are calling
Cevabı göster
are called
And growth seems like a simple thing because when we think of it, Notlar
0:33Büyüme basit bir şey gibi görünür, çünkü bunu düşündüğümüzde,
seems like a simple thing: ilk izlenimi ifade etmek
seems like, bir şeyin belirli bir izlenim verdiğini ya da belirli türden bir şey gibi göründüğünü anlatır. And growth seems like a simple thing cümlesinde konuşan kişi, basitliği kesin bir gerçek olarak değil, ilk izlenim olarak sunar. Bu ifade, devamındaki açıklamanın bu izlenimi düzeltmesine alan bırakır: büyüme basit görünebilir, ancak daha yakından bakıldığında daha karmaşık olduğu anlaşılabilir.
Alıştırma
Bunun yalnızca bir ilk izlenim olduğunu gösteren ifade hangisidir? The repair ___ a small job, but it takes all day.
- is
- must be
- seems like
Cevabı göster
seems like
when we think of it, we typically think of: yaygın bir çağrışımı tanıtmak
when we think of it, we typically think of ... kalıbı, bir konuyla ilgili yaygın bir ilk çağrışımı sunar. Burada it, growth kavramına gönderme yapar; çağrışım ise birinin boyunun uzamasıdır. Kapsayıcı we, konuşmacıyla dinleyicileri aynı gruba dahil eder. Böylece açıklama, daha sonra ayrıntılandırılabilecek veya düzeltilebilecek ortak bir başlangıç noktası kurar; bu kalıp eksiksiz bir tanım sunduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Vurgulanan kalıp bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Belirli bir kişinin o anda ne düşündüğünü bildirir.
- Büyümenin eksiksiz bir bilimsel tanımını verir.
- Açıklamanın daha sonra ayrıntılandırabileceği yaygın bir ilk çağrışımı sunar.
Cevabı göster
Açıklamanın daha sonra ayrıntılandırabileceği yaygın bir ilk çağrışımı sunar.
But to cells: hücresel bakış açısına geçiş
But to cells ifadesinde to, hücrelere doğru hareketi değil, “hücreler açısından” ya da “hücresel düzeyde” anlamını taşır. Bu ifade, cümlenin hangi bakış açısından değerlendirildiğini gösterir. But, önceki gündelik bakışla bir karşıtlık kurar: büyüme gündelik açıdan basit görünebilir, ancak hücresel düzeyde basit değildir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp To + kişi veya grup, ardından o bakış açısından çerçevelenen bir ifadedir.
Alıştırma
“But to cells, growth isn't simple” cümlesinde to cells ne anlama gelir?
- Hücrelerin bulunduğu yöne doğru hareket ederek
- Hücrelerin bakış açısından veya hücresel düzeyde
- Yeni hücreler oluşturmak amacıyla
Cevabı göster
Hücrelerin bakış açısından veya hücresel düzeyde
part community-driven.
0:46kısmen de topluluk tarafından yönlendirilen karmaşık bir kimyasal danstır.
an intricate chemical dance: karmaşık koordinasyonu anlatan bir metafor
an intricate chemical dance ifadesi bir metafordur. Hücre bölünmesindeki çok sayıdaki ayrıntılı kimyasal adımı, karmaşık bir dansın hareketleri gibi sunar. Burada dance, gerçekten müzik eşliğinde hareket etmek anlamına gelmez. Metafor koordinasyonu vurgular: birçok adım düzenli biçimde etkileşime girerek tek ve bütün bir süreç oluşturur. Benzer metaforlarda birlikte çalışan katılımcıları veya adımları belirleyin.
Alıştırma
Bu cümlede an intricate chemical dance ne anlama gelir?
- Hücre bölünmesi tek ve basit bir kimyasal adımdır.
- Hücre bölünmesi, kimyasal adımları birlikte çalışan karmaşık bir süreçtir.
- Hücreler gerçekten müzik eşliğinde dans etmektedir.
Cevabı göster
Hücre bölünmesi, kimyasal adımları birlikte çalışan karmaşık bir süreçtir.
part individual, part community-driven: part X, part Y kalıbı
part X, part Y kalıbı, tek bir şeyi iki niteliğin, etkinin veya bileşenin karışımı olarak sunar. Bu cümlede hücre bölünmesinin hem bireysel bir yönü hem de çevresindeki topluluk tarafından şekillenen bir yönü vardır. Burada part zarf gibi çalışır ve partly ya da to some extent anlamına gelir; «parça» anlamındaki isim değildir. Bağlam böyle bir bilgi vermedikçe kalıp iki yönün eşit olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir işin iki niteliğe de sahip olduğunu göstermek için part X, part Y kalıbını tamamlayın: The job is ____ creative, ____ technical.
Cevabı göster
part · part
in a neighborhood of 100 trillion cells: bir topluluk olarak vücut
Bu cümlede neighborhood, vücuttaki devasa hücre topluluğu için kullanılan bir metafordur. Hücreler gerçek bir yerleşim bölgesinde değildir; aynı sistem içinde birlikte var olan ve işleyen çok sayıda üye gibi sunulur. Bu çerçeve, things go wrong ifadesini anlamayı kolaylaştırır: böylesine büyük bir toplulukta tek bir üyede bazen sorun gelişebilir. Daha genel olarak, tanıdık bir sosyal alan, karmaşık bir sistemin birçok parçasının nasıl bir arada bulunduğunu ve birbirini etkilediğini açıklamaya yardımcı olabilir.
Alıştırma
Hücre grubuna neighborhood denmesinin temel amacı nedir?
- Hücreleri büyük ve bağlantılı bir topluluğun üyeleri olarak sunar.
- Hücrelerin gerçek şehir sokaklarında bulunduğunu söyler.
- Konuşanın yaşadığı mahalleyi belirtir.
Cevabı göster
Hücreleri büyük ve bağlantılı bir topluluğun üyeleri olarak sunar.
set of instructions or DNA: bir metafor ve açıklayıcı or
Set of instructions, DNA için kullanılan gündelik bir metafordur: DNA, bir hücrenin nasıl oluştuğunu ve çalıştığını yönlendiren bilgiler taşır. DNA’ya instructions denmesi, soyut bir biyoloji kavramını gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Burada or DNA, aynı şeye daha kesin bir bilimsel ad verir. Or açıklama işlevindedir ve kabaca başka bir deyişle DNA anlamına gelir; dinleyiciden birbiriyle ilgisiz iki şey arasında seçim yapmasını istemez.
Alıştırma
a set of instructions or DNA ifadesinde or DNA ne işe yarar?
- Dinleyiciden hücrenin hangisine sahip olduğunu seçmesini ister.
- Önceki gündelik tanımın bilimsel adını verir.
- DNA’yı ikinci ve ilgisiz bir nesne olarak ekler.
Cevabı göster
Önceki gündelik tanımın bilimsel adını verir.
“gets a typo”: DNA mutasyonunu yazım hatasına benzeten mecaz
“gets a typo” ifadesinde typo bir mecazdır. Hücrenin DNA'sı yazılı talimatlar gibi ele alınır ve mutasyon, bu bilgilerdeki bir hataya benzetilir. DNA'yı gerçekten kimse yazmaz. Aktarılabilir ana fikir, yazılı talimatlarda bir yazım hatası bulunabilmesi gibi kodlanmış talimatların da değişebilmesidir.
Alıştırma
Cümlede “gets a typo”, DNA hakkında ne anlatıyor?
- Birisi hücrenin içinde bir belge yazar.
- Kodlanmış bilgisinde bir değişiklik veya hata oluşur.
- Altyazıda bir yazım hatası vardır.
Cevabı göster
Kodlanmış bilgisinde bir değişiklik veya hata oluşur.
“what we call a mutation”: açıklanmış bir olguyu adlandırmak
“What we call a mutation”, az önce açıklanan olguya teknik bir ad verir. Burada what, “... olan şey” anlamına gelir ve call bu şeyi a mutation adıyla ilişkilendirir. Tam cümlede bu yan cümle, önceki “typo”yu adlandırmak için virgülden sonra eklenir. Yaygın bir tam kalıp X is what we call Y biçimindedir; X'in açıklamasından onun kabul görmüş adı Y'ye geçiş yapar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için what, we ve call sözcüklerini doğru sıraya koyun: This quick automatic response is ____ a reflex.
Cevabı göster
what we call
Most of the time the cell senses mistakes and shuts itself down Notlar
0:59Çoğu zaman hücre hataları algılar ve kendini kapatır
Most of the time: olası istisnaları olan olağan örüntü
Most of the time, “çoğu durumda” ya da “genellikle” anlamına gelir. Hücrenin tepkisini, bunun istisnasız her seferinde gerçekleştiğini ileri sürmeden olağan örüntü olarak sunar. İstisnalara yer bırakırken güçlü bir genel eğilimi belirtmek istediğinizde bu ifadeyi kullanın.
Alıştırma
Hangi ifade Most of the time anlamını en iyi karşılar?
- Genellikle gerçekleşir, ancak istisnalar olabilir.
- Yalnızca çok nadiren gerçekleşir.
- İstisnasız her seferinde gerçekleşir.
Cevabı göster
Genellikle gerçekleşir, ancak istisnalar olabilir.
shuts itself down: öznenin kendi çalışmasını durdurması
Shut down, “bir şeyin çalışmasını durdurmak” anlamına gelir. shuts itself down ifadesinde itself özneye, yani hücreye gönderme yapar; dolayısıyla eylemi yapan ile çalışması durdurulan aynı varlıktır. Shut down bir nesne aldığında ayrılabilir. Nesne bir zamirse shut ile down arasına gelir: shuts itself down denir, shuts down itself denmez. Bu yapı, kendi çalışmasını durduran bir makineyi, programı veya başka bir sistemi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi shut down ve bir dönüşlülük zamirinin doğru biçimiyle tamamlayın: When it detects a critical fault, the device ____.
Cevabı göster
shuts itself down
or the system detects a troublemaker and eliminates it. Deyimler
1:03veya sistem bir sorun çıkaranı tespit eder ve onu yok eder.
a troublemaker: kişileştirilmiş zararlı unsur
Troublemaker normalde sorun çıkaran veya bir grubun düzenini bozan kişi demektir. Burada a troublemaker, anormal ya da tehlikeli bir hücreyi topluluğun kötü bir üyesiymiş gibi kişileştirir. Bu ifade biyolojik savunma sürecini gözde canlandırmayı kolaylaştırır: sistem zararlı unsuru belirler ve ortadan kaldırır. Benzer açıklamalarda insanı belirten bir sözcük, oynadığı role göre insan dışı bir şey için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a troublemaker neyi ifade ediyor?
- İnsanmış gibi anlatılan anormal veya tehlikeli bir hücre
- Tıbbi bir işlemi engelleyen gerçek bir kişi
- Bir koruma mekanizmasının resmî tıbbi adı
Cevabı göster
İnsanmış gibi anlatılan anormal veya tehlikeli bir hücre
But enough mutations can bypass these fail-safes Kelime
1:05Fakat yeterince mutasyon bu güvenlik önlemlerini aşarak
bypass these fail-safes: koruma mekanizmalarını atlatmak
bypass these fail-safes ifadesinde bypass, normalde bir eylemi engelleyecek veya durduracak bir şeyin etrafından dolaşmak anlamına gelir. Fail-safes, bir sorun çıktığında zararı sınırlamak için tasarlanmış koruma mekanizmalarıdır; başarısızlığın kendisi değildir. Burada ifade, biriken mutasyonların hücrenin normal korumalarından kaçabileceğini anlatır. Aktarılabilir bypass + koruma, sistem veya kontrol kalıbı, onun denetimine takılmadan kaçınmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede bypass these fail-safes ne anlama geliyor?
- Koruma mekanizmalarına takılmadan onlardan kaçınmak
- Sisteme daha fazla koruma mekanizması eklemek
- Koruma mekanizmalarını bozulduktan sonra onarmak
Cevabı göster
Koruma mekanizmalarına takılmadan onlardan kaçınmak
driving the cell to divide recklessly. Dilbilgisi
1:08hücrenin pervasızca bölünmesine neden olabilir.
driving the cell to divide recklessly: drive + nesne + to do
driving the cell to divide recklessly ifadesinde drive + object + to-infinitive kalıbı, “nesnenin bir şey yapmasına güçlü biçimde neden olmak veya onu buna itmek” demektir. the cell nesnedir, to divide ise eylemdir; buradaki drive araç kullanmak anlamına gelmez. -ing yan cümlesi driving ... önceki ifadeye bağlanır ve bu durumu onun sonucu olarak sunar. Recklessly, bölünmenin tehlikeli ve kontrolsüz bir biçimde gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi drive fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Smoke filled the room, ____ everyone to rush outside.
Cevabı göster
driving
one rogue cell: normal denetimin dışındaki anlamında rogue
one rogue cell ifadesinde rogue, sistemin normal denetimlerine artık uymayan ve tehlikeli olabilecek anlamına gelir. Vücudun olağan düzenleme mekanizmasının dışında davranan anormal bir hücreyi anlatır; kaybolmuş veya başıboş dolaşan bir hücre demek değildir. Rogue sözcüğünün bu kullanımı, büyük bir sistemin içindeki bir üyeyi riskli bir istisna olarak işaretler. Aynı fikir rogue program ve rogue device gibi teknik ve haber ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
one rogue cell ifadesinde rogue ne anlama gelir?
- anormal ve artık normal denetim altında olmayan
- sağlıklı ama geçici olarak etkin olmayan
- tek başına başka bir yere giden
Cevabı göster
anormal ve artık normal denetim altında olmayan
At every stage the incorrect instructions are passed along to the cells' offspring. Notlar
1:15Her aşamada, yanlış talimatlar hücrelerin yavrularına aktarılır.
At every stage: her aşamada
At every stage, “bir sürecin birbirinden ayrı her aşamasında” anlamına gelir. Every sözcüğünden sonra tekil stage adı gelir; at ise bir şeyin gerçekleştiği noktayı veya aşamayı belirtir. Bu ifade, aynı eylemin ya da durumun yalnızca bir kez değil, sürecin başından sonuna kadar aşama aşama geçerli olduğunu göstermek için cümlenin başında kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ of the experiment, we recorded the temperature.
Cevabı göster
At every stage
are passed along to: edilgen bir aktarım
Are passed along to, pass something along to someone yapısının edilgen biçimidir. Özne olan the incorrect instructions aktarılan şeyi, to sonrasındaki bölüm ise alıcıyı, yani the cells' offspring ifadesini belirtir. Pass along; bilgi, nesne, etki veya özelliklerin bir kişiden, yerden ya da nesilden diğerine geçmesini anlatır. Bu cümlede hatalı talimatların yeni hücrelerde de devam ettiği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The new instructions ____ all staff members.
Cevabı göster
are passed along to
Weeks, months, or years after that one rogue cell transformed, Anlatım akışı
1:19O başıbozuk hücrenin dönüşmesinden haftalar, aylar veya yıllar sonra,
Weeks, months, or years after: zamanda ileri atlamak
Baştaki bu zaman çerçevesi, açıklamayı hücrenin dönüşümünden daha sonraki bir sonuca taşır. Haftaları, ayları ve yılları sıralayarak gecikmenin belirsiz ve uzun olabileceğini belirtir; kesin bir tarih vermez. Cümle başında kullanılan süre + after + olay çerçevesi, dinleyiciye bir sonraki aşamanın ne zaman gerçekleştiğini bildirir ve aradaki süreci kısaltarak aktarır.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Weeks, months, or years after ifadesi ne işe yarar?
- Hücrenin dönüştüğü kesin tarihi verir.
- Aynı anda gerçekleşen üç değişikliği sayar.
- Açıklamayı belirsiz uzunluktaki bir süreden sonraki aşamaya taşır.
Cevabı göster
Açıklamayı belirsiz uzunluktaki bir süreden sonraki aşamaya taşır.
you might see your doctor about a lump in your breast. Notlar
1:24göğsünüzdeki bir yumru nedeniyle doktorunuza gidebilirsiniz.
see your doctor about: bir sorun nedeniyle doktora danışmak
you might see your doctor about a lump ifadesinde see your doctor, doktoru yalnızca görmek değil, ona danışmak veya ondan tıbbi bakım almak anlamına gelir. About, ziyarete neden olan belirtiyi veya endişeyi tanıtır. Might, bunu genel bir açıklamada olası bir sonraki adım olarak sunar. Tek başına güçlü bir tıbbi tavsiye vermez.
Alıştırma
“Bu nedenle düzenli olarak gittiğin doktora danışmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: You should ____ that persistent cough.
Cevabı göster
see your doctor about
Tıbbi bir belirti olarak a lump in your breast
Bu cümlede a lump in your breast, meme dokusunda çevresindeki dokudan farklı, olağandışı derecede sert veya şiş görünen ya da hissedilen bir bölge anlamına gelir. Lump fiziksel bir bulguyu veya belirtiyi adlandırır; nedenini belirtmez ve kanser tanısı konduğu anlamına gelmez. a lump in + body part kalıbı, bulgunun adı verilen vücut bölgesinin içinde olduğunu gösterir. found, noticed veya felt a lump gibi ifadeler bu tür bir belirtiyi bildirmek için yaygın biçimde kullanılır.
Alıştırma
Tıbbi bir konuşmada a lump in your breast neyi anlatır?
- Kesinleşmiş meme kanseri tanısı
- Memede olağandışı bir kitle veya şişlik
- Tüm göğüs bölgesini etkileyen ağrı
Cevabı göster
Memede olağandışı bir kitle veya şişlik
Difficulty going to the bathroom could reveal a problem in your intestine, Notlar
1:26Tuvalete gitmede zorluk yaşamanız bağırsak,
Difficulty going to the bathroom: Amerikan İngilizcesinde bir örtmece
Burada Difficulty going to the bathroom, idrar yaparken veya dışkılarken güçlük çekmek anlamına gelir. Amerikan İngilizcesinde go to the bathroom, tuvaleti kullanmayı kibarca dolaylı anlatan bir ifadedir. Bu nedenle bu belirti tanımı, banyoya yürümekte veya içeri girmekte zorlanmayı değil, bedensel bir işlevi anlatır. Difficulty sözcüğünden sonra -ing biçimi gelebilir: difficulty doing something. İfade tek başına geniş bir anlama sahiptir; tıbbi bağlamda sorunun idrar yapma, dışkılama veya her ikisiyle mi ilgili olduğu açıklanmalıdır.
Alıştırma
Amerikan tıbbi bağlamında Difficulty going to the bathroom normalde tuvalete fiziksel olarak ulaşmanın zor olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
could reveal a problem: gizli bir sorunu ortaya çıkarabilir
could reveal a problem, “bir sorunu ortaya çıkarabilir” anlamına gelir. Bir belirti, test sonucu ya da işaret, daha önce fark edilmeyen bir sorunu görünür hâle getirebilir. could olasılık bildirir; bu nedenle cümle sorunun kesinlikle var olduğunu söylemez. reveal, soruna neden olmayı değil, gizli bir sorunu görünür kılmayı vurgular.
Alıştırma
Bu bağlamda could reveal a problem ne anlama gelir?
- sorunu gizleyecek
- yeni bir sorun yaratacak
- bir sorunun var olduğunu gösterebilir
Cevabı göster
bir sorunun var olduğunu gösterebilir
Or a routine blood test might count too many white cells or elevated liver enzymes. Notlar
1:31Ya da rutin bir kan testinde beyaz kan hücreleriniz çok fazla ya da karaciğer enzimleriniz yüksek çıkabilir.
routine blood test: rutin kan testi
routine blood test, düzenli bir kontrolün veya olağan sağlık hizmetinin parçası olarak yapılan standart kan testi demektir. routine, testin olağan ya da planlanmış olduğunu belirtir; acil bir test olduğunu belirtmez. Bu ifade bir isim grubudur: routine, blood test ifadesini niteler. Bir teste routine denmesi, sonucun normal olacağı veya ciddi bir sorunun araştırılmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Standart kan testini anlatan ifadeyi tamamlayın: The clinic includes a ____ in the annual checkup.
Cevabı göster
routine blood test
Tıbbi bir testte count too many white cells
Tıbbi test bağlamında count, hücrelerin sayısını belirleyip kaydetmek demektir. count too many white cells ifadesinde test, beyaz kan hücresi sayısının beklenen veya normal aralığın üzerinde olduğunu bulabilir. White cells, white blood cells ifadesinin yaygın bir kısaltmasıdır. Too many sonucu açıklar; tek başına testin sayım hatası yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi test bağlamında The test might count too many white cells ne anlama gelir?
- Test, aynı beyaz kan hücrelerini yanlışlıkla birden fazla kez sayabilir.
- Test, beyaz kan hücresi sayısının beklenen aralığın üzerinde olduğunu bulabilir.
- Beyaz kan hücreleri diğer hücreleri sayabilir.
Cevabı göster
Test, beyaz kan hücresi sayısının beklenen aralığın üzerinde olduğunu bulabilir.
Tıbbi test sonuçlarında elevated liver enzymes
Tıbbi test sonuçlarında elevated liver enzymes, kandaki karaciğerle ilişkili bazı enzimlerin ölçülen düzeylerinin veya etkinliğinin laboratuvarın referans aralığının üzerinde olduğu anlamına gelir. Elevated, enzimlerin fiziksel konumunu değil, söylenmemiş olan ölçüm değerini niteler. Bu ifade bir nedeni değil, bir bulguyu bildirir. Tek başına belirli bir karaciğer hastalığını doğrulamaz.
Alıştırma
elevated liver enzymes ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Bazı karaciğer enzimi ölçümleri referans aralığının üzerindedir.
- Belirli bir karaciğer hastalığı zaten doğrulanmıştır.
- Karaciğer fiziksel olarak normalden daha yukarıdadır.
Cevabı göster
Bazı karaciğer enzimi ölçümleri referans aralığının üzerindedir.
deliver the bad news: ciddi bir haberi iletmek
Bu cümlede delivers, “taşımak” değil, “iletmek veya açıklamak” anlamına gelir. Deliver the bad news, ciddi ve üzücü bir bilgiyi birine bildirmek için kullanılan yaygın bir fiil–isim birleşimidir. Özellikle konuşan kişinin bu haberi verme sorumluluğu olduğunda kullanılır. Yapı deliver + the news şeklindedir. Haberi alan kişiyi belirtmek gerektiğinde to + kişi eklenir: She delivered the news to the family. Bu ifade, haber verme eylemine yalnızca say veya tell kullanmaktan daha fazla ağırlık katar.
Alıştırma
“Your doctor delivers the bad news,” cümlesinde delivers ne anlama gelir?
- Üzücü bir bilgiyi ciddi bir biçimde iletmek
- Doktora bir gazete taşımak
- Haberi neşeli göstermek
Cevabı göster
Üzücü bir bilgiyi ciddi bir biçimde iletmek
From here your strategy will depend on where the cancer is and how far it's progressed. Notlar
1:40Buradan sonra stratejiniz, kanserin nerede olduğuna ve ne kadar ilerlediğine bağlı olacaktır.
From here: sonraki aşamaya geçmek
Burada From here, mevcut durumu bir başlangıç noktası olarak ele alır ve sıradaki konuya geçildiğini gösterir. Konuşmacı teşhisi açıklamayı bitirmiş ve şimdi tedaviyle ilgili kararlara geçmektedir. Bu bağlamda fiziksel bir yeri göstermeyen, söylem içinde geçiş sağlayan bir ifadedir. Daha genel olarak From here, ulaşılan noktadan sonraki aşamaya geçerek bir açıklamayı, planı veya süreci düzenleyebilir.
Alıştırma
Bir sunum yapan kişi sorunu açıkladıktan sonra şöyle diyor: From here, we will compare three possible solutions. From here burada ne yapıyor?
- Aynı eylemin sonsuza kadar süreceğine söz verir.
- Mevcut noktayı bir sonraki aşamanın başlangıcı olarak işaretler.
- Çözümlerin fiziksel olarak yakında olduğunu söyler.
Cevabı göster
Mevcut noktayı bir sonraki aşamanın başlangıcı olarak işaretler.
will depend on: koşullara göre belirlenecek gelecekteki bir sonuç
Will depend on, “... tarafından belirlenecek” ya da “... bağlı olacak” anlamına gelir. Stratejinin henüz kesinleşmediğini ve on'dan sonra belirtilen koşulların onu şekillendireceğini anlatır. Depend on'dan sonra belirleyici etken gelir; bu bir isim öbeği veya yan cümle olabilir. Tam düşüncede where the cancer is ve how far it has progressed bu etkenlerdir.
Alıştırma
Cümleyi “... tarafından belirlenecek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The picnic date ____ the weather.
Cevabı göster
will depend on
how far it's progressed: bir hastalığın ulaştığı aşama
Burada how far fiziksel mesafeyi değil, kapsamı veya aşamayı sorar. how far it's progressed ifadesinde it's, it has anlamına gelir; dolayısıyla ifade “kanserin ulaştığı aşama” demektir. Tıbbi İngilizcede bir hastalığın has progressed olması, hastalığın geliştiği veya ilerlediği anlamına gelir. Progressed, hastanın iyileştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“The scan shows how far the disease has progressed,” cümlesinde how far ... has progressed neyi sorar?
- Hastalığın fiziksel olarak katettiği mesafe.
- Hastalığın ne kadar iyileştiği.
- Hastalığın ulaştığı aşama veya ilerleme düzeyi.
Cevabı göster
Hastalığın ulaştığı aşama veya ilerleme düzeyi.
If the tumor is slow-growing and in one place, Kelime
1:45Eğer tümör yavaş büyüyorsa ve tek bir yerde ise,
slow-growing and in one place: bir tümörün iki özelliği
Burada slow-growing, tümörün büyüme hızını anlatır: tümör yavaş büyür. Kısa çizgi, slow ve growing sözcüklerini birleşik bir sıfat yapmak için birleştirir. and in one place ifadesi ikinci bir koşul ekler: tümör başka bölgelere yayılmış olmak yerine tek bir bölgeyle sınırlı görünür. Bu iki betimleme birlikte, If ile başlayan koşulu oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlede slow-growing and in one place ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Hızla büyür ama hiçbir belirtiye yol açmaz.
- Yavaş büyür ve tek bir bölgeyle sınırlı görünür.
- İlk bulunduğu yerden kaybolmuştur.
Cevabı göster
Yavaş büyür ve tek bir bölgeyle sınırlı görünür.
might be all you need: tek bir seçeneğin yeterli olabileceğini söylemek
surgery might be all you need ifadesinde all you need, bu amaç için gereken her şey anlamına gelir. Doğal mesaj, ameliyatın tek başına yeterli olabileceği ve bu nedenle ek tedavinin gerekmeyebileceğidir. Might, ifadeyi kesin değil temkinli hâle getirir. Duruma dayalı bir olasılık sunar; ameliyatın herkes için yeterli olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “yeterli olabilir” anlamına gelen dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: One clear example ____ to explain the rule.
Cevabı göster
might be all you need
if anything: beklentiyi ihtiyatla düşürmek
Burada if anything, önceki ifadenin oluşturduğu beklentiyi ihtiyatla düşürür: çok az ek işlem gerekebilir ya da hiç gerekmeyebilir. Bazı sözcüklerin eksiltildiği bir sınırlama ifadesidir; anlamının bir bölümü önceki bağlamdan tamamlanır. Belirsiz bir nesneye gönderme yapmaz. Daha genel olarak if anything, önceki bir yargıyı ihtiyatla düzeltmek için kullanılır; çoğu zaman miktarı azaltır, bazen de yönü tersine çevirir.
Alıştırma
Yargılayın: Burada if anything, belirsiz bir nesne hakkında gerçek bir koşul bildirir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
If the tumor is fast-growing or invading nearby tissue, Kelime
1:50Eğer tümör hızlı büyüyorsa veya yakın dokulara yayılıyorsa,
Tıbbi İngilizcede fast-growing or invading nearby tissue
Bu ifade tümörün iki olası özelliğini belirtir. Fast-growing, boyutun hızla arttığı anlamına gelir; or bunu invading nearby tissue ile bağlar. İkinci ifade, tümörün hemen yanındaki dokuya doğru büyüdüğünü veya yayıldığını anlatır. Tıbbi İngilizcede invade, anormal hücrelerin çevredeki dokuya girmesini ifade eder. Bilinçli bir saldırı anlamı taşımaz ve yerel invazyon tek başına hastalığın uzak organlara yayıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir tıbbi raporda fast-growing or invading nearby tissue ne anlama gelir?
- Tümör kesinlikle bütün uzak organlara yayılmıştır.
- Tümör hızla büyüyor veya hemen yanındaki dokuya doğru genişliyor.
- Tümör küçülüyor ve çevredeki dokudan uzaklaşıyor.
Cevabı göster
Tümör hızla büyüyor veya hemen yanındaki dokuya doğru genişliyor.
your doctor might recommend radiation or surgery followed by radiation. Dilbilgisi
1:53doktorunuz radyoterapi veya ameliyat sonrası radyoterapi önerebilir.
surgery followed by radiation: A’nın ardından B
surgery followed by radiation ifadesinde geçmiş zaman ortacı yapısındaki followed by radiation, surgery sözcüğünü niteler ve tedavi sırasını belirtir: önce ameliyat, sonra radyoterapi gelir. Başka durumlara da aktarılabilen A followed by B kalıbı “A, ardından B” anlamına gelir. Tedavi planlarında, işlemlerde, programlarda ve başka sıralamalarda yaygındır.
Alıştırma
Tartışmanın sunumdan sonra geldiğini belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: The presentation is ____ a discussion.
Cevabı göster
followed by
If the cancer has spread or if it's inherently everywhere like a leukemia, Kelime
1:57Eğer kanser yayılmışsa veya lösemi gibi doğası gereği her yerdeyse,
has spread: tıbbi bağlamda present perfect
Özne cancer olduğunda spread, başlangıç yerinden başka dokulara veya vücudun başka bölgelerine yayılmak anlamına gelir. Has spread, has + past participle yapısından oluşan present perfect biçimidir. Yayılmanın zaten gerçekleştiğini ve sonucunun mevcut durum ya da tedavi kararıyla ilgili olduğunu anlatır. Spread fiilinin yalın, geçmiş zaman ve past participle biçimleri aynı şekilde yazılır.
Alıştırma
Değişimin zaten gerçekleştiğini ve şu anda önemli olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The infection ____ to nearby tissue.
Cevabı göster
has spread
inherently everywhere ... like a leukemia: doğası gereği tüm vücutta, lösemi gibi
Inherently, bu özelliğin hastalığın temel doğasına ait olduğunu, yalnızca hastalık sonradan yayıldığı için ortaya çıkmadığını belirtir. Burada inherently everywhere, kanserin tek bir bölgeyle sınırlı değil sistemik olduğu anlamına gelir. Like a leukemia, bu tür kansere örnek olarak lösemiyi verir. Buradaki like, “hoşlanmak” fiili değil, “gibi” veya “örneğin” anlamındadır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?
- Kanser lösemiden hoşlandığı için geçici olarak her yere hareket eder.
- Kanser her zaman küçük ve sabit tek bir yerde bulunur.
- Kanser doğası gereği sistemiktir ve lösemi buna örnek olarak verilir.
Cevabı göster
Kanser doğası gereği sistemiktir ve lösemi buna örnek olarak verilir.
your doctor will most likely recommend chemotherapy or a combination of radiation and chemo. Kalıp ifadeler
2:01doktorunuz büyük ihtimalle kemoterapi veya radyoterapi ve kemoterapi kombinasyonu önerecektir.
a combination of radiation and chemo: radyoterapi ile kemoterapi kombinasyonu
A combination of X and Y ad öbeği, X ile Y'nin tek bir planın veya sonucun parçaları olarak bir araya getirildiğini ifade eder. Bu cümlede radiation ve chemo, tedavi seçeneğinin iki parçasıdır. Kalıbı a combination of + X + and + Y şeklinde koruyun. Burada radiation, radiation therapy anlamındadır; chemo ise chemotherapy sözcüğünün yaygın ve gündelik kısaltmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıp a combination of X and Y ile tamamlayın: The treatment uses ____ radiation and chemo.
Cevabı göster
a combination of
Radiation and most forms of chemo work by physically shredding the cells' DNA Dilbilgisi
2:07Radyoterapi ve kemoterapinin çoğu türü, hücrelerin DNA'sını fiziksel olarak parçalayarak
work by physically shredding: etki mekanizmasını açıklama
work by + -ing kalıbı, bir şeyin etkili olmasını veya işlev görmesini sağlayan mekanizmayı açıklar. Burada work by physically shredding, radyasyonun ve çoğu kemoterapi türünün nasıl etki gösterdiğini açıklar: hücrelerin DNA'sına doğrudan zarar verirler. Physically, shredding sözcüğünü niteler. Shredding canlı ve güçlü bir anlatımdır; DNA'nın gerçek anlamda bir kâğıt öğütücüden geçirildiğini söylemez, ağır ve doğrudan kırılmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi by ve trap sözcüğünün doğru -ing biçimiyle tamamlayın: This filter works ____ tiny dust particles.
Cevabı göster
by trapping
disrupting the copying machinery: machinery sözcüğünü bir sistem olarak anlamak
Disrupting, bir sürecin normal biçimde devam edemeyeceği şekilde engellenmesi demektir. Burada bir tedavinin hücrelerin DNA'yı kopyalamasını veya düzgün biçimde bölünmesini durdurmasının başka bir yolunu belirtir. The copying machinery, kopyalama işini yapan uyumlu molekül ve süreçleri bir makineye benzeten bilimsel bir mecazdır. Burada machinery, fotokopi makinesi gibi fiziksel bir aygıtı değil, çalışan sistemin tamamını ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede the copying machinery ne anlama gelir?
- Tıbbi ekipmanı kullanan bir çalışan
- Laboratuvarda kullanılan bir fotokopi makinesi
- Kopyalama işini yapan uyumlu hücresel sistem
Cevabı göster
Kopyalama işini yapan uyumlu hücresel sistem
But neither radiation nor chemotherapeutic drugs target only cancer cells. Dilbilgisi
2:14Ancak ne radyoterapi ne de kemoterapötik ilaçlar yalnızca kanser hücrelerini hedef alır.
neither radiation nor chemotherapeutic drugs: neither...nor... ile iki ögeyi birlikte olumsuzlama
Neither A nor B, A ile B’yi aynı olumsuz yargının kapsamına alır: A bunu yapmaz, B de yapmaz. Burada hem radyasyon hem de kemoterapi ilaçları target only cancer cells koşulunu karşılamaz. Only, cancer cells ifadesini niteler. Cümle, bu tedavilerin kanser hücrelerine hiç ulaşmadığını değil, iki tedavinin de yalnızca kanser hücreleriyle sınırlı olmadığını söyler.
Alıştırma
Her iki girişin de kapalı olduğunu göstermek için cümleyi neither...nor... ile tamamlayın: ____ the front gate ____ the side gate is open.
Cevabı göster
Neither · nor
Radiation hits whatever you point it at Dilbilgisi
2:19Radyoterapi onu neye yöneltirseniz ona isabet eder
whatever you point it at: serbest ilgi yan cümlesi
whatever you point it at yan cümlesinin tamamı hits fiilinin nesnesidir. Burada whatever, anything that anlamına gelir; böylece yan cümle, önceden belirli bir nesne adı vermeden olası her hedefi belirtir. Yan cümlenin içinde point it at, point something at a target kalıbını izler. Whatever bu hedefin yerini tuttuğu için at edatı sonda kalır. Bu kalıp, aynı sonucun olası her hedef için geçerli olduğunu ifade eder.
Alıştırma
İngilizce 'The beam hits whatever you point it at,' cümlesindeki whatever yan cümlesi neyi belirtir?
- Işının saklandığı herhangi bir yer.
- Işının açıldığı bir an.
- Işını yönelttiğiniz herhangi bir nesne.
Cevabı göster
Işını yönelttiğiniz herhangi bir nesne.
and your bloodstream carries chemo-therapeutics all over your body. Kalıp ifadeler
2:21ve kan dolaşımınız kemoterapötikleri tüm vücudunuza taşır.
all over your body: vücudun her yerine ulaşmak
Bu cümlede all over your body, “vücudun her yerine” veya “vücudun birçok bölümüne” demektir. İfade yalnızca vücudun içinde bulunmayı değil, geniş bir alana dağılmayı vurgular. All over + bir yer ya da alan, bir şeyin o alanın her tarafına yayıldığını anlatmanın yaygın bir yoludur. Burada carries fiilinin kapsamını gösterir: kan dolaşımı ilaçları vücudun farklı yerlerine taşır.
Alıştırma
Hangi cümle ilacın vücudun birçok bölümüne ulaştığını söyler?
- The medicine moves all over your body.
- The medicine passes above your body.
- The medicine stays in one small area.
Cevabı göster
The medicine moves all over your body.
So what happens when different cells get hit? Kelime
2:25Peki farklı hücreler hedef alındığında ne olur?
get hit: güçlü biçimde etkilenmek
Burada get hit, “etkilenmek veya zarar görmek” anlamına gelir. Hücrelere fiziksel olarak bir nesne çarpmaz; tedavi hücrelere ulaşır ve onları etkiler. Hit, bu etkiyi güçlü gösterir. Get + past participle yapısı, olaya odaklanan gündelik bir edilgen anlatım oluşturabilir. Get hit içinde hit, past participle görevindedir; hit fiilinin yalın hâli, geçmiş zaman hâli ve past participle hâli aynıdır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Local businesses get hit when tourism falls. Get hit ne anlama geliyor?
- Fiziksel bir darbe alırlar.
- Dikkatle seçilirler.
- Olumsuz etkilenirler.
Cevabı göster
Olumsuz etkilenirler.
Sıradaki örneği tanıtmak için Let's look at
Let's look at, dinleyicinin dikkatini sıradaki örneğe veya karşılaştırmaya yönelten bir söylem işaretidir. Bu cümlede ifade, incelenecek üç hücre türünü tanıtır. Açıklamalarda look at çoğu zaman yalnızca “gözle bakmak” değil, “ele almak veya incelemek” anlamına gelir. Bu ifade, genel bir düşünceden somut kanıtlara veya örneklere geçmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Dinleyiciyi sıradaki öğeyi incelemeye çağıran ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the first chart.
Cevabı göster
Let's look at
The healthy liver cell divides only when it's stressed. Dilbilgisi
2:33Sağlıklı karaciğer hücresi sadece stres altında olduğunda bölünür.
divides only when it's stressed: gerekli bir koşul
Only when gerekli bir koşul sunar: Sağlıklı karaciğer hücresi bölünüyorsa stres altında olmalıdır. Hücrenin stres altında olmadığı zaman bölünmesini dışlar; ancak stresin bölünmeyi kesin olarak sağlayacağını söylemez. Bu biyolojik bağlamda stressed, hücrenin fizyolojik baskı altında olması demektir; endişeli hissetmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Kuralı, dersteki “başka hiçbir zaman değil” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The warning light turns on ____ the door is open.
Cevabı göster
only when
and the cancer cell divides even more frequently and recklessly. Kalıp ifadeler
2:38ve kanser hücresi daha da sık ve pervasızca bölünür.
even more frequently and recklessly: daha da sık ve kontrolsüzce
Even, karşılaştırmayı güçlendirmek için more frequently karşılaştırma ifadesinin önüne gelir. Sağlıklı saç hücresi zaten sık bölünür; kanser hücresi ise bundan daha yüksek bir sıklıkta bölünür. even + karşılaştırma yapısı, ikinci durumun zaten dikkat çekici olan bir düzeyi daha da aştığını gösterir. Recklessly, and ile bağlanan ikinci bir zarftır ve divides fiilini o da niteler. Burada mecazidir: hücrenin bir niyeti yoktur; bu sözcük bölünmeyi bilinçli bir seçim olarak değil, tehlikeli ölçüde kontrolsüz bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
İlk alım satım botu zaten sık işlem yapıyor. İkinci botun daha da sık ve yeterli kontrol olmadan işlem yaptığını belirten cümle hangisidir?
- The second trading bot rarely trades, but it trades recklessly.
- The second trading bot trades even more frequently and recklessly.
- The second trading bot trades just as frequently and carefully.
Cevabı göster
The second trading bot trades even more frequently and recklessly.
take a chemotherapeutic drug: kemoterapi ilacı kullanmak
Tıbbi İngilizcede take a drug, ilacı tedavinin bir parçası olarak kullanmak anlamına gelir. Burada take, hastanın ilacı kullanmasını anlatır; ilacı fiziksel olarak yerden almak veya başka yere götürmek anlamında değildir. A chemotherapeutic drug, kemoterapide kullanılan bir ilaçtır ve drug burada tıbbi anlamıyla «ilaç» demektir. Bu genel cümle ilacın nasıl verildiğini belirtmez; bazı kemoterapi ilaçları yutulur, bazılarıysa enjeksiyon veya infüzyonla verilir.
Alıştırma
"The patient takes a new drug every morning," tıbbi cümlesinde takes ne anlama gelir?
- Hasta ilacı başka bir odaya taşır.
- Hasta ilacı tedavinin bir parçası olarak kullanır.
- Hasta ilacı başka birinden alıp götürür.
Cevabı göster
Hasta ilacı tedavinin bir parçası olarak kullanır.
And remember that the drugs work typically by disrupting cell division. Notlar
2:46Ve ilaçların genellikle hücre bölünmesini bozarak çalıştığını unutmayın.
remember that: önemli bir noktayı yeniden hatırlatma
Remember that, dinleyicinin hatırlaması veya zihninde etkin tutması beklenen bir önermeyi tanıtır. Burada that, ilaçların nasıl etki gösterdiğiyle ilgili tüm yan cümleyi tanıtır; bir nesneyi göstermez. Bir açıklamada bu ifade bilgiyi düzenler: daha önce anlatılan önemli bir mekanizmayı yeniden odağa getirir ve dinleyicinin sonraki kısmı bu bilgiyle anlamasını sağlar.
Alıştırma
Bir açıklamada remember that genellikle neyi belirtir?
- Daha önceki önemli bir noktayı yeniden odağa getirmek
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçmek
- Konuşanın o noktayı unuttuğunu göstermek
Cevabı göster
Daha önceki önemli bir noktayı yeniden odağa getirmek
by disrupting cell division: yöntemi by + -ing ile belirtme
By disrupting cell division, ilaçların nasıl etki gösterdiğini açıklayan bir by + -ing ifadesidir. Burada by bir edattır; bu nedenle disrupt, -ing biçimi olan disrupting hâline gelir. Bu ifade hangi yöntem veya mekanizmanın kullanıldığı sorusuna cevap verir. Hücre bölünmesinin bozulmasını ilaçların etki gösterme aracı olarak sunar; zaman bildiren bir ifade değildir.
Alıştırma
Yöntemi tamamlamak için by ile reduce fiilinin -ing biçimini kullanın: The app saves energy ____ screen brightness.
Cevabı göster
by reducing
every time a cell divides: tekrarlanan bir tetikleyici
Every time, “her ... olduğunda” anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. every time a cell divides ifadesinde yan cümledeki olay hücre bölünmesidir; ana sonuç ise ardından gelir. Bu yapı, tekrarlanan bir olayı tekrarlanan bir sonuca bağlar: every time + özne + geniş zaman fiili, ana cümle. Yalnızca belirli bir tek olaya gönderme yapmaz.
Alıştırma
every time a cell divides burada nasıl bir ilişki anlatır?
- Hücrenin nerede bölündüğünü belirtir.
- Hücre her bölündüğünde ardından bir sonuç gelir.
- Hücrenin yalnızca bir kez bölündüğünü söyler.
Cevabı göster
Hücre her bölündüğünde ardından bir sonuç gelir.
opens itself up to attack: savunmasız hâle gelmek
Open itself up to attack, “kendini saldırıya karşı daha savunmasız hâle getirmek” demektir. Hücre kendini gerçek anlamda açmaz. It hücreye gönderme yapar; itself ise it ile uyumlu dönüşlü zamirdir. Aktarılabilir kalıp open + nesne + up to + isim biçimindedir. open yourself up to criticism örneğinde olduğu gibi, bir eylemin bir kişiyi veya şeyi bir sonuca maruz bırakmasını anlatır.
Alıştırma
opens itself up to attack burada ne anlama gelir?
- Başka bir hücreye saldırmaya başlar.
- Kendisini saldırıya karşı daha savunmasız hâle getirir.
- Bir saldırıyı fiziksel olarak açar.
Cevabı göster
Kendisini saldırıya karşı daha savunmasız hâle getirir.
And that means the more frequently a cell divides, Dilbilgisi
2:53Bu da demek oluyor ki, bir hücre ne kadar sık bölünürse,
the more frequently..., the more likely...: bağlantılı karşılaştırmalı değişim
the + comparative..., the + comparative... bağlantılı karşılaştırma kalıbı, bir derecedeki değişimin başka bir derecedeki değişimle birlikte gerçekleştiğini anlatır. Burada hücre bölünmesi sıklaştıkça ilacın hücreyi öldürme olasılığı artar. İlk yan cümlede more frequently, divides fiilini niteler. İkinci yan cümlede more likely, ilacın hücreyi öldürme olasılığını belirtir. Her iki the de bu karşılaştırma kalıbının sabit parçalarıdır; sıradan belirli tanımlıklar değildir.
Alıştırma
Parantez içindeki biçimleri kullanarak bağlantılı karşılaştırmayı tamamlayın: ____ you check the forecast (often), ____ you are to be surprised by the weather (likely).
Cevabı göster
The more often · the less likely
And there are other frequently dividing cells in your body like skin cells, gut cells, and blood cells. Notlar
3:02Vücudunuzda deri, bağırsak ve kan hücreleri gibi sık bölünen başka hücreler de vardır.
frequently dividing cells: isimden önce kullanılan ortaç
frequently dividing cells ifadesinde dividing, cells isminden önce kullanılan bir şimdiki zaman ortacıdır. Eylemi gerçekleştiren hücreleri anlatır: Bu hücreler sık sık bölünür. Frequently zarfı cells ismini değil, dividing sözcüğünü niteler. Bu kısa ifade cells that divide frequently şeklinde açılabilir; bu yöntem yoğun bilimsel isim gruplarını çözümlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi ifade “sık sık bölünen hücreler” anlamına gelir?
- frequently dividing cells
- frequently divided cells
- frequent dividing cells
Cevabı göster
frequently dividing cells
like skin cells, gut cells, and blood cells: örnekleri tanıtmak
Burada like, “örneğin” anlamındadır. skin cells, gut cells ve blood cells ifadelerini, açıklamada sözü edilen daha geniş bir grubun somut üyeleri olarak tanıtır. Bu, bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur: önce genel bir kategori belirtilir, ardından like + isim örnekleriyle kategori somutlaştırılır. Bu parçada like, örnek sunan bir edattır; “sevmek” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
like skin cells, gut cells, and blood cells ifadesinde like ne işe yarar?
- Hücrelerin bir şeyi sevdiğini söyler.
- Daha geniş bir gruba ait örnekleri tanıtır.
- Bir hücrenin görünüşünü başka bir hücreyle karşılaştırır.
Cevabı göster
Daha geniş bir gruba ait örnekleri tanıtır.
So the list of unpleasant side effects of cancer treatment parallels these tissue types: Kelime
3:08Bu nedenle, kanser tedavisinin hoş olmayan yan etkileri listesi bu doku türleriyle paralellik gösterir:
side effects of cancer treatment: tedavinin istenmeyen yan etkileri
Side effects, bir tedavinin amaçlanan temel etkisine ek olarak ortaya çıkan etkilerdir. Bu tıbbi bağlamda genellikle tedavinin neden olduğu istenmeyen belirtiler veya değişikliklerdir; dolayısıyla side effects of cancer treatment, kanser tedavisinden kaynaklanan etkiler anlamına gelir. of ile kurulan bölüm, etkileri kaynaklarına veya nedenlerine bağlar. Burada side fiziksel olarak “yan tarafta” anlamına gelmez ve ifade tedavinin asıl amacını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “... nedeniyle oluşan, genellikle istenmeyen ek etkiler” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: What are the ____ this medicine?
Cevabı göster
side effects of
parallels these tissue types: fiziksel paralellik değil, karşılıklılık
Burada parallels, “karşılık gelmek” veya “benzer bir örüntü izlemek” anlamında kullanılan bir fiildir. Özne ile bu doku türleri arasında anlamlı bir ilişki vardır; herhangi bir şeyin uzamsal olarak paralel çizgiler üzerinde bulunduğu söylenmemektedir. İki yapı, eğilim, liste veya gelişme, düzenlenme ya da değişme biçimleri açısından karşılaştırılabildiğinde A parallels B kullanılır. Bu karşılıklılığın bire bir ve tamamen aynı olması gerekmez.
Alıştırma
“The sequence of lessons parallels the stages of the project.” cümlesinde parallels ne anlama gelir?
- Onları dersten çıkarır.
- Fiziksel olarak onların yanında ilerler.
- Yapı bakımından onlara karşılık gelir.
Cevabı göster
Yapı bakımından onlara karşılık gelir.
hair loss, skin rashes, nausea, vomiting, fatigue, weight loss, and pain.
3:13saç dökülmesi, deri döküntüleri, mide bulantısı, kusma, yorgunluk, kilo kaybı ve ağrı.
That makes sense because these are the cells that get hit the hardest. Kalıp ifadeler
3:18Bu mantıklıdır çünkü en ağır darbeyi alan hücreler bunlardır.
get hit the hardest: en büyük etkiyi yaşamak
Burada get hit mecaz anlamdadır: fiziksel olarak vurulmak zorunda olmadan “etkilenmek, zarar görmek veya hasar almak” demektir. Bu hücreler en güçlü olumsuz etkiyi yaşar. The hardest, hard sözcüğünün zarf görevindeki en üstünlük biçimidir. Bu grubu diğer gruplarla karşılaştırır ve en yüksek derecede etkilenen grup olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + get/got hit the hardest biçimindedir ve ardından sık sık by + neden veya when + durum gelir.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubun kuraklıktan diğer tüm gruplardan daha fazla zarar gördüğünü söyler?
- Small farms got hit hard by the drought.
- Small farms hardly got hit by the drought.
- Small farms got hit the hardest by the drought.
Cevabı göster
Small farms got hit the hardest by the drought.
So in the end, ile nihai sonucu bildirmek
So, gelecek ifadeyi önceki akıl yürütmeye bağlar; in the end ise ayrıntıların nihai bir sonuca bağlanacağını gösterir. Bu ifade cümlenin başında önceki tartışmaya dönüp bakar ve ana çıkarıma geçiş yapar. Burada in the end, yalnızca “son anda” değil, “her şey değerlendirildiğinde” ya da “sonuçta” anlamına gelir. Sonraki sözler genellikle sonucu veya nihai neticeyi belirtir.
Alıştırma
Bir açıklamada So in the end, genellikle sırada ne olduğunu gösterir?
- Bir olayın tam olarak bittiği zaman
- İlgisiz bir terimin tanımı
- Önceki noktalara dayanan nihai bir sonuç
Cevabı göster
Önceki noktalara dayanan nihai bir sonuç
it's all about growth: açıklamayı tek bir ana noktada özetlemek
it's all about + isim veya -ing biçimi kalıbı, konuşanın merkezi konu ya da belirleyici etken olarak gördüğü şeyi belirtir. Burada growth, önceki açıklamayı özetlemek için kullanılan tek ana fikirdir. All vurguyu artırır. Genellikle her ayrıntının kelimesi kelimesine growth ile ilgili olduğunu iddia etmez; karmaşık bir açıklamayı tek bir ana çıkarıma indirger.
Alıştırma
Hazırlığın kilit nokta olduğunu anlatmak için hedef kalıp be all about ile cümleyi tamamlayın: Success ____ preparation.
Cevabı göster
is all about
Cancer hijacks cells' natural division machinery and forces them to put the pedal to the metal, Deyimler
3:24Kanser hücrelerin doğal bölünme mekanizmasını ele geçirir ve onları son sürat gitmeye zorlar,
Cancer hijacks cells' natural division machinery: hücresel süreçleri ele geçirme metaforu
Bu cümlede hijacks, bir şeyin denetimini ele geçirip onu kendi amacı için kullanmak demektir. Kanser, zaten var olan bir sistemi ele geçiren bir aktör gibi gösterilir. Cells' natural division machinery gerçek bir fiziksel makine değildir. Hücrelerin bölünmesini sağlayan normal hücresel süreçlerin tümünü ifade eder. Bu metafor, kanserin bu süreçlerden yararlanıp onları kontrolsüz büyümeye yönelttiğini anlatır.
Alıştırma
Bu metafora göre kanser ne yapar?
- Her hücrenin içine fiziksel bir makine yerleştirir.
- Bütün hücrelerin bir daha sonsuza kadar bölünmesini engeller.
- Normal hücre bölünmesi süreçlerini ele geçirir ve kontrolsüz büyüme için kullanır.
Cevabı göster
Normal hücre bölünmesi süreçlerini ele geçirir ve kontrolsüz büyüme için kullanır.
put the pedal to the metal: en yüksek hızla ilerlemek
Put the pedal to the metal araç kullanmaktan gelir: Görüntü, gaz pedalını metal zemine doğru sonuna kadar bastırmaktır. Deyim olarak mümkün olduğunca hızlı gitmek veya en yüksek aciliyetle hareket etmek anlamına gelir. Bu bağlamda kanserli büyümenin en yüksek hıza çıkarılmasını betimler. Gerçekte kimse araba kullanmıyordur.
Alıştırma
“Mümkün olduğunca hızlı çalışmak” anlamındaki kalıplaşmış deyimi tamamlayın: With the deadline tomorrow, we need to ____.
Cevabı göster
put the pedal to the metal
we take advantage of that aggressiveness: bu saldırganlıktan yararlanırız
Burada take advantage of, “zaten var olan bir özellikten stratejik biçimde yararlanmak” anlamına gelir. That aggressiveness kanserin zararlı bir özelliğini belirtir, ancak tedavi bu özelliği kansere karşı kullanır. İfade kendi başına her zaman olumsuz değildir. Anlamı, neyin kullanıldığına ve birine haksızlık yapılıp yapılmadığına bağlıdır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: “The clinic took advantage of the new technology to shorten waiting times” cümlesinde take advantage of, birini haksız biçimde sömürmek anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
and we turn cancer's main strength into a weakness. Kalıp ifadeler
3:36ve kanserin ana gücünü bir zayıflığa dönüştürüyoruz.
turn cancer's main strength into a weakness: kanserin en büyük gücünü bir zayıflığa dönüştürmek
Turn X into Y, “X'in Y olmasını sağlamak” anlamına gelir ve Y sonucu belirtir. Burada X, cancer's main strength; Y ise a weakness ifadesidir. Bu yapı bir tersine dönüşü anlatır: Kansere yardım eden bir özellik, ona karşı işleyecek hâle getirilir. Hem fiziksel dönüşümleri hem de sorunlar, yetenekler veya durumlarla ilgili soyut değişimleri açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: The coach turned the team's nervous energy ____ focused effort.
Cevabı göster
into