Koronavirüs Açıklandı ve Ne Yapmalısınız?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Virüs hücrelere girer, bağışıklığı bozar ve akciğere zarar verir; bulaşmayı yavaşlatmak hastane yükünü azaltır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Confused as they are, Dil bilgisi ve cümle kalıpları. adjective + as + subject + be burada “although they are confused” ile eşdeğer resmi bir ödünlemedir, neden değildir. 2. hard to pin down: Öbek fiiller. pin down belirsiz bir oranı, nedeni, tarihi veya gerçeği “kesin belirlemek” demektir; fiziksel sabitleme değildir. 3. in all of our hands, literally and figuratively. Deyimler ve mecazlı ifadeler. be in someone's hands denetim veya sorumluluk bildirir; söz oyunu el yıkama ile ortak seçimleri bağlar.
Bu derste
In December 2019, the Chinese authorities notified the world that a virus was spreading through their communities.
0:00Aralık 2019'da Çinli yetkililer dünyaya toplulukları arasında bir virüsün yayıldığını bildirdi.
it spread to other countries with cases doubling within days. Dilbilgisi
0:07vakaların günler içinde ikiye katlanmasıyla diğer ülkelere de yayıldı.
with cases doubling within days: with + isim + -ing yapısı
with cases doubling within days ifadesinde with, ana olayla aynı anda gerçekleşen bir arka plan durumunu tanıtır. cases ismi doubling eyleminin öznesidir; dolayısıyla ifade, vaka sayısının yalnızca birkaç günlük süreler içinde ikiye katlandığını anlatır. with + isim + -ing'li fiil kalıbı, yeni bir tam yan cümle kurmadan devam eden veya değişen bir durum eklemenizi sağlar. Eğilimleri ve durumları kısa biçimde anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede arka plandaki bir değişimi eklemek için with + isim + -ing kalıbı doğru kullanılmıştır?
- The outdoor concert continued, with the wind got stronger.
- The outdoor concert continued, with getting the wind stronger.
- The outdoor concert continued, with the wind getting stronger.
Cevabı göster
The outdoor concert continued, with the wind getting stronger.
This virus is the severe acute respiratory syndrome related coronavirus 2
0:11Bu virüs, şiddetli akut solunum sendromu ile ilişkili koronavirüs 2'dir,
What actually happens when it infects a human Anlatım akışı
0:21Bir insana bulaştığında aslında ne olur
What actually happens ... and what should we all do?: iki bölümlü bir plan
Cümle, iki tam soruyu and ile birbirine bağlar. İlk soru enfeksiyon gerçekleştiğinde işleyen gerçek süreci, ikinci soru ise insanların ne yapması gerektiğini sorar. Bu soru çifti, açıklamanın ele alacağı iki bölümü önceden gösterir. Burada actually, gerçekte ne olduğunu sorarak ilk soruyu daha belirgin hâle getirir. Önceki bir ifadeyi düzeltme veya ona karşı çıkma anlamı taşımaz.
Alıştırma
Hangi giriş, dinleyiciye iki bölümlü açık bir plan sunar?
- How does a rainbow form, and where are you most likely to see one?
- Rainbows are colorful, and people often take photos.
- How does a rainbow form?
Cevabı göster
How does a rainbow form, and where are you most likely to see one?
A virus is really just a hull around genetic material and a few proteins,
0:34Bir virüs aslında sadece genetik materyalin ve birkaç proteinin etrafındaki bir kabuktur,
It can only make more of itself by entering a living cell.
0:41Sadece canlı bir hücreye girerek kendisinden daha fazla üretebilir.
but it's still uncertain how long it can survive on them.
0:47ancak buralarda ne kadar süre hayatta kalabileceği hala belirsizdir.
Its main way of spreading seems to be droplet infection,
0:50Ana yayılma şekli damlacık enfeksiyonu gibi görünüyor,
when people cough or if you touch someone who's ill and then your face,
0:53insanlar öksürdüğünde veya hasta birine dokunup ardından yüzünüze,
say rubbing your eyes or nose.
0:56diyelim ki gözlerinizi veya burnunuzu ovuşturarak dokunduğunuzda.
and then hitches a ride as a stowaway deeper into the body. Deyimler
1:01ve daha sonra kaçak bir yolcu olarak vücudun daha derinlerine otostop çeker.
hitches a ride as a stowaway: bilimsel bir yolculuk benzetmesi
Bu cümlede hitches a ride, “başka bir şey tarafından taşınır” anlamına gelirken as a stowaway, gizlenerek ve izinsiz yolculuk etme fikrini ekler. Bu ifadeler birlikte virüsü, vücudun kendi yollarını kullanarak daha derine ilerleyen istenmeyen bir yolcu gibi gösterir. Bu bir kişileştirmedir, gerçek anlamda bir yolculuk değildir. Bilimsel açıklamalar, görünmez bir süreci hayal etmeyi kolaylaştırmak için sık sık tanıdık insan davranışlarından yararlanır.
Alıştırma
"A pollen grain hitched a ride as a stowaway on a bee," cümlesinde hitched a ride as a stowaway ne anlama gelir?
- Polen, arı onu bilerek taşımadığı hâlde arı tarafından taşındı.
- Polen, arıyı başka bir çiçeğe götürdü.
- Polen, kendisine ait bir aracın içinde yolculuk etti.
Cevabı göster
Polen, arı onu bilerek taşımadığı hâlde arı tarafından taşındı.
Even just a few coronaviruses can cause quite a dramatic situation.
1:11Sadece birkaç koronavirüs bile oldukça dramatik bir duruma neden olabilir.
The lungs are lined with billions of epithelial cells.
1:15Akciğerler milyarlarca epitel hücresiyle kaplıdır.
Corona connects to a specific receptor on its victim's membranes
1:25Korona, kurbanının zarlarındaki belirli bir reseptöre bağlanarak
ignorant of what's happening: olanlardan habersiz olma
Ignorant of what's happening, “neler olduğunu bilmeyen veya fark etmeyen” anlamına gelir. Bu sıfat öbeği, hücrenin talimatları uygularken içinde bulunduğu durumu açıklar. The cell ifadesinden sonra virgüllerle ayrılan bu öbek ek bir açıklamadır: ana eyleme dönüşmeden özne hakkında arka plan bilgisi verir. Aynı yapı cümlenin başına da taşınabilir: Ignorant of what's happening, the cell executes the instructions.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın program değişikliğini bilmediğini, değişikliği bilip karşılık vermemeyi seçmediğini anlatır?
- Maya was ignorant of the schedule change.
- Maya announced the schedule change.
- Maya ignored the schedule change.
Cevabı göster
Maya was ignorant of the schedule change.
It fills up with more and more copies of the original virus
1:38Hücre, orijinal virüsün giderek daha fazla kopyasıyla dolar
The number of infected cells grows exponentially. Kalıp ifadeler
1:53Enfekte olmuş hücrelerin sayısı katlanarak artar.
grows exponentially: üstel biçimde artmak
Burada grows exponentially, sayının mevcut miktarla orantılı olarak arttığı anlamına gelir. Başlangıçtaki miktar büyüdükçe eşit zaman aralıklarında eklenen miktar da büyür. Bu ifade grows quickly ifadesinden daha kesindir: quickly yalnızca hızı anlatırken exponentially, miktarın tekrar tekrar katlandığı veya ikiye çıktığı bir büyüme biçimini anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu dersteki iki sözcüklü eğilim ifadesiyle tamamlayın: If a population doubles at regular intervals, it ____.
Cevabı göster
grows exponentially
release a real beast on you: üzerinize gerçek bir canavar salmak
Release something or someone on you, tehlikeli veya saldırgan bir gücü serbest bırakıp size karşı harekete geçirmek anlamına gelir. Kalıp release + güç + on + hedef şeklindedir. A real beast dramatik bir mecazdır; gerçek bir hayvan veya tıbbi terim değildir. Ardından gelen your own immune system ifadesi “canavarın” ne olduğunu açıklar: Vücudun kendi tepkisi daha büyük tehlike olarak sunulur.
Alıştırma
Örnekte release a real beast on you ne anlama geliyor?
- Bakmanız için size gerçek bir hayvan verir.
- Tehlikeli bir gücü serbest bırakıp size karşı harekete geçirir.
- Tehlikeli bir gücü vücudunuzdan çıkarır.
Cevabı göster
Tehlikeli bir gücü serbest bırakıp size karşı harekete geçirir.
can actually be pretty dangerous to yourself
2:14aslında kendinize karşı oldukça tehlikeli olabilir
while there to protect you: zaman değil, ödünleme
Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Bir ödünleme ilişkisi kurar: bağışıklık sisteminin amacı sizi korumaktır, ancak bu gerçek onun tehlikeli olabilmesini engellemez. while there to protect you, while being there to protect you ifadesinin kısaltılmış bir yan cümlesidir ve örtük öznesi bağışıklık sistemidir. Bu yapı önce bir gerçeği kabul eder, ardından şaşırtıcı veya onunla çelişen bir gerçek sunar.
Alıştırma
Bu cümlede while there to protect you nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Ödünleme: koruyucu amacı, yol açabileceği tehlikeyle karşılaştırılıyor.
- Neden: sizi koruduğu için tehlikelidir.
- Zaman: yalnızca sizi koruduğu anlarda tehlikeli hâle geliyor.
Cevabı göster
Ödünleme: koruyucu amacı, yol açabileceği tehlikeyle karşılaştırılıyor.
corona infects some of them and creates confusion.
2:22korona onlardan bazılarını enfekte eder ve kargaşa yaratır.
pour into: hızla ve çok sayıda içeri girmek
Pour into, bir yere hızla ve çok sayıda girmek anlamına gelir. Bağışıklık hücrelerini akan bir kütle gibi gösterdiği için basit enter fiilinden daha güçlü ve canlıdır. Hareket eden grup özne, into ise varış noktasıdır: immune cells pour into the lungs. Aynı yapı kalabalıkların, paranın, mesajların veya başka şeylerin bir anda ve çok miktarda gelişini anlatabilir.
Alıştırma
Çok sayıda insanın hızla içeri girdiğini göstermek için pour into ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- After the gates opened, one guard walked into the stadium.
- After the gates opened, fans poured into the stadium.
- After the gates opened, fans poured the stadium.
Cevabı göster
After the gates opened, fans poured into the stadium.
neither ears nor eyes: iki paralel ögeyi olumsuzlama
Neither ... nor ... iki ögeyi bağlar ve ikisini de olumsuz yapar. Bu cümlede hücrelerin kulaklarının da gözlerinin de olmadığı anlamına gelir. Bağlanan bölümler aynı dil bilgisel göreve sahip olmalıdır. Burada ears ve eyes isimdir ve ikisi de have fiilinin nesnesidir. Neither zaten olumsuz anlam verdiği için fiil olumlu biçimde kalır.
Alıştırma
Cümleyi neither ... nor ... yapısının iki parçasıyla tamamlayın: The tiny robot has ____ hands ____ feet.
Cevabı göster
neither · nor
they can communicate mostly via tiny information proteins called cytokines.
2:28çoğunlukla sitokin adı verilen minik bilgi proteinleri aracılığıyla iletişim kurabilirler.
Nearly every important immune reaction is controlled by them.
2:32Neredeyse her önemli bağışıklık reaksiyonu onlar tarafından kontrol edilir.
Corona causes infected immune cells to overreact
2:36Korona enfekte olmuş bağışıklık hücrelerinin aşırı tepki vermesine
yell bloody murder: dramatik biçimde bağırmak veya itiraz etmek
Yell bloody murder, korkunç bir şey olmuş gibi çok yüksek sesle bağırmak veya aşırı ve telaşlı biçimde itiraz etmek anlamına gelen bir deyimdir. Gerçekten bir cinayet işlendiği anlamına gelmez. Burada hücreler kişileştirilir: güçlü uyarı sinyalleri bağırma olarak anlatılır. Bu ifade, bağışıklık sisteminin aşırı tepkisini gürültülü, panik içinde ve ölçüsüz gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede yelled bloody murder ne anlama gelir: The child yelled bloody murder when the cold water touched his feet?
- Korkunç bir şey oluyormuş gibi bağırdı veya itiraz etti
- Gerçekten bir cinayet işlendiğini bildirdi
- Dikkat çekmemek için sessizce konuştu
Cevabı göster
Korkunç bir şey oluyormuş gibi bağırdı veya itiraz etti
it puts the immune system into a fighting frenzy
2:41bağışıklık sistemini bir savaş çılgınlığına sokar
and sends way more soldiers than it should, Dilbilgisi
2:44ve olması gerektiğinden çok daha fazla asker göndererek,
way more ... than it should: güçlü karşılaştırma ve eksiltme
Burada way, more sözcüğünü güçlendiren gündelik bir derece zarfıdır: bağışıklık sistemi makul olandan çok daha fazla “asker”, yani bağışıklık hücresi gönderir. than it should ifadesinde, ana cümleden anlaşıldığı için tekrarlanan send fiili düşürülür. Tam karşılaştırma than it should send biçimindedir. Bu tür eksiltme, karşılaştırmaları doğal ve kısa tutar.
Alıştırma
“This app uses way more battery than it should,” cümlesindeki vurgulanan yapı ne anlama gelir?
- Uygulama makul olandan çok daha fazla pil kullanıyor.
- Uygulama pili farklı bir şekilde kullanıyor.
- Uygulama şu anda kullandığından daha fazla pil kullanmalı.
Cevabı göster
Uygulama makul olandan çok daha fazla pil kullanıyor.
Two kinds of cells in particular wreak havoc. Deyimler
2:50Özellikle iki tür hücre ortalığı birbirine katar.
wreak havoc: ciddi aksaklığa yol açmak
Wreak havoc, “ciddi hasara, aksaklığa veya karmaşaya yol açmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir şeyin yalnızca sorun çıkardığını söylemekten çok daha güçlüdür. Burada hücreler, vücutta zarar verici bir karmaşa yaratıyor olarak anlatılır. Havoc ortaya çıkarılan sonuçtur; bu nedenle yaygın kalıp wreak havoc biçimindedir. Ardından etkilenen kişiyi, yeri veya sistemi gösteren on + hedef de gelebilir.
Alıştırma
“Ciddi hasara veya karmaşaya yol açmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cyberattack began to ____ across the hospital network.
Cevabı göster
wreak havoc
that destroy as many friends as enemies. Dilbilgisi
3:02ki bu da düşmanlar kadar dostları da yok eder.
pumping out: Büyük Miktarlarda Üretmek veya Salmak
Burada pumping out, enzimleri hızlı, sürekli ve büyük miktarlarda salmak anlamına gelir. Pump out tek bir öbek fiil olarak çalışır; out yalnızca yön bildirmez, yüksek miktarda üretim anlamının bir parçasıdır. Bu ifade, bağışıklık hücrelerini yoğun çalışan makineler gibi gösterir. Daha genel olarak pump out; çok sayıda ürün veya içerik üretmeyi ya da büyük miktarda duman veya kimyasal madde salmayı anlatabilir.
Alıştırma
‘Büyük miktarlarda üretmek’ anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The factory can ____ thousands of bottles every hour.
Cevabı göster
pump out
as many friends as enemies: Eşit Sayılar
Destroy as many friends as enemies ifadesinde as many A as B yapısı, etkilenen A ve B sayılarının eşit olduğunu belirtir. Burada enzimler eşit sayıda “dost” ve “düşman” yok eder. Many kullanılmasının nedeni friends ve enemies sözcüklerinin çoğul sayılabilen isimler olmasıdır. Bu bilimsel benzetmede friends bedenin kendi hücrelerini veya dokusunu, enemies ise zararlı hedefleri anlatır; ifade, hasarın seçici olmadığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi as many ... as ... yapısının iki parçasıyla tamamlayın: The shelter has ____ cats ____ dogs.
Cevabı göster
as many · as
The other important type of cells that go into a frenzy
3:05Çılgına dönen diğer önemli hücre türü ise
which usually order infected cells to commit controlled suicide.
3:09ki bunlar genellikle enfekte hücrelere kontrollü intihar emri verirler.
they start ordering healthy cells to kill themselves too.
3:14sağlıklı hücrelere de kendilerini öldürmelerini emretmeye başlarlar.
Confused as they are: sıfat + as ile ödünleme
Confused as they are, “kafaları karışmış olsa da” anlamına gelir. adjective + as + subject + be kalıbında confused sıfatı as sözcüğünün önüne getirilir. Buradaki as neden değil, ödünleme bildirir. Baştaki yan cümle beklenmedik bir karşıtlık hazırlar: Kafalarının karışık olması, ana cümledeki eylemi engellemez. Bu kalıbı okurken onu zihninde although + subject + be + adjective biçimine dönüştürebilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle “Although Mia was nervous, she gave the speech” anlamına gelir ve aynı ödünleme kalıbını kullanır?
- As Mia was nervous, she gave the speech.
- Mia gave the speech because she was nervous.
- Nervous as Mia was, she gave the speech.
Cevabı göster
Nervous as Mia was, she gave the speech.
and the more healthy lung tissue they kill.
3:21ve daha fazla sağlıklı akciğer dokusunu öldürürler.
that it can cause permanent irreversible damage
3:26kalıcı geri döndürülemez hasarlara neden olarak
intercepts the viruses trying to infect new ones,
3:36yenilerini enfekte etmeye çalışan virüsleri engeller,
cleans up the battlefield: sonuçlarla mecaz anlamda ilgilenmek
Bu cümlede clean up, bir sorundan sonra geriye kalanları ortadan kaldırmak veya ele almak anlamına gelir. The battlefield, bağışıklık sisteminin mücadelesinden sonra enfekte olmuş beden için kullanılan bir benzetmedir. Bu nedenle ifade, gerçek bir savaş alanını süpürmeyi değil; virüsleri, hasarlı hücreleri ve diğer zararlı kalıntıları temizlemeyi anlatır. Bu kullanım, günlük hayattaki dağınıklığı toplama fikrini bir olayın sonuçlarıyla ilgilenme anlamına genişletir. up parçacığı, temizliğin durumu yeniden düzene yaklaştırdığı düşüncesini destekler.
Alıştırma
Cümleyi, clean ile oluşturulan ve “geriye kalan sorunlarla ilgilenmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamla: After the data leak, the company had to ____ the mess.
Cevabı göster
clean up
will get through it with relatively mild symptoms. Öbek fiiller
3:45bunu nispeten hafif semptomlarla atlatacaktır.
get through it: zor bir deneyimi atlatmak
Burada get through it, enfeksiyona dayanıp hastalığın sonuna ulaşmak anlamına gelir. Fiziksel bir alandan geçmeyi değil, zor bir deneyimi atlatmayı anlatır. get through + zor bir olay, dönem veya görev yapısı, sonuna kadar dayanabilmeye odaklanır. Bu cümlede with relatively mild symptoms, bu deneyimin nasıl geçtiğini açıklar.
Alıştırma
Videodaki cümlede get through it ne anlama geliyor?
- fiziksel bir açıklıktan geçmek
- belirli bir yere varmak
- hastalığa dayanıp sonuna ulaşmak
Cevabı göster
hastalığa dayanıp sonuna ulaşmak
But many cases become severe or even critical.
3:48Ancak birçok vaka şiddetli veya hatta kritik hale gelir.
but it's safe to say that there is a lot more than with the flu. Kalıp ifadeler
3:55ancak gripten çok daha fazla olduğunu söylemek güvenlidir.
it's safe to say: güçlü kanıtlara dayanan ihtiyatlı bir sonuç belirtmek
Burada safe, birinin fiziksel güvenliğini değil, sonucun güvenilirliğini açıklar. It's safe to say that ... kesin sayı bilinmese bile mevcut kanıtların sonraki ifadeyi destekleyecek kadar güçlü olduğu anlamına gelir. Bu ifade güven belirtirken belirsizliğe de yer bırakır. Dikkatli ve genel bir sonuç sunmak için It's safe to say (that) + cümlecik yapısını kullanın.
Alıştırma
Bu, it's safe to say ifadesinin doğal bir kullanımı mı? The final count is not ready, but almost every seat looks occupied. It's safe to say that the hall is nearly full.
- Evet—kanıtlar güçlü ama ihtiyatlı bir sonucu destekliyor.
- Hayır—ifade yalnızca fiziksel güvenlikten söz edebilir.
Cevabı göster
Evet—kanıtlar güçlü ama ihtiyatlı bir sonucu destekliyor.
and with them the lungs' protective lining is gone.
4:02ve onlarla birlikte akciğerlerin koruyucu zarı da gitmiştir.
tiny air sacs via which breathing occurs,
4:07nefes alıp vermenin gerçekleştiği küçük hava kesecikleri,
alveoli: akciğerlerdeki küçük hava kesecikleri
Alveoli, alveolus sözcüğünün çoğul biçimidir. Akciğerlerde solunum ve gaz alışverişine katılan küçük hava keseciklerini adlandırır; bu nedenle çoğul biçim çok sayıda keseciğe gönderme yapar. Bu cümlede tiny air sacs via which breathing occurs açıklayıcı bir ara sözdür: alveoli sözcüğünü daha basit sözlerle yeniden adlandırır. Farklı bir organ tanıtmaz. Açıklayıcı metinler, teknik bir terimden sonra virgüller arasında sade bir tanım verebilir.
Alıştırma
tiny air sacs via which breathing occurs ifadesi cümlede ne yapar?
- Alveoli sözcüğünü daha basit sözlerle açıklar.
- Bakterilerin küçük hava kesecikleri olduğunu söyler.
- Enfekte olabilecek ikinci bir organın adını verir.
Cevabı göster
Alveoli sözcüğünü daha basit sözlerle açıklar.
and patients need ventilators to survive.
4:18ve hastaların hayatta kalabilmek için solunum cihazlarına ihtiyacı olur.
The immune system has fought at full capacity for weeks Kalıp ifadeler
4:21Bağışıklık sistemi haftalarca tam kapasiteyle savaşmış
at full capacity: kullanılabilir en yüksek kapasiteyle çalışmak
At full capacity, eldeki tüm yeteneği ya da kaynakları kullanarak öznenin sürdürebileceği en yüksek çalışma düzeyinde olmak demektir. Burada bağışıklık sistemini haftalar boyunca olabildiğince yoğun çalışan bir sistem gibi gösterir. Burada capacity fiziksel hacim anlamına gelmez. İfade bir çalışma sınırını anlatır: daha fazla iş için boş kapasite kalmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için at, full ve capacity sözcüklerini kullanın: The factory is operating ____ to meet demand.
Cevabı göster
at full capacity
They enter the blood and overrun the body. Deyimler
4:31Bakteriler kana karışır ve vücudu ele geçirir.
Overrun the body: ezici biçimde yayılıp kontrolü ele geçirmek
Burada overrun, çok büyük sayılarla bir yere yayılmak ve oranın kontrolünü ele geçirmek demektir. Bakteriler istilacı güçler gibi betimlenir; bu nedenle overrun the body, onların çoğalıp tüm vücuda yayılması anlamına gelir, kelimenin gerçek anlamıyla vücudun üzerinden koşmaları anlamına gelmez. Bu anlam; sayıları bir yeri ya da sistemi kaplayacak kadar artan enfeksiyonlar, zararlılar, yabani otlar, kalabalıklar veya sorunlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede overrun, overrun the body ile aynı anlamda kullanılmıştır?
- The driver ran over a cardboard box.
- The abandoned yard was quickly overrun by weeds.
- The runner passed the finish line and kept going.
Cevabı göster
The abandoned yard was quickly overrun by weeds.
While the exact death rate is hard to pin down during an ongoing pandemic, Öbek fiiller
4:42Devam eden bir pandemi sırasında kesin ölüm oranını saptamak zor olsa da,
we know for sure that it's much more contagious
4:46gripten çok daha bulaşıcı olduğunu kesin olarak biliyoruz
Hard to pin down: tam olarak belirlemesi zor
Burada pin down, bir şeyi tam olarak belirlemek veya tespit etmek demektir. hard to pin down ifadesindeki hard to + fiil yapısı, bir şeyi yapmanın zor olduğunu anlatır; dolayısıyla kesin ölüm oranı henüz güvenle söylenememektedir. Bu ifade, kesin bir cevap bulunmaya çalışıldığı hâlde bir sayı, tarih, neden, kaynak, tanım veya gerçek hâlâ belirsizse kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “tam olarak belirlemesi zor” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The exact cause of the signal loss is ____.
Cevabı göster
hard to pin down
There are two futures for a pandemic like corona,
4:52Korona gibi bir pandemi için iki gelecek vardır,
depends on how we all react to it in the early days of the outbreak.
4:58salgının ilk günlerinde hepimizin ona nasıl tepki vereceğine bağlıdır.
A fast pandemic will be horrible and cost many lives. Kalıp ifadeler
5:02Hızlı bir pandemi korkunç olacak ve birçok cana mal olacaktır.
cost many lives: birçok insanın ölümüne neden olmak
cost many lives ifadesinde cost, “bir fiyatı olmak” değil, “insanların ölümüne neden olmak” anlamına gelir. Bu cümlede insanların ölümüne yol açan olay pandemidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, olay veya eylem + cost + sayı ya da miktar + lives şeklindedir. Ölümleri, o olayın ciddi insani bedeli olarak ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, cost kullanan ve birçok insanın ölümüne neden olmak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Without clean water, the outbreak could ____.
Cevabı göster
cost many lives
A slow pandemic will not be remembered by the history books.
5:06Yavaş bir pandemi ise tarih kitapları tarafından hatırlanmayacaktır.
The worst-case scenario for a fast pandemic Kalıp ifadeler
5:10Hızlı bir pandemi için en kötü senaryo
because there are no counter measures in place to slow it down. Notlar
5:15çünkü onu yavaşlatacak karşı önlemler uygulamada yoktur.
worst-case scenario: en olumsuz olasılık
Worst-case scenario, makul biçimde mümkün kabul edilen en olumsuz durum anlamına gelir. Burada enfeksiyonun hızla yayıldığı ve hiçbir karşı önlemin hazır olmadığı bir risk modelini anlatır. Planlama veya analiz için bir olasılık sunar; bu sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Bileşik sıfat worst-case içinde kısa çizgi, scenario sözcüğünden önce worst ile case sözcüklerini birleştirir.
Alıştırma
Makul olarak mümkün olan en olumsuz durum için standart kısa çizgili ifadeyi kullanın: We made a backup plan for the ____.
Cevabı göster
worst-case scenario
in place: kurulmuş ve işlemeye hazır
In place, bir düzenlemenin kurulmuş, organize edilmiş ve işlemeye hazır olduğu anlamına gelir. Burada yayılmayı azaltacak karşı önlemlerin henüz oluşturulmadığını belirtir; bu önlemlerin fiziksel konumunu anlatmaz. Be in place; sistemlerin, kuralların, planların, koruyucu önlemlerin veya prosedürlerin mevcut ve işlevini yerine getirmeye hazır olduğunu anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi kurulmuş ve işlemeye hazır anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Before the event begins, emergency procedures must be ____.
Cevabı göster
in place
slow it down: ayrılabilen bir öbeksi fiilde zamirin yeri
Slow ... down, bir şeyin daha yavaş gerçekleşmesini veya hareket etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede it, enfeksiyona veya enfeksiyonun hızlı yayılmasına gönderme yapar; dolayısıyla slow it down, bu yayılmanın hızını azaltmak anlamına gelir. Slow down ayrılabilen bir öbeksi fiildir. Nesne it gibi bir zamir olduğunda zamiri slow ile down arasına koyun: slow it down. Nesne tam bir isim öbeği olduğunda hem slow the process down hem de slow down the process kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede slow down, it zamiriyle doğru şekilde kullanılmıştır?
- The conveyor is moving too fast, so it slow down.
- The conveyor is moving too fast, so slow down it.
- The conveyor is moving too fast, so slow it down.
Cevabı göster
The conveyor is moving too fast, so slow it down.
health care systems become unable to handle it.
5:26sağlık sistemleri bununla başa çıkamaz hale gelir.
There aren't enough resources like medical staff
5:29Sağlık personeli gibi kaynaklar yeterli değildir
or equipment like ventilators left to help everybody.
5:31veya herkese yardım edecek solunum cihazı gibi ekipmanlar kalmaz.
And as more health care workers get sick themselves,
5:36Ve daha fazla sağlık çalışanı hastalandıkça,
the capacity of health care systems falls even further.
5:39sağlık sistemlerinin kapasitesi daha da düşer.
about who gets to live and who doesn't. Kelime
5:47kimin yaşayacağı ve kimin yaşamayacağı hakkında.
becomes the case: olası bir durumun gerçeğe dönüşmesi
"Becomes the case", "gerçek duruma dönüşmek" veya "gerçekleşmek" anlamına gelir. Buradaki this, daha önce anlatılan kaynak yetersizliğine ve sağlık sisteminin aşırı yüklenmesine gönderme yapar; böylece tüm durumun tekrar edilmesini önler. "If this becomes the case, then ..." yapısında if yan cümlesi gelecekte gerçekleşebilecek bir durumu sunar, ana cümle ise bunun sonucunu verir. Buradaki case, hasta veya hukuki dava değil, "durum" anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi become the case ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The shortage is only a possibility now, but if it ____, the clinic will need extra supplies.
Cevabı göster
becomes the case
gets to live: izin veya fırsat bildiren get to + fiil
"Gets to live" ifadesinde get to + fiilin yalın hâli, "yapmasına izin verilmek" veya "yapma fırsatı verilmek" anlamına gelir. Bir yere varmayı anlatmaz. Gets, who tarafından temsil edilen tekil düşünceyle uyumludur. Burada bu fırsat, tıbbi kaynaklarla ilgili ağır bir kararla belirlenir; dolayısıyla ifade hayatta kalma şansının verilmesi anlamındadır. Get to hoş bağlamlarda şanslı bir durumu çağrıştırabilir, ancak bu cümle mutluluk ifade etmez.
Alıştırma
"Only two passengers get to leave before the gates close," cümlesinde get to leave ne anlama gelir?
- Ayrılmalarına izin verilir veya ayrılma fırsatları vardır.
- Leave adlı bir yere varırlar.
- Ayrılmak zorundadırlar.
Cevabı göster
Ayrılmalarına izin verilir veya ayrılma fırsatları vardır.
The number of deaths rises significantly in such a scenario.
5:49Böyle bir senaryoda ölüm sayısı önemli ölçüde artar.
needs to do what it can to turn this into a slow pandemic. Kalıp ifadeler
5:57bunu yavaş bir pandemiye dönüştürmek için elinden geleni yapması gerekiyor.
turn this into: turn A into B yapısı
“turn this into a slow pandemic” ifadesinde turn A into B, A’yı B’ye dönüştürmek anlamına gelir. A, pandeminin mevcut gidişatını belirten this; B ise a slow pandemic ifadesidir. Bu yapı, bir eylemin bir maddeyi, durumu, planı ya da sonucu bir hâlden veya biçimden başka bir hâle ya da biçime değiştirdiğini anlatır: turn + nesne + into + yeni durum veya sonuç.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B dönüşüm yapısıyla tamamlayın: A fresh coat of paint can ____ this dark room ____ a bright classroom.
Cevabı göster
turn · into
so that everyone who gets sick can get treatment Dilbilgisi
6:06böylece hastalanan herkes tedavi görebilir
so that ... can: amaç belirtme
“So that everyone who gets sick can get treatment” önceki eylemin amacını açıklar. Eylem, hastalanan kişilerin tedavi görmesini mümkün kılmayı amaçlar; yalnızca daha sonra ne olduğunu anlatmaz. Kullanışlı yapı eylem + so that + özne + can + fiil şeklindedir. Can, eylemle oluşturulmak istenen beceri ya da fırsatı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi so that ... can amaç yapısıyla tamamlayın: We put the instructions by the door ____ everyone ____ read them before leaving.
Cevabı göster
so that · can
and there's no crunch point with overwhelmed hospitals. Kelime
6:08ve hastanelerin dolup taştığı bir kriz noktası yaşanmaz.
crunch point: baskının kritik bir eşiğe ulaştığı nokta
Burada crunch point, sınırlı kapasite veya kaynaklardan doğan baskının kritik hâle geldiği ve zor seçimlerin ya da acil müdahalenin kaçınılmaz olabileceği anı ifade eder. Bu cümlede, hasta talebinin hastaneleri aşırı yük altında bırakabileceği eşiği anlatır. Buradaki crunch gerçek anlamda çiğneme veya ezme değildir; talep ile sistemin karşılayabileceği miktarın ciddi biçimde çatışmasını anlatan bir benzetmedir.
Alıştırma
“The water system reaches a crunch point when demand exceeds its capacity,” cümlesinde “a crunch point” ne anlama gelir?
- Bir programda belirtilen sıradan bir saat.
- Baskının kritik hâle geldiği ve zor seçimlerin gerekebileceği an.
- Bir şeyin yüksek sesle çiğneme sesi çıkardığı an.
Cevabı göster
Baskının kritik hâle geldiği ve zor seçimlerin gerekebileceği an.
we have to socially engineer our behavior to act like a social vaccine. Notlar
6:14davranışlarımızı sosyal bir aşı gibi işlev görecek şekilde sosyal olarak mühendislemeliyiz.
socially engineer our behavior: grup davranışlarını bilinçli biçimde şekillendirmek
Burada engineer, bir sonuç elde etmek amacıyla bir şeyi bilinçli biçimde tasarlamak anlamında kullanılan bir fiildir. Socially engineer our behavior, insanların grup hâlindeki davranışlarını değiştirmesi için kuralların, ortamların ve ortak alışkanlıkların düzenlenmesi anlamına gelir. “Sosyal aşı” benzetmesi, tıbbi bir aşı bulunmadığında koordineli davranışların enfeksiyonun yayılmasını yavaşlatabileceğini anlatır. Burada mekanik mühendislikten veya siber güvenlikte aldatmaya dayanan social engineering anlamından söz edilmez.
Alıştırma
Örnekteki “socially engineer our behavior” ne anlama gelir?
- İnsanları şifrelerini veya özel bilgilerini açıklamaları için kandırmak.
- İnsanların birlikte nasıl hareket ettiğini planlanmış kurallar veya sistemlerle bilinçli biçimde şekillendirmek.
- İnsanların bedenlerini kontrol edebilen makineler yapmak.
Cevabı göster
İnsanların birlikte nasıl hareket ettiğini planlanmış kurallar veya sistemlerle bilinçli biçimde şekillendirmek.
Ortak davranış metaforu olarak social vaccine
Bu cümlede social vaccine bir metafordur. Enfeksiyonu azaltan ortak davranışları tıbbi bir aşıya benzetir; ikisi de hastalığın yayılmasını yavaşlatmaya yardımcı olabilir. Burada bir iğne ya da gerçek bir aşı ürünü kastedilmez. Konuşmacı, çok sayıda insanın davranışını değiştirmesiyle oluşan koruyucu etkiye bir ad vermektedir.
Alıştırma
Bu cümlede social vaccine ne anlama geliyor?
- Enfeksiyonun yayılmasını yavaşlatmaya yardımcı olan ortak davranışlar için kullanılan bir metafordur.
- Enjeksiyonla uygulanan bir aşının adıdır.
- Yalnızca sağlık çalışanlarının enfeksiyonu önleyebileceği anlamına gelir.
Cevabı göster
Enfeksiyonun yayılmasını yavaşlatmaya yardımcı olan ortak davranışlar için kullanılan bir metafordur.
This simply means two things: ile iki bölümlü bir açıklama sunmak
This önceki düşünceye gönderme yapar. Bu ifade, konuşmacının o düşünceyi şimdi daha basit bir biçimde yeniden anlatacağını dinleyiciye bildirir. two things sözleri, ardından kaç madde geleceğini haber verir; iki nokta ise listeyi başlatır. Buradaki simply, açıklamanın daha basit olduğunu belirtir; sorunun kendisinin kolay ya da önemsiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Yeni örneği tamamlamak için dersteki düzenleyici ifadeyi aynen kullanın: You need to prepare for the hike. ____: checking the map and carrying enough water.
Cevabı göster
This simply means two things
the very best thing you can do is to wash your hands.
6:28yapabileceğiniz en iyi şey ellerinizi yıkamaktır.
The coronavirus is encased in what is basically a layer of fat.
6:33Koronavirüs temelde bir yağ tabakasıyla kaplıdır.
and leaves it unable to infect you. Dilbilgisi
6:39ve virüsün sizi enfekte edemez hale gelmesini sağlar.
leaves it unable to infect: leave + nesne + sıfat
leave + nesne + sıfat yapısında leave, gitmek anlamına gelmez; bir eylemin nesneyi sonuç olarak belirli bir duruma soktuğunu anlatır. Buradaki it, koronavirüsü ifade eder. Virüsün yağlı dış katmanının parçalanması, onu size bulaşamaz hâle getirir. Unable, it sözcüğünün durumunu anlatan sıfat tamamlayıcısıdır; to infect ise artık ne yapamadığını belirtir. Bu yapı, bir eylemden sonra devam eden sonuç durumuna odaklanır.
Alıştırma
Sonuç durumunu anlatan yapıyı tamamlayın. leave fiilinin geçmiş zamanını, it zamirini ve unable sözcüğünü kullanın: The power surge damaged the router and ____ to connect to the internet.
Cevabı göster
left it unable
wash your hands as if you've just cut up some jalapeños Dilbilgisi
6:49ellerinizi sanki biraz önce jalapeno biberi doğramışsınız da
and want to put in your contacts next.
6:52hemen ardından lenslerinizi takmak istiyormuşsunuz gibi yıkayın.
as if: hayal edilen bir karşılaştırma
As if, hayal edilen bir durumu karşılaştırma olarak sunar. Bu yönerge, az önce jalapeño doğramış ve kontakt lenslerinize dokunmak üzereymişsiniz gibi ellerinizi çok dikkatli yıkamanız gerektiğini anlatır; bunun gerçekten yaşandığını ileri sürmez. Canlı ve gündelik yönergelerde as if sonrasındaki yan cümle, hayal edilen sahneyi o anda gerçekmiş gibi sunabilir. Yan cümlenin tamamı, eylemin nasıl veya ne kadar dikkatli yapılacağına ilişkin bir ölçüt belirler.
Alıştırma
"Walk across the room as if the floor were icy," cümlesinde as if ne işe yarar?
- Nasıl yürüneceğini gösteren hayali bir karşılaştırma kurar.
- Yürümenin buz eridikten sonra gerçekleştiğini söyler.
- Zeminin neden buzlu olduğuna ilişkin gerçek nedeni verir.
Cevabı göster
Nasıl yürüneceğini gösteren hayali bir karşılaştırma kurar.
stay at home to protect those who need to be out for society to function, Dilbilgisi
7:05toplumun işlemesi için dışarıda olması gerekenleri korumak için evde kalın,
for society to function: mastarın öznesini belirtme
for society to function yan cümlesi, for + isim + to-infinitive kalıbını kullanır. Society, function fiilinin anlamca öznesidir; yani işlemesi gereken şey toplumdur. Burada bu yan cümle, insanların dışarıda bulunmasının amacını ifade eder. Function geçişsizdir ve “normal biçimde işlemek” demektir. Dolayısıyla anlam “toplumun işlemeye devam edebilmesi için”dir; “toplumun belirli bir işlevi yerine getirmesi için” değildir.
Alıştırma
for + isim + to-infinitive kalıbını ve society ile function sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Essential services must remain open ____.
Cevabı göster
for society to function
from doctors to cashiers or police officers.
7:09doktorlardan kasiyerlere veya polis memurlarına kadar.
You depend on them ... They depend on you: aynalı paralellik
İki cümle aynı rolleri tersine çevirir. İlkinde You özne, all of them ise daha önce sözü edilen temel çalışanları gösteren nesnedir. İkincisinde They özne, you da nesne olur. depend on ifadesinin tekrarı bu tersine dönüşü kolayca fark edilir hâle getirir; all yine grubun tamamına gönderme yapar. Bu aynalı paralellik, bağımlılığı tek yönlü değil, karşılıklı olarak sunar. Kısa ve dengeli kalıp ayrıca ritim ve vurgu oluşturur; ortak sorumluluğu “you” ile “them” arasında doğrudan bir ilişkiye dönüştürür.
Alıştırma
Aynı aynalı yapıyı kullanarak karşılıklı bağımlılığı en iyi gösteren cümle çifti hangisidir?
- The volunteers depend on our team. Our team can manage without them.
- Our team depends on the volunteers. The volunteers depend on our team.
- Our team depends on the volunteers. The volunteers work every Saturday.
Cevabı göster
Our team depends on the volunteers. The volunteers depend on our team.
from travel restrictions or actual orders to stay at home.
7:21seyahat kısıtlamalarından fiilen evde kalma emirlerine kadar.
and especially the researchers working on medication and vaccinations
7:29ve özellikle ilaç ile aşı üzerinde çalışan araştırmacılara
buy us ... crucial time: bize hayati önem taşıyan zaman kazandırmak
Buy someone time ifadesinde buy mecaz anlamda kullanılır: Bir sorunu veya sonucu geciktirerek birinin harekete geçmek için daha fazla zaman bulmasını sağlamak demektir. Yapı buy + kişi + time şeklindedir; bu yüzden us and especially the researchers ek zamanı kimin kazandığını belirtir. Crucial, time sözcüğünün önemini güçlendirir. Bu yalnızca işe yarayan ek bir süre değil, ilerleme kaydetmek veya daha kötü bir sonucu önlemek için son derece önemli bir süredir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir gecikmenin mühendislere harekete geçmek için ek zaman verdiği anlamına gelir?
- The new tool saves the engineers time by locating the fault faster.
- The temporary shutdown buys the engineers crucial time to repair the system.
- The engineers buy new equipment before repairing the system.
Cevabı göster
The temporary shutdown buys the engineers crucial time to repair the system.
put under quarantine: karantinaya alınmak
Be put under quarantine, “belirli bir süre boyunca diğer insanlardan ayrı kalması resmî olarak istenmek” anlamına gelen edilgen bir yapıdır. Under burada fiziksel olarak bir şeyin altında bulunmayı değil, denetlenen bir duruma tabi olmayı anlatır. Edilgen yapı, kararı veren yetkili kurum bilinmediğinde, zaten belli olduğunda veya önlemden etkilenen kişiden daha az önemli olduğunda kullanışlıdır. Örnekte önlemin uygulandığı kişi you sözcüğüyle gösterilir.
Alıştırma
“Ayrı kalması istenmek” anlamına gelen bu dersteki edilgen ifadeyle resmî üsluptaki cümleyi tamamlayın: After close contact with the patient, Maya was ____ for seven days.
Cevabı göster
put under quarantine
Looking at the big picture: genel duruma bakarak değerlendirme
Looking at the big picture, yalnızca önünüzdeki soruna odaklanmak yerine durumun tamamını ve uzun vadeli etkilerini değerlendirmek demektir. Big picture burada mecazidir; fiziksel olarak büyük bir resim değil, genel görünüm anlamına gelir. Burada -ing yapısı, ardından gelen değerlendirmenin bakış açısını belirler ve yaklaşık olarak “durumu bir bütün olarak ele alırsak” anlamına gelir. Odağı anlık rahatsızlıktan daha geniş bir faydaya taşır.
Alıştırma
Hedef deyimin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The repair will take a week, but ____, we can see that it will make the building safer for years.
Cevabı göster
looking at the big picture
Small price to pay: katlanmaya değer bir fedakârlık
A small price to pay, bir maliyetin, rahatsızlığın veya fedakârlığın elde edilen faydaya ya da önlenen zarara kıyasla küçük olması demektir. Price sözcüğü mecazidir; bu yüzden mutlaka para anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi kısıtlamaların hoş olmadığını kabul eder, ancak daha geniş halk sağlığı yararı için bunları göze almaya değer bulur. Small burada görecelidir; deneyimin herkes için kolay olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Beş sözcüklük hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Wearing a helmet may feel inconvenient, but it is ____ for better protection.
Cevabı göster
a small price to pay
The question of how ... depends on how ... yapısı
The question of how + yan cümle, yöntem, süreç veya dereceyle ilgili bir meseleyi isim öbeği hâline getirir. Burada how pandemics end, doğrudan bir soru değil, ele alınan meseledir. Depends on how + yan cümle, belirleyici etkeni gösterir. İlk how yan cümlesi of sözcüğünden sonra gelir; ikincisi ise depends on ifadesindeki on edatının tümlecidir. how sözcüğünün tekrarı mantığı netleştirir: Bir şeyin nasıl sona erdiği, nasıl başladığına göre belirlenir.
Alıştırma
Sonucu bir eylemin yapılma biçimine bağlamak için cümleyi tamamlayın: The question of ____ well the garden grows depends on ____ carefully we water it.
Cevabı göster
how · how
If they start slow with a not so steep slope,
7:53Eğer çok dik olmayan bir eğimle yavaş başlarlarsa,
okayish: fena değil, ama harika da değil
-ish eki, okay sözcüğünün anlamını yumuşatır. Okayish, “eh işte” veya “kabul edilebilir ama iyi değil” anlamına gelir. Tam bir onay yerine yaklaşık ve temkinli bir değerlendirme ifade eder. Bu cümlede sonucun, kötü bir sonuçla karşılaştırıldığında yalnızca idare eder olduğu söylenir. Konuşan kişi her şeyin iyi bittiğini söylemez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “The game was okayish.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Hiç kabul edilemezdi.
- Mükemmeldi.
- Eh işteydi, ama harika değildi.
Cevabı göster
Eh işteydi, ama harika değildi.
In this day and age: bir düşünceyi modern koşullar çerçevesinde sunmak
In this day and age, “günümüzde” veya “bugünün koşullarında” anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Day ve age iki ayrı zamanı belirtmez. Ardından gelen düşünceyi geniş bir modern bağlama yerleştirir ve onu günümüz toplumu, teknolojisi veya yaşam koşulları hakkında genel bir gözlem olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “modern çağda” anlamına gelen dört kelimelik deyimle tamamlayın: It is surprising that a public office still accepts only cash ____.
Cevabı göster
in this day and age
In all of our hands, literally and figuratively: gerçek ve mecaz çift anlam
To be in someone’s hands, bir kişi veya grubun sonucu etkileyebilecek kontrol ve sorumluluğa sahip olması demektir. All of our, sorumluluğun tek bir kişiye bırakılmadığını, herkes tarafından paylaşıldığını vurgular. Literally and figuratively, dinleyiciden aynı anda iki anlamı etkinleştirmesini ister. Mecaz anlamda herkesin seçimleri sonucu etkiler; gerçek anlamda ise konu el hijyeni yoluyla insanların elleriyle de ilgilidir. Bu, bilinçli bir kelime oyunu yaratır; sonucun insanların avuçlarında duran bir nesne olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Herkesten araçları temizlemesini ve plan için oy vermesini isteyen bir lider, “The garden’s future is in our hands, literally and figuratively.” diyor. Bu cümle ne anlama gelir?
- Sonuçtan yalnızca lider sorumludur.
- Gruptaki hiç kimsenin olacaklar üzerinde kontrolü yok.
- Ellerini fiziksel olarak kullanmaları önemlidir ve ortak seçimleri de sonucu etkiler.
- Hepsi tamamlanmış bahçeyi ellerinde tutuyor.
Cevabı göster
Ellerini fiziksel olarak kullanmaları önemlidir ve ortak seçimleri de sonucu etkiler.
A huge thanks to the experts who helped us on short notice with this video, Kalıp ifadeler
8:06Bu videoda bize kısa sürede yardımcı olan uzmanlara kocaman teşekkürler,
on short notice: çok kısa süre önce haber verilerek
helped us on short notice ifadesinde on short notice, uzmanlardan yardıma ihtiyaç duyulmadan çok kısa bir süre önce yardım istendiğini ve bu yüzden hazırlanmak için fazla zamanları olmadığını belirtir. Ayrıca bu kadar hızlı yanıt vermenin onlar için zahmetli olabileceğini kabul eden bir teşekkür anlamı taşır. Buradaki notice, bir şeyi görme veya fark etme eylemi değil, önceden verilen bilgi ya da bildirimdir. İfadenin tamamı zarf gibi çalışarak yardımın hangi koşullarda gerçekleştiğini açıklar.
Alıştırma
"Leo helped us on short notice," cümlesinde "on short notice" ne anlama gelir?
- Bir sorunu fark ettiği için yardım etti.
- Yardımına ihtiyaç duyulmadan çok kısa süre önce ondan yardım istendi.
- Birçok hatırlatma aldıktan sonra yardım etti.
Cevabı göster
Yardımına ihtiyaç duyulmadan çok kısa süre önce ondan yardım istendi.
the online publication for research and data on the world's largest problems
8:11dünyanın en büyük sorunları üzerine araştırma ile veri yayınlayan çevrimiçi yayına
It also includes a constantly updated page on the corona pandemic.
8:18Ayrıca korona pandemisi üzerine sürekli güncellenen bir sayfa da içeriyor.