SpaceX Uzay Endüstrisini Nasıl Değiştiriyor?: İngilizce çalışma notları

neo

Öğrenme zorluğu
1.136 kelime 164 kel/dk

Video özeti: ABD'nin uzay hedefleri değişir; SpaceX, NASA'ya yeniden kullanılabilir, esnek ama tamamlanmamış bir seçenek sunabilir. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. by far the most powerful (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): by far üstünlük derecesini çok artırır. 2. never see the light of day. (Deyimler): iptal edilen proje gerçekleşmez veya yayımlanmaz; söz gerçek gün ışığıyla ilgili değildir. 3. no matter what the focus of the US administration might be. (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): no matter what ... might be, belirsiz gelecek seçimine rağmen sonucun geçerli kaldığını anlatır.

Bu derste

5,

0:00

5,

4,

0:01

4,

3,

0:02

3,

2,

0:03

2,

1.

0:04

1.

The position.

0:05

Pozisyon.

On February 6th,

0:12

6 Şubat'ta,

SpaceX launched their new Falcon Heavy rocket from NASA's Kennedy Space Center.

0:14

SpaceX, NASA'nın Kennedy Uzay Merkezi'nden yeni Falcon Heavy roketini fırlattı.

In a spectacular and very media effective stunt,

0:19

Muhteşem ve medya açısından son derece etkili bir gösteriyle,

they sent a midnight cherry red Tesla Roadster as test payload Kelime

0:22

gece yarısı kiraz kırmızısı bir Tesla Roadster'ı test yükü olarak

on its way into deep space. Kalıp ifadeler

0:26

derin uzaya gönderdiler.

Kelime

Uzay uçuşunda “test payload”

Uzay uçuşunda payload, bir roketin taşıdığı nesne veya ekipmandır. Bir test payload, normal bir görevi tamamlamak için değil, öncelikle mühendislerin fırlatmayı test etmesi veya göstermesi için taşınır. Burada Tesla Roadster bu rolü üstlenir: fırlatma aracının neler yapabildiğini göstermek ve kontrol etmek için taşınan nesnedir.

Alıştırma

"Engineers used a dummy satellite as the test payload," cümlesinde test payload nedir?

  1. Öncelikle uçuşu test etmek için taşınan bir nesne
  2. Rokete güç sağlayan yakıt
  3. Rokette yolculuk eden bir kişi
Cevabı göster

Öncelikle uçuşu test etmek için taşınan bir nesne

Kalıp ifadeler

“on its way into”: içeri girmeye doğru hareket

be on + iyelik belirleyicisi + way into + yer veya durum kalıbı, öznenin oraya girmek üzere zaten hareket ettiğini veya ilerlediğini anlatır. Its, insan olmayan tekil bir özneye gönderme yapar; burada Tesla Roadster'ı belirtir. Öznenin insan olması veya yürümesi gerekmez. Paketler, araçlar, fırtınalar ve hareket eden başka şeyler de on their way into somewhere olabilir.

Alıştırma

Cümleyi on ... way into kalıbı ve doğru iyelik belirleyicisiyle tamamlayın: The train is ____ the station.

Cevabı göster

on its way into

The rocket has the ability to put more than 140,000 lb of cargo into lower Earth orbit,

0:30

Roket, Dünya'nın alçak yörüngesine 140.000 pound'dan fazla kargo yerleştirme yeteneğine sahip,

much more than anyone has commercially requested them to do.

0:37

bu da kimsenin onlardan ticari olarak talep ettiğinden çok daha fazlası.

That makes it by far Dilbilgisi

0:41

Bu onu açık ara

the most powerful operational rocket in the world.

0:42

dünyadaki en güçlü operasyonel roket yapıyor.

Dilbilgisi

by far the most powerful: en üstünlük yapısını güçlendirmek

By far, the most powerful üstünlük yapısını güçlendirir. Roketin yalnızca birinci sırada olduğunu değil, diğerlerine göre çok büyük bir üstünlüğü bulunduğunu anlatır. Buradaki far fiziksel uzaklığı değil, farkın büyüklüğünü belirtir. Karşılaştırmanın kapsamını ardından gelen operational rocket in the world isim grubu sınırlar. Yani iddia, tarihteki tüm roketlerle değil, faal durumdaki roketlerle ilgilidir. Yeniden kullanılabilen kalıp by far + the + sıfatın en üstünlük hâli + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi by far ve reliable sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: Of all the services we tested, this one is ____ reliable.

Cevabı göster

by far the most

And SpaceX is already developing an even more powerful one.

0:45

Ve SpaceX şimdiden çok daha güçlü bir tanesini geliştiriyor.

The BFR,

0:50

BFR,

which will be more than 106 m high

0:51

106 metreden daha yüksek olacak

and carry up to 550,000 lb

0:53

ve 550.000 pound'a kadar yükü

into lower Earth orbit.

0:56

Dünya'nın alçak yörüngesine taşıyabilecek.

So, why are they doing all this? Anlatım akışı

0:59

Peki, tüm bunları neden yapıyorlar?

Anlatım akışı

So, why are they doing all this?: geçiş sorusu olarak kullanımı

So, soruyu hemen önce sunulan bilgilere bağlar ve anlatımın ne yaptıklarından bunları neden yaptıklarına geçtiğini gösterir. Buradaki all this, daha önce anlatılan roket çalışmalarını ve daha büyük bir roket planlarını tek bir kısa ifadeyle topluca belirtir. Konuşmacı, dinleyicilerden cevap istemek için değil, açıklamayı düzenlemek için retorik bir soru kullanır. Bu kalıp, bir durum anlatıldıktan sonra sıradaki bölümde neden veya amaç açıklanacağı zaman kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir sunum yapan kişi, yüksek maliyetli üç güvenlik geliştirmesini anlatıp ardından şunu söylüyor: So, why are we doing all this? Sorunun temel işlevi nedir?

  1. Sunum yapan kişinin önceki açıklamayı duymadığını göstermek
  2. Geliştirmelerin nedenlerini açıklamaya giriş yapmak
  3. Dinleyicilerden geliştirmeleri yeniden sıralamalarını istemek
Cevabı göster

Geliştirmelerin nedenlerini açıklamaya giriş yapmak

The space exploration goals of the United States are set by the US government,

1:02

Amerika Birleşik Devletleri'nin uzay keşif hedefleri ABD hükümeti tarafından belirlenir

and they have been changing drastically with every new president.

1:07

ve her yeni başkanla birlikte büyük ölçüde değişmektedir.

Under President Bill Clinton,

1:11

Başkan Bill Clinton döneminde,

exploration of space was not a main priority,

1:13

uzay araştırmaları ana öncelik değildi,

at least if you go by the budget of NASA, Öbek fiiller

1:16

en azından NASA'nın bütçesine bakılırsa,

Öbek fiiller

Go by: bir şeyi dayanak olarak kullanmak

Burada go by, “bir şeyi yargıya varmak için kanıt veya ölçüt olarak kullanmak” anlamına gelir. Konuşmacı, NASA'nın bütçesini uzay araştırmalarına ne kadar önem verildiğini gösteren bir ipucu olarak ele alıyor. Kalıp, go by + kaynak, kural, kayıt veya başka bir rehber biçimindedir. Bu cümlede bir şeyin yanından geçmeyi anlatmaz.

Alıştırma

"If you go by the latest survey, most residents support the plan," cümlesindeki go by ne anlama gelir?

  1. Anketin sona ermesini beklemek.
  2. Anketi bir yargıya varmak için dayanak olarak kullanmak.
  3. Anketin fiziksel olarak yanından geçmek.
Cevabı göster

Anketi bir yargıya varmak için dayanak olarak kullanmak.

which decreased during his presidency.

1:18

ki onun başkanlığı sırasında bütçe düşmüştü.

However, a lot of progress was made Kalıp ifadeler

1:21

Ancak birçok ilerleme kaydedildi

and the construction of the International Space Station began.

1:23

ve Uluslararası Uzay İstasyonu'nun inşası başladı.

Kalıp ifadeler

Progress was made: make progress ifadesinin edilgen biçimi

Make progress, “ilerlemek veya gelişmek” anlamına gelen sabit bir eşdizimdir. Edilgen progress was made biçiminde sonuç vurgulanır ve bu sonucu ortaya çıkaran kişilerin belirtilmesi gerekmez. Progress bu anlamda normalde sayılamayan bir isimdir. a progress değil, a lot of progress denir.

Alıştırma

make progress ifadesinin edilgen biçimini tamamlayın: After several careful tests, real ____ was ____ on the design.

Cevabı göster

progress · made

Under his leadership,

1:27

Onun liderliğinde,

the cooperation between the United States and Russia in space

1:28

Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya arasında uzay alanındaki işbirliği

was enormously strengthened.

1:31

muazzam ölçüde güçlendi.

Clinton saw his space policy as a political signal Dilbilgisi

1:34

Clinton kendi uzay politikasını,

to manifest the beginning of a time of cooperation

1:37

işbirliği döneminin başlangıcını

and the end of the Cold War. Kültür

1:40

ve Soğuk Savaş'ın sona erdiğini gösteren siyasi bir sinyal olarak gördü.

Dilbilgisi

uzay politikasını siyasi bir işaret olarak gördü

see A as B kalıbında A değerlendirilen kişi, şey veya fikirdir; B ise A'ya verilen kimlik, rol ya da niteliktir. Burada his, Clinton'a gönderme yapar: Clinton kendi uzay politikasını siyasi bir işaret olarak yorumluyordu. Saw, see fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak burada gözle görmek anlamına gelmez. Bu kalıp, birinin bir şeyi nasıl anladığını, değerlendirdiğini veya sınıflandırdığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi see A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The committee ____ the change ____ a positive sign.

Cevabı göster

saw · as

Kültür

Soğuk Savaş

Soğuk Savaş, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra başta Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında yaşanan uzun bir siyasi ve askerî rekabet dönemiydi. Genellikle 1940'ların sonlarından Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasına kadar sürdüğü kabul edilir. İki güç yoğun biçimde rekabet etti, ancak birbirlerine karşı kesintisiz bir doğrudan savaş yürütmedi. Bu cümlede söz konusu rekabetin sona ermesi, uzay iş birliğine siyasi bir anlam kazandırır: Eski rakipler iş birliğine yönelmektedir.

Alıştırma

Bu cümlede the Cold War neyi ifade ediyor?

  1. Uzayda yapılmış tek bir kış savaşı
  2. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği merkezli uzun rekabet dönemi
  3. Uzay araçlarının nasıl soğuk tutulacağına ilişkin bilimsel bir tartışma
Cevabı göster

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği merkezli uzun rekabet dönemi

Early on in President Bush's presidency, Kalıp ifadeler

1:45

Başkan Bush'un başkanlığının başlarında,

Kalıp ifadeler

Early on in President Bush's presidency: Başkan Bush'un görev döneminin başlarında

Bu cümlede early on in, “... döneminin ilk aşamalarında” anlamına gelir. Olayı Başkan Bush'un görev döneminin başlangıcına yakın bir zamana yerleştirir; burada presidency makamın kendisini değil, onun görev yaptığı süreyi ifade eder. early on sabit bir zarf ifadesidir. Zaman aralığını belirtmek için early on in the project veya early on in her career örneklerinde olduğu gibi in + bir dönem ya da aşama eklenir. Buradaki on fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi sabit ifade early on in ile tamamlayın. Cümlenin başında olduğu için büyük harfle başlayın: ____ the project, we learned that weekly meetings worked best.

Cevabı göster

Early on in

NASA took a huge hit Deyimler

1:48

NASA büyük bir darbe aldı;

when the Space Shuttle Columbia broke apart Öbek fiiller

1:49

Uzay Mekiği Columbia

during re-entry into the atmosphere. Kelime

1:52

atmosfere yeniden giriş sırasında parçalandığında.

Deyimler

took a huge hit: büyük bir darbe aldı

Burada took a huge hit mecaz anlamda kullanılır. Felaketin ardından NASA'nın çalışmalarının, planlarının veya kamuoyundaki güvenilirliğinin ciddi zarar gördüğünü ya da büyük bir aksaklık yaşadığını anlatır; NASA'nın fiziksel olarak vurulduğu anlamına gelmez. Temel kalıp take a hit şeklindedir. Huge ifadeyi güçlendirir ve yaşanan aksaklığın çok ciddi olduğunu gösterir. Zarar gören kişi veya şey özne olur; neden ise çoğunlukla from, after ya da when ile belirtilir.

Alıştırma

“After the road closed, the café's sales took a huge hit” cümlesinde took a huge hit ne anlama gelir?

  1. Satışlar keskin biçimde yükseldi.
  2. Kafeye fiziksel bir nesne çarptı.
  3. Satışlar keskin biçimde düştü.
Cevabı göster

Satışlar keskin biçimde düştü.

Öbek fiiller

broke apart: fiziksel olarak parçalara ayrılma

Broke apart, break apart fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada uzay mekiğinin uçuş sırasında fiziksel olarak birkaç parçaya ayrıldığını anlatır. İfade, yalnızca hasar görmeyi değil, bütün bir cismin yapısını kaybedip parçalara ayrılmasını vurgular. Bu geçişsiz yapıda parçalanan cisim öznedir: the shuttle broke apart. Aynı yapı, araçların, makinelerin, binaların veya malzemelerin parçalara ayrılmasını anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede break apart, fiziksel bir cismin parçalara ayrılması anlamında kullanılmıştır?

  1. The damaged satellite began to break apart.
  2. Our plan fell apart after the budget was cut.
  3. Nina and Omar decided to break up.
Cevabı göster

The damaged satellite began to break apart.

Kelime

re-entry into the atmosphere: uzay aracının atmosfere dönüş aşaması

Re-entry into the atmosphere, uzayda bulunmuş bir aracın atmosfere yeniden girdiği aşamayı adlandırır. re- ön eki “yeniden” anlamına gelir, into ise girilen bölgeyi belirtir. Bu, dönüş uçuşunun belirli bir aşamasıdır; tüm geri dönüş yolculuğu veya son iniş değildir.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki kısa çizgili uzay-havacılık ismiyle tamamlayın: The capsule's heat shield protects it during ____ into the atmosphere.

Cevabı göster

re-entry

As a response to the tragedy,

1:55

Bu trajediye bir yanıt olarak

as well as to regain public excitement over space, Dilbilgisi

1:56

ve uzayla ilgili halkın heyecanını yeniden kazanmak için,

Bush ordered NASA to focus on putting humans back to the Moon.

2:00

Bush, NASA'ya insanları tekrar Ay'a göndermeye odaklanmasını emretti.

Dilbilgisi

Ek amaç bildiren as well as to regain public excitement over space

Burada as well as, Bush'un emrine ek bir gerekçe getirir. İlk ifade kararı trajediye verilmiş bir karşılık olarak sunarken vurgulanan mastar başka bir amaç ekler: halkın uzaya yönelik heyecanını yeniden canlandırmak. As well as ikinci fikri bir ek olarak sunduğundan, iki bilgi tamamen eşit ağırlıkta verilmez. Bu yapı, önceki nedeni ya da amacı ön planda tutarken başka bir neden veya amaç eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Vurgulanan ifade cümlede ne yapıyor?

  1. Ay görevinin halkın heyecanını zaten yeniden canlandırdığını söyler.
  2. Halkın heyecanının emre yol açan trajedi olduğunu söyler.
  3. Halkın heyecanını yeniden canlandırmayı emrin ek bir amacı olarak sunar.
Cevabı göster

Halkın heyecanını yeniden canlandırmayı emrin ek bir amacı olarak sunar.

Our third goal

2:04

Üçüncü hedefimiz

is to return to the Moon by 2020

2:06

2020 yılına kadar Ay'a dönmek

as the launching point for missions beyond. Deyimler

2:10

ve orayı daha ötedeki görevler için bir fırlatma noktası yapmaktır.

Deyimler

Daha öte görevler için the launching point

Burada the launching point, Ay'ın daha sonraki görevlerin uzayda daha uzağa gidebilmesi için bir üs olarak kullanılmasını anlatır. Tek bir roketin kalktığı kesin noktayı belirtmek zorunda değildir; sonraki aşamayı mümkün kılan yer veya temel anlamına da gelebilir. Bu ifade mecazi olarak da kullanılır. Bir proje, deneyim ya da fikir daha sonraki çalışmaları veya ilerlemeyi mümkün kılıyorsa launching point olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede the launching point, Ay'ı nasıl tanımlıyor?

  1. Daha uzak hedeflere yapılacak görevleri başlatmak için bir üs.
  2. Trajedinin gerçekleştiği kesin yer.
  3. Gelecekteki her görevin son hedefi.
Cevabı göster

Daha uzak hedeflere yapılacak görevleri başlatmak için bir üs.

They started the Constellation program

2:13

Constellation programını

and the development of two new rockets specifically designed Kalıp ifadeler

2:15

ve özellikle tasarlanmış iki yeni roketin geliştirilmesini başlattılar;

for the purpose of sending humans back to the Moon by the year 2020.

2:19

amacı insanları 2020 yılına kadar tekrar Ay'a göndermekti.

Kalıp ifadeler

specifically designed for the purpose of sending: amacı resmî biçimde belirtme

Specifically designed for the purpose of sending, belirtilen hedefe, yani insanları yeniden Ay'a göndermeye ulaşmak için bilinçli olarak tasarlanmış olmak anlamına gelir. Specifically, bunun rastlantısal bir kullanım değil, amaçlanmış bir işlev olduğunu vurgular. Yapı be designed for the purpose of + -ing biçimi veya isim şeklindedir. Of bir edat olduğu için ardından send değil sending gelir. Bu resmî yapı, amacın özellikle vurgulanması gerektiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için resmî for the purpose of + -ing yapısını ve measure fiilini kullanın: The sensor was specifically designed ____ air quality in underground tunnels.

Cevabı göster

for the purpose of measuring

It also meant that for a short period of time,

2:24

Bu aynı zamanda kısa bir süreliğine,

once the Space Shuttle program is retired,

2:27

Uzay Mekiği programı emekliye ayrıldığında

and all focus is on the Ares rockets,

2:30

ve tüm odak Ares roketlerinde olduğunda,

America would be dependent on the Russians Kalıp ifadeler

2:32

Amerika'nın Ruslara bağımlı olacağı anlamına geliyordu

to get their astronauts to the International Space Station.

2:35

astronotlarını Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaştırmak için.

Kalıp ifadeler

would be dependent on: geçmiş bakış açısından gelecekteki bağımlılık

Would be dependent on ifadesinde dependent on, bir sonuç elde etmek veya bir faaliyeti sürdürmek için birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak anlamına gelir. Burada Amerika'nın Rus ulaşım desteğine ihtiyacı olacaktır; ifade yalnızca iş birliğini değil, bağımlılığı anlatır. Would, bu bağımlılığı anlatıdaki geçmiş bir noktadan bakıldığında geleceğe yerleştirir. Şimdiki bir bakış açısından karşılık gelen biçim normalde will be dependent on olur.

Alıştırma

Cümlenin geçmiş bir noktadan bakılan gelecekteki bağımlılığı göstermesi için would ve dependent sıfatını kullanın: Looking ahead from 2010, officials knew the city ____ imported fuel after the local plant closed.

Cevabı göster

would be dependent on

Relations between the two countries were good at the time,

2:39

O dönemde iki ülke arasındaki ilişkiler iyiydi

and NASA expected this period to last about 4 years. Dilbilgisi

2:42

ve NASA bu dönemin yaklaşık 4 yıl sürmesini bekliyordu.

Dilbilgisi

expect + nesne + to'lu mastar: expected this period to last

Yapı expect + nesne + to'lu mastar biçimindedir. Burada tahmini yapan NASA'dır, this period tahminin konusudur ve to last beklenen eylemi belirtir. Bu cümlede last, belirli bir süre devam etmek anlamına gelen bir fiildir. İfade, NASA'nın bu dönemin yaklaşık dört yıl süreceğini düşündüğünü anlatır.

Alıştırma

expect ve last fiillerinin doğru biçimlerini kullanarak geniş zamandaki tahmini tamamlayın: We ____ the storm ____ through the night.

Cevabı göster

expect · to last

But development on the Constellation program took longer than expected, Dilbilgisi

2:48

Ancak Constellation programının geliştirilmesi beklenenden uzun sürdü

Dilbilgisi

took longer than expected: planlanandan daha uzun sürmek

Take fiilinden sonra bir süre veya karşılaştırma ifadesi gelirse bir şeyin ne kadar zaman gerektirdiği anlatılabilir. Burada took longer, geliştirmenin daha fazla zaman gerektirdiğini söyler. Than expected kısaltılmış bir karşılaştırmadır. Daha tam anlamı than people expected it would take biçimindedir. Took longer than expected bütünü, gerçek sürenin tahmini aştığı anlamına gelir.

Alıştırma

Geçmiş zamandaki raporu take longer than expected ile tamamlayın: The meeting ____ because the discussion was difficult.

Cevabı göster

took longer than expected

and ever since 2011,

2:52

ve 2011'den bu yana

experts came to the conclusion that the Moon project Kalıp ifadeler

2:54

uzmanlar, Ay projesinin

Kalıp ifadeler

came to the conclusion that: ... sonucuna varmak

Came to the conclusion that, “kanıtları veya mantıksal gerekçeleri değerlendirdikten sonra bir şeyin doğru olduğuna karar verdi” anlamına gelir. Burada that sonrasındaki bilgi, uzmanların hızlı bir fikri değil, gerekçeli sonucu olarak sunulur. Yapı come to the conclusion that + cümlecik şeklindedir. Geçmiş zamanda come, came olur; that ise sonucun içeriğini başlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak tamamlayın: After studying the test results for a week, the scientists ____ the new filter was safe.

Cevabı göster

came to the conclusion that

was lacking innovation and will need funding

2:57

yenilikten yoksun olduğu ve fon gerektireceği sonucuna vardı;

much higher than originally expected.

2:59

başlangıçta beklenenden çok daha yüksek bir fon.

President Barack Obama then shifted NASA's focus Kalıp ifadeler

3:02

Başkan Barack Obama daha sonra NASA'nın odak noktasını

from the moon to the manned exploration of Mars.

3:05

Ay'dan Mars'ın insanlı keşfine kaydırdı.

Kalıp ifadeler

shifted ... focus from ... to ...: odağı ... noktasından ... noktasına kaydırdı

Shifted NASA’s focus from the moon to the manned exploration of Mars, NASA'nın temel önceliğinin değiştiğini; dikkatin Ay'dan uzaklaşıp insanlı Mars keşfine yöneldiğini anlatır. Kullanılabilir kalıp shift + bir kişinin veya kuruluşun focus sözcüğü + from A + to B şeklindedir. From eski önceliği, to yeni önceliği belirtir. Shifted, shift fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. shift, its focus, from ve to sözcüklerini kullanın: After the survey, the company ____ print ads ____ online videos.

Cevabı göster

shifted its focus from · to

I just have to say Ton ve niyet

3:09

Burada açıkça

pretty bluntly here,

3:12

söylemem gerek,

Ton ve niyet

Burada oldukça açık konuşmam gerekirse

Bu ifade, güçlü bir görüşten önce kullanılan bir giriş sözüdür. Konuşan kişi, sıradaki noktanın doğrudan söyleneceğini bildirir. Böylece dinleyiciler, açık sözlülükle aniden karşılaşmak yerine daha sert bir tona hazırlanır. Just başlangıcı biraz yumuşatırken have to say yorumun söylenmesi gerekliymiş gibi sunulmasını sağlar. Burada pretty “oldukça” veya “epey”, bluntly ise fazla yumuşatmadan doğrudan konuşmak anlamındadır. Here mutlaka fiziksel bir yeri değil, tartışmanın bu anını veya bu noktasını gösterir.

Alıştırma

Konuşan kişi görüşünü belirtmeden önce “I just have to say pretty bluntly here” diyerek ne yapar?

  1. Sıradaki ifadenin güzel ve özenle süslenmiş olacağını vaat eder
  2. Konuşan kişinin fiziksel olarak başka bir yere gitmek zorunda olduğunu açıklar
  3. Doğrudan ve muhtemelen eleştirel bir noktanın geleceğini belirtirken girişi biraz yumuşatır
Cevabı göster

Doğrudan ve muhtemelen eleştirel bir noktanın geleceğini belirtirken girişi biraz yumuşatır

we've been there before. Ton ve niyet

3:14

biz daha önce orada bulunduk.

Ton ve niyet

Daha önce oraya gittik

Bu bağlamda there Ay’ı, we ise topluca Amerika Birleşik Devletleri’ni ve geçmiş görevlerini gösterir. İngilizcedeki present perfect yapı have been, geçmişteki ziyareti şimdiki tartışma açısından önemli bir deneyim olarak sunar. Cümle yalnızca bir gerçeği bildirmez. Önceliklerle ilgili bir tartışmada aynı hedefe dönmenin daha az yenilik veya aciliyet taşıdığını ima eder; böylece dikkat başka bir hedefe yöneltilebilir. Başka bağlamlarda we've been there before, daha önce yaşanmış tanıdık bir durumu mecazi olarak da anlatabilir; ancak burada gerçek bir yer kastedilir.

Alıştırma

Bu tartışmada “We've been there before” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Hedefin nerede olduğunu kimsenin bilmediğini söyler
  2. Geçmiş deneyimi kullanarak aynı hedefe tekrar gitmenin en yüksek öncelik olmadığını ima eder
  3. Aynı hedefe hemen dönüleceğine büyük bir heyecanla söz verir
Cevabı göster

Geçmiş deneyimi kullanarak aynı hedefe tekrar gitmenin en yüksek öncelik olmadığını ima eder

Buzz has been there.

3:16

Buzz oradaydı.

There's a lot more of space to explore.

3:19

Keşfedilecek daha çok uzay var.

The problem was that with the end of the Space Shuttle missions,

3:22

Sorun şuydu ki, Uzay Mekiği görevlerinin

as well as Constellation,

3:25

ve Constellation programının sona ermesiyle,

NASA had no way to get its astronauts into space on its own. Notlar

3:26

NASA'nın astronotlarını uzaya kendi başına gönderme imkanı kalmamıştı.

Dilbilgisi

had no way to + fiil: bir şeyi yapmanın yolu olmamak

had no way to get... ifadesindeki had no way to, kullanılabilir hiçbir yöntem ya da pratik araç bulunmadığını anlatır. Geçmiş zaman biçimi had, geçmişteki duruma uygundur. Kalıp have/has/had no way to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Yalnızca birinin bir şeyi yapamadığını söylemek yerine, o işi yapmak için gereken aracın bulunmadığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi had no way to kalıbındaki eksik sözcüklerle tamamlayın: After the storm, the village had ____ contact the mainland.

Cevabı göster

no way to

Kalıp ifadeler

on its own: dış yardım olmadan

on its own ifadesindeki its, NASA'ya gönderme yapar. Cümle, NASA'nın başka bir kuruluşun temel yardımı olmadan bunu kendi sistemleriyle yapamadığını anlatır. NASA'nın fiziksel olarak yalnız olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp on + iyelik belirleyicisi + own şeklindedir: on my own, on her own, on its own, on their own. Genellikle bağımsız olarak veya yardım almadan anlamına gelir.

Alıştırma

Burada on its own büyük olasılıkla ne anlama gelir? The research team finished the test on its own.

  1. Fiziksel olarak yakınında hiç kimse olmadan
  2. Başka bir ekibin temel yardımı olmadan
  3. Ekibe ait donanımı kullanarak
Cevabı göster

Başka bir ekibin temel yardımı olmadan

Five private companies were asked for proposals on spacecrafts.

3:31

Beş özel şirketten uzay araçları konusunda teklif istendi.

And in order to reach the space station,

3:37

Ve uzay istasyonuna ulaşmak için,

we will work with a growing array of private companies Kalıp ifadeler

3:39

giderek artan sayıda özel şirketle çalışacağız

competing to make Dilbilgisi

3:42

ki onlar yarışıyorlar

getting to space easier and more affordable.

3:44

uzaya gitmeyi daha kolay ve uygun maliyetli hale getirmek için.

Kalıp ifadeler

giderek genişleyen bir özel şirketler yelpazesi

An array of + çoğul isim, farklı üyelerden oluşan geniş bir yelpazeyi ifade eder. Growing, bu yelpazenin sayı, çeşitlilik veya her iki yönden arttığını gösterir. Burada ifade, private companies grubunu büyüyen ve çeşitlenen bir bütün olarak sunar; array programlamadaki bir veri dizisi veya düzgün bir fiziksel sıralama anlamına gelmez. a growing array of ifadesini, genişleyen bir grubu özetlerken yalnızca çok sayıda olduğunu değil, kapsamının genişliğini vurgulamak için kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “genişleyen bir yelpaze” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The museum offers ____ interactive exhibits.

Cevabı göster

a growing array of

Dilbilgisi

uzaya gitmeyi daha kolay ve ekonomik hâle getirmek için rekabet etmek

competing to make ... ifadesinde competing, özel şirketleri açıklar; to make ise şirketlerin rekabet yoluyla ulaşmaya çalıştığı hedefi belirtir. Temel yapı make + nesne + sıfattır ve bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir. Buradaki nesne, bir etkinliği adlandıran getting to space isim-fiil öbeğidir. Easier ve more affordable, şirketleri değil, bu etkinliğin ulaşması amaçlanan yeni durumu açıklar.

Alıştırma

Haritanın etkinliği kolaylaştırdığını göstermek için cümleyi make ve easy sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The new map ____ finding the trail ____.

Cevabı göster

makes · easier

Two companies, Boeing and SpaceX,

3:47

Ardından iki şirket, Boeing ve SpaceX,

were then commissioned to develop one Kelime

3:50

bir uzay aracı geliştirmeleri için görevlendirildi

that could carry astronauts to the International Space Station.

3:52

astronotları Uluslararası Uzay İstasyonu'na taşıyabilecek.

Kelime

be commissioned to develop: geliştirmekle görevlendirilmek

Edilgen be commissioned to + fiil yapısında bir kişi veya kuruluş, bir işi yapmak üzere resmen seçilir ve yetkilendirilir. Bu yapı çoğu zaman resmî bir sözleşme ve ödeme olduğunu düşündürür. Burada were then commissioned to develop, Boeing ve SpaceX'in bir uzay aracı üretmek için resmî görev aldığı anlamına gelir. Commissioned, satış komisyonunu değil bu görevlendirmeyi anlatır.

Alıştırma

Ekibin bir şeyi oluşturmak üzere resmen işe alındığını belirten edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The engineering team ____ a safer bridge design.

Cevabı göster

was commissioned to develop

We might see those ships do their first missions

3:55

Bu gemilerin ilk görevlerini

in the next year or so. Kelime

3:58

gelecek yıl gibi yakın bir zamanda görebiliriz.

Kelime

bir süre veya miktardan sonra or so

Or so, bir sayıdan, zaman aralığından veya miktardan sonra gelir ve yaklaşık anlamını taşır. In the next year or so, kesin bir tarih değil, kabaca önümüzdeki bir yıl içinde demektir. Bu ifade tahmini esnek bırakır. Might ile birlikte kullanıldığında öngörüyü özellikle belirsiz yapar: görevlerin gerçekleşmesi mümkündür ve zamanlama yalnızca tahmindir.

Alıştırma

Miktardan sonra gelen ve yaklaşık anlamını taşıyan ifadeyle tahmini tamamlayın: The repair should take two days ____.

Cevabı göster

or so

But it has cost NASA a lot to rely on the Russians Dilbilgisi

3:59

Ancak Ruslara güvenmek NASA'ya çok pahalıya mal oldu

for such a long period of time.

4:03

bu kadar uzun süre boyunca.

Dilbilgisi

has cost NASA a lot to rely on: cost + kişi veya kurum + miktar + to mastarı

Bu cümledeki has cost NASA a lot to rely on, it + cost + kişi veya kurum + miktar + to mastarı yapısını izler. Yükü taşıyan kurum NASA'dır; to rely on the Russians ise bu yükü oluşturan eylemi belirtir. Bu bağlamda a lot, büyük miktarda para demektir. Has cost, present perfect zamanındadır. Uzun bağımlılık dönemine bugünden bakar ve gideri, etkisi hâlâ önemli olan birikmiş bir sonuç olarak sunar. Baştaki it geçici bir öznedir; daha sonra gelen to mastarı, pahalı olan asıl fikri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi cost fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: It ____ the club a lot to rent a field every week.

Cevabı göster

has cost

With NASA's new job being to focus on Mars,

4:05

NASA'nın yeni görevi Mars'a odaklanmak olduğundan,

they consequently started developing a rocket

4:08

bunun sonucunda bir roket geliştirmeye başladılar

that could be used for those missions,

4:11

bu görevler için kullanılabilecek,

the SLS, Space Launch System.

4:13

SLS, yani Uzay Fırlatma Sistemi.

When finished, it will be the most powerful rocket in the world,

4:15

Tamamlandığında, dünyadaki en güçlü roket olacak,

exceeding the capabilities of the Heavy Falcon by SpaceX. Kalıp ifadeler

4:19

SpaceX'in Falcon Heavy'sinin yeteneklerini aşarak.

Kalıp ifadeler

exceeding the capabilities of: -ing yapısıyla resmî karşılaştırma

Exceeding the capabilities of, başka bir makine veya sistemin yapabildiklerinin ötesine geçmek anlamına gelir. Burada, tamamlanan roketin karşılaştırma için kullanılan SpaceX roketinden genel olarak daha fazlasını yapabileceği iddiasını ekler. Virgül + -ing yapısındaki yan cümle, ana ifadeye bağlantılı bir karşılaştırma ekler. Exceed geçişli bir fiildir; bu nedenle the capabilities of another system ifadesini doğrudan nesne olarak alır ve than kullanmaz. Capabilities çoğuldur çünkü tek bir ölçüm yerine bir yetenekler kümesini kapsayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle exceeding the capabilities of ile resmî bir karşılaştırmayı doğru biçimde ekliyor?

  1. The new rescue drone works in stronger winds, exceeding the capabilities of the older model.
  2. The new rescue drone works in stronger winds, exceeding the older model is capable of.
  3. The new rescue drone works in stronger winds, exceeding than the capabilities of the older model.
Cevabı göster

The new rescue drone works in stronger winds, exceeding the capabilities of the older model.

And it has strong support from key members of Congress

4:23

Ve Kongre'nin kilit üyelerinden güçlü bir destek alıyor

because it brings a lot of jobs.

4:26

çünkü çok fazla istihdam sağlıyor.

However, Unlike the Heavy Falcon,

4:28

Bununla birlikte, Falcon Heavy'nin aksine,

the SLS will still take a long time until it's ready.

4:30

SLS'nin hazır olması hala uzun zaman alacak.

With its first unmanned test flight currently scheduled for December 2019.

4:34

İlk insansız test uçuşu şu an için Aralık 2019'da planlanıyor.

But with a new president sworn into office, Kalıp ifadeler

4:40

Ancak yeni bir başkanın göreve başlamasıyla,

Kalıp ifadeler

sworn into office: yemin ederek resmen göreve başlamak

Siyasi ve kamusal bağlamlarda be sworn into office, gerekli yemini ederek bir göreve resmen başlamak anlamına gelir. Sworn, swear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; ifade, söz verirken bir ofisin içine yürümek anlamına gelmez. with a new president sworn into office ifadesinde geçmiş zaman ortaçlı bölüm president sözcüğünden sonra gelir ve o kişiyi tanımlar. with a new president who was sworn into office yapısının kısaltılmış biçimidir ve yeni bir yönetimin artık göreve başlamış olduğunu ortaya koyar.

Alıştırma

Cümleyi “yemin ettikten sonra bir kamu görevine resmen getirilmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the election, Elena was ____ on Friday.

Cevabı göster

sworn into office

NASA is currently again in a period of changing plans.

4:43

NASA şu anda yeniden bir plan değiştirme döneminde.

The directive I'm signing today will refocus America's space program Kalıp ifadeler

4:47

Bugün imzaladığım direktif, Amerika'nın uzay programını yeniden

on human exploration and discovery.

4:52

insanlı keşif ve araştırmalara odaklayacak.

Kalıp ifadeler

refocus A on B: A'nın önceliğini yeniden B'ye yöneltmek

Refocus A on B, A'yı yeniden yönlendirerek B'nin tekrar ana öncelik olmasını veya yeni bir plan kapsamında bilinçli biçimde öncelik hâline gelmesini ifade eder. re- ön eki, odağın ilk kez oluşturulmasını değil, değişmesini veya yenilenmesini belirtir. Yapı refocus + nesne A + on + öncelik B şeklindedir. Burada A, America's space program; B ise human exploration and discovery bölümüdür. on, yeni veya yeniden belirlenen odağı tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi refocus A on B yapısını kullanarak tamamlayın: After several safety problems, the manager decided to ____ the training program ____ accident prevention.

Cevabı göster

refocus · on

It marks an important step in returning American astronauts to the Moon Kalıp ifadeler

4:55

Amerikalı astronotların Ay'a dönmesinde önemli bir adımı işaret ediyor

for the first time since 1972

5:00

1972'den bu yana ilk kez

for long-term exploration and use.

5:02

uzun vadeli keşif ve kullanım için.

Kalıp ifadeler

marks an important step in: daha uzun bir süreçteki dönüm noktası

Burada marks, ‘bir şeyin üzerine görünür bir işaret koymak’ değil, ‘göstermek veya temsil etmek’ anlamına gelir. Yönerge, daha uzun bir sürecin anlamlı bir aşaması olarak sunulur; dönüşün zaten tamamlandığını iddia etmez. Kalıp: X marks an important step in + isim veya -ing biçimi. Altyazıdaki returning, bu adımın ilerlemesine yardımcı olduğu daha büyük süreci adlandırır.

Alıştırma

Resmî ilerleme cümlesini dersteki beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: Approving the design ____ building the new bridge.

Cevabı göster

marks an important step in

This time, we will not only plant our flag and leave our footprint, Deyimler

5:05

Bu sefer sadece bayrağımızı dikip ayak izimizi bırakmayacağız,

Deyimler

plant our flag and leave our footprint: simge olarak kullanılan gerçek eylemler

Plant our flag and leave our footprint, iki somut görüntüyü bir araya getirir. Ay'da her iki eylem de gerçek anlamlı olabilir; birlikte kullanıldıklarında oraya ulaşmayı, unutulmaz bir başarı elde etmeyi ve ziyaretin kanıtını bırakmayı da simgelerler. Yan yana kullanılan iki fiil, önceki görev türünün kısa ve simgesel görünmesini sağlar. not only, konuşmacının bu modelin ötesine geçmeyi planladığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede plant our flag and leave our footprint ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Ekipman kurmak için birbiriyle ilgisiz iki talimat verir.
  2. Bir ziyareti, başarıyı ve geride kalan izi simgelemek için somut eylemler kullanır.
  3. Ziyarete dair hiçbir kanıt kalmayacağına söz verir.
Cevabı göster

Bir ziyareti, başarıyı ve geride kalan izi simgelemek için somut eylemler kullanır.

we will establish a foundation for an eventual mission to Mars Deyimler

5:10

nihayetinde Mars'a yapılacak bir görev için temel oluşturacağız

and perhaps someday to many worlds beyond.

5:15

ve belki de bir gün ötedeki birçok dünyaya.

Deyimler

establish a foundation for: ... için temel oluşturmak

Burada establish a foundation for, gelecekteki bir hedefi mümkün kılacak temel koşulları, becerileri, teknolojiyi veya desteği oluşturmak demektir. Foundation mecaz anlamdadır; fiziksel bir temel ya da hayır kurumu değildir. Yapı establish a foundation for + isim veya hedef şeklindedir. Şimdi yapılan çalışmayla daha sonraki sonuç arasında bağ kurar: bugünkü eylem, gelecekteki bir görev için sağlam bir başlangıç noktası oluşturur.

Alıştırma

Cümlede establish a foundation for an eventual mission ne anlama geliyor?

  1. Gelecekteki bir görevi destekleyebilecek koşulları oluşturmak.
  2. Bizzat görevin kendisi olan tek bir fiziksel platform inşa etmek.
  3. Mars'a gidecek bir hayır kurumu oluşturmak.
Cevabı göster

Gelecekteki bir görevi destekleyebilecek koşulları oluşturmak.

The proposed NASA budget revealed on February 12th, 2018,

5:19

12 Şubat 2018'de açıklanan önerilen NASA bütçesi,

shows that the Trump administration is already trying

5:24

Trump yönetiminin şimdiden çabaladığını gösteriyor

to free up money to support these costly plans. Öbek fiiller

5:26

bu maliyetli planları desteklemek için kaynak yaratmaya.

Öbek fiiller

free up money: kullanılabilir para yaratmak

Free up money, parayı hâlihazırda kullanan bir harcamayı kaldırarak veya azaltarak o parayı kullanılabilir duruma getirmek demektir. Bu cümlede yönetim, pahalı planları destekleyecek kaynak oluşturmak için harcamaları yeniden düzenlemeye veya kısmaya çalışmaktadır; ifade bedava para elde etmek anlamına gelmez. Free up ayrılabilen bir öbek fiildir: free up money ve free money up yapılarının ikisi de mümkündür, ancak nesne zamir olduğunda araya girmelidir: free it up. Aynı yapı time, space veya staff gibi diğer sınırlı kaynaklarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “parayı kullanılabilir hâle getirmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Canceling two unused subscriptions will ____ for new library books.

Cevabı göster

free up money

For example, by closing the NASA Education Office, Dilbilgisi

5:30

Örneğin, NASA Eğitim Ofisi'ni kapatarak,

cutting off funding for the International Space Station by 2025, Öbek fiiller

5:33

2025'e kadar Uluslararası Uzay İstasyonu'nun finansmanını keserek

Öbek fiiller

cutting off funding: mali desteği tamamen durdurmak

Cut off funding, bir projeye, kuruluşa veya faaliyete para sağlamayı durdurmak anlamına gelir. Burada cutting off funding, Uluslararası Uzay İstasyonuna verilen mali desteğin en geç 2025 yılında sona erdirilmesini anlatır. Off parçacığı ayrılma veya durma anlamı eklediğinden ifade, finansman miktarını yalnızca azaltmaktan daha güçlü ve kapsamlıdır. Herhangi bir şeyi fiziksel olarak kesmekten söz edilmez.

Alıştırma

Para sağlamayı tamamen durdurmak anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the audit found fraud, the sponsor decided to ____ funding for the project.

Cevabı göster

cut off

as well as canceling the WFIRST telescope.

5:37

ve WFIRST teleskobunu iptal ederek.

Dilbilgisi

by closing ... cutting off ... as well as canceling: paralel -ing biçimleriyle yöntemleri sıralama

By closing kullanılan yöntemi belirtir: bu bağlamda liste, paranın nasıl serbest bırakılabileceğini açıklar. By sözcüğünden sonra gelen closing, eylemi adlandıran bir -ing biçimidir. Cutting off ve canceling, closing ile paralel yapıdadır. Her eylemden önce by sözcüğünü tekrarlamak gerekmez; as well as ise son öğeyi ekler. -ing biçimlerini aynı tutmak, uzun listenin yapısını izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiillerin -ing biçimleriyle cümleyi tamamlayın: The team saved time by ____ ahead, ____ tasks, as well as ____ a checklist. (plan, share, use)

Cevabı göster

planning · sharing · using

Even though there are good reasons for NASA's reorientation Dilbilgisi

5:41

NASA'nın yeniden yönlendirilmesi için iyi nedenler olsa da,

by each incoming US president,

5:45

her yeni gelen ABD başkanı tarafından,

it becomes extremely difficult for NASA to meet the ever-changing demands. Kalıp ifadeler

5:47

NASA'nın sürekli değişen talepleri karşılaması son derece zorlaşıyor.

Dilbilgisi

Even though: karşıtlıktan önce bir gerçeği kabul etmek

Even though, ana sonucu şaşırtıcı gösterebilecek bir gerçeği belirtir. Burada konuşmacı, göreve gelen her başkanın NASA'nın yönünü değiştirmek için haklı nedenleri olduğunu kabul eder; ancak yinelenen değişikliklerin NASA'nın görevini yine de son derece zorlaştırdığını söyler. even though + yan cümle yapısını, gerçek veya kabul edilmiş bir noktayı belirttikten sonra onunla çelişen bir sonuç vermek için kullanın. Even, ödünleme anlamını güçlendirir: bu gerçeğe rağmen ana sonuç geçerliliğini korur.

Alıştırma

Yağmuru bilinen bir gerçek olarak sunup ardından buna karşıt bir sonuç veren cümleyi seçin.

  1. Even if it rains, the game will continue.
  2. Even though it was raining, the game continued.
  3. Because it was raining, the game continued.
Cevabı göster

Even though it was raining, the game continued.

Kalıp ifadeler

meet the ever-changing demands: değişen talepleri karşılamak

meet the ever-changing demands ifadesinde meet, “karşılamak” veya “yerine getirmek”; demands ise ele alınması gereken talepler ya da gereklilikler anlamına gelir. Bu ifade, NASA'nın insanlarla buluşmasını değil, kendisi için belirlenen hedeflere ulaşmasını anlatır. Ever-changing, yalnızca bir kez değişen değil, tekrar tekrar değişmeye devam eden bir şeyi tanımlar. İfade bir bütün olarak sabit kalmayan talepleri karşılamanın zorluğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “sürekli değişen gereklilikleri karşılamak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The support team updates its procedures to ____ of online customers.

Cevabı göster

meet the ever-changing demands

And so in the process of constantly changing goals, Kalıp ifadeler

5:51

Böylece sürekli değişen hedefler sürecinde,

a lot of taxpayers' money is lost on projects

5:54

projelere çok fazla vergi mükellefinin parası heba oluyor

that never see the light of day. Deyimler

5:57

hiçbir zaman gün yüzü göremeyen projelere.

Kalıp ifadeler

in the process of constantly changing goals: hedefleri sürekli değiştirme sürecinde

in the process of + isim veya -ing biçimi, bir olayı devam eden bir faaliyetin içine yerleştirir. Burada constantly changing goals devam eden faaliyettir ve para kaybı bu faaliyet sürerken gerçekleşir. Bu ifade zaman ve süreç arka planını kurar. Hedefleri değiştirmenin kayba neden olduğunu tek başına belirtmez; neden-sonuç bağlantısı cümlenin geri kalanından çıkarılır.

Alıştırma

Cümleyi process ile kurulan ifadeyle tamamlayın: We found several errors in ____ reviewing the report.

Cevabı göster

the process of

Deyimler

never see the light of day: hiç gün yüzü görmemek

Never see the light of day bir deyimdir. Özne bir proje, ürün, plan, kitap, film veya benzer bir çalışma olduğunda, bu çalışmanın hiçbir zaman tamamlanmadığını, piyasaya sürülmediğini, yayımlanmadığını, gösterilmediğini ya da kullanıma girmediğini anlatır. Burada projelere para ayrılır, ancak bu projeler kullanılabilir veya halka açık sonuçlara dönüşmez. Kesin sonuç özneye bağlıdır: Bir film hiç gösterime girmeyebilir, bir plan ise hiç uygulanmayabilir.

Alıştırma

Tamamlanmış bir film kalıcı olarak rafa kaldırıldı ve hiç gösterime girmedi. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The film has not been released yet.
  2. The film never came to light.
  3. The film never saw the light of day.
Cevabı göster

The film never saw the light of day.

And this is where Elon Musk comes into play. Anlatım akışı

5:59

İşte Elon Musk burada devreye giriyor.

Anlatım akışı

İşte burada X devreye giriyor

Bu cümlede this is where Elon Musk comes into play, “açıklamanın bu aşamasında Elon Musk önem kazanır ve olanları etkilemeye başlar” demektir. where gerçek bir yeri değil, bir durumu veya tartışmanın ulaştığı aşamayı gösterir. this is where X comes into play kalıbı, daha önce anlatılan bir sorunu ya da ihtiyacı artık önemli hâle gelen kişi, etken veya araçla bağlar. come into play, “oyuna katılmak” değil, “etki göstermeye başlamak” demektir.

Alıştırma

Bir etkenin önem kazandığı aşamayı tanıtan kalıpla cümleyi tamamlayın: We have identified the risk, and this is ____ careful planning ____.

Cevabı göster

where · comes into play

The stated goal of SpaceX is to reach Mars

6:03

SpaceX'in belirtilen hedefi Mars'a ulaşmak

and even colonize the planet.

6:07

ve hatta gezegende koloni kurmaktır.

In order to get the technology right Kalıp ifadeler

6:09

Teknolojiyi doğru kurgulamak

and have the revenue to support these plans,

6:11

ve bu planları destekleyecek geliri elde etmek için,

SpaceX is drastically reducing the cost of rocket launches.

6:13

SpaceX roket fırlatma maliyetlerini büyük ölçüde düşürüyor.

Kalıp ifadeler

Teknolojiyi doğru şekilde çalışır hâle getirmek

Burada get the technology right, teknolojinin doğru çalışmasını sağlamak ve onu planlar için gereken standarda ulaştırmak demektir. right teknolojinin ulaştığı sonucu veya durumu anlatır; left kelimesinin karşıtı olan yönü belirtmez. get + nesne + right kalıbı, çoğu zaman deneme, düzeltme veya pratik sonrasında doğru ya da güvenilir bir sonuca ulaşmaya odaklanır. Cevaplar, ayrıntılar, zamanlama ve yöntemlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne + right kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two failed tests, the engineers finally ____ the settings ____.

Cevabı göster

got · right

Most significantly, by propulsively landing their rockets Dilbilgisi

6:17

En önemlisi, roketlerini itiş gücüyle indirerek

and then reusing them on future missions.

6:21

ve ardından onları gelecekteki görevlerde yeniden kullanarak.

Dilbilgisi

by propulsively landing ... and then reusing them yapısında yöntem ve sıra

Burada by + -ing, nasıl sorusuna cevap verir: maliyetin düşmesi, roketlerin itki kullanılarak indirilmesi ve sonraki görevlerde yeniden kullanılması yöntemiyle gerçekleşir. By burada son tarih değil, yöntem bildirir. By öbeği içinde landing ve reusing paralel -ing biçimleridir. and then sırayı gösterir: önce roketleri itkiyle indir, sonra aynı roketleri yeniden kullan.

Alıştırma

sort ve review fiillerini by ... and then ... kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The team reduced mistakes ____ every file ____ each result twice.

Cevabı göster

by sorting · and then reviewing

Their Falcon 9 rocket starts at $62 million,

6:24

Falcon 9 roketleri 62 milyon dolardan başlıyor,

which is a fraction compared to the Atlas V by ULA,

6:28

ki bu, ULA'nın Atlas V'sine kıyasla sadece küçük bir kısmıdır;

that starts at $109 million.

6:31

o 109 milyon dolardan başlıyor.

But the real revolution might be the BFR system Anlatım akışı

6:34

Fakat asıl devrim, BFR sistemi olabilir

that they are currently working on.

6:37

şu anda üzerinde çalıştıkları.

Anlatım akışı

the real revolution might be the BFR system ifadesinde güçlü vurgu ve temkin

the real revolution ifadesi, neyi işaret edebileceğini belirtmeden önce güçlü bir değerlendirme etiketi sunar. Böylece savın odağını değiştirir: az önce ele alınan gelişme yerine, en önemli olabilecek değişim olarak BFR sistemi gösterilir. Might be bu güçlü etiketi yumuşatır. Konuşan kişi kesinleşmiş bir olguyu bildirmek yerine ilgi çekici bir tahminde bulunur; real burada sahte olmayan değil, gerçekten önemli veya dönüştürücü anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle büyük bir değişimi kesinleşmiş bir gerçek yerine olasılık olarak sunar?

  1. The real breakthrough is a safer battery.
  2. The real breakthrough might be a safer battery.
  3. The real breakthrough must be a safer battery.
Cevabı göster

The real breakthrough might be a safer battery.

Consisting of a booster, a spacecraft, and a tanker, Dilbilgisi

6:40

Bir güçlendirici, bir uzay aracı ve bir yakıt tankerinden oluşan

the concept is designed to be completely reusable.

6:43

bu konsept tamamen yeniden kullanılabilir olacak şekilde tasarlanmıştır.

Dilbilgisi

Ana cümleden önce Consisting of... yapısı

Baştaki “Consisting of ...” ifadesi, -ing biçiminde bir sıfat-fiil öbeğidir. “the concept”i oluşturan parçaları sıralar; çekimli ana cümle ise “the concept is designed” ile başlar. Bu öbek burada tek başına tam bir cümle olamaz. Öbeğin anlamca öznesi “the concept”tir: itici roket, uzay aracı ve tanker uzay aracından oluşan şey konsepttir. Bu kısa yapı, önce bileşimi belirtip ardından bütünün bir özelliğini veya amacını açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi consist fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ three linked modules, the system is easy to transport.

Cevabı göster

Consisting of

So, the booster transports the ship into orbit,

6:47

Yani, güçlendirici gemiyi yörüngeye taşır,

then returns to the launch pad.

6:50

ardından fırlatma rampasına geri döner.

With the help of a tanker,

7:01

Bir tankerin yardımıyla,

the spaceship can then be refueled several times in orbit,

7:02

uzay gemisine yörüngede birkaç kez yakıt ikmali yapılabilir,

which will give it enough propellant Dilbilgisi

7:10

bu da ona yeterli yakıtı sağlayacaktır

to go on a journey to Mars.

7:12

Mars'a bir yolculuğa çıkması için.

Dilbilgisi

give + nesne + enough + isim + to + fiil

“give it enough propellant to go on a journey” yapısında give fiilinden sonra alıcı olan “it” (uzay gemisi), kaynak olan “enough propellant” ve bu miktarın neyi mümkün kıldığını belirten to mastarı gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp give + someone/something + enough + isim + to + fiil şeklindedir. Enough isimden önce gelir: enough propellant, enough time, enough information.

Alıştırma

Cümleyi give + us + enough time kullanarak tamamlayın: The longer deadline will ____ to check every detail.

Cevabı göster

give us enough time

Development of this is costing billions of dollars,

7:18

Bunun geliştirilmesi milyarlarca dolara mal oluyor,

and so it may seem like a risky approach, Ton ve niyet

7:21

bu yüzden riskli bir yaklaşım gibi görünebilir,

not knowing if anyone will pay for a trip to Mars.

7:24

kimsenin Mars'a bir yolculuk için para ödeyip ödemeyeceği bilinmediğinden.

Ton ve niyet

may seem like a risky approach: riski olası bir izlenim olarak sunmak

May olasılık bildirir, seem like ise bir izlenim sunar. Birlikte kullanılan may seem like a risky approach, o ana kadar belirtilen gerçeklere göre planın riskli görünebileceğini anlatır. Bu ifade değerlendirmeyi yumuşatır: konuşmacı yaklaşımın kesinlikle riskli olduğunu veya başarısız olacağını söylemez. Daha fazla kanıt ya da karşıt bir görüş eklemek için alan bırakır.

Alıştırma

Bu cümlede may seem like a risky approach ne anlatıyor?

  1. Riskli olduğu izlenimini verebilir, ancak bu kesin bir gerçek olarak belirtilmez.
  2. Yaklaşımın başarısız olacağı zaten kanıtlanmıştır.
  3. Konuşmacı hiçbir risk bulunmadığına inanır.
Cevabı göster

Riskli olduğu izlenimini verebilir, ancak bu kesin bir gerçek olarak belirtilmez.

But the concept is also designed to replace all previous tasks,

7:28

Ancak konsept aynı zamanda önceki tüm görevlerin yerini alacak şekilde tasarlanmıştır,

from orbital launch of satellites,

7:33

uyduların yörüngeye fırlatılmasından,

Earth-Moon transport, Mars missions,

7:35

Dünya-Ay taşımacılığına, Mars görevlerine,

or even the proposed usage for fast transport between continents on Earth,

7:37

veya Dünya üzerinde kıtalararası hızlı ulaşım için önerilen kullanıma kadar,

having one single system for these many possible applications Dilbilgisi

7:42

bu kadar çok olası uygulama için tek bir sisteme sahip olmak,

allows for greater mass production, which in turn reduces costs. Anlatım akışı

7:46

daha büyük seri üretime olanak tanır, bu da maliyetleri düşürür.

Dilbilgisi

Having ... allows for ...: -ing öbeğinin özne olması

Having one single system for these many possible applications ifadesinin tamamı allows fiilinin öznesidir. Bir etkinliği veya düzenlemeyi tek bir fikir olarak adlandırdığı için ana fiil tekil olur: allow değil, allows. Bu yapı sonuçları açıklamak için kullanışlıdır: Having/Using + isim öbeği + tekil fiil. Fiile daha yakın olan çoğul applications ismi, özne öbeğinin içinde bulunduğu için fiilin biçimini belirlemez.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Using one checklist for all inspections ____ for more consistent results.

Cevabı göster

allows

Anlatım akışı

sonraki neden-sonuç adımı olarak which in turn reduces costs

Which, hemen önceki sonuç olan greater mass production ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciği, bu sonucun daha sonra neye yol açtığını ekler: daha düşük maliyetlere. In turn, bir neden-sonuç zincirinin ikinci adımını gösterir: bir sistem seri üretime olanak tanır, seri üretim de ardından maliyetleri düşürür. Burada “bir sonraki sonuç olarak” anlamındadır; “birbiri ardına” ya da “sırayla” anlamında değildir.

Alıştırma

Neden-sonuç zincirini “bir sonraki sonuç olarak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Better insulation lowers energy use, which ____ reduces the monthly bill.

Cevabı göster

in turn

Perhaps more importantly, though, Anlatım akışı

7:51

Belki daha da önemlisi,

Anlatım akışı

temkinli bir karşıtlık geçişi olarak Perhaps more importantly, though,

Perhaps, önem sıralamasını yumuşatır; böylece konuşmacı bu değerlendirmeyi kesin bir gerçek gibi sunmaz. More importantly, sonraki noktanın önceki noktadan daha önemli olduğunu belirtir. Though, daha önce söylenenlerle karşıtlık ilişkisini korur. Bu ara söz niteliğindeki geçişte tam bir ödünleme yan cümlesi başlatmaz. Virgüller tüm ifadeyi, savın yönünü değiştiren bir yorum olarak cümlenin geri kalanından ayırır.

Alıştırma

Önceki noktayla karşıtlığı korurken sonraki noktayı muhtemelen daha önemli olarak en iyi hangi geçiş sunar?

  1. For example,
  2. In other words,
  3. Perhaps more importantly, though,
Cevabı göster

Perhaps more importantly, though,

the system would provide the flexibility to be assigned to NASA missions,

7:52

sistem NASA görevlerine atanma esnekliği sağlayacaktır,

no matter what the focus of the US administration might be. Dilbilgisi

7:56

ABD yönetiminin odak noktası ne olursa olsun.

Dilbilgisi

no matter what ... might be: “ne olursa olsun”

no matter what the focus of the US administration might be yan cümlesi, “yönetimin önceliği sonunda hangi politika alanı olursa olsun” anlamına gelir. Olası tüm odakları ana sonuç açısından önemsiz gösterir: sistem farklı NASA görevlerinde kullanılabilecek kadar esnek kalacaktır. no matter what + özne + might be kalıbı, cevabı henüz belli olmayan açık bir seçeneği ifade eder. What doğrudan bir soru sormaz; might ise odağın henüz bilinmediğini veya kararlaştırılmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, gelecekteki belirsiz öncelik ne olursa olsun sonucun geçerli kalacağını söyler?

  1. The program can adapt because the committee's priority is already fixed.
  2. The program can adapt only if the committee chooses the right priority.
  3. The program can adapt, no matter what the committee's priority might be.
Cevabı göster

The program can adapt, no matter what the committee's priority might be.

And if SpaceX does achieve to bring costs down, Öbek fiiller

8:01

Ve eğer SpaceX gerçekten maliyetleri düşürmeyi başarırsa,

Öbek fiiller

bring costs down: maliyetleri düşürmek

Bring costs down, maliyetlerin azalmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede ilgili faaliyeti daha az masraflı hâle getirmeyi ifade eder; bir şeyi fiziksel olarak aşağı taşımak anlamına gelmez. Burada costs, ayrılabilen bring down öbek fiilinin nesnesidir. Bu nedenle yapı bring + nesne + down şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “giderlerin azalmasını sağlamak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Buying in bulk can ____.

Cevabı göster

bring costs down

it will be hard to justify using the more expensive SLS. Dilbilgisi

8:04

daha pahalı olan SLS'yi kullanmayı haklı çıkarmak zor olacaktır.

Dilbilgisi

be hard to justify using: savunulması zor bir seçim

be hard to justify using... yapısında hard, seçim için iyi bir gerekçe sunmanın zor olduğunu anlatır. Bir şeyi kullanmanın teknik olarak zor olduğu anlamına gelmez; gerekçeler yetersiz göründüğü için seçimin savunulmasının zor olduğunu belirtir. Yapı be hard to justify + fiilin -ing biçimidir. Burada justify sözcüğünden sonra use değil, using gelir. Bu yapı, bir kararın yeterli dayanağı olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be hard to justify ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Because the shorter route is just as safe, it would ____ the longer one.

Cevabı göster

be hard to justify using

By this point, all of this is very hypothetical Anlatım akışı

8:08

Bu noktaya kadar, tüm bunlar son derece varsayımsaldır

Anlatım akışı

By this point: ulaşılan aşamadan geriye bakmak

By this point, bir hikâye, süreç veya tartışmada konuşmacının artık ulaştığı aşamayı referans noktası yapar. By burada “en geç bu aşamaya kadar” anlamındadır; bu nedenle ifade daha önce olan veya tartışılanları topluca geriye dönerek ele alır. Bu cümlede önceki tahminlerden temkinli bir değerlendirmeye geçiş yapar: açıklamanın bu aşamasına gelindiğinde konuşmacı fikirlerin hâlâ varsayımsal olduğunu söyler. “Bundan sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir raporda şu cümle yer alıyor: ___, the team had completed three test runs and knew which design was safer. Hangi ifade, bunun ulaşılan aşamaya kadar zaten doğru olduğunu vurgular?

  1. At some point
  2. By this point
  3. From this point on
Cevabı göster

By this point

because it is easy to create a great-looking concept,

8:11

çünkü harika görünen bir konsept yaratmak kolaydır,

yet a lot of the technology is not figured out yet, Notlar

8:14

ancak teknolojinin büyük bir kısmı henüz çözülmemiştir,

Kelime

yet ... not ... yet: yet sözcüğünün iki dil bilgisel görevi

İlk yet, önceki düşünceyle karşıtlık oluşturan bir yan cümleyi başlatır. Bir bağlaçtır ve "but" ya da "however" anlamına gelir: etkileyici bir konsept oluşturmak kolaydır, ancak teknoloji hâlâ çözüme kavuşmamıştır. İkinci yet, not figured out yet içinde zaman bildiren bir zarftır. Olumsuz bir fiille birlikte "şu ana kadar" anlamına gelir ve durumun daha sonra değişebileceğini düşündürür. Hangi anlamın kullanıldığını konumu ve cümle yapısı gösterir.

Alıştırma

"The design looks polished, yet several safety checks are not complete yet," cümlesindeki iki yet ne anlama gelir?

  1. İkisi de: however
  2. İkisi de: up to now
  3. İlki: up to now; ikincisi: however
  4. İlki: however; ikincisi: up to now
Cevabı göster

İlki: however; ikincisi: up to now

Öbek fiiller

figured out: bir cevaba veya çözüme ulaşmak

Figure out, düşünerek, araştırarak veya deneyerek bir şeyi anlamak ya da çözüme ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Anlamı, isim olan figure sözcüğünden veya çizim fikrinden değil, ifadenin tamamından gelir. Burada is not figured out yet edilgen yapıdadır. Teknolojinin önemli kısımlarının hâlâ anlaşılmadığı, netleştirilmediği veya işler duruma getirilmediği anlamına gelir; henüz bir resim çizilmediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi figure ile kurulan öbek fiille tamamlayın: After several tests, the engineers finally ____ why the motor was overheating.

Cevabı göster

figured out

and we will have to see whether words turn into action. Notlar

8:17

ve sözlerin gerçeğe dönüşüp dönüşmediğini görmemiz gerekecek.

Dilbilgisi

will have to see whether: gelecekteki kanıtları beklemek

“Will have to see whether”, cevabın henüz bilinmediğini ve ancak daha fazla kanıt ortaya çıktıktan sonra değerlendirilebileceğini anlatır. Buradaki see yalnızca gözle görmek değil, “sonucu öğrenmek” veya “bekleyip gözlemlemek” demektir. Will kontrolü geleceğe yerleştirir, have to beklemenin gerekli olduğunu gösterir ve whether henüz çözülmemiş soruyu başlatır. Bu kalıp, bir sözü gerçekleşmiş bir sonuç gibi kabul etmek yerine ihtiyatlı konuşmayı sağlar.

Alıştırma

Sonucun daha sonra kontrol edilmesi gerektiğini gösteren dersteki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The company has announced a new battery, but we ____ it works in cold weather.”

Cevabı göster

will have to see whether

Deyimler

words turn into action: sözlerin somut adımlara dönüşmesi

“Words turn into action” bir benzetmedir: words, sözleri, planları veya kamuya yapılan açıklamaları; action ise bunları hayata geçiren somut adımları ifade eder. Turn into “dönüşmek” demektir; dolayısıyla ifade, konuşulanların gerçekten uygulanıp uygulanmayacağını sorgular. Words özne olduğu için cümle, değişimi kimin gerçekleştirdiğini söylemek yerine değişimin kendisine odaklanır. Bu nedenle taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini değerlendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Açıklamaların somut adımlara dönüştüğünü anlatan dersteki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The charity has shared an ambitious plan; donors now want to see whether its ____.”

Cevabı göster

words turn into action