Hız trenleri vücudunuzu nasıl etkiler? - Brian D. Avery: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
688 kelime 149 kel/dk

Video Özeti: Video, hız trenlerinin yerçekimi enerjisini nasıl harekete dönüştürdüğünü, pozitif ve negatif G kuvvetlerinin yolcuların bedenini nasıl etkilediğini ve modern emniyet sistemleri, modelleme ile mühendisliğin giderek daha yoğun sürüşleri nasıl daha güvenli kıldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. At the center of every roller coaster design is gravity. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Fiziksel ya da soyut konum bildiren bir başlangıç öbeğinin, ana fikri vurgu amacıyla cümlenin sonuna nasıl taşıdığını öğrenin. Bu devrik yapıyı bilimsel açıklamalarda tanıyabilir ve bir sistemin temelindeki ilkeyi sunmak için kullanabilirsiniz. 2. Conversely, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu resmî bağlayıcının karşıt bir duruma geçişi nasıl gösterdiğini anlayın; burada pozitif G kuvvetlerinin bedensel etkilerinden negatif G kuvvetlerinin etkilerine geçilir. Teknik veya akademik açıklamalarda net karşıtlıklar kurmak için bu sözcüğü kullanabilirsiniz. 3. all without going off the rails. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Hız treninin gerçek anlamda raydan çıkmamasıyla bir durumun mecazen kontrolden çıkmaması arasındaki kelime oyununu fark edin. Cümlenin somut sonucunu korurken bağlama bağlı çift anlamları yorumlamayı ve kullanmayı öğrenebilirsiniz.

Bu derste

In the summer of 1895,

0:06

1895 yazında,

crowds flooded the Coney Island Boardwalk to see the latest marvel of roller coaster technology, Notlar

0:09

kalabalıklar lunapark treni teknolojisindeki en son harikayı görmek için Coney Adası Tahta Kaldırımı'na akın etti:

Deyimler

crowds flooded: kalabalıklar akın etti

Bu cümlede flooded mecaz anlamda kullanılmıştır. Kalabalıklar, bir yere hızla dolan su gibi çok büyük sayılar hâlinde yürüyüş yoluna gelip orayı doldurmuştur; yürüyüş yolu gerçekten su altında kalmamıştır. Özne büyük bir grup veya çok miktarda bir şey olduğunda flood + yer, “ezici bir sayıyla girmek ya da ulaşmak” anlamına gelebilir. İfade, sayının büyüklüğünü ve hareketin hızını güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

“Tourists flooded the beach after sunrise,” cümlesinde flooded ne anlama gelir?

  1. Deniz suyu plajdaki turistleri kapladı.
  2. Turistler plajdan yavaşça ayrıldı.
  3. Çok sayıda turist hızla gelip plajı doldurdu.
Cevabı göster

Çok sayıda turist hızla gelip plajı doldurdu.

the Flip-Flap Railway.

0:16

Flip-Flap Demiryolu.

Kalıp ifadeler

latest marvel of...: yeni ve etkileyici bir başarı

the latest marvel of + alan yapısı, bir şeyi o alanın en yeni ve hayranlık uyandıran başarısı olarak sunar. Burada Flip-Flap Railway, lunapark treni teknolojisinin etkileyici yeni bir sonucu olarak övülmektedir. Latest bunun en yeni örnek olduğunu belirtirken marvel, sıra dışı olduğu için hayranlık uyandıran bir şeyi anlatan cins isimdir. Bu ifade yalnızca bir şeyin yeni olduğunu söylemez; tanıtıma hayranlık ve öne çıkarma tonu da katar.

Alıştırma

“the latest marvel of medicine” ifadesi ne anlatır?

  1. Yeni ortaya çıkmış sıradan bir tıbbi sorun.
  2. Marvel şirketi ve tıp hakkında bir kitap.
  3. Tıp alanında yeni ve etkileyici bir başarı.
Cevabı göster

Tıp alanında yeni ve etkileyici bir başarı.

This was America's first ever looping coaster, Kalıp ifadeler

0:18

Bu Amerika'nın ilk taklalı treniydi,

Kalıp ifadeler

America's first ever: tarihî bir ilki vurgulama

America's first ever looping coaster ifadesinde first, hız treninin zaman bakımından en eski örnek olduğunu belirtir; ever ise zaman aralığını o ana kadarki bütün Amerika tarihine genişletir. first ever birlikte, Amerika'da daha önce bu tür bir hız treninin hiç bulunmadığı anlamına gelir. Burada ever, first sözcüğünü güçlendirir; tek başına geçmişte bir zamanda anlamına gelmez. Bir yerin veya grubun iyelik biçimi + first ever + isim kalıbı, tarihî bir dönüm noktasını ya da rekoru vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, tarihî bir ilki belirten bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The town opened its ____ public library.

Cevabı göster

first ever

but its thrilling flip came at a price. Deyimler

0:22

ancak bu heyecan verici taklanın bir bedeli vardı.

Deyimler

came at a price: bir yararın bedeli olması

Came at a price, heyecan verici taklanın aynı zamanda ciddi bir olumsuz yönü olduğu anlamına gelir. Buradaki price mecazidir; yalnızca para değil, kayıp, risk, çaba veya zarar anlamına gelebilir. X comes/came at a price kalıbı önce X'i çekici ya da değerli bir şey olarak sunar, ardından bu yararın zararsız veya bedelsiz olmadığını belirtir. Şimdiki ya da genel durumlar için comes, geçmiş için came kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki deyimle tamamlayın: The new highway made travel faster, but that speed ____: many homes had to be removed.

Cevabı göster

came at a price

The ride caused numerous cases of severe whiplash, Kalıp ifadeler

0:25

Sürüş çok sayıda şiddetli boyun zedelenmesine,

Kalıp ifadeler

caused numerous cases of: çok sayıda zararlı sonucu rapor etmek

Caused numerous cases of, bir şeyin aynı tür zararlı sonucun birçok kez ortaya çıkmasına yol açtığını anlatır. Buradaki sonuçlar ciddi kamçı tipi boyun yaralanmalarıdır. Cases, ayrı ayrı kaydedilmiş olaylar veya tıbbi vakalar demektir; kutu ya da hukuk davası anlamına gelmez. Kullanılabilecek kalıp cause + numerous cases of + sonucu adlandıran bir isim veya -ing biçimidir. Numerous, many sözcüğünün daha resmî bir karşılığıdır; bu nedenle kalıp rapor üslubu taşır ve sonuçları sayılabilir vakalar olarak sunar.

Alıştırma

Vurgulanan resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The contaminated water ____ stomach illness.

Cevabı göster

caused numerous cases of

neck injury,

0:28

boyun yaralanmasına,

and even ejections,

0:29

ve hatta vagondan fırlama vakasına neden oldu,

all due to its signature loop. Notlar

0:31

hepsi de kendine özgü döngüsü yüzündendi.

Kalıp ifadeler

all due to: bütün sonuçları tek bir nedene bağlamak

All due to, hemen önce belirtilen bütün sonuçları tek bir ortak nedene bağlar. All her bir sonuca geri gönderme yapar, due to ise nedeni açıklar; bu cümlede neden eğlence aracının kendine özgü döngüsüdür. İfade, bir listenin ardından kısa bir özet olarak gelebilir: results, all due to + cause. Ayrıca The delays were all due to fog örneğindeki gibi tam bir cümlecikte de kullanılabilir. Burada all, nedenin sonucu bütünüyle açıkladığını vurgulayabilir.

Alıştırma

Vurgulanan özet ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The flight delays were ____ dense fog.

Cevabı göster

all due to

Kelime

signature loop: signature sözcüğünün “en ayırt edici” anlamı

signature loop ifadesinde signature bir sıfattır ve bu halkanın demiryolu tasarımının en ayırt edici ve en kolay tanınan özelliği olduğunu belirtir. Buradaki signature, elle atılan bir imza anlamına gelmez. signature + isim yapısı; bir kişiyi, markayı veya eseri en iyi temsil eden özelliği, ürünü, tarzı, yemeği ya da hareketi anlatabilir.

Alıştırma

"This café is known for its signature cake," cümlesinde signature ne anlama gelir?

  1. Pasta bir imza etkinliğinde kullanılır.
  2. Kafenin en ayırt edici ve en temsil edici pastasıdır.
  3. Pastanın üzerinde birinin adı elle yazılmıştır.
Cevabı göster

Kafenin en ayırt edici ve en temsil edici pastasıdır.

Today,

0:33

Bugün,

coasters can pull off far more exciting tricks Öbek fiiller

0:34

lunapark trenleri çok daha heyecan verici numaralar yapabiliyor

Öbek fiiller

pull off: zor bir şeyi başarmak

Pull off, zor, etkileyici veya başarılması pek olası görünmeyen bir şeyi başarıyla yapmak anlamına gelen bir deyimsel fiildir. Bu cümlede hız trenlerinin çok daha heyecan verici hareketleri başarıyla yapabildiği anlatılır. Bu ifade, do veya perform sözcüklerinin tek başına vermediği bir anlam ekler: Eylem zordur ve gerçekten başarılmıştır. pull ile off sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarına göre yorumlanmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “zor bir şeyi başardı” anlamına gelen deyimsel fiille tamamlayın: Against all expectations, Maya ____ a flawless performance after only one rehearsal.

Cevabı göster

pulled off

without resorting to the thrill of a hospital visit. Notlar

0:37

ve bunu hastane ziyareti yaşatma heyecanına başvurmadan yapıyor.

Kalıp ifadeler

without resorting to: istenmeyen bir yönteme başvurmamak

without resorting to, “istenmeyen, aşırı veya son çare olarak görülen bir yönteme başvurmadan” demektir. Bu cümlede hız trenlerinin yolcuları hastanelik edecek yaralanmalara bel bağlamadan da heyecan yaratabileceğini anlatır. resort to ifadesindeki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: resort to threats; resort to shouting.

Alıştırma

“İstenmeyen bir yöntemi kullanmadan” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: They settled the disagreement ____ personal insults.

Cevabı göster

without resorting to

Deyimler

the thrill of a hospital visit: ironik övgü

the thrill of a hospital visit ifadesi ironiktir. Thrill normalde keyifli bir heyecanı anlatır, ancak yaralanma nedeniyle hastaneye gitmek hoş olmayan bir deneyimdir. Bu karşıtlık, olumlu sözcüğün gerçek anlamıyla alınmaması gerektiğini gösterir. Burada konuşmacı hastane hizmetlerini övmek yerine tehlikeli hız trenlerini mizahi biçimde eleştirir. Genel olarak, açıkça olumsuz bir deneyimin yanında çok olumlu bir sözcük kullanılması alaycı bir anlamın işareti olabilir.

Alıştırma

“the thrill of a hospital visit” bu cümlede nasıl bir işlev görür?

  1. Hastane ziyaretini samimi biçimde heyecan verici olarak över.
  2. Hastane çalışanlarının hız trenlerinden hoşlandığını söyler.
  3. Yaralanıp tıbbi bakıma ihtiyaç duymayı alaycı biçimde anlatır.
Cevabı göster

Yaralanıp tıbbi bakıma ihtiyaç duymayı alaycı biçimde anlatır.

But what exactly are roller coasters doing to your body?

0:40

Peki ama lunapark trenleri vücudunuza tam olarak ne yapıyor?

And how have they managed to get scarier and safer at the same time? Anlatım akışı

0:44

Ve nasıl oldu da aynı anda hem daha korkutucu hem de daha güvenli olmayı başardılar?

Anlatım akışı

managed to get scarier and safer at the same time: karşıtlıkla merak uyandıran bir giriş

managed to get... yapısındaki managed to, bir duruma gelmeyi başarmak anlamına gelir ve çoğu zaman sonucun zor ya da şaşırtıcı olduğunu düşündürür. Scarier ve safer, get fiilinden sonra paralel biçimde kullanılan iki karşılaştırma sıfatıdır; at the same time ise iki değişimin birlikte gerçekleştiğini belirtir. Birbiriyle çelişiyor gibi görünen iki değişimi how sorusuna yerleştirmek ilgi çekici bir giriş oluşturur. İzleyiciye ‘Bir şey daha korkutucu olurken nasıl daha güvenli de olabilir?’ bilmecesini sunar ve ardından gelecek açıklamayı hazırlar.

Alıştırma

Bu sorudaki vurgulanan ifade temel olarak ne işe yarıyor?

  1. Görünüşte çelişen iki değişimi tanıtır ve izleyicide açıklama merakı uyandırır.
  2. Birinin eğlence araçlarını korkutucu hâle getirmekten sorumlu olduğunu söyler.
  3. Scarier ve safer değişimlerinin farklı zamanlarda olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Görünüşte çelişen iki değişimi tanıtır ve izleyicide açıklama merakı uyandırır.

At the center of every roller coaster design Dilbilgisi

0:49

Her lunapark treni tasarımının merkezinde

is gravity.

0:51

yerçekimi vardır.

Dilbilgisi

At the center of ... is ...: ana düşünceyi sona yerleştirmek

Cümle önce At the center of every roller coaster design çerçevesiyle başlar, ardından özne olan gravity sözcüğünü is fiilinden sonra verir. Öznenin başta olduğu normal sırada cümle Gravity is at the center of every roller coaster design. olurdu. Bu öne alınmış yapı önce konuyu veya konumu hazırlar, önemli yeni bilgiyi ise sona bırakır. Buradaki center soyut anlamdadır: yer çekimi tasarımın arkasındaki temel ilkedir; fiziksel olarak ortada duran bir nesne değildir.

Alıştırma

Cümleyi öne alınmış At the center of ... yapısıyla tamamlayın: ____ the mystery is a missing map.

Cevabı göster

At the center of

Unlike cars or transit trains, Anlatım akışı

0:53

Arabaların veya banliyö trenlerinin aksine,

most coasters are propelled around their tracks Dilbilgisi

0:55

çoğu lunapark treni rayların etrafında

almost entirely by gravitational energy.

0:58

neredeyse tamamen yerçekimi enerjisiyle itilir.

Anlatım akışı

Unlike cars or transit trains...: karşılaştırmayı önce kurmak

Unlike cars or transit trains karşılaştırılacak grubu önce tanıtır, ardından ana cümlede farkı açıklar. Burada arabalar ve toplu taşıma trenleri, hız trenlerinin nasıl hareket ettiğini anlamak için birer karşılaştırma noktasıdır. Unlike ifadesinden sonra bir isim öbeği gelir; bu öbek ana cümlenin öznesi değildir. Gerçek özne most coasters'tır. Bu giriş, temel bilgiyi vermeden önce karşılaştırma çerçevesi kurar.

Alıştırma

Hangi cümle, karşılaştırılabilir iki şey arasında belirgin bir karşılaştırma başlatmak için Unlike kullanır?

  1. Unlike paper maps, a location is shown by this app.
  2. Unlike paper maps can show your location, this app is useful.
  3. Unlike paper maps, this app can show your location.
Cevabı göster

Unlike paper maps, this app can show your location.

Dilbilgisi

are propelled around their tracks almost entirely by gravitational energy: güç kaynağını belirtmek

Edilgen yapı olan be propelled by, “... tarafından itilmek veya hareket ettirilmek” anlamına gelir. Hareket eden nesneyi özne konumuna getirir ve harekete neden olan kuvveti ya da enerji kaynağını by ifadesinden sonra belirtir. Burada most coasters hareket ettirilen nesnedir; gravitational energy ise kaynaktır. around their tracks güzergâhı, almost entirely ise derecesini belirtir. Teknik bir açıklamada bu yapı, nesneyi kimin hareket ettirdiğinden çok sistemin nasıl hareket ettiğine ve itici gücün nereden geldiğine odaklanır.

Alıştırma

Kanonun hareket etmesine neyin neden olduğunu belirtmek için be propelled by kullanan cümle hangisidir?

  1. The canoe propels by a paddle.
  2. The paddle is propelled the canoe.
  3. The canoe is propelled by a paddle.
Cevabı göster

The canoe is propelled by a paddle.

After the coaster crests the initial lift hill, Kelime

1:01

Tren ilk çekme tepesini aştıktan sonra,

Kelime

crest the initial lift hill: fiil olarak crest

Burada crest, “hareket hâlindeyken bir tepenin veya yamacın en yüksek noktasına ulaşmak” anlamında bir fiildir. Özne + crest + yer yapısında yer, zirvesine ulaşılan hill, ridge veya rise gibi yükseltilerdir. initial lift hill, hız treni vagonlarının ilk kez yukarı çekildiği tırmanış bölümüdür. Bu nedenle yan cümle, trenin ray boyunca devam etmeden önce tepenin zirvesine ulaştığı anı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede crest, “hareket ederken tepeye ulaşmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The hikers crested the ridge just before sunset.
  2. The hikers started climbing at sunset.
  3. The hikers put a badge on the ridge.
Cevabı göster

The hikers crested the ridge just before sunset.

it begins an expertly engineered cycle,

1:05

ustalıkla tasarlanmış bir döngü başlar,

building potential energy on ascents Kelime

1:08

tırmanışlarda potansiyel enerji biriktirir

and expending kinetic energy on descents.

1:10

ve inişlerde kinetik enerji harcar.

Kelime

building potential energy ... expending kinetic energy: potansiyel enerji biriktirmek ve kinetik enerji harcamak

Cümle iki paralel -ing öbeği kullanır: building potential energy on ascents ve expending kinetic energy on descents. Burada build, enerjiyi yavaş yavaş biriktirmek veya depolamak; expend ise enerjiyi kullanıp tüketmek anlamındadır. Fiiller burada gündelik dildeki somut bir şey inşa etme veya para harcama anlamlarını taşımaz. Potential energy, konum veya yükseklik nedeniyle depolanan enerjidir; kinetic energy ise hareket enerjisidir. Ascents ve descents, yukarı ve aşağı giden bölümleri adlandırır. Tekrarlanan fiil + enerji türü + on + bölüm yapısı karşıtlığı izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Dersin fiil öbekleriyle eşleştirilmiş bilimsel açıklamayı tamamlayın: As the swing rises, it ____ and ____.

Cevabı göster

builds potential energy · expends kinetic energy

This rhythm repeats throughout the ride,

1:13

Bu ritim sürüş boyunca tekrar eder,

acting out the coaster engineer's choreographed dance of gravitational energy. Deyimler

1:16

tren mühendisinin koreografisini yaptığı yerçekimi enerjisi dansını canlandırır.

Deyimler

acting out ... choreographed dance of gravitational energy: bilimsel bir metafor

Bu ifade, hız treninde yer çekimsel potansiyel enerji ile kinetik enerji arasında tekrar eden değişimleri bir dans metaforuna dönüştürür. Choreographed, önceden dikkatle planlanmış demektir; acting out ise hız treninin hareketinin bu planı fiziksel olarak sergilediğini belirtir. Gerçekte dans eden kimse yoktur. Bu imge, yükselişleri, düşüşleri ve enerji değişimlerini mühendis tarafından tasarlanmış uyumlu bir dizi olarak gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Örnekte choreographed dance, bir mühendisin hız treninde gerçekten dans ettiği anlamına gelir.

  1. Doğru.
  2. Yanlış.
Cevabı göster

Yanlış.

But there's a key variable in this cycle Anlatım akışı

1:21

Ancak bu döngüde her zaman çok dikkatle düşünülmemiş

that wasn't always so carefully considered,

1:23

önemli bir değişken var,

you.

1:26

siz.

Anlatım akışı

a key variable ... you: gecikmeli açıklama ve son odak

Cümle a key variable ile bir bilgi alanı açar ancak bunun ne olduğunu söylemeyi erteler. İlgi cümleciği bu alanı açık tutar ve sondaki you onu doldurur. Bu gecikmeli açıklama, son odak yöntemini kullanır: en yeni ve en önemli bilgi en sonda gelir. Buradaki you, yolcuyu, özellikle de tasarımın hesaba katması gereken yolcu bedenini ifade eder. You sözcüğünü sonda tek başına kullanmak, izleyiciyi mühendislik sorununa doğrudan dahil eder.

Alıştırma

Örneğin sonunda you sözcüğünün açıklanmasının temel bilgi etkisi nedir?

  1. You sözcüğünü ilgisiz bir ek hâline getirir.
  2. Variable sözcüğünü fiile dönüştürür.
  3. Değişkenin kimliğini açıklamayı erteler ve en güçlü odağı you üzerine verir.
Cevabı göster

Değişkenin kimliğini açıklamayı erteler ve en güçlü odağı you üzerine verir.

In the days of the Flip-Flap, Kalıp ifadeler

1:27

Flip-Flap günlerinde,

Kalıp ifadeler

In the days of...: geçmiş bir dönemi anlatmak

In the days of + isim, “o kişi, şey veya uygulamayla ilişkilendirilen dönemde” demektir. Burada Flip-Flap, ilk dönemlerdeki döngülü bir hız treninin adıdır; bu nedenle days sözcüğü gerçek anlamda birkaç günü değil, o tarihsel dönemi belirtir. Bu ifade, ardından gelen bilgiyi geçmişe dönük bir anlatı olarak sunar. Tarihsel veya nostaljik hikâye anlatımına belirgin bir hava katar.

Alıştırma

Ders ifadesiyle tarihsel cümleyi tamamlayın: ____ silent movies, many theaters employed live musicians.

Cevabı göster

In the days of

ride designers were most concerned Kalıp ifadeler

1:29

tasarımcıların en çok endişe duyduğu şey

with coasters getting stuck somewhere along the track.

1:30

trenin yolun bir yerinde sıkışıp kalmasıydı.

Kalıp ifadeler

were most concerned with coasters getting stuck: ana kaygıyı belirtmek

Be concerned with + isim veya -ing'li yapı, birinin dikkatini verdiği konuyu belirtir. Burada sıkışıp kalmak bir tehlike olduğu için were most concerned with, bunun tasarımcıların en büyük kaygısı veya tasarım önceliği olduğu anlamına gelir. Coasters getting stuck ifadesinde coasters, sıkışan şeyi belirtir; -ing'li bölümün tamamı ise with sonrasında olayı adlandırır. Bu yapıda coasters get stuck gibi tam bir cümle doğrudan with sonrasına getirilemez.

Alıştırma

Ders yapısını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The organizers ____ children getting separated from their families.

Cevabı göster

were most concerned with

This led early builders to overcompensate, Dilbilgisi

1:34

Bu durum ilk üreticileri aşırı telafi yapmaya yöneltti,

Dilbilgisi

This led early builders to...: lead someone to do something neden-sonuç yapısı

This led early builders to overcompensate cümlesinde This, daha önce belirtilen tasarım sorununa gönderme yapar. led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve burada fiziksel olarak yol göstermek değil, bir eyleme neden olmak veya kişiyi o eyleme yöneltmek anlamındadır. Kalıp neden + lead + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: sorun, yapımcıların aşırı önlem almasına yol açmıştır. Bu yapı bilgiyi bir neden-sonuç zinciri olarak düzenler. Bir durumla ardından gelen eylemi, kişinin mutlaka zorlandığını söylemeden ilişkilendirdiği için açıklamalarda, tarih anlatılarında ve haberlerde sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi lead fiilinin geçmiş zamanıyla, ardından the teachers ve to kullanarak tamamlayın: Heavy rain ____ cancel the picnic.

Cevabı göster

led the teachers to

hurling trains downhills Kelime

1:37

trenleri yokuş aşağı hızla fırlattılar

Kelime

hurling trains downhills: hurl ile güçlü hareket anlatımı

hurling trains downhills ifadesinde hurling, trenleri büyük bir güç ve hızla yokuş aşağı göndermek anlamına gelir. hurl fiilinin temel anlamı olan bir şeyi kuvvetle fırlatma düşüncesi, burada güçlü biçimde hareket ettirilen bir araca uygulanmıştır. Bu güçlü fiil, hareketin şiddetli ve kontrol edilmesi zor görünmesini sağlayarak tehlike hissi yaratır. sending gibi tarafsız bir fiil, aynı etkiyi oluşturmadan yalnızca hareketi bildirirdi.

Alıştırma

Güçlü ve tehlikeli bir hareketi anlatmak için hurl fiilini en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The guide moved the kayak carefully toward the shore.
  2. The paddler placed the kayak beside the dock.
  3. The strong wave hurled the kayak toward the rocks.
Cevabı göster

The strong wave hurled the kayak toward the rocks.

and pulling on the brakes Kalıp ifadeler

1:38

ve istasyona ulaştıklarında

Kalıp ifadeler

pulling on the brakes: freni çekerek çalıştırmak

Bu cümlede pulling on the brakes, trenin yavaşlaması veya durması için bir kumandayı çekerek fren mekanizmasını çalıştırmak demektir. On bir konumu anlatmaz; pull on, bir şeyi çekerek ona kuvvet uygulamak anlamına gelir. Bu ifade, fren kumandasının nasıl hareket ettirildiğine odaklanır. Bir kol veya fren sisteminin başka bir parçası gerçekten çekildiğinde özellikle doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The engineer ____ to slow the train.

Cevabı göster

pulled on the brakes

when they reached the station.

1:39

frenleri çektiler.

But as gravity affects the cars, Dilbilgisi

1:41

Ancak yerçekimi arabaları nasıl etkiliyorsa,

it also affects the passengers.

1:43

yolcuları da öyle etkiler.

Dilbilgisi

as gravity affects the cars, it also affects...: paralel etkileri bağlamak

As X affects A, it also affects B kalıbı aynı etkinin iki nesne üzerinde görüldüğünü anlatır: yer çekimi araçları etkiler ve yolcuları da etkiler. it zamiri gravity sözcüğüne gönderme yaparken also ikinci, paralel etkiyi belirtir. Buradaki as, “tıpkı ... gibi” veya “aynı şekilde” anlamına gelir. Bilgiyi because ile ifade edilen güçlü neden-sonuç bağlantısı olarak değil, paralel bir karşılaştırma olarak düzenler. affects fiilinin tekrarlanması, açıklamanın araçlardan yolculara geçmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir koşulun iki şeyi paralel biçimde etkilediğini göstermek için hedef kalıbı kullanır?

  1. Because cold affects the battery, the device may shut down.
  2. As cold affects the battery, it also affects the screen.
  3. Although cold affects the battery, it does not affect the screen.
Cevabı göster

As cold affects the battery, it also affects the screen.

And under the intense conditions of a coaster, Kalıp ifadeler

1:45

Ve bir lunapark treninin yoğun koşulları altında,

Kalıp ifadeler

under the intense conditions of...: bir ortamın etkisi altında

under the intense conditions of a coaster ifadesindeki under, fiziksel olarak bir şeyin altında olmayı değil, zorlu bir ortamdan “etkilenme durumunu” anlatır. Bu koşullar hız treninin hızını, hızlanmasını, yavaşlamasını ve uyguladığı kuvvetleri içerir. Edat öbeğinin tamamı, sonraki ifadenin geçerli olduğu durumu belirler. Yani bu koşullar mevcutken ne olduğunu anlatan bir çerçeve kurar. under + conditions yapısı, bir ortamın sonucu nasıl değiştirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede under, “belirli koşullardan etkilenirken” anlamında kullanılmıştır?

  1. Under extreme heat, the material becomes soft.
  2. The cat is sleeping under the chair.
  3. The note is under the book.
Cevabı göster

Under extreme heat, the material becomes soft.

gravity's effects are multiplied. Kelime

1:48

yerçekiminin etkileri katlanarak artar.

Kelime

gravity's effects are multiplied: “büyütmek” anlamında multiply

Burada multiplied, “çok daha güçlü veya büyük hâle getirilmiş” demektir. Matematikteki çarpma düşüncesi soyut bir anlama genişletilir: hız treninin hareketi, birbirinden ayrı daha fazla etki yaratmak yerine yer çekiminin etkilerini büyütür. Edilgen are multiplied yapısı gravity's effects ifadesini odağa alır. Önemli sonuç bu etkilerin güçlenmesi olduğu için, buna yol açan neden arka planda kalır.

Alıştırma

Bir açıklamada The effects are multiplied burada ne anlama gelir?

  1. Etkiler bir matematik problemi olarak hesaplanır.
  2. Etkiler çok daha güçlü hâle gelir.
  3. Etkiler tamamen ortadan kaybolur.
Cevabı göster

Etkiler çok daha güçlü hâle gelir.

There's a common unit used by jet pilots,

1:50

Jet pilotları,

astronauts,

1:53

astronotlar

and coaster designers called G-force. Kelime

1:54

ve tren tasarımcıları tarafından kullanılan G kuvveti adında ortak bir birim vardır.

Kelime

G-force: ivmeyle ilgili yük

G-force, bir kişi ya da nesne üzerindeki ivmeyle ilgili yükü anlatmanın bir yoludur. 1 G ve 5 G gibi değerler bu yükü, Dünya'da ayakta dururken hissedilen normal düzeyle karşılaştırır. Burada called G-force, havacılıkta, uzay uçuşlarında ve hız treni tasarımında kullanılan teknik terimi tanıtır. Bu terim, daha sonra geçen 5 Gs ve negative Gs gibi ifadeleri anlamak için ortak bir temel sağlar.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda G-force neyi anlatır?

  1. Hız treni rayının şekli için kullanılan başka bir ad.
  2. Bir aracın yakıtı ne kadar hızlı tükettiğini gösteren ölçü.
  3. İvmeyle ilgili yükü Dünya'nın normal yer çekimiyle karşılaştırarak anlatma yolu.
Cevabı göster

İvmeyle ilgili yükü Dünya'nın normal yer çekimiyle karşılaştırarak anlatma yolu.

1 G-force is the familiar tug of gravity Deyimler

1:57

1 G kuvveti, Dünya üzerinde dururken hissettiğiniz

you feel when standing on Earth.

1:59

tanıdık yerçekimi çekimidir.

Deyimler

familiar tug of gravity: hissedilen bir çekiş olarak yer çekimi

Bu ifadede tug, bedenin hissedebildiği bir çekme etkisi anlamına gelir. Yer çekimi, Dünya'da ayakta dururken size tanıdık bir çekiş uyguluyormuş gibi anlatılır. Bu sözler 1 G adlı bilimsel kavramı günlük bir beden hissiyle ilişkilendirir. Daha teknik bir açıklamadan önce görünmeyen bir kuvveti gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

familiar tug of gravity ifadesi cümlede ne yapar?

  1. Yer çekimini günlük bir çekilme hissiyle açıklar.
  2. Bir ipin kişiyi fiziksel olarak çektiğini söyler.
  3. Yer çekimini hesaplamak için kesin bir formül verir.
Cevabı göster

Yer çekimini günlük bir çekilme hissiyle açıklar.

This is the force of Earth's gravitational pull

2:01

Bu, Dünya'nın yerçekimi kuvvetinin

on our bodies.

2:04

vücudumuz üzerindeki çekimidir.

But as riders accelerate and decelerate, Kelime

2:05

Ancak yolcular hızlandıkça ve yavaşladıkça,

they experience more or less gravitational force.

2:08

daha fazla veya daha az yerçekimi kuvveti yaşarlar.

Kelime

accelerate and decelerate: zıt yönlerde hız değişimi

Accelerate hızı artırmak, decelerate ise hızı azaltmak anlamına gelir. Birlikte kullanılan bu iki fiil, hız değişiminin birbirine zıt iki yönünü gösterir; decelerate tek başına “durmak” anlamına gelmez. Bu cümlede yolcular araçla birlikte hareket eder. Bu nedenle fiiller, araç hızlanıp yavaşlarken yolcuların hareketindeki değişimleri anlatır. Bu ikili taşıt, hareket ve fizik açıklamalarında sık görülür.

Alıştırma

Bir trenin hızı önce 20'den 50'ye yükseliyor, ardından tren durmadan 30'a düşüyor. Hangi açıklama doğrudur?

  1. The train accelerates and then stops.
  2. The train accelerates and then decelerates.
  3. The train decelerates and then accelerates.
Cevabı göster

The train accelerates and then decelerates.

Modern ride designers know

2:12

Modern lunapark treni tasarımcıları,

that the body can handle up to roughly 5 Gs, Kalıp ifadeler

2:14

vücudun kabaca 5 G'ye kadar dayanabileceğini biliyor,

Kalıp ifadeler

handle up to roughly 5 Gs: yaklaşık bir üst sınır

Handle up to roughly 5 Gs ifadesinde handle, elle tutmak değil, dayanmak veya başa çıkmak anlamına gelir. İfade vücudun kapasitesini anlatır. Up to bir üst sınır belirlerken roughly sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Birlikte kullanıldıklarında vücudun dayanabileceği en yüksek değerin yaklaşık 5 G olduğu anlamına gelir; vücudun her zaman tam olarak 5 G yaşadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Yaklaşık bir üst sınır göstermek için dersteki ifadeyi aynen kullanın: This server can ____ one thousand requests per second.

Cevabı göster

handle up to roughly

but the Flip-Flap and its contemporaries

2:17

ancak Flip-Flap ve çağdaşları

routinely reached up to 12 Gs. Kalıp ifadeler

2:19

rutin olarak 12 G'ye kadar ulaşıyordu.

Kalıp ifadeler

routinely reached up to 12 Gs: sıklık ve üst sınır

routinely reached up to 12 Gs ifadesinde routinely, bu seviyeye yalnızca sıra dışı bir olayda değil, düzenli olarak ulaşıldığını belirtir. reached up to 12 Gs ise ulaşılan değerlerin üst ucunu veya sınırını 12 Gs olarak gösterir. Bu ifade, değerin her seferinde tam olarak 12 Gs olduğu anlamına gelmez. Veri anlatımlarında routinely + reach up to, sık tekrarlanan bir durumu olası bir üst sınırla birleştirir.

Alıştırma

Burada routinely reached up to 12 Gs ne anlama geliyor?

  1. Her zaman tam olarak 12 Gs'de kalıyordu.
  2. 12 Gs'ye yalnızca bir kez ulaştı.
  3. Düzenli olarak 12 Gs'ye kadar çıkan değerlere ulaşıyordu, ancak her seferinde tam 12 Gs olması gerekmiyordu.
Cevabı göster

Düzenli olarak 12 Gs'ye kadar çıkan değerlere ulaşıyordu, ancak her seferinde tam 12 Gs olması gerekmiyordu.

At those levels of gravitational pressure,

2:22

Bu seviyelerdeki yerçekimi basıncında,

blood is sent flying from your brain to your feet, Deyimler

2:24

kan beyninizden ayaklarınıza doğru fırlar,

Deyimler

blood is sent flying from...to...: kuvvetin yol açtığı hızlı hareket

Edilgen yapı blood is sent flying, dışarıdan gelen bir kuvvetin kanın aniden ve güçlü biçimde hareket etmesine neden olduğunu gösterir. from your brain to your feet başlangıç noktasını ve varış yönünü belirtir. Buradaki flying canlı bir abartıdır. Kan vücudun içinde kalır; bu anlatım, güçlü G kuvvetleri altında hızla aşağı doğru kaymasını dramatik hâle getirir.

Alıştırma

blood is sent flying from your brain to your feet ne anlatıyor?

  1. Kan ayaklardan beyne doğru yavaşça hareket eder.
  2. Güçlü bir kuvvet, kanın vücudun içinde hızla aşağı doğru hareket etmesine neden olur.
  3. Kan gerçekten vücuttan çıkar ve havada uçar.
Cevabı göster

Güçlü bir kuvvet, kanın vücudun içinde hızla aşağı doğru hareket etmesine neden olur.

leading to lightheadedness or blackouts Kalıp ifadeler

2:27

beyin bilincini korumak için çabalarken

Kalıp ifadeler

leading to lightheadedness or blackouts: Nedeni bir sonuca bağlamak

leading to ... önceki durumun yol açtığı sonucu ekleyen bir present participle yapısıdır. Bu cümlede iki olası etkiyi tanıtır: sersemlik hissetmek veya bayılmak. Buradaki to bir edattır ve ardından isim ya da isim öbeği gelir. Yapı “Bu neye yol açabilir?” sorusunu yanıtlar; “Bunu ne amaçla yapmak?” sorusunu değil.

Alıştırma

Bu cümlede leading to neyi ifade ediyor?

  1. Önceki durumun yol açtığı sonuç
  2. Bir yere doğru hareket
  3. Bir eylemin amacı
Cevabı göster

Önceki durumun yol açtığı sonuç

as the brain struggles to stay conscious,

2:30

baş dönmesi veya bayılmalara yol açar,

and oxygen deprivation in the retinal cells Kelime

2:33

ve retina hücrelerindeki oksijen eksikliği

Kelime

oxygen deprivation: Yetersiz oksijen için resmî bir terim

oxygen deprivation, hücrelerin veya dokuların yeterli oksijen alamadığı durumu anlatan resmî bir isim öbeğidir. Deprivation, gerekli bir kaynağın kullanılamadığını ya da ciddi ölçüde yetersiz olduğunu düşündürür. Bu cümlede oxygen deprivation, retina hücrelerini etkileyen durumu adlandırır. Sadece oksijenin azaldığını söylemekten daha teknik bir ifadedir.

Alıştırma

Bu bağlamda oxygen deprivation ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Doku içinde oksijen üretmek
  2. Gereğinden fazla oksijen almak
  3. Yeterli oksijen almamak
Cevabı göster

Yeterli oksijen almamak

impairs their ability to process light, Kalıp ifadeler

2:35

ışığı işleme yeteneklerini bozar,

Kalıp ifadeler

impairs their ability to process: impair ... ability to ... kalıbı

Burada impairs, zayıflatır veya bozar anlamındadır. Their ability to process light ifadesinde azalan şey ışığı işleme kapasitesidir; bu kapasitenin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp impair + kişi veya varlık belirten iyelik yapısı ya da isim + ability + to + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Bir koşulun bir işi nasıl zorlaştırdığını resmî bir neden-sonuç anlatımıyla açıklar.

Alıştırma

Cümleyi impair someone's ability to do something kalıbıyla tamamlayın: Stress can ____ to think clearly.

Cevabı göster

impair your ability

causing greyed out vision or temporary blindness. Kelime

2:38

böylece görmede kararma veya geçici körlüğe neden olur.

Kelime

greyed out vision: görüşün kararması veya grileşmesi

Greyed out vision, kişinin gördüklerinin kararması, grileşmesi veya soluklaşması anlamına gelir. Normal netlik ve renklerin azalmasını anlatır; yalnızca gri bir nesneye bakmak anlamına gelmez ve mutlaka tam körlük demek değildir. Greyed out biçimi, değişimi ortaya çıkmış bir durum olarak sunar: görüş normal görünürlükten uzaklaşıp zayıflamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede greyed out vision ne anlama gelir?

  1. Kararmış, grileşmiş veya soluklaşmış görüş.
  2. Kalıcı olarak yok olmuş görüş.
  3. Gri renkli bir nesneye bakmak.
Cevabı göster

Kararmış, grileşmiş veya soluklaşmış görüş.

If the riders are upside down, Dilbilgisi

2:42

Eğer yolcular baş aşağı iseler,

Dilbilgisi

If the riders are upside down: baş aşağı olma koşulunu belirlemek

if yan cümlesi bir koşul belirler: önce yolcuların belirli bir konumda olduğu düşünülür, ardından ana cümle bu durumda neler olabileceğini açıklar. Burada are upside down, vücutlarının ters dönmüş ve başlarının ayaklarından daha aşağıda olduğu anlamına gelir. Upside down, yön bildiren kalıplaşmış bir ifadedir. Açıklamalarda if + şimdiki veya geniş zamanla kurulan bir koşul, bir durumu olası sonucuna bağlayarak bilgiyi açıkça düzenler.

Alıştırma

Cümleyi üst kısmı aşağıda anlamına gelen kalıplaşmış yön ifadesiyle tamamlayın: If the jar is ____, the lid may leak.

Cevabı göster

upside down

blood can flood the skull,

2:43

kan kafatasına dolabilir,

causing a bout of crimson vision

2:45

ve kızılgörmeye (redout) denilen

called a redout. Kelime

2:48

kanlı bir görme nöbetine neden olabilir.

Kelime

called a redout: kırmızı tonlu görüşe ad vermek

Called a redout, hemen önce anlatılan görsel etkiye ad verir. Crimson vision that is called a redout ifadesinin kısaltılmış biçimidir; yani called, günlük sözcüklerle yapılan açıklamayı teknik adına bağlar. Redout, görüntünün kırmızı göründüğü bir görme bozukluğudur. Yüksek ivmeli durumlarda kuvvet kanı başa doğru ittiğinde oluşabilir. Sözcük, tek bir bileşik teknik terimdir.

Alıştırma

Bu cümlede called a redout ne işe yarar?

  1. Önceki kırmızı tonlu görsel etkiye teknik adını verir.
  2. Kanın vücuttan çıktığı anlamına gelir.
  3. Yolcuların kırmızı bir uyarı ışığına baktığını söyler.
Cevabı göster

Önceki kırmızı tonlu görsel etkiye teknik adını verir.

Conversely, Anlatım akışı

2:50

Bunun aksine,

negative Gs create weightlessness. Kelime

2:51

negatif G'ler ağırlıksızlık yaratır.

Anlatım akışı

Conversely: karşılaştırmanın zıt tarafını sunmak

Conversely, sonraki ifadenin bir karşılaştırmanın zıt tarafını sunduğunu belirtir. Burada konu, daha önce ele alınan pozitif veya yüksek G kuvvetlerinden negative Gs kavramına ve bunun zıt etkisi olan ağırlıksızlığa geçer. but gibi genel bir karşıtlık sözcüğünden daha özeldir: dinleyiciye karşılaştırılabilir iki durum arasında ters yönde bir ilişki aramasını söyler.

Alıştırma

Hangi seçenek Conversely sözcüğünü gerçek bir ters yönlü karşılaştırma kurmak için kullanıyor?

  1. The box is heavy. Conversely, it arrived yesterday.
  2. I opened the window. Conversely, I sat on the sofa.
  3. Turning up the heater makes the room warmer. Conversely, turning it down makes the room cooler.
Cevabı göster

Turning up the heater makes the room warmer. Conversely, turning it down makes the room cooler.

Kelime

negative Gs: olumsuz bir yargı değil, yön bilgisi

Negative Gs, normal pozitif G yükünün ters yönünde etki eden G kuvvetleridir. Bu bilimsel kullanımda negative, ivmenin işaretini veya yönünü belirtir; kötü anlamına gelmez. Bir eğlence aracında negatif G kuvvetleri, yolcuyu koltuğa bastıran kuvveti azaltabilir ve kısa süreli bir yükselme, süzülme veya ağırlıksızlık hissi yaratabilir. Buradaki weightlessness, hissedilen veya görünür yükü anlatır; yer çekiminin kalıcı olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Negative Gs ifadesinde negative size neyi anlatır?

  1. G yükü negatif işaretlidir veya ters yönde etki eder.
  2. Yer çekimi kalıcı olarak ortadan kalkmıştır.
  3. G yükü kötüdür veya ahlaken yanlıştır.
Cevabı göster

G yükü negatif işaretlidir veya ters yönde etki eder.

Within the body,

2:53

Vücut içinde,

short-term weightlessness is mostly harmless.

2:54

kısa süreli ağırlıksızlık çoğunlukla zararsızdır.

It can contribute to a rider's motion sickness Notlar

2:57

İç kulaklarındaki dengeyi sağlayan sıvıyı askıya alarak,

Kalıp ifadeler

contribute to: bir sonucun nedenlerinden biri olmak

Bu cümlede contribute to, “bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmak” ya da “sonucun arkasındaki etkenlerden biri olmak” demektir. İfade, it sözcüğünün gösterdiği şeyi açıklamanın olası bir parçası olarak sunar; bunun tek neden olduğunu söylemez. Yapı contribute to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Sonuç, contribute to motion sickness örneğinde olduğu gibi to'dan sonra gelir. Birden fazla etken söz konusu olduğunda bu ifade neden-sonuç ilişkisini dikkatli biçimde anlatır.

Alıştırma

“Bir sonucu ortaya çıkaran etkenlerden biri olmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamla: Too much screen time can ____ poor sleep.

Cevabı göster

contribute to

Kelime

motion sickness: hareketin tetiklediği rahatsızlık

Motion sickness, gerçek veya sanal hareketin yol açtığı bulantı, baş dönmesi ya da başka rahatsızlıklardır. Genellikle gözler ve iç kulak beyne birbiriyle uyuşmayan hareket sinyalleri gönderdiğinde ortaya çıkar. Bu cümlede yolcunun yaşadığı durumu adlandırır; sickness burada enfeksiyon anlamına gelmez. Genellikle a veya an kullanmadan get motion sickness ya da have motion sickness denir. Hareketin tetikleyici olduğunu belirttiği için yalnızca birinin feels sick veya dizzy olduğunu söylemekten daha kesindir.

Alıştırma

Motion sickness ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Leo gets motion sickness on long, winding car trips.
  2. Leo caught motion sickness from a classmate.
  3. Leo has motion sickness because his throat is infected.
Cevabı göster

Leo gets motion sickness on long, winding car trips.

by suspending the fluid in their inner ears,

2:59

yolcunun hareket hastalığına

which coordinates balance.

3:02

katkıda bulunabilir.

But the bigger potential danger,

3:03

Fakat daha büyük bir potansiyel tehlike,

and thrill,

3:05

ve heyecan,

comes from what ride designers call airtime. Kelime

3:06

tasarımcıların uçuş süresi (airtime) dedikleri şeyden gelir.

Kelime

What ride designers call airtime: bir terimi tanıtma yapısı

what ride designers call airtime yan cümlesinin tamamı from sözcüğünden sonra gelir ve bir şeyin kaynağını belirtir. Aynı zamanda uzmanların kullandığı bir adı tanıtır. what + grup + call + terim kalıbında what, “o grubun bu adla tanımladığı şey” anlamına gelir; dolayısıyla bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Burada airtime, yolcuların kısa süreliğine koltuktan yükselip kendilerini çok hafif veya neredeyse ağırlıksız hissettikleri an için eğlence aracı sektöründe kullanılan addır. Yayın süresi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi what + grup + call adlandırma kalıbıyla tamamla: This effect is ____ refraction.

Cevabı göster

what scientists call

This is when riders typically experience seat separation, Kelime

3:09

Bu, yolcuların koltuktan ayrılmayı deneyimledikleri anlardır,

Kelime

Eğlence aracı güvenliğinde seat separation

Eğlence aracı güvenliği dilinde seat separation, genellikle yolculuk sırasında yukarı doğru yükselerek yolcunun bedeninin koltukla temasını kaybetmesi anlamına gelir. Seat, bedenin neden ayrıldığını değil, neyden ayrıldığını gösterir; iki koltuğun birbirinden uzaklaşması anlamına gelmez. Bu terim duygusal veya sosyal bir ayrılığı değil, fiziksel bir durumu anlatır. Yolcunun bedeni artık koltuğun üzerinde tam olarak durmadığı için bu tür hareketlerde güvenlik tutucuları önemlidir.

Alıştırma

Bir eğlence aracı güvenlik raporunda hangi durum seat separation olarak tanımlanır?

  1. İki arkadaş farklı sıralardaki koltukları seçer.
  2. İki boş koltuk birbirinden daha uzağa yerleştirilir.
  3. Bir yolcunun bedeni kısa süreliğine koltukla temasını kaybeder.
Cevabı göster

Bir yolcunun bedeni kısa süreliğine koltukla temasını kaybeder.

and without the proper precautions, Kalıp ifadeler

3:13

ve uygun önlemler alınmazsa,

ejection.

3:14

fırlama yaşanabilir.

Kalıp ifadeler

without the proper precautions: eksik bir güvenlik koşulu

Without the proper precautions olumsuz bir koşul belirtir ve “uygun güvenlik adımları veya ekipmanı mevcut değilse” anlamına gelir. Buradaki precautions, tehlike oluşmadan önce kullanılan emniyet kemerleri ve koşum takımları gibi sabitleyici önlemleri kapsar. without + isim öbeği yapısı, kötü bir sonucu mümkün kılan eksik koşulu gösterebilir. Proper, korumanın o duruma uygun ve yeterli olması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

“Uygun önleyici adımlar eksikse” anlamını veren bu dersteki ifadeyle güvenlik uyarısını tamamlayın: ____, the lab activity could be dangerous.

Cevabı göster

Without the proper precautions

The numerous belts and harnesses of modern coasters

3:15

Modern trenlerdeki çok sayıdaki kemer ve emniyet kemerleri

have largely solved this issue, Kalıp ifadeler

3:18

bu sorunu büyük ölçüde çözmüştür,

Kalıp ifadeler

have largely solved: büyük ilerleme, ancak tam garanti değil

Have largely solved, present perfect yapıdaki have solved ile largely sözcüğünü birleştirir. Önceki değişikliklerin sorunun büyük bölümünü çözdüğünü ve bu sonucun bugün de önemli olduğunu belirtir. Largely, ifadeyi kesin değil dikkatli hâle getirir: asıl sorun çözülmüştür, ancak bazı istisnalar veya kalan riskler olabilir. Burada modern sabitleme sistemlerinin araçtan fırlamayı tamamen imkânsız kıldığı iddia edilmez.

Alıştırma

“The new barriers have largely solved the safety issue” ne anlama gelir?

  1. Olası her risk istisnasız ortadan kaldırılmıştır.
  2. Sorunun büyük bölümü çözülmüştür, ancak küçük bir kısmı kalmış olabilir.
  3. Sorunla ilgili hiçbir şey iyileşmemiştir.
Cevabı göster

Sorunun büyük bölümü çözülmüştür, ancak küçük bir kısmı kalmış olabilir.

but the passenger's ever-changing position

3:20

ancak yolcunun sürekli değişen pozisyonu,

can make it difficult Dilbilgisi

3:23

neyin bağlanması gerektiğini belirlemeyi

to determine what needs to be strapped down. Öbek fiiller

3:24

zorlaştırabilir.

Dilbilgisi

make it difficult to determine...: belirlemeyi zorlaştırmak

make it + adjective + to-infinitive kalıbı, bir etkenin bir eylemi sıfatla belirtilen duruma getirdiğini anlatır. Burada can make it difficult to determine, cevabı belirlemeyi zorlaştırabileceği anlamına gelir. it, make fiilinden sonra nesne konumunu dolduran, kendi başına anlam taşımayan biçimsel bir nesnedir; asıl eylemi to determine yapısı verir. what needs to be strapped down yan cümlesi, neyin belirlenmesi gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: The fog can make ____ see the road.

Cevabı göster

it difficult to

Öbek fiiller

be strapped down: kayışlarla sabitlenmek

Strap down, bir kişiyi veya nesneyi hareket edemeyecek şekilde kayışlarla ya da başka bir sabitleme düzeneğiyle güvenli biçimde sabitlemek demektir. Down, bu öbek fiilin bir parçasıdır ve bir şeyi sıkıca yerinde tutma anlamı katar; aşağı doğru hareketi anlatmaz. be strapped down edilgen yapısında odak, kayışları bağlayan kişide değil, sabitlenmesi gereken vücut bölümünde veya nesnededir.

Alıştırma

Cümleyi strap down ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the truck leaves, the crates must ____.

Cevabı göster

be strapped down

Fortunately,

3:26

Neyse ki,

modern ride designers are well aware Kalıp ifadeler

3:27

modern lunapark treni tasarımcıları,

of what your body and the coaster can handle.

3:29

vücudunuzun ve trenin ne kadarını kaldırabileceğinin çok farkındadır.

Kalıp ifadeler

are well aware of what ... can handle: sınırları tamamen bilmek

Are well aware, well sözcüğünün vurgusuyla, bir şeyi açıkça ve ayrıntılı biçimde bilmek anlamına gelir. Bu cümlede tasarımcılar hem yolcunun bedeninin hem de hız treninin dayanabileceği sınırları biliyor. Bu ifade, bilginin rastgele değil, ciddi ve sorumlu bir farkındalık olduğunu gösterir. What ile başlayan bölüm, tam olarak hangi sınırların kastedildiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi dersin tam ifadesiyle tamamlayın: The safety team is ____ the risk.

Cevabı göster

well aware of

Coaster engineers play these competing forces against each other Deyimler

3:32

Tren mühendisleri, bu rekabet eden kuvvetleri birbirine karşı kullanarak

Deyimler

play these competing forces against each other kullanımı

Play A against B, A ile B arasındaki gerilimi veya rekabeti istenen bir sonuç elde etmek için bilinçli olarak kullanmak demektir. Burada mühendis, kuvvetleri etkileşen rakipler gibi ele alır ve treni tasarlamak için bu kuvvetlerin etkilerinden yararlanır. Bu ifade, kuvvetlerin bir spor karşılaşmasına katıldığı anlamına gelmez. Competing forces, farklı yönlerde iten veya çeken kuvvetleri anlatır; against each other ise aralarındaki karşıtlığı vurgular.

Alıştırma

Burada play the two forces against each other ne anlama geliyor? The engineer plays the two forces against each other to control the ride.

  1. Kuvvetlerin birbirini etkilemesini engellemek
  2. Kuvvetleri bir spor yarışmasına sokmak
  3. Kuvvetler arasındaki etkileşimi kullanarak sonucu kontrol etmek
Cevabı göster

Kuvvetler arasındaki etkileşimi kullanarak sonucu kontrol etmek

to relieve periods of intense pressure Kalıp ifadeler

3:36

yoğun baskı dönemlerini,

with periods of no pressure at all.

3:38

hiç baskı olmayan dönemlerle hafifletirler.

Kalıp ifadeler

to relieve A with B: B ile A'yı hafifletmek

Burada relieve, bir şeyi daha az şiddetli veya daha katlanılır hâle getirmek demektir. Basıncın hiç olmadığı dönemler, yoğun basınç dönemlerinin oluşturduğu yükü azaltır; basıncın dışarı salınması anlamına gelmez. relieve A with B yapısında A, hafifletilen basıncı, ağrıyı veya zorluğu; B ise rahatlamayı sağlayan şeyi belirtir. Baştaki to amaç bildirir: basınçsız dönemler, yoğun basınç dönemlerini hafifletmek için kullanılır.

Alıştırma

Rahatlamayı sağlayan şeyi belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Maya relieved the tension ____ a quick joke.

Cevabı göster

with

And since a quick transition from positive to negative G-force

3:40

Ve pozitif G'den negatif G'ye hızlı bir geçiş,

can result in whiplash, Kalıp ifadeler

3:43

boyun zedelenmesine,

Kalıp ifadeler

can result in + sonuç

Result in, bir sonuca neden olmak veya bir sonuç üretmek demektir. in sonrasındaki isim ya da söz grubu sonucu belirtir; burada sonuç whiplash, yani kamçı yaralanmasıdır. Can result in, bu sonucu kesinlik olarak değil olasılık olarak sunar. Bu ifade bilim, güvenlik, mühendislik ve risk hakkındaki açık, nötr ya da resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Bu dersteki ‘bu sonuca neden olmak’ anlamına gelen ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: A blocked air vent can ____ overheating.

Cevabı göster

result in

headaches,

3:45

baş ağrısına,

and back and neck pain,

3:45

ve sırt ile boyun ağrısına neden olabileceğinden,

they avoid the extreme changes in speed and direction,

3:47

eskilerin heyecan verici sürüşlerinde çok yaygın olan

so common in thrill rides of old. Kelime

3:50

aşırı hız ve yön değişikliklerinden kaçınırlar.

Kelime

thrill rides of old ifadesindeki of old

Of old, önceki zamanlardan veya eskiden anlamına gelir. İsim grubundan sonra gelir; bu nedenle thrill rides of old, «geçmiş bir dönemin heyecan verici eğlence araçları» demektir ve ifadeye biraz edebî, hikâye anlatır gibi bir hava katar. So common in..., hemen önce sözü edilen özelliğin o eski eğlence araçlarında çok sık görüldüğünü belirtir. Burada so, common sözcüğünü güçlendirirken of old zaman dönemini gösterir.

Alıştırma

thrill rides of old içindeki of old ne anlama gelir?

  1. önceki bir dönemden
  2. yaşlı insanlara ait
  3. güvenli olamayacak kadar eski
Cevabı göster

önceki bir dönemden

Modern rides are also much sturdier,

3:53

Modern sürüşler ayrıca, dayanmaları gereken yerçekimi miktarını

closely considering the amount of gravity they need to withstand. Kelime

3:56

dikkatlice değerlendirerek çok daha sağlam yapılmıştır.

Kelime

they need to withstand ifadesindeki withstand

Withstand, bir şeyin kuvvet, basınç, darbe veya sınamayla karşılaştığında sağlam ya da çalışır durumda kalması demektir. Burada eğlence araçlarının belirtilen yer çekimi miktarına bozulmadan dayanması gerekir. Tam yapıda the amount of gravity, withstand fiilinin nesnesidir; they'den önceki that ilgi sözcüğü düşürülmüştür. Withstand, dik durmak anlamındaki stand ile ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi ‘bozulmadan dayanmak’ anlamındaki ders fiiliyle tamamlayın: The safety glass must ____ a heavy impact.

Cevabı göster

withstand

At 5 Gs,

3:59

5 G'de,

your body feels five times heavier. Dilbilgisi

4:00

vücudunuz beş kat daha ağır hisseder.

Dilbilgisi

five times heavier: bir katı ifade etmek

Burada five times heavier, vücudun normaldekinin beş katı ağırlıkta hissedildiği anlamına gelir. Times bir çarpanı belirtir; kaç kez olduğunu veya bir zaman miktarını belirtmez. Sayı + times + karşılaştırma sıfatı yapısı, three times faster örneğinde olduğu gibi günlük açıklamalarda yaygındır. Ancak kesin ölçümlerde belirsiz olabilir; çünkü five times heavier hem toplam ağırlığın beş katı hem de ilk ağırlıktan beş kat daha fazla şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Kat karşılaştırmasını tek sözcükle tamamlayın: The backpack feels three ____ heavier when it is wet.

Cevabı göster

times

So if you weigh 100 lb, Dilbilgisi

4:03

Yani 100 lb ağırlığındaysanız,

you'd exert the weight of 500 lb on the coaster.

4:05

lunapark treni üzerinde 500 lb'lik bir ağırlık uygularsınız.

Dilbilgisi

if you weigh ..., you'd exert ...: koşul ve varsayımsal sonuç

If yan cümlesi sayısal bir örnek kurar: 100 lb ağırlığında bir kişi hayal edin. Ana cümle, söz konusu kuvvet altında ortaya çıkacak sonucu verir; bu kişi hız trenine 500 lb'lik bir ağırlık uygulardı. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Burada would, hayal edilen durumda hesaplanan sonucu belirtir; kişinin bir şeyi yapmaya istekli olduğu anlamına gelmez. Bu koşul ve sonuç yapısı, soyut bir ilişkiyi somut bir örneğe dönüştürür.

Alıştırma

'If you weigh 100 lb, you'd exert the weight of 500 lb,' cümlesinde would neyi ifade eder?

  1. Geçmişte tekrarlanan bir eylem
  2. Kişinin hız trenini itmeye istekli olması
  3. Hayal edilen durumda hesaplanan sonuç
Cevabı göster

Hayal edilen durumda hesaplanan sonuç

Engineers have to account for the multiplied weight of every passenger Öbek fiiller

4:08

Mühendisler, bir trenin desteklerini tasarlarken

when designing a coaster's supports.

4:12

her yolcunun katlanmış ağırlığını hesaba katmak zorundadır.

Öbek fiiller

have to account for: gerekli bir etkeni hesaba katmak zorunda olmak

Have to gereklilik bildirir. Burada account for, bir etkeni hesaplamaya, tasarıma veya plana katmak demektir. Bu nedenle have to account for, mühendislerin desteklerin taşıma gücünü belirlerken yolcuların katlanmış ağırlığını dışarıda bırakamayacağını anlatır. Account for ifadesinden sonra gelen nesne, hesaba katılması gereken etkeni belirtir. Planlama bağlamında account for + etken, “planın veya hesabın bu etkeni kapsamasını sağlamak” olarak anlaşılabilir.

Alıştırma

“Plana dahil etmek zorunda olmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When setting the budget, we ____ taxes and delivery fees.

Cevabı göster

have to account for

Still,

4:15

Yine de,

these rides aren't for everyone. Ton ve niyet

4:15

bu lunapark trenleri herkese göre değildir.

Ton ve niyet

aren't for everyone: uygunluğu nazikçe sınırlandırmak

Aren't for everyone, bazı kişilerin bu eğlence araçlarından hoşlanmayabileceği, bunlarda rahat hissetmeyebileceği veya bunlara uygun olmayabileceği anlamına gelir. Buradaki for, sahiplik değil “birine uygun veya çekici” anlamındadır. Bu ifade kimseyi suçlamadan uygunluk alanını nazikçe sınırlar. Konuşan kişi araçların kötü olduğunu söylemez; yalnızca insanların rahatlık düzeylerinin ve tercihlerinin farklı olduğunu belirtir. Be not for everyone kalıbı etkinlikleri, yiyecekleri, ürünleri ve tarzları da anlatabilir.

Alıştırma

Karar verin: Bir eğlence aracının kesin bir boy şartı var. Yalnızca "This ride isn't for everyone" demek kuralı belirtmek için yeterince açık mı?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Hayır

The floods of adrenaline, Deyimler

4:17

Adrenalin patlamaları,

Deyimler

The floods of adrenaline: adrenalin dalgaları

floods of adrenaline ifadesi, büyük ve güçlü bir yükselişi anlatmak için flood sözcüğünü mecaz olarak kullanır. Adrenalin gerçek anlamda su değildir; bu imge, vücuttaki ani heyecan veya alarm tepkisini güçlü ve ezici gösterir. Çoğul floods, küçük bir artıştan ziyade tekrarlanan dalgaları veya birkaç güçlü yükselişi düşündürür. Bu yapı, duyguların, anıların ya da mesajların bir anda büyük miktarda gelmesini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede floods of adrenaline neyi ifade ediyor?

  1. Adrenalinin yavaşça azalması
  2. Adrenalinin büyük ve güçlü dalgalar hâlinde yükselmesi
  3. Adrenalinin sel suyuyla karışması
Cevabı göster

Adrenalinin büyük ve güçlü dalgalar hâlinde yükselmesi

lightheadedness,

4:19

baş dönmesi,

and motion sickness aren't going anywhere soon. Deyimler

4:20

ve hareket hastalığı yakın zamanda ortadan kalkmayacak.

Deyimler

aren't going anywhere soon: yakın zamanda ortadan kalkmayacak

Burada aren't going anywhere soon, bir şeyin yakın gelecekte ortadan kalkmasının pek olası olmadığı anlamına gelir. Hareket hastalığı gerçek anlamda bir yere gitmiyor; ifade, bu sorunun varlığını sürdürmesini anlatıyor. Soon, iddiayı belirli bir süreyle sınırlar ve kalıcı olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişi hızlı bir değişiklik olmayacağını öngörür; sorunun asla bitmeyeceğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, ‘yakın gelecekte ortadan kalkmayacak’ anlamına gelen dersin deyimiyle tamamlayın: Paper books ____.

Cevabı göster

aren't going anywhere soon

But today's redundant restraints, Kelime

4:23

Fakat bugünün yedekli güvenlik donanımları,

Kelime

Güvenlik mühendisliğinde “redundant restraints”

Bu güvenlik mühendisliği bağlamında redundant restraints, birbirine yedek olacak şekilde tasarlanmış birden fazla yolcu sabitleme mekanizmasını ifade eder. Bir parça arızalanırsa başka bir parça yolcuyu korumaya devam edebilir; dolayısıyla redundant, gereksiz tekrarı değil, artan güvenilirliği anlatır. Redundant bir güvenlik sistemini nitelerken tekrarlanan parçaların tek bir arızanın bütün korumayı devre dışı bırakmasını önleyip önlemediğine bakın. Günlük İngilizcede redundant çoğu zaman “gereksiz” anlamına gelse de bu teknik anlam olumlu olabilir.

Alıştırma

Güvenlik mühendisliği bağlamında redundant restraints ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. güvenilirliği artıran birden fazla yedek sabitleme sistemi
  2. yalnızca süs amacıyla eklenen sabitleme sistemleri
  3. hiçbir işe yaramayan sabitleme sistemleri
Cevabı göster

güvenilirliği artıran birden fazla yedek sabitleme sistemi

3D modeling,

4:25

3D modelleme,

and simulation software

4:26

ve simülasyon yazılımları

have made roller coasters safer Dilbilgisi

4:28

lunapark trenlerini her zamankinden daha güvenli

and more thrilling than ever.

4:30

ve daha heyecan verici hale getirdi.

Dilbilgisi

“have made ... safer and more thrilling than ever” yapısı

Have made, make fiilinin present perfect biçimidir. Burada geçmişteki gelişmeleri şu anda da geçerli olan bir sonuca bağlar. Yapı have made + nesne + sıfat tümleci şeklindedir: roller coasters nesnedir; safer and more thrilling ise ortaya çıkan durumu anlatır. Than ever, “önceki herhangi bir zamandan daha” anlamına gelir. Birbirine bağlanan iki karşılaştırma biçimi, safer ve more thrilling, her iki özelliğin de yeni bir en yüksek düzeye ulaştığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Better brakes ____ bicycles safer than ever.

Cevabı göster

have made

Our precise knowledge about the limits of the human body Kalıp ifadeler

4:32

İnsan vücudunun sınırları hakkındaki kesin bilgimiz,

Kalıp ifadeler

the limits of the human body: insan bedeninin fiziksel sınırları

the limits of the human body ifadesi, bir insan bedeninin fiziksel olarak dayanabileceği veya yapabileceği şeylerin sınırlarını anlatır. Burada limits, yasa ya da kuralları değil, biyolojik kapasiteyi belirtir. the limits of + isim yapısı, o kişinin, nesnenin veya sistemin güvenli ya da mümkün olan en uç sınırını gösterir.

Alıştırma

Güvenlikle ilgili bir konuşmada the limits of the human body ne anlama gelir?

  1. insanların neler yapabileceğini belirleyen yasalar
  2. bedenin kaldırabileceği en büyük fiziksel yük veya talep
  3. bedenin şeklinin kesin ölçümleri
Cevabı göster

bedenin kaldırabileceği en büyük fiziksel yük veya talep

have helped us build coasters that are faster,

4:34

daha hızlı,

taller,

4:37

daha yüksek,

and loopier,

4:37

ve daha taklalı trenler inşa etmemize yardımcı oldu,

and all without going off the rails. Deyimler

4:38

hem de hiç raydan çıkmadan.

Deyimler

all without going off the rails: raydan veya kontrolden çıkmadan

All without ... yapısı, az önce sözü edilen her şey olurken without ifadesinden sonraki istenmeyen sonucun gerçekleşmediğini anlatır. Burada going off the rails, bir hız treninin gerçek anlamda raydan çıkmasını ifade edebilir. Go off the rails aynı zamanda kontrolden çıkmak, kaotik hâle gelmek veya amaçlanan yönden ciddi biçimde sapmak anlamına gelen bir deyimdir. Cümle iki anlamı birlikte kullanır: eğlence araçları daha uç hâle gelebilir, ancak fiziksel olarak raydan çıkmaz ve durum da kontrolden çıkmaz.

Alıştırma

all without going off the rails ifadesi hız trenleriyle ilgili bir cümlede neden söz oyunu oluşturur?

  1. Çünkü going off bir eğlence aracını daha heyecanlı yapmak anlamına gelir.
  2. Çünkü rails hem hız hem de yükseklik anlamına gelebilir.
  3. Çünkü hem rayda kalmak hem de kontrol kaybından kaçınmak anlamına gelebilir.
Cevabı göster

Çünkü hem rayda kalmak hem de kontrol kaybından kaçınmak anlamına gelebilir.

In terms of human evolutionary instincts, Kalıp ifadeler

4:42

İnsanın evrimsel içgüdüleri açısından,

Kalıp ifadeler

In terms of + isim öbeği: bakış açısını seçmek

In terms of, devamındaki ifadenin hangi belirli yön veya ölçüte göre anlaşılması gerektiğini gösterir. Kalıp in terms of + isim ya da isim öbeği şeklindedir. Burada seçilen bakış açısı human evolutionary instincts ifadesidir. Bu kalıp, ardından gelen yargıyı o bakış açısıyla sınırlar; ‘... terminolojisini kullanarak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘... açısından’ anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: ____ safety, this design is much better.

Cevabı göster

In terms of

roller coasters don't make a lot of sense. Deyimler

4:44

lunapark trenleri çok da mantıklı gelmiyor.

Deyimler

don't make a lot of sense: bir şeyi pek mantıklı bulmamak

Make sense, ‘mantıklı, makul veya anlaşılır olmak’ anlamına gelir. Buradaki sense, görme ya da işitme gibi fiziksel bir duyuya değil, mantığa işaret eder. Don't make a lot of sense olumsuz bir değerlendirmedir: insanın evrimsel içgüdüleri açısından hız trenleri pek mantıklı görünmez. Bu ifade çoğu zaman don't make any sense kadar kesin değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The plan costs more and takes longer, so it does not ____.

Cevabı göster

make a lot of sense

So what makes us love them?

4:47

Peki onları sevmemizi sağlayan şey ne?

Check out this lesson

4:49

Bazı insanların neden korkmayı sevdiğine dair

on why some people love to be scared.

4:50

bu derse göz atın.