“Yüzüklerin Efendisi”ne ilham veren İskandinav miti - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
664 kelime 137 kel/dk

Video özeti: Video, Andvari’nin lanetli yüzüğüne ilişkin İskandinav mitini; Loki’nin yüzüğü ele geçirmesinden gücünün sonraki sahiplerini yozlaştırmasına ve efsanenin önemli modern edebiyat eserlerini etkilemesine kadar anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The supreme god Óðinn was exploring the nine realms — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: “the nine realms” ifadesinin sıradan dokuz yerden değil, İskandinav kozmolojisindeki birbiriyle bağlantılı dünyalardan söz ettiğini anlayın. Bu arka plan, öyküdeki tanrıları, cüceleri ve yeraltı ülkelerini doğru çerçeveye yerleştirir. 2. warped him inside and out, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin hem karakteri hem de fiziksel görünüşü etkileyen bütünüyle bir yozlaşmayı anlattığını fark edin; ayrıca “inside and out” yapısını, bir değişimin kişinin her yönüne yayıldığını vurgulamak için kullanın. 3. inspire some of the most influential works of the 19th and 20th centuries. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Son bölümde mitolojik olayların anlatımından kültürel mirasın açıklanmasına geçildiğini belirleyin ve “inspire” fiilinin eski bir hikâyeyi, onun etkisiyle ortaya çıkan sonraki sanat eserlerine nasıl bağladığını öğrenin.

Bu derste

The supreme god Óðinn was exploring the nine realms with his travel companions Hœnir Notlar

0:07

Yüce tanrı Odin, yol arkadaşları Hœnir ile dokuz diyarı keşfe çıkmıştı

and the notoriously mischievous Loki. Kelime

0:12

ve dillere destan yaramazlığıyla Loki.

Kültür

İskandinav mitolojisindeki the nine realms

İskandinav mitolojisinde the nine realms, mitolojik kozmosu oluşturan birbirinden farklı dokuz dünya veya diyarı ifade eder. Buradaki realm, sıradan bir yerden çok “dünya” ya da “diyar” anlamına yakındır. Bu ifade anlatının kozmik ortamını kurar: Óðinn birbiriyle bağlantılı mitolojik evren içinde ilerler. Böylece daha sonra anılan tanrılar, cüceler ve diğer dünyalar aynı dünya görüşünün parçası olur.

Alıştırma

Bu cümlede the nine realms neyi ifade ediyor?

  1. Bir seyahat güzergâhındaki dokuz sıradan yer
  2. Dokuz modern siyasi bölge
  3. İskandinav kozmolojisindeki dokuz mitolojik dünya
Cevabı göster

İskandinav kozmolojisindeki dokuz mitolojik dünya

Kalıp ifadeler

his travel companions: onun yol arkadaşları

his travel companions, onunla birlikte seyahat eden kişiler anlamına gelir. travel companions, birlikte hareket etmeyi veya aynı yolculuğu paylaşmayı vurgular; tek başına onların yakın arkadaş olduğunu söylemez. Cümlede bu ifade, Hœnir ve Loki’yi Óðinn’e eşlik eden grubun üyeleri olarak tanıtır. his, companions ile Óðinn arasındaki bağlantıyı kurar; companions ise kalıcı bir toplumsal rolden çok eşlik etme ilişkisini adlandırır.

Alıştırma

Yakın arkadaş olduklarını söylemeden biriyle birlikte seyahat eden kişileri en doğal şekilde anlatan ifade hangisidir?

  1. travel companions
  2. fellow workers
  3. close friends
Cevabı göster

travel companions

Kelime

the notoriously mischievous: yaramazlığıyla kötü bir üne sahip

the notoriously mischievous Loki ifadesinde mischievous, Loki'nin şakacı oyunlardan veya küçük sorunlar çıkarmaktan hoşlandığını belirtir. Notoriously ise bu özelliğin herkesçe bilindiğini ve olumsuz ya da temkinli olmayı gerektiren bir ün taşıdığını gösterir. Bu ifade yalnızca very mischievous anlamına gelmez. Betimlemenin tamamı, dinleyiciyi Loki'nin sorun çıkaracağını beklemeye hazırlar.

Alıştırma

Bu ifade Loki hakkında ne anlatıyor?

  1. Şaka yollu sorun çıkarma alışkanlığı herkesçe biliniyor.
  2. Kusursuz davrandığı için çok ünlü.
  3. Sorun çıkarıp çıkarmadığını hiç kimse bilmiyor.
Cevabı göster

Şaka yollu sorun çıkarma alışkanlığı herkesçe biliniyor.

After a long journey, the three reached a waterfall in Niðavellir, the subterranean land of the dwarves, and stopped for water. Notlar

0:17

Uzun bir yolculuktan sonra üçlü, cücelerin yeraltı diyarı Niðavellir'deki bir şelaleye ulaştı ve su içmek için durdu.

Anlatım akışı

After a long journey: hikâyede zamanı kısaltmak

After a long journey, cümlenin başında kullanılan bir zaman belirtecidir. After edatı, ana olayları — şelaleye ulaşmayı ve su içmek için durmayı — tamamlanmış yolculuktan sonraya yerleştirir. Bu ifade, bir anlatıda yolculuğun her bölümünü anlatmak yerine onu arka plan bilgisi olarak kısaltır. Virgül, bu arka plandan sonraki önemli olaylara geçişi gösterir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki After a long journey ifadesinin temel anlatı görevi nedir?

  1. Yolculuğun her aşamasını ayrıntılı biçimde anlatmak
  2. Önceki yolculuğu arka plan olarak özetleyip sonraki olaya geçmek
  3. Yolculuk ile varışın aynı anda gerçekleştiğini göstermek
Cevabı göster

Önceki yolculuğu arka plan olarak özetleyip sonraki olaya geçmek

Kültür

Niðavellir, cücelerin yer altı ülkesi: açıklayıcı eşleme

the subterranean land of the dwarves, Niðavellir'i yeniden adlandıran ve açıklayan eş görevli bir ad öbeğidir. İki ifade de aynı yeri gösterir; metin ikinci bir yerden söz etmez. Virgüller, bu açıklamanın ek bilgi olduğunu gösterir. Subterranean “yer altındaki” demektir; hikâyenin İskandinav mitolojisi ortamında Niðavellir, cücelerin yer altı ülkesi olarak sunulur.

Alıştırma

Virgüller arasındaki the subterranean land of the dwarves ifadesi cümlede ne yapar?

  1. Niðavellir'den sonra ulaşılan ikinci bir yerin adını verir.
  2. Cücelerin yer altında yolculuk ettiğini söyler.
  3. Niðavellir'in nasıl bir yer olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Niðavellir'in nasıl bir yer olduğunu açıklar.

Óðinn and Hœnir were eager to meet Hreiðmarr, the king of the dwarves, but Loki was bored and hungry. Kalıp ifadeler

0:26

Odin ve Hœnir cücelerin kralı Hreiðmarr ile tanışmaya can atıyordu, ancak Loki sıkılmış ve acıkmıştı.

Kalıp ifadeler

were eager to meet: güçlü ve olumlu beklenti

were eager to meet, tanışmayı güçlü biçimde istedikleri ve bunu heyecanla bekledikleri anlamına gelir. Eager etkin ve olumlu bir beklenti anlatır; bu nedenle daha tarafsız olan wanted to meet ifadesinden daha güçlüdür. Yapı be eager to + fiilin yalın hâlidir: were eager to meet, is eager to begin. To bir mastar yapısı başlattığı için ardından gelen fiil yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi be eager to yapısının geçmiş biçimi ve meet fiiliyle tamamlayın: The players ____ their new coach.

Cevabı göster

were eager to meet

Spotting an otter nearby, Loki tossed a stone at its head, killing the animal. Notlar

0:34

Yakınlarda bir su samuru fark eden Loki, kafasına bir taş atarak hayvanı öldürdü.

Dilbilgisi

Spotting an otter nearby: bir keşfi sonraki eyleme bağlamak

Spotting an otter nearby, cümlenin başında kullanılan bir present participle öbeğidir. Ana eyleme yol açan olayı verir: Loki su samurunu fark eder ve ardından taşı atar. Spotting cümlenin temel yüklemi değildir. Zaman çekimli fiil tossed’dır; spotting eyleminin örtük öznesi de ana cümlenin öznesi olan Loki’dir.

Alıştırma

Ana cümlenin öznesinin harekete geçmeden önce neyi fark ettiğini gösteren cümle başı -ing öbeği hangi cümlede doğru kullanılmıştır?

  1. Spotting a loose shoelace, the bus arrived.
  2. Spotted a loose shoelace, Nina stopping to tie it.
  3. Spotting a loose shoelace, Nina stopped to tie it.
Cevabı göster

Spotting a loose shoelace, Nina stopped to tie it.

Kalıp ifadeler

at its head: atışın hedefini belirtmek

tossed a stone at its head ifadesinde at, atışın amaçlanan hedefini, yani su samurunun başını gösterir. Temel kalıp throw or toss an object at a target şeklindedir. At, hedef almayı veya vurmayı vurgular. Tek başına isabet edildiğini garanti etmez; ancak cümlenin devamı bu atışın hayvanı öldürdüğünü söyler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için at, to veya toward yazın. Mia kırmızı daireyi vurmak istediği hedef olarak seçti: During the game, she threw the beanbag ____ the red circle.

Cevabı göster

at

He kept its pelt and slouched after the others. Kalıp ifadeler

0:40

Postunu yanına aldı ve ayaklarını sürüyerek diğerlerinin peşinden gitti.

Kalıp ifadeler

slouched after the others: çökmüş bir duruşla arkadan gitmek

slouched after the others ifadesinde slouched, kişinin öne eğilmiş, gevşek veya morali bozuk bir duruşla hareket ettiğini anlatır. Yalnızca yürüdüğünü söylemez; harekete kişinin ruh hâlini de katar. Burada after, daha sonra değil, arkasından takip ederek anlamındadır. İfade bütünüyle onun bitkin veya üzgün görünerek grubun arkasından gittiğini gösterir.

Alıştırma

“Noah slouched after his friends on the way home” cümlesi neyi gösterir?

  1. Onlarla daha sonra buluşup dimdik durdu.
  2. Onları çökmüş ve enerjisiz bir duruşla takip etti.
  3. Kendinden emin biçimde hızla önlerine geçti.
Cevabı göster

Onları çökmüş ve enerjisiz bir duruşla takip etti.

When they greeted Hreiðmarr, the king paled, for the pelt belonged to none other than his shape-shifting son. Notlar

0:43

Hreiðmarr'ı selamladıklarında kral sapsarı kesildi; zira o post, şekil değiştiren oğlundan başkasına ait değildi.

Anlatım akışı

When they greeted Hreiðmarr, the king paled: önce olay, sonra tepki

Cümlenin başındaki when yan cümlesi When they greeted Hreiðmarr, tepkinin çerçevesini oluşturan olayı sunar. Bu bölümün önce gelmesi, okuyucuya ana bilgi olan the king paled ifadesinden önce durumu verir. Burada paled, kralın yüzünün rengini kaybetmesi anlamına gelir ve ani korku, şok veya sıkıntının fiziksel bir işaretidir. When + olay, + kişinin tepkisi kalıbı, anlatıda bir durumu ardından gelen tepkiye bağlamak için kullanışlıdır. When zamanı belirtir; neden ve anilik duygusunu ise bağlam sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, önce baştaki bir when yan cümlesiyle olayı kurup ardından karakterin ani tepkisini en iyi biçimde gösterir?

  1. When the nurse called his name, Omar's hands began to shake.
  2. Omar's hands began to shake because the room was cold.
  3. After the appointment, Omar sent a message.
Cevabı göster

When the nurse called his name, Omar's hands began to shake.

Anlatım akışı

for the pelt belonged to none other than: nedensel for

Buradaki for, yaklaşık olarak because anlamına gelen eş düzeyli bir bağlaçtır. Tam bir cümlecik olan the pelt belonged to... bölümünü başlatır ve önceki the king paled ifadesinin nedenini verir. Bu kullanım, bilgiyi önce bir açıklama yapıp ardından nedenini ekleyecek biçimde düzenler: cümle, for + bağımsız cümle. Buradaki for, “bir şey için” veya “birinin yararına” anlamındaki edat değildir.

Alıştırma

Edebî üsluptaki cümleyi, nedeni ekleyen eş düzeyli bağlaçla tamamlayın: The hikers turned back, ____ the path was covered in ice.

Cevabı göster

for

Deyimler

none other than: kimliği vurgulayarak açıklama

None other than, açıklanan kimlikten önce gelir ve “şaşırtıcı ya da önemli biçimde tam da o kişi veya şey” anlamını verir. Burada postun kralın şekil değiştiren öz oğluna ait olduğunu vurgular. Sözcükleri, başka hiç kimsenin var olmadığını söyleyen gerçek anlamlı bir ifade olarak değil, tek bir kalıplaşmış vurgu ifadesi olarak düşünün. Açıklamaya “tam da bu kişiymiş” şeklinde dramatik bir etki katar.

Alıştırma

Kimliğin açıklanmasını vurgulayan kalıplaşmış ifadeyi yazın: The masked judge was ____ our science teacher.

Cevabı göster

none other than

Hreiðmarr summoned his two surviving sons, Fáfnir and Regin, and bound the gods. Kelime

0:52

Hreiðmarr hayatta kalan iki oğlu Fáfnir ve Regin'i çağırıp tanrıları bağladı.

Kelime

two surviving: bir ölümden sonra hayatta kalan iki kişi

“two surviving sons” ifadesinde surviving, sons sözcüğünden önce sıfat görevindedir. Fáfnir ile Regin'in bir ölüm veya kayıptan sonra hayatta kaldığını belirtir. Burada başka bir oğul daha önce öldürülmüştür. Bu nedenle ifade, hâlâ hayatta olan iki oğlu gösterir. Onların hayatta kalma konusunda özellikle becerikli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu hikâyede “two surviving sons” ne anlatıyor?

  1. Bu iki oğul ailenin en küçük çocuklarıydı.
  2. İki oğul açık havada hayatta kalma konusunda özellikle iyiydi.
  3. Başka bir oğul öldükten sonra bu iki oğul hâlâ hayattaydı.
Cevabı göster

Başka bir oğul öldükten sonra bu iki oğul hâlâ hayattaydı.

He decided he would let them go in exchange for gold, as was the custom, Notlar

0:58

Adet olduğu üzere altın karşılığında onların gitmesine izin vermeye karar verdi,

Öbek fiiller

let them go: let + nesne + fiilin yalın hâli

Bu cümlede let them go, “gitmelerine izin vermek” anlamındadır. Tutuldukları için burada “onları serbest bırakmak” anlamına da gelir. Them nesnedir; go ise yapmalarına izin verilen eylemi belirtir. Etken yapı let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Fiilden önce to eklemeyin: let them go denir, let them to go denmez.

Alıştırma

Cümleyi “onları serbest bırakmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After checking their papers, the guard decided to ____.

Cevabı göster

let them go

Kalıp ifadeler

in exchange for gold: bir takası belirtmek

in exchange for + isim ya da isim öbeği bir takası belirtir: bir taraf bir şey verir veya yapar, ifade de karşılığında alınan ya da istenen şeyi gösterir. Burada onları serbest bırakmak, altın verilmesi koşuluyla sunuluyor. for, in exchange for kalıbının bir parçasıdır. Takasın diğer tarafını belirtir; “altın yüzünden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Takas anlamını açıkça belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the school fair, Mia gave Noah two stickers ____ one pencil.

Cevabı göster

in exchange for

Anlatım akışı

as was the custom: geleneksel arka plan eklemek

as was the custom, “yerleşik uygulamanın gerektirdiği gibi” veya “insanların o dönemde genellikle yaptığı gibi” anlamına gelen açıklayıcı bir yan cümleciktir. Önceki eylemin tek seferlik bir karar değil, var olan bir geleneğe uygun olduğunu bildirir. Burada as, “... iken” değil, “... biçimde” veya “tıpkı ... gibi” anlamındadır. Yan cümlecik eylemi yeniden adlandırmak yerine önceki eylemin tamamına gönderme yapar. Bu kısa yapı resmî anlatımda yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede as was the custom hangi bilgiyi ekliyor? The captain greeted each guest at the door, as was the custom.

  1. Karşılama yerleşik bir uygulamaya uygundu.
  2. Karşılama bir ödülle takas edildi.
  3. Yeni bir gelenek oluşurken karşılama gerçekleşti.
Cevabı göster

Karşılama yerleşik bir uygulamaya uygundu.

but only if they could fill the otter pelt with the finest gold until not even a hair was visible. Dilbilgisi

1:02

ama ancak su samuru postunu, tek bir tüy bile görünmeyene dek en saf altınla doldurabilirlerse.

Dilbilgisi

but only if: kesin bir koşul eklemek

But only if, “ancak ardından gelen koşul yerine gelirse bu mümkün veya buna izin var” demektir. But, mümkün ya da kabul edilmiş görünen bir sonuçtan bir kısıtlamaya geçer; only if ise gerekli bir koşul getirir. Koşul yerine gelmezse önceki sonuç gerçekleşmez. Ancak only if, koşulun yerine getirilmesinin tek başına yeterli olduğunu garanti etmez; yalnızca bu koşulun gerekli olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleye kesin bir koşul eklemek için hangi ifade doğrudur? You can play outside, but ____ you finish your homework first.

  1. even if
  2. if only
  3. only if
Cevabı göster

only if

Dilbilgisi

until not even a hair was visible: eksiksiz bir son duruma ulaşmak

Until, doldurma ve kaplama eyleminin bitiş noktasını belirtir: eylem, until sonrasında anlatılan duruma ulaşılıncaya kadar devam eder. Not even a hair olumsuzluğu güçlendirir. A hair, görülebilecek en küçük miktarı temsil eder; dolayısıyla post, hiçbir tüy görünmeyecek kadar tamamen kaplanmalıdır. Yeniden kullanılabilen until not even + a small thing + was/is visible kalıbı, aşırı derecede eksiksiz bir son durumu anlatır.

Alıştırma

“They cleaned the rug until not even a spot was visible,” cümlesinin sonu neyi vurguluyor?

  1. Durduklarında hâlâ bir leke görünüyordu.
  2. Yalnızca lekeler kolayca görülebilirken çalıştılar.
  3. Bitirdiklerinde hiçbir leke görünmüyordu.
Cevabı göster

Bitirdiklerinde hiçbir leke görünmüyordu.

Because of how the otter skin stretched, this meant procuring a nearly impossible amount. Notlar

1:10

Su samuru derisinin ne kadar esnediği düşünüldüğünde bu, neredeyse imkânsız bir miktar bulmak demekti.

Dilbilgisi

Because of how the otter skin stretched: gerçekleşme biçimini neden olarak sunmak

“Because of how the otter skin stretched” sonucun nedenini verir. because of ifadesinden sonra gelen how the otter skin stretched yan cümlesinin tamamı isim benzeri bir birim olarak kullanılır; doğrudan bir soru değil, “su samuru derisinin esneme biçimi” anlamındadır. Bir şeyin gerçekleşme biçimi bir sonuca neden olduğunda because of how + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. how yan cümlesinde bildirme cümlesinin sözcük dizilişini koruyun.

Alıştırma

Bir eylemin gerçekleşme biçimini sonucun nedeni yapmak için because of how yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Because of how the door opens, we need to move the table.
  2. Because of how does the door open, we need to move the table.
  3. Because how the door opens of, we need to move the table.
Cevabı göster

Because of how the door opens, we need to move the table.

Kelime

meant procuring a nearly impossible amount: zor bir miktarı çabayla sağlamak zorunda olmak

meant procuring a nearly impossible amount ifadesinde mean + -ing, bir durumun neyi içerdiğini veya gerektirdiğini anlatır. Önceki koşul, o son derece büyük miktarı elde etmeyi zorunlu hâle getirmiştir. Procure, “çaba göstererek veya düzenlemeler yaparak elde etmek” anlamına gelir. get sözcüğünden daha resmîdir ve çoğu zaman gereken şeyin ya da miktarın sağlanmasının zor olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümlede meant procuring a nearly impossible amount ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Bu miktarın zaten satın alınmış olduğu anlamına geliyordu.
  2. Birinin küçük bir miktarı çaba harcamadan satmasına izin veriyordu.
  3. Sağlanması neredeyse imkânsız olan bir miktarı elde etmek için çaba göstermeyi gerektiriyordu.
Cevabı göster

Sağlanması neredeyse imkânsız olan bir miktarı elde etmek için çaba göstermeyi gerektiriyordu.

But Loki had an idea. Anlatım akışı

1:16

Ancak Loki'nin bir fikri vardı.

Anlatım akışı

Hikâyede dönüm noktası olarak But ... had an idea

Burada But, önceki zorluğu yeni bir yönle bağlar. Yalnızca basit bir karşıtlık göstermekle kalmaz; hikâyenin bir sorundan olası bir çözüme doğru ilerlemek üzere olduğunu bildirir. But + kişi + had an idea şeklindeki kısa yapı, geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede dönüm noktası oluşturur. Dinleyicinin o kişinin sıradaki eylemini veya planını beklemesini sağlar.

Alıştırma

Bir hikâyenin sorundan olası bir çözüme yöneldiğini en iyi hangi cümle gösterir?

  1. Nina had never seen the robot before.
  2. The robot was broken. But Nina had an idea.
  3. The robot was broken, and Nina went home.
Cevabı göster

The robot was broken. But Nina had an idea.

The dwarves were master craftspeople. Kelime

1:20

Cüceler usta zanaatkârlardı.

One of them, Andvari, was said to forge marvelous creations. Dilbilgisi

1:23

İçlerinden Andvari'nin harika eserler dövdüğü söylenirdi.

Kelime

master craftspeople: uzman düzeyindeki zanaatkârlar

master craftspeople ifadesinde master, craftspeople sözcüğünden önce gelir ve “çok becerikli” ya da “uzman” anlamındadır. Bu ifade, işi çok yüksek bir seviyeye ulaşmış zanaatkârları anlatır; burada master “sahip” anlamına gelmez. Craftspeople, craftsperson sözcüğünün cinsiyet belirtmeyen çoğul biçimidir. İfadenin tamamı hem mesleği hem de yüksek beceri seviyesini kısa yoldan belirtir.

Alıştırma

The museum hired master craftspeople. cümlesinde master craftspeople ne anlama gelir?

  1. bir zanaatı öğrenmeye yeni başlayanlar
  2. uzman düzeyinde beceriye sahip zanaatkârlar
  3. başka zanaatkârların sahibi olan kişiler
Cevabı göster

uzman düzeyinde beceriye sahip zanaatkârlar

Dilbilgisi

was said to forge: be said to + fiil yapısı

Was said to forge, be said to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. İnsanların Andvari’nin olağanüstü eserler dövdüğünü söylediğini ya da buna inandığını belirtir; anlatıcı bu ünü aktarır, bilgiyi doğrudan gerçek diye garanti etmez. Bu edilgen yapı, birinin Andvari’ye dövmesini söylediği anlamına gelmez. Bir iddiayı, efsaneyi veya ünü belli bir mesafe koyarak aktarmaya yarar.

Alıştırma

Cümleyi be said to yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The lighthouse ____ guide lost ships home.

Cevabı göster

is said to

Andvari often took the form of a fish, and one day he dove deeper than ever before. Notlar

1:28

Andvari sık sık balık kılığına girerdi ve günün birinde o güne dek hiç dalmadığı kadar derine daldı.

Kalıp ifadeler

took the form of a fish: take the form of kalıbı

Took the form of a fish, Andvari’nin balık biçiminde göründüğü ya da balığa dönüştüğü anlamına gelir. Burada take the form of tek bir kalıp olarak işler; take, bir şeyi eline almak veya taşımak anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp take the form of + isimdir. Büyülü dönüşümü, görünen bir şekli ya da bir şeyin ortaya çıktığı biçimi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi take the form of yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the moon rose, the mist ____ a silver horse.

Cevabı göster

took the form of

Dilbilgisi

deeper than ever before: daha önce görülmemiş bir düzeye ulaşmak

Deeper than ever before, deeper karşılaştırma biçimini than ever before ile birleştirir. Bu dalışın önceki bütün dalışlarından daha derin olduğunu ve kişisel olarak yeni bir uç noktaya ulaştığını anlatır. Ever before geçmişteki belirli bir anı değil, şimdiden önceki ilgili bütün zamanları kapsar. Başka durumlarda da kullanılabilen karşılaştırma biçimi + than ever before kalıbı, yeni bir düzeye ulaşıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “önceki herhangi bir zamandan daha” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After months of practice, Leo jumped higher ____.

Cevabı göster

than ever before

So deep he reached the land of the water nymphs, who guarded mounds of gold. Notlar

1:35

O kadar derine daldı ki, altın yığınlarını koruyan su perilerinin diyarına ulaştı.

Anlatım akışı

So deep he reached: önce derece, sonra sonuç

Buradaki So deep, önceki cümledeki dalma eylemine gönderme yapar. Su perilerinin ülkesine ulaşacak kadar derine indiği anlamına gelir; önce aşırı derinlik, ardından bunun sonucu sunulur. Bu, hikâye anlatımına özgü sıkıştırılmış bir ifadedir ve eksik bırakılan dalma anlamı bağlamdan tamamlanmalıdır. Tek başına açık bir İngilizce cümle kurmak için tam sonuç kalıbını kullanın: He dove so deep that he reached the land.

Alıştırma

So deep he reached the land of the water nymphs cümlesinde So deep hangi işlevi görür?

  1. Derinliği bir sonuca bağlamadan yalnızca ülkenin kendisini derin olarak tanımlar.
  2. So sözcüğünü “bu nedenle” anlamında kullanır ve bir sebep sunar.
  3. Aşırı derinliği öne çıkarır ve ardından bunun sonucunu sunar.
Cevabı göster

Aşırı derinliği öne çıkarır ve ardından bunun sonucunu sunar.

Dilbilgisi

who guarded mounds of gold: su perileri hakkında ek bilgi

Virgülden sonra gelen who guarded mounds of gold, tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. the water nymphs ad öbeği hakkında ek bilgi verir; yeni bir ana olay başlatmaz. Who, guarded fiilinin öznesidir ve anlamca uygun en yakın karakterler olan the water nymphs ifadesine gönderme yapar. the land ifadesine gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümlede who guarded mounds of gold bölümündeki who neye gönderme yapıyor?

  1. altın
  2. ülke
  3. su perileri
Cevabı göster

su perileri

At first, Andvari merely wanted to see their treasures for himself, Notlar

1:41

Başlarda Andvari sadece onların hazinelerini kendi gözleriyle görmek istemişti,

Anlatım akışı

At first: sonraki değişime zemin hazırlama

At first, bir dönemin ya da hikâyenin başındaki durumu gösterir. Burada Andvari'nin ilk isteğini —yalnızca hazineleri görmek istemesini— başlangıç noktası yapar. Bu ifade çoğu zaman but, then veya later gibi sözcüklerle gelecek bir değişime ya da karşıtlığa zemin hazırlar. Yalnızca ilgisiz bir zaman ayrıntısı vermek yerine hikâyeyi “başta... sonrasında...” düzeninde kurar.

Alıştırma

Değişimden önceki başlangıç durumunu belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: ____, Mia was afraid of the dog, but soon they became friends.

Cevabı göster

At first

Kalıp ifadeler

see their treasures for himself: hazineleri kendi gözleriyle görmek

Burada for himself, anlamı güçlendiren bir dönüşlü ifadedir. Andvari'nin başkasının anlattıklarına güvenmek yerine hazineleri bizzat görmek istediğini anlatır. Himself, özne Andvari'ye gönderme yapar ve eylemi onun kendisinin yaptığını vurgular. See ile birlikte kullanıldığında doğrudan, kendi deneyimiyle görme anlamı verir. Anlam, hazineleri kendi çıkarı için görmek değil; onları bizzat görüp doğrulamaktır.

Alıştırma

I checked the measurements for myself cümlesinde for myself neyi vurgular?

  1. Onları bizzat kontrol ettiğimi
  2. Onları tek başıma kontrol ettiğimi
  3. Onları başka biri için kontrol ettiğimi
Cevabı göster

Onları bizzat kontrol ettiğimi

but when the nymphs laughed at his awkward appearance, Anlatım akışı

1:45

ancak periler onun garip görünüşüyle alay edince,

Andvari grew infuriated and seized their gold. Kelime

1:49

Andvari öfkeden deliye döndü ve altınlarına el koydu.

Anlatım akışı

but when the nymphs laughed at: dönüş ve tetikleyici olay

But when, hikâyedeki dönüşü buna yol açan olayla birleştirir. But, olayı önceki durum veya beklentiye bağlar; when ise sonraki tepkiyi tetikleyen olayı tanıtır. Bu nedenle vurgulanan bölüm, but ve when'in ilgisiz iki işaret olduğunu değil, bu olay gerçekleşince durumun değiştiğini anlatır. Burada perilerin gülmesi tetikleyici olaydır; ana cümle Andvari'nin yeni tepkisini verir. Bu yapı, birinin tutumunun veya davranışının neden değiştiğini açıklamak için de kullanılır.

Alıştırma

Bir olaydan sonra durumun değiştiğini gösteren iki kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: At first, Priya felt nervous, ____ the coach smiled, she began to relax.

Cevabı göster

but when

Kelime

grew infuriated: yoğun bir duygu değişimi için grow + sıfat

grew infuriated ifadesinde grew, özneyi infuriated sıfatına bağlayan bir fiildir. İfade, Andvari'nin son derece öfkeli bir duruma geldiğini anlatır; grow, bu duygunun geliştiğini veya yeni bir düzeye ulaştığını gösterir. Infuriated, angry veya annoyed sözcüklerinden çok daha güçlüdür. Anlatıda bu yoğun duygu değişimi, ardından gelen eyleme geçiş sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki, “son derece öfkeli hâle geldi” anlamına gelen geçmiş zamanlı grow + sıfat ifadesiyle tamamlayın: When the referee ignored another obvious foul, the coach ____.

Cevabı göster

grew infuriated

With it, he crafted himself a special ring. Anlatım akışı

1:54

Bu altınla kendine özel bir yüzük yaptı.

Anlatım akışı

With it: önceki malzemeyi sonraki eylemde kullanmak

With it ifadesindeki it, önceki cümlede sözü edilen altına gönderme yapar. Burada with, kullanılan malzemeyi veya aracı belirtir; dolayısıyla ifade altınla birlikte olmak değil, altını kullanmak anlamına gelir. With it ifadesini cümlenin başına koymak iki eylem arasında açık bir bağ kurar: önce altını elde eder, sonra hikâye onunla ne yaptığını anlatır. Bir cümle With it ile başladığında, yeni eylemin aracı veya malzemesi olabilecek açık bir ismi önceki bölümde arayın.

Alıştırma

İki cümlelik bağlamı okuyun: Andvari seized the gold. With it, he crafted himself a special ring. With it ne işe yarar?

  1. It, altına gönderme yapar ve onu yüzüğü yapmak için kullanılan malzeme olarak gösterir.
  2. It, daha önce sözü edilmemiş yeni bir nesneyi tanıtır.
  3. It, yüzüğe gönderme yapar ve altını yüzükle birlikte taşıdığı anlamına gelir.
Cevabı göster

It, altına gönderme yapar ve onu yüzüğü yapmak için kullanılan malzeme olarak gösterir.

As long as he wore it, Andvari's wealth would grow and grow. Notlar

1:58

Taktığı sürece Andvari'nin serveti katlanarak artacaktı.

Dilbilgisi

As long as he wore it: devam eden bir koşul

As long as, sonucu geçerli kılan koşulu belirtir. Buradaki koşul, onun bunu takmaya devam etmesidir; bu durum sürdükçe serveti artmaya devam eder. Bu kullanımda as long as, provided that veya so long as gibi “... olduğu sürece” ya da “yeter ki” anlamındadır; fiziksel uzunluk karşılaştırması yapmaz. Yapı as long as + yan cümle, ardından sonuçtur.

Alıştırma

Kuralı, “... olduğu sürece” anlamındaki vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can join the game ____ you play fairly.

Cevabı göster

as long as

Anlatım akışı

would grow and grow: sürekli artışı gösteren tekrar

Grow and grow, fiili and sözcüğünün iki yanında tekrarlar. Bu tekrar, artışı iki ayrı adım olarak değil, servetin giderek büyüdüğü devamlı bir süreç olarak sunar. Would, bu devam eden sonucu hikâyedeki koşulun içine yerleştirir: onu takmaya devam ettiği sürece gerçekleşen şey buydu. Tekrar, anlatıma güçlü bir devamlılık ve birikme duygusu verir.

Alıştırma

“The line grew and grew outside the theater,” cümlesinde grew and grew neyi vurgular?

  1. Sıra giderek uzadı.
  2. Sıra aniden ortadan kayboldu.
  3. Sıra tam iki kez uzadı ve sonra durdu.
Cevabı göster

Sıra giderek uzadı.

Loki saw Andvari's riches as the perfect solution to their problem. Dilbilgisi

2:04

Loki, Andvari'nin zenginliğini sorunları için mükemmel bir çözüm olarak gördü.

Dilbilgisi

saw Andvari's riches as...: see A as B kalıbı

saw Andvari's riches as the perfect solution ifadesinde see A as B kalıbı kullanılır: A, Andvari's riches; B ise the perfect solution bölümüdür. Bu, Loki'nin servete bu rolü verdiğini düşündüğü anlamına gelir; yalnızca onu gözüyle gördüğünü anlatmaz. Buradaki as, A'ya verilen rolü veya değerlendirmeyi gösterir; zaman ilişkisi kurmaz. Sondaki to, solution to their problem ifadesine aittir ve see A as B kalıbının parçası değildir.

Alıştırma

see A as B kalıbını tamamlayın: The committee saw the empty building ____ a chance to create a community center.

Cevabı göster

as

He returned to the waterfall, conjured a huge net, and extracted a wriggling fish. Anlatım akışı

2:09

Şelaleye döndü, devasa bir ağ yarattı ve çırpınan bir balık yakaladı.

Anlatım akışı

conjured... and extracted...: eşgüdümlü fiil dizisi

Geçmiş zamandaki conjured ve extracted fiilleri He öznesini paylaşır. Cümle he'yi tekrarlamak yerine eylemleri virgül ve and bağlacıyla birleştirerek tek ve kısa bir dizi hâlinde sunar. Fiillerin sırası zaman akışını gösterir: önce ağı oluşturur, sonra balığı dışarı çıkarır. Bu somut sahnede extracted, çıkarmak veya çekip almak anlamındadır; veri ya da bir maddeden özüt almak anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede eylemleri sırayla anlatmak için açık bir eşgüdümlü fiil dizisi kullanılmıştır?

  1. Nora opened the box, removed the map, and unfolded it.
  2. After Nora opened the box, she noticed that the map was missing.
  3. Nora opened the box while Liam checked the door.
Cevabı göster

Nora opened the box, removed the map, and unfolded it.

As Andvari squirmed, Loki jeered that he'd kill him unless he handed over his treasure. Notlar

2:15

Andvari kıvranırken Loki, hazinesini teslim etmezse onu öldüreceği söyleyerek onunla alay etti.

Anlatım akışı

As Andvari squirmed: eş zamanlı arka plan için as

As Andvari squirmed ifadesinde as, ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini başlatır: Andvari kıvranırken Loki onunla alay ediyordu. Bu as yan cümlesini başa koymak, daha önemli eylemden önce sahneyi kurar. Bu bağlamda as, “-iken” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir.

Alıştırma

As Andvari squirmed ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Andvari’nin Loki alay etmeyi bıraktıktan sonra kıvranmaya başladığını gösterir.
  2. Andvari’nin kıvranmasının Loki’nin alay etmesinin nedeni olduğunu söyler.
  3. Loki’nin alay etmesiyle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini tanıtır.
Cevabı göster

Loki’nin alay etmesiyle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini tanıtır.

Dilbilgisi

he'd kill him unless...: unless ile olumsuz koşul

he'd kill him unless he handed over his treasure ifadesinde he'd, he would kısaltmasıdır. Ana cümle tehdit edilen sonucu verir; unless ise bu sonucu önleyecek koşulu belirtir. Unless, if ... not anlamına gelir: Andvari hazineyi teslim etmezse Loki onu öldürecektir. Unless zaten olumsuz koşul anlamını taşıdığı için aynı yapıyı kurarken ayrıca not eklemeyin.

Alıştırma

Uyarıyı “if you do not” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: You will miss the train ____ you leave now.

Cevabı göster

unless

Öbek fiiller

handed over his treasure: teslim ederek sahipliği bırakmak

handed over his treasure ifadesindeki hand over, bir şeyi başka birine vererek onun sahipliğini veya kontrolünü karşı tarafa bırakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada tehdit, teslim etme eylemini zorunlu kılar; bu, bir şeyi dostça uzatmak değildir. Over öbek fiilin bir parçasıdır ve elin hazinenin üstünde olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Bu yeni durumda hand over öbek fiilini tamamlayın: At the gate, the guard told us to hand ____ our passes.

Cevabı göster

over

Andvari directed Loki to his lair.

2:22

Andvari, Loki'yi inine götürdü.

Satisfied with the heaps of gold he saw there, Loki freed Andvari. Notlar

2:25

Orada gördüğü altın yığınlarından memnun kalan Loki, Andvari'yi serbest bıraktı.

Dilbilgisi

Satisfied with ...: öne alınmış bir sıfat öbeği

Başlangıçtaki sözler Loki'nin nasıl hissettiğini anlatır: Altından memnundur. Ayrıca Andvari'yi neden serbest bıraktığını açıklar. Dil bilgisi açısından bu, cümlenin başına alınmış bir sıfat öbeğidir. Öbeğin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan Loki'dir. Satisfied burada bir durumu anlatır; edilgen bir eylem sunmaz.

Alıştırma

Bu cümlede memnun olan kimdir?: Satisfied with the final result, Elena closed the project.

  1. nihai sonuç
  2. Elena
  3. proje
Cevabı göster

Elena

Kalıp ifadeler

heaps of gold: yığınlar hâlinde çok miktarda altın

heaps of gold ifadesindeki heaps of, gerçek yığınları da düşündürerek “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Gold burada sayılamayan bir isim olduğundan, çoğul heaps kesin bir ölçü yerine birbiri ardına gelen yığınlar görüntüsü oluşturur. Bu kullanım miktarı gözde canlandırmayı kolaylaştırır; bu yüzden hikâye anlatımında ve canlı betimlemelerde özellikle etkilidir.

Alıştırma

“The workshop had heaps of scrap wood,” cümlesinde heaps of scrap wood ne anlama gelir?

  1. Tek bir tepe biçimine sokulmuş tahta
  2. Kesin olarak ölçülmüş tek parça tahta
  3. Muhtemelen yığınlar hâlinde duran çok miktarda hurda tahta
Cevabı göster

Muhtemelen yığınlar hâlinde duran çok miktarda hurda tahta

But a sudden glint off of one of the dwarf's fingers alerted Loki that he'd missed the most powerful treasure of all. Notlar

2:30

Fakat cücenin parmaklarından birinden yansıyan ani bir parıltı, Loki'ye en güçlü hazineyi kaçırdığını fark ettirdi.

Kalıp ifadeler

a sudden glint off of: bir yüzeyden gelen ani ışık yansıması

Glint, yansıyan ışığın oluşturduğu küçük ve kısa bir parlamadır. a sudden glint off of one of the dwarf's fingers ifadesinde off of, ışığın yansıyor gibi göründüğü yüzeyi veya noktayı belirtir. Bu parlama görsel bir ipucu görevi görür ve dikkati parmaktaki parlak nesneye çeker. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp a glint off (of) + bir yüzey veya nesnedir.

Alıştırma

“A sudden glint off of the watch caught Ben's eye,” cümlesinde ne oldu?

  1. Biri saati kapattı.
  2. Saat aniden Ben'in elinden düştü.
  3. Işık kısa bir süre saatten yansıdı.
Cevabı göster

Işık kısa bir süre saatten yansıdı.

Dilbilgisi

alerted Loki that he'd missed: Loki'nin bir şeyi gözden kaçırdığını fark etmesini sağlamak

alert someone that + yan tümcesi, bir işaretin, olayın ya da kanıtın bir kişinin bir gerçeği fark etmesini sağlaması anlamına gelir. Bu cümledeki parıltı, Loki'nin bir şeyi gözden kaçırdığını fark etmesini sağlıyor; bunu ona doğrudan söyleyen biri yok. he'd missed, he had missed ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Past perfect, bir şeyi gözden kaçırma olayının Loki bunu fark etmeden önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

alerted someone that... ifadesine hangi anlam karşılık gelir?

  1. Bir kişi başka birini olası bir tehlikeye karşı uyardı.
  2. Bir işaret veya olay, bir kişinin bir gerçeği fark etmesini sağladı.
  3. Bir kişi başka birine bir gerçeği doğrudan söyledi.
Cevabı göster

Bir işaret veya olay, bir kişinin bir gerçeği fark etmesini sağladı.

Kelime

the most powerful treasure of all: tüm hazineler arasındaki en güçlü hazine

the most powerful treasure of all, the most powerful üstünlük derecesini kullanır ve karşılaştırma grubunu belirtmek için of all ekler. Bu ifade, bu hazinenin gruptaki diğer tüm hazinelerden daha güçlü olduğu anlamına gelir. of all, bütün hazinelerin tek bir nesne olduğu anlamına gelmez; “hepsinin içindeki en ...” anlamını güçlendirir.

Alıştırma

the strongest warrior of all ifadesindeki of all ne işe yarar?

  1. Bütün savaşçıların tek bir savaşçıya ait olduğunu söyler.
  2. Üstünlük karşılaştırmasında kullanılan grubun tamamını belirtir.
  3. Savaşçının güçlü olduğunu, ancak diğerleriyle karşılaştırılmadığını söyler.
Cevabı göster

Üstünlük karşılaştırmasında kullanılan grubun tamamını belirtir.

Despite Andvari's pleas, Loki tore the ring away. Notlar

2:39

Andvari'nin yalvarışlarına rağmen Loki yüzüğü söküp aldı.

Dilbilgisi

Despite Andvari's pleas: despite + isim öbeği

Despite Andvari's pleas, Andvari'nin Loki'ye bunu yapmaması için yalvardığını, ancak yalvarmaların sonucu değiştirmediğini anlatır. Baştaki ifade bir engeli veya karşı baskıyı sunar; ana cümle ise buna rağmen gerçekleşen sonucu verir. Burada despite, ardından Andvari's pleas isim öbeği gelen bir edattır. Kalıp despite + isim öbeğidir; despite + özne + çekimli fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite it rained heavily, the game continued.
  2. Despite the heavy rain, the game continued.
  3. Despite the rain was heavy, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

Öbek fiiller

tore the ring away: tear something away yapısı

Tore the ring away, tear something away yapısının geçmiş zaman biçimidir. Burada Loki'nin yüzüğü güç kullanarak çektiğini veya kaptığını ve onu Andvari'den ya da tutulduğu yerden ayırdığını anlatır. Away parçacığı hareketi ve ayrılmayı vurgular. Took the ring ile karşılaştırıldığında bu ifade eylemi ani, sert ve dirence rağmen yapılmış gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede güvenlik görevlisinin silahı zorla aldığı anlatılıyor?

  1. The guard looked at the weapon in the attacker's hand.
  2. The guard put the weapon away in a locked cabinet.
  3. The guard tore the weapon away from the attacker.
Cevabı göster

The guard tore the weapon away from the attacker.

Seething, Andvari cursed the ring, declaring that it would be the doom of all its subsequent owners. Notlar

2:43

Öfkeden kuduran Andvari yüzüğü lanetledi ve ondan sonraki tüm sahiplerinin felaketi olacağını ilan etti.

Anlatım akışı

Seething, ...: duyguyu ana eylemden önce vermek

Cümle başındaki Seething, Andvari ana eylem olan cursed the ring eylemini yaparken onun duygusal durumunu anlatan -ing biçimli bir ortaçtır. Örtük öznesi Andvari'dir; bu nedenle cümle önce onun duygusunu çerçeveler, sonra eylemini verir. Burada seething, kelimenin gerçek anlamıyla kaynamak değil, aşırı öfkeli olmak demektir. Duygu belirten bir sözcük veya ifadeyi özne + eylem yapısının önüne koyan bu kısa kalıp, olaydan önce duygusal arka planı verir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Seething, Maya walked out of the meeting. Baştaki sözcük ne işe yarıyor?

  1. Maya'nın ayrılırken aşırı öfkeli olduğunu gösterir.
  2. Maya'nın değil, toplantının öfkeli olduğunu gösterir.
  3. Maya'nın ayrılmadan önce su ısıttığını söyler.
Cevabı göster

Maya'nın ayrılırken aşırı öfkeli olduğunu gösterir.

Anlatım akışı

declaring that ...: resmî bir açıklamanın içeriğini eklemek

Virgül + declaring that ... yapısı, ana cümleye bağlanan bir -ing yan cümlesidir. Declaring, Andvari'nin aynı sırada yaptığı ikinci eylemi belirtir; that ise ilanının içeriğini, yani yüzüğün sonraki sahiplerini felakete sürükleyeceğini açıklar. Declaring yapısının örtük öznesi Andvari olduğundan iki eylemi de aynı kişi yapar. Bu yapı, anlatıcının önce olayı vermesini, ardından aynı cümlede resmî veya güçlü bir açıklama eklemesini sağlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The referee ended the match, declaring that the field was unsafe. declaring that ... ne işe yarıyor?

  1. Hakemin maçı bitirirken yaptığı resmî açıklamayı ekler.
  2. Sahanın bir açıklama yaptığını gösterir.
  3. Hakemin yalnızca belirsiz bir tahminde bulunduğunu gösterir.
Cevabı göster

Hakemin maçı bitirirken yaptığı resmî açıklamayı ekler.

Kelime

would be the doom of all its subsequent owners: sonraki tüm sahiplerinin sonunu getirmek

would be the doom of... ifadesinde doom, felaketle sonuçlanan bir kaderi veya yıkımın nedenini anlatır. be the doom of someone or something yapısı, bir kişi, nesne ya da gücün birinin veya bir şeyin mahvına yol açacağını söyler; yalnızca kötü bir sonuca neden olmaktan çok daha güçlüdür. Burada all its subsequent owners, o andan sonra yüzüğe sahip olacak herkesi anlatır. Would be, lanetin öngördüğü felaketi sunarak cümleye kehanet dolu ve kaçınılmaz bir kader hissi verir.

Alıştırma

Cümlede it would be the doom of all its subsequent owners ne anlama geliyor?

  1. Sonraki sahiplerini tehlikeden koruyacaktı.
  2. Sonraki sahiplerine küçük bir rahatsızlık verecekti.
  3. Sonraki tüm sahiplerini felaketle sonuçlanan bir sona sürükleyecekti.
Cevabı göster

Sonraki tüm sahiplerini felaketle sonuçlanan bir sona sürükleyecekti.

Back at the palace, Andvari's gold appeared to completely cover the otter skin. Notlar

2:54

Saraya döndüklerinde Andvari'nin altını su samuru postunu tamamen örtmüş gibi görünüyordu.

Anlatım akışı

Anlatıda sahne değişimi olarak Back at the palace

Back at the palace sahneyi kuran bir ifadedir. Başka bir yer veya hikâye çizgisi takip edildikten sonra anlatının artık saraydaki olaylara döndüğünü dinleyiciye bildirir. Cümlenin başında Back at + place, önce konumu söyleyip ardından orada neler olduğunu anlatarak bilgiyi düzenler. Buradaki back, vücuttaki “sırt” değil, “daha önce önem taşıyan bir yerde yeniden” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, herhangi birinin hareketini anlatmadan hikâyeyi doğal biçimde yeniden kütüphaneye taşır?

  1. Back at the library, Maya was searching the shelves.
  2. The back of the library was quiet.
  3. Maya walked back to the library.
Cevabı göster

Back at the library, Maya was searching the shelves.

Dilbilgisi

appeared to completely cover: görünüşe dayalı, doğrulanmamış bir sonuç

Burada appeared to completely cover, altının su samuru postunun her yerini örtmüş gibi göründüğü anlamına gelir. appear + to-infinitive yapısı, doğrulanmış bir gerçeği değil, görülenlere dayanarak varılan bir sonucu ifade eder. completely zarfı cover fiilini niteler. Bunu appeared to yapısının içinde kullanmak anlatıda bir açıklık bırakır: örtme işi tamamlanmış gibi görünür, ancak gizli bir istisna hâlâ bulunabilir.

Alıştırma

Cümlede appeared to completely cover ne anlatıyor?

  1. Altın postu daha yeni örtmeye başlıyordu.
  2. Altın her yeri örtmüş gibi görünüyordu, ancak bu tam olarak doğrulanmamıştı.
  3. Altın kesinlikle her yeri örtmüştü ve konuşan kişi bunu doğrulamıştı.
Cevabı göster

Altın her yeri örtmüş gibi görünüyordu, ancak bu tam olarak doğrulanmamıştı.

But as Hreiðmarr inspected the pelt, he saw a single bare whisker peeking out. Anlatım akışı

2:59

Ancak Hreiðmarr postu incelediğinde dışarı taşan tek bir bıyık teli gördü.

Anlatım akışı

as Hreiðmarr inspected ..., he saw ...: bir eylem sırasında yapılan keşif

Burada as, “-iken” veya “... sırasında” anlamına gelir. as yan cümlesi sürmekte olan arka plan eylemini —Hreiðmarr'ın postu incelemesini— verir; ana cümle ise bu süreçte neyi fark ettiğini anlatır. As + özne + eylem, özne + keşif veya olay kalıbı, bir gözlemi ya da olayı devam eden bir eylemin içine yerleştirerek hikâyedeki bilgileri düzenler. Burada as karşılaştırma anlatmaz.

Alıştırma

as Hreiðmarr inspected the pelt ifadesinde as nasıl bir ilişki anlatıyor?

  1. İnceleme keşif yüzünden gerçekleşti.
  2. İnceleme başka bir incelemeye benziyordu.
  3. Keşif inceleme sırasında gerçekleşti.
Cevabı göster

Keşif inceleme sırasında gerçekleşti.

Anlatım akışı

a single bare whisker peeking out: durumu değiştiren küçücük bir ayrıntı

Bu ifade, üzeri örtülmemiş küçücük bir ayrıntıya dikkat çeker: açıkta kalan yalnızca tek bir bıyık telidir, ama bu, postun tamamen örtülmediğini göstermeye yeter. a single kullanımı ayrıntının küçüklüğünü gösterirken hikâye üzerindeki büyük etkisini vurgular. Burada peeking out, “bir şeyin arkasından ya da altından yalnızca küçük bir kısmı görünmek” demektir. Bıyık teli gerçekten bakmıyor; fiil, zar zor görünen bir şeyin görüntüsünü hızla canlandırır.

Alıştırma

a single bare whisker peeking out ifadesi bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Örtünün eksik olduğunu kanıtlayan, açıkta kalmış küçücük bir ayrıntıyı gösterir.
  2. Postun her bölümünün tamamen örtüldüğünü gösterir.
  3. Bıyık telinin etkin biçimde Hreiðmarr'a baktığını söyler.
Cevabı göster

Örtünün eksik olduğunu kanıtlayan, açıkta kalmış küçücük bir ayrıntıyı gösterir.

So the gods relinquished the ring. Anlatım akışı

3:05

Böylece tanrılar yüzüğü teslim ettiler.

Anlatım akışı

So the gods relinquished the ring: sonucu belirten So

Cümlenin başındaki So, eylemin daha önce olanların bir sonucu olduğunu belirtir: önceki koşul tam olarak karşılanmadığı için tanrılar yüzükten vazgeçmek zorunda kaldı. Önceki ayrıntıyı neden, bu cümleyi ise sonuç hâline getirir. Relinquished, “bir şeyin mülkiyetinden veya denetiminden vazgeçti” anlamına gelir. gave sözcüğünden daha resmî ve ağırdır; bu nedenle tanrıların değerli bir şeyi teslim ettiği ciddi bir ana uygundur.

Alıştırma

So the gods relinquished the ring? cümlesinde So hangi ilişkiyi belirtir?

  1. Yüzükten vazgeçilmesi, daha önce olanların sonucudur.
  2. Cümle, önce olanlarla bağlantısız yeni bir olay başlatır.
  3. Cümle, yüzükten vazgeçmeyi karşıt bir düşünceyle kıyaslar.
Cevabı göster

Yüzükten vazgeçilmesi, daha önce olanların sonucudur.

As Hreiðmarr slipped it onto his finger, Regin shuddered at the greed in his father's eyes, Notlar

3:08

Hreiðmarr onu parmağına geçirirken Regin babasının gözlerindeki açgözlülük karşısında ürperdi,

Anlatım akışı

Hreiðmarr yüzüğü parmağına geçirirken: eş zamanlı arka plan eylemi

As + özne + geçmiş zaman fiili, ana cümledeki eylemle aynı anda gerçekleşen veya sürmekte olan bir arka plan eylemi kurar. Burada Hreiðmarr'ın yüzüğü takması, Regin'in tepkisinin zaman çerçevesini oluşturur; asıl olay bu değildir. slip something onto a finger, küçük bir nesneyi yumuşak ve kolay bir hareketle parmağa geçirmek anlamına gelir. Buradaki it, bağlamdaki yüzüğü ifade eder. Bu yapı, başka nesneleri vücudun bir bölümüne takmayı anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki As cümleciğinin görevi nedir? As Maya opened the gift, her brother took a photo.

  1. Fotoğrafı çeken kişiyi belirtir.
  2. Ana cümledeki eylem için zaman arka planı oluşturur.
  3. Fotoğrafın çekildiği yeri belirtir.
Cevabı göster

Ana cümledeki eylem için zaman arka planı oluşturur.

Kalıp ifadeler

Babasının gözlerindeki açgözlülük karşısında ürpermek

Shudder at + isim öbeği, bir şey korku, tiksinti, şok veya derin bir huzursuzluk yarattığı için ani bir ürpertiyle tepki vermek anlamına gelir. Burada Regin'i rahatsız eden şey, babasının gözlerinde gördüğü açgözlülüktür; fiziksel bir yere tepki vermemektedir. Yapı shudder at + tepkiyi tetikleyen şey şeklindedir. Tetikleyici görülen bir görüntü, duyulan bir ses, bir düşünce veya bir davranış olabilir; bu ifade fiziksel tepkiyi güçlü bir duygusal tepkiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Güçlü bir korku tepkisi gösterecek şekilde cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: He ___ the thought of being trapped underground.

  1. shuddered to
  2. shuddered at
  3. shuddered on
Cevabı göster

shuddered at

while his brother Fáfnir looked on in envy. Öbek fiiller

3:15

kardeşi Fáfnir ise gıptayla bakıyordu.

Öbek fiiller

looked on in envy: kıskançlıkla kenardan izlemek

Looked on, “olan biteni katılmadan izledi” anlamına gelir; yani kişi seyirci olarak bakar. Buradaki on, look on öbek fiilinin parçasıdır ve bir yön göstermez. In envy, izlemeye eşlik eden duyguyu belirtir. Looked on in envy bütünü, Fáfnir'in kenardan izlediğini ve başka birinin sahip olduğu şeyi kıskandığını anlatır.

Alıştırma

“Kıskançlıkla kenardan izledi” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The younger child ____ as his brother opened the larger gift.

Cevabı göster

looked on in envy

Later, when Fáfnir demanded that the king share the wealth, Notlar

3:19

Daha sonra Fáfnir kraldan serveti paylaşmasını talep ettiğinde,

Dilbilgisi

demanded that the king share: demand that + fiilin yalın hâli

demanded that the king share... ifadesinde demand güçlü bir talep bildirir. That yan cümlesi, Fáfnir'in kraldan hangi eylemi istediğini gösterir. Bu kalıpta resmî Amerikan İngilizcesi genellikle emir ve talep bildiren dilek kipini kullanır: özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle özne the king olsa da share yalın hâlde kalır; shares kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The guard demanded that the visitor ____ immediately.

Cevabı göster

leave

Hreiðmarr refused.

3:22

Hreiðmarr reddetti.

Anlatım akışı

Later, when ... demanded that ...: anlatıyı sonraki bir talebe taşımak

Later, anlatıyı daha sonraki yeni bir aşamaya taşır. when yan cümlesi ana cümleyi hazırlayan olayı verir; ana cümle olan Hreiðmarr refused ise tepkiyi aktarır. Bu sıra, dinleyicinin sonucu duymadan önce talebi anlamasını sağlar. Demanded that, Fáfnir'in istediği belirli eylemi, yani the king share the wealth ifadesini başlatır. demand + that + özne + fiilin yalın biçimi kalıbı güçlü bir talebin içeriğini belirtir; share bu nedenle yalın biçimde kalır.

Alıştırma

Hangi cümle hikâyeyi açıkça ileri taşır ve demand that yapısını doğru kullanır?

  1. Later, the players demanded the referee to restarted the match, and he refused.
  2. Later, when the players demanded that the match be restarted, the referee refused.
  3. When later the players demand that the match was restarted, the referee refused.
Cevabı göster

Later, when the players demanded that the match be restarted, the referee refused.

So Fáfnir killed his father, pried the coveted ring from his finger, Öbek fiiller

3:24

Bunun üzerine Fáfnir babasını öldürdü, gıpta edilen yüzüğü onun parmağından kopardı,

Öbek fiiller

pried the coveted ring from his finger: pry ... from ... ile zorla ayırmak

pried the coveted ring from his finger ifadesinde pry something from somewhere or someone, bir şeyi güç kullanarak ve çaba göstererek bir yerden ya da birinin elinden ayırmak demektir. Fiil direnç, sıkı bir tutuş veya zor bir ayrılma çağrıştırdığı için eylem yalnızca removed demekten daha sert görünür. Coveted, çok güçlü biçimde arzulanan bir şeyi tanımlar. From his finger yüzüğün zorla ayrıldığı noktayı belirtir; pried ise pry fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

pried the ring from his finger ifadesi neyi düşündürür?

  1. Güç ve çaba kullanılarak çıkarıldı.
  2. İstekli biçimde teslim edildi.
  3. Kendiliğinden kayıp çıktı.
Cevabı göster

Güç ve çaba kullanılarak çıkarıldı.

and fled the palace with the treasure. Kalıp ifadeler

3:29

ve hazineyle birlikte saraydan kaçtı.

Kalıp ifadeler

fled the palace with the treasure: hazineyle birlikte saraydan kaçtı

Fled, flee fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Burada kişinin saraydan yalnızca ayrılmadığını, tehlike veya acil bir durum nedeniyle kaçtığını anlatır. flee + place + with + thing yapısında place kaçılan yeri, with ise kaçarken götürülen şeyi belirtir. Flee fiilinden sonra yer doğrudan gelebilir; bu yüzden from gerekli değildir.

Alıştırma

Cümleyi flee fiilinin geçmiş zaman biçimi ve taşınan şeyi tanıtan sözcükle tamamlayın: The thief ____ the museum ____ the painting.

Cevabı göster

fled · with

He came to rest in a cave where he curled around his new possessions. Kalıp ifadeler

3:31

Bir mağarada soluklandı ve burada yeni sahip olduklarının etrafına kıvrıldı.

Kalıp ifadeler

came to rest in a cave: sonunda bir mağarada durdu

Burada came to rest, “sonunda hareket etmeyi bırakıp belirli bir yerde durdu” anlamına gelir. In a cave, durduğu son yeri belirtir. Mola verdiği veya uyuduğu anlamına gelmez. Come to rest, bir hareketten sonra sahnenin bittiği noktayı açıkça gösterir. Betimleyici veya yazılı anlatımlarda yaygındır ve insanlar, hayvanlar ya da nesneler için kullanılabilir.

Alıştırma

“The ball rolled downhill and came to rest beside a tree,” cümlesinde came to rest ne anlama gelir?

  1. Toparlanmak için mola verdi.
  2. Daha hızlı yuvarlanmaya başladı.
  3. Sonunda bir ağacın yanında durdu.
Cevabı göster

Sonunda bir ağacın yanında durdu.

Kalıp ifadeler

curl around something: bedeni kıvırıp bir şeyin etrafını sarmak

curled around his new possessions ifadesinde curled, bedenini yuvarlak bir biçimde kıvırdığını; around ise bedeninin eşyaları çevrelediğini gösterir. Buradaki around yalnızca “yakında” değil, “etrafını sararak” anlamındadır. curl around + isim yapısı, bir bedenin kıvrılıp bir şeyin çevresini sardığı net bir görüntü oluşturur. Bağlama göre bu duruş sıcaklık, koruma veya sahiplenme duygusu da verebilir; burada sahip olduğu şeyleri koruyor gibi görünmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi curl around ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The mother cat ____ her kittens to keep them warm.

Cevabı göster

curled around

The ring warped him inside and out, Deyimler

3:36

Yüzük onu içten dışa doğru çarpıttı

Deyimler

warped him inside and out: içten dışa, tamamen zararlı bir dönüşüm

Burada warped, yalnızca “bedenini büktü” değil, “zarar verici bir biçimde çarpıttı ve bozdu” anlamındadır. Yüzük hem onun nasıl biri olduğunu hem de görünüşünü etkiledi. Inside and out, etkinin eksiksiz olduğu fikrini ekler. Inside zihnini veya karakterini, out ise bedenini ya da dış görünüşünü belirtir; böylece ifade içten dışa tam bir dönüşüm anlatır.

Alıştırma

Bu bağlamda The ring warped him inside and out ne anlama gelir?

  1. Hem karakterine hem de görünüşüne zarar verip onları çarpıttı.
  2. Ona mağaranın içini ve dışını inceletti.
  3. Yalnızca kıyafetlerini ters yüz etti.
Cevabı göster

Hem karakterine hem de görünüşüne zarar verip onları çarpıttı.

and over time Fáfnir morphed into a gruesome dragon. Anlatım akışı

3:40

ve zamanla Fáfnir korkunç bir ejderhaya dönüştü.

Anlatım akışı

Aşamalı dönüşüm için over time ... morphed into

Over time, değişimi uzun bir zaman dilimine yerleştirir; böylece dinleyen kişi ani bir olay değil, aşamalı bir süreç bekler. Ardından gelen bilgi için bir zaman çerçevesi oluşturur. Morphed into değişimi canlı bir biçimde anlatır: Fáfnir yalnızca farklı hâle gelmemiş, başka bir biçime dönüşmüştür. over time ... morphed into birlikte kullanıldığında hikâyeyi önceki durumdan, değişim sürecinin içinden geçirerek sonuca taşır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki zaman ifadesi ve canlı değişim ifadesiyle tamamlayın: ____, the school project ____ a community event.

Cevabı göster

Over time · morphed into

Meanwhile, Fafnir's betrayal and guarded treasure bored into Regin's mind. Deyimler

3:46

Bu sırada, Fáfnir'in ihaneti ve koruduğu hazine Regin'in zihnini kemiriyordu.

Deyimler

bored into Regin's mind: kalıcı zihinsel baskı

Burada bored, delmek anlamındaki bore fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Sözcük mecaz olarak kullanılmıştır: Fafnir'in ihaneti ve koruduğu hazine, Regin'in zihnini deliyormuş gibi anlatılır; yani düşüncelerini sürekli meşgul eder ve ona sıkıntı verir. Birleşik özne Fafnir's betrayal and guarded treasure bölümüdür. Bunlar fiziksel olarak hiçbir şeyi delmez ve bored burada Regin'in sıkıldığı anlamına gelmez. Bu imge, Regin'in öfkesini kısa bir anı olarak değil, kalıcı ve acı verici bir duygu olarak gösterir.

Alıştırma

"Fafnir's betrayal and guarded treasure bored into Regin's mind," cümlesindeki mecaz ne anlama gelir?

  1. Regin hazineyi delmek için bir alet kullandı.
  2. İhanet ve hazine Regin'in ilgisini kaybetmesine neden oldu.
  3. İhanet ve hazine Regin'in düşüncelerini sürekli meşgul edip onu rahatsız ediyordu.
Cevabı göster

İhanet ve hazine Regin'in düşüncelerini sürekli meşgul edip onu rahatsız ediyordu.

He finally enlisted the help of his loyal foster son, a warrior named Sigurd, Notlar

3:52

Sonunda sadık evlatlığı Sigurd adlı bir savaşçıdan,

to slay the monster his brother had become. Dilbilgisi

3:57

kardeşinin dönüştüğü canavarı öldürmesi için yardım istedi.

Kalıp ifadeler

enlisted the help of ... to slay: yardım almak

enlisted the help of, bir görevi yapmak için birinin yardımını bilinçli olarak elde etmek veya istemek anlamına gelir. Burada konuşan kişi, canavarı öldürme işine Sigurd'u dahil eder; enlisted, enlist fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade, yardımın rastgele ve kısa bir rica değil, planlı bir çaba için özellikle aranan bir destek olduğunu gösterir. Bir planı gerçekleştirmek için birinin desteğini harekete geçirme anlamı da taşıyabilir.

Alıştırma

Birinin yardımını bilinçli olarak elde etmek anlamındaki resmî ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The research team ____ a local historian to verify the inscription.

Cevabı göster

enlisted the help of

Kültür

loyal foster son, ... aile ilişkisi

loyal foster son ifadesinde son aile içindeki oğlu, foster ise biyolojik bağdan çok bakım ve yetiştirme ilişkisini gösterir. Bu ifade tek başına yasal evlat edinmeyi belirtmez. Loyal, oğlun sadık ve bağlı olduğunu ekler. Burada ifade, Sigurd'un Regin tarafından büyütüldüğünü veya bakıldığını, Regin'in biyolojik oğlu olmadığını anlatır. Aileye benzeyen bu bağ, Regin'in tehlikeli bir görevi ona neden verebildiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

loyal foster son ifadesinde foster hangi ilişkiyi anlatır?

  1. Birinden yardım istenerek oluşturulan ilişki
  2. Doğumla oluşan biyolojik ilişki
  3. Bakım veya yetiştirmeye dayalı ilişki; ifade tek başına biyolojik bağ olduğunu söylemez
Cevabı göster

Bakım veya yetiştirmeye dayalı ilişki; ifade tek başına biyolojik bağ olduğunu söylemez

Dilbilgisi

to slay the monster his brother had become: amaç ve düşürülmüş that

to slay... mastar öbeği, birinden yardım istemenin amacını belirtir: yardım, canavarı öldürmek için gerekliydi. his brother had become, the monster ifadesini niteler. Bu yapı, ilgi zamiri that düşürülmüş olan the monster that his brother had become ifadesiyle aynıdır. Bu nedenle slay fiilinin nesnesinin bir parçasıdır; ayrı bir ana cümle değildir.

Alıştırma

Özgün ifadede to slay the monster his brother had become neyi açıklar?

  1. Canavarın yaptığı ayrı bir eylem
  2. Birinden yardım istemenin amacı
  3. Kardeşinin canavara dönüştüğü zaman
Cevabı göster

Birinden yardım istemenin amacı

Sigurd did as instructed. Kalıp ifadeler

4:00

Sigurd talimatları harfiyen yerine getirdi.

Kalıp ifadeler

did as instructed: talimatlara uymak

did as instructed, verilen talimatları yerine getirdi anlamına gelir. did, bağlamdan zaten anlaşılan eylemin yerini tuttuğu için cümlede bu eylemi tekrar etmeye gerek yoktur. Buradaki as, ne zaman değil, belirtildiği şekilde anlamındadır. as instructed, edilgen yapıdaki as he was instructed ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve talimatlara uyulduğunu vurgular.

Alıştırma

Teknisyenin verilen talimatlara uyduğunu göstermek için dersteki ifadeyi kullanın: The technician restarted the server ____.

Cevabı göster

as instructed

Afterwards, Regin asked Sigurd to roast the beast's heart so he could consume it. Dilbilgisi

4:03

Ardından Regin, yiyebilmesi için Sigurd'dan canavarın kalbini kızartmasını istedi.

Dilbilgisi

asked Sigurd to roast the beast's heart: ask someone to do something yapısı

asked Sigurd to roast... ifadesinde ask, ask + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. İsteği Regin yapar, istek Sigurd'a yöneltilir ve to roast, Sigurd'dan yapılması istenen eylemi belirtir. The beast's heart, roast fiilinin nesnesidir. Uzun bir cümlede asked + kişi + to do yapısını bulmak, kimin kimden ne yapmasını istediğini anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

close kullanarak ask + kişi + to do yapısını tamamlayın: Mia asked Leo ____ the window.

Cevabı göster

to close

Dilbilgisi

so he could consume it: amaç bildirme

Burada so he could consume it, önceki isteğin amacını belirtir: Regin, yiyebilmek için kalbin kızartılmasını istiyordu. So + özne + could, geçmişteki bir eylemin neyi mümkün kılmayı amaçladığını açıklayabilir. Amaç yan cümlesinin kendi öznesi vardır. Bu bağlamda he, Regin'i; it ise the beast's heart ifadesini gösterir. Could, asked ile kurulan geçmiş zaman çerçevesine uyar; burada Regin'in yeteneği konusunda belirsizlik bildirmez.

Alıştırma

Amaç bildirmek için so + özne + could ile tamamlayın: Lena took a photo of the sign ____ remember the street name.

Cevabı göster

so she could

Sigurd obeyed and tasted the heart's blood before serving him. Dilbilgisi

4:09

Sigurd itaat etti ve kalbi ona sunmadan önce kanının tadına baktı.

Dilbilgisi

before serving him: before + -ing ile eylem sırası

Before + -ing yapısı, -ing ile verilen eylemin ana cümledeki eylemden sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada Sigurd önce kanı tadıyor, ardından yemeği diğer kişiye sunuyor. Serving ifadesinin açıkça belirtilmiş bir öznesi olmadığı için öznesinin ana cümlenin öznesi olan Sigurd olduğu anlaşılır. Bu yemek bağlamında serve him, genel olarak onun için çalışmak değil, ona yiyecek vermek veya sunmak anlamına gelir.

Alıştırma

Before sözcüğünden sonra serve fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: Mia tasted the soup before ____ it to the guests.

Cevabı göster

serving

But as soon as the liquid met Sigurd's tongue, he understood the chatter of the surrounding birds. Notlar

4:15

Ancak sıvı Sigurd'un diline değdiği an, etraftaki kuşların cıvıltılarını anladı.

Dilbilgisi

as soon as ...: hemen gerçekleşen bir tetikleyici

As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır ve bu yan cümledeki olayı ana cümledeki olayın hemen gerçekleşmesini sağlayan tetikleyici olarak sunar. Sıvı Sigurd'un diline dokunur ve Sigurd kuşları hemen anlayabilir. Burada met, temas etti demenin edebî bir yoludur. Sıvıyla dilin iki insan gibi tanıştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hemen verilen bir tepkiyi gösteren üç sözcüklü zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ the oven timer rang, Leo took the cookies out.

Cevabı göster

As soon as

Kelime

the chatter of the surrounding birds: hızlı ve konuşmaya benzeyen kuş sesleri

Burada chatter, Sigurd'un çevresindeki kuşların çıkardığı hızlı ve tekrarlanan seslerdir. Bu sözcük çoğu zaman insanların canlı konuşmalarını anlatır, ancak art arda gelen kuş seslerini de tanımlayabilir. Sigurd bu chatter'ı anladığı için, bu sahnedeki sesler bir mesaj taşır; yalnızca anlamsız gürültü değildir. Daha genel olarak chatter, tekrarlanan sesleri hareketli ve konuşmaya benzer biçimde sunar.

Alıştırma

Bu cümlede the chatter of the surrounding birds ne anlama gelir?

  1. Kuşların hızlı ve konuşmaya benzeyen sesleri
  2. Anlamsız mekanik gürültü
  3. Tek bir kuşun çıkardığı tek bir uyarı sesi
Cevabı göster

Kuşların hızlı ve konuşmaya benzeyen sesleri

They were singing of but one thing: Anlatım akışı

4:23

Tek bir şey şakıyorlardı:

Anlatım akışı

singing of but one thing: but sözcüğünün only anlamındaki edebî kullanımı

Yalnızca tek bir konu hakkında ötüyorlardı. Bu edebî ifadede sing of, bir şey hakkında şarkı söylemek veya anlatmak anlamına gelir; but ise only demektir. Karşıtlık bildiren bağlaç değildir. but one thing sözleri, kuşların bütün ötüşlerini tek bir mesaja indirger. Ardından gelen iki nokta ileriye işaret eder: sonraki sözler o tek şeyin ne olduğunu açıklayacaktır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve only anlamına gelen üç harfli edebî sözcükle tamamlayın: There was ____ one seat left.

Cevabı göster

but

Regin was going to kill him. Dilbilgisi

4:26

Regin onu öldürecekti.

Dilbilgisi

was going to kill him: geçmişteki niyet ve yaklaşan tehdit

was going to + fiilin yalın hâli, be going to yapısının geçmiş biçimidir. Geçmişte belirli bir anda zaten var olan bir niyeti veya o sırada gerçekleşmek üzere görünen bir olayı anlatabilir. Eylemin tamamlandığını söylemez. Burada Regin, Sigurd'u öldürme niyetini zaten oluşturmuştu; bu nedenle ifade tehdidi planlı ve yakın gösterir. Him, Sigurd'u ifade eder.

Alıştırma

Daha önce yapılmış bir planı göstermek için cümleyi be going to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: Leo ____ build a tree house, but he changed his mind.

Cevabı göster

was going to

So Sigurd slayed Regin and seized the wealth for himself. Anlatım akışı

4:29

Bunun üzerine Sigurd Regin'i katletti ve serveti kendisi için ele geçirdi.

Anlatım akışı

So ... seized the wealth for himself: neden, sonuç ve sahiplik

Cümle başındaki So, Sigurd'un iki eylemini az önce anlatılan tehlikenin sonucu olarak sunar: Regin onu öldürmeyi planlıyordu. Böylece hikâye, ilgisiz bir olay başlatmak yerine nedenden verilen karşılığa ilerler. Birbirine bağlanan slayed ve seized fiilleri iki eylemi sıraya koyar. For himself, Sigurd'un serveti kendi yararı için aldığı sonucunu ekler; yalnızca yardım almadan hareket ettiğini söylemez.

Alıştırma

"So Sigurd slayed Regin and seized the wealth for himself," cümlesinde bilgilerin nasıl düzenlendiğini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Birbiriyle ilgisiz olayları sıralar ve Sigurd'un serveti başka biri için koruduğunu söyler.
  2. Sigurd'un eylemlerini önceki tehlikenin sonucu olarak sunar ve serveti kendi yararı için aldığını söyler.
  3. Sigurd'un eylemlerinin Regin'in önceki planı oluşturmasına yol açtığını ve Sigurd'un tek başına hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster

Sigurd'un eylemlerini önceki tehlikenin sonucu olarak sunar ve serveti kendi yararı için aldığını söyler.

This was only the beginning. Anlatım akışı

4:35

Bu sadece başlangıçtı.

Anlatım akışı

Bir anlatı işareti olarak This was only the beginning

This was only the beginning, anlatının daha da genişleyeceğini gösteren bir işarettir. Dinleyiciye, az önce anlatılan olayın gelişmenin tamamı olmadığını ve ardından başka olayların ya da sonuçların geleceğini bildirir. Burada this, yalnızca en yakındaki eyleme değil, önceki durumun tamamına gönderme yapar. Cümle, tamamlanmış bir olayı hikâyenin sonraki ve daha büyük bölümünün başlangıç noktasına dönüştürür.

Alıştırma

Bir hikâyede This was only the beginning genellikle neyin işaretidir?

  1. Önceki olay, daha büyük bir gelişmenin ilk parçasıdır.
  2. Önceki olayın sonrasında yaşananlarla hiçbir bağlantısı yoktur.
  3. Hikâye artık tamamen sona ermiştir.
Cevabı göster

Önceki olay, daha büyük bir gelişmenin ilk parçasıdır.

Over the coming years, the ring would tear families apart, Notlar

4:37

İlerleyen yıllar boyunca yüzük aileleri parçalayacak,

Öbek fiiller

would tear families apart: çatışmayla aile ilişkilerini parçalamak

Buradaki tear families apart, bir şeyi fiziksel olarak yırtmak anlamına gelmez. Aile ilişkilerini bozacak ve aile üyelerini birbirinden ayıracak kadar ciddi çatışma veya acıya neden olmak demektir. Would, hikâyedeki geçmiş bir noktadan daha sonra olacaklara bakar: yüzüğün sonraki yıllarda bu zarara yol açması beklenmektedir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp tear + kişi veya grup + apart şeklindedir ve “onları bölmek veya birliklerini bozmak” anlamına gelir.

Alıştırma

“The scandal could tear the whole community apart,” cümlesinde tear the whole community apart ne anlama gelir?

  1. Topluluğu bölen ciddi bir çatışmaya neden olmak
  2. Topluluğun her üyesini tanıtmak
  3. Topluluğun üyelerini fiziksel olarak farklı yerlere taşımak
Cevabı göster

Topluluğu bölen ciddi bir çatışmaya neden olmak

doom lovers, and empower then ultimately destroy any who had it in their possession. Notlar

4:41

âşıkları mahvedecek ve ona sahip olan herkese güç verip nihayetinde onları yok edecekti.

Anlatım akışı

Uzun vadeli bir zaman çerçevesi olarak Over the coming years

Over the coming years, hikâyedeki referans noktasından sonraki birkaç yıla yayılan bir zaman çerçevesi oluşturur. Burada coming, konuşanın şimdiki zamanından değil, anlatıdaki o noktadan bakıldığında sonraki anlamına gelir. İfadenin başa yerleştirilmesi, anlatıcının uzun vadeli bir dizi sonucu tek bir anda gerçekleşen olaylar gibi sunmak yerine özetlemesini sağlar.

Alıştırma

Tahmin cümlesini vurgulanan zaman çerçevesiyle tamamlayın: ____, the young trees will grow tall enough to shade the playground.

Cevabı göster

Over the coming years

Anlatım akışı

doom ... empower ... ultimately destroy: sonuçları özetleyen paralel fiil dizisi

Birbirine paralel üç fiil —doom, empower ve destroy— önceki cümlecikteki aynı özneyi ve kiplik fiilini devralır: the ring would doom..., empower... and destroy.... Bu fiil dizisi, uzun vadeli birkaç etkiyi ilgisiz olaylar gibi sunmak yerine tek bir cümlede özetler. Nesneler farklıdır: lovers doom eylemine uğrarken yüzüğe sahip olan kişiler önce güç kazanır, ardından yok edilir. Then ultimately bu sırayı gösterir ve gücün görünürdeki yararını son zararlı sonuca dönüştürür.

Alıştırma

Cümledeki doom, empower ve ultimately destroy ifadelerinin bilgiyi düzenleyen temel işlevi nedir?

  1. Aynı öznenin ilişkili sonuçlarını özetleyen paralel bir fiil dizisi oluştururlar.
  2. Farklı öznelerin yaptığı birbiriyle ilgisiz üç eylemi anlatırlar.
  3. Yüzüğün üç sözlük tanımını verirler.
Cevabı göster

Aynı öznenin ilişkili sonuçlarını özetleyen paralel bir fiil dizisi oluştururlar.

Dilbilgisi

any who had it in their possession: onu elinde bulunduran herkes

any who ... yapısında any, “herhangi bir kişi” veya “koşulu karşılayan herkes” anlamına gelen bir zamirdir. who had it in their possession ilgi cümleciği bu kişileri tanımlar; bu nedenle tüm ifade “ona sahip olan herhangi bir kişi” anlamına gelir. in their possession, basitçe had it demekten daha resmîdir. Nesnenin bu kişiler tarafından elde tutulduğunu veya kontrol edildiğini vurgular; burada it yüzüğü ifade eder.

Alıştırma

“Anahtarı elinde bulunduran herkes onu geri vermelidir” anlamındaki resmî bir duyuruya en uygun cümle hangisidir?

  1. Any who have the key in their possession must return it.
  2. Any key that belongs to someone must return it.
  3. Anyone searching for the key must return it.
Cevabı göster

Any who have the key in their possession must return it.

Andvari's curse set a vicious cycle in motion that would consume many lives Deyimler

4:49

Andvari'nin laneti birçok canı alacak bir kısır döngüyü harekete geçirdi

Deyimler

set a vicious cycle in motion: bir kısır döngüyü harekete geçirmek

Set ... in motion, bir süreci veya olaylar dizisini başlatmak anlamına gelir. A vicious cycle, bir kötü sonucun bir sonrakine yol açtığı veya onu güçlendirdiği, tekrarlanan bir “kısır döngü”dür. Burada motion mecazidir: lanet, zarar vermeyi sürdürecek bir zinciri başlatır. Başka durumlara aktarılabilen yapı set + süreç veya olay + in motion biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi set ... in motion ifadesinin eksik iki parçasıyla tamamlayın: One careless accusation ____ a vicious cycle of blame ____.

Cevabı göster

set · in motion

Deyimler

that would consume many lives: “birçok cana mal olacak”

consume many lives ifadesinde consume mecazidir: “hayatları mahvetmek ya da can almak” anlamına gelir. Kısır döngü, insanları kelimenin gerçek anlamıyla yiyen bir şey değil, sürekli ölüme yol açan bir güç gibi sunulur. That, a vicious cycle ifadesine geri gönderme yapar; would ise hikâyedeki geçmiş bir noktadan daha sonraki sonuca bakar. Bu yan cümle, döngünün yıkıcı insani bedelini önceden bildirir.

Alıştırma

Cümledeki that would consume many lives ne anlama gelir?

  1. Birçok kişi döngüyü inceleyecekti.
  2. Döngü birçok ölüme yol açacaktı.
  3. Döngü birçok kişiye yiyecek sağlayacaktı.
Cevabı göster

Döngü birçok ölüme yol açacaktı.

and inspire some of the most influential works of the 19th and 20th centuries. Anlatım akışı

4:55

ve 19. ve 20. yüzyılların en etkili eserlerinden bazılarına ilham kaynağı oldu.

Anlatım akışı

inspire some of the most influential works: en etkili eserlerden bazılarına ilham vermek

Burada inspire, “eserleri teşvik etmek” değil, “yaratıcı eserlere fikir veya kaynak malzeme sağlamak” anlamına gelir. Mit, daha sonraki önemli eserler için bir kaynak olmuştur. Bir kapanış hamlesi olarak and inspire ..., odağı mitin içindeki sonuçlardan mitin gerçek kültür tarihindeki etkisine kaydırır. of the 19th and 20th centuries ifadesi zaman çizelgesini genişletir ve hikâyenin öneminin anlatılan olaylardan çok sonra da sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

and inspire ... bu bölümde odağı nasıl değiştirir?

  1. Lanetin nasıl başladığını açıklamaya geri döner.
  2. Mit içindeki olaylardan mitin daha sonraki kültürel etkisine geçer.
  3. Lanet yüzünden ölen kişileri sıralar.
Cevabı göster

Mit içindeki olaylardan mitin daha sonraki kültürel etkisine geçer.

One of the best known adaptations was J.R.R. Tolkien's epic saga The Lord of the Rings. Notlar

5:04

En iyi bilinen uyarlamalardan biri J.R.R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi adlı epik destanıydı.

Dilbilgisi

One of the best known adaptations: one of + the + en yüksek derece bildiren ifade + çoğul isim

One of the best known adaptations, “en iyi bilinen uyarlamalar grubundan biri” demektir. Kalıp one of + the + en yüksek derece bildiren ifade + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Grubu gösteren isim adaptations gibi çoğul olur, ancak öznenin merkezindeki sözcük one'dır. Bu yüzden cümlede tekil fiil was kullanılır. Bu kalıp, daha büyük bir grubun dikkat çekici bir üyesini tanıtmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi one of + en yüksek derece bildiren ifade kalıbıyla tamamlayın: This is ____ popular parks in the city.

Cevabı göster

one of the most

Kültür

J.R.R. Tolkien'ın destansı eseri Yüzüklerin Efendisi

J.R.R. Tolkien yazardır, The Lord of the Rings eserinin adıdır ve epic saga bunun uzun, büyük ölçekli bir hikâye olduğunu anlatır. Bu gönderme, eski İskandinav ve Cermen efsane geleneklerini bunlardan yararlanan modern bir fantezi eseriyle ilişkilendirir. Tolkien ve karakterleri özgün mitlerdeki kişiler değildir. Daha doğru bir ifadeyle, The Lord of the Rings tek bir mitin doğrudan yeniden anlatımı değil, bu geleneklerden etkilenmiş bir eserdir.

Alıştırma

Burada The Lord of the Rings'e yapılan gönderme neyi gösteriyor?

  1. Eski bir İskandinav mitinin özgün adıdır.
  2. J.R.R. Tolkien eski mitlerde yer alan bir karakterdir.
  3. Eski İskandinav ve Cermen geleneklerinden etkilenmiş modern bir fantezi eseridir.
Cevabı göster

Eski İskandinav ve Cermen geleneklerinden etkilenmiş modern bir fantezi eseridir.

And good news, there's a new audiobook version narrated by none other than Gollum himself, Notlar

5:10

Ve iyi haber şu ki, bizzat Gollum tarafından seslendirilen yeni bir sesli kitap versiyonu var,

Kalıp ifadeler

narrated by none other than Gollum himself: anlatıcı bilgisi ve dramatik açıklama

narrated by ... ifadesi yeni bir sesli kitap versiyonunu tanımlar ve ona kimin ses verdiğini söyler. Edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı grubudur: bir kişi versiyonu anlatır, dolayısıyla versiyon o kişi tarafından anlatılmış olur. none other than ... kimliği şaşırtıcı, ünlü veya özellikle dikkat çekici gösterir. Gollum himself, tanıtım amacı taşıyan eğlenceli bir ifadedir. Çevredeki cümle, gerçek anlatıcının Gollum'u canlandıran oyuncu Andy Serkis olduğunu belirtir. Himself, sanki karakter konuşuyormuş gibi yapılan şakayı güçlendirir; Gollum sesli kitabı gerçekten kaydetmemiştir.

Alıştırma

none other than, anlatıcının tanımına ne ekliyor?

  1. Gollum'un sesli kitabı yazdığı anlamına gelir.
  2. Anlatıcının kimliğini dikkat çekici veya şaşırtıcı olarak sunar.
  3. Anlatıcının kimliğinin hâlâ bilinmediğini söyler.
Cevabı göster

Anlatıcının kimliğini dikkat çekici veya şaşırtıcı olarak sunar.

the brilliant Andy Serkis. Kültür

5:16

yani muhteşem Andy Serkis.

Anlatım akışı

And good news, ile konuşmada geçiş yapma

And good news, dinleyiciyi ana açıklamadan yeni ve olumlu bir duyuruya taşıyan konuşma diline özgü bir geçiştir. Burada yeni bir sesli kitap versiyonu hakkındaki bilgiyi sunar; hikâyedeki yeni bir olayı anlatmaz. Baştaki And, duyuruyu sunucunun devam eden konuşmasına bağlar. Good news ise dinleyiciye ilgi çekici veya yararlı bir bilginin geleceğini bildirir. Bu ifade, hikâyenin bir sonraki adımını göstermek yerine sözlü bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Örnekte And good news, hangi söylem görevini yerine getiriyor?

  1. Ana açıklamadan olumlu bir duyuruya geçer.
  2. Önceki iddiayı düzeltir.
  3. Hikâyede sıradaki olayı anlatır.
Cevabı göster

Ana açıklamadan olumlu bir duyuruya geçer.

Kültür

Kişiyi açıklayan eşleme olarak the brilliant Andy Serkis

Bu ifade bir açıklayıcı eşleme görevi görür: daha önceki "Gollum himself" tanımını başka sözlerle ifade eder ve kimin kastedildiğini açıklar. Andy Serkis, Gollum'u canlandırması ve seslendirmesiyle tanınan oyuncudur; dolayısıyla iki ifade de aynı kişiyi gösterir. Burada brilliant, “parlayan” değil, “son derece yetenekli veya etkileyici” anlamındadır. Bu övgü, oyuncunun Gollum'la bağlantısını ilgi çekici bir tanıtım ayrıntısına dönüştürür.

Alıştırma

Bu bağlamda "the brilliant Andy Serkis" ne işe yarıyor?

  1. Andy Serkis'in özgün hikâyedeki karakteri yarattığını söyler.
  2. Gollum'la ilgisi olmayan yeni bir kişiyi tanıtır.
  3. "Gollum himself" denen kişinin Andy Serkis olduğunu belirtir ve onu över.
Cevabı göster

"Gollum himself" denen kişinin Andy Serkis olduğunu belirtir ve onu över.

You can download it for free at audible.com/ted-ed. Kalıp ifadeler

5:18

Audible.com/ted-ed adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

Eylem çağrısı olarak You can download it for free

"You can download it for free" doğrudan ve samimi bir eylem çağrısıdır. Can, indirme işlemini kullanılabilir bir seçenek olarak sunar; it daha önce sözü edilen sesli kitap sürümünü belirtir ve at bunun bulunduğu internet sitesini tanıtır. For free, download fiilini niteleyen bir zarf ifadesidir. “Ödeme yapmadan” anlamına gelir; “özgürlük amacıyla” demek değildir.

Alıştırma

Eylem çağrısını, derste öğrendiğiniz ve “ücret ödemeden” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can download the map ____.

Cevabı göster

for free