“Yüzüklerin Efendisi”ne ilham veren İskandinav miti - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Andvari’nin lanetli yüzüğüne ilişkin İskandinav mitini; Loki’nin yüzüğü ele geçirmesinden gücünün sonraki sahiplerini yozlaştırmasına ve efsanenin önemli modern edebiyat eserlerini etkilemesine kadar anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The supreme god Óðinn was exploring the nine realms — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: “the nine realms” ifadesinin sıradan dokuz yerden değil, İskandinav kozmolojisindeki birbiriyle bağlantılı dünyalardan söz ettiğini anlayın. Bu arka plan, öyküdeki tanrıları, cüceleri ve yeraltı ülkelerini doğru çerçeveye yerleştirir. 2. warped him inside and out, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin hem karakteri hem de fiziksel görünüşü etkileyen bütünüyle bir yozlaşmayı anlattığını fark edin; ayrıca “inside and out” yapısını, bir değişimin kişinin her yönüne yayıldığını vurgulamak için kullanın. 3. inspire some of the most influential works of the 19th and 20th centuries. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Son bölümde mitolojik olayların anlatımından kültürel mirasın açıklanmasına geçildiğini belirleyin ve “inspire” fiilinin eski bir hikâyeyi, onun etkisiyle ortaya çıkan sonraki sanat eserlerine nasıl bağladığını öğrenin.
Bu derste
İskandinav mitolojisindeki the nine realms
İskandinav mitolojisinde the nine realms, mitolojik kozmosu oluşturan birbirinden farklı dokuz dünya veya diyarı ifade eder. Buradaki realm, sıradan bir yerden çok “dünya” ya da “diyar” anlamına yakındır. Bu ifade anlatının kozmik ortamını kurar: Óðinn birbiriyle bağlantılı mitolojik evren içinde ilerler. Böylece daha sonra anılan tanrılar, cüceler ve diğer dünyalar aynı dünya görüşünün parçası olur.
Alıştırma
Bu cümlede the nine realms neyi ifade ediyor?
- Bir seyahat güzergâhındaki dokuz sıradan yer
- Dokuz modern siyasi bölge
- İskandinav kozmolojisindeki dokuz mitolojik dünya
Cevabı göster
İskandinav kozmolojisindeki dokuz mitolojik dünya
his travel companions: onun yol arkadaşları
his travel companions, onunla birlikte seyahat eden kişiler anlamına gelir. travel companions, birlikte hareket etmeyi veya aynı yolculuğu paylaşmayı vurgular; tek başına onların yakın arkadaş olduğunu söylemez. Cümlede bu ifade, Hœnir ve Loki’yi Óðinn’e eşlik eden grubun üyeleri olarak tanıtır. his, companions ile Óðinn arasındaki bağlantıyı kurar; companions ise kalıcı bir toplumsal rolden çok eşlik etme ilişkisini adlandırır.
Alıştırma
Yakın arkadaş olduklarını söylemeden biriyle birlikte seyahat eden kişileri en doğal şekilde anlatan ifade hangisidir?
- travel companions
- fellow workers
- close friends
Cevabı göster
travel companions
the notoriously mischievous: yaramazlığıyla kötü bir üne sahip
the notoriously mischievous Loki ifadesinde mischievous, Loki'nin şakacı oyunlardan veya küçük sorunlar çıkarmaktan hoşlandığını belirtir. Notoriously ise bu özelliğin herkesçe bilindiğini ve olumsuz ya da temkinli olmayı gerektiren bir ün taşıdığını gösterir. Bu ifade yalnızca very mischievous anlamına gelmez. Betimlemenin tamamı, dinleyiciyi Loki'nin sorun çıkaracağını beklemeye hazırlar.
Alıştırma
Bu ifade Loki hakkında ne anlatıyor?
- Şaka yollu sorun çıkarma alışkanlığı herkesçe biliniyor.
- Kusursuz davrandığı için çok ünlü.
- Sorun çıkarıp çıkarmadığını hiç kimse bilmiyor.
Cevabı göster
Şaka yollu sorun çıkarma alışkanlığı herkesçe biliniyor.
After a long journey, the three reached a waterfall in Niðavellir, the subterranean land of the dwarves, and stopped for water. Notlar
0:17Uzun bir yolculuktan sonra üçlü, cücelerin yeraltı diyarı Niðavellir'deki bir şelaleye ulaştı ve su içmek için durdu.
After a long journey: hikâyede zamanı kısaltmak
After a long journey, cümlenin başında kullanılan bir zaman belirtecidir. After edatı, ana olayları — şelaleye ulaşmayı ve su içmek için durmayı — tamamlanmış yolculuktan sonraya yerleştirir. Bu ifade, bir anlatıda yolculuğun her bölümünü anlatmak yerine onu arka plan bilgisi olarak kısaltır. Virgül, bu arka plandan sonraki önemli olaylara geçişi gösterir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki After a long journey ifadesinin temel anlatı görevi nedir?
- Yolculuğun her aşamasını ayrıntılı biçimde anlatmak
- Önceki yolculuğu arka plan olarak özetleyip sonraki olaya geçmek
- Yolculuk ile varışın aynı anda gerçekleştiğini göstermek
Cevabı göster
Önceki yolculuğu arka plan olarak özetleyip sonraki olaya geçmek
Niðavellir, cücelerin yer altı ülkesi: açıklayıcı eşleme
the subterranean land of the dwarves, Niðavellir'i yeniden adlandıran ve açıklayan eş görevli bir ad öbeğidir. İki ifade de aynı yeri gösterir; metin ikinci bir yerden söz etmez. Virgüller, bu açıklamanın ek bilgi olduğunu gösterir. Subterranean “yer altındaki” demektir; hikâyenin İskandinav mitolojisi ortamında Niðavellir, cücelerin yer altı ülkesi olarak sunulur.
Alıştırma
Virgüller arasındaki the subterranean land of the dwarves ifadesi cümlede ne yapar?
- Niðavellir'den sonra ulaşılan ikinci bir yerin adını verir.
- Cücelerin yer altında yolculuk ettiğini söyler.
- Niðavellir'in nasıl bir yer olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Niðavellir'in nasıl bir yer olduğunu açıklar.
Óðinn and Hœnir were eager to meet Hreiðmarr, the king of the dwarves, but Loki was bored and hungry. Kalıp ifadeler
0:26Odin ve Hœnir cücelerin kralı Hreiðmarr ile tanışmaya can atıyordu, ancak Loki sıkılmış ve acıkmıştı.
were eager to meet: güçlü ve olumlu beklenti
were eager to meet, tanışmayı güçlü biçimde istedikleri ve bunu heyecanla bekledikleri anlamına gelir. Eager etkin ve olumlu bir beklenti anlatır; bu nedenle daha tarafsız olan wanted to meet ifadesinden daha güçlüdür. Yapı be eager to + fiilin yalın hâlidir: were eager to meet, is eager to begin. To bir mastar yapısı başlattığı için ardından gelen fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi be eager to yapısının geçmiş biçimi ve meet fiiliyle tamamlayın: The players ____ their new coach.
Cevabı göster
were eager to meet
Spotting an otter nearby, Loki tossed a stone at its head, killing the animal. Notlar
0:34Yakınlarda bir su samuru fark eden Loki, kafasına bir taş atarak hayvanı öldürdü.
Spotting an otter nearby: bir keşfi sonraki eyleme bağlamak
Spotting an otter nearby, cümlenin başında kullanılan bir present participle öbeğidir. Ana eyleme yol açan olayı verir: Loki su samurunu fark eder ve ardından taşı atar. Spotting cümlenin temel yüklemi değildir. Zaman çekimli fiil tossed’dır; spotting eyleminin örtük öznesi de ana cümlenin öznesi olan Loki’dir.
Alıştırma
Ana cümlenin öznesinin harekete geçmeden önce neyi fark ettiğini gösteren cümle başı -ing öbeği hangi cümlede doğru kullanılmıştır?
- Spotting a loose shoelace, the bus arrived.
- Spotted a loose shoelace, Nina stopping to tie it.
- Spotting a loose shoelace, Nina stopped to tie it.
Cevabı göster
Spotting a loose shoelace, Nina stopped to tie it.
at its head: atışın hedefini belirtmek
tossed a stone at its head ifadesinde at, atışın amaçlanan hedefini, yani su samurunun başını gösterir. Temel kalıp throw or toss an object at a target şeklindedir. At, hedef almayı veya vurmayı vurgular. Tek başına isabet edildiğini garanti etmez; ancak cümlenin devamı bu atışın hayvanı öldürdüğünü söyler.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için at, to veya toward yazın. Mia kırmızı daireyi vurmak istediği hedef olarak seçti: During the game, she threw the beanbag ____ the red circle.
Cevabı göster
at
He kept its pelt and slouched after the others. Kalıp ifadeler
0:40Postunu yanına aldı ve ayaklarını sürüyerek diğerlerinin peşinden gitti.
slouched after the others: çökmüş bir duruşla arkadan gitmek
slouched after the others ifadesinde slouched, kişinin öne eğilmiş, gevşek veya morali bozuk bir duruşla hareket ettiğini anlatır. Yalnızca yürüdüğünü söylemez; harekete kişinin ruh hâlini de katar. Burada after, daha sonra değil, arkasından takip ederek anlamındadır. İfade bütünüyle onun bitkin veya üzgün görünerek grubun arkasından gittiğini gösterir.
Alıştırma
“Noah slouched after his friends on the way home” cümlesi neyi gösterir?
- Onlarla daha sonra buluşup dimdik durdu.
- Onları çökmüş ve enerjisiz bir duruşla takip etti.
- Kendinden emin biçimde hızla önlerine geçti.
Cevabı göster
Onları çökmüş ve enerjisiz bir duruşla takip etti.
When they greeted Hreiðmarr, the king paled, for the pelt belonged to none other than his shape-shifting son. Notlar
0:43Hreiðmarr'ı selamladıklarında kral sapsarı kesildi; zira o post, şekil değiştiren oğlundan başkasına ait değildi.
When they greeted Hreiðmarr, the king paled: önce olay, sonra tepki
Cümlenin başındaki when yan cümlesi When they greeted Hreiðmarr, tepkinin çerçevesini oluşturan olayı sunar. Bu bölümün önce gelmesi, okuyucuya ana bilgi olan the king paled ifadesinden önce durumu verir. Burada paled, kralın yüzünün rengini kaybetmesi anlamına gelir ve ani korku, şok veya sıkıntının fiziksel bir işaretidir. When + olay, + kişinin tepkisi kalıbı, anlatıda bir durumu ardından gelen tepkiye bağlamak için kullanışlıdır. When zamanı belirtir; neden ve anilik duygusunu ise bağlam sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, önce baştaki bir when yan cümlesiyle olayı kurup ardından karakterin ani tepkisini en iyi biçimde gösterir?
- When the nurse called his name, Omar's hands began to shake.
- Omar's hands began to shake because the room was cold.
- After the appointment, Omar sent a message.
Cevabı göster
When the nurse called his name, Omar's hands began to shake.
for the pelt belonged to none other than: nedensel for
Buradaki for, yaklaşık olarak because anlamına gelen eş düzeyli bir bağlaçtır. Tam bir cümlecik olan the pelt belonged to... bölümünü başlatır ve önceki the king paled ifadesinin nedenini verir. Bu kullanım, bilgiyi önce bir açıklama yapıp ardından nedenini ekleyecek biçimde düzenler: cümle, for + bağımsız cümle. Buradaki for, “bir şey için” veya “birinin yararına” anlamındaki edat değildir.
Alıştırma
Edebî üsluptaki cümleyi, nedeni ekleyen eş düzeyli bağlaçla tamamlayın: The hikers turned back, ____ the path was covered in ice.
Cevabı göster
for
none other than: kimliği vurgulayarak açıklama
None other than, açıklanan kimlikten önce gelir ve “şaşırtıcı ya da önemli biçimde tam da o kişi veya şey” anlamını verir. Burada postun kralın şekil değiştiren öz oğluna ait olduğunu vurgular. Sözcükleri, başka hiç kimsenin var olmadığını söyleyen gerçek anlamlı bir ifade olarak değil, tek bir kalıplaşmış vurgu ifadesi olarak düşünün. Açıklamaya “tam da bu kişiymiş” şeklinde dramatik bir etki katar.
Alıştırma
Kimliğin açıklanmasını vurgulayan kalıplaşmış ifadeyi yazın: The masked judge was ____ our science teacher.
Cevabı göster
none other than
Hreiðmarr summoned his two surviving sons, Fáfnir and Regin, and bound the gods. Kelime
0:52Hreiðmarr hayatta kalan iki oğlu Fáfnir ve Regin'i çağırıp tanrıları bağladı.
two surviving: bir ölümden sonra hayatta kalan iki kişi
“two surviving sons” ifadesinde surviving, sons sözcüğünden önce sıfat görevindedir. Fáfnir ile Regin'in bir ölüm veya kayıptan sonra hayatta kaldığını belirtir. Burada başka bir oğul daha önce öldürülmüştür. Bu nedenle ifade, hâlâ hayatta olan iki oğlu gösterir. Onların hayatta kalma konusunda özellikle becerikli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu hikâyede “two surviving sons” ne anlatıyor?
- Bu iki oğul ailenin en küçük çocuklarıydı.
- İki oğul açık havada hayatta kalma konusunda özellikle iyiydi.
- Başka bir oğul öldükten sonra bu iki oğul hâlâ hayattaydı.
Cevabı göster
Başka bir oğul öldükten sonra bu iki oğul hâlâ hayattaydı.
He decided he would let them go in exchange for gold, as was the custom, Notlar
0:58Adet olduğu üzere altın karşılığında onların gitmesine izin vermeye karar verdi,
let them go: let + nesne + fiilin yalın hâli
Bu cümlede let them go, “gitmelerine izin vermek” anlamındadır. Tutuldukları için burada “onları serbest bırakmak” anlamına da gelir. Them nesnedir; go ise yapmalarına izin verilen eylemi belirtir. Etken yapı let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Fiilden önce to eklemeyin: let them go denir, let them to go denmez.
Alıştırma
Cümleyi “onları serbest bırakmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After checking their papers, the guard decided to ____.
Cevabı göster
let them go
in exchange for gold: bir takası belirtmek
in exchange for + isim ya da isim öbeği bir takası belirtir: bir taraf bir şey verir veya yapar, ifade de karşılığında alınan ya da istenen şeyi gösterir. Burada onları serbest bırakmak, altın verilmesi koşuluyla sunuluyor. for, in exchange for kalıbının bir parçasıdır. Takasın diğer tarafını belirtir; “altın yüzünden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Takas anlamını açıkça belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the school fair, Mia gave Noah two stickers ____ one pencil.
Cevabı göster
in exchange for
as was the custom: geleneksel arka plan eklemek
as was the custom, “yerleşik uygulamanın gerektirdiği gibi” veya “insanların o dönemde genellikle yaptığı gibi” anlamına gelen açıklayıcı bir yan cümleciktir. Önceki eylemin tek seferlik bir karar değil, var olan bir geleneğe uygun olduğunu bildirir. Burada as, “... iken” değil, “... biçimde” veya “tıpkı ... gibi” anlamındadır. Yan cümlecik eylemi yeniden adlandırmak yerine önceki eylemin tamamına gönderme yapar. Bu kısa yapı resmî anlatımda yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede as was the custom hangi bilgiyi ekliyor? The captain greeted each guest at the door, as was the custom.
- Karşılama yerleşik bir uygulamaya uygundu.
- Karşılama bir ödülle takas edildi.
- Yeni bir gelenek oluşurken karşılama gerçekleşti.
Cevabı göster
Karşılama yerleşik bir uygulamaya uygundu.
but only if they could fill the otter pelt with the finest gold until not even a hair was visible. Dilbilgisi
1:02ama ancak su samuru postunu, tek bir tüy bile görünmeyene dek en saf altınla doldurabilirlerse.
but only if: kesin bir koşul eklemek
But only if, “ancak ardından gelen koşul yerine gelirse bu mümkün veya buna izin var” demektir. But, mümkün ya da kabul edilmiş görünen bir sonuçtan bir kısıtlamaya geçer; only if ise gerekli bir koşul getirir. Koşul yerine gelmezse önceki sonuç gerçekleşmez. Ancak only if, koşulun yerine getirilmesinin tek başına yeterli olduğunu garanti etmez; yalnızca bu koşulun gerekli olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleye kesin bir koşul eklemek için hangi ifade doğrudur? You can play outside, but ____ you finish your homework first.
- even if
- if only
- only if
Cevabı göster
only if
until not even a hair was visible: eksiksiz bir son duruma ulaşmak
Until, doldurma ve kaplama eyleminin bitiş noktasını belirtir: eylem, until sonrasında anlatılan duruma ulaşılıncaya kadar devam eder. Not even a hair olumsuzluğu güçlendirir. A hair, görülebilecek en küçük miktarı temsil eder; dolayısıyla post, hiçbir tüy görünmeyecek kadar tamamen kaplanmalıdır. Yeniden kullanılabilen until not even + a small thing + was/is visible kalıbı, aşırı derecede eksiksiz bir son durumu anlatır.
Alıştırma
“They cleaned the rug until not even a spot was visible,” cümlesinin sonu neyi vurguluyor?
- Durduklarında hâlâ bir leke görünüyordu.
- Yalnızca lekeler kolayca görülebilirken çalıştılar.
- Bitirdiklerinde hiçbir leke görünmüyordu.
Cevabı göster
Bitirdiklerinde hiçbir leke görünmüyordu.
Because of how the otter skin stretched, this meant procuring a nearly impossible amount. Notlar
1:10Su samuru derisinin ne kadar esnediği düşünüldüğünde bu, neredeyse imkânsız bir miktar bulmak demekti.
Because of how the otter skin stretched: gerçekleşme biçimini neden olarak sunmak
“Because of how the otter skin stretched” sonucun nedenini verir. because of ifadesinden sonra gelen how the otter skin stretched yan cümlesinin tamamı isim benzeri bir birim olarak kullanılır; doğrudan bir soru değil, “su samuru derisinin esneme biçimi” anlamındadır. Bir şeyin gerçekleşme biçimi bir sonuca neden olduğunda because of how + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. how yan cümlesinde bildirme cümlesinin sözcük dizilişini koruyun.
Alıştırma
Bir eylemin gerçekleşme biçimini sonucun nedeni yapmak için because of how yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Because of how the door opens, we need to move the table.
- Because of how does the door open, we need to move the table.
- Because how the door opens of, we need to move the table.
Cevabı göster
Because of how the door opens, we need to move the table.
meant procuring a nearly impossible amount: zor bir miktarı çabayla sağlamak zorunda olmak
meant procuring a nearly impossible amount ifadesinde mean + -ing, bir durumun neyi içerdiğini veya gerektirdiğini anlatır. Önceki koşul, o son derece büyük miktarı elde etmeyi zorunlu hâle getirmiştir. Procure, “çaba göstererek veya düzenlemeler yaparak elde etmek” anlamına gelir. get sözcüğünden daha resmîdir ve çoğu zaman gereken şeyin ya da miktarın sağlanmasının zor olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümlede meant procuring a nearly impossible amount ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Bu miktarın zaten satın alınmış olduğu anlamına geliyordu.
- Birinin küçük bir miktarı çaba harcamadan satmasına izin veriyordu.
- Sağlanması neredeyse imkânsız olan bir miktarı elde etmek için çaba göstermeyi gerektiriyordu.
Cevabı göster
Sağlanması neredeyse imkânsız olan bir miktarı elde etmek için çaba göstermeyi gerektiriyordu.
Hikâyede dönüm noktası olarak But ... had an idea
Burada But, önceki zorluğu yeni bir yönle bağlar. Yalnızca basit bir karşıtlık göstermekle kalmaz; hikâyenin bir sorundan olası bir çözüme doğru ilerlemek üzere olduğunu bildirir. But + kişi + had an idea şeklindeki kısa yapı, geçmiş zamanda anlatılan bir hikâyede dönüm noktası oluşturur. Dinleyicinin o kişinin sıradaki eylemini veya planını beklemesini sağlar.
Alıştırma
Bir hikâyenin sorundan olası bir çözüme yöneldiğini en iyi hangi cümle gösterir?
- Nina had never seen the robot before.
- The robot was broken. But Nina had an idea.
- The robot was broken, and Nina went home.
Cevabı göster
The robot was broken. But Nina had an idea.
One of them, Andvari, was said to forge marvelous creations. Dilbilgisi
1:23İçlerinden Andvari'nin harika eserler dövdüğü söylenirdi.
master craftspeople: uzman düzeyindeki zanaatkârlar
master craftspeople ifadesinde master, craftspeople sözcüğünden önce gelir ve “çok becerikli” ya da “uzman” anlamındadır. Bu ifade, işi çok yüksek bir seviyeye ulaşmış zanaatkârları anlatır; burada master “sahip” anlamına gelmez. Craftspeople, craftsperson sözcüğünün cinsiyet belirtmeyen çoğul biçimidir. İfadenin tamamı hem mesleği hem de yüksek beceri seviyesini kısa yoldan belirtir.
Alıştırma
The museum hired master craftspeople. cümlesinde master craftspeople ne anlama gelir?
- bir zanaatı öğrenmeye yeni başlayanlar
- uzman düzeyinde beceriye sahip zanaatkârlar
- başka zanaatkârların sahibi olan kişiler
Cevabı göster
uzman düzeyinde beceriye sahip zanaatkârlar
was said to forge: be said to + fiil yapısı
Was said to forge, be said to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. İnsanların Andvari’nin olağanüstü eserler dövdüğünü söylediğini ya da buna inandığını belirtir; anlatıcı bu ünü aktarır, bilgiyi doğrudan gerçek diye garanti etmez. Bu edilgen yapı, birinin Andvari’ye dövmesini söylediği anlamına gelmez. Bir iddiayı, efsaneyi veya ünü belli bir mesafe koyarak aktarmaya yarar.
Alıştırma
Cümleyi be said to yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The lighthouse ____ guide lost ships home.
Cevabı göster
is said to
Andvari often took the form of a fish, and one day he dove deeper than ever before. Notlar
1:28Andvari sık sık balık kılığına girerdi ve günün birinde o güne dek hiç dalmadığı kadar derine daldı.
took the form of a fish: take the form of kalıbı
Took the form of a fish, Andvari’nin balık biçiminde göründüğü ya da balığa dönüştüğü anlamına gelir. Burada take the form of tek bir kalıp olarak işler; take, bir şeyi eline almak veya taşımak anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp take the form of + isimdir. Büyülü dönüşümü, görünen bir şekli ya da bir şeyin ortaya çıktığı biçimi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi take the form of yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the moon rose, the mist ____ a silver horse.
Cevabı göster
took the form of
deeper than ever before: daha önce görülmemiş bir düzeye ulaşmak
Deeper than ever before, deeper karşılaştırma biçimini than ever before ile birleştirir. Bu dalışın önceki bütün dalışlarından daha derin olduğunu ve kişisel olarak yeni bir uç noktaya ulaştığını anlatır. Ever before geçmişteki belirli bir anı değil, şimdiden önceki ilgili bütün zamanları kapsar. Başka durumlarda da kullanılabilen karşılaştırma biçimi + than ever before kalıbı, yeni bir düzeye ulaşıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “önceki herhangi bir zamandan daha” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After months of practice, Leo jumped higher ____.
Cevabı göster
than ever before
So deep he reached the land of the water nymphs, who guarded mounds of gold. Notlar
1:35O kadar derine daldı ki, altın yığınlarını koruyan su perilerinin diyarına ulaştı.
So deep he reached: önce derece, sonra sonuç
Buradaki So deep, önceki cümledeki dalma eylemine gönderme yapar. Su perilerinin ülkesine ulaşacak kadar derine indiği anlamına gelir; önce aşırı derinlik, ardından bunun sonucu sunulur. Bu, hikâye anlatımına özgü sıkıştırılmış bir ifadedir ve eksik bırakılan dalma anlamı bağlamdan tamamlanmalıdır. Tek başına açık bir İngilizce cümle kurmak için tam sonuç kalıbını kullanın: He dove so deep that he reached the land.
Alıştırma
So deep he reached the land of the water nymphs cümlesinde So deep hangi işlevi görür?
- Derinliği bir sonuca bağlamadan yalnızca ülkenin kendisini derin olarak tanımlar.
- So sözcüğünü “bu nedenle” anlamında kullanır ve bir sebep sunar.
- Aşırı derinliği öne çıkarır ve ardından bunun sonucunu sunar.
Cevabı göster
Aşırı derinliği öne çıkarır ve ardından bunun sonucunu sunar.
who guarded mounds of gold: su perileri hakkında ek bilgi
Virgülden sonra gelen who guarded mounds of gold, tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. the water nymphs ad öbeği hakkında ek bilgi verir; yeni bir ana olay başlatmaz. Who, guarded fiilinin öznesidir ve anlamca uygun en yakın karakterler olan the water nymphs ifadesine gönderme yapar. the land ifadesine gönderme yapmaz.
Alıştırma
Cümlede who guarded mounds of gold bölümündeki who neye gönderme yapıyor?
- altın
- ülke
- su perileri
Cevabı göster
su perileri
At first, Andvari merely wanted to see their treasures for himself, Notlar
1:41Başlarda Andvari sadece onların hazinelerini kendi gözleriyle görmek istemişti,
At first: sonraki değişime zemin hazırlama
At first, bir dönemin ya da hikâyenin başındaki durumu gösterir. Burada Andvari'nin ilk isteğini —yalnızca hazineleri görmek istemesini— başlangıç noktası yapar. Bu ifade çoğu zaman but, then veya later gibi sözcüklerle gelecek bir değişime ya da karşıtlığa zemin hazırlar. Yalnızca ilgisiz bir zaman ayrıntısı vermek yerine hikâyeyi “başta... sonrasında...” düzeninde kurar.
Alıştırma
Değişimden önceki başlangıç durumunu belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: ____, Mia was afraid of the dog, but soon they became friends.
Cevabı göster
At first
see their treasures for himself: hazineleri kendi gözleriyle görmek
Burada for himself, anlamı güçlendiren bir dönüşlü ifadedir. Andvari'nin başkasının anlattıklarına güvenmek yerine hazineleri bizzat görmek istediğini anlatır. Himself, özne Andvari'ye gönderme yapar ve eylemi onun kendisinin yaptığını vurgular. See ile birlikte kullanıldığında doğrudan, kendi deneyimiyle görme anlamı verir. Anlam, hazineleri kendi çıkarı için görmek değil; onları bizzat görüp doğrulamaktır.
Alıştırma
I checked the measurements for myself cümlesinde for myself neyi vurgular?
- Onları bizzat kontrol ettiğimi
- Onları tek başıma kontrol ettiğimi
- Onları başka biri için kontrol ettiğimi
Cevabı göster
Onları bizzat kontrol ettiğimi
but when the nymphs laughed at his awkward appearance, Anlatım akışı
1:45ancak periler onun garip görünüşüyle alay edince,
Andvari grew infuriated and seized their gold. Kelime
1:49Andvari öfkeden deliye döndü ve altınlarına el koydu.
but when the nymphs laughed at: dönüş ve tetikleyici olay
But when, hikâyedeki dönüşü buna yol açan olayla birleştirir. But, olayı önceki durum veya beklentiye bağlar; when ise sonraki tepkiyi tetikleyen olayı tanıtır. Bu nedenle vurgulanan bölüm, but ve when'in ilgisiz iki işaret olduğunu değil, bu olay gerçekleşince durumun değiştiğini anlatır. Burada perilerin gülmesi tetikleyici olaydır; ana cümle Andvari'nin yeni tepkisini verir. Bu yapı, birinin tutumunun veya davranışının neden değiştiğini açıklamak için de kullanılır.
Alıştırma
Bir olaydan sonra durumun değiştiğini gösteren iki kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: At first, Priya felt nervous, ____ the coach smiled, she began to relax.
Cevabı göster
but when
grew infuriated: yoğun bir duygu değişimi için grow + sıfat
grew infuriated ifadesinde grew, özneyi infuriated sıfatına bağlayan bir fiildir. İfade, Andvari'nin son derece öfkeli bir duruma geldiğini anlatır; grow, bu duygunun geliştiğini veya yeni bir düzeye ulaştığını gösterir. Infuriated, angry veya annoyed sözcüklerinden çok daha güçlüdür. Anlatıda bu yoğun duygu değişimi, ardından gelen eyleme geçiş sağlar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki, “son derece öfkeli hâle geldi” anlamına gelen geçmiş zamanlı grow + sıfat ifadesiyle tamamlayın: When the referee ignored another obvious foul, the coach ____.
Cevabı göster
grew infuriated
With it, he crafted himself a special ring. Anlatım akışı
1:54Bu altınla kendine özel bir yüzük yaptı.
With it: önceki malzemeyi sonraki eylemde kullanmak
With it ifadesindeki it, önceki cümlede sözü edilen altına gönderme yapar. Burada with, kullanılan malzemeyi veya aracı belirtir; dolayısıyla ifade altınla birlikte olmak değil, altını kullanmak anlamına gelir. With it ifadesini cümlenin başına koymak iki eylem arasında açık bir bağ kurar: önce altını elde eder, sonra hikâye onunla ne yaptığını anlatır. Bir cümle With it ile başladığında, yeni eylemin aracı veya malzemesi olabilecek açık bir ismi önceki bölümde arayın.
Alıştırma
İki cümlelik bağlamı okuyun: Andvari seized the gold. With it, he crafted himself a special ring. With it ne işe yarar?
- It, altına gönderme yapar ve onu yüzüğü yapmak için kullanılan malzeme olarak gösterir.
- It, daha önce sözü edilmemiş yeni bir nesneyi tanıtır.
- It, yüzüğe gönderme yapar ve altını yüzükle birlikte taşıdığı anlamına gelir.
Cevabı göster
It, altına gönderme yapar ve onu yüzüğü yapmak için kullanılan malzeme olarak gösterir.
As long as he wore it, Andvari's wealth would grow and grow. Notlar
1:58Taktığı sürece Andvari'nin serveti katlanarak artacaktı.
As long as he wore it: devam eden bir koşul
As long as, sonucu geçerli kılan koşulu belirtir. Buradaki koşul, onun bunu takmaya devam etmesidir; bu durum sürdükçe serveti artmaya devam eder. Bu kullanımda as long as, provided that veya so long as gibi “... olduğu sürece” ya da “yeter ki” anlamındadır; fiziksel uzunluk karşılaştırması yapmaz. Yapı as long as + yan cümle, ardından sonuçtur.
Alıştırma
Kuralı, “... olduğu sürece” anlamındaki vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can join the game ____ you play fairly.
Cevabı göster
as long as
would grow and grow: sürekli artışı gösteren tekrar
Grow and grow, fiili and sözcüğünün iki yanında tekrarlar. Bu tekrar, artışı iki ayrı adım olarak değil, servetin giderek büyüdüğü devamlı bir süreç olarak sunar. Would, bu devam eden sonucu hikâyedeki koşulun içine yerleştirir: onu takmaya devam ettiği sürece gerçekleşen şey buydu. Tekrar, anlatıma güçlü bir devamlılık ve birikme duygusu verir.
Alıştırma
“The line grew and grew outside the theater,” cümlesinde grew and grew neyi vurgular?
- Sıra giderek uzadı.
- Sıra aniden ortadan kayboldu.
- Sıra tam iki kez uzadı ve sonra durdu.
Cevabı göster
Sıra giderek uzadı.
Loki saw Andvari's riches as the perfect solution to their problem. Dilbilgisi
2:04Loki, Andvari'nin zenginliğini sorunları için mükemmel bir çözüm olarak gördü.
saw Andvari's riches as...: see A as B kalıbı
saw Andvari's riches as the perfect solution ifadesinde see A as B kalıbı kullanılır: A, Andvari's riches; B ise the perfect solution bölümüdür. Bu, Loki'nin servete bu rolü verdiğini düşündüğü anlamına gelir; yalnızca onu gözüyle gördüğünü anlatmaz. Buradaki as, A'ya verilen rolü veya değerlendirmeyi gösterir; zaman ilişkisi kurmaz. Sondaki to, solution to their problem ifadesine aittir ve see A as B kalıbının parçası değildir.
Alıştırma
see A as B kalıbını tamamlayın: The committee saw the empty building ____ a chance to create a community center.
Cevabı göster
as
He returned to the waterfall, conjured a huge net, and extracted a wriggling fish. Anlatım akışı
2:09Şelaleye döndü, devasa bir ağ yarattı ve çırpınan bir balık yakaladı.
conjured... and extracted...: eşgüdümlü fiil dizisi
Geçmiş zamandaki conjured ve extracted fiilleri He öznesini paylaşır. Cümle he'yi tekrarlamak yerine eylemleri virgül ve and bağlacıyla birleştirerek tek ve kısa bir dizi hâlinde sunar. Fiillerin sırası zaman akışını gösterir: önce ağı oluşturur, sonra balığı dışarı çıkarır. Bu somut sahnede extracted, çıkarmak veya çekip almak anlamındadır; veri ya da bir maddeden özüt almak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede eylemleri sırayla anlatmak için açık bir eşgüdümlü fiil dizisi kullanılmıştır?
- Nora opened the box, removed the map, and unfolded it.
- After Nora opened the box, she noticed that the map was missing.
- Nora opened the box while Liam checked the door.
Cevabı göster
Nora opened the box, removed the map, and unfolded it.
As Andvari squirmed, Loki jeered that he'd kill him unless he handed over his treasure. Notlar
2:15Andvari kıvranırken Loki, hazinesini teslim etmezse onu öldüreceği söyleyerek onunla alay etti.
As Andvari squirmed: eş zamanlı arka plan için as
As Andvari squirmed ifadesinde as, ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini başlatır: Andvari kıvranırken Loki onunla alay ediyordu. Bu as yan cümlesini başa koymak, daha önemli eylemden önce sahneyi kurar. Bu bağlamda as, “-iken” anlamındadır; “çünkü” anlamında değildir.
Alıştırma
As Andvari squirmed ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Andvari’nin Loki alay etmeyi bıraktıktan sonra kıvranmaya başladığını gösterir.
- Andvari’nin kıvranmasının Loki’nin alay etmesinin nedeni olduğunu söyler.
- Loki’nin alay etmesiyle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini tanıtır.
Cevabı göster
Loki’nin alay etmesiyle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemini tanıtır.
he'd kill him unless...: unless ile olumsuz koşul
he'd kill him unless he handed over his treasure ifadesinde he'd, he would kısaltmasıdır. Ana cümle tehdit edilen sonucu verir; unless ise bu sonucu önleyecek koşulu belirtir. Unless, if ... not anlamına gelir: Andvari hazineyi teslim etmezse Loki onu öldürecektir. Unless zaten olumsuz koşul anlamını taşıdığı için aynı yapıyı kurarken ayrıca not eklemeyin.
Alıştırma
Uyarıyı “if you do not” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: You will miss the train ____ you leave now.
Cevabı göster
unless
handed over his treasure: teslim ederek sahipliği bırakmak
handed over his treasure ifadesindeki hand over, bir şeyi başka birine vererek onun sahipliğini veya kontrolünü karşı tarafa bırakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada tehdit, teslim etme eylemini zorunlu kılar; bu, bir şeyi dostça uzatmak değildir. Over öbek fiilin bir parçasıdır ve elin hazinenin üstünde olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu yeni durumda hand over öbek fiilini tamamlayın: At the gate, the guard told us to hand ____ our passes.
Cevabı göster
over
Satisfied with the heaps of gold he saw there, Loki freed Andvari. Notlar
2:25Orada gördüğü altın yığınlarından memnun kalan Loki, Andvari'yi serbest bıraktı.
Satisfied with ...: öne alınmış bir sıfat öbeği
Başlangıçtaki sözler Loki'nin nasıl hissettiğini anlatır: Altından memnundur. Ayrıca Andvari'yi neden serbest bıraktığını açıklar. Dil bilgisi açısından bu, cümlenin başına alınmış bir sıfat öbeğidir. Öbeğin örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan Loki'dir. Satisfied burada bir durumu anlatır; edilgen bir eylem sunmaz.
Alıştırma
Bu cümlede memnun olan kimdir?: Satisfied with the final result, Elena closed the project.
- nihai sonuç
- Elena
- proje
Cevabı göster
Elena
heaps of gold: yığınlar hâlinde çok miktarda altın
heaps of gold ifadesindeki heaps of, gerçek yığınları da düşündürerek “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Gold burada sayılamayan bir isim olduğundan, çoğul heaps kesin bir ölçü yerine birbiri ardına gelen yığınlar görüntüsü oluşturur. Bu kullanım miktarı gözde canlandırmayı kolaylaştırır; bu yüzden hikâye anlatımında ve canlı betimlemelerde özellikle etkilidir.
Alıştırma
“The workshop had heaps of scrap wood,” cümlesinde heaps of scrap wood ne anlama gelir?
- Tek bir tepe biçimine sokulmuş tahta
- Kesin olarak ölçülmüş tek parça tahta
- Muhtemelen yığınlar hâlinde duran çok miktarda hurda tahta
Cevabı göster
Muhtemelen yığınlar hâlinde duran çok miktarda hurda tahta
But a sudden glint off of one of the dwarf's fingers alerted Loki that he'd missed the most powerful treasure of all. Notlar
2:30Fakat cücenin parmaklarından birinden yansıyan ani bir parıltı, Loki'ye en güçlü hazineyi kaçırdığını fark ettirdi.
a sudden glint off of: bir yüzeyden gelen ani ışık yansıması
Glint, yansıyan ışığın oluşturduğu küçük ve kısa bir parlamadır. a sudden glint off of one of the dwarf's fingers ifadesinde off of, ışığın yansıyor gibi göründüğü yüzeyi veya noktayı belirtir. Bu parlama görsel bir ipucu görevi görür ve dikkati parmaktaki parlak nesneye çeker. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp a glint off (of) + bir yüzey veya nesnedir.
Alıştırma
“A sudden glint off of the watch caught Ben's eye,” cümlesinde ne oldu?
- Biri saati kapattı.
- Saat aniden Ben'in elinden düştü.
- Işık kısa bir süre saatten yansıdı.
Cevabı göster
Işık kısa bir süre saatten yansıdı.
alerted Loki that he'd missed: Loki'nin bir şeyi gözden kaçırdığını fark etmesini sağlamak
alert someone that + yan tümcesi, bir işaretin, olayın ya da kanıtın bir kişinin bir gerçeği fark etmesini sağlaması anlamına gelir. Bu cümledeki parıltı, Loki'nin bir şeyi gözden kaçırdığını fark etmesini sağlıyor; bunu ona doğrudan söyleyen biri yok. he'd missed, he had missed ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Past perfect, bir şeyi gözden kaçırma olayının Loki bunu fark etmeden önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
alerted someone that... ifadesine hangi anlam karşılık gelir?
- Bir kişi başka birini olası bir tehlikeye karşı uyardı.
- Bir işaret veya olay, bir kişinin bir gerçeği fark etmesini sağladı.
- Bir kişi başka birine bir gerçeği doğrudan söyledi.
Cevabı göster
Bir işaret veya olay, bir kişinin bir gerçeği fark etmesini sağladı.
the most powerful treasure of all: tüm hazineler arasındaki en güçlü hazine
the most powerful treasure of all, the most powerful üstünlük derecesini kullanır ve karşılaştırma grubunu belirtmek için of all ekler. Bu ifade, bu hazinenin gruptaki diğer tüm hazinelerden daha güçlü olduğu anlamına gelir. of all, bütün hazinelerin tek bir nesne olduğu anlamına gelmez; “hepsinin içindeki en ...” anlamını güçlendirir.
Alıştırma
the strongest warrior of all ifadesindeki of all ne işe yarar?
- Bütün savaşçıların tek bir savaşçıya ait olduğunu söyler.
- Üstünlük karşılaştırmasında kullanılan grubun tamamını belirtir.
- Savaşçının güçlü olduğunu, ancak diğerleriyle karşılaştırılmadığını söyler.
Cevabı göster
Üstünlük karşılaştırmasında kullanılan grubun tamamını belirtir.
Despite Andvari's pleas, Loki tore the ring away. Notlar
2:39Andvari'nin yalvarışlarına rağmen Loki yüzüğü söküp aldı.
Despite Andvari's pleas: despite + isim öbeği
Despite Andvari's pleas, Andvari'nin Loki'ye bunu yapmaması için yalvardığını, ancak yalvarmaların sonucu değiştirmediğini anlatır. Baştaki ifade bir engeli veya karşı baskıyı sunar; ana cümle ise buna rağmen gerçekleşen sonucu verir. Burada despite, ardından Andvari's pleas isim öbeği gelen bir edattır. Kalıp despite + isim öbeğidir; despite + özne + çekimli fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?
- Despite it rained heavily, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
- Despite the rain was heavy, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
tore the ring away: tear something away yapısı
Tore the ring away, tear something away yapısının geçmiş zaman biçimidir. Burada Loki'nin yüzüğü güç kullanarak çektiğini veya kaptığını ve onu Andvari'den ya da tutulduğu yerden ayırdığını anlatır. Away parçacığı hareketi ve ayrılmayı vurgular. Took the ring ile karşılaştırıldığında bu ifade eylemi ani, sert ve dirence rağmen yapılmış gibi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede güvenlik görevlisinin silahı zorla aldığı anlatılıyor?
- The guard looked at the weapon in the attacker's hand.
- The guard put the weapon away in a locked cabinet.
- The guard tore the weapon away from the attacker.
Cevabı göster
The guard tore the weapon away from the attacker.
Seething, Andvari cursed the ring, declaring that it would be the doom of all its subsequent owners. Notlar
2:43Öfkeden kuduran Andvari yüzüğü lanetledi ve ondan sonraki tüm sahiplerinin felaketi olacağını ilan etti.
Seething, ...: duyguyu ana eylemden önce vermek
Cümle başındaki Seething, Andvari ana eylem olan cursed the ring eylemini yaparken onun duygusal durumunu anlatan -ing biçimli bir ortaçtır. Örtük öznesi Andvari'dir; bu nedenle cümle önce onun duygusunu çerçeveler, sonra eylemini verir. Burada seething, kelimenin gerçek anlamıyla kaynamak değil, aşırı öfkeli olmak demektir. Duygu belirten bir sözcük veya ifadeyi özne + eylem yapısının önüne koyan bu kısa kalıp, olaydan önce duygusal arka planı verir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Seething, Maya walked out of the meeting. Baştaki sözcük ne işe yarıyor?
- Maya'nın ayrılırken aşırı öfkeli olduğunu gösterir.
- Maya'nın değil, toplantının öfkeli olduğunu gösterir.
- Maya'nın ayrılmadan önce su ısıttığını söyler.
Cevabı göster
Maya'nın ayrılırken aşırı öfkeli olduğunu gösterir.
declaring that ...: resmî bir açıklamanın içeriğini eklemek
Virgül + declaring that ... yapısı, ana cümleye bağlanan bir -ing yan cümlesidir. Declaring, Andvari'nin aynı sırada yaptığı ikinci eylemi belirtir; that ise ilanının içeriğini, yani yüzüğün sonraki sahiplerini felakete sürükleyeceğini açıklar. Declaring yapısının örtük öznesi Andvari olduğundan iki eylemi de aynı kişi yapar. Bu yapı, anlatıcının önce olayı vermesini, ardından aynı cümlede resmî veya güçlü bir açıklama eklemesini sağlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The referee ended the match, declaring that the field was unsafe. declaring that ... ne işe yarıyor?
- Hakemin maçı bitirirken yaptığı resmî açıklamayı ekler.
- Sahanın bir açıklama yaptığını gösterir.
- Hakemin yalnızca belirsiz bir tahminde bulunduğunu gösterir.
Cevabı göster
Hakemin maçı bitirirken yaptığı resmî açıklamayı ekler.
would be the doom of all its subsequent owners: sonraki tüm sahiplerinin sonunu getirmek
would be the doom of... ifadesinde doom, felaketle sonuçlanan bir kaderi veya yıkımın nedenini anlatır. be the doom of someone or something yapısı, bir kişi, nesne ya da gücün birinin veya bir şeyin mahvına yol açacağını söyler; yalnızca kötü bir sonuca neden olmaktan çok daha güçlüdür. Burada all its subsequent owners, o andan sonra yüzüğe sahip olacak herkesi anlatır. Would be, lanetin öngördüğü felaketi sunarak cümleye kehanet dolu ve kaçınılmaz bir kader hissi verir.
Alıştırma
Cümlede it would be the doom of all its subsequent owners ne anlama geliyor?
- Sonraki sahiplerini tehlikeden koruyacaktı.
- Sonraki sahiplerine küçük bir rahatsızlık verecekti.
- Sonraki tüm sahiplerini felaketle sonuçlanan bir sona sürükleyecekti.
Cevabı göster
Sonraki tüm sahiplerini felaketle sonuçlanan bir sona sürükleyecekti.
Back at the palace, Andvari's gold appeared to completely cover the otter skin. Notlar
2:54Saraya döndüklerinde Andvari'nin altını su samuru postunu tamamen örtmüş gibi görünüyordu.
Anlatıda sahne değişimi olarak Back at the palace
Back at the palace sahneyi kuran bir ifadedir. Başka bir yer veya hikâye çizgisi takip edildikten sonra anlatının artık saraydaki olaylara döndüğünü dinleyiciye bildirir. Cümlenin başında Back at + place, önce konumu söyleyip ardından orada neler olduğunu anlatarak bilgiyi düzenler. Buradaki back, vücuttaki “sırt” değil, “daha önce önem taşıyan bir yerde yeniden” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, herhangi birinin hareketini anlatmadan hikâyeyi doğal biçimde yeniden kütüphaneye taşır?
- Back at the library, Maya was searching the shelves.
- The back of the library was quiet.
- Maya walked back to the library.
Cevabı göster
Back at the library, Maya was searching the shelves.
appeared to completely cover: görünüşe dayalı, doğrulanmamış bir sonuç
Burada appeared to completely cover, altının su samuru postunun her yerini örtmüş gibi göründüğü anlamına gelir. appear + to-infinitive yapısı, doğrulanmış bir gerçeği değil, görülenlere dayanarak varılan bir sonucu ifade eder. completely zarfı cover fiilini niteler. Bunu appeared to yapısının içinde kullanmak anlatıda bir açıklık bırakır: örtme işi tamamlanmış gibi görünür, ancak gizli bir istisna hâlâ bulunabilir.
Alıştırma
Cümlede appeared to completely cover ne anlatıyor?
- Altın postu daha yeni örtmeye başlıyordu.
- Altın her yeri örtmüş gibi görünüyordu, ancak bu tam olarak doğrulanmamıştı.
- Altın kesinlikle her yeri örtmüştü ve konuşan kişi bunu doğrulamıştı.
Cevabı göster
Altın her yeri örtmüş gibi görünüyordu, ancak bu tam olarak doğrulanmamıştı.
But as Hreiðmarr inspected the pelt, he saw a single bare whisker peeking out. Anlatım akışı
2:59Ancak Hreiðmarr postu incelediğinde dışarı taşan tek bir bıyık teli gördü.
as Hreiðmarr inspected ..., he saw ...: bir eylem sırasında yapılan keşif
Burada as, “-iken” veya “... sırasında” anlamına gelir. as yan cümlesi sürmekte olan arka plan eylemini —Hreiðmarr'ın postu incelemesini— verir; ana cümle ise bu süreçte neyi fark ettiğini anlatır. As + özne + eylem, özne + keşif veya olay kalıbı, bir gözlemi ya da olayı devam eden bir eylemin içine yerleştirerek hikâyedeki bilgileri düzenler. Burada as karşılaştırma anlatmaz.
Alıştırma
as Hreiðmarr inspected the pelt ifadesinde as nasıl bir ilişki anlatıyor?
- İnceleme keşif yüzünden gerçekleşti.
- İnceleme başka bir incelemeye benziyordu.
- Keşif inceleme sırasında gerçekleşti.
Cevabı göster
Keşif inceleme sırasında gerçekleşti.
a single bare whisker peeking out: durumu değiştiren küçücük bir ayrıntı
Bu ifade, üzeri örtülmemiş küçücük bir ayrıntıya dikkat çeker: açıkta kalan yalnızca tek bir bıyık telidir, ama bu, postun tamamen örtülmediğini göstermeye yeter. a single kullanımı ayrıntının küçüklüğünü gösterirken hikâye üzerindeki büyük etkisini vurgular. Burada peeking out, “bir şeyin arkasından ya da altından yalnızca küçük bir kısmı görünmek” demektir. Bıyık teli gerçekten bakmıyor; fiil, zar zor görünen bir şeyin görüntüsünü hızla canlandırır.
Alıştırma
a single bare whisker peeking out ifadesi bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?
- Örtünün eksik olduğunu kanıtlayan, açıkta kalmış küçücük bir ayrıntıyı gösterir.
- Postun her bölümünün tamamen örtüldüğünü gösterir.
- Bıyık telinin etkin biçimde Hreiðmarr'a baktığını söyler.
Cevabı göster
Örtünün eksik olduğunu kanıtlayan, açıkta kalmış küçücük bir ayrıntıyı gösterir.
So the gods relinquished the ring: sonucu belirten So
Cümlenin başındaki So, eylemin daha önce olanların bir sonucu olduğunu belirtir: önceki koşul tam olarak karşılanmadığı için tanrılar yüzükten vazgeçmek zorunda kaldı. Önceki ayrıntıyı neden, bu cümleyi ise sonuç hâline getirir. Relinquished, “bir şeyin mülkiyetinden veya denetiminden vazgeçti” anlamına gelir. gave sözcüğünden daha resmî ve ağırdır; bu nedenle tanrıların değerli bir şeyi teslim ettiği ciddi bir ana uygundur.
Alıştırma
So the gods relinquished the ring? cümlesinde So hangi ilişkiyi belirtir?
- Yüzükten vazgeçilmesi, daha önce olanların sonucudur.
- Cümle, önce olanlarla bağlantısız yeni bir olay başlatır.
- Cümle, yüzükten vazgeçmeyi karşıt bir düşünceyle kıyaslar.
Cevabı göster
Yüzükten vazgeçilmesi, daha önce olanların sonucudur.
As Hreiðmarr slipped it onto his finger, Regin shuddered at the greed in his father's eyes, Notlar
3:08Hreiðmarr onu parmağına geçirirken Regin babasının gözlerindeki açgözlülük karşısında ürperdi,
Hreiðmarr yüzüğü parmağına geçirirken: eş zamanlı arka plan eylemi
As + özne + geçmiş zaman fiili, ana cümledeki eylemle aynı anda gerçekleşen veya sürmekte olan bir arka plan eylemi kurar. Burada Hreiðmarr'ın yüzüğü takması, Regin'in tepkisinin zaman çerçevesini oluşturur; asıl olay bu değildir. slip something onto a finger, küçük bir nesneyi yumuşak ve kolay bir hareketle parmağa geçirmek anlamına gelir. Buradaki it, bağlamdaki yüzüğü ifade eder. Bu yapı, başka nesneleri vücudun bir bölümüne takmayı anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki As cümleciğinin görevi nedir? As Maya opened the gift, her brother took a photo.
- Fotoğrafı çeken kişiyi belirtir.
- Ana cümledeki eylem için zaman arka planı oluşturur.
- Fotoğrafın çekildiği yeri belirtir.
Cevabı göster
Ana cümledeki eylem için zaman arka planı oluşturur.
Babasının gözlerindeki açgözlülük karşısında ürpermek
Shudder at + isim öbeği, bir şey korku, tiksinti, şok veya derin bir huzursuzluk yarattığı için ani bir ürpertiyle tepki vermek anlamına gelir. Burada Regin'i rahatsız eden şey, babasının gözlerinde gördüğü açgözlülüktür; fiziksel bir yere tepki vermemektedir. Yapı shudder at + tepkiyi tetikleyen şey şeklindedir. Tetikleyici görülen bir görüntü, duyulan bir ses, bir düşünce veya bir davranış olabilir; bu ifade fiziksel tepkiyi güçlü bir duygusal tepkiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Güçlü bir korku tepkisi gösterecek şekilde cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: He ___ the thought of being trapped underground.
- shuddered to
- shuddered at
- shuddered on
Cevabı göster
shuddered at
while his brother Fáfnir looked on in envy. Öbek fiiller
3:15kardeşi Fáfnir ise gıptayla bakıyordu.
looked on in envy: kıskançlıkla kenardan izlemek
Looked on, “olan biteni katılmadan izledi” anlamına gelir; yani kişi seyirci olarak bakar. Buradaki on, look on öbek fiilinin parçasıdır ve bir yön göstermez. In envy, izlemeye eşlik eden duyguyu belirtir. Looked on in envy bütünü, Fáfnir'in kenardan izlediğini ve başka birinin sahip olduğu şeyi kıskandığını anlatır.
Alıştırma
“Kıskançlıkla kenardan izledi” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The younger child ____ as his brother opened the larger gift.
Cevabı göster
looked on in envy
Later, when Fáfnir demanded that the king share the wealth, Notlar
3:19Daha sonra Fáfnir kraldan serveti paylaşmasını talep ettiğinde,
demanded that the king share: demand that + fiilin yalın hâli
demanded that the king share... ifadesinde demand güçlü bir talep bildirir. That yan cümlesi, Fáfnir'in kraldan hangi eylemi istediğini gösterir. Bu kalıpta resmî Amerikan İngilizcesi genellikle emir ve talep bildiren dilek kipini kullanır: özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle özne the king olsa da share yalın hâlde kalır; shares kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The guard demanded that the visitor ____ immediately.
Cevabı göster
leave
Later, when ... demanded that ...: anlatıyı sonraki bir talebe taşımak
Later, anlatıyı daha sonraki yeni bir aşamaya taşır. when yan cümlesi ana cümleyi hazırlayan olayı verir; ana cümle olan Hreiðmarr refused ise tepkiyi aktarır. Bu sıra, dinleyicinin sonucu duymadan önce talebi anlamasını sağlar. Demanded that, Fáfnir'in istediği belirli eylemi, yani the king share the wealth ifadesini başlatır. demand + that + özne + fiilin yalın biçimi kalıbı güçlü bir talebin içeriğini belirtir; share bu nedenle yalın biçimde kalır.
Alıştırma
Hangi cümle hikâyeyi açıkça ileri taşır ve demand that yapısını doğru kullanır?
- Later, the players demanded the referee to restarted the match, and he refused.
- Later, when the players demanded that the match be restarted, the referee refused.
- When later the players demand that the match was restarted, the referee refused.
Cevabı göster
Later, when the players demanded that the match be restarted, the referee refused.
So Fáfnir killed his father, pried the coveted ring from his finger, Öbek fiiller
3:24Bunun üzerine Fáfnir babasını öldürdü, gıpta edilen yüzüğü onun parmağından kopardı,
pried the coveted ring from his finger: pry ... from ... ile zorla ayırmak
pried the coveted ring from his finger ifadesinde pry something from somewhere or someone, bir şeyi güç kullanarak ve çaba göstererek bir yerden ya da birinin elinden ayırmak demektir. Fiil direnç, sıkı bir tutuş veya zor bir ayrılma çağrıştırdığı için eylem yalnızca removed demekten daha sert görünür. Coveted, çok güçlü biçimde arzulanan bir şeyi tanımlar. From his finger yüzüğün zorla ayrıldığı noktayı belirtir; pried ise pry fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
pried the ring from his finger ifadesi neyi düşündürür?
- Güç ve çaba kullanılarak çıkarıldı.
- İstekli biçimde teslim edildi.
- Kendiliğinden kayıp çıktı.
Cevabı göster
Güç ve çaba kullanılarak çıkarıldı.
fled the palace with the treasure: hazineyle birlikte saraydan kaçtı
Fled, flee fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Burada kişinin saraydan yalnızca ayrılmadığını, tehlike veya acil bir durum nedeniyle kaçtığını anlatır. flee + place + with + thing yapısında place kaçılan yeri, with ise kaçarken götürülen şeyi belirtir. Flee fiilinden sonra yer doğrudan gelebilir; bu yüzden from gerekli değildir.
Alıştırma
Cümleyi flee fiilinin geçmiş zaman biçimi ve taşınan şeyi tanıtan sözcükle tamamlayın: The thief ____ the museum ____ the painting.
Cevabı göster
fled · with
He came to rest in a cave where he curled around his new possessions. Kalıp ifadeler
3:31Bir mağarada soluklandı ve burada yeni sahip olduklarının etrafına kıvrıldı.
came to rest in a cave: sonunda bir mağarada durdu
Burada came to rest, “sonunda hareket etmeyi bırakıp belirli bir yerde durdu” anlamına gelir. In a cave, durduğu son yeri belirtir. Mola verdiği veya uyuduğu anlamına gelmez. Come to rest, bir hareketten sonra sahnenin bittiği noktayı açıkça gösterir. Betimleyici veya yazılı anlatımlarda yaygındır ve insanlar, hayvanlar ya da nesneler için kullanılabilir.
Alıştırma
“The ball rolled downhill and came to rest beside a tree,” cümlesinde came to rest ne anlama gelir?
- Toparlanmak için mola verdi.
- Daha hızlı yuvarlanmaya başladı.
- Sonunda bir ağacın yanında durdu.
Cevabı göster
Sonunda bir ağacın yanında durdu.
curl around something: bedeni kıvırıp bir şeyin etrafını sarmak
curled around his new possessions ifadesinde curled, bedenini yuvarlak bir biçimde kıvırdığını; around ise bedeninin eşyaları çevrelediğini gösterir. Buradaki around yalnızca “yakında” değil, “etrafını sararak” anlamındadır. curl around + isim yapısı, bir bedenin kıvrılıp bir şeyin çevresini sardığı net bir görüntü oluşturur. Bağlama göre bu duruş sıcaklık, koruma veya sahiplenme duygusu da verebilir; burada sahip olduğu şeyleri koruyor gibi görünmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi curl around ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The mother cat ____ her kittens to keep them warm.
Cevabı göster
curled around
warped him inside and out: içten dışa, tamamen zararlı bir dönüşüm
Burada warped, yalnızca “bedenini büktü” değil, “zarar verici bir biçimde çarpıttı ve bozdu” anlamındadır. Yüzük hem onun nasıl biri olduğunu hem de görünüşünü etkiledi. Inside and out, etkinin eksiksiz olduğu fikrini ekler. Inside zihnini veya karakterini, out ise bedenini ya da dış görünüşünü belirtir; böylece ifade içten dışa tam bir dönüşüm anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda The ring warped him inside and out ne anlama gelir?
- Hem karakterine hem de görünüşüne zarar verip onları çarpıttı.
- Ona mağaranın içini ve dışını inceletti.
- Yalnızca kıyafetlerini ters yüz etti.
Cevabı göster
Hem karakterine hem de görünüşüne zarar verip onları çarpıttı.
and over time Fáfnir morphed into a gruesome dragon. Anlatım akışı
3:40ve zamanla Fáfnir korkunç bir ejderhaya dönüştü.
Aşamalı dönüşüm için over time ... morphed into
Over time, değişimi uzun bir zaman dilimine yerleştirir; böylece dinleyen kişi ani bir olay değil, aşamalı bir süreç bekler. Ardından gelen bilgi için bir zaman çerçevesi oluşturur. Morphed into değişimi canlı bir biçimde anlatır: Fáfnir yalnızca farklı hâle gelmemiş, başka bir biçime dönüşmüştür. over time ... morphed into birlikte kullanıldığında hikâyeyi önceki durumdan, değişim sürecinin içinden geçirerek sonuca taşır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki zaman ifadesi ve canlı değişim ifadesiyle tamamlayın: ____, the school project ____ a community event.
Cevabı göster
Over time · morphed into
Meanwhile, Fafnir's betrayal and guarded treasure bored into Regin's mind. Deyimler
3:46Bu sırada, Fáfnir'in ihaneti ve koruduğu hazine Regin'in zihnini kemiriyordu.
bored into Regin's mind: kalıcı zihinsel baskı
Burada bored, delmek anlamındaki bore fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Sözcük mecaz olarak kullanılmıştır: Fafnir'in ihaneti ve koruduğu hazine, Regin'in zihnini deliyormuş gibi anlatılır; yani düşüncelerini sürekli meşgul eder ve ona sıkıntı verir. Birleşik özne Fafnir's betrayal and guarded treasure bölümüdür. Bunlar fiziksel olarak hiçbir şeyi delmez ve bored burada Regin'in sıkıldığı anlamına gelmez. Bu imge, Regin'in öfkesini kısa bir anı olarak değil, kalıcı ve acı verici bir duygu olarak gösterir.
Alıştırma
"Fafnir's betrayal and guarded treasure bored into Regin's mind," cümlesindeki mecaz ne anlama gelir?
- Regin hazineyi delmek için bir alet kullandı.
- İhanet ve hazine Regin'in ilgisini kaybetmesine neden oldu.
- İhanet ve hazine Regin'in düşüncelerini sürekli meşgul edip onu rahatsız ediyordu.
Cevabı göster
İhanet ve hazine Regin'in düşüncelerini sürekli meşgul edip onu rahatsız ediyordu.
to slay the monster his brother had become. Dilbilgisi
3:57kardeşinin dönüştüğü canavarı öldürmesi için yardım istedi.
enlisted the help of ... to slay: yardım almak
enlisted the help of, bir görevi yapmak için birinin yardımını bilinçli olarak elde etmek veya istemek anlamına gelir. Burada konuşan kişi, canavarı öldürme işine Sigurd'u dahil eder; enlisted, enlist fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade, yardımın rastgele ve kısa bir rica değil, planlı bir çaba için özellikle aranan bir destek olduğunu gösterir. Bir planı gerçekleştirmek için birinin desteğini harekete geçirme anlamı da taşıyabilir.
Alıştırma
Birinin yardımını bilinçli olarak elde etmek anlamındaki resmî ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The research team ____ a local historian to verify the inscription.
Cevabı göster
enlisted the help of
loyal foster son, ... aile ilişkisi
loyal foster son ifadesinde son aile içindeki oğlu, foster ise biyolojik bağdan çok bakım ve yetiştirme ilişkisini gösterir. Bu ifade tek başına yasal evlat edinmeyi belirtmez. Loyal, oğlun sadık ve bağlı olduğunu ekler. Burada ifade, Sigurd'un Regin tarafından büyütüldüğünü veya bakıldığını, Regin'in biyolojik oğlu olmadığını anlatır. Aileye benzeyen bu bağ, Regin'in tehlikeli bir görevi ona neden verebildiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
loyal foster son ifadesinde foster hangi ilişkiyi anlatır?
- Birinden yardım istenerek oluşturulan ilişki
- Doğumla oluşan biyolojik ilişki
- Bakım veya yetiştirmeye dayalı ilişki; ifade tek başına biyolojik bağ olduğunu söylemez
Cevabı göster
Bakım veya yetiştirmeye dayalı ilişki; ifade tek başına biyolojik bağ olduğunu söylemez
to slay the monster his brother had become: amaç ve düşürülmüş that
to slay... mastar öbeği, birinden yardım istemenin amacını belirtir: yardım, canavarı öldürmek için gerekliydi. his brother had become, the monster ifadesini niteler. Bu yapı, ilgi zamiri that düşürülmüş olan the monster that his brother had become ifadesiyle aynıdır. Bu nedenle slay fiilinin nesnesinin bir parçasıdır; ayrı bir ana cümle değildir.
Alıştırma
Özgün ifadede to slay the monster his brother had become neyi açıklar?
- Canavarın yaptığı ayrı bir eylem
- Birinden yardım istemenin amacı
- Kardeşinin canavara dönüştüğü zaman
Cevabı göster
Birinden yardım istemenin amacı
did as instructed: talimatlara uymak
did as instructed, verilen talimatları yerine getirdi anlamına gelir. did, bağlamdan zaten anlaşılan eylemin yerini tuttuğu için cümlede bu eylemi tekrar etmeye gerek yoktur. Buradaki as, ne zaman değil, belirtildiği şekilde anlamındadır. as instructed, edilgen yapıdaki as he was instructed ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve talimatlara uyulduğunu vurgular.
Alıştırma
Teknisyenin verilen talimatlara uyduğunu göstermek için dersteki ifadeyi kullanın: The technician restarted the server ____.
Cevabı göster
as instructed
Afterwards, Regin asked Sigurd to roast the beast's heart so he could consume it. Dilbilgisi
4:03Ardından Regin, yiyebilmesi için Sigurd'dan canavarın kalbini kızartmasını istedi.
asked Sigurd to roast the beast's heart: ask someone to do something yapısı
asked Sigurd to roast... ifadesinde ask, ask + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. İsteği Regin yapar, istek Sigurd'a yöneltilir ve to roast, Sigurd'dan yapılması istenen eylemi belirtir. The beast's heart, roast fiilinin nesnesidir. Uzun bir cümlede asked + kişi + to do yapısını bulmak, kimin kimden ne yapmasını istediğini anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
close kullanarak ask + kişi + to do yapısını tamamlayın: Mia asked Leo ____ the window.
Cevabı göster
to close
so he could consume it: amaç bildirme
Burada so he could consume it, önceki isteğin amacını belirtir: Regin, yiyebilmek için kalbin kızartılmasını istiyordu. So + özne + could, geçmişteki bir eylemin neyi mümkün kılmayı amaçladığını açıklayabilir. Amaç yan cümlesinin kendi öznesi vardır. Bu bağlamda he, Regin'i; it ise the beast's heart ifadesini gösterir. Could, asked ile kurulan geçmiş zaman çerçevesine uyar; burada Regin'in yeteneği konusunda belirsizlik bildirmez.
Alıştırma
Amaç bildirmek için so + özne + could ile tamamlayın: Lena took a photo of the sign ____ remember the street name.
Cevabı göster
so she could
Sigurd obeyed and tasted the heart's blood before serving him. Dilbilgisi
4:09Sigurd itaat etti ve kalbi ona sunmadan önce kanının tadına baktı.
before serving him: before + -ing ile eylem sırası
Before + -ing yapısı, -ing ile verilen eylemin ana cümledeki eylemden sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada Sigurd önce kanı tadıyor, ardından yemeği diğer kişiye sunuyor. Serving ifadesinin açıkça belirtilmiş bir öznesi olmadığı için öznesinin ana cümlenin öznesi olan Sigurd olduğu anlaşılır. Bu yemek bağlamında serve him, genel olarak onun için çalışmak değil, ona yiyecek vermek veya sunmak anlamına gelir.
Alıştırma
Before sözcüğünden sonra serve fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: Mia tasted the soup before ____ it to the guests.
Cevabı göster
serving
But as soon as the liquid met Sigurd's tongue, he understood the chatter of the surrounding birds. Notlar
4:15Ancak sıvı Sigurd'un diline değdiği an, etraftaki kuşların cıvıltılarını anladı.
as soon as ...: hemen gerçekleşen bir tetikleyici
As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır ve bu yan cümledeki olayı ana cümledeki olayın hemen gerçekleşmesini sağlayan tetikleyici olarak sunar. Sıvı Sigurd'un diline dokunur ve Sigurd kuşları hemen anlayabilir. Burada met, temas etti demenin edebî bir yoludur. Sıvıyla dilin iki insan gibi tanıştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hemen verilen bir tepkiyi gösteren üç sözcüklü zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ the oven timer rang, Leo took the cookies out.
Cevabı göster
As soon as
the chatter of the surrounding birds: hızlı ve konuşmaya benzeyen kuş sesleri
Burada chatter, Sigurd'un çevresindeki kuşların çıkardığı hızlı ve tekrarlanan seslerdir. Bu sözcük çoğu zaman insanların canlı konuşmalarını anlatır, ancak art arda gelen kuş seslerini de tanımlayabilir. Sigurd bu chatter'ı anladığı için, bu sahnedeki sesler bir mesaj taşır; yalnızca anlamsız gürültü değildir. Daha genel olarak chatter, tekrarlanan sesleri hareketli ve konuşmaya benzer biçimde sunar.
Alıştırma
Bu cümlede the chatter of the surrounding birds ne anlama gelir?
- Kuşların hızlı ve konuşmaya benzeyen sesleri
- Anlamsız mekanik gürültü
- Tek bir kuşun çıkardığı tek bir uyarı sesi
Cevabı göster
Kuşların hızlı ve konuşmaya benzeyen sesleri
singing of but one thing: but sözcüğünün only anlamındaki edebî kullanımı
Yalnızca tek bir konu hakkında ötüyorlardı. Bu edebî ifadede sing of, bir şey hakkında şarkı söylemek veya anlatmak anlamına gelir; but ise only demektir. Karşıtlık bildiren bağlaç değildir. but one thing sözleri, kuşların bütün ötüşlerini tek bir mesaja indirger. Ardından gelen iki nokta ileriye işaret eder: sonraki sözler o tek şeyin ne olduğunu açıklayacaktır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve only anlamına gelen üç harfli edebî sözcükle tamamlayın: There was ____ one seat left.
Cevabı göster
but
was going to kill him: geçmişteki niyet ve yaklaşan tehdit
was going to + fiilin yalın hâli, be going to yapısının geçmiş biçimidir. Geçmişte belirli bir anda zaten var olan bir niyeti veya o sırada gerçekleşmek üzere görünen bir olayı anlatabilir. Eylemin tamamlandığını söylemez. Burada Regin, Sigurd'u öldürme niyetini zaten oluşturmuştu; bu nedenle ifade tehdidi planlı ve yakın gösterir. Him, Sigurd'u ifade eder.
Alıştırma
Daha önce yapılmış bir planı göstermek için cümleyi be going to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: Leo ____ build a tree house, but he changed his mind.
Cevabı göster
was going to
So Sigurd slayed Regin and seized the wealth for himself. Anlatım akışı
4:29Bunun üzerine Sigurd Regin'i katletti ve serveti kendisi için ele geçirdi.
So ... seized the wealth for himself: neden, sonuç ve sahiplik
Cümle başındaki So, Sigurd'un iki eylemini az önce anlatılan tehlikenin sonucu olarak sunar: Regin onu öldürmeyi planlıyordu. Böylece hikâye, ilgisiz bir olay başlatmak yerine nedenden verilen karşılığa ilerler. Birbirine bağlanan slayed ve seized fiilleri iki eylemi sıraya koyar. For himself, Sigurd'un serveti kendi yararı için aldığı sonucunu ekler; yalnızca yardım almadan hareket ettiğini söylemez.
Alıştırma
"So Sigurd slayed Regin and seized the wealth for himself," cümlesinde bilgilerin nasıl düzenlendiğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Birbiriyle ilgisiz olayları sıralar ve Sigurd'un serveti başka biri için koruduğunu söyler.
- Sigurd'un eylemlerini önceki tehlikenin sonucu olarak sunar ve serveti kendi yararı için aldığını söyler.
- Sigurd'un eylemlerinin Regin'in önceki planı oluşturmasına yol açtığını ve Sigurd'un tek başına hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster
Sigurd'un eylemlerini önceki tehlikenin sonucu olarak sunar ve serveti kendi yararı için aldığını söyler.
Bir anlatı işareti olarak This was only the beginning
This was only the beginning, anlatının daha da genişleyeceğini gösteren bir işarettir. Dinleyiciye, az önce anlatılan olayın gelişmenin tamamı olmadığını ve ardından başka olayların ya da sonuçların geleceğini bildirir. Burada this, yalnızca en yakındaki eyleme değil, önceki durumun tamamına gönderme yapar. Cümle, tamamlanmış bir olayı hikâyenin sonraki ve daha büyük bölümünün başlangıç noktasına dönüştürür.
Alıştırma
Bir hikâyede This was only the beginning genellikle neyin işaretidir?
- Önceki olay, daha büyük bir gelişmenin ilk parçasıdır.
- Önceki olayın sonrasında yaşananlarla hiçbir bağlantısı yoktur.
- Hikâye artık tamamen sona ermiştir.
Cevabı göster
Önceki olay, daha büyük bir gelişmenin ilk parçasıdır.
Over the coming years, the ring would tear families apart, Notlar
4:37İlerleyen yıllar boyunca yüzük aileleri parçalayacak,
would tear families apart: çatışmayla aile ilişkilerini parçalamak
Buradaki tear families apart, bir şeyi fiziksel olarak yırtmak anlamına gelmez. Aile ilişkilerini bozacak ve aile üyelerini birbirinden ayıracak kadar ciddi çatışma veya acıya neden olmak demektir. Would, hikâyedeki geçmiş bir noktadan daha sonra olacaklara bakar: yüzüğün sonraki yıllarda bu zarara yol açması beklenmektedir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp tear + kişi veya grup + apart şeklindedir ve “onları bölmek veya birliklerini bozmak” anlamına gelir.
Alıştırma
“The scandal could tear the whole community apart,” cümlesinde tear the whole community apart ne anlama gelir?
- Topluluğu bölen ciddi bir çatışmaya neden olmak
- Topluluğun her üyesini tanıtmak
- Topluluğun üyelerini fiziksel olarak farklı yerlere taşımak
Cevabı göster
Topluluğu bölen ciddi bir çatışmaya neden olmak
doom lovers, and empower then ultimately destroy any who had it in their possession. Notlar
4:41âşıkları mahvedecek ve ona sahip olan herkese güç verip nihayetinde onları yok edecekti.
Uzun vadeli bir zaman çerçevesi olarak Over the coming years
Over the coming years, hikâyedeki referans noktasından sonraki birkaç yıla yayılan bir zaman çerçevesi oluşturur. Burada coming, konuşanın şimdiki zamanından değil, anlatıdaki o noktadan bakıldığında sonraki anlamına gelir. İfadenin başa yerleştirilmesi, anlatıcının uzun vadeli bir dizi sonucu tek bir anda gerçekleşen olaylar gibi sunmak yerine özetlemesini sağlar.
Alıştırma
Tahmin cümlesini vurgulanan zaman çerçevesiyle tamamlayın: ____, the young trees will grow tall enough to shade the playground.
Cevabı göster
Over the coming years
doom ... empower ... ultimately destroy: sonuçları özetleyen paralel fiil dizisi
Birbirine paralel üç fiil —doom, empower ve destroy— önceki cümlecikteki aynı özneyi ve kiplik fiilini devralır: the ring would doom..., empower... and destroy.... Bu fiil dizisi, uzun vadeli birkaç etkiyi ilgisiz olaylar gibi sunmak yerine tek bir cümlede özetler. Nesneler farklıdır: lovers doom eylemine uğrarken yüzüğe sahip olan kişiler önce güç kazanır, ardından yok edilir. Then ultimately bu sırayı gösterir ve gücün görünürdeki yararını son zararlı sonuca dönüştürür.
Alıştırma
Cümledeki doom, empower ve ultimately destroy ifadelerinin bilgiyi düzenleyen temel işlevi nedir?
- Aynı öznenin ilişkili sonuçlarını özetleyen paralel bir fiil dizisi oluştururlar.
- Farklı öznelerin yaptığı birbiriyle ilgisiz üç eylemi anlatırlar.
- Yüzüğün üç sözlük tanımını verirler.
Cevabı göster
Aynı öznenin ilişkili sonuçlarını özetleyen paralel bir fiil dizisi oluştururlar.
any who had it in their possession: onu elinde bulunduran herkes
any who ... yapısında any, “herhangi bir kişi” veya “koşulu karşılayan herkes” anlamına gelen bir zamirdir. who had it in their possession ilgi cümleciği bu kişileri tanımlar; bu nedenle tüm ifade “ona sahip olan herhangi bir kişi” anlamına gelir. in their possession, basitçe had it demekten daha resmîdir. Nesnenin bu kişiler tarafından elde tutulduğunu veya kontrol edildiğini vurgular; burada it yüzüğü ifade eder.
Alıştırma
“Anahtarı elinde bulunduran herkes onu geri vermelidir” anlamındaki resmî bir duyuruya en uygun cümle hangisidir?
- Any who have the key in their possession must return it.
- Any key that belongs to someone must return it.
- Anyone searching for the key must return it.
Cevabı göster
Any who have the key in their possession must return it.
Andvari's curse set a vicious cycle in motion that would consume many lives Deyimler
4:49Andvari'nin laneti birçok canı alacak bir kısır döngüyü harekete geçirdi
set a vicious cycle in motion: bir kısır döngüyü harekete geçirmek
Set ... in motion, bir süreci veya olaylar dizisini başlatmak anlamına gelir. A vicious cycle, bir kötü sonucun bir sonrakine yol açtığı veya onu güçlendirdiği, tekrarlanan bir “kısır döngü”dür. Burada motion mecazidir: lanet, zarar vermeyi sürdürecek bir zinciri başlatır. Başka durumlara aktarılabilen yapı set + süreç veya olay + in motion biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi set ... in motion ifadesinin eksik iki parçasıyla tamamlayın: One careless accusation ____ a vicious cycle of blame ____.
Cevabı göster
set · in motion
that would consume many lives: “birçok cana mal olacak”
consume many lives ifadesinde consume mecazidir: “hayatları mahvetmek ya da can almak” anlamına gelir. Kısır döngü, insanları kelimenin gerçek anlamıyla yiyen bir şey değil, sürekli ölüme yol açan bir güç gibi sunulur. That, a vicious cycle ifadesine geri gönderme yapar; would ise hikâyedeki geçmiş bir noktadan daha sonraki sonuca bakar. Bu yan cümle, döngünün yıkıcı insani bedelini önceden bildirir.
Alıştırma
Cümledeki that would consume many lives ne anlama gelir?
- Birçok kişi döngüyü inceleyecekti.
- Döngü birçok ölüme yol açacaktı.
- Döngü birçok kişiye yiyecek sağlayacaktı.
Cevabı göster
Döngü birçok ölüme yol açacaktı.
and inspire some of the most influential works of the 19th and 20th centuries. Anlatım akışı
4:55ve 19. ve 20. yüzyılların en etkili eserlerinden bazılarına ilham kaynağı oldu.
inspire some of the most influential works: en etkili eserlerden bazılarına ilham vermek
Burada inspire, “eserleri teşvik etmek” değil, “yaratıcı eserlere fikir veya kaynak malzeme sağlamak” anlamına gelir. Mit, daha sonraki önemli eserler için bir kaynak olmuştur. Bir kapanış hamlesi olarak and inspire ..., odağı mitin içindeki sonuçlardan mitin gerçek kültür tarihindeki etkisine kaydırır. of the 19th and 20th centuries ifadesi zaman çizelgesini genişletir ve hikâyenin öneminin anlatılan olaylardan çok sonra da sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
and inspire ... bu bölümde odağı nasıl değiştirir?
- Lanetin nasıl başladığını açıklamaya geri döner.
- Mit içindeki olaylardan mitin daha sonraki kültürel etkisine geçer.
- Lanet yüzünden ölen kişileri sıralar.
Cevabı göster
Mit içindeki olaylardan mitin daha sonraki kültürel etkisine geçer.
One of the best known adaptations was J.R.R. Tolkien's epic saga The Lord of the Rings. Notlar
5:04En iyi bilinen uyarlamalardan biri J.R.R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi adlı epik destanıydı.
One of the best known adaptations: one of + the + en yüksek derece bildiren ifade + çoğul isim
One of the best known adaptations, “en iyi bilinen uyarlamalar grubundan biri” demektir. Kalıp one of + the + en yüksek derece bildiren ifade + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Grubu gösteren isim adaptations gibi çoğul olur, ancak öznenin merkezindeki sözcük one'dır. Bu yüzden cümlede tekil fiil was kullanılır. Bu kalıp, daha büyük bir grubun dikkat çekici bir üyesini tanıtmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi one of + en yüksek derece bildiren ifade kalıbıyla tamamlayın: This is ____ popular parks in the city.
Cevabı göster
one of the most
J.R.R. Tolkien'ın destansı eseri Yüzüklerin Efendisi
J.R.R. Tolkien yazardır, The Lord of the Rings eserinin adıdır ve epic saga bunun uzun, büyük ölçekli bir hikâye olduğunu anlatır. Bu gönderme, eski İskandinav ve Cermen efsane geleneklerini bunlardan yararlanan modern bir fantezi eseriyle ilişkilendirir. Tolkien ve karakterleri özgün mitlerdeki kişiler değildir. Daha doğru bir ifadeyle, The Lord of the Rings tek bir mitin doğrudan yeniden anlatımı değil, bu geleneklerden etkilenmiş bir eserdir.
Alıştırma
Burada The Lord of the Rings'e yapılan gönderme neyi gösteriyor?
- Eski bir İskandinav mitinin özgün adıdır.
- J.R.R. Tolkien eski mitlerde yer alan bir karakterdir.
- Eski İskandinav ve Cermen geleneklerinden etkilenmiş modern bir fantezi eseridir.
Cevabı göster
Eski İskandinav ve Cermen geleneklerinden etkilenmiş modern bir fantezi eseridir.
And good news, there's a new audiobook version narrated by none other than Gollum himself, Notlar
5:10Ve iyi haber şu ki, bizzat Gollum tarafından seslendirilen yeni bir sesli kitap versiyonu var,
narrated by none other than Gollum himself: anlatıcı bilgisi ve dramatik açıklama
narrated by ... ifadesi yeni bir sesli kitap versiyonunu tanımlar ve ona kimin ses verdiğini söyler. Edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı grubudur: bir kişi versiyonu anlatır, dolayısıyla versiyon o kişi tarafından anlatılmış olur. none other than ... kimliği şaşırtıcı, ünlü veya özellikle dikkat çekici gösterir. Gollum himself, tanıtım amacı taşıyan eğlenceli bir ifadedir. Çevredeki cümle, gerçek anlatıcının Gollum'u canlandıran oyuncu Andy Serkis olduğunu belirtir. Himself, sanki karakter konuşuyormuş gibi yapılan şakayı güçlendirir; Gollum sesli kitabı gerçekten kaydetmemiştir.
Alıştırma
none other than, anlatıcının tanımına ne ekliyor?
- Gollum'un sesli kitabı yazdığı anlamına gelir.
- Anlatıcının kimliğini dikkat çekici veya şaşırtıcı olarak sunar.
- Anlatıcının kimliğinin hâlâ bilinmediğini söyler.
Cevabı göster
Anlatıcının kimliğini dikkat çekici veya şaşırtıcı olarak sunar.
And good news, ile konuşmada geçiş yapma
And good news, dinleyiciyi ana açıklamadan yeni ve olumlu bir duyuruya taşıyan konuşma diline özgü bir geçiştir. Burada yeni bir sesli kitap versiyonu hakkındaki bilgiyi sunar; hikâyedeki yeni bir olayı anlatmaz. Baştaki And, duyuruyu sunucunun devam eden konuşmasına bağlar. Good news ise dinleyiciye ilgi çekici veya yararlı bir bilginin geleceğini bildirir. Bu ifade, hikâyenin bir sonraki adımını göstermek yerine sözlü bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Örnekte And good news, hangi söylem görevini yerine getiriyor?
- Ana açıklamadan olumlu bir duyuruya geçer.
- Önceki iddiayı düzeltir.
- Hikâyede sıradaki olayı anlatır.
Cevabı göster
Ana açıklamadan olumlu bir duyuruya geçer.
Kişiyi açıklayan eşleme olarak the brilliant Andy Serkis
Bu ifade bir açıklayıcı eşleme görevi görür: daha önceki "Gollum himself" tanımını başka sözlerle ifade eder ve kimin kastedildiğini açıklar. Andy Serkis, Gollum'u canlandırması ve seslendirmesiyle tanınan oyuncudur; dolayısıyla iki ifade de aynı kişiyi gösterir. Burada brilliant, “parlayan” değil, “son derece yetenekli veya etkileyici” anlamındadır. Bu övgü, oyuncunun Gollum'la bağlantısını ilgi çekici bir tanıtım ayrıntısına dönüştürür.
Alıştırma
Bu bağlamda "the brilliant Andy Serkis" ne işe yarıyor?
- Andy Serkis'in özgün hikâyedeki karakteri yarattığını söyler.
- Gollum'la ilgisi olmayan yeni bir kişiyi tanıtır.
- "Gollum himself" denen kişinin Andy Serkis olduğunu belirtir ve onu över.
Cevabı göster
"Gollum himself" denen kişinin Andy Serkis olduğunu belirtir ve onu över.
You can download it for free at audible.com/ted-ed. Kalıp ifadeler
5:18Audible.com/ted-ed adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
Eylem çağrısı olarak You can download it for free
"You can download it for free" doğrudan ve samimi bir eylem çağrısıdır. Can, indirme işlemini kullanılabilir bir seçenek olarak sunar; it daha önce sözü edilen sesli kitap sürümünü belirtir ve at bunun bulunduğu internet sitesini tanıtır. For free, download fiilini niteleyen bir zarf ifadesidir. “Ödeme yapmadan” anlamına gelir; “özgürlük amacıyla” demek değildir.
Alıştırma
Eylem çağrısını, derste öğrendiğiniz ve “ücret ödemeden” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can download the map ____.
Cevabı göster
for free