Fentanil Etkisindeki Beyniniz (DÜZELTİLDİ): İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
663 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Anlatım, fentanilin ağrı, dopamin ve solunuma etkilerini küçük doz riski, yeni analoglar, yasa dışı arz ve zarar azaltmayla ilişkilendiriyor. İngilizce noktaları: 1. hijacks your body's built-in system of endorphins (deyimler ve mecazlı ifadeler): hijack sözünü gerçek kaçırma değil, biyolojik sistemi zorla denetleme benzetmesi olarak okuyun. 2. keep up with (öbek fiiller): Araştırma, düzenleme veya değişimin hızına yetişmeyi, yalnızca bir faaliyeti sürdürmekten ayırın. 3. safe consumption sites (kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı): Aşırı dozu azaltıp bağımlıları destekleyen gözetimli yerler için kullanılan Kuzey Amerika halk sağlığı terimini tanıyın.

Bu derste

Fentanyl is not a new drug

0:03

Fentanil yeni bir uyuşturucu değil,

but has seen such a dramatic increase in the past three years Notlar

0:04

ancak kullanımı son üç yılda öylesine çarpıcı biçimde arttı

that it has become a crisis in North America.

0:07

ki Kuzey Amerika'da bir krize dönüştü.

Kalıp ifadeler

has seen such a dramatic increase: büyük bir artışı bildirmek

has seen such a dramatic increase ifadesinde see, gözle görmek değil, bir şeyi yaşamak veya deneyimlemek anlamına gelir. Present perfect yapıdaki has seen, son üç yılda gelişen ve mevcut durumla ilgisini sürdüren bir değişimi anlatır. Dil bilgisi bakımından özne Fentanyl olsa da increase hangi ölçütün arttığını belirtmez. Bu nedenle okur, bağlamdan fentanilin yaygınlığının veya etkisinin arttığı sonucunu çıkarır; kesin ölçüt çevredeki kanıtlardan belirlenmelidir. Dramatic, olağanüstü derecede büyük ve dikkat çekici bir artışı niteler.

Alıştırma

Bu cümlede has seen such a dramatic increase ne anlama gelir?

  1. Son derece büyük bir artış yaşamıştır.
  2. Fiyatların yükselişini gözleriyle izlemiştir.
  3. Neredeyse aynı düzeyde kalmıştır.
Cevabı göster

Son derece büyük bir artış yaşamıştır.

Dilbilgisi

such a dramatic increase ... that: dereceyi sonuca bağlamak

Yapı such + a/an + sıfat + tekil sayılabilir isim + that + sonuç cümleciği şeklindedir. such a dramatic increase ... that içinde such tüm isim öbeğinin derecesini güçlendirirken that sonucu başlatır. Bu yapı, artışın belirtilen sonucu doğuracak kadar yüksek bir dereceye ulaştığını anlatır. Very sözcüğünden farklı olarak derece ile sonuç arasında açık bir bağ kurar. Tekil sayılabilir isimle a/an, such sözcüğünden sonra gelir: such a dramatic increase; so a dramatic increase değil.

Alıştırma

severe outage kullanarak cümleyi such ... that sonuç yapısıyla tamamlayın: The website had ____ customers could not place orders.

Cevabı göster

such a severe outage that

Simply touching it may cause you to overdose. Dilbilgisi

0:10

Fentanile yalnızca dokunmak bile aşırı doz almanıza yol açabilir.

Dilbilgisi

cause you to overdose: cause + nesne + to'lu mastar

Cause + nesne + to'lu mastar yapısı, bir olayın veya koşulun bir kişi için belirli bir sonuç doğurduğunu anlatır. Burada maddeye dokunmak olası neden, you etkilenen kişi ve to overdose zararlı sonuçtur. May yardımcı fiili bunun kesin bir sonuç değil, bir risk olduğunu gösterir. Bu yapıda sonraki fiilden önce to kullanılması zorunludur: cause someone to do something.

Alıştırma

Uyarıyı tamamlamak için cause, drivers ve lose sözcüklerini doğru sırada kullanın: Thick smoke may ____ control of their vehicles.

Cevabı göster

cause drivers to lose

So, what exactly does it do to your brain and body? Anlatım akışı

0:12

Peki, beyninize ve vücudunuza tam olarak ne yapıyor?

Anlatım akışı

What exactly does X do to Y?: X'in Y üzerindeki kesin etkisini sormak

What exactly does X do to Y? soru kalıbı, X'in Y üzerindeki belirli etkilerini sorar. Exactly, belirsiz bir yanıtın yeterli olmadığını gösterir; do to ise etkiden etkilenen kişi veya şeyi belirtir. Burada anlatıcı soruyu, bir sonraki konuyu duyurmak ve açıklamayı düzenlemek için retorik olarak kullanır. Anlatım, tehlikeyi belirtmekten maddenin beyin ve vücut üzerindeki etkilerini incelemeye geçer; izleyicinin sesli olarak yanıt vermesi beklenmez.

Alıştırma

Etkiyi soran cümleyi eksik fiil ve edat dizisiyle tamamlayın: What exactly does excessive heat ____ the battery?

Cevabı göster

do to

Fentanyl is an opioid that can inhibit pain signals Kalıp ifadeler

0:16

Fentanil, ağrı sinyallerini engelleyebilen bir opioiddir;

in multiple pathways along the brain and spinal cord.

0:18

beyin ve omurilik boyunca uzanan birçok sinir yolunda etki gösterir.

Kalıp ifadeler

inhibit pain signals: ağrı sinyallerini baskılamak

Bu cümlede inhibit pain signals, ağrıyla ilişkili sinyallerin iletimini veya etkisini azaltmak ya da engellemek anlamına gelir. Bu ifade fizyolojik bir mekanizmayı anlatır; her ağrı sinyalinin duracağını veya tüm ağrının ortadan kalkacağını garanti etmez. inhibit + isim yapısı, kısıtlanan, yavaşlatılan veya daha az etkili hâle getirilen bir süreci belirtir. Bilimsel açıklamalarda bir maddenin biyolojik bir süreci tamamen önlediğini iddia etmeden bu süreci nasıl etkilediğini anlatmayı sağlar.

Alıştırma

Cümledeki inhibit pain signals ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Her ağrı sinyalini tamamen ortadan kaldırmak
  2. Ağrı sinyallerinin iletimini veya etkisini azaltmak ya da engellemek
  3. Beyinde yeni ağrı sinyalleri oluşturmak
Cevabı göster

Ağrı sinyallerinin iletimini veya etkisini azaltmak ya da engellemek

This is why it was initially prescribed for pain relief. Anlatım akışı

0:21

Başlangıçta ağrı kesici olarak reçete edilmesinin nedeni de budur.

Anlatım akışı

This is why: sonucu açıklamak

This is why önceki cümlede belirtilen mekanizmaya gönderme yapar ve bunun sonucunu açıklar: fentanil başlangıçta ağrıyı gidermek için reçete edilmiştir. Buradaki This tek bir ismi değil, önceki düşüncenin tamamını ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: neden veya mekanizma. This is why + sonuç cümleciği. Önce nedeni sunup ardından ortaya çıkan sonucu açıkça belirterek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Sonuç cümlesini dersteki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The laboratory found a safer method. ____ the team changed its procedure.

Cevabı göster

This is why

It also causes your brain to make extra dopamine

0:24

Ayrıca beyninizin daha fazla dopamin üretmesine neden olur

creating sensations of intense euphoria and relaxation. Dilbilgisi

0:26

ve yoğun öfori ile gevşeme hisleri yaratır.

Dilbilgisi

creating sensations...: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Bu cümlede creating sensations of intense euphoria and relaxation, önceki olayın tamamının sonucunu ekleyen bir present participle yan cümlesidir: beyin fazladan dopamin üretir ve bu da söz konusu hislere yol açar. Sonucun mantıksal kaynağı yalnızca yakındaki dopamine ismi değil, önceki olayın tamamıdır. Virgül + -ing kalıbı, bir olayı ve sonucunu tek cümlede kısa biçimde birleştirir. Buradaki creating çekimsizdir; present progressive bir fiil değildir. Ana cümlenin çekimli fiili causes sözcüğüdür.

Alıştırma

Örnekteki creating sensations of intense euphoria and relaxation ifadesinin dil bilgisel görevi nedir?

  1. Önceki olayın tamamının sonucunu verir.
  2. dopamine sözcüğünün ayrı ve kasıtlı bir eylem yaptığını söyler.
  3. causes ile birlikte present progressive yapısını oluşturur.
Cevabı göster

Önceki olayın tamamının sonucunu verir.

Essentially, fentanyl hijacks your body's built-in system of endorphins Deyimler

0:29

Temelde fentanil, vücudunuzun doğal endorfin sistemini ele geçirir;

by binding to your opioid receptors

0:33

bunu opioid reseptörlerinize,

much in the same way your endorphins do Dilbilgisi

0:35

tıpkı endorfinlerinizin yaptığı gibi,

but at a significantly stronger level.

0:37

ama çok daha güçlü biçimde bağlanarak yapar.

Deyimler

hijacks your body's built-in system: kontrolü ele geçirme mecazı

Burada hijacks mecazidir. Fentanilin aynı opioid reseptörlerine çok daha güçlü biçimde bağlanarak vücutta zaten bulunan endorfin sinyal sisteminin kontrolünü ele aldığını ve onu kullandığını anlatır. Gerçek anlamda bir araç veya kişi ele geçirilmiyor. Bu imge, soyut bir biyolojik mekanizmayı bir kontrolü ele geçirme olayı gibi gösterir: dışarıdan gelen bir madde, anormal bir etki yaratmak için vücutta zaten bulunan yapıyı kullanır. Daha genel olarak hijack, bir şeyin bir süreç, sistem veya konuşma üzerinde istenmeyen bir kontrol kurup onu başka bir yöne çevirmesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede hijack, mevcut bir sistemin kontrolünü ele geçirme şeklindeki aynı mecazi anlamla kullanılmıştır?

  1. Pressing this key activates the screen.
  2. Malware can hijack your browser and redirect every search.
  3. A power cut can disrupt the network.
Cevabı göster

Malware can hijack your browser and redirect every search.

Dilbilgisi

Eylemleri tekrarsız karşılaştırmak için much in the same way ... do

Much in the same way, eylemin gerçekleşme biçimini karşılaştırır: Bu bağlamda madde, opioid reseptörlerine endorfinlerin bağlandığı biçime büyük ölçüde benzer şekilde bağlanır. Much benzerliği güçlendirir, ancak etkilerin tamamen aynı olduğu anlamına gelmez; ardından gelen ifade güç düzeylerini açıkça karşılaştırır. Sondaki do, bind to your opioid receptors fiil öbeğinin yerine geçen bir ikame fiildir. Your endorphins çoğul olduğu için do kullanılır; karşılaştırılan özne tekil olsaydı does kullanılırdı. Böylece tüm yüklem tekrarlanmadan iki özne karşılaştırılır.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin doğru ikame biçimiyle tamamlayın: The new filter removes smoke particles much in the same way the older model ____.

Cevabı göster

does

This might sound fun Anlatım akışı

0:39

Bu kulağa eğlenceli gelebilir,

but activating these receptors can also suppress your brain's ability Kalıp ifadeler

0:40

ancak bu reseptörlerin etkinleşmesi, beyninizin

to detect CO2 levels in the body,

0:44

vücuttaki CO2 düzeylerini algılama yetisini de baskılayabilir

potentially causing a person to stop breathing.

0:46

ve kişinin nefesinin durmasına yol açabilir.

Anlatım akışı

Bir izlenimi kabul edip yön değiştirmek için This might sound fun but kalıbı

Bu yapı önce olası bir ilk izlenimi kabul eder, ardından but ile dikkati daha önemli karşı noktaya yönlendirir. Buradaki This, daha önce anlatılan yoğun haz ve rahatlama hissine gönderme yapar; might sound fun bu çekiciliği konuşanın onayı olarak değil, dinleyicinin düşünebileceği bir şey olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp This might sound + sıfat, but + düzeltme, sınırlama veya risk biçimindedir. Might kabulü ihtiyatlı hâle getirirken but, dinleyicinin sonraki bilgi ışığında ilk değerlendirmesini gözden geçirmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle çekici bir ilk izlenimi kabul edip ardından dikkati ciddi bir dezavantaja yönlendiren kalıbı kullanıyor?

  1. This might sound convenient, but it would give the app access to all your private messages.
  2. This does not sound convenient because the app asks for one extra permission.
  3. This might sound convenient, and it would also reduce the number of steps.
Cevabı göster

This might sound convenient, but it would give the app access to all your private messages.

Kalıp ifadeler

suppress someone's ability to do something yapısı

suppress someone's or something's ability to do something yapısı, bir kişinin veya sistemin belirli bir işlevi yerine getirme kapasitesini engellemek ya da azaltmak anlamına gelir. Burada reseptörlerin etkinleşmesi, beynin CO2 seviyelerini algılama kapasitesine müdahale eder. Suppress, işlevin baskılandığını veya engellendiğini anlatır; tek başına yetinin kalıcı olarak yok edildiği ya da tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

İlacın kişinin tehlikeyi fark etme kapasitesini engellediğini anlatacak şekilde cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The medication may ____ warning signs while you are asleep.

Cevabı göster

suppress your ability to detect

On top of this, Anlatım akışı

0:49

Bunun yanı sıra,

side effects include dizziness, chills, vomiting, fainting,

0:50

yan etkiler arasında baş dönmesi, titreme, kusma, bayılma,

difficulty urinating, and extreme constipation. Dilbilgisi

0:53

idrar yapmada güçlük ve şiddetli kabızlık bulunur.

Anlatım akışı

Birikimli bağlayıcı olarak On top of this

On top of this daha önce belirtilen tehlikeye gönderme yapar ve önemli bir olumsuz noktayı daha ekler. Yan etkileri solunum riskine eklenen başka bir yük olarak sunar; bu nedenle birikimi sıradan bir and sözcüğünden daha güçlü biçimde belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp şudur: Önce bir olgu veya sorun ortaya konur, ardından genel durumu daha ciddi, maliyetli ya da zor hâle getiren ek bir etken On top of this, ile sunulur.

Alıştırma

Örnekte On top of this dinleyiciye ne anlatır?

  1. Daha önce belirtilen solunum riskine başka bir sorun ekler.
  2. Solunum riskiyle ilgili önceki iddiayı düzeltir.
  3. Yan etkilerin fiziksel konumunu belirtir.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen solunum riskine başka bir sorun ekler.

Dilbilgisi

difficulty urinating: difficulty + -ing

Burada difficulty, sorun veya engel anlamındaki bir isimdir; urinating ise yapılması zor olan eylemi belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp difficulty + -ing, yani difficulty doing something şeklindedir. Bu ifade yan etkiler listesindeki bir isim öbeği olduğu için difficulty önünde have yoktur. Tam bir cümlecikte İngilizcede yaygın olarak have difficulty doing something kullanılır. İsim olan difficulty sonrasında -ing biçimini mastarla değiştirmeyin.

Alıştırma

Parantez içindeki resmi fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The patient has difficulty ____ after surgery. (urinate)

Cevabı göster

urinating

In addition, fentanyl is much stronger than other opioids,

0:56

Üstelik fentanil, diğer opioidlerden çok daha güçlüdür:

100 times stronger than morphine Dilbilgisi

0:59

morfinden 100 kat

and 50 times stronger than heroin.

1:01

ve eroinden 50 kat daha güçlüdür.

Dilbilgisi

100 times stronger than: çarpan + karşılaştırma + than

100 times stronger than diziliminde sayısal çarpan, stronger than karşılaştırma ifadesinin önüne gelir. Burada fentanilin etkisinin morfinin etkisinin 100 katı olduğu belirtilir; bu da karşılaştırmayı yalnızca much stronger demekten daha kesin hâle getirir. Aktarılabilir yapı sayı + times + karşılaştırma derecesindeki sıfat veya zarf + than + karşılaştırma hedefi şeklindedir. Stronger zaten karşılaştırma derecesindedir; bu nedenle önüne more eklemeyin ve çarpanı karşılaştırma ifadesinden önce yerleştirin.

Alıştırma

Cümleyi 10 times içeren karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: The new cable is ____ the old one in tensile strength.

Cevabı göster

10 times stronger than

For many drugs to work, Dilbilgisi

1:03

Birçok ilacın işe yaraması için

they need to pass the blood-brain barrier. Kelime

1:04

kan-beyin bariyerini aşması gerekir.

Dilbilgisi

For many drugs to work: for + isim öbeği + to-mastar

For many drugs to work, for + isim öbeği + to-mastar yapısıyla kurulmuş bir yan cümledir. Many drugs, work fiilinin anlamca öznesidir; yani işe yarayan şey ilaçlardır. Ana cümleden önce kullanıldığında, önce gerçekleşmesi istenen koşulu veya hedefi kurar, ardından ana cümle gerekli şartı verir: ilaçların kan-beyin bariyerini geçmesi gerekir. Buradaki for, “bir şey için tasarlanmış” anlamına gelmez ve ilacın kullanım amacını belirtmez.

Alıştırma

The printer ifadesini work fiilinin anlamca öznesi yapan başlangıç yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, it must be connected to the network.

Cevabı göster

For the printer to work

Kelime

blood-brain barrier: kan ile beyin arasındaki fizyolojik filtre

Blood-brain barrier, kan dolaşımındaki hangi maddelerin beyin dokusuna geçebileceğini sıkı biçimde kontrol eden fizyolojik engelin, yani kan-beyin bariyerinin bilimsel adıdır. Bu cümlede bariyeri geçmek, bir ilacın kandan beyne geçebilmesi demektir; bir duvarın içinden geçmesi anlamına gelmez. Kısa çizgi, yerleşik terim içindeki blood ve brain sözcüklerini birleşik bir niteleyici hâline getirir. İfadenin tamamını tek bir terim olarak tanımak, bir ilacın kimyasal özelliklerinin beyne ulaşıp ulaşmamasını veya ulaşma hızını neden etkilediğini anlamayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede blood-brain barrier neyi ifade ediyor?

  1. Beynin sol ve sağ taraflarını ayıran fiziksel bir duvar
  2. İlacın çözünmesini engellemek için tasarlanmış bir ilaç kaplaması
  3. Kandaki maddelerin beyin dokusuna girmesini sınırlayan fizyolojik bir bariyer
Cevabı göster

Kandaki maddelerin beyin dokusuna girmesini sınırlayan fizyolojik bir bariyer

This barrier allows small fat-soluble substances to pass Dilbilgisi

1:06

Bu bariyer, yağda çözünen küçük maddelerin geçmesine izin verirken

and water-loving molecules to be inhibited.

1:09

suyu seven moleküllerin geçişini engeller.

Dilbilgisi

allows ... to pass ve ... to be inhibited

Bu cümlede allows, nesne ve mastardan oluşan iki paralel tümleci yönetir: allows small fat-soluble substances to pass ve ikinci allows söylenmeden anlaşılan water-loving molecules to be inhibited. İlk mastar etken yapıdadır çünkü pass eylemini substances gerçekleştirir. İkincisi edilgen yapıdadır çünkü molecules, inhibit eylemine maruz kalır. Yani suyu seven moleküller başka bir şeyi engellemez; bu moleküllerin kendileri engellenir.

Alıştırma

Cümleyi pass fiilinin etken mastarı ve block fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The membrane allows oxygen ____ and harmful particles ____.

Cevabı göster

to pass · to be blocked

Both morphine and heroin are lipid-soluble

1:12

Hem morfin hem de eroin yağda çözünür,

but they have polar water-loving groups Kelime

1:14

ancak suyu seven polar gruplara sahiptirler;

that make them pass the barrier much more slowly,

1:16

bu da bariyeri çok daha yavaş aşmalarına neden olur.

whereas fentanyl is extremely non-polar and fat-soluble Anlatım akışı

1:18

Fentanil ise son derece apolar ve yağda çözünürdür;

entering the brain within seconds.

1:22

bu nedenle saniyeler içinde beyne girer.

Kelime

polar water-loving groups ile extremely non-polar and fat-soluble karşıtlığı

Burada polar ve water-loving genel olarak aynı yöne işaret eder: bu gruplar suyla daha kolay etkileşime girer. Bağlamda bu gruplar, morfin ve eroinin lipit bakımından zengin bariyeri neden daha yavaş geçtiğini açıklamaya yardımcı olur. Buna karşılık extremely non-polar and fat-soluble, fentanilin yük ayrışmasının çok daha az olduğunu ve yağlı ortamlarla daha uyumlu olduğunu anlatır; bu da beyne hızlı girişini açıklamayı destekler. Water-loving, polar ile ilişkili ve genel dinleyici için anlaşılır bir açıklamadır, ancak her kimya bağlamında onun tam eş anlamlısı değildir.

Alıştırma

Hangi yorum cümledeki bilimsel karşıtlığa en uygundur?

  1. polar, water-loving groups bariyerden daha yavaş geçişle, fentanilin extremely non-polar, fat-soluble character özelliği ise daha hızlı girişle ilişkilidir.
  2. Polar, water-loving, non-polar ve fat-soluble aynı özelliği anlatır.
  3. polar, water-loving groups daha hızlı girişle, fentanilin extremely non-polar, fat-soluble character özelliği ise bariyerden daha yavaş geçişle ilişkilidir.
Cevabı göster

polar, water-loving groups bariyerden daha yavaş geçişle, fentanilin extremely non-polar, fat-soluble character özelliği ise daha hızlı girişle ilişkilidir.

Anlatım akışı

whereas: İki Karşıt Yan Cümleyi Bağlamak

Burada whereas, fentanille ilgili yan cümleyi başlatır ve onu morfin ile eroin hakkındaki önceki bilgilerle doğrudan karşılaştırır. İkinci grubun belirgin biçimde farklı bir özelliğe sahip olduğunu, yani fentanilin son derece apolar ve yağda çözünür olduğunu gösterir. Whereas iki yan cümleyi tek bir cümle içinde birbirine bağlayarak eşleşen farkların kısa ve düzenli biçimde sunulmasını sağlar. Önceki bilgi karşılaştırmanın bir tarafını, sonraki yan cümle ise karşıt tarafını verir.

Alıştırma

İki yan cümleyi doğrudan bağlayarak karşıtlık kurmak için cümleyi hangi seçenek doğru tamamlar? Morphine and heroin cross the barrier slowly, ___ fentanyl enters the brain within seconds.

  1. because
  2. however
  3. whereas
Cevabı göster

whereas

This means you only need tiny amounts to get high Kelime

1:24

Bu, kafayı bulmak için çok küçük miktarların bile yeterli olduğu anlamına gelir

and that's where, in part, the danger lies. Anlatım akışı

1:26

ve tehlikenin bir kısmı da burada yatar.

Kelime

get high: Uyuşturucunun Etkisiyle Sarhoş Olmak

Uyuşturucuyla ilgili bu bağlamda get high, çoğunlukla öfori veya algı değişiklikleri içeren bir sarhoşluk ya da uyuşturucu kaynaklı değişmiş bilinç durumuna girmek anlamına gelir. Fiziksel olarak yükseğe çıkmak veya bir ölçümün artması anlamında kullanılmamıştır. Get fiili bir duruma geçişi belirtir; bu nedenle get high, yalnızca zaten etkilenmiş durumda olmaktan çok etkinin altına girmeye odaklanır. İfade, bu deneyimin güvenli olduğunu göstermez; burada çok küçük bir miktarın bile neden güçlü bir etki yaratabildiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Yalnızca çok küçük miktarların yeterli olduğundan söz edilen cümlede get high ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak daha yüksek bir yere ulaşmak
  2. Uyuşturucunun miktarını artırmak
  3. Uyuşturucu nedeniyle sarhoş olmak veya değişmiş bir bilinç durumuna girmek
Cevabı göster

Uyuşturucu nedeniyle sarhoş olmak veya değişmiş bir bilinç durumuna girmek

Anlatım akışı

that's where, in part, the danger lies: tehlikenin bir kısmı burada yatar

that's where ... lies kalıbı, hemen önce söylenen bir gerçeğe geri gönderme yapar ve bu gerçeği soyut bir meselenin bulunduğu yer ya da kaynağı olarak gösterir. Burada where, çok küçük bir miktarın yeterli olması gerçeğine işaret eder; lies ise 'bulunur' veya 'yatar' anlamındadır, 'yalan söyler' ya da 'uzanır' anlamında değildir. Araya giren in part ifadesi sonucu sınırlar: bu özellik tehlikenin kaynaklarından biridir, ancak açıklamanın tamamı olmak zorunda değildir. Böylece kalıp, önceki bilgiyi bir değerlendirmeye dönüştürürken iddiayı ölçülü tutar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın. Duruma geri gönderme yapan sözcüğü, 'kısmen' anlamındaki iki sözcüklü sınırlayıcıyı ve 'bulunur' anlamındaki fiili kullanın: The project relies on one unreliable supplier. That's ____, ____, the risk ____.

Cevabı göster

where · in part · lies

A lethal dose of fentanyl can be around 2 mg in a test tube

1:29

Bir deney tüpündeki yaklaşık 2 mg fentanil ölümcül bir doz olabilir;

that looks like two grains of salt.

1:32

bu miktar yalnızca iki tuz tanesi gibi görünür.

And since a high level of precision

1:34

Üstelik dozu doğru ayarlamak

is needed to dose it effectively,

1:35

çok yüksek hassasiyet gerektirdiğinden,

it's very easy to overdose.

1:37

aşırı doz almak çok kolaydır.

In fact, there are some reported incidents of first responders Kültür

1:39

Hatta bazı ilk müdahale görevlilerinin

ODing from simply touching fentanyl powder Kelime

1:43

sırf fentanil tozuna dokunarak

or inhaling its dust.

1:45

ya da tozunu soluyarak aşırı doz aldığı bildirilmiştir.

Kültür

first responders: acil duruma ilk ulaşan profesyoneller

First responders, özellikle Kuzey Amerika İngilizcesinde yaygın olan bir kamu güvenliği terimidir ve acil bir duruma ilk ulaşanlar arasında bulunup hemen yardım sağlayan eğitimli personeli ifade eder. Genellikle polisleri, itfaiyecileri, paramedikleri ve acil tıp teknisyenlerini kapsar. Bu, kurumsal bir rolün adıdır; yalnızca bir mesaja veya soruya ilk cevap veren kişi anlamına gelmez. Kapsadığı gruplar yetki alanına göre değişebilir. Bu cümlede, fentanille ilgili bir olaya müdahale eden acil durum personelini geniş anlamda ifade eder.

Alıştırma

Bir haber metninde first responders kimleri ifade eder?

  1. Acil bir durumda yardım eden ilk kişiler arasında bulunan polisler, itfaiyeciler veya acil sağlık personeli
  2. Tedaviye hızla yanıt veren hastane hastaları
  3. Çevrim içi bir mesaja ilk cevap veren kişiler
Cevabı göster

Acil bir durumda yardım eden ilk kişiler arasında bulunan polisler, itfaiyeciler veya acil sağlık personeli

Kelime

ODing: OD’nin gayriresmî -ing biçimi

ODing, overdose sözcüğünün kısaltması olan OD’nin fiil olarak kullanılıp -ing eki almasıyla oluşan OD-ing’in gayriresmî yazımıdır. Bu cümlede yalnızca uyuşturucu kullanmak değil, “aşırı doz almak” veya “aşırı doz durumu yaşamak” anlamına gelir. Bir kısaltmanın bu şekilde fiile dönüştürülmesi gayriresmî konuşmalarda, deşifrelerde, sosyal medyada ve alıntılı haber anlatımında yaygındır. Temel kısaltmayı tanımak, bu biçimi anlamanın anahtarıdır.

Alıştırma

“The caller said his friend was ODing,” cümlesinde ODing ne anlama gelir?

  1. İlaç aldıktan sonra uykusu geliyor
  2. Aşırı doz durumu yaşıyor
  3. Birine uyuşturucu veriyor
  4. Uyuşturucu kullanmayı tamamen bırakıyor
Cevabı göster

Aşırı doz durumu yaşıyor

Though some toxicologists doubt the accuracy of these cases. Anlatım akışı

1:47

Ancak bazı toksikologlar bu vakaların doğruluğundan kuşku duyuyor.

Anlatım akışı

Though some toxicologists doubt...: ödünleme bildiren bir cümle parçası

Though bir ödünleme getirir: dinleyiciye, ardından gelen şüphenin hemen önce sözü edilen vakaların kanıt gücünü sınırladığını bildirir. Anlatım önce çarpıcı bir iddia sunar, ardından güvenilirlik kontrolü ekler; bu nedenle izleyici bu haberleri tartışmasız kanıt olarak görmemelidir. Dilbilgisel olarak bu, though ile başlayan bir yan cümlenin konuşmada bağımsız bir cümle gibi sunulmasıdır. Geleneksel ve eksiksiz bir yazılı biçimde yan cümle bir ana cümleye bağlanırdı; ancak bilinçli olarak kullanılan bu parça, sınırlayıcı bilgiyi sonradan eklenmiş gibi kısa ve vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

“Though some toxicologists doubt the accuracy of these cases.” parçası anlatımda ne işe yarar?

  1. Bildirilen olayların nedenini açıklar.
  2. Uzman şüphesini ekleyerek önceki haberleri sınırlar.
  3. Konuyu yeni ve ilgisiz bir çalışmaya taşır.
  4. Bildirilen her vakanın doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster

Uzman şüphesini ekleyerek önceki haberleri sınırlar.

If it can be administered in time, Kelime

1:50

Zamanında uygulanabilirse,

Kelime

Tıbbi bağlamda administered

Tıp İngilizcesinde administered, bir ilacın ya da tedavinin verilmesi veya uygulanması anlamına gelir. Burada yönetilmek anlamında değildir. Sözcük, edilgen be administered yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır: dilbilgisel odak tedavidir ve tedaviyi veren kişi belirtilmeyebilir. Bu nedenle If it can be administered, birisi tedaviyi uygulayabilirse demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki resmî tıp fiiliyle tamamlayın: The antidote must be ____ by a trained professional.

Cevabı göster

administered

an injection of naloxone can be given to a person Kültür

1:52

kişiye nalokson enjeksiyonu yapılabilir;

which works to stop an overdose by blocking opioid receptors. Dilbilgisi

1:54

nalokson, opioid reseptörlerini bloke ederek aşırı dozu durdurur.

Kültür

Bir nalokson enjeksiyonu

Nalokson, opioid aşırı dozunun yaşamı tehdit eden etkilerini tersine çevirmek için kullanılan belirli bir acil durum ilacıdır. an injection of naloxone ifadesinde injection uygulama yöntemini, naloxone ise enjekte edilen ilacı belirtir. Her türlü panzehirin genel adı ya da bir ağrı kesici değildir. Bu cümlede sonraki yan cümle nasıl etki ettiğini açıklar: opioid reseptörlerini bloke eder.

Alıştırma

Bir halk sağlığı haberinde an injection of naloxone ne anlama gelir?

  1. Ağrıyı hafifletmek için kullanılan herhangi bir enjeksiyon
  2. Her türlü panzehir için kullanılan genel bir ad
  3. Opioid aşırı dozunu tersine çeviren belirli ilacın enjeksiyonla verilen bir dozu
Cevabı göster

Opioid aşırı dozunu tersine çeviren belirli ilacın enjeksiyonla verilen bir dozu

Dilbilgisi

works to ... by blocking: işlev ve mekanizma

Burada works to stop, nalokson enjeksiyonunun amaçlanan etkisini belirtir: aşırı dozun durmasını sağlayacak biçimde işlev görür. Anlam bakımından works fiilinin öznesi a person değil, an injection of naloxone ifadesidir. by blocking opioid receptors, bu etkiyi oluşturan mekanizmayı açıklar. Başka durumlara aktarılabilen X works to do Y by doing Z kalıbı önce işlevi veya amacı, ardından kullanılan yöntemi belirtir; by + -ing, “Ne zaman?” değil, “Nasıl?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Cümleyi works to ... by ... kalıbıyla tamamlayın: “This filter ____ remove harmful particles ____ trapping them in a fine mesh.”

Cevabı göster

works to · by

But the science cannot keep up Öbek fiiller

1:58

Ancak bilim,

with the rate of new fentanyl analogs being produced, Kelime

1:59

yeni fentanil analoglarının üretilme hızına yetişemiyor.

Öbek fiiller

Değişen bir hıza yetişmek için keep up with

Keep up with, başka bir kişiyle, süreçle, miktarla veya değişim akışıyla aynı hızda kalmak ya da yeterince güncel kalmak anlamına gelir. Bu cümlede bilimsel araştırma ve müdahale kapasitesi, yeni fentanil analoglarının üretildiği hız kadar hızlı ilerleyememektedir. with sonrasındaki nesne, neyin hızına yetişilmesi gerektiğini belirtir: üretim hızı. Bu ifade yalnızca bir etkinliği sürdürmek anlamına gelmez; bir tarafın kapasitesini veya ilerlemesini diğer tarafın hızıyla karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “New software updates arrive every hour, and our small security team cannot ___ the pace.”

  1. keep up with
  2. catch up on
  3. keep on
Cevabı göster

keep up with

Kelime

İlaç ve kimya bağlamında fentanyl analogs

Bu cümlede fentanyl analogs, kimyasal yapısı ve/veya farmakolojik etkisi bakımından fentanille ilişkili bileşikleri ifade eder. Analogs çoğul bir isimdir; fentanyl ise referans alınan maddeyi belirtir. Uyuşturucularla ilgili haberlerde analog, retorik bir benzetme veya analog sinyal değil, gerçekten ilişkili bir bileşiktir. Yeni analoglar ilişkili olsalar da etkileri ve riskleri büyük ölçüde farklı olabilir.

Alıştırma

'The lab detected several fentanyl analogs,' cümlesinde 'fentanyl analogs' ne anlama gelir?

  1. Fentanille kimyasal veya farmakolojik olarak ilişkili bileşikler
  2. Fentanili ölçmek için kullanılan elektronik sinyaller
  3. Fentanili metaforlarla açıklayan benzetmeler
Cevabı göster

Fentanille kimyasal veya farmakolojik olarak ilişkili bileşikler

like carfentanil which is 10,000 times more powerful than morphine

2:02

Örneğin karfentanil, morfinden 10.000 kat daha güçlüdür

and has been cited for its possible use in chemical warfare.

2:06

ve kimyasal savaşta kullanılabileceği belirtilmiştir.

Today, drug overdose deaths in America are rising faster than ever Dilbilgisi

2:09

Bugün Amerika'da uyuşturucuya bağlı aşırı doz ölümleri her zamankinden daha hızlı artıyor;

with 65,000 deaths in 2016 compared to 59,000 in 2015

2:13

2015'te 59.000 kişi ölürken 2016'da bu sayı 65.000'e ulaştı

Dilbilgisi

rising faster than ever: rekor artış hızı

Rising faster than ever, artış hızının ilgili geçmiş dönemlerin tümündekinden daha yüksek olduğu anlamına gelir. Rising yukarı yönlü bir eğilimi anlatır, faster bu eğilimin hızını niteler, than ever ise karşılaştırmayı ilgili tüm önceki dönemlere genişletir. Bu ifade, bütün tarihsel değerleri sıralamadan rekor bir değişim hızını vurgular. Tek başına toplam sayının şimdiye kadarki en yüksek değer olduğunu göstermez ve karşılaştırması yalnızca 2016 ile 2015 arasındaki farktan daha geniştir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak 'rising faster than ever' ifadesini kullanarak tamamlayın: Compared with every earlier recorded period, sea levels are ____.

Cevabı göster

rising faster than ever

and opioid use is the crux of the problem. Deyimler

2:19

ve sorunun temelinde opioid kullanımı yatıyor.

Deyimler

the crux of the problem: sorunun özü

Bu cümlede the crux of the problem, meselenin merkezindeki en önemli kısmı ifade eder. Konuşmacı, aşırı dozdan kaynaklanan ölümlerdeki artışı açıklarken anlaşılması gereken kilit nokta olarak opioid kullanımını gösterir. the crux of + isim öbeği kalıbı, bir analizin neye odaklanması gerektiğini belirtir. Bu kalıp tek başına “tek neden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada the crux of the problem ne anlama geliyor?

  1. Meselenin merkezindeki en önemli kısımdır.
  2. Arka plan vermek için eklenen önemsiz bir ayrıntıdır.
  3. Soruna yol açan ilk olaydır.
Cevabı göster

Meselenin merkezindeki en önemli kısımdır.

For context, Anlatım akışı

2:21

Karşılaştırmak gerekirse,

this is higher than the peak gun deaths,

2:22

bu sayı, ateşli silahlara bağlı ölümlerin zirve sayısını da,

peak HIV deaths, and peak car crash deaths.

2:24

HIV ve trafik kazası kaynaklı ölümlerin zirve sayılarını da aşıyor.

Anlatım akışı

Çerçeveleme ifadesi olarak For context,

For context, konuşmacının önceki bilgiyi yorumlamaya yardımcı olacak bir referans noktası eklemek üzere olduğunu gösterir. Burada silah, HIV ve trafik kazası kaynaklı ölümlerin en yüksek seviyeleriyle yapılan karşılaştırmalar, daha önce belirtilen aşırı doz kaynaklı ölüm sayısının büyüklüğünü ortaya koyar. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak ardından gelen kısmı bir bakış açısı veya karşılaştırma ölçütü şeklinde sunar; önceki istatistiğin yeni bir nedeni olarak sunmaz.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlelerde For context, dinleyiciye ne anlatıyor? Sales rose by 8% this quarter. For context, the industry average was 2%.

  1. Sektör ortalaması, %8'lik artışı değerlendirmek için bir ölçüttür.
  2. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçmektedir.
  3. Sektör ortalaması, %8'lik artışa neden olmuştur.
Cevabı göster

Sektör ortalaması, %8'lik artışı değerlendirmek için bir ölçüttür.

All evidence points towards the problem worsening by the end of 2017. Kalıp ifadeler

2:27

Tüm kanıtlar, sorunun 2017 sonuna dek daha da kötüleşeceğini gösteriyor.

Kalıp ifadeler

All evidence points towards ...: kanıta dayalı bir sonuca varmak

“All evidence points towards ...” ifadesindeki points towards mecazidir: eldeki olgular birlikte değerlendirildiğinde bir sonucun veya eğilimin muhtemel olduğunu gösterir. Fiziksel bir işaret etme hareketini ya da kesin bir kanıtı anlatmaz. “Towards” sözcüğünden sonra “the problem worsening by the end of 2017” isim öbeği gelir. Burada “worsening”, adlaştırılmış olayın temel öğesidir; dolayısıyla öbek, kanıtların ne olacağını düşündürdüğünü belirtir.

Alıştırma

Analitik cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: “The available evidence _____ a possible link, but it does not establish one conclusively.”

  1. is caused by
  2. proves
  3. points towards
Cevabı göster

points towards

The reason? Anlatım akışı

2:31

Neden mi?

Research points to widespread prescription of opioids for pain

2:32

Araştırmalar, ağrı tedavisi için opioidlerin yaygın biçimde reçete edilmesine işaret ediyor;

Anlatım akışı

The reason?: nedene geçiş yapan kısaltılmış ifade

“The reason?”, “What is the reason?” sorusunun bilinçli olarak kısaltılmış biçimidir. Yanlışlıkla eksik kalmış bir cümle değil, retorik bir soru parçasıdır. Burada söylem işareti olarak çalışır: önceki bilgi bir sorunu veya eğilimi belirtir, kısa soru bunun nedenine geçileceğini haber verir ve ardından gelen “Research points to ...” yanıtı sunar. Kısalık vurgu yaratır ve açıklamanın ilerlemesini sağlar.

Alıştırma

Bu parçada “The reason?” ne işlev görüyor? “Complaints doubled in May. The reason? A billing error affected thousands of accounts.”

  1. Sonuçtan onun nedenine geçildiğini gösterir.
  2. İlgisiz başka bir sonuç sunar.
  3. Konuşmacının tam bir soru soramadığını gösterir.
Cevabı göster

Sonuçtan onun nedenine geçildiğini gösterir.

which leads to addiction.

2:35

bu da bağımlılığa yol açıyor.

There's also an ease of access for non-prescribers Kalıp ifadeler

2:37

Ayrıca reçetesi olmayan kişiler de bunlara kolayca erişebiliyor;

causing millions of tablets to fall into the wrong hands. Deyimler

2:39

bu yüzden milyonlarca tablet yanlış ellere geçiyor.

Kalıp ifadeler

ease of access: bir şeyi elde etmenin veya kullanmanın kolaylığı

Ease of access, bir şeyi elde etmenin, bir yere girmenin veya bir şeyi kullanmanın ne kadar kolay olduğunu belirten bir isim öbeğidir. Buradaki access, yalnızca bir yere girmek değil, tabletlere ulaşmayı sağlayan bir yol veya fırsat anlamındadır. Ease of access for non-prescribers, erişimi belirli bir grup açısından değerlendirir: reçete yazma yetkisi olmayan kişiler tabletleri gereğinden fazla kolay elde edebilmektedir. Başka bağlamlarda bu ifade bir internet sitesine, hizmete, kursa veya kamu kaynağına ulaşmanın ya da bunları kullanmanın ne kadar kolay olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Bir hizmete ulaşmanın veya onu kullanmanın ne kadar kolay olduğunu belirten isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The library extended its hours to improve ____ for night-shift workers.

Cevabı göster

ease of access

Deyimler

fall into the wrong hands: tehlikeli veya yetkisiz bir kişinin eline geçmek

Fall into the wrong hands, bir şeyin onu kötüye kullanması, sorumsuzca ele alması veya ona sahip olmaya yetkisi olmaması muhtemel bir kişi ya da grubun eline geçmesi anlamına gelen bir deyimdir. Wrong hands, tehlikeli veya yetkisiz bir kişiyi mecazi olarak anlatır. Cümlede bu ifade, tabletlerin kontrolsüz dağılımını bir güvenlik riski olarak sunar. Yeniden kullanılabilir yapı something falls into the wrong hands şeklindedir ve ilaçlar, veriler, silahlar, parolalar veya gizli materyallerle ilgili uyarılarda sık görülür.

Alıştırma

Bir şeyin onu kötüye kullanabilecek bir kişinin eline geçmesi anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Delete the exposed link before the confidential file can ____.

Cevabı göster

fall into the wrong hands

As the danger became more clear,

2:42

Tehlike daha belirgin hâle gelince,

doctors decreased prescriptions of opiates

2:44

doktorlar opiat reçetelerini azalttı.

but this didn't change the fact that thousands of people were addicted, Dilbilgisi

2:46

Ancak bu, binlerce kişinin bağımlı olduğu gerçeğini değiştirmedi

Dilbilgisi

didn't change the fact that: önemli bir gerçeği geçerli tutmak

X didn't change the fact that Y kalıbı, X’in gerçekleştiğini kabul ederken Y’nin hâlâ doğru olduğunu vurgular. Bu cümlede doktorlar opiyat reçetelerini azalttı, ancak bu önlem binlerce insanın zaten bağımlı olduğu mevcut gerçeğini ortadan kaldırmadı. Yeni bir eylem veya iyileşme, önemli bir sınırlamanın gözden kaçırılmasına yol açabilecekse bu kalıbı bir sav içinde kullanabilirsiniz. Şimdiki zaman biçimi doesn't change the fact that şeklindedir; burada geçmiş olaylar anlatıldığı için didn't kullanılmıştır.

Alıştırma

İyileşmeye rağmen güvenlik gerekliliğini geçerli tutan tam kalıpla cümleyi tamamlayın: The new software is faster, but that ____ it still needs a security review.

Cevabı göster

doesn't change the fact that

causing them to seek out illegal markets. Öbek fiiller

2:49

ve bu kişileri yasa dışı piyasalara yöneltti.

Öbek fiiller

seek out: bilinçli olarak arayıp bulmaya çalışmak

Seek out, belirli bir kişiyi, şeyi, kaynağı veya kanalı bulana kadar bilinçli ve etkin biçimde aramak anlamına gelen geçişli bir deyimsel fiildir. Altyazıda bağımlı kişiler etkin biçimde yasa dışı piyasalara yönelmiştir; out fiilin bir parçasıdır ve bir piyasanın içinden dışarı doğru hareketi anlatmaz. Bir isim, seek out advice örneğinde olduğu gibi bütün ifadenin ardından gelebilir. Zamir kullanıldığında onu fiil ile parçacık arasına yerleştirin: seek it out veya seek them out.

Alıştırma

Uzman yardımı bulmak için gösterilen bilinçli çabayı vurgulayan deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: When the symptoms persisted, Maya decided to ____ a specialist.

Cevabı göster

seek out

With an increase in demand,

2:51

Talep artınca,

illicit drug markets turned to cheaper production solutions. Öbek fiiller

2:53

yasa dışı uyuşturucu piyasaları daha ucuz üretim yöntemlerine yöneldi.

Öbek fiiller

turned to: bir çözüm seçmek

Bu cümlede turned to, piyasaların ihtiyaç ya da baskı karşısında daha ucuz üretim çözümlerini kullanmaya veya bunlara bel bağlamaya başladığını ifade eder. Fiziksel bir yön değişikliğini değil, bir seçimi anlatır. Başka durumlara aktarılabilen yapı turn to + kişi, şey veya yöntem biçimindedir: özne, yardım almak ya da bir durumla başa çıkmak için o kaynağı seçer.

Alıştırma

Cümleyi turn to ifadesinin basit geçmiş biçimiyle tamamlayın: When the usual software failed, the team ____ a manual process.

Cevabı göster

turned to

Unlike heroin which is synthesized from poppies, Dilbilgisi

2:56

Haşhaştan sentezlenen eroinin aksine,

fentanyl is entirely synthetic and can be made anywhere for cheap. Kelime

2:59

fentanil tamamen sentetiktir ve her yerde ucuza üretilebilir.

Dilbilgisi

Unlike heroin: karşılaştırmalı bir zıtlık kurmak

Unlike, bir şeye benzememe veya onunla karşıtlık içinde olma anlamına gelen bir edattır. Cümle başındaki Unlike heroin ifadesi, ana cümle fentanilin nasıl farklı olduğunu açıklamadan önce eroini karşılaştırma noktası olarak belirler. Başka durumlara aktarılabilen yapı Unlike + isim öbeği, özne + fiil biçimindedir. Burada ardından gelen which is synthesized from poppies ilgi cümleciği heroin hakkında ek bilgi verir; unlike sözcüğünün kendisi fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi bir şeye benzememe anlamındaki tek sözcüklü edatla tamamlayın: ____ the previous model, this phone can be repaired without special tools.

Cevabı göster

Unlike

Kelime

for cheap: düşük maliyet bildiren gündelik ifade

"For cheap", "çok düşük bir fiyata" veya "çok düşük maliyetle" anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Bu cümlede "can be made" yapısını tamamlar ve üretim maliyetinin düşük olduğunu belirtir. Bu biçim yerleşik bir konuşma dili ifadesidir: Resmî yazıda normalde "cheaply" veya "at low cost" kullanılırken burada "cheap", "for" sözcüğünden sonra gelir. Bunu ürünün kalitesinin düşük olduğuna ilişkin bir yorum olarak değil, maliyet bildiren bir ifade olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Cümleyi "çok düşük bir fiyata" anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: We bought the office chairs ____ when the store closed.

Cevabı göster

for cheap

China has become a heavyweight in manufacturing fentanyl Deyimler

3:02

Çin, fentanil üretiminde büyük bir güç hâline geldi

Deyimler

a heavyweight: önemli ve etkili bir oyuncu

Burada "a heavyweight", belirli bir alanda büyük güce, ölçeğe veya etkiye sahip bir kişi, kuruluş ya da ülkeyi anlatan bir mecazdır. Fiziksel ağırlığı ifade etmez. "a heavyweight in + alan veya faaliyet" kalıbı, bu etkinin geçerli olduğu alanı belirtir. Bu cümlede "in manufacturing fentanyl" ifadesi, iddiayı fentanil üretim sektörüyle sınırlar.

Alıştırma

"The startup has become a heavyweight in online payments," cümlesinde "a heavyweight" ne anlama gelir?

  1. Çok az etkiye sahip yeni bir katılımcı
  2. Fiziksel olarak herkesten daha ağır bir kişi
  3. O alanda büyük etkiye sahip bir kuruluş
Cevabı göster

O alanda büyük etkiye sahip bir kuruluş

and North American law is working to seize supply.

3:05

ve Kuzey Amerika'daki kolluk kuvvetleri sevkiyatlara el koymaya çalışıyor.

However, the UN urges that solutions to the crisis

3:08

Ancak BM, krizin çözümünün

will lie in persuading people not to use opiates Kalıp ifadeler

3:11

insanları opiat kullanmamaya ikna etmekten geçtiğini vurguluyor;

as blocking China's market may simply cause production to move to another nation.

3:13

çünkü Çin pazarının önünü kesmek, yalnızca üretimin başka bir ülkeye kaymasına yol açabilir.

Kalıp ifadeler

lie in persuading: temel çözümün nerede olduğunu göstermek

Bu cümlede lie in, 'bir şeyde yatmak', 'bir şeyde bulunmak' veya 'bir şeye bağlı olmak' anlamına gelir. Önerilen çözümlerin, insanları afyon türevi maddeleri kullanmamaya ikna etme eylemine bağlı olduğu söyleniyor; lie burada 'uzanmak' ya da 'yalan söylemek' anlamına gelmez. Yapı, özne + lie in + isim veya -ing biçimidir. Temel cevabın, nedenin, zorluğun ya da değerin bulunduğu eylemi, niteliği veya etkeni gösterir.

Alıştırma

'Bir şeyde bulunmak' anlamındaki iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The solution may ____ giving local clinics more resources.

Cevabı göster

lie in

Several experts are calling for government support Öbek fiiller

3:17

Bazı uzmanlar hükümet desteği talep ediyor.

for safe consumption sites where people suffering addiction can be supervised, Notlar

3:19

Bağımlılık yaşayan kişiler, güvenli kullanım merkezlerinde gözetim altında tutulabilir;

Öbek fiiller

calling for: kamuoyu önünde eylem talep etmek

Calling for, bir şeyi kamuoyu önünde istemek, savunmak veya gerekli olduğunu belirtmek anlamına gelir. Uzmanlar telefon görüşmesi yapmıyor; devleti güvenli tüketim merkezlerine destek vermeye çağırıyor. Yapı, call for + isim öbeğidir. İsim öbeği talep edilen politikayı, eylemi, değişikliği veya desteği belirtir.

Alıştırma

'Kamuoyu önünde talep etmek' anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Local residents are ____ safer pedestrian crossings.

Cevabı göster

calling for

minimizing risk of overdose,

3:23

böylece aşırı doz riski en aza indirilebilir,

Kültür

safe consumption sites: güvenli tüketim merkezleri

Bu cümlede safe consumption sites, insanların eğitimli personelin gözetimi altında uyuşturucu madde kullanabildiği ve acil yardım ile başka destekler alabildiği yerleri anlatan bir halk sağlığı terimidir. Amaç, özellikle ölümcül aşırı doz riskini azaltarak zararı en aza indirmektir. Safe, hizmetin riski azaltma amacını anlatır. Uyuşturucu kullanımının tamamen risksiz, onaylanmış veya teşvik edilen bir davranış hâline geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir halk sağlığı haberinde safe consumption sites neyi ifade eder?

  1. İnsanların gözetim altında uyuşturucu kullanabildiği ve bir sorun çıkarsa yardım alabildiği yerler
  2. Her ziyaretçinin uyuşturucu kullanmayı hemen bırakmak zorunda olduğu tedavi merkezleri
  3. Tüm ürünlerin zararsız olduğunun onaylandığı mağazalar
Cevabı göster

İnsanların gözetim altında uyuşturucu kullanabildiği ve bir sorun çıkarsa yardım alabildiği yerler

and be supported with counseling

3:25

kendilerine danışmanlık desteği sunulabilir

Dilbilgisi

can be supervised ... and be supported with counseling: can paylaşan edilgen yapılar

can kiplik fiili, eşgüdümlü iki edilgen fiil öbeğini yönetir: be supervised ve be supported with counseling. İkinci bölüm can sözcüğünü tekrarlamaz, ancak supported sözcüğünün edilgen olduğunu göstermek için be ile başlar. Yapı people can [be supervised] and [be supported with counseling] şeklindedir. minimizing risk of overdose, bu iki bölümün arasına yerleştirilmiş ve sonucu anlatan bir -ing öbeğidir. Gözetimin olası bir sonucunu açıklar; be supervised ve be supported ile eşgüdümlü üçüncü bir eylem değildir.

Alıştırma

At the center, visitors can be assessed, reducing delays, and be referred to a specialist cümlesinde, önceki hangi ifade and be referred ile yapısal olarak paraleldir?

  1. to a specialist
  2. be assessed
  3. reducing delays
Cevabı göster

be assessed

and anti-withdrawal drugs that can help people stop using.

3:26

ve maddeyi bırakmalarına yardımcı olacak, yoksunluk belirtilerini azaltan ilaçlar verilebilir.

But can some drugs be good for you?

3:29

Peki bazı uyuşturucular sizin için faydalı olabilir mi?

Check out our second video here

3:31

Buradaki ikinci videomuza göz atın;

where we look through the surprising benefits of some illegal drugs

3:33

orada bazı yasa dışı maddelerin şaşırtıcı faydalarını

and what new research is revealing.

3:36

ve yeni araştırmaların neler ortaya koyduğunu inceliyoruz.

Check it out by clicking the screen

3:38

Ekrana tıklayarak videoyu izleyebilir

or using the link in the description.

3:39

ya da açıklamadaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

And subscribe for more weekly science videos every Thursday.

3:41

Her perşembe yayımladığımız yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.