😱 Pocoyo'nun yatağının altında GİZLİ BİR CANAVAR var! 🎃 CADILAR BAYRAMI 2025 | Pocoyo | Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları
Pocoyo English - Official Channel
Video özeti: Pocoyo, kendisini önce hangisinin korkutma hakkına sahip olduğu konusunda tartışan iki canavarla karşılaşır. İkisinin de denemesine izin vererek gürültülü anlaşmazlığı sona erdirir; ancak üçüncü bir canavarın gelişi yeni bir sorun yaratır: Artık üçünün de barış içinde yaşamayı öğrenmesi gerekir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Or should I say — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Az önce söylediğiniz bir şeyi tüm cümleyi baştan ve yapay biçimde tekrarlamadan düzeltmeyi, netleştirmeyi veya şakacı bir şekilde yeniden ifade etmeyi öğrenin. Bir selamı, betimlemeyi ya da görüşü duruma göre hemen uyarlamanız gerektiğinde kullanışlıdır. 2. monster under the bed — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: İngilizce çocuk hikâyelerinde yaygın olan bir korku motifini, yani çocuğun yatağının altında saklandığı düşünülen hayalî yaratığı tanıyın. Böylece benzer sahneleri, uyku öncesi hikâyeleri ve şakaları yalnızca sözcüğü sözcüğüne yorumlamak yerine kültürel bağlamıyla anlayabilirsiniz. 3. get along. — Öbek Fiiller: İnsanların veya grupların barış içinde bir arada yaşamasını ya da iyi ilişki kurmasını anlatan bu öbek fiili anlayıp kullanın. Özellikle bir çatışmadan sonra yeniden anlaşması gereken kardeşler, arkadaşlar, sınıf arkadaşları veya iş arkadaşları arasındaki ilişkileri anlatmaya uygundur.
Bu derste
Or should I say: konuşurken hemen düzeltme yapmak
Or should I say, konuşmacının az önce söylediği ya da söylemek üzere olduğu bir ifadenin yerine yenisini getirir. Burada good evening, gece ortamına daha uygun olduğu için önceki selamlaşmanın yerini alır. Soru dizilimine sahip olsa da konuşmacı aslında Pocoyo'dan karar vermesini istemez. “Daha doğrusu...” gibi işlev görür ve düzeltmeye hafif ya da şakacı bir hava katabilir.
Alıştırma
Anında düzeltme yapıldığını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: It is chilly, ____ freezing.
Cevabı göster
or should I say
I don't think so: önceki bir düşünceyi nazikçe reddetmek
I don't think so, konuşmacının daha önce söylenen bir düşüncenin doğru olmadığına veya gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğuna inandığını belirten tam bir yanıttır. so, az önce söylenen düşüncenin tamamının yerini tuttuğu için düşünceyi yeniden söylemek gerekmez. Burada anlatıcı, bir canavar olduğu düşüncesini nazikçe reddeder. Bu ifade, yalnızca no demekten genellikle daha yumuşak ve rahatlatıcı gelir.
Alıştırma
Önceki düşünceyi tekrar etmeden nazikçe reddeden kalıp yanıtı tamamlayın: I ____.
Cevabı göster
don't think so
just your imagination: zihnin oluşturduğu bir şey
Burada imagination, genel olarak hayal kurma yeteneğini değil, zihnin oluşturduğu bir şeyi anlatır. Konuşan kişi, diğer kişinin fark ettiği şeyin muhtemelen gerçek olmadığını düşünüyor. Just “yalnızca” anlamındadır ve olası tehlikeyi daha önemsiz gösterir. It's just your imagination. ifadesi, garip bir görüntü, ses ya da kaygı yüzünden endişelenen birini rahatlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
“It's probably just your imagination,” cümlesinde just your imagination ne anlama gelir?
- Hikâye uydurma konusundaki güçlü yeteneğin.
- Zihninin oluşturduğu ve muhtemelen gerçek olmayan bir şey.
- Uygulaman gereken bir plan.
Cevabı göster
Zihninin oluşturduğu ve muhtemelen gerçek olmayan bir şey.
No way: şaşkınlık belirten bir ünlem
Burada No way, günlük konuşmada kullanılan bir ünlemdir. “Gerçekten mi?” veya “İnanamıyorum” ifadelerine yakın biçimde güçlü bir şaşkınlık ya da inanamama duygusu gösterir. you were right sözleri, konuşan kişinin beklenmedik bir şeyi yeni fark ettiğini gösterir. Başka bir bağlamda No way kesin bir ret anlamına gelebilir; ancak burada şaşırtıcı bir habere tepkidir.
Alıştırma
“No way, you were right.” cümlesinde No way ne ifade eder?
- Bir şeyi yapmayı kesin biçimde reddetme.
- Güçlü şaşkınlık ve inanamama.
- Yolun gösterilmesini isteme.
Cevabı göster
Güçlü şaşkınlık ve inanamama.
It seems like the monsters are arguing about who has the right to scare you. Notlar
0:59Görünüşe göre canavarlar seni korkutma hakkının kimde olduğu konusunda tartışıyorlar.
Temkinli bir çıkarım için It seems like
It seems like + cümle, ipuçlarına dayanan bir sonucu anlatır. Burada anlatıcı bir tartışma duyar ve olanları kesin bir gerçek olarak söylemek yerine ne olduğunu tahmin eder. İpuçları yalnızca görülen şeylerden değil, seslerden, davranışlardan veya durumun tamamından gelebilir. Doğrudan bir ifadeyle karşılaştırıldığında It seems like, konuşanın yanılabileceğine yer bırakır.
Alıştırma
Işıkların kapalı ve kapının kilitli olduğunu görüyorsun ama emin değilsin. Hangi cümle temkinli bir çıkarım ifade eder?
- The shop is definitely closed.
- It seems like the shop is closed.
- Is the shop closed?
Cevabı göster
It seems like the shop is closed.
arguing about who + yan cümle
arguing about who has the right... ifadesinde about, anlaşmazlığın konusunu tanıtır. Who ile başlayan yan cümle tam olarak neyin tartışıldığını, yani hangi kişinin seni korkutma hakkına sahip olduğunu açıklar. Bu who yan cümlesi, daha büyük cümlenin içine yerleşmiş dolaylı bir sorudur; dinleyiciye yöneltilen ayrı bir soru değildir. Aynı yapı talk about what... ve think about where... gibi ifadelerde de görülebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, tartışılan konuyu belirtmek için about + who yan cümlesini kullanır?
- The players are asking who the captain is.
- The players are arguing with the captain.
- The players are arguing about who should be captain.
Cevabı göster
The players are arguing about who should be captain.
the right to scare: bir şeyi yapma hakkı
the right to scare ifadesinde right bir isimdir ve bir şeyi yapma hakkı, izni ya da yetkisi anlamına gelir. the right to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin o eylemi yapmasına izin verildiğini veya buna hakkı olduğunu gösterir. Burada konuşan, seni korkutmaya kimin yetkisi olduğunu tartışan canavarları anlatıyor. Bu anlam, right kelimesinin “doğru” veya “sağ” anlamından farklıdır. right to + fiil yapısını gördüğünde, genellikle onu o eylemle ilgili hak ya da izin olarak anla.
Alıştırma
Everyone has the right to speak at the meeting cümlesinde the right to speak ne anlama gelir?
- Konuşmanın doğru yolu
- Konuşma izni veya hakkı
- Konuşulacak taraf
Cevabı göster
Konuşma izni veya hakkı
The monster under the bed says he arrived here first. Kültür
1:04Yatağın altındaki canavar buraya önce kendisinin geldiğini söylüyor.
monster under the bed: tanıdık bir çocukluk korkusu imgesi
Monster under the bed, bir çocuğun yatağının altında saklandığı hayal edilen bir canavarı anlatır. Sözcükler canavarın yerini belirtir, ancak bu ifade yatmadan önce anlatılan hikâyelerde ve çizgi filmlerdeki yaygın bir çocukluk korkusunu da hatırlatır. Bu cümlede ifade, canavarı bu korkuyla bağlantılı, tanıdık bir hikâye karakteri olarak sunar. Yani yalnızca yatağın altında bulunan herhangi bir yaratığın tarafsız bir açıklaması değildir.
Alıştırma
Bir çocuk hikâyesinde monster under the bed genellikle neyi akla getirir?
- İşi yatakları onarmak olan bir kişi
- Bir çocuğun yatağının altında saklanan tanıdık ve korkutucu bir canavar imgesi
- Yalnızca dışarıda yaşayan gerçek bir hayvan
Cevabı göster
Bir çocuğun yatağının altında saklanan tanıdık ve korkutucu bir canavar imgesi
But the one in the wardrobe says that he's a thousand years older than him Dilbilgisi
1:09Fakat gardıroptaki canavar ondan bin yaş daha büyük olduğunu
the one in the wardrobe: bilinen bir ismin yerine kullanılan one
the one in the wardrobe ifadesindeki one, bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. Burada monster sözcüğünün yerini tuttuğu için ifade “gardıroptaki canavar” anlamına gelir; 1 sayısını anlatmaz. the one + betimleyici ifade kalıbı, ismi tekrarlamadan bilinen bir gruptaki belirli bir kişiyi veya şeyi gösterir: the one by the window, the one with blue stripes.
Alıştırma
Masanın üzerinde birkaç anahtar var. Hangi cümle key sözcüğünü tekrarlamadan fincanın yanındaki anahtarı doğal biçimde ister?
- Please give me one beside cup the.
- Please give me the number one beside the cup.
- Please give me the one beside the cup.
Cevabı göster
Please give me the one beside the cup.
a thousand years older than him: kesin yaş farkını belirtmek
Yapı, zaman miktarı + older than + karşılaştırılan kişi şeklindedir. A thousand years yaş farkının ne kadar olduğunu belirtir, older kimin daha büyük olduğunu gösterir ve than him kiminle karşılaştırma yapıldığını bildirir. Cümle, onun yaşının diğer kişinin yaşından bin yıl fazla olduğunu söyler. Miktarı older sözcüğünden önce koyun: two years older than me. Buradaki him, than sözcüğünden sonra gelen karşılaştırma hedefidir; bir eylemden etkilenen kişi değildir.
Alıştırma
Nora 11, Ben ise 8 yaşında. Cümleyi amount + older than yapısıyla tamamlayın: Nora is ____ Ben.
Cevabı göster
three years older than
and that elders should get priority. Kalıp ifadeler
1:12ve yaşlılara öncelik verilmesi gerektiğini söylüyor.
get priority: öncelikli olmak
get priority yapısında özne, diğerlerinden önce değerlendirilen kişi, grup veya iştir. Burada elders should get priority, yaşlıların önce geçmesi ya da önce ilgi görmesi gerektiği anlamına gelir. Bu ifadede priority fiziksel bir nesne değil, sıra veya ilgi bakımından öncelikli olmayı anlatır. Yapı özne + get priority şeklindedir; should ise bunun adil veya uygun bir seçim olduğu düşüncesini ekler.
Alıştırma
Cümleyi, öncelikli sıra almak anlamındaki bu dersin iki sözcüklü ifadesiyle tamamlayın: Passengers with disabilities should ____.
Cevabı göster
get priority
There's no need to worry: birini rahatlatmak
There's no need to worry, endişelenmenin gerekli olmadığı anlamına gelir. Pocoyo'ya korkmasına veya kaygılanmasına gerek olmadığını söyleyerek onu rahatlatır. Yapı There is no need to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu yapıda need bir isimdir; to ise worry, hurry veya wait gibi gerekli olmayan eylemi başlatır.
Alıştırma
Rahatlatıcı cümleyi There's no need to yapısının tamamını kullanarak tamamlayın: ____ worry; the dog is friendly.
Cevabı göster
There's no need to
going to take a while ... bir şeyin zaman alacağını tahmin etmek
Take a while, bir şeyin bitmesi için biraz zaman gerektiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir; burada take, bir şeyi alıp götürmek anlamında değildir. Bu cümlede be going to, mevcut duruma dayalı bir tahmini gösterir. Konuşan kişi bunun hemen bitmeyeceğini düşünür.
Alıştırma
Tamirin biraz zaman alacağını anlatan kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The repair is going to ____.
Cevabı göster
take a while
wake up ... uyanmak veya birine uyanmasını söylemek
Wake up, uyuduktan sonra uyanık hâle gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Emir olarak kullanılan Wake up!, dinleyene uyanmasını söyler; you öznesi anlaşılır durumdadır ve up ifadenin bir parçasıdır. Burada kısa emir cümlesi uykulu birine doğrudan seslenir. Aynı ifade yalnızca emir vermek için değil, I wake up early örneğinde olduğu gibi kişinin uyanmasını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Birine uyanmasını söyleyen emri tamamlayın: ____! It is time for breakfast.
Cevabı göster
Wake up
It sounds like: sesten çıkarım yapmak
It sounds like + yan cümle, “Duyduğum sesler bunun doğru olduğunu düşündürüyor” anlamına gelir. Burada konuşan kişi önceki gürültünün kesildiğini fark eder ve onların sonunda durduğunu çıkarır. Bu ifade düşüncenin kaynağını açıkça gösterir: bir ses veya duyulan bir bilgi. Kesin bir gerçeği değil, bir çıkarımı anlatır.
Alıştırma
Dışarıdan ayak sesleri duyuyorsunuz ama kimseyi göremiyorsunuz. Sese dayalı çıkarımı en iyi hangi cümle anlatır?
- It sounds like someone is at the door.
- It looks like someone is at the door.
- It seems like someone is at the door.
Cevabı göster
It sounds like someone is at the door.
guess not: konuşmada hızlı bir düzeltme
Guess not., I guess not. ifadesinin günlük konuşmadaki kısaltılmış biçimidir. “Görünüşe göre değil” veya “Cevap hayır gibi” anlamına gelir. I söylenmese de öznenin I olduğu anlaşılır. Yeni bir kanıt önceki düşüncenin yanlış olduğunu hızla gösterdiğinde sıkça kullanılır. Guess, düzeltmeyi yumuşatır; burada bilmece cevabı tahmin etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Sam, “I thought the cat was asleep, but guess not. She's running around.” diyor. Guess not burada ne yapıyor?
- Kedinin hiçbir zaman uyumadığını kesin biçimde kanıtlar.
- Birinden tahminde bulunmasını ister.
- Sam'in önceki düşüncesini hafif bir dille düzeltir.
Cevabı göster
Sam'in önceki düşüncesini hafif bir dille düzeltir.
Looks like you're not getting much sleep tonight Pocoyo. Kalıp ifadeler
2:05Görünüşe göre bu gece pek uyuyamayacaksın Pocoyo.
Looks like + yan cümle: gündelik bir çıkarım
Cümle başında Looks like + yan cümle, It looks like + yan cümle yapısının özellikle konuşmada yaygın olan gayriresmî biçimidir. “Görünüşe göre...” anlamına gelir ve konuşanın fark ettiği duruma dayanarak vardığı sonucu sunar. Burada konuşan kişi, durumdan yola çıkarak Pocoyo'nun az uyuyacağını tahmin ediyor. Looks, Pocoyo'ya bakmasını söyleyen bir emir değildir; Looks like ifadesinin tamamı konuşanın değerlendirmesini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi It looks like ifadesinin iki kelimelik gayriresmî biçimiyle tamamlayın: ____ we're going to need a bigger table.
Cevabı göster
Looks like
not getting much sleep: get + miktar + sleep
get some/much/enough sleep yapısında sleep, dinlenme miktarını belirten sayılamayan bir isimdir; get ise fiziksel olarak bir şey elde etmek değil, “uyuyabilmek” anlamına gelir. Not getting much sleep çok az uyumak demektir; ayrıca kötü veya bölünmüş bir gece uykusunu da düşündürebilir. Bu kalıp farklı miktarlarla kullanılabilir: get enough sleep, get a lot of sleep, get very little sleep ve not get much sleep.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın çok az uyuduğunu doğal biçimde ifade eder?
- I didn't get many sleeps last night.
- I didn't get much sleep last night.
- I didn't take much sleep last night.
Cevabı göster
I didn't get much sleep last night.
going to have to: gelecekteki bir zorunluluk
Be going to have to + fiilin yalın hâli, bir eylemin ileride gerekli hâle geleceğini anlatır. Be going to gerekliliği geleceğe yerleştirir, have to ise zorunluluğu ifade eder. Bu cümlede going bir yere gitmeyi anlatmaz. Konuşan kişi, durum nedeniyle bir şey yapmanın gerekli olacağını söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi “yapmak gerekecek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The bus has stopped running, so we're ____ walk home.
Cevabı göster
going to have to
No need to argue: tartışmayı durdurmanın kısa bir yolu
No need to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gerekli olmadığını anlatan kısa bir konuşma kalıbıdır. There's söylenmese de yapı, There's no need to... şeklinde anlaşılabilir. Burada No need to argue yalnızca gereklilik olmadığını belirtmez; insanlara tartışmayı bırakmalarını sakin bir şekilde söyler. Aynı kalıp birini rahatlatmak veya bir eylemden vazgeçirmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız küçük bir hata hakkında tartışmaya başlıyor. Tartışmanın gereksiz olduğunu doğal biçimde söyleyen kısa cümle hangisidir?
- No need to argue.
- No need arguing to.
- No need argue.
Cevabı göster
No need to argue.
You're so smart: so ile güçlendirilen doğrudan övgü
You're so smart doğrudan ve güçlü bir övgüdür. Buradaki so, “çok” ya da “gerçekten” anlamına gelen bir derece zarfıdır; smart sözcüğünü güçlendirir ve “bu nedenle” anlamına gelmez. Bu bağlamda ifade, kişinin genel zekâsını değerlendirmekten çok akıllıca bir fikri veya davranışı över. Tekrar kullanılabilen You're so + sıfat kalıbı sıcak ve doğrudan övgü bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, akıllıca bir fikir bulan arkadaşınızı doğrudan över?
- You're so smart.
- So you're smart?
- You're so tired.
Cevabı göster
You're so smart.
problem's been solved: tamamlanmış bir sonucu bildirmek
The problem's been solved cümlesinde 's, has anlamına gelir; bu nedenle tam biçim The problem has been solved olur. has been + geçmiş zaman ortacı yapısı, present perfect'ın edilgen biçimidir. Bu yapı, şu anda önem taşıyan tamamlanmış bir sonucu bildirir: önceden bir sorun vardı, ama artık çözülmemiş değildir. Edilgen yapı, sorunu kimin çözdüğünden çok soruna ve sonuca odaklanır.
Alıştırma
Durum bildirimini has been kısaltmasıyla tamamlayın: The problem____ solved.
Cevabı göster
's been
Well done: iyi bir sonuç için övgü
Well done kalıplaşmış bir övgü ifadesidir. Bu cümlede “Bunu başarıyla yaptın” anlamına gelir ve sonuçtan memnun olunduğunu gösterir. Bir eylemden sonra tek başına tam bir karşılık olarak kullanılabilir. Burada yiyeceğin nasıl pişirildiğini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi ifade, bir görevi başarıyla tamamlayan kişiyi doğrudan över?
- Well done.
- Never mind.
- Not yet.
Cevabı göster
Well done.
might get some sleep: belirsiz bir olasılık
might get some sleep ifadesinde might, kesin değil, olası bir sonucu belirtir. İfade, artık bir süre uyumanın mümkün olabileceği anlamına gelir. Might sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli get gelir. Get some sleep, “biraz uyumak” veya “biraz dinlenmek” anlamına gelen doğal bir ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümle uyumanın mümkün, ancak kesin olmadığını söyler?
- I got some sleep last night.
- I might get some sleep tonight.
- I will get some sleep tonight.
Cevabı göster
I might get some sleep tonight.
Now all three of them have to try and get along. Öbek fiiller
2:51Şimdi üçünün de birbiriyle iyi geçinmeye çalışması gerekecek.
get along: dostça veya huzur içinde geçinmek
Burada get along, “dostça ya da kavga etmeden bir arada olmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. get ve along sözcüklerini ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, tek bir ifade olarak anlamak gerekir. have to try and get along yapısında try and, “bir şeyi yapmak için çabalamak” demektir. Üçü de kavga etmeden birlikte olmak için çaba göstermelidir. Diğer kişinin veya grubun kim olduğunu belirtmek için get along with someone yapısını kullanın.
Alıştırma
“Dostça veya huzurlu bir ilişkiye sahip olmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even when we disagree, we should try to ____.
Cevabı göster
get along