Hawaii'nin devrilişinin karanlık tarihi - Sydney Iaukea: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
721 kelime 138 kel/dk

Video özeti: Bu video, Kraliçe Liliʻuokalani’nin Hawaii monarşisinin devrilmesine karşı verdiği mücadeleyi anlatır. Misyonerlerle bağlantılı ticari çıkarların Yerli Hawaiililerin siyasi haklarını nasıl kısıtladığını, kraliçeyi görevden alıp hapsettiğini ve ABD’nin ilhakını desteklediğini açıklar. Hawaii egemenliğini geri getirme çabaları sonuçlanmasa da halkına bağlılığı kalıcı bir direniş mirası bırakmıştır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 75 years earlier, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Tarihî ya da biyografik bir anlatıyı çarpıcı bir olaydan, o olaya yol açan daha eski gelişmelere taşıyan kısa bir geriye dönüş işaretini tanıyıp kullanmayı öğrenin; böylece arka plan verirken olayların zaman sırasını okuyucu veya dinleyici için anlaşılır tutabilirsiniz. 2. the so-called Committee of Safety, — Konuşma edimbilimi ve tutum. so-called ifadesinin bir kuruluşun resmî adına eleştirel mesafe koyduğunu ve bu adın kuruluşun davranışlarını ya da meşruiyetini gerçekten yansıtıp yansıtmadığına ilişkin kuşku belirttiğini anlayın; onu tarafsız adlandırma için değil, bir etiketi sorgularken dikkatle kullanın. 3. obliterate the past." — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu sözü zamanı fiziksel olarak yok etmek şeklinde değil, kolektif hafızayı bastırıp rahatsız edici bir tarihi silmeye yönelik güçlü bir mecaz olarak yorumlayın; sözcük seçiminin, hak gasbı ve direniş anlatılarını susturma yönündeki siyasi arzuyu nasıl yoğunlaştırdığını fark edin.

Bu derste

It was January 16th, 1895. Anlatım akışı

0:06

Tarih 16 Ocak 1895'ti.

Anlatım akışı

January 16th, 1895: kesin bir anlatı başlangıcı

Tam ve belirli bir tarihle başlamak, dinleyiciye zaman çizelgesi üzerinde hemen sabit bir nokta verir. Cümle, geçmişten belirsiz biçimde söz etmek yerine olayların izlenebilir bir tarihsel ana bağlı olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp It was + tarih veya saat biçimindedir. Anlatıcı önce zaman çerçevesini kurup ardından tarihsel bir anlatıda, haberde veya kişisel anıda ne olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Başlangıçtaki tam tarihin temel anlatı işlevi nedir?

  1. Kesin tarihin bilinmediğini gösterir.
  2. Hikâyeye kesin bir tarihsel başlangıç noktası verir.
  3. Olayın ne kadar sürdüğünü açıklar.
Cevabı göster

Hikâyeye kesin bir tarihsel başlangıç noktası verir.

Two men arrived at Lili'uokalani's door,

0:10

İki adam Lili'uokalani'nin kapısına geldi,

arrested her and led her to the room where she would be imprisoned. Dilbilgisi

0:13

onu tutukladı ve hapsedileceği odaya götürdü.

Dilbilgisi

where she would be imprisoned: yer ve geçmişten bakılan gelecekte edilgenlik

Where she would be imprisoned ilgi cümleciği the room ifadesini niteler. Burada where, 'o odada' anlamına gelir; böylece cümlecik, orayı daha sonra gerçekleşecek olayla tanımlar. Would be imprisoned, geçmişten bakılan geleceği edilgen yapıyla birleştirir. Onun odaya götürüldüğü geçmiş anda hapsedilme hâlâ daha sonra gerçekleşecek bir olaydı; would burada istek bildirmez.

Alıştırma

Geçmiş anlatıyı where ve geçmişten bakılan gelecek zamanın edilgen yapısıyla tamamlayın: They took the witness to the office ____ she ____ questioned.

Cevabı göster

where · would be

A group had recently seized power and now confiscated her diaries, Notlar

0:18

Yakın zamanda iktidarı ele geçiren bir grup şimdi günlüklerine el koydu,

Kalıp ifadeler

had recently seized power: kısa süre önce iktidarı ele geçirmişti

Bu cümlede seize power, bir hükûmetin veya yönetim sisteminin kontrolünü ele geçirmek demektir; genellikle bunun ani biçimde ve güç ya da baskı yoluyla gerçekleştiğini ima eder. Buradaki power, enerji veya fiziksel güç değil, siyasi yetkidir. Had seized, past perfect yapısıdır: iktidarın ele geçirilmesini daha sonraki geçmiş eylem olan confiscated’dan önceye yerleştirir. Recently, bu olayın geçmişteki o referans noktasından kısa süre önce gerçekleştiğini belirtir; mutlaka bugünden kısa süre önce anlamına gelmez.

Alıştırma

seize power ifadesini past perfect yapısında kullanıp recently sözcüğünü doğal yerine koyarak haberi tamamlayın: When the radio stations were shut down, the military ____.

Cevabı göster

had recently seized power

Kelime

confiscated her diaries: yetki kullanarak günlüklerine el koydu

Confiscated, confiscate fiilinin simple past biçimidir. Yetki kullanan birinin genellikle bir yasa, kural, soruşturma veya denetim gücü nedeniyle bir eşyayı alması anlamına gelir. Her diaries nesnesi, alınan şeyin onun günlükleri olduğunu belirtir. Burada confiscated, günlüklerin alınmasını sıradan bir alma eylemi değil, bir güç kullanımı olarak sunar. Sözcük, yetkilinin adil veya meşru olduğunu ileri sürmeden de onun eylemini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi confiscate fiilinin simple past biçimiyle tamamlayın: Customs officers ____ the undeclared plants at the airport.

Cevabı göster

confiscated

ransacked her house,

0:22

evini yağmaladı,

claimed her lands and hid her away. Öbek fiiller

0:23

topraklarında hak iddia etti ve onu sakladı.

Öbek fiiller

hid her away: birini saklamak veya tecrit etmek

Hide someone away, birini başkalarının kolayca bulamayacağı, göremeyeceği veya ulaşamayacağı bir yere yerleştirmek demektir. Bağlama göre amaç korumak ya da kontrol etmek olabilir. Burada hid her away, onun kendi isteğiyle saklanmasından çok zorla tecrit edildiğini düşündürür. Kalıp hide + kişi + away şeklindedir. Nesne bir zamirse fiil ile away arasına gelir: hid her away; hid away her denmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için hide fiilinin basit geçmiş biçimini him ve away ile kullanın: The family ____ until the danger had passed.

Cevabı göster

hid him away

Lili'uokalani was Hawaii's queen

0:26

Lili'uokalani Hawaii'nin kraliçesiydi

and she ruled through one of the most turbulent periods of its history. Kalıp ifadeler

0:29

ve tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birinde hüküm sürdü.

Kalıp ifadeler

ruled through one of the most turbulent periods: en çalkantılı dönemlerden birinde hüküm sürmek

Bu cümlede ruled through a turbulent period, o zor ve istikrarsız dönem sürerken hüküm sürmek anlamına gelir. Through, dönemi hükümdarın görevde kaldığı ve yaşadığı bir zaman dilimi olarak sunar; yönetmek için kullandığı bir yöntem olarak değil. One of the most turbulent periods, son derece istikrarsız dönemlerden oluşan bir grubun içindeki bir dönem demektir. One of the most ifadesinden sonra sayılabilen isim çoğul kullanılır: periods.

Alıştırma

Burada ruled through one of the most turbulent periods ne anlama geliyor?

  1. İstikrarsızlığı yönetim yöntemi olarak kullandı.
  2. Son derece istikrarsız bir dönem sürerken hüküm sürdü.
  3. Yalnızca istikrarsız dönem bittikten sonra hüküm sürmeye başladı.
Cevabı göster

Son derece istikrarsız bir dönem sürerken hüküm sürdü.

75 years earlier, Anlatım akışı

0:33

75 yıl önce,

American missionaries first arrived in Hawaii.

0:34

Amerikalı misyonerler Hawaii'ye ilk kez gelmişti.

Anlatım akışı

75 years earlier: anlatının zaman çizgisini geçmişe taşımak

75 years earlier, anlatının zaman noktasını yeniden ayarlamak için cümlenin başına getirilen bir zaman ifadesidir. Okuru, hikâyede önceden belirlenmiş geçmiş bir referans noktasından 75 yıl geriye götürür ve daha eski arka plan bilgilerini sunar. Burada earlier, mutlaka bugüne değil, anlatıdaki o referans noktasına göredir. Yeniden kullanılabilen number + time unit + earlier kalıbı, tarihî veya biyografik bir metni zaman çizelgesinin daha eski bir aşamasına taşır.

Alıştırma

Bu kısa biyografiyi okuyun: She became mayor in 2015. Ten years earlier, she had opened a small clinic. ten years earlier ne anlama gelir?

  1. Biyografinin yazıldığı tarihten on yıl önce
  2. 2015'ten on yıl sonra
  3. 2015'ten on yıl önce
Cevabı göster

2015'ten on yıl önce

They quickly amassed power, Kalıp ifadeler

0:38

Hızla güç kazandılar,

Kalıp ifadeler

quickly amassed power: gücün hızla biriktirilmesi

To amass power, zaman içinde büyük miktarda yetki, kontrol veya nüfuz biriktirmek anlamına gelir. Amass birikim sürecine odaklanır; quickly ise bu sürecin kısa zamanda gerçekleştiğini belirtir. Bu ifade tek başına ani bir iktidarı ele geçirme eylemini anlatmaz. Süreç hızlı olsa bile gücün birikerek arttığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için quickly amass power ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After the merger, the small group ____ and soon controlled every committee.

Cevabı göster

quickly amassed power

building businesses and claiming arable land that they transformed into plantations. Notlar

0:39

işletmeler kurdular ve plantasyonlara dönüştürdükleri ekilebilir arazilerde hak iddia ettiler.

Kelime

arable land: ürün yetiştirmeye uygun arazi

Arable land, ürün yetiştirmeye uygun arazi anlamına gelir. Genel olarak herhangi bir araziyi ifade etmez ve her tür tarım arazisini otomatik olarak kapsamaz. Bu cümlede arable, arazinin kullanılabilir bir tarımsal kaynak olduğunu gösterir. Bu ayrıntı, arazinin neden plantasyonlara dönüştürülebildiğini açıklar.

Alıştırma

arable land ne anlama gelir?

  1. Ürün yetiştirmeye uygun arazi
  2. Herhangi bir açık arazi
  3. Yalnızca konut için kullanılan arazi
Cevabı göster

Ürün yetiştirmeye uygun arazi

Kalıp ifadeler

transformed ... into plantations: transform A into B yapısı

Transform A into B, A’yı değiştirerek B hâline getirmek anlamına gelir. Burada that, arable land ifadesine gönderme yapar; değişimin sonucu ise ticari ürünlerin yetiştirildiği büyük tarım işletmeleri olan plantations ifadesidir. Into, değişimin sonucunu tanıtır. Yaygın etken yapı someone transforms A into B, edilgen yapı ise A is transformed into B biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi transform fiilinin geçmiş hâli ve transform A into B yapısında kullanılan edatla tamamlayın: Last year, the town ____ the empty lot ____ a public garden.

Cevabı göster

transformed · into

They worked closely with the ali'i Kültür

0:44

Tanrılarla yakından bağlantılı olan

or sacred Hawaiian nobility,

0:46

kutsal Hawaii soyluları,

closely linked to the gods.

0:48

yani ali'iler ile yakın bir şekilde çalıştılar.

Kültür

ali'i: kutsal Hawaii soyluları

Ali'i, Hawaii Adaları'nın siyasi yetkiye ve kutsal bir statüye sahip geleneksel şef ve soylu sınıfıydı. Bu cümlede sacred Hawaiian nobility, onları adaların yerel güç yapısının bir parçası olarak tanımak için gereken temel bilgiyi verir. Buradaki or, yabancı gelebilecek ali'i sözcüğünü açıklar; iki seçenek sunmaz. “Yabancı bir terim, or daha tanıdık bir açıklama” kalıbı, kültürel bir terimi ilk geçtiği yerde anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

the ali'i or sacred Hawaiian nobility ifadesi okuyucuya ne anlatır?

  1. Ali'i bir misyonerin kişisel adıdır.
  2. Cümle, birbiriyle ilgisiz iki grubu alternatif olarak sunar.
  3. Ali'i, Hawaii'nin geleneksel ve kutsal şef ve soylu sınıfını ifade eder.
Cevabı göster

Ali'i, Hawaii'nin geleneksel ve kutsal şef ve soylu sınıfını ifade eder.

The ali'i appointed missionaries to government roles, Kalıp ifadeler

0:51

Ali'iler, misyonerleri hükümet görevlerine atadı,

Kalıp ifadeler

appoint someone to a role: birini göreve atamak

Appoint someone to a role, bir kişiyi resmî olarak seçip ona bir görev veya pozisyon vermek demektir. Bu cümlede ali'i atamayı yapan yetkili taraftır, missionaries seçilen kişilerdir ve government roles onların getirildiği görevlerdir. Kalıp appoint + kişi + to + görev veya pozisyon şeklindedir. Yetkili bir taraf resmî bir personel veya liderlik kararı verdiğinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu resmî atama cümlesini gerekli edatla tamamlayın: The board appointed Elena ____ the newly created role of ethics officer.

Cevabı göster

to

where they helped establish Hawaii as a sovereign kingdom with a constitutional monarchy. Kültür

0:54

burada Hawaii'nin anayasal bir monarşiye sahip egemen bir krallık olarak kurulmasına yardımcı oldular.

Kültür

sovereign kingdom with a constitutional monarchy: anayasal monarşiye sahip egemen krallık

Sovereign kingdom ifadesi, kendi siyasi otoritesine sahip olan ve hukuken başka bir ülkenin sömürgesi veya toprağı olarak yönetilmeyen bir krallığı anlatır. Burada sovereign, Hawaii'nin diğer devletler karşısındaki siyasi statüsünü belirtir. Constitutional monarchy ülkenin iç sistemini anlatır: bir hükümdar vardır, ancak hükümdarın yetkileri anayasa ve yerleşik kurumlar çerçevesinde kullanılır. Bu iki terim birlikte hem dış egemenliği hem de yönetim biçimini belirtir; hükümdarın sınırsız yetkiye sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Sovereign kingdom with a constitutional monarchy ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Hükümdarı olmayan bir cumhuriyet
  2. Başka bir ülke tarafından doğrudan yönetilen ve egemen statüsü olmayan bir sömürge
  3. Hükümdarının anayasal bir sistem içinde görev yaptığı bağımsız bir krallık
Cevabı göster

Hükümdarının anayasal bir sistem içinde görev yaptığı bağımsız bir krallık

But once certain business opportunities emerged, Dilbilgisi

1:00

Ancak belirli iş fırsatları ortaya çıkınca,

namely the prospect of exporting sugar to the US tariff-free, Notlar

1:02

yani ABD'ye gümrüksüz şeker ihraç etme olasılığı doğunca,

Anlatım akışı

namely the prospect of: somut bir gelecekteki ihtimali belirtmek

Bu cümlede namely, hemen önce daha genel biçimde söylenen bir şeyi kesin olarak açıklayan bir yeniden ifade başlatır. Ardından gelen isim öbeği, ayrı bir örnek eklemek yerine söz konusu somut fırsatı tanımlar. the prospect of, bir şeyin gerçekleşme ihtimali veya gelecekteki beklentisi anlamına gelir. of kelimesinden sonra exporting adlı -ing biçimi geldiği için, ABD'ye şeker ihraç etmek burada söz konusu fırsat olarak sunulur.

Alıştırma

Fırsatı kesin olarak açıklayan ifadeyi seçin: The plan offered one clear opportunity, ____ lower energy costs.

  1. in contrast with
  2. namely the prospect of
  3. for example
  4. even though
Cevabı göster

namely the prospect of

Kelime

tariff-free: gümrük vergisiz

Tariff-free, malların sınırdan geçerken ithalatçının bir tarife, yani ticarete konu mallardan alınan gümrük vergisini ödememesi anlamına gelir. Bu cümlede tariff-free, şekerin ABD'ye nasıl ihraç edilebileceğini açıklar ve bu pazara erişimin neden değerli olacağını gösterir. Birleşik kelimelerdeki -free son eki, önceki bölümde belirtilen şeyin olmadığını veya ondan muaf olunduğunu anlatır. Şekerin ya da taşımanın tamamen ücretsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle tariff-free anlamına en uygundur?

  1. The goods enter the country without customs duty.
  2. The goods are shipped without any packaging.
  3. The goods are sold only to tourists.
  4. The goods are given away at no cost.
Cevabı göster

The goods enter the country without customs duty.

some of their descendants shifted positions. Kalıp ifadeler

1:06

soylarından gelenlerin bazıları pozisyon değiştirdi.

Dilbilgisi

But once certain business opportunities emerged: ancak belirli iş fırsatları ortaya çıkınca

Once, bir olayı sonrasında gelen sonucun tetikleyicisi olarak sunan bir zaman yan cümlesi başlatır. Once certain business opportunities emerged, bu fırsatlar ortaya çıktığında veya o andan itibaren bazı torunların tutum değiştirdiği anlamına gelir. But önceki durumla bir karşıtlık kurar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp, once + özne + fiil ve ardından sonuç biçimindedir: yeni bir koşul gerçekleşince başka bir eylem veya değişiklik onu izler.

Alıştırma

Hangi seçenek cümleyi en iyi tamamlar ve onaylanmayı sonraki eylemin tetikleyicisi olarak sunar? ___ the plan was approved, the team began construction.

  1. Once
  2. One time
  3. Before
Cevabı göster

Once

Kalıp ifadeler

shifted positions: tutum değiştirmek

Burada shifted positions, tutumlarını veya görüşlerini değiştirdikleri anlamına gelir. Positions özellikle siyasi ya da kamusal bir konudaki görüşleri ifade eder; insanların oturduğu veya ayakta durduğu fiziksel yerleri ifade etmez. shift one's position veya shift positions kalıpları, bir konuda bir tutumdan başka bir tutuma geçmeyi anlatır. Konu açıkça belirtiliyorsa İngilizcede shift one's position on a policy örneğindeki gibi sıkça on kullanılır.

Alıştırma

“Some of their descendants shifted positions” cümlesinde “shifted positions” ne anlama gelir?

  1. Görüşlerini veya tutumlarını değiştirdiler
  2. Yeni işlere başladılar
  3. Farklı koltuklara geçtiler
Cevabı göster

Görüşlerini veya tutumlarını değiştirdiler

They formed a political group known as the Missionary Party Kültür

1:09

Misyoner Partisi olarak bilinen siyasi bir grup kurdular

Kültür

known as the Missionary Party: bir kuruluşun adını belirtmek

known as the Missionary Party, siyasi grubun adını belirtir. a political group that was known as the Missionary Party yapısıyla aynı anlama gelir. Dil bilgisi açısından known as..., group sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Burada büyük harfle yazılan Missionary Party, tarihî bir siyasi örgütün özel adıdır; misyonerlerle ilgili sıradan bir genel açıklama değildir.

Alıştırma

Cümlede “known as the Missionary Party” hangi işlevi görür?

  1. Grubun tanınmadığını söyler.
  2. Siyasi grubun adını verir.
  3. Misyonerlerin düzenlediği sosyal bir eğlenceyi anlatır.
Cevabı göster

Siyasi grubun adını verir.

and began plotting to annex Hawaii, Kelime

1:13

ve Hawaii'yi ilhak edip

Kelime

plotting to annex Hawaii: Hawaii'yi ilhak etmeyi gizlice planlamak

Annex, bir toprağı ele geçirip bir ülkenin veya siyasi gücün parçası hâline getirmek anlamına gelen resmî bir siyaset ve hukuk fiilidir. plot to annex ifadesinde plot, genellikle olumsuz veya şüpheli bir anlam taşıyarak gizlice plan yapmak demektir. Bu nedenle plotting to annex Hawaii, Hawaii'yi başka bir gücün toprağına katmayı gizlice planlamak anlamına gelir. plot to + fiil kalıbı, amaçlanan eylemi gizli ve tartışmalı olarak gösterir.

Alıştırma

“The leaders plotted to annex the island” ne anlama gelir?

  1. Tatil için adayı ziyaret etmeyi planladılar.
  2. Adanın bağımsızlığını açıkça kutladılar.
  3. Adayı kendi topraklarına katmayı gizlice planladılar.
Cevabı göster

Adayı kendi topraklarına katmayı gizlice planladılar.

bringing it under US control. Kalıp ifadeler

1:16

ABD kontrolü altına sokmak için komplo kurmaya başladılar.

Kalıp ifadeler

bringing it under US control: bring ... under ... control yapısı

bring + nesne + under + yetkili taraf/control kalıbı, nesnenin söz konusu yetkili tarafın kontrolüne veya yönetimine girmesini sağlamak demektir. Burada it, Hawaii'yi; US control ise kontrolü elinde bulunduran gücün ABD olduğunu gösterir. bringing it under US control biçimindeki -ing yan cümlesi önceki eylemin sonucunu bildirir. Sonuç bağlayan bu -ing kullanımı çoğu zaman “böylece ... olmasına yol açarak” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

City sözcüğünü yetkili taraf olarak kullanıp hedef üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The reform brought the parks ____.

Cevabı göster

under city control

Lili'uokalani and her siblings were born into an ali'i family. Kalıp ifadeler

1:19

Lili'uokalani ve kardeşleri bir ali'i ailesinde doğmuşlardı.

Kalıp ifadeler

be born into an ali'i family: ali'i ailesinde doğmak

Be born into + aile, grup veya toplumsal sınıf, kişinin doğduğu anda o geçmişe zaten ait olması demektir. Sonradan katıldığı bir grubu değil, doğuştan gelen bir başlangıç noktasını anlatır. Buradaki ali'i, geleneksel şef veya soylu sınıfını belirten Hawaii dilindeki bir terimdir. Bu nedenle ifade, Lili'uokalani'nin yüksek statülü aile geçmişini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi born ve doğuştan gelen aile geçmişi için kullanılan edatla tamamlayın: Maya was ____ a family of doctors.

Cevabı göster

born into

In 1874,

1:24

1874'te,

her brother Kalākaua ascended the throne. Kelime

1:25

kardeşi Kalākaua tahta çıktı.

Kelime

ascend the throne: tahta çıkmak

Ascend the throne, genellikle veraset yoluyla hüküm süren hükümdar olmak anlamına gelen resmî bir kalıptır. Cümlede ascended, Kalākaua'nın kral olduğu olayı belirtir. Burada the throne kraliyet makamını temsil eder; dolayısıyla ifade fiziksel olarak bir sandalyenin üzerine çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Tarihî cümleyi ‘hükümdar oldu’ anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: In 1901, the prince ____.

Cevabı göster

ascended the throne

But 13 years into his reign, Kelime

1:29

Ancak hükümdarlığının 13. yılında,

Kelime

13 years into his reign: hükümdarlığının başlamasından 13 yıl sonra

13 years into his reign, onun hükümdar olarak yönetmeye başlamasından on üç yıl sonraki bir noktayı ifade eder. Süre + into + etkinlik veya dönem kalıbı, bir olayı hâlâ devam eden bir zaman çizgisinin içine yerleştirir; into burada fiziksel bir hareket anlamına gelmez. A reign, bir kralın, kraliçenin, imparatorun veya başka bir hükümdarın yönetimde olduğu dönemdir. Bu yüzden ifade, genel bir liderlik fikrinden ziyade özellikle kraliyetle veya tarihle ilgili bir bağlam taşır.

Alıştırma

Keşfin sefer başladıktan üç hafta sonra olduğunu gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: Three weeks ____ the expedition, the team found an ancient road.

Cevabı göster

into

the emerging threat crystallized. Deyimler

1:31

ortaya çıkan tehdit netleşti.

Deyimler

the emerging threat crystallized: ortaya çıkan tehdit netleşti

Burada crystallized mecazi anlamda kullanılmıştır. Ortaya çıkmakta olan tehdit gelişiyordu ancak hâlâ belirsizdi; daha sonra açık, kesin ve tanınabilir bir hâle geldi. Crystallize fiili; fikir, plan, sorun veya korku gibi soyut bir şeyin belirgin bir biçim kazanmasını anlatabilir. Bu cümlede emerging tehdidin gelişmekte olduğunu, crystallized ise biçiminin netleştiği noktayı gösterir.

Alıştırma

"As the evidence accumulated, the nature of the risk crystallized," cümlesinde crystallized ne anlama gelir?

  1. fiziksel olarak kristale dönüştü
  2. kimse fark etmeden ortadan kayboldu
  3. açık ve kesin hâle geldi
Cevabı göster

açık ve kesin hâle geldi

The Missionary Party called a meeting

1:34

Misyoner Partisi bir toplantı çağrısı yaptı

where an all-white militia surrounded and forced the king to sign new legislation. Notlar

1:36

ve tamamı beyazlardan oluşan bir milis grubu kralın etrafını sararak onu yeni yasaları imzalamaya zorladı.

Kültür

an all-white militia: Irksal yapı ve silahlı güç

an all-white militia ifadesinde all-white, milisin ırksal yapısını, yani üyelerinin tamamının beyaz olduğunu belirtir. Militia yalnızca sıradan bir kalabalık ya da siyasi örgüt değil, örgütlü silahlı bir grup anlamına gelir. Buradaki tanımlama, silahları kimin elinde tuttuğunu ve krala kimin baskı uyguladığını gösterir. Zorlamanın arkasında tamamı beyazlardan oluşan silahlı bir grubun gücü bulunduğunu anlatır; grubun kıyafetlerinin rengini tanımlamaz.

Alıştırma

an all-white militia bu cümlenin anlamına ne katar?

  1. Silahlı grubun ırksal yapısını belirtir ve zorlamanın arkasındaki gücü ortaya koyar.
  2. Milislerin resmen kralın düzenli ordusuna katıldığını söyler.
  3. Milislerin beyaz üniforma giydiğini söyler.
Cevabı göster

Silahlı grubun ırksal yapısını belirtir ve zorlamanın arkasındaki gücü ortaya koyar.

Dilbilgisi

force someone to do something: forced the king to sign (kralı imzalamaya zorladı)

Force someone to do something, bir kişiyi baskı, güç veya tehdit yoluyla harekete geçmeye zorlamak demektir. Bu nedenle forced the king to sign, kralın özgür iradesiyle değil, istemeden ve zorlama altında imza attığını gösterir. Etken yapı force + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: forced + the king + to sign. Bu yapıda mastar işareti olan to zorunludur.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The guards forced the visitors ____ the building before closing time.

Cevabı göster

to leave

Later called the Bayonet Constitution, Kültür

1:42

Daha sonra Süngü Anayasası olarak adlandırılan bu yasa,

Kültür

Later called the Bayonet Constitution: zorlamaya işaret eden bir ad

Later called the Bayonet Constitution, indirgenmiş bir edilgen yapıdır. “Daha sonra Bayonet Constitution adı verilen” anlamına gelir ve bu adın sonradan kullanıldığını gösterir. Bayonet, tüfeğin ucuna takılan bir bıçak olan süngüdür. Bu tarihî lakapta Bayonet, anayasanın kabulünü çevreleyen silahlı güç tehdidine işaret eder. Dolayısıyla bu ad, belgenin konusunu tarafsız biçimde anlatmak yerine eleştirel ve ironik bir anlam taşır.

Alıştırma

Bu cümlede Bayonet Constitution adı neyi ima ediyor?

  1. Silahlı güç tehdidi altında dayatıldı.
  2. Esas olarak silah yapımıyla ilgili bir yasaydı.
  3. Askerler tarafından yüksek sesle okundu.
Cevabı göster

Silahlı güç tehdidi altında dayatıldı.

it stripped native Hawaiians of their rights, Kalıp ifadeler

1:44

yerli Hawaii halkının haklarını elinden aldı,

Kalıp ifadeler

stripped native Hawaiians of their rights: strip someone of something kalıbı

Strip someone of something, önemli bir şeyi bir kişi ya da grubun elinden genellikle zorla veya resmî bir işlemle almak anlamına gelir. stripped native Hawaiians of their rights ifadesinde fiil geçmiş zamandadır, native Hawaiians etkilenen gruptur ve of their rights neyin alındığını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp strip + kişi veya grup + of + alınan şey biçimindedir. Haklar, yetkiler, unvanlar, statü, güvenceler veya mülk ortadan kaldırıldığında hukuk, siyaset ve toplum konularında sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: The ruling stripped the community ____ its voting rights.

Cevabı göster

of

diminished the monarchy's power and ceded control to this group of white businessmen. Kalıp ifadeler

1:46

monarşinin gücünü azalttı ve kontrolü bu beyaz iş adamları grubuna devretti.

Kalıp ifadeler

diminished the monarchy's power: monarşinin gücünü azalttı

Bu cümlede diminished the monarchy's power, monarşinin yönetme veya kararları etkileme gücünü azalttı demektir. Diminished, gücün tamamen ortadan kalktığını değil, azaldığını anlatır. diminish + bir kişinin ya da kurumun power'ı yapısı, yetki veya etki kaybını anlatan resmî bir kullanımdır. Buradaki power, fiziksel güç ya da kişisel yetenek değil, siyasi yetki anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi diminish fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The reform ____ the council's power but did not abolish it.

Cevabı göster

diminished

Kalıp ifadeler

ceded control to: kontrolü bir tarafa devretti

Burada ceded control to, kontrolü bırakıp başka bir tarafa aktarmak ve adı geçen grubu yetki sahibi hâline getirmek anlamındadır. Cede; kontrol, güç, hak veya toprak gibi önemli bir şeyi bırakmayı anlatan resmî bir fiildir. Yapı cede + devredilen şey + to + alıcı taraf şeklindedir: cede control to a group. Ceded burada kullanılan basit geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi cede control to ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the merger, the founders ____ the new board.

Cevabı göster

ceded control to

Four years later,

1:52

Dört yıl sonra,

King Kalākaua died.

1:54

Kral Kalākaua öldü.

Heartbroken, Lili'uokalani said,

1:56

Kalbi kırılan Lili'uokalani şöyle dedi:

"By the base ingratitude of the very persons whose fortunes he had made." Notlar

1:58

"Servetlerini bizzat var ettiği kişilerin aşağılık nankörlüğü yüzünden."

Kelime

base ingratitude: base sözcüğünün “ahlaken aşağılık” anlamı

base ingratitude ifadesinde base, “ahlaken düşük, onursuz veya aşağılık” anlamında bir sıfattır. “Temel” ya da “bir temeli oluşturan” anlamına gelmez. Ingratitude, minnet göstermeme demektir; dolayısıyla ifade birinin nankörlüğünü güçlü biçimde kınar. Base doğrudan ahlaki bir yargı taşıdığı için davranışı yalnızca hayal kırıklığı yaratan değil, utanç verici olarak sunar.

Alıştırma

"base ingratitude" ifadesinde base ne anlama gelir?

  1. Ahlaken aşağılık
  2. Temel veya giriş düzeyinde
  3. Alt kısımda bulunan
Cevabı göster

Ahlaken aşağılık

Dilbilgisi

the very persons whose fortunes he had made: iyelik bildiren whose

the very persons whose fortunes he had made ifadesinde whose, persons sözcüğünü niteleyen ve iyelik bildiren bir ilgi cümleciği başlatır. Fortunes o kişilere aittir: he had made their fortunes. Make someone's fortune ifadesi, para üretmek değil, birini zengin veya başarılı yapmak demektir. Burada very, “tam da o kişiler” anlamındadır; “çok” anlamına gelmez. Had made, onun yardımını bu kişilerin daha sonraki nankörlüğünden önceye yerleştirir. Yapının bütünü, nankörlük edenlerin tam da başarılarını onun mümkün kıldığı kişiler olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi iyelik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The coach thanked the player ____ quick decision had won the game.

Cevabı göster

whose

Prepared to fight, Dilbilgisi

2:04

Savaşmaya hazırlanan kraliçe,

Dilbilgisi

Prepared to fight: başa alınmış durum ifadesi

Prepared to fight, sonraki ana cümlenin öznesinin durumunu anlatmak için başa getirilmiş bir söz öbeğidir: Tahta çıktığında savaşmaya zaten hazırdı. Burada prepared, sıfat işlevinde kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Söz öbeğini başa getirmek, 'She was prepared to fight.' biçiminde ifade edilebilecek arka plan bilgisini sıkıştırır. prepared sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Takımın savaşmaya zaten hazır olduğunu baştaki bir söz öbeğiyle doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. Preparing to fight, the team entered the arena.
  2. Prepared to fight, the team entered the arena.
  3. Prepared to fight, the arena opened its gates.
Cevabı göster

Prepared to fight, the team entered the arena.

she assumed the throne. Kalıp ifadeler

2:05

tahtı devraldı.

Kalıp ifadeler

assumed the throne: hükümdar olmak

Assumed the throne, 'hükümdar oldu ve hüküm sürmeye başladı' anlamına gelen resmî bir ifadedir. Burada assume, 'bir makamı ya da sorumluluğu üstlenmek' demektir; 'bir şeyin doğru olduğunu varsaymak' anlamında değildir. Bu kalıp, taht verasetini anlatan tarihî, kraliyetle ilgili ve haber niteliğindeki metinlerde yaygındır. Kraliyet makamını ve görevlerini resmen üstlenmeye odaklanır.

Alıştırma

assume kullanarak 'hükümdar oldu' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the queen abdicated, her son ____.

Cevabı göster

assumed the throne

Despite death threats and rumors of insurgency, Dilbilgisi

2:08

Ölüm tehditlerine ve isyan söylentilerine rağmen,

Dilbilgisi

Despite death threats and rumors of ...: despite + isim öbeği

Despite bir karşıtlık ve ödünleme ilişkisi kurar: tehditler ve söylentiler ciddi engellerdir, ancak ardından gelen ana cümle yine de doğrudur ya da olay yine de gerçekleşir. Cümlenin başında kullanıldığında, okuyucuyu bu engellerle çelişen bir sonuca hazırlar. Burada despite bir edattır ve ardından eş görevli death threats ile rumors of insurgency isim öbekleri gelir. despite sonrasında isim öbeği, zamir veya -ing biçimi kullanın; kendi öznesi ve fiili bulunan tam bir yan cümleden önce although ya da though kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “bu engele rağmen” anlamındaki tek sözcüklü edatla tamamlayın: ____ the heavy traffic, we arrived on time.

Cevabı göster

Despite

Queen Lili'uokalani was determined to restore power to her people, Kalıp ifadeler

2:11

Kraliçe Lili'uokalani, tahminen üçte ikisi oy kullanma hakkını kaybetmiş olan halkına

Kalıp ifadeler

determined to restore power to her people: iktidarı halka geri vermeye kararlı

Be determined to + fiilin yalın hâli, kesin bir karar vermiş ve bunu gerçekleştirmeye güçlü biçimde bağlı olmak anlamına gelir. Yalnızca bir şeyi istemekten daha güçlü bir kararlılık bildirir. restore power to her people ifadesinde power elektrik değil, siyasi yetki anlamındadır. Restore A to B, A'yı B'ye geri vermek veya A'yı önceki bir duruma döndürmek demektir; dolayısıyla ifade, halkın daha önce sahip olduğu yetkiyi yeniden kazanmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bir şeyi geri getirmeye yönelik kesin kararı gösteren ifadeyle tamamlayın: After the storm, the volunteers were ____ the community center.

Cevabı göster

determined to restore

an estimated two-thirds of whom had lost their voting rights. Dilbilgisi

2:15

gücü geri vermeye kararlıydı.

Dilbilgisi

an estimated two-thirds of whom: bir grubun oranını eklemek

an estimated two-thirds of whom ifadesinde whom, daha önce adı geçen insan grubuna gönderme yapar. two-thirds of whom, “o insanların üçte ikisi” anlamına gelir; estimated ise oranın yaklaşık olduğunu belirtir. “miktar + of whom” kalıbı, virgülden sonra açıklayıcı bir ilgi yan cümlesi kurarak yeni bir cümle başlatmadan istatistik ekler. Bu yan cümlede an estimated two-thirds of whom, had lost their voting rights yükleminin öznesidir.

Alıştırma

Daha önce adı geçen bir gruba tahmini bir oran eklemek için of whom ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The survey included 900 residents, an estimated two-thirds whom supported the plan.
  2. The survey included 900 residents, an estimated two-thirds of whom supported the plan.
  3. The survey included 900 residents, an estimated two-thirds of them supported the plan.
Cevabı göster

The survey included 900 residents, an estimated two-thirds of whom supported the plan.

Flooded with requests for change, Dilbilgisi

2:20

Değişim talepleriyle dolup taşan kraliçe,

Dilbilgisi

Flooded with requests for change: cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeği

Flooded with requests for change, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Burada flooded with mecazidir: gerçekten su altında kalmayı değil, bunaltıcı derecede çok değişim talebi almayı anlatır. Bu öbek, ardından gelen ana cümledeki eylemin koşulunu veya nedenini verir. Kendi açık öznesi yoktur; bu nedenle ana cümlenin öznesini, yani talepleri alan kişi veya kuruluşu niteler.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After the update, the help desk was ____ password-reset requests.

Cevabı göster

flooded with

she authored a new constitution. Kelime

2:21

yeni bir anayasa yazdı.

Kelime

authored a new constitution: fiil olarak author

Burada authored, author fiilinin geçmiş zaman biçimidir. “Resmî metni yazdı veya oluşturulmasına katkıda bulundu” anlamına gelir. Cümle, onun yalnızca belgeyle bağlantılı biri değil, yeni anayasanın ifadelerini oluşturan kişi olduğunu belirtir. Author fiili çoğu zaman kapsamlı bir metni oluşturmaktan sorumlu kişiyi belirtir. Constitution ile kullanıldığında resmîdir; drafted veya wrote anlamına yakındır ancak yazarlık ve içerik sorumluluğuna daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

“Maya authored the committee's final report” cümlesindeki authored sözcüğünün en uygun anlamı nedir?

  1. onu yazdı ve oluşturulmasından sorumluydu
  2. onu komiteye yüksek sesle okudu
  3. onun için resmî izin verdi
Cevabı göster

onu yazdı ve oluşturulmasından sorumluydu

But before she introduced it,

2:24

Ancak bunu yürürlüğe koyamadan,

the so-called Committee of Safety, Ton ve niyet

2:25

Güvenlik Komitesi olarak adlandırılan,

Ton ve niyet

the so-called Committee of Safety: kuşku bildiren so-called

So-called, başka kişilerin kullandığı bir adın veya etiketin önüne gelir. Bu cümlede grubu tanımlamaktan daha fazlasını yapar: Committee of Safety adından uzaklık yaratır ve konuşanın bu adın doğru ya da hak edilmiş olup olmadığını sorguladığını gösterir. Bu kuşkucu kullanım, çoğu zaman gerçeğin etiketle uyuşmadığını düşündürür. Bu nedenle özellikle siyasi yorumlarda eleştiri veya ironi taşıyabilir.

Alıştırma

Bir yorumcu “The so-called miracle cure had no proven benefits.” diye yazıyor. so-called ne ifade ediyor?

  1. Yorumcu, bunun miracle cure etiketini hak ettiğinden kuşku duyuyor.
  2. Yorumcu miracle cure etiketini resmî olarak onaylıyor.
  3. Yorumcu miracle cure ifadesinin nasıl telaffuz edildiğini açıklıyor.
Cevabı göster

Yorumcu, bunun miracle cure etiketini hak ettiğinden kuşku duyuyor.

a new organization that consisted of many Missionary Party members, Kalıp ifadeler

2:28

birçok Misyoner Partisi üyesinden oluşan yeni bir örgüt,

Kalıp ifadeler

that consisted of many Missionary Party members: çok sayıda Misyoner Partisi üyesinden oluşan

Bu cümlede that consisted of many Missionary Party members, a new organization ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Örgütü kimlerin oluşturduğunu açıklar. whole + consist of + parts or members yapısı, bir bütünün belirtilen parçalardan veya kişilerden oluştuğunu anlatır. Burada organization bütündür; Missionary Party members ise onun üyeleridir.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the time, the panel ____ three judges.

Cevabı göster

consisted of

hatched another plot. Deyimler

2:32

başka bir komplo hazırladı.

Deyimler

hatched another plot: başka bir komplo kurdu

Hatched another plot, dürüst olmayan veya zarar verici bir planı gizlice bir kez daha tasarlamak anlamına gelir. Hatch burada mecazdır: Bir şeyin yumurtanın içinde gelişmesi gibi, gizli plan da geliştirilip ortaya çıkarılır. Buradaki plot, kitap veya filmin olay örgüsü değil, komplo anlamındadır. Another, daha önceki bir komplodan sonra buna bir yenisinin eklendiğini gösterir.

Alıştırma

Bir plan daha olduğunu göstermek için hatch ve plot içeren geçmiş zaman hedef ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After their first scheme failed, the conspirators ____.

Cevabı göster

hatched another plot

Under the false pretense that this new constitution endangered American property and lives, Kalıp ifadeler

2:34

Bu yeni anayasanın Amerikan mülkünü ve hayatını tehlikeye attığı şeklindeki sahte bir bahaneyle,

Kalıp ifadeler

Under the false pretense that: sahte bir gerekçe sunmak

Under the false pretense that, “... şeklindeki yanlış iddiayı bir eylemin görünürdeki gerekçesi olarak kullanarak” anlamına gelir. that sonrasındaki yan cümle bu iddiayı açıklar; burada yeni anayasanın Amerikalıların malını ve canını tehlikeye attığı iddiasıdır. Bu ifade yalnızca bir gerekçe sunmaz. Yazarın bu gerekçeyi gerçek dışı bulduğunu ve ardından gelen eylem için bir örtü olarak gördüğünü de belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “... şeklindeki sahte bahaneyi kullanarak” anlamına gelen tam ve resmî ifadeyle tamamlayın: ____ the records had been lost, the official refused to release them.

Cevabı göster

Under the false pretense that

they staged a coup on January 17th, 1893. Kalıp ifadeler

2:39

17 Ocak 1893'te bir darbe düzenlediler.

Kalıp ifadeler

Staged a coup: ani bir iktidar ele geçirmeyi organize etti

staged a coup ifadesinde stage, “organize etmek ve gerçekleştirmek” anlamına gelen bir fiildir. Tiyatro sahnesine gönderme yapmaz. İfade, bir grubun darbeyi bilinçli olarak organize edip başlattığını anlatır. Coup, hükûmet gücünün ani ve genellikle yasa dışı biçimde ele geçirilmesidir. Bu nedenle staged a coup, yalnızca bir protestoyu, seçim zaferini veya personel değişikliğini değil, siyasi iktidarın ele geçirilmesini anlatır.

Alıştırma

“The officers staged a coup and seized the government buildings,” cümlesinde staged ne anlama gelir?

  1. Seyirci önünde sahneledi
  2. Organize etti ve gerçekleştirdi
  3. Daha sonraki bir tarihe erteledi
Cevabı göster

Organize etti ve gerçekleştirdi

More than 160 US Marines marched to the palace Kültür

2:44

160'tan fazla ABD Deniz Piyadesi saraya yürüdü

Kültür

US Marines: ABD Deniz Piyadeleri mensupları

US Marines, ABD Silahlı Kuvvetlerinin bir kolu olan Birleşik Devletler Deniz Piyadeleri mensupları demektir. Bu ifade genel olarak Amerikalıları ya da sıradan gemilerde çalışan denizcileri değil, askerî personeli belirtir. Bu cümlede ifade, örgütlü bir ABD askerî gücünün sarayda bulunduğunu gösterir. Bu ayrıntı, olayda yalnızca yerel sivillerin değil, resmî askerî gücün de rol aldığını anlatır.

Alıştırma

Cümlede US Marines kimleri ifade ediyor?

  1. Birleşik Devletler Deniz Piyadeleri mensupları
  2. Genel olarak Amerika Birleşik Devletleri'nden insanlar
  3. Özel gemilerde çalışan Amerikalı denizciler
Cevabı göster

Birleşik Devletler Deniz Piyadeleri mensupları

where the Committee of Safety removed Queen Lili'uokalani from office. Kalıp ifadeler

2:48

ve Güvenlik Komitesi Kraliçe Lili'uokalani'yi görevden aldı.

Kalıp ifadeler

removed Queen Lili'uokalani from office: resmî makamdan uzaklaştırmak

Remove someone from office, özellikle resmî, siyasi veya kamuya ait bir makamı kaybettirmek anlamına gelir. Bu cümlede removed geçmiş zamandadır, Queen Lili'uokalani nesnedir ve from office kraliçenin ayrıldığı makamı belirtir. Bu ifade birini fiziksel olarak bir odadan çıkarmayı değil, yetkisini veya makamını elinden almayı anlatır. Burada Güvenlik Komitesinin kraliçeyi yönetici makamından uzaklaştırdığı bildiriliyor.

Alıştırma

Bir belediye başkanının resmî makamını kaybetmesini anlatan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamla: The council ____.

Cevabı göster

removed the mayor from office

Thousands of Hawaiian people protested,

2:55

Binlerce Hawaiili protesto etti,

some wearing hat bands reading, “Aloha 'Āina,” or love of the nation. Kültür

2:57

bazıları şapkalarına "Aloha 'Āina" yani ulus sevgisi yazan bantlar takıyordu.

Kültür

Aloha 'Āina: toprağa ve ulusa duyulan sevgi

“or love of the nation”, “Aloha 'Āina” ifadesini açıklayan bir yeniden ifadedir. Buradaki or, iki seçenek sunmak yerine aynı düşüncenin başka bir anlatımını getirir. Aloha 'Āina, toprağa duyulan sevgi ve özeni merkezine alır. Bu tarihî protesto bağlamında Hawaii'ye vatan ve ulus olarak bağlılığı da ifade eder. Bu nedenle şapka bantlarındaki sözler yalnızca kişisel sevgiyi değil, siyasi ve kültürel sadakati gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede şapka bantlarındaki Aloha 'Āina neyi ifade ediyor?

  1. Şapka bantlarının yapıldığı malzemeyi anlatır.
  2. Yoldan geçenlere merhaba demek için kullanılan sıradan bir selamdır.
  3. Hawaii toprağına ve ulusuna sadakati ifade eden siyasi ve kültürel bir slogandır.
Cevabı göster

Hawaii toprağına ve ulusuna sadakati ifade eden siyasi ve kültürel bir slogandır.

The alleged provisional government declared Hawaii a republic the following year. Notlar

3:04

Sözde geçici hükümet ertesi yıl Hawaii'yi bir cumhuriyet ilan etti.

Ton ve niyet

Alleged provisional government: meşruiyete mesafeli yaklaşım

Alleged, bir tanımlamanın ileri sürüldüğünü ancak kesinleşmiş bir gerçek olarak kabul edilmediğini gösteren ve isimden önce kullanılan bir sıfattır. Burada provisional government ifadesini niteler; böylece anlatıcı “government” etiketini kendi söyleminden mesafeli tutar. Bu nedenle ifade, yapının meşru statüsünü sorgular veya tanımayı askıda bırakır. Yalnızca “geçici” anlamına gelmez ve tek başına hükümetin gayrimeşru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede alleged, provisional government ifadesine nasıl bir tutum katıyor?

  1. Yazar, iddia edilen statüyü aktarırken bu iddiayla arasına mesafe koyuyor.
  2. Yazar, yapının tartışmasız biçimde meşru olduğunu kabul ediyor.
  3. Yazar, hükümetin yalnızca kısa bir süre var olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Yazar, iddia edilen statüyü aktarırken bu iddiayla arasına mesafe koyuyor.

Kalıp ifadeler

declared Hawaii a republic: declare + nesne + statü

declared Hawaii a republic ifadesinde declare fiilinden sonra Hawaii nesnesi ve a republic nesne tamamlayıcısı gelir. Bu tamamlayıcı, nesne için resmen ilan edilen statüyü belirtir: hükümet Hawaii'nin cumhuriyet olduğunu resmen ilan etmiştir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp declare + nesne + isim veya sıfat tamamlayıcısıdır. declare a region independent örneğinde olduğu gibi resmî kararlarda ve tarih anlatılarında sık görülür.

Alıştırma

declare + nesne + isim tamamlayıcısı kalıbını ve the island / a republic sözcüklerini kullanın: After the referendum, the assembly ____.

Cevabı göster

declared the island a republic

They proclaimed that Hawaiians couldn't vote or be government employees without signing a new oath of allegiance. Notlar

3:09

Hawaiililerin yeni bir bağlılık yemini imzalamadan oy kullanamayacaklarını veya hükümet çalışanı olamayacaklarını ilan ettiler.

Dilbilgisi

couldn't ... without signing ...: gerekli bir koşul

couldn't do A or B without doing C kalıbı, C'yi yapmanın hem A hem de B için gerekli bir koşul olduğu anlamına gelir. Burada Hawaii halkının oy kullanabilmesi veya devlet memuru olabilmesi için önce yemini imzalaması gerekiyordu. without sonrasında isim ya da -ing biçimi kullanılır; bu nedenle signing doğrudur. vote ve be government employees, couldn't sonrasında bağlanan iki eylemdir ve aynı koşulu paylaşır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? Visitors couldn't enter the lab without showing an ID.

  1. Ziyaretçilerin laboratuvara girmek için kimlik göstermesi gerekiyordu.
  2. Kimlik göstermek ziyaretçiler için isteğe bağlıydı.
  3. Ziyaretçilerin kimlik göstermesine izin verilmiyordu.
Cevabı göster

Ziyaretçilerin laboratuvara girmek için kimlik göstermesi gerekiyordu.

Kültür

a new oath of ... allegiance: resmî bir bağlılık yemini

Vurgulanan sözlerin devamında allegiance gelir ve a new oath of allegiance, yani “yeni bir bağlılık yemini” ifadesi oluşur. Oath ciddi ve resmî bir yemin, allegiance ise bir devlete, hükümete veya hükümdara bağlılık demektir. Burada ifade, oy kullanma ve devlet görevinde çalışma hakkına bağlanan siyasi bir sadakat şartını adlandırır. Önemli olan yalnızca söz vermek değil, yönetimdeki otoriteye bağlılığı resmen ilan etmektir.

Alıştırma

Bu cümlede an oath of allegiance ne anlama gelir?

  1. seçim düzenleme izni
  2. resmî bir bağlılık yemini
  3. gündelik bir kişisel söz
Cevabı göster

resmî bir bağlılık yemini

Many refused.

3:16

Çoğu kişi bunu reddetti.

The following year,

3:18

Ertesi yıl,

some of Lili'uokalani's supporters attempted a counterrevolution. Kelime

3:19

Lili'uokalani'nin destekçilerinden bazıları bir karşı devrim girişiminde bulundu.

Kelime

attempted a counterrevolution: siyasi değişimi geri çevirme girişimi

Counterrevolution, bir devrime veya yakın zamanda gerçekleşen devrimci bir değişime karşı örgütlü eylemi anlatan siyasi ve tarihî bir terimdir. Amaç genellikle bu değişimi geri almak veya önceki düzeni yeniden kurmaktır. Attempted, destekçilerin böyle bir eylemi gerçekleştirmeye çalıştığını gösterir; başarılı olduklarını tek başına belirtmez. Bu nedenle bütün ifade hem eylemin ters yönünü hem de sonucun doğrulanmadığını anlatır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi counterrevolution olarak tanımlanır?

  1. Yakın zamandaki bir devrimin devirdiği hükümeti geri getirmeye yönelik örgütlü bir girişim
  2. Çalışma programlarıyla ilgili bir iş yeri tartışması
  3. Yeni kabul edilen bir anayasanın halka açık kutlaması
Cevabı göster

Yakın zamandaki bir devrimin devirdiği hükümeti geri getirmeye yönelik örgütlü bir girişim

The republic responded brutally,

3:24

Cumhuriyet acımasızca yanıt verdi,

jailing hundreds and sentencing six people to death. Dilbilgisi

3:26

yüzlerce kişiyi hapse attı ve altı kişiyi ölüme mahkum etti.

Dilbilgisi

jailing ... and sentencing ...: paralel -ing ayrıntıları

Jailing hundreds ve sentencing six people to death, birbiriyle bağlanmış iki -ing yan tümcesidir. İkisinin de örtük eyleyeni the republic ifadesidir ve responded brutally sözünün arkasındaki somut eylemleri gösterir. Bu yapı, ana cümlenin önce genel olayı veya değerlendirmeyi vermesini, ardından olayın nasıl gerçekleştiğini ya da neleri içerdiğini göstermek için bir veya daha fazla -ing yan tümcesi eklenmesini sağlar. Jailing ve sentencing biçimleri iki ayrıntıyı paralel hâle getirir.

Alıştırma

Jailing hundreds and sentencing six people to death ifadesi cümlede hangi işlevi görür?

  1. Cumhuriyeti yöneten kişileri tanımlar.
  2. Yanıtı acımasız hâle getiren eylemleri belirtir.
  3. İki eylemi gelecek planı olarak sunar.
Cevabı göster

Yanıtı acımasız hâle getiren eylemleri belirtir.

In exchange for their release, Kalıp ifadeler

3:30

Serbest bırakılmaları karşılığında,

Kalıp ifadeler

In exchange for + isim: anlaşmadaki karşılığı belirtme

In exchange for, bir anlaşmaya bağlı karşılığı veya koşulu belirtir: Bir şeyi elde etmek için başka bir şey verilir ya da yapılır. for sözcüğünden sonraki isim öbeği, değiş tokuşun bir tarafını, genellikle karşılığında alınan veya güvence altına alınan şeyi belirtir. Burada their release, güvence altına alınmak istenen sonuçtur. İfade başa getirilerek, serbest bırakılmaları için ne verilmesi veya yapılması gerektiği söylenmeden önce anlaşma ilişkisi kurulur.

Alıştırma

‘Koruma karşılığında’ anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: He gave them information ____ protection.

Cevabı göster

in exchange for

the republic made Lili'uokalani sign a document that claimed to relinquish her throne Notlar

3:32

cumhuriyet Lili'uokalani'ye tahtından feragat ettiğini iddia eden bir belge imzalattı

Dilbilgisi

made Lili'uokalani sign: make + nesne + fiilin yalın hâli

made Lili'uokalani sign ifadesinde made ettirgen işlevdedir: cumhuriyet, Lili'uokalani'nin imza atmasına neden olmuş veya onu imza atmaya zorlamıştır. Siyasi baskının bulunduğu bu bağlamda made, “yardım etti” ya da “izin verdi” anlamından çok “zorladı” anlamına yakındır. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâlidir: made + Lili'uokalani + sign. Etken yapıda sign önüne to getirilmez.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geçmiş hâli, her ve sign fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The threat ____ the agreement.

Cevabı göster

made her sign

Kelime

claimed to relinquish her throne: resmî vazgeçiş ve anlatı mesafesi

Relinquish; hak, makam, mülkiyet veya kontrol gibi önemli bir şeyi resmen bırakmak ya da devretmek anlamına gelir. Buradaki her throne, fiziksel bir koltuğu değil, kraliyet makamını ve yetkisini ifade eder. Bu ifadede belge claimed to relinquish her throne, yani o kraliyet makamından vazgeçildiğini kayda geçirdiğini veya bunu yürürlüğe koyduğunu iddia ediyordu. Claimed to anlatıcıya mesafe kazandırır ve vazgeçişin gönüllü, geçerli ya da gerçek olarak kabul edilmiş olduğunu doğrulamaz.

Alıştırma

Bu cümlede claimed to relinquish her throne ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Belge, bir kraliyet koltuğunun taşınmasını anlatıyordu.
  2. Belge, onun kraliyet makamından vazgeçtiğini iddia ediyordu.
  3. Belge, onun ikinci bir kraliyet makamı edindiğini kanıtlıyordu.
Cevabı göster

Belge, onun kraliyet makamından vazgeçtiğini iddia ediyordu.

and they imprisoned her in the palace.

3:37

ve onu saraya hapsettiler.

Under constant guard, Kalıp ifadeler

3:40

Sürekli gözetim altındayken,

Kalıp ifadeler

Under constant guard: sürekli gözetim altında olmak

Under constant guard, “görevliler tarafından sürekli gözetim altında olma durumu” demektir. Buradaki under, bir şeyin fiziksel olarak altında olmayı değil, denetim veya gözetim altında bulunma durumunu belirtir. Constant, gözetimin kesilmediğini ya da neredeyse her zaman sürdüğünü anlatır. Başa getirilen bu ifade, ardından gelen olayın hangi koşullarda gerçekleştiğini gösterir. Bağlama göre görevliler birinin hareketlerini kısıtlıyor, onu koruyor veya her ikisini birden yapıyor olabilir.

Alıştırma

Under constant guard ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Görevliler tarafından sürekli gözetlenmek
  2. Tetikte olup birini korumaya hazır olmak
  3. Fiziksel olarak bir görevlinin altında olmak
Cevabı göster

Görevliler tarafından sürekli gözetlenmek

she composed songs expressing her love for her people Dilbilgisi

3:42

halkına olan sevgisini ifade eden şarkılar besteledi

Dilbilgisi

composed songs expressing ...: expressing sözcüğünün songs sözcüğünü nitelemesi

composed songs expressing her love for her people ifadesinde composed ana fiildir, songs ise bu fiilin nesnesidir. songs'tan sonra gelen -ing yapısı expressing her love for her people, songs sözcüğünü niteler ve şarkıların neyi aktardığını belirtir. Bu yapı songs that expressed her love for her people biçiminde genişletilebilir. Bir isimden sonra gelen -ing yapısı çoğu zaman o ismin ne yaptığını, ne içerdiğini veya ne aktardığını gösterir; -ing biçimi her zaman devam eden zamanı gösteren bir fiil değildir.

Alıştırma

Cümlede expressing her love for her people yapısının görevi nedir?

  1. her people ifadesini niteleyerek onların duygularını açıklar.
  2. O anda onun ne yaptığını gösteren ana fiildir.
  3. songs sözcüğünü niteler ve şarkıların neyi aktardığını belirtir.
Cevabı göster

songs sözcüğünü niteler ve şarkıların neyi aktardığını belirtir.

and began making a patchwork quilt that told the story of her life. Kalıp ifadeler

3:45

ve hayat hikayesini anlatan kırkyama bir yorgan yapmaya başladı.

Kalıp ifadeler

told the story of her life: bir yaşamı sanat yoluyla anlatmak

Tell the story of someone's life, bir kişinin yaşamındaki olay ve deneyimleri sunmak demektir. Burada told fiilinin öznesi a patchwork quilt olduğundan told gerçek anlamda konuşmayı anlatmaz; yorgan, kumaş parçaları, görselleri veya tasarımı aracılığıyla onun yaşam öyküsünü aktarır. That told the story of her life ilgi cümleciği the quilt ifadesini niteler. Aynı kalıp; bir kitap, film, sergi, fotoğraf koleksiyonu veya sanat eseri bir kişinin ya da grubun deneyimlerini sunduğunda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tell the story of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The photo exhibition ____ the neighborhood's recovery after the earthquake.

Cevabı göster

tells the story of

While she was only allowed news that had been reviewed by her jailers, Dilbilgisi

3:50

Yalnızca gardiyanları tarafından incelenmiş haberleri almasına izin verilirken,

Dilbilgisi

While ... news that had been reviewed: karşıtlık ve geçmişte tamamlanmış edilgen yapı

Burada While, although anlamına yakın biçimde karşıtlık bildiren bir arka plan kurar. Bir kısıtlama sunar ve bunu sonraki ana cümlede gerçekleşen şeyle karşılaştırır: yalnızca sınırlı haberlere erişebilmesine rağmen, bu kısıtlama altında şaşırtıcı görünebilecek bir şey yapmıştır. She was only allowed news edilgen bir yapıdır ve başkalarının onun yalnızca belirli haberleri almasına izin verdiği anlamına gelir. That had been reviewed ilgi cümleciği news sözcüğünü niteler. Had been reviewed, geçmişte tamamlanmış edilgen bir yapıdır: gardiyanlar incelemeyi bitirdikten sonra haberler geçmişteki daha sonraki bir durumda ona sunulmuştur.

Alıştırma

Karşıtlık belirtmek için While ve review fiilinin geçmişte tamamlanmış edilgen biçimini kullanın: ____ Maya was only given reports that ____ by the editors, she still found useful information.

Cevabı göster

While · had been reviewed

her supporters often brought her bouquets from the garden she'd dedicated to them,

3:54

destekçileri sık sık ona adadığı bahçeden buketler getiriyor,

wrapped in newspaper. Dilbilgisi

3:58

bunları gazete kağıdına sarıyorlardı.

Dilbilgisi

wrapped in newspaper: durumu anlatan geçmiş ortaç öbeği

Wrapped in newspaper, bouquets sözcüğünün durumunu açıklayan bir geçmiş ortaç öbeğidir: Destekçileri çiçekleri getirdiğinde demetler gazeteye sarılıydı. Which were wrapped in newspaper yapısının kısaltılmış hâline benzer; böylece yeni ve tam bir yan cümle kurmadan açıklama ekler. Newspaper sözcüğü gerçek anlamıyla sarma malzemesini belirtir. Önceki bağlamda sansürlenmiş haberlerden söz edildiği için bu ayrıntı, onun bilgiye erişiminin kısıtlanmasını da çağrıştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wrap fiilinin geçmiş ortacını ve ardından in sözcüğünü kullanın: The flowers arrived ____ newspaper.

Cevabı göster

wrapped in

After eight months,

4:01

Sekiz ay sonra,

Lili'uokalani was placed under house arrest. Kelime

4:02

Lili'uokalani ev hapsine alındı.

Kelime

placed under house arrest: evde zorunlu gözaltı

Was placed under house arrest, bir yetkilinin Lili'uokalani'yi bir konutta kalmaya zorladığını ve hareket özgürlüğünü kısıtladığını anlatan edilgen bir yapıdır. House arrest, yalnızca evde kalmak değil, hukuki veya siyasi bir gözaltı türüdür. Edilgen was placed yapısı, bu kısıtlamanın onun seçimi olmadığını ve ona dışarıdan uygulandığını vurgular.

Alıştırma

was placed under house arrest ne anlama gelir?

  1. Sıradan bir cezaevi hücresine nakledildi.
  2. Bir yetkili onu bir konutta kalmaya zorladı ve hareketlerini kısıtladı.
  3. Evde dinlenmeyi kendisi seçti.
Cevabı göster

Bir yetkili onu bir konutta kalmaya zorladı ve hareketlerini kısıtladı.

As soon as it was lifted, Dilbilgisi

4:05

Bu ceza kalkar kalkmaz,

Dilbilgisi

As soon as it was lifted: hemen ardından gelen olay

As soon as, “olur olmaz” veya “hemen ardından” anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu yan cümledeki olay tetikleyici olarak sunulur; hemen sonraki eylem ise ana cümlede anlatılır. it was lifted içindeki was lifted edilgen yapıdadır. it bir yasak, kısıtlama veya emri gösteriyorsa lift bunu kaldırmak ya da sona erdirmek anlamına gelir. Zaman yan cümlesi başta olduğu için virgül, ardından ana cümlenin geleceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “hemen ardından” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the gates opened, the crowd moved forward.

Cevabı göster

As soon as

she traveled to Washington, D.C.

4:07

Washington, D.C.'ye seyahat etti.

with Hawaiian nationalists and over 20,000 signatures.

4:09

Yanında Hawaii milliyetçileri ve 20.000'den fazla imza vardı.

There, they successfully convinced Congress to halt the republic's annexation treaty. Kalıp ifadeler

4:13

Orada, Kongre'yi cumhuriyetin ilhak antlaşmasını durdurmaya ikna etmeyi başardılar.

Kalıp ifadeler

convince someone to halt something: birini bir şeyi durdurmaya ikna etmek

convince + someone + to + verb yapısı, gerekçeler veya savlar kullanarak bir kişi ya da grubun bir eylemi yapmayı kabul etmesini sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede ikna edilen grup Congress, kabul edilen eylem ise to halt the republic's annexation treaty ifadesidir. Successfully, yalnızca bir girişimde bulunulduğunu değil, ikna çabasının amacına ulaştığını gösterir. Halt durdurmak veya askıya almak anlamına gelir; dolayısıyla ifade, Kongrenin anlaşmayla ilgili ilerlemeyi durdurmayı kabul ettiğini bildirir.

Alıştırma

Cümleyi convince + the board + to halt + the launch yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing the safety report, the engineers ____.

Cevabı göster

convinced the board to halt the launch

But the following year,

4:18

Ancak ertesi yıl,

the Spanish-American War began. Kültür

4:19

İspanyol-Amerikan Savaşı başladı.

Kültür

İspanyol-Amerikan Savaşı başladı

The Spanish-American War, 1898’de Amerika Birleşik Devletleri ile İspanya arasındaki savaşı ifade eder. Bu cümlede began yalnızca olayın tarihsel zaman çizelgesindeki başlangıcını belirtir; savaşın başka bir eylemi başlattığı anlamına gelmez. Bu tarih anlatısında savaştan söz edilmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Pasifik’teki bir askerî konum olarak Hawaii’ye giderek artan ilgisinin arka planını verir. Böylece Hawaii’ye yüklenen stratejik önemin nedeni daha iyi anlaşılır.

Alıştırma

Bu tarih açıklamasında the Spanish-American War ifadesinin geçmesinin temel işlevi nedir?

  1. Hawaii ile İspanya’nın bu savaşta birbirleriyle savaştığını söyler
  2. Savaşı tarihsel bir zaman çizelgesine yerleştirir ve Hawaii’nin Amerika Birleşik Devletleri için neden stratejik önem kazandığını açıklamaya yardımcı olur
  3. Amerika Birleşik Devletleri ile İspanya arasındaki barışçıl bir ticaret anlaşmasını anlatır
Cevabı göster

Savaşı tarihsel bir zaman çizelgesine yerleştirir ve Hawaii’nin Amerika Birleşik Devletleri için neden stratejik önem kazandığını açıklamaya yardımcı olur

Seeing Hawaii as a strategic military base, Dilbilgisi

4:22

Hawaii'yi stratejik bir askeri üs olarak gören

Dilbilgisi

Seeing Hawaii as a strategic military base: Hawaii’yi stratejik bir askerî üs olarak görmek

Seeing Hawaii as a strategic military base, cümlenin başında yer alan -ing’li bir ortaç öbeğidir. Burada seeing, Hawaii’ye yalnızca bakmak değil, Hawaii’yi stratejik bir askerî üs olarak değerlendirmek anlamına gelir. Bu öbek, ardından gelen ana eylemin nedenini veya arka planını verir. Kalıp Seeing X as Y şeklindedir ve “X’i Y olarak görmek” anlamına gelir. -ing öbeğinin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; yani Hawaii’yi bu şekilde değerlendiren kişiler, sonraki eylemi de gerçekleştiren kişilerdir.

Alıştırma

Ekibin gecikmeyi bir uyarı olarak gördüğünü ve sonra rotasını değiştirdiğini anlatmak için Seeing X as Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Seeing the delay as a warning, the team changed its route.
  2. Seeing the delay as warning, the team changed its route.
  3. Seeing the delay, as a warning the team changed its route.
Cevabı göster

Seeing the delay as a warning, the team changed its route.

President William McKinley declared it a US territory on July 7th, 1898, Kültür

4:25

Başkan William McKinley, 7 Temmuz 1898'de orayı bir ABD toprağı ilan ederek,

Kültür

US territory: ABD egemenliği altında, ancak bir eyalet değil

Burada US territory, ABD egemenliği veya yetkisi altındaki bir bölgenin siyasi statüsünü anlatan terimdir. Bağımsız bir ülke anlamına gelmez; territory de state sözcüğünün başka bir karşılığı değildir. Bu tarihsel anlatıda ifade, Hawaii'nin eyalet olmadan önce ABD siyasi sistemine girmesini gösterir. Okurken territory sözcüğünü yalnızca bir toprak parçasını anlatan genel bir kelime olarak değil, hukuki ve siyasi bir sınıflandırma olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Tarih veya yurttaşlık bilgisi metninde US territory en yakın hangi anlama gelir?

  1. ABD'nin elli eyaletinden biri
  2. ABD egemenliği dışında bağımsız bir ülke
  3. ABD egemenliği veya yetkisi altında olan, ancak ABD eyaleti olmayan bir bölge
Cevabı göster

ABD egemenliği veya yetkisi altında olan, ancak ABD eyaleti olmayan bir bölge

breaking international law and devastating Queen Lili'uokalani and her people. Dilbilgisi

4:31

uluslararası hukuku çiğnedi ve Kraliçe Lili'uokalani ile halkını mahvetti.

Dilbilgisi

breaking ... and devastating ...: sonuç gösteren eş görevli -ing öbekleri

Breaking international law ve devastating Queen Lili'uokalani and her people, eş görevli iki -ing'li ortaç öbeğidir. Önceki ana cümleye bağlanır ve aynı kararın iki sonucunu sunar: hukukun ihlal edilmesi ve insanlara ciddi zarar verilmesi. Bu yapı, yazarın sonuçları olayın hemen arkasına yerleştirmesini sağlar: ana cümle, -ing'li sonuç and -ing'li sonuç. Burada devastating çok ağır zarar veya sıkıntı vermek demektir; bu nedenle ifade, anlatıcının olumsuz değerlendirmesini de açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, ana olayın sonuçlarını göstermek için eş görevli iki -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. The storm knocked down several trees, blocked the road and cutting power to nearby homes.
  2. The storm knocked down several trees, blocking the road and cutting power to nearby homes.
  3. The storm knocked down several trees, to block the road and cutting power to nearby homes.
Cevabı göster

The storm knocked down several trees, blocking the road and cutting power to nearby homes.

She spent the rest of her life petitioning for the restoration of her lands, Kalıp ifadeler

4:37

Hayatının geri kalanını topraklarının,

native Hawaiian rights, and national liberation.

4:41

yerli Hawaii haklarının ve ulusal kurtuluşun geri verilmesi için dilekçe vererek geçirdi.

Kalıp ifadeler

spend the rest of one's life petitioning for...: hayatının geri kalanını ... için dilekçe vererek geçirmek

spend + bir zaman dilimi + fiilin -ing biçimi, o zamanın hangi etkinlikle geçirildiğini gösterir. Burada spent the rest of her life petitioning, dilekçe vermenin onun kalan bütün yılları boyunca sürdürdüğü bir etkinlik olduğunu belirtir. Petition for, bir kişinin yetkililerden veya kamuoyundan resmî olarak verilmesini ya da değiştirilmesini istediği şeyi tanıtır. for sonrasındaki üç eş görevli isim öbeği, onun peşinden gitmeye devam ettiği amaçları sıralar. Bu nedenle bütün yapı tek seferlik bir talebi değil, ömür boyu süren bir bağlılığı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi petition fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After the ruling, she spent the rest of her life ____ for a change in the law.

Cevabı göster

petitioning

When she died in 1917,

4:45

1917'de öldüğünde,

these dreams were unrealized. Anlatım akışı

4:48

bu hayalleri gerçekleşmemişti.

Anlatım akışı

these dreams were unrealized: gerçekleşmemiş hedefleri özetlemek

These dreams, az önce belirtilen amaçlara gönderme yapar ve birbirinden ayrı birkaç hedefi tek bir özet ifade içinde toplar. Böylece anlatı, listeyi tekrarlamadan çabaların sıralanmasından bunların genel sonucuna geçebilir. Were unrealized, When she died in 1917 ile belirtilen zamanda hedeflerin gerçeğe dönüşmemiş olduğunu söyler. Sonuç ön plana çıkarılırken bundan sorumlu herhangi bir kişi veya güç belirtilmez.

Alıştırma

Bu cümlede these dreams were unrealized ne anlama gelir?

  1. Hedefler en başından beri imkânsızdı.
  2. O zamana kadar hedefler gerçeğe dönüşmemişti.
  3. Hedeflerden hiç kimse söz etmemişti.
Cevabı göster

O zamana kadar hedefler gerçeğe dönüşmemişti.

A member of the group that forced Queen Lili'uokalani out of office once declared, Kalıp ifadeler

4:51

Kraliçe Lili'uokalani'yi görevden zorla alan grubun bir üyesi bir keresinde şöyle demişti:

Kalıp ifadeler

force someone out of office: birini görevinden ayrılmaya zorlamak

Force someone out of office, bir kişinin resmî bir görevden kendi isteğine aykırı olarak ayrılmasını sağlamak demektir. Buradaki forced, Kraliçe Lili'uokalani'nin gönüllü olarak ayrılmadığını; baskı veya güç kullanılarak görevden uzaklaştırıldığını gösterir. Bu ifadede office, kişinin çalıştığı oda değil, özellikle devletteki resmî bir makamdır. Yeniden kullanılabilen kalıp force + kişi + out of office şeklindedir.

Alıştırma

force someone out of office kalıbındaki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: The investigation forced the director ____ office.

Cevabı göster

out of

"If we are ever to have peace and annexation, Dilbilgisi

4:56

"Eğer bir gün barışa ve ilhaka sahip olacaksak,

the first thing to do is obliterate the past." Deyimler

4:59

yapılması gereken ilk şey geçmişi silmektir."

Dilbilgisi

If we are ever to ..., the first thing to do is ...: gerçekten ... yapacaksak ilk yapılacak şey...

Bu cümle bir koşul ve öncelik kalıbı kullanır: If + özne + be ever to + fiilin yalın hâli ..., the first thing to do is + fiilin yalın hâli .... Belirtilen hedefe gerçekten ulaşılacaksa bir eylemin önce gelmesi gerektiğini anlatır. Ever, “gerçekten” veya “bunun gerçekleşmesi mümkün olacaksa” anlamını ekleyerek koşulu güçlendirir. Alıntıda konuşmacı, obliterating the past eylemini barış ve ilhak için gerekli ilk adım olarak sunar; bu kalıp konuşmacının önceliğini aktarır, eylemin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi If ..., the first thing to do is ... kalıbındaki öncelik ifadesiyle tamamlayın: If we are ever to reduce delays, ____ simplify the approval process.

Cevabı göster

the first thing to do is

Deyimler

obliterate the past: tarihi tamamen silmeye çalışmak

Burada obliterate the past güçlü bir mecazdır. Geçmişin kendisi yok edilemez; ifade, tarihî kayıtları, ortak hafızayı veya yaşananlara ilişkin bilinci silmeye çalışmak anlamına gelir. Obliterate, geride çok az iz bırakacak ya da hiç iz bırakmayacak kadar eksiksiz bir yıkım çağrıştırır. Bu nedenle hedefi sıradan bir unutma veya yalnızca yola devam etme değil, kasıtlı bir bastırma olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede obliterate the past neyi düşündürüyor?

  1. tarihsel hafızayı mümkün olduğunca tamamen silmek
  2. eski günleri sevgiyle hatırlamak
  3. tarih hakkında konuşmayı ertelemek
Cevabı göster

tarihsel hafızayı mümkün olduğunca tamamen silmek

They failed at this goal. Anlatım akışı

5:03

Bu hedeflerinde başarısız oldular.

Anlatım akışı

They failed at this goal: önceki hedefe gönderme yapıp iddiayı tersine çevirmek

this goal ifadesindeki this, az önce belirtilen hedefe, yani obliterating the past hedefine gönderme yapar. Bu isim öbeği, yeni bir hedef ortaya koymak yerine kısa cümleyi önceki ifadeye bağlar. Ardından They failed, hedefin gerçekleşmediğini söyleyerek önceki niyeti tersine çevirir. Daha uzun veya güçlü bir iddiadan sonra böyle kısa bir cümle, belirgin bir anlatı dönüşü yaratabilir ve karşı çıkışı vurgulayabilir.

Alıştırma

They failed at this goal. cümlesi metinde nasıl bir işlev görüyor?

  1. Daha önce belirtilen hedefe gönderme yapar ve bu hedefin gerçekleşmediğini söyler.
  2. Daha önce belirtilen hedefin gerçekleştiğini doğrular.
  3. Daha önce belirtilmemiş yeni bir hedef ortaya koyar.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen hedefe gönderme yapar ve bu hedefin gerçekleşmediğini söyler.

Queen Lili'uokalani left a resilient legacy. Kalıp ifadeler

5:05

Kraliçe Lili'uokalani dirençli bir miras bıraktı.

Kalıp ifadeler

left a resilient legacy: baskıya dayanmış bir etki bırakmak

Bu cümlede left, onun yaşamı veya liderlik dönemi bittikten sonra da bir şeyin kalmasını sağladı anlamına gelir; ayrıldı anlamında değildir. Legacy yalnızca miras kalan mal değil, uzun süreli bir etki, başarı veya değerler bütünü de olabilir. Resilient, bu mirasın baskıya dayanıp sürmeye devam ettiğini belirtir. İfade, onun etkisini hem kalıcı hem de silinmesi zor olarak değerlendirir.

Alıştırma

Leave fiilinin geçmiş zaman biçimini ve resilient sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: Even after years of opposition, the reformer ____ a ____ legacy.

Cevabı göster

left · resilient

Her commitment to her land and people never wavered Kalıp ifadeler

5:08

Toprağına ve halkına olan bağlılığı asla sarsılmadı

Kalıp ifadeler

commitment to ... never wavered: sarsılmadan süren bağlılık

Commitment to, birinin sürekli bağlılık gösterdiği kişiyi, davayı veya hedefi belirtir. Burada her land and people, onun sadakat ve sorumluluğunun yöneldiği unsurlardır. Waver, kararsızlaşmak veya eskisi kadar sağlam olmamak anlamına gelir. Her commitment never wavered denmesi, baskının onun bağlılığını değiştirmediğini vurgular.

Alıştırma

Commitment sözcüğünden sonra kullanılan standart edatı ve waver fiilinin geçmiş zaman biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: Her commitment ____ public service never ____.

Cevabı göster

to · wavered

and many Hawaiians continue to fight in her memory. Kalıp ifadeler

5:12

ve birçok Hawaiili onun anısına savaşmaya devam ediyor.

Kalıp ifadeler

continue to fight in her memory: onu anmak için mücadeleyi sürdürmek

Continue to fight, bir amaç uğruna çalışmayı veya mücadele etmeyi sürdürmek demektir. Bu toplumsal hareket bağlamında fight mecazidir; fiziksel bir kavgadan çok sürekli savunuculuk veya direniş anlamına gelir. In her memory, hayatını kaybetmiş bir kadını onurlandırmak ve hatırlamak amacıyla demektir. İfade bir bütün olarak, sonraki insanların hem onu hem de temsil ettiği değerleri anmak için davayı sürdürdüklerini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede continue to fight in her memory ne anlama geliyor?

  1. Nasıl mücadele edeceğini hatırlamasına yardım etmek
  2. Onu onurlandırmanın bir yolu olarak dava için çalışmayı sürdürmek
  3. Onun anılarının içinde fiziksel bir kavga başlatmak
Cevabı göster

Onu onurlandırmanın bir yolu olarak dava için çalışmayı sürdürmek

Speaking of Hawaii's children, Anlatım akışı

5:16

Hawaii'nin çocuklarından bahseden

Anlatım akışı

Speaking of Hawaii's children: ilgili bir konuya geçiş

Speaking of + isim öbeği, konu değişimini gösteren bir geçiş ifadesidir. Az önce söylenen bir şeyin konuşana ilgili bir kişiyi veya konuyu hatırlattığını belirtir. Burada Speaking of Hawaii's children dikkati Hawaii'nin çocuklarına yöneltir ve dinleyiciyi sonraki bölüme hazırlar. Virgül, bu giriş ifadesinin ardından başka bir cümlenin geleceğini gösterir; ifade tek başına tamamlanmış bir yargı değildir.

Alıştırma

Yanıtı bu dersteki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: A: I saw Ms. Lee today. B: ____ school, did you finish your essay?

Cevabı göster

Speaking of

Queen Lili'uokalani said,

5:18

Kraliçe Lili'uokalani şöyle demişti:

"It is for them that I would give the last drop of my blood." Notlar

5:20

"Kanımın son damlasını onlar için veririm."

Dilbilgisi

It is for them that ...: for them ögesini vurgulayan ayrık yapı

“It is for them that ...” bir it-cleft, yani ayrık veya vurgulu cümle yapısıdır. for them ögesini odağa yerleştirerek fedakârlığın özellikle onlar için olduğunu gösterir. Daha az vurgulu sıra “I would give the last drop of my blood for them.” şeklindedir. Kalıp It is/was + vurgulanan öge + that + yan tümcenin geri kalanı biçimindedir. Burada eylemin kimin yararına olduğunu belirleyerek bilgiyi düzenler ve ifadeye resmî, ciddi bir vurgu katar.

Alıştırma

Şimdiki zamanlı ayrık cümleyi eksik iki parçayla tamamlayın: ____ for the children ____ we must protect this park.

Cevabı göster

It is · that

Deyimler

give the last drop of my blood: tam fedakârlığa dair ciddi bir yemin

“give the last drop of my blood”, birinin başka bir kişi veya dava uğruna hayatı dâhil her şeyini feda etmeye hazır olduğunu anlatan ciddi ve abartılı bir ifadedir. Genellikle tıbbi anlamda kan vermeyi kelimesi kelimesine anlatmaz. Bu imge bağlılığı mümkün olan en yüksek düzeye çıkarır. Bu cümlede konuşmacı, “onlara” duyduğu bağlılığı eksiksiz ve koşulsuz olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede “give the last drop of my blood” neyi ifade ediyor?

  1. Onlar için her şeyi feda etmeye hazır olma
  2. Yalnızca sınırlı yardım sunma sözü
  3. Sıradan bir kan bağışı yapma planı
Cevabı göster

Onlar için her şeyi feda etmeye hazır olma

Long before Queen Lili'uokalani's reign,

5:26

Kraliçe Lili'uokalani'nin hükümdarlığından çok önce,

another queen ruled during turbulent times.

5:29

çalkantılı zamanlarda hüküm süren başka bir kraliçe daha vardı.

Cleopatra is widely considered the most notorious woman in ancient history.

5:32

Kleopatra yaygın olarak antik tarihin en adı çıkmış kadını olarak kabul edilir.

Does she deserve the title?

5:36

Bu unvanı hak ediyor mu?

Decide for yourself with this video or stay put and learn about the Hawaiian tradition of surfing Kalıp ifadeler

5:38

Bu videoyla kendiniz karar verin ya da kalın ve Hawaii'nin sörf geleneğini

Kalıp ifadeler

stay put: bulunduğun yerde kalmak

Stay put, bulunduğun yerde kalmak ve oradan ayrılmamak demektir. Bu cümlede, izleyiciyi mevcut videoda kalıp izlemeye devam etmeye çağıran hafif ve günlük bir ifadedir; bedeni hiç hareket ettirmemeye yönelik bir emir değildir. Stay put ifadesini sabit bir kalıp olarak düşün. Buradaki put, bir şeyi bir yere koymak anlamına gelmez; ifadenin tamamı aynı yerde veya konumda kalmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki bulunduğun yerde kalmak anlamına gelen iki sözcüklü sabit ifadeyle tamamla: The lobby is crowded, so ____ beside the front desk until I find you.

Cevabı göster

stay put

and how it spread worldwide with this video.

5:43

ve bunun tüm dünyaya nasıl yayıldığını bu videoyla öğrenin.