Başka boyutları keşfetmek - Alex Rosenthal ve George Zaidan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
703 kelime 183 kel/dk

Video özeti: Video, Edwin Abbott’ın Flatland eserini bir düşünce deneyi olarak kullanıp boyutları birbirine dik yönler şeklinde açıklar; daha düşük boyutlu varlıkların yüksek boyutlu nesneleri kesitler aracılığıyla nasıl algılayabileceğini gösterir ve noktadan tesseract’a ilerleyerek insan algısının ötesindeki dünyaları ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what if our world were two-dimensional? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what if yapısının gerçekliğe aykırı bir varsayım başlattığını ve were sözcüğünün sıradan geçmiş zamanı değil, bugünkü gerçeklikten farklı bir dünyayı işaret ettiğini anlayın; bu kalıbı bilimsel ya da hayalî bir düşünceyi açıkça başlatmak için kullanın. 2. comes to terms with — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin şartlar üzerinde anlaşmayı değil, zor veya yabancı bir gerçeği zamanla kabullenmeyi anlattığını fark edin; direnç ya da kafa karışıklığından kabule doğru gelişen psikolojik değişimi aktarırken kullanın. 3. Doesn't that blow your little spherical mind? — Konuşma edimbilimi ve tutum: Olumsuz biçimli retorik sorunun izleyiciye doğrudan seslendiğini, spherical sözcüğünün ise önceki kare zihin şakasına eğlenceli biçimde döndüğünü görün; benzer geri dönüşlerle açıklamaları şaşkınlık, mizah ve ortak bir bakış açısıyla bitirin.

Bu derste

We live in a three-dimensional world, where everything has length, width, and height.

0:11

Her şeyin uzunluğunun, genişliğinin ve yüksekliğinin olduğu üç boyutlu bir dünyada yaşıyoruz.

But what if our world were two-dimensional? Dilbilgisi

0:17

Peki ya dünyamız iki boyutlu olsaydı?

Dilbilgisi

What if ... were ...? ile gerçek dışı bir soru sormak

What if ...?, dinleyiciyi bir durum hayal etmeye ve sonucunu düşünmeye çağırır. Buradaki our world were two-dimensional, gerçek dünyadan farklı bir dünyayı anlatır; geçmişten söz etmez. Were, be fiilinin özel varsayımsal biçimidir ve çoğu zaman irrealis ya da subjunctive olarak adlandırılır. Özenli standart İngilizcede, our world were örneğindeki gibi şimdiki gerçeklere aykırı bir varsayımda her türlü özneyle kullanılabilir. Bu soru bir düşünce deneyini başlatır.

Alıştırma

What if our classroom were on the Moon? cümlesinin işlevi nedir?

  1. Sınıfın geçmişte ne zaman taşındığını sorar.
  2. Dinleyiciyi gerçeklikten farklı bir şimdiki durum hayal etmeye çağırır.
  3. Sınıfın kesinlikle yakında taşınacağını öngörür.
Cevabı göster

Dinleyiciyi gerçeklikten farklı bir şimdiki durum hayal etmeye çağırır.

We would be squashed down to occupy a single plane of existence, Notlar

0:19

Tek bir varoluş düzlemini kaplamak için ezilirdik,

Dilbilgisi

would be squashed down: varsayımsal edilgen sonuç

Bu hayalî durumda would, geleceğe ilişkin gerçek bir tahmini değil, varsayımın sonucunu gösterir. Be squashed down, basıncın bizi düzleştirip yassı hâle getirmesi demektir. Yapı would + be + geçmiş zaman ortacıdır: would be squashed. Özne eylemden etkilendiği için yapı edilgendir; cümle, bizi kimin ya da neyin ezeceğine değil, bize ne olacağına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamla: If a giant sat on the foam block, it ____.

Cevabı göster

would be squashed down

Kelime

a single plane of existence: plane sözcüğünün geometrik anlamı

a single plane of existence ifadesinde plane, düz ve iki boyutlu bir yüzey olan geometrik anlamıyla kullanılır. Single, her şeyin böyle tek bir yüzeyle sınırlı olduğunu vurgular. Buradaki görüntü, üçüncü boyutu kaybedip yalnızca uzunluk ve genişliğe sahip, kalınlığı olmayan bir hâle gelecek şekilde yassılaşmaktır. Plane burada “uçak” anlamına gelmez.

Alıştırma

İki boyuta indirgenecek şekilde yassılaştırılma anlatılırken a single plane of existence içindeki plane ne anlama gelir?

  1. gerçekliğin ayrı bir alanı
  2. düz ve iki boyutlu bir yüzey
  3. seyahat için kullanılan bir uçak
Cevabı göster

düz ve iki boyutlu bir yüzey

geometrically speaking of course. Kalıp ifadeler

0:23

elbette geometrik anlamda.

Kalıp ifadeler

geometrically speaking: bir ifadeyi geometrik bakış açısıyla sınırlamak

Geometrically speaking, “geometrik açıdan bakıldığında” anlamına gelir. Dinleyiciye, ifadenin hangi bakış açısına veya kurallar bütününe göre değerlendirilmesi gerektiğini bildirir. Zarf + speaking kalıbında speaking, birinin gerçekten konuştuğu anlamına gelmez. Bütün ifade, technically speaking veya legally speaking örneklerinde olduğu gibi bir bakış açısı belirteci olarak çalışır.

Alıştırma

Dersin hedef ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the two shapes have the same area.

Cevabı göster

Geometrically speaking

And what would that world look and feel like? Kalıp ifadeler

0:25

Ve bu dünya nasıl görünür ve nasıl hissettirirdi?

Kalıp ifadeler

look and feel like: görünüşü ve deneyimi sormak

What would that world look and feel like? cümlesindeki What would + özne + look and feel like? kalıbı aynı anda iki tür betimleme ister: hayal edilen şeyin nasıl görüneceğini ve onu deneyimlemenin nasıl olacağını. Burada feel like, “istemek” değil, “belirli bir niteliğe veya hisse sahip olmak” anlamındadır. “İstemek” anlamı I feel like going out. cümlesindeki feel like + -ing gibi farklı bir yapıda görülür.

Alıştırma

Hem görünüşü hem de kullanıcı deneyimini sormak için dersteki dört kelimelik kalıbı kullanın: What does the new app ____?

Cevabı göster

look and feel like

This is the premise of Edwin Abbott's 1884 novella Flatland. Kelime

0:27

Bu, Edwin Abbott'ın 1884 tarihli Düzland (Flatland) adlı kısa romanının ana fikridir.

Kelime

the premise of: bir eserin temel kurgusu

Bu cümlede bir kısa romanın premise'i, hikâyenin üzerine kurulduğu temel durum veya ana fikir anlamına gelir. the premise of a work ifadesinde of ile başlayan bölüm, temel kurgusu anlatılan kitabı, filmi veya başka bir eseri belirtir. Premise, olay örgüsünün tamamı değildir; “Bu hikâye neyin üzerine kurulmuş?” sorusunu yanıtlar. Mantıkta premise, bir sonucu desteklemek için kullanılan başlangıç önermesi anlamına da gelebilir; ancak buradaki edebî bağlam ona “temel kurgu” anlamını verir.

Alıştırma

Bir kitap değerlendirmesinde the premise of the story neyi ifade eder?

  1. Hikâyenin üzerine kurulduğu temel durum veya fikir
  2. Hikâyenin ele aldığı daha geniş mesaj
  3. Hikâyedeki olayların eksiksiz sırası
Cevabı göster

Hikâyenin üzerine kurulduğu temel durum veya fikir

Flatland is a fun mathematical thought experiment Kelime

0:32

Düzland, eğlenceli bir matematiksel düşünce deneyidir

Kelime

Matematiksel düşünce deneyi

Düşünce deneyi, bir fikir üzerinde akıl yürütmek veya belirli varsayımlardan ne gibi sonuçlar çıkacağını araştırmak için dikkatle hayal edilen bir durumdur. Matematiksel düşünce deneyi, matematiksel bir kavramı incelemek için bu hayali düzeni kullanır; matematikle ilgili gelişigüzel bir düşünce anlamına gelmez. Bu cümlede Flatland yalnızca bir hikâye olarak değil, boyutlar hakkında düşünmeye yarayan hayali bir model olarak da sunulur. Buradaki "deney", fiziksel ölçümlerle değil, hayal gücü ve akıl yürütmeyle yapılır.

Alıştırma

Burada mathematical thought experiment ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel ölçümlere dayanan bir laboratuvar işlemi
  2. Matematiksel bir fikir üzerinde akıl yürütmek için kullanılan hayali bir düzen
  3. Analiz gerektirmeyen gelişigüzel bir matematik fikri
Cevabı göster

Matematiksel bir fikir üzerinde akıl yürütmek için kullanılan hayali bir düzen

that follows the trials and tribulations of a square exposed to the third dimension. Notlar

0:34

ve üçüncü boyuta maruz kalan bir karenin denemelerini ve sıkıntılarını takip eder.

Deyimler

the trials and tribulations of: … kişinin yaşadığı türlü zorluklar

the trials and tribulations of ifadesi, of'tan sonra adı geçen kişi veya şeyle bağlantılı birçok zorluğu ve güç deneyimi anlatır. Kalıplaşmış ve biraz edebî bir ifadedir; of'tan sonraki isim öbeği bu zorlukları kimin yaşadığını gösterir. Burada trials, hukuki davalar değil, "sınavlar" veya "zorluklar" anlamındadır. Trials and tribulations tek bir birleşik fikir olarak çalışır ve birbirinden ayrı iki olay türünü değil, bir dizi sıkıntıyı vurgular.

Alıştırma

"Birçok zorluk" anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The memoir describes ____ a young doctor working in a remote village.

Cevabı göster

the trials and tribulations of

Kalıp ifadeler

exposed to the third dimension: yeni bir şeyle temas

exposed to the third dimension ifadesindeki exposed to, yeni bir şeyle temas ettirilmek veya onun etkisi altında kalmak anlamına gelir. Kare, üçüncü boyut fikriyle ya da gerçekliğiyle karşılaşır; ifade, karenin bedeninin açıkta olmasıyla ilgili değildir. Exposed, a square ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacıdır. Açık biçimi a square that is exposed to the third dimension şeklindedir. Aynı yapı fikirlerle, dillerle, deneyimlerle, çevresel koşullarla veya risklerle teması da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi exposed to yapısıyla tamamlayın: During the workshop, the class was ____ several new design ideas.

Cevabı göster

exposed to

But what is a dimension anyway? Ton ve niyet

0:39

Ancak boyut tam olarak nedir?

Ton ve niyet

What is ... anyway?: temel soruya dönmek

What is a dimension anyway? cümlesinde soru sonundaki anyway, temel noktaya dönüp onun aslında ne olduğunu sorma anlamı katar. Konuşan kişi daha karmaşık bir tartışmayı duraklatır ve dikkati yeniden dimension kavramının tanımına yöneltir. Burada anyway, ne olursa olsun anlamına gelmez. Bu soru kalıbında, bazen ilgili ayrıntılar daha önce konuşulmuş olsa bile temel sorunun hâlâ çözülmediğini gösterir.

Alıştırma

What is this feature anyway? sorusunda cümle sonundaki anyway temel olarak ne yapar?

  1. Konuşan kişinin soru sormamaya karar verdiğini gösterir.
  2. Dikkati hâlâ yanıtlanması gereken temel bir soruya döndürür.
  3. Her özelliğin kabul edilebilir olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Dikkati hâlâ yanıtlanması gereken temel bir soruya döndürür.

For our purposes, Anlatım akışı

0:42

Bizim amacımıza göre,

a dimension is a direction,

0:43

bir boyut bir yöndür,

Anlatım akışı

For our purposes, ...: çalışma tanımının kapsamını sınırlamak

Buradaki For our purposes ifadesi, ardından gelen tanımın kapsamını mevcut tartışmayla sınırlar. “Bu açıklama için gereken ölçüde” anlamına gelir; bir hedefe ulaşmak için harekete geçmek anlamına gelmez. Konuşmacı burada dimension kavramını direction olarak kullanışlı bir biçimde tanımlıyor. Bu ifade, tanımın mevcut açıklama için yeterli olduğunu ve bütün teknik ayrıntıları kapsama iddiası taşımadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede For our purposes mevcut tartışmayla sınırlı yararlı bir tanım sunuyor?

  1. For our purposes are a map is a model of a place.
  2. For our purposes, a map is a model of a place.
  3. For our purposes, this map is large enough.
Cevabı göster

For our purposes, a map is a model of a place.

which we can picture as a line. Anlatım akışı

0:45

ve bunu bir çizgi olarak hayal edebiliriz.

Anlatım akışı

picture ... as a line: soyut bir düşünceyi görselleştirmek

Buradaki picture A as B yapısı, “A'yı B biçiminde hayal etmek” anlamına gelir. Bu cümlede picture fiildir; which, a direction ifadesine gönderme yapar ve a line zihinde oluşturulan görüntüdür. Bu ifade soyut bir düşünceyi görsel bir şeye dönüştürür. Gerçekte bir şeye bakmayı veya fotoğraf çekmeyi değil, zihinde bir görüntü oluşturmayı anlatır.

Alıştırma

“Yönü bir çizgi olarak hayal etmek” anlamını veren edatı tamamlayın: We can picture the direction ____ a line.

Cevabı göster

as

For our direction to be a dimension, Dilbilgisi

0:47

Yönümüzün bir boyut olabilmesi için,

it has to be at right angles to all other dimensions. Kalıp ifadeler

0:49

diğer tüm boyutlara dik açılarda olması gerekir.

Dilbilgisi

For our direction to be a dimension: for + isim öbeği + to'lu mastar

Başlangıçtaki yan cümle for + isim öbeği + to'lu mastar kalıbını kullanır: for our direction to be a dimension. Our direction, to be ile birlikte anlaşılmalıdır; boyut sayılabilecek olan şey bu yöndür. Dil bilgisi terimiyle our direction, to be yapısının mantıksal öznesidir. Burada bu yan cümle bir koşul veya ölçüt ortaya koyar. Yani yönün bir boyut sayılabilmesi için ana cümlede belirtilen şartın yerine getirilmesi gerekir.

Alıştırma

“For the bridge to be safe, every cable must be checked,” cümlesinde başlangıçtaki yan cümle ne yapar?

  1. Köprünün güvenli olmasını, kabloların kontrol edilmesini gerektiren sonuç olarak sunar.
  2. Köprünün zaten güvenli olduğunu ve kontrole gerek olmadığını söyler.
  3. Köprünün kabloları kontrol eden kişilere ait olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Köprünün güvenli olmasını, kabloların kontrol edilmesini gerektiren sonuç olarak sunar.

Kalıp ifadeler

at right angles to: …… ile 90 derecelik açı oluşturmak

At right angles to, “…… ile 90 derecelik açı oluşturmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir konum ifadesidir. Right angle içinde right, açının türünü yani “dik açıyı” belirtir; “doğru” anlamına gelmez. Kalıp at right angles to + isim öbeği şeklindedir. Bu cümlede yönün diğer tüm boyutlara dik olması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “…… ile 90 derecelik açı yapacak şekilde” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The two paths meet ____ each other.

Cevabı göster

at right angles to

So a one-dimensional space is just a line.

0:53

Yani tek boyutlu bir uzay sadece bir çizgidir.

A two-dimensional space is defined by two perpendicular lines, Notlar

0:56

İki boyutlu bir uzay, birbirine dik iki çizgiyle tanımlanır,

which describe a flat plane,

1:00

bu da düz bir düzlemi tarif eder,

Kalıp ifadeler

is defined by: bir kavramı tanımlayıcı ölçütüne bağlamak

Bu cümlede is defined by, “kimliği veya temel açıklaması bir şey tarafından belirlenir” anlamına gelir. İfade, two-dimensional space kavramını açıklamada onu tanımlayan çerçeve olarak kullanılan iki dik çizgiyle ilişkilendirir; bir kişinin ona ad verdiği anlamına gelmez. X is defined by Y kalıbı X’i önce verir ve Y’yi, X’in ne olduğunu gösteren özellik, kural veya koşul olarak sunar. Akademik ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “ölçütü bir şey tarafından belirlenir” anlamına gelen edilgen ifadeyle tamamlayın: In this contest, success ____ finishing the course safely.

Cevabı göster

is defined by

Kelime

two perpendicular lines: 90 derecede kesişen iki çizgi

two perpendicular lines, dik açıyla yani 90 derecede kesişen iki çizgi demektir. Perpendicular, yalnızca farklı yönlere giden çizgileri anlatan genel bir sözcük değil, kesin anlamlı bir geometri sıfatıdır. Cümlede bu iki çizgi birbirine dik iki yön sağlar ve düz, iki boyutlu bir düzlemi betimlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, 90 derecelik açıyla kesişen çizgileri anlatan dersteki sıfatla tamamlayın: The two lines are ____.

Cevabı göster

perpendicular

like a piece of paper.

1:01

tıpkı bir kağıt parçası gibi.

And a three-dimensional space adds a third perpendicular line,

1:03

Ve üç boyutlu bir uzay, üçüncü bir dik çizgi ekler,

which gives us height and the world we are familiar with. Kalıp ifadeler

1:07

bu da bize yüksekliği ve aşina olduğumuz dünyayı verir.

Kalıp ifadeler

gives us height: soyut bir sonuç oluşturma anlamındaki give

gives us height ifadesindeki give, birine fiziksel olarak bir şey uzatmak anlamına gelmez. Üçüncü dik yönün eklenmesinin yükseklik özelliğini oluşturduğu ve böylece uzay modelimizin bu boyuta sahip olduğu anlamına gelir. give + nesne + soyut isim yapısı, bir şeyin oluşturduğu niteliği veya etkiyi anlatabilir. Nesnenin aldığı şey fiziksel bir eşya değil, soyut bir sonuçtur.

Alıştırma

“The wide base gives the tower stability.” cümlesinde gives ne anlama gelir?

  1. kuleyi daha uzun yapar
  2. kulenin sağlamlığa sahip olmasını sağlar
  3. sağlamlığı fiziksel olarak kuleye uzatır
Cevabı göster

kulenin sağlamlığa sahip olmasını sağlar

Kalıp ifadeler

we are familiar ... with: be familiar with kalıbı

We are familiar, daha sonra gelen with ile birleşerek be familiar with kalıbını oluşturur. Bu kalıp, bir şeyi daha önce görmüş, kullanmış veya deneyimlemiş olduğumuz için onu yeterince iyi bilmek anlamına gelir. Bilinen şeyi belirtmek için about değil, with kullanılır. the world we are familiar with ifadesinde the world ilgi cümleciğinden önce gelir, ancak hâlâ with edatının nesnesidir. Bu nedenle with doğal olarak sonda kalır: we are familiar with the world, the world we are familiar with biçimine dönüşür.

Alıştırma

Sabit ifadeyi tamamlayın: Lina has used this app for years, so she is familiar ____ its settings.

Cevabı göster

with

So what about four dimensions? Anlatım akışı

1:10

Peki ya dört boyut?

And five?

1:12

Ya beş?

And 11?

1:13

Ve 11?

Anlatım akışı

So what about four dimensions? ile bir sonraki soruya geçiş

Bu cümlede So, soruyu önceki açıklamaya bağlar. What about four dimensions? bir sonraki bağlantılı durumu gündeme getirir: Önceki boyutlar açıklanabiliyorsa dört boyutu nasıl düşünmeliyiz? Bu soru yalnızca görüş istemek yerine açıklamanın akışını düzenler. Ardından gelen kısa And five? And 11? soruları aynı kalıbı sürdürür ve konunun daha yüksek boyutlara ilerlediğini gösterir.

Alıştırma

Bir sunumda üç boyut açıklandıktan sonra So what about four dimensions? temel olarak ne yapar?

  1. Açıklamayı bir sonraki bağlantılı soruya taşır.
  2. Dinleyicilerin dört boyutu sevip sevmediğini sorar.
  3. Tartışmanın bittiğini gösterir.
Cevabı göster

Açıklamayı bir sonraki bağlantılı soruya taşır.

Where do we put these new perpendicular lines? Anlatım akışı

1:14

Bu yeni dik çizgileri nereye koyacağız?

Anlatım akışı

Where do we put these new perpendicular lines? ile soyut bir problemi somutlaştırmak

Konuşmacı yeni dik çizgilerin nereye konacağını sorar, çünkü her ek boyut mevcut yönlere dik yeni bir yön gerektiriyormuş gibi açıklanmıştır. Somut bir hareket bildiren put fiili, bu soyut gerekliliği dinleyicilerin gözünde canlandırabileceği bir eyleme dönüştürür. Soru öncelikle sayfa üzerinde bir yer sormaz. Asıl güçlüğü ortaya çıkarır: Üç boyutun ötesine geçtiğimizde sıradan uzamsal sezgimiz, başka bir dik yön için belirgin bir yer göstermez. Bu somut soru dinleyicileri sonraki açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Bu açıklamada Where do we put these new perpendicular lines? sorusunun temel görevi nedir?

  1. Her ek boyutun düz bir sayfaya çizilebileceğini kanıtlar.
  2. Çizim araçlarının nasıl saklanacağını anlatır.
  3. Ek boyutlar sorununu dinleyicilerin gözünde canlandırabileceği uzamsal bir eyleme dönüştürür.
Cevabı göster

Ek boyutlar sorununu dinleyicilerin gözünde canlandırabileceği uzamsal bir eyleme dönüştürür.

This is where Flatland can help us. Anlatım akışı

1:17

İşte burada Düzland bize yardımcı olabilir.

Anlatım akışı

This is where ... can help us: sorundan yardımcı bir araca geçiş

This is where X can help us kalıbında where, fiziksel bir yeri değil, “sorunun bu noktasında” veya “bu durumda” anlamını taşır. Cümle, daha önce ele alınan bir zorluğu yardımcı olabilecek bir araç, örnek ya da fikirle bağlar. Bu kalıp bilgiyi iki adımda düzenler: önce sorun, sonra yardım kaynağı. Dinleyiciye sıradaki örnek veya yöntemin neden sunulduğunu gösterir.

Alıştırma

This is where ... can help us hedef kalıbını tamamlayın: The instructions are confusing. ____ a simple diagram can help us.

Cevabı göster

This is where

Let's look at our square protagonist's world. Anlatım akışı

1:20

Gelin baş karakterimiz olan karenin dünyasına bakalım.

Anlatım akışı

Let's look at: birlikte incelemeye yönlendiren geçiş

Let's look at, konuşanın dinleyicilere yönelttiği dostça bir davettir. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar; dolayısıyla cümle, konuşanın birine yalnızca bakmasını emretmesi değil, sıradaki konuyu birlikte incelemeleri anlamına gelir. Bir açıklamada Let's look at ifadesinden sonra incelenecek örnek, görsel, sonuç veya konu gelir. Burada dinleyicileri, sıradaki inceleme konusu olarak ana karakterin dünyasına yönlendirir.

Alıştırma

Let's look at hedef kalıbını tamamlayın: ____ a smaller example first.

Cevabı göster

Let's look at

Flatland is populated by geometric shapes Kalıp ifadeler

1:23

Düzland'da çeşitli geometrik şekiller yaşar,

Kalıp ifadeler

be populated by + bir yerin sakinleri

Be populated by + bir grup, bir yerde hangi insanların, hayvanların veya hayali bir dünyada hangi varlıkların yaşadığını ya da orayı doldurduğunu belirtir. Burada Flatland, sakinleri geometrik şekiller olan bir dünya gibi ele alınır. Edilgen yapı önce yeri öne çıkarır ve oranın nüfusunu açıklar. 'Popüler olmak' anlamına gelmez; populated, 'bir yerde yaşamak veya bir yeri sakinlerle doldurmak' anlamındaki populate fiilinden gelir.

Alıştırma

Bir yerin sakinlerini belirten doğru edilgen ifadeyi tamamlayın: The remote island is ____ thousands of seabirds.

Cevabı göster

populated by

ranging from isosceles triangles to equilateral triangles to squares, Kalıp ifadeler

1:25

ikizkenar üçgenlerden eşkenar üçgenlere, karelere,

Kalıp ifadeler

ranging from A to B to C ile aralık sıralama

Ranging from A to B, daha önce sözü edilen bir gruba ayrıntı ekleyen bir -ing öbeğidir; tek başına tam bir cümle değildir. Burada geometrik şekiller arasında hangi türlerin bulunduğunu açıklar. From, aralığın ilk noktasını tanıtır ve her to, dizideki başka bir noktaya geçer. İki uç nokta için ranging from A to B kullanılır; art arda birkaç nokta için yapı ranging from A to B to C biçiminde uzatılabilir.

Alıştırma

Cümleyi from ... to ... to ... ile tamamlayın: The game levels range ____ easy puzzles ____ timed challenges ____ expert missions.

Cevabı göster

from · to · to

pentagons, hexagons, all the way up to circles. Kalıp ifadeler

1:29

beşgenlere, altıgenlere ve dairelere kadar her şey.

Kalıp ifadeler

all the way up to: bir aralığın uzak ucunu vurgulama

All the way up to + bitiş noktası, bir aralığın ara aşamalardan geçerek görece yüksek, ileri veya şaşırtıcı bir noktaya ulaştığını anlatır. Burada sıralama, kenar sayısı giderek artan çokgenlerden dairelere doğru ilerler; up fiziksel olarak yukarı hareketi değil, bu ölçek üzerindeki ilerlemeyi anlatır. Sade up to ile karşılaştırıldığında all the way, bitiş noktasından önceki mesafeyi veya ilerlemeyi vurgular. Bu cümlede circles, dizinin ulaştığı son nokta olarak sunulur.

Alıştırma

Burada all the way up to neyi vurguluyor? The summer camp accepts children all the way up to age sixteen.

  1. Her çocuk tam olarak on altı yaşında olmalıdır.
  2. Yaş aralığı on altı yaşa kadar uzanır.
  3. Çocuklar daha yüksek bir yere çıkmalıdır.
Cevabı göster

Yaş aralığı on altı yaşa kadar uzanır.

These shapes are all scurrying around a flat world, Kelime

1:32

Bu şekillerin tümü düz bir dünyada koşturup duruyor,

Kelime

scurrying around: hızlı ve telaşlı hareket

Scurrying around, bir alan içinde kısa ve telaşlı hareketlerle hızla oradan oraya gitmek demektir. Genellikle küçük hayvanları ya da meşgul, gergin veya hareketli görünen insanları anlatır; bu yüzden moving around ifadesinden çok daha canlı bir görüntü oluşturur. Burada around, tek bir nesnenin çevresinde daire çizmek değil, düz dünyanın içinde farklı yönlere hareket etmek anlamındadır. Şekiller, koşuşturan küçük canlılar gibi kişileştirilir.

Alıştırma

Küçük canlıların farklı yönlere hızlı ve telaşlı biçimde hareket ettiği bir sahneye en uygun cümle hangisidir?

  1. Tiny beetles were scurrying around inside the box.
  2. Tiny beetles were moving in one slow, straight line inside the box.
  3. Tiny beetles were resting quietly inside the box.
Cevabı göster

Tiny beetles were scurrying around inside the box.

living their flat lives. Deyimler

1:35

kendi düz hayatlarını yaşıyorlar.

Deyimler

living their flat lives: flat sözcüğünün çift anlamı

living their flat lives ifadesinde flat aynı anda iki şekilde işler. Karakterlerin iki boyutlu, düz bir dünyada yaşamasına gerçek anlamıyla uyar; ayrıca sıkıcı, olaysız ya da çeşitlilikten yoksun bir hayatı da düşündürebilir. Flat sözcüğünün tanıdık live one's life yapısına yerleştirilmesi, anlatımı ciddi bir şikâyetten çok eğlenceli kılar. Bu bir kelime oyunudur: tek bir sıfat hem kurmaca dünyaya uyar hem de ikinci, mecazlı bir anlam ekler.

Alıştırma

living their flat lives ifadesinde flat ne işe yarar?

  1. İki boyutlu dünyalarını sıkıcı veya olaysız bir hayat fikriyle birleştirir.
  2. Yaşarken düz bir şekilde yattıkları anlamına gelir.
  3. Yalnızca hayatlarının sıkıcı olduğunu söyler.
Cevabı göster

İki boyutlu dünyalarını sıkıcı veya olaysız bir hayat fikriyle birleştirir.

They have a single eye on the front of their faces,

1:37

Yüzlerinin önünde sadece tek bir gözleri var,

and let's see what the world looks like from their perspective. Kalıp ifadeler

1:39

ve gelin dünya onların bakış açısından nasıl görünüyor bakalım.

Kalıp ifadeler

from their perspective: onların konumu veya deneyimi üzerinden bakmak

From their perspective, dünyanın onlara nasıl göründüğünü ya da onların konumu, deneyimi veya bakış açısı hesaba katıldığında bir şeyin nasıl anlaşıldığını anlatır. Bu cümle, izleyiciden dünyanın o gözlemcilere nasıl göründüğünü hayal etmesini ister. Yapı from + iyelik bildiren isim öbeği + perspective şeklindedir: from my perspective, from Ana's perspective veya from the child's perspective. Gerçek bir görüş konumuna ya da bir durumu anlamanın mecazlı yoluna işaret edebilir; burada esas olarak anlatımın kimin bakış açısına göre düzenlendiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümledeki bakış açısı ifadesini tamamlayın: ____ the user's perspective, the menu is difficult to navigate.

Cevabı göster

From

What they see is essentially one dimension, Kelime

1:42

Gördükleri şey aslında tek bir boyuttur,

a line.

1:45

yani bir çizgi.

Kelime

essentially one dimension: özünde tek boyut

essentially one dimension burada, önemli olan temel düzeyde, görsel bilgilerin tek bir boyut, yani bir çizgi olarak ele alınabileceği anlamına gelir. Essentially, bütün diğer ayrıntıların yok olduğunu söylemez; yüksek düzeyde bir özet sunar. Bilimsel açıklamalarda essentially, karmaşık bir durumu basitleştirerek önce ana modeli kavramayı sağlar. Burada dikkati görsel deneyimin temel biçimine yöneltir ve daha önemsiz bilgilerin bulunabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

The new rule is essentially a safety check cümlesinde essentially neyi belirtir?

  1. Kuralın güvenlikle hiçbir ilgisi yoktur
  2. Kural her ayrıntıda bir güvenlik kontrolüyle tamamen aynıdır
  3. Temel olarak kural bir güvenlik kontrolüdür
Cevabı göster

Temel olarak kural bir güvenlik kontrolüdür

But in Abbott's Flatland,

1:46

Ancak Abbott'ın Düzland'ında,

closer objects are brighter,

1:48

daha yakındaki nesneler daha parlaktır,

and that's how they see depth. Anlatım akışı

1:49

ve derinliği bu şekilde algılarlar.

Anlatım akışı

that's how they see depth: derinliği böyle görürler

that's how they see depth, that is how yapısını kullanarak önceki mekanizmayı onun sonucuna bağlar. Yakındaki nesnelerin daha parlak olması mekanizmadır; derinliği görmeleri ise bundan elde edilen sonuçtur. That önceki bilgilerin tamamına gönderme yapar, how ise “bu yöntemle” anlamını verir. Bu kalıp, gözlemlenen bir sürecin nasıl bir sonuca yol açtığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir yöntemi sonucuna bağlayan doğru ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The sensor detects heat, and ____ the alarm knows when to sound.

Cevabı göster

that's how

So a triangle looks different from a square, Dilbilgisi

1:52

Bu yüzden bir üçgen bir kareden farklı görünür,

looks different from a circle, and so on. Kalıp ifadeler

1:54

bir daireden farklı görünür ve bu böyle devam eder.

Dilbilgisi

looks different from ... looks different from ...: tekrarlanan karşılaştırma kalıbı

a triangle öznesi iki eşgüdümlü bölüm için de geçerlidir: a triangle looks different from a square ve a triangle looks different from a circle. İkinci bölümde özne zaten açık olduğu için yeniden söylenmez. looks different from kalıbını tekrarlamak her karşılaştırmaya ayrı bir ritim verir; bu, sözlü anlatımda doğaldır. Her karşılaştırma hedefinden önce different from kullanılır.

Alıştırma

looks different from kalıbını tekrarlayarak sözlü karşılaştırmayı tamamlayın: The new symbol ____ a letter, ____ a number, and ____ a picture.

Cevabı göster

looks different from · looks different from · looks different from

Kalıp ifadeler

and so on: aynı kategorideki tamamlanmamış bir listeyi bitirmek

And so on bir listeyi bitirir ve aynı türden başka ögelerin veya durumların da gelebileceğini, ancak konuşanın hepsini saymayacağını belirtir. “Bu nedenle devam et” anlamına gelmez. Önceki örnekler, eksik bırakılan kategorinin kolayca anlaşılmasını sağlamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede and so on bir listeyi doğal biçimde bitiriyor?

  1. The kit contains paper, glue, scissors, and so on.
  2. The kit contains and so on paper, glue, and scissors.
  3. The kit and so on contains paper, glue, and scissors.
Cevabı göster

The kit contains paper, glue, scissors, and so on.

Their brains cannot comprehend the third dimension. Kelime

1:57

Beyinleri üçüncü boyutu idrak edemez.

Kelime

cannot comprehend: bir düşünceyi kavrayamamak

Cannot comprehend, “bir şeyi tam olarak anlayamamak veya zihnen kavrayamamak” anlamına gelir. Comprehend, karmaşık, soyut ya da hayal edilmesi zor düşünceler için sık kullanılan resmî bir fiildir. Burada cannot, sorunu yalnızca henüz öğrenilmemiş bir bilgi olarak değil, beyinlerinin işleyebileceği şeylerin sınırı olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir düşüncenin Maya için yalnızca yeni olduğunu değil, onun anlama kapasitesini aştığını en açık biçimde anlatır?

  1. Maya cannot comprehend the idea.
  2. Maya has not heard of the idea.
  3. Maya does not remember the idea.
Cevabı göster

Maya cannot comprehend the idea.

In fact,

1:59

Aslında,

they vehemently deny its existence Kalıp ifadeler

2:00

varlığını şiddetle reddederler

Kalıp ifadeler

vehemently deny its existence: güçlü ve kesin bir ret

Vehemently deny its existence, “onun var olmadığını çok güçlü biçimde ısrarla söylemek” anlamına gelir. Vehemently, deny fiilini niteler ve ifadeye büyük bir güç, kararlılık ve çoğu zaman belirgin bir duygu katar. Its existence inkâr edilen ögedir; deny doğrudan bir ad öbeği alabilir. Bu sözler hafif bir fikir ayrılığını değil, hararetli veya kesin bir reddi gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama they vehemently deny its existence ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Onun neden var olduğunu açıklarlar.
  2. İddiayı güçlü ve kesin biçimde reddederler.
  3. Sessizce bu konuda emin olmadıklarını söylerler.
Cevabı göster

İddiayı güçlü ve kesin biçimde reddederler.

because it's simply not part of their world or experience. Kalıp ifadeler

2:02

çünkü bu sadece onların dünyasının veya deneyimlerinin bir parçası değildir.

Kalıp ifadeler

simply not part of their world or experience: dünyalarının veya deneyimlerinin dışında

Bu cümlede not part of their world or experience, fikrin onların bildikleri, normalde karşılaştıkları veya bizzat deneyimledikleri şeylerin dışında kaldığını anlatır. Bu, fikri anlamalarının ya da kabul etmelerinin neden zor olabileceğini açıklar. Simply, açıklamayı doğrudan ve temel bir neden olarak sunar: fikir, onların aşina olduğu gerçekliğin dışındadır. Bir şeyi kolay bir şekilde yapmayı anlatmaz.

Alıştırma

simply not part of their world or experience ifadesinde simply nasıl bir anlam katar?

  1. Fikri kolay bir yöntem kullanarak öğrenebileceklerini söyler.
  2. Deneyimlerinin yalnızca küçük bir bölümünün eksik olduğunu söyler.
  3. Deneyim eksikliğini doğrudan ve temel neden olarak sunar.
Cevabı göster

Deneyim eksikliğini doğrudan ve temel neden olarak sunar.

But all they need, Dilbilgisi

2:06

Ancak tek ihtiyaçları olan şey,

as it turns out, Anlatım akışı

2:07

anlaşıldığı üzere,

Anlatım akışı

as it turns out: sonradan öğrenilen bir gerçeği sunma

As it turns out sonradan ortaya çıkan bir gerçeği sunar. Ardından gelen bilginin gerçek sonuç olduğunu ve bunun çoğu zaman önceki beklentiden farklı olduğunu gösterir. Cümle başında, dinleyiciyi açıklanacak yeni bir gerçeğe hazırlayarak anlatımı düzenler. Fiziksel olarak dönmekten söz etmez.

Alıştırma

as it turns out genellikle neyi belirtir?

  1. Sonradan keşfedilen veya doğrulanan bir gerçek
  2. Daire çizerek hareket eden bir nesne
  3. Yön değiştirme talimatı
Cevabı göster

Sonradan keşfedilen veya doğrulanan bir gerçek

is a little boost.

2:08

küçük bir ittirmedir.

Dilbilgisi

all they need ... is a little boost: tek ihtiyaçları küçük bir destek

All they need is ..., ihtiyaç duydukları tek şeyin ardından gelen unsur olduğunu anlatır; daha doğal bir ifadeyle, yalnızca o şeye ihtiyaçları vardır. All they need, all that they need olarak anlaşılabilir. Bu isim öbeğinin tamamı öznedir ve is, ihtiyaç duyulan şeyi tanıtır. Ara söz olan as it turns out, özne ile fiilin arasına girer; ancak temel yapı all they need is something olarak kalır. A little boost, gereken yardımın, cesaretlendirmenin veya itici gücün küçük olduğunu gösterir.

Alıştırma

All someone needs is ... kalıbını oluşturmak için cümleyi iki kelimeyle tamamlayın: All we ____ a quiet room.

Cevabı göster

need is

One day,

2:10

Bir gün,

a sphere shows up in Flatland to visit our square hero. Öbek fiiller

2:11

Düzland'da kare kahramanımızı ziyaret etmek için bir küre belirir.

Öbek fiiller

shows up: ortaya çıkar veya gelir

Shows up, show up öbek fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada ortaya çıkar veya gelir anlamındadır: küre hikâyeye girer ve Flatland'de görünür hâle gelir. Bu ifadede up sözcüğü yukarı doğru hareketi anlatmaz. Show up ifadesini tek bir birim olarak düşünün. Hikâye anlatımında bir karakterin sahneye girişini genellikle konuşma diline yakın ve doğrudan gösterir.

Alıştırma

Cümleyi show up ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: A new clue ____ in the final chapter.

Cevabı göster

shows up

Here's what it looks like when the sphere passes through Flatland Anlatım akışı

2:14

Küre, Düzland'dan geçerken

Anlatım akışı

Here's what it looks like when ...: görsel bir sonucu tanıtma kalıbı

Here's what it looks like when ... izleyiciye sırada görsel bir örnek veya sonuç olduğunu bildirir. Bu cümlede anlatım, soyut bir fikirden Flatland'den geçen kürenin görüntüsüne geçer. Buradaki Here fiziksel bir yeri değil, “şimdi buna bakın” anlamını taşır. Kalıp Here's what it looks like when + yan cümle şeklindedir; when ile başlayan yan cümle gösterilen olayı veya koşulu belirtir.

Alıştırma

Sunum cümlesini hedef ifadeyle tam olarak tamamlayın: ____ the ice melts.

Cevabı göster

Here's what it looks like when

from the square's perspective.

2:17

karenin bakış açısından işte böyle görünür.

And this blows his little square mind. Deyimler

2:20

Ve bu onun o küçük kare aklını başından alır.

Deyimler

blows his little square mind: şekille ilgili şaka içeren bir deyim

Blow someone's mind, birini düşünme biçimi değişmiş gibi hissedecek kadar çok şaşırtmak veya sarsmak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Gerçek bir patlamayı anlatmaz. Burada blows his little square mind, blows his mind ifadesinde mind sözcüğünün önüne little square eklenerek oluşturulmuştur. Square karakterin şeklini anlatır; böylece ifade deyim anlamını korurken karakterin biçimiyle ilgili bir şaka da yapar.

Alıştırma

Kare bir karakterin eğlenceli betimlemesinde "This blows his little square mind" ne anlama gelir?

  1. Beynini fiziksel olarak patlatır.
  2. Onu çok şaşırtır ve square sözcüğü eğlenceli biçimde onun şekline gönderme yapar.
  3. Onu kareden daireye dönüştürür.
Cevabı göster

Onu çok şaşırtır ve square sözcüğü eğlenceli biçimde onun şekline gönderme yapar.

Then the sphere lifts the square into the third dimension,

2:22

Ardından küre, kareyi üçüncü boyuta yükseltir,

the height direction where no Flatlander has gone before, Kültür

2:26

hiçbir Düzlandlının daha önce gitmediği yükseklik yönüne,

and shows him his world.

2:29

ve ona dünyasını gösterir.

Kültür

where no Flatlander has gone before: eğlenceli bir bilim kurgu göndermesi

where no Flatlander has gone before sözleri hangi yönün kastedildiğini açıklar: hiçbir Düzülke sakininin daha önce gitmediği yükseklik yönü. Dil bilgisi bakımından bu, the height direction ifadesini açıklayan bir ilgi yan cümlesidir. Bu söyleyiş, klasik bilim kurgu sözü where no man has gone before ifadesini çağrıştırır. Böylece geometri açıklaması bilinmeyen bir sınıra doğru yapılan maceraya dönüşür; anlatıma heyecan ve hafif bir mizah katar. where no X has gone before kalıbı, yeni bir yeri veya alanı keşfedilmemiş bir bölge gibi gösterebilir.

Alıştırma

where no Flatlander has gone before bu cümleye nasıl bir etki katıyor?

  1. Üçüncü boyutu, eğlenceli bir bilim kurgu tonuyla bilinmeyen bir sınır olarak sunar.
  2. Düzülke sakinlerinin üçüncü boyutta düzenli olarak yolculuk ettiğini söyler.
  3. Yüksekliğin resmî bir matematiksel tanımını verir.
Cevabı göster

Üçüncü boyutu, eğlenceli bir bilim kurgu tonuyla bilinmeyen bir sınır olarak sunar.

From up here the square can see everything, Anlatım akışı

2:31

Kare buradan her şeyi görebilir,

Anlatım akışı

From up here: yeni bir gözlem noktası belirlemek

From up here, karenin ne gördüğünü söylemeden önce nereden baktığını dinleyiciye bildirir. Cümlenin başına yerleştirilmiş bir edat öbeğidir: from bakış noktasını belirtir, here karenin şu anki konumunu gösterir, up ise bu konumun başlangıçtaki düzlemin üzerinde olduğunu anlatır. Bu başlangıç, bilgiyi bir bakış açısı değişimi olarak düzenler: önce gözlemciyi taşıyın, ardından yeni açıdan nelerin görünür hâle geldiğini açıklayın. Bir gözlem kişinin baktığı konuma bağlı olduğunda From + yer, ... kalıbı kullanışlıdır.

Alıştırma

Bakış noktasını belirten başlangıcı tamamlamak için from, up ve here sözcüklerini doğru sıraya koyun: ____, the cars look like tiny dots.

Cevabı göster

From up here

the shapes of buildings,

2:33

binaların şekillerini,

all the precious gems hidden in the earth,

2:35

toprağın altında gizlenmiş tüm değerli taşları,

and even the insides of his friends,

2:37

ve hatta arkadaşlarının iç organlarını,

which is probably pretty awkward. Ton ve niyet

2:39

ki bu muhtemelen oldukça garip bir durumdur.

Ton ve niyet

which is probably pretty awkward: hafif ve mizahi bir ara yorum

which is probably pretty awkward yan cümlesi, az önce sözü edilen durumun tamamına, yani arkadaşlarının içini görmeye gönderme yapar. Arkadaşlarla ilgili başka bir ayrıntı değil, bu durum üzerine eklenmiş kısa bir yorumdur. Probably yargıyı yumuşatır; pretty ise awkward sözcüğünü niteleyerek oldukça veya epey anlamına gelir, güzel anlamına gelmez. Bu yorum, tuhaf görüntüye hafif ve mizahi bir tepki katar.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümle, cümlede ne yapıyor?

  1. Önceki durumun tamamının muhtemelen oldukça utandırıcı olduğuna dair hafif bir yorum ekler.
  2. Arkadaşlarının içinin güzel göründüğünü söyler.
  3. Hangi arkadaşın özellikle beceriksiz olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Önceki durumun tamamının muhtemelen oldukça utandırıcı olduğuna dair hafif bir yorum ekler.

Once the hapless square comes to terms with the third dimension, Notlar

2:42

Şanssız kare üçüncü boyutu kabullendikten sonra,

Kelime

hapless: acıma ve hikâye anlatımı tonu taşıyan ‘talihsiz’

Hapless, özellikle biri kötü şans yüzünden sürekli başını derde sokuyor gibi göründüğünde talihsiz veya şanssız anlamına gelir. the hapless square ifadesinde anlatıcı, kareyi talihsiz bir hikâye karakteri gibi ele alır. Sözcük çoğu zaman acıma duygusu, bazen de hafif bir mizah katar. Birinin kötü koşullarını anlatır; hareket edememesini ya da yardım alamamasını değil.

Alıştırma

Hangi cümlede hapless doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The hapless bicycle was brand new and worked perfectly.
  2. The hapless cyclist got two flat tires on the same afternoon.
  3. The hapless flashlight shone brightly with fresh batteries.
Cevabı göster

The hapless cyclist got two flat tires on the same afternoon.

Deyimler

comes to terms with: zor bir gerçeği zamanla kabullenmek

Come to terms with deyimi, zor, beklenmedik veya istenmeyen bir gerçeği zamanla kabullenmek anlamına gelir. Burada kare, üçüncü boyutu tuhaf veya anlaşılması zor bulduktan sonra onun varlığını kabullenmeye başlıyor. Yapı come to terms with + isim veya isim öbeği şeklindedir. Zihinsel ya da duygusal kabullenişi anlatır; kişinin durumdan hoşlandığı, onu onayladığı veya çözdüğü anlamına gelmez. Bu deyimde terms, sözleşme şartları anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi “zor bir gerçeği zamanla kabullenmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: After weeks of denial, she finally began to ____ the diagnosis.

Cevabı göster

come to terms with

he begs his host to help him visit the fourth and higher dimensions. Dilbilgisi

2:45

ev sahibine dördüncü ve daha yüksek boyutları ziyaret etmesi için yardım etmesi için yalvarır.

Dilbilgisi

begs his host to help him: beg + kişi + to mastarı

Begs his host to help him ifadesinde beg, beg + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını izler. His host, isteğin yöneltildiği kişidir; to help ise ondan istenen eylemdir. Beg, isteğin acil veya güçlü duygularla yüklü olduğunu gösterir. Ardından gelen help him visit, help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını izler. Him yardım alan kişidir; visit ise yardımla yapmak istediği eylemdir. Him, visit fiilinin nesnesi değildir. Help him to visit biçimi de dilbilgisi açısından doğrudur.

Alıştırma

Hangi cümle hem beg + kişi + to + fiil hem de help + kişi + fiilin yalın hâli yapılarını doğru kullanıyor?

  1. Maya begged her brother to help her carry the boxes.
  2. Maya begged to her brother to help her carry the boxes.
  3. Maya begged her brother to help her carrying the boxes.
Cevabı göster

Maya begged her brother to help her carry the boxes.

But the sphere bristles at the mere suggestion of dimensions higher than three, Deyimler

2:48

Ancak küre, üçten daha yüksek boyutlar önerisine bile sinirlenir

Deyimler

bristles at the mere suggestion of: bir fikir yalnızca dile getirilince sert tepki vermek

Bristle at something, bir şeye aniden öfkeyle, alınarak veya savunmaya geçerek tepki vermek demektir. İfade, bir hayvanın tüylerinin dikilmesi görüntüsünden gelir; ancak burada duygusal bir tepkiyi anlatır. The mere suggestion of, bir fikrin yalnızca dile getirilmesinin bile bu tepkiyi doğurmaya yettiğini belirtir; henüz hiçbir şey gerçekleşmemiştir. İfade bütünüyle, kürenin üçten daha yüksek boyutların var olma olasılığını bile şiddetle reddettiğini gösterir.

Alıştırma

‘Fikir yalnızca dile getirildiğinde bile öfkeyle tepki verdi’ anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee ____ cutting the music program.

Cevabı göster

bristled at the mere suggestion of

and exiles the square back to Flatland. Kelime

2:52

ve kareyi Düzland'a geri sürgün eder.

Kelime

exiles the square back to Flatland: ceza olarak zorla geri gönderme

Exiles burada geçişli bir fiildir: küre, kareyi sürgün eder ve back to Flatland gidilecek yeri belirtir. Back, Flatland'in karenin zorla geri gönderildiği yer olduğunu gösterir. Exile, genellikle bir ceza veya otorite eylemi olarak birini bir yeri terk etmeye ya da oradan uzakta yaşamaya zorlamak demektir. Yalnızca birini geri göndermekten çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi cümlede exile, ceza olarak zorla uzaklaştırma anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The bus driver exiled us back to our hotel.
  2. The queen exiled the rebel back to his home island.
  3. Nina exiled the clean plates back to the cupboard.
Cevabı göster

The queen exiled the rebel back to his home island.

Now the sphere's indignation is understandable. Kelime

2:55

Aslında kürenin bu kızgınlığı anlaşılabilir bir şeydir.

Kelime

indignation is understandable: haklı bir öfkeyi anlaşılır bulmak

Indignation, bir şeyin adaletsiz, yanlış ya da hakaret edici olduğunu düşünmekten kaynaklanan güçlü öfkedir. Burada ifade, kürenin bu tür bir öfke hissetmek için bir nedeni olduğunu söylüyor. is understandable içindeki understandable, “bu koşullarda makul” veya “duygusal olarak anlaşılabilir” demektir. Duygunun işitilebildiği ya da kelimenin kolay anlaşıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda “Her indignation was understandable” ne anlama gelir?

  1. Diğer herkesin neden öfkeli olduğunu anladı.
  2. Indignation kelimesini kullanışını duymak kolaydı.
  3. Adaletsizlik karşısındaki öfkesinin makul bir nedeni vardı.
Cevabı göster

Adaletsizlik karşısındaki öfkesinin makul bir nedeni vardı.

The fourth dimension is very difficult to reconcile with our experience of the world. Kalıp ifadeler

2:57

Dördüncü boyutu dünyadaki deneyimimizle bağdaştırmak çok zordur.

Kalıp ifadeler

is very difficult to reconcile with: bir uyuşmazlığı anlatmak

A is difficult to reconcile with B yapısında reconcile, “A ile B’yi tutarlı veya birbiriyle uyumlu hâle getirmek” demektir. Bu yapı, iki düşüncenin, olgunun ya da deneyimin çatıştığını ve ikisini aynı anda doğru kabul etmenin zor olduğunu belirtir. Burada dördüncü boyut fikri, dünyaya ilişkin gündelik deneyimimizle kolayca uyuşmaz. Reconcile kavramların uyumluluğuyla ilgilidir; insanlar arasındaki bir ilişkiyi düzeltmekten söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi difficult ve reconcile kullanarak tamamlayın: This result is ____ the earlier data.

Cevabı göster

difficult to reconcile with

Short of being lifted into the fourth dimension by a visiting hypercube, Notlar

3:02

Bizi ziyarete gelen bir hiperküp tarafından dördüncü boyuta kaldırılmadığımız sürece,

we can't experience it.

3:05

onu deneyimleyemeyiz.

Kalıp ifadeler

Short of being lifted...: tek ve uç koşul

Cümlenin başındaki Short of being lifted into the fourth dimension, ‘dördüncü boyuta kaldırılmadıkça’ ya da ‘bu gerçekleşmeden’ anlamına gelir. we can't experience it sonucundan kaçınmak için gereken koşulu ortaya koyar. Short of + isim veya -ing biçimi, özellikle zor ya da gerçekçi olmayan tek koşulu sunmak için sıkça kullanılır. Buradaki being lifted edilgen bir -ing biçimidir: birinin veya bir şeyin bizi kaldırması gerekir.

Alıştırma

Burada Short of ne anlama geliyor? Short of rebuilding the bridge, the town has no direct route across the river.

  1. Köprüyü yeniden yapmak kasabanın doğrudan yolunu kapatır.
  2. Köprü yeniden yapılmadıkça kasabanın nehrin karşısına doğrudan geçiş yolu yoktur.
  3. Kasabanın köprünün yanında kısa bir yolu vardır.
Cevabı göster

Köprü yeniden yapılmadıkça kasabanın nehrin karşısına doğrudan geçiş yolu yoktur.

Kültür

visiting hypercube: ziyaretçi olarak hayal edilen yüksek boyutlu bir nesne

Hiperküp, küp benzeri bir şeklin daha fazla boyuta genellenmiş hâlidir. Bu cümlede, bir küpün dört boyutlu karşılığına, yani düşünce deneyinde bizi dördüncü boyuta taşıyabilecek türden bir nesneye işaret eder. Ona visiting hypercube denmesi, geometrik nesneyi başka bir boyuttan gelen bir ziyaretçi gibi ele alır. Bu kişileştirme soyut bir düşünceyi hikâyeye dönüştürür ve daha yüksek boyutlu bir şeklin daha düşük boyutlu bir dünyayı ziyaret etmesi örüntüsünü sürdürür.

Alıştırma

Bu cümlede visiting hypercube nasıl anlaşılmalıdır?

  1. Bir turistin taşıdığı sıradan bir küp
  2. Yalnızca iki boyutta var olabilen düz bir şekil
  3. Bir küpün ziyaretçi olarak hayal edilen dört boyutlu karşılığı
Cevabı göster

Bir küpün ziyaretçi olarak hayal edilen dört boyutlu karşılığı

But we can get close. Kalıp ifadeler

3:07

Ancak yaklaşabiliriz.

Kalıp ifadeler

we can get close: hedefe tam ulaşmadan yaklaşmak

“we can get close” ifadesinde get close, istenen sonuca tam olarak ulaşmadan ona yakın bir noktaya gelmek anlamındadır. Söylenmeyen hedef bağlamdan anlaşılır. But ile konuşmacı bir sınırlamadan yararlı bir yaklaşıma geçer: birebir deneyim mümkün olmayabilir, ancak yaklaşık bir anlayış yine de mümkündür. Burada close, “yakın” anlamındaki bir sıfattır; “kapatmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Bu cümlede “we can get close” ne anlama geliyor?

  1. Hedefe neredeyse ulaşabiliriz.
  2. Bir şeyi kapatabiliriz.
  3. Kesin sonuca ulaşabiliriz.
Cevabı göster

Hedefe neredeyse ulaşabiliriz.

You'll recall that when the sphere first visited the second dimension, Anlatım akışı

3:09

Hatırlayacağınız gibi, küre ikinci boyutu ilk ziyaret ettiğinde,

Anlatım akışı

You'll recall that: önceki bilgiye yeniden bağlanmak

“You'll recall that”, dinleyiciden daha önce söylenen bilgiyi yeniden hatırlamasını ister. Önceki bilgiyi sırada gelecek açıklamanın başlangıç noktası yaparak anlatımı düzenler. Buradaki will esas olarak gelecek zamanı göstermez. Konuşmacı, dinleyicinin hatırlayabileceğini güvenle varsayar; anlamı bir şeyi ezberleme emrinden çok “hatırlayabileceğiniz gibi” ifadesine yakındır.

Alıştırma

Konuşmacı “You'll recall that” diyerek ne yapıyor?

  1. Dinleyiciye yeni bir bilgiyi hemen ezberlemesini söylemek.
  2. Dinleyicinin daha sonra hatırlayacağını tahmin etmek.
  3. Devam etmeden önce önceki bilgiyi yeniden gündeme getirmek.
Cevabı göster

Devam etmeden önce önceki bilgiyi yeniden gündeme getirmek.

he looked like a series of circles that started as a point when he touched Flatland, Kalıp ifadeler

3:12

Düzland'a dokunduğu anda bir nokta olarak başlayan,

Kalıp ifadeler

a series of circles: sırayla görülen bağlantılı çemberler

a series of + çoğul isim yapısı, art arda sunulan veya gerçekleşen birbiriyle bağlantılı birkaç şeyi ifade eder. Burada a series of circles, yalnızca tek bir çemberi değil, sırayla görülen birden fazla dairesel şekli anlatır. İfadenin ana sözcüğü series'tir; of circles ise dizinin nelerden oluştuğunu gösterir. Bu yapı olayları, görüntüleri, adımları, testleri ve bağlantılı diğer ögeleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Birbiriyle bağlantılı birkaç test anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The engineers performed a ____ tests before the flight.

Cevabı göster

series of

Kalıp ifadeler

started as a point: start as + ilk biçim

Start as + isim öbeği, bir kişinin veya şeyin ilk kimliğini, durumunu ya da biçimini belirtir. Started as a point ifadesinde as ilk biçimi tanıtır: başlangıçta bir noktaydı, sonra biçimi değişti. Burada as bir neden belirtmez. Bu yapı, bir gelişimin veya değişimin başında bir şeyin ne olduğuna odaklanır.

Alıştırma

İlk kimliği belirten geçmiş zaman hedef ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The club ____ a small after-school group before it grew.

Cevabı göster

started as

grew bigger until he was halfway through, Kalıp ifadeler

3:17

yarısına kadar geçene kadar büyüyen,

Kalıp ifadeler

until he was halfway through: bir sürecin orta noktasını belirtmek

until he was halfway through ifadesinde until, önceki değişimin ulaştığı sınırı belirtir: büyüme belirli bir ana kadar devam etmiştir. Burada he, düzlemin içinden geçen küreyi ifade eder. Was halfway through, bu geçişin yarısının tamamlandığı anlamına gelir; neyin içinden geçtiği bağlamdan anlaşılır. İfade bütünü, tüm geçişin sonunu değil, sürecin orta noktasını işaretler.

Alıştırma

until he was halfway through, önceki büyümenin nasıl sürdüğünü anlatır?

  1. Geçişinin orta noktasına kadar devam etti.
  2. Başlangıç noktasına dönene kadar devam etti.
  3. Geçişi tamamen bittikten sonra başladı.
Cevabı göster

Geçişinin orta noktasına kadar devam etti.

and then shrank smaller again. Kelime

3:19

ve sonra tekrar küçülen bir dizi daireye benziyordu.

Kelime

shrank smaller again: yeniden küçülmek

Shrank, shrink fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Burada shrank smaller, öznenin kendisinin küçüldüğü anlamına gelir; shrink bu cümlede geçişsizdir, bu yüzden bir nesne üzerinde işlem yapan kişi veya neden belirtilmez. Smaller, shrank zaten küçülme anlamını taşısa da değişimin yönünü pekiştirir. Again, önceki büyümenin ardından yeniden daha küçük bir boyuta dönüşü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi shrink fiilinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a hot wash, the sweater ____ noticeably.

Cevabı göster

shrank

We can think of this visit as a series of 2D cross-sections of a 3D object. Notlar

3:21

Bu ziyareti 3 boyutlu bir nesnenin 2 boyutlu kesitlerinin bir dizisi olarak düşünebiliriz.

Anlatım akışı

Think of this visit as...: bir fikri modelle yeniden çerçevelemek

think of A as B yapısında A açıklanan şey, B ise onu anlamak için kullanılan bakış açısı, model veya kategoridir. Burada this visit A, a series of 2D cross-sections of a 3D object ise B’dir; yapı, bilgiyi olaydan onun geometrik yorumuna taşıyarak düzenler. Can, bu çerçeveyi olayı anlamanın mümkün bir yolu olarak sunar; bunun mutlaka gerçek anlamda bir özdeşlik veya tek açıklama olduğunu söylemez. Bu kalıp, bir benzetme ya da daha basit bir zihinsel model tanıtılırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi think of A as B kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: To understand the schedule, ____ each deadline ____ a checkpoint.

Cevabı göster

think of · as

Kelime

Üç boyutlu bir nesnenin iki boyutlu kesitler dizisi

Cross-section, bir düzlem bir nesneyi kestiğinde oluşan veya ortaya çıkan düz şekildir. Dolayısıyla a 2D cross-section of a 3D object, üç boyutlu bir biçimin iki boyutlu bir dilimidir; burada section, bir metindeki bölüm anlamına gelmez. A series of, genellikle farklı konumlarda veya anlarda alınmış birden fazla dilim bulunduğunu gösterir. Bu dilimlere sırayla bakmak, 3D nesnenin 2D görünümler aracılığıyla nasıl ortaya çıktığını gösterebilir.

Alıştırma

a series of 2D cross-sections of a 3D object ne anlama gelir?

  1. Üç boyutlu bir biçimden alınmış düz kesitler dizisi
  2. Tek bir düz yüzeye yerleştirilmiş birkaç üç boyutlu nesne
  3. İki boyutlu bir resmi anlatan metin bölümleri
Cevabı göster

Üç boyutlu bir biçimden alınmış düz kesitler dizisi

Well, we can do the same thing in the third dimension with a four-dimensional object. Anlatım akışı

3:27

O halde, üçüncü boyutta dört boyutlu bir nesneyle aynı şeyi yapabiliriz.

Anlatım akışı

we can do the same thing: yerleşik bir yöntemi yeni bir duruma uygulamak

Bu cümlede we can do the same thing, yeni açıklamayı daha önce oluşturulmuş bir yönteme bağlar. The same thing, bir boyut daha az olan bir kesit kullanmayı ifade eder; nesne ve boyut değişir, ancak akıl yürütme süreci aynı kalır. Bu kalıp bir benzetmeyi düzenlemek için kullanılır: önce bilinen bir durumda yöntem gösterilir, ardından aynı yöntemin yeni bir duruma uygulanabileceği belirtilir. Böylece neyin değiştiği ve neyin aynı kaldığı daha kolay görülür.

Alıştırma

Bu cümlede we can do the same thing hangi işlevi görür?

  1. Önceki yöntemin başarısız olduğunu açıklar.
  2. Daha önce belirlenmiş bir yöntemi yeni bir duruma taşır.
  3. İki nesnenin her ayrıntısının aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Daha önce belirlenmiş bir yöntemi yeni bir duruma taşır.

Let's say that a hypersphere is the 4D equivalent of a 3D sphere. Notlar

3:32

Bir hiperkürenin, 3 boyutlu bir kürenin 4 boyutlu karşılığı olduğunu varsayalım.

Anlatım akışı

Let's say that: geçici bir varsayım oluşturmak

Let's say that, geçici bir varsayım veya çalışma tanımı sunar. Burada konuşmacı, açıklamaya devam edebilmek için dinleyiciden hiperküreyi üç boyutlu bir kürenin dört boyutlu karşılığı olarak kabul etmesini ister. Kalıp, Let's say that + tam bir yan cümle biçimindedir. Bir örnek veya akıl yürütme dizisi için herkesin paylaştığı bir başlangıç noktası oluşturur.

Alıştırma

Geçici bir varsayım oluşturan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the trip takes two hours.

Cevabı göster

Let's say that

Kalıp ifadeler

the 4D equivalent of: başka bir boyuttaki karşılık

the 4D equivalent of a 3D sphere ifadesi, bir hiperküreyi tanıdık bir üç boyutlu kürenin dört boyuttaki karşılığı olarak tanımlar. Buradaki equivalent, rol veya kavram bakımından karşılık gelen bir şeyi belirtir; iki nesnenin kelimenin tam anlamıyla aynı olduğunu söylemez. Tekrar kullanılabilir kalıp the + alan ya da bağlam + equivalent of + referans alınan şey biçimindedir. Farklı boyutlar, sistemler veya alanlar arasındaki bilinmeyen bir fikri tanıdık bir şeyle ilişkilendirerek açıklamaya yarar.

Alıştırma

Cümleyi the ... equivalent of kalıbındaki temel isimle tamamlayın: A digital signature is the online ____ of a handwritten signature.

Cevabı göster

equivalent

When the 4D object passes through the third dimension, Öbek fiiller

3:36

4 boyutlu nesne üçüncü boyuttan geçerken,

Öbek fiiller

passes through the third ...: bir alanın içinden geçmek

Passes through the third dimension, nesnenin bu boyutsal alan boyunca hareket ettiğini veya onunla kesiştiğini anlatır. Through, üçüncü boyutu basit bir hedef olarak değil, nesnenin hareket yolu üzerinde kesiştiği bölge olarak gösterir. Tekrar kullanılabilir kalıp pass through + bir alan, bölge veya madde biçimindedir. Passes tekil özne the 4D object ile uyumludur; through ise yalnızca konumu belirtmek yerine geçilen yolu gösterir.

Alıştırma

Pass through ifadesini geniş zamanda ve tekil özneye uygun biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Every morning, the school bus ____ a short tunnel.

Cevabı göster

passes through

it'll look something like this.

3:39

buna benzer bir şey görünecektir.

Let's look at one more way of representing a four-dimensional object. Anlatım akışı

3:42

Dört boyutlu bir nesneyi temsil etmenin bir yoluna daha bakalım.

Anlatım akışı

one more way of representing: bir gösterim yöntemi daha eklemek

Bu cümlede one more way of representing, aynı dört boyutlu nesneyi gösterme veya modelleme konusunda ek bir yöntem sunar. Açıklamanın önceki gösterimden başka bir gösterime geçtiğini belirtir; önceki yöntemin yanlış olduğunu söylemez. Kalıp one more way of + fiilin -ing biçimidir. Buradaki representing, bir nesneyi veya fikri göstermek ya da modellemek anlamındadır; bir kişi adına konuşmak veya hareket etmek değildir.

Alıştırma

“Göstermenin ek bir yöntemi” anlamına gelen ve bu derste vurgulanan beş kelimelik ifadeyi tamamlayın: Here is ____ the data.

Cevabı göster

one more way of representing

Let's say we have a point, a zero-dimensional shape. Kelime

3:45

Diyelim ki elimizde sıfır boyutlu bir şekil olan bir nokta var.

Kelime

a zero-dimensional shape: uzanımı olmayan bir nokta

Bu cümlede a zero-dimensional shape, a point ifadesini yeniden adlandırır ve tanımlar. Geometride bir nokta bir konumu belirtir ancak uzunluğu, genişliği veya yüksekliği yoktur; bu nedenle boyutu sıfırdır. Zero-dimensional; var olmayan, işe yaramayan ya da yalnızca çok küçük anlamına gelmez. Teknik bir sınıflandırmadır. Shape sözcüğünden önce zero-dimensional tek bir birleşik sıfat olarak kullanıldığı için kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Hangi cümle zero-dimensional ifadesini geometride doğru anlamda ve birleşik sıfatı doğru yazarak kullanıyor?

  1. A point is a zero-dimensional shape.
  2. A point is a zero dimensional-shape.
  3. A line is a zero-dimensional shape.
Cevabı göster

A point is a zero-dimensional shape.

Now we extend it out 1 in, Öbek fiiller

3:48

Şimdi bunu 1 inç dışarı uzatıyoruz,

Öbek fiiller

extend it out: onu dışa doğru uzatmak

extend it out ifadesinde extend “uzatmak” anlamına gelir, it değiştirilen nesnedir ve out dışa doğru yön anlamı katar. İfade, bir şeyi başlangıç konumundan dışarıya doğru daha fazla uzatmak demektir. Mesafe, extend it out one inch örneğindeki gibi ifadenin ardından gelebilir. Daha açık bir yönergede extend it out by one inch de doğaldır.

Alıştırma

Yönergeyi extend ... out ve it zamiriyle tamamlayın: To make the line longer toward the right, please ____ by one inch.

Cevabı göster

extend it out

and we have a one-dimensional line segment. Kelime

3:50

ve tek boyutlu bir çizgi parçasına sahip oluyoruz.

Kelime

a one-dimensional line segment: tek boyutta uzunluk ve iki uç nokta

Bu isim öbeği tek boyutlu bir doğru parçasını adlandırır. One-dimensional, line segment ifadesini niteler ve nesnenin alan ya da hacim yerine tek bir boyut boyunca uzunluğa sahip olduğunu belirtir. Geometride line segment, iki uç nokta arasındaki sonlu ve düz kısımdır. Buradaki segment, video veya metnin bir bölümü anlamında değil, matematiksel anlamda kullanılır.

Alıştırma

İki uç noktası ve tek boyutta uzunluğu olan sonlu, düz bir nesneyi en iyi hangi ifade adlandırır?

  1. a one-dimensional ray
  2. a two-dimensional line
  3. a one-dimensional line segment
Cevabı göster

a one-dimensional line segment

Extend the whole line segment by an inch,

3:53

Çizgi parçasının tamamını bir inç daha uzatırsak,

and we get a 2D square.

3:55

2 boyutlu bir kare elde ederiz.

Take the whole square and extend it out 1 in,

3:57

Tüm kareyi alıp 1 inç dışarı uzatırsak,

and we get a 3D cube.

3:59

3 boyutlu bir küp elde ederiz.

You can see where we're going with this. Deyimler

4:01

Bunun nereye varacağını görüyorsunuz.

Deyimler

You can see where we're going with this: sonraki adımı sezdirmek

Burada You can see where we're going with this, “Akıl yürütmemizin bir sonraki adımını muhtemelen tahmin edebilirsiniz” anlamına gelir. where we're going, gerçek bir yere gitmeyi değil; bir açıklamanın, planın veya savın ilerlediği yönü anlatır. Bu ifade dinleyiciyi de yönlendirir: bir örüntü belirginleştikten sonra konuşmacı, dinleyicileri sırada ne olduğunu bulmaya davet eder. Böylece sonraki sonuç ani değil, beklenen bir gelişme gibi görünür.

Alıştırma

“You can see where we're going with this,” cümlesindeki where we're going ne anlama gelir?

  1. Grubun gerçekten gittiği yer
  2. Haritada gösterilen rota
  3. Açıklamanın ilerlediği yön
Cevabı göster

Açıklamanın ilerlediği yön

Take the whole cube and extend it out 1 in,

4:03

Tüm küpü alıp 1 inç dışarı uzatırsak,

this time perpendicular to all three existing directions, Anlatım akışı

4:05

bu sefer mevcut her üç yöne de dik olacak şekilde,

Anlatım akışı

this time ... perpendicular to all three existing directions: değişen bir koşulu işaretlemek

This time, tekrarlanan bir işlemin mevcut aşamasını işaret eder ve bu aşamada farklı bir şey olduğunu bildirir. Ardından gelen perpendicular to all three existing directions ifadesi yeni koşulu verir: yeni yön, mevcut üç yönün her biriyle dik açı oluşturmalıdır. Bu yapı, bilgiyi “tanıdık bir adım ve değiştirilmiş bir kısıtlama” olarak düzenler. Dinleyicinin yeni adımı önceki örüntüyle ilişkilendirirken temel farkı da fark etmesini sağlar.

Alıştırma

Bu ifadede this time bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Yeni bir aşamayı işaret eder ve dinleyiciyi ek bir koşula hazırlar.
  2. Önceki yönlerin hepsinin kaldırıldığını söyler.
  3. Yeni yönün uzunluğunu verir.
Cevabı göster

Yeni bir aşamayı işaret eder ve dinleyiciyi ek bir koşula hazırlar.

and we get a 4D hypercube,

4:09

4 boyutlu bir hiperküp elde ederiz,

also called a tesseract. Kültür

4:11

diğer adıyla tesserakt.

Kültür

also called a tesseract: başka bir ad belirtmek

Also called a tesseract, 4D hypercube için başka bir ad ekler. Burada iki terim aynı dört boyutlu şekli ifade eder; tesseract ikinci bir nesne değildir. also called + ad yapısı, bir kişi, yer, nesne veya terimden sonra alternatif bir ad belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Adlandırma cümlesini tamamlamak için bu dersteki iki kelimelik ifadeyi aynen kullanın: A four-dimensional hypercube is ____ a tesseract.

Cevabı göster

also called

For all we know, Anlatım akışı

4:14

Bildiğimiz kadarıyla,

Anlatım akışı

For all we know: belirsiz bir olasılığı ortaya atmak

For all we know, elimizdeki bilgilerle dışlanamayan ve doğru olabilecek bir durumu ifade eder. Genellikle “belki” veya “kim bilir?” anlamına gelir; for, all ve know sözcükleri tek tek çevrilerek anlaşılmaz. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen şeyin bilinen bir gerçek değil, bir tahmin olduğunu belirtir. Virgül, asıl düşüncenin normalde bu girişten sonra devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Yeterli bilginiz yok ve açık bir olasılığı belirtmek istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?

  1. For all we know, the meeting may have ended early.
  2. We have confirmed that the meeting ended early.
  3. As far as we know, the meeting ended early.
Cevabı göster

For all we know, the meeting may have ended early.

there could be four-dimensional lifeforms somewhere out there, Dilbilgisi

4:14

oralarda bir yerlerde dört boyutlu yaşam formları olabilir,

Dilbilgisi

there could be ... somewhere out there: olası varlık

There could be bir şeyin var olma ihtimalini ifade eder. Burada could belirsizlik bildirir: konuşan kişi dört boyutlu yaşam biçimlerinin var olabileceğini hayal eder, kesinlikle var olduklarını söylemez. Geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. Somewhere out there konumu belirsiz bırakır ve çoğu zaman şu anda bildiğimiz ya da ulaşabildiğimiz alanın ötesindeki bir yeri düşündürür. Yeniden kullanılabilecek kalıp There could be + isim öbeği + yer ifadesi biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle buzun altında yaşam olmasının mümkün olduğunu, ancak doğrulanmadığını söyler?

  1. There could be life beneath the ice.
  2. There was life beneath the ice.
  3. There is life beneath the ice.
Cevabı göster

There could be life beneath the ice.

occasionally poking their heads into our bustling 3D world Notlar

4:17

zaman zaman başlarını bu hareketli 3 boyutlu dünyamıza uzatıp

Deyimler

poking their heads into: kısa ve canlı bir giriş

Poking their heads into, bu yaşam biçimlerinin başlarını kısa süreliğine bizim dünyamıza uzattığı görüntüsünü oluşturur. Bu hayalî sahnede hızlı bir görünme ya da temas anlamı taşır; mutlaka yalnızca gerçek başların içeri girdiğini anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp poke + iyelik belirleyicisi + head + into + yer biçimindedir: She poked her head into the room. Eylemi genellikle kısa ve gündelik gösterir.

Alıştırma

Cümleyi poke one's head into kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Omar ____ the kitchen to see if dinner was ready.

Cevabı göster

poked his head into

Kelime

bustling 3D world: etkinliğin canlı bir görüntüsü

bustling 3D world ifadesindeki bustling, hareket ve etkinlikle dolu demektir. Dünyayı yalnızca meşgul ya da gürültülü değil, canlı ve sürekli hareket hâlinde gösterir. Bustling genellikle birçok insanın veya şeyin etkin biçimde hareket ettiği, çalıştığı ya da etkileşim kurduğu yerleri niteler. Burada bütün üç boyutlu dünya için yaratıcı biçimde kullanılmıştır.

Alıştırma

Bir yazar pazarın insanlarla, hareketle ve etkinlikle dolu olduğunu göstermek istiyor. Hangi cümle en canlı görüntüyü oluşturur?

  1. The market was busy.
  2. The market was noisy.
  3. The market was bustling.
Cevabı göster

The market was bustling.

and wondering what all the fuss is about. Deyimler

4:21

tüm bu telaşın ne hakkında olduğunu merak ediyor olabilirler.

Deyimler

what all the fuss is about: herkesin neden bu kadar güçlü tepki verdiği

What all the fuss is about, herkesin bir şeye neden bu kadar ilgi gösterdiği veya bu kadar güçlü tepki verdiği anlamına gelir. Buradaki fuss; kargaşa, heyecan, ilgi veya aşırı tepki demektir, mutlaka tartışma anlamına gelmez. All, tepkinin ne kadar fazla olduğunu vurgular. Wondering sözcüğünden sonra bu yapı dolaylı sorudur; bu yüzden özne is fiilinden önce gelir: what all the fuss is about. Doğrudan soru What is all the fuss about? olurdu. Bu ifade çoğu zaman konuşanın konunun diğer insanlara neden önemli göründüğünü henüz anlamadığını düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümle, wondered sözcüğünden sonra ifadeyi dolaylı soru olarak doğru biçimde kullanır?

  1. Lena wondered what was all the fuss about.
  2. Lena wondered what all the fuss was about.
  3. Lena wondered what about all the fuss was.
Cevabı göster

Lena wondered what all the fuss was about.

In fact,

4:23

Aslında,

there could be whole other four-dimensional worlds beyond our detection, Kalıp ifadeler

4:23

algımızın dışındaki tüm o diğer dört boyutlu dünyalar,

Kalıp ifadeler

beyond our detection: algılayabildiğimiz alanın dışında

Beyond our detection, duyularımızın, araçlarımızın veya yöntemlerimizin algılayabildiği aralığın dışında demektir. Burada beyond, bir şeyin fiziksel olarak arkasında olmayı değil, kapasite sınırını gösterir. Bu cümlede ifade, onları gözlemleyemesek bile böyle dünyaların var olabileceğini anlatır. İfade tek başına bu sınırın ne kadar süreceğini belirtmez; çevresindeki bağlam sınırı geçici veya kalıcı hâle getirebilir.

Alıştırma

İngilizce "The signal may be beyond our detection," cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Arkamızda bulunuyor.
  2. Yöntemlerimiz onu algılayamıyor.
  3. Kesinlikle artık var değil.
Cevabı göster

Yöntemlerimiz onu algılayamıyor.

hidden from us forever by the nature of our perception. Notlar

4:27

algımızın doğası gereği bizden sonsuza dek gizleniyor olabilir.

Dilbilgisi

hidden from us forever: kalıcı bir gizlilik durumu

Hidden from us forever, bu dünyaların bizim tarafımızdan asla algılanamadığı kalıcı bir durumu anlatır. Hidden, hide fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; ancak burada sürmekte olan bir eylemi değil, edilgen anlam taşıyan bir durumu betimler. hidden from + kişi yapısı, bir şeyin o kişiye görünmediği veya onun tarafından bilinmediği anlamına gelir. Forever bu durumu sonsuza kadar uzatır; dünyaların kendi istekleriyle saklandığını anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin etkin biçimde saklandığını düşündürmeden onun bizim için sonsuza dek bilinmez kalmasını anlatır?

  1. We may hide the answer from them forever.
  2. The answer may remain hidden from us forever.
  3. The witness may be hiding from us forever.
Cevabı göster

The answer may remain hidden from us forever.

Kelime

the nature of our perception: doğal dünya değil, temel nitelik

the nature of our perception ifadesindeki nature, doğal dünya değil, bir şeyin temel niteliği veya doğasında bulunan işleyişi anlamına gelir. Perception ise çevremizdekileri algılama ve yorumlama biçimimizdir. Burada by the nature of our perception neden bildirir: İnsan algısının kendi sınırları olduğu için bir şey gizli kalır. the nature of + isim kalıbı, bir şeyin temel niteliklerinin sonucu nasıl etkilediğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede the nature of our perception ne anlama geliyor?

  1. açık hava manzaraları hakkındaki görüşümüz
  2. şeyleri algılama ve anlama biçimimizin temel niteliği ve sınırları
  3. görebildiğimiz doğal çevre
Cevabı göster

şeyleri algılama ve anlama biçimimizin temel niteliği ve sınırları

Doesn't that blow your little spherical mind? Ton ve niyet

4:31

Bu senin o küçük küresel aklını başından almıyor mu?

Ton ve niyet

Doesn't that blow your little spherical mind? Eğlenceli bir retorik soru

Doesn't that ...? burada retorik amaçla kullanılan olumsuz bir sorudur. Konuşan kişi asıl olarak yes veya no yanıtı istemez; dinleyiciyi bu fikrin şaşırtıcı olduğunu kabul etmeye davet eder. Blow someone's mind, birini hayrete düşürmek veya çok şaşırtmak anlamına gelen samimi bir deyimdir. Normal ifade blow your mind olurdu. Little spherical eklendiğinde mind eğlenceli bir görüntüye dönüşür: spherical üç boyutlu izleyiciye işaret eder ve daha önce iki boyutlu bir karakter için kullanılan square sözüyle karşıtlık kurar. Bu özel değişiklik, anlatımı mizahi biçimde tamamlar ve izleyiciyi doğrudan şakaya katar.

Alıştırma

Konuşan kişi neden yalnızca Doesn't that blow your mind? demek yerine Doesn't that blow your little spherical mind? diyor?

  1. Tıbbi bir olayı gerçek anlamıyla anlatmak için.
  2. İzleyicinin kürenin geometrik tanımını bilip bilmediğini sormak için.
  3. Boyutlarla ilgili şakayı hatırlatmak ve izleyiciyi şaşkınlığı paylaşmaya davet etmek için.
Cevabı göster

Boyutlarla ilgili şakayı hatırlatmak ve izleyiciyi şaşkınlığı paylaşmaya davet etmek için.