Kahvaltı günün en önemli öğünü mü? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video açıklaması: BBC sunucuları ve beslenme araştırmacıları, günün erken saatlerinde daha fazla yemenin vücudun besinleri işlemesine, kan şekeri sıçramalarını sınırlamasına ve sonraki saatlerde iştahı daha kolay yönetmesine neden yardımcı olabileceğini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. breakfast like a king and dine like a pauper. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu mecazlı sözü, doyurucu bir kahvaltı ve hafif bir akşam yemeği yeme tavsiyesi olarak anlayın. Ayrıca breakfast ve dine sözcüklerinin fiil olduğunu; king ile pauper karşıtlığının ise kimsenin gerçek toplumsal konumunu değil, öğünlerin büyüklüğünü akılda kalıcı biçimde anlattığını fark edin. 2. convert food into energy. — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bilimsel convert X into Y kalıbını öğrenin ve metabolizmanın işlevini açıklamak için bu ifadeyi kullanın. Aynı yapı teknik, akademik ve gündelik süreçlerdeki dönüşümleri anlatmaya da uyarlanabilir. 3. which then means — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Konuşmacının bir sonucu ondan doğan bir sonraki sonuca nasıl bağladığını tanıyın. Bu bağlantıyla, erken yemenin iştah kontrolünü desteklemesi ve dolayısıyla sonraki besin alımını yönetmeyi kolaylaştırması gibi açık bir neden-sonuç zinciri kurabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'e hoş geldiniz.
did have: olumlu cümlede vurgulu did
Bu olumlu cümlede did, have fiilini vurgular. I did have, “gerçekten yedim” veya “yediğim doğru” anlamına gelir ve çoğunlukla bir gerçeği doğrulamak ya da yanlış bir düşünceyi düzeltmek için kullanılır. Burada soru oluşturmamaktadır. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Geçmişteki bir eylem için did have kullanılır; did had denmez.
Alıştırma
Yanıtı vurgulu did ve call ile tamamlayın: "You forgot to call." "No, I ____ you last night."
Cevabı göster
did call
on the way to the office: bir varış noktasına giderken
On the way to the office, “ofise doğru giderken” anlamına gelir. Konuşanın daha sonra söyleyecekleri için yolculuk bağlamını kurar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp on the way to + varış noktasıdır; örneğin on the way to school.
Alıştırma
Cümleyi “istasyona doğru giderken” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: I bought a snack ____ the station.
Cevabı göster
on the way to
got myself a pastry and a coffee: get oneself something ile kendine bir şey almak
Bu cümlede got myself a pastry and a coffee, konuşan kişinin bu yiyecek ve içeceği kendisi için satın aldığı veya başka bir şekilde edindiği anlamına gelir. Günlük konuşmada get, bir şeyin tam olarak nasıl edinildiğini belirtmeden kullanılabilir. Yapı get + oneself + something şeklindedir. Myself, eşyaların kimin için olduğunu gösterir; konuşan kişiye fiziksel olarak geri dönen bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi get oneself yapısının iki sözcüklü geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the hike, I ____ a cold drink.
Cevabı göster
got myself
What about you?: aynı soruyu karşıdaki kişiye yöneltmek
What about you?, konuşulan soruyu veya konuyu karşıdaki kişiye yöneltir. Tam soruyu tekrarlamadan “Peki senin cevabın veya durumun ne?” anlamını verir. Kesin anlamı hemen önce konuşulanlardan gelir. Bu nedenle yalnızca iki kişi de ortak konunun ne olduğunu biliyorsa işe yarar.
Alıştırma
Nina, How do you get to school? diye soruyor. Omar, I walk. diye cevap veriyor. Omar aynı soruyu tekrarlamadan Nina'ya sormak için hangi cümleyi ekleyebilir?
- What are you?
- What about you?
- What about it?
Cevabı göster
What about you?
but it was at 6:00 this morning, so I'm hungry again now.
0:26ama bu sabah 6:00'daydı, o yüzden şimdi tekrar acıktım.
Let's start by hearing from Professor Alexandra Johnstone, Anlatım akışı
0:38Gelin Profesör Alexandra Johnstone’u dinleyerek başlayalım,
Let's start by hearing: İlk adımı belirtmek
Let's start by + -ing kalıbı, bir sıradaki ilk eylemi belirtir. by sözcüğünden sonra fiil -ing biçimini alır; bu nedenle başlangıç eylemi hearing olarak verilmiştir. Burada hearing from Professor Alexandra Johnstone, profesörün söyleyeceklerini veya görüşlerini dinlemek demektir. Bu ifade dinleyicileri programın ilk bölümüne yönlendirir.
Alıştırma
read fiilini doğru biçime getirerek açılış cümlesini tamamlayın: Let's start by ____ the instructions.
Cevabı göster
reading
a nutrition scientist who spoke to Ruth Alexander,
0:41Ruth Alexander’a konuşan bir beslenme bilimcisini,
host of BBC World Service program The Food Chain.
0:44BBC World Service’in The Food Chain programının sunucusuna.
I am supporting the meme breakfast like a king and dine like a pauper. Deyimler
0:49Kral gibi kahvaltı et, fakir (pauper) gibi akşam yemeği ye deyişini destekliyorum.
breakfast like a king and dine like a pauper: mecazlı bir beslenme sözü
Breakfast like a king and dine like a pauper, atasözü havasında bir karşıtlıktır; bir kralla veya yoksul biriyle yemek yemeye yönelik gerçek anlamlı bir talimat değildir. Doyurucu ve bol bir kahvaltı yapıp akşam çok daha hafif ve sade bir öğün yemek anlamına gelir. Bu sözde breakfast ve dine fiil olarak kullanılır. King bolluğu, pauper ise çok az şeye sahip olmayı çağrıştırır; konuşan kişi yiyecekleri günün erken saatlerine daha fazla dağıtma biçimini desteklemektedir.
Alıştırma
Bu sözde breakfast like a king and dine like a pauper ne anlama gelir?
- Kahvaltıyı atlayıp en büyük öğünü akşama bırakmak.
- Doyurucu bir kahvaltı yapmak ve akşam hafif bir öğün yemek.
- Bir kralla kahvaltı edip yoksul biriyle akşam yemeği yemek.
Cevabı göster
Doyurucu bir kahvaltı yapmak ve akşam hafif bir öğün yemek.
For you, then, breakfast is the most important meal of the day. Notlar
0:54O halde sizin için kahvaltı günün en önemli öğünü.
For you, then: “o hâlde” anlamındaki then
For you, then ifadesinde then, “o hâlde” ya da “söylediklerinden anlaşıldığına göre” anlamına gelir. Konuşan kişi önceki bilgiyi kullanarak karşısındaki kişinin görüşü hakkında vardığı sonucu doğrular. For you, sonucu yalnızca o kişiyle sınırlar. Burada then, olayları zaman sırasına koymak yerine bilgileri akıl yürütme yoluyla birbirine bağlar.
Alıştırma
'For you, then, breakfast is important,' cümlesinde then ne işe yarar?
- Geçmişteki bir zamanı gösterir.
- Önceki bilgiden bir sonuç çıkarır.
- Zaman bakımından sonra ne olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Önceki bilgiden bir sonuç çıkarır.
the most important meal of the day: üstünlük dereceli bir isim öbeği
the most important meal of the day, üstünlük derecesi içeren bir isim öbeğidir. the most important, bir öğünü önem bakımından diğer tüm öğünlerin üstüne çıkarır ve bu üstünlük yapısının önünde normalde the kullanılır. of the day karşılaştırılan grubu, yani o gün içindeki öğünleri belirtir. Aynı kalıp the busiest time of the day gibi başka öbeklerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir etkinliği diğer tüm etkinliklerin üstüne çıkaran important biçimiyle cümleyi tamamlayın: The morning meeting is ____ event of the day.
Cevabı göster
the most important
particularly for people who are trying to maintain a healthy weight and people who are trying to lose weight. Kalıp ifadeler
1:00özellikle sağlıklı bir kiloyu korumaya çalışan insanlar ve kilo vermeye çalışan insanlar için.
maintain a healthy weight ... lose weight: sağlıklı kiloyu korumak ve kilo vermek
Maintain a healthy weight, vücut ağırlığını sağlıklı bir aralıkta tutmak demektir. Lose weight ise vücut ağırlığını azaltmak demektir. Bunlar İngilizcedeki yaygın eş dizimlerdir: maintain doğal olarak a healthy weight ile, lose ise önünde tanımlık bulunmayan weight ile kullanılır. Seçim, hedefin kiloyu korumak mı yoksa azaltmak mı olduğuna bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi iki hedef eş dizimle tamamlayın: Sam is at a healthy weight and wants to ____, while his brother wants his weight to go down and hopes to ____.
Cevabı göster
maintain a healthy weight · lose weight
Alexandra says that you should breakfast like a king and dine like a pauper.
1:08Alexandra kahvaltıyı kral gibi, akşam yemeğini ise fakir gibi yapmanız gerektiğini söylüyor.
Pauper is an old-fashioned word for a very poor person. Kelime
1:13Pauper, çok fakir bir insan anlamına gelen eski moda bir kelimedir.
Pauper: çok fakir bir kişi için kullanılan eski moda kelime
Pauper, çok fakir bir kişi anlamına gelir. Bu cümlede old-fashioned ifadesi önemlidir: pauper kelimesinin modern ve günlük bir adlandırma değil, eski moda, edebî veya tarihî bir havası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Pauper kelimesini en iyi hangi ifade açıklar?
- Günümüzde az parası olan biri için kullanılan en yaygın kibar kelimedir.
- Çok fakir bir kişi için kullanılan eski moda bir kelimedir.
- Yakın arkadaş anlamına gelen modern ve gündelik bir kelimedir.
Cevabı göster
Çok fakir bir kişi için kullanılan eski moda bir kelimedir.
The expression means have a big breakfast and a small dinner.
1:17Bu ifade büyük bir kahvaltı ve küçük bir akşam yemeği anlamına gelir.
We're going to find out some of the reasons that Alexandra and other experts recommend doing this. Öbek fiiller
1:21Alexandra ve diğer uzmanların bunu önermesinin bazı nedenlerini öğreneceğiz.
find out: yeni bilgi öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi genellikle sorarak, kontrol ederek veya dinleyerek öğrenmek demektir. Burada izleyiciye nedenlerin daha sonra açıklığa kavuşacağını bildirir. Ardından bilgiyi belirten bir isim öbeği veya yan cümle gelebilir: find out the answer, find out why it happened ya da find out that the shop is closed.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef öbek fiille tamamlayın: We need to ____ why the lights are off.
Cevabı göster
find out
And as usual, we'll learn some useful new words and phrases.
1:26Ve her zaman olduğu gibi, bazı yararlı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.
And remember, you'll find all the vocabulary and a quiz on our website bbclearningenglish.com.
1:30Ve unutmayın, tüm kelimeleri ve bir testi bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.
According to a recent survey: kaynağı belirtmek
According to a recent survey, bilgi kaynağını belirten bir ifadedir. Cümlenin başında kullanıldığında dinleyiciye sonraki bilginin yalnızca konuşmacının düşüncesi olmadığını, yakın tarihli bir anketten geldiğini söyler. Yeniden kullanılabilen kalıp according to + kaynak şeklindedir: according to the report, according to our teacher veya according to the data. Tam bir cümlede, bu kaynağın desteklediği bilgi ardından gelmelidir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kaynak belirten ifadeyle tamamlayın: ____, most children enjoy story time.
Cevabı göster
According to a recent survey
which of the following is the most popular breakfast in the UK? Kalıp ifadeler
1:43Birleşik Krallık'ta en popüler kahvaltı aşağıdakilerden hangisidir?
which of the following: listelenen seçeneklerden seçim yapmak
Which of the following, birinden gösterilen veya zaten bilinen sınırlı seçenekler arasından seçim yapmasını istemek için kullanılır. The following, hemen sonra ya da aşağıda listelenen maddeleri belirtir. Bu sorudaki is, cevap olarak tek bir kahvaltının beklendiğini gösterir. Aynı kalıp başka fiillerle de kullanılabilir: Which of the following do you eat?
Alıştırma
Bu çoktan seçmeli sorudaki hedef ifadeyi tamamlayın: ____ is a mammal?
Cevabı göster
Which of the following
Is it A, eggs, B, toast, or C, cereal?
1:47A, yumurta mı, B, kızarmış ekmek mi, yoksa C, kahvaltılık gevrek mi?
Well, I think people like to keep it simple, Deyimler
1:53Bence insanlar işi basit tutmayı severler,
like to keep it simple: basit bir yaklaşımı tercih etmek
People like to keep it simple ifadesinde like to bir tercihi gösterir; keep it simple ise bir şeyi yapmanın karmaşık olmayan bir yolunu seçmek veya sürdürmek anlamına gelir. keep + nesne + sıfat yapısı, nesneyi o duruma getirmek veya o durumda tutmak demektir. Buradaki it, belirli bir nesne yerine planın, seçimin veya işleri yapma biçiminin tamamını belirtebilir.
Alıştırma
Planı karmaşıklaştırmamak anlamına gelen hedef ifadeyle öneriyi tamamlayın: We only have ten minutes, so let's ____.
Cevabı göster
keep it simple
I'm going to say... ile cevap veya tahmin vermek
Bir bilgi yarışması veya seçim bağlamında I'm going to say toast, “cevabım ya da tahminim tost” anlamına gelir. Konuşan kişi o anda bir cevap veriyordur; asıl amacı toast kelimesini gelecekte söyleme planını bildirmek değildir. I'm going to say... cevabı, konuşanın az önce vardığı bir seçim olarak sunar. Yalnızca The answer is... demeye göre genellikle biraz daha az kesin ve daha az keskin duyulur.
Alıştırma
Bir bilgi yarışmasında I'm going to say toast büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Tostun konuşmasını istiyorum.
- Toast kelimesini daha sonra söylemeyi planlıyorum.
- Cevabım ya da tahminim tost.
Cevabı göster
Cevabım ya da tahminim tost.
Okay, well, we'll find out the answer later in the program.
1:58Tamam, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
Let's hear some reasons for why we should breakfast like a king or queen.
2:01Neden kral veya kraliçe gibi kahvaltı yapmamız gerektiğine dair bazı nedenleri dinleyelim.
Courtney Peterson, who researches eating behaviors,
2:05Yeme davranışlarını araştıran Courtney Peterson,
explains how the time of day affects how our bodies process food on BBC World Service program The Food Chain. Dilbilgisi
2:08BBC World Service programı The Food Chain'de günün saatinin vücudumuzun yiyecekleri işleme biçimini nasıl etkilediğini açıklıyor.
how A affects how B...: bir etkeni bir sürece bağlamak
İlk how, açıklanan düşüncenin tamamını başlatır: günün saatinin ne şekilde etki yarattığını. affects sözcüğünden sonraki ikinci how ise değişen süreci, yani vücudumuzun yiyecekleri işleme biçimini tanıtır. Yeniden kullanılabilecek kalıp explain how A affects how B happens biçimindedir. Her iki how yan cümlesi de daha büyük bir cümleye gömülüdür ve doğrudan soru değildir; bu nedenle düz cümle söz dizimini kullanır.
Alıştırma
Bir etkenin bir süreci değiştirdiğini göstermek için how A affects how B... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The report explains how sleep affects how well children remember new words.
- The report explains how sleep affects children's memory of new words.
- The report explains why sleep affects how well children remember new words.
Cevabı göster
The report explains how sleep affects how well children remember new words.
And so, if you can eat a large breakfast in the morning,
2:16Ve bu yüzden, eğer sabahları büyük bir kahvaltı yapabiliyorsanız,
and or I would even say a large lunch in the morning, Ton ve niyet
2:20veya hatta sabah büyük bir öğle yemeği diyebilirim,
I would even say: bir düşünceyi ölçülü biçimde güçlendirmek
I would even say, konuşanın önceki düşüncesinden daha güçlü veya daha şaşırtıcı bir düşünceyi sunar. Burada konuşan, sabah büyük bir öğle yemeği yeme şeklindeki daha çarpıcı öneriyi ekliyor. Even ek vurgu sağlarken would say, iddiayı sert bir gerçek bildirimi yerine düşünülmüş bir görüş gibi sunar. Bu kalıp bir değerlendirmeyi, öneriyi veya iddiayı güçlendirirken ölçülü bir tonun korunmasını sağlar.
Alıştırma
Bir tartışmada I would even say... esas olarak ne yapar?
- Önceki düşünceyi nazikçe güçlendirir veya daha ileri taşır.
- Konuşanın görüş bildirmeyi reddettiğini gösterir.
- Konuşanın geçmişte aynı sözleri tekrarladığını söyler.
Cevabı göster
Önceki düşünceyi nazikçe güçlendirir veya daha ileri taşır.
your body's going to be better at metabolizing that food. Dilbilgisi
2:23vücudunuz o yiyeceği metabolize etmede daha iyi olacaktır.
be better at metabolizing: be better at + -ing yapısı
Be better at + -ing, bir kişinin veya şeyin bir etkinliği ne kadar iyi yaptığını karşılaştırır. Bu cümlede be better at metabolizing, vücudun o yiyeceği başka bir zamana veya koşula göre daha etkili biçimde işleyeceği anlamına gelir. At bir edattır; bu nedenle ardından yalın biçim metabolize değil, -ing biçimi metabolizing gelir. Aynı kalıp beceriler ile vücutların, makinelerin veya sistemlerin performansı için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be better at ve solve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After the lesson, Maya ____ maths problems than before.
Cevabı göster
is better at solving
And what that means is your body's going to actually... Anlatım akışı
2:26Ve bunun anlamı vücudunuzun aslında...
what that means is: somut bir açıklama sunmak
“What that means is” az önce söylenen fikre gönderme yapar. “That” önceki ifadeyi belirtir; “is”ten sonraki sözler ise bunun pratik anlamını veya sonucunu açıklar. Bu kalıp, soyut bir fikirden daha açık ve somut bir açıklamaya geçmeyi sağlar. Burada konuşmacı, önceki ifadenin vücut için ne anlama geldiğini açıklamak üzeredir.
Alıştırma
Bir açıklamada “What that means is...” neyin geleceğini belirtir?
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Konuşmacı önceki fikrin pratik anlamını açıklayacak.
- Konuşmacı bir sözcüğün anlamını soruyor.
Cevabı göster
Konuşmacı önceki fikrin pratik anlamını açıklayacak.
your blood sugar levels won't spike as high. Dilbilgisi
2:28kan şekeri seviyeniz o kadar yüksek bir sıçrama yapmayacaktır.
won't spike as high: karşılaştırmada daha düşük bir zirve
“Won't spike as high”, ölçülebilir bir seviyenin aniden yükselerek aynı yüksek noktaya ulaşmasının beklenmediğini anlatır. “Spike” burada fiildir: fiziksel bir sıçramayı değil, keskin bir artışı ifade eder. “Not ... as high” karşılaştırma kalıbı, bir seviyenin başka bir seviyeden veya referans noktasından daha düşük bir noktaya ulaştığını gösterir. Karşılaştırma önceki bağlamdan anlaşılabildiği için aynı cümlede “as + karşılaştırma” eklemek gerekmeyebilir.
Alıştırma
Ölçülebilir bir seviyeden söz ederken “won't spike as high” ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Seviye kesinlikle hiç değişmeden kalır.
- Seviye yükselebilir, ancak aynı yüksek zirveye ulaşmaz.
- Seviye fiziksel olarak daha yüksek bir yere gider.
Cevabı göster
Seviye yükselebilir, ancak aynı yüksek zirveye ulaşmaz.
you might burn slightly more calories from eating earlier in the day.
2:32günün erken saatlerinde yiyerek biraz daha fazla kalori yakabilirsiniz.
burn fat ... burn calories: yağ ve kalori yakmak
Sağlık, egzersiz ve metabolizma bağlamlarında burn fat, yağı yakıt olarak kullanmak; burn calories ise enerji harcamak anlamına gelir. Buradaki burn, bir şeyi ateşe vermek anlamında değildir. Slightly more, her miktarda küçük bir artışı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen doğal eşdizimler burn fat ve burn calories ifadeleridir.
Alıştırma
Hangi cümle, vücudun egzersiz sırasında enerji harcadığını doğal biçimde anlatır?
- Exercise can burn calories.
- Exercise can light calories.
- Exercise can cook calories.
Cevabı göster
Exercise can burn calories.
If you eat most of your food later in the day,
2:37Eğer yiyeceğinizin çoğunu günün ilerleyen saatlerinde yerseniz,
your metabolism's actually slower later in the day.
2:39metabolizmanız günün ilerleyen saatlerinde aslında daha yavaş olur.
whereas if: karşıt bir koşul sunmak
Whereas, sıradaki durumu daha önce sözü edilen durumla karşılaştırır; if ise bir koşul sunar. Whereas if birlikte kullanıldığında, konuşanın yalnızca yeni bir koşul eklemediğini, karşıt bir koşullu duruma geçtiğini gösterir. Burada whereas if you had... tamamlanmamış bir başlangıçtır. Konuşan daha sonra If you eat... diyerek yeniden başlar. Yeniden başladığı kısmı tamamlanmış koşul olarak anlayın, ancak daha erken yemek yeme durumuyla kurulan karşıtlığı da aklınızda tutun.
Alıştırma
Bu bölümde whereas if ne işe yarar?
- Konuşanın hiçbir fikri olmadığını gösterir.
- Karşıt bir koşul sunar.
- Konuyla ilgisiz bir örnek verir.
Cevabı göster
Karşıt bir koşul sunar.
Konuşma dolgu sözü olarak I don't know
Bu cümlede I don't know, konuşan kişinin gerçekten bilgi sahibi olmadığını belirten düz anlamlı bir ifade değil, cümlenin arasına giren bir dolgu sözüdür. Konuşan kişi sesli düşünürken a bowl of ice cream ifadesini hızlı ve yaklaşık bir örnek olarak seçiyor. Cümlenin içinde bu şekilde kullanıldığında düşünmek için kısa bir zaman kazandırır ve örneğin daha rahat ya da kesinlikten uzak duyulmasını sağlar. Ana mesaj bu ifadeden sonra devam eder.
Alıştırma
“You could bring, I don't know, a sandwich.” cümlesiyle ilgili şu ifadeyi değerlendirin: I don't know mutlaka konuşanın bilgi sahibi olmadığı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
for instance: belirli bir örnek vermek
For instance, ardından gelen kısmın daha genel bir düşünceye ait somut bir örnek olduğunu gösterir. Burada dondurma durumu yeni bir ana konu değil, düşünceyi açıklayan bir örnektir. Bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: önce genel bir düşünce söylenir ya da ima edilir, ardından bu düşünceyi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için for instance kullanılır.
Alıştırma
Örneği tanıtmak için cümleyi for instance ile tamamlayın: ____, you can wear a hat on a sunny day.
Cevabı göster
For instance
your blood sugar levels will spike significantly higher in the afternoon and the evening. Kelime
2:47kan şekeri seviyeniz öğleden sonra ve akşam çok daha yüksek seviyelerde sıçrama yapacaktır.
spike significantly higher: aniden belirgin biçimde daha yüksek bir seviyeye çıkmak
Burada spike, çok hızlı ve büyük ölçüde yükselmek anlamına gelen bir fiildir. Kan şekerindeki değişimi, grafikte uzun bir sivri uç oluşması gibi ani ve keskin gösterir. significantly higher, ulaşılan seviyenin karşılaştırılan seviyeden açıkça daha yüksek olduğunu belirtir. Sözcükler birlikte hem ani sıçramayı hem de sonuçtaki belirgin yükseklik farkını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle açıkça daha yüksek bir seviyeye ani bir sıçramayı gösterir?
- Demand rose slowly throughout the year.
- Demand spiked to a significantly higher level after the announcement.
- Demand stayed at the same level after the announcement.
Cevabı göster
Demand spiked to a significantly higher level after the announcement.
This is a word that refers to the chemical processes in your body, Kalıp ifadeler
2:54Bu, vücudunuzdaki kimyasal süreçlere atıfta bulunan bir kelimedir,
refers to: tanım yapmak için kullanılan kalıp
Bu cümlede refers to, anlamına gelir veya ifade eder demektir. Bir sözcük açıklanıyor ve kimyasal süreçler bu sözcüğün adlandırdığı kavramı oluşturuyor. Bir sözcüğü, ifadeyi, etiketi veya fikri tanımlamak için X refers to Y kalıbını kullanın. refers içindeki -s, tekil özne a word ile uyumludur.
Alıştırma
Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The label 'recyclable' ____ materials that can be processed and used again.
Cevabı göster
refers to
and we most often use it to talk about those that convert food into energy. Kalıp ifadeler
2:59ve bunu en sık yiyecekleri enerjiye dönüştürenlerden bahsetmek için kullanırız.
convert X into Y: yiyeceği enerjiye dönüştürmek
convert X into Y kalıbı, “X'i değiştirip Y hâline getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede food X, energy ise Y'dir. Bu nötr kalıp bilimsel, teknik veya başka süreçleri açıklarken yaygın olarak kullanılır. into'dan sonra gelen isim, dönüşüm sonucunda ortaya çıkan biçimi, ürünü veya durumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi convert X into Y ile tamamlayın: Solar panels ____ sunlight ____ electricity.
Cevabı göster
convert · into
And we also heard the verb form metabolize.
3:03Ve ayrıca fiil hali olan metabolize (metabolize etmek) kelimesini de duyduk.
Courtney talked about blood sugar levels spiking.
3:07Courtney kan şekeri seviyelerinin sıçrama yapması (spiking) hakkında konuştu.
it means that something has increased very rapidly.
3:14bu, bir şeyin çok hızlı bir şekilde arttığı anlamına gelir.
We often use the noun spike to mean a sudden increase in a value that is being measured.
3:17Ölçülen bir değerdeki ani bir artışı ifade etmek için sıklıkla spike ismini kullanırız.
We've heard that eating earlier in the day can be healthier for us. Kalıp ifadeler
3:25Günün erken saatlerinde yemek yemenin bizim için daha sağlıklı olabileceğini duyduk.
eating earlier in the day: günün daha erken saatlerinde yemek yemek
earlier in the day ifadesi, daha sonraki bir zamanla karşılaştırıldığında “aynı gün içinde nispeten daha erken bir zamanda” anlamına gelir. “Birkaç gün önce” anlamına gelmez. Burada eating bir -ing yan cümlesi başlatır. eating earlier in the day ifadesinin tamamı bir etkinliği adlandırır ve can be healthier yapısının öznesidir.
Alıştırma
Bu cümlede earlier in the day ne anlama gelir? Eating earlier in the day helps me sleep.
- gün bittikten sonra
- birkaç gün önce
- aynı gün içinde nispeten daha erken bir zamanda
Cevabı göster
aynı gün içinde nispeten daha erken bir zamanda
sometimes because they're trying to save money. Kalıp ifadeler
3:34bazen para biriktirmeye çalıştıkları için.
try to save money: para biriktirmeye çalışmak
they're trying to save money ifadesinde try to + fiil, bir şeyi yapmak için çaba göstermek anlamına gelir. Save money, daha az harcamak veya parayı daha sonra kullanmak üzere ayırmak için kullanılan doğal kalıptır. Burada save, “kurtarmak” anlamına gelmez. Money nesnesi, save fiiline mali anlamdaki “tasarruf etmek” anlamını verir.
Alıştırma
Burada “daha az harcamak” anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: They are trying to ____ money by cooking at home.
Cevabı göster
save
Let's hear again from Professor Alexandra Johnstone,
3:37BBC World Service'in The Food Chain programına konuşan,
talking to BBC World Service's The Food Chain.
3:40Profesör Alexandra Johnstone'dan tekrar dinleyelim.
Now, breakfast skipping is interesting because
3:44Şimdi, kahvaltıyı atlamak (skipping) ilginç çünkü
and that sort of observational large-scale epidemiological studies would also support this... Kelime
3:50ve bu tür gözlemsel geniş çaplı epidemiyolojik çalışmalar da bunu desteklerdi...
would tend to suggest: araştırma sonucunu temkinli biçimde sunmak
my own work would tend to suggest ifadesinde work, konuşanın kendi araştırmasını ifade eder. Would tend to suggest, araştırmanın bir sonuca işaret ettiğini ama o sonucu kesin olarak kanıtlamadığını anlatır. Özne + would tend to suggest + yan cümle kalıbı, iddianın gücünü azaltan temkinli bir ifadedir. Sınırlamalara veya başka açıklamalara yer bırakır.
Alıştırma
Yargılayın: "The results would tend to suggest that the plan is working," cümlesinde konuşan, kesin bir kanıt bulunduğunu iddia etmektedir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
observational large-scale epidemiological studies: ana ismi bulma
Bu isim öbeğinin ana ismi studies sözcüğüdür. Önündeki üç niteleyici çalışma türünü daraltır: epidemiological, toplumlarda sağlık ve hastalık örüntülerini inceleyen alanı; large-scale, büyük ölçeği; observational ise deneysel bir tedavi atamak yerine gerçekleşenleri gözlemleyen yöntemi belirtir. Yoğun bir akademik isim öbeğini çözmek için önce sondaki ana ismi bulun, sonra niteleyicileri sağdan sola doğru yorumlayın.
Alıştırma
observational large-scale epidemiological studies öbeğinde ana isim hangi sözcüktür?
- observational
- epidemiological
- studies
Cevabı göster
studies
would also support this: bir iddiayı destekleyen kanıt
Araştırma dilinde support this, “az önce belirtilen iddiayla uyumlu kanıt sağlamak” anlamına gelir. This, önceki iddiaya gönderme yapar; dolayısıyla support burada bir şeyi fiziksel olarak taşımakla değil, kanıtla ilgilidir. Would, sonucu tamamlanmış bir araştırmanın doğrudan bildirimi olarak değil, beklenen veya koşullu bir sonuç olarak sunar. Also ise bu çalışmaları başka bir kanıt kaynağı olarak ekler. Support bir iddiayı daha inandırıcı yapar, ancak tek başına iddianın kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede support, “bir iddia için kanıt sağlamak” anlamında kullanılmıştır?
- The survey results support the idea that regular breaks improve concentration.
- The researcher supports the box with one hand.
- The metal beam supports the roof of the building.
Cevabı göster
The survey results support the idea that regular breaks improve concentration.
that people who have a regular breakfast are actually leaner, Notlar
3:57düzenli kahvaltı yapan insanların aslında daha zayıf olduğunu,
have a regular breakfast: düzenli olarak kahvaltı yapmak
Bu cümlede have a regular breakfast, kahvaltıyı düzenli ve tekrarlanan bir alışkanlık olarak yapmak anlamına gelir. Have, öğünlerden söz ederken günlük dilde kullanılan bir fiildir; regular ise sürekliliği ve sıklığı vurgular. Bu ifade kahvaltının sıradan olduğunu ya da miktarının orta düzeyde olduğunu değil, kişinin rutinini anlatır. Düzenli olarak kahvaltı yapmak şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Düzenli kahvaltı alışkanlığını anlatmak için cümleyi hangi ifadeyle tamamlamak gerekir? The hikers ___ before setting out each morning.
- have a late breakfast
- have a regular breakfast
- have a big breakfast
Cevabı göster
have a regular breakfast
are actually leaner: daha ince ve daha az vücut yağlı
Leaner, lean kelimesinin karşılaştırma hâlidir. Bu cümlede are actually leaner, karşılaştırılan gruba göre insanların daha ince veya daha az vücut yağlı olduğunu anlatır. Actually, sonucun dinleyicinin ilk beklentisinden farklı olabileceğini belirtir. Karşılaştırma grubu bu kısa bölümde açıkça söylenmiyor, ancak bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Sağlık bağlamında leaner kelimesinin en yakın anlamı nedir?
- genel olarak daha ağır
- daha ince ve daha az vücut yağlı
- boyu daha uzun
Cevabı göster
daha ince ve daha az vücut yağlı
that having your largest meal of the day in the morning period Dilbilgisi
4:07günün en büyük öğününü sabah döneminde yemenin
gives you a much better appetite control, Kelime
4:14size çok daha iyi bir iştah kontrolü sağladığını önerme eğilimindedir,
Having ... gives you ...: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği
Bu yan cümlede having your largest meal of the day in the morning period bir isim-fiil, yani -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı tek bir eylemi adlandırır ve gives fiilinin öznesi olur. Doing X gives you Y kalıbı bir eylemi veya alışkanlığı sonucuna bağlar. Eylem öbeği tek bir düşünce olarak kabul edildiği için geniş zamanda give değil, gives kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir sonucu anlatmak için -ing öbeği özne olarak doğru kullanılmıştır?
- Eating a balanced breakfast give you steady energy.
- Eating a balanced breakfast gives you steady energy.
- Eat a balanced breakfast gives you steady energy.
Cevabı göster
Eating a balanced breakfast gives you steady energy.
Appetite control: yeme isteğini yönetme
Appetite control, sağlık ve beslenme konularında kullanılan birleşik bir isimdir. Açlık hissini ve yemek yeme isteğini düzenleme yeteneği veya süreci anlamına gelir. Bu cümlede better appetite control, daha sonra iştahı yönetmenin daha kolay olabileceğini anlatır; önceden yenmiş olan yiyecek miktarını anlatmaz.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili bir konuşmada appetite control en yakın olarak ne anlama gelir?
- açlığı ve yemek yeme isteğini yönetme yeteneği veya süreci
- bir kişinin yemiş olduğu yiyeceğin tam miktarı
- bir öğünün pişirilme hızı
Cevabı göster
açlığı ve yemek yeme isteğini yönetme yeteneği veya süreci
which then means it's much easier to control food intake later in the day. Notlar
4:17bu da günün ilerleyen saatlerinde gıda alımını kontrol etmenin çok daha kolay olduğu anlamına gelir.
which then means: bir sonraki sonuca geçmek
Which, az önce belirtilen durumun tamamına gönderme yapar; yalnızca tek bir isme gönderme yapmaz. which then means... yan cümlesi, önceki sonucu daha ileri bir sonucun nedeni olarak sunar. Then, bir akıl yürütme zincirindeki sonraki adımı gösterir: A, B’ye yol açar; B de C’ye yol açar. Bu ifade, bir sonucun başka bir sonucu nasıl doğurduğunu takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Örnekte which then means ne işe yarıyor?
- Önceki ifadeyi düzeltir.
- Önceki sonuca gönderme yapar ve onun sonraki sonucunu belirtir.
- Ayrı ve ilgisiz bir konu başlatır.
Cevabı göster
Önceki sonuca gönderme yapar ve onun sonraki sonucunu belirtir.
control food intake: yenen miktarı yönetmek
Sağlık ve beslenme bağlamlarında control food intake, tüketilen yiyecek miktarını yönetmek anlamına gelir. Food intake belirli bir süre içinde tüketilen miktara odaklanır; bu yüzden ifade yalnızca control food demekten daha kesindir. Control, miktarı takip etmeyi, sınırlamayı veya düzenlemeyi içerebilir; her zaman daha az yemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle açıkça “tüketilen yiyecek miktarını yönetmek” anlamına gelir?
- A plan can make it easier to command food intake.
- A plan can make it easier to control food intake.
- A plan can make it easier to control food.
Cevabı göster
A plan can make it easier to control food intake.
If you skip something, then you don't do it.
4:27Eğer bir şeyi atlarsanız (skip), o zaman onu yapmazsınız.
If you skip a meal, it means that you don't eat it.
4:33Eğer bir öğünü atlarsanız (skip a meal), bu onu yemediğiniz anlamına gelir.
breakfast skipping ... you skip a meal: öğün atlamak
Burada skip, bir şeyi yapmamak, dışarıda bırakmak veya katılmamak anlamına gelir. skip a meal, o öğünü yememek demektir; breakfast skipping ise kahvaltı yapmama eylemini veya alışkanlığını adlandırır. Aynı fiil lesson, class veya activity ile de kullanılabilir ve derse ya da etkinliğe katılmamayı anlatır. Bu ifadelerde fiziksel olarak “zıplamak” anlamında değildir; yapılması beklenen bir şeyi atlama fikrini verir.
Alıştırma
“If you skip a meal, it means that you don't eat it” cümlesinde skip a meal ne anlama gelir?
- O öğünü yememek
- Fazladan bir öğün pişirmek
- O öğünü normalden daha geç yemek
Cevabı göster
O öğünü yememek
We also heard that people who have a regular breakfast are leaner.
4:36Ayrıca düzenli kahvaltı yapan insanların daha zayıf (lean) olduğunu da duyduk.
If someone is lean, then they're not fat.
4:41Eğer biri yağsız/zayıf (lean) ise, o zaman şişman değildir.
And one of the reasons given why people might be leaner is that they have better appetite control.
4:44Ve insanların neden daha zayıf olabileceğine dair verilen nedenlerden biri, daha iyi iştah kontrollerinin (appetite control) olmasıdır.
Appetite control is where your brain decides how much you should eat.
4:50İştah kontrolü, beyninizin ne kadar yemeniz gerektiğine karar vermesidir.
Now, I think it's time that we heard the answer to your question. Dilbilgisi
4:55Şimdi, sanırım sorunun cevabını duyma vaktimiz geldi.
It's time that we heard the answer: cevabı duyma zamanı geldi
It's time that + özne + geçmiş zaman biçimindeki fiil, bir şeyi yapma zamanının geldiğini anlatan bir yapıdır. Bu cümlede heard, cevabı şimdi duymak anlamındadır; geçmişte duyduğumuzu anlatmaz. Geçmiş biçim, “artık zamanı geldi” anlamında biraz daha resmî veya vurgulu bir hava verebilir. Eylemin şimdi yapılması gerektiğini gösterir; tek başına eylemin zaten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
“It's time that we heard the answer” cümlesinde heard neyi ifade eder?
- Cevabı duymamıza gerek yok
- Cevabı şimdi duyma zamanı geldi
- Cevabı geçmişte duyduk
Cevabı göster
Cevabı şimdi duyma zamanı geldi
Okay, I asked, "According to a recent survey, what is the most popular breakfast in the UK?"
5:00Tamam, ben "Yakın zamanda yapılan bir ankete göre Birleşik Krallık'ta en popüler kahvaltı nedir?" diye sormuştum.
but the most popular in the country as a whole was cereal. Kalıp ifadeler
5:11ancak ülke genelinde en popüler olanı mısır gevreğiydi.
country as a whole: ülkeyi bir bütün olarak değerlendirmek
country as a whole, yalnızca tek bir yere bakmak yerine bütün ülkeyi tek bir birim olarak değerlendirmek anlamına gelir. Bu cümlede ifade, ülke genelindeki sonucu Londra’daki sonuçla karşılaştırır. İsim + as a whole yapısı, bir grubun, bölgenin veya kuruluşun tamamı hakkında değerlendirme yaparken kullanılır. Sonucun yalnızca bir bölüme değil, bütünün tamamına ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bütün takımın değerlendirildiğini gösteren üç kelimelik ifadeyi yazın: The team ____ performed well this season.
Cevabı göster
as a whole
And that's according to a survey by a cereal manufacturer.
5:15Ve bu, bir mısır gevreği üreticisi tarafından yapılan bir ankete göre.
I'm afraid you got it: bir düzeltmeyi yumuşatmak
Burada I'm afraid korku hissetmek anlamında değildir. Kötü bir haberden veya düzeltmeden önce kullanılan kibar bir yumuşatma ifadesidir; you got it wrong ise karşı tarafın hata yaptığı ya da yanlış cevap verdiği anlamına gelir. Bu cümle karşı tarafı açıkça düzeltir, ancak You're wrong demekten daha az serttir. Aynı başlangıç, başka hayal kırıklığı yaratan bilgileri aktarmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: I'm afraid you got it wrong cümlesinde I'm afraid, konuşanın korktuğunu ifade eder.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı
5:20Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap: gözden geçirmenin başladığını belirtme
Let's recap, konuşanın yeni bir ana konu açmak yerine daha önce ele alınan önemli bilgileri gözden geçireceğini dinleyicilere bildirir. Yapı let's + fiilin yalın hâlidir. Burada recap, gözden geçirilecek içeriği nesne olarak alabilir: let's recap the vocabulary we've learned. Bu ifade özete geçildiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Gözden geçirme geçişini tam olarak let's recap ifadesiyle tamamlayın: Before we finish, ____ the three main points.
Cevabı göster
let's recap
Metabolism refers to the chemical processes inside your body,
5:32Metabolizma, vücudunuzun içindeki kimyasal süreçleri ifade eder,
And finally, appetite control is how your brain decides how much you should eat.
5:45Ve son olarak, iştah kontrolü (appetite control) beyninizin ne kadar yemeniz gerektiğine nasıl karar verdiğidir.
our Six Minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söyleme
our Six Minutes are up ifadesinde are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Buradaki up fiziksel bir yön belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “ayrılan zaman veya süre + be + up” şeklindedir. Your time is up ve Your ten minutes are up buna örnektir. Bu yapı genellikle süreli bir etkinliğin bittiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak time is up ifadesiyle tamamlayın: Please stop writing; your ____.
Cevabı göster
time is up
but why not head over to our website bbclearningenglish.com to try the quiz and worksheet for this episode. Notlar
5:53ancak bu bölüm için testi ve çalışma kağıdını denemek üzere bbclearningenglish.com web sitemize neden gitmeyesiniz?
Arkadaşça öneriler için Why not + fiilin yalın biçimi
Bu cümlede why not, birinin neden henüz harekete geçmediğini gerçekten sormaz; arkadaşça bir öneri sunar. Konuşan kişi, dinleyicileri web sitesini ziyaret edip etkinlikleri denemeye davet eder. Bu öneri kalıbında Why not + fiilin yalın biçimi kullanılır: Why not head over...? Yapı soru biçimindedir, ancak asıl görevi karşıdaki kişinin kabul ya da reddedebileceği bir fikir sunmaktır.
Alıştırma
Why not öneri kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ ask the teacher for help?
Cevabı göster
Why not
Head over to: gündelik biçimde bir yere gitmek veya siteyi ziyaret etmek
Head over to, bir yere gitmek anlamına gelen gündelik bir çok sözcüklü fiil ifadesidir. Hedef bir web sitesiyse siteyi ziyaret etmek veya açmak anlamına gelir. Kalıp head over to + hedef biçimindedir. Burada head, bir yönde hareket etmek veya gitmek anlamında kullanılan bir fiildir; to hedefi gösterir ve head vücuttaki baş anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade head over to ile tamamlayın: Let's ____ the library after lunch.
Cevabı göster
head over to