Sivilcenin Bir Tedavisi Var Mı?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
666 kelime 187 kel/dk

Video özeti: Tıkanmış kıl kökleri, sebum, bakteriler, bağışıklık, hormonlar ve stresin sivilceye nasıl katkıda bulunduğunu açıklıyor; tedavilere ve cilt bakterisi araştırmalarına değiniyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. cropping up | Öbeksi fiiller: bir sorun ya da olayın beklenmedik biçimde en uygunsuz anda ortaya çıktığını anlayın ve günlük anlatılarda kullanın. 2. do not play a major role in | Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir nedenin önemini sınırlarken hiçbir etkisi olmadığını kesin biçimde ileri sürmeyin. 3. It turns out that | Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: gözlemden beklentileri düzelten bir bulguya geçişi izleyin ve şaşırtıcı kanıtı açıkça tanıtın.

Bu derste

Whether it's the first day of school, Dilbilgisi

0:00

İster okulun ilk günü,

a big interview,

0:01

ister önemli bir iş görüşmesi,

or your wedding day,

0:02

ister düğün gününüz olsun,

pimples find a way of cropping up Öbek fiiller

0:03

sivilceler bir yolunu bulup ortaya çıkar

at the most inconvenient times.

0:05

hem de en olmadık zamanlarda.

Dilbilgisi

Whether it's A, B, or C: her durumda aynı sonuç

Baştaki Whether it's A, B, or C yapısı birkaç olası durumu sıralar ve bunlardan hangisi geçerli olursa olsun anlamını verir. Dinleyiciden aralarında seçim yapmasını istemez. Üç durumun tamamı ana cümledeki aynı sonuca bağlanır: sivilceler uygunsuz zamanlarda ortaya çıkar. Bu yapı, farklı olasılıkları bir araya getirip hepsi için geçerli bir sonuç söylemeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “hangi durum olursa olsun” çerçevesini kuran iki sözcükle tamamlayın: ____ it's sunny ____ rainy, the picnic area stays open.

Cevabı göster

Whether · or

Öbek fiiller

crop up: beklenmedik şekilde ortaya çıkmak

Crop up öbek fiili, bir şeyin beklenmedik biçimde ortaya çıkması veya meydana gelmesi anlamına gelir. Burada cropping up sivilcelerin belirmesini anlatır ve tam da en yanlış zamanda çıktıkları için hafif bir rahatsızlık duygusu taşır. Find a way of içindeki of edatından sonra geldiği için crop, -ing biçimini alarak cropping up olur. Bu ifade bir bütün olarak anlaşılmalıdır; buradaki crop tarım veya kesmeyle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi crop up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: An unexpected issue ____ during the meeting, so we paused to solve it.

Cevabı göster

cropped up

But why do they occur and how do we get rid of them? Kalıp ifadeler

0:08

Peki neden oluşurlar ve onlardan nasıl kurtuluruz?

Kalıp ifadeler

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi veya sorunu ortadan kaldırmak anlamına gelir. Burada them sivilceleri ifade eder; dolayısıyla soru sivilcelerin nasıl yok edileceğini soruyor. Yapı get rid of + isim veya zamirdir. Bu kalıplaşmış ifadede rid normalde tek başına kullanılmaz ve nesne get rid of them örneğindeki gibi of kelimesinden sonra gelir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi burada öğrenilen üç kelimelik kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these broken chairs before the guests arrive.

Cevabı göster

get rid of

The term pore is just another way of saying hair follicle Kalıp ifadeler

0:11

Gözenek terimi, aslında kıl folikülü demenin başka bir yoludur

Kalıp ifadeler

is just another way of saying: bir terimi başka sözlerle ifade etmek

X is (just) another way of saying Y yapısı, mevcut bağlamda X'i Y'nin alternatif bir ifadesi olarak sunar. Burada pore, hair follicle aracılığıyla açıklanıyor. Bu, terimlerin her teknik bağlamda tamamen aynı olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Bu yapıda just, yalnızca veya basitçe anlamına gelir ve açıklamanın doğrudan duyulmasını sağlar. Burada yakın zamanda ya da adil bir şekilde anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: "Calling it a delay is just another way of saying the plan is late." Vurgulanan yapı ne işe yarıyor?

  1. İlk ifadeyi ikinci ifadenin yeniden söylenişi olarak sunar.
  2. İki ayrı nedenin planı geciktirdiğini söyler.
  3. Dinleyiciden daha resmî yazımı seçmesini ister.
Cevabı göster

İlk ifadeyi ikinci ifadenin yeniden söylenişi olarak sunar.

and your body is covered in them.

0:14

ve vücudunuz bunlarla kaplıdır.

Within the follicle is a gland that produces Dilbilgisi

0:16

Folikülün içinde şunu üreten bir bez bulunur:

an oily substance called sebum, Kelime

0:18

sebum adı verilen yağlı bir maddeyi.

Dilbilgisi

Yer bildiren devrik yapı: Within the follicle is a gland

Within the follicle is a gland cümlesinde yer bildiren devrik yapı kullanılır. Başa alınan Within the follicle yer öbeği önce konumu belirler; ardından is, gerçek özne olan a gland ifadesinden önce gelir. Bu sıralama, açıklayıcı bir metnin bilinen ya da gözde canlandırılmış bir konumdan yeni tanıtılan bir şeye geçmesini sağlar. Arkadaki that yan cümlesi bez hakkında bilgi ekler, ancak devrik yapıyı değiştirmez.

Alıştırma

Önce konumu verip ardından yeni nesneyi tanıtacak şekilde cümleyi tamamlayın: At the center of the maze ____ a small fountain.

Cevabı göster

is

Kelime

Sebum: cildin doğal yağlı salgısı

Sebum, yağ bezleri tarafından üretilen ve cilde ve saça salınan yağlı maddedir. Cümlede called sebum, az önce sözü edilen oily substance için bu teknik adı verir. Cilt bakımı ve tıp dilinde sebum, bu özel doğal salgıyı ifade eder. Her tür yağ için kullanılan genel bir sözcük değildir ve ter anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede sebum doğru kullanılmıştır?

  1. The chef heated sebum in a frying pan.
  2. Sebaceous glands release sebum onto the skin.
  3. After running, her shirt was wet with sebum.
Cevabı göster

Sebaceous glands release sebum onto the skin.

which empties onto the skin

0:20

Bu madde cilt yüzeyine salgılanarak

to keep your hair and body moisturized. Dilbilgisi

0:22

saçınızın ve cildinizin nemli kalmasını sağlar.

Dilbilgisi

Keep your hair and body moisturized: keep + nesne + tümleç

Keep + nesne + sıfat veya past participle, nesneyi belirli bir durumda tutmak anlamına gelir. Burada your hair and body nesne grubunu oluşturur; moisturized ise devam eden durumu açıklayan nesne tümlecidir. Kalıp keep + nesne + tümleç şeklindedir; keep the door open ve keep the room clean buna örnektir. Bu cümlecikte moisturized ikinci bir eylem değildir; maddenin sağladığı ve devam eden durumu belirtir.

Alıştırma

keep, your hands ve dry sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Wear gloves to ____ while washing dishes.

Cevabı göster

keep your hands dry

But if the hair follicle becomes clogged Kalıp ifadeler

0:24

Ancak kıl folikülü,

with dead skin cells and oils,

0:26

ölü deri hücreleri ve yağlarla tıkanırsa,

a blockage is created.

0:28

bir tıkaç oluşur.

Kalıp ifadeler

Becomes clogged with: durum değişikliği ve tıkayan madde

Become + past participle bir durum değişikliğini anlatır. Becomes clogged, kıl folikülünün açık durumdan tıkalı duruma geçtiği anlamına gelir; yalnızca zaten var olan bir durumu bildirmez. With, birikip tıkanmaya yol açan maddeyi, yani dead skin cells and oils ifadesini tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + become clogged with + madde şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi become clogged with + madde kalıbıyla tamamlayın. Become fiilinin doğru biçimini kullanın: When dust builds up inside the filter, it ____.

Cevabı göster

becomes clogged with dust

Sebum continues to be produced, Dilbilgisi

0:30

Sebum üretilmeye devam eder,

but it's trapped within the follicle,

0:32

ancak folikülün içinde hapsolur

making it become enlarged. Dilbilgisi

0:34

ve folikülün büyüyüp şişmesine neden olur.

Dilbilgisi

continues to be produced: özne eylemden etkilenmeye devam eder

continues to be produced ifadesinde continues to, bir şeyin “sürmeye devam ettiğini”; to be produced ise edilgen mastarı gösterir. Birlikte, sebumun üretilmeye devam ettiğini anlatırlar. Özne olan sebum eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir; başka bir şey üretmez. Onu kimin veya neyin ürettiği burada gerekli olmadığı için belirtilmez.

Alıştırma

Cümleyi continue to yapısının şimdiki zaman biçimi ve edilgen mastarla tamamlayın: Even at night, electricity ____ by the backup generator.

Cevabı göster

continues to be produced

Dilbilgisi

making it become enlarged: bir sonucu göstermek

Virgül + making yapısı, kendinden önceki tüm cümlenin sonucunu ekler. Burada sebumun içeride kalması folikülün büyümesine neden olur. Bu yapıda it, follicle sözcüğünü gösterir; making'den sonra nesne it ve ardından yalın fiil öbeği become enlarged gelir. Making, continues ile eş görevli başka bir ana fiil değildir; sonucu bildiren çekimsiz bir -ing yan cümlesi başlatır ve kasıtlı bir eylem anlatmaz.

Alıştırma

Sonuç yapısını make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The heavy rain flooded the playground, ____ it unsafe to use.

Cevabı göster

making

And this is where bacteria come into play, Deyimler

0:35

İşte bakteriler bu noktada devreye girer;

Deyimler

come into play: önem kazanmak veya etkilemeye başlamak

Bu cümlede “come into play”, “etki göstermeye veya önem kazanmaya başlamak” anlamına gelir. Bakterilerin süreci etkilemeye başladığı aşamayı gösterir. Yapı, özne + come into play şeklindedir. Bir etkenin, koşulun veya değerlendirmenin bir duruma dâhil olup önem kazanmaya başladığını açıklarken kullanılır; buradaki “play” oyun anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “önem kazanmaya başlamak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: As the company grows, new legal issues ____.

Cevabı göster

come into play

feeding on the dead skin and sebum,

0:38

ölü deri ve sebumla beslenirler,

which can unfortunately lead to infection.

0:40

bu da ne yazık ki enfeksiyona yol açabilir.

Your immune system responds by sending blood to the area, Dilbilgisi

0:42

Bağışıklık sisteminiz bölgeye kan göndererek tepki verir;

giving the appearance of redness and inflammation, Kalıp ifadeler

0:45

bu yüzden bölgede kızarıklık ve iltihap görülür,

Dilbilgisi

responds by sending: respond by + -ing kalıbı

“Responds by sending”, hem tepkiyi hem de bu tepkinin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini gösterir. “Responds” tepkiyi adlandırırken “by sending blood to the area” bağışıklık sisteminin nasıl tepki verdiğini açıklar. Aktarılabilir kalıp respond by + -ing biçimidir. “By” sonrasında fiilin yalın hâli veya mastar değil, -ing biçimi kullanılır: “responded by changing” doğrudur; “responded by change” ve “responded by to change” yanlıştır.

Alıştırma

Cümleyi respond by + -ing kalıbıyla ve geniş zamanda tamamlayın: When smoke is detected, the system ____ an alert to the fire department.

Cevabı göster

responds by sending

Kalıp ifadeler

giving the appearance of + isim öbeği

Give veya giving the appearance of + isim öbeği, “bir şeyin belirli bir özelliğe sahipmiş gibi görünmesini sağlamak” anlamına gelir. Buradaki appearance, birinin gelişi değil, dış görünüş ya da izlenimdir. -ing yan cümlesi giving..., bölgeye kan gönderilmesinin sonucunu anlatır: bu tepki, gözle görülen kızarıklık ve iltihap belirtilerini oluşturur. İfade gözlemlenebilen şeye odaklanır ve görünümün sahte olduğunu tek başına söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The mirrored wall reflects the whole café, ____ more space.

Cevabı göster

giving the appearance of

and white blood cells come to the site too

0:48

ayrıca akyuvarlar da bölgeye gelerek

to clear up the infection. Öbek fiiller

0:50

enfeksiyonu temizler.

Öbek fiiller

clear up an infection: enfeksiyonu ortadan kaldırmak

Clear up + bir sağlık sorunu, onu ortadan kaldırmak veya yok olmasını sağlamak anlamına gelir. Burada beyaz kan hücreleri eylemi yapan taraftır ve enfeksiyon ortadan kaldırılan şeydir; clear up bu bağlamda “açıklamak” anlamına gelmez. Clear up nesnesiz de kullanılabilir: The infection cleared up, enfeksiyonun geçtiği anlamına gelir. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına konur: clear it up denir, clear up it denmez.

Alıştırma

“The treatment helped clear up the infection,” cümlesinde clear up ne anlama gelir?

  1. enfeksiyonun çevresindeki alanı düzenlemek
  2. enfeksiyonun ne anlama geldiğini açıklamak
  3. enfeksiyonu ortadan kaldırmak veya yok etmek
Cevabı göster

enfeksiyonu ortadan kaldırmak veya yok etmek

When the white blood cells die,

0:52

Akyuvarlar öldüğünde,

they combined with the dead skin and sebum

0:53

ölü deri ve sebumla birleşip

create the pus-filled pimple.

0:55

irin dolu sivilceyi oluştururlar.

If the blockage occurs under the skin,

0:57

Tıkanıklık derinin altında oluşursa,

it creates a white bump known as a whitehead. Kalıp ifadeler

0:59

beyaz nokta denen beyaz bir kabarıklık meydana gelir.

Kalıp ifadeler

known as: kabul görmüş bir adı tanıtmak

Known as + bir ad, “o adla anılmak” demektir. Kabul görmüş bir adı, unvanı veya lakabı tanıtır. Bu cümlede known as a whitehead, a white bump ifadesinden sonra gelir ve onu niteler. Which is known as a whitehead yapısının kısaltılmış hâlidir; yani whitehead sözcüğünün bu kabarıklığın adı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, known sözcüğünü içeren ve bir adı tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This tiny frog is ____ the glass frog.

Cevabı göster

known as

And if the blockage is above the skin

1:02

Tıkanıklık cildin üst kısmındaysa

and black discoloration occurs,

1:03

ve siyah bir renk değişimi oluşursa,

it's known as a blackhead.

1:05

buna siyah nokta denir.

This is a result of melanin in the dead skin cells

1:07

Bunun nedeni, ölü deri hücrelerindeki melaninin

reacting with oxygen,

1:09

oksijenle tepkimeye girerek

creating a black color.

1:11

siyah bir renk oluşturmasıdır.

It's not dirt.

1:12

Bu, kir değildir.

We get the most pimples when we're teens

1:13

En çok sivilce gençlik yıllarımızda çıkar,

due to the increased amount of androgen hormones Kelime

1:16

androjen hormonlarının miktarındaki artış nedeniyle,

like testosterone in our bodies

1:18

örneğin vücudumuzdaki testosteron,

at the onset of puberty. Kalıp ifadeler

1:20

ergenliğin başlangıcında artar.

Kelime

androgen hormones: bir hormon grubu

Genellikle androgens biçiminde kısaltılan androgen hormones, vücut gelişiminde rol alan bir hormon grubudur. Testosterone bunun bir örneğidir; dolayısıyla geniş hormon grubu ile tek bir hormon aynı şey değildir. Bu cümlede ergenliğin başında androjen düzeylerinin yükselmesi, cildin neden daha fazla yağ üretip daha çok sivilce geliştirebildiğini açıklar. Her cinsiyetten insanda androjen bulunur, ancak miktarları farklı olabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama doğrudur?

  1. androgen hormones: testosterone içeren bir grup
  2. androgen hormones: yalnızca erkek çocuklarda ve erkeklerde bulunan hormonlar
  3. androgen hormones: yalnızca testosterone için kullanılan başka bir ad
Cevabı göster

androgen hormones: testosterone içeren bir grup

Kalıp ifadeler

At the onset of: … başlangıcında

At the onset of + isim öbeği, “bir süreç, dönem veya olayın başladığı anda” anlamına gelir. Bu cümlede at the onset of puberty, hormon artışını ergenliğin başlangıcına yerleştirir. Onset bir isimdir; bu nedenle ifade at the onset of + olay, dönem veya durum yapısına sahip bir zaman öbeği olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “kış başladığında” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The mountain road often closes ____ winter.

Cevabı göster

at the onset of

Testosterone sends the production of sebum into overdrive, Deyimler

1:21

Testosteron, sebum üretimini aşırı hızlandırarak

increasing the incidence of blockages. Kelime

1:24

tıkanıklıkların oluşma sıklığını artırır.

Deyimler

Send ... into overdrive: bir şeyi aşırı hızlandırmak

send + nesne + into overdrive kalıbı, “nesneyi son derece veya aşırı derecede etkin hâle getirmek” anlamına gelir. Nesne bir sistem, süreç ya da faaliyet olabilir; burada nesne the production of sebum ifadesidir. Buradaki overdrive bir araç vitesi değil, mecazdır. Cümle, testosteronun sebum üretimini olağan dışı derecede yüksek bir seviyeye çıkardığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi send ... into overdrive kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The glowing review ____ demand for the book ____.

Cevabı göster

sent · into overdrive

Kelime

incidence of: bir şeyin gerçekleşme sıklığı veya oranı

Bu cümlede incidence of, tıkanıklıkların ne sıklıkta oluştuğunu, yani oluşma oranını ifade eder. Increasing the incidence of blockages, tıkanıklıkların daha sık oluşmasına yol açmak demektir; her tıkanıklığın daha şiddetli hâle gelmesi demek değildir. Yaygın yapı incidence of + isim şeklindedir. Tıbbi, bilimsel ve istatistiksel bağlamlarda incidence çoğunlukla belirli bir zaman içinde bir grupta görülen yeni vakaların sayısını veya oranını anlatır; ancak bu cümlede daha genel olan sıklık anlamı kullanılmıştır.

Alıştırma

“a higher incidence of blockages” ifadesinde incidence ne anlama gelir?

  1. Her tıkanıklığın ne kadar şiddetli olduğu
  2. Belirli tek bir tıkanıklık
  3. Tıkanıklıkların oluşma oranı veya sıklığı
Cevabı göster

Tıkanıklıkların oluşma oranı veya sıklığı

But zits can occur at any time. Kelime

1:27

Ancak sivilceler her zaman ortaya çıkabilir.

Kelime

zits: pimples için kullanılan gündelik bir sözcük

Zits, zit sözcüğünün çoğuludur. zit, pimples anlamına gelen, sayılabilen ve gündelik bir isimdir. Bu cümlede daha önce konuşulan cilt kabarcıklarını yeniden belirtir ve bunların her an ortaya çıkabileceğini söyler. Tek bir sivilce için zit, birden fazlası için zits kullanılır. Bu sözcük tek tek sivilceleri adlandırır; resmî bir teşhisi veya acne adı verilen daha geniş cilt rahatsızlığını ifade etmez.

Alıştırma

zits hangi durumda en doğal seçimdir?

  1. Bir dermatoloğun cilt rahatsızlığına koyduğu resmî teşhis
  2. Yeni acne vakalarını ölçen bilimsel bir makale
  3. Bir arkadaşla birkaç sivilce hakkında gündelik bir sohbet
Cevabı göster

Bir arkadaşla birkaç sivilce hakkında gündelik bir sohbet

often brought on by stressful events. Öbek fiiller

1:29

Bunları çoğu zaman stresli olaylar tetikler.

Öbek fiiller

brought on by: tetikleyici nedeni belirtme

Bu cümlede brought on by, bir şeyin neden olunduğunu veya tetiklendiğini belirtir. bring on ifadesinin edilgen biçimidir: önceki cümleden aktarılan ve burada düşürülen özne zits’tir; stressful events ifadesi ise tetikleyiciyi belirtir. be + brought on by + neden yapısı; belirtileri, değişiklikleri veya istenmeyen etkileri açıklarken yaygındır. Etkilenen şey brought on ifadesinden önce gelir, by ise onu neyin tetiklediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bring on ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: His dizziness was ____ dehydration.

Cevabı göster

brought on by

Cortisol, the stress hormone, Dilbilgisi

1:31

Stres hormonu kortizol,

increases the amount of inflammation in your body,

1:32

vücudunuzdaki iltihabı artırır;

Dilbilgisi

Cortisol, the stress hormone: açıklayıcı eşleme

The stress hormone, Cortisol ifadesini başka bir adla açıklayan bir eşlemeli ad öbeğidir ve okuyucuya sade bir tanım verir. İki ad öbeği de aynı şeyi gösterir; bu nedenle birbirine bağlanmış iki ayrı özne değildir. Virgüller bu açıklamanın ek bilgi olduğunu gösterir. Bu bölüm çıkarılırsa Cortisol yine increases fiilinin öznesi olarak kalır. Ad, açıklayıcı ad öbeği, fiil yapısı; bilimsel anlatımda, haberlerde ve sunumlarda bir terimi kısa yoldan tanımlamayı sağlar.

Alıştırma

Virgüller arasındaki ifade bu cümlede ne yapıyor: Maya, the team captain, spoke first?

  1. Konuşan ikinci bir kişi ekler.
  2. Maya’nın nasıl konuştuğunu belirtir.
  3. Maya için başka bir ad veya açıklama verir.
Cevabı göster

Maya için başka bir ad veya açıklama verir.

meaning more red bumps on your face, Anlatım akışı

1:35

bu da yüzünüzde daha fazla kırmızı kabarıklık demektir.

Anlatım akışı

meaning more red bumps on your face: bir sonucu somutlaştırmak

Burada meaning, önceki düşüncenin tamamının somut sonucunu tanıtır: vücuttaki iltihabın artması, yüzde daha fazla kırmızı kabarıklık olarak görünür. Bir sözcüğün tanımını vermez ve yeni bir cümlenin ana fiili değildir. Bu -ing yan cümlesi açıklayıcı bir bağlantı kurar. Bir ifadeden sonra meaning, o ifadenin tamamının pratikte ne anlama geldiğini ekleyebilir; böylece soyut bilgiyi daha açık bir sonuca dönüştürür.

Alıştırma

Pratik sonucu tanıtmak için cümleyi derste öğrenilen -ing bağlantısıyla tamamlayın: The road is closed, ____ the bus will take a different route.

Cevabı göster

meaning

and can also suppress your immune system,

1:37

Ayrıca bağışıklık sisteminizi baskılayabilir;

meaning your body can't fight the bacteria

1:39

bu yüzden vücudunuz bakterilerle savaşamaz

that's causing the acne.

1:41

yani akneye neden olan bakterilerle.

So, how do we fight the war on pimples? Deyimler

1:43

Peki sivilcelere karşı bu savaşı nasıl kazanabiliriz?

Deyimler

fight the war on pimples: sorun çözmeyi güçlü biçimde anlatan bir mecaz

Konuşmacı, sivilcelerle başa çıkmayı savaşmaya benzetir. Gerçek bir çatışma söz konusu değildir: bu mecaz sivilceleri düşman gibi gösterir ve nedenleri açıklamaktan etkin çözümleri tartışmaya enerjik bir geçiş sağlar. a/the war on + problem kalıbında on, karşı çıkılan sorunu belirtir. fight eklendiğinde fight a/the war on X, bu mücadelenin bir parçası olarak harekete geçmeyi vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede fight the war on pimples ne anlama geliyor?

  1. Sivilceleri önlemek veya tedavi etmek için etkin adımlar atmak
  2. pimples sözcüğünün sözlük anlamını açıklamak
  3. Sivilcelerin yer aldığı gerçek bir askerî çatışmaya katılmak
Cevabı göster

Sivilceleri önlemek veya tedavi etmek için etkin adımlar atmak

For normal breakouts,

1:45

Olağan sivilcelenmelerde,

cleaning your face to remove excess oil,

1:47

fazla yağı gidermek için yüzünüzü temizlemek,

which prevents pore blockage,

1:49

gözeneklerin tıkanmasını önler;

and occasionally exfoliating to remove dead skin

1:50

ölü deriyi gidermek için ara sıra peeling yapmak da

will help.

1:53

yardımcı olur.

Although acne often cannot be solved this way,

1:54

Ancak akne çoğu zaman bu yolla çözülemez

and it's important to remember

1:57

ve şunu unutmamak önemlidir:

that cleanliness and diet

1:58

temizlik ve beslenme,

do not play a major role in acne, Kalıp ifadeler

2:00

aknede büyük bir rol oynamaz;

but rather your genetics and hormones. Anlatım akışı

2:02

asıl belirleyici olan genleriniz ve hormonlarınızdır.

Kalıp ifadeler

do not play a major role in: başlıca etkiyi reddetmek

Do not play a major role in, bir şeyin sonuç üzerindeki başlıca etkilerden biri olmadığını belirtir. Bu cümlede temizlik ve beslenmenin akneyi açıklamadaki önemini azaltır. Olumsuzluk her türlü role değil, major role kısmına yöneliktir. Daha küçük bir etkiye yer bıraktığı için bir şeyin hiçbir etkisi olmadığını söylemekten daha ölçülüdür.

Alıştırma

Bir şeyin başlıca etki olmadığını anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Decorations on the folder ____ whether the papers stay organized.

Cevabı göster

do not play a major role in

Anlatım akışı

but rather: bir düzeltme sunmak

But rather bir düzeltme belirtir. Konuşmacı ilk açıklamayı reddettikten veya önemini azalttıktan sonra, daha çok dikkat edilmesi gereken açıklamayı bu ifadeyle sunar. Yaygın kalıp not X, but rather Y şeklindedir. Burada X cleanliness and diet, Y ise genetics and hormones bölümüdür. Y'den sonra tekrarlanacak play a major role in acne düşüncesi anlaşılır durumda olduğundan bağlaç, tüm yan cümleyi tekrarlamadan karşıtlığı yeniden düzenler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki düzeltme bağlacıyla tamamlayın: The light outside was not the sun, ____ a lamp by the door.

Cevabı göster

but rather

Many drugs exist like benzoyl peroxide,

2:04

Benzoil peroksit gibi pek çok ilaç vardır;

which kills specific acne-causing bacteria,

2:07

bu madde akneye neden olan belirli bakterileri öldürür.

salicylic acid,

2:10

Salisilik asit,

which helps to remove dead skin blockages,

2:11

ölü deri kaynaklı tıkaçları gidermeye yardımcı olur;

retinoids, which reduce sebum production,

2:13

retinoidler ise sebum üretimini azaltır.

and a variety of others.

2:15

Bunların dışında daha pek çok seçenek vardır.

Though some drugs can have severe side effects.

2:17

Ancak bazı ilaçların ciddi yan etkileri olabilir.

In women, some success has been seen Kelime

2:20

Kadınlarda bir miktar başarı elde edilmiştir

with oral contraceptives, Kelime

2:22

ağızdan alınan doğum kontrol ilaçlarıyla.

Kelime

some success has been seen with: kanıtları temkinli sunan ifade

Some success sınırlı veya kısmi bir olumlu sonuç ifade eder; kesin ya da tam bir etkililik anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, oral kontraseptiflerle bağlantılı olarak belli ölçüde umut verici sonuçlar gözlendiğini bildirir, ancak her kadında aynı sonucun alınacağını iddia etmez. Has been seen, present perfect passive yapısındadır: gözlem yapan kişileri belirtmeden gözlenen sonucu öne çıkarır. With, bu sonuçla ilişkili müdahaleyi tanıtır. Yapı bir bütün olarak kanıtları resmî ve temkinli biçimde özetler.

Alıştırma

Örnekteki temkinli ifadeye en uygun yorum hangisidir?

  1. Müdahaleyle sınırlı bir olumlu sonuç gözlenmiştir.
  2. Müdahalenin her kadında işe yarayacağı garanti edilmiştir.
  3. Müdahalenin tamamen etkili olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

Müdahaleyle sınırlı bir olumlu sonuç gözlenmiştir.

Kelime

oral contraceptives: resmî tıbbi terim

Oral contraceptives, hamileliği önlemek için ağız yoluyla alınan ilaçlardır; yaygın tıbbi kullanımda bu terim genellikle hormon içeren doğum kontrol haplarını ifade eder. Buradaki çoğul biçim, belirli bir hapı değil bir tedavi kategorisini adlandırır. Bu cümlede terim, gözlenen sonuçla ilişkili müdahaleyi belirtir. Bir tıbbi açıklamada bu terimden söz edilmesi, tek başına herhangi bir kişiye yönelik kullanım önerisi değildir.

Alıştırma

Hamileliği önlemek için ağız yoluyla alınan haplardan söz eden resmî bir klinik rapora en uygun seçenek hangisidir?

  1. birth control pills
  2. oral contraceptives
  3. contraception
Cevabı göster

oral contraceptives

which decrease the ovaries production

2:23

Bunlar yumurtalıklardaki hormon üretimini azaltır,

of androgen hormones,

2:25

özellikle de androjen hormonlarının üretimini,

ultimately decreasing sebum.

2:26

böylece sebum miktarı da azalır.

Of course,

2:28

Elbette,

consulting with a doctor

2:29

bir doktora danışarak

over which regimen is best suited to you Kalıp ifadeler

2:30

size en uygun tedavi planını belirlemek

is always best.

2:32

her zaman en iyisidir.

Kalıp ifadeler

best suited to you: bir seçeneğin kişiye uygunluğunu belirtmek

“best suited to you” ifadesinde suited, “uygun veya iyi eşleşen” anlamına gelir; best ise mevcut tedavi programlarını belirli bir kişinin ihtiyaçlarına ya da koşullarına ne kadar uyduklarına göre karşılaştırır. Değerlendirilen şey tedavi programıdır; you ise programın uygun olması gereken kişidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “something is best suited to someone or their needs” şeklindedir. Bu, en iyi eşleşmeyi anlatır; seçimin mutlaka en iyi sonucu vereceğini garanti etmez.

Alıştırma

“En iyi eşleşme” anlamındaki üç kelimelik ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After comparing the two timetables, we decided that the morning schedule was ____ Maya.

Cevabı göster

best suited to

But new therapies and cures may be on the horizon Deyimler

2:33

Ancak yeni tedaviler ve kesin çözümler ufukta olabilir,

with the help of science.

2:36

bilimin yardımıyla.

Deyimler

on the horizon: gelecekte ortaya çıkabilecek bir gelişme

On the horizon, henüz gerçekleşmemiş veya ortaya çıkmamış ancak öngörülebilir gelecekte mümkün ya da muhtemel görünen bir şey için kullanılan mecazdır. Manzaranın kenarında yeni görünmeye başlayan bir şey gibi, tam olarak ortaya çıkmadan önce belirtileri görülür. Burada may ve on the horizon birlikte iddiayı belirsiz tutar: bilim yeni tedavilere ve çarelere yol açabilir, ancak cümle bunların zaten var olduğunu veya kesinlikle başarılı olacağını söylemez.

Alıştırma

Bir haberde “A cheaper battery may be on the horizon.” deniyor. Bu cümlenin anlamı nedir?

  1. Zaten her yerde bulunuyor.
  2. Gökyüzünün kenarında fiziksel olarak görülebiliyor.
  3. Yakında kullanıma sunulabileceğini gösteren işaretler var.
Cevabı göster

Yakında kullanıma sunulabileceğini gösteren işaretler var.

By studying individuals who do not get acne, Dilbilgisi

2:37

Bilim insanları, akne sorunu yaşamayan kişileri inceleyerek

scientists noticed something.

2:40

bir şey fark ettiler.

Dilbilgisi

By studying ..., scientists noticed ...: yöntem ve sonuç

By studying individuals who do not get acne, bilim insanlarının bulguya ulaşmak için kullandığı yöntemi gösterir. Kalıp by + fiilin -ing biçimidir; ardından sonucu veren ana cümle gelir: scientists noticed something. studying eylemini yapan kişinin ana cümlenin öznesi scientists olduğu anlaşılır. Bu yapıyı, yöntemi uygulayan ve sonucu elde eden kişi ya da grup aynı olduğunda kullanın. Buradaki by, «bu yöntemle» demektir; «son tarihten önce» anlamına gelmez.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için by + compare fiilinin -ing biçimini kullanın. Cümleyi tamamlayın: “____ the two maps, Maya found the shortest path.”

Cevabı göster

By comparing

The bacteria that typically causes acne

2:42

Normalde akneye neden olan bakteri

still exists on their skin,

2:44

bu kişilerin cildinde de bulunuyordu,

but it's a different strain. Kelime

2:46

ancak farklı bir suştu.

Kelime

strain: biyolojik bir varyant

Mikrobiyolojide strain, aynı mikroorganizma türü içinde genetik olarak farklı bir çeşidi belirtir. Bu cümlede sivilceyle ilişkili bakteriler hâlâ vardır, ancak bu kişilerin cildindeki çeşit biyolojik olarak farklıdır. Bilimsel bağlamı ipucu olarak kullanın: strain; bacteria, viruses veya genes gibi sözcüklerle birlikte geçtiğinde genellikle biyolojik bir varyantı sınıflandırır.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: “The lab identified a new strain of bacteria.” strain ne anlama geliyor?

  1. Gerilmiş veya incinmiş bir kas
  2. O bakteri türü içinde genetik olarak farklı bir tip
  3. Bilim insanlarının hissettiği duygusal baskı
Cevabı göster

O bakteri türü içinde genetik olarak farklı bir tip

It turns out that this same bacteria Anlatım akışı

2:48

Anlaşılan o ki aynı bakteri,

with slightly different genes

2:50

biraz farklı genlere sahip olduğunda

causes healthier skin.

2:51

cildin daha sağlıklı olmasını sağlıyor.

Anlatım akışı

It turns out that: sonradan keşfedilen bir gerçeği tanıtmak

It turns out that, ardından gelen cümleyi kontrol, araştırma veya sonraki gelişmeler sonucunda öğrenilen bir gerçek olarak sunar. Genellikle sonucun daha önce bilinmediğini gösterir ya da önceki bir beklentiyi düzeltir. Bilgiyi düzenleyen bir kalıp olarak dinleyiciyi insanların daha önce düşündüğü veya merak ettiği şeyden kanıtların şimdi gösterdiği sonuca taşır. Burada that ile başlayan bölüm, bakterideki genetik farklılıklar ile daha sağlıklı cilt arasında yeni keşfedilen bağlantıyı sunar.

Alıştırma

Kayıtlar kontrol edildikten sonra keşfedilen bir gerçeği tanıtan dört kelimelik İngilizce kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the payment had already been sent.

Cevabı göster

It turns out that

Knowing this, Anlatım akışı

2:53

Bu bilgi sayesinde,

future therapies may include a deeper look Kalıp ifadeler

2:54

gelecekteki tedavilerde daha derinlemesine incelenebilir

at the bacterial level

2:56

bakteri düzeyinde neler olduğu

Kalıp ifadeler

a deeper look at: daha ayrıntılı bir inceleme

A deeper look at, bir konuya yalnızca gözle bakmayı değil, konuyu daha ayrıntılı incelemeyi veya analiz etmeyi ifade eder. Bu bir isim öbeğidir: deeper, look sözcüğünü niteler; at ise incelenen alanı veya düzeyi tanıtır. Bu cümlede incelenen alan bakteri düzeyidir.

Alıştırma

Cümleyi daha ayrıntılı bir inceleme anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The editor decided to take ____ the survey results before publishing the article.

Cevabı göster

a deeper look at

and whether or not altering your skin microbiota Notlar

2:58

ve cilt mikrobiyotasını değiştirmenin

could cure pimples.

3:00

sivilceleri iyileştirip iyileştiremeyeceği.

Anlatım akışı

Knowing this, ile önceki gerçekten sonraki adıma geçmek

Baştaki -ing yapısı Knowing this, daha önce verilen bir gerçeği artık bilinen bir bilgi olarak paketler; virgül bu yapıyı ana cümleden ayırır. this zamiri yalnızca en yakın sözcüğe değil, önceki bulgunun tamamına gönderme yapar. Bu yapı, öncülü tekrarlamak yerine kısaltır ve ardından bir sonuca, karara veya araştırmanın sonraki adımına geçer. Mantık şudur: bu gerçek artık bilindiği için, ardından gelen olasılık değerlendirilebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede Knowing this açık ve mantıklı bir özneyle kullanılmıştır?

  1. Knowing this, the nurses changed the schedule.
  2. Knowing this, the storm damaged the roof.
  3. Knowing this, the schedule changed overnight.
Cevabı göster

Knowing this, the nurses changed the schedule.

Dilbilgisi

whether or not: iki sonucu da açıkça değerlendirmek

Whether or not, üzerinde düşünülen bir evet-hayır meselesini tanıtır. İki olasılığı da açıkça korur: cilt mikrobiyotasını değiştirmek sivilceleri iyileştirebilir veya iyileştirmeyebilir. altering your skin microbiota could cure pimples yan cümlesinin tamamı, araştırılan belirsiz meseledir. Burada whether or not, sonuç ne olursa olsun anlamına gelmez; tedavinin işe yarayıp yaramayacağı konusundaki belirsizliği gösterir.

Alıştırma

İki sonucu da açıkça göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The review will determine ____ the new rule reduced accidents.

Cevabı göster

whether or not

Kelime

skin microbiota: ciltteki mikroorganizma topluluğu

Bu cümlede skin microbiota; bakteriler, mantarlar ve diğer mikroplar dâhil olmak üzere ciltte yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu topluluğun tamamını ifade eder. Tek bir mikrop anlamına gelmez. Microbiota belirli bir yerde yaşayan bir grubu adlandıran topluluk ismidir; skin ise bu yerin cilt olduğunu belirtir. Bilim insanları bu topluluğu değiştirmenin cilt sağlığını etkileyip etkileyemeyeceğini araştırır.

Alıştırma

Hangi açıklama skin microbiota ifadesine en uygundur?

  1. Cildin dış koruyucu katmanı
  2. Ciltte bulunan tek bir bakteri
  3. Ciltte yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu topluluk
Cevabı göster

Ciltte yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu topluluk

We're really glad to be working in collaboration Kalıp ifadeler

3:02

İş birliği yapmaktan gerçekten çok mutluyuz

with Bill and Melinda Gates

3:04

Bill ve Melinda Gates ile,

Kalıp ifadeler

working in collaboration with: resmî bir iş birliği

Working in collaboration with, ortak bir hedef doğrultusunda bir kişi veya kuruluşla planlı biçimde birlikte çalışmak anlamına gelir. Bu cümlede with, iş birliği yapılan tarafı tanıtır. Kalıp work + in collaboration + with + iş birliği yapılan taraf şeklindedir. Çalışmayı yalnızca aynı iş yerinde bulunmak olarak değil, düzenli bir ortaklık olarak sunar.

Alıştırma

Resmî duyuruyu, “planlı bir işi ortaklaşa yapmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Our research team is ____ a local hospital to test the new program.

Cevabı göster

working in collaboration with

in supporting their annual letter this year

3:05

bu yılki yıllık mektuplarını desteklemek için.

called Two Superpowers We Wish We Had.

3:07

Mektubun adı “Sahip Olmayı Dilediğimiz İki Süper Güç”.

Every year they release a letter

3:09

Her yıl bir mektup yayımlayıp

looking at global issues,

3:10

küresel sorunları ele alıyorlar

and this year the question is,

3:12

ve bu yılın sorusu şu:

what would your superpower for good be? Kelime

3:13

iyilik için süper gücünüz ne olurdu?

Kelime

superpower for good ifadesindeki for good

superpower for good ifadesinde for, süper gücün hizmet edeceği amacı veya davayı belirtir. Burada good, yararlı bir eylem veya olumlu etki anlamındaki bir isimdir; dolayısıyla ifade, iyilik yapmak için kullanılan bir süper güç anlamına gelir. Buradaki for good, kalıcı olarak anlamındaki yaygın deyim değildir. Çevredeki soru, bir gücün olumlu değişim oluşturmaya nasıl yardımcı olabileceğini sorar; bu da amaç anlamını seçtirir.

Alıştırma

'The club uses its popularity for good by collecting food for families,' cümlesinde for good ne anlama gelir?

  1. Ücret almadan
  2. Kazara
  3. Kalıcı olarak
  4. Olumlu bir yarar sağlamak için
Cevabı göster

Olumlu bir yarar sağlamak için

Would it be to have more clean energy like Bill Dilbilgisi

3:15

Bill gibi daha fazla temiz enerjiye sahip olmak mı,

or more time like Melinda,

3:17

yoksa Melinda gibi daha fazla zamana sahip olmak mı?

Dilbilgisi

Would it be to have ...? ile varsayımsal seçim

Would it be to have ...?, daha önce sorulmuş varsayımsal bir soruya olası bir cevap sunar. It, hâlihazırda konuşulan seçimi temsil eder; to have ... mastar yapısı ise hayal edilen seçimin ne içerdiğini belirtir. Would, seçeneğin varsayımsal olduğunu gösterir ve seçimin gerçek veya kesinleşmiş olduğunu iddia etmek yerine soruyu açık tutar. Yapının ardından seçenekler gelebilir: Would it be to have X or Y?

Alıştırma

Varsayımsal soruyu dersteki yapıyla tamamlayın: Imagine you could choose one special ability. ____ the power to breathe underwater?

Cevabı göster

Would it be to have

which means one thing in rich countries Anlatım akışı

3:19

Daha fazla zaman, zengin ülkelerde bir anlama gelirken

and something else to the world's poorest families?

3:21

dünyanın en yoksul aileleri için başka bir anlama gelir.

Anlatım akışı

one thing ... something else paralel karşıtlığı

one thing ... and something else ikilisi iki paralel konum oluşturur: one thing rich countries ile, something else ise the world's poorest families ile bağlantılıdır. Bu dengeli yapı, aynı düşüncenin iki grup tarafından nasıl farklı anlaşıldığını karşılaştırmaya yöneltir. Buradaki thing fiziksel bir nesneyi belirtmez. One thing ve something else farklı anlamları, deneyimleri veya sonuçları temsil eder. X means one thing to A and something else to B kalıbı, bakış açılarındaki karşıtlığı düzenlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi one thing ... something else kalıbıyla tamamlayın: Flexible working hours may mean ____ to managers and ____ to parents.

Cevabı göster

one thing · something else

It's a chance to enact positive change in the world. Kalıp ifadeler

3:23

Bu, dünyada olumlu bir değişim yaratma fırsatı.

Kalıp ifadeler

enact positive change: niyeti eyleme dönüştürmek

Enact positive change, yararlı bir niyeti gerçek eyleme ve sonuçlara dönüştürmek demektir. Burada enact geçişli bir fiildir: positive change ad öbeği, öznenin etkin biçimde gerçekleştirdiği şeydir. Enact sık sık yasalarla birlikte kullanılsa da anlamı yalnızca yasaları resmen kabul etmekle sınırlı değildir. Bu cümlede değişime amaçlı, uygulamaya dönük ve bir ölçüde resmî bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan resmî ifadeyle tamamlayın: The community fund will help local leaders ____ by opening free health clinics.

Cevabı göster

enact positive change

So, find something you're passionate about

3:26

O hâlde tutkuyla bağlı olduğunuz bir konu bulun

and learn more about it.

3:27

ve bu konuda daha fazla bilgi edinin.

You can check out the letter

3:29

Mektuba

with the link in the description,

3:30

açıklamadaki bağlantıdan göz atabilirsiniz.

and we'll be posting our superpower ideas

3:31

Biz de süper güç fikirlerimizi paylaşacağız

on our Instagram

3:33

Instagram hesabımızda

with the hashtag superpower for good.

3:34

#superpowerforgood etiketiyle.

And subscribe for more weekly science videos.

3:36

Ve her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.