Kaynamış bir yumurta nasıl eski hâline döndürülür? - Eleanor Nelsen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
533 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel açıklama, ısının yumurta akındaki proteinleri nasıl denatüre edip birbirine dolaştırdığını, ardından üre ve yüksek hızlı döndürmenin proteinlerin özgün katlanmış biçimlerine dönmesine nasıl yardım edebildiğini anlatıyor. Teknik protein temelli ilaç üretimiyle ilişkilendiriliyor; geri çevrilebilen haşlama, kızartmadaki çok daha zor tersine çevrilen kimyasal değişimlerle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What thermal energy does to the eggs' molecules, mechanical energy can undo. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: What yan cümlesinin özne görevinde olduğunu ve bir kuvvetin etkisiyle başka bir kuvvetin bunu tersine çeviren eylemini özlü biçimde karşılaştırdığını anlayın; bu yapı zıt nedenleri, kuvvetleri veya süreçleri açıklamak için kullanılabilir. 2. has the potential to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir teknolojinin gelecekte sağlayabileceği yararlardan, sonucu kesinmiş gibi göstermeden temkinli biçimde söz edin; özellikle proteinlerin yeniden katlanması ve ilaç üretimiyle ilgili olasılıkları anlatırken kullanın. 3. can't unfry it, yet. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: unfry sözcüğünü un- ile oluşturulmuş esprili ve yaratıcı bir fiil olarak tanıyın; yet sözcüğünün hem mizahi bir kapanış yaptığını hem de bilimin ileride başka pişirme süreçlerini tersine çevirebilmesi ihtimalini açık bıraktığını kavrayın.

Bu derste

It's so obvious that it's practically proverbial. Dilbilgisi

0:06

Bu durum, pratik olarak bir atasözü haline gelecek kadar açıktır.

Dilbilgisi

so obvious that ...: sonuca yol açan derece yapısı

so + sıfat + that + cümlecik yapısı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Bu cümlede so, obvious sözcüğünü niteler ve that sonucu başlatır: fikir, neredeyse herkesçe bilinen bir atasözü gibi görünecek kadar açıktır. Buradaki that, “o şey” anlamındaki işaret sözcüğü değil, bağlaçtır. Bu yapıyla karşılaştığında obvious sözcüğünü tek başına çevirmek yerine so obvious that bölümünü derece-sonuç kalıbı olarak düşün.

Alıştırma

Dereceyi sonucuyla bağlamak için so + sıfat + that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The bag was such heavy that I could not lift it.
  2. The bag was so heavy that I could not lift it.
  3. The bag was so that heavy I could not lift it.
Cevabı göster

The bag was so heavy that I could not lift it.

You can't unboil an egg. Deyimler

0:09

"Haşlanmış bir yumurtayı eski haline döndüremezsiniz."

Deyimler

can't unboil an egg ...: geri döndürülemezliği ters eylemle anlatmak

Unboil, boil sözcüğüne un- eklenerek oluşturulmuş, eylemi tersine çeviren eğlenceli bir fiildir. You can't unboil an egg cümlesinde, haşlanmış bir yumurtayı önceki çiğ hâline döndürmek anlamını taşır; cümle böylece haşlamayı normalde tersine çevrilemeyen bir değişim olarak gösterir. Bu bir yemek tarifi talimatı değil, atasözü havasında bir hazırlıktır. İmkânsız görüntü, bazı eylemlerin veya değişimlerin kolayca geri alınamayacağı düşüncesini oluşturur.

Alıştırma

You can't unboil an egg cümlesinde unboil neyi düşündürür?

  1. bir yumurtayı yeniden kaynatmak
  2. haşlanmış bir yumurtayı yeniden çiğ hâle getirmek
  3. bir yumurtayı pişirmeden bırakmak
Cevabı göster

haşlanmış bir yumurtayı yeniden çiğ hâle getirmek

Well, it turns out you can, sort of. Notlar

0:12

Görünüşe göre bunu bir nevi yapabiliyorsunuz.

Öbek fiiller

turns out: sonradan ortaya çıkan bir bilgiyi sunmak

it turns out + yan cümle yapısında turns out, 'daha sonra doğru olduğu anlaşılır' anlamına gelir. Kontrol, deneyim veya sonraki olaylar sonucunda netleşen bir bilgiyi sunar; buradaki turn fiziksel bir dönme hareketini anlatmaz. Bu cümlede it turns out, you can ifadesini basit bir düzeltmeden çok beklenmedik bir keşif olarak sunar.

Alıştırma

Sonradan öğrenilen bir bilgiyi sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: It ____ that the museum is closed on Mondays.

Cevabı göster

turns out

Ton ve niyet

sort of: bir iddiayı ‘bir dereceye kadar’ diye yumuşatmak

Burada cümle sonundaki sort of, 'bir bakıma' veya 'bir dereceye kadar' anlamına gelir. you can ifadesinin kesinliğini azaltır; dolayısıyla yanıt tam bir evet değil, sınırlı bir evettir. Bu kullanım bir yumuşatıcı ifadedir: dinleyiciyi bir sınırlama veya istisnaya hazırlar. Bu konumda sort of bir tür veya kategori belirtmez.

Alıştırma

“The update fixed the problem, sort of,” cümlesinde sort of ne anlatır?

  1. Konuşan kişi bütün sorunların çözüldüğünden tamamen emindir.
  2. Sorun yalnızca kısmen veya önemli bir sınırlamayla çözülmüştür.
  3. Güncelleme belirli bir sorun türüne aittir.
Cevabı göster

Sorun yalnızca kısmen veya önemli bir sınırlamayla çözülmüştür.

What thermal energy does to the eggs' molecules, Dilbilgisi

0:15

Isı enerjisinin yumurtanın moleküllerine yaptığını,

mechanical energy can undo.

0:18

mekanik enerji geri alabilir.

Dilbilgisi

Isıl enerjinin yumurta moleküllerine yaptığı ... mekanik enerjinin tersine çevirebildiği

Başta gelen What thermal energy does to the eggs' molecules bir isim cümleciğidir, soru değildir. Isıl enerjinin yumurta molekülleri üzerindeki etkisini anlatır ve undo fiilinin nesnesi ya da konusu olarak ana cümleden önce yer alır. Ana cümlenin öznesi mechanical energy'dir; can undo fiilinin nesnesi baştaki cümlecikten anlaşılır. Bu bilgi sıralaması, bir enerji türünün değişime yol açtığını ve başka bir enerji türünün bu değişimi tersine çevirebildiğini vurgular; karşıt etkileri açıklamak için kullanılabilecek bir yapıdır.

Alıştırma

Açılıştaki cümlecik cümlede hangi görevi üstleniyor?

  1. undo fiilinin başa alınmış nesnesi/konusu
  2. Ana cümlenin öznesi
  3. Doğrudan soru
Cevabı göster

undo fiilinin başa alınmış nesnesi/konusu

Eggs are mostly made of water and proteins. Kalıp ifadeler

0:21

Yumurtalar çoğunlukla su ve proteinlerden oluşur.

Kalıp ifadeler

made of ... su ve proteinler

be made of + malzeme veya bileşen yapısı, bir şeyin nelerden oluştuğunu söyler. Eggs are mostly made of water and proteins cümlesinde water and proteins, yumurtanın başlıca bileşenleri olarak sunulur; mostly bunların ana kısmı oluşturduğunu, ancak mutlaka eksiksiz bir liste olmadığını belirtir. Tam be made of kalıbını koruyun. Bu kalıp, bitmiş nesnenin yapısını açıklar; yalnızca onu kimin yaptığını söylemez.

Alıştırma

glass doğrudan adı verilen malzeme olarak kalıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? This cup is ___ glass.

  1. made from
  2. made of
  3. made by
Cevabı göster

made of

The proteins start off folded up into intricate shapes, Öbek fiiller

0:24

Proteinler başlangıçta karmaşık şekillerde katlanmış haldedir,

Öbek fiiller

start off + başlangıç durumu

Start off, “bir sürecin başında belirli bir durumda olmak” anlamına gelir. start off folded up ifadesinde folded up, proteinlerin başlangıç durumunu anlatır; ikinci bir eylem değildir. Burada off yön bildirmez; start off öbek fiilinin bir parçasıdır. İfade, çoğu zaman daha sonraki bir değişimden önceki başlangıç aşamasına dikkat çeker.

Alıştırma

Cümleyi start off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The meeting ____ calmly, but the discussion soon became tense.

Cevabı göster

started off

held together by weak chemical bonds. Kalıp ifadeler

0:27

ve zayıf kimyasal bağlarla bir arada tutulurlar.

Kalıp ifadeler

held together by + yapıyı bir arada tutan etken

Held together by, “bir şey tarafından birleşik ya da sabit tutulmak” anlamına gelir. Bu cümlede zayıf kimyasal bağlar, katlanmış protein yapısının karmaşık biçimini koruyan mekanizmadır. Tam edilgen kalıp be held together by + kuvvet, malzeme veya mekanizma biçimindedir. Virgülden sonra gelen held together by..., tekrarlanan özne ile be biçiminin çıkarıldığı kısaltılmış bir edilgen betimlemedir. Burada held “korunmak” anlamındadır; “elde taşınmak” anlamında değildir.

Alıştırma

hold together ifadesini by ile birlikte edilgen biçimde kullanın: The paper model is ____ small tabs.

Cevabı göster

held together by

Adding heat disrupts those bonds,

0:30

Isı eklemek bu bağları bozar,

allowing the proteins to unfold, Dilbilgisi

0:33

proteinlerin açılmasına,

Dilbilgisi

allowing the proteins to unfold: sonucu belirten bir -ing yapısı

Burada allowing the proteins to unfold, sonucu belirten -ing yapılı bir yan cümleciktir. Isının bağları bozmasıyla neyin mümkün hâle geldiğini, yani proteinlerin açıldığını anlatır. Ana olay, allowing + nesne + to + fiil kalıbı neden-sonuç ilişkisini tek bir cümlede toplar. allowing sonrasındaki nesne, to ile kullanılan fiilin eylemini de gerçekleştirir. Bu bölüm ayrı bir ana cümle değildir ve burada amaç değil, sonuç bildirir.

Alıştırma

Sonucu göstermek için allow fiilinin -ing biçimini kullanın: The road reopened, ____ buses to run again.

Cevabı göster

allowing

uncoil, unwind, and wiggle freely.

0:35

çözülmesine, gevşemesine ve serbestçe hareket etmesine izin verir.

This process is called denaturing. Kelime

0:39

Bu sürece denatürasyon denir.

Kelime

denaturing: proteinin katlanmış biçiminin değişmesi

Denaturing, bir proteinin özgün katlanmış biçimini kaybettiği ya da bu biçimin değiştiği süreci anlatan bir biyokimya terimidir. Isı, bu biçimi koruyan bağları bozabilir; bunun sonucunda protein açılır veya yeniden düzenlenir. This process is called denaturing. cümlesinde -ing biçimi sürece ad verir. Sözcük, gündelik anlamda yalnızca yemek pişirmeyi değil, moleküler yapıdaki değişimi anlatır.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada denaturing ne anlama gelir?

  1. Bir proteinin özgün katlanmış biçimini kaybetmesi veya değiştirmesi
  2. Yiyeceğin daha küçük parçalara kesilmesi
  3. Suyun buhara dönüşmesi
Cevabı göster

Bir proteinin özgün katlanmış biçimini kaybetmesi veya değiştirmesi

The newly liberated proteins bump up against their neighbors and start to form new bonds with each other, Notlar

0:42

Yeni serbest kalan proteinler komşularına çarpar ve birbirleriyle yeni bağlar oluşturmaya başlarlar,

Öbek fiiller

bump up against: yakındaki bir nesneyle temas etmek

Bump up against, genellikle hareket ederken bir şeye çarpmak, dokunmak veya ona dayanmak demektir. Bu cümlede ifade, proteinlerin küçük hareketlerini gözümüzde canlandırır: proteinler yakındaki proteinlerle temas eder. Up against ifadesini bump up against kalıbının bir parçası olarak düşünün. Buradaki up yukarı doğru bir yön bildirmez; komşularla kurulan temas ilişkisini anlatır.

Alıştırma

The cyclist bumped up against the gate cümlesinde bumped up against ne anlama gelir?

  1. temas etti
  2. gruplar hâlinde düzenledi
  3. hızla yukarı doğru hareket etti
Cevabı göster

temas etti

Kalıp ifadeler

form new bonds with each other: yeni bağlantılar oluşturmak

Form new bonds with each other, bir grubun üyeleri arasında yeni bağlantılar oluşturmaya başlamak demektir. Bu cümlede bonds proteinler arasındaki kimyasal bağları, form ise tablo veya şekil değil, oluşturmak ya da kurmak anlamındaki fiili anlatır. With each other ilişkinin karşılıklı olduğunu gösterir: proteinler birbirlerine bağlanır; her protein birbirinden bağımsız olarak değişmez. Aynı yapı, insanların veya grupların yakın bir ilişki kurmasını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

The atoms form new bonds with each other as they cool cümlesinde form new bonds with each other ne anlama gelir?

  1. aralarında yeni bağlantılar oluşturdu
  2. eski bir bağlantıyı güçlendirdi
  3. birbirlerine doğru yukarı hareket etti
Cevabı göster

aralarında yeni bağlantılar oluşturdu

more and more as the heat increases, Dilbilgisi

0:48

ısı arttıkça bu bağlar giderek çoğalır,

Dilbilgisi

more and more as the heat increases: ısı arttıkça giderek artma

Bu parçada more and more, hemen önce belirtilen eylemin miktarının, sıklığının ya da derecesinin sürekli arttığını anlatır. İfade önceki eyleme bağlı olduğu için tek başına tam olarak neyin arttığını söylemez. Burada as, “bir değişimle birlikte ve ona paralel olarak” anlamındadır: ısı arttıkça artış devam eder. X happens more and more as Y increases kalıbı, birlikte gelişen iki değişim eğilimini göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte geliştiğini gösterir?

  1. She used the box as a table.
  2. As it was raining, we stayed inside.
  3. The fan shakes more and more as its speed increases.
Cevabı göster

The fan shakes more and more as its speed increases.

until finally they're so entangled that they gel into a solid mass, Notlar

0:50

ta ki sonunda katı bir kütle halinde jelleşecek kadar birbirine dolanana dek,

Dilbilgisi

so entangled that: sonuç doğuracak kadar dolanmış

So entangled that, so + sıfat veya geçmiş ortaç + that tümceciği biçimindeki sonuç yapısını kullanır. So, entangled ile anlatılan dereceyi yükseltir; that ise dolanıklık bu dereceye ulaştığı için ortaya çıkan sonucu başlatır. Bu cümlede they gel into a solid mass ek bir açıklama değil, sonuçtur. Uzun bir cümlede önce so sözcüğünü bulun, so ile that arasındaki durumu belirleyin ve ardından gelen tümceciği bunun sonucu olarak okuyun.

Alıştırma

Sonuç yapısını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I had to put it down.

Cevabı göster

so · that

a boiled egg.

0:56

yani haşlanmış bir yumurta olana dek.

Kelime

gel into a solid mass: katı bir kütleye dönüşmek

Burada gel, katılaşmak veya birleşerek sağlam ve tek parça bir madde oluşturmak anlamında kullanılan bir fiildir. Gel into a solid mass, daha gevşek ya da akışkan bir durumdan tek bir katı kütleye geçişi anlatır. Into, değişimin sonucunu, yani a solid mass ifadesini getirir. Buradaki gel, saç jölesi gibi bir ürünü anlatan isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi gel ve doğru edatla tamamlayın: As the dessert cools, the liquid ingredients ____ a firm layer.

Cevabı göster

gel into

That entanglement might look permanent, Dilbilgisi

0:57

Bu dolanma kalıcı gibi görünebilir,

but it's not.

1:00

ancak değildir.

Dilbilgisi

might look permanent, but it's not: kalıcı görünebilir, ama değildir

Might look permanent, dolaşıklığın uzun süre devam edecekmiş gibi görünebileceğini anlatır. Bunun gerçekten kalıcı olduğunu söylemez. Might look + sıfat, but it is not kalıbı önce bir görünüş veya izlenim sunar, ardından onu düzeltir. Dinleyiciyi anlaşılır bir ilk izlenimden gerçek duruma yönlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin yalnızca kalıcı göründüğünü söyleyip ardından bu izlenimi düzeltir?

  1. The mark might be permanent, so we should wait.
  2. The mark is permanent, and it looks that way.
  3. The mark might look permanent, but it is not.
Cevabı göster

The mark might look permanent, but it is not.

According to a chemical idea called the principle of microscopic reversibility, Notlar

1:01

Mikroskobik tersinirlik ilkesi adı verilen kimyasal bir kavrama göre,

Kalıp ifadeler

According to: bilgi kaynağını belirtmek

According to, bir kaynağın söylediğine göre ya da bir kaynağa dayanarak anlamına gelir. Ardından kişi, rapor, kural, araştırma veya teori gibi bilginin kaynağı ya da dayanağı gelir. Burada sonraki iddiaya dayanak olan kimya fikrini tanıtır. Bir kaynak belirtir; agree with gibi aynı fikirde olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen kaynak belirtme ifadesiyle tamamlayın: ____ the school notice, the library will close at four.

Cevabı göster

According to

Kültür

the principle of microscopic reversibility: mikroskobik adımları tersine çevirmek

Mikroskobik tersinirlik ilkesi, mikroskobik adımlar dizisinin uygun koşullarda aynı yolu ters sırada izleyebileceğini söyleyen bir kimya fikridir. Burada principle, kişisel bir ahlak kuralı değil, bilimsel bir ilke demektir. Bu açıklamada terim, moleküler değişimlerin geriye doğru işlemesini düşünmek için bilimsel bir dayanak sağlar. Bu, büyük ölçekli her olayın pratikte kolayca ya da gerçekten tersine çevrilebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu açıklamaya ne katar?

  1. Bir kişinin ahlak kurallarını açıklar.
  2. Günlük hayattaki her olayın kusursuz biçimde geri alınabileceğini vaat eder.
  3. Mikroskobik adımların ilke olarak kendi yollarını geriye doğru izleyebileceğini öne sürer.
Cevabı göster

Mikroskobik adımların ilke olarak kendi yollarını geriye doğru izleyebileceğini öne sürer.

anything that happens,

1:06

meydana gelen her şey,

like egg proteins seizing up, Öbek fiiller

1:07

yumurta proteinlerinin katılaşması gibi,

can theoretically unhappen if you retrace your steps. Notlar

1:09

adımlarınızı geriye doğru takip ederseniz teorik olarak geri alınabilir.

Kelime

unhappen: Bir olayı tersine çevirmek için yaratıcı bir un- fiili

Unhappen bilinçli olarak türetilmiş bir fiildir: Süreç geri alınıyormuş gibi “tersine gerçekleşmek” anlamını vermek için happen fiiline un- eklenir. Bu cümlede, her adım geriye doğru izlenebilirse proteinlerdeki değişimin teorik olarak tersine çevrilebileceğini anlatır. İngilizce, bir eylemi veya sonucu geri alma fikrini vermek için un- ekini yaratıcı biçimde kullanabilir. Ancak un- ile oluşturulan yeni bir fiil kendiliğinden standart bir sözcük olmaz. Buradaki alışılmadık biçim, bilimsel düşünceyi canlı ve biraz eğlenceli hâle getirir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı: unhappen, her bağlamda happen yerine kullanılabilen standart ve yaygın bir fiildir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Deyimler

retrace your steps: bir güzergâhı veya süreci geriye doğru izlemek

Burada retrace your steps, bir sürecin önceki aşamalarına doğru geriye gitmek anlamına gelir. Cümlede yol benzetmesi kullanılır: Proteinlerin değişmesine neden olan her adımı tersine çevirebilseydiniz, bu değişiklik teorik olarak geri alınabilirdi. Bu ifade gerçek anlamda aynı güzergâhtan geri dönmek veya mecazi olarak yaptıklarınızı sırayla gözden geçirmek için kullanılabilir. Yalnızca aynı etkinliği tekrar yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “önceki güzergâhı veya eylemleri geriye doğru izlemek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: If you cannot find your backpack, ____ and check the places you visited.

Cevabı göster

retrace your steps

Öbek fiiller

seizing up: sıkışmak veya katılaşmak

Seizing up, bir şeyin sıkışması, katılaşması ya da artık normal biçimde hareket edememesi veya çalışamaması anlamına gelir. Bu cümlede yumurta proteinlerinin, bir makine ya da eklem sıkışmış gibi daha sabit ve dolaşık bir yapıya dönüşmesini anlatır. Bu öbek fiilde up yukarı yönü göstermez. Sıkışmış duruma ulaşma anlamını oluşturmaya yardım eder.

Alıştırma

Bu cümlede seizing up ne anlama geliyor?

  1. Proteinler bir şeyi tutuyor.
  2. Proteinler sıkışıyor veya katılaşıyor.
  3. Proteinler yukarı doğru hareket ediyor.
Cevabı göster

Proteinler sıkışıyor veya katılaşıyor.

But adding more heat will tangle the proteins further,

1:14

Ancak daha fazla ısı eklemek proteinleri daha da fazla dolayacaktır,

and cooling them down will only freeze them. Öbek fiiller

1:17

ve soğutmak ise onları sadece donduracaktır.

Öbek fiiller

cooling them down: onları soğutmak

cooling them down ifadesinde cool ... down, “onların sıcaklığını azaltmak” anlamına gelir. Them proteinleri belirtir; down ise aşağı doğru hareketi değil, sıcaklığın azalmasını gösterir. cooling them down biçimindeki -ing yan cümlesinin tamamı will only freeze them bölümünün öznesidir. Nesne bir zamirse ayrılabilen down parçacığı zamirden sonra gelir: cool them down denir, cool down them denmez.

Alıştırma

cool down ifadesini it zamiriyle doğal sözcük sırasına göre kullanarak cümleyi tamamlayın: The drink is too warm, so put it in the refrigerator to ____.

Cevabı göster

cool it down

So here's the trick: Anlatım akışı

1:20

İşte işin sırrı burada:

Anlatım akışı

So here's the trick: ile temel yönteme geçmek

So here's the trick: bir sorun ya da açıklamadan temel yönteme geçildiğini gösteren bir geçiş ifadesidir. Yararlı adım birazdan geleceği için dinleyene dikkat etmesini söyler. Buradaki trick, bir şeyi çözmenin akıllıca ve pratik bir yolu anlamına gelir; sihir gösterisi ya da aldatma anlamında değildir. So, yöntemi az önceki açıklamaya bağlar; iki nokta ise yöntemin hemen ardından geleceğini gösterir.

Alıştırma

Temel yöntemi tanıtan geçiş ifadesini tamamlayın: So ____: restart the router after unplugging it for ten seconds.

Cevabı göster

here's the trick

spin them around ridiculously fast. Öbek fiiller

1:22

onları gülünç derecede hızlı döndürün.

Öbek fiiller

spin them around: bir şeyi döndürmek

Spin them around, onları bir merkezin çevresinde ve çoğu zaman hızlı biçimde döndürmek anlamına gelir. Spin eylemi, them bu eylemden etkilenen şeyleri, around ise dairesel hareketi belirtir. Burada around hareketin nasıl olduğunu anlatır. Bir şeyin onların çevresindeki alanda hareket ettiği anlamına gelmez. spin + nesne + around kalıbı insanlar veya nesneler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle makinenin örneği hızlı ve tekrar tekrar döndürdüğünü en açık biçimde anlatır?

  1. The machine moves the sample around.
  2. The machine turns the sample around.
  3. The machine spins the sample around.
Cevabı göster

The machine spins the sample around.

I'm not kidding. Ton ve niyet

1:25

Şaka yapmıyorum.

Ton ve niyet

I'm not kidding: şaşırtıcı bir sözün doğru olduğunu belirtmek

"I'm not kidding", “Ciddiyim; az önce söylediğim doğru” anlamına gelir. Konuşan kişi bunu inanılmaz veya abartılı gelebilecek bir sözden sonra kullanır. Bu ifade, dinleyicinin duyabileceği şüpheye önceden karşılık verir ve önceki sözün yalnızca bir şaka olduğu düşüncesini reddeder. Özür dilemez ve bir şaka anlatılacağını da bildirmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "The line took three hours. I'm not kidding." diyor. Son cümle ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi bekleme süresi için özür diliyor.
  2. Konuşan kişi yalnızca şaka yapıyordu.
  3. Üç saat beklendiği doğrudur.
Cevabı göster

Üç saat beklendiği doğrudur.

Here's how it works. Anlatım akışı

1:26

Sistem şu şekilde çalışıyor.

Anlatım akışı

Here's how it works: bir mekanizmayı veya süreci tanıtmak

"Here's how it works", bir sürecin, sistemin veya yöntemin açıklamasının başlamak üzere olduğunu bildirir. Dinleyiciyi girişten ya da sonuçtan işleyiş mekanizmasına veya adımlara taşır. Buradaki "works", “çalışır” veya “işler” anlamındaki bir fiildir. Bir kişinin mesleğini ifade etmez.

Alıştırma

Bir dizi kullanım adımını tanıtmak için en uygun cümle hangisidir?

  1. Here's why it works.
  2. Here's where it works.
  3. Here's how it works.
Cevabı göster

Here's how it works.

First, scientists dissolve boiled egg whites in water with a chemical called urea, Kalıp ifadeler

1:27

Önce bilim insanları, haşlanmış yumurta beyazını üre adı verilen bir kimyasalla suda çözüyorlar,

Kalıp ifadeler

dissolve X in water with Y: nesne, ortam ve yardımcı madde

dissolve X in water with Y kalıbında X çözülen maddeyi, in water sıvı ortamı, with Y ise sürece yardımcı olması için kullanılan şeyi belirtir. Burada X boiled egg whites, Y ise a chemical called urea ifadesidir. with ile başlayan bölüm deney koşulunun bir parçasıdır. Bilim insanlarının yumurta aklarını suda çözerken üre kullandığını anlatır; ürenin yalnızca yakında bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

dissolve X in water with Y kalıbını tamamlayın: In the lab, ____ the sample ____ water ____ a mild reagent.

Cevabı göster

dissolve · in · with

a small molecule that acts as a lubricant, Kalıp ifadeler

1:33

üre, kayganlaştırıcı görevi gören küçük bir moleküldür,

Kalıp ifadeler

that acts as a lubricant: işlevsel bir rolü açıklama

that acts as a lubricant ilgi cümleciği, önceki isim olan a small molecule ifadesini açıklar. Burada act as, “sahnede rol yapmak” değil, “işlevini görmek” anlamına gelir. Act as bir şeyin yerine getirdiği role odaklanır. Molekül bu süreçte yağlayıcı işlevi görür, ancak bu onun her bağlamda sıradan bir yağlayıcı olarak sınıflandırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi act as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During a power outage, this battery ____ a backup power source.

Cevabı göster

acts as

coating the proteins' long strands and making it easier for them to glide past each other. Notlar

1:36

proteinlerin uzun ipliklerini kaplar ve birbirlerinin üzerinden kaymalarını kolaylaştırır.

Dilbilgisi

making it easier for them to glide: daha kolay kayıp geçmelerini sağlamak

making it easier for them to glide ifadesi make it + sıfat + for + isim veya zamir + to do yapısını kullanır. Burada making, coating eyleminin sonucunu gösterir: protein zincirlerinin birbirlerinin yanından kayıp geçmesi için gereken çabayı veya direnci azaltır. Bu yapıda it belirli bir nesne değildir; biçimsel nesnedir. them zincirleri, for them to glide ise kolaylaşan eylemi ifade eder. Aynı kalıp bir aracın, koşulun veya yöntemin birinin ya da bir şeyin bir eylemi yapmasını nasıl kolaylaştırdığını açıklamak için de kullanılır.

Alıştırma

Yapıyı tamamlayın: The map makes ____ easier ____ us ____ find the station.

Cevabı göster

it · for · to

Kalıp ifadeler

glide past each ...: birbirinin yanından yumuşakça kayıp geçmek

glide past each other ifadesi, iki veya daha fazla şeyin birbirlerinin yanından yumuşakça geçerek hareket etmesini anlatır. glide hafif, neredeyse sürtünmesiz hareket fikrini ekler; past diğer şeyin yanından ve ötesine doğru geçişi, each other ise karşılıklılığı gösterir. Burada protein zincirleri, birbirlerinin yanından kayıp geçebilen fiziksel nesneler gibi anlatılır. İfade onların hareketini açıklar; insanların veya kuşların gerçekten süzüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle yumuşakça birbirinin yanından geçme hareketini anlatmak için glide past each other kullanıyor?

  1. Two skaters crash into each other near the finish line.
  2. Two skaters stand beside each other without moving.
  3. Two skaters glide past each other without colliding.
Cevabı göster

Two skaters glide past each other without colliding.

Then, they spin that solution in a glass tube at a breakneck 5,000 rotations per minute, Kelime

1:42

Sonra bu çözeltiyi cam bir tüp içinde dakikada 5.000 devir gibi baş döndürücü bir hızda döndürüyorlar,

Kelime

breakneck 5,000 rotations per minute: son derece yüksek bir hız

at a breakneck 5,000 rotations per minute ifadesinde breakneck, hızın son derece yüksek olduğunu belirtir ve yoğunluk ya da olası tehlike hissi katar. Ölçülen hızın ne kadar çarpıcı olduğunu değerlendirir. Burada breakneck mecazidir; boyun yaralanmasını anlatmaz. at a + betimleyici sıfat + ölçülen hız yapısında sıfat, ölçüm hakkında bir değerlendirme sunar.

Alıştırma

Cümlede breakneck, 5,000 rotations per minute ifadesine hangi anlamı katıyor?

  1. Tehlike veya yoğunluk hissi veren son derece yüksek bir hız
  2. Hız hakkında yorum yapmadan tam olarak 5.000 dönüş
  3. Güvenli olacak kadar yavaş bir hız
Cevabı göster

Tehlike veya yoğunluk hissi veren son derece yüksek bir hız

making the solution spread out into a thin film. Öbek fiiller

1:49

bu da çözeltinin ince bir film halinde yayılmasını sağlıyor.

Öbek fiiller

spread out into a thin film: hareket ve ortaya çıkan biçim

Spread out, çözeltinin dışarı doğru yayılarak daha geniş bir alanı kaplaması demektir. Into a thin film sonucu belirtir: sıvı yayıldıktan sonra çok ince bir tabaka oluşturur. spread out into + biçim yapısı, bir süreci onun sonucuyla birleştirir. Yalnızca insanların birbirinden uzaklaşması için değil, sıvılar ve başka maddeler için de kullanılabilir.

Alıştırma

spread out ve ortaya çıkan biçimi belirten edatla cümleyi tamamlayın: The drop of paint ____ a thin circle on the paper.

Cevabı göster

spread out into

Here's the key part. Anlatım akışı

1:52

İşte kilit kısım burası.

Anlatım akışı

Here's the key part: en önemli bilgiyi işaret etmek

“Here's the key part.” dikkati önemli noktaya yönelten bir işarettir. En önemli adımın veya bilginin sırada olduğunu bildirir; bu nedenle sonraki bilgi, sıradan bir ayrıntıdan daha fazla dikkat gerektirir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır. Key part içindeki key, “temel” veya “en önemli” anlamındadır; kilit açmak için kullanılan bir anahtarı anlatmaz.

Alıştırma

Bir açıklamada “Here's the key part.” dinleyiciye ne anlatır?

  1. En önemli bilgi birazdan gelecek.
  2. Açıklama sona erdi.
  3. Gerçek bir anahtar kayıp.
Cevabı göster

En önemli bilgi birazdan gelecek.

The solution nearest the wall spins faster than the solution closer to the middle. Dilbilgisi

1:53

Duvara en yakın olan çözelti, merkeze yakın olan çözeltiden daha hızlı döner.

Dilbilgisi

nearest the wall ... closer to the middle: konumları karşılaştırma

nearest the wall ve closer to the middle ifadeleri çözeltinin iki bölgesinin nerede olduğunu belirtir. Burada wall tüpün duvarını, middle ise tüpün orta bölgesini anlatır. spins faster than ile birlikte bu konum ifadeleri, konumun hız farkıyla bağlantılı olduğunu gösterir. nearest, near sözcüğünün en üstünlük derecesidir: duvara uzaklığı en az olan bölgeyi belirtir. closer karşılaştırma derecesidir: diğer bölgenin ilk bölgeye göre ortaya daha yakın olduğunu söyler. Bu cümledeki kalıplar nearest + yer ve closer to + yer şeklindedir.

Alıştırma

Cümledeki derece biçimlerini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. nearest ilgili kümedeki en az uzaklığı belirtirken closer iki konumu karşılaştırır.
  2. nearest iki konumu karşılaştırırken closer kümedeki en az uzaklığı belirtir.
  3. Hem nearest hem de closer hiçbir karşılaştırma yapmadan yalnızca konumu anlatır.
Cevabı göster

nearest ilgili kümedeki en az uzaklığı belirtirken closer iki konumu karşılaştırır.

That difference in velocity creates sheer stresses Kelime

1:59

Bu hız farkı kesme gerilimleri yaratır

Kelime

difference in velocity creates sheer stresses: hız ve mekanik gerilme

Bu yan cümle fiziksel bir neden-sonuç ilişkisi kurar: birbirine yakın kısımlar farklı hızlarla hareket ettiğinde bu hareket farkı malzemede mekanik gerilme oluşturur. Bilimde velocity, belirli bir yöndeki hızı ifade eder. Buradaki stresses, mekanik gerilmeler anlamındadır: bir malzemenin içinde veya yüzeyinde birim alana etki eden ve malzemenin şeklini değiştirebilen kuvvetlerdir. Endişe veya duygusal baskı anlamına gelmez. Bu bağlamda gerilmeler proteinleri uzatıp kısaltır.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada 'The moving fluid creates stresses in the material' cümlesindeki stresses ne anlama gelir?

  1. Sözcüklere fazladan vurgu yapılması
  2. Endişe veya gerginlik duyguları
  3. Bir malzemeyi şekil değişikliğine uğratabilen mekanik kuvvetler
Cevabı göster

Bir malzemeyi şekil değişikliğine uğratabilen mekanik kuvvetler

that repeatedly stretch and contract the proteins Kelime

2:03

ve bu gerilimler proteinleri defalarca esnetip büzer

until eventually they snap back into their native shapes and stay there. Notlar

2:06

ta ki sonunda orijinal şekillerine geri dönüp orada kalana kadar.

Kelime

stretch and contract: zıt fiziksel değişimler

Stretch and contract, boyuttaki iki zıt değişimi anlatır: stretch, uzamak veya bir şeyi uzatmak; contract ise kısalmak, küçülmek ya da bir şeyi kısaltıp küçültmek demektir. and ile bağlandıklarında ileri geri tekrarlanan bir şekil değişimini anlatırlar. Bu cümlede gerilmeler neden, proteinler ise eylemlerden etkilenen nesnelerdir: gerilmeler proteinleri uzatır ve kısaltır. Buradaki contract, fiziksel bir eylemi anlatan fiildir; hukuki anlaşma anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Cümleyi, uzayıp ardından kısalmak anlamına gelen vurgulanmış iki fiilli ifadeyle tamamlayın: The elastic band can repeatedly ____ as the machine moves.

Cevabı göster

stretch and contract

Öbek fiiller

snap back into: bir şekle veya duruma hızla geri dönmek

snap back into + isim öbeği yapısı, önceki bir şekle, konuma veya duruma çoğu zaman yay gibi bir hareketle hızla geri dönmek anlamına gelir. Snap ani bir hareket hissi verir, back geri dönüşü gösterir, into ise ulaşılan durumu belirtir. Burada proteinler doğal biçimlerine geri döner ve o biçimde kalır. Bu cümlede snap, kırılmak veya fotoğraf çekmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Snap fiilini geçmiş zamanda kullanarak hedef ifadeyi tamamlayın: After the interruption, the class ____ focus.

Cevabı göster

snapped back into

Kelime

their native shapes: proteinlerin normal katlanmış biçimleri

Protein biliminde their native shapes, proteinlerin normal ve doğal olarak katlanmış biçimleri anlamına gelir. Burada native, bir kişi ya da yeri değil, bir molekülün olağan katlanmış durumunu tanımlar. Bu ifade, proteinlerin uygun koşullarda normalde sahip oldukları biçimlere geri döndüğünü gösterir. Bir proteinin native form biçimi çoğu zaman normal işlevle ilişkilidir, ancak buradaki ana fikir olağan katlanma biçiminin yeniden kazanılmasıdır.

Alıştırma

The protein returned to its native shape after cooling cümlesinde native shape ne anlama gelir?

  1. Proteinin keşfedildiği yer.
  2. Proteinin ilk başta sahip olduğu herhangi bir şekil.
  3. Proteinin normal katlanmış biçimi.
Cevabı göster

Proteinin normal katlanmış biçimi.

By the time the centrifuge stops spinning, Dilbilgisi

2:12

Santrifüjün dönmesi durduğunda,

the egg white is back in its original unboiled state. Kalıp ifadeler

2:15

yumurta beyazı o orijinal, haşlanmamış haline geri dönmüş olur.

Dilbilgisi

By the time the centrifuge stops: bir zaman sınırı belirlemek

By the time + yan cümle bir zaman sınırı belirler: yan cümlede belirtilen ana kadar ana cümledeki sonuç zaten gerçekleşmiş veya doğru hâle gelmiştir. Burada santrifüjün durması sınır, yumurta akının önceki durumuna dönmesi ise sonuçtur. Bu kullanımda by zamanla ilgilidir; “yanında” anlamındaki yer bildiren kullanım değildir. Bir sürecin anlatımında önce By the time ifadesinden sonraki bitiş noktasını belirleyin. Ardından, bu noktaya kadar neyin tamamlandığını veya hangi durumun oluştuğunu görmek için ana cümleye bakın.

Alıştırma

Bir bitiş noktası belirten ve sonucun o zamana kadar gerçekleşeceğini anlatan üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the library closes, all the books will be back on the shelves.

Cevabı göster

By the time

Kalıp ifadeler

back in its original unboiled state: bir duruma geri dönmek

Be back in + bir durum veya koşul, bir şeyin değiştikten sonra yeniden o duruma döndüğünü anlatır. Bu cümlede yumurta akı, pişirilmeden önceki durumuna yeniden dönmüştür. Original unboiled state sözleri, geri kazanılan durumu tam olarak belirtir. Back geri dönüşü ifade ederken in içinde bulunulan durumu tanıtır; bu ifade bir şeyin başka bir şeyin arkasındaki konumunu anlatmaz.

Alıştırma

“Bir duruma geri dönmüş” anlamındaki, derste geçen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the repair, the machine is ____ working order.

Cevabı göster

back in

This technique works with all sorts of proteins.

2:20

Bu teknik her türlü proteinle işe yarar.

Bigger, messier proteins can be more resistant to being pulled apart, Dilbilgisi

2:22

Daha büyük, daha karmaşık proteinlerin ayrıştırılmaya direnmesi daha kolay olabilir,

Dilbilgisi

can be more resistant to being pulled apart: çekilip ayrılmaya karşı daha dirençli olabilmek

Be resistant to, bir şeyden kolayca etkilenmemek veya değişmemek anlamına gelir. Burada can be more resistant, bu proteinlerin karşılaştırıldıkları diğer protein veya biçimlere göre çekme kuvvetine daha iyi dayanabileceğini belirtir. resistant to içindeki to bir edattır. Sonraki eylem özneye yapılıyorsa to + being + geçmiş zaman ortacı kullanılır; being pulled apart, proteinlerin çekilip ayrılan taraf olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi damage fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: This coating is resistant to ____ by salt water.

Cevabı göster

being damaged

so scientists attach a plastic bead to one end Kalıp ifadeler

2:27

bu yüzden bilim insanları bir ucuna plastik bir boncuk takarlar

Kalıp ifadeler

attach a plastic bead to one end: attach X to Y yapısı

Attach X to Y, X’i Y’ye sabitlemek, bağlamak veya eklemek anlamına gelir. Bu cümlede X a plastic bead, Y ise one end ifadesidir; to, boncuğun bağlandığı yeri veya desteği gösterir. Sıralamayı doğru tutun: attach fiilinden sonraki nesne eklenen parçadır; to sonrasındaki isim ise bu parçanın bağlandığı hedef veya destektir.

Alıştırma

Cümleyi attach X to Y yapısındaki edatla tamamlayın: Please attach the photo ____ the application form.

Cevabı göster

to

that adds extra stress and encourages it to fold up first. Dilbilgisi

2:31

bu da ekstra gerilim ekleyerek onun önce katlanmasını teşvik eder.

Dilbilgisi

encourage + nesne + to do: encourages it to fold up

encourages it to fold up ifadesindeki it, daha büyük protein molekülünü belirtir. encourage + nesne + to-infinitive kalıbı, bir şeyin bir eylemi veya süreci daha olası hâle getirdiğini anlatır. Burada ek gerilim, proteinin katlanmasını kolaylaştırır. Bu bilimsel açıklamada encourage sözcüğü gerçek anlamda duygusal destek vermek değildir. İnsan olmayan bir koşul fiziksel bir süreci 'teşvik edebilir'; bu nedenle fiil bilinçli bir niyeti değil, neden-sonuç eğilimini ifade eder.

Alıştırma

encourage + nesne + to do kalıbında melt kullanarak cümleyi tamamlayın: Salt encourages the ice ____.

Cevabı göster

to melt

This unboiling method won't work with a whole egg in its shell, Kalıp ifadeler

2:35

Bu geri döndürme yöntemi, kabuklu bütün bir yumurta ile işe yaramayacaktır,

Kalıp ifadeler

won't work with: uyumluluk veya uygulanabilirlik

Burada work with, 'belirli bir nesnede etkili olmak veya o nesneyle kullanılabilmek' anlamına gelir. Özne method olduğu için won't work with a whole egg in its shell ifadesi, yöntemin kabuklu bütün yumurtayı bu hâliyle başarılı şekilde işleyemediğini söyler. with sözcüğünden sonraki nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur. İnsanlar başka insanlarla work with yaptığında ifade çoğunlukla iş birliği yapmak demektir; bir yöntem, araç, uygulama veya cihaz bir nesneyle works with yaptığında ise genellikle uygulanabilirliği ya da uyumluluğu anlatır.

Alıştırma

'This adapter won't work with my laptop,' cümlesinde won't work with ne anlama gelir?

  1. dizüstü bilgisayarımın yanına yerleştirilmeyecektir
  2. dizüstü bilgisayarımla uyumlu değildir
  3. dizüstü bilgisayarımla bir iş arkadaşı gibi çalışmayacaktır
Cevabı göster

dizüstü bilgisayarımla uyumlu değildir

since the solution has to spread throughout a cylindrical chamber. Dilbilgisi

2:39

çünkü çözeltinin silindirik bir odaya yayılması gerekir.

Dilbilgisi

since ... has to: neden ve zorunluluk belirtme

Burada since, bir kısıtlamanın nedenini açıklar ve because ile aynı anlama gelir. Geçmişteki belirli bir başlangıç noktasını anlatmaz. the solution has to spread ifadesindeki has to, sürecin zorunlu kıldığı bir gerekliliği belirtir: çözeltinin haznenin tamamına yayılması gerekir. Aktarılabilir kalıp, neden vermek için since + yan cümle ve koşulların neyi zorunlu kıldığını belirtmek için have to + fiildir.

Alıştırma

Neden için since, zorunluluk için has to kullanın: ____ the device ____ stay dry, we keep it indoors.

Cevabı göster

Since · has to

But the applications go way beyond uncooking your breakfast anyhow. Öbek fiiller

2:44

Ama zaten uygulamalar, kahvaltınızı geri döndürmenin çok ötesine geçiyor.

Öbek fiiller

go way beyond: bir kapsamı büyük ölçüde aşmak

Go beyond bir sınırı, kapsamı veya tek bir örneği aşmak demektir. Derece belirten way, beyond sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle go way beyond o sınırın çok ötesine uzanmak anlamına gelir. Burada ifade, dikkati kahvaltı örneğinden çok daha geniş bir kullanım alanına taşır. Fiziksel hareketi değil, soyut kapsamı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade go way beyond ile tamamlayın: The benefits of daily reading ____ improving your vocabulary.

Cevabı göster

go way beyond

Many pharmaceuticals consist of proteins that are extremely expensive to produce, Kalıp ifadeler

2:48

Birçok ilaç, üretimi son derece pahalı olan proteinlerden oluşur,

Kalıp ifadeler

pharmaceuticals consist of proteins: consist of bileşim kalıbı

Burada pharmaceuticals, resmî bilim dilinde ilaçları ifade eder; proteins ise bu ilaçların çoğunun neyden yapıldığını belirtir. whole + consist(s) of + parts kalıbı bir bütünün bileşimini gösterir: bütün consist of ifadesinden önce, parçalar ise sonra gelir. Consist of bu ilişkiyi zaten etken biçimde ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle bir bileşimi anlatmak için consist of ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The medicine is consisted of two proteins.
  2. The medicine consists of two proteins.
  3. The medicine consists two proteins.
Cevabı göster

The medicine consists of two proteins.

partly because they get stuck in tangled up aggregates, Kelime

2:53

bunun bir nedeni, dolaşık agregatların içinde sıkışıp kalmalarıdır,

Kelime

get stuck in tangled up aggregates: bilimsel kümelerin içinde hapsolmak

Get stuck in, bir şeyin başka bir şeyin içinde hapsolduğu ve kolayca hareket edemediği ya da ayrılamadığı bir duruma geçmesi anlamına gelir. Get bu duruma geçişi, stuck ise ortaya çıkan durumu anlatır. Burada tangled up, dağınık biçimde dolanmış veya birbirine bağlanmış demektir. Aggregates ise çok sayıda parçacık ya da molekülün bir araya gelmesiyle oluşan kümeleri ifade eden çoğul bir bilim terimidir. İfade, proteinlerin dolaşmış kümelerin içinde hapsolmasını anlatır; bir toplamın hesaplanmasını değil.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada "The proteins get stuck in tangled aggregates" ne anlama gelir?

  1. Proteinler birbirine dolaşmış kümelerin içinde hapsolur.
  2. Proteinler kümelerin toplam sayısını hesaplar.
  3. Proteinler düzenli ayrı birimlere ayrılır.
Cevabı göster

Proteinler birbirine dolaşmış kümelerin içinde hapsolur.

just like cooked egg whites, Anlatım akışı

2:57

tıpkı pişmiş yumurta beyazları gibi,

Anlatım akışı

just like cooked egg whites: benzetme kurmak

Just like cooked egg whites tanıdık bir benzetme sunar. Dinleyenin benzer bir dolaşmış durumu gözünde canlandırabilmesi için anlatılan proteinleri pişmiş yumurta aklarıyla ilişkilendirir. Just like yalnızca ilgili bir benzerliği vurgular; ilaçtaki proteinlerin yiyecek olduğu ya da iki şeyin her yönden tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Just like cooked egg whites bu açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Konuyu proteinlerden yemek pişirmeye çevirir.
  2. Soyut bir protein sorununu tanıdık bir örnekle ilişkilendirir.
  3. İlaçtaki proteinlerin aslında yiyecek olduğunu söyler.
Cevabı göster

Soyut bir protein sorununu tanıdık bir örnekle ilişkilendirir.

and have to be untangled and refolded before they can do their jobs. Deyimler

2:59

ve görevlerini yapabilmeleri için önce çözülmeleri ve yeniden katlanmaları gerekir.

Deyimler

before they can do their jobs: “işlev görmek” anlamı

Bu cümlede they ve their proteinleri ifade eder. Do their jobs proteinleri kişileştirir: Gerçek bir işe sahip olmak değil, “kendilerinden beklenen işlevleri yerine getirmek” anlamına gelir. Before they can do their jobs olayların sırasını gösterir: Proteinler önce çözülüp yeniden katlanmalı, ancak ondan sonra düzgün biçimde işlev görebilmelidir.

Alıştırma

Hangi cümlede do their jobs aynı mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The workers are looking for new jobs.
  2. The filters must be clean to do their jobs properly.
  3. The filters are applying for jobs at the factory.
Cevabı göster

The filters must be clean to do their jobs properly.

This spinning technique has the potential to be an easier, Notlar

3:03

Bu döndürme tekniği, daha kolay bir yöntem olma potansiyeline sahiptir,

Kalıp ifadeler

has the potential to: umut vadeden ancak belirsiz bir sonuç

Has the potential to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gelecekte gerçekleşebileceğini veya bir sonuca ulaşabileceğini belirtir. Olasılık gerçektir, ancak sonuç henüz kesin değildir. Burada bu ifade, döndürme tekniğini temkinli biçimde değerlendirir. Daha kolay bir yöntem hâline gelmek, garanti edilmiş değil, umut vadeden bir sonuç olarak sunulur.

Alıştırma

Umut vadeden ancak kesin olmayan bir gelecek sonucunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This new battery ____ last twice as long.

Cevabı göster

has the potential to

cheaper, and quicker method than other ways to refold proteins,

3:07

proteinleri yeniden katlamanın diğer yollarından daha ucuz ve daha hızlı bir yöntem,

Dilbilgisi

an easier, cheaper, and quicker method than...: tek bir hedefi paylaşan paralel karşılaştırmalar

Easier, cheaper ve quicker, paralel kullanılan üç karşılaştırma sıfatıdır. Üçü de aynı isim olan method sözcüğünü niteler; böylece teknik kolaylık, maliyet ve hız bakımından tek bir avantaj grubu olarak karşılaştırılır. Than, üç sıfatın da karşılaştırıldığı hedefi tanıtır: other ways to refold proteins. Bunun gibi uzun listelerde than sözcüğünü yalnızca son sıfatla ilişkilendirmeyin.

Alıştırma

Hangi cümle üç avantajı da aynı the highway hedefiyle doğru biçimde karşılaştırır?

  1. This route is short, safer, and quiet than the highway.
  2. This route is more shorter, more safer, and more quieter than the highway.
  3. This route is shorter, safer, and quieter than the highway.
Cevabı göster

This route is shorter, safer, and quieter than the highway.

so it may allow new drugs to be made available to more people, faster. Dilbilgisi

3:11

böylece yeni ilaçların daha fazla insana daha hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayabilir.

Dilbilgisi

may allow new drugs to be made available to: olası bir edilgen sonuç

Kalıp may allow + nesne + to be + past participle şeklindedir. Burada new drugs, allow fiilinin nesnesidir; to be made available ise edilgen bir mastardır. Yani ilaçlar eylemi yapan değil, eylemin uygulandığı öğedir. İfadenin tamamı, bir değişikliğin daha geniş erişimi mümkün kılabileceğini söyler; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Make something available to someone, “birinin bir şeyi edinebilmesini veya kullanabilmesini sağlamak” demektir. Bu nedenle available to more people, daha fazla kişinin ilaçlara erişebilmesi anlamına gelir; ilaçların “boş” ya da ücretsiz olması anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir sonucu anlatmak için may allow + nesne + edilgen mastar yapısını doğru kullanıyor?

  1. The new system may allow emergency supplies delivered faster.
  2. The new system may allow emergency supplies to be delivered faster.
  3. The new system may allow to deliver emergency supplies faster.
Cevabı göster

The new system may allow emergency supplies to be delivered faster.

And there's one more thing you need to keep in mind before trying to uncook all of your food. Kalıp ifadeler

3:15

Ve tüm yiyeceklerinizi pişmemiş haline döndürmeye çalışmadan önce aklınızda bulundurmanız gereken bir şey daha var.

Kalıp ifadeler

one more thing you need to keep in mind: önemli bir hatırlatma eklemek

One more thing, konuşanın devam etmeden veya sözünü bitirmeden önce başka bir nokta eklediğini gösterir. you need to keep in mind sözleri, bu ek noktanın hatırlanıp dikkate alınması gereken önemli bir bilgi olduğunu belirtir. Keep in mind, “hatırlamak ve hesaba katmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, bir eylemden önce dinleyeni bir sınırlamaya hazırlar; fiziksel olarak bir şeyi zihnin içine koymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir tur rehberi önemli bir hatırlatma daha eklemek istiyor. Hangi cümle doğal ve amaçlanan anlamı taşıyor?

  1. One more thing you need to keep on mind is that the gates close at six.
  2. One more thing you need to keep in mind is that the gates close at six.
  3. One more thing you need to put in mind is that the gates close at six.
Cevabı göster

One more thing you need to keep in mind is that the gates close at six.

Boiling an egg is actually an unusual cooking process,

3:20

Yumurta kaynatmak aslında alışılmadık bir pişirme işlemidir,

because even though it changes the way proteins are shaped and bound together, Dilbilgisi

3:25

çünkü proteinlerin şekillenme ve birbirine bağlanma biçimini değiştirse de,

it doesn't actually change their chemical identity. Kelime

3:29

kimyasal kimliklerini aslında değiştirmez.

Dilbilgisi

even though ... it doesn't actually change: ödünleme ve ana sonuç

Even though, kabul edilen ancak ana iddiayı geçersiz kılmayan bir gerçeği belirtir. Burada süreç, proteinlerin biçimini ve birbirine bağlanma şeklini gerçekten değiştirir. Ana cümle olan it doesn't actually change..., konuşanın temel sonucunu verir. even though X, Y kalıbı, X'teki gerçek bir değişikliği veya engeli Y'deki daha önemli sonuçtan ayırmaya yardımcı olur. Bu standart yapıda Y'den önce but eklemeyin.

Alıştırma

Malzemenin aynı kaldığını ana iddia olarak belirtmek için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Even though its shape changed, the material remained the same.
  2. Because its shape changed, the material remained the same.
  3. Even though the material remained the same, its shape changed.
Cevabı göster

Even though its shape changed, the material remained the same.

Kelime

change their chemical identity: kimyasal kimliklerini değiştirmek

Chemical identity, bir maddenin kimyasal açıdan ne olduğunu, yani bileşimini ve onu tanımlayan kimyasal özellikleri ifade eder. Bu cümlede their, proteins sözcüğüne gönderme yapar; change their chemical identity ise proteinleri kimyasal açıdan farklı maddelere dönüştürmek demektir. Burada identity teknik anlamda kullanılır. Bir kişinin kimliğini veya ad yazılı bir etiketi anlatmaz ve yalnızca bir maddenin biçimini ya da düzenini değiştirmekten farklıdır.

Alıştırma

Bu cümlede chemical identity neyi ifade eder?

  1. Proteinlerin görünür biçimi
  2. Proteinlerin kimyasal olarak ne olduğu
  3. Etikette basılı olan ad
Cevabı göster

Proteinlerin kimyasal olarak ne olduğu

Most types of cooking are more like the famous Maillard reaction, Kültür

3:33

Çoğu pişirme türü daha çok ünlü Maillard reaksiyonuna benzer,

Kültür

Maillard tepkimesi: kahverengileşme ve lezzetin kimyası

Maillard tepkimesi, ısının bazı şekerleri proteinlerin bileşenleriyle tepkimeye sokmasıyla gerçekleşen kimyasal bir süreçtir. Yiyeceklerin kahverengileşmesine ve kavrulmuş ya da kızarmış tatlar geliştirmesine yardımcı olur. Burada reaction, bir insanın verdiği tepkiyi değil, kimyasal bir tepkimeyi anlatır. Terim şu temel bilgiyi verir: birçok pişirme yöntemi kimya yoluyla yeni bileşikler oluşturur; yalnızca şekli veya sıcaklığı değiştirmez.

Alıştırma

Cümlede Maillard reaction neyi ifade ediyor?

  1. Isıtma sırasında gerçekleşen ve yiyeceğin kahverengileşip tat geliştirmesine yardımcı olan kimyasal bir tepkime.
  2. Bir insanın yemek kokusuna verdiği duygusal tepki.
  3. Yiyeceği değiştirmeden soğutma yöntemi.
Cevabı göster

Isıtma sırasında gerçekleşen ve yiyeceğin kahverengileşip tat geliştirmesine yardımcı olan kimyasal bir tepkime.

which makes chemical changes that turn sugars and proteins into delicious caramel crunchiness Kalıp ifadeler

3:37

şekerleri ve proteinleri lezzetli bir karamel çıtırlığına dönüştüren kimyasal değişiklikler yapar

Kalıp ifadeler

turn sugars and proteins into ...: turn X into Y kalıbı

turn X into Y kalıbı, X'in Y hâline gelmesine neden olmak demektir. Burada sugars and proteins X konumundadır, delicious caramel crunchiness ise Y konumundadır: kimyasal değişiklikler bu bileşenlerden karamele benzer bir tat ve çıtır bir doku oluşturur. Bir kişi, süreç veya kuvvet değişime neden olduğunda turn X into Y kullanılır. Özne kendisi değişiyor ve neden belirtilmiyorsa Water turns into ice. örneğindeki gibi X turns into Y kullanılır.

Alıştırma

turn X into Y kalıbını tek kelimeyle tamamlayın: Heat can turn water ____ steam.

Cevabı göster

into

and are a lot harder to undo. Dilbilgisi

3:43

ve bunları geri almak çok daha zordur.

Dilbilgisi

a lot harder to undo: karşılaştırmayı güçlendirmek

a lot harder ifadesinde harder, hard sıfatının karşılaştırma biçimidir; a lot ise farkın büyük olduğunu belirtir. Yani ifade “çok daha zor” demektir. Burada söz konusu değişiklikleri undo etmenin, yani tersine çevirmenin çok daha zor olduğu anlatılır. Başka durumlarda da a lot + karşılaştırma derecesindeki sıfat veya zarf kalıbı kullanılabilir; a lot colder ve a lot more carefully gibi.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sözcüklü niteleyiciyle tamamlayın: This stain is ____ harder to remove than the last one.

Cevabı göster

a lot

So you might be able to unboil your egg,

3:46

Yani haşlanmış yumurtanızı eski haline getirebilirsiniz,

but I'm sorry to say you can't unfry it, yet. Notlar

3:49

ama üzülerek söylüyorum ki kızarmış yumurtanızı henüz geri getiremezsiniz.

Ton ve niyet

I'm sorry to say: kötü haberi yumuşatmak

I'm sorry to say, konuşmacının dinleyiciyi hayal kırıklığı yaratacağını düşündüğü bir habere hazırlar. Bu cümlede, kızartılmış yumurtanın henüz eski hâline döndürülemeyeceği ifadesini yumuşatır. Burada sorry, kötü haberle ilgili üzüntü ve anlayış gösterir; konuşmacının yanlış bir şey yaptığı anlamına gelmek zorunda değildir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp I'm sorry to say (that) + hoş karşılanmayacak bir gerçektir.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendirin: “I'm sorry to say the book you wanted is unavailable” cümlesinde kalıp kötü haberi yumuşatır ve mutlaka bir kusuru kabul etmez.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Kelime

can't unfry it, yet: yaratıcı bir un- fiili ve mevcut bir sınırlama

Burada unfry, esprili biçimde o anda türetilmiş yeni bir fiildir: fry fiilinin başına un- getirilerek “kızartmanın sonucunu tersine çevirmek” anlamı verilir. unboil sözünü çağrıştırır ve sıradan bir pişirme işleminin adı değildir. Dinleyenler anlamı İngilizcedeki tanıdık bir sözcük türetme kalıbından çıkarabildiği için ifade anlaşılır. can't unfry it, yet ifadesindeki yet, “şu ana kadar” anlamına gelir. Bu bağlamda kızartma işlemini tersine çevirmek, haşlama işlemini tersine çevirmekten daha zor gösterilir. Bu nedenle ifade kalıcı bir imkânsızlığı değil, mevcut bir sınırlamayı anlatır ve gelecekteki teknolojinin bunu yapabileceği olasılığını esprili biçimde açık bırakır.

Alıştırma

Bu bağlamda you can't unfry it, yet ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Kızartmanın sonucu asla tersine çevrilemez.
  2. Şu anda kızartmanın sonucunu tersine çevirmek mümkün değil, ama ileride mümkün olabilir.
  3. Dikkatli olursan kızartmanın sonucunu şimdi tersine çevirebilirsin.
  4. Onu kızartmadan önce beklemelisin.
Cevabı göster

Şu anda kızartmanın sonucunu tersine çevirmek mümkün değil, ama ileride mümkün olabilir.