Kaynamış bir yumurta nasıl eski hâline döndürülür? - Eleanor Nelsen: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel açıklama, ısının yumurta akındaki proteinleri nasıl denatüre edip birbirine dolaştırdığını, ardından üre ve yüksek hızlı döndürmenin proteinlerin özgün katlanmış biçimlerine dönmesine nasıl yardım edebildiğini anlatıyor. Teknik protein temelli ilaç üretimiyle ilişkilendiriliyor; geri çevrilebilen haşlama, kızartmadaki çok daha zor tersine çevrilen kimyasal değişimlerle karşılaştırılıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What thermal energy does to the eggs' molecules, mechanical energy can undo. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: What yan cümlesinin özne görevinde olduğunu ve bir kuvvetin etkisiyle başka bir kuvvetin bunu tersine çeviren eylemini özlü biçimde karşılaştırdığını anlayın; bu yapı zıt nedenleri, kuvvetleri veya süreçleri açıklamak için kullanılabilir. 2. has the potential to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir teknolojinin gelecekte sağlayabileceği yararlardan, sonucu kesinmiş gibi göstermeden temkinli biçimde söz edin; özellikle proteinlerin yeniden katlanması ve ilaç üretimiyle ilgili olasılıkları anlatırken kullanın. 3. can't unfry it, yet. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: unfry sözcüğünü un- ile oluşturulmuş esprili ve yaratıcı bir fiil olarak tanıyın; yet sözcüğünün hem mizahi bir kapanış yaptığını hem de bilimin ileride başka pişirme süreçlerini tersine çevirebilmesi ihtimalini açık bıraktığını kavrayın.
Bu derste
It's so obvious that it's practically proverbial. Dilbilgisi
0:06Bu durum, pratik olarak bir atasözü haline gelecek kadar açıktır.
so obvious that ...: sonuca yol açan derece yapısı
so + sıfat + that + cümlecik yapısı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Bu cümlede so, obvious sözcüğünü niteler ve that sonucu başlatır: fikir, neredeyse herkesçe bilinen bir atasözü gibi görünecek kadar açıktır. Buradaki that, “o şey” anlamındaki işaret sözcüğü değil, bağlaçtır. Bu yapıyla karşılaştığında obvious sözcüğünü tek başına çevirmek yerine so obvious that bölümünü derece-sonuç kalıbı olarak düşün.
Alıştırma
Dereceyi sonucuyla bağlamak için so + sıfat + that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The bag was such heavy that I could not lift it.
- The bag was so heavy that I could not lift it.
- The bag was so that heavy I could not lift it.
Cevabı göster
The bag was so heavy that I could not lift it.
can't unboil an egg ...: geri döndürülemezliği ters eylemle anlatmak
Unboil, boil sözcüğüne un- eklenerek oluşturulmuş, eylemi tersine çeviren eğlenceli bir fiildir. You can't unboil an egg cümlesinde, haşlanmış bir yumurtayı önceki çiğ hâline döndürmek anlamını taşır; cümle böylece haşlamayı normalde tersine çevrilemeyen bir değişim olarak gösterir. Bu bir yemek tarifi talimatı değil, atasözü havasında bir hazırlıktır. İmkânsız görüntü, bazı eylemlerin veya değişimlerin kolayca geri alınamayacağı düşüncesini oluşturur.
Alıştırma
You can't unboil an egg cümlesinde unboil neyi düşündürür?
- bir yumurtayı yeniden kaynatmak
- haşlanmış bir yumurtayı yeniden çiğ hâle getirmek
- bir yumurtayı pişirmeden bırakmak
Cevabı göster
haşlanmış bir yumurtayı yeniden çiğ hâle getirmek
turns out: sonradan ortaya çıkan bir bilgiyi sunmak
it turns out + yan cümle yapısında turns out, 'daha sonra doğru olduğu anlaşılır' anlamına gelir. Kontrol, deneyim veya sonraki olaylar sonucunda netleşen bir bilgiyi sunar; buradaki turn fiziksel bir dönme hareketini anlatmaz. Bu cümlede it turns out, you can ifadesini basit bir düzeltmeden çok beklenmedik bir keşif olarak sunar.
Alıştırma
Sonradan öğrenilen bir bilgiyi sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: It ____ that the museum is closed on Mondays.
Cevabı göster
turns out
sort of: bir iddiayı ‘bir dereceye kadar’ diye yumuşatmak
Burada cümle sonundaki sort of, 'bir bakıma' veya 'bir dereceye kadar' anlamına gelir. you can ifadesinin kesinliğini azaltır; dolayısıyla yanıt tam bir evet değil, sınırlı bir evettir. Bu kullanım bir yumuşatıcı ifadedir: dinleyiciyi bir sınırlama veya istisnaya hazırlar. Bu konumda sort of bir tür veya kategori belirtmez.
Alıştırma
“The update fixed the problem, sort of,” cümlesinde sort of ne anlatır?
- Konuşan kişi bütün sorunların çözüldüğünden tamamen emindir.
- Sorun yalnızca kısmen veya önemli bir sınırlamayla çözülmüştür.
- Güncelleme belirli bir sorun türüne aittir.
Cevabı göster
Sorun yalnızca kısmen veya önemli bir sınırlamayla çözülmüştür.
What thermal energy does to the eggs' molecules, Dilbilgisi
0:15Isı enerjisinin yumurtanın moleküllerine yaptığını,
Isıl enerjinin yumurta moleküllerine yaptığı ... mekanik enerjinin tersine çevirebildiği
Başta gelen What thermal energy does to the eggs' molecules bir isim cümleciğidir, soru değildir. Isıl enerjinin yumurta molekülleri üzerindeki etkisini anlatır ve undo fiilinin nesnesi ya da konusu olarak ana cümleden önce yer alır. Ana cümlenin öznesi mechanical energy'dir; can undo fiilinin nesnesi baştaki cümlecikten anlaşılır. Bu bilgi sıralaması, bir enerji türünün değişime yol açtığını ve başka bir enerji türünün bu değişimi tersine çevirebildiğini vurgular; karşıt etkileri açıklamak için kullanılabilecek bir yapıdır.
Alıştırma
Açılıştaki cümlecik cümlede hangi görevi üstleniyor?
- undo fiilinin başa alınmış nesnesi/konusu
- Ana cümlenin öznesi
- Doğrudan soru
Cevabı göster
undo fiilinin başa alınmış nesnesi/konusu
Eggs are mostly made of water and proteins. Kalıp ifadeler
0:21Yumurtalar çoğunlukla su ve proteinlerden oluşur.
made of ... su ve proteinler
be made of + malzeme veya bileşen yapısı, bir şeyin nelerden oluştuğunu söyler. Eggs are mostly made of water and proteins cümlesinde water and proteins, yumurtanın başlıca bileşenleri olarak sunulur; mostly bunların ana kısmı oluşturduğunu, ancak mutlaka eksiksiz bir liste olmadığını belirtir. Tam be made of kalıbını koruyun. Bu kalıp, bitmiş nesnenin yapısını açıklar; yalnızca onu kimin yaptığını söylemez.
Alıştırma
glass doğrudan adı verilen malzeme olarak kalıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? This cup is ___ glass.
- made from
- made of
- made by
Cevabı göster
made of
The proteins start off folded up into intricate shapes, Öbek fiiller
0:24Proteinler başlangıçta karmaşık şekillerde katlanmış haldedir,
start off + başlangıç durumu
Start off, “bir sürecin başında belirli bir durumda olmak” anlamına gelir. start off folded up ifadesinde folded up, proteinlerin başlangıç durumunu anlatır; ikinci bir eylem değildir. Burada off yön bildirmez; start off öbek fiilinin bir parçasıdır. İfade, çoğu zaman daha sonraki bir değişimden önceki başlangıç aşamasına dikkat çeker.
Alıştırma
Cümleyi start off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The meeting ____ calmly, but the discussion soon became tense.
Cevabı göster
started off
held together by weak chemical bonds. Kalıp ifadeler
0:27ve zayıf kimyasal bağlarla bir arada tutulurlar.
held together by + yapıyı bir arada tutan etken
Held together by, “bir şey tarafından birleşik ya da sabit tutulmak” anlamına gelir. Bu cümlede zayıf kimyasal bağlar, katlanmış protein yapısının karmaşık biçimini koruyan mekanizmadır. Tam edilgen kalıp be held together by + kuvvet, malzeme veya mekanizma biçimindedir. Virgülden sonra gelen held together by..., tekrarlanan özne ile be biçiminin çıkarıldığı kısaltılmış bir edilgen betimlemedir. Burada held “korunmak” anlamındadır; “elde taşınmak” anlamında değildir.
Alıştırma
hold together ifadesini by ile birlikte edilgen biçimde kullanın: The paper model is ____ small tabs.
Cevabı göster
held together by
allowing the proteins to unfold: sonucu belirten bir -ing yapısı
Burada allowing the proteins to unfold, sonucu belirten -ing yapılı bir yan cümleciktir. Isının bağları bozmasıyla neyin mümkün hâle geldiğini, yani proteinlerin açıldığını anlatır. Ana olay, allowing + nesne + to + fiil kalıbı neden-sonuç ilişkisini tek bir cümlede toplar. allowing sonrasındaki nesne, to ile kullanılan fiilin eylemini de gerçekleştirir. Bu bölüm ayrı bir ana cümle değildir ve burada amaç değil, sonuç bildirir.
Alıştırma
Sonucu göstermek için allow fiilinin -ing biçimini kullanın: The road reopened, ____ buses to run again.
Cevabı göster
allowing
uncoil, unwind, and wiggle freely.
0:35çözülmesine, gevşemesine ve serbestçe hareket etmesine izin verir.
denaturing: proteinin katlanmış biçiminin değişmesi
Denaturing, bir proteinin özgün katlanmış biçimini kaybettiği ya da bu biçimin değiştiği süreci anlatan bir biyokimya terimidir. Isı, bu biçimi koruyan bağları bozabilir; bunun sonucunda protein açılır veya yeniden düzenlenir. This process is called denaturing. cümlesinde -ing biçimi sürece ad verir. Sözcük, gündelik anlamda yalnızca yemek pişirmeyi değil, moleküler yapıdaki değişimi anlatır.
Alıştırma
Bu bilimsel açıklamada denaturing ne anlama gelir?
- Bir proteinin özgün katlanmış biçimini kaybetmesi veya değiştirmesi
- Yiyeceğin daha küçük parçalara kesilmesi
- Suyun buhara dönüşmesi
Cevabı göster
Bir proteinin özgün katlanmış biçimini kaybetmesi veya değiştirmesi
The newly liberated proteins bump up against their neighbors and start to form new bonds with each other, Notlar
0:42Yeni serbest kalan proteinler komşularına çarpar ve birbirleriyle yeni bağlar oluşturmaya başlarlar,
bump up against: yakındaki bir nesneyle temas etmek
Bump up against, genellikle hareket ederken bir şeye çarpmak, dokunmak veya ona dayanmak demektir. Bu cümlede ifade, proteinlerin küçük hareketlerini gözümüzde canlandırır: proteinler yakındaki proteinlerle temas eder. Up against ifadesini bump up against kalıbının bir parçası olarak düşünün. Buradaki up yukarı doğru bir yön bildirmez; komşularla kurulan temas ilişkisini anlatır.
Alıştırma
The cyclist bumped up against the gate cümlesinde bumped up against ne anlama gelir?
- temas etti
- gruplar hâlinde düzenledi
- hızla yukarı doğru hareket etti
Cevabı göster
temas etti
form new bonds with each other: yeni bağlantılar oluşturmak
Form new bonds with each other, bir grubun üyeleri arasında yeni bağlantılar oluşturmaya başlamak demektir. Bu cümlede bonds proteinler arasındaki kimyasal bağları, form ise tablo veya şekil değil, oluşturmak ya da kurmak anlamındaki fiili anlatır. With each other ilişkinin karşılıklı olduğunu gösterir: proteinler birbirlerine bağlanır; her protein birbirinden bağımsız olarak değişmez. Aynı yapı, insanların veya grupların yakın bir ilişki kurmasını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
The atoms form new bonds with each other as they cool cümlesinde form new bonds with each other ne anlama gelir?
- aralarında yeni bağlantılar oluşturdu
- eski bir bağlantıyı güçlendirdi
- birbirlerine doğru yukarı hareket etti
Cevabı göster
aralarında yeni bağlantılar oluşturdu
more and more as the heat increases: ısı arttıkça giderek artma
Bu parçada more and more, hemen önce belirtilen eylemin miktarının, sıklığının ya da derecesinin sürekli arttığını anlatır. İfade önceki eyleme bağlı olduğu için tek başına tam olarak neyin arttığını söylemez. Burada as, “bir değişimle birlikte ve ona paralel olarak” anlamındadır: ısı arttıkça artış devam eder. X happens more and more as Y increases kalıbı, birlikte gelişen iki değişim eğilimini göstermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte geliştiğini gösterir?
- She used the box as a table.
- As it was raining, we stayed inside.
- The fan shakes more and more as its speed increases.
Cevabı göster
The fan shakes more and more as its speed increases.
until finally they're so entangled that they gel into a solid mass, Notlar
0:50ta ki sonunda katı bir kütle halinde jelleşecek kadar birbirine dolanana dek,
so entangled that: sonuç doğuracak kadar dolanmış
So entangled that, so + sıfat veya geçmiş ortaç + that tümceciği biçimindeki sonuç yapısını kullanır. So, entangled ile anlatılan dereceyi yükseltir; that ise dolanıklık bu dereceye ulaştığı için ortaya çıkan sonucu başlatır. Bu cümlede they gel into a solid mass ek bir açıklama değil, sonuçtur. Uzun bir cümlede önce so sözcüğünü bulun, so ile that arasındaki durumu belirleyin ve ardından gelen tümceciği bunun sonucu olarak okuyun.
Alıştırma
Sonuç yapısını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I had to put it down.
Cevabı göster
so · that
gel into a solid mass: katı bir kütleye dönüşmek
Burada gel, katılaşmak veya birleşerek sağlam ve tek parça bir madde oluşturmak anlamında kullanılan bir fiildir. Gel into a solid mass, daha gevşek ya da akışkan bir durumdan tek bir katı kütleye geçişi anlatır. Into, değişimin sonucunu, yani a solid mass ifadesini getirir. Buradaki gel, saç jölesi gibi bir ürünü anlatan isim değildir.
Alıştırma
Cümleyi gel ve doğru edatla tamamlayın: As the dessert cools, the liquid ingredients ____ a firm layer.
Cevabı göster
gel into
might look permanent, but it's not: kalıcı görünebilir, ama değildir
Might look permanent, dolaşıklığın uzun süre devam edecekmiş gibi görünebileceğini anlatır. Bunun gerçekten kalıcı olduğunu söylemez. Might look + sıfat, but it is not kalıbı önce bir görünüş veya izlenim sunar, ardından onu düzeltir. Dinleyiciyi anlaşılır bir ilk izlenimden gerçek duruma yönlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin yalnızca kalıcı göründüğünü söyleyip ardından bu izlenimi düzeltir?
- The mark might be permanent, so we should wait.
- The mark is permanent, and it looks that way.
- The mark might look permanent, but it is not.
Cevabı göster
The mark might look permanent, but it is not.
According to a chemical idea called the principle of microscopic reversibility, Notlar
1:01Mikroskobik tersinirlik ilkesi adı verilen kimyasal bir kavrama göre,
According to: bilgi kaynağını belirtmek
According to, bir kaynağın söylediğine göre ya da bir kaynağa dayanarak anlamına gelir. Ardından kişi, rapor, kural, araştırma veya teori gibi bilginin kaynağı ya da dayanağı gelir. Burada sonraki iddiaya dayanak olan kimya fikrini tanıtır. Bir kaynak belirtir; agree with gibi aynı fikirde olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen kaynak belirtme ifadesiyle tamamlayın: ____ the school notice, the library will close at four.
Cevabı göster
According to
the principle of microscopic reversibility: mikroskobik adımları tersine çevirmek
Mikroskobik tersinirlik ilkesi, mikroskobik adımlar dizisinin uygun koşullarda aynı yolu ters sırada izleyebileceğini söyleyen bir kimya fikridir. Burada principle, kişisel bir ahlak kuralı değil, bilimsel bir ilke demektir. Bu açıklamada terim, moleküler değişimlerin geriye doğru işlemesini düşünmek için bilimsel bir dayanak sağlar. Bu, büyük ölçekli her olayın pratikte kolayca ya da gerçekten tersine çevrilebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu açıklamaya ne katar?
- Bir kişinin ahlak kurallarını açıklar.
- Günlük hayattaki her olayın kusursuz biçimde geri alınabileceğini vaat eder.
- Mikroskobik adımların ilke olarak kendi yollarını geriye doğru izleyebileceğini öne sürer.
Cevabı göster
Mikroskobik adımların ilke olarak kendi yollarını geriye doğru izleyebileceğini öne sürer.
can theoretically unhappen if you retrace your steps. Notlar
1:09adımlarınızı geriye doğru takip ederseniz teorik olarak geri alınabilir.
unhappen: Bir olayı tersine çevirmek için yaratıcı bir un- fiili
Unhappen bilinçli olarak türetilmiş bir fiildir: Süreç geri alınıyormuş gibi “tersine gerçekleşmek” anlamını vermek için happen fiiline un- eklenir. Bu cümlede, her adım geriye doğru izlenebilirse proteinlerdeki değişimin teorik olarak tersine çevrilebileceğini anlatır. İngilizce, bir eylemi veya sonucu geri alma fikrini vermek için un- ekini yaratıcı biçimde kullanabilir. Ancak un- ile oluşturulan yeni bir fiil kendiliğinden standart bir sözcük olmaz. Buradaki alışılmadık biçim, bilimsel düşünceyi canlı ve biraz eğlenceli hâle getirir.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı: unhappen, her bağlamda happen yerine kullanılabilen standart ve yaygın bir fiildir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
retrace your steps: bir güzergâhı veya süreci geriye doğru izlemek
Burada retrace your steps, bir sürecin önceki aşamalarına doğru geriye gitmek anlamına gelir. Cümlede yol benzetmesi kullanılır: Proteinlerin değişmesine neden olan her adımı tersine çevirebilseydiniz, bu değişiklik teorik olarak geri alınabilirdi. Bu ifade gerçek anlamda aynı güzergâhtan geri dönmek veya mecazi olarak yaptıklarınızı sırayla gözden geçirmek için kullanılabilir. Yalnızca aynı etkinliği tekrar yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “önceki güzergâhı veya eylemleri geriye doğru izlemek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: If you cannot find your backpack, ____ and check the places you visited.
Cevabı göster
retrace your steps
seizing up: sıkışmak veya katılaşmak
Seizing up, bir şeyin sıkışması, katılaşması ya da artık normal biçimde hareket edememesi veya çalışamaması anlamına gelir. Bu cümlede yumurta proteinlerinin, bir makine ya da eklem sıkışmış gibi daha sabit ve dolaşık bir yapıya dönüşmesini anlatır. Bu öbek fiilde up yukarı yönü göstermez. Sıkışmış duruma ulaşma anlamını oluşturmaya yardım eder.
Alıştırma
Bu cümlede seizing up ne anlama geliyor?
- Proteinler bir şeyi tutuyor.
- Proteinler sıkışıyor veya katılaşıyor.
- Proteinler yukarı doğru hareket ediyor.
Cevabı göster
Proteinler sıkışıyor veya katılaşıyor.
But adding more heat will tangle the proteins further,
1:14Ancak daha fazla ısı eklemek proteinleri daha da fazla dolayacaktır,
and cooling them down will only freeze them. Öbek fiiller
1:17ve soğutmak ise onları sadece donduracaktır.
cooling them down: onları soğutmak
cooling them down ifadesinde cool ... down, “onların sıcaklığını azaltmak” anlamına gelir. Them proteinleri belirtir; down ise aşağı doğru hareketi değil, sıcaklığın azalmasını gösterir. cooling them down biçimindeki -ing yan cümlesinin tamamı will only freeze them bölümünün öznesidir. Nesne bir zamirse ayrılabilen down parçacığı zamirden sonra gelir: cool them down denir, cool down them denmez.
Alıştırma
cool down ifadesini it zamiriyle doğal sözcük sırasına göre kullanarak cümleyi tamamlayın: The drink is too warm, so put it in the refrigerator to ____.
Cevabı göster
cool it down
So here's the trick: ile temel yönteme geçmek
So here's the trick: bir sorun ya da açıklamadan temel yönteme geçildiğini gösteren bir geçiş ifadesidir. Yararlı adım birazdan geleceği için dinleyene dikkat etmesini söyler. Buradaki trick, bir şeyi çözmenin akıllıca ve pratik bir yolu anlamına gelir; sihir gösterisi ya da aldatma anlamında değildir. So, yöntemi az önceki açıklamaya bağlar; iki nokta ise yöntemin hemen ardından geleceğini gösterir.
Alıştırma
Temel yöntemi tanıtan geçiş ifadesini tamamlayın: So ____: restart the router after unplugging it for ten seconds.
Cevabı göster
here's the trick
spin them around: bir şeyi döndürmek
Spin them around, onları bir merkezin çevresinde ve çoğu zaman hızlı biçimde döndürmek anlamına gelir. Spin eylemi, them bu eylemden etkilenen şeyleri, around ise dairesel hareketi belirtir. Burada around hareketin nasıl olduğunu anlatır. Bir şeyin onların çevresindeki alanda hareket ettiği anlamına gelmez. spin + nesne + around kalıbı insanlar veya nesneler için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle makinenin örneği hızlı ve tekrar tekrar döndürdüğünü en açık biçimde anlatır?
- The machine moves the sample around.
- The machine turns the sample around.
- The machine spins the sample around.
Cevabı göster
The machine spins the sample around.
I'm not kidding: şaşırtıcı bir sözün doğru olduğunu belirtmek
"I'm not kidding", “Ciddiyim; az önce söylediğim doğru” anlamına gelir. Konuşan kişi bunu inanılmaz veya abartılı gelebilecek bir sözden sonra kullanır. Bu ifade, dinleyicinin duyabileceği şüpheye önceden karşılık verir ve önceki sözün yalnızca bir şaka olduğu düşüncesini reddeder. Özür dilemez ve bir şaka anlatılacağını da bildirmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "The line took three hours. I'm not kidding." diyor. Son cümle ne anlama gelir?
- Konuşan kişi bekleme süresi için özür diliyor.
- Konuşan kişi yalnızca şaka yapıyordu.
- Üç saat beklendiği doğrudur.
Cevabı göster
Üç saat beklendiği doğrudur.
Here's how it works: bir mekanizmayı veya süreci tanıtmak
"Here's how it works", bir sürecin, sistemin veya yöntemin açıklamasının başlamak üzere olduğunu bildirir. Dinleyiciyi girişten ya da sonuçtan işleyiş mekanizmasına veya adımlara taşır. Buradaki "works", “çalışır” veya “işler” anlamındaki bir fiildir. Bir kişinin mesleğini ifade etmez.
Alıştırma
Bir dizi kullanım adımını tanıtmak için en uygun cümle hangisidir?
- Here's why it works.
- Here's where it works.
- Here's how it works.
Cevabı göster
Here's how it works.
First, scientists dissolve boiled egg whites in water with a chemical called urea, Kalıp ifadeler
1:27Önce bilim insanları, haşlanmış yumurta beyazını üre adı verilen bir kimyasalla suda çözüyorlar,
dissolve X in water with Y: nesne, ortam ve yardımcı madde
dissolve X in water with Y kalıbında X çözülen maddeyi, in water sıvı ortamı, with Y ise sürece yardımcı olması için kullanılan şeyi belirtir. Burada X boiled egg whites, Y ise a chemical called urea ifadesidir. with ile başlayan bölüm deney koşulunun bir parçasıdır. Bilim insanlarının yumurta aklarını suda çözerken üre kullandığını anlatır; ürenin yalnızca yakında bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
dissolve X in water with Y kalıbını tamamlayın: In the lab, ____ the sample ____ water ____ a mild reagent.
Cevabı göster
dissolve · in · with
a small molecule that acts as a lubricant, Kalıp ifadeler
1:33üre, kayganlaştırıcı görevi gören küçük bir moleküldür,
that acts as a lubricant: işlevsel bir rolü açıklama
that acts as a lubricant ilgi cümleciği, önceki isim olan a small molecule ifadesini açıklar. Burada act as, “sahnede rol yapmak” değil, “işlevini görmek” anlamına gelir. Act as bir şeyin yerine getirdiği role odaklanır. Molekül bu süreçte yağlayıcı işlevi görür, ancak bu onun her bağlamda sıradan bir yağlayıcı olarak sınıflandırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi act as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During a power outage, this battery ____ a backup power source.
Cevabı göster
acts as
coating the proteins' long strands and making it easier for them to glide past each other. Notlar
1:36proteinlerin uzun ipliklerini kaplar ve birbirlerinin üzerinden kaymalarını kolaylaştırır.
making it easier for them to glide: daha kolay kayıp geçmelerini sağlamak
making it easier for them to glide ifadesi make it + sıfat + for + isim veya zamir + to do yapısını kullanır. Burada making, coating eyleminin sonucunu gösterir: protein zincirlerinin birbirlerinin yanından kayıp geçmesi için gereken çabayı veya direnci azaltır. Bu yapıda it belirli bir nesne değildir; biçimsel nesnedir. them zincirleri, for them to glide ise kolaylaşan eylemi ifade eder. Aynı kalıp bir aracın, koşulun veya yöntemin birinin ya da bir şeyin bir eylemi yapmasını nasıl kolaylaştırdığını açıklamak için de kullanılır.
Alıştırma
Yapıyı tamamlayın: The map makes ____ easier ____ us ____ find the station.
Cevabı göster
it · for · to
glide past each ...: birbirinin yanından yumuşakça kayıp geçmek
glide past each other ifadesi, iki veya daha fazla şeyin birbirlerinin yanından yumuşakça geçerek hareket etmesini anlatır. glide hafif, neredeyse sürtünmesiz hareket fikrini ekler; past diğer şeyin yanından ve ötesine doğru geçişi, each other ise karşılıklılığı gösterir. Burada protein zincirleri, birbirlerinin yanından kayıp geçebilen fiziksel nesneler gibi anlatılır. İfade onların hareketini açıklar; insanların veya kuşların gerçekten süzüldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle yumuşakça birbirinin yanından geçme hareketini anlatmak için glide past each other kullanıyor?
- Two skaters crash into each other near the finish line.
- Two skaters stand beside each other without moving.
- Two skaters glide past each other without colliding.
Cevabı göster
Two skaters glide past each other without colliding.
Then, they spin that solution in a glass tube at a breakneck 5,000 rotations per minute, Kelime
1:42Sonra bu çözeltiyi cam bir tüp içinde dakikada 5.000 devir gibi baş döndürücü bir hızda döndürüyorlar,
breakneck 5,000 rotations per minute: son derece yüksek bir hız
at a breakneck 5,000 rotations per minute ifadesinde breakneck, hızın son derece yüksek olduğunu belirtir ve yoğunluk ya da olası tehlike hissi katar. Ölçülen hızın ne kadar çarpıcı olduğunu değerlendirir. Burada breakneck mecazidir; boyun yaralanmasını anlatmaz. at a + betimleyici sıfat + ölçülen hız yapısında sıfat, ölçüm hakkında bir değerlendirme sunar.
Alıştırma
Cümlede breakneck, 5,000 rotations per minute ifadesine hangi anlamı katıyor?
- Tehlike veya yoğunluk hissi veren son derece yüksek bir hız
- Hız hakkında yorum yapmadan tam olarak 5.000 dönüş
- Güvenli olacak kadar yavaş bir hız
Cevabı göster
Tehlike veya yoğunluk hissi veren son derece yüksek bir hız
making the solution spread out into a thin film. Öbek fiiller
1:49bu da çözeltinin ince bir film halinde yayılmasını sağlıyor.
spread out into a thin film: hareket ve ortaya çıkan biçim
Spread out, çözeltinin dışarı doğru yayılarak daha geniş bir alanı kaplaması demektir. Into a thin film sonucu belirtir: sıvı yayıldıktan sonra çok ince bir tabaka oluşturur. spread out into + biçim yapısı, bir süreci onun sonucuyla birleştirir. Yalnızca insanların birbirinden uzaklaşması için değil, sıvılar ve başka maddeler için de kullanılabilir.
Alıştırma
spread out ve ortaya çıkan biçimi belirten edatla cümleyi tamamlayın: The drop of paint ____ a thin circle on the paper.
Cevabı göster
spread out into
Here's the key part: en önemli bilgiyi işaret etmek
“Here's the key part.” dikkati önemli noktaya yönelten bir işarettir. En önemli adımın veya bilginin sırada olduğunu bildirir; bu nedenle sonraki bilgi, sıradan bir ayrıntıdan daha fazla dikkat gerektirir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır. Key part içindeki key, “temel” veya “en önemli” anlamındadır; kilit açmak için kullanılan bir anahtarı anlatmaz.
Alıştırma
Bir açıklamada “Here's the key part.” dinleyiciye ne anlatır?
- En önemli bilgi birazdan gelecek.
- Açıklama sona erdi.
- Gerçek bir anahtar kayıp.
Cevabı göster
En önemli bilgi birazdan gelecek.
The solution nearest the wall spins faster than the solution closer to the middle. Dilbilgisi
1:53Duvara en yakın olan çözelti, merkeze yakın olan çözeltiden daha hızlı döner.
nearest the wall ... closer to the middle: konumları karşılaştırma
nearest the wall ve closer to the middle ifadeleri çözeltinin iki bölgesinin nerede olduğunu belirtir. Burada wall tüpün duvarını, middle ise tüpün orta bölgesini anlatır. spins faster than ile birlikte bu konum ifadeleri, konumun hız farkıyla bağlantılı olduğunu gösterir. nearest, near sözcüğünün en üstünlük derecesidir: duvara uzaklığı en az olan bölgeyi belirtir. closer karşılaştırma derecesidir: diğer bölgenin ilk bölgeye göre ortaya daha yakın olduğunu söyler. Bu cümledeki kalıplar nearest + yer ve closer to + yer şeklindedir.
Alıştırma
Cümledeki derece biçimlerini doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- nearest ilgili kümedeki en az uzaklığı belirtirken closer iki konumu karşılaştırır.
- nearest iki konumu karşılaştırırken closer kümedeki en az uzaklığı belirtir.
- Hem nearest hem de closer hiçbir karşılaştırma yapmadan yalnızca konumu anlatır.
Cevabı göster
nearest ilgili kümedeki en az uzaklığı belirtirken closer iki konumu karşılaştırır.
That difference in velocity creates sheer stresses Kelime
1:59Bu hız farkı kesme gerilimleri yaratır
difference in velocity creates sheer stresses: hız ve mekanik gerilme
Bu yan cümle fiziksel bir neden-sonuç ilişkisi kurar: birbirine yakın kısımlar farklı hızlarla hareket ettiğinde bu hareket farkı malzemede mekanik gerilme oluşturur. Bilimde velocity, belirli bir yöndeki hızı ifade eder. Buradaki stresses, mekanik gerilmeler anlamındadır: bir malzemenin içinde veya yüzeyinde birim alana etki eden ve malzemenin şeklini değiştirebilen kuvvetlerdir. Endişe veya duygusal baskı anlamına gelmez. Bu bağlamda gerilmeler proteinleri uzatıp kısaltır.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada 'The moving fluid creates stresses in the material' cümlesindeki stresses ne anlama gelir?
- Sözcüklere fazladan vurgu yapılması
- Endişe veya gerginlik duyguları
- Bir malzemeyi şekil değişikliğine uğratabilen mekanik kuvvetler
Cevabı göster
Bir malzemeyi şekil değişikliğine uğratabilen mekanik kuvvetler
until eventually they snap back into their native shapes and stay there. Notlar
2:06ta ki sonunda orijinal şekillerine geri dönüp orada kalana kadar.
stretch and contract: zıt fiziksel değişimler
Stretch and contract, boyuttaki iki zıt değişimi anlatır: stretch, uzamak veya bir şeyi uzatmak; contract ise kısalmak, küçülmek ya da bir şeyi kısaltıp küçültmek demektir. and ile bağlandıklarında ileri geri tekrarlanan bir şekil değişimini anlatırlar. Bu cümlede gerilmeler neden, proteinler ise eylemlerden etkilenen nesnelerdir: gerilmeler proteinleri uzatır ve kısaltır. Buradaki contract, fiziksel bir eylemi anlatan fiildir; hukuki anlaşma anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Cümleyi, uzayıp ardından kısalmak anlamına gelen vurgulanmış iki fiilli ifadeyle tamamlayın: The elastic band can repeatedly ____ as the machine moves.
Cevabı göster
stretch and contract
snap back into: bir şekle veya duruma hızla geri dönmek
snap back into + isim öbeği yapısı, önceki bir şekle, konuma veya duruma çoğu zaman yay gibi bir hareketle hızla geri dönmek anlamına gelir. Snap ani bir hareket hissi verir, back geri dönüşü gösterir, into ise ulaşılan durumu belirtir. Burada proteinler doğal biçimlerine geri döner ve o biçimde kalır. Bu cümlede snap, kırılmak veya fotoğraf çekmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Snap fiilini geçmiş zamanda kullanarak hedef ifadeyi tamamlayın: After the interruption, the class ____ focus.
Cevabı göster
snapped back into
their native shapes: proteinlerin normal katlanmış biçimleri
Protein biliminde their native shapes, proteinlerin normal ve doğal olarak katlanmış biçimleri anlamına gelir. Burada native, bir kişi ya da yeri değil, bir molekülün olağan katlanmış durumunu tanımlar. Bu ifade, proteinlerin uygun koşullarda normalde sahip oldukları biçimlere geri döndüğünü gösterir. Bir proteinin native form biçimi çoğu zaman normal işlevle ilişkilidir, ancak buradaki ana fikir olağan katlanma biçiminin yeniden kazanılmasıdır.
Alıştırma
The protein returned to its native shape after cooling cümlesinde native shape ne anlama gelir?
- Proteinin keşfedildiği yer.
- Proteinin ilk başta sahip olduğu herhangi bir şekil.
- Proteinin normal katlanmış biçimi.
Cevabı göster
Proteinin normal katlanmış biçimi.
the egg white is back in its original unboiled state. Kalıp ifadeler
2:15yumurta beyazı o orijinal, haşlanmamış haline geri dönmüş olur.
By the time the centrifuge stops: bir zaman sınırı belirlemek
By the time + yan cümle bir zaman sınırı belirler: yan cümlede belirtilen ana kadar ana cümledeki sonuç zaten gerçekleşmiş veya doğru hâle gelmiştir. Burada santrifüjün durması sınır, yumurta akının önceki durumuna dönmesi ise sonuçtur. Bu kullanımda by zamanla ilgilidir; “yanında” anlamındaki yer bildiren kullanım değildir. Bir sürecin anlatımında önce By the time ifadesinden sonraki bitiş noktasını belirleyin. Ardından, bu noktaya kadar neyin tamamlandığını veya hangi durumun oluştuğunu görmek için ana cümleye bakın.
Alıştırma
Bir bitiş noktası belirten ve sonucun o zamana kadar gerçekleşeceğini anlatan üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the library closes, all the books will be back on the shelves.
Cevabı göster
By the time
back in its original unboiled state: bir duruma geri dönmek
Be back in + bir durum veya koşul, bir şeyin değiştikten sonra yeniden o duruma döndüğünü anlatır. Bu cümlede yumurta akı, pişirilmeden önceki durumuna yeniden dönmüştür. Original unboiled state sözleri, geri kazanılan durumu tam olarak belirtir. Back geri dönüşü ifade ederken in içinde bulunulan durumu tanıtır; bu ifade bir şeyin başka bir şeyin arkasındaki konumunu anlatmaz.
Alıştırma
“Bir duruma geri dönmüş” anlamındaki, derste geçen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the repair, the machine is ____ working order.
Cevabı göster
back in
Bigger, messier proteins can be more resistant to being pulled apart, Dilbilgisi
2:22Daha büyük, daha karmaşık proteinlerin ayrıştırılmaya direnmesi daha kolay olabilir,
can be more resistant to being pulled apart: çekilip ayrılmaya karşı daha dirençli olabilmek
Be resistant to, bir şeyden kolayca etkilenmemek veya değişmemek anlamına gelir. Burada can be more resistant, bu proteinlerin karşılaştırıldıkları diğer protein veya biçimlere göre çekme kuvvetine daha iyi dayanabileceğini belirtir. resistant to içindeki to bir edattır. Sonraki eylem özneye yapılıyorsa to + being + geçmiş zaman ortacı kullanılır; being pulled apart, proteinlerin çekilip ayrılan taraf olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi damage fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: This coating is resistant to ____ by salt water.
Cevabı göster
being damaged
so scientists attach a plastic bead to one end Kalıp ifadeler
2:27bu yüzden bilim insanları bir ucuna plastik bir boncuk takarlar
attach a plastic bead to one end: attach X to Y yapısı
Attach X to Y, X’i Y’ye sabitlemek, bağlamak veya eklemek anlamına gelir. Bu cümlede X a plastic bead, Y ise one end ifadesidir; to, boncuğun bağlandığı yeri veya desteği gösterir. Sıralamayı doğru tutun: attach fiilinden sonraki nesne eklenen parçadır; to sonrasındaki isim ise bu parçanın bağlandığı hedef veya destektir.
Alıştırma
Cümleyi attach X to Y yapısındaki edatla tamamlayın: Please attach the photo ____ the application form.
Cevabı göster
to
that adds extra stress and encourages it to fold up first. Dilbilgisi
2:31bu da ekstra gerilim ekleyerek onun önce katlanmasını teşvik eder.
encourage + nesne + to do: encourages it to fold up
encourages it to fold up ifadesindeki it, daha büyük protein molekülünü belirtir. encourage + nesne + to-infinitive kalıbı, bir şeyin bir eylemi veya süreci daha olası hâle getirdiğini anlatır. Burada ek gerilim, proteinin katlanmasını kolaylaştırır. Bu bilimsel açıklamada encourage sözcüğü gerçek anlamda duygusal destek vermek değildir. İnsan olmayan bir koşul fiziksel bir süreci 'teşvik edebilir'; bu nedenle fiil bilinçli bir niyeti değil, neden-sonuç eğilimini ifade eder.
Alıştırma
encourage + nesne + to do kalıbında melt kullanarak cümleyi tamamlayın: Salt encourages the ice ____.
Cevabı göster
to melt
This unboiling method won't work with a whole egg in its shell, Kalıp ifadeler
2:35Bu geri döndürme yöntemi, kabuklu bütün bir yumurta ile işe yaramayacaktır,
won't work with: uyumluluk veya uygulanabilirlik
Burada work with, 'belirli bir nesnede etkili olmak veya o nesneyle kullanılabilmek' anlamına gelir. Özne method olduğu için won't work with a whole egg in its shell ifadesi, yöntemin kabuklu bütün yumurtayı bu hâliyle başarılı şekilde işleyemediğini söyler. with sözcüğünden sonraki nesne, anlamı seçmeye yardımcı olur. İnsanlar başka insanlarla work with yaptığında ifade çoğunlukla iş birliği yapmak demektir; bir yöntem, araç, uygulama veya cihaz bir nesneyle works with yaptığında ise genellikle uygulanabilirliği ya da uyumluluğu anlatır.
Alıştırma
'This adapter won't work with my laptop,' cümlesinde won't work with ne anlama gelir?
- dizüstü bilgisayarımın yanına yerleştirilmeyecektir
- dizüstü bilgisayarımla uyumlu değildir
- dizüstü bilgisayarımla bir iş arkadaşı gibi çalışmayacaktır
Cevabı göster
dizüstü bilgisayarımla uyumlu değildir
since the solution has to spread throughout a cylindrical chamber. Dilbilgisi
2:39çünkü çözeltinin silindirik bir odaya yayılması gerekir.
since ... has to: neden ve zorunluluk belirtme
Burada since, bir kısıtlamanın nedenini açıklar ve because ile aynı anlama gelir. Geçmişteki belirli bir başlangıç noktasını anlatmaz. the solution has to spread ifadesindeki has to, sürecin zorunlu kıldığı bir gerekliliği belirtir: çözeltinin haznenin tamamına yayılması gerekir. Aktarılabilir kalıp, neden vermek için since + yan cümle ve koşulların neyi zorunlu kıldığını belirtmek için have to + fiildir.
Alıştırma
Neden için since, zorunluluk için has to kullanın: ____ the device ____ stay dry, we keep it indoors.
Cevabı göster
Since · has to
But the applications go way beyond uncooking your breakfast anyhow. Öbek fiiller
2:44Ama zaten uygulamalar, kahvaltınızı geri döndürmenin çok ötesine geçiyor.
go way beyond: bir kapsamı büyük ölçüde aşmak
Go beyond bir sınırı, kapsamı veya tek bir örneği aşmak demektir. Derece belirten way, beyond sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle go way beyond o sınırın çok ötesine uzanmak anlamına gelir. Burada ifade, dikkati kahvaltı örneğinden çok daha geniş bir kullanım alanına taşır. Fiziksel hareketi değil, soyut kapsamı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade go way beyond ile tamamlayın: The benefits of daily reading ____ improving your vocabulary.
Cevabı göster
go way beyond
Many pharmaceuticals consist of proteins that are extremely expensive to produce, Kalıp ifadeler
2:48Birçok ilaç, üretimi son derece pahalı olan proteinlerden oluşur,
pharmaceuticals consist of proteins: consist of bileşim kalıbı
Burada pharmaceuticals, resmî bilim dilinde ilaçları ifade eder; proteins ise bu ilaçların çoğunun neyden yapıldığını belirtir. whole + consist(s) of + parts kalıbı bir bütünün bileşimini gösterir: bütün consist of ifadesinden önce, parçalar ise sonra gelir. Consist of bu ilişkiyi zaten etken biçimde ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle bir bileşimi anlatmak için consist of ifadesini doğru kullanıyor?
- The medicine is consisted of two proteins.
- The medicine consists of two proteins.
- The medicine consists two proteins.
Cevabı göster
The medicine consists of two proteins.
partly because they get stuck in tangled up aggregates, Kelime
2:53bunun bir nedeni, dolaşık agregatların içinde sıkışıp kalmalarıdır,
get stuck in tangled up aggregates: bilimsel kümelerin içinde hapsolmak
Get stuck in, bir şeyin başka bir şeyin içinde hapsolduğu ve kolayca hareket edemediği ya da ayrılamadığı bir duruma geçmesi anlamına gelir. Get bu duruma geçişi, stuck ise ortaya çıkan durumu anlatır. Burada tangled up, dağınık biçimde dolanmış veya birbirine bağlanmış demektir. Aggregates ise çok sayıda parçacık ya da molekülün bir araya gelmesiyle oluşan kümeleri ifade eden çoğul bir bilim terimidir. İfade, proteinlerin dolaşmış kümelerin içinde hapsolmasını anlatır; bir toplamın hesaplanmasını değil.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada "The proteins get stuck in tangled aggregates" ne anlama gelir?
- Proteinler birbirine dolaşmış kümelerin içinde hapsolur.
- Proteinler kümelerin toplam sayısını hesaplar.
- Proteinler düzenli ayrı birimlere ayrılır.
Cevabı göster
Proteinler birbirine dolaşmış kümelerin içinde hapsolur.
just like cooked egg whites: benzetme kurmak
Just like cooked egg whites tanıdık bir benzetme sunar. Dinleyenin benzer bir dolaşmış durumu gözünde canlandırabilmesi için anlatılan proteinleri pişmiş yumurta aklarıyla ilişkilendirir. Just like yalnızca ilgili bir benzerliği vurgular; ilaçtaki proteinlerin yiyecek olduğu ya da iki şeyin her yönden tamamen aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Just like cooked egg whites bu açıklamada ne işe yarıyor?
- Konuyu proteinlerden yemek pişirmeye çevirir.
- Soyut bir protein sorununu tanıdık bir örnekle ilişkilendirir.
- İlaçtaki proteinlerin aslında yiyecek olduğunu söyler.
Cevabı göster
Soyut bir protein sorununu tanıdık bir örnekle ilişkilendirir.
and have to be untangled and refolded before they can do their jobs. Deyimler
2:59ve görevlerini yapabilmeleri için önce çözülmeleri ve yeniden katlanmaları gerekir.
before they can do their jobs: “işlev görmek” anlamı
Bu cümlede they ve their proteinleri ifade eder. Do their jobs proteinleri kişileştirir: Gerçek bir işe sahip olmak değil, “kendilerinden beklenen işlevleri yerine getirmek” anlamına gelir. Before they can do their jobs olayların sırasını gösterir: Proteinler önce çözülüp yeniden katlanmalı, ancak ondan sonra düzgün biçimde işlev görebilmelidir.
Alıştırma
Hangi cümlede do their jobs aynı mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
- The workers are looking for new jobs.
- The filters must be clean to do their jobs properly.
- The filters are applying for jobs at the factory.
Cevabı göster
The filters must be clean to do their jobs properly.
This spinning technique has the potential to be an easier, Notlar
3:03Bu döndürme tekniği, daha kolay bir yöntem olma potansiyeline sahiptir,
has the potential to: umut vadeden ancak belirsiz bir sonuç
Has the potential to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gelecekte gerçekleşebileceğini veya bir sonuca ulaşabileceğini belirtir. Olasılık gerçektir, ancak sonuç henüz kesin değildir. Burada bu ifade, döndürme tekniğini temkinli biçimde değerlendirir. Daha kolay bir yöntem hâline gelmek, garanti edilmiş değil, umut vadeden bir sonuç olarak sunulur.
Alıştırma
Umut vadeden ancak kesin olmayan bir gelecek sonucunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This new battery ____ last twice as long.
Cevabı göster
has the potential to
cheaper, and quicker method than other ways to refold proteins,
3:07proteinleri yeniden katlamanın diğer yollarından daha ucuz ve daha hızlı bir yöntem,
an easier, cheaper, and quicker method than...: tek bir hedefi paylaşan paralel karşılaştırmalar
Easier, cheaper ve quicker, paralel kullanılan üç karşılaştırma sıfatıdır. Üçü de aynı isim olan method sözcüğünü niteler; böylece teknik kolaylık, maliyet ve hız bakımından tek bir avantaj grubu olarak karşılaştırılır. Than, üç sıfatın da karşılaştırıldığı hedefi tanıtır: other ways to refold proteins. Bunun gibi uzun listelerde than sözcüğünü yalnızca son sıfatla ilişkilendirmeyin.
Alıştırma
Hangi cümle üç avantajı da aynı the highway hedefiyle doğru biçimde karşılaştırır?
- This route is short, safer, and quiet than the highway.
- This route is more shorter, more safer, and more quieter than the highway.
- This route is shorter, safer, and quieter than the highway.
Cevabı göster
This route is shorter, safer, and quieter than the highway.
so it may allow new drugs to be made available to more people, faster. Dilbilgisi
3:11böylece yeni ilaçların daha fazla insana daha hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayabilir.
may allow new drugs to be made available to: olası bir edilgen sonuç
Kalıp may allow + nesne + to be + past participle şeklindedir. Burada new drugs, allow fiilinin nesnesidir; to be made available ise edilgen bir mastardır. Yani ilaçlar eylemi yapan değil, eylemin uygulandığı öğedir. İfadenin tamamı, bir değişikliğin daha geniş erişimi mümkün kılabileceğini söyler; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Make something available to someone, “birinin bir şeyi edinebilmesini veya kullanabilmesini sağlamak” demektir. Bu nedenle available to more people, daha fazla kişinin ilaçlara erişebilmesi anlamına gelir; ilaçların “boş” ya da ücretsiz olması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir sonucu anlatmak için may allow + nesne + edilgen mastar yapısını doğru kullanıyor?
- The new system may allow emergency supplies delivered faster.
- The new system may allow emergency supplies to be delivered faster.
- The new system may allow to deliver emergency supplies faster.
Cevabı göster
The new system may allow emergency supplies to be delivered faster.
And there's one more thing you need to keep in mind before trying to uncook all of your food. Kalıp ifadeler
3:15Ve tüm yiyeceklerinizi pişmemiş haline döndürmeye çalışmadan önce aklınızda bulundurmanız gereken bir şey daha var.
one more thing you need to keep in mind: önemli bir hatırlatma eklemek
One more thing, konuşanın devam etmeden veya sözünü bitirmeden önce başka bir nokta eklediğini gösterir. you need to keep in mind sözleri, bu ek noktanın hatırlanıp dikkate alınması gereken önemli bir bilgi olduğunu belirtir. Keep in mind, “hatırlamak ve hesaba katmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, bir eylemden önce dinleyeni bir sınırlamaya hazırlar; fiziksel olarak bir şeyi zihnin içine koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir tur rehberi önemli bir hatırlatma daha eklemek istiyor. Hangi cümle doğal ve amaçlanan anlamı taşıyor?
- One more thing you need to keep on mind is that the gates close at six.
- One more thing you need to keep in mind is that the gates close at six.
- One more thing you need to put in mind is that the gates close at six.
Cevabı göster
One more thing you need to keep in mind is that the gates close at six.
Boiling an egg is actually an unusual cooking process,
3:20Yumurta kaynatmak aslında alışılmadık bir pişirme işlemidir,
because even though it changes the way proteins are shaped and bound together, Dilbilgisi
3:25çünkü proteinlerin şekillenme ve birbirine bağlanma biçimini değiştirse de,
it doesn't actually change their chemical identity. Kelime
3:29kimyasal kimliklerini aslında değiştirmez.
even though ... it doesn't actually change: ödünleme ve ana sonuç
Even though, kabul edilen ancak ana iddiayı geçersiz kılmayan bir gerçeği belirtir. Burada süreç, proteinlerin biçimini ve birbirine bağlanma şeklini gerçekten değiştirir. Ana cümle olan it doesn't actually change..., konuşanın temel sonucunu verir. even though X, Y kalıbı, X'teki gerçek bir değişikliği veya engeli Y'deki daha önemli sonuçtan ayırmaya yardımcı olur. Bu standart yapıda Y'den önce but eklemeyin.
Alıştırma
Malzemenin aynı kaldığını ana iddia olarak belirtmek için bu kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Even though its shape changed, the material remained the same.
- Because its shape changed, the material remained the same.
- Even though the material remained the same, its shape changed.
Cevabı göster
Even though its shape changed, the material remained the same.
change their chemical identity: kimyasal kimliklerini değiştirmek
Chemical identity, bir maddenin kimyasal açıdan ne olduğunu, yani bileşimini ve onu tanımlayan kimyasal özellikleri ifade eder. Bu cümlede their, proteins sözcüğüne gönderme yapar; change their chemical identity ise proteinleri kimyasal açıdan farklı maddelere dönüştürmek demektir. Burada identity teknik anlamda kullanılır. Bir kişinin kimliğini veya ad yazılı bir etiketi anlatmaz ve yalnızca bir maddenin biçimini ya da düzenini değiştirmekten farklıdır.
Alıştırma
Bu cümlede chemical identity neyi ifade eder?
- Proteinlerin görünür biçimi
- Proteinlerin kimyasal olarak ne olduğu
- Etikette basılı olan ad
Cevabı göster
Proteinlerin kimyasal olarak ne olduğu
Most types of cooking are more like the famous Maillard reaction, Kültür
3:33Çoğu pişirme türü daha çok ünlü Maillard reaksiyonuna benzer,
Maillard tepkimesi: kahverengileşme ve lezzetin kimyası
Maillard tepkimesi, ısının bazı şekerleri proteinlerin bileşenleriyle tepkimeye sokmasıyla gerçekleşen kimyasal bir süreçtir. Yiyeceklerin kahverengileşmesine ve kavrulmuş ya da kızarmış tatlar geliştirmesine yardımcı olur. Burada reaction, bir insanın verdiği tepkiyi değil, kimyasal bir tepkimeyi anlatır. Terim şu temel bilgiyi verir: birçok pişirme yöntemi kimya yoluyla yeni bileşikler oluşturur; yalnızca şekli veya sıcaklığı değiştirmez.
Alıştırma
Cümlede Maillard reaction neyi ifade ediyor?
- Isıtma sırasında gerçekleşen ve yiyeceğin kahverengileşip tat geliştirmesine yardımcı olan kimyasal bir tepkime.
- Bir insanın yemek kokusuna verdiği duygusal tepki.
- Yiyeceği değiştirmeden soğutma yöntemi.
Cevabı göster
Isıtma sırasında gerçekleşen ve yiyeceğin kahverengileşip tat geliştirmesine yardımcı olan kimyasal bir tepkime.
which makes chemical changes that turn sugars and proteins into delicious caramel crunchiness Kalıp ifadeler
3:37şekerleri ve proteinleri lezzetli bir karamel çıtırlığına dönüştüren kimyasal değişiklikler yapar
turn sugars and proteins into ...: turn X into Y kalıbı
turn X into Y kalıbı, X'in Y hâline gelmesine neden olmak demektir. Burada sugars and proteins X konumundadır, delicious caramel crunchiness ise Y konumundadır: kimyasal değişiklikler bu bileşenlerden karamele benzer bir tat ve çıtır bir doku oluşturur. Bir kişi, süreç veya kuvvet değişime neden olduğunda turn X into Y kullanılır. Özne kendisi değişiyor ve neden belirtilmiyorsa Water turns into ice. örneğindeki gibi X turns into Y kullanılır.
Alıştırma
turn X into Y kalıbını tek kelimeyle tamamlayın: Heat can turn water ____ steam.
Cevabı göster
into
a lot harder to undo: karşılaştırmayı güçlendirmek
a lot harder ifadesinde harder, hard sıfatının karşılaştırma biçimidir; a lot ise farkın büyük olduğunu belirtir. Yani ifade “çok daha zor” demektir. Burada söz konusu değişiklikleri undo etmenin, yani tersine çevirmenin çok daha zor olduğu anlatılır. Başka durumlarda da a lot + karşılaştırma derecesindeki sıfat veya zarf kalıbı kullanılabilir; a lot colder ve a lot more carefully gibi.
Alıştırma
Cümleyi hedef iki sözcüklü niteleyiciyle tamamlayın: This stain is ____ harder to remove than the last one.
Cevabı göster
a lot
So you might be able to unboil your egg,
3:46Yani haşlanmış yumurtanızı eski haline getirebilirsiniz,
but I'm sorry to say you can't unfry it, yet. Notlar
3:49ama üzülerek söylüyorum ki kızarmış yumurtanızı henüz geri getiremezsiniz.
I'm sorry to say: kötü haberi yumuşatmak
I'm sorry to say, konuşmacının dinleyiciyi hayal kırıklığı yaratacağını düşündüğü bir habere hazırlar. Bu cümlede, kızartılmış yumurtanın henüz eski hâline döndürülemeyeceği ifadesini yumuşatır. Burada sorry, kötü haberle ilgili üzüntü ve anlayış gösterir; konuşmacının yanlış bir şey yaptığı anlamına gelmek zorunda değildir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp I'm sorry to say (that) + hoş karşılanmayacak bir gerçektir.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: “I'm sorry to say the book you wanted is unavailable” cümlesinde kalıp kötü haberi yumuşatır ve mutlaka bir kusuru kabul etmez.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
can't unfry it, yet: yaratıcı bir un- fiili ve mevcut bir sınırlama
Burada unfry, esprili biçimde o anda türetilmiş yeni bir fiildir: fry fiilinin başına un- getirilerek “kızartmanın sonucunu tersine çevirmek” anlamı verilir. unboil sözünü çağrıştırır ve sıradan bir pişirme işleminin adı değildir. Dinleyenler anlamı İngilizcedeki tanıdık bir sözcük türetme kalıbından çıkarabildiği için ifade anlaşılır. can't unfry it, yet ifadesindeki yet, “şu ana kadar” anlamına gelir. Bu bağlamda kızartma işlemini tersine çevirmek, haşlama işlemini tersine çevirmekten daha zor gösterilir. Bu nedenle ifade kalıcı bir imkânsızlığı değil, mevcut bir sınırlamayı anlatır ve gelecekteki teknolojinin bunu yapabileceği olasılığını esprili biçimde açık bırakır.
Alıştırma
Bu bağlamda you can't unfry it, yet ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Kızartmanın sonucu asla tersine çevrilemez.
- Şu anda kızartmanın sonucunu tersine çevirmek mümkün değil, ama ileride mümkün olabilir.
- Dikkatli olursan kızartmanın sonucunu şimdi tersine çevirebilirsin.
- Onu kızartmadan önce beklemelisin.
Cevabı göster
Şu anda kızartmanın sonucunu tersine çevirmek mümkün değil, ama ileride mümkün olabilir.