Kraliçe II. Elizabeth: Platin Jübile Nedir? - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, Kraliçe II. Elizabeth’in tahttaki 70. yılını kutlayan Platin Jübile’nin tarihî önemini açıklıyor ve Jemma Melvin’in limonlu rulo pasta ile amaretti içeren resmî kutlama tatlısının ortaya çıkışını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But what's so special about this year's Platinum Jubilee is that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir konuyu farklı kılan özelliği önce tanıtmayı, ardından temel nedeni that yan cümlesiyle belirtmeyi öğrenin. Bu yapı, bağlantısız bilgileri sıralamak yerine odağı ve gerekçesi açık, düzenli bir açıklama kurmanıza yardımcı olur. 2. going all the way back to — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu ifadenin bir geleneğin, geçmişin veya bağlantının çok daha eski bir döneme kadar izlenebildiğini anlattığını fark edin. Kraliyet kutlamaları için üretilen Britanya yemekleri gibi geleneklerin kökenini ve zaman içindeki devamlılığını açıklarken kullanabilirsiniz. 3. a twist on a traditional trifle — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: twist sözcüğünü fiziksel bir dönme değil, yaratıcı bir çeşitleme olarak anlayın. a twist on yapısıyla tanıdık bir tarifin, tasarımın veya fikrin temel kimliğini korurken yeni malzemeler ya da ayırt edici özellikler kazandığını anlatabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
People in the UK are enjoying a 4-day holiday
0:12Birleşik Krallık'taki insanlar 4 günlük bir tatilin tadını çıkarıyor
as part of the celebrations for Queen Elizabeth II's Platinum Jubilee. Notlar
0:16Kraliçe II. Elizabeth'in Platin Jübilesi (Platinum Jubilee) kutlamalarının bir parçası olarak.
as part of: daha büyük bir bütünün parçası
“As part of”, “daha büyük bir etkinliğin, planın veya düzenlemenin içindeki bir unsur olarak” anlamına gelir. Bu cümlede dört günlük tatil, daha geniş kapsamlı Platin Jübile kutlamalarına dahildir. Yapı as part of + isim öbeğidir. Daha küçük bir olayın daha büyük bir bütünün içine nasıl yerleştiğini göstererek bilgiyi düzenler; tek başına büyük olayın küçük olaya yalnızca sebep olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi as ile başlayan ve “daha büyük bir etkinliğin bir unsuru olarak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum stayed open late ____ the city’s arts festival.
Cevabı göster
as part of
Platinum Jubilee: tahta çıkışın yetmişinci yılı
Platinum Jubilee, burada Kraliçe II. Elizabeth’in hükümdar oluşunun üzerinden yetmiş yıl geçmesini kutlayan etkinliklerin resmî yıldönümü adıdır. Bu cümlede, 2022’de Birleşik Krallık’ta düzenlenen etkinlikleri belirtir. Platinum, jübilenin yetmiş yıllık düzeyini gösterir; platinden yapılmış bir nesneyi anlatmaz. Bu yıldönümü tahta çıkışla ilgilidir, Kraliçe’nin yetmişinci yaş günüyle değil.
Alıştırma
Bu kraliyet haberi cümlesinde Platinum Jubilee neyi ifade ediyor?
- Kraliçe’nin yetmişinci yaş günü kutlamaları
- Kraliçe’nin hükümdar oluşundan sonraki yetmiş yılı kutlayan etkinlikler
- Platinden yapılmış nesnelerin sergisi
Cevabı göster
Kraliçe’nin hükümdar oluşundan sonraki yetmiş yılı kutlayan etkinlikler
A Jubilee celebrates the anniversary of a special event
0:20Jübile, özel bir etkinliğin yıl dönümünü kutlar
and the word is mostly associated with the Royal Family. Kalıp ifadeler
0:24ve bu kelime çoğunlukla Kraliyet Ailesi ile ilişkilendirilir.
is mostly associated with: temel bağlantıyı belirtme
“Is mostly associated with”, bir şeyin insanların zihninde başka bir şeyle güçlü veya yaygın bir bağlantısı olduğunu belirtir. Burada Jubilee kelimesi genellikle Kraliyet Ailesi ile bağlantılıdır. Kalıp be associated with + isim şeklindedir. Mostly, bunun ana ilişki olduğunu ancak tek ilişki olmadığını gösterir. Bir nedeni değil, bağlantıyı veya yaygın bir çağrışımı anlatır.
Alıştırma
İnsanların kurduğu ana bağlantıyı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This symbol ____ peace, although it has other meanings.
Cevabı göster
is mostly associated with
Queen Elizabeth II celebrates her Platinum Jubilee,
0:30Kraliçe II. Elizabeth, Platin Jübilesini kutluyor,
commemorating 70 years since she became Queen in 1952. Kelime
0:331952'de Kraliçe olmasından bu yana geçen 70 yılı anıyor.
commemorating 70 years: bir yıl dönümünü resmî biçimde anmak
“Commemorating 70 years”, öneminin hatırlanması için bu yetmiş yıllık dönemi resmî biçimde anmak demektir. Commemorate genellikle önemli yıl dönümleri, kişiler veya tarihî olaylar için kullanılır. Burada commemorating, Platin Jübile’nin neyi andığını ekleyen bir -ing yan cümlesidir: II. Elizabeth’in kraliçe olmasından bu yana geçen yetmiş yılı. Yeni bir ana olay sunmak yerine kutlamanın anlamını açıklar.
Alıştırma
Resmî bir törenin amacı tarihî bir olayı onurlandırmak ve hatırlamaktır. “The ceremony will ___ the end of the war” cümlesini en iyi hangi fiil tamamlar?
- commemorate
- announce
- celebrate
Cevabı göster
commemorate
People are doing all kinds of things to celebrate,
0:38İnsanlar kutlamak için her türlü şeyi yapıyor,
from large events at Buckingham Palace and St Paul's Cathedral Dilbilgisi
0:41Buckingham Sarayı ve St Paul Katedrali'ndeki büyük etkinliklerden
to smaller street parties in towns and cities up and down the country and abroad. Deyimler
0:44ülke çapında ve yurtdışındaki kasaba ve şehirlerdeki daha küçük sokak partilerine kadar.
from large events ... to smaller street parties: bir aralık belirtmek
Bu cümlede from A to B, bir aralığın iki ucunu gösterir. A, önemli mekânlardaki büyük etkinlikler; B ise daha küçük sokak partileridir. Bu yapı, iki uç arasında geniş bir çeşitlilik olduğunu anlatır. Yalnızca bu iki kutlama türünün bulunduğu ya da birinin bir uçtan diğerine yolculuk ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir aralık göstermek için from ... to yapısını kullanın: The museum displays everything ____ ancient coins ____ modern sculptures.
Cevabı göster
from · to
up and down the country: ülkenin dört bir yanında
Up and down the country, “ülkenin birçok yerinde” anlamına gelen İngiliz İngilizcesine özgü deyimsel bir ifadedir. Burada Birleşik Krallık'ın dört bir yanındaki kasaba ve şehirlerde sokak partileri düzenlendiğini anlatır. Up and down dikey bir hareketi ya da yalnızca kuzey ile güneyi ifade etmez. İfadenin tamamı ülke çapında geniş bir dağılımı gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede up and down the country ne anlama geliyor? Volunteers up and down the country collected winter coats.
- Yalnızca ülkenin kuzeyinde ve güneyinde
- Ülkenin birçok yerinde
- Sürekli yokuş yukarı ve yokuş aşağı giderken
Cevabı göster
Ülkenin birçok yerinde
we look at the Platinum Jubilee in an unusual way Anlatım akışı
0:50Platin Jübileye alışılmadık bir şekilde bakıyoruz
by hearing about a cake competition to make the official Jubilee cake,
0:54resmi Jübile pastasını yapmak için düzenlenen bir pasta yarışmasını duyarak,
in an unusual way: beklenmedik bir bakış açısını belirtmek
Burada in an unusual way, programın konuyu en belirgin yaklaşımla değil, daha az beklenen bir açıdan sunacağını dinleyiciye bildirir. Ardından gelen by hearing about ... bölümü bu açının ne olduğunu açıklar. Böyle bir ifade duyduğunuzda onu bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak değerlendirin: konuşmacı, konuya özel bir yaklaşım biçimini açıklamak üzeredir.
Alıştırma
Örnekte in an unusual way esas olarak neyi belirtir?
- Konunun kendisinin tuhaf veya gerçek dışı olduğunu söyler.
- Programın ilgisiz bir konuya geçeceğini duyurur.
- Konuya daha az beklenen bir açıdan yaklaşılacağını belirtir.
Cevabı göster
Konuya daha az beklenen bir açıdan yaklaşılacağını belirtir.
the period of time when a monarch rules a country.
1:08bir hükümdarın bir ülkeyi yönettiği döneme hükümdarlık denir.
Elizabeth's reign: bir hükümdarın yönetim dönemi
Burada reign, bir hükümdarın yönetimde olduğu dönem anlamına gelen bir isimdir. Elizabeth's reign, Kraliçe Elizabeth'in hükümdar olduğu zaman aralığını belirtir; Elizabeth's iyelik yapısı bunun kimin saltanatı olduğunu gösterir. Bu kraliyet ve tarih anlamı krallar, kraliçeler ve diğer hükümdarlar için kullanılır. Tek bir yasa veya kararı değil, hükümdarın bütün yönetim dönemini adlandırır.
Alıştırma
Kraliyet ve tarih bağlamında cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The queen's long ___ was a major period in the country's history.
- rain
- reign
- term
Cevabı göster
reign
Silver Jubilee ... Golden Jubilee ... Diamond Jubilee: yıl dönümü adları
Silver Jubilee, Golden Jubilee ve Diamond Jubilee, yıl dönümü kutlamaları için kullanılan yerleşik adlardır. Bu cümlenin Britanya kraliyet bağlamında sırasıyla Kraliçe II. Elizabeth'in tahttaki 25., 50. ve 60. yıllarını belirtirler. Burada Silver, Golden ve Diamond, geleneksel adların bir parçasıdır. Kutlamanın yapıldığı veya süslendiği malzemeyi değil, yıl dönümünün düzeyini gösterirler.
Alıştırma
Bu kraliyet bağlamında Silver Jubilee, Golden Jubilee ve Diamond Jubilee neyi adlandırır?
- 25, 50 ve 60 yıllık kutlamaların yerleşik adları
- Tek bir kutlamada kullanılan üç süsleme malzemesi
- Hükümdarın sahip olduğu farklı üç unvan
Cevabı göster
25, 50 ve 60 yıllık kutlamaların yerleşik adları
But what's so special about this year's Platinum Jubilee Dilbilgisi
1:26Ancak bu yılki Platin Jübile ile ilgili bu kadar özel olan şey,
is that Queen Elizabeth II is the first British monarch ever to spend 70 years on the throne. Deyimler
1:29Kraliçe II. Elizabeth'in tahtta 70 yıl geçiren ilk İngiliz hükümdarı olmasıdır.
But what's so special about ... is that ...: bir şeyin neden öne çıktığını açıklamak
what's so special about X is that Y kalıbı önce bir konuya işaret eder, ardından onu öne çıkaran kesin nedeni verir. İlk bölüm X'in özel yanını, that ile başlayan bölümdeki Y ise temel açıklamayı belirtir. Baştaki But, önceki bilgilerden ana noktaya geçişi gösterir. Burada yapı, dinleyiciyi onun tahtta 70 yıl kalan ilk Britanya hükümdarı olduğu cevabına yönlendirir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak What's so special about ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: ____ this camera ____ it prints photos immediately.
Cevabı göster
What's so special about · is that
on the throne: hükümdar olarak tahtta olmak
Burada on the throne, “kral veya kraliçe olarak tahtta bulunmak” anlamına gelir. spend 70 years on the throne ifadesi, II. Elizabeth’ın bir sandalyede geçirdiği zamanı değil, hükümdarlık süresini anlatır. Burada throne, hükümdarın makamını ve statüsünü temsil eder. Tarih anlatılarında veya kraliyet haberlerinde be on the throne, remain on the throne ya da spend a number of years on the throne, hükümdar olarak geçirilen bir dönemi anlatabilir.
Alıştırma
throne sözcüğünü içeren ve “hükümdar olarak tahtta olmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tarih cümlesini tamamlayın: The king remained ____ for thirty years.
Cevabı göster
on the throne
but who was the previous longest reigning before her?
1:41ama ondan önceki en uzun süre tahtta kalan hükümdar kimdi?
Britain's longest-ever reigning monarch: isim öbeğini çözümleme
Monarch temel isimdir; yani tanımlanan kişiyi belirtir. Reigning, rekorun hükümdar olarak geçirilen süreyle ilgili olduğunu; longest-ever tüm Britanya tarihindeki en uzun süreyi; Britain’s ise karşılaştırılan grubu gösterir. Kısa çizgi, longest-ever ifadesini tek bir niteleyici hâline getirir. Bunun gibi yoğun isim öbekleri, temel isimden önce birkaç ayrıntı verir. Monarch sözcüğünden geriye doğru okuyun: bir hükümdar, hüküm süren bir hükümdar ve ardından Britanya’da gelmiş geçmiş en uzun süre hüküm süren hükümdar.
Alıştırma
Britain's longest-ever reigning monarch ifadesini hangi seçenek doğru biçimde açıklar?
- diğer bütün Britanya hükümdarlarından daha fazla ülkeyi yöneten hükümdar
- diğer bütün hükümdarlardan daha yaşlı olan Britanya hükümdarı
- saltanatı diğer bütün Britanya hükümdarlarının saltanatından daha uzun süren hükümdar
Cevabı göster
saltanatı diğer bütün Britanya hükümdarlarının saltanatından daha uzun süren hükümdar
I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler
1:56Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
I'll reveal the answer: saklı tutulan cevabı açıklamak
I'll reveal the answer, konuşmacının önceden saklı tuttuğu bir cevabı açıklayacağı anlamına gelir. Reveal, dinleyicilerin cevabı henüz bilmediğini düşündürdüğü için bilgi yarışması, bilmece veya program bağlamına uygundur. Bu cümlede sunucu, cevabı programın sonunda açıklayacağına söz vererek beklenti yaratır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp reveal the answer ifadesidir; I'll, I will ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve gelecekteki bir eylemi belirtir.
Alıştırma
Saklı tutulan bir cevabın daha sonra açıklanacağını dinleyicilere en iyi hangi cümle anlatır?
- I'll repeat the answer after everyone has guessed.
- I'll check the answer after everyone has guessed.
- I'll reveal the answer after everyone has guessed.
Cevabı göster
I'll reveal the answer after everyone has guessed.
As the first monarch ever to have a Platinum Jubilee, Dilbilgisi
1:59Platin Jübilesi olan ilk hükümdar olarak,
many celebrations are being planned for the Queen. Dilbilgisi
2:02Kraliçe için pek çok kutlama planlanıyor.
As the first monarch ever to ...: kimlik ve nedeni tanıtmak
Burada As + kimlik bildiren ifade, Kraliçe'nin statüsünü sunar: Platin Jübile yaşayan ilk hükümdardır. Bu statü aynı zamanda planlanan kutlamaların nedeni veya arka planı olarak düşünülmüştür; bu yüzden As, nedensel bir bağla “bu sıfatıyla” anlamına yakındır. the first + isim + ever to + fiil yapısı, o grupta daha önce hiç kimsenin bunu yapmadığını belirtir. Burada ever, önceki tarihin tamamını kapsayarak first sözcüğünü güçlendirir. Standart yazıda, baştaki kimlik ifadesi ana cümlenin öznesini tanımlamalıdır. Özgün cümlenin ana öznesi the Queen değil many celebrations olduğu için niteleyici askıda kalır. Açık bir düzeltme şöyledir: As the first monarch ever to have a Platinum Jubilee, the Queen will be honoured with many celebrations.
Alıştırma
Baştaki As + kimlik yapısını hangi cümle doğru kullanıyor?
- As the team captain, a new schedule was announced.
- As the team captain, the meeting will begin at noon.
- As the team captain, Maya will lead the meeting.
Cevabı göster
As the team captain, Maya will lead the meeting.
many celebrations are being planned: şimdiki zamanın edilgen yapısı
Many celebrations are being planned, şimdiki zamanın edilgen yapısındadır: are + being + planned fiilinin geçmiş zaman ortacı. Kutlamaların şu anda devam eden bir eylemden etkilendiğini anlatır. Edilgen yapı, dikkati düzenlemeyi yapan kişiler yerine kutlamalara ve hazırlıkların mevcut durumuna verir. Eylemi yapan kişi bilinmediğinde, zaten belli olduğunda veya daha az önemli olduğunda bu bilgi düzeni haberlerde ve duyurularda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi plan fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: New safety measures ____ for the school festival.
Cevabı göster
are being planned
Trooping the Colour: Britanya hükümdarının resmî doğum günü geçit töreni
Trooping the Colour, Britanya hükümdarının resmî doğum gününü kutlamak için her yıl düzenlenen törensel geçit töreninin özel adıdır. Bu cümlede önce gelen an official birthday parade sözleri etkinliğin türünü belirtir, Trooping the Colour ise adını verir. Bu ad içindeki Colour, kırmızı veya mavi gibi bir renk değil, bir askerî alayın bayrağı anlamına gelir. Ad, alay bayrağının asker sıraları boyunca taşınması geleneğinden gelir.
Alıştırma
Bu cümlede Trooping the Colour ne anlama geliyor?
- bir kraliyet binasını boyama projesi
- Britanya hükümdarının resmî doğum günü geçit töreni
- parlak renklerin sergilendiği bir moda gösterisi
Cevabı göster
Britanya hükümdarının resmî doğum günü geçit töreni
which ends with jet planes flying over Buckingham Palace and the Platinum Pageant, Dilbilgisi
2:09Buckingham Sarayı üzerinden jet uçaklarının uçmasıyla sona eren bu tören ve Platin Geçidi,
a live concert in front of the Palace featuring music and dancing, Kalıp ifadeler
2:14Sarayın önünde müzik ve dansın yer aldığı canlı bir konser,
which ends with: bir etkinliğin nasıl bittiğini ek bilgi olarak belirtme
Which, hemen önce sözü edilen kutlamaya gönderme yapar. Sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır; yeni bir ana cümle kurmak yerine o etkinlik hakkında ek bilgi verir. Ends with, etkinliğin son bölümünü tanıtır. Uzun bir cümlede önceki etkinliği ana konu olarak tutun ve which ends with ... bölümünü ona eklenen bilgi olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi which + end fiilinin geniş zaman biçimi + with kullanarak tamamlayın: The school concert, ____ a group song, lasts one hour.
Cevabı göster
which ends with
featuring music and dancing: bir etkinliğin içeriğini öne çıkarma
Featuring music and dancing, a live concert ifadesini niteleyen bir ortaç grubudur. A live concert that features music and dancing demenin daha kısa bir yoludur. Burada feature, bir şeyi dikkat çekici bir bölüm olarak içermek veya sunmak anlamına gelir. Bu kullanım, bir etkinlik açıklamasında ana içeriği öne çıkarırken yaygındır.
Alıştırma
Etkinlik açıklamasını tamamlamak için feature fiilinin -ing biçimini kullanın: We visited an exhibition ____ work by local artists.
Cevabı göster
featuring
puppets of the Queen's favourite pets, her corgi dogs,
2:18Kraliçe'nin en sevdiği evcil hayvanları corgi cinsi köpeklerinin kuklaları,
And that's just in London. ile kapsamı genişleten geçiş
Burada And that's just in London. Londra ile ilgili örnekleri kapatır. just, bu örnekleri tek bir yerle, yani Londra'yla sınırlar. Cümle, etkinliklerin yalnızca Londra'da yapıldığı anlamına gelmez. Londra'nın daha geniş bir tablonun yalnızca ilk bölümü olduğunu bildirir ve dinleyiciyi Birleşik Krallık'ın başka yerlerindeki etkinliklere hazırlar.
Alıştırma
Bu bağlamda And that's just in London. neyi işaret eder?
- Konuşmacı konuyu kutlamalardan ulaşıma geçiriyor.
- Ülkedeki bütün etkinlikler Londra'yla sınırlıdır.
- Londra, daha geniş bir etkinlik grubunun yalnızca bir parçasıdır.
Cevabı göster
Londra, daha geniş bir etkinlik grubunun yalnızca bir parçasıdır.
street parties are being held for people to eat and drink with friends and neighbours. Kültür
2:27insanların arkadaşları ve komşularıyla yiyip içmeleri için sokak partileri düzenleniyor.
All across the UK ile geniş coğrafi kapsam belirtme
All across the UK, “Birleşik Krallık'ın pek çok yerinde” anlamına gelir. All geniş kapsama duygusunu güçlendirir; bu nedenle ifade, sokak partilerinin tek bir yerde değil, ülkenin birçok yerine yayılmış olduğunu gösterir. Bu yer ifadesi cümlenin başına getirildiğinde, cümle ana bilgiyi vermeden önce coğrafi kapsamı belirler.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki iki kelimelik yapıyla tamamlayın: ____ the region, libraries are offering free workshops.
Cevabı göster
All across
street parties are being held: topluluk kutlamaları ve şimdiki zaman edilgen yapı
Britanya'daki bir kutlamayı anlatan haberde street parties, yerel halkın yiyecek ve içecek paylaşarak birlikte vakit geçirdiği, düzenlenmiş açık hava buluşmalarıdır. Bunlar çoğu zaman trafiğe geçici olarak kapatılan bir yolda yapılır. İfade, yalnızca sokakta yapılan özel bir partiyi değil, topluluk kutlamasını anlatır. Are being held, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: are + being + geçmiş zaman ortacı held. Düzenleyenleri değil etkinlikleri öne çıkarır ve etkinliklerin söz edilen dönem civarında yapıldığını ya da planlandığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede street parties are being held ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- İnsanlar sokakta plansız bir protesto yapıyor.
- Özel kulüp partileri yolun üzerine taşındı.
- Düzenlenmiş mahalle kutlamaları yapılıyor.
Cevabı göster
Düzenlenmiş mahalle kutlamaları yapılıyor.
There's a tradition of inventing a new food dish to commemorate Jubilees, Kalıp ifadeler
2:31Jübileleri anmak için yeni bir yemek icat etme geleneği vardır,
There's a tradition of inventing: tekrarlanan bir geleneği tanıtmak
There's a tradition of ... bir ailenin, okulun, topluluğun veya ülkenin paylaştığı bir geleneği tanıtır. Buradaki gelenek, jübileler için yeni bir yemek icat etmektir; insanların tekrar tekrar yaptığı bir şeyi anlatır, uymaları gereken bir kuralı değil. Of edatından sonra isim veya -ing biçimi kullanılır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp There's a tradition of + -ing biçimidir; There's a tradition of inventing... buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için exchange sözcüğünün doğru biçimini kullanın: At our school, there's a tradition of ____ handwritten cards on the last day of term.
Cevabı göster
exchanging
going all the way back to the Victoria Sponge, Deyimler
2:36bu, Victoria Sponge pastasına kadar uzanır,
going all the way back to: geçmişi ... kadar uzanmak
going all the way back to, bu geleneğin çok daha eski bir örneğe, yani Victoria Sponge'a kadar izlenebildiğini belirtir. Buradaki going back fiziksel olarak geriye gitmeyi değil, tarihte geçmişe uzanmayı anlatır; all the way ise uzun zaman aralığını vurgular. -ing yapısı, geleneğin ne kadar eski olduğuna dair ek bilgi verir. Yeniden kullanılabilen go/goes all the way back to kalıbından sonra bir kökeni gösteren tarih, dönem, olay, kişi veya eski bir örnek gelebilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The town's summer festival ____ 1910.
Cevabı göster
goes all the way back to
a cake named after Queen Victoria. Kalıp ifadeler
2:39Kraliçe Victoria'nın adını taşıyan bir pasta.
named after Queen Victoria: Kraliçe Victoria'nın adını taşıyan
named after Queen Victoria, kekin adının Kraliçe Victoria'nın adından alındığını ve bunun çoğu zaman ona duyulan saygıyı veya takdiri gösterdiğini ifade eder. Kraliçenin keke bizzat ad verdiği ya da kekin ona ait olduğu anlamına gelmez. Geçmiş zaman ortacı yapısındaki named after Queen Victoria, cake sözcüğünü niteler ve a cake that was named after Queen Victoria ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp be named after + kişi, yer veya şey biçimindedir.
Alıştırma
Ada Lovelace'ın odanın adının kaynağı olduğunu gösterecek doğru edatı yazın: The computer room is named ____ Ada Lovelace.
Cevabı göster
after
a competition was held to find a new dish to become the official pudding of the Jubilee. Dilbilgisi
2:43Jübilenin resmi pudingi olacak yeni bir yemek bulmak için bir yarışma düzenlendi.
a competition was held: hold fiilinin edilgen biçimiyle etkinlik bildirme
“a competition was held”, “hold a competition” ifadesinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Burada hold, “elde tutmak” değil, “düzenlemek” anlamına gelir; dolayısıyla cümle bir yarışmanın yapıldığını bildirir. Edilgen yapı, düzenleyenin adından çok yarışmaya ve amacına odaklanır. Düzenleyen bilinmediğinde, bağlamdan zaten anlaşıldığında veya etkinlikten daha az önemli olduğunda bu kullanım yaygındır.
Alıştırma
Etkinlik haberini hold fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: A competition ____ to choose the town's new flag.
Cevabı göster
was held
Here's BBC reporter Daniella Relph to explain more. Anlatım akışı
2:48İşte daha fazlasını açıklamak üzere BBC muhabiri Daniella Relph.
Here's BBC reporter Daniella Relph to explain: sözü sıradaki konuşmacıya bırakmak
“Here's BBC reporter Daniella Relph to explain more” cümlesinde Here's + kişi, sırada konuşacak kişiyi tanıtır; to explain ise onun katkısının amacını belirtir. Bir geçiş ifadesi olarak sözü sunucudan muhabire bırakır. Asıl amaç muhabirin nerede olduğunu söylemek değil, dinleyiciye sırada onun haberi veya açıklaması olduğunu bildirmektir.
Alıştırma
Bu yayında “Here's BBC reporter Daniella Relph to explain more” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Muhabirin ailesi hakkında bilgi verir.
- Sıradaki açıklama için sözü muhabire bırakır.
- Muhabirin sunucunun yakınında durduğunu söyler.
Cevabı göster
Sıradaki açıklama için sözü muhabire bırakır.
Now we have a Queen Elizabeth II Platinum Pudding.
2:57Şimdi ise Kraliçe II. Elizabeth Platin Pudingimiz var.
Zaman çizgisini ilerleten First, ... then ... Now
First, then ve Now bilgiyi bir zaman çizgisi olarak düzenler. First en eski örneği tanıtır, then daha sonraki bir örneğe geçer, Now ise dinleyiciyi günümüzdeki örneğe getirir. Bu sözcükler yalnızca üç yiyeceği saymaz. Dinleyicinin önce -> sonra -> günümüz şeklindeki açık ilerlemeyi takip etmesini sağlar. Aynı düzen tarih, değişim veya adımları anlatırken de kullanılabilir.
Alıştırma
Zaman çizgisini First, Then ve Now ile tamamlayın: ____, our club met in the library. ____, we met online. ____, we meet in the community hall.
Cevabı göster
First · Then · Now
The winning lemon Swiss roll and Amaretti trifle is a twist on a traditional trifle Deyimler
3:01Kazanan limonlu rulo pasta ve Amaretti trifle, geleneksel bir trifle'ın farklı bir versiyonudur
a twist on a traditional trifle: geleneksel trifle'ın yaratıcı bir yorumu
Burada a twist on a traditional trifle, bilinen bir tatlının yeni bir versiyonu anlamına gelir. Kazanan tatlı, geleneksel trifle'ın temel fikrini korur ancak bazı malzemeleri veya ayrıntıları değiştirir. a twist on something kalıbındaki twist mecazidir; fiziksel bir dönüş değildir. Bu kalıp, tanınabilir bir fikre yeni bir değişiklik eklenmesini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bilinen bir pankek tarifinin yaratıcı biçimde değiştirildiğini anlatır?
- This recipe tells you to turn each pancake over.
- This recipe is exactly the same as classic pancakes.
- This recipe is a twist on classic pancakes.
Cevabı göster
This recipe is a twist on classic pancakes.
with layers of ... ile katmanlı bir yapıyı anlatmak
Burada with layers of ... ifadesi trifle'ın yapısını açıklar. With, “sahip olan” veya “içeren” anlamına gelir; layers of ise malzemelerin yalnızca karıştırılmadığını, üst üste katmanlar hâlinde yerleştirildiğini gösterir. Bu ifade, bir yiyeceğin veya nesnenin nasıl oluşturulduğunu açıklamak için bir isim grubundan sonra gelebilir: a cake with layers of sponge and cream. Altyazıda of sonrasındaki liste, katmanları oluşturan malzemeleri belirtir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle açıklamayı tamamlayın: The celebration cake was made ____ vanilla sponge, raspberry jam, and cream.
Cevabı göster
with layers of
was invented to celebrate Queen Elizabeth's coronation, Kültür
3:19Kraliçe Elizabeth'in taç giyme törenini (coronation) kutlamak için icat edildi,
Coronation Chicken: kraliyet taç giyme töreninden adını alan yemek
Coronation Chicken, bir tavuğun taç giydiğini söyleyen bir ifade değil, bir İngiliz tavuk yemeğinin yerleşik adıdır. Coronation, bir hükümdara resmî olarak taç takıldığı törendir. Bu yemek, Kraliçe II. Elizabeth'in 1953'teki taç giyme töreniyle bağlantılı kutlamalar için yaratıldı. Bu nedenle adı, kraliyetle ilgili tarihsel bir bağ taşır ve Britanya jübilelerinin yemek gelenekleri konuşulurken anılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Coronation Chicken neyi ifade ediyor?
- Her tavuk köri yemeğinin genel adı
- Kraliçe II. Elizabeth'in taç giyme töreninden adını alan bir İngiliz tavuk yemeği
- Bir tavuğa taç takıldığı tören
Cevabı göster
Kraliçe II. Elizabeth'in taç giyme töreninden adını alan bir İngiliz tavuk yemeği
Queen Elizabeth's coronation: Kraliçe Elizabeth'in taç giyme töreni
Queen Elizabeth's coronation, Kraliçe Elizabeth'in kraliçe olarak resmen taçlandırıldığı tören anlamına gelir. Bu kraliyet etkinliği Coronation Chicken adının arkasındaki olaydır: yemek bu taç giyme törenini kutlamak için oluşturulmuştur. Coronation törenin kendisini anlatır; kraliçenin tüm hükümdarlık dönemini veya genel bir kutlamayı değil.
Alıştırma
Örnekte coronation sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?
- kraliyet ailesinin özel bir yemeği
- bir hükümdarın taçlandırıldığı resmî tören
- bir hükümdarın hüküm sürdüğü yıllar
Cevabı göster
bir hükümdarın taçlandırıldığı resmî tören
the ceremony at which ...: resmî bir ilgi cümleciği
at which yapısında which, the ceremony ifadesine geri döner; at ise ilişkiyi gösterir: she was made Queen at that ceremony. Edatı which sözcüğünden önce koymak, noun + at which + clause biçimindeki resmî ilgi cümleciğini oluşturur. Edilgen was made Queen ifadesi, ona resmen kraliçe konumunun verildiğini anlatır. Buradaki made, fiziksel olarak yaratılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle resmî edat + ilgi zamiri yapısını doğru kullanır?
- Graduation is the ceremony which students receive their diplomas.
- Graduation is the ceremony at where students receive their diplomas.
- Graduation is the ceremony at which students receive their diplomas.
Cevabı göster
Graduation is the ceremony at which students receive their diplomas.
competition winner Jemma Melvin has invented a lemon and Swiss roll Amaretti trifle
3:26yarışma birincisi Jemma Melvin, limon ve rulo pasta Amaretti trifle icat etti
as the official Jubilee cake: atanmış bir rolü gösteren as
as the official Jubilee cake ifadesindeki as, trifle'a verilen rolü veya statüyü tanıtır: tatlı, Jübile kutlamasının resmî pastası olarak hizmet etmesi için hazırlanmıştır. Buradaki as, “benzer” anlamına gelmez. as + rol ya da kullanım kalıbı, bir kişi veya şeyin gerçekte hangi işlevi gördüğünü belirtir.
Alıştırma
Chose fiilinden sonra şarkının yeni rolünü belirten edatı yazın: The school chose the song ____ its new anthem.
Cevabı göster
as
Trifle is a sweet cold pudding made of three layers, Kalıp ifadeler
3:35Trifle, üç katmandan oluşan tatlı ve soğuk bir pudingdir,
made of three layers: bileşimi anlatmak
made of three layers ifadesinde made of tatlının bileşimini, three layers ise görülebilen yapısını anlatır. made of three layers sözleri pudding sözcüğünden sonra gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciği oluşturur: pudding made of three layers, pudding that is made of three layers ile aynı anlama gelir. Bu yapı, bileşim bilgisini doğrudan bir ismin arkasına ekler.
Alıştırma
Yapısı üç katmandan oluşan bir nesneyi hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- The protective mat is made of three layers.
- The protective mat is made of soft rubber.
- The protective mat is made for outdoor use.
Cevabı göster
The protective mat is made of three layers.
Jemma's Jubilee trifle is a twist on a traditional trifle.
3:45Jemma'nın Jübile trifle'ı geleneksel bir trifle'ın farklı bir versiyonudur (a twist on).
people use the phrase a twist on something
3:51insanlar geleneksel bir tarifin yeni bir varyasyonunu tanımlamak için
to describe a new variation of a traditional recipe
3:54farklı ve heyecan verici malzemeler kullanarak yapılan bir şeye
Jemma learned her winning recipe from her grandmothers.
4:01Jemma kazanan tarifini büyükannelerinden öğrendi.
the people's pudding: herkes için bir tatlı
Burada the people's pudding, sıradan insanların paylaşması ve keyifle yemesi için sunulan bir puding anlamına gelir. İyelik biçiminde görünse de bu söz retoriktir: hukuki mülkiyeti değil, halkla bağı ve kapsayıcılığı anlatır. Ardından gelen something to be enjoyed by everyone ifadesi bu anlamı açıkça belirtir. Tatlıyı yalnızca kraliyet ya da resmî çevreyle sınırlamak yerine geniş halk kitlesine açık bir kutlamayla ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Bu cümlede the people's pudding, tatlının halka ait olduğu anlamına gelen resmî bir hukuki unvandır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Here is Jemma Melvin describing how she felt to discover her trifle
4:10İşte Jemma Melvin trifle'ının resmi Platin Puding olarak seçildiğini öğrendiğinde
had been chosen as: past perfect edilgen yapı
Had been chosen as, had + been + geçmiş zaman ortacı chosen + as + rol ya da unvan yapısından oluşur. Had been chosen, past perfect edilgen yapıdır: trifle seçme eylemine maruz kalır ve as onun kazandığı rolü ya da unvanı tanıtır. Geçmişteki referans noktası, onun bunu öğrendiği andır. Seçim, o öğrenmeden önce zaten tamamlanmıştı; bu nedenle bu yapı iki geçmiş olayı açık bir sıraya koyar.
Alıştırma
Cümleyi choose fiilinin past perfect edilgen biçimi ve as ile tamamlayın: Maya learned that her design ____ the official poster.
Cevabı göster
had been chosen as
Şaşkınlık tepkisi olarak I cannot believe it.
Burada I cannot believe it. şaşırtıcı bir sonuca verilen duygusal bir tepkidir. Konuşan kişi bunun gerçekleştiğini kabul eder, ancak o kadar şaşırmış veya heyecanlanmıştır ki durumu sindirmekte zorlanır. Aynı cümle hem harika hem de kötü bir habere tepki olarak söylenebilir. Duyguyu bağlam ve ses tonu gösterir; bu nedenle cümle her zaman “Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum” anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya, resminin birincilik ödülünü kazandığını yeni öğrendi. “I cannot believe it.” dediğinde büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Neyin duyurulduğunu duymamıştır.
- Bunun gerçekten gerçekleşmesine şaşırmıştır.
- Sonucun kesinlikle yanlış olduğunu düşünmektedir.
Cevabı göster
Bunun gerçekten gerçekleşmesine şaşırmıştır.
was just the most beautiful desserts and pudding with beautiful stories.
4:22güzel hikayeleri olan en güzel tatlılar ve pudinglerden ibaretti.
Everything that I was up against: rekabetle karşı karşıya olmak
Everything that I was up against, konuşan kişinin karşılaşmak zorunda olduğu yarışmadaki tüm tatlıları ve pudingleri ifade eder. that I was up against sözleri everything ifadesini açıklar ve bunları bir yarışmanın parçası olarak gösterir. be up against someone or something yapısındaki up against, bir rakiple veya zor bir durumla karşı karşıya olmak anlamına gelir. Fiziksel temas veya konum değil, çoğu zaman ciddi rekabet ya da baskı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “zorlu bir rakiple karşı karşıya olmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: In Saturday's final, our team is ____ the regional champions.
Cevabı göster
up against
a bit surreal: Gerçek ama rüya gibi
a bit surreal, bir şey gerçekten olmuş olsa da rüya gibi veya inanılması güç hissedildiği anlamına gelir. Burada beklenmedik zafer henüz tam olarak özümsenmemiştir, bu yüzden bütünüyle gerçek gibi gelmez. a bit, surreal ifadesinin gücünü azaltır. Konuşan kişi durumun tamamen tuhaf olduğunu söylemek yerine hafif bir gerçek dışılık hissini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede a bit surreal en uygun şekilde kullanılmıştır?
- After years of watching the ceremony on TV, standing on its stage felt a bit surreal.
- The bus was five minutes late, so the timetable felt a bit surreal.
- The soup needed salt, so it tasted a bit surreal.
Cevabı göster
After years of watching the ceremony on TV, standing on its stage felt a bit surreal.
humble, modest, and not proud: Sade ve gösterişsiz
modest ve not proud sözleri humble sözcüğünü açıklar. humble bir kişiyi tanımladığında, genellikle o kişinin kendisini başkalarından daha önemliymiş gibi göstermediği anlamına gelir. Burada humble bir trifle'ı tanımlar; bu nedenle ifade tatlıya şakacı biçimde insani bir özellik verir. Görkemli veya lüks değil, sade, sıradan ve gösterişsiz demektir; değersiz veya aşağı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
The café serves humble but comforting food? cümlesinde humble ne anlama gelir?
- Kötü ve değersiz
- Sade ve gösterişsiz
- Pahalı ve lüks
Cevabı göster
Sade ve gösterişsiz
Although the pudding contains ingredients like Amaretti biscuits and cream, Dilbilgisi
4:38Puding bir kraliçe için yeterince iyi olan Amaretti bisküvileri ve krema gibi
good enough for a queen: yüksek kaliteyi şakacı biçimde övmek
good enough for a queen ifadesinde queen çok yüksek bir standardı temsil eder. İfade, malzemeleri etkileyici derecede iyi oldukları için şakacı bir biçimde över; bunlardan yalnızca kraliçenin yararlanabileceği anlamına gelmez. Aktarılabilir good enough for + kişi veya amaç kalıbı, bir şeyin o kişi ya da kullanım için gereken standardı karşıladığını anlatır. Burada queen seçimi övgüyü bilinçli olarak görkemli kılar ve cümlenin kraliyet temasına uyar.
Alıştırma
Özgün cümlede good enough for a queen, malzemeler hakkında ne anlatıyor?
- Temel bir yemek standardını ancak karşılarlar.
- Etkileyici derecede yüksek kalitededirler.
- Yalnızca kraliçe için ayrılmışlardır.
Cevabı göster
Etkileyici derecede yüksek kalitededirler.
she wanted to base it on a humble trifle, Öbek fiiller
4:45onu mütevazı bir trifle üzerine kurmak istedi,
to base it on: base A on B yapısı
wanted to base it on... ifadesinde to, wanted fiilinden sonra gelen mastar işaretidir. Yeniden kullanılabilen yapı base A on B şeklindedir: A, oluşturulan veya geliştirilen şeydir; B ise onun kaynağı, modeli ya da dayandığı fikirdir. Burada it, A'nın yerini; a humble trifle ise B'nin yerini doldurur. Bu yapı tasarımlar, hikâyeler, tarifler, planlar ve kararlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi base, it zamiri ve gerekli edatla tamamlayın: The team has a new design and will ____ an older model.
Cevabı göster
base it on
Although ... she wanted to base it on: ana düşünceden önce ödünleme
Although bir ödünleme bildirir: Önce pudingin gerçekten de lüks malzemeler içerdiğini söyler. Bu gerçek, tasarımın da aynı ölçüde gösterişli olacağını düşünmemize yol açabilir. Ana cümle olan she wanted to base it on a humble trifle, daha önemli ve bu beklentiyle zıt olan seçimi verir. Aktarılabilir Although + yan cümle, ana cümle kalıbı, “bu doğru olsa da ana düşünce yine de geçerlidir” anlamına gelir; standart İngilizcede ana cümlenin önüne ayrıca but getirilmez.
Alıştırma
Although özgün cümlede hangi işlevi görüyor?
- Lüks malzemeleri sade bir temel seçmesinin nedeni olarak gösterir.
- Malzemelerin lüks olduğunu kabul eder, ardından sade bir temel seçmesini vurgular.
- Konuşanın pudingin bu malzemeleri içerip içermediğinden emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Malzemelerin lüks olduğunu kabul eder, ardından sade bir temel seçmesini vurgular.
sounds like a great way for some to celebrate the Queen's 70-year reign. Kalıp ifadeler
4:53bazıları için Kraliçe'nin 70 yıllık saltanatını kutlamanın harika bir yolu gibi geliyor.
sounds like a great way: olumlu bir izlenim belirtme
Sounds like a great way, bir fikir veya etkinlik hakkında olumlu bir değerlendirme yapar: konuşanın bildiklerine göre bu, çok iyi bir yöntem gibi görünür. Burada sound bir bağ fiilidir; etkinliğin gerçekten ses çıkardığı anlamına gelmez. Yaygın bir kalıp etkinlik + sounds like a great way + to-infinitive şeklindedir. Etkinlik öznedir, sounds bu tekil özneyle uyumludur ve to-infinitive amacı belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bilim müzesini ziyaret etmeyi öneriyor. Yanıtı vurgulanan beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: “That ____ to spend the afternoon.”
Cevabı göster
sounds like a great way
Which reminds me of your question: önceki konuya bağlanmak
Bu başlangıçtaki which, tek bir isme ya da bir seçeneğe değil, az önce sözü edilen düşüncenin veya durumun tamamına gönderme yapar. Which reminds me of your question, önceki konunun konuşmacıya Neil’in sorusunu yeniden hatırlattığı anlamına gelir. Bu ifade konuşmada bir köprü görevi görür: mevcut konuyu ilgili bir noktaya bağlar ve konuşmacının daha önceki bir soruya döndüğünü dinleyicilere bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede Which reminds me of your question ne işe yarıyor?
- Neil’den birkaç soru arasından seçim yapmasını ister.
- Önceki konuyu Neil’in daha önceki sorusuna bağlar.
- Neil’in sorusunu unuttuğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki konuyu Neil’in daha önceki sorusuna bağlar.
but who was the second longest-serving monarch? Kelime
5:04peki ama en uzun süre hizmet veren ikinci hükümdar kimdi?
has reigned for 70 years: referans zamanına kadar süren hükümdarlık
Reign burada bir fiildir. Bir hükümdar kral, kraliçe veya başka bir egemen olarak tahtta bulunduğu sürece reigns. For 70 years bu dönemin uzunluğunu belirtir. Has reigned, present perfect yapısındadır: has + past participle. Videodaki zaman çerçevesinde hükümdarlık geçmişte başlamış ve söz edilen zamana kadar devam etmiştir. Hükümdarlık döneminin tamamı sona ermiş kabul edilseydi normalde simple past biçimi reigned kullanılırdı.
Alıştırma
Reign fiilinin present perfect biçimini ve süre için doğru sözcüğü kullanarak tamamlayın: The king ____ twenty years, and he is still on the throne.
Cevabı göster
has reigned for
second longest-serving monarch: tahtta kalma süresi bakımından ikinci hükümdar
Bu soruda the second longest-serving monarch, tahtta kalma süresi bakımından ikinci sırada yer alan hükümdar demektir. Longest-serving, monarch sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır; bir hükümdar için yaşını veya ömrünü değil, tahtta kaldığı süreyi anlatır. the + sıra sayısı + üstünlük derecesi + isim kalıbı bir sıralama bildirir. The longest-serving monarch, hükümdarlık süresi bakımından birinci; the second longest-serving monarch ise ikincidir. Longest ve serving birlikte monarch sözcüğünü nitelediği için aralarında kısa çizgi kullanılır.
Alıştırma
Bir belediye başkanı, görev süresi bakımından ülkedeki tüm belediye başkanları arasında ikinci sıradadır. Bunu hangi cümle doğru ifade eder?
- She is the second longest-lived mayor in the country.
- She is the second longer-serving mayor in the country.
- She is the second longest-serving mayor in the country.
Cevabı göster
She is the second longest-serving mayor in the country.
I'm glad ... because you were correct: şakacı ve olumlu geri bildirim
Sunucu olumlu geri bildirim veriyor: I'm glad onay ve memnuniyet bildirirken because you were correct bunun nedenini açıklıyor. Sam'in kendinden bu kadar emin olduğunun belirtilmesi övgüye şakacı bir hava katıyor; özgüven tek başına doğru cevabı garanti etmez, ancak bu kez sonuçla örtüşmüştür. Sure ve correct farklı şeyleri anlatır. Sure kişinin kendine güvenini, correct ise cevabın doğru olup olmadığını belirtir. Burada ikisi de geçerlidir; bu yüzden cümle eleştiri değil, hafif bir takılma içeren dostça bir doğrulama gibi duyulur.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Samimi bir bilgi yarışmasında arkadaşınız doğru cevabı kendinden emin biçimde verir. Siz de "I'm glad you were so sure because you were correct." dersiniz.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun
uzun bir süre, ama Elizabeth kadar uzun değil
which is a long time, önce geçen almost 64 years süresini değerlendirir ve konuşanın bu süreyi uzun bulduğunu gösterir. which ile başlayan yan cümle, yeni bir temel cümle başlatmadan önceki bilgiye yorum ekler. Ardından but yön değiştirerek bir karşılaştırma ekler. not as long as, bir sürenin karşılaştırılan süreden daha kısa olduğunu belirtir. Elizabeth, Elizabeth'in kraliçe olduğu süreyi temsil eder; bağlam açık olduğu için tekrarlanan sözcükler atılmıştır. Bu kalıp, önce bir miktarın büyük olduğunu kabul edip sonra onu daha yüksek bir ölçütün altında konumlandırmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir bekleyişin uzun olduğunu söyler, ardından ikinci bekleyişin daha uzun olduğunu gösterir?
- The first wait was exactly as long as the second one.
- The first wait was long, but not as long as the second one.
- The first wait was longer, so the second one felt short.
Cevabı göster
The first wait was long, but not as long as the second one.
Okay, let's recap the vocabulary from this program about the Queen's Jubilee, Anlatım akışı
5:18Tamam, bu programdan Kraliçe'nin Jübilesi hakkındaki kelimeleri tekrarlayalım,
let's recap: özetlemeye geçiş sinyali
Let's, birlikte bir şey yapmaya yönelik bir davettir; recap ise daha önce ele alınanları kısaca özetlemek anlamına gelir. Burada let's recap bir söylem işaretidir: ana tartışma sona ermekte ve kelimelerin gözden geçirilmesi başlamak üzeredir. Derslerde, videolarda, podcastlerde ve toplantılarda bu ifadeyi duymak, yeni bilgileri takip etmekten ana noktaları yeniden belirlemeye geçileceğini gösterir.
Alıştırma
Bir podcast sunucusu Let's recap the three main ideas. diyor. Dinleyiciler bundan sonra ne beklemelidir?
- Bölümün tamamının kelimesi kelimesine tekrarı
- Daha önce tartışılan fikirlerin kısa bir özeti
- Önceki tartışmayla bağlantısı olmayan yeni bir konu
Cevabı göster
Daha önce tartışılan fikirlerin kısa bir özeti
A coronation is the ceremony at which someone is made monarch, Dilbilgisi
5:33Taç giyme töreni (coronation), birinin hükümdar,
at which someone is made monarch: resmî bir ilgi yan cümleciği
At which someone is made monarch, ceremony sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümleciğidir. Which, ceremony sözcüğüne gönderme yapar; at ise “o törende” anlamını taşır: kişi orada hükümdar ilan edilir. İsim + edat + which + yan cümlecik kalıbı resmî tanımlarda yaygındır. Is made monarch edilgen yapıdadır ve “kişiye resmen hükümdarlık makamı verilir” anlamına gelir. Böylece yan cümlecik, taç giyme töreninde ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle graduation sözcüğünü dil bilgisi açısından doğru ve resmî biçimde tanımlar?
- A graduation is a ceremony which students receive their diplomas.
- A graduation is a ceremony at which students receive their diplomas.
- A graduation is a ceremony at which receive students their diplomas.
Cevabı göster
A graduation is a ceremony at which students receive their diplomas.
Trifle is a popular pudding made of a layer of fruit and cake,
5:39Trifle, bir meyve ve kek katmanı,
If you say a food dish is a twist on something,
5:46Bir yemek için 'a twist on something' derseniz,
you mean it's a variation of a traditional recipe
5:49onun yeni ve heyecan verici malzemeler kullanılarak yapılan
using new and exciting ingredients.
5:52geleneksel bir tarifin bir varyasyonu olduğunu kastetmiş olursunuz.
someone who is humble is modest and not proud.
5:56mütevazı (humble) olan biri alçakgönüllüdür ve kibirli değildir.
If ... why not try making it?: samimi bir öneri
If yan cümleciği, önerinin dinleyiciye çekici gelebileceği durumu belirtir: tarif kişiye ilham verdiyse. Why not try making it? esas olarak bir neden sormaz; dinleyiciyi harekete geçmesi için nazikçe teşvik eder. Why not ifadesinden sonra trying veya to try değil, fiilin yalın biçimi olan try gelir. Burada try sözcüğünü making izler; çünkü try doing something, bir etkinliği deneyerek veya girişimde bulunarak yapmak anlamına gelir.
Alıştırma
Samimi öneriyi why not try + -ing kalıbıyla tamamlayın: If the game looks fun, ____ it with us?
Cevabı göster
why not try playing
Program kapanış sinyali olarak But that's all from us
Bu cümlede that's all from us, sunucuların sundukları içeriği tamamladıklarını bildirir. all burada programa yaptıkları katkının tamamını anlatır; onlardan gelen bütün nesneler anlamına gelmez. But, dinleyiciyi önceki konudan kapanışa geçirir. Güçlü bir karşı çıkış değildir; bu sözün ardından genellikle teşekkür, veda ya da kapanış müziği gelir.
Alıştırma
Bir sunucu ekibinin programı bitirdiğini en doğal biçimde hangi cümle belirtir?
- That's all for us today.
- That's all about us today.
- That's all from us today.
Cevabı göster
That's all from us today.