Mutluluğu ölçen ülke ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, Bhutan’ın Gayrisafi Millî Mutluluk politikasının modernleşme ve ekonomik kalkınma ile vatandaşların refahı, kültürel süreklilik ve çevrenin korunması arasında nasıl denge kurmaya çalıştığını inceliyor. Ayrıca yenilenebilir enerjiyle çalışması planlanan Farkındalık Şehri’nin nitelikli Bhutanlı çalışanları ülkeye geri çekme hedefini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. at any cost. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu ifadenin, zararlı sonuçları önemsemeden bir hedefin peşinden gitmeyi eleştirdiğini anlayın; ekonomik hedefleri sosyal, kültürel veya çevresel önceliklerle karşılaştırırken kullanın. 2. very strong social fabric. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bir toplumu bir arada tutan ilişkiler ağının kumaşa benzetildiğini fark edin ve ifadeyi toplumsal dayanışma, karşılıklı destek ve kültürel direnç hakkında konuşurken kullanın. 3. reversing Bhutan's brain drain. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Beyin göçünü tersine çevirmenin yalnızca yeni ayrılışları önlemek değil, nitelikli göçmenleri geri çekmek anlamına geldiğini öğrenin ve bu eşdizimi göç ve iş gücü politikalarını anlatırken kullanın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:06Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
makes me happy: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat yapısı, bir kişinin ya da şeyin nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. makes me happy ifadesinde me etkilenen kişidir; happy ise ortaya çıkan duyguyu belirtir. Bu yapıyı bir duygu veya durumun nedenini belirtmek için kullanabilirsin: X makes someone happy, nervous, proud veya tired. Burada özne it üçüncü tekil şahıs olduğu için make, makes biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin doğru biçimi ve me nesnesiyle tamamla: This song ____ happy.
Cevabı göster
makes me
having a good laugh: have a good laugh ifadesi
Have a good laugh, çokça gülmek ve bundan keyif almak anlamına gelir. having a good laugh ifadesinde laugh, ana fiil değil, have a laugh kalıbındaki sayılabilen isimdir. We're having yapısında şimdiki zaman kullanılır çünkü bu keyifli gülme o anda gerçekleşmektedir. Good, gülmenin içten veya özellikle keyifli olduğu anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi “çokça gülmek ve bundan keyif almak” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamla: We always ____ when we watch that show.
Cevabı göster
have a good laugh
How about you?: aynı soruyu karşı tarafa yöneltmek
Burada How about you?, “Aynı soruya senin cevabın ne?” anlamına gelir. Bir kişi cevap verdikten veya kendisiyle ilgili bir şey anlattıktan sonra, diğer kişiyi aynı konu hakkında konuşmaya davet eder. Sorunun tamamını tekrarlamadan konuşma sırasını doğal biçimde diğer kişiye geçirir. How about you, Pippa? cümlesinde Pippa, cevap vermesi istenen kişiyi belirtir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız hangi içeceği tercih ettiğinizi soruyor. "I prefer tea." diye cevap veriyorsunuz. Ardından onun aynı soruya vereceği cevabı doğal biçimde sormak için hangisini kullanırsınız?
- What about the tea?
- How are you?
- How about you?
Cevabı göster
How about you?
especially if I see a cat on the street that I don't know
0:28özellikle de sokakta tanımadığım bir kedi görürsem
it lets me give: let + nesne + fiilin yalın hâli
it lets me give ifadesinde let + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. İlk it kediyi gösterir, me nesnedir ve give, önüne to almadan yalın hâlde kalır. Bu yapı, kedinin konuşan kişinin eylemi yapmasına izin verdiğini anlatır. Cümlenin geri kalanı give fiilini tamamlar: give it a little stroke, “onu bir kez hafifçe okşamak” demektir.
Alıştırma
let kullanarak yeniden yazın. İkinci cümleyi tamamlayın: The school allows us to use the library after class. The school ____ use the library after class.
Cevabı göster
lets us
give it a little stroke: kısa ve nazikçe bir kez okşamak
give it a little stroke ifadesinde stroke, elin bir hayvanın üzerinde nazikçe bir kez hareket etmesini anlatan sayılabilen bir eylem adıdır. Burada it kediyi gösterir; a little ise dokunuşun sert veya uzun değil, kısa ve nazik olduğunu anlatır. Cümle yapısı ve kedi bağlamı, stroke sözcüğünün burada tıbbi bir acil durum anlamına gelmediğini gösterir. give + nesne + eylem adı yapısı, bir şeye veya birine yönelik kısa bir hareketi anlatabilir. give it a push ve give him a nod buna örnektir. Bu cümlede yapı, stroke hareketini küçük ve dostça bir hareket olarak sunar.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde bir kediyi kısa ve nazik biçimde okşamayı en doğal anlatan cümle hangisidir?
- I gave the cat a little push.
- I had the cat a little stroke.
- I gave the cat a little stroke.
Cevabı göster
I gave the cat a little stroke.
So, happiness means different things to different people, Kalıp ifadeler
0:37Yani mutluluk farklı insanlar için farklı anlamlara gelir,
different things to different people: kişiden kişiye değişen anlamlar
Different things to different people, aynı fikrin her kişi tarafından farklı anlaşılması veya farklı ölçüde değerli bulunması demektir. Cümlede happiness, herkesin paylaştığı tek bir anlama sahip değildir. Tam yapı X means different things to different people şeklindedir. To, hangi kişilerin bakış açısının ele alındığını gösterir. Bu tarafsız yapı success, beauty, freedom veya home gibi kişisel düşünceleri genellemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
mean different things to different people yapısını kullanın ve fiili özneyle uyumlu hâle getirin: Success ____.
Cevabı göster
means different things to different people
but what's for sure is that most people would like to be happy. Dilbilgisi
0:41ancak kesin olan şu ki çoğu insan mutlu olmak ister.
What's for sure is that ...: “kesin olan şu ki...”
What's for sure is that ... yapısında what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. What's for sure bölümü “kesin olan şey” anlamına gelir ve özne görevindedir. Sonraki is bu özneyi, kesin bilgiyi veren that yan cümlesine bağlar. Bu kalıbı ana bilgiden önce kullanmak, konuşanın kesinliğini baştan gösterir. Örnekte but, diğer belirsizliklerin karşısına kesin bir sonuç koyar: çoğu insan mutlu olmak ister.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konuşma diline ait kesinlik kalıbıyla tamamlayın: ____ we need a safer plan.
Cevabı göster
What's for sure is that
Taken this to a new level: bunu yeni bir seviyeye taşımak
take something to a new level bir benzetmedir. Bir şeyi gözle görülür biçimde farklı bir dereceye ulaşana kadar geliştirmek, iyileştirmek veya güçlendirmek anlamına gelir. has taken this to a new level yapısında taken, has ile kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Buradaki this, mutluluğu önemli bir hedef olarak görmeyi ifade eder. Bhutan, Gayrisafi Milli Mutluluk yoluyla bu fikri daha ileri taşır. Bu ifade fiziksel olarak başka bir kata çıkmayı değil, derecedeki değişimi anlatır.
Alıştırma
“The new training plan took the team's fitness to a new level.” cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?
- Takımın kondisyonunu önemli ölçüde geliştirdi.
- Takımın egzersiz yapmayı bırakmasına neden oldu.
- Takımı başka bir kata taşıdı.
Cevabı göster
Takımın kondisyonunu önemli ölçüde geliştirdi.
Gross National Happiness (Gayri Safi Millî Mutluluk), yani GNH
Gross National Happiness, yani Gayri Safi Millî Mutluluk, Bhutan'la yakından ilişkili bir ulusal kalkınma anlayışıdır. Bir ülkenin ilerlemesini değerlendirirken yalnızca ekonomik üretime değil, insanların esenliğine de önem verir. GNH, Gross National Happiness ifadesindeki kelimelerin baş harflerinden oluşur. Cümledeki or GNH, aynı kavramın kısa adını verir ve mutluluğun neden ulusal politikayla bağlantılı olarak ele alındığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede GNH hangi ifadenin kısaltmasıdır?
- General National Health
- Global Natural Heritage
- Gross National Happiness
Cevabı göster
Gross National Happiness
We'll be hearing more about Gross National Happiness
0:55Yakında Gayrisafi Milli Mutluluk hakkında daha fazlasını duyacağız
Of course, it's not just the people of Bhutan who want to be happy. Anlatım akışı
1:03Elbette mutlu olmak isteyenler sadece Butan halkı değil.
Of course, it's not just...: örneği kabul edip kapsamı genişletmek
Of course, konuşmacının sıradaki düşüncenin kolayca kabul edileceğini düşündüğünü gösterir. Burada Bhutan halkının mutlu olmak istediğine dair daha önce verilmiş örneği kabul eder. It's not just... ise ardından kapsamı bu grubun ötesine genişletir. Bu giriş, konuyu aniden değiştirmek yerine Bhutan örneğini daha geniş bir tartışmaya bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede Of course, it's not just... ne işe yarar?
- Örneği kabul eder ve tartışmanın kapsamını genişletir.
- Önceki örneği yanlış olduğu için reddeder.
- Başka kimseyi eklemeden konuyu kapatır.
Cevabı göster
Örneği kabul eder ve tartışmanın kapsamını genişletir.
In fact, the United Nations has even announced an International Day of Happiness. Anlatım akışı
1:07Hatta Birleşmiş Milletler bir Uluslararası Mutluluk Günü bile ilan etti.
In fact ile önceki düşünceyi güçlendirmek
In fact bu cümleyi önceki düşünceye bağlar. Burada, az önce söylenenleri destekleyen belirli ve özellikle güçlü bir gerçeği sunar; yani cümle ilgisiz yeni bir konu başlatmaz. Yararlı bir okuma ipucu şudur: “Sıradaki bilgi, önceki düşünceyi daha güçlü veya daha inandırıcı hâle getirir.”
Alıştırma
Hangi seçenekte In fact ilk ifadeyi doğal biçimde güçlendirir?
- The library is popular. In fact, it had more than 10,000 visitors last month.
- The library is popular. In fact, what time is lunch?
- The library is popular. In fact, my shoes are blue.
Cevabı göster
The library is popular. In fact, it had more than 10,000 visitors last month.
I'm going to say ... ile bir seçim veya tahmin belirtmek
Bir bilgi yarışmasında veya tartışmada I'm going to say ..., konuşanın seçtiği cevabı ya da seçeneği sunabilir. Burada yalnızca konuşanın daha sonra konuşmayı planladığını değil, “cevabım...” veya “tahminim...” anlamını taşır. Bu ifade cevabın daha az kesin ve daha konuşma diline uygun duyulmasını sağlar. Geçici bir cevaptır: Konuşan bir seçeneği seçer, ancak şüpheye veya bir açıklamaya yer bırakır.
Alıştırma
Sözlü cevabı I'm going to say kullanarak tamamlayın: ____ Tuesday, but I'm not completely sure.
Cevabı göster
I'm going to say
Okay, let's find out if you're right at the end of the program. Kalıp ifadeler
1:28Pekala, haklı olup olmadığını programın sonunda göreceğiz.
find out if you're right: haklı olup olmadığını öğrenmek
Find out if you're right, cevabının doğru olup olmadığını öğrenmek için gereken bilgiyi edinmek anlamına gelir. Kalıp find out if/whether + yan cümle şeklindedir; yan cümle, cevabı henüz bilinmeyen soruyu belirtir. Find out; kontrol ederek, sorarak, bekleyerek veya sonucu görerek bilmeme durumundan bilme durumuna geçmeyi vurgular.
Alıştırma
Sonucu henüz bilmiyorsun. Tahmininin doğru olup olmadığını daha sonra öğreneceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We'll explain why our guess is correct tomorrow.
- We'll find out if our guess is correct tomorrow.
- We know our guess is correct already.
Cevabı göster
We'll find out if our guess is correct tomorrow.
Now, briefly, Gross National Happiness means Anlatım akışı
1:32Şimdi, kısaca, Gayrisafi Milli Mutluluk şu anlama gelir
preserving Bhutan's natural environment and culture
1:35Butan'ın doğal çevresini ve kültürünü korumak
through sustainable and eco-friendly development. Kelime
1:38sürdürülebilir ve çevre dostu kalkınma yoluyla.
means preserving ... through ...: içeriği ve yöntemi tanımlamak
Bu cümlede means + -ing, soyut bir düşüncenin uygulamada neleri içerdiğini tanımlar. Preserving Bhutan's natural environment and culture eylemi, Gross National Happiness kavramının somut içeriğini açıklar. through ile başlayan bölüm, bu korumanın nasıl gerçekleştirildiğini gösterir: sürdürülebilir ve çevre dostu kalkınma yoluyla. Böylece yapı, soyut bir terimden somut bir eyleme ve yönteme geçer.
Alıştırma
İyi hazırlığın ne içerdiğini göstermek için plan fiilinin doğru biçimini kullan: Good preparation means ____ ahead.
Cevabı göster
planning
sustainable and eco-friendly development: sürdürülebilir ve çevre dostu kalkınma
Bu ifadede sustainable, gelecekte ihtiyaç duyulacak kaynakları tüketmeden uzun süre devam edebilmek; eco-friendly ise çevreye daha az zarar vermek anlamına gelir. Her iki sıfat da development sözcüğünü niteler. Birlikte, uzun vadeli ihtiyaçları ve çevrenin korunmasını dikkate alan bir ekonomi, şehir veya toplum geliştirme biçimini anlatırlar.
Alıştırma
Hangi açıklama sustainable and eco-friendly development ifadesine en uygundur?
- Yalnızca olabildiğince hızlı para kazanmaya odaklanan kalkınma
- Her türlü ekonomik veya toplumsal değişimi durduran kalkınma
- Zaman içinde devam edebilen ve çevreye verilen zararı azaltan kalkınma
Cevabı göster
Zaman içinde devam edebilen ve çevreye verilen zararı azaltan kalkınma
as more important than growing the economy at any cost. Deyimler
1:44ne pahasına olursa olsun ekonomiyi büyütmekten daha önemli görüyor.
see A as more important than B: A’yı B’den daha önemli görmek
Burada see, gözlerle görmek anlamına gelmez. see A as B yapısı, A’yı B olarak değerlendirmek anlamına gelir. Bu cümlede A, these goals; B ise more important than growing the economy at any cost bölümüdür. see A as more important than B karşılaştırma yapısı bir değer sıralaması gösterir: konuşan kişi A’ya B’den daha yüksek öncelik verir.
Alıştırma
Cümleyi see A as B yapısını kullanarak tamamlayın: The manager ____ safety ____ more important than speed.
Cevabı göster
sees · as
at any cost: sonuçları ne olursa olsun
At any cost, yapılacak fedakârlıkları veya doğacak zararlı sonuçları önemsemeden anlamına gelen bir deyimdir. Cost yalnızca parayı anlatmaz; sağlığa, insanlara, kültüre veya çevreye verilen zararı da kapsayabilir. Bu cümlede ifade growing the economy sözünü niteler. Hükûmet, diğer hedeflerle çatıştığında ekonomik büyümenin hiçbir sınır gözetilmeden sürdürülmesini reddediyor.
Alıştırma
A company should not increase profits at any cost. cümlesindeki at any cost ne anlama gelir?
- hiç para harcamadan
- zararı veya fedakârlığı önemsemeden
- yalnızca fiyat düşük olduğunda
Cevabı göster
zararı veya fedakârlığı önemsemeden
For many years, Bhutan was closed to the outside world. Kalıp ifadeler
1:48Butan uzun yıllar boyunca dış dünyaya kapalıydı.
closed to the outside world: dış dünyayla sınırlı temas
Be closed to the outside world, bir ülkenin, yerin veya grubun dışarıdaki insanlarla çok sınırlı iletişim kurması ve başka yerlerden gelen seyahat, bilgi veya etkilere erişiminin ciddi biçimde kısıtlanması demektir. Burada closed, Bhutan'ın uzun yıllar süren genel yalıtılmışlığını anlatır. Bir kapının kapalı olmasından veya bir işletmenin o gün çalışmamasından söz etmez.
Alıştırma
The community was closed to the outside world for decades. cümlesindeki closed to the outside world ne anlama gelir?
- Başka yerlerdeki insanlarla ve bilgilerle teması çok sınırlıydı.
- Oradaki mağazalar her gün erken kapanıyordu.
- Her binanın kapısı kapalıydı.
Cevabı göster
Başka yerlerdeki insanlarla ve bilgilerle teması çok sınırlıydı.
The king of Bhutan wanted to modernize the country Kelime
1:59Butan kralı ülkeyi modernleştirmek istedi
modernize the country: bir ülkeyi modernleştirmek
Modernize, teknoloji, sistemler, altyapı veya yöntemler güncellenerek bir şeyi daha modern hâle getirmek anlamına gelen geçişli bir İngilizce fiildir. modernize the country ifadesinde değiştirilen şey the country'dir. Burada ifade, ülkenin yalnızca yeni görünmesini değil, ülke genelinde kapsamlı bir gelişimi anlatır. Fiilin kendisi geleneklerin ortadan kaldırılması gerektiği anlamına gelmez; yalnızca ülkenin bazı yönlerini güncel hâle getirme sürecini adlandırır.
Alıştırma
Örnekte modernize the country ne anlama geliyor?
- Ülkeyi yeni bir yere taşımak
- Ülkeyi daha modern hâle getirmek
- Ülkeyi daha eski sistemlere döndürmek
Cevabı göster
Ülkeyi daha modern hâle getirmek
and give it the benefits of modern technology,
2:02ve ona modern teknolojinin faydalarını sağlamak,
without damaging traditional culture: without + -ing kalıbı
Without bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde fiil normalde -ing biçimini alır: without + damaging. Without damaging traditional culture, kültüre zarar vermekten kaçınılması gerektiğini anlatır. Tam cümlede bu ifade modernleşme planına bir sınır ekler: faydalar elde edilirken istenmeyen sonuç ortaya çıkmamalıdır. Bu kalıp, bir hedef ile kaçınılmak istenen bir durumu dengelemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi increase fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We need to improve the service without ____ prices.
Cevabı göster
increasing
So, he invited outside experts to develop the idea of Gross National Happiness.
2:07Bu yüzden Gayrisafi Milli Mutluluk fikrini geliştirmek için dışarıdan uzmanlar davet etti.
modernize and open our country: sıralı iki politika hedefi
Modernize ve open, ortak nesnesi our country olan sıralı iki fiildir. İfade iki hedefi birlikte sunar: ülkeyi daha modern hâle getirmek ve dış temaslara karşı daha az kapalı yapmak. Buradaki open fiziksel bir eylem değildir. Politika dilinde bir ülkeyi açmak; ticaret, seyahat, fikir alışverişi veya iş birliği yoluyla dış dünyayla daha fazla temasa izin vermek ya da bunu teşvik etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu politika bağlamında open our country ne anlama gelir?
- Bütün yerel gelenekleri modern olanlarla değiştirmek.
- Ülkenin dış dünyayla temasını ve alışverişini artırmak.
- Ülkeyi bir kapıymış gibi fiziksel olarak açmak.
Cevabı göster
Ülkenin dış dünyayla temasını ve alışverişini artırmak.
how could we ... without ...?: temel sorunu çerçeveleyen bir soru
Burada how could we ...? düşünceyi yol gösterici bir soru olarak sunar. Politika tartışmasını ilerlemenin bir yolunu bulma etrafında düzenler; dinleyicilerden o anda yanıt isteyen doğrudan bir soru değildir. without ... bölümü korunması gereken koşulu ekler. Yapı bir bütün olarak kültürü, çevreyi ve güçlü toplumsal dokuyu korurken modernleşmenin ve daha fazla dışa açılmanın nasıl sağlanabileceğini sorar.
Alıştırma
Bu cümlede how could we ... without ... yapısının temel söylem işlevi nedir?
- Kalkınma ile koruma arasında denge kuran temel bir sorunu çerçeveler.
- Dinleyicilerden hemen olgusal bir yanıt vermelerini ister.
- Modernleşme ile kültürel korumanın birlikte mümkün olmadığını söyler.
Cevabı göster
Kalkınma ile koruma arasında denge kuran temel bir sorunu çerçeveler.
very strong social fabric: sağlam ve dayanıklı toplumsal bağlar
Social fabric, bir toplumu bir arada tutmaya yardımcı olan ilişkiler, güven, ortak alışkanlıklar ve topluluk bağları ağını anlatan bir benzetmedir. Fabric, birçok ipliğin tek bir bütün hâlinde dokunmasını düşündürür; burada gerçek kumaş anlamına gelmez. Very strong, bu bağların özellikle sağlam ve bütünleştirici olduğunu belirtir. Bu cümlede ifade, Bhutan'ın toplumsal bağlılığını güçlü yönlerinden biri olarak övmektedir.
Alıştırma
Bu cümlede social fabric ne anlama geliyor?
- Bir toplumu bir arada tutan ilişkiler ve güven ağı
- Bir toplumun geleneksel olarak ürettiği kumaş
- Kamu binalarının fiziksel tasarımı
Cevabı göster
Bir toplumu bir arada tutan ilişkiler ve güven ağı
Because Bhutan was one of the only countries in Asia who was never colonized. Kültür
2:35Çünkü Butan, Asya'da hiçbir zaman sömürgeleştirilmemiş nadir ülkelerden biriydi.
one of the only countries ... never colonized: az sayıdaki ülkeden biri
Konuşmacı bu yan cümleyi tarihsel arka plan olarak kullanıyor: Bhutan, sömürge yönetimi altına girmemiş çok az sayıdaki Asya ülkesinden biri olarak sunuluyor. Bu arka plan, yerel kültürün sömürge etkisinden daha az zarar görerek devam edebilmesinin bir nedeni olarak veriliyor. One of the only countries, tek ülke değil, az sayıdaki ülkeden biri demektir. Because nedeni tanıtır ve bu nedenin desteklediği sonraki sonuca veya iddiaya bağlanır.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümleye en uygun yorum hangisidir?
- Bhutan, başka birkaç ülkeyi sömürgeleştirmiş bir Asya ülkesi olarak sunuluyor.
- Bhutan, hiç sömürgeleştirilmemiş çok az sayıdaki Asya ülkesinden biri olarak sunuluyor.
- Bhutan, hiç sömürgeleştirilmemiş tek Asya ülkesi olarak sunuluyor.
Cevabı göster
Bhutan, hiç sömürgeleştirilmemiş çok az sayıdaki Asya ülkesinden biri olarak sunuluyor.
intact and vibrant: korunmuş ve hâlâ canlı
Intact, kültürün temel unsurlarını kaybetmeden korunduğunu belirtir. Vibrant ise kültürün canlı olduğunu ve günlük yaşamda hâlâ uygulandığını, görüldüğünü ya da hissedildiğini anlatır. Bu iki sıfat farklı nitelikleri birlikte sunar: Kültür tanınabilir bir biçimde varlığını sürdürmüş ve yalnızca tarihî kayıtlarda kalmak yerine bugün de etkin olmaya devam etmiştir.
Alıştırma
Intact ve vibrant birlikte bir kültürel gelenek hakkında ne anlatır?
- Yenidir ama çoktan ortadan kaybolmuştur.
- Yalnızca hasarlı kayıtlarda varlığını sürdürür.
- Korunmuştur ve hâlâ etkindir.
Cevabı göster
Korunmuştur ve hâlâ etkindir.
And so the idea was that Gross National Happiness
2:44İşte bu yüzden fikir şuydu: Gayrisafi Milli Mutluluk
should be the focus on all governmental decisions and policies. Anlatım akışı
2:47hükümetin tüm karar ve politikalarının odak noktası olmalı.
should be the focus...: bir ilkeyi politika önceliğine dönüştürmek
Buradaki should bir tahmin değil, öneri ya da yol gösterici bir ölçüt ifade eder. Cümle, hükûmetin neye öncelik vereceğini Gayrisafi Millî Mutluluğun yönlendirmesi gerektiğini söyler. Konuşmacı bu düşünceyi tüm hükûmet kararları ve politikalarıyla ilişkilendirerek yalnızca bir değerin adını vermekle kalmaz; bu değerin kamusal eylemleri nasıl düzenlemesi gerektiğini de açıklar.
Alıştırma
Önerilen bir önceliği ifade etmek için cümleyi doğal be the focus kalıbıyla tamamlayın: Public safety ____ every transport plan.
Cevabı göster
should be the focus of
So the well-being and happiness of citizens took center stage. Deyimler
2:52Böylece vatandaşların refahı ve mutluluğu ön plana çıktı.
took center stage: ana odak hâline geldi
Take center stage, sahnedeki en dikkat çekici konum imgesini kullanır. Mecazi olarak ana odak hâline gelmek veya en fazla ilgiyi görmek demektir. Burada geçmiş zaman biçimi took, vatandaşların refahı ve mutluluğunun temel öncelikler hâline geldiğini gösterir. Gerçek bir gösteri ya da sahne söz konusu değildir.
Alıştırma
Cümleyi take center stage ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: After the data leak, cybersecurity ____ at the board meeting.
Cevabı göster
took center stage
meaning there are good relationships within communities
3:00bu da topluluklar içinde iyi ilişkiler olduğu anlamına gelir
these hold society together: toplumu bir arada tutmak
These, hemen önceki good relationships within communities ifadesine gönderme yapar. Bu yan cümle, söz konusu ilişkilerin toplumdaki insanları ve grupları birbirine bağlı ve birlik içinde tuttuğunu anlatır. hold + grup veya kuruluş + together yapısı, o bütünün dağılmasını engelleyen şeyi anlatır. Buradaki “tutma” fiziksel değil, toplumsal ve mecazidir.
Alıştırma
Örnekte these hold society together ne anlama gelir?
- Bu ilişkiler herkesi fiziksel olarak aynı yere yerleştirir.
- Topluluklardaki iyi ilişkiler, toplumu birbirine bağlı ve birlik içinde tutar.
- Bu ilişkiler toplumun değişmesini tamamen engeller.
Cevabı göster
Topluluklardaki iyi ilişkiler, toplumu birbirine bağlı ve birlik içinde tutar.
Unlike other Asian countries: karşıtlık kurmak
Unlike other Asian countries, cümlenin başına yerleştirilmiş bir karşılaştırma öbeğidir. Dinleyiciye diğer Asya ülkelerini karşılaştırma grubu olarak almasını ve ardından Bhutan'ın hangi açıdan farklı olduğuna dikkat etmesini söyler. Burada unlike bir edat olarak kullanılır; bu yüzden ardından other Asian countries isim öbeği gelir. Ana cümle Bhutan was never colonized bölümüdür; baştaki öbek bu bilgiyi bir karşıtlık olarak düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, karşıtlık kurmak için unlike sözcüğünü bir isim öbeğinden önce doğru kullanıyor?
- The old model uses more energy, unlike this one uses less.
- Unlike the old model is heavy, this one uses less energy.
- Unlike the old model, this one uses less energy.
Cevabı göster
Unlike the old model, this one uses less energy.
So its Buddhist culture and traditions are intact.
3:09Bu yüzden Budist kültürü ve gelenekleri bozulmamıştır.
As a result: sonucu tanıtmak
As a result, bir sonuç işaretidir. Dinleyiciye ardından gelen ifadenin daha önce belirtilen nedenlerden veya olaylardan kaynaklandığını gösterir. Bu cümlenin başında, dinleyiciyi önceki arka plandan halkın mutluluğunun ana odak hâline gelmesi sonucuna yönlendirir. Bilgiyi düzenler; nedenin ne olduğunu kendi başına belirtmez.
Alıştırma
Şunu okuyun: The battery was empty. As a result, the camera turned off. As a result size ne anlatıyor?
- Kameranın kapanması nedendir.
- İki olgu birbiriyle bağlantılı değildir.
- Kameranın kapanması sonuçtur.
Cevabı göster
Kameranın kapanması sonuçtur.
Bhutan's emphasis on happiness has been admired around the world.
3:21Butan'ın mutluluğa verdiği önem tüm dünyada takdir topladı.
But there have been problems too: övgüden sorunlara geçiş
But, önceki övgüyle bir karşıtlık kurar. Bu cümle açıklamanın yönünü değiştirir: konu takdir edilmiştir, ancak bazı zorlukları da vardır. There have been, sorunların bugüne kadar ortaya çıktığını ve hâlâ tartışmayla ilgili olduğunu anlatmak için present perfect yapısını kullanır. Too, olumlu tarafın yanına sorunları da ekler ve dinleyiciyi bu sorunların örneklerine hazırlar.
Alıştırma
İkinci cümle, dinleyiciye sırada ne olacağını düşündürür?
- Yön değişikliği olmadan daha fazla övgü
- Yaklaşımla ilgisi olmayan yeni bir konu
- Takdir edilen yaklaşımın karşılaştığı zorluklara dair örnekler
Cevabı göster
Takdir edilen yaklaşımın karşılaştığı zorluklara dair örnekler
One is the migration of Bhutanese workers to India and other countries
3:28Bunlardan biri Butanlı işçilerin Hindistan'a ve diğer ülkelere göç etmesidir
in search of better paid jobs and opportunities, Kalıp ifadeler
3:32daha iyi maaşlı işler ve fırsatlar arayışıyla,
in search of better paid jobs and opportunities: daha iyi ücretli işler ve fırsatlar arayışıyla
In search of + isim, bulmaya çalışarak veya bulma amacıyla anlamına gelir. Burada işçilerin göç etme amacını belirtir: daha iyi ücretli işler ve fırsatlar bulmak için başka ülkelere giderler. Bu ifade, ardından gelen isim grubunu bir eylemin amacı hâline getirir ve böylece “Neden göç ettiler?” sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi “bulmaya çalışmak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The hikers entered the village ____ food and shelter.
Cevabı göster
in search of
the brain drain: nitelikli insanların bir yerden ayrılması
Brain drain, eğitimli veya uzmanlık sahibi kişilerin genellikle daha iyi iş, ücret ya da fırsatlar bulmak için bir ülke veya bölgeden ayrılması anlamına gelir. Ayrıldıkları yer böylece değerli bilgi ve yetenekleri kaybeder. Bu ifadede brain, nitelikli insanları ve onların uzmanlığını temsil eder; drain ise bu kaynağın sürekli kaybedildiğini düşündürür. İfade, beynin gerçek anlamda yaşadığı bir sorunu değil, toplumsal veya ekonomik bir durumu adlandırır.
Alıştırma
Bir haber metninde brain drain ne anlama gelir?
- Beyni etkileyen tıbbi bir sorun
- Eğitimli veya nitelikli insanların başka yerlere gitmesiyle yaşanan kayıp
- Atık suyu uzaklaştıran bir sistem
Cevabı göster
Eğitimli veya nitelikli insanların başka yerlere gitmesiyle yaşanan kayıp
the king of Bhutan announced a multi-million-dollar project called The Mindfulness City, Kelime
3:39Butan kralı, The Mindfulness City adlı milyonlarca dolarlık bir projeyi duyurdu,
a multi-million-dollar project: kısa çizgiler ve tekil dollar
Multi-million-dollar, project sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Projenin değerinin, maliyetinin veya kapsamının birkaç milyon dolar olduğunu belirtir. Tüm miktar ifadesi bir ismin önünde tek bir niteleyici olarak görev yaptığı için sözcükler kısa çizgilerle birleştirilir ve dollar tekil kalır: a multi-million-dollar project. Miktar tek başına veya bir fiilden sonra kullanıldığında bunun yerine çoğul isim öbeği millions of dollars kullanılır: The project costs millions of dollars.
Alıştırma
Cümleyi multi + million + dollar sözcüklerinden oluşan, dersteki üç parçalı kısa çizgili biçimle tamamlayın: The city approved a ____ bridge project.
Cevabı göster
multi-million-dollar
a new Himalayan city built on spiritual and environmental Kalıp ifadeler
3:45manevi ve çevresel temellere dayanan yeni bir Himalaya şehri
principles, all powered by renewable energy. Kalıp ifadeler
3:48tamamı yenilenebilir enerjiyle çalışan.
built on spiritual and environmental principles: manevi ve çevresel ilkeler üzerine kurulu
Built on ... principles, belirli ilkeleri temel almak anlamına gelir. Burada şehrin planlaması ve tasarımı manevi ve çevresel fikirlere dayanır; ifade fiziksel bir yüzey üzerine inşa edilmekten söz etmez. Built on spiritual and environmental principles, a new Himalayan city ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacı grubudur. Bu yapı bir politikanın, programın, kuruluşun veya ilişkinin yol gösterici temelini anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede built on spiritual and environmental principles şehir hakkında ne anlatıyor?
- Planlaması ve tasarımı manevi ve çevresel ilkeleri izler.
- Hem manevi hem de çevresel olan bir arazi üzerinde durur.
- Manevi ve çevreci gruplar tarafından fiziksel olarak inşa edilmiştir.
Cevabı göster
Planlaması ve tasarımı manevi ve çevresel ilkeleri izler.
all powered by renewable energy: tamamı yenilenebilir enerjiyle çalışıyor
Powered by renewable energy, yenilenebilir kaynakların şehrin çalışması için gereken enerjiyi sağladığı anlamına gelir. Powered edilgen bir ifadede kullanılan geçmiş zaman ortacıdır; by ise enerji kaynağını tanıtır. All kapsamın bütünüyle ilgili olduğunu vurgular: yalnızca birkaç bina değil, tüm şehir ve sistemleri yenilenebilir enerji kullanıyor olarak sunulur.
Alıştırma
all powered by renewable energy şehir hakkında ne anlatıyor?
- Yalnızca şehrin enerji santralleri yeni inşa edilmiştir.
- Yenilenebilir kaynaklar şehrin tamamına enerji sağlar.
- Şehir doğal yollarla yenilenemeyen enerji kullanır.
Cevabı göster
Yenilenebilir kaynaklar şehrin tamamına enerji sağlar.
and spoke with Charmaine Cozier for the BBC World Service's The Inquiry.
3:57ve BBC World Service'ten The Inquiry programı için Charmaine Cozier ile konuştu.
The project is also about reversing Bhutan's brain drain. Kalıp ifadeler
4:02Proje aynı zamanda Butan'ın beyin göçünü tersine çevirmekle ilgili.
reversing Bhutan's brain drain: beyin göçünü tersine çevirmek
Brain drain, eğitimli veya nitelikli kişilerin bir yerden ayrıldığı durumu anlatır. Bu durumu reverse etmek, söz konusu eğilimin yönünü tersine çevirmek demektir. Amaç yalnızca kaybı yavaşlatmak veya durdurmak değil, nitelikli kişileri orada tutmak ve geri çekmektir. Bu cümlede reversing Bhutan's brain drain, projenin hedeflerinden birini belirtir: nitelikli kişilerin dışarıya gitmesi yönündeki hareketi, kalma veya geri dönme yönüne çevirmek.
Alıştırma
“reverse the region's brain drain” en güçlü biçimde ne anlama gelir?
- Daha fazla nitelikli kişinin ayrılmasını durdurmak, ancak kimsenin geri döneceğini belirtmemek.
- Daha fazla nitelikli kişiyi bölgeden ayrılmaya teşvik etmek.
- Nitelikli kişilerin ayrılması yönündeki eğilimi, kalmaları veya geri dönmeleri yönüne çevirmek.
Cevabı göster
Nitelikli kişilerin ayrılması yönündeki eğilimi, kalmaları veya geri dönmeleri yönüne çevirmek.
The intention is to have locals run this whole Mindfulness City. Dilbilgisi
4:06Amaç, bu tüm Mindfulness City'yi yerel halkın yönetmesidir.
to have locals run: have + kişi + fiilin yalın hâli
“to have locals run” ifadesinde have, birinin bir şey yapmasını ayarlamak anlamına gelir; buna ettirgen have denir. Yapı have + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir. Eylemi yapan kişiler locals sözcüğüyle belirtilir ve run, önüne to almadan yalın hâlde kalır. İlk to, daha geniş olan the intention is to have yapısına aittir. Burada run, şehri yönetmek veya işletmek anlamındadır; hızlıca koşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Organizatörlerin eylemi ayarladığını anlatmak için have + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The organisers had local artists designed the entrance.
- The organisers had local artists design the entrance.
- The organisers had local artists to design the entrance.
Cevabı göster
The organisers had local artists design the entrance.
in that sense: Bir yargıyı tek bir bakış açısıyla sınırlamak
In that sense, az önce belirtilen belirli bir anlama veya bakış açısına gönderme yapar. Ardından gelen yargıyı sınırlar: Konuşan kişi, yargının her açıdan doğru olduğunu değil, “bu belirli açıdan bakarsak” doğru olduğunu anlatır. Burada So, bu sınırlandırılmış bakış açısını açıklamanın sonraki bölümüne bağlar. İfade, sonraki düşüncenin önceki noktadan tam olarak nasıl çıktığını dinleyicinin anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede in that sense ne işe yarar: “The deadline forced us to focus, and in that sense, it helped the team.”?
- Son teslim tarihinin ekibe o belirli zamanda yardım ettiğini söyler.
- Yardımı, az önce belirtilen belirli yararla sınırlar.
- Tamamen ilgisiz bir neden sunar.
Cevabı göster
Yardımı, az önce belirtilen belirli yararla sınırlar.
in the process of + -ing: Bir etkinlik sırasında
In the process of + isim veya -ing biçimi, “bir etkinlik devam ederken” anlamına gelir. Bir olayı ya da sonucu daha uzun bir deneyimin içine yerleştirir. Burada of sözcüğünden sonra having worked abroad gelir. İfade, ek beceriler ile göçmenlerin yurt dışındaki çalışma deneyimi arasında bağlantı kurar ve bu becerilerin söz konusu deneyim sırasında kazanıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “etkinlik devam ederken” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Leo found a missing key ____ cleaning the garage.
Cevabı göster
in the process of
come back to the Mindfulness City and work.
4:22geri dönüp Mindfulness City'de çalışmaları için çekmek.
As well as being a futuristic eco-city, Anlatım akışı
4:25Fütüristik bir eko-şehir olmasının yanı sıra,
The Mindfulness City hopes to stop Bhutan's brain drain
4:28The Mindfulness City, Butan'ın beyin göçünü durdurmayı umuyor
As well as being...: ana fikirden önce bir rol eklemek
as well as + -ing biçimi, “bir şeyi yapmanın veya bir şey olmanın yanı sıra” anlamına gelir. Burada As well as being a futuristic eco-city, ana cümleden önce The Mindfulness City’nin bir rolünü veya özelliğini sunar. Yeni ana bilgi ana cümlededir: şehir beyin göçünü durdurmayı ummaktadır. Cümle başındaki bu yapı önce eko-kent tanımını kabul eder, sonra dikkati başka bir amaca yöneltir; ana cümlenin öznesi hâlâ The Mindfulness City’dir.
Alıştırma
Cümleyi as well as ve be fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a library, the building hosts free classes.
Cevabı göster
As well as being
by attracting workers back home to Bhutan. Dilbilgisi
4:32işçileri tekrar anavatanları Butan'a çekerek.
by attracting...: yöntemi by + -ing ile göstermek
by + -ing biçimi, “Bu nasıl yapılıyor?” sorusuna cevap verir ve bir eylemi ya da sonucu gerçekleştirmek için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by attracting workers back home to Bhutan, beyin göçünü durdurmak için önerilen yöntemi açıklar: çalışanları Bhutan’a geri çekmek. Bir eylemi yöntem olarak belirtirken by sonrasında fiilin yalın hâli attract değil, attracting kullanılır.
Alıştırma
Yöntemi belirtmek için by ve attract fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The town hopes to create more jobs ____ new businesses.
Cevabı göster
by attracting
These local workers can then use the extra skills that they've learned abroad through upskilling.
4:35Bu yerel işçiler daha sonra yurt dışında beceri geliştirme yoluyla öğrendikleri ekstra becerileri kullanabilirler.
And upskilling is the process where worker skills are improved through training. Kelime
4:40Ve beceri geliştirme, işçi becerilerinin eğitim yoluyla iyileştirildiği bir süreçtir.
Upskilling: eğitim yoluyla iş becerilerini geliştirme
Upskilling, işle ilgili yeni veya daha ileri beceriler geliştiren eğitimdir. Genellikle çalışanların aynı genel meslek alanında kalırken daha iyi performans göstermelerine, yeni araçları kullanmalarına veya değişime uyum sağlamalarına yardımcı olur. Tanımdaki are improved through training edilgen yapıdadır: eğitimi kimin verdiğinden çok geliştirilen becerilere odaklanır. Tüm yan cümle, sürecin neleri içerdiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi durum upskilling için en açık örnektir?
- Bir şirket çalışanlarına eğitim vermeden eski bilgisayarlarını değiştirir.
- Deneyimli tasarımcılar mevcut işleri için daha yeni tasarım yazılımlarını kullanmayı öğrenir.
- Bir muhasebeci tamamen farklı bir kariyer için hemşirelik eğitimi alır.
Cevabı göster
Deneyimli tasarımcılar mevcut işleri için daha yeni tasarım yazılımlarını kullanmayı öğrenir.
The idea of Gross National Happiness might sound unusual, Anlatım akışı
4:45Gayrisafi Milli Mutluluk fikri kulağa alışılmadık gelebilir,
but it's interesting to see Bhutan balancing economic growth with the happiness of its people. Kalıp ifadeler
4:48ancak Butan'ın ekonomik büyüme ile halkının mutluluğunu dengelemesini görmek ilginç.
might sound unusual, but: ana noktadan önce olası tepkiyi kabul etme
might sound unusual, but... kalıbı önce dinleyicinin olası tepkisini sunar, ardından but ile konuşanın asıl noktasına geçer. Bu cümlede unusual olası bir ilk izlenim olarak kabul edilirken but sonrasındaki yan cümle daha fazla vurgulanır. Might, bu ilk tepkiyi kesin değil ihtimalli hâle getirir. Kalıp, dinleyicinin olası kaygısını göz ardı etmeden daha az bilinen bir fikri tanıtmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi might sound unusual, but... kalıbındaki sözcüklerle tamamlayın: A homework-free weekend ____, but it could give families more time together.
Cevabı göster
might sound unusual
balance A with B: ekonomik büyüme ile mutluluk arasında denge kurmak
Balance A with B, birbiriyle yarışabilecek iki ihtiyaca, hedefe veya sorumluluğa gereken önemi vermek demektir. Burada economic growth A, the happiness of its people ise B'dir. Bu ifade, iki hedefi yönetilmesi gereken bir denge sorunu olarak sunar; birinin diğerinin tamamen yerini alması gereken bir seçim olarak değil.
Alıştırma
Balance A with B kalıbındaki iki öğeyi bağlayan kelimeyle cümleyi tamamlayın: We need to balance screen time ____ outdoor play.
Cevabı göster
with
And it reminds me of your question, Neil. Kalıp ifadeler
4:54Ve bu bana senin sorunu hatırlattı, Neil.
remind someone of something: birine bir şeyi hatırlatmak
Remind someone of something, bir kişinin birini veya bir şeyi hatırlamasına ya da düşünmesine yol açmak demektir. it reminds me of your question ifadesinde me hatırlayan kişidir, your question ise akla yeniden gelen şeydir. Burada bu ifade, mevcut konuşmayı Neil'ın daha önce sorduğu soruya bağlar. Neil adı doğrudan hitaptır ve remind ... of yapısının bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi remind ... of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This smell ____ my grandmother's kitchen.
Cevabı göster
reminds me of
Yes, I asked you what the date of International Happiness Day is.
4:57Evet, sana Uluslararası Mutluluk Günü'nün tarihinin ne olduğunu sormuştum.
in the southern hemisphere: ekvatorun güneyinde
The southern hemisphere, Dünya'nın ekvatorun güneyinde kalan yarısıdır. in the southern hemisphere ifadesindeki in, insanların veya yerlerin gezegenin bu yarısında bulunduğunu belirtir. Kuzey ve Güney Yarım Kürelerde mevsimler birbirinin tersi olduğundan 20 Mart, Güney Yarım Küre'nin büyük bölümünde ilkbaharın değil, sonbaharın başlangıcına yakındır. Tarihin orada neden farklı hissedilebileceğini anlamak için gereken bağlam budur.
Alıştırma
Bu cümlede the southern hemisphere ne anlama geliyor?
- Dünya'nın ekvatorun güneyindeki yarısı
- herhangi bir ülkenin güney bölümü
- Dünya'nın ekvatorun kuzeyindeki yarısı
Cevabı göster
Dünya'nın ekvatorun güneyindeki yarısı
which you'll find on our website, bbclearningenglish.com.
5:18onu web sitemizde, bbclearningenglish.com'da bulacaksınız.
why not try: dostça bir öneri
Why not + fiilin yalın hâli...? gündelik bir öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Buradaki why not try our interactive quiz? yaklaşık olarak Testi deneyebilirsin anlamına gelir; konuşan kişi gerçekten bir neden sormaz. Try, why not sonrasında yalın hâlde kalır. Bu cümlede ifade, dinleyicilere doğrudan emir vermek yerine onları nazikçe teste davet eder.
Alıştırma
Hangi cümle doğal biçimde dostça bir öneride bulunur?
- Why not try the science club?
- Why not to try the science club?
- Why not trying the science club?
Cevabı göster
Why not try the science club?
Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı
5:22Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap the vocabulary we've learned: tekrar bölümünü bildiren ifade
Let's recap the vocabulary we've learned, konuşmacının daha önce sunulan içeriği kısaca gözden geçirmeye geçtiğini dinleyiciye bildirir. Burada recap, ana noktaları özetlemek anlamında bir fiildir; let's ise öneriyi birlikte yapılan ve herkesi kapsayan bir eyleme dönüştürür. Bir düzenleme işareti olarak bu ifade, yeni içerik öğretiminden tekrara geçişi gösterir. Let's recap ifadesini duyduğunda önceki bilgilerin daha kısa ve düzenli bir biçimde yeniden sunulmasını bekleyebilirsin.
Alıştırma
Bir öğretmen "Let's recap the vocabulary we've learned." diyor. Sonra büyük olasılıkla ne olur?
- Sınıf ilgisiz ve yeni bir konuya başlayacak.
- Sınıf daha önce işlenen kelimeleri kısaca gözden geçirecek.
- Sınıf bütün dersi tüm ayrıntılarıyla yeniden anlatacak.
Cevabı göster
Sınıf daha önce işlenen kelimeleri kısaca gözden geçirecek.
Starting with modernize: ilk ögeyi belirtmek
Starting with modernize, modernize sözcüğünü kelime tekrarındaki ilk öge olarak gösterir. starting with + isim veya konu kalıbı, sıralı bir listenin, açıklamanın ya da sürecin nereden başladığını dinleyiciye bildirir. Burada starting with tek başına tamamlanmış bir yönerge değildir. Önceki let's recap düşüncesini sürdürür ve dinleyicinin sırayı takip etmesine yardımcı olur. Ayrıca modernize sözcüğünden sonra başka kelimelerin de gelebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade starting with ile tamamla: We'll check every floor, ____ the ground floor.
Cevabı göster
starting with
A country's social fabric means the relationships which connect a community together.
5:31Bir ülkenin sosyal dokusu, bir topluluğu birbirine bağlayan ilişkiler anlamına gelir.
The adjective intact means complete and undamaged.
5:37Bozulmamış (intact) sıfatı eksiksiz ve hasar görmemiş demektir.
A brain drain happens when large numbers of educated and skilled people
5:45Beyin göçü (brain drain), çok sayıda eğitimli ve yetenekli insanın
leave their own country to live and work in another country
5:50kendi ülkelerinden ayrılıp başka bir ülkede yaşamak ve çalışmak üzere
where they can earn more money.
5:53daha fazla para kazanabilecekleri bir yere gitmeleri durumunda yaşanır.
means improving workers' skills through training and experience.
5:56eğitim ve deneyim yoluyla işçi becerilerini iyileştirmek anlamına gelir.
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
“our 6 minutes are up” ifadesinde be up, ayrılmış veya belirlenmiş bir sürenin sona erdiği anlamına gelir. Programın altı dakikası tükenmiştir; up burada daha yüksek bir konumu anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp my/your/our + zaman ifadesi + be up şeklindedir: “My time is up” ve “Your ten minutes are up”. Tekil time ile is, çoğul minutes ile are kullanılır.
Alıştırma
Duyuruyu be up kalıbını kullanarak tamamlayın: Your time ____.
Cevabı göster
is up