Kafanızın İçinde Sesler Duyarsanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu anlatım şizofreninin belirtilerini, olası nedenleri, tedaviyi, iyileşmeyi ve damgalanmayı ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what if | Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Varsayımsal sorunun bir iç sesi, olayın gerçekleştiğini söylemeden nasıl tedirgin edici bir açılışa dönüştürdüğünü anlayın. 2. synaptic pruning | Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: C4 ile beyin bağlantıları arasındaki öne sürülen ilişkiyi açıklayan sinirbilim terimini ve budama benzetmesini öğrenin. 3. can and do recover | Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olasılık sunan can ile iyileşmenin gerçekten gerçekleştiğini vurgulayan do arasındaki farkı görüp önceki istatistikleri dengeli yorumlayın.
Bu derste
We all have an inner dialogue inside our mind Kalıp ifadeler
0:00Hepimizin zihninde bir iç diyalog vardır.
inner dialogue: iç diyalog
“Inner dialogue”, zihinde devam eden sözcükleri veya konuşmaya benzeyen düşünceleri ifade eder. Bu cümlede başka biriyle sesli olarak yapılan bir konuşmayı değil, kişiye özel bir düşünme biçimini adlandırır. “Dialogue” çoğu zaman iki konuşmacı içerir; ancak “inner dialogue”, tek bir kişinin zihninde kendine soru sormasını, cevap vermesini, kendini cesaretlendirmesini veya kendine bir şeyi hatırlatmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “inner dialogue” ne anlama geliyor?
- Bir kişinin zihnindeki konuşmaya benzeyen özel düşünce akışı
- Yazılı mesaj alışverişi
- Başka biriyle sesli olarak yapılan konuşma
Cevabı göster
Bir kişinin zihnindeki konuşmaya benzeyen özel düşünce akışı
reminding yourself to pay your cell phone bill Dilbilgisi
0:02Cep telefonu faturasını ödemeyi kendimize hatırlatırız
reminding yourself to + fiilin yalın hâli: bir şeyi yapmayı kendine hatırlatmak
“Remind yourself to + fiilin yalın hâli”, yapmanız gereken veya yapmayı planladığınız bir eylemi kendinize hatırlatmak anlamına gelir. Burada “reminding yourself to pay”, iç diyaloğun ne yapabileceğine bir örnek verir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: “I remind myself”, “you remind yourself” ve “she reminds herself”. “To” sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: “to pay” denir, “to paying” denmez.
Alıştırma
remind + doğru dönüşlülük zamiri + to yapısını kullanın. Cümleyi tamamlayın: She set an alarm to ____ leave for the airport at six.
Cevabı göster
remind herself to
or even rehearsing a tough conversation with a friend. Kalıp ifadeler
0:04hatta bir arkadaşımızla yapacağımız zorlu bir konuşmayı prova ederiz.
Gerçek görüşmeden önce zorlu bir konuşmanın provasını yapmak
Burada rehearsing a tough conversation, gerçekten yapılacak zor bir konuşmadan önce ne söyleyebileceğinizi ve nasıl karşılık verebileceğinizi önceden çalışmak anlamına gelir. Tough, konuşmanın duygusal açıdan zor veya başa çıkılması güç olduğunu belirtir; fiziksel olarak sert olduğunu değil. Rehearse yalnızca oyuncular veya sahne gösterileri için kullanılmaz. Aktarılabilir rehearse a conversation kalıbı; bir mülakata, özür konuşmasına, anlaşmazlığa veya baskı yaratan başka bir iletişime hazırlanmayı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede rehearse, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- After the meeting, I recalled a difficult conversation with my mentor.
- Before the interview, I rehearsed a difficult conversation with my mentor.
- At the meeting, I began a difficult conversation with my mentor.
Cevabı göster
Before the interview, I rehearsed a difficult conversation with my mentor.
But what if that voice becomes voices Dilbilgisi
0:07Peki ya o tek ses, birden fazla sese dönüşürse
Varsayımsal bir olasılığı ortaya koyan What if
What if varsayımsal bir olasılığı ortaya koyar ve dinleyiciden bunun sonucunu düşünmesini ister: bunun gerçekleştiğini varsayalım, sonra ne olur? Durum bir gerçek olarak sunulmamıştır. Burada aynı zamanda sözbilimsel bir geçiş işlevi görür. Konuşmacı, kontrol edilebilen tek bir iç sesten kontrol edilemeyen seslerin daha kaygı verici olasılığına geçerek endişe yaratır ve sonraki konuya zemin hazırlar.
Alıştırma
Varsayımsal bir kaygıyı ortaya koyan iki sözcüklü ifadeyle soruyu tamamlayın: ____ the flight is canceled because of the storm?
Cevabı göster
What if
out of your control: bir şeyi değiştirme gücünüzün dışında
Out of your control, bir şeyi yönlendirme, değiştirme veya durdurma gücünüzün dışında olması demektir. Bu soruda sesler artık kişinin yönetebileceği bir şey değildir. Kalıp out of + iyelik belirleyicisi + control şeklindedir: out of my control, out of her control, out of our control. Bu yapı, bir kişinin veya grubun gücünün sınırını anlatır; bir yerin içinden dışarı doğru fiziksel hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle gecikmeyi önlemenin ekibin gücü dışında olduğunu söyler?
- The delay is out of control.
- The delay is under our control.
- The delay is out of our control.
Cevabı göster
The delay is out of our control.
Psychologist Julian Jaynes proposed a theory Kalıp ifadeler
0:12Psikolog Julian Jaynes bir teori ortaya attı
proposed a theory: bir açıklamayı resmî olarak ortaya koymak
Proposed a theory, başkalarının değerlendirmesi, araştırması veya sınaması için açıklayıcı bir fikri resmî biçimde ortaya koymak demektir. Proposed, teorinin kaynağı olarak Julian Jaynes’i gösterir; teorinin kanıtlandığını veya herkesçe kabul edildiğini söylemez. Yaygın kalıp kişi + propose(s)/proposed + a theory (that + yan cümle) şeklindedir. Yapılandırılmış bir açıklamanın ortaya konduğunu belirttiği için said sözcüğünden daha kesindir.
Alıştırma
Hedef eşdizimi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After reviewing the data, the researchers ____ about how the disease spreads.
Cevabı göster
proposed a theory
not so long ago: çok da uzun zaman önce değil
Not so long ago, konuşanın nispeten yakın olarak sunduğu geçmiş bir zamanı ifade eder. not, so long ifadesinin çağrıştırdığı uzaklığı tersine çevirir; bu nedenle bütün ifade long ago olarak anlaşılmamalıdır. Bu zaman aralığı özneldir. Bu cümlede insanlık tarihindeki bir dönem, çok geniş bir tarihsel ölçekte nispeten yakın gösterilir; kesin bir tarih verilmez.
Alıştırma
not so long ago ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Açıkça belirtilen kesin bir tarihte.
- Geçmişte nispeten yakın bir zamanda.
- Uzak geçmişte.
Cevabı göster
Geçmişte nispeten yakın bir zamanda.
created internally from the right hemisphere of the brain Anlatım akışı
0:18bu sesler beynin sağ yarım küresinde oluşturuluyordu
but perceived as external from the left hemisphere.
0:20ancak sol yarım küre tarafından dışarıdan geliyormuş gibi algılanıyordu.
created internally ... but perceived as external: içeride üretilen, ancak dışarıdan geliyormuş gibi algılanan
Created internally ve perceived as external, daha önce geçen voices ismini açıklayan paralel ve kısaltılmış iki edilgen yan cümledir. Açık hâlleri voices that were created internally ... but that were perceived as external biçimindedir. But iki açıklamayı karşı karşıya getirir: süreç içsel olarak, deneyim ise dışsal olarak tanımlanır. Perceived as external, seslerin gerçekte nereden geldiğini değil, nasıl algılandığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede but hangi karşıtlığı düzenliyor?
- Geçmişteki bir olay ve kesin bir gelecek tahmini.
- Seslerin içsel olarak üretilmesi ve dışarıdan geliyormuş gibi algılanması.
- Seslerin aynı ölçüde dışsal olan iki kaynağı.
Cevabı göster
Seslerin içsel olarak üretilmesi ve dışarıdan geliyormuş gibi algılanması.
these voices were perceived as communication from the gods
0:24bu seslerin tanrılardan gelen mesajlar olduğu düşünülüyordu
Sonuç bildiren "As a result," bağlayıcısı
As a result, daha önce belirtilen bir nedene veya duruma gönderme yapan ve bunun sonucunda ne olduğunu anlatan bir cümle bağlayıcısıdır. Burada seslerin tanrılardan gelen iletiler olarak algılanmasının önceki durumun sonucu olduğunu gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir: As a result, + sonuç. Neden-sonuç ilişkisini düzenler; örnek sunmaz.
Alıştırma
Sonucu açıkça belirten bağlayıcıyı seçin: The bus broke down on the highway. _____, we arrived an hour late.
- For example
- In other words
- As a result
Cevabı göster
As a result
with the rise of + isim öbeği
With the rise of, “bir şey ortaya çıktıkça, büyüdükçe veya daha etkili hâle geldikçe” anlamına gelir. Burada rise bir isimdir ve of gelişen şeyi belirtir: with the rise of + isim öbeği. Bu edat öbeğinin tamamı, ana cümledeki durum için arka plandaki değişimi gösterir. Bu cümlede modern bilincin gelişimi, seslerin insanlara ait olarak tanınmaya başladığı tarihsel ortamı belirtir; rise gerçek anlamda yukarı doğru hareket değildir.
Alıştırma
“Uzaktan çalışma daha yaygın hâle geldikçe” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Many companies changed their office policies ____ remote work.
Cevabı göster
with the rise of
Some psychiatrists believe that the brains of schizophrenic people
0:34Bazı psikiyatristler, şizofreni hastalarının beyinlerinin
and not recognize some of their thoughts as their own. Dilbilgisi
0:38ve bazı düşüncelerini kendilerine ait olarak algılamayabileceğine inanıyor.
revert to + önceki bir durum
Bu cümlede revert to this state, bağlamda daha önce açıklanan zihinsel duruma geri dönmek anlamına gelir. Değişim, önceden var olan bir duruma dönüş olarak sunulur. Revert to + durum, yöntem, sürüm veya davranış kalıbını kullanın. Revert to, go back to ifadesinden daha resmîdir; bu nedenle tıp, teknoloji ve politika tartışmalarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi revert ve gereken edatla tamamlayın: After the update failed, the system had to ____ the previous version.
Cevabı göster
revert to
recognize A as B ... isim yerine kullanılan their own
Recognize A as B, A’yı B olarak tanımlamak, anlamak veya kabul etmek demektir. Burada some of their thoughts A, their own ise B’dir: kişiler bu düşüncelerin kendilerine ait olduğunu tanımaz. Their own, their own thoughts ifadesinin yerine geçer. Eksik ismin ne olduğu zaten belliyse mine, yours veya their own gibi iyelik biçimlerinden sonra isim kullanılmayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle Mia’nın tasarımın kendisine ait olduğunu belirlediği anlamını doğru verir?
- Mia recognized the design as her own.
- Mia recognized the design to her own.
- Mia recognized the design as herself.
Cevabı göster
Mia recognized the design as her own.
To be clear: bir açıklamayı başlatmak
“To be clear” bir açıklama veya netleştirme başlatır. Burada dinleyiciye, sonraki ifadenin olası bir yanlış anlamayı düzelttiğini bildirir: Bu iki bozukluk aynı durum olarak görülmemelidir. Bu ifade, konuşanın kesin tutumunu belirterek bilgiyi düzenler. Dinleyiciyi mutlaka kafası karışmış olmakla suçlamaz; konuşmaya devam etmeden önce belirsizliği önlemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Yanıtın apaçık olduğunu söylemeden olası bir yanlış anlamayı düzeltmek istiyorsunuz. Hangi başlangıç en uygundur?
- Clearly, the deadline is Friday, not Thursday.
- To be clear, the deadline is Friday, not Thursday.
- By the way, the deadline is Friday, not Thursday.
Cevabı göster
To be clear, the deadline is Friday, not Thursday.
not the same thing as: eşdeğerliği açıkça reddetmek
“Not the same thing as”, iki kavramın veya eylemin eşdeğer olduğu düşüncesini açıkça reddeder. Bu cümlede şizofreni ile çoklu kişilik bozukluğuna sahip olmayı birbirinden ayırır. Kalıp X is not the same thing as Y şeklindedir. “As” sonrasında “a cancellation” gibi bir isim öbeği ya da bir eylemi adlandırırken “giving up” gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki karşılaştırma kalıbının tamamıyla tamamlayın: Working from home is ____ working fewer hours.
Cevabı göster
not the same thing as
multiple personality disorder: eski bir ad
Bu cümlede multiple personality disorder, iki veya daha fazla farklı kimlik durumunu içeren bir bozukluğu ifade eder. Ana nokta, bunun schizophrenia için kullanılan başka bir ad olmamasıdır. Bu ifade, eskiden halk arasında ve tanı amacıyla kullanılan bir addır; günümüzdeki olağan klinik ad dissociative identity disorder (DID) terimidir. Eski terimi tanımak, onu modern resmî kullanıma taşımadan eski medya içeriklerini anlamanıza yardımcı olur.
Alıştırma
Eski bir belgeselde multiple personality disorder terimi kullanılıyor. Güncel bir klinik makale aynı bozukluk için normalde hangi terimi kullanmalıdır?
- hallucination
- dissociative identity disorder (DID)
- schizophrenia
Cevabı göster
dissociative identity disorder (DID)
and most notably hearing voices. Anlatım akışı
1:00ve en dikkat çekici olarak sesler duymak yer alır.
hallucinations ve delusions: algı ve inanç
Bu cümlede hallucinations, orada olmayan bir şeyi görmek veya hiç kimse konuşmazken bir ses duymak gibi, karşılık gelen bir dış uyaran olmadan oluşan duyusal deneyimlerdir. Delusions, sabit bir zulme uğrama veya komplo inancı gibi, gerçeklikle çatışan ve karşıt kanıtlara rağmen devam eden güçlü inançlardır. Başka bağlamlara da aktarılabilen ayrım algı ile inanç arasındadır: hallucinations kişinin ne algıladığıyla, delusions ise neye inandığıyla ilgilidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hallucination ve delusion sözcükleriyle doğru sırada tamamlayın: Seeing a person who is not there can be a ____; firmly believing that strangers control your thoughts can be a ____.
Cevabı göster
hallucination · delusion
most notably: en dikkat çekici öğeyi öne çıkarmak
Most notably, daha büyük bir grup veya listedeki bir öğeyi seçip en fazla dikkate değer öğe olarak öne çıkarır. Burada, az önce söz edilen etkiler arasında hearing voices ifadesine özel vurgu yapar. Bilgiyi sıklığa göre değil, önem veya dikkat çekicilik düzeyine göre sıralar. Öne çıkarılan öğenin en yaygın olan olması gerekmez.
Alıştırma
'The update brought several changes, most notably a new safety rule.' cümlesinde most notably neyi gösterir?
- Güvenlik kuralı zaman sırasındaki son değişikliktir.
- Güvenlik kuralı, konuşanın vurgulamak istediği öğedir.
- Güvenlik kuralı en sık gerçekleşen şeydir.
Cevabı göster
Güvenlik kuralı, konuşanın vurgulamak istediği öğedir.
to words or names being called, Dilbilgisi
1:06kelimeler ya da kişinin adının söylendiğini duymaya kadar,
being called: being + past participle ile edilgen olaylar
words or names being called ifadesinde being + called edilgen bir olayı belirtir: birisi sözcükleri ya da isimleri söyler veya yüksek sesle seslenir ve bu olay duyulur. Buradaki called, “telefonla aranmış” değil, “söylenmiş ya da seslenilmiş” demektir. to, from ... to ... aralık yapısının parçasıdır; bu nedenle mastar işareti değil, bir edattır. İsim + being + past participle yapısı ismi eylemden etkilenen unsur olarak sunar; eylemi yapan kişi belirtilmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi call fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: While I waited outside the office, I heard my name ____ from inside.
Cevabı göster
being called
Auditory hallucinations: dış bir kaynak olmadan sesler duymak
Auditory hallucinations, karşılık gelen dış bir ses kaynağı yokken sesler duymayı ifade eden klinik bir isim öbeğidir. Auditory, hallucinations sözcüğünü niteler ve ilgili duyunun işitme olduğunu belirtir. Bu ifade hearing voices ifadesinden daha geniştir. Basit gürültüleri, müziği, sözcükleri, isimleri veya insan seslerini kapsayabilir; konuşma yeteneğini ifade etmez.
Alıştırma
Bu duruma en uygun terim hangisidir? Bir hasta, ortada çalan bir müzik olmadığı hâlde müzik duyduğunu söylüyor.
- visual hallucinations
- hearing loss
- auditory hallucinations
Cevabı göster
auditory hallucinations
schizophrenics ile people with schizophrenia karşılaştırması
Burada schizophrenics, people with schizophrenia anlamına gelen çoğul bir isimdir. Bir grubu tanımlamak için tanıyı doğrudan isim olarak kullanmak, hastalığı ön plana çıkarır ve insanların bu etikete indirgenmiş gibi algılanmasına yol açabilir. Günümüzde saygılı sağlık iletişiminde people with schizophrenia genellikle daha güvenli varsayılan seçenektir. Schizophrenics eski metinlerde, alıntılarda veya kişi odaklı olmayan söylemlerde hâlâ görülebilir; bu nedenle ifadeyi tanımak yararlıdır, ancak otomatik olarak taklit edilmemelidir.
Alıştırma
Güncel bir hasta bilgilendirme broşürü için bu ifadeyi değerlendirin: "Schizophrenics may need support from family and friends."
- Şöyle değiştirmek daha iyidir: People with schizophrenia may need support from family and friends.
- Yazıldığı hâliyle uygundur.
Cevabı göster
Şöyle değiştirmek daha iyidir: People with schizophrenia may need support from family and friends.
They're often associated with their current mental state Kalıp ifadeler
1:12Bu sesler çoğu zaman kişinin o anki ruh hâliyle bağlantılıdır
accusing, threatening, or persecuting,
1:16suçlayabilir, tehdit edebilir ya da kişiye zulmedebilir,
ultimately embodying many of their fears. Deyimler
1:18sonuçta kişinin pek çok korkusunu somutlaştırır.
be associated with: bağlantı var, ancak mutlaka neden değil
Bu cümlede be associated with, “bir şeyle bağlantılı olmak” veya “bir şeyle ilişkili olarak ortaya çıkma eğiliminde olmak” anlamına gelir. Seslerin kişinin mevcut ruhsal durumuna göre değiştiği belirtilmektedir. Bu ifade kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisini değil, bir bağlantıyı bildirir. Ruhsal durumun seslerin her özelliğine doğrudan neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Nedensellik iddiasında bulunmadan bağlantı belirten ifadeyle araştırma üslubundaki cümleyi tamamlayın: High stress is often ____ sleep problems.
Cevabı göster
associated with
embodying many of their fears: soyut korkulara somut biçim vermek
Burada embodying many of their fears, bu korkuları seslerin içeriği ve karakteri aracılığıyla algılanabilir hâle getirmek demektir. Sesler, normalde soyut olan korkuların somut bir ifadesi olur. Daha genel olarak embody, “bir düşünceye, niteliğe veya duyguya tanınabilir bir biçim vermek” anlamına gelebilir. Buradaki kullanım mecazidir; hiçbir korku gerçekten bir bedene kavuşmaz.
Alıştırma
Videodaki cümlede embodying many of their fears ne anlama geliyor?
- korkularını fiziksel olarak bedenlere dönüştürmek
- korkularının çoğunu ortadan kaldırmak
- korkularının çoğuna somut bir biçim vermek
Cevabı göster
korkularının çoğuna somut bir biçim vermek
A 2006 study of over 3000 schizophrenic patients Anlatım akışı
1:212006'da 3.000'den fazla şizofreni hastasıyla yapılan bir araştırma,
A 2006 study ... found that ...: sonucu bir araştırmaya dayandırmak
A study ... found that ... kalıbı, iddianın kaynağı olarak çalışmayı gösterir. Bu cümlede A 2006 study kanıtın kaynağını tanıtır, örnekleme ilişkin ayrıntılar fiilden önce yer alabilir ve found that bildirilen sonucu başlatır. Kanıtı yazarın kendi iddiasından ayırmak için şu bilgi düzenini kullanın: kaynak + found that + sonuç. Buradaki found, “araştırma yoluyla keşfetti” anlamındadır; fiziksel olarak bir şeyi “buldu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Çalışmanın sonucunu tanıtan tam iki sözcüklük ifadeyle araştırma aktarım kalıbını tamamlayın: A recent study of 500 students ____ short breaks improved concentration.
Cevabı göster
found that
may play a role: olası bir katkıyı ifade etmek
Play a role, “bir sonucu veya süreci etkilemek ya da ona katkıda bulunmak” anlamına gelir. Buradaki role, oyunculukta canlandırılan rol anlamında değildir. May, iddiayı temkinli hâle getirir: genler katkıda bulunan etkenlerden biri olabilir, ancak cümle bunların tek neden olduğunu veya etkilerinin kanıtlandığını söylemez. Başka durumlara aktarılabilen yaygın kalıp X may play a role in Y biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi olası bir katkı etkenini belirten tam dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Genetics may ____ how the body responds to stress.
Cevabı göster
play a role in
involved in trimming: be involved in + -ing yapısı
Be involved in + isim veya -ing biçimi, bir şeye katılmak ya da bir süreçle bağlantılı olup onda rol oynamak anlamına gelir. Burada C4 bilinçli olarak hareket etmez; cümle, bu genin sinapsların budanması sürecinde rolü olduğunu anlatır. in bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: involved in trimming doğrudur, involved in trim değildir.
Alıştırma
repair fiiliyle be involved in + -ing yapısını kullanın: This enzyme is involved ____ damaged DNA.
Cevabı göster
in repairing
teenage brains undergo a process known as synaptic pruning Notlar
1:36ergenlerin beyni sinaptik budama olarak bilinen bir süreçten geçer
undergo a process known as + ad: adlandırılmış bir süreçten geçmek
Undergo, bir şeyi yaşamak veya bir işleme maruz kalmak anlamındaki resmî ve geçişli bir fiildir. Nesnesini doğrudan alır: teenage brains undergo a process denir ve undergo sonrasında through kullanılmaz. Known as synaptic pruning, process sözcüğünü niteler ve sürecin kabul edilen adını verir. Bu, which is known as synaptic pruning anlamındaki kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Yeniden kullanılabilecek kalıp undergo a process known as + ad şeklindedir.
Alıştırma
centrifugation adını tanıtmak için dersteki resmî kalıbı kullanın: The sample will ____.
Cevabı göster
undergo a process known as centrifugation
Beyin gelişiminde sinaptik budama
Synaptic pruning, yani sinaptik budama, beyin gelişiminin normal bir parçasıdır. Bu süreçte beyin bazı sinaptik bağlantıları, özellikle daha az kullanılanları azaltır. Sinaps, sinir hücrelerinin iletişim kurduğu bağlantı noktasıdır. Pruning sözcüğü bir bitkinin budanması imgesini kullanır: sinir ağının daha verimli çalışması için belirli bağlantılar azaltılır. Bu, bütün sinapsların ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede synaptic pruning ne anlama geliyor?
- Beyin çocuklukta oluşan bütün bağlantıları kaldırır.
- Beyin kullanılmayan anıları ayrı bir bölgede depolar.
- Beyin gelişirken daha az kullanılan bazı bağlantıları azaltır.
Cevabı göster
Beyin gelişirken daha az kullanılan bazı bağlantıları azaltır.
İstenmeyen bir parçayı kaldırmak için cut away
Cut away, istenmeyen bir parçayı keserek kaldırmak anlamına gelir. Away, parçanın ayrılıp ortadan kaldırıldığı sonucunu ekler; cut tek başına yalnızca kesme eylemini belirtir. Burada edilgen yapıdadır: unused connections are cut away. İfade, bazı beyin bağlantılarının nasıl ortadan kaldırıldığını açıklamak için fiziksel kesme imgesini kullanır.
Alıştırma
Hangi cümle istenmeyen bir parçanın kaldırıldığını ve geri kalan kısmın korunduğunu açıkça belirtir?
- The technician cut away the damaged insulation.
- The technician cut the damaged insulation.
- The technician cut off the power.
Cevabı göster
The technician cut away the damaged insulation.
to aid in + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede to amaç bildirir: söz konusu eylem, beynin verimli çalışmasına aid in, yani yardım etmek veya katkıda bulunmak amacıyla yapılır. Burada kesinleşmiş bir sonuç değil, beklenen bir yarar anlatılır. Aktarılabilir kalıp to aid in + isim öbeği veya -ing biçimidir. Aid in, help ifadesinden daha resmîdir ve araştırma, politika ya da teknik metinlerde bir önlemi amaçlanan etkisiyle ilişkilendirmek için sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü resmî amaç ifadesiyle tamamlayın: The revised layout was introduced ____ navigation for screen-reader users.
Cevabı göster
to aid in
Links have also been made between A and B ile ilişki bildirmek
Edilgen present perfect yapısı Links have also been made, araştırmacıları adlandırmadan bugüne kadar bazı ilişkilerin belirlendiğini bildirir. Also bu bulguyu önceki bulgulara ekler, between ise ilişkili iki tarafı tanıtır. Tek başına kullanılan tam bir cümlede normalde hem A hem de B belirtilir. Burada microbes in the gut bir taraftır; diğer taraf olan schizophrenia ise yakın bağlamdan anlaşılır. Link bir ilişkiye dair kanıt bildirir; tek başına taraflardan birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle nedensellik iddiasında bulunmadan veya araştırmacıları adlandırmadan bir ilişkiyi ihtiyatlı biçimde bildirir?
- Links have been made between poor sleep and reduced concentration.
- Poor sleep definitely causes reduced concentration.
- Researchers proved that poor sleep is the only cause of reduced concentration.
Cevabı göster
Links have been made between poor sleep and reduced concentration.
Destekleyici bir gerekçe sunan “After all”
After all, az önce söylenen düşünceyi destekleyen bir gerekçe sunan söylem belirtecidir. Burada mikroplarla ilgili gerçek, önceki iddiayı daha makul kılan bir kanıt olarak eklenir. Genellikle “bu, zaten dikkate almamız gereken ilgili bir gerçektir” anlamını sezdirir. Bir olayın zaman bakımından en son gerçekleştiğini belirtmez.
Alıştırma
“We should leave early. After all, the roads get crowded before the game.” cümlesinde “After all” ne işlev görür?
- Uzun bir bekleyişten sonraki rahatlamayı ifade eder.
- Zaman bakımından son olayı belirtir.
- Önceki ifadeyi destekleyen bir gerekçe sunar.
Cevabı göster
Önceki ifadeyi destekleyen bir gerekçe sunar.
Kanıt aktarma yapısı olarak “have also been shown to”
Have also been shown to, present perfect zamanda edilgen bir kanıt aktarma yapısıdır. Araştırmaların veya başka kanıtların, ardından gelen etkiyi gösterdiği anlamına gelir; cümle, kanıtı üreten araştırmacılara değil microbes sözcüğüne odaklanır. Have, çoğul özne microbes ile uyumludur. Shown geçmiş zaman ortacıdır; to sonrasında yalın hâlde modulate ve impact fiilleri gelir. Tek bir to, eş görevli iki fiili de başlatabilir. Also bunun bilinen ek bir etki olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için “have also been shown to” ifadesinin doğru tekil biçimini kullanın: Regular exercise ____ improve sleep quality.
Cevabı göster
has also been shown to
modulate an immune response: sabit bir yönü olmayan düzenleme
Bu cümlede modulate an immune response, bağışıklık sisteminin nasıl tepki verdiğini; tepkinin şiddeti, zamanlaması veya örüntüsü dâhil olmak üzere etkilemek ve düzenlemek anlamına gelir. Mikropların tepkiyi yalnızca artırdığı söylenmez; modülasyon tepkiyi artırabilir, azaltabilir veya başka bir biçimde ayarlayabilir. Biyomedikal yazıda modulate, change gibi genel bir fiilden daha kesindir; çünkü etkiyi belirsiz bir farklılık olarak değil, biyolojik bir sürecin düzenlenmesi olarak sunar.
Alıştırma
Bir tedavi bir bağışıklık yolunu artırırken diğerini azaltıyor. Bu karma düzenleyici etkiyi en iyi hangi açıklama karşılar?
- It modulates the immune response.
- It has no effect on the immune response.
- It stimulates the immune response only.
- It suppresses the immune response only.
Cevabı göster
It modulates the immune response.
Araştırma karşılaştırmalarında significantly more abundant
Burada significantly more abundant, bir çalışma grubunda laktik asit bakterilerinin karşılaştırma grubuna göre daha yüksek bollukta bulunduğu anlamına gelir. Araştırma raporlarında significantly genellikle gruplar arasındaki farkın istatistiksel bir ölçütü karşıladığını gösterir; ancak bu cümle test ayrıntılarını vermez. Abundant, bir örnekteki yüksek göreli miktarı veya yaygınlığı anlatan resmî bir betimleyici sıfattır; gündelik niceleyici many ile basitçe birbirinin yerine kullanılamaz. İfade, karşılaştırmalı olarak daha yüksek bir bolluk ortaya koyar. Etki büyüklüğünü, biyolojik önemini veya bakterilerin şizofreniye neden olup olmadığını belirtmez; bu sonuçlar ek kanıt gerektirir.
Alıştırma
Şu araştırma ifadesini okuyun: "Species A was significantly more abundant in group X than in group Y." Yalnızca bu ifadeye dayanarak hangi sonuç çıkarılabilir?
- Gruplar arasında karşılaştırma yapılmamıştır.
- A türü gruplar arasındaki farka neden olmuştur.
- Bolluk farkı mutlaka çok büyük olmalıdır.
- Daha yüksek bir bolluk bildirir ve genellikle istatistiksel anlamlılık ima eder, ancak etki büyüklüğü veya nedensellik iddiası vermez.
Cevabı göster
Daha yüksek bir bolluk bildirir ve genellikle istatistiksel anlamlılık ima eder, ancak etki büyüklüğü veya nedensellik iddiası vermez.
is much higher in patients with schizophrenia.
2:10şizofreni hastalarında çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
while another found: iki çalışmayı kısa ve öz biçimde karşılaştırmak
Burada while, bir çalışmanın sonucunu ikinci bir çalışmanın farklı veya karşıt sonucuna bağlar. İki bulguyu yan yana getirir; asıl anlamı çalışmaların aynı anda gerçekleştiği değildir. Another, another study ifadesinin yerini tutar; böylece yazar ismi tekrar etmez. Yeniden kullanılabilir One study found ..., while another found ... kalıbı, iki ayrı çalışmadan gelen kanıtları kısa ve öz biçimde karşılaştırır.
Alıştırma
Study sözcüğünü tekrarlamadan iki çalışmayı karşılaştıran kısa kalıpla cümleyi tamamlayın: One study found that the treatment reduced pain, ____ that it had no effect on sleep.
Cevabı göster
while another found
prevalence of: mevcut bir duruma sahip olanların oranı
Bu cümlede the prevalence of lipid and glucose abnormalities, söz konusu anormalliklerin hasta grubunda ne kadar yaygın olduğunu ifade eder. Bu, genellikle belirli bir zamanda veya belirtilen bir dönem boyunca bu anormalliklere sahip kişilerin oranı olarak ölçülür. prevalence of + condition kalıbı epidemiyoloji ve istatistikte yaygındır. Yalnızca bir şeyin kaç kez gerçekleştiğine değil, bir popülasyonda hâlihazırda bulunan vakalara veya durumlara odaklanır.
Alıştırma
Kesitsel bir anket, şu anda hipertansiyonu olan yetişkinlerin oranını soruyor. Bu ölçüyü en iyi adlandıran ifade hangisidir?
- the occurrence of hypertension
- the incidence of hypertension
- the prevalence of hypertension
Cevabı göster
the prevalence of hypertension
is primarily based on behavior and reported experiences, Kalıp ifadeler
2:14esas olarak davranışlara ve bildirilen deneyimlere dayansa da
is primarily based on: ana dayanağı belirtmek
is primarily based on ifadesinde edilgen be based on kalıbı, bir yargının dayandığı kanıtı veya temeli belirtir. Burada davranışlar ve bildirilen deneyimler, şizofreni tanısının başlıca dayanağını oluşturur. Primarily, iddianın kapsamını sınırlar: bu kaynaklar en önemli dayanaklardır ancak mutlaka tek dayanak değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp X is primarily based on Y şeklindedir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The scholarship decision ____ academic performance, although community service is also considered.
Cevabı göster
is primarily based on
along with some environmental stressors
2:21bazı çevresel stres etkenleriyle birleşmesi olduğunu gösteriyor;
found the cause to be a combination of: find A to be B yapısı
Find A to be B, “A’nın B olduğunu belirlemek veya ortaya çıkarmak” anlamına gelir. research has found the cause to be a combination of ... ifadesinde the cause, A nesnesidir; a combination of ... ise araştırmanın neden hakkında vardığı sonucu açıklayan B tamamlayıcısıdır. Bu yapı, find that A is B ifadesinin kısa ve görece resmî bir alternatifidir. to be mastarı, A’yı belirlenen durum veya kategoriyle bağlar; amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi İngilizce cümle bir sonucu kısa biçimde bildirmek için find A to be B yapısını kullanır?
- The survey found the new schedule to be more convenient for most employees.
- The survey found the new schedule in the staff room.
- The survey found that the new schedule was more convenient for most employees.
Cevabı göster
The survey found the new schedule to be more convenient for most employees.
as THC can exaggerate psychotic response Dilbilgisi
2:28Çünkü THC, psikotik tepkileri şiddetlendirebilir.
“Because” anlamındaki nedensel as
Burada as nedeni belirtir. “THC can exaggerate psychotic response...” yan cümlesi, esrar kullanımının neden ilgili bir çevresel etken olarak sayıldığını açıklar. Bu cümlede as, neden-sonuç ilişkisini değiştirmeden because ile değiştirilebilir. as iki cümleciği bağladığında anlamını yalnızca kelimeye bakarak belirlemeyin. İkinci cümleciğin bir neden mi verdiğini, eş zamanlılığı mı anlattığını yoksa başka bir işlev mi gördüğünü kontrol edin; burada ilişki nedenseldir.
Alıştırma
“As the roads were icy, the school opened late,” cümlesinde as nasıl bir ilişki ifade eder?
- Okulu yollarla karşılaştırır.
- Okulun geç açılmasının nedenini verir.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Okulun geç açılmasının nedenini verir.
mostly focuses on combating hallucinations and delusions, Dilbilgisi
2:36çoğunlukla halüsinasyon ve sanrılarla mücadeleye odaklanıyor,
focuses on combating: focus on + -ing yapısı
Burada focuses on combating, ilaç tedavisinin çabasının büyük bölümünü halüsinasyonları ve sanrıları azaltmaya veya kontrol etmeye yönelttiği anlamına gelir. Combating mecazidir; tedavi gerçek anlamda savaşmaz. focus on + etkinlik yapısında on bir edattır, bu yüzden etkinlik normalde ulaç biçimiyle ifade edilir: focus on doing something. Bu nedenle combat, yalın fiil olarak kalmaz ve combating biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi, tekil özneye ve focus on + -ing yapısına uygun focus ve combat biçimleriyle tamamlayın: The new program ____ online fraud.
Cevabı göster
focuses on combating
end up + -ing: nihai bir sonuç
End up taking, bir süreç ya da bir dizi olaydan sonra ulaşılan nihai sonucun ilacı almak olduğu anlamına gelir. Kalıp end up + fiilin -ing biçimidir; dolayısıyla taking son eylemi belirtir. Burada don't, end up taking ifadesinin tamamını olumsuz yapar: bildirilen sonuç, birçok hastanın nihayetinde ilaçlarını almamasıdır. End up çoğu zaman sonucun plan, umut veya beklentiden farklı olduğunu ima eder.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve teach fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: She trained as a lawyer, but she ____ at a high school.
Cevabı göster
ended up teaching
This is why: nedeni sonucuna bağlamak
This is why, az önce belirtilen bir olguya veya duruma gönderme yapar ve sonraki cümleciği bunun sonucu ya da çıkarımı olarak sunar. Bu cümlede This, birçok hastanın nihayetinde ilaçlarını almaması sorununa gönderme yapar; why ise genetik araştırmaların önemli olduğu yargısını tanıtır. Why sonrasındaki cümlecik soru söz dizimini değil, normal bildirme söz dizimini kullanır. Bu yapı, konuşan ya da yazan kişinin neden-sonuç zincirini açıkça tamamlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi seçenek, belirtilmiş bir nedenden sonucuna doğru ilerler ve why sonrasında bildirme söz dizimini doğru kullanır?
- The printer is out of ink. This is because the pages are blank.
- The printer is out of ink. This is why are the pages blank.
- The printer is out of ink. This is why the pages are blank.
Cevabı göster
The printer is out of ink. This is why the pages are blank.
some people can and do recover Dilbilgisi
2:50bazı insanlar iyileşebilir ve gerçekten de iyileşiyor
Bir gerçeği kabul edip tutumu dengeleyen Of course,
Buradaki Of course önemli bir gerçeği kabul eder: bazı insanlar gerçekten iyileşir. Konuşmacının bu noktayı dile getirmeden önce kabul ettiğini gösterir. Söylemdeki işlevi, önceki olumsuz tabloyu sınırlandırmak ve savın dengesini yeniden kurmaktır. İyileşmenin kolay veya garantili olduğu anlamına gelmez; bu önemli istisnanın da kabul edilmesi gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede Of course ne işlev görüyor?
- Dinleyicileri iyileşmenin mümkün olduğunu zaten bilmedikleri için eleştirir.
- İyileşmeyi önemli bir istisna olarak kabul eder ve önceki olumsuz tabloyu sınırlandırır.
- İyileşmenin herkes için kolay ve garantili olduğunu söyler.
Cevabı göster
İyileşmeyi önemli bir istisna olarak kabul eder ve önceki olumsuz tabloyu sınırlandırır.
can and do recover: olasılık ve vurgulu gerçeklik
can and do recover yapısında can olasılık veya yetenek ifade eder: bazı insanların iyileşmesi mümkündür. Do ise recover önünde kullanılan vurgulu bir yardımcı fiildir; iyileşmenin gerçekten gerçekleştiğini doğrulayarak olumlu iddiayı güçlendirir. İki yardımcı fiil de aynı ana fiili, yani recover fiilini paylaşır. Do ikinci bir eylemi adlandırmaz. Bu nedenle yapı, olasılıktan bir gerçeğin vurgulu biçimde doğrulanmasına geçer: bazı insanlar iyileşebilir ve bazıları gerçekten iyileşir.
Alıştırma
Olasılık için can ve gerçek olayı vurgulamak için do kullanan üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: With the right support, many patients ____ recover.
Cevabı göster
can and do
Mental health stigma: ruh sağlığıyla ilgili damgalama
“Mental health stigma”, ruh sağlığı sorunlarına ve bunları yaşayan kişilere yüklenen olumsuz toplumsal etiketleme, utanç veya önyargı anlamına gelir. Toplumun ruh sağlığını nasıl gördüğünü ve ruh sağlığı sorunlarına nasıl yaklaştığını anlatır; bir hastalığın belirtilerini ifade etmez. Bu cümlede ifade, “is a serious issue” bölümünün öznesidir. Sorunu bireysel bir tıbbi durumdan çok, kültür ve medyayla ilişkili toplumsal bir tutum olarak çerçeveler.
Alıştırma
Örnek cümlede “mental health stigma” neyi ifade ediyor?
- Ruh sağlığını iyileştirmek için tasarlanmış bir tedavi
- Bir ruh sağlığı sorununun tıbbi belirtileri
- Ruh sağlığı sorunlarını çevreleyen olumsuz toplumsal etiketleme, utanç ve önyargı
Cevabı göster
Ruh sağlığı sorunlarını çevreleyen olumsuz toplumsal etiketleme, utanç ve önyargı
negatively contribute to the stereotyping of mental illness Kalıp ifadeler
3:02ruhsal hastalıklarla ilgili kalıp yargıları olumsuz yönde besliyoruz
Contribute to the stereotyping of: …… hakkında kalıp yargı oluşturulmasına katkıda bulunmak
“Contribute to the stereotyping of mental illness” ifadesinde contribute to, bir sonucu “oluşturmaya yardım etmek veya artırmak” anlamına gelir. Birden fazla etken arasındaki bir etkiyi belirtir; bunun tek ya da doğrudan neden olduğunu söylemez. Burada to bir ilgeçtir; bu nedenle ardından “the stereotyping of mental illness” isim öbeği gelir. Yapı contribute to + noun/gerund biçimindedir. “The stereotyping of X”, X'i veya X ile ilişkili kişileri sabit ve basitleştirilmiş fikirlere indirgeme süreci anlamına gelir.
Alıştırma
“Oluşmasına yardım etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Repeated jokes can ____ harmful stereotypes.
Cevabı göster
contribute to
without even realizing it: farkına bile varmadan
Without + fiilin -ing biçimi, ana eylem gerçekleşirken without sonrasındaki eylemin gerçekleşmediğini anlatır. Burada insanlar bunu yaptıklarının farkında olmadan kalıp yargılara katkıda bulunur; it bir nesneyi değil, bu davranışı ifade eder. Even şaşkınlık vurgusunu güçlendirir: kişi bunu hiç fark etmez. Bu yapı without even noticing, without even asking veya without even thinking örneklerinde olduğu gibi istemeden yapılan bir eylemi ya da ortaya çıkan sonucu belirtmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “bunun hiçbir şekilde farkında olmadan” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: I had been interrupting people all week ____.
Cevabı göster
without even realizing it
we can all reduce mental health stigma
3:07Bunlarla hepimiz ruh sağlığına yönelik damgalamayı azaltabiliriz
broke down: bir konuyu parçalara ayırarak açıklamak
Buradaki broke down, break down öbeksi fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Five ways ifadesini nesne olarak aldığı için konuşmacıların karmaşık bir konuyu daha küçük ve anlaşılması kolay bölümlere ayırıp açıkladığı anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp break down + bilgi, sorun veya süreç biçimindedir. Fiziksel olarak aşağı hareket ettirmeyi değil, analiz etmeyi ya da adım adım açıklamayı anlatır.
Alıştırma
“The trainer broke down the safety procedure into three simple steps,” cümlesinde broke down ne anlama gelir?
- Artık çalışmayacak şekilde ona zarar verdi.
- Daha küçük parçalara ayırarak açıkladı.
- Onu daha aşağı bir konuma taşıdı.
- Onu anlatırken duygusal kontrolünü kaybetti.
Cevabı göster
Daha küçük parçalara ayırarak açıkladı.
Check it out: anlamı ve zamirin konumu
Burada check it out, “ona bak, onu izle veya hakkında daha fazla bilgi edin” anlamına gelir. Dinleyiciyi bağlantı üzerinden erişilebilen içeriğe yönlendirir; otelden çıkış yapmak anlamında değildir. Check out ayrılabilen bir phrasal verb’dür. Nesne it zamiri olduğunda, zamir check ile out arasına gelir: check it out. İsim türünde bir nesneyle hem check out the video hem de check the video out kullanılabilir; ancak check out it standart değildir.
Alıştırma
Cümleyi check out ve it zamirini kullanarak tamamlayın: “That documentary sounds useful. I'll ____ tonight.”
Cevabı göster
check it out
This week we wanted to recommend the book Ton ve niyet
3:17Bu hafta size şu kitabı önermek istedik:
Nezaket geçmişi olarak wanted to recommend
This week we wanted to recommend... ifadesinde wanted dil bilgisi açısından geçmiş zamandadır, ancak nezaket veya mesafe bildiren bir geçmiş zaman işlevi görebilir. Konuşmacılar öneriyi o anda yapmaktadır; geçmiş zaman, girişi We want to recommend ya da We recommend ifadelerine göre daha az ani ve daha çekingen kılar. Bu kalıp, şimdiki bir amacı nazikçe belirtirken yaygındır: I wanted to ask..., We wanted to let you know.... Wanted sözcüğünün gerçekten geçmişteki bir isteği mi yoksa daha yumuşak ifade edilen şimdiki bir niyeti mi anlattığını bağlam belirler.
Alıştırma
Yorumu değerlendirin: “This week we wanted to recommend the book” cümlesinde wanted, şu anda yapılan bir öneriyi yumuşatabilir; isteğin sona erdiği anlamına gelmesi gerekmez.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Schizophrenia: Understanding Symptoms, Diagnosis, and Treatment,
3:18Schizophrenia: Understanding Symptoms, Diagnosis, and Treatment.
and how it affects those with the condition. Kelime
3:24ve bunun şizofreni hastalarını nasıl etkilediğini inceliyor.
tackles much of the stigma: damgalamanın büyük bölümünü ele almak
Bu cümlede tackles, tackle fiilinin mecaz anlamda kullanımıdır: kitap birini fiziksel olarak yere düşürmek yerine damgalamayla etkin biçimde yüzleşir ve bu sorunu ele almaya çalışır. İlgi zamiri which, kitabın adına gönderme yapar. Much of, tamamı değil büyük bir bölümü anlamına gelir. Dolayısıyla tackles much of the stigma, sorunla önemli ölçüde ilgilenildiğini gösterir; ancak kitabın damgalamayı tamamen ortadan kaldırdığını iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede tackles much of the stigma ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Her türlü damgalamanın tamamen ortadan kaldırılacağını garanti eder.
- Damgalamanın tamamını ortadan kaldırdığını iddia etmeden büyük bir bölümünü etkin biçimde ele alır.
- Damgalamayı tartışmaktan kaçınır ve yalnızca belirtilere odaklanır.
Cevabı göster
Damgalamanın tamamını ortadan kaldırdığını iddia etmeden büyük bir bölümünü etkin biçimde ele alır.
those with the condition: sağlık bağlamında tarafsız gönderme
Burada those insanları ifade eder, with onların neye sahip olduğunu belirtir ve the condition daha önce geçen schizophrenia sözcüğüne gönderme yapar. Dolayısıyla ifade, durumun adını tekrarlamadan şizofrenisi olan kişiler anlamına gelir. Bu, insanlara gönderme yapmanın kısa bir kalıbıdır: those with + isim, insanları ilgili bir durum ya da özellik üzerinden tanımlayabilir. Sağlık bağlamlarında yalnızca tanıyı bir etiket olarak kullanmak yerine odağı insanların üzerinde tutar.
Alıştırma
Bir paragrafta asthma daha önce tanıtılmıştır. Hangi devam cümlesi aynı tarafsız gönderme kalıbını en açık biçimde kullanır?
- It offers practical advice for those who meet the condition.
- It offers practical advice for the asthmatics.
- It offers practical advice for those with the condition.
Cevabı göster
It offers practical advice for those with the condition.
on the go deyimi
Bu cümlede on the go, tek bir yerde durmak yerine dışarıda olmayı, farklı yerler arasında hareket etmeyi veya çeşitli işlerle meşgul olmayı ifade eder. Sesli kitapların ya da ses hizmetinin neden kullanışlı olduğunu açıklar: işe gidip gelirken, seyahatte veya yoğun bir günde bunlardan yararlanılabilir. Bu ifade bir deyimdir. Hareketli veya aktif bir durumu anlatır; kelimesi kelimesine bir şeyin üstünde olmak anlamına gelmez ve tek başına birinin yalnızca ayrılmak üzere olduğunu da belirtmez.
Alıştırma
“Sabit bir yerden uzakta olup farklı etkinlikler arasında hareket ederken” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: This bottle is easy to use when you're ____.
Cevabı göster
on the go