Indeed, Misyon Odaklı Bu İşletmenin Doğru Yeteneği Bulmasına Nasıl Yardımcı Oluyor?: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Gabby Reece, gençlik misyonu, yerel hizmet ve işe alımın ortak amaca dayandığı WB Surf Camp'i ziyaret eder. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "Let's dive in." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: doğrudan konuya girmek demektir; sörf ortamı kelime oyunu ekler. Bunu geçiş ifadesi olarak kullanın. 2. "what's her why" — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: why, iş dilinde temel motivasyonu anlatan bir isimdir. Değer uyumu görüşmelerini açıklar ve bağlamsal jargonu gösterir. 3. "setting your business up for success." — Öbek fiiller: set something up for success, şirket kurmak değil, elverişli koşullar hazırlamaktır. Kalıbı kişiler, ekipler veya projeler için kullanın.
Bu derste
and a commitment to achieving an important goal. Kalıp ifadeler
0:07ve önemli bir hedefe ulaşma kararlılığı vardır.
commitment to achieving: to + -ing biçimi
commitment to achieving ifadesinde to bir edattır; mastar işareti değildir. Bu nedenle ardından isim gibi görev yapan ve bağlılık gösterilen eylemi adlandıran -ing biçimindeki achieving gelir. Bir hedefe veya eyleme yönelik güçlü ve sürekli bağlılığı anlatmak için commitment to + isim ya da -ing biçimini kullanın. Bu cümlede achieving an important goal, işletmenin kendini ciddi biçimde adadığı bir şey olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi improve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Her commitment to ____ the neighborhood park lasted for years.
Cevabı göster
improving
where we explore how Indeed goes beyond the job posting Kalıp ifadeler
0:12Burada Indeed'in bir iş ilanının ötesine geçip
goes beyond the job posting: bir sınırı aşmak
Go beyond something, bir sınırın, gerekliliğin veya olağan kapsamın ötesine geçmek demektir. Sınır soyut olabilir; bu nedenle beyond her zaman fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümlede the job posting temel sınırdır: Indeed’in yalnızca bir iş ilanı yayımlamaktan daha fazlasını sunduğu ve bağlantı ile amaç kattığı belirtilir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı go beyond + isim ya da -ing biçimidir.
Alıştırma
Bu cümlede ‘temel görevi aşar’ anlamına gelen ifadeyi seçin: Excellent support ___ answering questions.
- goes beyond
- goes through
- goes beside
Cevabı göster
goes beyond
and in my personal experience running a small business,
0:24Küçük bir işletme yönetirken edindiğim kişisel deneyime göre,
it's absolutely pivotal to your long-term success. Kalıp ifadeler
0:31aynı zamanda uzun vadeli başarınız için kesinlikle hayati önem taşıyor.
pivotal to your long-term success: uzun vadeli başarı için belirleyici
Bu cümlede pivotal to, “üzerinde belirleyici bir etkisi olmak” anlamına gelir. Pivotal sıfatından sonra to, ardından da etkilenen sonuç veya süreç gelir: pivotal to your long-term success. Buradaki pivotal, yalnızca helpful veya important demekten daha güçlüdür. Misyonu bulmayı ve doğru şekilde büyümeyi, uzun vadeli başarıya ulaşılıp ulaşılmayacağını belirleyebilecek etkenler olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “sonuç açısından belirleyici” anlamındaki sıfat-edat ifadesiyle tamamlayın: Reliable planning is ____ the project's long-term success.
Cevabı göster
pivotal to
to see just what it's like to grow a surf camp
0:39Bir sörf kampını büyütmenin nasıl bir şey olduğunu görmeye geldim,
waves of new customers: yeni müşteri dalgaları
Burada waves of, yeni müşteri gruplarının art arda gelmesini anlatan bir benzetmedir. Müşterilerin gerçek anlamda okyanus dalgalarının içinde olmasını değil, tekrar tekrar gelen yoğun grupları ifade eder. İşletme bir sörf kampı olduğu için waves aynı zamanda sörf yapılan gerçek dalgaları da çağrıştırır. Bu çift anlam, büyümeyi anlatmaya devam ederken ifadeyi eğlenceli ve akılda kalıcı kılar.
Alıştırma
Cümleyi, tekrar eden yoğun gelişleri anlatan iki sözcüklü benzetmeyle tamamlayın: After the announcement, the support team received ____ calls throughout the day.
Cevabı göster
waves of
Deyimsel bir geçiş olarak Let's dive in
“Let's dive in”, “başlayalım ve doğrudan konuya ya da etkinliğe geçelim” anlamına gelen deyimsel bir geçiş ifadesidir. Bu sörf kampı bağlamında dive sözcüğü suya girmeyi de çağrıştırdığı için cümlede hafif bir söz oyunu vardır. Suyla ilgili bir bağlam olmadığında dinleyiciler ifadeyi normalde mecazi anlamda yorumlar. Enerjik bir başlangıcı haber verir; tek başına birinin gerçekten suya dalacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “hemen başlayalım” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: Everyone is ready, so ____.
Cevabı göster
let's dive in
Does it get any better than this, right? ile retorik övgü ve onay isteme
Does it get any better than this? biçim olarak bir karşılaştırma sorusudur, ancak burada retorik bir övgü işlevi görür. Beklenen düşünce “Hayır, bu zaten harika” şeklindedir; yani konuşan kişi nesnel bir sıralama istemek yerine bulunduğu ortamı övmektedir. Sondaki right?, dinleyenleri bu olumlu görüşe katılmaya çağırır. Durumun nasıl iyileştirilebileceğine dair ayrıntılı bir cevap yerine “Kesinlikle” veya “Gerçekten öyle” gibi dostça bir onay bekler.
Alıştırma
Bir kişi güzel bir manzaraya bakıp gülümseyerek “Does it get any better than this, right?” diyor. Bu kişi esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyicinin better sözcüğünü anlayıp anlamadığını sormak.
- O anı övmek ve karşı tarafı katılmaya davet etmek.
- Durumu iyileştirmek için gerçekten öneri istemek.
Cevabı göster
O anı övmek ve karşı tarafı katılmaya davet etmek.
Maybe if you could just tell me how you got the idea Ton ve niyet
0:51Bu fikrin nasıl aklına geldiğini anlatabilir misin?
Maybe if you could just tell me ile nazikçe istekte bulunmak
Maybe if you could just tell me ifadesinde üç yumuşatıcı unsur birlikte çalışır. Maybe söze temkinli bir hava katar, if you could isteği dinleyicinin isterse ve yapabilirse gerçekleştireceği bir şey olarak sunar, just ise istenen eylemi küçük ve zahmetsiz gösterir. Buradaki if gerçek bir koşul oluşturmaz. İfade, istenen bilgiyi belirten how yan cümlesine nazik bir giriş görevi görür.
Alıştırma
Bu röportaj sorusunda Maybe if you could just tell me ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşmacının artık cevap istemediğini gösterir.
- Dinleyicinin yerine getirmesi gereken gerçek bir koşul koyar.
- Birinden açıklama isteyen talebi yumuşatır.
Cevabı göster
Birinden açıklama isteyen talebi yumuşatır.
surfing has always helped me through all the tough times in my life. Kalıp ifadeler
0:56sörf, hayatımdaki tüm zor zamanları atlatmama hep yardımcı oldu.
helped me through all the tough times: help someone through something yapısı
Help someone through something, bir kişiyi zor bir dönem veya durum yaşarken desteklemek ve sonunda o zorluğu aşmasına yardım etmek demektir. Cümlede surfing duygusal desteğin kaynağıdır, me desteği alan kişidir ve all the tough times yaşanan zorluğu belirtir. Yapı help + kişi + through + zor deneyim şeklindedir. Buradaki through, zorluğu kişinin başından sonuna kadar geçip aştığı bir dönem olarak gösterir; fiziksel bir hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Help someone through something yapısını geçmiş zamanda kullanın: Music ____ me ____ a lonely winter.
Cevabı göster
helped · through
I started losing my hair when I was 17 years old.
1:00Saçlarımı 17 yaşındayken kaybetmeye başladım.
alopecia ve autoimmune condition
Alopecia, saç kaybını ifade eden tıbbi bir terimdir. Bu cümlede konuşan kişi kendi alopecia durumunu autoimmune condition, yani bağışıklık sisteminin yanlışlıkla vücudun kendi hücrelerini veya dokularını hedef aldığı bir rahatsızlık olarak tanımlıyor. where my hair gets attacked by my own body ifadesi bu mekanizmayı sade bir dille anlatır. Yalnızca bu kişinin durumunu açıklar; her alopecia türünün veya her saç kaybı vakasının otoimmün olduğunu göstermez.
Alıştırma
Örnek cümle hangi yorumu destekliyor?
- Her tür saç kaybına bir autoimmune condition neden olur.
- Konuşan kişinin alopecia durumu, vücudun saça saldırdığı bir autoimmune condition olarak tanımlanıyor.
- Alopecia, vücudun bütün organlarına saldırması anlamına gelir.
Cevabı göster
Konuşan kişinin alopecia durumu, vücudun saça saldırdığı bir autoimmune condition olarak tanımlanıyor.
gets attacked yapısındaki get edilgeni
Gets attacked, get edilgenidir: get fiilini geçmiş zaman ortacı attacked izler ve my hair öznesi eylemi yapmak yerine eyleme maruz kalır. Nötr be edilgeni is attacked ile karşılaştırıldığında get edilgeni konuşmalarda yaygındır ve olayı daha hareketli, dikkat çekici veya olumsuz gösterebilir. Buradaki gets, rahatsızlığın bir parçası olarak tekrar tekrar olan şeyi anlatır; elde etmek anlamına gelmez ve vücudun bilinçli biçimde hareket ettiğini düşündürmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi attack fiilinin geniş zamandaki get edilgeniyle tamamlayın: Every summer, this plant ____ by insects.
Cevabı göster
gets attacked
What catapulted my healing ... was the ocean: bir what-cleft yapısı
Bu bir what-cleft yapısıdır: What + yan cümle + be + odaklanan bilgi. What catapulted my healing on that bölümü önemli etken için bir yer açar, was the ocean ise o yeri doldurur. Buradaki What bölümü “… yapan şey” gibi işlev görür; soru sormaz. Bu yapı, temel bilgiyi sona bırakarak the ocean ifadesini güçlü biçimde vurgular. On that bu cümleye konuşma sırasında gevşekçe eklenmiştir; tekrar kullanılabilen what-cleft kalıbının bir parçası değildir.
Alıştırma
What-cleft yapısını was ve parantezdeki sözcükleri aynen kullanarak tamamlayın: What helped me concentrate ____. (the quiet library)
Cevabı göster
was the quiet library
Catapulted my healing: hızlı ilerleme mecazı
Burada catapulted canlı bir mecazdır. Bir mancınık bir şeyi ani bir kuvvetle ileri fırlatır; bu nedenle catapulted my healing, bir şeyin konuşanın iyileşme sürecini çok daha hızlı veya belirgin biçimde ilerlettiği anlamına gelir. Bu ifade, okyanusu kişisel bir deneyimde güçlü bir dönüm noktası olarak sunar. Gerçek bir fırlatmayı anlatmaz ve tek başına tıbbi bir neden kanıtlamaz.
Alıştırma
“The scholarship catapulted Maya's career.” cümlesinde catapulted sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kariyerini uyarı vermeden sona erdirdi.
- Kariyerini dikkatle incelemesini sağladı.
- Kariyerini hızlı ve belirgin biçimde ilerletti.
- Onu gerçekten havaya fırlattı.
Cevabı göster
Kariyerini hızlı ve belirgin biçimde ilerletti.
brought you to where you are: seni bugünkü noktaya getirdi
Burada brought you to where you are, kişinin geçmişini bugünkü durumuna ulaşan bir yol gibi sunar. where you are mecazidir; yalnızca fiziksel bir konumu değil, mevcut kariyeri, başarıyı veya yaşam evresini de kapsar. something brought someone to where they are kalıbı, geçmişteki birçok deneyimi tek bir neden-sonuç özetinde toplar. Her olayı yeniden sıralamadan geçmişin bugünü nasıl oluşturduğunu gösteren, geriye dönük bir tona sahiptir.
Alıştırma
Geçmişteki bir çabayı bugünkü durumla ilişkilendiren bring ... to where ... kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Years of careful preparation ____ today.
Cevabı göster
brought her to where she is
purpose-driven: bir misyonla yönlendirilen
purpose-driven ifadesinde driven, bir şey tarafından yönlendirilmek veya motive edilmek anlamına gelir. purpose-driven company, açıkça belirtilmiş bir misyonun veya daha geniş bir toplumsal amacın kararları etkilemesine izin verir; ifade araç kullanmak ya da fiziksel olarak zorlanmakla ilgili değildir. have been purpose-driven ... from day one içinde bu sıfat, şirketin başlangıcından beri süren kurumsal bir kimliği anlatır. Şirketin yalnızca bir kez iyi bir amacı desteklediğini değil, misyonun şirketin çalışma biçimini şekillendirdiğini düşündürür.
Alıştırma
Daha geniş misyonu önemli kararlarını yönlendiren bir kuruluşu en iyi hangi ifade tanımlar?
- goal-oriented
- purpose-driven
- profit-driven
Cevabı göster
purpose-driven
From day one: en başından beri
From day one, “en başından beri” anlamına gelir. Day one, tam olarak 24 saatlik ilk günü değil, başlangıç aşamasını anlatır. Burada şirketin amaç odaklı olmasının sonradan eklenen bir özellik değil, kuruluşundan beri var olan bir yaklaşım olduğu vurgulanır.
Alıştırma
Hangi cümle güvenliğin en başından beri öncelik olduğunu ve böyle kalmaya devam ettiğini söylüyor?
- Safety has been a priority from day one.
- Safety was a priority for one day.
- Safety became a priority after the first year.
- Safety will be a priority one day.
Cevabı göster
Safety has been a priority from day one.
Our complete why is taking care of kids and teenagers Anlatım akışı
1:22Tüm varoluş nedenimiz çocuklar ve gençlerle ilgilenmek,
Taking care ... connecting ... building ... bridging: paralel bir -ing listesi
taking care of..., connecting them..., building their... ve bridging the gap... şeklindeki dört -ing ifadesi, is sözcüğünden sonra tek bir paralel liste oluşturur. Birlikte, soyut why ismini bir dizi eyleme dönüştürerek açıklarlar. Her öğeyi aynı -ing biçiminde tutmak, dinleyiciye dört eylemin aynı gruba ait olduğunu ve aynı dil bilgisi görevini üstlendiğini gösterir. and sözcüğünü tekrarlamak da sözlü listeye belirgin bir ritim verir.
Alıştırma
Hangi cümle bir görevi açıklamak için açık bir paralel -ing listesi kullanıyor?
- Our mission is protecting rivers because plastic waste harms wildlife.
- Our mission is protecting rivers, reducing plastic waste, and teaching families to recycle.
- Our mission is that rivers and beaches need our help.
Cevabı göster
Our mission is protecting rivers, reducing plastic waste, and teaching families to recycle.
Aradaki farkı kapatmak
Bridge the gap, iki tarafın daha kolay bağlantı kurabilmesi için bir farkı, ayrılığı veya engeli azaltmayı anlatan bir benzetmedir. Gerçek bir köprü inşa etmek anlamına gelmez. Bu cümlede bridging, kuruluşun amaçlarının sıralandığı listedeki bir -ing biçimidir. İfade, gençlerin kaygılarını aşılması gereken bir engel olarak esnek biçimde ele alır. Daha açık ve başka durumlarda kullanılabilir İngilizcede bridge the gap çoğunlukla bridge the gap between A and B şeklinde kullanılır.
Alıştırma
Bir okul, sosyal uzaklığı azaltmak için yeni öğrencilere danışmanlar atıyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The program helps ___ between new students and the wider school community.
- bridge the gap
- cross the difference
- build the gap
Cevabı göster
bridge the gap
We have had participants from all 50 states,
1:34ABD'nin 50 eyaletinin tamamından katılımcılarımız oldu,
but there's nothing like taking care of your local community. Dilbilgisi
1:38ama kendi yerel topluluğuna sahip çıkmak gibisi yok.
İlgilenmek gibisi yok
There's nothing like + isim veya -ing biçimi, o şey ya da deneyimle hiçbir şeyin karşılaştırılamayacağını belirtir. Güçlü ve olumlu bir değerlendirmedir; nothing, ardından gelen etkinliği olumsuz yapmaz. Burada taking care of, like sözcüğünden sonra gelen bir -ing grubudur. Daha önce anlatılan dünya çapındaki erişimle kurulan karşıtlık, insanın kendi yerel topluluğuna hizmet etmesinin özel memnuniyetini ve değerini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz kısaltmalı ifadeyle tamamlayın: After a long hike, ____ drinking cold water.
Cevabı göster
there's nothing like
How do you find those people that share Kalıp ifadeler
1:41Bu değerleri paylaşan insanları nasıl buluyorsunuz?
share the same mission and vision: aynı misyonu ve vizyonu paylaşmak
Bu işe alım sorusunda share, bir şeyin bir kısmını başkasına vermek değil, “ortak olarak benimsemek ve desteklemek” anlamına gelir. İfade, değerleri ve hedefleri kuruluşunkilerle uyumlu olan adayları anlatır. Mission, kuruluşun şu anki amacıdır: neden var olduğu ve ne yaptığıdır. Vision ise yaratmak istediği gelecektir. Bu yüzden mission and vision birlikte kullanıldığında hem mevcut amaçla hem de uzun vadeli yönle uyum sorgulanır. That same, adayların bakış açısının ekibin zaten sahip olduğu bakış açısıyla eşleşmesi gerektiğini vurgular.
Alıştırma
Hem mevcut amacı hem de arzulanan geleceği kapsayan kurumsal ifadeyi tamamlayın: We hire people who share our ____.
Cevabı göster
mission and vision
And that's the struggle for all small businesses right now
1:52Şu anda tüm küçük işletmelerin yaşadığı zorluk da
finding people is everything: güçlü vurgu
X is everything, belirli bir durumda X’in son derece önemli veya belirleyici olduğunu anlatan retorik bir kalıptır. Genellikle başka hiçbir şeyin önemli olmadığını kelimesi kelimesine iddia etmez. Burada finding people, uygun çalışanlar bulmak anlamına gelir. Konuşmacı, işe alımı diğer kaygıların üzerinde göstererek bunun şu anda küçük işletmelerin temel zorluğu olduğunu vurgular; ardından gelen the struggle ifadesi de bu yorumu destekler.
Alıştırma
Bu bağlamda “finding people is everything” ne anlama gelir?
- Küçük işletmelerin işe alım dışında kelimenin tam anlamıyla hiçbir kaygısı yoktur.
- Uygun çalışanlar bulmak şu anda küçük işletmeler için son derece önemlidir.
- Her insan küçük bir işletme için uygundur.
Cevabı göster
Uygun çalışanlar bulmak şu anda küçük işletmeler için son derece önemlidir.
Execute our mission: amacı eyleme dönüştürmek
Bu cümlede "execute our mission", kuruluşun açıkladığı amacı eş güdümlü eyleme dönüştürmek ve hedeflenen sonuçlara ulaşmak demektir. "Mission" nesnesi, "execute" fiilinin kurumsal anlamını seçer; “birini idam etmek” veya “bir bilgisayar komutunu çalıştırmak” anlamlarını değil. Burada "execute" geçişli ve görece resmî bir fiildir: kuruluşlar bir plan, strategy, decision veya mission için execute fiilini kullanabilir. Yalnızca misyonu kabul etmeyi ya da tanımlamayı değil, onu etkili biçimde uygulamayı vurgular.
Alıştırma
Bu performans değerlendirmesinde "helping us execute our mission" ne anlama geliyor?
- Kuruluşun bilgisayar yazılımını çalıştırmak
- Kuruluşun amacını eyleme dönüştürmesine yardım etmek
- Kuruluş adına birini cezalandırmak
Cevabı göster
Kuruluşun amacını eyleme dönüştürmesine yardım etmek
because we spent a lot of time in her interview process
2:08Çünkü mülakat sürecinde uzun zaman ayırıp
and does her why align with our mission statement? Kalıp ifadeler
2:13ve bu nedenin misyon beyanımızla örtüşüp örtüşmediğine baktık.
Diving into: bir konuyu derinlemesine incelemek
Burada "diving into" mecazidir. Mülakat sürecinde adayın temel motivasyonunu, yani onun “nedenini” derinlemesine incelemek için epey zaman harcadılar; kimse gerçekten suya dalmıyordu. dive into + isim öbeği veya dolaylı soru yapısı, bir şeyi enerjik ve ayrıntılı biçimde incelemeye, tartışmaya ya da onun üzerinde çalışmaya başlamak anlamına gelir. dive into the data ve dive into why sales fell buna örnektir. -ing biçimindeki "diving", spend time doing something kalıbını izler.
Alıştırma
Cümleyi “derinlemesine incelemek” anlamındaki vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle tamamla: Before approving the proposal, the committee spent an hour ____ the cost estimates.
Cevabı göster
diving into
what's her why: isim olarak why
Burada why isim olarak kullanılır ve bir kişinin yaptıklarının arkasındaki daha derin nedeni, amacı veya motivasyonu ifade eder. What's her why? onu gerçekten harekete geçiren şeyin ne olduğunu sorar. Bu isim kullanımı özellikle iş dünyası, liderlik, koçluk ve marka dilinde yaygındır. Şirket, mülakatta onun kişisel amacının kendi misyonuyla uyuşup uyuşmadığını anlamaya çalışmaktadır.
Alıştırma
“Onun temel motivasyonu” anlamındaki iş dünyası isim grubuyla cümleyi tamamlayın: Before offering the leadership role, we want to understand ____.
Cevabı göster
her why
align with our mission statement: misyon beyanımızla uyumlu olmak
Align with, “tutarlı olmak” veya “uyuşmak” anlamına gelir. Burada özne her why, with our mission statement ise karşılaştırma ölçütünü gösterir. Mission statement, bir kuruluşun amacını resmî biçimde ifade eden metindir. Soru, herhangi bir şeyin düz bir çizgiye getirilmesini değil, onun kişisel motivasyonunun şirketin açıkladığı amacı destekleyip desteklemediğini sorar.
Alıştırma
Cümleyi align ve gerekli edatıyla tamamlayın: The club's new rules should ____ its stated values.
Cevabı göster
align with
approach looking for: approach + -ing yapısı
Approach, “bir işi belirli bir biçimde ele almak veya işe başlamak” anlamında fiil olduğunda doğrudan -ing biçimiyle devam edebilir. Buradaki approach looking for, “arama sürecini ele almak” anlamına gelir. Yapı approach + -ing öbeğidir: approach looking for the right people. Fiil olan approach sözcüğünden sonra to gelmez.
Alıştırma
Cümleyi approach sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: We need to decide how to ____ training the new staff.
Cevabı göster
approach
Indeed does an amazing job of helping us find the right people. Kalıp ifadeler
2:22Indeed, doğru insanları bulmamıza müthiş yardımcı oluyor.
does an amazing job of helping: do a ... job of + -ing kalıbı
Does an amazing job of helping, bir kişinin veya şeyin belirli bir işi ne kadar iyi yaptığını övmek için do a good/great/amazing job of + -ing kalıbını kullanır. Buradaki job, ücretli bir pozisyonu değil, performansı ifade eder. Sıfat övgünün gücünü belirler; of + -ing öbeği ise değerlendirilen işi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi do an amazing job of kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The support team ____ resolving the issue so quickly.
Cevabı göster
did an amazing job of
ROI ve 10x: getiri katını ifade etme
ROI, return on investment yani yatırım getirisi ifadesinin kısaltmasıdır; elde edilen değer ile yatırılan miktarı karşılaştırır. Bu cümlede şirketin yatırımından elde ettiğini söylediği sonucu adlandırır. 10x, karşılaştırma temelinin “on katı” demektir. ROI ... is 10x güçlü bir getiri katı iddiasıdır; ancak cümle, temeli veya hesaplama yöntemini belirtmez. Bunu otomatik olarak %10, %1000 ya da doğrulanmış bir kâr marjı olarak değil, “ilgili ölçütün on katı” olarak anlayın.
Alıştırma
Birisi “Our campaign delivered a 10x ROI.” diyor. Yalnızca bu cümleden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?
- Konuşan kişi getirinin bir temelin on katı olduğunu iddia ediyor, ancak temel ve formülün hâlâ açıklanması gerekiyor.
- Kampanya tam olarak on dolara mal oldu.
- Kampanyanın doğrulanmış kâr marjı %1000’dir.
- Kampanya her sonucu tam olarak %10 iyileştirdi.
Cevabı göster
Konuşan kişi getirinin bir temelin on katı olduğunu iddia ediyor, ancak temel ve formülün hâlâ açıklanması gerekiyor.
We want to ... we want to ...: paralel bir sıra kurma
Tekrarlanan We want to kalıbı find, interview ve hire fiillerini paralel bir sıraya yerleştirir. Aynı başlangıca her dönüş bir sonraki adımı işaret eder; böylece dinleyiciler ilerlemeyi takip edebilir ve her hedefi açıkça duyabilir. Arka arkaya gelen bölümlerin başındaki bu kasıtlı tekrara anafora denir. Ritmi ve vurguyu artırır: konuşan kişi sözcükleri yanlışlıkla tekrarlamıyor, birbiriyle bağlantılı üç hedefi özellikle vurguluyor.
Alıştırma
Hangi cümle üç hedefi açık ve vurgulu hâle getirmek için aynı başlangıcı bilinçli olarak tekrar eder?
- We need to listen carefully because the plan requires quick action.
- We need to listen carefully, we need to plan together, and we need to act quickly.
- We need to listen carefully, plan together, and act quickly.
- We need careful listening, a shared plan, and quick action.
Cevabı göster
We need to listen carefully, we need to plan together, and we need to act quickly.
on the spot: hemen karar vermek
Burada on the spot, görüşmenin yapıldığı anda ve yerde hemen demektir. Şirket, başka bir toplantıyı veya daha sonraki bir değerlendirmeyi beklemeden adayları işe almaya karar vermek istiyor. Bu ifade bazen bir yeri anlatabilir; ancak hire, decide veya answer gibi fiillerden sonra temel düşünce çoğunlukla eylemin gecikmeden yapılmasıdır.
Alıştırma
İngilizce 'The coach chose Maya for the team on the spot,' cümlesinde on the spot ne anlama gelir?
- Özel olarak işaretlenmiş fiziksel bir konumda
- Maya'yı utandırıcı bir soruya cevap vermeye zorlayarak
- Kararı geciktirmeden hemen
Cevabı göster
Kararı geciktirmeden hemen
and then you're doing more good for your community. Kalıp ifadeler
2:49ve toplumunuz için daha fazla iyilik yapıyorsunuz.
and then ... and then: sonuçlardan oluşan bir zincir kurmak
Tekrarlanan and then, mesajı birbirine bağlı üç aşamaya ayırır: önce Bailey gibi kişileri işe almak, sonra işletmenin daha başarılı olması ve son olarak topluluk için daha fazla iyilik yapmak. Her tekrar, dinleyiciye zincirin bir sonraki adımının geldiğini bildirir. Bu tanıtım amaçlı açıklamada konuşan kişi, sonraki her aşamayı bir öncekinin sonucu olarak sunar; yalnızca daha sonra gerçekleşen bir olay olarak değil. Ancak and then, konuşan kişinin öne sürdüğü zinciri düzenler; bu sözcükler tek başına bir olayın diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Örnek cümlede tekrarlanan and then ifadesinin temel görevi nedir?
- İşe alımın bir topluluğa her zaman fayda sağladığını kanıtlarla gösterir.
- Üç olayın da tam olarak aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Dinleyiciyi aşamalardan ve sunulan sonuçlardan oluşan bir zincir boyunca yönlendirir.
Cevabı göster
Dinleyiciyi aşamalardan ve sunulan sonuçlardan oluşan bir zincir boyunca yönlendirir.
doing more good: daha büyük bir olumlu etki yaratmak
do good ifadesinde good, olumlu bir fayda veya yararlı bir etki anlamına gelen sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle more good, daha fazla olumlu etki demektir; good, eylemin nasıl yapıldığını anlatmaz. do good for someone or something kalıbı, yararı kimin ya da neyin gördüğünü belirtir. Bu cümlede for your community, yararı yerel topluluğun gördüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “daha büyük bir olumlu etki yaratmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The expanded food bank is ____ for local families than before.
Cevabı göster
doing more good
in setting your business up for success. Öbek fiiller
2:58işletmenizi başarıya hazırlayan kritik bir etkendir.
a crucial factor in setting: factor + in + -ing biçimi
a crucial factor in + isim veya -ing biçimi şeklindeki isim kalıbı, bir süreç içinde temel öneme sahip bir etki yaratan şeyi belirtir. In bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: in set değil, in setting. Burada değerlendirilen etken hiring the right people ifadesidir. Setting your business up for success ise bu etkenin güçlü biçimde etkilediği süreci adlandırır.
Alıştırma
“Bir süreçte temel öneme sahip bir etki” anlamındaki hedef kalıbı tamamlayın: Reliable testing is a ____ factor ____ reducing production errors.
Cevabı göster
crucial · in
Set your business up for success: başarı için uygun koşullar oluşturmak
Bu cümlede set your business up for success, işletmenin daha sonra başarılı olma olasılığını artıracak uygun koşulları şimdiden oluşturmak anlamına gelir. Doğru kişileri işe almak da bu yararlı hazırlıklardan biri olarak sunulur. Kalıp set + kişi/şey + up for success şeklindedir. Burada your business nesnesi set ile up arasındadır; for success ise amaçlanan sonucu belirtir. Bu kullanım yalnızca bir işletme kurmayı değil, başarı için hazırlık yapmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi set ... up for success ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Clear instructions ____.
Cevabı göster
set the team up for success
what she was looking for ifadesindeki sözcük sırası
find out ifadesinden sonra gelen what she was looking for, cümle içine yerleşmiş dolaylı bir soru yan cümlesidir. Soruyu doğrudan sormak yerine öğrenilecek bilginin ne olduğunu aktarır. Yan cümlenin tamamı find out fiilinin nesnesidir. Soru sözcüğüyle başlayan dolaylı sorularda düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle what was she looking for değil, what she was looking for denir. Burada look for, yeni bir işte belirli özellikleri veya koşulları istemek ya da bulmayı ummak anlamına gelir.
Alıştırma
Dolaylı soruyu tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: We wanted to know ____. (what / she / was / looking for)
Cevabı göster
what she was looking for