Indeed, Misyon Odaklı Bu İşletmenin Doğru Yeteneği Bulmasına Nasıl Yardımcı Oluyor?: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
531 kelime 184 kel/dk

Video özeti: Gabby Reece, gençlik misyonu, yerel hizmet ve işe alımın ortak amaca dayandığı WB Surf Camp'i ziyaret eder. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "Let's dive in." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: doğrudan konuya girmek demektir; sörf ortamı kelime oyunu ekler. Bunu geçiş ifadesi olarak kullanın. 2. "what's her why" — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: why, iş dilinde temel motivasyonu anlatan bir isimdir. Değer uyumu görüşmelerini açıklar ve bağlamsal jargonu gösterir. 3. "setting your business up for success." — Öbek fiiller: set something up for success, şirket kurmak değil, elverişli koşullar hazırlamaktır. Kalıbı kişiler, ekipler veya projeler için kullanın.

Bu derste

Every small business has a unique story,

0:05

Her küçük işletmenin kendine özgü bir hikâyesi,

a mission,

0:07

bir misyonu

and a commitment to achieving an important goal. Kalıp ifadeler

0:07

ve önemli bir hedefe ulaşma kararlılığı vardır.

Kalıp ifadeler

commitment to achieving: to + -ing biçimi

commitment to achieving ifadesinde to bir edattır; mastar işareti değildir. Bu nedenle ardından isim gibi görev yapan ve bağlılık gösterilen eylemi adlandıran -ing biçimindeki achieving gelir. Bir hedefe veya eyleme yönelik güçlü ve sürekli bağlılığı anlatmak için commitment to + isim ya da -ing biçimini kullanın. Bu cümlede achieving an important goal, işletmenin kendini ciddi biçimde adadığı bir şey olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi improve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Her commitment to ____ the neighborhood park lasted for years.

Cevabı göster

improving

Welcome to the hiring journey

0:10

İşe alım yolculuğuna hoş geldiniz.

where we explore how Indeed goes beyond the job posting Kalıp ifadeler

0:12

Burada Indeed'in bir iş ilanının ötesine geçip

with connection and purpose.

0:15

insanları nasıl anlamlı bir amaçla buluşturduğunu inceliyoruz.

Kalıp ifadeler

goes beyond the job posting: bir sınırı aşmak

Go beyond something, bir sınırın, gerekliliğin veya olağan kapsamın ötesine geçmek demektir. Sınır soyut olabilir; bu nedenle beyond her zaman fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu cümlede the job posting temel sınırdır: Indeed’in yalnızca bir iş ilanı yayımlamaktan daha fazlasını sunduğu ve bağlantı ile amaç kattığı belirtilir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı go beyond + isim ya da -ing biçimidir.

Alıştırma

Bu cümlede ‘temel görevi aşar’ anlamına gelen ifadeyi seçin: Excellent support ___ answering questions.

  1. goes beyond
  2. goes through
  3. goes beside
Cevabı göster

goes beyond

Hi, I'm Gabby Reece,

0:22

Merhaba, ben Gabby Reece.

and in my personal experience running a small business,

0:24

Küçük bir işletme yönetirken edindiğim kişisel deneyime göre,

finding your mission and growing the right way

0:27

misyonunuzu bulmak ve doğru şekilde büyümek

is not only a common challenge,

0:29

yalnızca sık karşılaşılan bir zorluk değil,

it's absolutely pivotal to your long-term success. Kalıp ifadeler

0:31

aynı zamanda uzun vadeli başarınız için kesinlikle hayati önem taşıyor.

Kalıp ifadeler

pivotal to your long-term success: uzun vadeli başarı için belirleyici

Bu cümlede pivotal to, “üzerinde belirleyici bir etkisi olmak” anlamına gelir. Pivotal sıfatından sonra to, ardından da etkilenen sonuç veya süreç gelir: pivotal to your long-term success. Buradaki pivotal, yalnızca helpful veya important demekten daha güçlüdür. Misyonu bulmayı ve doğru şekilde büyümeyi, uzun vadeli başarıya ulaşılıp ulaşılmayacağını belirleyebilecek etkenler olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “sonuç açısından belirleyici” anlamındaki sıfat-edat ifadesiyle tamamlayın: Reliable planning is ____ the project's long-term success.

Cevabı göster

pivotal to

I'm here visiting WB Surf Camp

0:35

Şu anda WB Surf Camp'i ziyaret ediyorum.

in Wrightsville Beach,

0:37

Burası Wrightsville Beach'te,

North Carolina

0:38

Kuzey Carolina'da.

to see just what it's like to grow a surf camp

0:39

Bir sörf kampını büyütmenin nasıl bir şey olduğunu görmeye geldim,

with waves of new customers. Deyimler

0:41

hem de yeni müşteriler dalga dalga gelirken.

Deyimler

waves of new customers: yeni müşteri dalgaları

Burada waves of, yeni müşteri gruplarının art arda gelmesini anlatan bir benzetmedir. Müşterilerin gerçek anlamda okyanus dalgalarının içinde olmasını değil, tekrar tekrar gelen yoğun grupları ifade eder. İşletme bir sörf kampı olduğu için waves aynı zamanda sörf yapılan gerçek dalgaları da çağrıştırır. Bu çift anlam, büyümeyi anlatmaya devam ederken ifadeyi eğlenceli ve akılda kalıcı kılar.

Alıştırma

Cümleyi, tekrar eden yoğun gelişleri anlatan iki sözcüklü benzetmeyle tamamlayın: After the announcement, the support team received ____ calls throughout the day.

Cevabı göster

waves of

Let's dive in. Deyimler

0:44

Hadi dalalım.

Deyimler

Deyimsel bir geçiş olarak Let's dive in

“Let's dive in”, “başlayalım ve doğrudan konuya ya da etkinliğe geçelim” anlamına gelen deyimsel bir geçiş ifadesidir. Bu sörf kampı bağlamında dive sözcüğü suya girmeyi de çağrıştırdığı için cümlede hafif bir söz oyunu vardır. Suyla ilgili bir bağlam olmadığında dinleyiciler ifadeyi normalde mecazi anlamda yorumlar. Enerjik bir başlangıcı haber verir; tek başına birinin gerçekten suya dalacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “hemen başlayalım” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: Everyone is ready, so ____.

Cevabı göster

let's dive in

Does it get any better than this, Ton ve niyet

0:47

Bundan daha iyisi olabilir mi,

right?

0:49

değil mi?

Ton ve niyet

Does it get any better than this, right? ile retorik övgü ve onay isteme

Does it get any better than this? biçim olarak bir karşılaştırma sorusudur, ancak burada retorik bir övgü işlevi görür. Beklenen düşünce “Hayır, bu zaten harika” şeklindedir; yani konuşan kişi nesnel bir sıralama istemek yerine bulunduğu ortamı övmektedir. Sondaki right?, dinleyenleri bu olumlu görüşe katılmaya çağırır. Durumun nasıl iyileştirilebileceğine dair ayrıntılı bir cevap yerine “Kesinlikle” veya “Gerçekten öyle” gibi dostça bir onay bekler.

Alıştırma

Bir kişi güzel bir manzaraya bakıp gülümseyerek “Does it get any better than this, right?” diyor. Bu kişi esas olarak ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin better sözcüğünü anlayıp anlamadığını sormak.
  2. O anı övmek ve karşı tarafı katılmaya davet etmek.
  3. Durumu iyileştirmek için gerçekten öneri istemek.
Cevabı göster

O anı övmek ve karşı tarafı katılmaya davet etmek.

This is my office right here.

0:49

İşte benim ofisim burası.

Maybe if you could just tell me how you got the idea Ton ve niyet

0:51

Bu fikrin nasıl aklına geldiğini anlatabilir misin?

for WB Surf Camp.

0:54

WB Surf Camp fikri yani.

Ton ve niyet

Maybe if you could just tell me ile nazikçe istekte bulunmak

Maybe if you could just tell me ifadesinde üç yumuşatıcı unsur birlikte çalışır. Maybe söze temkinli bir hava katar, if you could isteği dinleyicinin isterse ve yapabilirse gerçekleştireceği bir şey olarak sunar, just ise istenen eylemi küçük ve zahmetsiz gösterir. Buradaki if gerçek bir koşul oluşturmaz. İfade, istenen bilgiyi belirten how yan cümlesine nazik bir giriş görevi görür.

Alıştırma

Bu röportaj sorusunda Maybe if you could just tell me ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacının artık cevap istemediğini gösterir.
  2. Dinleyicinin yerine getirmesi gereken gerçek bir koşul koyar.
  3. Birinden açıklama isteyen talebi yumuşatır.
Cevabı göster

Birinden açıklama isteyen talebi yumuşatır.

For me,

0:55

Benim için

surfing has always helped me through all the tough times in my life. Kalıp ifadeler

0:56

sörf, hayatımdaki tüm zor zamanları atlatmama hep yardımcı oldu.

Kalıp ifadeler

helped me through all the tough times: help someone through something yapısı

Help someone through something, bir kişiyi zor bir dönem veya durum yaşarken desteklemek ve sonunda o zorluğu aşmasına yardım etmek demektir. Cümlede surfing duygusal desteğin kaynağıdır, me desteği alan kişidir ve all the tough times yaşanan zorluğu belirtir. Yapı help + kişi + through + zor deneyim şeklindedir. Buradaki through, zorluğu kişinin başından sonuna kadar geçip aştığı bir dönem olarak gösterir; fiziksel bir hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Help someone through something yapısını geçmiş zamanda kullanın: Music ____ me ____ a lonely winter.

Cevabı göster

helped · through

I started losing my hair when I was 17 years old.

1:00

Saçlarımı 17 yaşındayken kaybetmeye başladım.

It's called alopecia and it's an autoimmune condition Kelime

1:02

Bunun adı alopesi ve bu bir otoimmün rahatsızlık;

where my hair gets attacked by my own body. Dilbilgisi

1:05

kendi vücudum saçlarıma saldırıyor.

Kelime

alopecia ve autoimmune condition

Alopecia, saç kaybını ifade eden tıbbi bir terimdir. Bu cümlede konuşan kişi kendi alopecia durumunu autoimmune condition, yani bağışıklık sisteminin yanlışlıkla vücudun kendi hücrelerini veya dokularını hedef aldığı bir rahatsızlık olarak tanımlıyor. where my hair gets attacked by my own body ifadesi bu mekanizmayı sade bir dille anlatır. Yalnızca bu kişinin durumunu açıklar; her alopecia türünün veya her saç kaybı vakasının otoimmün olduğunu göstermez.

Alıştırma

Örnek cümle hangi yorumu destekliyor?

  1. Her tür saç kaybına bir autoimmune condition neden olur.
  2. Konuşan kişinin alopecia durumu, vücudun saça saldırdığı bir autoimmune condition olarak tanımlanıyor.
  3. Alopecia, vücudun bütün organlarına saldırması anlamına gelir.
Cevabı göster

Konuşan kişinin alopecia durumu, vücudun saça saldırdığı bir autoimmune condition olarak tanımlanıyor.

Dilbilgisi

gets attacked yapısındaki get edilgeni

Gets attacked, get edilgenidir: get fiilini geçmiş zaman ortacı attacked izler ve my hair öznesi eylemi yapmak yerine eyleme maruz kalır. Nötr be edilgeni is attacked ile karşılaştırıldığında get edilgeni konuşmalarda yaygındır ve olayı daha hareketli, dikkat çekici veya olumsuz gösterebilir. Buradaki gets, rahatsızlığın bir parçası olarak tekrar tekrar olan şeyi anlatır; elde etmek anlamına gelmez ve vücudun bilinçli biçimde hareket ettiğini düşündürmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi attack fiilinin geniş zamandaki get edilgeniyle tamamlayın: Every summer, this plant ____ by insects.

Cevabı göster

gets attacked

What catapulted my healing on that Notlar

1:09

Bu konuda iyileşmemi asıl hızlandıran şey

was the ocean and it was surfing.

1:11

okyanus ve sörf oldu.

Dilbilgisi

What catapulted my healing ... was the ocean: bir what-cleft yapısı

Bu bir what-cleft yapısıdır: What + yan cümle + be + odaklanan bilgi. What catapulted my healing on that bölümü önemli etken için bir yer açar, was the ocean ise o yeri doldurur. Buradaki What bölümü “… yapan şey” gibi işlev görür; soru sormaz. Bu yapı, temel bilgiyi sona bırakarak the ocean ifadesini güçlü biçimde vurgular. On that bu cümleye konuşma sırasında gevşekçe eklenmiştir; tekrar kullanılabilen what-cleft kalıbının bir parçası değildir.

Alıştırma

What-cleft yapısını was ve parantezdeki sözcükleri aynen kullanarak tamamlayın: What helped me concentrate ____. (the quiet library)

Cevabı göster

was the quiet library

Deyimler

Catapulted my healing: hızlı ilerleme mecazı

Burada catapulted canlı bir mecazdır. Bir mancınık bir şeyi ani bir kuvvetle ileri fırlatır; bu nedenle catapulted my healing, bir şeyin konuşanın iyileşme sürecini çok daha hızlı veya belirgin biçimde ilerlettiği anlamına gelir. Bu ifade, okyanusu kişisel bir deneyimde güçlü bir dönüm noktası olarak sunar. Gerçek bir fırlatmayı anlatmaz ve tek başına tıbbi bir neden kanıtlamaz.

Alıştırma

“The scholarship catapulted Maya's career.” cümlesinde catapulted sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kariyerini uyarı vermeden sona erdirdi.
  2. Kariyerini dikkatle incelemesini sağladı.
  3. Kariyerini hızlı ve belirgin biçimde ilerletti.
  4. Onu gerçekten havaya fırlattı.
Cevabı göster

Kariyerini hızlı ve belirgin biçimde ilerletti.

Your history brought you to where you are Deyimler

1:13

Geçmişin seni bugün bulunduğun yere,

with WB Surf Camp.

1:16

WB Surf Camp'e getirdi.

Deyimler

brought you to where you are: seni bugünkü noktaya getirdi

Burada brought you to where you are, kişinin geçmişini bugünkü durumuna ulaşan bir yol gibi sunar. where you are mecazidir; yalnızca fiziksel bir konumu değil, mevcut kariyeri, başarıyı veya yaşam evresini de kapsar. something brought someone to where they are kalıbı, geçmişteki birçok deneyimi tek bir neden-sonuç özetinde toplar. Her olayı yeniden sıralamadan geçmişin bugünü nasıl oluşturduğunu gösteren, geriye dönük bir tona sahiptir.

Alıştırma

Geçmişteki bir çabayı bugünkü durumla ilişkilendiren bring ... to where ... kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Years of careful preparation ____ today.

Cevabı göster

brought her to where she is

What's the mission?

1:18

Misyonunuz nedir?

So, we have been purpose-driven as a company Kelime

1:19

Biz şirket olarak amaç odaklıyız,

from day one. Kalıp ifadeler

1:21

hem de ilk günden beri.

Kelime

purpose-driven: bir misyonla yönlendirilen

purpose-driven ifadesinde driven, bir şey tarafından yönlendirilmek veya motive edilmek anlamına gelir. purpose-driven company, açıkça belirtilmiş bir misyonun veya daha geniş bir toplumsal amacın kararları etkilemesine izin verir; ifade araç kullanmak ya da fiziksel olarak zorlanmakla ilgili değildir. have been purpose-driven ... from day one içinde bu sıfat, şirketin başlangıcından beri süren kurumsal bir kimliği anlatır. Şirketin yalnızca bir kez iyi bir amacı desteklediğini değil, misyonun şirketin çalışma biçimini şekillendirdiğini düşündürür.

Alıştırma

Daha geniş misyonu önemli kararlarını yönlendiren bir kuruluşu en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. goal-oriented
  2. purpose-driven
  3. profit-driven
Cevabı göster

purpose-driven

Kalıp ifadeler

From day one: en başından beri

From day one, “en başından beri” anlamına gelir. Day one, tam olarak 24 saatlik ilk günü değil, başlangıç aşamasını anlatır. Burada şirketin amaç odaklı olmasının sonradan eklenen bir özellik değil, kuruluşundan beri var olan bir yaklaşım olduğu vurgulanır.

Alıştırma

Hangi cümle güvenliğin en başından beri öncelik olduğunu ve böyle kalmaya devam ettiğini söylüyor?

  1. Safety has been a priority from day one.
  2. Safety was a priority for one day.
  3. Safety became a priority after the first year.
  4. Safety will be a priority one day.
Cevabı göster

Safety has been a priority from day one.

Our complete why is taking care of kids and teenagers Anlatım akışı

1:22

Tüm varoluş nedenimiz çocuklar ve gençlerle ilgilenmek,

and connecting them to the ocean

1:24

onları okyanusla buluşturmak,

and building their confidence and bridging the gap Deyimler

1:26

özgüvenlerini geliştirmek ve

with their own anxieties in life.

1:29

hayattaki kaygılarını aşmalarına yardımcı olmak.

Anlatım akışı

Taking care ... connecting ... building ... bridging: paralel bir -ing listesi

taking care of..., connecting them..., building their... ve bridging the gap... şeklindeki dört -ing ifadesi, is sözcüğünden sonra tek bir paralel liste oluşturur. Birlikte, soyut why ismini bir dizi eyleme dönüştürerek açıklarlar. Her öğeyi aynı -ing biçiminde tutmak, dinleyiciye dört eylemin aynı gruba ait olduğunu ve aynı dil bilgisi görevini üstlendiğini gösterir. and sözcüğünü tekrarlamak da sözlü listeye belirgin bir ritim verir.

Alıştırma

Hangi cümle bir görevi açıklamak için açık bir paralel -ing listesi kullanıyor?

  1. Our mission is protecting rivers because plastic waste harms wildlife.
  2. Our mission is protecting rivers, reducing plastic waste, and teaching families to recycle.
  3. Our mission is that rivers and beaches need our help.
Cevabı göster

Our mission is protecting rivers, reducing plastic waste, and teaching families to recycle.

Deyimler

Aradaki farkı kapatmak

Bridge the gap, iki tarafın daha kolay bağlantı kurabilmesi için bir farkı, ayrılığı veya engeli azaltmayı anlatan bir benzetmedir. Gerçek bir köprü inşa etmek anlamına gelmez. Bu cümlede bridging, kuruluşun amaçlarının sıralandığı listedeki bir -ing biçimidir. İfade, gençlerin kaygılarını aşılması gereken bir engel olarak esnek biçimde ele alır. Daha açık ve başka durumlarda kullanılabilir İngilizcede bridge the gap çoğunlukla bridge the gap between A and B şeklinde kullanılır.

Alıştırma

Bir okul, sosyal uzaklığı azaltmak için yeni öğrencilere danışmanlar atıyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The program helps ___ between new students and the wider school community.

  1. bridge the gap
  2. cross the difference
  3. build the gap
Cevabı göster

bridge the gap

Now, our program has a worldwide reach.

1:31

Artık programımız dünyanın dört bir yanına ulaşıyor.

We have had participants from all 50 states,

1:34

ABD'nin 50 eyaletinin tamamından katılımcılarımız oldu,

from 26 countries around the world,

1:36

ayrıca dünyanın dört bir yanındaki 26 ülkeden de,

but there's nothing like taking care of your local community. Dilbilgisi

1:38

ama kendi yerel topluluğuna sahip çıkmak gibisi yok.

Dilbilgisi

İlgilenmek gibisi yok

There's nothing like + isim veya -ing biçimi, o şey ya da deneyimle hiçbir şeyin karşılaştırılamayacağını belirtir. Güçlü ve olumlu bir değerlendirmedir; nothing, ardından gelen etkinliği olumsuz yapmaz. Burada taking care of, like sözcüğünden sonra gelen bir -ing grubudur. Daha önce anlatılan dünya çapındaki erişimle kurulan karşıtlık, insanın kendi yerel topluluğuna hizmet etmesinin özel memnuniyetini ve değerini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz kısaltmalı ifadeyle tamamlayın: After a long hike, ____ drinking cold water.

Cevabı göster

there's nothing like

How do you find those people that share Kalıp ifadeler

1:41

Bu değerleri paylaşan insanları nasıl buluyorsunuz?

that same mission and vision

1:46

Sizin zaten sahip olduğunuz misyon ve vizyonu

that you guys already have?

1:48

paylaşan insanları yani?

Kalıp ifadeler

share the same mission and vision: aynı misyonu ve vizyonu paylaşmak

Bu işe alım sorusunda share, bir şeyin bir kısmını başkasına vermek değil, “ortak olarak benimsemek ve desteklemek” anlamına gelir. İfade, değerleri ve hedefleri kuruluşunkilerle uyumlu olan adayları anlatır. Mission, kuruluşun şu anki amacıdır: neden var olduğu ve ne yaptığıdır. Vision ise yaratmak istediği gelecektir. Bu yüzden mission and vision birlikte kullanıldığında hem mevcut amaçla hem de uzun vadeli yönle uyum sorgulanır. That same, adayların bakış açısının ekibin zaten sahip olduğu bakış açısıyla eşleşmesi gerektiğini vurgular.

Alıştırma

Hem mevcut amacı hem de arzulanan geleceği kapsayan kurumsal ifadeyi tamamlayın: We hire people who share our ____.

Cevabı göster

mission and vision

So, finding people is everything. Deyimler

1:49

İnsan bulmak her şey demek.

And that's the struggle for all small businesses right now

1:52

Şu anda tüm küçük işletmelerin yaşadığı zorluk da

is finding the people.

1:55

insan bulmak.

Deyimler

finding people is everything: güçlü vurgu

X is everything, belirli bir durumda X’in son derece önemli veya belirleyici olduğunu anlatan retorik bir kalıptır. Genellikle başka hiçbir şeyin önemli olmadığını kelimesi kelimesine iddia etmez. Burada finding people, uygun çalışanlar bulmak anlamına gelir. Konuşmacı, işe alımı diğer kaygıların üzerinde göstererek bunun şu anda küçük işletmelerin temel zorluğu olduğunu vurgular; ardından gelen the struggle ifadesi de bu yorumu destekler.

Alıştırma

Bu bağlamda “finding people is everything” ne anlama gelir?

  1. Küçük işletmelerin işe alım dışında kelimenin tam anlamıyla hiçbir kaygısı yoktur.
  2. Uygun çalışanlar bulmak şu anda küçük işletmeler için son derece önemlidir.
  3. Her insan küçük bir işletme için uygundur.
Cevabı göster

Uygun çalışanlar bulmak şu anda küçük işletmeler için son derece önemlidir.

Like, for instance,

1:56

Örneğin,

you're going to meet Bailey.

1:57

Bailey ile tanışacaksın.

And this was Bailey's first summer with us

1:58

Bu, Bailey'nin bizimle geçirdiği ilk yazdı

and she has done such an amazing job

2:01

ve gerçekten harika bir iş çıkardı:

of being a part of our team

2:05

ekibimizin bir parçası oldu

and helping us execute our mission Kelime

2:06

ve misyonumuzu gerçekleştirmemize yardım etti.

Kelime

Execute our mission: amacı eyleme dönüştürmek

Bu cümlede "execute our mission", kuruluşun açıkladığı amacı eş güdümlü eyleme dönüştürmek ve hedeflenen sonuçlara ulaşmak demektir. "Mission" nesnesi, "execute" fiilinin kurumsal anlamını seçer; “birini idam etmek” veya “bir bilgisayar komutunu çalıştırmak” anlamlarını değil. Burada "execute" geçişli ve görece resmî bir fiildir: kuruluşlar bir plan, strategy, decision veya mission için execute fiilini kullanabilir. Yalnızca misyonu kabul etmeyi ya da tanımlamayı değil, onu etkili biçimde uygulamayı vurgular.

Alıştırma

Bu performans değerlendirmesinde "helping us execute our mission" ne anlama geliyor?

  1. Kuruluşun bilgisayar yazılımını çalıştırmak
  2. Kuruluşun amacını eyleme dönüştürmesine yardım etmek
  3. Kuruluş adına birini cezalandırmak
Cevabı göster

Kuruluşun amacını eyleme dönüştürmesine yardım etmek

because we spent a lot of time in her interview process

2:08

Çünkü mülakat sürecinde uzun zaman ayırıp

diving into what's her why Notlar

2:11

onu neyin motive ettiğini derinlemesine anlamaya çalıştık

and does her why align with our mission statement? Kalıp ifadeler

2:13

ve bu nedenin misyon beyanımızla örtüşüp örtüşmediğine baktık.

Öbek fiiller

Diving into: bir konuyu derinlemesine incelemek

Burada "diving into" mecazidir. Mülakat sürecinde adayın temel motivasyonunu, yani onun “nedenini” derinlemesine incelemek için epey zaman harcadılar; kimse gerçekten suya dalmıyordu. dive into + isim öbeği veya dolaylı soru yapısı, bir şeyi enerjik ve ayrıntılı biçimde incelemeye, tartışmaya ya da onun üzerinde çalışmaya başlamak anlamına gelir. dive into the data ve dive into why sales fell buna örnektir. -ing biçimindeki "diving", spend time doing something kalıbını izler.

Alıştırma

Cümleyi “derinlemesine incelemek” anlamındaki vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle tamamla: Before approving the proposal, the committee spent an hour ____ the cost estimates.

Cevabı göster

diving into

Kelime

what's her why: isim olarak why

Burada why isim olarak kullanılır ve bir kişinin yaptıklarının arkasındaki daha derin nedeni, amacı veya motivasyonu ifade eder. What's her why? onu gerçekten harekete geçiren şeyin ne olduğunu sorar. Bu isim kullanımı özellikle iş dünyası, liderlik, koçluk ve marka dilinde yaygındır. Şirket, mülakatta onun kişisel amacının kendi misyonuyla uyuşup uyuşmadığını anlamaya çalışmaktadır.

Alıştırma

“Onun temel motivasyonu” anlamındaki iş dünyası isim grubuyla cümleyi tamamlayın: Before offering the leadership role, we want to understand ____.

Cevabı göster

her why

Kalıp ifadeler

align with our mission statement: misyon beyanımızla uyumlu olmak

Align with, “tutarlı olmak” veya “uyuşmak” anlamına gelir. Burada özne her why, with our mission statement ise karşılaştırma ölçütünü gösterir. Mission statement, bir kuruluşun amacını resmî biçimde ifade eden metindir. Soru, herhangi bir şeyin düz bir çizgiye getirilmesini değil, onun kişisel motivasyonunun şirketin açıkladığı amacı destekleyip desteklemediğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi align ve gerekli edatıyla tamamlayın: The club's new rules should ____ its stated values.

Cevabı göster

align with

How do you approach looking for the right people Dilbilgisi

2:17

O pozisyonlara uygun kişileri

to fill those positions?

2:20

nasıl arıyorsunuz?

Dilbilgisi

approach looking for: approach + -ing yapısı

Approach, “bir işi belirli bir biçimde ele almak veya işe başlamak” anlamında fiil olduğunda doğrudan -ing biçimiyle devam edebilir. Buradaki approach looking for, “arama sürecini ele almak” anlamına gelir. Yapı approach + -ing öbeğidir: approach looking for the right people. Fiil olan approach sözcüğünden sonra to gelmez.

Alıştırma

Cümleyi approach sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: We need to decide how to ____ training the new staff.

Cevabı göster

approach

We use Indeed.

2:21

Indeed'i kullanıyoruz.

Indeed does an amazing job of helping us find the right people. Kalıp ifadeler

2:22

Indeed, doğru insanları bulmamıza müthiş yardımcı oluyor.

Kalıp ifadeler

does an amazing job of helping: do a ... job of + -ing kalıbı

Does an amazing job of helping, bir kişinin veya şeyin belirli bir işi ne kadar iyi yaptığını övmek için do a good/great/amazing job of + -ing kalıbını kullanır. Buradaki job, ücretli bir pozisyonu değil, performansı ifade eder. Sıfat övgünün gücünü belirler; of + -ing öbeği ise değerlendirilen işi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi do an amazing job of kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The support team ____ resolving the issue so quickly.

Cevabı göster

did an amazing job of

As we have continued to grow as a company

2:28

Şirket olarak büyümeye devam ettikçe

and more hiring we have to do,

2:30

ve daha fazla işe alım yapmamız gerektikçe,

the ROI that we get is 10x. Kelime

2:32

elde ettiğimiz yatırım getirisi 10 kat oluyor.

Kelime

ROI ve 10x: getiri katını ifade etme

ROI, return on investment yani yatırım getirisi ifadesinin kısaltmasıdır; elde edilen değer ile yatırılan miktarı karşılaştırır. Bu cümlede şirketin yatırımından elde ettiğini söylediği sonucu adlandırır. 10x, karşılaştırma temelinin “on katı” demektir. ROI ... is 10x güçlü bir getiri katı iddiasıdır; ancak cümle, temeli veya hesaplama yöntemini belirtmez. Bunu otomatik olarak %10, %1000 ya da doğrulanmış bir kâr marjı olarak değil, “ilgili ölçütün on katı” olarak anlayın.

Alıştırma

Birisi “Our campaign delivered a 10x ROI.” diyor. Yalnızca bu cümleden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?

  1. Konuşan kişi getirinin bir temelin on katı olduğunu iddia ediyor, ancak temel ve formülün hâlâ açıklanması gerekiyor.
  2. Kampanya tam olarak on dolara mal oldu.
  3. Kampanyanın doğrulanmış kâr marjı %1000’dir.
  4. Kampanya her sonucu tam olarak %10 iyileştirdi.
Cevabı göster

Konuşan kişi getirinin bir temelin on katı olduğunu iddia ediyor, ancak temel ve formülün hâlâ açıklanması gerekiyor.

There are good people out there

2:35

Dışarıda iyi insanlar var

and they're looking for jobs.

2:36

ve iş arıyorlar.

We want to find them, Anlatım akışı

2:38

Onları bulmak,

we want to interview them,

2:38

onlarla görüşmek

and we want to hire them on the spot. Deyimler

2:39

ve hemen oracıkta işe almak istiyoruz.

Anlatım akışı

We want to ... we want to ...: paralel bir sıra kurma

Tekrarlanan We want to kalıbı find, interview ve hire fiillerini paralel bir sıraya yerleştirir. Aynı başlangıca her dönüş bir sonraki adımı işaret eder; böylece dinleyiciler ilerlemeyi takip edebilir ve her hedefi açıkça duyabilir. Arka arkaya gelen bölümlerin başındaki bu kasıtlı tekrara anafora denir. Ritmi ve vurguyu artırır: konuşan kişi sözcükleri yanlışlıkla tekrarlamıyor, birbiriyle bağlantılı üç hedefi özellikle vurguluyor.

Alıştırma

Hangi cümle üç hedefi açık ve vurgulu hâle getirmek için aynı başlangıcı bilinçli olarak tekrar eder?

  1. We need to listen carefully because the plan requires quick action.
  2. We need to listen carefully, we need to plan together, and we need to act quickly.
  3. We need to listen carefully, plan together, and act quickly.
  4. We need careful listening, a shared plan, and quick action.
Cevabı göster

We need to listen carefully, we need to plan together, and we need to act quickly.

Deyimler

on the spot: hemen karar vermek

Burada on the spot, görüşmenin yapıldığı anda ve yerde hemen demektir. Şirket, başka bir toplantıyı veya daha sonraki bir değerlendirmeyi beklemeden adayları işe almaya karar vermek istiyor. Bu ifade bazen bir yeri anlatabilir; ancak hire, decide veya answer gibi fiillerden sonra temel düşünce çoğunlukla eylemin gecikmeden yapılmasıdır.

Alıştırma

İngilizce 'The coach chose Maya for the team on the spot,' cümlesinde on the spot ne anlama gelir?

  1. Özel olarak işaretlenmiş fiziksel bir konumda
  2. Maya'yı utandırıcı bir soruya cevap vermeye zorlayarak
  3. Kararı geciktirmeden hemen
Cevabı göster

Kararı geciktirmeden hemen

When you can use a company like Indeed

2:42

Indeed gibi bir şirketten yararlanıp

to hire people like Bailey

2:44

Bailey gibi insanları işe aldığınızda,

and then your business becomes more successful Anlatım akışı

2:46

işletmeniz daha başarılı oluyor

and then you're doing more good for your community. Kalıp ifadeler

2:49

ve toplumunuz için daha fazla iyilik yapıyorsunuz.

Anlatım akışı

and then ... and then: sonuçlardan oluşan bir zincir kurmak

Tekrarlanan and then, mesajı birbirine bağlı üç aşamaya ayırır: önce Bailey gibi kişileri işe almak, sonra işletmenin daha başarılı olması ve son olarak topluluk için daha fazla iyilik yapmak. Her tekrar, dinleyiciye zincirin bir sonraki adımının geldiğini bildirir. Bu tanıtım amaçlı açıklamada konuşan kişi, sonraki her aşamayı bir öncekinin sonucu olarak sunar; yalnızca daha sonra gerçekleşen bir olay olarak değil. Ancak and then, konuşan kişinin öne sürdüğü zinciri düzenler; bu sözcükler tek başına bir olayın diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Örnek cümlede tekrarlanan and then ifadesinin temel görevi nedir?

  1. İşe alımın bir topluluğa her zaman fayda sağladığını kanıtlarla gösterir.
  2. Üç olayın da tam olarak aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Dinleyiciyi aşamalardan ve sunulan sonuçlardan oluşan bir zincir boyunca yönlendirir.
Cevabı göster

Dinleyiciyi aşamalardan ve sunulan sonuçlardan oluşan bir zincir boyunca yönlendirir.

Kalıp ifadeler

doing more good: daha büyük bir olumlu etki yaratmak

do good ifadesinde good, olumlu bir fayda veya yararlı bir etki anlamına gelen sayılamayan bir isimdir. Bu nedenle more good, daha fazla olumlu etki demektir; good, eylemin nasıl yapıldığını anlatmaz. do good for someone or something kalıbı, yararı kimin ya da neyin gördüğünü belirtir. Bu cümlede for your community, yararı yerel topluluğun gördüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “daha büyük bir olumlu etki yaratmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The expanded food bank is ____ for local families than before.

Cevabı göster

doing more good

It's such a good model.

2:51

Bu gerçekten çok iyi bir model.

I really appreciate that.

2:53

Bunu gerçekten takdir ediyorum.

Like Rick said,

2:55

Rick'in de dediği gibi,

hiring the right people is a crucial factor Kalıp ifadeler

2:56

doğru kişileri işe almak,

in setting your business up for success. Öbek fiiller

2:58

işletmenizi başarıya hazırlayan kritik bir etkendir.

Kalıp ifadeler

a crucial factor in setting: factor + in + -ing biçimi

a crucial factor in + isim veya -ing biçimi şeklindeki isim kalıbı, bir süreç içinde temel öneme sahip bir etki yaratan şeyi belirtir. In bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: in set değil, in setting. Burada değerlendirilen etken hiring the right people ifadesidir. Setting your business up for success ise bu etkenin güçlü biçimde etkilediği süreci adlandırır.

Alıştırma

“Bir süreçte temel öneme sahip bir etki” anlamındaki hedef kalıbı tamamlayın: Reliable testing is a ____ factor ____ reducing production errors.

Cevabı göster

crucial · in

Öbek fiiller

Set your business up for success: başarı için uygun koşullar oluşturmak

Bu cümlede set your business up for success, işletmenin daha sonra başarılı olma olasılığını artıracak uygun koşulları şimdiden oluşturmak anlamına gelir. Doğru kişileri işe almak da bu yararlı hazırlıklardan biri olarak sunulur. Kalıp set + kişi/şey + up for success şeklindedir. Burada your business nesnesi set ile up arasındadır; for success ise amaçlanan sonucu belirtir. Bu kullanım yalnızca bir işletme kurmayı değil, başarı için hazırlık yapmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi set ... up for success ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Clear instructions ____.

Cevabı göster

set the team up for success

In our next episode,

3:01

Bir sonraki bölümümüzde,

we'll meet WB Surf Camp's hiring manager

3:02

WB Surf Camp'in işe alım yöneticisiyle tanışacağız

and learn more about how WB finds candidates

3:05

ve WB'nin ekibi için adayları

for their team.

3:08

nasıl bulduğunu daha ayrıntılı öğreneceğiz.

We'll also meet Bailey,

3:09

Ayrıca Bailey'yle de tanışacağız.

WB Surf Camp's new program coordinator

3:11

Kendisi WB Surf Camp'in yeni program koordinatörü.

and find out what she was looking for Dilbilgisi

3:14

Onun yeni bir işte ne aradığını da

in a new job.

3:16

öğreneceğiz.

Dilbilgisi

what she was looking for ifadesindeki sözcük sırası

find out ifadesinden sonra gelen what she was looking for, cümle içine yerleşmiş dolaylı bir soru yan cümlesidir. Soruyu doğrudan sormak yerine öğrenilecek bilginin ne olduğunu aktarır. Yan cümlenin tamamı find out fiilinin nesnesidir. Soru sözcüğüyle başlayan dolaylı sorularda düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle what was she looking for değil, what she was looking for denir. Burada look for, yeni bir işte belirli özellikleri veya koşulları istemek ya da bulmayı ummak anlamına gelir.

Alıştırma

Dolaylı soruyu tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: We wanted to know ____. (what / she / was / looking for)

Cevabı göster

what she was looking for