En Karanlık Saat | Churchill'in Muzaffer Konuşması: "Asla Teslim Olmayacağız!": İngilizce çalışma notları
Focus Features
Video açıklaması: Savaş dönemine ait bu konuşma, işgal ve Nazi yönetimi tehdidiyle doğrudan yüzleşir; bedeli ne olursa olsun her cephede direniş sözü verir ve sonunda güçlü dili, bizzat savaşa gönderilen bir kuvvet olarak betimler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. ride out the storm — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu imgenin gerçekten fırtınanın içinden geçmek değil, ağır bir kriz sona erene kadar dayanmak anlamına geldiğini kavrayabilir; ifadeyi savaş, iş hayatındaki kayıplar veya kişisel zorluklar için doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. whatever the cost may be. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir taahhüdü koşulsuz hâle getiren resmî ödünleme yapısını tanıyabilir ve henüz bilinmeyen fedakârlara ya da sonuçlara rağmen bir kararın veya hedefin korunacağını belirtmek için bu kalıptan yararlanabilirsiniz. 3. mobilized the endless language; sent it into battle. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Dilin harekete geçirilip cepheye sevk edilebilen bir ordu gibi kişileştirildiğini görebilir; bu metaforu, hitabetin olayları yalnızca anlatmayıp stratejik bir eylem gerçekleştirdiği değerlendirmesi olarak yorumlayabilirsiniz.
Bu derste
Turning once again to the question of invasion, Anlatım akışı
0:04İstilâ meselesine bir kez daha dönecek olursak,
Turning once again to the question of invasion: istila konusuna geri dönmek
Bu cümlede Turning fiziksel bir dönme hareketini anlatmaz. Baştaki ifade, dinleyicilerin dikkatini yeniden istila konusuna yönelten bir söylem geçişidir. Once again, konunun daha önce ele alındığını gösterir. Turning once again to + konu kalıbı, konuşmacının ana açıklamasına devam etmeden önce önceki bir meseleyi yeniden açmasını sağlar.
Alıştırma
Resmî bir sunumda daha önce tartışılmış bir konuya en doğal biçimde dönen cümle hangisidir?
- Turning once again into safety, let us review the new evidence.
- Turning once again to the question of safety, let us review the new evidence.
- Turning my chair to the question of safety, let us review the new evidence.
Cevabı göster
Turning once again to the question of safety, let us review the new evidence.
I would observe that there has never been a period in all these long centuries of which we boast Notlar
0:09Övündüğümüz bunca uzun yüzyıllar boyunca,
I would observe: bir noktayı resmî biçimde belirtmek
Burada I would observe, “belirtmek isterim” veya “şunu kaydetmek isterim” anlamına gelir. Observe, konuşmacının yorumunu sunar; bir şeyi gözlerle izlemek anlamına gelmez. Would, ifadeyi ölçülü ve resmî hâle getirir. Bu kalıptan sonra genellikle that yan cümlesi gelir: I would observe that + ifade.
Alıştırma
Örnekte I would observe ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Dikkatle izlerdim
- Belirtmek isterim
- Hiç sorgulamadan itaat ederdim
Cevabı göster
Belirtmek isterim
of which we boast: edatı öne alınmış ilgi cümlesi
Boast of something, bir şeyden gururla söz etmek anlamına gelir. of which we boast ifadesinde which, önceki long centuries sözlerine gönderme yapar; bu nedenle yan cümle which we boast of ya da daha tarafsız biçimde which we are proud of anlamındadır. Boast ile bağlantılı olan of edatı which sözcüğünün önüne taşınmıştır. preposition + which kalıbı resmî bir ilgi cümlesi yapısıdır; edatın taşınması, of ile boast arasındaki bağı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi boast of ifadesinin resmî preposition + which biçimiyle tamamlayın: The report lists several achievements ____ the team can boast.
Cevabı göster
of which
when an absolute guarantee against invasion Kalıp ifadeler
0:16istilaya karşı mutlak bir garantinin
could have been given to our people. Dilbilgisi
0:23halkımıza verilebildiği hiçbir dönem olmadığını belirtmek isterim.
there has never been a period: bugüne kadar var olmama
There has never been a period, varlık bildiren there be yapısının present perfect zamandaki olumsuz biçimidir: there + has + never + been + tekil bir ad öbeği. Burada period tekil olduğu için has kullanılır; never zaten olumsuzluk anlamını verir. İlgili geçmişten bugüne kadar hiçbir anda böyle bir dönemin var olmadığını belirtir. Bu nedenle yalnızca sona ermiş bir geçmiş dönemi anlatmak yerine, günümüze kadar uzanan tarihsel bir kaydı özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi never kullanılan present perfect olumsuz biçimiyle tamamlayın: Across the museum's entire history up to today, there ____ a week without visitors.
Cevabı göster
has never been
an absolute guarantee against invasion: guarantee against + risk
an absolute guarantee against invasion ifadesinde against, güvencenin insanları korumayı amaçladığı tehlikeyi belirtir. İfade, istilanın gerçekleşmeyeceğine veya insanların istiladan korunacağına dair tam bir güvence anlamına gelir; burada against, “istilaya karşı çıkmak” anlamında değildir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp guarantee against + istenmeyen olay veya zarardır. Absolute, guarantee sözcüğünü güçlendirerek güvencenin eksiksiz ve istisnasız olduğunu belirtir.
Alıştırma
İstenmeyen riski belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: This protection plan includes a guarantee ____ accidental damage.
Cevabı göster
against
could have been given: geçmişteki olasılığın edilgen anlatımı
Could have been given, could + have + been + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Could have olasılığı geçmişe yerleştirirken been given edilgen yapıyı kurar: geçmişte verilmiş olabilecek şey güvencedir. Burada, böyle bir güvencenin geçmişte mümkün olup olmadığı geriye dönük olarak değerlendirilir. Daha geniş bağlama göre yapı, geçmişteki bir olasılığı veya gerçekleşmemiş bir seçeneği anlatabilir. Tek başına, güvencenin verilmesinin bir görev olduğu ya da hâlâ şimdi verilebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Could ve give sözcüklerinin açık biçimlerini kullanarak geçmişteki bir olasılığı anlatan bu edilgen cümleyi tamamlayın: Before the storm arrived, a clearer warning ____.
Cevabı göster
could have been given
Now I have myself full confidence that if all do their duty, Notlar
0:32Şimdi şuna tam güvenim var ki, eğer herkes görevini yaparsa,
I have myself full confidence: vurgu yapan myself
Resmî ve tarihî söylev üslubundaki bu ifadede myself bir vurgu zamiridir: bu güveni bizzat konuşanın taşıdığını öne çıkarır. have fiilinin nesnesi değildir ve dönüşlü bir eylem anlatmaz. Full confidence “tam güven” demektir. İfade bir bütün olarak bu inancı güçlü bir kamusal taahhüt gibi sunar; ancak myself sözcüğünün have fiilinden sonra gelmesi günümüz İngilizcesinde alışılmadık bir diziliştir.
Alıştırma
Bu cümledeki I have myself full confidence ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Konuşan yalnızca kendisine güveniyor.
- Konuşanın kendisi tam bir güven taşıyor.
- Konuşan kendisini özgüvenli hissettirmeye çalışıyor.
Cevabı göster
Konuşanın kendisi tam bir güven taşıyor.
if all do their duty: do one's duty
if yan cümlesi bir koşul verir: all ilgili herkes demektir; do one's duty ise bir rol, konum veya durum nedeniyle beklenen sorumlulukları yerine getirmek anlamına gelir. Buradaki their, all sözcüğünün çoğul anlamına uyar. Duty, tek bir atanmış görevden daha geniştir ve yükümlülüğü daha fazla vurgular. Bu ifade sorumlu davranışı, insanların yalnızca tamamladığı bir iş değil, yapmaları beklenen bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi do one's duty ifadesiyle tamamlayın: During the emergency, all volunteers must ____.
Cevabı göster
do their duty
if nothing is neglected and the best arrangements are made as they are being made, Dilbilgisi
0:39eğer hiçbir şey ihmal edilmez ve şu an yapılmakta olduğu gibi en iyi düzenlemeler yapılırsa,
if nothing is neglected: edilgen bir koşul
if nothing is neglected bir koşul belirtir: sonraki sonucun gerçekleşmesi, ilgili her görevin, ayrıntının veya riskin dikkate alınmasına bağlıdır. Nothing öznedir ve is neglected geniş zamanda edilgen bir yapıdır. Edilgen yapı, sorumlu kişiye değil gözden kaçabilecek şeye odaklanır. Nothing zaten olumsuz anlam taşıdığı için ayrıca not eklenmez.
Alıştırma
Hiçbir ayrıntının gözden kaçırılmadığını belirten koşulu tamamlamak için dersteki ifadeyi aynen kullanın: If ____, the safety review can move forward.
Cevabı göster
nothing is neglected
arrangements are made ... are being made: geniş zaman ve şimdiki zaman edilgen yapıları
İlk are made, if yan cümlesinin eş görevli bölümünde kullanılan geniş zamanda edilgen yapıdır: en iyi düzenlemelerin yapılmasını karşılanması gereken bir koşul olarak sunar. Tek başına işin tamamlandığını söylemez. Eklenen as they are being made bölümü “şu anda gerçekten olduğu gibi” anlamına gelir. Buradaki are being made, şimdiki zamanda edilgen yapıdır ve düzenlemelerin zaten sürmekte olduğunu doğrulayarak dinleyicilere güven verir. As yan cümlesi koşulun gerçekleştiği yorumunu ekler; düzenlemelerin özel bir yöntemle nasıl yapıldığını anlatmaz.
Alıştırma
Şu anda devam eden bir eylemi gösteren, dersteki edilgen biçimi kullanın: The final arrangements ____ now.
Cevabı göster
are being made
we shall prove ourselves once more able to defend our island home. Notlar
0:47ada evimizi savunmaya muktedir olduğumuzu bir kez daha kanıtlayacağız.
savunabilecek güçte olduğumuzu bir kez daha kanıtlamak
Yapı prove + dönüşlülük zamiri + able to + fiil biçimindedir: prove ourselves able to defend. Kişinin bir şeyi yapabilecek yetenekte olduğunu eylemleri veya sonuçlarıyla göstermesi anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olmalıdır: we ... ourselves. once more, “bir kez daha” demektir. Burada yapının içine girerek konuşanların daha önce yaptıkları gibi bu yeteneği yeniden kanıtlayacaklarını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi prove oneself able to yapısıyla tamamlayın ve çoğul özneye uygun dönüşlülük zamirini kullanın: Under pressure, the recruits must ____ respond calmly.
Cevabı göster
prove themselves able to
ada yurdumuz
Bu cümlede our island home, Britanya'yı ifade eder. Britanya bir ada ülkesidir ve home sözcüğü ülkeyi konuşmacı ile dinleyicilerin ortaklaşa ait olduğu bir yer olarak sunar. İkinci Dünya Savaşı dönemindeki bir savunma konuşmasında bu ifade, Britanya'nın yalnızca coğrafi konumunu belirtmez; ülkeyi savunmayı kişinin kendi evini korumasıyla ilişkilendirir ve ortak kimliği güçlendirir. Küçük bir adadaki özel bir ev anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede our island home esas olarak ne anlama gelir?
- Ortak bir yurt olarak sunulan Britanya
- Küçük bir adadaki bir aileye ait özel ev
- Yurt dışındaki bir tatil evi
Cevabı göster
Ortak bir yurt olarak sunulan Britanya
To ride out the storm of war and to outlive the menaces of tyranny, Notlar
0:53Savaş fırtınasını atlatmak ve zorbalığın tehditlerinden sağ çıkmak için,
ride out the storm: kriz geçene kadar dayanmak
ride out the storm ifadesindeki storm, ciddi bir krizin mecazıdır. Buradaki the storm of war, gerçek bir hava olayını değil, savaşın yol açtığı tehlike ve kargaşayı anlatır. Ride out, zor dönem geçene kadar baskıya dayanmak ve güvende ya da işler durumda kalmak demektir. Krizi doğrudan yenmekten çok, kriz boyunca dayanmayı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede ride out, zor bir dönem geçene kadar dayanmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The emergency fund helped the family ride out the weekly shopping.
- The emergency fund helped the family ride out a six-month loss of income.
- The emergency fund helped the family ride out a friendly greeting.
Cevabı göster
The emergency fund helped the family ride out a six-month loss of income.
outlive the menaces of tyranny: bir tehditten daha uzun süre var olmak
Outlive, başka bir kişi veya şeyden daha uzun süre hayatta ya da var olmaya devam etmek demektir. outlive the menaces of tyranny ifadesinde öznenin, zorbalığın yarattığı tehditler ortadan kalktıktan sonra da varlığını sürdürdüğü düşünülür. out- ön eki burada süre bakımından aşma anlamı katar; dışarıda anlamına gelmez. Outlive fiilini menaces gibi soyut bir nesneyle kullanmak, cümleye zaman içindeki direnişi anlatan resmî ve tarihsel bir hava verir.
Alıştırma
outlive the menaces of tyranny ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- zorbalığı daha tehditkâr göstermek
- bir zorbanın yönettiği ülkenin dışında yaşamak
- zorbalığın yarattığı tehditlerden daha uzun süre var olmak
Cevabı göster
zorbalığın yarattığı tehditlerden daha uzun süre var olmak
if necessary ... if necessary, alone: bağlılığı giderek güçlendirmek
if necessary ifadesinin tekrarı, mesajı iki aşamalı bir yükseliş olarak düzenler. İlk kullanım for years ile zamana yayılan dayanıklılığı, ikinci kullanım ise daha zor bir olasılık olan alone durumunu sunar. Burada alone, fiziksel olarak tek başına bulunmak değil, müttefik ya da dış destek olmadan hareket etmek demektir. Koşulun tekrarı bilinçli bir ritim yaratır ve eklenen her durumu bağlılığın daha ağır bir sınavı gibi duyurur.
Alıştırma
Özgün cümlede if necessary ifadesini tekrarlamanın temel etkisi nedir?
- Konuşmacının birbiriyle ilgisiz iki talimat verdiğini gösterir.
- Eylemin ne kadar süreceğiyle ilgili önceki bir iddiayı düzeltir.
- Uzun vadeli bir taahhütten, müttefiksiz devam etme şeklindeki daha zor olasılığa ilerler.
Cevabı göster
Uzun vadeli bir taahhütten, müttefiksiz devam etme şeklindeki daha zor olasılığa ilerler.
At any rate, that is what we are going to try to do. Notlar
1:11Her ne olursa olsun, yapmaya çalışacağımız şey budur.
At any rate: temel sonuca geri dönmek
At any rate, ‘az önce konuşulan ayrıntılardan bağımsız olarak’ ya da ‘her hâlükârda’ anlamına gelen bir söylem belirleyicisidir. Önceki koşulları veya belirsizlikleri kapatır ve dinleyicileri konuşmacının temel kararına geri götürür. Burada rate, normalde taşıdığı fiyat, hız veya oran anlamında değildir; bütün ifade tek bir bağlantı öğesi olarak işlev görür.
Alıştırma
Bir ekip çeşitli belirsizlikleri tartıştı, ancak son teslim tarihi değişmedi. Hangi cümle bu kesin sonuca doğal biçimde döner?
- At any rate, we need to submit the report today.
- At this rate, we need to submit the report today.
- At a low rate, we need to submit the report today.
Cevabı göster
At any rate, we need to submit the report today.
İsim yan cümlesi olarak what we are going to try to do
Bu cümlede what we are going to try to do, “yapmaya çalışacağımız şey” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı is fiilinden sonra gelir ve that sözcüğünün neyi gösterdiğini açıklar. Buradaki what bir soru başlatmaz. “Şey” anlamıyla “that” bağlantısının işlevini birleştirir; bu nedenle yan cümlede are we going to... değil, we are going to... şeklindeki düz cümle söz dizimi kullanılır.
Alıştırma
Yan cümlenin “yapmamız gereken şey” anlamına gelmesini sağlayan sözcükle cümleyi tamamlayın: That is ____ we need to do next.
Cevabı göster
what
That is the resolve of His Majesty's Government, every man of them. Notlar
1:16Bu, Majestelerinin Hükümeti'nin kararıdır, her bir ferdinin kararıdır.
Anayasal bir unvan olarak His Majesty's Government
His Majesty's Government, hüküm süren hükümdar kral olduğunda Birleşik Krallık hükûmetinin resmî anayasal adıdır. Bu tarihî cümlede His Majesty, o sırada tahtta bulunan kralı ifade eder. İyelik yapısı, hükûmetin Kraliyet ile anayasal ilişkisini gösterir: bakanlar hükümdar adına yönetir. Hükûmetin kralın özel mülkü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede His Majesty's Government neyi ifade eder?
- Kralın özel olarak sahip olduğu bir şirket
- Yalnızca bir kraliyet konutunu yöneten personel
- Resmî anayasal unvanıyla anılan Birleşik Krallık hükûmeti
Cevabı göster
Resmî anayasal unvanıyla anılan Birleşik Krallık hükûmeti
Eski bir bütün-grup vurgusu olarak every man of them
Every man of them, gruptaki her bir üyeyi hiçbir istisna olmadan ifade eder. His Majesty's Government ifadesinden sonra kullanılarak vurgulu bir açıklama ekler: kararlılık yalnızca bir kurum olarak hükûmete değil, üyelerin her birine de aittir. Bu ifadenin eski ve erkek merkezli bir tınısı vardır. Bu tarihî konuşmadaki asıl görevi, konuyu belirli bir erkeğe çevirmek değil, herkesin aynı fikirde olduğunu vurgulamaktır.
Alıştırma
Yargılayın: Günümüzde farklı cinsiyetlerden üyeleri olan bir kurul için every man of them, every member anlamını vermenin en tarafsız yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Paralel bir bildiri olarak That is the resolve ... That is the will
That is... başlangıcının tekrarlanması iki iddiayı aynı dil bilgisel çerçeveye yerleştirir. İlk cümle hükûmetin kararlılığını belirtir; ikinci cümle ise desteğin kaynağını Parlamento ve millete kadar genişletir. Bu bilinçli ön yineleme ve paralellik, mesajı sıradan bir tekrar olarak değil, resmî bir bildiri olarak düzenler. İki iddiaya eşit ağırlık kazandırır ve otorite ile toplu birlik duygusu oluşturur.
Alıştırma
İki cümlede That is... ifadesinin tekrarlanmasının temel etkisi nedir?
- Hükûmetin kararlılığı ile milletin iradesini paralel biçimde sunarak bildiriyi daha otoriter kılar.
- İkinci cümlenin ilk cümleyi geçersiz kılmasını sağlar.
- Konuşmacının bir olgu hatasını düzelttiğini gösterir.
Cevabı göster
Hükûmetin kararlılığı ile milletin iradesini paralel biçimde sunarak bildiriyi daha otoriter kılar.
Kamusal otorite kaynakları olarak Parliament and the nation
Bu cümlede Parliament, binayı değil Britanya'nın yasama kurumunu ifade eder. The nation ise yalnızca bir toprak parçasını değil, siyasi bir topluluk olarak düşünülen halkı ifade eder. Bu ikisini and ile birleştirmek, iradenin hem anayasal otorite hem de ülkenin bütünü tarafından desteklendiğini gösterir. Konuşmacı bunu kişisel bir görüş değil, kamusal ve ulusal bir kararlılık olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede “Parliament and the nation” ifadesinin temel işlevi nedir?
- İradeyi hem siyasi kurumun hem de ulusal topluluğun desteklediği bir irade olarak sunar.
- İradenin Parlamento'ya ait olduğunu, ancak halkın buna karşı çıktığını gösterir.
- Konuşmacının yaşamış olduğu iki fiziksel yeri belirtir.
Cevabı göster
İradeyi hem siyasi kurumun hem de ulusal topluluğun desteklediği bir irade olarak sunar.
The British Empire and the French Republic linked together in their cause and in their need Kalıp ifadeler
1:31Davalarında ve ihtiyaçlarında birbirine bağlı olan Britanya İmparatorluğu ve Fransız Cumhuriyeti,
linked together in their cause and in their need
Linked together in X and Y, ortak koşulların iki tarafı birleştirdiğini anlatır. Buradaki iki paralel in öbeği, bu bağın dayanaklarını belirtir: ortak bir dava ve ortak bir ihtiyaç. Bu bağlamda cause, bir olayın nedenini değil, insanların uğruna çalıştığı bir amacı, ilkeyi veya davayı ifade eder. Bu ifade, iki gücü hem amaç hem de zorunluluk nedeniyle birleşmiş olarak sunar.
Alıştırma
“linked together in their cause and in their need” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Ortak bir dava ve ortak ihtiyaçlarla birleşmişlerdir.
- Yalnızca birbirlerine yakın konumlarda bulunurlar.
- Bir kazanın nedenini ararken fiziksel olarak birbirlerine bağlanmışlardır.
Cevabı göster
Ortak bir dava ve ortak ihtiyaçlarla birleşmişlerdir.
will defend to the death: ölümüne savunmak
Will kesin bir bağlılık ifade ederken to the death bu bağlılığı en uç noktaya taşır: hayatlarına mal olsa bile savunmaya devam edeceklerdir. Bu ifade belirli bir savunma yöntemini değil, kararlılığın gücünü ve sınırını anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp defend something to the death şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve 'hayatlarına mal olsa bile' anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The guards vowed to defend the gate ____.
Cevabı göster
to the death
their native soil: gerçek toprak değil, ana vatan
Native soil ifadesinde soil mecazi anlamdadır. Kişinin doğduğu toprakları veya ana vatanını temsil eder ve fiziksel toprağı kimlik ve aidiyetle ilişkilendirir. Bu ifade country sözcüğünden daha şiirsel, duygusal ve ciddidir. Bu cümlede their native soil gerçek toprak veya çamur değil, onların ana vatanı ya da doğdukları topraklar anlamına gelir.
Alıştırma
Şu cümlede their native soil ifadesinin anlamını seçin: They will defend their native soil to the death.
- çiftliklerinde kullandıkları toprak
- bölgedeki en verimli arazi
- ana vatanları veya doğdukları topraklar
Cevabı göster
ana vatanları veya doğdukları topraklar
Aiding each other like good comrades to the utmost of their strength. Notlar
1:46İyi yoldaşlar gibi güçlerinin sonuna kadar birbirlerine yardım edeceklerdir.
Tamamlayıcı -ing yan tümcesi olarak Aiding each other
Aiding each other, -ing biçimli bir ortaç yan tümcesidir. Burada tek başına tam bir cümle oluşturmaz; önceki ana cümleye bağlıdır ve aynı kişilerin nasıl hareket ettiğini ekler: ana eylemi gerçekleştirirken birbirlerine yardım ederler. Bu -ing yapısı, ek bir eylemi veya yöntemi kısa bir tamamlayıcı bilgiye sıkıştırır. Yapıyı açmak için ana cümlenin öznesini belirleyin ve bağlama göre while aiding each other ya da by aiding each other şeklinde anlayın.
Alıştırma
Örnekte Aiding each other hangi görevi üstleniyor?
- İnsanlara birbirlerine yardım etmelerini söyleyen bir emirdir.
- Tam ve bağımsız bir cümledir.
- Aynı kişilerin nasıl hareket ettiğini anlatan tamamlayıcı bir -ing yan tümcesidir.
Cevabı göster
Aynı kişilerin nasıl hareket ettiğini anlatan tamamlayıcı bir -ing yan tümcesidir.
to the utmost of their strength: mevcut bütün gücü kullanmak
To the utmost of their strength, “mevcut bütün gücü mümkün olan en yüksek ölçüde kullanarak” anlamına gelir. Utmost burada “en yüksek sınır” anlamındaki bir isimdir; of their strength ise bu sınıra kadar kullanılan kaynağın onların gücü olduğunu belirtir. Bu cümlede ifade, karşılıklı yardımlarının derecesini gösterir: hiçbir güçlerini saklamazlar. Yeniden kullanılabilen kalıp to the utmost of + possessive + strength biçimindedir; iyelik sözcüğü ilgili kişilere göre our strength veya her strength örneklerindeki gibi değişir.
Alıştırma
to the utmost of + possessive + strength kalıbını kullanarak resmî taahhüdü tamamlayın: We will work ____ to protect the village.
Cevabı göster
to the utmost of our strength
Even though large tracts of Europe and many old and famous states have fallen or may fall into the grip of the Gestapo Notlar
1:55Avrupa'nın geniş bölgeleri ve birçok eski ve ünlü devlet Gestapo'nun pençesine düşmüş ya da düşebilecek olsa bile,
fall into the grip of: baskıcı bir denetim altına girmek
Fall into the grip of, güçlü ve kısıtlayıcı bir denetim altına girmeyi anlatan bir benzetmedir. Grip burada gerçek anlamda elle tutmayı anlatmaz; denetleyen gücün hedefini sıkıca kavradığını ve kaçmanın zor olduğunu düşündürür. Bu cümlede Avrupa toprakları ve devletleri denetlenen hedefler, Gestapo ise denetleyen güçtür. Fall into the grip of + denetleyen kişi, grup veya zararlı güç kalıbı siyasi baskı, örgütlü suç, bağımlılık, korku ya da başka ağır etkileri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: After the coup, the city began to ____ the military.
Cevabı göster
fall into the grip of
and all the odious apparatus of the Nazi rule.
2:11ve Nazi yönetiminin tüm o iğrenç aygıtlarının eline.
Even though: Ana düşünceden önce bir gerçeği kabul etmek
Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Gerçek ya da kabul edilen bir güçlüğü belirtirken, ana düşüncenin bu güçlüğe rağmen geçerli kalacağını bildirir. Burada Avrupa topraklarının ve devletlerinin Nazi denetimine girme ihtimali konuşmacının sonucu değil, arka plandaki baskıdır. Even though ile başlayan uzun bir cümlede bu bilgiyi ödünleme olarak tutun ve asıl tutumu görmek için ana cümleyi bekleyin.
Alıştırma
Bilinen bir gerçeği kabul etmek için even though ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Even if it was cold yesterday, we went outside.
- Even though it was cold, we went outside.
- Even though it was cold, but we went outside.
Cevabı göster
Even though it was cold, we went outside.
Gestapo and all the odious apparatus of the Nazi rule: Nazi baskı aygıtı
Gestapo, Nazi Almanyası'nın gizli devlet polisini ifade eder; bu örgüt gözetim, tutuklama, terör ve siyasi zulümle ilişkilidir. Bu tarihi bilmek, ifadenin taşıdığı ağır tehdit duygusunu anlamayı sağlar. Bu cümlede apparatus, fiziksel bir cihazı değil, Nazi iktidarını işleten örgütlü sistemin tamamını anlatır. Odious bu sistemi ahlaken iğrenç bularak açıkça mahkûm eder; dolayısıyla ifade hem gizli polisi hem de daha geniş baskı mekanizmasını gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu bağlamda neyi anlatıyor?
- Alman hükûmetinin kullandığı sıradan makineler
- Nazi Almanyası'ndaki tarafsız bir sosyal hizmet birimi
- Gestapo ve Nazi rejiminin daha geniş, iğrenç baskı sistemi
- Yalnızca bir Gestapo ofisindeki teknik ekipman
Cevabı göster
Gestapo ve Nazi rejiminin daha geniş, iğrenç baskı sistemi
shall not flag or fail: “zayıflamak” anlamındaki flag
Burada flag, “gücünü, enerjisini veya kararlılığını yitirmek” anlamında bir fiildir. Konuşmacı, azminin zayıflamayacağını ve çabasının başarısız olmayacağını söylüyor; flag burada bayrak veya bir şeyi işaretleme eylemi anlamına gelmez. Flag ile fail sözcüklerini yan yana kullanmak kararlı ve ritmik bir vaat oluşturur. Daha genel olarak bir kişinin enerjisi, dikkati veya kararlılığı flags diye anlatılıyorsa bunlar zayıflamaya başlıyor demektir.
Alıştırma
“We shall not flag or fail” cümlesindeki flag ne anlama gelir?
- dikkat çekmek için bir şeyi işaretlemek
- gücünü veya kararlılığını yitirmek
- hızlı hareket etmek
- bayrak sallamak
Cevabı göster
gücünü veya kararlılığını yitirmek
go on to the end: sonuna kadar devam etmek
Burada go on, “bir yere gitmek” değil, “devam etmek” anlamına gelir. To the end son noktayı belirtir; dolayısıyla go on to the end, bütün çaba tamamlanana kadar devam etmek demektir. Bu ifade, azmi son noktaya doğru bir hareket gibi sunar. Aynı yapı, zor bir görevi, süreci veya mücadeleyi erkenden bırakmak yerine sürdürmeyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “son noktaya kadar devam etmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The final stage will be difficult, but we will ____.
Cevabı göster
go on to the end
We shall fight with growing confidence and growing strength in the air. Kalıp ifadeler
2:36Havada artan bir güven ve artan bir güçle savaşacağız.
with growing confidence and growing strength: paralel tekrar
Bu cümlede with, eyleme eşlik eden durumu belirtir: Güvenleri ve güçleri artarken savaşacaklardır. Buradaki growing, bitki büyümesini değil, “artan” veya “giderek güçlenen” anlamını taşır. Her iki isimden önce growing sözcüğünün tekrarlanması paralel bir yapı oluşturur ve iki özelliğin de arttığını açıkça gösterir. Bu bilinçli tekrar güçlü ve resmî bir ritim katar; yapı with growing X and growing Y şeklinde başka bağlamlara aktarılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan niteleyiciyi tekrarlayarak yeni cümleyi tamamlayın: As the debate continued, Maya spoke with ____ confidence and ____ clarity.
Cevabı göster
growing · growing
We shall defend our island, whatever the cost may be. Dilbilgisi
2:43Bedeli ne olursa olsun adamızı savunacağız.
whatever the cost may be: bedel ne olursa olsun değişmeyen taahhüt
Whatever the cost may be, “bedel ne olursa olsun veya ne kadar büyük çıkarsa çıksın” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Bilinmeyen bedelin ana cümledeki kararlılığı değiştirmeyeceğini belirtir. Buradaki may be, basit bir tahminde bulunmak yerine bedelin tam olarak ne olacağını açık bırakır. Başka bağlamlarda da kullanılabilen whatever + isim + may be kalıbı, o ismin tüm olası biçimlerini veya derecelerini kapsarken ana kararı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi “bedeli ne olursa olsun” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The rescue team will continue searching, ____.
Cevabı göster
whatever the cost may be
on the beaches ... in the hills: mekânsal ilerleme
Tekrarlanan bu yer ifadeleri, yinelenen We shall fight cümleciğini tamamlar. Sıralama, sahneyi beaches ve landing grounds gibi kıyı savunma noktalarından fields, streets ve hills gibi iç bölgelerdeki yerlere taşır. Bu nedenle liste, yalnızca yer adları vermekle kalmaz; konuşmayı mekânsal olarak düzenler. Yerler biriktikçe ima edilen kapsam «her yer»e doğru genişler ve kararlılık kapsamlı, tavizsiz bir nitelik kazanır.
Alıştırma
Vurgulanan yer ifadelerinin temel etkisi nedir?
- Her yeri ayrı bir coğrafya terimi olarak tanımlar.
- Yalnızca son yerin önemli olduğunu gösterir.
- Olayları zaman sırasına dizer.
- Sahneyi kıyıdan iç bölgelere taşır ve her yerde direniş olacağını düşündürür.
Cevabı göster
Sahneyi kıyıdan iç bölgelere taşır ve her yerde direniş olacağını düşündürür.
Tekrarlanan We shall: Anafora ve ciddi kararlılık
Cümleciklerin başında We shall ifadesinin tekrarlanması bir anaforadır: aynı sözcükler art arda gelen cümlecikleri başlatır. Bu tekrar birçok farklı eylemi açık bir sıraya koyar ve düzenli, güçlü bir ritim yaratır. Bu konuşmada shall yalnızca eylemleri geleceğe yerleştirmez. We shall tekrarı, her eylemi ciddi bir ortak sözün parçasına dönüştürür ve anlatımı We shall never surrender ifadesine doğru yükseltir.
Alıştırma
Bu cümleciklerin başında We shall ifadesini tekrarlamanın temel etkisi nedir?
- Eylemleri birbiriyle ilgisiz tahminlere ayırır.
- shall sözcüğünü gündelik konuşmada will yerine kullanılan rahat bir seçeneğe dönüştürür.
- Konuşmacının herhangi birinin harekete geçip geçmeyeceğinden emin olmadığını gösterir.
- Ciddi ortak taahhütlerden oluşan ritmik bir dizi yaratır.
Cevabı göster
Ciddi ortak taahhütlerden oluşan ritmik bir dizi yaratır.
shall never surrender: ciddi bir yemin
Shall never surrender, ifadeyi ciddi ve görkemli bir yemine dönüştürür. Shall, birinci çoğul şahıstaki söze resmî ve kamusal bir ton verir; never taahhüdü mutlaklaştırır; surrender ise direnmeyi bırakıp bir düşmana veya karşı güce teslim olmak demektir. Bu cümlede konuşmacı yalnızca grubun denemeye devam edeceğini söylemez. Yenilgiyi kabul etmeyeceğini veya boyun eğmeyeceğini ilan eder. Bu nedenle ifade, gündelik won't give up sözünden daha güçlü ve törensel duyulur.
Alıştırma
Ciddi ve mutlak yemini gerekli üç sözcükle tamamlayın: We ____. shall, never ve surrender sözcüklerini kullanın.
Cevabı göster
shall never surrender
And if which I do not for a moment believe, Ton ve niyet
3:25Ve eğer, ki buna bir an bile inanmıyorum,
this island or large parts of it were subjugated and starving, Dilbilgisi
3:32bu ada veya büyük bir kısmı boyunduruk altına alınır ve açlığa mahkum edilirse,
Parantez içi yorum olarak which I do not for a moment believe
which I do not for a moment believe, çevresindeki varsayımsal durum hakkında parantez içi bir yorumdur. Konuşmacı kısa süreliğine if yan tümcesinin dışına çıkarak bu durumun gerçekleşeceğine hiç inanmadığını söyler. Bu sözler bir ara yorum olduğu için koşulun temel dil bilgisi çizgisinin parçası değildir. Yorum çıkarıldığında alttaki varsayımsal ilişki kalır; yorum korunduğunda ise konuşmacı en kötü olasılıktan söz ederken ona kesin biçimde mesafe koyabilir.
Alıştırma
which I do not for a moment believe ifadesi cümlede hangi işlevi görür?
- if yan tümcesinin ana fiilini sağlar.
- Varsayımsal durumun zaten gerçekleştiğini bildirir.
- Konuşmacının varsayımsal duruma kesinlikle inanmadığını araya ekler.
- Adanın hangi bölümünün konuşulduğunu sorar.
Cevabı göster
Konuşmacının varsayımsal duruma kesinlikle inanmadığını araya ekler.
Varsayımsal bir if yan tümcesinde were subjugated and starving
Çevresindeki if yapısı içinde were subjugated and starving, geçmişte gerçekleştiği doğrulanmış bir olayı değil, hayal edilen bir durumu sunar. Were geçmiş zaman biçimindedir; ancak koşul bağlamı ve konuşmacının açıkça inanmadığını belirtmesi, ona gerçeklikten uzak ve olgusal olmayan bir anlam verir. Were, this island or large parts of it öznesini aynı anda geçerli iki betimlemeye bağlar. Subjugated edilgendir ve başka bir gücün denetimi altına alınmış olmayı anlatır. Starving ise ciddi biçimde yiyecekten yoksun olma durumunu anlatır.
Alıştırma
Resmî varsayımsal koşulu doğru fiil biçimiyle tamamlayın: If the bridge ____ damaged, the city would close it immediately.
Cevabı göster
were
our Empire beyond the seas ifadesinin savaş dönemi anlamı
Bu savaş dönemi konuşmasında our Empire beyond the seas, denizaşırı koloniler ve kendi kendini yöneten dominyonlar dâhil olmak üzere Britanya İmparatorluğu'nun Britanya dışındaki bölümlerini ifade eder. Bu nedenle beyond the seas, genel olarak yabancı ülkeleri değil, denizaşırı imparatorluk topraklarını ve güçlerini gösterir. Bu ifade konuşmacının stratejik düşüncesini destekler: Britanya'nın kendisi yenilse bile deniz gücü tarafından korunan denizaşırı imparatorluğun mücadeleyi sürdürebileceğini ileri sürer.
Alıştırma
Bu savaş bağlamında “our Empire beyond the seas” neyi ifade eder?
- Britanya İmparatorluğu'nun Britanya dışındaki toprakları ve güçleri
- Yurt dışında faaliyet gösteren özel bir şirket
- Yalnızca Britanya Filosu'nun gemileri
- Bir okyanusun karşısındaki herhangi bir yabancı ülke
Cevabı göster
Britanya İmparatorluğu'nun Britanya dışındaki toprakları ve güçleri
armed and guarded by the British Fleet, Dilbilgisi
3:45Britanya Donanması tarafından silahlandırılmış ve korunmuş olarak,
Geçmiş zaman ortacı öbeği olarak armed and guarded by the British Fleet
Armed and guarded by the British Fleet, daha önceki our Empire beyond the seas isim öbeğini niteleyen, iki geçmiş zaman ortacının bağlandığı bir öbektir. Denizaşırı imparatorluğun savunma için silahlandırılmış ve Filo tarafından korunmuş edilgen durumda olduğunu belirtir. Bu öbek arka plan bilgisini sıkıştırır; yeni bir ana cümle eylemi başlatmaz. by öbeği hem armed hem de guarded eylemlerinden sorumlu olan yapanı belirtir.
Alıştırma
Büyük cümle içinde “armed and guarded by the British Fleet” hangi dil bilgisel görevi görür?
- “the British Fleet” öznesiyle yeni bir ana cümle başlatır.
- Ana fiilin yerine gelecekteki bir eylem koyar.
- Britanya Filosu'na doğrudan emir verir.
- Daha önceki “our Empire beyond the seas” isim öbeğini niteler.
Cevabı göster
Daha önceki “our Empire beyond the seas” isim öbeğini niteler.
would carry on the struggle until in God's good time Notlar
3:50Tanrı'nın takdir ettiği zamanda mücadeleyi sürdürecektir; ta ki,
carry on the struggle: “devam etmek” anlamındaki carry on
carry on the struggle ifadesinde carry on “devam etmek” anlamına gelir ve the struggle doğrudan nesnedir. Bu ifade, zaten sürmekte olan bir çabanın durmayacağını anlatır. Carry on, burada olduğu gibi bir etkinliği belirten ismi doğrudan alabilir. Carry on with + etkinlik de yaygın bir başka yapıdır. Carry sözcüğünü bir şeyi taşımak veya tutmak şeklindeki gerçek anlamıyla yorumlamayın.
Alıştırma
Carry on ifadesini örnekteki yapıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: The organizers promised to ____ the campaign despite the setbacks.
Cevabı göster
carry on
in God's good time: Tanrı'nın doğru gördüğü zamanda
in God's good time ifadesindeki good, “keyifli” değil, “doğru” veya “uygun” anlamındadır. İfadenin tamamı “Tanrı'nın doğru gördüğü zamanda” demektir. Zamanlamayı insanların yaptığı bir programdan çok Tanrı'nın planının parçası olarak gösterir. Ciddi ve ağırbaşlı bir konuşmada dini inancı ve umut edilen değişimin uygun zamanda geleceğine duyulan sabırlı güveni ifade edebilir.
Alıştırma
“She believed justice would come in God's good time.” cümlesinde in God's good time ne anlama gelir?
- Herkesin beklediğinden daha erken
- Keyifli bir dini kutlama sırasında
- Tanrı'nın doğru gördüğü zamanda
- Konuşan kişinin seçtiği bir zamanda
Cevabı göster
Tanrı'nın doğru gördüğü zamanda
the New World with all its power and might steps forth to the rescue and the liberation of the old. Notlar
3:57Yeni Dünya, tüm gücü ve kudretiyle Eski Dünya'nın kurtuluşu ve özgürlüğü için öne çıkana dek.
the New World ... the old: Yeni Dünya ile Eski Dünya arasındaki tarihî-coğrafi karşıtlık
the New World, Avrupa merkezli tarihsel kullanımda Amerika kıtaları için kullanılan geleneksel addır. Bu savaş dönemi söylevindeki cümlede özellikle Atlantik'in ötesindeki Amerika Birleşik Devletleri'ni ve onun gücünü ima eder. the old ise the Old World anlamındadır; burada Avrupa'yı belirtir, yaşlı insanları değil. Bu iki adlandırma tarihî-coğrafi bir karşıtlık kurar: Amerika Birleşik Devletleri savaşın yıprattığı Avrupa'nın yardımına gelecektir. New World ve old karşı karşıya getirildiğinde, paralel yapıdan atılmış olan World adını tamamlayarak anlamlandırın.
Alıştırma
Bu cümlede the old neyi ifade ediyor?
- Konuşmacının eski inançları
- Eski Dünya, özellikle Avrupa
- Kullanımdan kalkmış silahlar
- Yaşlı insanlar
Cevabı göster
Eski Dünya, özellikle Avrupa
with all its power and might: yakın anlamlı sözcükleri eşleyerek vurgu
With all its power and might, “bütün gücünü beraberinde getirerek veya kullanarak” anlamına gelir. with ile başlayan bu öbek, the New World öne çıkarken sahip olduğu gücü betimler. Power ve might burada yakın anlamlıdır. Bu iki sözcüğü eşlemek vurguyu artırır ve cümleye görkemli, güçlü bir ritim verir; teknik açıdan iki ayrı güç türünü adlandırmaz. Bu öbekte might, “büyük güç” anlamındaki bir addır; “belki” anlamı veren modal fiil might değildir.
Alıştırma
Bu öbekte power and might kullanımının temel etkisi nedir?
- might sözcüğünü olasılık belirtecine dönüştürür.
- Konuşmacının hangi sözcüğün doğru olduğundan emin olmadığını gösterir.
- Elektrik gücünü askerî güçten ayırır.
- Yakın anlamlı sözcükleri eşleyerek güç fikrini daha etkili hâle getirir.
Cevabı göster
Yakın anlamlı sözcükleri eşleyerek güç fikrini daha etkili hâle getirir.
steps forth to the rescue and the liberation: kişileştirilmiş müdahale
Bu cümlede steps forth mecazidir: the New World, belirleyici bir anda öne çıkan bir insanmış gibi sunulur. İfade, yalnızca ileri doğru yürümeyi değil, duruma açıkça girip harekete geçmeyi anlatır. to the rescue and the liberation bu müdahalenin amacını, yani kurtarma ve özgürleştirmeyi belirtir. Bu kişileştirme, geniş siyasi ve askerî gücü bu eylemleri gerçekleştirebilen canlı bir özneye dönüştürür.
Alıştırma
Cümlede steps forth, the New World'ü ne yaparken gösteriyor?
- Eski Dünya'nın onu kurtarmasını beklemek
- Kurtarma ve özgürleştirme sorumluluğunu etkin biçimde üstlenmek için öne çıkmak
- Eski Dünya'nın sorunlarından geri çekilmek
- Hiçbir rol üstlenmeden fiziksel olarak birkaç adım atmak
Cevabı göster
Kurtarma ve özgürleştirme sorumluluğunu etkin biçimde üstlenmek için öne çıkmak
Changed your mind?: konuşma dilinde eksiltili soru
Changed your mind? konuşma dilinde eksiltili bir sorudur. Bağlamdan anlaşılan özne ve yardımcı fiil söylenmez; bu bağlamdaki en doğal tam biçim Have you changed your mind? olur. Change your mind, farklı bir görüş, seçim veya plan benimsemek demektir. Kısa soru, dinleyicinin önceki tutumunun şimdi değişip değişmediğini sorar ve ortak bağlama dayanır.
Alıştırma
Burada öğretilen kısa soruyla gündelik devam cümlesini tamamlayın: You said you didn't want dessert. ____?
Cevabı göster
Changed your mind
Those who never change their minds never change anything. Notlar
5:00Fikirlerini asla değiştirmeyenler, hiçbir şeyi değiştiremezler.
Those who ... never ...: tekrarla bir özdeyiş kurmak
Those who never change their minds cümlenin öznesidir. Those who ... ifadesi “... yapan kişiler” anlamına gelir ve önce bir grubu tanımlar; never change anything ise bu grup hakkındaki ana yargıdır. Cümle never change ifadesini tekrarlar, ancak nesneyi their minds ifadesinden anything sözcüğüne değiştirir. Böylece düşüncedeki içsel değişim ile sonuçlardaki dışsal değişim birbirine bağlanır: görüşlerini gözden geçirmeyi reddeden kişilerin çevrelerindeki dünyayı değiştirmesi de zordur. Bu paralel tekrar, düşünceyi bir özdeyiş gibi kısa ve akılda kalıcı yapar.
Alıştırma
Hangi cümle Those who ... ile bir grubu tanımlayıp ardından bu grup hakkında genel bir yargı bildirir?
- Because they reviewed the work, the results improved.
- Review your work before you submit it.
- Improvement takes time for everyone.
- Those who never review their work rarely improve their results.
Cevabı göster
Those who never review their work rarely improve their results.
change their minds: bir görüşü veya kararı değiştirmek
Change their minds, bir kişinin önceki bir görüşü, seçimi veya planı artık istemediğine karar verdiğini anlatan yaygın ifadedir. Buradaki mind fiziksel beyin değil, kişinin görüşü veya kararı anlamına gelir. İyelik sözcüğü ile mind sözcüğünün tekil veya çoğul biçimi kişiye göre değişir: change my mind, change your mind, change her mind ve change their minds. Asıl cümlede those birden fazla kişiyi belirttiği için çoğul their minds kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi change one's mind ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At first they wanted the blue design, but after seeing the sample, they ____.
Cevabı göster
changed their minds
He mobilized the endless language and sent it into battle. Deyimler
5:10İngiliz dilini seferber etti ve savaşa gönderdi.
mobilized the endless language ... sent it into battle: güçlü bir konuşmayı anlatan askerî metafor
mobilized ve sent ... into battle fiilleri normalde güçleri hazırlayıp savaşmak üzere konuşlandırmayı anlatır. Burada bu fiillerin nesnesi language olduğu için cümle, dili organize edilip kullanılabilecek bir güce dönüştürür. Bu, gerçek bir askerî eylem değildir. Cümle, konuşmayı güçlü ve amaçlı olarak över: konuşmacı dilin bütün imkânlarını bir araya getirip onları sanki bir savaş veriyormuş gibi kullanmıştır. it zamiri language sözcüğünü belirtir.
Alıştırma
He mobilized the endless language and sent it into battle cümlesindeki askerî metafor ne anlama gelir?
- Savaş başlamadan önce söyleyecek sözü kalmadı.
- Askerî bir emri çevirdi.
- Dilin kaynaklarını organize edip onları güçlü biçimde kullandı.
- Sözcüklerden oluşan bir orduya gerçekten savaşma emri verdi.
Cevabı göster
Dilin kaynaklarını organize edip onları güçlü biçimde kullandı.