Doğduğunuzda Neden Ölmediniz - Smarter Every Day 42: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
951 kelime 208 kel/dk

Video tanıtımı: Destin, bebeğin rahimdeki sıvıdan hava solumaya nasıl geçtiğini soruyor. Doktor ilk nefesi fetal dolaşımla açıklıyor, Destin de oğlunun doğumuna bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “go from breathing fluid inside the mother's womb to breathing air?” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: durum değişimi için paralel go from A to B çerçevesini kullanın. 2. “change the plumbing,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tesisatın gerçek boruları değil, kalpteki yeni kan yolunu anlattığını anlayın. 3. “here's the deal with” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: dinleyiciyi ana noktaya döndüren ve temel açıklamayı açan samimi geçişi tanıyın.

Bu derste

Hey, it's me Destin.

0:03

Hey, ben Destin.

Welcome to Smarter Every Day.

0:03

Smarter Every Day'e hoş geldiniz.

So,

0:05

Evet,

today's episode's a little bit different. Kalıp ifadeler

0:05

bugünkü bölüm biraz farklı.

Kalıp ifadeler

a little bit different: biraz farklı

Burada a little bit, different sıfatının derecesini belirten bir ifadedir. Bölümün tamamen farklı değil, biraz farklı olduğunu anlatır. a little bit different bütünüyle değişikliğin küçük veya sınırlı olduğunu belirtir. Bu nedenle duyuru daha yumuşak ve daha az kesin bir tonda olur.

Alıştırma

The new recipe is a little bit different from the old one cümlesinde a little bit different ne anlatıyor?

  1. Tarif tamamen değişti.
  2. Tarif biraz değişti.
  3. Tarif tamamen aynı.
Cevabı göster

Tarif biraz değişti.

I have a question about breathing.

0:07

Nefes almayla ilgili bir sorum var.

It's pretty simple.

0:09

Aslında oldukça basit.

See, our bags are packed and we're about to go to the hospital Dilbilgisi

0:10

Bakın, çantalarımızı hazırladık ve hastaneye gitmek üzereyiz

Dilbilgisi

we're about to + fiilin yalın hâli: -mek üzere olmak

Be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok kısa süre içinde gerçekleşeceğini anlatır. Bu cümlede we're about to go, konuşanların hastaneye gitmek üzere olduğunu belirtir. Bu yapı yalnızca gelecekte bir plan olduğunu değil, olayın gerçekleşme zamanının çok yakın olduğunu vurgular.

Alıştırma

Eylemin çok yakında gerçekleşeceğini gösteren ve cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The train is ___ leave.

  1. likely to
  2. about to
  3. used to
  4. going to
Cevabı göster

about to

to have our third child.

0:12

üçüncü çocuğumuzun doğumu için.

And my question is this:

0:14

Ve benim sorum şu:

How do you go from this,

0:15

Böyle bir durumdan,

my baby,

0:18

bebeğim,

in my baby,

0:19

bebeğim içindeyken,

to this?

0:20

nasıl böyle bir duruma geçersiniz?

Now, 72 hours ago, my son was inside my wife,

0:21

Şimdi, 72 saat önce oğlum eşimin içindeydi,

and now he's not.

0:25

ve şimdi değil.

He's no longer in a liquid environment. Kalıp ifadeler

0:26

Artık sıvı bir ortamda bulunmuyor.

Kalıp ifadeler

“no longer”: önceki bir durumun sona ermesi

“No longer”, geçmişte geçerli olan bir durumun ya da eylemin artık geçerli olmadığını belirtir. Bu cümlede kişi daha önce sıvı bir ortamdaydı, ancak bu durum sona ermiştir. Çoğu ana fiilden önce (“She no longer works here”), be fiilinden sonra gelir (“She is no longer here”). Anlamı “not ... anymore” yapısına yakındır, ancak no longer yapısında olumsuz yardımcı fiil gerekmez: “She no longer works here” = “She doesn’t work here anymore.”

Alıştırma

Geçmişteki bir durumun sona erdiğini gösteren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lena ____ works at the library.

Cevabı göster

no longer

He is in a gaseous environment.

0:28

Gaz halindeki bir ortamda.

So, something has to change.

0:30

Yani, bir şeylerin değişmesi gerekiyor.

And in fact, it's awesome. Kalıp ifadeler

0:31

Ve aslında, bu muazzam bir şey.

Kalıp ifadeler

“in fact”: önceki noktayı güçlendirmek

“In fact”, önceki ifadeyi daha güçlü, daha kesin veya biraz şaşırtıcı hâle getiren bir bilgiyi sunar. Bu cümlede konuşmacı, değişimin gerçekleşmesi gerektiğini söylemekten ileri giderek onu çok olumlu biçimde değerlendirir: değişim harikadır. Dinleyiciye “İşte daha eksiksiz veya daha vurgulu gerçek” mesajını verir. Önce söylenenlerle bağlantı kurar; yalnızca “olgusal olarak” demenin bağımsız bir yolu değildir.

Alıştırma

İlk cümleyi daha vurgulu bir gerçekle en iyi hangi bağlayıcı güçlendirir? The hike was enjoyable. ____ it was the best part of our trip.

  1. In fact,
  2. For example,
  3. However,
Cevabı göster

In fact,

To learn more about this, let's go and talk to somebody that's smarter than me.

0:33

Bu konu hakkında daha fazlasını öğrenmek için, benden daha zeki biriyle konuşmaya gidelim.

Well, my wife could do it, but she's tired.

0:36

Aslında eşim yapabilirdi ama o yorgun.

Goodnight

0:39

İyi geceler.

Goodnight

0:39

İyi geceler.

All right.

0:42

Pekala.

So, to figure out how babies go from living in a liquid environment Öbek fiiller

0:42

Bebeklerin sıvı bir ortamda yaşamaktan

to an air environment,

0:45

hava ortamına nasıl geçtiklerini anlamak için,

we had to come to a smart guy's house.

0:47

zeki bir adamın evine gelmeliydik.

Öbek fiiller

figure out: düşünerek veya araştırarak anlamak

Figure out, düşünerek, araştırarak veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevaba ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada bebeklerin sıvı bir ortamdan hava solumaya nasıl geçtiğini anlamaya çalışmayı anlatır. Figure out ifadesini tek bir bütün olarak düşünün: figure burada bir şekil çizmek anlamına gelmez. Çözülmesi gereken soruyu belirtmek için arkasından sık sık how, why, what veya whether gelir.

Alıştırma

Konuşan kişi nedeni düşünerek ve test ederek çözmeyi kastediyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? We need to _____ why the machine stops every ten minutes.

  1. check out
  2. figure out
  3. find out
Cevabı göster

figure out

So, we came to a doctor's house.

0:49

Biz de bir doktorun evine geldik.

Spiral staircase.

0:53

Döner merdiven.

You know he's smart.

0:55

Zeki olduğunu biliyorsunuz.

So, let's go check him out. Öbek fiiller

0:56

Hadi gidip ona bir bakalım.

Öbek fiiller

check him out: gidip onu görmek ve hakkında daha fazla bilgi edinmek

Burada check him out, doktora gidip onun nasıl biri olduğunu veya neler bildiğini öğrenmek anlamına gelir. Birine dikkat etmeyi ve onun hakkında daha fazla şey öğrenmeyi öneren gündelik bir davettir. Check out, anlamı bağlama göre değişebilen bir öbek fiildir; bu nedenle nesne ve durum anlamı belirler. Bu cümlede him, ziyaret edilecek kişiyi ifade eder. Ona tıbbi muayene yapmak ya da bir otelden ayrılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaş yeni bir sokak göstericisini işaret edip "Let's go check him out." diyor. Arkadaş ne demek istiyor?

  1. Gidip onu görmek ve nasıl biri olduğunu ya da neler yapabildiğini öğrenmek.
  2. Ona tıbbi muayene yapmak.
  3. Ayrılmadan önce onun hesabını ödemek.
Cevabı göster

Gidip onu görmek ve nasıl biri olduğunu ya da neler yapabildiğini öğrenmek.

Hey, how's it going? Ton ve niyet

1:00

Hey, nasılsın?

Ton ve niyet

Samimi bir selamlaşma olarak “how's it going?”

Burada “how's it going?”, “Nasıl gidiyor?” veya “Nasılsın?” anlamında samimi bir selamlaşmadır. it zamiri genel olarak hayatı ya da mevcut durumu ifade eder; soru fiziksel bir hareketi sormaz. Selamlaşma olarak kullanıldığında genellikle “Good, thanks.” gibi kısa bir yanıt beklenir. Aynı sözler belirli bir etkinliğin ilerleyişini de sorabilir, ancak karşılaşma bağlamında selamlaşma işlevi görür.

Alıştırma

Parkta bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz. Arkadaşınız “How's it going?” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Bir proje hakkında ayrıntılı rapor istemek
  2. Hangi yöne yürüdüğünüzü sormak
  3. Samimi biçimde selam verip genel olarak nasıl olduğunuzu sormak
Cevabı göster

Samimi biçimde selam verip genel olarak nasıl olduğunuzu sormak

Hey Destin.

1:01

Hey Destin.

So, this is Dr. Schuster.

1:02

İşte Dr. Schuster.

And Dr. Schuster is a baby delivery doctor, Kelime

1:04

Ve Dr. Schuster bir doğum doktoru,

Kelime

Samimi bir meslek tanımı olarak “baby delivery doctor”

Bu cümlede baby delivery doctor, doğuma yardımcı olan doktor anlamına gelen, basit kelimelerle doğaçlama oluşturulmuş bir birleşik ifadedir. Burada delivery doğum anlamındadır ve baby delivery, doctor sözcüğünü niteler. İfade kolay anlaşılır, ancak alışılmış bir mesleki unvan değildir. Açık yapısı samimi ve biraz esprili duyulduğu için resmî bir ad değil, açıklama olarak algılanır.

Alıştırma

Cümlede “baby delivery doctor” ne anlama geliyor?

  1. Bebeklere ilaç teslim eden bir doktor
  2. İnsanların doğum yapmasına yardımcı olan bir doktor
  3. Bebekleri taşıyan bir sürücü
Cevabı göster

İnsanların doğum yapmasına yardımcı olan bir doktor

we'll call you for the video.

1:08

video için size böyle diyeceğiz.

So, he also plays music.

1:11

Ayrıca müzikle de ilgileniyor.

So, that lets you know that he's really, really smart. Kalıp ifadeler

1:13

Bu da onun gerçekten, gerçekten zeki olduğunu bilmenizi sağlar.

Kalıp ifadeler

“lets you know that” “... olduğunu anlamanı sağlar” demektir

Burada “lets you know that ...”, bir olgunun ya da kanıtın bir şeyin doğru olduğu sonucuna varmanız için yeterli bilgi vermesi demektir. “That” öznesi hemen önce sözü edilen olguya gönderme yapar; bilerek mesaj veren bir kişiyi anlatmaz. “Let someone know that ...” ifadesi “birine ... olduğunu bildirmek” anlamına da gelebilir. Ancak bu cümlede kullanılan anlam, bir işaretin veya kanıtın bilgi vermesidir: doktorun müzik çalabilmesi onun çok zeki olduğunu düşündürür.

Alıştırma

“The bright red sky lets you know that a storm may be coming.” cümlesinde “lets you know that” ne anlama gelir?

  1. bir şeyi yapmana izin verir
  2. başka bir kişiye bir şeyi bildirmeni ister
  3. bir şeyin muhtemelen doğru olduğunu gösterir
Cevabı göster

bir şeyin muhtemelen doğru olduğunu gösterir

So, we're gonna get some info from him.

1:15

Ondan biraz bilgi alacağız.

Okay, so my question is pretty simple.

1:34

Tamam, sorum oldukça basit.

How do we go from breathing fluid inside the mother's womb Dilbilgisi

1:35

Anne rahminde sıvı solumaktan

to breathing air?

1:40

hava solumaya nasıl geçeriz?

Dilbilgisi

“go from breathing fluid inside the mother's womb to breathing air” ... durumundan ... durumuna geçişi anlatır

Burada go from A to B, bir yerden başka bir yere gitmeyi değil, iki durum arasındaki değişimi anlatır. Soru, bebeğin doğumdan önce sıvı soluma durumundan doğumdan sonra hava soluma durumuna nasıl geçtiğini sorar. A ve B paralel -ing öbekleridir: breathing fluid inside the mother's womb ve breathing air. go from ... to ... kalıbı, başlangıç ve bitiş noktası belirgin olan bir süreci açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: Over the year, Lena went ____ practicing short speeches ____ giving a full presentation.

Cevabı göster

from · to

As the baby's coming out and gets squeezed as it's coming through the birth canal, Notlar

1:42

Bebek çıkarken ve doğum kanalından geçerken sıkıştıkça,

Dilbilgisi

gets squeezed ifadesindeki get edilgeni

gets squeezed ifadesinde gets + geçmiş zaman ortacı squeezed, get ile edilgen yapıyı oluşturur. Eylemden etkilenen bebektir: doğum kanalından geçerken oluşan basınç bebeği sıkıştırır. Burada get, “almak” veya “elde etmek” anlamına gelmez. Get edilgeni, sıkıştırılmayı süreç sırasında gerçekleşen bir olay olarak sunar ve çoğu zaman be + geçmiş zaman ortacından daha hareketli ve konuşma diline yakın gelir. Özne + get/gets/got + fiilin üçüncü hâli yapısında eyleme maruz kalan özneyi bulun.

Alıştırma

Hangi cümlede get + geçmiş zaman ortacı edilgen olarak kullanılmış ve öznenin başına bir şey geldiği anlatılmıştır?

  1. The package got damaged during shipping.
  2. The package got heavy after I added the books.
  3. The package got a new label at the post office.
Cevabı göster

The package got damaged during shipping.

Kelime

Anatomik bir terim olarak birth canal

Birth canal tıpta kullanılan birleşik bir isimdir. Birth, hangi canal türünün kastedildiğini belirtir: bebeğin vajinal doğum sırasında geçtiği anatomik yol. Bu cümlede coming through the birth canal, sıkışmanın nerede olduğunu açıklar. Burada canal, tekneler için kullanılan bir su yolu anlamına gelmez. Sağlıkla ilgili açıklamalarda birth ve canal sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine birth canal ifadesini tek bir sabit terim olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi açıklama birth canal ifadesine en uygundur?

  1. Bebeğin hamilelik sırasında geliştiği organ
  2. Bir hastanenin yakınında tekneler için yapılmış su yolu
  3. Bebeğin vajinal doğum sırasında geçtiği yol
Cevabı göster

Bebeğin vajinal doğum sırasında geçtiği yol

all that fluid that's been in the lungs,

1:45

akciğerlerdeki o tüm sıvı,

which is the urine from the baby and the poop from the baby,

1:47

ki bu bebeğin idrarı ve kakasıdır,

I mean all the bad stuff, Ton ve niyet

1:51

yani tüm o kötü şeyler,

Ton ve niyet

I mean: ayrıntıları genel bir özetle yeniden ifade etmek

I mean, konuşanın az önce söylediği şeyi yeniden düzenlemek için kullanılan konuşma diline ait bir söylem ifadesidir. Burada önceki somut örnekleri all the bad stuff şeklindeki daha geniş bir kategori altında toplar. Mean kelimesinin sözlük anlamını açıklamıyor. Konuşma sırasında yapılan bir açıklamayı veya yeniden ifade etmeyi gösterir; bu yüzden yeni ifadeyi önceki ayrıntılarla ilişkilendirmek gerekir.

Alıştırma

Konuşanın önceki ayrıntıları daha geniş bir özete dönüştürdüğünü en iyi hangi ifade gösterir?

  1. I promise
  2. I mean
  3. I agree
  4. I wonder
Cevabı göster

I mean

once they get squeezed, Dilbilgisi

1:53

bir kere sıkıştıklarında,

that stuff comes out and that baby takes that very first gasp, Kalıp ifadeler

1:54

o şeyler dışarı çıkar ve bebek o ilk nefesi alır,

Dilbilgisi

once they get squeezed: sonrakini tetikleyen koşul

Once + bir cümlecik, o olay gerçekleştiğinde veya gerçekleştikten sonra anlamına gelir ve cümlecikteki olayın önce olduğunu gösterir. once they get squeezed ifadesinde sıkıştırılmaları, önce gerçekleşmesi gereken koşuldur. Ana cümle daha sonra beklenen sonucu verir: o şey çıkar ve bebek ilk nefesini alır. Buradaki once, tetikleyiciden sonuca giden sırayı vurgular; bu bağlamda one time, yani bir kez, anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede as soon as anlamına gelen bağlacı seç: ____ the backup finishes, the computer will restart.

  1. Unless
  2. Once
  3. Although
  4. Before
Cevabı göster

Once

that gasp of oxygen.

1:57

o oksijen nefesini.

Kalıp ifadeler

ilk keskin nefesi almak

Bu cümlede takes ... gasp, “hızlı ve ani bir nefes çeker” anlamına gelir. Gasp, takes fiilinden sonra gelen bir isimdir; very first ise bunun bebeğin doğumdan sonra ilk kez hava alışını vurgular. Gasp, sıradan nefes almaya göre daha keskin ve anidir. İfade, devam eden solunum sürecine değil, fark edilir tek bir nefes alışına odaklanır.

Alıştırma

Cümlede “takes that very first gasp” ne anlama gelir?

  1. Bebek ilk kez nefesini tutar.
  2. Bebek aniden doğumdan sonraki ilk nefesini alır.
  3. Bebek sakin ve düzenli bir solunum dönemine başlar.
Cevabı göster

Bebek aniden doğumdan sonraki ilk nefesini alır.

The thing that the baby needs that triggers huge changes in the circulation of the baby. Kalıp ifadeler

1:59

Bebeğin dolaşımında büyük değişiklikleri tetikleyen bebeğin ihtiyacı olan şey.

Kalıp ifadeler

triggers huge changes: büyük değişiklikleri tetikler

Burada triggers, “bir şeyin başlamasına neden olur” anlamında bir fiildir. Özne, süreci başlatan etkeni; huge changes ise sonucu belirtir. X triggers Y yapısı, bir nedenin bir tepkiyi veya olaylar zincirini nasıl başlattığını açıklamak için kullanışlıdır. Huge, changes sözcüğünü güçlendirir ve değişiklikleri çok büyük veya önemli olarak sunar. Bu nedenle cümle, yalnızca iki olayın birlikte gerçekleştiğini değil, bir neden-sonuç ilişkisini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede trigger, “önemli bir süreci veya etkiler zincirini başlatmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The company studied huge changes in the housing market.
  2. The report described huge changes in the housing market.
  3. A small change in the law triggered huge changes in the housing market.
Cevabı göster

A small change in the law triggered huge changes in the housing market.

That's what allows everything to start working. Dilbilgisi

2:05

İşte her şeyin çalışmaya başlamasını sağlayan şey budur.

Dilbilgisi

allows everything to start working: her şeyin çalışmaya başlamasını sağlamak

Allow + nesne + to + fiilin yalın hâli, birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasını mümkün kılmak anlamına gelir. Bu cümlede That neden olan koşulu veya süreci, everything nesneyi, to start working ise mümkün hâle gelen eylemi gösterir. Buradaki everything, ilgili vücut sistemlerinin tümünü genel olarak ifade eder. Allow burada bir kişinin izin vermesini değil, nesnel bir nedeni anlatır.

Alıştırma

Bir koşulun bir eylemi mümkün kıldığını göstermek için allow + object + to + verb yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. That signal allows the system to start.
  2. That signal allows the system start.
  3. That signal lets the system to start.
  4. That signal allows to start the system.
Cevabı göster

That signal allows the system to start.

The baby's breathing on its own then. Kalıp ifadeler

2:06

Bebek daha sonra kendi başına nefes alır.

Kalıp ifadeler

on its own: bağımsız hareket etmek

On its own, dışarıdan yardım veya kontrol olmadan anlamına gelir. “The baby's breathing on its own” cümlesinde bu ifade, bebeğin dış desteğe dayanmadan bağımsız biçimde nefes aldığını anlatır. Bu ifade eylemin nasıl gerçekleştiğini söyler, bebeğin nerede olduğunu değil. Bağımsız çalışan bir makineyi, hayvanı, kişiyi veya süreci de anlatabilir.

Alıştırma

“The baby's breathing on its own” cümlesinde on its own ne anlama gelir?

  1. Yalnızca bir odada tek başınayken
  2. Başka bir kişinin yardımıyla
  3. Kendi bedeninin üstünde
  4. Dışarıdan yardım olmadan
Cevabı göster

Dışarıdan yardım olmadan

So, there's actually like a switch that's flipped or something when the baby breathes for the first time? Deyimler

2:08

Yani, bebek ilk defa nefes aldığında gerçekten çevrilen bir anahtar falan mı var?

Deyimler

a switch that's flipped ani değişim mecazı

Burada a switch that's flipped, bebek ilk nefesini aldığında hızla gerçekleşen değişimi mekanik bir düğmeye benzeten bir mecazdır. Gerçek bir düğme yoktur; konuşan kişi nefes almanın vücudun çalışma biçiminde neredeyse anlık bir değişimi tetikleyip tetiklemediğini sorar. Edilgen that's flipped ifadesi “yeni bir konuma getirilen” anlamındadır. Bir kişinin gerçekten bir şeyi çalıştırmasına değil, ani değişime odaklanır.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: After the teacher gave one clear example, it was as if a switch had been flipped and the idea made sense. Düğme imgesi ne anlama geliyor?

  1. Anlayışta ani bir değişim tetiklendi.
  2. Birisi elektrikli bir cihazı açtı.
  3. Sınıf bozuk bir makineyi tamir etti.
Cevabı göster

Anlayışta ani bir değişim tetiklendi.

A couple of valves that change the circulation,

2:13

Dolaşımı değiştiren birkaç kapakçık,

change the plumbing, if you will, Notlar

2:15

tabiri caizse tesisatı değiştiren,

in the heart.

2:17

kalpteki.

Deyimler

Sistem yollarını anlatan change the plumbing mecazı

Burada plumbing, kalbin birbirine bağlı geçitlerini ve kanın aktığı yolları anlatan gündelik bir mecazdır. Change the plumbing, su borusu kurmak veya onarmak değil, bu yolları yeniden düzenlemek anlamına gelir. Bu günlük imge, dolaşımdaki karmaşık bir değişimi gözde canlandırmayı kolaylaştırır: aynı sistem, akışı farklı yollara yönlendirmeye başlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik İngilizce mecazla tamamlayın: The update did not change what users saw, but it did ____ behind the scenes.

Cevabı göster

change the plumbing

Ton ve niyet

Yaklaşık bir adlandırmayı yumuşatan ara söz if you will

Burada if you will, plumbing sözcüğü hakkında araya eklenen bir yorumdur. Dinleyiciden plumbing sözcüğünü, kanın kalpte nasıl yönlendirildiğine ilişkin kullanışlı ama yaklaşık bir benzetme olarak geçici biçimde kabul etmesini ister; gerçek bir koşul veya rica değildir. Konuşmacılar bu ifadeyi yaratıcı, gündelik ya da tam anlamıyla gerçek olmayan bir adlandırmadan sonra kullanarak sözcük seçimlerini daha az kesin gösterir.

Alıştırma

“This dashboard is the control center, if you will, for the whole project.” cümlesinde if you will neyi belirtir?

  1. Gösterge panelinin yalnızca dinleyici kabul ederse çalıştığı anlamına gelir.
  2. Gösterge panelini açmak için dinleyiciden izin ister.
  3. control center ifadesini gösterge paneli için yaklaşık bir benzetme olarak sunar.
Cevabı göster

control center ifadesini gösterge paneli için yaklaşık bir benzetme olarak sunar.

Really?

2:17

Gerçekten mi?

Mhm.

2:18

Hıhı.

So, where are these valves

2:19

Peki, bu kapakçıklar nerede,

these valves are actually in the heart?

2:20

bu kapakçıklar gerçekten kalpte mi?

The top half of the heart.

2:22

Kalbin üst yarısında.

Yeah.

2:23

Evet.

There's something called the foramen ovale, Notlar

2:24

Foramen ovale (oval delik) adı verilen bir şey var,

Dilbilgisi

something called + ad ile bir terimi tanıtmak

Something called + ad yapısı, bir şeyi tanıtırken hemen onun adını veya kullanılan terimi verir. something called the foramen ovale ifadesinde called, “olarak bilinen” ya da “denen” anlamına gelir; “telefonla aranmış” anlamına gelmez. Önce something kullanılması, dinleyicinin o şeyi henüz bilmiyor olabileceğini gösterir. Ardından konuşmacı, yeni adını verdiği şeyin ne olduğunu veya ne işe yaradığını açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi something called + ad yapısıyla tamamlayın: The museum uses ____ augmented reality to bring old exhibits to life.

Cevabı göster

something called

which is just a big flap that sits between the right and left atrium.

2:26

sağ ve sol kulakçık arasında bulunan büyük bir kapakçıktır.

Kelime

foramen ovale: fetüsün kulakçıkları arasındaki açıklık

Foramen ovale, fetüsün kalbindeki sağ ve sol kulakçık arasında bulunan bir açıklıktır. Kanın esas olarak sağ kulakçıktan sol kulakçığa doğrudan geçmesini sağlar; böylece doğumdan önce kanın büyük bir kısmı akciğerlere uğramadan dolaşabilir. Cümledeki "big flap" ifadesi basit bir benzetmedir, kesin bir tanım değildir: bu açıklığın kapakçık benzeri bir parçası vardır. Doğumdan sonra basınç değişiklikleri normalde bu parçayı bastırarak açıklığı kapatır; açık kalırsa buna patent foramen ovale denir.

Alıştırma

Bu cümledeki foramen ovale ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Akciğerlere hava taşıyan bir kan damarı
  2. Fetüsün kalbindeki sağ ve sol kulakçık arasında bulunan bir açıklık
  3. Sol kulakçık ile sol karıncık arasında bulunan bir kapakçık
Cevabı göster

Fetüsün kalbindeki sağ ve sol kulakçık arasında bulunan bir açıklık

It closes once that baby gets that first little bit of oxygen,

2:29

Bebek o ilk küçük oksijeni aldığında kapanır,

that first breath.

2:32

o ilk nefeste.

Okay, so that's pretty amazing.

2:33

Tamam, bu oldukça şaşırtıcı.

So, the first time the baby takes a breath,

2:35

Yani bebek ilk defa nefes aldığında,

and that's why that first cry is so special because that's actually the moment where the baby's autonomous. Dilbilgisi

2:37

işte bu yüzden o ilk ağlama çok özeldir çünkü bu aslında bebeğin otonom olduğu andır.

Dilbilgisi

that's why ... because ...: açık bir neden-sonuç yapısı seçmek

Bu konuşma cümlesinde that's why sonucu tanıtır: ilk ağlama özeldir. Ardından because nedeni tanıtır: o an, bebeğin kendi başına nefes almaya başlamasını gösterir. Bir kişi konuşurken sonradan açıklama eklediğinde aynı neden-sonuç bağlantısı için that's why ve because ifadelerini birlikte kullanabilir; ancak özenli yazıda bu gereksiz bir tekrardır. Tek ve açık bir yapı seçin: Neden. That's why + sonuç. Ya da: Sonuç + because + neden.

Alıştırma

Özenli bir yazıda neden-sonuç ilişkisini en açık biçimde ifade eden düzeltme hangisidir?

  1. That's why the first cry is special because it shows that the baby has begun breathing independently.
  2. Because the first cry is special, that's why the baby has begun breathing independently.
  3. The first cry is special because it shows that the baby has begun breathing independently.
Cevabı göster

The first cry is special because it shows that the baby has begun breathing independently.

It's all breathing.

2:43

Her şey nefes almaktır.

Oh.

2:44

Oh.

Yeah

2:44

Evet,

it goes from breathing its own poop to breathing real oxygen,

2:44

kendi kakasını solumaktan gerçek oksijeni solumaya geçiyor,

the real nutrients that it needs for life.

2:48

yaşam için ihtiyaç duyduğu gerçek besinleri.

Oh, that's awesome.

2:50

Oh, bu harika.

Thank you very much.

2:51

Çok teşekkür ederim.

Anytime. Ton ve niyet

2:52

Her zaman.

Glad to do it.

2:52

Memnuniyetle.

Ton ve niyet

Anytime. Glad to do it. ile teşekküre sıcak bir karşılık verme

Buradaki "Anytime", teşekküre verilen samimi bir yanıttır. “Yine yardıma ihtiyacın olduğunda bana her zaman sorabilirsin” anlamına gelir; “herhangi bir saat seçelim” demek değildir. "Glad to do it", "I'm glad to do it" ifadesinin kısaltılmış hâlidir. İki cümle birlikte, konuşanın yardım etmekten memnun olduğunu ve tekrar seve seve yardım edeceğini anlatır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız küçük bir işi bitirmesine yardım ettiğiniz için size teşekkür ediyor. Hangi yanıt, yardım etmekten memnun olduğunuzu ve yine yardım edeceğinizi sıcak bir şekilde anlatır?

  1. I'm glad you did it.
  2. Any time works for me.
  3. Anytime. Glad to do it.
Cevabı göster

Anytime. Glad to do it.

All right, we got our little man.

2:56

Pekala, küçük adamımız doğdu.

Let's check him out.

2:58

Hadi ona bir bakalım.

He's alive and well and his lungs are working and he's breathing air. Kalıp ifadeler

3:00

Hayatta ve iyi, akciğerleri çalışıyor ve havayı soluyor.

Kalıp ifadeler

alive and well: hayatta ve iyi durumda

"Alive and well", birinin yalnızca hayatta olmadığını, aynı zamanda sağlıklı veya iyi durumda olduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede "well", onun durumunu açıklayan bir sıfattır. “Becerikli bir şekilde” anlamına gelmez. Önceden endişelenmek için bir neden olduğunda bu ifade ek bir rahatlama sağlar.

Alıştırma

Kayıp yürüyüşçünün hayatta kaldığını ve iyi durumda olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After two cold nights in the mountains, the hiker was found ____.

Cevabı göster

alive and well

Uh one thing that happened right when he came out is this right here.

3:04

Uh, o çıkar çıkmaz olan bir şey hemen burada.

After he started squealing a little bit,

3:08

Biraz ciyaklamaya başladıktan sonra,

I could hear that... I could hear that change when he went from fluid to air.

3:10

onu duyabildim... sıvıdan havaya geçtiğindeki o değişimi duyabildim.

The nurse brought him over here and she stuck this tube down his throat Notlar

3:14

Hemşire onu buraya getirdi ve bu hortumu boğazına soktu

Öbek fiiller

bring someone over here: birini buraya getirmek

Bring someone over here, birini konuşanın bulunduğu yere veya konuşanın gösterdiği yakındaki bir noktaya getirmek demektir. Burada brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir; him ise getirilen kişidir. Over, günlük konuşmada oradan bu noktaya doğru hareket etme hissi katar. Mutlaka bir engelin üzerinden geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Kostüm masasının yanında duruyorsunuz ve Leo'nun yanınıza gelmesini istiyorsunuz. Hangi rica bu bakış açısına uygundur?

  1. Please leave Leo there so I can check his costume.
  2. Please bring Leo over here so I can check his costume.
  3. Please take Leo over there so I can check his costume.
Cevabı göster

Please bring Leo over here so I can check his costume.

Kalıp ifadeler

stick a tube down someone's throat: birinin boğazından aşağı tüp sokmak

Burada stuck, “itti veya soktu” anlamındadır ve stick fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Kalıp stick + nesne + down + vücuttaki geçit şeklindedir: this tube nesnedir, down his throat ise tüpün ilerlediği yönü gösterir. Nesne gerçek bir tüp ve eylem tıbbi olduğu için ifade burada gerçek anlamlıdır. Birine bir fikri zorla kabul ettirmekten söz etmez.

Alıştırma

"The doctor stuck a small camera down my throat during the exam," cümlesindeki hedef yapı ne anlama gelir?

  1. Doktor kamerayı boynumun yanında tuttu.
  2. Doktor bana bir fikri zorla kabul ettirdi.
  3. Doktor kamerayı fiziksel olarak boğazıma soktu.
Cevabı göster

Doktor kamerayı fiziksel olarak boğazıma soktu.

and she started sucking amniotic fluid. Kelime

3:18

ve amniyon sıvısını emmeye başladı.

Kelime

Amniyotik sıvı

Amniotic fluid, amniyotik kese içindeki gelişmekte olan bebeği çevreleyen ve koruyan sıvıdır. Amniotic sıfatı, bebeği çevreleyen amniyon zarıyla ilgili demektir. Bu cümlede ifade, doğumdan sonra bebeğin boğazından çıkarılan belirli sıvıyı adlandırır. Herhangi bir sıvı için kullanılan genel bir ad değil, tıbbi bir terimdir.

Alıştırma

İngilizce cümledeki boşluğu bu sıvının tıbbi adıyla doldurun: During the ultrasound, the doctor measured the level of ____.

Cevabı göster

amniotic fluid

This little guy started telling us what he thought about everything. Deyimler

3:21

Bu küçük adam bize her şey hakkında ne düşündüğünü söylemeye başladı.

Deyimler

“telling us what he thought about everything”: mizahi bir kişileştirme

tell someone what someone thinks about something yapısı, bir kişinin bir konu hakkındaki görüşünü veya yargısını aktarmak anlamına gelir. Burada “telling us what he thought about everything” gerçek anlamda konuşmayı anlatmaz: anlatıcı, bebeğin ağlamasını mizahi bir şekilde, sanki bütün dünya hakkında peş peşe fikirler belirtiyormuş gibi sunar. Bu kişileştirme, bebeğin tepkisini güçlü ve ifade dolu gösterir. İfade, bebeğin duygularını çok açık biçimde ortaya koyduğunu anlatır; bebeğin gerçekten her konu hakkında konuşabildiğini değil.

Alıştırma

“This little guy started telling us what he thought about everything,” cümlesinde bu ifade neyi ima ediyor?

  1. Hemşirenin talimatlarını sessizce dinliyordu.
  2. Her şey hakkında fikri varmış gibi ağlıyor veya tepki veriyordu.
  3. Birçok konu hakkında açık ve sözlü bir rapor veriyordu.
Cevabı göster

Her şey hakkında fikri varmış gibi ağlıyor veya tepki veriyordu.

So, check him out.

3:25

İşte, şuna bakın.

Get in there, see his face.

3:26

Yaklaş, yüzünü gör.

Mhm.

3:31

Hıhı.

That's what I'm talking about. Ton ve niyet

3:32

İşte bundan bahsediyorum.

Ton ve niyet

Coşkulu onay bildiren That's what I'm talking about

Bu sahnede “That's what I'm talking about”, “Evet, tam istediğim sonuç bu” demenin heyecanlı bir yoludur. Güçlü bir beğeni veya memnuniyet ifade eder; bir konuşma konusu başlatmaz ya da o konuyu sürdürmez. Başka bağlamlarda aynı sözler daha önce sözü edilen bir konuyu gerçekten gösterebilir. İfadenin coşkulu bir onay mı yoksa “kastettiğim şey bu” anlamı mı taşıdığını ses tonu ve durum belirler.

Alıştırma

Arkadaşınız sonunda zor bir kaykay hareketini başarıyor. Hangi yanıt coşkulu bir onayı en açık biçimde gösterir?

  1. What are you talking about?
  2. That's what I'm talking about!
  3. That's what I was talking about yesterday.
Cevabı göster

That's what I'm talking about!

Check this out.

3:34

Şuna bakın.

It's an ultrasound from 5 months ago when he was still in the womb.

3:36

Bu 5 ay önce o hala anne rahmindeyken çekilmiş bir ultrason.

This is real data.

3:39

Bu gerçek bir veri.

If you look close, you can see all four chambers of the heart. Kelime

3:40

Yakından bakarsanız, kalbin dört odacığını da görebilirsiniz.

Kelime

“Dikkatle bakmak” anlamında gündelik look close kullanımı

Burada look close, “dikkatle bakmak” veya “gördüğün şeye iyice dikkat etmek” anlamına gelir. Close, -ly eki taşımamasına rağmen nasıl bakılması gerektiğini belirtir; “yakında görünmek” anlamında değildir. Gündelik Amerikan İngilizcesinde close bu kalıpta zarf gibi kullanılabilir. Look closely aynı anlamı verir ve özenli ya da resmî yazılarda daha güvenli standart seçimdir.

Alıştırma

Hangi cümle “If you look closely, you can see the tiny initials” cümlesinin gündelik konuşma biçimidir?

  1. If you look close, you can see the tiny initials.
  2. If you close your eyes, you can see the tiny initials.
  3. If you stay close, you can see the tiny initials.
Cevabı göster

If you look close, you can see the tiny initials.

If you look even closer, you can see that little thing that Dr. Schuster was talking about. Dilbilgisi

3:44

Daha da yakından bakarsanız, Dr. Schuster'ın bahsettiği o küçük şeyi görebilirsiniz.

Dilbilgisi

even + karşılaştırma biçimi: even closer

Even, closer karşılaştırma biçimini güçlendirir. Önceki yönergede zaten dikkatle bakılması istenmiştir; bu yüzden look even closer, bir şeyi öncekinden daha dikkatli incelemek demektir. Yüzünü fiziksel olarak daha fazla yaklaştırman gerektiği anlamına gelmez. Even smaller, even faster veya even more carefully örneklerinde olduğu gibi even, karşılaştırma biçiminden önce kullanılarak mevcut bir karşılaştırmanın ötesinde bir adım daha ileri gidildiğini gösterir.

Alıştırma

Zaten dikkatle baktıktan sonra bir adım daha ileri gitmeyi gösteren ifadeyi seç: The first image is clear, but look ______ to read the tiny label.

  1. very closer
  2. even closer
  3. even close
Cevabı göster

even closer

Okay, I didn't understand that,

3:49

Tamam, ben bunu anlamadım,

so I had to get my wife to put it on engineering paper Dilbilgisi

3:50

bu yüzden eşimden bunu mühendislik kağıdına çizmesini istedim

so I could figure it out. Dilbilgisi

3:51

böylece çözebilirdim.

Dilbilgisi

get + kişi + to do: get my wife to put it on engineering paper

Get + kişi + to-infinitive yapısında get; isteme, ikna etme veya gerekli düzenlemeleri yapma yoluyla birinin harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir. Burada konuşmacı, eşinin bilgiyi mühendislik kâğıdına aktarmasını sağlamıştır. Yapı get + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: get my wife to put. Geçmiş zamanda get, got olur; örneğin I got my brother to help.

Alıştırma

Cümleyi get fiilinin geçmiş zaman biçimi ve help öncesinde gereken sözcükle tamamla: After I explained the problem, I ____ my brother ____ help me repair the shelf.

Cevabı göster

got · to

Dilbilgisi

Geçmişteki bir amacı anlatan “so I could”

Burada so I could, önceki eylemin amacını belirtir: konuşmacının eşi açıklamayı mühendislik kâğıdına aktardı; amaç, konuşmacının bunu anlayabilmesini sağlamaktı. So burada yalnızca bir sonucu bildirmez, “Hangi amaçla?” sorusuna cevap verir. could yardımcı fiili geçmiş zamanda anlatılan olayla uyumludur. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: geçmişteki eylem + so + özne + could + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Hangi cümlede so I could geçmişteki bir eylemin amacını ifade eder?

  1. I turned on the lamp because I could read the note.
  2. I could read the note, so I turned on the lamp.
  3. I turned on the lamp so I could read the note.
Cevabı göster

I turned on the lamp so I could read the note.

So, in your heart, you have four chambers and the blood as it exits the lungs,

3:53

Yani kalbinizde dört odacık var ve kan akciğerlerden çıkarken,

it goes through the heart and it comes back to your body.

3:58

kalpten geçer ve vücudunuza geri döner.

And after it exits your body,

4:01

Ve vücudunuzdan çıktıktan sonra,

it goes back through the heart and then goes back to the lungs.

4:02

kalpten geri döner ve sonra tekrar akciğerlere gider.

We all know this.

4:06

Bunu hepimiz biliyoruz.

But here's the deal with the heart before the baby comes out of the womb. Anlatım akışı

4:07

Ama bebek rahimden çıkmadan önce kalpteki durum budur.

Anlatım akışı

Konuşmada odağı yeniden kuran “here's the deal with”

Here’s the deal with ... konuşmada kullanılan gündelik bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyicilere “Şimdi bu konuyla ilgili önemli ve pratik gerçekleri açıklayacağım” mesajını verir. Burada odağı genel kan dolaşımından kalbin doğumdan önceki özel çalışma biçimine kaydırır. Bu ifadede deal, ticari bir anlaşma anlamına gelmez. İfade, dikkati yeniden konuya yönelterek ve sonraki açıklamaya hazırlayarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Konuşmacı şu cümlede here's the deal with ifadesiyle ne yapıyor? “We've discussed the old plan; now here's the deal with the new schedule.”

  1. Yeni programın temel özelliklerini açıklamak için dikkati yeniden toplamak
  2. Yeni programı satın almayı veya satmayı teklif etmek
  3. Yeni programın zaten tamamen açıklandığını söylemek
Cevabı göster

Yeni programın temel özelliklerini açıklamak için dikkati yeniden toplamak

You have something here called the foramen ovale,

4:11

Burada foramen ovale adı verilen bir şey var,

and then you have here something called the ductus arteriosus. Kelime

4:13

ve sonra burada duktus arteriozus denen bir şey var.

Kelime

Fetal damar ductus arteriosus

Ductus arteriosus, pulmoner arteri aorta bağlayan geçici bir fetal kan damarıdır. Doğumdan önce akciğerler henüz solunum işini yapmadığı için kanın büyük bir bölümünün akciğerleri atlamasını sağlar. Doğumdan sonra akciğerler çalışmaya başladığında normalde kapanır. Bu cümlede terim, fetal dolaşımı düzenleyen özel yollardan birini adlandırır.

Alıştırma

Doğumdan önce ductus arteriosus yapısını en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Kanın akciğerleri atlayabilmesi için pulmoner arteri aorta bağlayan fetal bir damar.
  2. Yeni doğmuş bir bebeğin akciğerlerine hava taşıyan bir bağ.
  3. Fetal kalbin üstteki iki odacığı arasındaki bir açıklık.
Cevabı göster

Kanın akciğerleri atlayabilmesi için pulmoner arteri aorta bağlayan fetal bir damar.

I hear you, buddy.

4:16

Seni duyuyorum dostum.

Hold on. Ton ve niyet

4:17

Bekle.

Ton ve niyet

Hold on: kısa bir bekleme isteği

Burada Hold on, “kısa bir süre bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi etkileşimi duraklatır ve devam etmeden önce biraz zaman ister; bir şeyi tutma talimatı vermez. Bu ifade, yanıt vermek, bir şeyi kontrol etmek veya araya giren bir durumla ilgilenmek için biraz zamana ihtiyaç duyduğunuzda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza cevap vermeden önce mesajı kontrol etmek için birkaç saniyeye ihtiyacınız var. Söylenebilecek en doğal ifade hangisidir?

  1. Hold on a second.
  2. Go ahead.
  3. Take your time.
Cevabı göster

Hold on a second.

So, what's going on here is before birth, Anlatım akışı

4:18

Yani, burada olan biten şu ki, doğumdan önce,

the foramen ovale and the ductus arteriosus divert blood from the lungs. Kelime

4:21

foramen ovale ve duktus arteriozus kanı akciğerlerden uzağa saptırır.

Anlatım akışı

Açıklamaya giriş için “what's going on here is”

“What's going on here is ...”, mevcut durumu açıklanması gereken bir şey olarak çerçeveleyen sözlü bir işaret ifadesidir. Burada kaygılı bir soru değildir; dinleyiciye açıklamanın sırada olduğunu bildirir. is'ten sonraki sözler ana açıklamayı verir. Ardından çoğunlukla that'li bir yan cümle gelir, ancak günlük konuşmada bu cümlede olduğu gibi that atılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan giriş kalıbıyla sözlü açıklamayı tamamlayın: “So, ____ that the blue light means the battery is low.”

Cevabı göster

what's going on here is

Kelime

“divert blood from the lungs”: kanı akciğerlerden uzağa yönlendirmek

“divert blood from the lungs” ifadesinde divert, kanın başka bir yol izlemesini sağlayarak onu akciğerlerden uzaklaştırmak ve büyük ölçüde akciğerleri atlatmak demektir. Akciğerler, kanın geldiği yer değil, kaçınılan yerdir. Yeniden kullanılabilir yapı divert + nesne + from + yer veya güzergâh biçimindedir. Yeni hedef önemliyse to ile eklenebilir.

Alıştırma

Cümleyi divert ve uzaklaşma bildiren edatla tamamlayın: “During the parade, police will ____ traffic ____ the city center.”

Cevabı göster

divert · from

So, what that means is only about 7% of the blood flow goes to the lungs. Anlatım akışı

4:26

Bunun anlamı, kan akışının sadece %7'sinin akciğerlere gitmesidir.

Anlatım akışı

what that means is: açıklamadan sonuca

what that means is ifadesi, az önce açıklanan mekanizmaya gönderme yapar. Dinleyiciye, konuşmacının şimdi bunun pratik sonucunu vereceğini gösterir: kan akışının yalnızca yaklaşık %7'si akciğerlere ulaşır. Bu kalıp, bilgiyi düzenleyen bir yönlendirme işaretidir. What that means is + yan cümle yapısını kullanarak bir olguyu, süreci veya teknik açıklamayı daha açık bir sonuca ya da çıkarıma dönüştürebilirsiniz. Buradaki that önceki mekanizmayı gösterir; yeni bir konu başlatmaz.

Alıştırma

Bir konuşmacı teknik bir mekanizmayı açıkladıktan sonra bunun pratik sonucunu veriyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle gösterir?

  1. By the way, the battery was designed in Japan.
  2. What that means is that the backup battery will last only two hours.
  3. What I mean is that I prefer the blue battery.
Cevabı göster

What that means is that the backup battery will last only two hours.

Hey, Daddy's here.

4:32

Hey, baban burada.

Hold on.

4:32

Bekle.

So, basically, before birth,

4:33

Yani, temelde doğumdan önce,

the lungs are really, really small.

4:36

akciğerler gerçekten çok ama çok küçüktür.

They're not inflated because the foramen ovale and the ductus arteriosus,

4:37

Şişkin değillerdir çünkü foramen ovale ve duktus arteriozus,

which is right here,

4:41

ki hemen burada,

diverts that blood flow.

4:43

bu kan akışını başka yöne çevirir.

So, once it flips over,

4:44

Yani, bu değiştiğinde,

the foramen ovale closes in about an hour and the ductus arteriosus goes away and becomes a ligament after about 5 days. Kelime

4:46

foramen ovale yaklaşık bir saat içinde kapanır ve duktus arteriozus yok olur ve yaklaşık 5 gün sonra bir bağa dönüşür.

Kelime

goes away and becomes a ligament: kaybolma ile dönüşüm arasındaki fark

Bu cümlede goes away, duktus arteriozusun başka bir yere gittiği anlamına gelmez. Açık damar geçidinin özgün biçimiyle var olmayı bıraktığı ve artık aynı işlevi yerine getirmediği anlamına gelir. and becomes a ligament sözleri daha kesin sonucu verir: yapı kapanır ve bağ dokusuna dönüşecek şekilde yeniden biçimlenir. Halka yönelik bilimsel açıklamalarda go away; bir şeyin kaybolduğunu, düzeldiğini ya da önceki biçimini veya etkisini yitirdiğini anlatmanın sade ve kolay anlaşılır bir yolu olabilir. Ardından gelen sözler fiziksel olarak ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Özgün cümlede goes away and becomes a ligament ne anlama gelir?

  1. Duktus arteriozus açık bir kan damarı olmaktan çıkar ve bir bağa dönüşecek şekilde yeniden biçimlenir.
  2. Duktus arteriozus başka bir yere gider ve daha sonra bir bağa dokunur.
  3. Duktus arteriozus tamamen yok olur ve geride dönüşmüş hiçbir doku bırakmaz.
Cevabı göster

Duktus arteriozus açık bir kan damarı olmaktan çıkar ve bir bağa dönüşecek şekilde yeniden biçimlenir.

I think this is really awesome.

4:53

Bence bu gerçekten harika.

You can see that the blood flow goes back to 100% for the lungs.

4:54

Kan akışının akciğerler için %100'e geri döndüğünü görebilirsiniz.

And the...

4:57

Ve...

all right I can get him.

4:58

tamam onu alabilirim.

You're getting smarter every day.

5:00

Her geçen gün daha zeki oluyorsun.

The nurses are gone.

5:12

Hemşireler gitti.

So, I started messing around with their stuff. Öbek fiiller

5:13

Ben de onların eşyalarıyla oynamaya başladım.

Öbek fiiller

mess around with their stuff: eşyalarını gelişigüzel kurcalamak

Bu cümlede messing around with their stuff, ekipmanı gelişigüzel denemek veya kurcalamak anlamına gelir. Vurgu, resmi bir plan olmadan keşfetmektedir; mutlaka bir şeye zarar vermek veya ortalığı dağıtmak anlamına gelmez. Kalıp mess around with + şey biçimindedir. Bağlama göre eylemin ciddi olmadığını veya açıkça izin verilmeden yapıldığını da düşündürebilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “gelişigüzel denemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: “We were ____ the new tablet's settings to see what they did.”

Cevabı göster

messing around with

Whoa.

5:17

Vay canına.

Check that out.

5:19

Şuna bak.

All right.

5:20

Pekala.

Now we turn on a super light?

5:22

Şimdi süper bir ışık mı açıyoruz?

And this is this is active tracking. Kelime

5:26

Ve bu... bu aktif takip.

Kelime

active tracking: hedefi otomatik olarak takip etme

Bu cümlede active tracking, bir hedefin değişen konumunu algılayan ve ışık ya da kamera gibi ekipmanları hedefi izleyecek şekilde ayarlayan bir sistem özelliğinin adıdır. Active, enerjik bir kişiyi değil, sistemin çalışma biçimini anlatır. Yapı sıfat + isim biçimindedir. Burada active, takip sisteminin sabit kalmak yerine hedef hareket ettikçe tepki verdiğini gösterir.

Alıştırma

“The camera uses active tracking to keep the cyclist in the center,” cümlesinde active tracking ne anlama gelir?

  1. Kamera sabit kalır ve harekete tepki vermez.
  2. Kamera bisikletliyi otomatik olarak algılar ve takip eder.
  3. Bisikletli kamerayı tutarken hızlı hareket eder.
Cevabı göster

Kamera bisikletliyi otomatik olarak algılar ve takip eder.

Are you asleep?

5:29

Uyuyor musun?

Not anymore. Ton ve niyet

5:31

Artık değil.

Ton ve niyet

Not anymore: değişmiş bir durum

“Not anymore”, yanıtın daha önce evetken şimdi hayır olduğu anlamına gelir. Burada kişi uyuyordu, ancak artık uyanmıştır. Kısa bir yanıt olarak “I’m not asleep anymore.” gibi tam bir cümlenin yerini alır. Önceki bir durum, alışkanlık veya koşul sona erdiğinde kullanılır.

Alıştırma

Önceki durumun sona erdiğini gösteren ve Not ile başlayan iki kelimelik ifadeyle yanıtı tamamlayın: “Are you still afraid of the dark?” “____. I’m fine now.”

Cevabı göster

Not anymore

Just bear with me. Deyimler

5:33

Biraz sabret benimle.

Deyimler

Bear with me: kısa süre sabır istemek

“Bear with me”, “kısa bir süre bana karşı sabırlı ol” anlamına gelen bir deyimdir. Konuşan kişi bir işi bitirirken, düzeltirken veya açıklarken dinleyiciden beklemesini ya da iş birliği yapmasını ister. Burada bear, hayvan olan “ayı” değil, “tahammül etmek” veya “katlanmak” anlamındaki fiildir. With me, dinleyicinin geçici gecikmesini veya eylemini kabul etmesi istenen kişinin konuşan kişi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sabır isteyen ve bear ile başlayan üç sözcüklük kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ while I check the schedule.

Cevabı göster

bear with me

Look at this.

5:33

Şuna bak.

I found a magic wand.

5:34

Sihirli bir değnek buldum.

What?

5:37

Ne?

All right, so watch this.

5:38

Pekala, şuna dikkat et.

So, there's a big light spot.

5:40

Burada büyük bir ışık noktası var.

And if I hold the magic wand at the light spot

5:43

Ve sihirli değneği ışık noktasında tutarsam

and I start blinking away, Öbek fiiller

5:45

ve yanıp sönerek uzaklaşmaya başlarsam,

the lights will follow the magic wand.

5:47

ışıklar sihirli değneği takip edecektir.

Öbek fiiller

blinking away: devam eden eylemi gösteren away

start blinking away ifadesindeki away, bir yerden uzaklaşma anlamına gelmez. Blinking eylemini devam eden veya tekrarlanan bir etkinlik olarak sunar; bu nedenle blinking away burada “yanıp sönmeye devam etmek” demektir. Bu kullanım chat away, work away ve tap away örneklerinde olduğu gibi etkinlik bildiren fiillerden sonra da görülebilir. Fiil etkinliğin ne olduğunu belirtir, away ise etkinliğin sürdüğü anlamını ekler. Burada blink nesne almadığı için devam eden etkinlik yorumu öne çıkar.

Alıştırma

“The tiny cursor blinked away on the screen while I waited,” cümlesinde away neyi ifade etmeye yardımcı olur?

  1. Yanıp sönme devam etti veya tekrarlandı.
  2. Yanıp sönme başka bir nesnenin kaybolmasını sağladı.
  3. İmleç ekrandan daha uzağa gitti.
Cevabı göster

Yanıp sönme devam etti veya tekrarlandı.

It tracks it.

5:51

Onu takip ediyor.

So, it's actively tracking this bulb.

5:56

Yani, bu ampulü aktif olarak takip ediyor.