Doğduğunuzda Neden Ölmediniz - Smarter Every Day 42: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video tanıtımı: Destin, bebeğin rahimdeki sıvıdan hava solumaya nasıl geçtiğini soruyor. Doktor ilk nefesi fetal dolaşımla açıklıyor, Destin de oğlunun doğumuna bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “go from breathing fluid inside the mother's womb to breathing air?” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: durum değişimi için paralel go from A to B çerçevesini kullanın. 2. “change the plumbing,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tesisatın gerçek boruları değil, kalpteki yeni kan yolunu anlattığını anlayın. 3. “here's the deal with” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: dinleyiciyi ana noktaya döndüren ve temel açıklamayı açan samimi geçişi tanıyın.
Bu derste
a little bit different: biraz farklı
Burada a little bit, different sıfatının derecesini belirten bir ifadedir. Bölümün tamamen farklı değil, biraz farklı olduğunu anlatır. a little bit different bütünüyle değişikliğin küçük veya sınırlı olduğunu belirtir. Bu nedenle duyuru daha yumuşak ve daha az kesin bir tonda olur.
Alıştırma
The new recipe is a little bit different from the old one cümlesinde a little bit different ne anlatıyor?
- Tarif tamamen değişti.
- Tarif biraz değişti.
- Tarif tamamen aynı.
Cevabı göster
Tarif biraz değişti.
See, our bags are packed and we're about to go to the hospital Dilbilgisi
0:10Bakın, çantalarımızı hazırladık ve hastaneye gitmek üzereyiz
we're about to + fiilin yalın hâli: -mek üzere olmak
Be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın çok kısa süre içinde gerçekleşeceğini anlatır. Bu cümlede we're about to go, konuşanların hastaneye gitmek üzere olduğunu belirtir. Bu yapı yalnızca gelecekte bir plan olduğunu değil, olayın gerçekleşme zamanının çok yakın olduğunu vurgular.
Alıştırma
Eylemin çok yakında gerçekleşeceğini gösteren ve cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The train is ___ leave.
- likely to
- about to
- used to
- going to
Cevabı göster
about to
“no longer”: önceki bir durumun sona ermesi
“No longer”, geçmişte geçerli olan bir durumun ya da eylemin artık geçerli olmadığını belirtir. Bu cümlede kişi daha önce sıvı bir ortamdaydı, ancak bu durum sona ermiştir. Çoğu ana fiilden önce (“She no longer works here”), be fiilinden sonra gelir (“She is no longer here”). Anlamı “not ... anymore” yapısına yakındır, ancak no longer yapısında olumsuz yardımcı fiil gerekmez: “She no longer works here” = “She doesn’t work here anymore.”
Alıştırma
Geçmişteki bir durumun sona erdiğini gösteren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Lena ____ works at the library.
Cevabı göster
no longer
“in fact”: önceki noktayı güçlendirmek
“In fact”, önceki ifadeyi daha güçlü, daha kesin veya biraz şaşırtıcı hâle getiren bir bilgiyi sunar. Bu cümlede konuşmacı, değişimin gerçekleşmesi gerektiğini söylemekten ileri giderek onu çok olumlu biçimde değerlendirir: değişim harikadır. Dinleyiciye “İşte daha eksiksiz veya daha vurgulu gerçek” mesajını verir. Önce söylenenlerle bağlantı kurar; yalnızca “olgusal olarak” demenin bağımsız bir yolu değildir.
Alıştırma
İlk cümleyi daha vurgulu bir gerçekle en iyi hangi bağlayıcı güçlendirir? The hike was enjoyable. ____ it was the best part of our trip.
- In fact,
- For example,
- However,
Cevabı göster
In fact,
To learn more about this, let's go and talk to somebody that's smarter than me.
0:33Bu konu hakkında daha fazlasını öğrenmek için, benden daha zeki biriyle konuşmaya gidelim.
So, to figure out how babies go from living in a liquid environment Öbek fiiller
0:42Bebeklerin sıvı bir ortamda yaşamaktan
figure out: düşünerek veya araştırarak anlamak
Figure out, düşünerek, araştırarak veya farklı olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevaba ulaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada bebeklerin sıvı bir ortamdan hava solumaya nasıl geçtiğini anlamaya çalışmayı anlatır. Figure out ifadesini tek bir bütün olarak düşünün: figure burada bir şekil çizmek anlamına gelmez. Çözülmesi gereken soruyu belirtmek için arkasından sık sık how, why, what veya whether gelir.
Alıştırma
Konuşan kişi nedeni düşünerek ve test ederek çözmeyi kastediyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? We need to _____ why the machine stops every ten minutes.
- check out
- figure out
- find out
Cevabı göster
figure out
check him out: gidip onu görmek ve hakkında daha fazla bilgi edinmek
Burada check him out, doktora gidip onun nasıl biri olduğunu veya neler bildiğini öğrenmek anlamına gelir. Birine dikkat etmeyi ve onun hakkında daha fazla şey öğrenmeyi öneren gündelik bir davettir. Check out, anlamı bağlama göre değişebilen bir öbek fiildir; bu nedenle nesne ve durum anlamı belirler. Bu cümlede him, ziyaret edilecek kişiyi ifade eder. Ona tıbbi muayene yapmak ya da bir otelden ayrılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaş yeni bir sokak göstericisini işaret edip "Let's go check him out." diyor. Arkadaş ne demek istiyor?
- Gidip onu görmek ve nasıl biri olduğunu ya da neler yapabildiğini öğrenmek.
- Ona tıbbi muayene yapmak.
- Ayrılmadan önce onun hesabını ödemek.
Cevabı göster
Gidip onu görmek ve nasıl biri olduğunu ya da neler yapabildiğini öğrenmek.
Samimi bir selamlaşma olarak “how's it going?”
Burada “how's it going?”, “Nasıl gidiyor?” veya “Nasılsın?” anlamında samimi bir selamlaşmadır. it zamiri genel olarak hayatı ya da mevcut durumu ifade eder; soru fiziksel bir hareketi sormaz. Selamlaşma olarak kullanıldığında genellikle “Good, thanks.” gibi kısa bir yanıt beklenir. Aynı sözler belirli bir etkinliğin ilerleyişini de sorabilir, ancak karşılaşma bağlamında selamlaşma işlevi görür.
Alıştırma
Parkta bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz. Arkadaşınız “How's it going?” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Bir proje hakkında ayrıntılı rapor istemek
- Hangi yöne yürüdüğünüzü sormak
- Samimi biçimde selam verip genel olarak nasıl olduğunuzu sormak
Cevabı göster
Samimi biçimde selam verip genel olarak nasıl olduğunuzu sormak
Samimi bir meslek tanımı olarak “baby delivery doctor”
Bu cümlede baby delivery doctor, doğuma yardımcı olan doktor anlamına gelen, basit kelimelerle doğaçlama oluşturulmuş bir birleşik ifadedir. Burada delivery doğum anlamındadır ve baby delivery, doctor sözcüğünü niteler. İfade kolay anlaşılır, ancak alışılmış bir mesleki unvan değildir. Açık yapısı samimi ve biraz esprili duyulduğu için resmî bir ad değil, açıklama olarak algılanır.
Alıştırma
Cümlede “baby delivery doctor” ne anlama geliyor?
- Bebeklere ilaç teslim eden bir doktor
- İnsanların doğum yapmasına yardımcı olan bir doktor
- Bebekleri taşıyan bir sürücü
Cevabı göster
İnsanların doğum yapmasına yardımcı olan bir doktor
So, that lets you know that he's really, really smart. Kalıp ifadeler
1:13Bu da onun gerçekten, gerçekten zeki olduğunu bilmenizi sağlar.
“lets you know that” “... olduğunu anlamanı sağlar” demektir
Burada “lets you know that ...”, bir olgunun ya da kanıtın bir şeyin doğru olduğu sonucuna varmanız için yeterli bilgi vermesi demektir. “That” öznesi hemen önce sözü edilen olguya gönderme yapar; bilerek mesaj veren bir kişiyi anlatmaz. “Let someone know that ...” ifadesi “birine ... olduğunu bildirmek” anlamına da gelebilir. Ancak bu cümlede kullanılan anlam, bir işaretin veya kanıtın bilgi vermesidir: doktorun müzik çalabilmesi onun çok zeki olduğunu düşündürür.
Alıştırma
“The bright red sky lets you know that a storm may be coming.” cümlesinde “lets you know that” ne anlama gelir?
- bir şeyi yapmana izin verir
- başka bir kişiye bir şeyi bildirmeni ister
- bir şeyin muhtemelen doğru olduğunu gösterir
Cevabı göster
bir şeyin muhtemelen doğru olduğunu gösterir
How do we go from breathing fluid inside the mother's womb Dilbilgisi
1:35Anne rahminde sıvı solumaktan
“go from breathing fluid inside the mother's womb to breathing air” ... durumundan ... durumuna geçişi anlatır
Burada go from A to B, bir yerden başka bir yere gitmeyi değil, iki durum arasındaki değişimi anlatır. Soru, bebeğin doğumdan önce sıvı soluma durumundan doğumdan sonra hava soluma durumuna nasıl geçtiğini sorar. A ve B paralel -ing öbekleridir: breathing fluid inside the mother's womb ve breathing air. go from ... to ... kalıbı, başlangıç ve bitiş noktası belirgin olan bir süreci açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü kalıpla tamamlayın: Over the year, Lena went ____ practicing short speeches ____ giving a full presentation.
Cevabı göster
from · to
As the baby's coming out and gets squeezed as it's coming through the birth canal, Notlar
1:42Bebek çıkarken ve doğum kanalından geçerken sıkıştıkça,
gets squeezed ifadesindeki get edilgeni
gets squeezed ifadesinde gets + geçmiş zaman ortacı squeezed, get ile edilgen yapıyı oluşturur. Eylemden etkilenen bebektir: doğum kanalından geçerken oluşan basınç bebeği sıkıştırır. Burada get, “almak” veya “elde etmek” anlamına gelmez. Get edilgeni, sıkıştırılmayı süreç sırasında gerçekleşen bir olay olarak sunar ve çoğu zaman be + geçmiş zaman ortacından daha hareketli ve konuşma diline yakın gelir. Özne + get/gets/got + fiilin üçüncü hâli yapısında eyleme maruz kalan özneyi bulun.
Alıştırma
Hangi cümlede get + geçmiş zaman ortacı edilgen olarak kullanılmış ve öznenin başına bir şey geldiği anlatılmıştır?
- The package got damaged during shipping.
- The package got heavy after I added the books.
- The package got a new label at the post office.
Cevabı göster
The package got damaged during shipping.
Anatomik bir terim olarak birth canal
Birth canal tıpta kullanılan birleşik bir isimdir. Birth, hangi canal türünün kastedildiğini belirtir: bebeğin vajinal doğum sırasında geçtiği anatomik yol. Bu cümlede coming through the birth canal, sıkışmanın nerede olduğunu açıklar. Burada canal, tekneler için kullanılan bir su yolu anlamına gelmez. Sağlıkla ilgili açıklamalarda birth ve canal sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine birth canal ifadesini tek bir sabit terim olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi açıklama birth canal ifadesine en uygundur?
- Bebeğin hamilelik sırasında geliştiği organ
- Bir hastanenin yakınında tekneler için yapılmış su yolu
- Bebeğin vajinal doğum sırasında geçtiği yol
Cevabı göster
Bebeğin vajinal doğum sırasında geçtiği yol
which is the urine from the baby and the poop from the baby,
1:47ki bu bebeğin idrarı ve kakasıdır,
I mean: ayrıntıları genel bir özetle yeniden ifade etmek
I mean, konuşanın az önce söylediği şeyi yeniden düzenlemek için kullanılan konuşma diline ait bir söylem ifadesidir. Burada önceki somut örnekleri all the bad stuff şeklindeki daha geniş bir kategori altında toplar. Mean kelimesinin sözlük anlamını açıklamıyor. Konuşma sırasında yapılan bir açıklamayı veya yeniden ifade etmeyi gösterir; bu yüzden yeni ifadeyi önceki ayrıntılarla ilişkilendirmek gerekir.
Alıştırma
Konuşanın önceki ayrıntıları daha geniş bir özete dönüştürdüğünü en iyi hangi ifade gösterir?
- I promise
- I mean
- I agree
- I wonder
Cevabı göster
I mean
that stuff comes out and that baby takes that very first gasp, Kalıp ifadeler
1:54o şeyler dışarı çıkar ve bebek o ilk nefesi alır,
once they get squeezed: sonrakini tetikleyen koşul
Once + bir cümlecik, o olay gerçekleştiğinde veya gerçekleştikten sonra anlamına gelir ve cümlecikteki olayın önce olduğunu gösterir. once they get squeezed ifadesinde sıkıştırılmaları, önce gerçekleşmesi gereken koşuldur. Ana cümle daha sonra beklenen sonucu verir: o şey çıkar ve bebek ilk nefesini alır. Buradaki once, tetikleyiciden sonuca giden sırayı vurgular; bu bağlamda one time, yani bir kez, anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede as soon as anlamına gelen bağlacı seç: ____ the backup finishes, the computer will restart.
- Unless
- Once
- Although
- Before
Cevabı göster
Once
ilk keskin nefesi almak
Bu cümlede takes ... gasp, “hızlı ve ani bir nefes çeker” anlamına gelir. Gasp, takes fiilinden sonra gelen bir isimdir; very first ise bunun bebeğin doğumdan sonra ilk kez hava alışını vurgular. Gasp, sıradan nefes almaya göre daha keskin ve anidir. İfade, devam eden solunum sürecine değil, fark edilir tek bir nefes alışına odaklanır.
Alıştırma
Cümlede “takes that very first gasp” ne anlama gelir?
- Bebek ilk kez nefesini tutar.
- Bebek aniden doğumdan sonraki ilk nefesini alır.
- Bebek sakin ve düzenli bir solunum dönemine başlar.
Cevabı göster
Bebek aniden doğumdan sonraki ilk nefesini alır.
The thing that the baby needs that triggers huge changes in the circulation of the baby. Kalıp ifadeler
1:59Bebeğin dolaşımında büyük değişiklikleri tetikleyen bebeğin ihtiyacı olan şey.
triggers huge changes: büyük değişiklikleri tetikler
Burada triggers, “bir şeyin başlamasına neden olur” anlamında bir fiildir. Özne, süreci başlatan etkeni; huge changes ise sonucu belirtir. X triggers Y yapısı, bir nedenin bir tepkiyi veya olaylar zincirini nasıl başlattığını açıklamak için kullanışlıdır. Huge, changes sözcüğünü güçlendirir ve değişiklikleri çok büyük veya önemli olarak sunar. Bu nedenle cümle, yalnızca iki olayın birlikte gerçekleştiğini değil, bir neden-sonuç ilişkisini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede trigger, “önemli bir süreci veya etkiler zincirini başlatmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- The company studied huge changes in the housing market.
- The report described huge changes in the housing market.
- A small change in the law triggered huge changes in the housing market.
Cevabı göster
A small change in the law triggered huge changes in the housing market.
That's what allows everything to start working. Dilbilgisi
2:05İşte her şeyin çalışmaya başlamasını sağlayan şey budur.
allows everything to start working: her şeyin çalışmaya başlamasını sağlamak
Allow + nesne + to + fiilin yalın hâli, birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasını mümkün kılmak anlamına gelir. Bu cümlede That neden olan koşulu veya süreci, everything nesneyi, to start working ise mümkün hâle gelen eylemi gösterir. Buradaki everything, ilgili vücut sistemlerinin tümünü genel olarak ifade eder. Allow burada bir kişinin izin vermesini değil, nesnel bir nedeni anlatır.
Alıştırma
Bir koşulun bir eylemi mümkün kıldığını göstermek için allow + object + to + verb yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- That signal allows the system to start.
- That signal allows the system start.
- That signal lets the system to start.
- That signal allows to start the system.
Cevabı göster
That signal allows the system to start.
on its own: bağımsız hareket etmek
On its own, dışarıdan yardım veya kontrol olmadan anlamına gelir. “The baby's breathing on its own” cümlesinde bu ifade, bebeğin dış desteğe dayanmadan bağımsız biçimde nefes aldığını anlatır. Bu ifade eylemin nasıl gerçekleştiğini söyler, bebeğin nerede olduğunu değil. Bağımsız çalışan bir makineyi, hayvanı, kişiyi veya süreci de anlatabilir.
Alıştırma
“The baby's breathing on its own” cümlesinde on its own ne anlama gelir?
- Yalnızca bir odada tek başınayken
- Başka bir kişinin yardımıyla
- Kendi bedeninin üstünde
- Dışarıdan yardım olmadan
Cevabı göster
Dışarıdan yardım olmadan
So, there's actually like a switch that's flipped or something when the baby breathes for the first time? Deyimler
2:08Yani, bebek ilk defa nefes aldığında gerçekten çevrilen bir anahtar falan mı var?
a switch that's flipped ani değişim mecazı
Burada a switch that's flipped, bebek ilk nefesini aldığında hızla gerçekleşen değişimi mekanik bir düğmeye benzeten bir mecazdır. Gerçek bir düğme yoktur; konuşan kişi nefes almanın vücudun çalışma biçiminde neredeyse anlık bir değişimi tetikleyip tetiklemediğini sorar. Edilgen that's flipped ifadesi “yeni bir konuma getirilen” anlamındadır. Bir kişinin gerçekten bir şeyi çalıştırmasına değil, ani değişime odaklanır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: After the teacher gave one clear example, it was as if a switch had been flipped and the idea made sense. Düğme imgesi ne anlama geliyor?
- Anlayışta ani bir değişim tetiklendi.
- Birisi elektrikli bir cihazı açtı.
- Sınıf bozuk bir makineyi tamir etti.
Cevabı göster
Anlayışta ani bir değişim tetiklendi.
Sistem yollarını anlatan change the plumbing mecazı
Burada plumbing, kalbin birbirine bağlı geçitlerini ve kanın aktığı yolları anlatan gündelik bir mecazdır. Change the plumbing, su borusu kurmak veya onarmak değil, bu yolları yeniden düzenlemek anlamına gelir. Bu günlük imge, dolaşımdaki karmaşık bir değişimi gözde canlandırmayı kolaylaştırır: aynı sistem, akışı farklı yollara yönlendirmeye başlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik İngilizce mecazla tamamlayın: The update did not change what users saw, but it did ____ behind the scenes.
Cevabı göster
change the plumbing
Yaklaşık bir adlandırmayı yumuşatan ara söz if you will
Burada if you will, plumbing sözcüğü hakkında araya eklenen bir yorumdur. Dinleyiciden plumbing sözcüğünü, kanın kalpte nasıl yönlendirildiğine ilişkin kullanışlı ama yaklaşık bir benzetme olarak geçici biçimde kabul etmesini ister; gerçek bir koşul veya rica değildir. Konuşmacılar bu ifadeyi yaratıcı, gündelik ya da tam anlamıyla gerçek olmayan bir adlandırmadan sonra kullanarak sözcük seçimlerini daha az kesin gösterir.
Alıştırma
“This dashboard is the control center, if you will, for the whole project.” cümlesinde if you will neyi belirtir?
- Gösterge panelinin yalnızca dinleyici kabul ederse çalıştığı anlamına gelir.
- Gösterge panelini açmak için dinleyiciden izin ister.
- control center ifadesini gösterge paneli için yaklaşık bir benzetme olarak sunar.
Cevabı göster
control center ifadesini gösterge paneli için yaklaşık bir benzetme olarak sunar.
There's something called the foramen ovale, Notlar
2:24Foramen ovale (oval delik) adı verilen bir şey var,
something called + ad ile bir terimi tanıtmak
Something called + ad yapısı, bir şeyi tanıtırken hemen onun adını veya kullanılan terimi verir. something called the foramen ovale ifadesinde called, “olarak bilinen” ya da “denen” anlamına gelir; “telefonla aranmış” anlamına gelmez. Önce something kullanılması, dinleyicinin o şeyi henüz bilmiyor olabileceğini gösterir. Ardından konuşmacı, yeni adını verdiği şeyin ne olduğunu veya ne işe yaradığını açıklayabilir.
Alıştırma
Cümleyi something called + ad yapısıyla tamamlayın: The museum uses ____ augmented reality to bring old exhibits to life.
Cevabı göster
something called
which is just a big flap that sits between the right and left atrium.
2:26sağ ve sol kulakçık arasında bulunan büyük bir kapakçıktır.
foramen ovale: fetüsün kulakçıkları arasındaki açıklık
Foramen ovale, fetüsün kalbindeki sağ ve sol kulakçık arasında bulunan bir açıklıktır. Kanın esas olarak sağ kulakçıktan sol kulakçığa doğrudan geçmesini sağlar; böylece doğumdan önce kanın büyük bir kısmı akciğerlere uğramadan dolaşabilir. Cümledeki "big flap" ifadesi basit bir benzetmedir, kesin bir tanım değildir: bu açıklığın kapakçık benzeri bir parçası vardır. Doğumdan sonra basınç değişiklikleri normalde bu parçayı bastırarak açıklığı kapatır; açık kalırsa buna patent foramen ovale denir.
Alıştırma
Bu cümledeki foramen ovale ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Akciğerlere hava taşıyan bir kan damarı
- Fetüsün kalbindeki sağ ve sol kulakçık arasında bulunan bir açıklık
- Sol kulakçık ile sol karıncık arasında bulunan bir kapakçık
Cevabı göster
Fetüsün kalbindeki sağ ve sol kulakçık arasında bulunan bir açıklık
It closes once that baby gets that first little bit of oxygen,
2:29Bebek o ilk küçük oksijeni aldığında kapanır,
and that's why that first cry is so special because that's actually the moment where the baby's autonomous. Dilbilgisi
2:37işte bu yüzden o ilk ağlama çok özeldir çünkü bu aslında bebeğin otonom olduğu andır.
that's why ... because ...: açık bir neden-sonuç yapısı seçmek
Bu konuşma cümlesinde that's why sonucu tanıtır: ilk ağlama özeldir. Ardından because nedeni tanıtır: o an, bebeğin kendi başına nefes almaya başlamasını gösterir. Bir kişi konuşurken sonradan açıklama eklediğinde aynı neden-sonuç bağlantısı için that's why ve because ifadelerini birlikte kullanabilir; ancak özenli yazıda bu gereksiz bir tekrardır. Tek ve açık bir yapı seçin: Neden. That's why + sonuç. Ya da: Sonuç + because + neden.
Alıştırma
Özenli bir yazıda neden-sonuç ilişkisini en açık biçimde ifade eden düzeltme hangisidir?
- That's why the first cry is special because it shows that the baby has begun breathing independently.
- Because the first cry is special, that's why the baby has begun breathing independently.
- The first cry is special because it shows that the baby has begun breathing independently.
Cevabı göster
The first cry is special because it shows that the baby has begun breathing independently.
it goes from breathing its own poop to breathing real oxygen,
2:44kendi kakasını solumaktan gerçek oksijeni solumaya geçiyor,
Anytime. Glad to do it. ile teşekküre sıcak bir karşılık verme
Buradaki "Anytime", teşekküre verilen samimi bir yanıttır. “Yine yardıma ihtiyacın olduğunda bana her zaman sorabilirsin” anlamına gelir; “herhangi bir saat seçelim” demek değildir. "Glad to do it", "I'm glad to do it" ifadesinin kısaltılmış hâlidir. İki cümle birlikte, konuşanın yardım etmekten memnun olduğunu ve tekrar seve seve yardım edeceğini anlatır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız küçük bir işi bitirmesine yardım ettiğiniz için size teşekkür ediyor. Hangi yanıt, yardım etmekten memnun olduğunuzu ve yine yardım edeceğinizi sıcak bir şekilde anlatır?
- I'm glad you did it.
- Any time works for me.
- Anytime. Glad to do it.
Cevabı göster
Anytime. Glad to do it.
He's alive and well and his lungs are working and he's breathing air. Kalıp ifadeler
3:00Hayatta ve iyi, akciğerleri çalışıyor ve havayı soluyor.
alive and well: hayatta ve iyi durumda
"Alive and well", birinin yalnızca hayatta olmadığını, aynı zamanda sağlıklı veya iyi durumda olduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede "well", onun durumunu açıklayan bir sıfattır. “Becerikli bir şekilde” anlamına gelmez. Önceden endişelenmek için bir neden olduğunda bu ifade ek bir rahatlama sağlar.
Alıştırma
Kayıp yürüyüşçünün hayatta kaldığını ve iyi durumda olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After two cold nights in the mountains, the hiker was found ____.
Cevabı göster
alive and well
Uh one thing that happened right when he came out is this right here.
3:04Uh, o çıkar çıkmaz olan bir şey hemen burada.
I could hear that... I could hear that change when he went from fluid to air.
3:10onu duyabildim... sıvıdan havaya geçtiğindeki o değişimi duyabildim.
The nurse brought him over here and she stuck this tube down his throat Notlar
3:14Hemşire onu buraya getirdi ve bu hortumu boğazına soktu
bring someone over here: birini buraya getirmek
Bring someone over here, birini konuşanın bulunduğu yere veya konuşanın gösterdiği yakındaki bir noktaya getirmek demektir. Burada brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir; him ise getirilen kişidir. Over, günlük konuşmada oradan bu noktaya doğru hareket etme hissi katar. Mutlaka bir engelin üzerinden geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Kostüm masasının yanında duruyorsunuz ve Leo'nun yanınıza gelmesini istiyorsunuz. Hangi rica bu bakış açısına uygundur?
- Please leave Leo there so I can check his costume.
- Please bring Leo over here so I can check his costume.
- Please take Leo over there so I can check his costume.
Cevabı göster
Please bring Leo over here so I can check his costume.
stick a tube down someone's throat: birinin boğazından aşağı tüp sokmak
Burada stuck, “itti veya soktu” anlamındadır ve stick fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Kalıp stick + nesne + down + vücuttaki geçit şeklindedir: this tube nesnedir, down his throat ise tüpün ilerlediği yönü gösterir. Nesne gerçek bir tüp ve eylem tıbbi olduğu için ifade burada gerçek anlamlıdır. Birine bir fikri zorla kabul ettirmekten söz etmez.
Alıştırma
"The doctor stuck a small camera down my throat during the exam," cümlesindeki hedef yapı ne anlama gelir?
- Doktor kamerayı boynumun yanında tuttu.
- Doktor bana bir fikri zorla kabul ettirdi.
- Doktor kamerayı fiziksel olarak boğazıma soktu.
Cevabı göster
Doktor kamerayı fiziksel olarak boğazıma soktu.
Amniyotik sıvı
Amniotic fluid, amniyotik kese içindeki gelişmekte olan bebeği çevreleyen ve koruyan sıvıdır. Amniotic sıfatı, bebeği çevreleyen amniyon zarıyla ilgili demektir. Bu cümlede ifade, doğumdan sonra bebeğin boğazından çıkarılan belirli sıvıyı adlandırır. Herhangi bir sıvı için kullanılan genel bir ad değil, tıbbi bir terimdir.
Alıştırma
İngilizce cümledeki boşluğu bu sıvının tıbbi adıyla doldurun: During the ultrasound, the doctor measured the level of ____.
Cevabı göster
amniotic fluid
This little guy started telling us what he thought about everything. Deyimler
3:21Bu küçük adam bize her şey hakkında ne düşündüğünü söylemeye başladı.
“telling us what he thought about everything”: mizahi bir kişileştirme
tell someone what someone thinks about something yapısı, bir kişinin bir konu hakkındaki görüşünü veya yargısını aktarmak anlamına gelir. Burada “telling us what he thought about everything” gerçek anlamda konuşmayı anlatmaz: anlatıcı, bebeğin ağlamasını mizahi bir şekilde, sanki bütün dünya hakkında peş peşe fikirler belirtiyormuş gibi sunar. Bu kişileştirme, bebeğin tepkisini güçlü ve ifade dolu gösterir. İfade, bebeğin duygularını çok açık biçimde ortaya koyduğunu anlatır; bebeğin gerçekten her konu hakkında konuşabildiğini değil.
Alıştırma
“This little guy started telling us what he thought about everything,” cümlesinde bu ifade neyi ima ediyor?
- Hemşirenin talimatlarını sessizce dinliyordu.
- Her şey hakkında fikri varmış gibi ağlıyor veya tepki veriyordu.
- Birçok konu hakkında açık ve sözlü bir rapor veriyordu.
Cevabı göster
Her şey hakkında fikri varmış gibi ağlıyor veya tepki veriyordu.
Coşkulu onay bildiren That's what I'm talking about
Bu sahnede “That's what I'm talking about”, “Evet, tam istediğim sonuç bu” demenin heyecanlı bir yoludur. Güçlü bir beğeni veya memnuniyet ifade eder; bir konuşma konusu başlatmaz ya da o konuyu sürdürmez. Başka bağlamlarda aynı sözler daha önce sözü edilen bir konuyu gerçekten gösterebilir. İfadenin coşkulu bir onay mı yoksa “kastettiğim şey bu” anlamı mı taşıdığını ses tonu ve durum belirler.
Alıştırma
Arkadaşınız sonunda zor bir kaykay hareketini başarıyor. Hangi yanıt coşkulu bir onayı en açık biçimde gösterir?
- What are you talking about?
- That's what I'm talking about!
- That's what I was talking about yesterday.
Cevabı göster
That's what I'm talking about!
It's an ultrasound from 5 months ago when he was still in the womb.
3:36Bu 5 ay önce o hala anne rahmindeyken çekilmiş bir ultrason.
If you look close, you can see all four chambers of the heart. Kelime
3:40Yakından bakarsanız, kalbin dört odacığını da görebilirsiniz.
“Dikkatle bakmak” anlamında gündelik look close kullanımı
Burada look close, “dikkatle bakmak” veya “gördüğün şeye iyice dikkat etmek” anlamına gelir. Close, -ly eki taşımamasına rağmen nasıl bakılması gerektiğini belirtir; “yakında görünmek” anlamında değildir. Gündelik Amerikan İngilizcesinde close bu kalıpta zarf gibi kullanılabilir. Look closely aynı anlamı verir ve özenli ya da resmî yazılarda daha güvenli standart seçimdir.
Alıştırma
Hangi cümle “If you look closely, you can see the tiny initials” cümlesinin gündelik konuşma biçimidir?
- If you look close, you can see the tiny initials.
- If you close your eyes, you can see the tiny initials.
- If you stay close, you can see the tiny initials.
Cevabı göster
If you look close, you can see the tiny initials.
If you look even closer, you can see that little thing that Dr. Schuster was talking about. Dilbilgisi
3:44Daha da yakından bakarsanız, Dr. Schuster'ın bahsettiği o küçük şeyi görebilirsiniz.
even + karşılaştırma biçimi: even closer
Even, closer karşılaştırma biçimini güçlendirir. Önceki yönergede zaten dikkatle bakılması istenmiştir; bu yüzden look even closer, bir şeyi öncekinden daha dikkatli incelemek demektir. Yüzünü fiziksel olarak daha fazla yaklaştırman gerektiği anlamına gelmez. Even smaller, even faster veya even more carefully örneklerinde olduğu gibi even, karşılaştırma biçiminden önce kullanılarak mevcut bir karşılaştırmanın ötesinde bir adım daha ileri gidildiğini gösterir.
Alıştırma
Zaten dikkatle baktıktan sonra bir adım daha ileri gitmeyi gösteren ifadeyi seç: The first image is clear, but look ______ to read the tiny label.
- very closer
- even closer
- even close
Cevabı göster
even closer
so I had to get my wife to put it on engineering paper Dilbilgisi
3:50bu yüzden eşimden bunu mühendislik kağıdına çizmesini istedim
get + kişi + to do: get my wife to put it on engineering paper
Get + kişi + to-infinitive yapısında get; isteme, ikna etme veya gerekli düzenlemeleri yapma yoluyla birinin harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir. Burada konuşmacı, eşinin bilgiyi mühendislik kâğıdına aktarmasını sağlamıştır. Yapı get + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: get my wife to put. Geçmiş zamanda get, got olur; örneğin I got my brother to help.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin geçmiş zaman biçimi ve help öncesinde gereken sözcükle tamamla: After I explained the problem, I ____ my brother ____ help me repair the shelf.
Cevabı göster
got · to
Geçmişteki bir amacı anlatan “so I could”
Burada so I could, önceki eylemin amacını belirtir: konuşmacının eşi açıklamayı mühendislik kâğıdına aktardı; amaç, konuşmacının bunu anlayabilmesini sağlamaktı. So burada yalnızca bir sonucu bildirmez, “Hangi amaçla?” sorusuna cevap verir. could yardımcı fiili geçmiş zamanda anlatılan olayla uyumludur. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: geçmişteki eylem + so + özne + could + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Hangi cümlede so I could geçmişteki bir eylemin amacını ifade eder?
- I turned on the lamp because I could read the note.
- I could read the note, so I turned on the lamp.
- I turned on the lamp so I could read the note.
Cevabı göster
I turned on the lamp so I could read the note.
So, in your heart, you have four chambers and the blood as it exits the lungs,
3:53Yani kalbinizde dört odacık var ve kan akciğerlerden çıkarken,
it goes through the heart and it comes back to your body.
3:58kalpten geçer ve vücudunuza geri döner.
it goes back through the heart and then goes back to the lungs.
4:02kalpten geri döner ve sonra tekrar akciğerlere gider.
But here's the deal with the heart before the baby comes out of the womb. Anlatım akışı
4:07Ama bebek rahimden çıkmadan önce kalpteki durum budur.
Konuşmada odağı yeniden kuran “here's the deal with”
Here’s the deal with ... konuşmada kullanılan gündelik bir yönlendirme ifadesidir. Dinleyicilere “Şimdi bu konuyla ilgili önemli ve pratik gerçekleri açıklayacağım” mesajını verir. Burada odağı genel kan dolaşımından kalbin doğumdan önceki özel çalışma biçimine kaydırır. Bu ifadede deal, ticari bir anlaşma anlamına gelmez. İfade, dikkati yeniden konuya yönelterek ve sonraki açıklamaya hazırlayarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı şu cümlede here's the deal with ifadesiyle ne yapıyor? “We've discussed the old plan; now here's the deal with the new schedule.”
- Yeni programın temel özelliklerini açıklamak için dikkati yeniden toplamak
- Yeni programı satın almayı veya satmayı teklif etmek
- Yeni programın zaten tamamen açıklandığını söylemek
Cevabı göster
Yeni programın temel özelliklerini açıklamak için dikkati yeniden toplamak
You have something here called the foramen ovale,
4:11Burada foramen ovale adı verilen bir şey var,
and then you have here something called the ductus arteriosus. Kelime
4:13ve sonra burada duktus arteriozus denen bir şey var.
Fetal damar ductus arteriosus
Ductus arteriosus, pulmoner arteri aorta bağlayan geçici bir fetal kan damarıdır. Doğumdan önce akciğerler henüz solunum işini yapmadığı için kanın büyük bir bölümünün akciğerleri atlamasını sağlar. Doğumdan sonra akciğerler çalışmaya başladığında normalde kapanır. Bu cümlede terim, fetal dolaşımı düzenleyen özel yollardan birini adlandırır.
Alıştırma
Doğumdan önce ductus arteriosus yapısını en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Kanın akciğerleri atlayabilmesi için pulmoner arteri aorta bağlayan fetal bir damar.
- Yeni doğmuş bir bebeğin akciğerlerine hava taşıyan bir bağ.
- Fetal kalbin üstteki iki odacığı arasındaki bir açıklık.
Cevabı göster
Kanın akciğerleri atlayabilmesi için pulmoner arteri aorta bağlayan fetal bir damar.
Hold on: kısa bir bekleme isteği
Burada Hold on, “kısa bir süre bekle” anlamına gelir. Konuşan kişi etkileşimi duraklatır ve devam etmeden önce biraz zaman ister; bir şeyi tutma talimatı vermez. Bu ifade, yanıt vermek, bir şeyi kontrol etmek veya araya giren bir durumla ilgilenmek için biraz zamana ihtiyaç duyduğunuzda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza cevap vermeden önce mesajı kontrol etmek için birkaç saniyeye ihtiyacınız var. Söylenebilecek en doğal ifade hangisidir?
- Hold on a second.
- Go ahead.
- Take your time.
Cevabı göster
Hold on a second.
So, what's going on here is before birth, Anlatım akışı
4:18Yani, burada olan biten şu ki, doğumdan önce,
the foramen ovale and the ductus arteriosus divert blood from the lungs. Kelime
4:21foramen ovale ve duktus arteriozus kanı akciğerlerden uzağa saptırır.
Açıklamaya giriş için “what's going on here is”
“What's going on here is ...”, mevcut durumu açıklanması gereken bir şey olarak çerçeveleyen sözlü bir işaret ifadesidir. Burada kaygılı bir soru değildir; dinleyiciye açıklamanın sırada olduğunu bildirir. is'ten sonraki sözler ana açıklamayı verir. Ardından çoğunlukla that'li bir yan cümle gelir, ancak günlük konuşmada bu cümlede olduğu gibi that atılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan giriş kalıbıyla sözlü açıklamayı tamamlayın: “So, ____ that the blue light means the battery is low.”
Cevabı göster
what's going on here is
“divert blood from the lungs”: kanı akciğerlerden uzağa yönlendirmek
“divert blood from the lungs” ifadesinde divert, kanın başka bir yol izlemesini sağlayarak onu akciğerlerden uzaklaştırmak ve büyük ölçüde akciğerleri atlatmak demektir. Akciğerler, kanın geldiği yer değil, kaçınılan yerdir. Yeniden kullanılabilir yapı divert + nesne + from + yer veya güzergâh biçimindedir. Yeni hedef önemliyse to ile eklenebilir.
Alıştırma
Cümleyi divert ve uzaklaşma bildiren edatla tamamlayın: “During the parade, police will ____ traffic ____ the city center.”
Cevabı göster
divert · from
So, what that means is only about 7% of the blood flow goes to the lungs. Anlatım akışı
4:26Bunun anlamı, kan akışının sadece %7'sinin akciğerlere gitmesidir.
what that means is: açıklamadan sonuca
what that means is ifadesi, az önce açıklanan mekanizmaya gönderme yapar. Dinleyiciye, konuşmacının şimdi bunun pratik sonucunu vereceğini gösterir: kan akışının yalnızca yaklaşık %7'si akciğerlere ulaşır. Bu kalıp, bilgiyi düzenleyen bir yönlendirme işaretidir. What that means is + yan cümle yapısını kullanarak bir olguyu, süreci veya teknik açıklamayı daha açık bir sonuca ya da çıkarıma dönüştürebilirsiniz. Buradaki that önceki mekanizmayı gösterir; yeni bir konu başlatmaz.
Alıştırma
Bir konuşmacı teknik bir mekanizmayı açıkladıktan sonra bunun pratik sonucunu veriyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle gösterir?
- By the way, the battery was designed in Japan.
- What that means is that the backup battery will last only two hours.
- What I mean is that I prefer the blue battery.
Cevabı göster
What that means is that the backup battery will last only two hours.
They're not inflated because the foramen ovale and the ductus arteriosus,
4:37Şişkin değillerdir çünkü foramen ovale ve duktus arteriozus,
the foramen ovale closes in about an hour and the ductus arteriosus goes away and becomes a ligament after about 5 days. Kelime
4:46foramen ovale yaklaşık bir saat içinde kapanır ve duktus arteriozus yok olur ve yaklaşık 5 gün sonra bir bağa dönüşür.
goes away and becomes a ligament: kaybolma ile dönüşüm arasındaki fark
Bu cümlede goes away, duktus arteriozusun başka bir yere gittiği anlamına gelmez. Açık damar geçidinin özgün biçimiyle var olmayı bıraktığı ve artık aynı işlevi yerine getirmediği anlamına gelir. and becomes a ligament sözleri daha kesin sonucu verir: yapı kapanır ve bağ dokusuna dönüşecek şekilde yeniden biçimlenir. Halka yönelik bilimsel açıklamalarda go away; bir şeyin kaybolduğunu, düzeldiğini ya da önceki biçimini veya etkisini yitirdiğini anlatmanın sade ve kolay anlaşılır bir yolu olabilir. Ardından gelen sözler fiziksel olarak ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Özgün cümlede goes away and becomes a ligament ne anlama gelir?
- Duktus arteriozus açık bir kan damarı olmaktan çıkar ve bir bağa dönüşecek şekilde yeniden biçimlenir.
- Duktus arteriozus başka bir yere gider ve daha sonra bir bağa dokunur.
- Duktus arteriozus tamamen yok olur ve geride dönüşmüş hiçbir doku bırakmaz.
Cevabı göster
Duktus arteriozus açık bir kan damarı olmaktan çıkar ve bir bağa dönüşecek şekilde yeniden biçimlenir.
You can see that the blood flow goes back to 100% for the lungs.
4:54Kan akışının akciğerler için %100'e geri döndüğünü görebilirsiniz.
So, I started messing around with their stuff. Öbek fiiller
5:13Ben de onların eşyalarıyla oynamaya başladım.
mess around with their stuff: eşyalarını gelişigüzel kurcalamak
Bu cümlede messing around with their stuff, ekipmanı gelişigüzel denemek veya kurcalamak anlamına gelir. Vurgu, resmi bir plan olmadan keşfetmektedir; mutlaka bir şeye zarar vermek veya ortalığı dağıtmak anlamına gelmez. Kalıp mess around with + şey biçimindedir. Bağlama göre eylemin ciddi olmadığını veya açıkça izin verilmeden yapıldığını da düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “gelişigüzel denemek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: “We were ____ the new tablet's settings to see what they did.”
Cevabı göster
messing around with
active tracking: hedefi otomatik olarak takip etme
Bu cümlede active tracking, bir hedefin değişen konumunu algılayan ve ışık ya da kamera gibi ekipmanları hedefi izleyecek şekilde ayarlayan bir sistem özelliğinin adıdır. Active, enerjik bir kişiyi değil, sistemin çalışma biçimini anlatır. Yapı sıfat + isim biçimindedir. Burada active, takip sisteminin sabit kalmak yerine hedef hareket ettikçe tepki verdiğini gösterir.
Alıştırma
“The camera uses active tracking to keep the cyclist in the center,” cümlesinde active tracking ne anlama gelir?
- Kamera sabit kalır ve harekete tepki vermez.
- Kamera bisikletliyi otomatik olarak algılar ve takip eder.
- Bisikletli kamerayı tutarken hızlı hareket eder.
Cevabı göster
Kamera bisikletliyi otomatik olarak algılar ve takip eder.
Not anymore: değişmiş bir durum
“Not anymore”, yanıtın daha önce evetken şimdi hayır olduğu anlamına gelir. Burada kişi uyuyordu, ancak artık uyanmıştır. Kısa bir yanıt olarak “I’m not asleep anymore.” gibi tam bir cümlenin yerini alır. Önceki bir durum, alışkanlık veya koşul sona erdiğinde kullanılır.
Alıştırma
Önceki durumun sona erdiğini gösteren ve Not ile başlayan iki kelimelik ifadeyle yanıtı tamamlayın: “Are you still afraid of the dark?” “____. I’m fine now.”
Cevabı göster
Not anymore
Bear with me: kısa süre sabır istemek
“Bear with me”, “kısa bir süre bana karşı sabırlı ol” anlamına gelen bir deyimdir. Konuşan kişi bir işi bitirirken, düzeltirken veya açıklarken dinleyiciden beklemesini ya da iş birliği yapmasını ister. Burada bear, hayvan olan “ayı” değil, “tahammül etmek” veya “katlanmak” anlamındaki fiildir. With me, dinleyicinin geçici gecikmesini veya eylemini kabul etmesi istenen kişinin konuşan kişi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Sabır isteyen ve bear ile başlayan üç sözcüklük kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ while I check the schedule.
Cevabı göster
bear with me
blinking away: devam eden eylemi gösteren away
start blinking away ifadesindeki away, bir yerden uzaklaşma anlamına gelmez. Blinking eylemini devam eden veya tekrarlanan bir etkinlik olarak sunar; bu nedenle blinking away burada “yanıp sönmeye devam etmek” demektir. Bu kullanım chat away, work away ve tap away örneklerinde olduğu gibi etkinlik bildiren fiillerden sonra da görülebilir. Fiil etkinliğin ne olduğunu belirtir, away ise etkinliğin sürdüğü anlamını ekler. Burada blink nesne almadığı için devam eden etkinlik yorumu öne çıkar.
Alıştırma
“The tiny cursor blinked away on the screen while I waited,” cümlesinde away neyi ifade etmeye yardımcı olur?
- Yanıp sönme devam etti veya tekrarlandı.
- Yanıp sönme başka bir nesnenin kaybolmasını sağladı.
- İmleç ekrandan daha uzağa gitti.
Cevabı göster
Yanıp sönme devam etti veya tekrarlandı.