Nezarethane vs Hapishane - ASIL Fark Nedir?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.209 kelime 196 kel/dk

Video özeti: Video, ABD’de jail ile prison farkını yönetim, tutulan kişiler, ceza süresi ve güvenlik düzeyine göre açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “did the crime” / “do the time.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: suç ile cezayı bağlayan kafiyeli kalıbı fark edin; do time “zaman yapmak” değil, hapis cezası çekmektir. 2. “state laws,” / “federal laws.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: eyalet ve federal yargı yetkisini ilgili cezaevi sistemleriyle bağdaştırın; bunları yalnızca yer adı sanmayın. 3. “but typically hazardous to your health.” — Konuşma edimbilimi ve tutum: şiddet tehdidini tarafsız sağlık uyarısı gibi soğuk biçimde ima eden kara mizahı yakalayın.

Bu derste

You did the crime and now you're going to do the time. Deyimler

0:00

Suçu işlediniz ve şimdi cezasını çekeceksiniz.

Deyimler

did the crime ... do the time: suç ve cezayı bağlayan kafiye

Cümle, eylem ile sonucunu eşleştirir: “did the crime” suçun zaten işlendiğini, “going to do the time” ise beklenen cezanın hapis olduğunu belirtir. Buradaki “do time”, kelimesi kelimesine “zaman yapmak” değil, “hapis yatmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu ifade, “If you do the crime, you do the time.” sözünü hatırlatır. Bu kalıplaşmış ve kafiyeli biçimde “the time”, “the crime” ile eşleşir. Bu sözün dışında İngilizcede çoğunlukla “the” kullanılmaz: “He did time in prison.”

Alıştırma

Suç ve ceza hakkındaki kalıplaşmış sözü deyimle tamamlayın: If you do the crime, you ____.

Cevabı göster

do the time

You're shipping up to the big house, Kelime

0:02

Büyük eve yollanıyorsunuz,

to the clink,

0:04

kodese,

to lockup city.

0:05

parmaklıklar ardına.

Kelime

tutulma yerleri için big house, clink ve lockup adları

Bu cümlede “the big house”, “the clink” ve “lockup”, hapse atılmayı anlatan gündelik adlar olarak art arda sıralanır. “to ... to ... to ...” tekrarları gidilecek yeri abartılı ve komik gösterir; amaç hukuken kesin bir ifade kullanmak değildir. Bu listeyi aynı kurumun üç resmî adı olarak değil, hapishaneyle ilgili bir argo grubu olarak anlayın. Tutulmanın türü veya süresi önemli olduğunda seçilen sözcük anlamı etkiler.

Alıştırma

Vurgulanan sözcüklerden hangisi, bir kişinin tutuklandıktan sonra geçici olarak tutulduğu güvenli bir yeri özellikle ifade edebilir?

  1. the clink
  2. the big house
  3. lockup
Cevabı göster

lockup

But you could actually end up in two completely separate places, Öbek fiiller

0:06

Fakat aslında tamamen farklı iki yere düşebilirsiniz,

Öbek fiiller

end up in: planlanmamış bir nihai sonuç

End up in, bir dizi olaydan sonra sonunda bir yere varmak veya kendini bir durumun içinde bulmak anlamına gelir. Genellikle sonucun başlangıçtaki plan olmadığını ya da tam olarak beklenmediğini düşündürür. Kalıp end up in + yer veya durum şeklindedir; end up in prison ve end up in trouble örneklerinde olduğu gibi. Burada planlı bir yolculuk değil, varılabilecek iki farklı nihai yer vurgulanır.

Alıştırma

Hedef öbek fiil end up ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: If you ignore the warning signs, you could ____ serious trouble.

Cevabı göster

end up in

both with different sets of rules.

0:09

ve ikisinin de kuralları farklıdır.

Today we're asking jail versus prison, Anlatım akışı

0:11

Bugün tutukevi (jail) ile hapishane (prison) karşılaştırması yapıyoruz,

what's the difference?

0:14

aralarındaki fark nedir?

Anlatım akışı

Karşılaştırma girişi olarak “jail versus prison, what's the difference?”

X versus Y, what's the difference? kalıbı önce karşılaştırılan iki şeyi adlandırır, ardından tam olarak sorulan soruyu belirtir. Böylece dinleyiciler konuyu hemen anlar ve açıklamanın kolayca karıştırılan iki fikri ayıracağını görür. Burada versus, mutlaka bir yarışma anlamına gelmez; “ile karşılaştırıldığında” demektir. X ve Y yerine ayırt etmek istediğiniz terimleri koyabilirsiniz.

Alıştırma

Versus ve ardından gelen soruyu kullanarak hedef karşılaştırma girişini tamamlayın: Remote work ____ office work, ____?

Cevabı göster

versus · what's the difference

First,

0:15

İlk olarak,

we'll start with the jail since if you were forced to choose, Dilbilgisi

0:15

tutukeviyle başlayacağız, çünkü eğer birini seçmek zorunda kalsaydınız,

this is definitely the one you want to get sent to.

0:18

kesinlikle buraya gönderilmeyi isterdiniz.

Dilbilgisi

If you were forced to choose: varsayımsal bir edilgen kalıp

“If you were forced to choose” hayalî bir durum kurar. Geçmiş biçim olan were burada gerçeklikten uzaklık yaratır; geçmişte birinin sizi zorladığını söylemez. Were forced edilgen yapıdadır: bir kişi veya koşullar, seçim yapmaktan başka gerçek bir seçenek bırakmaz. Bu kalıp özellikle istenmeyen iki seçeneği karşılaştırmadan önce kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki varsayımsal edilgen kalıpla tamamlayın: “____, would you take the steep path or the muddy path?”

Cevabı göster

If you were forced to choose

Typically,

0:20

Genellikle,

this is what's known as the clink with prison being known as the big house. Kalıp ifadeler

0:21

burası kodes olarak bilinirken, hapishane ise büyük ev olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

What's known as ... being known as: adları ve etiketleri belirtme

Be known as, birinin veya bir şeyin tanındığı adı, etiketi, lakabı ya da kimliği belirtir. Bu cümlede the clink ve the big house resmî olmayan adlardır. What’s known as, what is known as ifadesinin kısaltılmış biçimidir. This is what’s known as the clink içinde what ile başlayan yan cümlenin tamamı adı belirtir. With prison being known as the big house ise with + isim + being known as yapısıyla paralel bir arka plan bilgisi ekler.

Alıştırma

Hangi cümle “The Lantern” ifadesinin tiyatronun lakabı olduğunu söylüyor?

  1. The old theater is known for its bright lanterns.
  2. The old theater is known as the Lantern.
  3. The old theater is known by visitors who carry lanterns.
Cevabı göster

The old theater is known as the Lantern.

Jails are normally much smaller facilities that hold a smaller number of inmates than prisons,

0:25

Tutukevleri, hapishanelere kıyasla daha az sayıda mahkumu barındıran çok daha küçük tesislerdir,

which can have populations of several thousand.

0:29

hapishanelerin nüfusu ise birkaç bin kişiyi bulabilir.

They're typically run by local governments.

0:32

Genellikle yerel yönetimler tarafından yönetilirler.

Think city versus the state Anlatım akışı

0:34

Şehir ve eyalet arasındaki farkı düşünün,

Anlatım akışı

Think X versus Y: hızlı bir karşılaştırma çerçevesi

“Think X versus Y” ifadesinde think, “bu karşılaştırmayı hızlı bir zihinsel model olarak kullanın” anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyiciye daha çok düşünmesini emretmez. Bu kısa ve konuşma diline özgü kalıp, X ile Y'yi yararlı bir karşılaştırmanın iki tarafına yerleştirir. Burada city yerel şehir düzeyini, state ise daha geniş eyalet düzeyini temsil eder. Böylece dinleyici ayrıntıları duymadan önce açıklamanın çerçevesini kurabilir.

Alıştırma

Hızlı bir karşıtlık sunmak için karşılaştırma çerçevesini kullanın: “____ a neighborhood clinic ____ a regional hospital.”

Cevabı göster

Think · versus

and supervised by a county sheriff's department. Kültür

0:35

ve ilçe şerif departmanı tarafından denetlenirler.

Kültür

county sheriff's department: county düzeyindeki kolluk kurumu

County sheriff's department, ABD'de şerifin yönettiği county düzeyindeki bir kolluk kurumudur. Sheriff, county yönetimindeki bir makamı veya görevi belirtir; herhangi bir police officer için kullanılan başka bir sözcük değildir. Görevler yere göre değişir ancak çoğu zaman county hapishanesini işletmek, adliye güvenliğini sağlamak, mahkeme belgelerini tebliğ etmek ve şehir polisinin yetki alanı dışındaki bazı bölgelerde kolluk hizmeti vermek gibi işleri kapsar. Buradaki department, bir şirket bölümü değil, devlet kurumu anlamındadır.

Alıştırma

ABD'de bir şerifin yönettiği county düzeyindeki kolluk kurumunu hangi ifade adlandırır?

  1. county sheriff's department
  2. city police department
  3. company sales department
Cevabı göster

county sheriff's department

Their population is mostly made up of people who have been recently arrested for minor offenses or a misdemeanor, Öbek fiiller

0:38

Nüfuslarının büyük bir kısmı yakın zamanda hafif suçlar veya kabahatlerden tutuklanan kişilerden oluşur,

Öbek fiiller

be made up of: bir bütünü oluşturan unsurları anlatmak

be made up of yapısında özne bütünü, of sonrasındaki isim öbeği ise bu bütünü oluşturan kişi veya şeyleri belirtir. Bu cümlede their population bütündür; yakın zamanda tutuklanan kişiler de bu bütünün üyeleridir. Bir yapıyı açıklamak için bütün + be + made up of + parçalar veya üyeler kalıbını kullanın. Biçim edilgen görünse de burada kalıplaşmış bir anlam taşır; birinin bu topluluğu uydurduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

'consists of' anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The emergency kit is ____ basic medical supplies.

Cevabı göster

made up of

and their sentences are far shorter than in prison,

0:44

ve cezaları hapishanedekilere göre çok daha kısadır,

typically less than a year.

0:46

genellikle bir yıldan azdır.

Yet jails are themselves different from the temporary lockups,

0:48

Ancak tutukevleri de geçici nezarethanelerden farklıdır,

which are typically located inside police departments

0:51

bu nezarethaneler genellikle polis departmanlarının içinde yer alır

and hold individuals who can't post bail. Kültür

0:53

ve kefalet ödeyemeyen bireyleri tutarlar.

Kültür

post bail: yargılama öncesi serbest bırakılmak için teminat sağlamak

post bail ifadesinde post, mahkemenin istediği kefalet parasını veya başka bir teminatı sağlamak ya da yatırmak anlamına gelir. post bail yapabilen bir kişi yargılanmayı beklerken serbest bırakılabilir; bu ifade davanın bittiği veya kişinin suçsuz bulunduğu anlamına gelmez. Bu, post fiilinin hukuki kullanımıdır. Ödeme, teminat ve salıverilme kuralları yargı yetkisine göre değişir; dolayısıyla ifade her yerde aynı tek bir usulü değil, genel eylemi adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz hukuk ifadesiyle tamamlayın: After the judge set the amount, Lena managed to ____ and was released while awaiting trial.

Cevabı göster

post bail

Those arrested for public drunkenness

0:56

Halka açık yerde sarhoşluktan tutuklananlar

or individuals waiting to be processed into a jail.

0:57

veya bir tutukevine sevk edilmeyi bekleyen kişiler.

Jails can also serve to hold prisoners awaiting trial Kültür

1:00

Tutukevleri ayrıca yargılanmayı bekleyen mahkumları

Kültür

Awaiting trial: suçluluğa karar verilmeden önce yargılanmayı beklemek

Bu cümlede awaiting trial, davayı karara bağlayacak yargılama süreci beklenirken gözaltında veya tutuklu tutulmak anlamına gelir. Kişi hakkında suçlama yöneltilmiş olabilir, ancak bu ifade kişinin suçlu bulunduğunu söylemez. -ing öbeği prisoners sözcüğüyle belirtilen kişilerin mevcut hukuki durumunu açıklar. Mahkûmiyet sonrası cezayı değil, yargılama öncesi aşamayı belirtir.

Alıştırma

prisoners awaiting trial ifadesinin en doğru anlamı hangisidir?

  1. Suçluluk kararından sonra cezasını çeken kişiler
  2. Yargılama sırasında mahkeme salonunda çalışan kişiler
  3. Mahkeme suçluluk kararı vermeden önce tutuklu bulunan kişiler
Cevabı göster

Mahkeme suçluluk kararı vermeden önce tutuklu bulunan kişiler

or to hold a prisoner during a very long and extended trial.

1:03

veya çok uzun süren bir dava boyunca mahkumu tutmak için de hizmet verebilir.

While they typically only hold individuals guilty of misdemeanors,

1:06

Genellikle sadece hafif suçlardan suçlu bulunan kişileri tutsalar da,

if the sentence is for several misdemeanors are not served concurrently, Kelime

1:10

eğer birkaç hafif suçun cezası eşzamanlı olarak çekilmiyorsa,

then an individual could be held for far longer than the typical period of less than a year.

1:13

bir kişi tipik olarak bir yıldan kısa olan süreden çok daha uzun süre tutulabilir.

Kelime

Not served concurrently: çakışmadan infaz edilen cezalar

Hukuk dilinde farklı cezaların süreleri aynı anda ilerliyorsa sentences are served concurrently denir. Bu nedenle not served concurrently, ceza sürelerinin tamamen çakışmadığı ve genellikle biri diğerinin ardından çekildiği anlamına gelir; dolayısıyla tutukluluk süresi daha uzun olabilir. sentence(s) + be served + adverb edilgen kalıbı, bir cezanın nasıl infaz edildiğini açıklar. Burada sentence dil bilgisel bir cümle değil, mahkemenin verdiği ceza süresi anlamındadır.

Alıştırma

İki adet 12 aylık ceza not served concurrently şeklinde uygulanıyor. En güvenli yorum hangisidir?

  1. Kişi her iki suçlamadan da beraat etmiştir.
  2. İki ceza aynı anda ilerlemez, bu nedenle toplam tutukluluk süresi daha uzun olabilir.
  3. Her iki ceza da tam 12 ay sonra otomatik olarak sona erer.
Cevabı göster

İki ceza aynı anda ilerlemez, bu nedenle toplam tutukluluk süresi daha uzun olabilir.

However, jails often offer work release programs, Kültür

1:18

Ancak tutukevleri genellikle çalışma izni programları,

Kültür

Çalışmak için dışarı çıkış programları

Work release programs, şartları karşılayan gözetim altındaki kişilerin onaylı bir iş için ceza infaz kurumundan çıkıp daha sonra, çoğu zaman belirli bir programa göre, geri dönmelerine izin veren infaz düzenlemeleridir. Burada work release, kişinin çalışmaya devam etmesine ve topluma yeniden katılmasına yardımcı olan denetimli bir aşamayı adlandırır. Kişinin koşulsuz veya kalıcı olarak serbest bırakıldığı anlamına gelmez; uygunluk şartları ve kurallar yargı bölgesine ve kuruma göre değişir.

Alıştırma

Hangi açıklama bir work release program kavramına en uygundur?

  1. Kişinin cezasını hemen sona erdiren koşulsuz bir karar
  2. Uygun kişilerin onaylı bir iş için gözetim altından çıkıp daha sonra geri dönmesine izin veren denetimli bir düzenleme
  3. Kuralları ve geri dönüş şartı olmayan bir gözetim tatili
Cevabı göster

Uygun kişilerin onaylı bir iş için gözetim altından çıkıp daha sonra geri dönmesine izin veren denetimli bir düzenleme

boot camps, educational programs,

1:20

eğitim kampları, eğitim programları,

substance abuse support groups,

1:22

madde bağımlılığı destek grupları,

and vocational training programs.

1:24

ve mesleki eğitim programları sunar.

Prisons, however, are a vastly different world than jails.

1:26

Ancak hapishaneler (prisons) tutukevlerinden çok farklı bir dünyadır.

And this is where the most hardened criminals are sent to. Kelime

1:29

Ve burası en azılı suçluların gönderildiği yerdir.

Kelime

Hardened criminals: azılı suçlular

Hardened criminals ifadesinde hardened mecaz anlamdadır. Suça iyice alışmış, ıslah edilmeye dirençli veya tehlikeli olarak gösterilen suçluları anlatır; fiziksel olarak sert insanlar anlamına gelmez. Bu ifade güçlü bir olumsuz yargı taşır. Bu cümlede oraya gönderilen kişilerin betimlemesini güçlendirir, ancak kesin bir hukuk kategorisi değil, medya veya kurgu tarzı bir etikettir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: Hardened criminals ifadesi, her resmî mahkeme belgesine uygun, tarafsız ve kesin bir hukuk kategorisidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

You'll find no misdemeanors here,

1:32

Burada hafif suçluları göremezsiniz,

and instead prisons hold men who have been convicted of felonies. Kalıp ifadeler

1:34

bunun yerine hapishaneler ağır suçlardan (felony) hüküm giymiş adamları barındırır.

Kalıp ifadeler

Be convicted of felonies: ağır suçlardan hüküm giymek

be convicted of + suç biçimindeki edilgen hukuk kalıbında convicted, “bir mahkeme tarafından resmen suçlu bulunmak” demektir. Burada have been convicted, present perfect edilgen yapıdır; of ise suç kategorisi olan felonies sözcüğünü bağlar. Bu ifade yalnızca şüphe, tutuklanma veya suçlama değil, tamamlanmış bir suçluluk hükmü bildirir.

Alıştırma

Cümleyi convict fiilinin uygun biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: After the trial, the executive was ____ fraud.

Cevabı göster

convicted of

If you're wondering the difference between felonies and misdemeanors, Kültür

1:38

Ağır suçlar ve hafif suçlar (misdemeanor) arasındaki farkı merak ediyorsanız,

misdemeanors include offenses such as petty theft,

1:41

hafif suçlar; ufak hırsızlık,

prostitution, simple assault,

1:44

fuhuş, basit saldırı,

trespassing, vandalism, and reckless driving.

1:46

haneye tecavüz, vandalizm ve dikkatsiz araç kullanma gibi suçları içerir.

Felonies, on the other hand, Anlatım akışı

1:48

Ağır suçlar ise,

include crimes such as assault with a deadly weapon,

1:50

ölümcül bir silahla saldırı,

grand theft, rape, and murder.

1:52

büyük hırsızlık, tecavüz ve cinayet gibi suçları içerir.

Kültür

ABD hukukunda felonies ve misdemeanors

ABD hukuk İngilizcesinde felony ve misdemeanor, ceza gerektiren suçların iki genel düzeyini adlandırır. Felony genellikle daha ağır kategoridir; misdemeanor ise genellikle daha hafiftir. Kesin ayrım, örnekler ve cezalar federal hukuka veya eyalet hukukuna bağlıdır. Cümledeki liste ayrımı örnekler, ancak her yer ve her dava için geçerli evrensel bir kural değildir.

Alıştırma

Genel ABD hukuk kullanımında bu ikilideki daha ağır kategoriyi hangi terim adlandırır?

  1. felony
  2. misdemeanor
  3. İki terim her zaman aynı kategoriyi adlandırır.
Cevabı göster

felony

Anlatım akışı

Karşıtlığı düzenlemek için on the other hand kullanımı

on the other hand, konuşmacının daha önce kurulmuş bir karşılaştırmanın zıt tarafına geçtiğini belirtir. Burada konu kabahatlerden farklı bir kategori olan ağır suçlara geçer ve bu ikinci tarafa ait örnekler verilir. Genellikle on the one hand ifadesinden sonra gelir, ancak ilk taraf zaten belliyse tek başına da kullanılabilir. Bilgiyi düzenler; fiziksel anlamda “öteki el” demek değildir.

Alıştırma

Dersin dört kelimelik bağlayıcısıyla karşıtlığı tamamlayın: The apartment is small. ____, it is close to campus.

Cevabı göster

On the other hand

If you had to pick which of the two populations to spend a year or more with, Dilbilgisi

1:54

Bu iki gruptan hangisiyle bir yıl veya daha fazla zaman geçireceğinizi seçmek zorunda kalsaydınız,

we're pretty sure you'd want to go with the misdemeanor crowd. Öbek fiiller

1:58

büyük ihtimalle hafif suçlu grubunu tercih edeceğinizden oldukça eminiz.

Dilbilgisi

Varsayımsal zorunlu seçim için If you had to pick

If you had to pick, seçim yapmanın zorunlu olduğu hayalî bir durum kurar. had biçim olarak geçmiş zamanda olsa da burada geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz; geçmiş zaman biçimi durumu varsayımsal veya gerçeklikten daha uzak hâle getirir. Muhtemel bir tercih ya da sonuç, we'd want örneğindeki gibi çoğunlukla would ile ifade edilir. Başka durumlara aktarılabilecek soru kalıbı şudur: If you had to pick ..., which, what, or who would you choose?

Alıştırma

Dersin beş kelimelik başlangıcıyla varsayımsal zorunlu seçim sorusunu tamamlayın: ____ one book to take on the trip, which would you choose?

Cevabı göster

If you had to pick

Öbek fiiller

Go with ile bir seçenek seçmek

Bu cümlede go with, birkaç seçenek arasından birini “seçmek” ya da “tercih etmek” anlamındadır. Nesnesi olan the misdemeanor crowd, seçilen gruptur. Aynı öbek fiil “birisiyle birlikte gitmek” anlamına da gelebilir; bu yüzden anlamı yakın bağlam belirler. Seçenekler karşılaştırılıyorsa go with genellikle hareketi değil, bir kararı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede go with “seçmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. We compared the plans and decided to go with the cheaper one.
  2. This jacket will go with your shoes.
  3. I'll go with Nina to the station.
Cevabı göster

We compared the plans and decided to go with the cheaper one.

While jails are run by local governments,

2:01

Tutukevleri yerel yönetimler tarafından yönetilirken,

prisons are run by the state or even the federal government,

2:03

hapishaneler eyalet veya hatta federal hükümet tarafından yönetilir,

who has its own prison system apart from that of the state government-run prisons.

2:05

federal hükümetin eyalet yönetimindeki hapishanelerden ayrı olarak kendi hapishane sistemi vardır.

The difference between the two types of prisons is pretty obvious.

2:09

İki tür hapishane arasındaki fark oldukça açıktır.

State prisons hold individuals who break state laws, Kültür

2:12

Eyalet hapishaneleri eyalet yasalarını çiğneyen bireyleri tutar,

and federal prisons hold individuals guilty of breaking federal laws.

2:15

ve federal hapishaneler federal yasaları çiğnemekten suçlu bireyleri tutar.

Kültür

ABD’de state laws ve federal laws

Burada state laws, ABD’deki tek tek eyaletlerin yetkisi altında oluşturulan ve uygulanan yasaları; federal laws ise ABD federal hükûmetinden gelen ve federal yargı alanında uygulanan yasaları ifade eder. Cümle, her ihlal türünü farklı bir cezaevi sistemiyle ilişkilendirir; buradaki state “ülke” anlamına gelmez. Bu, basitleştirilmiş bir karşıtlıktır. Aynı davranış hem eyalet yasalarını hem de federal yasaları ihlal edebilir; ancak federal, ülkedeki her davanın otomatik olarak federal dava olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi yorum cümledeki karşıtlığı en iyi açıklar?

  1. Federal laws Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm ceza davalarını otomatik olarak kapsar.
  2. State laws yalnızca eyalet cezaevlerinin içinde, federal laws ise yalnızca federal cezaevlerinin içinde uygulanır.
  3. State laws ABD’deki tek tek eyaletlerden, federal laws ise ABD federal hükûmetinden gelir.
Cevabı göster

State laws ABD’deki tek tek eyaletlerden, federal laws ise ABD federal hükûmetinden gelir.

The difference between the two offenses can be a bit murky, though, Deyimler

2:18

Ancak bu iki suç arasındaki fark biraz belirsiz olabilir,

Deyimler

“a bit murky”: biraz belirsiz bir ayrım

Burada murky mecazi anlamda kullanılır. İki suç arasındaki fark tamamen açık veya tanımlanması kolay değildir; cümle karanlık suyu ya da yetersiz ışığı anlatmaz. A bit yargıyı yumuşatır. Farkın anlaşılmasının tamamen imkânsız olduğunu söylemeden bir miktar belirsizlik bulunduğunu belirtir. Aynı ifade net olmayan kuralları, sınırları, açıklamaları veya durumları anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte “a bit murky” ne anlama geliyor?

  1. Kelimenin gerçek ve fiziksel anlamıyla karanlık veya kirlidir.
  2. Anlaşılması tamamen imkânsızdır.
  3. Biraz belirsizdir.
Cevabı göster

Biraz belirsizdir.

and federal prisoners can range from individuals who rob banks because banks are insured by the federal government

2:21

ve federal mahkumlar, bankalar federal hükümet tarafından sigortalı olduğu için banka soyan kişilerden

to people accused of political crimes.

2:27

siyasi suçlarla itham edilen kişilere kadar çeşitlilik gösterebilir.

And many white-collar criminals. Kelime

2:29

Ve birçok beyaz yakalı suçluya kadar.

Kelime

“white-collar criminals”: iş veya meslek ortamındaki suçlular

White-collar criminals, ticari faaliyetleri, mesleki görevleri veya güvene dayalı konumları kullanarak dolandırıcılık, zimmete para geçirme, yolsuzluk ya da içeriden öğrenenlerin ticareti gibi suçlar işleyen kişilerdir. White-collar, criminals sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; kişilerin kıyafetlerinin rengini anlatmaz. Bu etiket genellikle şiddet içermeyen mali veya mesleki suçlarla ilişkilendirilir, ancak tam hukuki kapsamı değişebilir. Şiddet içermemesi zararsız olduğu anlamına gelmez; bu suçlar ciddi ekonomik ve toplumsal zararlara yol açabilir.

Alıştırma

“white-collar criminals” en doğal biçimde kimleri ifade eder?

  1. Herhangi bir suç işlerken beyaz gömlek giyen kişiler.
  2. Hiç suç işlememiş ofis çalışanları.
  3. İş veya ticaret üzerinden mali ya da mesleki suçlar işleyen kişiler.
Cevabı göster

İş veya ticaret üzerinden mali ya da mesleki suçlar işleyen kişiler.

For these reasons,

2:31

Bu nedenlerden dolayı,

state prisons are often much more dangerous than federal prisons,

2:32

eyalet hapishaneleri genellikle federal hapishanelerden çok daha tehlikelidir,

as they hold many more violent offenders.

2:35

çünkü çok daha fazla şiddet eğilimli suçluyu barındırırlar.

If you plan on breaking the law, Ton ve niyet

2:37

Eğer yasaları çiğnemeyi planlıyorsanız,

then make sure it's a federal law and not a state law

2:39

çok daha güvenli bir hapishane deneyimi için

for a much safer prison experience.

2:42

bunun eyalet yasası değil federal yasa olduğundan emin olun.

Ton ve niyet

“If you plan on breaking the law...” ifadesindeki ironik tavsiye

Cümle pratik bir tavsiye kalıbındadır: If..., then make sure.... Ancak öneri, suç işlemeyi ve hangi yasayı çiğneyeceğini seçmeyi “daha güvenli bir cezaevi deneyimi” elde etmenin planı gibi sunduğu için kasıtlı olarak saçmadır. Bu uyumsuzluk, ciddi bir tonla sunulan kara mizah yaratır. Konuşmacı cezaevi sistemleri arasındaki karşılaştırmayla alay eder; yasa çiğnemeyi teşvik etmez ve federal cezaevinin daha güvenli olduğunu garanti etmez. Ciddi ifadeler açıkça mantıksız bir öneri veriyorsa koşulu kelimesi kelimesine okumak yerine bağlamdan ironiyi bulun.

Alıştırma

Konuşmacı bu cümleyle gerçekte ne yapıyor?

  1. Tüm federal cezaevlerinin tüm eyalet cezaevlerinden daha güvenli olduğunu açıklamak
  2. Hangi yasanın çiğnenmesi gerektiğine dair ciddi tavsiye vermek
  3. Cezaevi koşulları hakkında kara mizah yapmak için ciddi söylenen saçma bir tavsiye kullanmak
Cevabı göster

Cezaevi koşulları hakkında kara mizah yapmak için ciddi söylenen saçma bir tavsiye kullanmak

Both federal and state prisons range from minimum security to maximum security, though, Kültür

2:44

Ancak hem federal hem de eyalet hapishaneleri minimum güvenlikten maksimum güvenliğe kadar çeşitlilik gösterir,

Kültür

Gözetim düzeyi ölçeği olarak “from minimum security to maximum security”

range from A to B kalıbında A ve B, bir ölçeğin alt ve üst uçlarını gösterir. Burada from minimum security to maximum security, her iki cezaevi sisteminde de farklı gözetim düzeylerine sahip tesisler bulunduğunu anlatır; tüm tesislerin koşullarının aynı olduğu anlamına gelmez. Minimum security, gözetim ölçeğinin daha az kısıtlayıcı ucunu; maximum security ise en katı ucunu tanımlar. Bu ifadede security, denetim ve kapatılma düzeyi anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede “from minimum security to maximum security” ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca çok az kısıtlaması olan tesisler
  2. Her cezaevine atanan güvenlik görevlilerinin sayısı
  3. En az kısıtlayıcı uçtan en katı uca kadar uzanan gözetim düzeyleri
Cevabı göster

En az kısıtlayıcı uçtan en katı uca kadar uzanan gözetim düzeyleri

and the degree of the offense determines where you'll end up.

2:48

ve suçun derecesi nereye düşeceğinizi belirler.

Many white-collar crimes, such as tax evasion,

2:51

Vergi kaçakçılığı gibi birçok beyaz yakalı suçu,

can net you a stay in a federal minimum security prison. Kelime

2:53

sizi federal bir minimum güvenlikli hapishanede kalmaya götürebilir.

Kelime

can net you a stay: sonuç getiren bir fiil olarak net

Burada net, "birine bir sonuç getirmek veya kazandırmak" anlamında bir fiildir. Kalıp net + kişi + sonuç şeklindedir: Bu suçlar size cezaevinde kalma sonucu getirebilir. Sonucun olumlu olması gerekmez. A stay çoğu zaman geçici bir ziyareti çağrıştırır. Bu nedenle hapiste geçirilen süre için kullanılması kuru bir ironi yaratır ve hapis cezası çekme düşüncesini daha yumuşak biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle net fiilini sonuç getirme anlamında kullanır ve sonucun olumsuz olabileceğini gösterir?

  1. Ignoring the rules can net you with a suspension.
  2. Ignoring the rules can net you a suspension.
  3. Ignoring the rules can make a net for you.
Cevabı göster

Ignoring the rules can net you a suspension.

Here,

2:56

Burada,

you'll enjoy many amenities, including team sports,

2:57

takım sporları da dahil olmak üzere birçok imkandan faydalanabilirsiniz,

and a dining facility,

2:59

ve bir yemekhaneden,

with few guards and typically just a single fence.

3:01

az sayıda gardiyanla ve genellikle sadece tek bir çitle çevrilidir.

Minimum security prisons tend to resemble adult camps more than actual prisons, Dilbilgisi

3:03

Minimum güvenlikli hapishaneler gerçek hapishanelerden çok yetişkin kamplarına benzer,

Dilbilgisi

tend to resemble A more than B: temkinli bir karşılaştırma

tend to, istisnasız bir kuralı değil, genellikle görülen bir eğilimi belirtir. Böylece genelleme daha temkinli hâle gelir. resemble A more than B, "B'den çok A'ya benzemek" anlamına gelir. Resemble nesnesini doğrudan alır; more than actual prisons ise karşılaştırmanın ikinci tarafını verir. Burada adult camps, konuşmacının seçtiği genel bir benzetmedir; bir cezaevi türünün resmî adı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir eğilim hakkında temkinli bir karşılaştırma yapar ve resemble fiilini doğru kullanır?

  1. These hostels tend to resemble dormitories more than hotels.
  2. These hostels tend to resemble like dormitories more than hotels.
  3. These hostels always resemble dormitories more than hotels.
Cevabı göster

These hostels tend to resemble dormitories more than hotels.

and some even have internet access for their prisoners.

3:08

ve bazılarının mahkumları için internet erişimi bile vardır.

Visits with family are common,

3:11

Aileyle görüşmeler yaygındır,

and violence is exceptionally rare.

3:12

ve şiddet son derece nadirdir.

You'll also be able to enjoy a dorm instead of a cell,

3:14

Ayrıca bir hücre yerine bir yatakhanenin keyfini çıkarabileceksiniz,

and overall your stay will resemble something more like a college dorm than an actual prison.

3:17

ve genel olarak kalışınız gerçek bir hapishaneden çok bir üniversite yurduna benzeyecektir.

Offenders here typically have nonviolent convictions and clean prior criminal records,

3:22

Buradaki suçlular genellikle şiddet içermeyen mahkumiyetlere ve temiz sabıka kayıtlarına sahiptir,

though some can be prisoners who have been transferred from higher security prisons,

3:27

ancak bazıları örnek davranışları sayesinde

thanks to exemplary behavior. Kalıp ifadeler

3:30

daha yüksek güvenlikli hapishanelerden transfer edilmiş mahkumlar da olabilir.

Kalıp ifadeler

thanks to exemplary behavior: olumlu neden ve resmî övgü

Thanks to + isim öbeği bir neden belirtir ve genellikle bu nedenin olumlu ya da istenen bir sonuç doğurduğu bakış açısını taşır. Exemplary behavior, başkalarına örnek olacak kadar iyi bir davranışı resmî biçimde öven bir ifadedir. Bu cümlede iyi davranış, olumlu sonucun nedenidir.

Alıştırma

Cümleyi, öğrendiğiniz neden ifadesi ve “taklit edilmeye değer” anlamındaki resmî sıfatla tamamlayın: The cadet was promoted ____ his ____ behavior.

Cevabı göster

thanks to · exemplary

Medium-security prisons are what you probably think of when you think of prison.

3:33

Orta güvenlikli hapishaneler muhtemelen hapishane deyince aklınıza gelen yerlerdir.

And though the inmates do enjoy some degree of independence,

3:36

Ve mahkumlar bir dereceye kadar bağımsızlığın tadını çıkarsalar da,

their movements are all very tightly controlled.

3:39

hareketleri çok sıkı bir şekilde kontrol edilir.

You can forget things such as team sports or internet access, Deyimler

3:42

Takım sporları veya internet erişimi gibi şeyleri unutabilirsiniz,

Deyimler

You can forget ...: “artık bunu bekleme” anlamı

You can forget + isim öbeği veya -ing biçiminde forget, bir anıyı silme tavsiyesi değildir. İfade, “artık bunu bekleme” veya “bunun mevcut olmayacağını kabul et” anlamına gelir. Bu söyleyiş, bir beklentiyi kararlı ve günlük bir dille ortadan kaldırır. Burada takım sporlarının ve internet erişiminin mümkün olmadığını bildirir.

Alıştırma

“You can forget internet access,” cümlesinde You can forget ne anlama gelir?

  1. Kibarca istersen internet erişimi kullanılabilir.
  2. İnternet erişimi olmayacak, bu yüzden artık bunu bekleme.
  3. İnternet şifresini hatırlamamaya çalış.
Cevabı göster

İnternet erişimi olmayacak, bu yüzden artık bunu bekleme.

though some prisons may offer use of library computers as incentives to well-behaved individuals.

3:45

ancak bazı hapishaneler iyi hal gösteren bireylere teşvik olarak kütüphane bilgisayarlarını kullanma imkanı sunabilir.

Medium-security prisons also don't have cells,

3:50

Orta güvenlikli hapishanelerde de hücreler yoktur,

and instead have spanning dormitories that house dozens of inmates together.

3:53

bunun yerine düzinelerce mahkumu bir arada barındıran geniş yatakhaneler vardır.

Orange is the New Black is a good example of a medium-security prison facility. Kültür

3:57

Orange is the New Black, orta güvenlikli bir hapishane tesisinin iyi bir örneğidir.

Kültür

Kültürel bir gönderme olarak Orange is the New Black

Orange is the New Black, ağırlıklı olarak ABD’deki bir kadın cezaevinde geçen bir televizyon dizisinin adıdır. Konuşmacı burada renkler hakkında sıradan bir cümle kurmuyor; dinleyicilerin orta güvenlikli bir cezaevini gözlerinde canlandırmalarına yardımcı olmak için diziyi tanıdık bir kültürel gönderme olarak kullanıyor. Başlık, “X is the new black” moda kalıbıyla oynar. Bu kalıp, X’in yeni moda veya standart tercih hâline geldiğini anlatır. “Orange”, dizideki cezaevi üniformalarını çağrıştırır. İfadenin tamamını bir eser adı olarak tanımak, cümlede özel ad görevi gördüğünü açıklar.

Alıştırma

Örnek cümlede Orange is the New Black nasıl bir işlev görür?

  1. Orta güvenlikli cezaevinin resmî hukuki tanımını verir.
  2. Turuncunun bir renk olarak kelimenin gerçek anlamıyla siyahın yerini aldığını söyler.
  3. Kültürel bir örnek olarak kullanılan televizyon dizisinin adıdır.
Cevabı göster

Kültürel bir örnek olarak kullanılan televizyon dizisinin adıdır.

Maximum-security prison or supermaxes is where the worst of the worst go. Deyimler

4:01

Maksimum güvenlikli hapishane veya süpermaks (supermaxes) en kötülerin en kötüsünün gittiği yerdir.

Deyimler

the worst of the worst ifadesindeki vurgu

The worst, bir grubun en kötü, en zararlı veya durumu en ciddi üyelerini belirtir. The worst of the worst bu grubu bir kez daha daraltır: zaten en kötü kabul edilen grubun içindeki en uç örnekler anlamına gelir. İki worst kullanımı iki ayrı grubu adlandırmaz. Bu cümlede ifade, konuşmacının özellikle tehlikeli veya ciddi gördüğü mahkûmlar için kullandığı güçlü ve olumsuz bir etikettir. Dramatik vurgu ekler; resmî bir hukuki sınıflandırma değildir.

Alıştırma

Hangi ifade “zaten çok kötü olan bir grubun içindeki en uç üye” anlamını en güçlü biçimde verir?

  1. the worst
  2. one of the worst
  3. the worst of the worst
Cevabı göster

the worst of the worst

Yet,

4:06

Bununla birlikte,

this is where the least of all prisoners in the US serve their time.

4:06

ABD'deki tüm mahkumların en azının cezasını çektiği yer burasıdır.

These places are inhabited by inmates with very violent offenses or those who have caused trouble in lower security prisons,

4:10

Bu yerlerde çok şiddetli suçlar işleyen veya daha düşük güvenlikli hapishanelerde sorun çıkaran mahkumlar yaşar,

earning them a trip to a much more restrictive life.

4:16

ve bu onlara çok daha kısıtlayıcı bir yaşama bilet kazandırır.

Inmates who have tried to escape or successfully escaped and then been caught

4:19

Kaçmaya çalışan veya başarılı bir şekilde kaçıp daha sonra yakalanan mahkumlar da

are also automatically sent to a maximum-security prison,

4:23

otomatik olarak maksimum güvenlikli bir hapishaneye gönderilir,

so their movements can be very closely monitored.

4:26

böylece hareketleri çok yakından izlenebilir.

Unsurprisingly,

4:28

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde,

an inmate's daily life is extremely restricted in a supermax,

4:29

bir mahkumun süpermakstaki günlük hayatı son derece kısıtlıdır,

and head counts are common.

4:33

ve sayımlar yaygındır.

Prisoners typically share a small cell with another prisoner and may get some freedom to move about the cells during the daytime,

4:34

Mahkumlar genellikle küçük bir hücreyi başka bir mahkumla paylaşırlar ve gün boyunca hücrelerde dolaşmak için biraz özgürlük elde edebilirler,

but must always be ready for head counts by lights out. Kelime

4:40

ancak ışıklar söndüğünde sayımlar için her zaman hazır olmalıdırlar.

Kelime

Süre sınırı bildiren ifade: by lights out

Bu kurumsal yaşam bağlamında lights out, ışıkların kapatıldığı ve herkesin yatmasının beklendiği belirlenmiş saati ifade eder. Bu bir program terimidir; ışıkların arızalandığını anlatmaz. By bir son süre bildirir. Mahkûmlar en geç o saate kadar yoklama için hazır olmalıdır; daha erken hazır olabilirler, ancak lights out sonrasında hazır olmak çok geç kalmak demektir.

Alıştırma

Bu cümlede by lights out neyi gerektiriyor? You must be ready for inspection by lights out.

  1. Yalnızca bir ışık çalışmayı bıraktığında hazır olmak.
  2. Tam ışıklar kapatıldığı anda hazır olmak.
  3. En geç belirlenen yatma saatine kadar hazır olmak.
Cevabı göster

En geç belirlenen yatma saatine kadar hazır olmak.

Prisoners also enjoy cafeteria meals and time spent on recreation out in the yard, Kelime

4:43

Mahkumlar ayrıca kafeterya yemeklerinin ve avludaki rekreasyonda geçirilen zamanın tadını çıkarırlar,

where they can do things like play basketball or lift weights.

4:48

burada basketbol oynamak veya ağırlık kaldırmak gibi şeyler yapabilirler.

Kelime

in the yard ifadesinin cezaevi bağlamındaki anlamı

Cezaevi veya tutuklu merkezi bağlamında the yard, kurumun dinlenme ve egzersiz için belirlediği açık hava alanıdır. Basketbol oynama ve ağırlık kaldırma ayrıntıları bu kurumsal anlamı açıkça gösterir. the, kurumun içindeki herkesçe bilinen ortak bir yeri belirtir. Burada in the yard bu dinlenme alanında olmak demektir; özel bir evin bahçesinde olmak ya da uzunluk ölçüsü yard anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilinen açık hava dinlenme alanı için kullanılan yaygın cezaevi terimi hangisidir? The prisoners went outside for basketball.

  1. a yard
  2. the courtyard
  3. the yard
Cevabı göster

the yard

While gang activity permeates the entire prison system and even jails,

4:50

Çete faaliyetleri tüm hapishane sistemine ve hatta tutukevlerine bile sızmışken,

it's in maximum-security prison where it's at its peak.

4:55

maksimum güvenlikli hapishane bunun zirvesinde olduğu yerdir.

And along with the restrictions imposed by the prison system,

4:58

Ve hapishane sisteminin getirdiği kısıtlamaların yanı sıra,

inmates live under a code of conduct further restricted by the gangs they join. Kalıp ifadeler

5:01

mahkumlar, katıldıkları çeteler tarafından daha da kısıtlanmış bir davranış kuralları çerçevesinde yaşarlar.

Kalıp ifadeler

live under a code of conduct: kuralların sürekli kısıtlaması altında olmak

Live under, bir kurallar sisteminin ya da otoritenin denetimi altında yaşamayı sürdürmek anlamına gelir. Burada mahkûmlar çetenin kurallarını yalnızca bilmez; bu kurallar nasıl davranabileceklerini sürekli sınırlar. A code of conduct, yazılı olsun ya da bir grup tarafından fiilen uygulansın, düzenli bir davranış kuralları bütünüdür. Bu cümlede code, bilgisayar kodu veya gizli parola değil, bir kurallar sistemi anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi live under ve bir davranış kuralları bütününü belirten kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The recruits ____ that regulates off-duty behavior.

Cevabı göster

live under a code of conduct

Not joining a gang is possible,

5:05

Bir çeteye katılmamak mümkündür,

but typically hazardous to your health. Ton ve niyet

5:06

ancak bu genellikle sağlığınız için tehlikelidir.

Ton ve niyet

hazardous to your health: kuru ve örtük bir küçümseme

but sözcüğünden sonraki bölüm, bir çeteye katılmamanın mümkün olduğu yönündeki rahatlatıcı düşünceyi tersine çevirir. Hazardous to your health, kelime anlamıyla fiziksel zarara yol açma ihtimali olan demektir. Cezaevi çeteleri bağlamında, resmî sağlık uyarısı dili kuru bir örtmece işlevi görür: dolaylı olarak saldırı veya başka ciddi şiddet olaylarını ima eder. Typically, bu tehlikeyi anlatıcının aktardığı durumda olağan bir risk olarak sunar; tıbbi bir tavsiye veya bütün cezaevleri hakkında evrensel bir iddia değildir.

Alıştırma

Bir suç hikâyesinde şu cümle büyük olasılıkla neyi ima eder: 'Refusing their offer could be hazardous to your health'?

  1. Reddetmek sağlıklıdır ama sosyal açıdan rahatsız edicidir.
  2. Reddetmek şiddete veya ciddi fiziksel zarara yol açabilir.
  3. Reddetmek hafif bir hastalığa neden olabilir.
Cevabı göster

Reddetmek şiddete veya ciddi fiziksel zarara yol açabilir.

Inside a maximum-security prison,

5:09

Maksimum güvenlikli bir hapishanenin içinde,

you can also find solitary lockup, Kültür

5:10

hücre hapsini (solitary lockup) de bulabilirsiniz,

which is where the worst of the worst end up doing much of their time.

5:13

burası en kötülerin en kötüsünün zamanlarının çoğunu geçirdiği yerdir.

Kültür

solitary lockup: cezaevinde kurumsal izolasyon

Bu cümlede solitary lockup, bir mahkûmun tek başına ve cezaevindeki genel mahkûm nüfusundan ayrı tutulduğu kurumsal bir uygulamayı ifade eder. Yalnızca kişinin kendi isteğiyle yalnız kalması anlamına gelmez. Burada solitary, daha yaygın olarak solitary confinement adı verilen cezaevi uygulamasıyla bağlantılı bir kısaltma gibi kullanılır. Kesin kurallar ve koşullar kuruma göre değişir, ancak ifade hapis sürecindeki kısıtlayıcı bir izolasyona işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede solitary lockup ne anlama geliyor?

  1. Bir mahkûmun sessizce yalnız kalmayı seçmesi
  2. Yeni mahkûmlar için ortak kullanılan yüksek güvenlikli bir hücre
  3. Bir mahkûmu genel mahkûm nüfusundan resmî olarak ayırma uygulaması
Cevabı göster

Bir mahkûmu genel mahkûm nüfusundan resmî olarak ayırma uygulaması

Here,

5:16

Buraya,

offenders who trespass while serving time in prison will get sent as a punishment.

5:16

hapishanede cezasını çekerken kuralları ihlal eden suçlular ceza olarak gönderilir.

And though most days last only a few weeks,

5:20

Ve bu durum genellikle sadece birkaç hafta sürse de,

they can end up serving as much as years in solitary.

5:22

hücre hapsinde yıllarca bile kalabilirler.

Offenses such as assaulting a guard will not only get you more prison time, Dilbilgisi

5:25

Bir gardiyana saldırmak gibi suçlar size sadece daha fazla hapis cezası kazandırmakla kalmaz,

but earn you several months or more in solitary,

5:29

aynı zamanda hücre hapsinde birkaç ay veya daha fazla zaman geçirmenize neden olur,

Dilbilgisi

not only get you ..., but earn you ...: paralel iki sonuç

not only ... but ... eşleşmiş yapısı, ilk sonuca ikinci bir sonuç ekler ve her ikisinin de gerçekleştiğini vurgular. Bu cümlede but sıradan bir karşıtlık işareti değildir; not only ile başlayan yapıyı tamamlar. İki tarafta da will tarafından yönetilen paralel fiil öbekleri bulunur: get you more prison time ve earn you several months or more in solitary. Also, not only ... but also ... yapısında yaygındır ancak bu cümlede olduğu gibi atılabilir.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also yapısıyla tamamlayın: The update will ____ fix the error ____ also make the app faster.

Cevabı göster

not only · but

where you'll spend your entire day cramped up in a tiny cell with 1 hour of outside recreation a day.

5:33

burada günde 1 saat açık hava rekreasyonu ile gününüzün tamamını küçücük bir hücrede tıkılmış olarak geçirirsiniz.

During that hour,

5:38

Bu bir saat boyunca,

you'll be allowed to sit in a small fenced-in outdoor area that's typically a few paces long by a few paces wide, Dilbilgisi

5:39

genellikle birkaç adım uzunluğunda ve birkaç adım genişliğinde küçük, etrafı çitlerle çevrili bir açık alanda oturmanıza izin verilir,

Dilbilgisi

a few paces long by a few paces wide: uzunluk ve genişliği belirtme

A long by B wide kalıbı bir alanın veya nesnenin iki boyutunu verir. İlk bölüm uzunluğu, ikinci bölüm genişliği belirtir; by bu iki ölçüyü birbirine bağlar. Buradaki a pace yaklaşık bir adımlık mesafedir. Bu nedenle a few paces long by a few paces wide, küçük bir alanı insan adımına dayalı yaklaşık ölçülerle tarif eder.

Alıştırma

long-by-wide boyut kalıbını tamamlayın: The garden is six meters ____ by four meters ____.

Cevabı göster

long · wide

though often you may not be allowed outside as short-staffed prisons simply can't spare the manpower to get you your hour of rec. Kelime

5:46

ancak genellikle dışarı çıkmanıza izin verilmeyebilir çünkü personel sıkıntısı çeken hapishaneler, rekreasyon saatinizi sağlamak için gereken insan gücünü ayıramazlar.

Kelime

short-staffed ... can't spare the manpower: personel eksikliği ve çalışan ayıramama

Short-staffed, bir iş yerinde veya ekipte ihtiyaç duyulandan daha az çalışanın bulunduğu anlamına gelir. Can't spare the manpower, mevcut çalışanların diğer görevlerden alınıp bu işe verilemeyeceğini anlatır. Bu iki ifade birlikte neden-sonuç açıklaması oluşturur: personel zaten yetersiz olduğu için kuruluş ek bir faaliyet için gereken kişileri sağlayamaz. Burada spare, affetmek değil, tahsis etmek veya kullanıma sunmak anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle bir iş yerinde çalışan sayısının yetersiz olduğunu ve ek bir göreve hiç kimsenin atanamayacağını doğal biçimde ifade eder?

  1. The clinic is short-staffed and can't spare the manpower for an extra shift.
  2. The clinic is short-staffed but can't afford new equipment for an extra shift.
  3. The clinic is fully staffed and can spare the manpower for an extra shift.
Cevabı göster

The clinic is short-staffed and can't spare the manpower for an extra shift.

Other times,

5:53

Diğer zamanlarda,

guards may simply deny you your hour as a punishment measure.

5:53

gardiyanlar bir ceza önlemi olarak bu saatinizi basitçe iptal edebilirler.

Between the two,

5:56

İkisi arasında seçim yapacak olursanız,

you definitely want to serve your time in jail,

5:57

eğer yapabiliyorsanız, cezanızı kesinlikle bir tutukevinde (jail)

if you can,

6:00

çekmek istersiniz,

or at least in a minimum-security prison,

6:00

veya en azından minimum güvenlikli bir hapishanede,

where you'll enjoy many of the perks of what basically amounts to an adult camp. Öbek fiiller

6:02

orada temelde bir yetişkin kampı sayılabilecek yerin birçok ayrıcalığından yararlanabilirsiniz.

Öbek fiiller

basically amounts to: pratikte eşdeğerliği anlatmak

Bu cümlede basically amounts to, “pratikte neredeyse aynı şeydir” anlamına gelir. Konuşmacı düşük güvenlikli bir hapishanenin resmî tanımını yapmıyor. Nasıl göründüğünü veya işlediğini özetliyor ve yetişkin kampı şeklindeki abartılı benzetmeyi sunuyor. Basically, bunun genel bir basitleştirme olduğunu gösterir. Buradaki amounts to sayısal bir toplamı değil, pratikte eşdeğerliği ifade eder.

Alıştırma

Yaklaşık bir değerlendirme yapmak için dersteki ifadeyi kullanın: With all the extra forms, the application ____ a second job.

Cevabı göster

basically amounts to

End up in a medium- or maximum-security prison,

6:06

Eğer orta veya maksimum güvenlikli bir hapishaneye düşerseniz,

though,

6:08

ise,

and it's not only are you going to be there a long time,

6:09

orada sadece uzun süre kalmakla kalmayacaksınız,

but your stay is going to be much more difficult and much more uncomfortable.

6:12

aynı zamanda kalışınız çok daha zor ve çok daha rahatsız edici olacaktır.

Which would you rather serve your time in? Dilbilgisi

6:16

Siz cezanızı hangisinde çekmeyi tercih ederdiniz?

Dilbilgisi

Which would you rather ... in?: yerler arasında tercih sormak

Bu soru, daha önce belirtilen yerler arasından seçim yapılmasını ister. Which bu sınırlı seçenek grubunu gösterir; would rather + fiilin yalın hâli ise tercih sorar: would rather serve denir, would rather to serve denmez. Serve your time, hapis cezasını tamamlamak anlamına gelir. Sondaki in yer ilişkisini ifade eder: İngilizcede serve time in a prison denir. Bu nedenle which başa geçtiğinde in sonda kalır.

Alıştırma

İki çalışma odası arasında seçim yapıyorsunuz. Soruyu dersteki yapıyla tamamlayın: Which ____ study ____?

Cevabı göster

would you rather · in

Let us know in the comments.

6:18

Yorumlarda bize bildirin.

And as always,

6:19

Ve her zamanki gibi,

if you enjoyed this video,

6:19

bu videoyu beğendiyseniz,

don't forget to like,

6:21

beğenmeyi unutmayın,

share, and subscribe for more great content.

6:22

daha fazla harika içerik için paylaşın ve abone olun.