Hintli Parfümörler Topraktaki Yağmur Kokusunu Nasıl Yeniden Yaratıyor | Still Standing: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Kannauj ustaları attarı elle damıtıyor; belgesel bu eski zanaatın gerilemesini ve yeniden canlanma olasılığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "what makes the attar so special is also what is leading to its demise." - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki what yan cümlesinin aynı özelliği hem güç hem gerileme nedeni yaptığını anlayın. 2. "geographical indication" - Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Kannauj iddiasının ardındaki korumalı menşe etiketini tanıyın. 3. "breathing new life into" - Deyimler ve mecazi ifadeler: eski bir sektörü canlandırma anlamını öğrenip gelenekler veya kurumlar için kullanın.
Bu derste
Fresh roses are the main ingredient for this ancient way of making perfume.
0:01Taze güller, bu kadim parfüm yapma yönteminin ana malzemesidir.
this small city in India is one of the only places that still makes it this way. Kalıp ifadeler
0:09Hindistan'daki bu küçük şehir, hâlâ bu yöntemle üretim yapan sayılı yerlerden biri.
one of the only places: sayılı yerlerden biri
one of the only places ifadesinde only, yerlerden oluşan grubun çok küçük olduğunu gösterir. Bu şehir, o küçük grubun bir üyesidir. one of the only + çoğul isim kalıbı, nadirliği vurgular. Tam olarak yalnızca bir yer bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, kliniğin bu tedaviyi sunan çok küçük bir klinik grubunun üyesi olduğunu belirtir?
- The clinic is one of the only clinics that offer this treatment.
- The clinic is the only clinic that offers this treatment.
- The clinic is one of many clinics that offer this treatment.
Cevabı göster
The clinic is one of the only clinics that offer this treatment.
One batch can take weeks or even months to prepare. Dilbilgisi
0:15Tek bir partiyi hazırlamak haftalar, hatta aylar sürebilir.
take weeks or even months to prepare: hazırlanması haftalar, hatta aylar sürmek
Take + süre + to + fiil, bir görev veya sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. Burada One batch, hazırlanan şeydir ve cümlenin öznesidir; dolayısıyla bir partiyi hazırlamanın haftalar sürebileceği anlatılır. Or even months daha uzun olasılığı vurgular: süreç yalnızca haftalar değil, şaşırtıcı biçimde aylar da sürebilir.
Alıştırma
Dersin kalıbını oluşturmak için boşlukları doldurun. Gereken süreyi belirtmek için take, şaşırtıcı derecede daha uzun süreden önce or even ve son eylemden önce to kullanın: “The repairs may ____ weeks ____ months ____ finish.”
Cevabı göster
take · or even · to
attar: geleneksel ve yoğun bir koku ürünü
Burada attar, videoda anlatılan geleneksel damıtma işlemiyle üretilen yoğun kokuyu adlandırır. Bu ürünün kendine özgü kültürel adıdır; bu nedenle her türlü parfümü kapsayan genel bir ad olarak anlaşılmamalıdır. “also called attar” ifadesi “100% pure perfume” için başka bir ad verirken “the Arabic word for fragrance” bu adın kökenini ve temel anlamını kısaca açıklar. Benzer cümlelerde also called, o bağlamda aynı şey için kullanılan başka bir adı tanıtır; iki terimin her durumda birbirinin yerine geçebileceğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede attar neyi ifade ediyor?
- Damıtma yoluyla üretilen geleneksel ve yoğun bir koku ürünü
- Yalnızca yemeklerde kullanılan bir çiçeğin Arapça adı
- Sprey şişesinde satılan herhangi bir modern parfüm
Cevabı göster
Damıtma yoluyla üretilen geleneksel ve yoğun bir koku ürünü
What ... is also what ...: tek neden, iki sonuç
Bu cümlede what bir soru sormaz. Her what yan cümleciği isim gibi çalışır ve “... yapan şey ya da etken” anlamına gelir: “what makes the attar so special” öznedir; “what is leading to its demise” ise is sözcüğünden sonra gelir ve aynı etkeni belirtir. What ... is also what ... kalıbı iki sonucu tek bir temel nedene bağlar. Burada aynı özellik hem attarı özel kılar hem de gerilemesine katkıda bulunur; böylece bir yarar ile olumsuz bir sonuç kısa ve etkili biçimde karşılaştırılır.
Alıştırma
Eşleşen what yan cümleciklerini tamamlayın. Her boşluk “... yapan şey” anlamına gelir: ____ makes the job exciting is also ____ makes it stressful.
Cevabı göster
What · what
to see how this craft is still standing. Deyimler
0:41bu zanaatın nasıl hâlâ ayakta kaldığını gördük.
India's perfume capital Kannauj: bir endüstri merkezi anlamındaki capital
'India's perfume capital Kannauj' ifadesinde 'India's perfume capital', şehir adından önce gelen açıklayıcı bir unvandır. Kannauj, Hindistan'ın geleneksel attar parfüm endüstrisinin önemli bir merkezi olarak bilinir. Burada capital, belirli bir alanda özellikle ünlü veya önemli olan bir yer demektir. Kannauj'un Hindistan'ın siyasi başkenti olduğu anlamına gelmez. '[place]'s [product or activity] capital' kalıbı gezi yazılarında ve medya anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
'The town is known as the country's chocolate capital.' cümlesinde capital ne anlama gelir?
- Ulusal hükûmetin bulunduğu şehir
- Bir işletmenin kullandığı büyük miktarda para
- Çikolata endüstrisinin ana merkezi
Cevabı göster
Çikolata endüstrisinin ana merkezi
still standing: zorluklara dayanıp varlığını sürdürmek
'this craft is still standing' ifadesinde still standing mecazidir. Zanaatı, ağır bir darbe aldıktan sonra ayakta kalmayı başaran bir insan gibi gösterir. Zanaatın baskı veya zorluklara rağmen varlığını sürdürdüğü anlamına gelir. İfade hayatta kalmayı anlatır; mutlaka güçlü veya başarılı olmayı anlatmaz. Bir şey eskisinden daha zayıf olsa bile still standing olabilir.
Alıştırma
Küçük bir yardım kuruluşu finansmanının çoğunu kaybetmesine rağmen ailelere yardım etmeyi sürdürdü. Hangi cümle kuruluşu ağır bir darbeden sağ çıkmış gibi gösteren mecazi ifadeyi kullanır?
- The small charity is still standing.
- The small charity is located beside the park.
- The small charity is standing still.
Cevabı göster
The small charity is still standing.
Workers gather roses in these fields near Kannauj
0:46İşçiler Kannauj yakınlarındaki bu tarlalarda gülleri topluyor
and deliver them to distilleries while they're still fresh.
0:50ve daha tazeyken damıtımevlerine götürüyor.
Workers have already prepped these copper containers or degs,
1:06İşçiler, deg adı verilen bu bakır kapları önceden hazırlayıp
Getting an accurate ratio is key: doğru bir oran elde etmek çok önemlidir
“Getting an accurate ratio” ulaç öbeği, yan cümlenin öznesi olarak görev yapar: değerlendirilen eylemi veya koşulu adlandırır. “Is key”, “çok önemlidir” ya da “vazgeçilmezdir” anlamına gelir ve “key” burada sıfat olarak kullanılır. Tekrar kullanılabilen “doing something is key” kalıbı, bir eylemi başarının önemli bir koşulu olarak vurgular; bunun tek koşul olduğu anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Eylemin vazgeçilmez olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: For reliable results, getting an accurate measurement ____.
Cevabı göster
is key
and it takes two men to carry and pour them into the degs. Dilbilgisi
1:38ve onları kaldırıp deglere dökmek için iki adam gerekiyor.
Evenly spread out: eşit biçimde yayılmış
“Spread out”, bir yerde yığın veya sıkı bir küme hâlinde bırakılmak yerine bir alana yayılmış biçimde düzenlenmek anlamına gelir. Edilgen “are ... spread out” biçiminde cümle, güllerin yayılmasından sonra oluşan düzeni anlatır. “Evenly”, “spread out” ifadesini niteler ve güllerin yaklaşık olarak eşit kapsama veya aralıklarla dağıtıldığını belirtir. Bu birleşim, bir yüzeye veya alana yerleştirilen nesneler, malzemeler ya da insanlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Nesnelerin bir alana yaklaşık olarak eşit aralıklarla dağıtıldığını en açık şekilde hangi cümle anlatıyor?
- The tools were stacked in one corner of the workbench.
- The tools were moved from the workbench.
- The tools were evenly spread out across the workbench.
Cevabı göster
The tools were evenly spread out across the workbench.
it takes two men to carry and pour them: gereken kişi sayısını belirtmek
Burada it takes two men to carry and pour them, işi yapmak için iki erkeğin gerekli olduğu anlamına gelir. Take burada götürmek değil, gerektirmek anlamındadır. Yapı it takes + kişi veya grup + to + fiil şeklindedir. It biçimsel öznedir; asıl görev to ile başlayan mastar yapısında belirtilir. Bu yapı, bir işin ne kadar insan gücü gerektirdiğini anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
it takes + kişi sayısı + to yapısını ve three sayısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ to lift the piano safely.
Cevabı göster
It takes three people
a craftsman seals the container rim with a mixture of clay and cotton.
1:53bir usta kabın kenarını kil ve pamuk karışımıyla mühürlüyor.
Bhatti: toprak fırın için kullanılan yerel terim
Bu cümlede bhatti, işçilerin odun yaktığı toprak fırın için kullanılan yerel terimdir. an earthen oven called a bhatti ifadesi önce nesnenin kategorisini verir, ardından bilinmeyen terimi tanıtır. Burada bhatti, geleneksel bir damıtma sürecinde kullanılan ekipmanı belirtir; bir kişi veya yer değildir. Daha genel olarak, genel ad + called + X yapısında genel ad, X’in ne olduğunu tahmin etmenize yardım eder.
Alıştırma
Bu cümlede bhatti neyi ifade eder?
- Süreçte kullanılan toprak bir fırın
- Gülleri taşıyan bir işçi
- Güllerin satıldığı yer
Cevabı göster
Süreçte kullanılan toprak bir fırın
Dönüşüm benzetmesi olarak “the alchemy begins”
Bu cümlede “the alchemy begins”, malzemeler ısıtılıp buharlaştıktan ve yoğunlaştıktan sonra başlayan karmaşık dönüşümün bir benzetmesidir. Süreci gizemli ve olağanüstü gösterir; çalışanların gerçekten simya yaptığı anlamına gelmez. Daha genel olarak bu ifade, sıradan unsurların birleşerek beklenmedik derecede özel bir sonuç oluşturmaya başladığı anı belirtebilir.
Alıştırma
Şu yeni cümleyi okuyun: “The chef adds the final spice, and the alchemy begins.” Buradaki “the alchemy begins” ne anlatıyor?
- Etkileyici ve neredeyse sihirli bir dönüşüm başlar.
- Şef gerçekten altın yapmaya çalışmaya başlar.
- Pişirme süreci tamamen durur.
Cevabı göster
Etkileyici ve neredeyse sihirli bir dönüşüm başlar.
The heat boils the water and flowers until they emit steam.
2:07Isı, suyla çiçekleri buhar çıkarana kadar kaynatıyor.
a smaller container filled with sandalwood oil that forms the base of attar.
2:19Bhapka, attarın temelini oluşturan sandal ağacı yağıyla dolu daha küçük bir kap.
chunga ve bhapka: boru ile alıcı kap arasındaki fark
Burada chunga ve bhapka, aynı geleneksel damıtma düzeneğinin iki farklı parçasını adlandırır. Chunga içi boş bambu borudur; buhar içinden geçer ve yol boyunca yoğunlaşır. Bhapka ise bu boruya bağlı daha küçük alıcı kaptır. Attarın temelini oluşturan sandal ağacı yağını içerir; dolayısıyla düzenekteki akış chunga’dan bhapka’ya doğrudur.
Alıştırma
Cümleyi iki teknik terimle tamamlayın: In this apparatus, the hollow bamboo pipe is the ____, and the smaller receiving container is the ____.
Cevabı göster
chunga · bhapka
This is where every last drop of fragrant water will gather over 6 hours. Kalıp ifadeler
2:32Kokulu suyun son damlasına kadar tamamı altı saat boyunca burada birikiyor.
every last drop: eksiksiz bütünlük vurgusu
Every last drop, sıvının en küçük kalan miktarı da dahil olmak üzere tamamını anlatan vurgulu bir isim öbeğidir. Burada last, every sözcüğünü güçlendirir; zaman bakımından en son gelen tek bir damlayı belirtmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp every last + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Water gibi sayılamayan maddelerle sayılabilen bir birim adı kullanılır: every last drop of water.
Alıştırma
Sıvının hiçbir kısmının kaybolmadığını vurgulayan üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the spill, we managed to recover ____ of the medicine.
Cevabı göster
every last drop
workers constantly check the temperatures of the different vessels,
2:41işçiler farklı kapların sıcaklığını sürekli kontrol ediyor;
using their hands and years of experience instead of thermometers.
2:44termometre yerine ellerini ve yılların deneyimini kullanıyorlar.
In the meantime: paralel olayları düzenleme
In the meantime, işçilerin kontrollerini birikme süreciyle aynı altı saatlik dönem içine yerleştiren, cümle başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Zaman çizgisini ileri taşımadan dikkati ana süreçten paralel bir etkinliğe yöneltir. Bir durum devam ederken veya beklemeyi gerektirirken başka bir olay bu aralıkta gerçekleşiyorsa iki durumu bağlamak için kullanılır.
Alıştırma
Şu iki İngilizce cümleyi okuyun: The paint needs two hours to dry. We can prepare the next room. İkinci eylemin bekleme sırasında gerçekleştiğini en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir?
- Afterward
- From time to time
- In the meantime
Cevabı göster
In the meantime
They monitor the fire to make sure the degs are warm enough to create steam, Dilbilgisi
2:50Deglerin buhar üretecek kadar sıcak olduğundan emin olmak için ateşi izliyorlar,
warm enough to create steam, but not too much: buhar için yeterince sıcak, ama aşırı değil
Warm enough to create steam, sıfat + enough + to ile mastar yapısını kullanır. Sıcaklığın buhar oluşması için gereken en düşük düzeye ulaştığını belirtir. But not too much ise bir üst sınır ekler: ısı aşırı olmamalıdır. Buradaki much, buharın varlığını değil, bağlamdan anlaşılan ısı miktarını veya derecesini ifade eder. İki bölüm birlikte kontrollü bir aralık tanımlar: amaç için yeterli, fakat aşırı değil.
Alıştırma
“warm enough to create steam, but not too much” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Isı, buhar üretmek için gereken düzeye ulaşmalı, ancak aşırı olmamalıdır.
- Çok miktarda buhar üretilip sonra uzaklaştırılmalıdır.
- Hiç buhar oluşmaması için ısı yeterince düşük tutulmalıdır.
Cevabı göster
Isı, buhar üretmek için gereken düzeye ulaşmalı, ancak aşırı olmamalıdır.
They also have to make sure the bhapka stays cool enough to turn the steam back into liquid. Kalıp ifadeler
2:58Ayrıca buharı yeniden sıvıya dönüştürebilmesi için bhapkanın yeterince serin kalmasını sağlamaları gerekiyor.
turn the steam back into liquid: buharı yeniden sıvıya dönüştürmek
Turn X back into Y kalıbı, X'i daha önceki bir durum veya biçim olan Y'ye geri dönüştürmek anlamına gelir. Cümlede X buhar, Y ise sıvıdır; soğutma, sıvının buhara dönüşmesiyle gerçekleşen önceki değişimi tersine çevirir. Back, durum değişimiyle bağlantılıdır ve eski hâle getirmeyi belirtir. Buharın geriye doğru hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir metin sayfası görüntü olarak kaydedildi. Eski hâle getirmeyi anlatan cümleyi tamamlayın: This tool can ____.
Cevabı göster
turn the image back into text
The input has to be good to get great outcomes.
3:11Harika sonuçlar almak için kullanılan malzemenin iyi olması gerekir.
free from any alcohol or artificial chemicals. Kalıp ifadeler
3:31içinde alkol ya da yapay kimyasal yok.
alkol ya da yapay kimyasal madde içermeyen
free from any alcohol or artificial chemicals ifadesinde free from + isim, adı verilen maddenin bulunmadığını belirtir. Burada attarın alkol ve yapay kimyasal madde içermediği söylenir; free, “ücretsiz” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be free from + istenmeyen madde veya etkidir. Or, dışarıda bırakılan iki kategoriyi bağlar: alkol ve yapay kimyasal maddeler.
Alıştırma
Hangi ürün açıklaması sabunun yapay renklendirici içermediğini belirtir?
- The soap comes with artificial colors.
- The soap is available at no cost.
- The soap is free from artificial colors.
Cevabı göster
The soap is free from artificial colors.
günlerce algılanmaya devam etmek
Burada linger, “kaynak artık ortadan kalkmış olabileceği hâlde fark edilmeye devam etmek” anlamına gelir. Kokunun bilinçli bir eylem yaptığı söylenmez; uzun süre algılanabilir durumda kalır. For + bir zaman uzunluğu, sürenin ne kadar olduğunu belirtir; dolayısıyla for days birkaç gün boyunca demektir. Aynı yapı, hemen kaybolmak yerine yavaşça silinen bir ses, anı, duygu veya izlenimi de anlatabilir.
Alıştırma
“The scent can linger for days,” cümlesinde linger for days ne anlama gelir?
- Birkaç gün boyunca fark edilebilir kalır.
- Bilinçli olarak birkaç gün geciktirilir.
- Yalnızca birkaç gün sonra ortaya çıkar.
Cevabı göster
Birkaç gün boyunca fark edilebilir kalır.
Mitti attar: toprak kokulu bir esansın adı
Mitti, toprak anlamına gelir; attar ise kokulu bir parfüm yağını ifade eder. Birlikte mitti attar, kuru toprağa yağmur düştüğünde hissedilen kokuyla ilişkilendirilen geleneksel bir Hint koku ürününün adıdır. Buradaki toprak parfümü açıklaması, adın arkasındaki imgeyi anlatır. Bu ifade, normal parfüme doğrudan gevşek toprak katıldığı anlamına gelmez; ürünün yeniden oluşturduğu topraksı kokuya gönderme yapar.
Alıştırma
Bu cümlede mitti attar neyi adlandırıyor?
- Bir şişeye normal toprak karıştırılarak yapılan parfüm
- Kuru zemine yağan yağmurun adı
- Kuru toprağa yağan yağmurun kokusuyla ilişkilendirilen geleneksel bir koku
- Tatlı kokan her yağ için kullanılan genel bir kelime
Cevabı göster
Kuru toprağa yağan yağmurun kokusuyla ilişkilendirilen geleneksel bir koku
that's the smell that you can expect from attar mitti.
4:00mitti attardan bekleyebileceğiniz koku bu.
Let's say: hayali bir örneği ortaya koymak
Let's say, dinleyiciden olası bir durumu zihninde canlandırmasını isteyen konuşma diline ait bir ifadedir. Burada kuru ve çatlamış toprağa yağmur yağması durumunu ortaya koyarak doğrudan tanımlanması zor bir kokuyu açıklamaya yardımcı olur. Bu ifade, dinleyicinin bu sözleri tekrarlaması gerektiği anlamına gelmez ve olayın tam olarak o anda yaşandığını iddia etmez. Açıklamayı takip edilmesi kolay bir örneğe dönüştürür.
Alıştırma
Let's say bu cümlede ne yapıyor: Let's say the train is late; what is our backup plan?
- Dinleyiciden let's say sözlerini tekrarlamasını istemek
- Bir tren türüne ad vermek
- Tartışılacak hayali bir durumu ortaya koymak
- Trenin şu anda kesinlikle geciktiğini iddia etmek
Cevabı göster
Tartışılacak hayali bir durumu ortaya koymak
they use old clay pots that were used for spices or tea.
4:07eskiden baharat ya da çay konmuş eski toprak kapları kullanıyorlar.
and add them to the water just as they did with the roses. Dilbilgisi
4:12ve tıpkı güllerde olduğu gibi suya ekliyorlar.
just as they did with the roses: aynı yöntemi karşılaştırmak
Just as, yöntemin karşılaştırıldığını gösterir: malzeme, daha önce güllerin suya eklendiği yöntemle aynı şekilde suya eklenir. Did bir ikame fiildir. Bağlamdan anlaşılan gülleri suya ekleme eyleminin yerini alır ve tüm eylemin tekrarlanmasını önler. Eksik eylem yakındaki yan cümleden veya bağlamdan çıkarılmalıdır; did burada ayrı bir eylem anlatmaz.
Alıştırma
packed the glasses carefully ifadesini tekrarlamadan cümleyi tamamlayın. just as, her father ve uygun ikame fiili kullanın: Mia packed the glasses carefully, ____.
Cevabı göster
just as her father did
others can take weeks or even months to produce.
4:19diğerlerinin üretimi haftalar, hatta aylar sürebiliyor.
while: eş zamanlılık değil, karşıtlık
Burada while, karşıtlık oluşturan iki olguyu bağlar: gül attarı bir gün sürerken diğer türler haftalar veya aylar sürebilir. Bu kullanımda while, whereas ya da “buna karşılık” anlamındadır. Aynı anda gerçekleşen iki olayı anlatmaz. Karşıtlık bildiren while, farklı sonuçları, miktarları veya özellikleri tek bir cümlede yan yana göstermeye yarar.
Alıştırma
“While the small printer finishes in a minute, the larger model takes ten minutes,” cümlesinde while ne anlama gelir?
- Çünkü
- … olduğu sırada
- Buna karşılık
Cevabı göster
Buna karşılık
They are distilled and redistilled till the smell is potent enough. Kelime
4:23Kokusu yeterince yoğunlaşana kadar tekrar tekrar damıtılıyorlar.
distilled and redistilled: re- “yeniden” demektir
redistilled sözcüğündeki re- ön eki “yeniden” anlamına gelir. Distilled ve redistilled iki farklı teknik değildir: sıvı önce damıtılır, ardından aynı işlemden tekrar geçirilir. İki sözcük de edilgen bir süreç anlatımında kullanılan geçmiş zaman ortaçlarıdır. İşlemi kimin yaptığı önemli değildir; cümle, malzemeye ne olduğuna odaklanır. Bu kalıp tekrarlanan adımları anlatabilir: checked and rechecked, heated and reheated.
Alıştırma
Sıvının yeniden damıtıldığını göstermek için distilled sözcüğünün re- biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The liquid is distilled and ____ until it is pure.
Cevabı göster
redistilled
old school: gerçek bir okul değil, geleneksel tarz
Old school; tarz, yöntem veya tutum bakımından geleneksel anlamına gelen samimi bir ifadedir. Burada huni, kova ve elle doldurulan şişelerle yapılan düşük teknolojili bir çalışma biçimini anlatır; gerçek bir okula gönderme yapmaz. Birisi denenmiş yöntemlere değer veriyorsa ifade sıcak bir övgü gibi duyulabilir. Bu yöntemler çağın gerisinde görünüyorsa hafif bir eleştiri de olabilir. Hangi tutumun amaçlandığını çevredeki ayrıntılar gösterir.
Alıştırma
“Our barber is old school and still uses a straight razor,” cümlesinde old school ne anlama gelir?
- Yalnızca çocuklara uygun
- Eski bir okul binasında bulunan
- Yakın zamanda eğitim almış
- Yöntem bakımından geleneksel
Cevabı göster
Yöntem bakımından geleneksel
Expensive attars can sell for 10,000 Indian rupees or $135,
4:39Pahalı attarlar 10.000 Hindistan rupisine, yani 135 dolara satılabiliyor;
and that's the price for just 2 teaspoons of it.
4:46üstelik bu, yalnızca iki çay kaşığı miktarın fiyatı.
and it takes a lot to make just a little amount of perfume.
4:52ve çok az parfüm yapmak için bile çok miktarda malzeme gerekiyor.
Kannauj has been known to produce attar for at least 400 years.
5:16Kannauj en az 400 yıldır attar üretimiyle tanınıyor.
Kannauj has got the geographical indication for an attar. Kültür
5:23Kannauj attarı coğrafi işaret almış durumda.
Daha güçlü kanıt eklemek için “As a matter of fact,”
“As a matter of fact”, sıradaki ifadenin özellikle ilgili bir olgu olduğunu gösteren bir söylem belirtecidir. Burada coğrafi işaret ayrıntısı, Kannauj ile attar arasındaki uzun bağ hakkındaki önceki iddiayı daha güçlü biçimde destekler. Bu ifade kanıt, vurgu veya düzeltme sunabilir. Her zaman birine karşı çıkıldığı anlamına gelmez; bu cümledeki temel görevi, önceki noktayı destekleyici kanıtla güçlendirmektir.
Alıştırma
“As a matter of fact, the library has added two more study rooms” cümlesinde As a matter of fact ne işe yarar?
- Önceki noktayı güçlendiren bir olgu sunar.
- Sıradaki ifadenin ilgisiz bir konu olduğunu belirtir.
- Konuşanın iddianın doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Önceki noktayı güçlendiren bir olgu sunar.
Geographical indication: korunan köken ve itibar
“Geographical indication”, bir ürünün niteliği, itibarı veya başka bir özelliği belirli bir kökenle bağlantılı olduğunda o ürünün belirli bir yerden geldiğini gösteren korumalı işaret veya ad için kullanılan hukuk ve ticaret terimidir. Bu cümlede terim, gerçek attarın Kannauj ile bağlantılı olduğu yönündeki iddianın dayanağıdır. Yalnızca haritadaki bir konum ya da ürünün nerede satıldığına ilişkin bir not değildir; korumanın tam kapsamı tescilli ada ve ilgili hukuka bağlıdır.
Alıştırma
Hangi açıklama geographical indication terimine en iyi uyar?
- Amacı tek bir ticari sahibini tanımlamak olan şirket markası.
- Bir ürünün kökenini o yerle ilişkili bir nitelik veya itibara bağlayan korumalı işaret ya da ad.
- Yalnızca bir mağazanın haritadaki yerini gösteren etiket.
Cevabı göster
Bir ürünün kökenini o yerle ilişkili bir nitelik veya itibara bağlayan korumalı işaret ya da ad.
But the method of steam distilling is said to have originated in ancient Persia Dilbilgisi
5:35Ancak buharla damıtma yönteminin antik Pers'te
and the Middle East thousands of years ago.
5:39ve Orta Doğu'da binlerce yıl önce ortaya çıktığı söyleniyor.
is said to have originated: daha önceki bir köken iddiasını aktarmak
is said to, edilgen bir aktarım kalıbıdır. Köken bilgisini, konuşanın bizzat doğruladığı bir gerçek olarak değil, başkalarının aktardığı bir iddia olarak sunar. have originated bir perfect infinitive yapısıdır. Ortaya çıkma olayını şu anki aktarımdan önceye yerleştirir: insanlar şimdi yöntemin uzun zaman önce ortaya çıktığını söylüyor. Aktarılabilir kalıp, daha önce gerçekleşmiş bir olayı aktarım olarak sunmak için özne + be said to have + past participle şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi is said to have originated ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Although no record confirms the story, the custom ____ in a mountain village centuries ago.
Cevabı göster
is said to have originated
it was popularized by Mughal kings during the 17th century. Kültür
5:4317. yüzyılda Babür hükümdarları tarafından yaygınlaştırıldı.
Mughal kings: Babür İmparatorluğu'nun hükümdarları
Mughal kings, Hindistan'ın geniş bölgeleri dâhil Güney Asya'nın büyük bölümünü yönetmiş belirli bir hanedan olan Babür İmparatorluğu'nun hükümdarlarını ifade eder. Bu cümlede, uygulamayı 17. yüzyıl Hindistan'ında yaygınlaştırdıkları kabul edilen hükümdarları belirtir. Mughal tarihî bir özel addır; bir yer, marka veya bütün Hint kralları için kullanılan genel bir sözcük değildir.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede Mughal kings kimlerdir?
- Hindistan'ı yönetmiş bütün krallar
- Babür İmparatorluğu'nun hükümdarları
- Mughal adlı bir yerden gelen tüccarlar
Cevabı göster
Babür İmparatorluğu'nun hükümdarları
young brand-conscious Indians mostly use western perfumes. Kelime
5:49marka bilinci yüksek genç Hintliler çoğunlukla Batı parfümlerini kullanıyor.
brand-conscious: seçim yaparken markalardan etkilenen
Bu cümlede brand-conscious, seçimleri marka adlarından, marka imajından veya markanın sağladığı statüden büyük ölçüde etkilenen genç tüketicileri anlatır. Yalnızca markaları tanımaktan daha fazlasını ifade eder. İsim + conscious kalıbı, “o şeyin özellikle farkında olan veya onu önemseyen” anlamında bir sıfat oluşturur. Burada odak brand sözcüğüdür; health-conscious ve price-conscious benzer birleşik sıfatlardır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen kısa çizgili sıfatla tamamlayın. Nina compares logos and prefers famous labels, so she is ____.
Cevabı göster
brand-conscious
80% of India's traditional distilleries have closed down Öbek fiiller
5:57Hindistan'daki geleneksel damıtımevlerinin yüzde 80'i kapandı
closed down: faaliyet göstermeyi bıraktı
Bu haberde closed down, işletme olarak faaliyet göstermeyi bırakmak anlamına gelir. Yüksek oran ve yirmi yıllık gerileme, damıtımevlerinin yalnızca akşam için kapanmadığını, faaliyetlerinin sona erdiğini gösterir. Close down geçişsiz (The shop closed down) veya geçişli (They closed the shop down) kullanılabilir. İş dünyası ve sanayi haberlerinde çoğu zaman faaliyetlerin uzun süreli ya da kalıcı biçimde sona erdiğini belirtir; ancak bu anlamı çevredeki bağlam doğrular.
Alıştırma
Haberi derste geçen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın. The factory stopped operating permanently last year. It ____ after losing its biggest customer.
Cevabı göster
closed down
So, the whole town is involved in the business of perfumery.
6:06Yani tüm şehir parfümcülük işiyle iç içe.
I would say uh about 80% to 85% of the people living in the industry in the town
6:10Bence şehirde yaşayan insanların yaklaşık yüzde 80 ila 85'i
Losing its sheen: cazibesini veya prestijini kaybetmek
Sheen, kelime anlamıyla bir yüzeydeki yumuşak ve pürüzsüz parlaklıktır. Burada losing its sheen mecazdır: insanlar sektörün artık eskisi kadar çekici, prestijli ya da heyecan verici görünmediğini söylüyor. Bu ifade parfümün fiziksel görünümünü anlatmaz. lose + its/their + sheen yapısı, eski cazibesi azalan bir markayı, mesleği, geleneği veya etkinliği anlatabilir.
Alıştırma
Cümlede losing its sheen sektör hakkında ne anlatıyor?
- Daha az çekici veya prestijli hâle geliyor.
- Ürünleri kelimenin gerçek anlamıyla daha az ışık yansıtıyor.
- Temizlenip parlatılıyor.
Cevabı göster
Daha az çekici veya prestijli hâle geliyor.
And stuff like that: listeyi gündelik biçimde genişletmek
And stuff like that, bir kategoriyi belirsiz biçimde genişletmenin gündelik bir yoludur. Bir veya daha fazla örnekten sonra kullanıldığında benzer yorumların ya da şeylerin de eklenebileceğini, ancak konuşanın bunları tek tek saymayacağını gösterir. Buradaki stuff, fiziksel eşyaları değil, benzer yorumları veya fikirleri anlatır. Bu ifade, konuşanın kabaca özetleyip devam etmesini sağlar. Dinleyen kişi, daha geniş kategoriyi önceki sözlerden çıkarır.
Alıştırma
İfadeyi bu bağlamda değerlendirin: resmî bir güvenlik kılavuzunda, 'Wear gloves, eye protection, and stuff like that.'
- Fazla belirsiz ve gündelik
- Doğal ve uygun
Cevabı göster
Fazla belirsiz ve gündelik
don't feel that way: anlaşmazlığı yumuşatarak ifade etmek
Bu cümlede don't feel that way, “o görüşü paylaşmamak” anlamına gelir. that way az önce belirtilen görüşe gönderme yaptığı için konuşan kişi iddianın tamamını tekrarlamadan katılmadığını söyleyebilir. Buradaki feel fiziksel bir his değil, görüş veya tutum bildirir. Bu ifade, karşı tarafın görüşünü doğrudan yanlış ilan etmek yerine anlaşmazlığı konuşanın kendi bakış açısı olarak sunar. Bu nedenle katılmadığınızı söylemenin genellikle daha yumuşak bir yoludur.
Alıştırma
Görüşü paylaşmadığınızı nazikçe belirten tam ifadeyle cevabı tamamlayın: “Some students say school uniforms make mornings easier, but I personally ____.”
Cevabı göster
don't feel that way
Every day we strive to innovate and, you know, Kalıp ifadeler
6:27Her gün yenilik yapmaya ve, biliyorsunuz,
find a new application for our oils.
6:31yağlarımız için yeni kullanım alanları bulmaya çalışıyoruz.
strive to innovate: yeni fikirlere yönelik sürekli çaba
Strive to innovate, “yeni fikirler veya yöntemler geliştirmek için ciddi ve sürekli çaba göstermek” anlamına gelir. Strive, nötr bir try ifadesine göre daha fazla kararlılık ve uzun vadeli bağlılık taşır. Yapı strive to + fiilin yalın hâlidir. Garanti edilmiş bir sonucu değil, çabayı ve hedefi anlatır; dolayısıyla cümle yeniliğin zaten başarıya ulaştığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi yeni fikirler üretmek için sürekli çaba göstermeyi anlatan resmî ifadeyle tamamlayın: “To improve our inventions, we ____ every semester.”
Cevabı göster
strive to innovate
Cümle sonunda no doubt
Cümlenin sonunda no doubt, konuşanın tutumunu gösteren bir ifadedir: büyümenin gerçekleştiği iddiasına konuşanın güçlü kanaatini ekler. “Kesinlikle” veya “bundan şüphe yok” anlamına gelir; belirsizlik ifade etmez. Virgülden sonra kullanıldığında kısa bir ek yorum gibi çalışır ve önceki ifadeyi güçlendirir.
Alıştırma
Güçlü bir kesinlik ifade etmek için cümle sonunda no doubt ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The project has made real progress, no doubt.
- The project has made real progress, perhaps.
- Has the project made real progress?
Cevabı göster
The project has made real progress, no doubt.
Muslims all across South Asia have used attar for centuries.
6:37Güney Asya'nın dört bir yanındaki Müslümanlar yüzyıllardır attar kullanıyor.
It's believed to be one of Prophet Muhammad's most prized possessions. Kültür
6:41Attarın, Hz. Muhammed'in en değer verdiği eşyalardan biri olduğuna inanılıyor.
Prophet Muhammad's: dinî unvan ve iyelik biçimi
Prophet Muhammad's ifadesinde Prophet, İslami bağlamda Muhammed için kullanılan saygılı bir dinî unvandır. Muhammed'in bir peygamber olduğuna dair İslam inancını yansıtır ve ifadeye dinî ve kültürel önem kazandırır; sıradan bir meslek unvanı değildir. Sondaki 's, ad grubunun tamamını iyelik yapısına dönüştürür. Burada “en değerli eşyaları” Prophet Muhammad ile ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümlede Prophet Muhammad's ifadesinin doğru açıklaması hangisidir?
- Prophet, Muhammed için kullanılan saygılı bir dinî unvandır ve 's iyelik bildirir.
- Prophet, konuşanın Muhammed konusunda emin olmadığını gösterir ve 's, is anlamına gelir.
- Prophet sıradan bir meslek unvanıdır ve 's adı çoğul yapar.
Cevabı göster
Prophet, Muhammed için kullanılan saygılı bir dinî unvandır ve 's iyelik bildirir.
these chemical-free attars are popular in the Middle East.
6:54kimyasal içermeyen bu attarlar Orta Doğu'da rağbet görüyor.
to use it as an ingredient in their modern perfumes,
7:02modern parfümlerinde bir bileşen olarak kullanıyor
breathing new life into an ancient industry. Deyimler
7:06ve kadim bir sektöre yeniden hayat veriyor.
fragrance houses: parfüm sektöründeki şirketler veya markalar
fragrance houses, parfüm sektöründeki şirketleri veya markaları ifade eder. Buradaki house, koku tasarlayan, üreten veya temsil eden bir kuruluşu anlatan ticari bir terimdir; bir binayı anlatmaz. Bu cümlede fragrance houses, attar ithal eden birden fazla parfüm şirketini belirtir. Aynı sektörel kullanım fashion house ve publishing house ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
European fragrance houses have been importing attar cümlesinde fragrance houses ne anlama gelir?
- Parfüm satan perakende mağazaları
- Parfüm sektöründeki şirketler veya markalar
- Parfümlerin depolandığı binalar
Cevabı göster
Parfüm sektöründeki şirketler veya markalar
breathing new life into: mecazi olarak yeniden canlandırmak
Breathing new life into, eskiyen, sessizleşen veya zayıflayan bir şeyi yeniden aktif ve başarılı hâle getirmek anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Bu cümlede attara yönelik yeni talep, kadim sektörün yeniden canlanmasına yardımcı oluyor; burada gerçek anlamda nefes alma yoktur. Yapı breathing new life into + nesne şeklindedir. Yeni ilgi, fikirler, para veya faaliyetlerin yol açtığı yenilenmeyi olumlu bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Yeni otobüs hizmetinin ihmal edilmiş bir mahalleyi yeniden hareketlendirdiğini gösterecek şekilde cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The new bus service is ____ the neglected neighborhood.
- breathing new life into
- breathing new life at
- breathing new life from
Cevabı göster
breathing new life into
When you have to maintain and sustain certain standards,
7:16Belirli standartları koruyup sürdürmeniz gerektiğinde,
It makes us proud to carry forward a legacy of five generations. Kalıp ifadeler
7:21Beş kuşaklık bir mirası devam ettirmek bize gurur veriyor.
carry forward a legacy: devralınan bir mirası sürdürmek
carry forward a legacy ifadesinde carry forward, önceki insanlardan alınan değerli bir şeyi sürdürmek ve geleceğe aktarmak anlamına gelir. Legacy bir gelenek, değerler bütünü, beceri veya uzun süredir devam eden bir çalışma olabilir; fiziksel bir nesneyi taşımak anlamına gelmez. Burada ifade, beş kuşağın çalışmasını ailenin etkin biçimde sürdürdüğü bir miras olarak sunar. Başka bağlamlarda kullanılabilecek yapı carry forward + a legacy, a tradition veya a set of values şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “önceki insanlardan miras kalan değerli bir şeyi sürdürmek” anlamındaki dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The new director hopes to ____ of community service.
Cevabı göster
carry forward a legacy
recreating the smell of rain on earth is no small legacy. Deyimler
7:26toprağa düşen yağmurun kokusunu yeniden yaratmak küçümsenecek bir miras değil.
After all, ile destekleyici bir gerekçe eklemek
Cümle başında After all, dinleyicinin zaten kabul etmesi veya önemli sayması gereken bir gerekçe sunar. Genellikle önceki ifadeyi destekler, gerekçelendirir veya güçlendirir. Burada son iddiayı konuşanın gururuna yeniden bağlar: yağmur kokusunu yeniden yaratmak önemli bir miras olarak sunulur. “Bu önemli gerçeği göz önünde bulundurunca” anlamına gelir; “her şeyden sonra, daha ileriki bir zamanda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Az önce “We should keep the road open.” dediniz. Güçlü bir destekleyici gerekçe eklemek için en uygun bağlayıcıyı kullanan devam cümlesi hangisidir?
- After all, it is the only bridge into town.
- Afterward, traffic returned to normal.
- In the end, officials kept the road open.
Cevabı göster
After all, it is the only bridge into town.
No small legacy: ölçülü vurgu
Bu cümlede no small legacy, “çok önemli bir miras” demektir. Burada legacy, kalıcı bir başarıyı ya da katkıyı ifade eder. Konuşan kişi, mirasın küçük olmadığını söyleyerek önemini ölçülü biçimde vurgular; ifade, boyutunun belirsiz olduğunu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp no small + noun şeklindedir. Bir şeyi kayda değer veya etkileyici gösterir: no small achievement, no small challenge, no small responsibility. Olumsuzlayarak yapılan bu tür ölçülü vurguya litotes denir.
Alıştırma
Cümleyi no small + noun kalıbıyla tamamlayın: Keeping the shelter open all winter was ____ achievement.
Cevabı göster
no small