Hintli Parfümörler Topraktaki Yağmur Kokusunu Nasıl Yeniden Yaratıyor | Still Standing: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
897 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Kannauj ustaları attarı elle damıtıyor; belgesel bu eski zanaatın gerilemesini ve yeniden canlanma olasılığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "what makes the attar so special is also what is leading to its demise." - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki what yan cümlesinin aynı özelliği hem güç hem gerileme nedeni yaptığını anlayın. 2. "geographical indication" - Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Kannauj iddiasının ardındaki korumalı menşe etiketini tanıyın. 3. "breathing new life into" - Deyimler ve mecazi ifadeler: eski bir sektörü canlandırma anlamını öğrenip gelenekler veya kurumlar için kullanın.

Bu derste

Fresh roses are the main ingredient for this ancient way of making perfume.

0:01

Taze güller, bu kadim parfüm yapma yönteminin ana malzemesidir.

The tradition is thousands of years old and

0:06

Bu gelenek binlerce yıllık ve

this small city in India is one of the only places that still makes it this way. Kalıp ifadeler

0:09

Hindistan'daki bu küçük şehir, hâlâ bu yöntemle üretim yapan sayılı yerlerden biri.

Kalıp ifadeler

one of the only places: sayılı yerlerden biri

one of the only places ifadesinde only, yerlerden oluşan grubun çok küçük olduğunu gösterir. Bu şehir, o küçük grubun bir üyesidir. one of the only + çoğul isim kalıbı, nadirliği vurgular. Tam olarak yalnızca bir yer bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, kliniğin bu tedaviyi sunan çok küçük bir klinik grubunun üyesi olduğunu belirtir?

  1. The clinic is one of the only clinics that offer this treatment.
  2. The clinic is the only clinic that offers this treatment.
  3. The clinic is one of many clinics that offer this treatment.
Cevabı göster

The clinic is one of the only clinics that offer this treatment.

One batch can take weeks or even months to prepare. Dilbilgisi

0:15

Tek bir partiyi hazırlamak haftalar, hatta aylar sürebilir.

Dilbilgisi

take weeks or even months to prepare: hazırlanması haftalar, hatta aylar sürmek

Take + süre + to + fiil, bir görev veya sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. Burada One batch, hazırlanan şeydir ve cümlenin öznesidir; dolayısıyla bir partiyi hazırlamanın haftalar sürebileceği anlatılır. Or even months daha uzun olasılığı vurgular: süreç yalnızca haftalar değil, şaşırtıcı biçimde aylar da sürebilir.

Alıştırma

Dersin kalıbını oluşturmak için boşlukları doldurun. Gereken süreyi belirtmek için take, şaşırtıcı derecede daha uzun süreden önce or even ve son eylemden önce to kullanın: “The repairs may ____ weeks ____ months ____ finish.”

Cevabı göster

take · or even · to

The result is 100% pure perfume,

0:19

Sonuç, yüzde 100 saf bir parfümdür;

also called attar, Kültür

0:23

buna attar da denir.

the Arabic word for fragrance.

0:24

Bu, Arapçada koku anlamına gelen bir kelimedir.

Kültür

attar: geleneksel ve yoğun bir koku ürünü

Burada attar, videoda anlatılan geleneksel damıtma işlemiyle üretilen yoğun kokuyu adlandırır. Bu ürünün kendine özgü kültürel adıdır; bu nedenle her türlü parfümü kapsayan genel bir ad olarak anlaşılmamalıdır. “also called attar” ifadesi “100% pure perfume” için başka bir ad verirken “the Arabic word for fragrance” bu adın kökenini ve temel anlamını kısaca açıklar. Benzer cümlelerde also called, o bağlamda aynı şey için kullanılan başka bir adı tanıtır; iki terimin her durumda birbirinin yerine geçebileceğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede attar neyi ifade ediyor?

  1. Damıtma yoluyla üretilen geleneksel ve yoğun bir koku ürünü
  2. Yalnızca yemeklerde kullanılan bir çiçeğin Arapça adı
  3. Sprey şişesinde satılan herhangi bir modern parfüm
Cevabı göster

Damıtma yoluyla üretilen geleneksel ve yoğun bir koku ürünü

But what makes the attar so special Dilbilgisi

0:28

Ancak attarı böylesine özel kılan şey,

is also what is leading to its demise.

0:31

aynı zamanda onu yok oluşa sürüklüyor.

Dilbilgisi

What ... is also what ...: tek neden, iki sonuç

Bu cümlede what bir soru sormaz. Her what yan cümleciği isim gibi çalışır ve “... yapan şey ya da etken” anlamına gelir: “what makes the attar so special” öznedir; “what is leading to its demise” ise is sözcüğünden sonra gelir ve aynı etkeni belirtir. What ... is also what ... kalıbı iki sonucu tek bir temel nedene bağlar. Burada aynı özellik hem attarı özel kılar hem de gerilemesine katkıda bulunur; böylece bir yarar ile olumsuz bir sonuç kısa ve etkili biçimde karşılaştırılır.

Alıştırma

Eşleşen what yan cümleciklerini tamamlayın. Her boşluk “... yapan şey” anlamına gelir: ____ makes the job exciting is also ____ makes it stressful.

Cevabı göster

What · what

The time-consuming process is hard to sustain.

0:34

Çok zaman alan bu süreci devam ettirmek zor.

We visited India's perfume capital Kannauj Kültür

0:38

Hindistan'ın parfüm başkenti Kannauj'a giderek

to see how this craft is still standing. Deyimler

0:41

bu zanaatın nasıl hâlâ ayakta kaldığını gördük.

Kültür

India's perfume capital Kannauj: bir endüstri merkezi anlamındaki capital

'India's perfume capital Kannauj' ifadesinde 'India's perfume capital', şehir adından önce gelen açıklayıcı bir unvandır. Kannauj, Hindistan'ın geleneksel attar parfüm endüstrisinin önemli bir merkezi olarak bilinir. Burada capital, belirli bir alanda özellikle ünlü veya önemli olan bir yer demektir. Kannauj'un Hindistan'ın siyasi başkenti olduğu anlamına gelmez. '[place]'s [product or activity] capital' kalıbı gezi yazılarında ve medya anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

'The town is known as the country's chocolate capital.' cümlesinde capital ne anlama gelir?

  1. Ulusal hükûmetin bulunduğu şehir
  2. Bir işletmenin kullandığı büyük miktarda para
  3. Çikolata endüstrisinin ana merkezi
Cevabı göster

Çikolata endüstrisinin ana merkezi

Deyimler

still standing: zorluklara dayanıp varlığını sürdürmek

'this craft is still standing' ifadesinde still standing mecazidir. Zanaatı, ağır bir darbe aldıktan sonra ayakta kalmayı başaran bir insan gibi gösterir. Zanaatın baskı veya zorluklara rağmen varlığını sürdürdüğü anlamına gelir. İfade hayatta kalmayı anlatır; mutlaka güçlü veya başarılı olmayı anlatmaz. Bir şey eskisinden daha zayıf olsa bile still standing olabilir.

Alıştırma

Küçük bir yardım kuruluşu finansmanının çoğunu kaybetmesine rağmen ailelere yardım etmeyi sürdürdü. Hangi cümle kuruluşu ağır bir darbeden sağ çıkmış gibi gösteren mecazi ifadeyi kullanır?

  1. The small charity is still standing.
  2. The small charity is located beside the park.
  3. The small charity is standing still.
Cevabı göster

The small charity is still standing.

Workers gather roses in these fields near Kannauj

0:46

İşçiler Kannauj yakınlarındaki bu tarlalarda gülleri topluyor

and deliver them to distilleries while they're still fresh.

0:50

ve daha tazeyken damıtımevlerine götürüyor.

This one is over 100 years old.

0:54

Bu damıtımevi 100 yıldan daha eski.

It's owned by M. L. Ramnarain Perfumers.

0:58

Sahibi M. L. Ramnarain Perfumers.

There is no electricity

1:01

Burada elektrik

and no industrial machinery here.

1:03

ve endüstriyel makine yok.

Workers have already prepped these copper containers or degs,

1:06

İşçiler, deg adı verilen bu bakır kapları önceden hazırlayıp

filling them with just the right amount of water,

1:10

tam gerektiği kadar suyla doldurmuşlar;

about 80 kilos.

1:13

yaklaşık 80 kilo.

Har aadmi andaaz nahi laga pata hai.

1:21

Herkes bu miktarı göz kararı ayarlayamaz.

Once the flowers arrive,

1:23

Çiçekler geldiğinde

they are carefully weighed.

1:25

dikkatle tartılıyor.

It is an essential part of the process,

1:26

Bu, sürecin vazgeçilmez bir parçası,

as getting an accurate ratio is key. Dilbilgisi

1:29

çünkü doğru oranı tutturmak çok önemli.

Dilbilgisi

Getting an accurate ratio is key: doğru bir oran elde etmek çok önemlidir

“Getting an accurate ratio” ulaç öbeği, yan cümlenin öznesi olarak görev yapar: değerlendirilen eylemi veya koşulu adlandırır. “Is key”, “çok önemlidir” ya da “vazgeçilmezdir” anlamına gelir ve “key” burada sıfat olarak kullanılır. Tekrar kullanılabilen “doing something is key” kalıbı, bir eylemi başarının önemli bir koşulu olarak vurgular; bunun tek koşul olduğu anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Eylemin vazgeçilmez olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: For reliable results, getting an accurate measurement ____.

Cevabı göster

is key

The roses are evenly spread out Öbek fiiller

1:36

Güller eşit biçimde yayılıyor

and it takes two men to carry and pour them into the degs. Dilbilgisi

1:38

ve onları kaldırıp deglere dökmek için iki adam gerekiyor.

Öbek fiiller

Evenly spread out: eşit biçimde yayılmış

“Spread out”, bir yerde yığın veya sıkı bir küme hâlinde bırakılmak yerine bir alana yayılmış biçimde düzenlenmek anlamına gelir. Edilgen “are ... spread out” biçiminde cümle, güllerin yayılmasından sonra oluşan düzeni anlatır. “Evenly”, “spread out” ifadesini niteler ve güllerin yaklaşık olarak eşit kapsama veya aralıklarla dağıtıldığını belirtir. Bu birleşim, bir yüzeye veya alana yerleştirilen nesneler, malzemeler ya da insanlar için kullanılabilir.

Alıştırma

Nesnelerin bir alana yaklaşık olarak eşit aralıklarla dağıtıldığını en açık şekilde hangi cümle anlatıyor?

  1. The tools were stacked in one corner of the workbench.
  2. The tools were moved from the workbench.
  3. The tools were evenly spread out across the workbench.
Cevabı göster

The tools were evenly spread out across the workbench.

Dilbilgisi

it takes two men to carry and pour them: gereken kişi sayısını belirtmek

Burada it takes two men to carry and pour them, işi yapmak için iki erkeğin gerekli olduğu anlamına gelir. Take burada götürmek değil, gerektirmek anlamındadır. Yapı it takes + kişi veya grup + to + fiil şeklindedir. It biçimsel öznedir; asıl görev to ile başlayan mastar yapısında belirtilir. Bu yapı, bir işin ne kadar insan gücü gerektirdiğini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

it takes + kişi sayısı + to yapısını ve three sayısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ to lift the piano safely.

Cevabı göster

It takes three people

As the petals begin to seep in the water,

1:50

Taç yapraklar suya özünü salmaya başladığında,

a craftsman seals the container rim with a mixture of clay and cotton.

1:53

bir usta kabın kenarını kil ve pamuk karışımıyla mühürlüyor.

They then light firewood inside an earthen oven called a bhatti Kültür

2:00

Ardından bhatti adı verilen toprak bir fırında odun ateşi yakıyorlar

and the alchemy begins. Deyimler

2:04

ve simya başlıyor.

Kültür

Bhatti: toprak fırın için kullanılan yerel terim

Bu cümlede bhatti, işçilerin odun yaktığı toprak fırın için kullanılan yerel terimdir. an earthen oven called a bhatti ifadesi önce nesnenin kategorisini verir, ardından bilinmeyen terimi tanıtır. Burada bhatti, geleneksel bir damıtma sürecinde kullanılan ekipmanı belirtir; bir kişi veya yer değildir. Daha genel olarak, genel ad + called + X yapısında genel ad, X’in ne olduğunu tahmin etmenize yardım eder.

Alıştırma

Bu cümlede bhatti neyi ifade eder?

  1. Süreçte kullanılan toprak bir fırın
  2. Gülleri taşıyan bir işçi
  3. Güllerin satıldığı yer
Cevabı göster

Süreçte kullanılan toprak bir fırın

Deyimler

Dönüşüm benzetmesi olarak “the alchemy begins”

Bu cümlede “the alchemy begins”, malzemeler ısıtılıp buharlaştıktan ve yoğunlaştıktan sonra başlayan karmaşık dönüşümün bir benzetmesidir. Süreci gizemli ve olağanüstü gösterir; çalışanların gerçekten simya yaptığı anlamına gelmez. Daha genel olarak bu ifade, sıradan unsurların birleşerek beklenmedik derecede özel bir sonuç oluşturmaya başladığı anı belirtebilir.

Alıştırma

Şu yeni cümleyi okuyun: “The chef adds the final spice, and the alchemy begins.” Buradaki “the alchemy begins” ne anlatıyor?

  1. Etkileyici ve neredeyse sihirli bir dönüşüm başlar.
  2. Şef gerçekten altın yapmaya çalışmaya başlar.
  3. Pişirme süreci tamamen durur.
Cevabı göster

Etkileyici ve neredeyse sihirli bir dönüşüm başlar.

The heat boils the water and flowers until they emit steam.

2:07

Isı, suyla çiçekleri buhar çıkarana kadar kaynatıyor.

It condenses as it travels through this hollow bamboo pipe or chunga, Kültür

2:12

Buhar, chunga denen bu içi boş bambu borudan geçerken yoğunlaşıyor;

that connects to the bhapka,

2:17

bu boru bhapkaya bağlanıyor.

a smaller container filled with sandalwood oil that forms the base of attar.

2:19

Bhapka, attarın temelini oluşturan sandal ağacı yağıyla dolu daha küçük bir kap.

Kültür

chunga ve bhapka: boru ile alıcı kap arasındaki fark

Burada chunga ve bhapka, aynı geleneksel damıtma düzeneğinin iki farklı parçasını adlandırır. Chunga içi boş bambu borudur; buhar içinden geçer ve yol boyunca yoğunlaşır. Bhapka ise bu boruya bağlı daha küçük alıcı kaptır. Attarın temelini oluşturan sandal ağacı yağını içerir; dolayısıyla düzenekteki akış chunga’dan bhapka’ya doğrudur.

Alıştırma

Cümleyi iki teknik terimle tamamlayın: In this apparatus, the hollow bamboo pipe is the ____, and the smaller receiving container is the ____.

Cevabı göster

chunga · bhapka

This is where every last drop of fragrant water will gather over 6 hours. Kalıp ifadeler

2:32

Kokulu suyun son damlasına kadar tamamı altı saat boyunca burada birikiyor.

Kalıp ifadeler

every last drop: eksiksiz bütünlük vurgusu

Every last drop, sıvının en küçük kalan miktarı da dahil olmak üzere tamamını anlatan vurgulu bir isim öbeğidir. Burada last, every sözcüğünü güçlendirir; zaman bakımından en son gelen tek bir damlayı belirtmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp every last + tekil sayılabilen isim şeklindedir. Water gibi sayılamayan maddelerle sayılabilen bir birim adı kullanılır: every last drop of water.

Alıştırma

Sıvının hiçbir kısmının kaybolmadığını vurgulayan üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the spill, we managed to recover ____ of the medicine.

Cevabı göster

every last drop

In the meantime, Anlatım akışı

2:40

Bu sırada,

workers constantly check the temperatures of the different vessels,

2:41

işçiler farklı kapların sıcaklığını sürekli kontrol ediyor;

using their hands and years of experience instead of thermometers.

2:44

termometre yerine ellerini ve yılların deneyimini kullanıyorlar.

Anlatım akışı

In the meantime: paralel olayları düzenleme

In the meantime, işçilerin kontrollerini birikme süreciyle aynı altı saatlik dönem içine yerleştiren, cümle başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Zaman çizgisini ileri taşımadan dikkati ana süreçten paralel bir etkinliğe yöneltir. Bir durum devam ederken veya beklemeyi gerektirirken başka bir olay bu aralıkta gerçekleşiyorsa iki durumu bağlamak için kullanılır.

Alıştırma

Şu iki İngilizce cümleyi okuyun: The paint needs two hours to dry. We can prepare the next room. İkinci eylemin bekleme sırasında gerçekleştiğini en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir?

  1. Afterward
  2. From time to time
  3. In the meantime
Cevabı göster

In the meantime

They monitor the fire to make sure the degs are warm enough to create steam, Dilbilgisi

2:50

Deglerin buhar üretecek kadar sıcak olduğundan emin olmak için ateşi izliyorlar,

but not too much,

2:54

ama fazla sıcak olmamalılar,

otherwise it can destroy the scent.

2:55

yoksa koku bozulabilir.

Dilbilgisi

warm enough to create steam, but not too much: buhar için yeterince sıcak, ama aşırı değil

Warm enough to create steam, sıfat + enough + to ile mastar yapısını kullanır. Sıcaklığın buhar oluşması için gereken en düşük düzeye ulaştığını belirtir. But not too much ise bir üst sınır ekler: ısı aşırı olmamalıdır. Buradaki much, buharın varlığını değil, bağlamdan anlaşılan ısı miktarını veya derecesini ifade eder. İki bölüm birlikte kontrollü bir aralık tanımlar: amaç için yeterli, fakat aşırı değil.

Alıştırma

“warm enough to create steam, but not too much” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Isı, buhar üretmek için gereken düzeye ulaşmalı, ancak aşırı olmamalıdır.
  2. Çok miktarda buhar üretilip sonra uzaklaştırılmalıdır.
  3. Hiç buhar oluşmaması için ısı yeterince düşük tutulmalıdır.
Cevabı göster

Isı, buhar üretmek için gereken düzeye ulaşmalı, ancak aşırı olmamalıdır.

They also have to make sure the bhapka stays cool enough to turn the steam back into liquid. Kalıp ifadeler

2:58

Ayrıca buharı yeniden sıvıya dönüştürebilmesi için bhapkanın yeterince serin kalmasını sağlamaları gerekiyor.

Kalıp ifadeler

turn the steam back into liquid: buharı yeniden sıvıya dönüştürmek

Turn X back into Y kalıbı, X'i daha önceki bir durum veya biçim olan Y'ye geri dönüştürmek anlamına gelir. Cümlede X buhar, Y ise sıvıdır; soğutma, sıvının buhara dönüşmesiyle gerçekleşen önceki değişimi tersine çevirir. Back, durum değişimiyle bağlantılıdır ve eski hâle getirmeyi belirtir. Buharın geriye doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir metin sayfası görüntü olarak kaydedildi. Eski hâle getirmeyi anlatan cümleyi tamamlayın: This tool can ____.

Cevabı göster

turn the image back into text

This is a job which requires a lot of patience.

3:06

Bu iş büyük sabır gerektiriyor.

It requires a lot of time and effort.

3:08

Çok fazla zaman ve emek istiyor.

The input has to be good to get great outcomes.

3:11

Harika sonuçlar almak için kullanılan malzemenin iyi olması gerekir.

So,

3:14

Bu yüzden,

every stage of our process

3:15

sürecimizin her aşamasına

has to be given a lot of focus

3:18

büyük özen gösterilmeli,

and to be done with a lot of concentration

3:21

son derece dikkatli çalışılmalı

and any slip off can, you know,

3:23

ve en ufak bir hata bile, biliyorsunuz,

have negative results.

3:25

olumsuz sonuçlara yol açabilir.

And the result is the all-natural attar,

3:28

Sonuç ise tamamen doğal attar;

free from any alcohol or artificial chemicals. Kalıp ifadeler

3:31

içinde alkol ya da yapay kimyasal yok.

Kalıp ifadeler

alkol ya da yapay kimyasal madde içermeyen

free from any alcohol or artificial chemicals ifadesinde free from + isim, adı verilen maddenin bulunmadığını belirtir. Burada attarın alkol ve yapay kimyasal madde içermediği söylenir; free, “ücretsiz” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be free from + istenmeyen madde veya etkidir. Or, dışarıda bırakılan iki kategoriyi bağlar: alkol ve yapay kimyasal maddeler.

Alıştırma

Hangi ürün açıklaması sabunun yapay renklendirici içermediğini belirtir?

  1. The soap comes with artificial colors.
  2. The soap is available at no cost.
  3. The soap is free from artificial colors.
Cevabı göster

The soap is free from artificial colors.

With a scent that can linger for days. Kelime

3:35

Kokusu günlerce kalabiliyor.

Kelime

günlerce algılanmaya devam etmek

Burada linger, “kaynak artık ortadan kalkmış olabileceği hâlde fark edilmeye devam etmek” anlamına gelir. Kokunun bilinçli bir eylem yaptığı söylenmez; uzun süre algılanabilir durumda kalır. For + bir zaman uzunluğu, sürenin ne kadar olduğunu belirtir; dolayısıyla for days birkaç gün boyunca demektir. Aynı yapı, hemen kaybolmak yerine yavaşça silinen bir ses, anı, duygu veya izlenimi de anlatabilir.

Alıştırma

“The scent can linger for days,” cümlesinde linger for days ne anlama gelir?

  1. Birkaç gün boyunca fark edilebilir kalır.
  2. Bilinçli olarak birkaç gün geciktirilir.
  3. Yalnızca birkaç gün sonra ortaya çıkar.
Cevabı göster

Birkaç gün boyunca fark edilebilir kalır.

Here,

3:39

Burada

they make over 15 different kinds of oils,

3:39

15'ten fazla farklı yağ üretiyorlar,

but one of their most prized is mitti attar, Kültür

3:43

ama en kıymetlilerinden biri mitti attar;

literally meaning earth perfume.

3:47

kelime anlamıyla “toprak parfümü”.

Kültür

Mitti attar: toprak kokulu bir esansın adı

Mitti, toprak anlamına gelir; attar ise kokulu bir parfüm yağını ifade eder. Birlikte mitti attar, kuru toprağa yağmur düştüğünde hissedilen kokuyla ilişkilendirilen geleneksel bir Hint koku ürününün adıdır. Buradaki toprak parfümü açıklaması, adın arkasındaki imgeyi anlatır. Bu ifade, normal parfüme doğrudan gevşek toprak katıldığı anlamına gelmez; ürünün yeniden oluşturduğu topraksı kokuya gönderme yapar.

Alıştırma

Bu cümlede mitti attar neyi adlandırıyor?

  1. Bir şişeye normal toprak karıştırılarak yapılan parfüm
  2. Kuru zemine yağan yağmurun adı
  3. Kuru toprağa yağan yağmurun kokusuyla ilişkilendirilen geleneksel bir koku
  4. Tatlı kokan her yağ için kullanılan genel bir kelime
Cevabı göster

Kuru toprağa yağan yağmurun kokusuyla ilişkilendirilen geleneksel bir koku

When, let's say, Ton ve niyet

3:51

Diyelim ki

there is rain on dry, parched earth

3:52

kuru, kavrulmuş toprağa yağmur yağıyor;

and you know, the smell,

3:56

bilirsiniz, ortaya çıkan o koku,

the sweet, soothing smell that one gets.

3:57

insanın aldığı o tatlı, huzur verici koku.

So,

4:00

İşte

that's the smell that you can expect from attar mitti.

4:00

mitti attardan bekleyebileceğiniz koku bu.

Ton ve niyet

Let's say: hayali bir örneği ortaya koymak

Let's say, dinleyiciden olası bir durumu zihninde canlandırmasını isteyen konuşma diline ait bir ifadedir. Burada kuru ve çatlamış toprağa yağmur yağması durumunu ortaya koyarak doğrudan tanımlanması zor bir kokuyu açıklamaya yardımcı olur. Bu ifade, dinleyicinin bu sözleri tekrarlaması gerektiği anlamına gelmez ve olayın tam olarak o anda yaşandığını iddia etmez. Açıklamayı takip edilmesi kolay bir örneğe dönüştürür.

Alıştırma

Let's say bu cümlede ne yapıyor: Let's say the train is late; what is our backup plan?

  1. Dinleyiciden let's say sözlerini tekrarlamasını istemek
  2. Bir tren türüne ad vermek
  3. Tartışılacak hayali bir durumu ortaya koymak
  4. Trenin şu anda kesinlikle geciktiğini iddia etmek
Cevabı göster

Tartışılacak hayali bir durumu ortaya koymak

To recreate the smell of earth,

4:05

Toprağın kokusunu yeniden yaratmak için

they use old clay pots that were used for spices or tea.

4:07

eskiden baharat ya da çay konmuş eski toprak kapları kullanıyorlar.

They crush the pots

4:11

Kapları kırıp ufalıyor

and add them to the water just as they did with the roses. Dilbilgisi

4:12

ve tıpkı güllerde olduğu gibi suya ekliyorlar.

Dilbilgisi

just as they did with the roses: aynı yöntemi karşılaştırmak

Just as, yöntemin karşılaştırıldığını gösterir: malzeme, daha önce güllerin suya eklendiği yöntemle aynı şekilde suya eklenir. Did bir ikame fiildir. Bağlamdan anlaşılan gülleri suya ekleme eyleminin yerini alır ve tüm eylemin tekrarlanmasını önler. Eksik eylem yakındaki yan cümleden veya bağlamdan çıkarılmalıdır; did burada ayrı bir eylem anlatmaz.

Alıştırma

packed the glasses carefully ifadesini tekrarlamadan cümleyi tamamlayın. just as, her father ve uygun ikame fiili kullanın: Mia packed the glasses carefully, ____.

Cevabı göster

just as her father did

But while rose attar is made in a day, Dilbilgisi

4:17

Gül attarı bir günde yapılırken,

others can take weeks or even months to produce.

4:19

diğerlerinin üretimi haftalar, hatta aylar sürebiliyor.

Dilbilgisi

while: eş zamanlılık değil, karşıtlık

Burada while, karşıtlık oluşturan iki olguyu bağlar: gül attarı bir gün sürerken diğer türler haftalar veya aylar sürebilir. Bu kullanımda while, whereas ya da “buna karşılık” anlamındadır. Aynı anda gerçekleşen iki olayı anlatmaz. Karşıtlık bildiren while, farklı sonuçları, miktarları veya özellikleri tek bir cümlede yan yana göstermeye yarar.

Alıştırma

“While the small printer finishes in a minute, the larger model takes ten minutes,” cümlesinde while ne anlama gelir?

  1. Çünkü
  2. … olduğu sırada
  3. Buna karşılık
Cevabı göster

Buna karşılık

They are distilled and redistilled till the smell is potent enough. Kelime

4:23

Kokusu yeterince yoğunlaşana kadar tekrar tekrar damıtılıyorlar.

Kelime

distilled and redistilled: re- “yeniden” demektir

redistilled sözcüğündeki re- ön eki “yeniden” anlamına gelir. Distilled ve redistilled iki farklı teknik değildir: sıvı önce damıtılır, ardından aynı işlemden tekrar geçirilir. İki sözcük de edilgen bir süreç anlatımında kullanılan geçmiş zaman ortaçlarıdır. İşlemi kimin yaptığı önemli değildir; cümle, malzemeye ne olduğuna odaklanır. Bu kalıp tekrarlanan adımları anlatabilir: checked and rechecked, heated and reheated.

Alıştırma

Sıvının yeniden damıtıldığını göstermek için distilled sözcüğünün re- biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The liquid is distilled and ____ until it is pure.

Cevabı göster

redistilled

The last step is the bottling process.

4:29

Son adım şişeleme işlemi.

It's also old school, Deyimler

4:32

Bu da eski usul yapılıyor:

using a funnel and a bucket,

4:34

bir huni ve kova kullanılarak

every tiny bottle is filled by hand.

4:35

küçücük şişelerin her biri elle dolduruluyor.

Deyimler

old school: gerçek bir okul değil, geleneksel tarz

Old school; tarz, yöntem veya tutum bakımından geleneksel anlamına gelen samimi bir ifadedir. Burada huni, kova ve elle doldurulan şişelerle yapılan düşük teknolojili bir çalışma biçimini anlatır; gerçek bir okula gönderme yapmaz. Birisi denenmiş yöntemlere değer veriyorsa ifade sıcak bir övgü gibi duyulabilir. Bu yöntemler çağın gerisinde görünüyorsa hafif bir eleştiri de olabilir. Hangi tutumun amaçlandığını çevredeki ayrıntılar gösterir.

Alıştırma

“Our barber is old school and still uses a straight razor,” cümlesinde old school ne anlama gelir?

  1. Yalnızca çocuklara uygun
  2. Eski bir okul binasında bulunan
  3. Yakın zamanda eğitim almış
  4. Yöntem bakımından geleneksel
Cevabı göster

Yöntem bakımından geleneksel

Expensive attars can sell for 10,000 Indian rupees or $135,

4:39

Pahalı attarlar 10.000 Hindistan rupisine, yani 135 dolara satılabiliyor;

and that's the price for just 2 teaspoons of it.

4:46

üstelik bu, yalnızca iki çay kaşığı miktarın fiyatı.

The raw materials are costly

4:50

Ham maddeler pahalı

and it takes a lot to make just a little amount of perfume.

4:52

ve çok az parfüm yapmak için bile çok miktarda malzeme gerekiyor.

Kannauj has been known to produce attar for at least 400 years.

5:16

Kannauj en az 400 yıldır attar üretimiyle tanınıyor.

As a matter of fact, Anlatım akışı

5:21

Hatta

Kannauj has got the geographical indication for an attar. Kültür

5:23

Kannauj attarı coğrafi işaret almış durumda.

Anlatım akışı

Daha güçlü kanıt eklemek için “As a matter of fact,”

“As a matter of fact”, sıradaki ifadenin özellikle ilgili bir olgu olduğunu gösteren bir söylem belirtecidir. Burada coğrafi işaret ayrıntısı, Kannauj ile attar arasındaki uzun bağ hakkındaki önceki iddiayı daha güçlü biçimde destekler. Bu ifade kanıt, vurgu veya düzeltme sunabilir. Her zaman birine karşı çıkıldığı anlamına gelmez; bu cümledeki temel görevi, önceki noktayı destekleyici kanıtla güçlendirmektir.

Alıştırma

“As a matter of fact, the library has added two more study rooms” cümlesinde As a matter of fact ne işe yarar?

  1. Önceki noktayı güçlendiren bir olgu sunar.
  2. Sıradaki ifadenin ilgisiz bir konu olduğunu belirtir.
  3. Konuşanın iddianın doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Önceki noktayı güçlendiren bir olgu sunar.

So, technically,

5:28

Yani teknik olarak

an attar can only be from Kannauj.

5:32

attar yalnızca Kannauj'dan gelebilir.

Kültür

Geographical indication: korunan köken ve itibar

“Geographical indication”, bir ürünün niteliği, itibarı veya başka bir özelliği belirli bir kökenle bağlantılı olduğunda o ürünün belirli bir yerden geldiğini gösteren korumalı işaret veya ad için kullanılan hukuk ve ticaret terimidir. Bu cümlede terim, gerçek attarın Kannauj ile bağlantılı olduğu yönündeki iddianın dayanağıdır. Yalnızca haritadaki bir konum ya da ürünün nerede satıldığına ilişkin bir not değildir; korumanın tam kapsamı tescilli ada ve ilgili hukuka bağlıdır.

Alıştırma

Hangi açıklama geographical indication terimine en iyi uyar?

  1. Amacı tek bir ticari sahibini tanımlamak olan şirket markası.
  2. Bir ürünün kökenini o yerle ilişkili bir nitelik veya itibara bağlayan korumalı işaret ya da ad.
  3. Yalnızca bir mağazanın haritadaki yerini gösteren etiket.
Cevabı göster

Bir ürünün kökenini o yerle ilişkili bir nitelik veya itibara bağlayan korumalı işaret ya da ad.

But the method of steam distilling is said to have originated in ancient Persia Dilbilgisi

5:35

Ancak buharla damıtma yönteminin antik Pers'te

and the Middle East thousands of years ago.

5:39

ve Orta Doğu'da binlerce yıl önce ortaya çıktığı söyleniyor.

Dilbilgisi

is said to have originated: daha önceki bir köken iddiasını aktarmak

is said to, edilgen bir aktarım kalıbıdır. Köken bilgisini, konuşanın bizzat doğruladığı bir gerçek olarak değil, başkalarının aktardığı bir iddia olarak sunar. have originated bir perfect infinitive yapısıdır. Ortaya çıkma olayını şu anki aktarımdan önceye yerleştirir: insanlar şimdi yöntemin uzun zaman önce ortaya çıktığını söylüyor. Aktarılabilir kalıp, daha önce gerçekleşmiş bir olayı aktarım olarak sunmak için özne + be said to have + past participle şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi is said to have originated ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Although no record confirms the story, the custom ____ in a mountain village centuries ago.

Cevabı göster

is said to have originated

In India,

5:43

Hindistan'da ise

it was popularized by Mughal kings during the 17th century. Kültür

5:43

17. yüzyılda Babür hükümdarları tarafından yaygınlaştırıldı.

Kültür

Mughal kings: Babür İmparatorluğu'nun hükümdarları

Mughal kings, Hindistan'ın geniş bölgeleri dâhil Güney Asya'nın büyük bölümünü yönetmiş belirli bir hanedan olan Babür İmparatorluğu'nun hükümdarlarını ifade eder. Bu cümlede, uygulamayı 17. yüzyıl Hindistan'ında yaygınlaştırdıkları kabul edilen hükümdarları belirtir. Mughal tarihî bir özel addır; bir yer, marka veya bütün Hint kralları için kullanılan genel bir sözcük değildir.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede Mughal kings kimlerdir?

  1. Hindistan'ı yönetmiş bütün krallar
  2. Babür İmparatorluğu'nun hükümdarları
  3. Mughal adlı bir yerden gelen tüccarlar
Cevabı göster

Babür İmparatorluğu'nun hükümdarları

But these days,

5:48

Ama günümüzde

young brand-conscious Indians mostly use western perfumes. Kelime

5:49

marka bilinci yüksek genç Hintliler çoğunlukla Batı parfümlerini kullanıyor.

Kelime

brand-conscious: seçim yaparken markalardan etkilenen

Bu cümlede brand-conscious, seçimleri marka adlarından, marka imajından veya markanın sağladığı statüden büyük ölçüde etkilenen genç tüketicileri anlatır. Yalnızca markaları tanımaktan daha fazlasını ifade eder. İsim + conscious kalıbı, “o şeyin özellikle farkında olan veya onu önemseyen” anlamında bir sıfat oluşturur. Burada odak brand sözcüğüdür; health-conscious ve price-conscious benzer birleşik sıfatlardır.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen kısa çizgili sıfatla tamamlayın. Nina compares logos and prefers famous labels, so she is ____.

Cevabı göster

brand-conscious

As a result,

5:54

Bunun sonucunda,

in the last 20 years,

5:55

son 20 yılda

80% of India's traditional distilleries have closed down Öbek fiiller

5:57

Hindistan'daki geleneksel damıtımevlerinin yüzde 80'i kapandı

and the people of Kannauj have felt the decline.

6:01

ve Kannauj halkı bu gerilemeyi hissetti.

Öbek fiiller

closed down: faaliyet göstermeyi bıraktı

Bu haberde closed down, işletme olarak faaliyet göstermeyi bırakmak anlamına gelir. Yüksek oran ve yirmi yıllık gerileme, damıtımevlerinin yalnızca akşam için kapanmadığını, faaliyetlerinin sona erdiğini gösterir. Close down geçişsiz (The shop closed down) veya geçişli (They closed the shop down) kullanılabilir. İş dünyası ve sanayi haberlerinde çoğu zaman faaliyetlerin uzun süreli ya da kalıcı biçimde sona erdiğini belirtir; ancak bu anlamı çevredeki bağlam doğrular.

Alıştırma

Haberi derste geçen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın. The factory stopped operating permanently last year. It ____ after losing its biggest customer.

Cevabı göster

closed down

So, the whole town is involved in the business of perfumery.

6:06

Yani tüm şehir parfümcülük işiyle iç içe.

I would say uh about 80% to 85% of the people living in the industry in the town

6:10

Bence şehirde yaşayan insanların yaklaşık yüzde 80 ila 85'i

are associated to the perfume industry

6:16

parfüm sektörüyle bağlantılı,

in one way or the other.

6:18

şu ya da bu şekilde.

A lot of people say that, you know,

6:20

Birçok kişi, biliyorsunuz,

it's losing its sheen and stuff like that, Notlar

6:22

eski cazibesini yitirdiğini falan söylüyor,

but we personally don't feel that way. Ton ve niyet

6:24

ama biz şahsen böyle düşünmüyoruz.

Deyimler

Losing its sheen: cazibesini veya prestijini kaybetmek

Sheen, kelime anlamıyla bir yüzeydeki yumuşak ve pürüzsüz parlaklıktır. Burada losing its sheen mecazdır: insanlar sektörün artık eskisi kadar çekici, prestijli ya da heyecan verici görünmediğini söylüyor. Bu ifade parfümün fiziksel görünümünü anlatmaz. lose + its/their + sheen yapısı, eski cazibesi azalan bir markayı, mesleği, geleneği veya etkinliği anlatabilir.

Alıştırma

Cümlede losing its sheen sektör hakkında ne anlatıyor?

  1. Daha az çekici veya prestijli hâle geliyor.
  2. Ürünleri kelimenin gerçek anlamıyla daha az ışık yansıtıyor.
  3. Temizlenip parlatılıyor.
Cevabı göster

Daha az çekici veya prestijli hâle geliyor.

Ton ve niyet

And stuff like that: listeyi gündelik biçimde genişletmek

And stuff like that, bir kategoriyi belirsiz biçimde genişletmenin gündelik bir yoludur. Bir veya daha fazla örnekten sonra kullanıldığında benzer yorumların ya da şeylerin de eklenebileceğini, ancak konuşanın bunları tek tek saymayacağını gösterir. Buradaki stuff, fiziksel eşyaları değil, benzer yorumları veya fikirleri anlatır. Bu ifade, konuşanın kabaca özetleyip devam etmesini sağlar. Dinleyen kişi, daha geniş kategoriyi önceki sözlerden çıkarır.

Alıştırma

İfadeyi bu bağlamda değerlendirin: resmî bir güvenlik kılavuzunda, 'Wear gloves, eye protection, and stuff like that.'

  1. Fazla belirsiz ve gündelik
  2. Doğal ve uygun
Cevabı göster

Fazla belirsiz ve gündelik

Ton ve niyet

don't feel that way: anlaşmazlığı yumuşatarak ifade etmek

Bu cümlede don't feel that way, “o görüşü paylaşmamak” anlamına gelir. that way az önce belirtilen görüşe gönderme yaptığı için konuşan kişi iddianın tamamını tekrarlamadan katılmadığını söyleyebilir. Buradaki feel fiziksel bir his değil, görüş veya tutum bildirir. Bu ifade, karşı tarafın görüşünü doğrudan yanlış ilan etmek yerine anlaşmazlığı konuşanın kendi bakış açısı olarak sunar. Bu nedenle katılmadığınızı söylemenin genellikle daha yumuşak bir yoludur.

Alıştırma

Görüşü paylaşmadığınızı nazikçe belirten tam ifadeyle cevabı tamamlayın: “Some students say school uniforms make mornings easier, but I personally ____.”

Cevabı göster

don't feel that way

Every day we strive to innovate and, you know, Kalıp ifadeler

6:27

Her gün yenilik yapmaya ve, biliyorsunuz,

find a new application for our oils.

6:31

yağlarımız için yeni kullanım alanları bulmaya çalışıyoruz.

Kalıp ifadeler

strive to innovate: yeni fikirlere yönelik sürekli çaba

Strive to innovate, “yeni fikirler veya yöntemler geliştirmek için ciddi ve sürekli çaba göstermek” anlamına gelir. Strive, nötr bir try ifadesine göre daha fazla kararlılık ve uzun vadeli bağlılık taşır. Yapı strive to + fiilin yalın hâlidir. Garanti edilmiş bir sonucu değil, çabayı ve hedefi anlatır; dolayısıyla cümle yeniliğin zaten başarıya ulaştığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi yeni fikirler üretmek için sürekli çaba göstermeyi anlatan resmî ifadeyle tamamlayın: “To improve our inventions, we ____ every semester.”

Cevabı göster

strive to innovate

So,

6:33

Bu yüzden

we've seen growth,

6:34

büyüme kaydettik,

no doubt. Ton ve niyet

6:35

buna hiç şüphe yok.

Ton ve niyet

Cümle sonunda no doubt

Cümlenin sonunda no doubt, konuşanın tutumunu gösteren bir ifadedir: büyümenin gerçekleştiği iddiasına konuşanın güçlü kanaatini ekler. “Kesinlikle” veya “bundan şüphe yok” anlamına gelir; belirsizlik ifade etmez. Virgülden sonra kullanıldığında kısa bir ek yorum gibi çalışır ve önceki ifadeyi güçlendirir.

Alıştırma

Güçlü bir kesinlik ifade etmek için cümle sonunda no doubt ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The project has made real progress, no doubt.
  2. The project has made real progress, perhaps.
  3. Has the project made real progress?
Cevabı göster

The project has made real progress, no doubt.

Muslims all across South Asia have used attar for centuries.

6:37

Güney Asya'nın dört bir yanındaki Müslümanlar yüzyıllardır attar kullanıyor.

It's believed to be one of Prophet Muhammad's most prized possessions. Kültür

6:41

Attarın, Hz. Muhammed'in en değer verdiği eşyalardan biri olduğuna inanılıyor.

Kültür

Prophet Muhammad's: dinî unvan ve iyelik biçimi

Prophet Muhammad's ifadesinde Prophet, İslami bağlamda Muhammed için kullanılan saygılı bir dinî unvandır. Muhammed'in bir peygamber olduğuna dair İslam inancını yansıtır ve ifadeye dinî ve kültürel önem kazandırır; sıradan bir meslek unvanı değildir. Sondaki 's, ad grubunun tamamını iyelik yapısına dönüştürür. Burada “en değerli eşyaları” Prophet Muhammad ile ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede Prophet Muhammad's ifadesinin doğru açıklaması hangisidir?

  1. Prophet, Muhammed için kullanılan saygılı bir dinî unvandır ve 's iyelik bildirir.
  2. Prophet, konuşanın Muhammed konusunda emin olmadığını gösterir ve 's, is anlamına gelir.
  3. Prophet sıradan bir meslek unvanıdır ve 's adı çoğul yapar.
Cevabı göster

Prophet, Muhammed için kullanılan saygılı bir dinî unvandır ve 's iyelik bildirir.

And outside of India,

6:53

Hindistan dışında da

these chemical-free attars are popular in the Middle East.

6:54

kimyasal içermeyen bu attarlar Orta Doğu'da rağbet görüyor.

European fragrance houses have also been importing attar Kelime

6:59

Avrupalı parfüm evleri de attar ithal edip

to use it as an ingredient in their modern perfumes,

7:02

modern parfümlerinde bir bileşen olarak kullanıyor

breathing new life into an ancient industry. Deyimler

7:06

ve kadim bir sektöre yeniden hayat veriyor.

Kelime

fragrance houses: parfüm sektöründeki şirketler veya markalar

fragrance houses, parfüm sektöründeki şirketleri veya markaları ifade eder. Buradaki house, koku tasarlayan, üreten veya temsil eden bir kuruluşu anlatan ticari bir terimdir; bir binayı anlatmaz. Bu cümlede fragrance houses, attar ithal eden birden fazla parfüm şirketini belirtir. Aynı sektörel kullanım fashion house ve publishing house ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

European fragrance houses have been importing attar cümlesinde fragrance houses ne anlama gelir?

  1. Parfüm satan perakende mağazaları
  2. Parfüm sektöründeki şirketler veya markalar
  3. Parfümlerin depolandığı binalar
Cevabı göster

Parfüm sektöründeki şirketler veya markalar

Deyimler

breathing new life into: mecazi olarak yeniden canlandırmak

Breathing new life into, eskiyen, sessizleşen veya zayıflayan bir şeyi yeniden aktif ve başarılı hâle getirmek anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Bu cümlede attara yönelik yeni talep, kadim sektörün yeniden canlanmasına yardımcı oluyor; burada gerçek anlamda nefes alma yoktur. Yapı breathing new life into + nesne şeklindedir. Yeni ilgi, fikirler, para veya faaliyetlerin yol açtığı yenilenmeyi olumlu bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Yeni otobüs hizmetinin ihmal edilmiş bir mahalleyi yeniden hareketlendirdiğini gösterecek şekilde cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The new bus service is ____ the neglected neighborhood.

  1. breathing new life into
  2. breathing new life at
  3. breathing new life from
Cevabı göster

breathing new life into

We are very proud of our lineage

7:10

Köklü geçmişimizle büyük gurur duyuyoruz

but at the same time,

7:12

ama aynı zamanda

it's a lot of responsibility as well.

7:13

bu, büyük bir sorumluluk da getiriyor.

When you have to maintain and sustain certain standards,

7:16

Belirli standartları koruyup sürdürmeniz gerektiğinde,

then that becomes difficult.

7:19

bu zorlaşıyor.

It makes us proud to carry forward a legacy of five generations. Kalıp ifadeler

7:21

Beş kuşaklık bir mirası devam ettirmek bize gurur veriyor.

Kalıp ifadeler

carry forward a legacy: devralınan bir mirası sürdürmek

carry forward a legacy ifadesinde carry forward, önceki insanlardan alınan değerli bir şeyi sürdürmek ve geleceğe aktarmak anlamına gelir. Legacy bir gelenek, değerler bütünü, beceri veya uzun süredir devam eden bir çalışma olabilir; fiziksel bir nesneyi taşımak anlamına gelmez. Burada ifade, beş kuşağın çalışmasını ailenin etkin biçimde sürdürdüğü bir miras olarak sunar. Başka bağlamlarda kullanılabilecek yapı carry forward + a legacy, a tradition veya a set of values şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “önceki insanlardan miras kalan değerli bir şeyi sürdürmek” anlamındaki dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The new director hopes to ____ of community service.

Cevabı göster

carry forward a legacy

After all, Anlatım akışı

7:25

Ne de olsa

recreating the smell of rain on earth is no small legacy. Deyimler

7:26

toprağa düşen yağmurun kokusunu yeniden yaratmak küçümsenecek bir miras değil.

Anlatım akışı

After all, ile destekleyici bir gerekçe eklemek

Cümle başında After all, dinleyicinin zaten kabul etmesi veya önemli sayması gereken bir gerekçe sunar. Genellikle önceki ifadeyi destekler, gerekçelendirir veya güçlendirir. Burada son iddiayı konuşanın gururuna yeniden bağlar: yağmur kokusunu yeniden yaratmak önemli bir miras olarak sunulur. “Bu önemli gerçeği göz önünde bulundurunca” anlamına gelir; “her şeyden sonra, daha ileriki bir zamanda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Az önce “We should keep the road open.” dediniz. Güçlü bir destekleyici gerekçe eklemek için en uygun bağlayıcıyı kullanan devam cümlesi hangisidir?

  1. After all, it is the only bridge into town.
  2. Afterward, traffic returned to normal.
  3. In the end, officials kept the road open.
Cevabı göster

After all, it is the only bridge into town.

Deyimler

No small legacy: ölçülü vurgu

Bu cümlede no small legacy, “çok önemli bir miras” demektir. Burada legacy, kalıcı bir başarıyı ya da katkıyı ifade eder. Konuşan kişi, mirasın küçük olmadığını söyleyerek önemini ölçülü biçimde vurgular; ifade, boyutunun belirsiz olduğunu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp no small + noun şeklindedir. Bir şeyi kayda değer veya etkileyici gösterir: no small achievement, no small challenge, no small responsibility. Olumsuzlayarak yapılan bu tür ölçülü vurguya litotes denir.

Alıştırma

Cümleyi no small + noun kalıbıyla tamamlayın: Keeping the shelter open all winter was ____ achievement.

Cevabı göster

no small