Baskı altında nasıl sakin kalınır? - Noa Kageyama ve Pen-Pen Chen: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, becerikli kişilerin neden belirleyici anlarda başarısız olabildiğini açıklıyor. Dikkat dağılması kuramları ile açık izleme kuramlarını karşılaştırıyor; matematik ve golf araştırmalarıyla baskının dikkati ya da otomatikleşmiş becerileri nasıl bozduğunu gösteriyor. Çözüm olarak stres altında pratik yapmayı, kısa bir rutin kullanmayı ve dışsal hedefe odaklanmayı sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. choking, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Psikoloji ve spordaki bu temel terimi, sözcüğün gerçek anlamı olan nefes alamama şeklinde değil, kritik bir anda baskı yüzünden beklenen performansı gösterememe olarak tanıyın; böylece videodaki kuramları ve kanıtları doğru izleyebilirsiniz. 2. something has to give. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sözün, sınırlı dikkatin birbiriyle yarışan talepleri karşılayamadığı bir çatışmayı mecazen özetlediğini anlayın; baskı, kaynaklar veya yükümlülükler yüzünden bir şeyden vazgeçmenin ya da bir şeyin aksamasının kaçınılmaz olduğu durumlarda kullanın. 3. practice under pressure, with focus, and with that glorious end goal in sight makes perfect. — Söylem, anlatı ve retorik: Kapanışın “practice makes perfect” sözünün bilinçli bir uyarlaması olduğunu fark edin ve tanıdık bir deyişin baskı altında çalışma, odaklanma ve son hedefi göz önünde tutma önerilerini akılda kalıcı bir sonuçta birleştirmek için nasıl yeniden biçimlendirildiğini öğrenin.
Bu derste
Your favorite athlete closes in for a victorious win. Öbek fiiller
0:06Favori sporcunuz zaferle sonuçlanacak bir galibiyete yaklaşıyor.
closes in for: bir hedefe giderek yaklaşmak
Bu cümlede closes in, “bir hedefe veya sonuca giderek yaklaşır” anlamına gelir. Sporcu, bir şeyi kapatıyor gibi değil, zafere gittikçe yaklaşıyor gibi anlatılır. Öbek fiil close in şeklindedir. Burada for a victorious win, ulaşılmak istenen sonucu gösterir; for, close fiilinin sıradan bir nesnesini getirmez.
Alıştırma
Cümlede closes in for ne anlatıyor?
- Sporcu yarışmadan uzaklaşıyor.
- Sporcu, spor tesisini kapatıyor.
- Sporcu kazanmaya giderek yaklaşıyor.
Cevabı göster
Sporcu kazanmaya giderek yaklaşıyor.
The crowd holds its breath: gergin bir bekleyiş
Hold one's breath kelimesi kelimesine kısa süreliğine nefes almayı bırakmak demektir. Gergin bir hikâyede veya spor sahnesinde, insanların tamamen sessizleşip sonucu kaygıyla beklediğini de gösterir. Burada The crowd holds its breath, kaçan atıştan hemen önce gerilim yaratır. Its, tekil topluluk adı crowd ile uyumludur; özne değiştiğinde iyelik sözcüğü de I held my breath ve they held their breath örneklerinde olduğu gibi değişir.
Alıştırma
Cümleyi hold one's breath ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the final card was revealed, everyone ____.
Cevabı göster
held their breath
a person fails right when it matters most. Kalıp ifadeler
0:22bir kişi tam da en önemli anda başarısız olur.
choking: baskı altında en önemli anda başarısız olmak
Burada choking, baskının kritik anda kişiyi bozması nedeniyle onun yapabileceğinden çok daha kötü performans göstermesi demektir. Fiziksel olarak nefes alamamak anlamına gelmez. Bağlam tipik durumu gösterir: Kişi uzun süre çalışmıştır ve gereken beceriye sahiptir, fakat başarının en önemli olduğu anda başarısız olur. Performansın bozulmasına hazırlık eksikliği değil, baskı neden olur.
Alıştırma
Bu cümlede choking ne anlama geliyor?
- Baskı performansı bozduğu için kritik bir anda başarısız olmak
- Bir şey solunum yolunu tıkadığı için nefes alamamak
- Etkinlik artık önemli olmadığı için çalışmayı bırakmak
Cevabı göster
Baskı performansı bozduğu için kritik bir anda başarısız olmak
despite months, even years of practice: despite + isim öbeği
Despite, ‘-e rağmen’ veya ‘-se bile’ anlamına gelir. despite months, even years of practice ifadesinde months, even years of practice isim öbeğini başlatır. Araya eklenen even years, hazırlığın ne kadar uzun sürmüş olabileceğini vurgular. Cümle başındaki bu ifade bir karşıt beklenti kurar: Uzun süreli çalışma başarı beklememize yol açar, fakat kişi yine de başarısız olur. Despite sonrasında isim, isim öbeği, zamir veya -ing biçimi kullanılır; özne ve fiilden oluşan tam bir cümlecik doğrudan gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle karşıtlık yapısını doğru kullanıyor?
- Although months of practice, he still felt nervous.
- Despite months of practice, he still felt nervous.
- Despite he practiced for months, he still felt nervous.
Cevabı göster
Despite months of practice, he still felt nervous.
right when it matters most: tam da en kritik anda
right when yapısında right, “tam” veya “tam da” anlamındaki bir zarftır. when’i güçlendirir ve zamanı kesin olarak belirtir. Buradaki it matters most, durumun ya da sonucun en önemli olduğu anlamına gelir. Bu nedenle right when it matters most, başarısızlığın başarıya ulaşmanın en büyük sonuçları doğuracağı kritik anda gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “tam da en önemli anda” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The goalkeeper made the save ____.
Cevabı göster
right when it mattered most
where performance often occurs under intense pressure and depends on key moments. Kalıp ifadeler
0:26çünkü burada performans genellikle yoğun baskı altında gerçekleşir ve önemli anlara bağlıdır.
under intense pressure: yoğun baskı için doğal kalıp
Under pressure, taleplerin, risklerin veya beklentilerin stres yarattığı bir durumda bulunmayı anlatan doğal İngilizce kalıptır. Under, baskıyı kişiye veya kişinin performansına etki eden bir koşul olarak sunar. Intense “çok güçlü” demektir; bu nedenle under intense pressure özellikle stresli ve sonuçların önemli olduğu bir durumu anlatır. Cümlede spor performansının gerçekleştiği koşulları belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “çok güçlü bir baskıyla karşı karşıyayken” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The rescue team remained focused ____.
Cevabı göster
under intense pressure
And yet, ...: karşıtlık kurup tartışmayı genişletmek
And yet, önceki anlatımın oluşturduğu beklentiyle çelişen bir bilgiyi sunar. Önceki bölüm spordaki baskıya odaklanmıştı; bu cümle ise performans kaygısının başka birçok performans ortamındaki kişileri de etkilediğini gösterir. Bir geçiş ifadesi olarak yalnızca yeni bir örnek eklemez. “Önceki anlatıma göre beklenebilecek şeye rağmen” anlamını işaret eder ve ardından savı sporculardan topluluk önünde konuşanlara, heceleme yarışması katılımcılarına ve müzisyenlere doğru genişletir.
Alıştırma
Bu cümlede And yet ne işe yarıyor?
- Bir karşıtlık kurar ve tartışmayı başka performans ortamlarına genişletir.
- Yalnızca yeni örnekler ekler; savda hiçbir değişiklik yapmaz.
- Listelenen olayların daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Bir karşıtlık kurar ve tartışmayı başka performans ortamlarına genişletir.
performance anxiety also haunts public speakers: haunt fiilinin mecaz kullanımı
performance anxiety also haunts public speakers ifadesinde haunts mecaz anlamdadır. Kaygıyı sürekli geri dönen istenmeyen bir varlık gibi gösterir; dolayısıyla ifade, performans kaygısının topluluk önünde konuşanları tekrar tekrar ya da uzun süre rahatsız ettiği anlamına gelir. Gerçek bir hayaletten söz edilmez. Daha nötr olan bothers ile karşılaştırıldığında haunts daha canlı ve güçlüdür. Bu kullanım çoğu zaman a troubling memory, fear, question, or problem haunts someone kalıbını izler: rahatsız edici bir anı, korku, soru ya da sorun birinin peşini bırakmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede haunt, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The loud music bothers him for a few minutes.
- The memory of the accident still haunts him.
- A ghost haunts the abandoned theater every night.
Cevabı göster
The memory of the accident still haunts him.
spelling bees: kelime heceleme yarışmaları
Bir spelling bee, katılımcıların bir kelimeyi duyup genellikle her harfin adını sırayla söyleyerek kelimeyi yüksek sesle heceledikleri bir yarışmadır. Spelling bees burada çoğuldur çünkü cümle genel olarak bu tür yarışmalardan söz eder. Bee sözcüğü etkinliğin sabit adının bir parçasıdır; burada bir böcek anlamına gelmez. Bu bilgi, contestants in spelling bees ifadesinin konuşmacılar ve müzisyenler gibi baskı altında yarışan kişileri anlattığını gösterir.
Alıştırma
contestants in spelling bees ifadesindeki spelling bees ne anlama gelir?
- Böcek adlarıyla ilgili dersler
- Katılımcıların kelimeleri yüksek sesle hecelediği yarışmalar
- Arı bakımıyla ilgili yarışmalar
Cevabı göster
Katılımcıların kelimeleri yüksek sesle hecelediği yarışmalar
Most people intuitively blame it on their nerves, Kalıp ifadeler
0:39Çoğu insan bunu içgüdüsel olarak sinirlerine bağlar,
but why does being nervous undermine expert performance? Kelime
0:43ama neden gergin olmak uzman performansını zedeler?
blame it on their nerves: blame A on B kalıbı
blame A on B yapısında A, açıklanan sorun veya sonuçtur; B ise sorumlu tutulan nedendir. Burada it, söz konusu performans sorununu; their nerves ise varsayılan nedeni belirtir. Nerves burada vücuttaki fiziksel sinirler değil, gerginlik veya kaygı anlamındadır. İfade, insanların performans sorununu gergin olmaya bağladığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi, kişinin yoğun trafiğin gecikmeye neden olduğunu söylediği anlamına gelecek şekilde tamamlayın: She blamed the delay ____ heavy traffic.
Cevabı göster
on
undermine expert performance: etkisini zayıflatmak
Undermine, bir şeyi zayıflatmak veya etkisini azaltmak anlamına gelir; bu çoğu zaman kademeli ya da dolaylı biçimde gerçekleşir. Bu soruda gerginlik, bir uzmanın performans kalitesine zarar veren bir etken olarak sunulur; sözcük gerçek anlamda kazmayı anlatmaz. Kalıp undermine + isim biçimindedir. Bir neden performansı, öz güveni, güveni veya bir planı undermine edebilir.
Alıştırma
Repeated broken promises can undermine trust. cümlesinde undermine ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak altını kazmak
- Onu hemen geliştirmek
- Onu zayıflatmak veya daha az etkili hâle getirmek
Cevabı göster
Onu zayıflatmak veya daha az etkili hâle getirmek
which both say that primarily choking under pressure boils down to focus. Öbek fiiller
0:48ikisi de öncelikle baskı altında tıkanmanın odaklanmaya dayandığını söylüyor.
boils down to focus: temel sorunu belirtir
Boil down to, karmaşık bir konunun tek bir ana noktaya, nedene veya soruna indirgenebildiğini belirtir. Burada iki teori grubu ayrıntılarda farklı olsa da ikisi de baskı altında donup kalmanın merkezinde odaklanmanın bulunduğunu söyler. Kalıp A boils down to B biçimindedir. Boil fiilinin biçimini A'ya göre değiştirin; to bir edattır, bu nedenle B bir isim veya -ing biçimi olabilir.
Alıştırma
boil down to ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Even with all the extra details, the disagreement ____ one question: who will lead the project?
Cevabı göster
boils down to
These suggest that performance suffers when the mind is preoccupied with worries, Kalıp ifadeler
0:57Bunlar, zihin endişelerle meşgul olduğunda performansın düştüğünü öne sürer,
Be preoccupied with worries: zihnin endişelerle dolu olması
Be preoccupied with something, bir şeyin kişinin dikkatini başka bir şey düşünmesini zorlaştıracak kadar kaplaması demektir. Burada endişeler zihni doldurur ve performansı olumsuz etkiler. Yaygın yapı be preoccupied with + isim veya -ing biçimidir. Genellikle bu zihinsel odağı bir kenara bırakmanın zor olduğunu ve kişinin dikkatini o anda önemli olan şeyden uzaklaştırabileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle endişenin Jordan'ın dikkatini ele geçirdiğini anlatır?
- Jordan is busy with three chores before the audition.
- Jordan is preoccupied with worries about the audition.
- Jordan is excited about the audition and cannot wait.
Cevabı göster
Jordan is preoccupied with worries about the audition.
instead of focusing its attention on performing the task at hand. Kalıp ifadeler
1:02dikkatini eldeki görevi yerine getirmeye odaklamak yerine.
The task at hand: şu anda ele alınan görev
The task at hand, şu anda dikkat gerektiren veya üzerinde çalışılan görev demektir. Bu cümlede zihnin endişeler yerine odaklanması gereken şeydir. At hand bu kalıplaşmış ifadenin bir parçası olarak task sözcüğünden sonra gelir; hand sözcüğü gerçek anlamdaki “el” değildir. Aynı yapıdaki the issue at hand ve the matter at hand, şu an ele alınan konu veya sorun anlamına gelir.
Alıştırma
“Şu anda dikkat gerektiren görev” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Put your other ideas aside and focus on the task ____.
Cevabı göster
at hand
When relevant and irrelevant thoughts compete for the same attention, Dilbilgisi
1:07İlgili ve ilgisiz düşünceler aynı dikkat için rekabet ettiğinde,
When ... compete ...: sonuçtan önce durumu sunmak
Burada When, sonucun ortaya çıktığı durumu tanıtır: ilgili ve ilgisiz düşünceler aynı sınırlı dikkat için yarışır. Virgül bu yan cümlenin bittiğini gösterir; ardından ana cümle sonucu belirtir. Tekrarlanan veya genel durumlar açıklanırken when yalnızca “belirli bir zamanda” değil, “bu her gerçekleştiğinde” anlamına da gelebilir. Yapıyı When + durum, sonuç şeklinde okuyun.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: When the road gets icy, drivers slow down. When ile başlayan yan cümle ne yapıyor?
- Önce sonucu, ardından durumu belirtir.
- Önce durumu sunar, ardından ana cümle sonucu belirtir.
- Saatte gösterilen kesin zamanı sorar.
Cevabı göster
Önce durumu sunar, ardından ana cümle sonucu belirtir.
Something has to give: taleplerden biri değişmeli
Something has to give, çeşitli baskıların, taleplerin veya sınırlamaların hepsinin aynı anda sürdürülemediği durumlarda kullanılan bir deyimdir. Düzenlemenin bir bölümünün değişmesi, azaltılması veya işlemez hâle gelmesi gerektiğini anlatır. Burada give, “birine bir şey vermek” anlamına gelmez. “Baskı altında boyun eğmek” anlamındadır; something ise hangi bölümün etkileneceğini belirtmez.
Alıştırma
“Bir talebin değişmesi gerekir” anlamındaki bu derste geçen dört kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: We can't reduce the budget, add more features, and finish tomorrow; ____.
Cevabı göster
something has to give
The brain can only process so much information at once. Dilbilgisi
1:13Beyin aynı anda ancak belirli bir miktar bilgiyi işleyebilir.
can only process so much information at once: kapasite sınırı belirtmek
Can only + fiil + so much bir üst sınır belirtir: bir kişi veya sistem belirli bir miktarı yapabilir, ancak daha fazlasını yapamaz. At once bu sınırın tek seferde yapılabilen miktarla ilgili olduğunu gösterir. Burada so much information, etkileyici derecede fazla bilgiyi değil, sınırlı miktarda bilgiyi ifade eder. Aynı kalıp can only remember so much, can only spend so much veya can only handle so much at once gibi başka sınırlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi can only ... so much kalıbı ve hold fiiliyle tamamlayın: This backpack ____ before the zipper breaks.
Cevabı göster
can only hold so much
the mental scratchpad we use to temporarily store phone numbers and grocery lists,
1:18telefon numaralarını ve market listelerini geçici olarak depolamak için kullandığımız zihinsel not defterimiz,
challenge working memory, the mental scratchpad: bir terimi açıklayıcı eşlemeyle anlatmak
Burada challenge working memory, çalışma belleğini yoğun biçimde çalıştırmak veya ona ağır talepler yüklemek anlamına gelir. Çalışma belleği, bilgiyi kısa süre tutmak ve işlemek için kullanılan sınırlı zihinsel alandır. The mental scratchpad we use ... açıklayıcı bir eşlemedir: virgülden sonraki ad öbeği working memory terimini daha basit ve canlı sözlerle yeniden adlandırır. Bilimsel yazılarda teknik terim, anlaşılır ad öbeği, biçimindeki yapı, ikinci öbeğin yeni bir cümle başlatmadan ilkini açıklamasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir teknik terimi açıklamak için açıklayıcı bir eşleme kullanıyor?
- The hippocampus helps us form new memories because it is involved in memory.
- The hippocampus and another brain region important for memory help us form new memories.
- The hippocampus, a brain region important for memory, helps us form new memories.
Cevabı göster
The hippocampus, a brain region important for memory, helps us form new memories.
especially vulnerable to pressure: zarar görmeye veya etkilenmeye özellikle açık
Bu cümlede especially vulnerable to pressure, baskı yüzünden zarar görmeye, zayıflamaya veya daha az etkili çalışmaya özellikle açık olmak demektir. Especially, savunmasızlık derecesini artırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be vulnerable to + isim biçimindedir. To'dan sonraki isim tehlikenin veya etkinin kaynağını belirtir; to burada bir edattır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Older phones are especially ____ water damage.
Cevabı göster
vulnerable to
a group of university students were asked to perform math problems, Dilbilgisi
1:28bir grup üniversite öğrencisinden matematik problemlerini çözmeleri istendi,
were asked to perform: çalışma talimatlarını edilgen yapıyla aktarmak
Temel bölüm olan were asked to perform edilgen yapıdadır. Birinin üniversite öğrencilerine bir görev yapmaları için talimat verdiğini anlatır. Yapı be + asked + to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve perform fiilin yalın hâlidir. Bu anlatım, katılımcıları ve onlara verilen görevi merkeze alır. Talimatı veren kişiler belirtilmeyebilir; çalışmalar yöntemlerini aktarırken bu kullanım yaygındır.
Alıştırma
Çalışma açıklamasını bu dersteki edilgen yapıyla tamamlayın: The participants ____ rate each image from one to five.
Cevabı göster
were asked to
some easy, others more complex and memory-intensive: eksiltili bir karşıtlık
Some ... others ... yapısı, bilinen bir kümeyi iki gruba ayırır. Burada “some were easy, while others were more complex and required more memory” anlamına gelir: bazıları kolaydı, diğerleri ise daha karmaşıktı ve daha fazla hafıza gerektiriyordu. Bağlayıcı fiil were, çevredeki açıklamadan anlaşılabildiği için iki bölümde de düşürülmüştür. Bu eksilti kısa ve paralel bir karşıtlık oluşturur; okurken eksik fiili zihninizde tamamlayın.
Alıştırma
Bağlayıcı fiilin iki bölümde de düşürüldüğü, tamamen kısaltılmış some ..., others ... karşıtlığını hangi tamamlama kullanır? The worksheet had twelve questions: _____
- some easy, others were quite difficult.
- some easy, others quite difficult.
- some were easy, others were quite difficult.
Cevabı göster
some easy, others quite difficult.
while the others completed them when calm and under pressure.
1:40diğerleri ise sakinken ve baskı altındayken tamamladılar.
with nothing at stake: önemli bir sonuç olmaması
With nothing at stake, önemli bir ödülün, kaybın veya başka bir sonucun neticeye bağlı olmadığı bir durumda anlamına gelir. Bu cümlede, öğrencilerin yarısının problemleri anlamlı bir sonucu olmayan koşulda tamamladığını belirtir. Bir şey at stake ise sonuca bağlı olarak kazanılabilir, kaybedilebilir veya etkilenebilir. at stake ifadesinden önceki sözcük, söz konusu olan şeyin miktarını gösterir; burada nothing hiçbir şey olmadığını belirtir.
Alıştırma
Sonucun önemli bir etkisi olmadığını belirten, dersteki tam deyimle cümleyi tamamlayın: It was only a rehearsal, with ____.
Cevabı göster
nothing at stake
While everyone did well on the easy problems, Dilbilgisi
1:45Herkes kolay problemlerde iyi iş çıkarırken,
those who were stressed performed worse on the more difficult memory-intensive tasks.
1:47stresli olanlar, daha zor ve yoğun hafıza gerektiren görevlerde daha kötü performans gösterdiler.
Herkes iyi sonuç alsa da… stresli olanlar daha kötü performans gösterdi
Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk yan cümle, kolay problemlerde herkes için ortak olan sonucu verir; ana cümle ise stresli grubun zor görevlerde daha kötü bir sonuç aldığını gösterir. While A, B yapısında A ve B karşıt gerçekler sunduğunda while, “A olmasına rağmen” veya “oysa” anlamına gelebilir. Sözcüğü “-dığı zaman” diye yorumlamadan önce mantıksal ilişkiye bakın.
Alıştırma
Bu cümlede while temel olarak hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Sonuçlar arasında bir karşıtlık
- Daha kötü performansın nedeni
- İki olayın gerçekleştiği zaman
Cevabı göster
Sonuçlar arasında bir karşıtlık
Explicit monitoring theories make up the second group of explanations for choking under pressure. Notlar
1:52Açık izleme teorileri, baskı altında tıkanmaya yönelik açıklamaların ikinci grubunu oluşturur.
Explicit monitoring theories: bilinçli izleme kuramları
Explicit monitoring theories ifadesi, bir kuram grubunun teknik adıdır. Burada explicit monitoring, normalde otomatik olarak gerçekleşecek bir hareketin her adımına bilinçli olarak yakından dikkat etmek anlamına gelir. Bu kuramlar, aşırı bilinçli kontrolün çok çalışılmış bir beceriyi kesintiye uğratabileceğini ileri sürerek baskı altında başarısız olmayı açıklar. Bu isim grubunda theories ana isimdir; explicit monitoring ise kuramların türünü belirtir.
Alıştırma
Bu cümledeki Explicit monitoring theories ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Basıncı ölçen cihazların adıdır.
- Düşük performansı, çalışılmış bir hareketi aşırı bilinçli biçimde kontrol etmekle ilişkilendiren kuramların adıdır.
- Birinin başka bir kişinin hareketlerini açıkça izlediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Düşük performansı, çalışılmış bir hareketi aşırı bilinçli biçimde kontrol etmekle ilişkilendiren kuramların adıdır.
make up: “oluşturmak” anlamı
Bu cümlede make up, “oluşturmak” anlamındadır. Özne olan Explicit monitoring theories, nesne olan the second group of explanations grubunu oluşturan teorileri belirtir. parts make up a whole kalıbını kullanabilirsiniz. Özne parçaları veya üyeleri, nesne ise daha büyük bütünü ya da kategoriyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Three short interviews ____ the final section of the documentary.
Cevabı göster
make up
They're concerned with how pressure can cause people to overanalyze the task at hand. Kelime
1:58Bunlar, baskının insanların ellerindeki görevi nasıl aşırı analiz etmelerine yol açabileceği ile ilgilenirler.
overanalyze ve over- ön eki
Overanalyze, “gereğinden fazla analiz etmek” demektir. over- ön eki, bir eylemin yararlı veya makul bir düzeyi aştığı anlamını ekler; bu nedenle sözcük genellikle olumsuz bir değerlendirme taşır. Burada baskı, insanların görevi gereğinden fazla ayrıntılı incelemesine neden olur. Bu fazladan analiz yardımcı olmak yerine performansı engelleyebilir. overthink ve overreact gibi sözcüklerde de over- aynı “aşırılık” anlamını taşır.
Alıştırma
Cümleyi over- + analyze ile oluşturulan fiille tamamlayın: If you ____ every small comment, you may worry for no reason.
Cevabı göster
overanalyze
thinking about its precise mechanics interferes with your ability to do it. Dilbilgisi
2:07onun kesin mekanizması hakkında düşünmek onu yapma yeteneğinize müdahale eder.
Bir akıl yürütme zincirini tanıtan the logic goes that
The logic goes that bir teori, açıklama veya planın içindeki akıl yürütmeyi tanıtır. that yan cümlesi bu akıl yürütmenin ne ileri sürdüğünü belirtir; burada ileri sürülen düşünce, bir beceri otomatikleştikten sonra işleyişine bilinçli biçimde odaklanmanın performansı bozabileceğidir. Bu ifade, sonraki düşünceyi incelenebilecek bir mantık zinciri olarak sunar; onu kendiliğinden kanıtlanmış bir gerçek veya konuşanın kişisel görüşü olarak göstermez.
Alıştırma
Örnekte the logic goes that ifadesi neyi gösteriyor?
- Sonraki yan cümle gündelik bir kişisel tercihi belirtir.
- Sonraki yan cümle bir düşüncenin arkasındaki akıl yürütmeyi verir.
- Sonraki yan cümle fiziksel bir hareketi bildirir.
Cevabı göster
Sonraki yan cümle bir düşüncenin arkasındaki akıl yürütmeyi verir.
once a skill becomes automatic: sonuçtan önce ulaşılan koşul
Once, belirtilen koşula ulaşıldığında veya bu durum gerçekleşir gerçekleşmez anlamına gelir. Örnekte once a skill becomes automatic arka plandaki koşulu kurar; ana cümle ise bundan sonra ortaya çıkan sonucu verir. once + yan cümle, ana cümle yapısı bilgiyi önce ulaşılan bir eşik, ardından gelen sonuç biçiminde düzenler. Açıklamalarda, talimatlarda ve neden-sonuç akıl yürütmelerinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef sözcük once ile tamamlayın: ____ the paint is dry, we can hang the picture.
Cevabı göster
Once
thinking about its precise mechanics ... interferes with your ability to do it: -ing ifadesini özne olarak kullanma
Thinking about its precise mechanics, -ing ile başlayan ve özne görevinde kullanılan bir yan cümledir: ayrıntıları düşünme etkinliğinin tamamı tek bir şey olarak ele alınır. Cümle, kesin ayrıntıları analiz etmenin beceriyi uygulamayı zorlaştırdığını söyler. Interfere with, “bir şeyi daha zor veya daha az etkili hâle getirmek” anlamına gelir; mutlaka tamamen engellemek anlamında değildir. “-ing öznesi + interferes with + your ability to ...” kalıbı, bir etkinliğin performansı zayıflattığını anlatabilir.
Alıştırma
Bir etkinliğin başka bir beceriyi zorlaştırdığını anlatmak için interfere with kalıbının doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamla: Overthinking each word ____ your ability to speak naturally.
Cevabı göster
interferes with
Tasks we do unconsciously seem to be most vulnerable to this kind of choking.
2:11Bilinçsizce yaptığımız görevler, bu tür bir tıkanmaya karşı en savunmasız olanlar gibi görünüyor.
A study on competitive golfers compared their performance when instructed to simply focus on putting as accurately as possible Anlatım akışı
2:16Rekabetçi golfçüler üzerinde yapılan bir araştırma, onlardan sadece mümkün olduğunca isabetli bir şekilde vuruş yapmaya odaklanmaları istendiğindeki performanslarını
versus when they were primed to be acutely aware of the mechanics of their putting stroke. Kalıp ifadeler
2:24vuruşlarının mekaniğinin son derece farkında olmaya hazırlandıkları durumlarla karşılaştırdı.
compared ... when ... versus when ...: iki koşulu karşılaştırma
Compared their performance when ... versus when ... karşılaştırmayı düzenleyen bir kalıptır. Compared ölçülen şeyi ortaya koyar; iki when yan cümlesi de iki koşulu verir. Versus bu koşullar arasındaki karşıtlığı işaretler. İlk when yan cümlesi yalnızca isabetli putt yapmaya odaklanma koşulunu, ikincisi ise vuruşun mekanizmasının çok farkında olmaya yönlendirilme koşulunu anlatır. Uzun bir araştırma cümlesini okurken önce compared ve versus ifadelerini bul, sonra her when yan cümlesini bir koşulla eşleştir.
Alıştırma
compared their performance when ... versus when ... kalıbı temel olarak ne yapmak için kullanılır?
- Bir olayın diğerinden önce gerçekleştiğini anlatmak
- Bir kişinin neden fikrini değiştirdiğini açıklamak
- İki koşulu veya yaklaşımı karşılaştırmak
Cevabı göster
İki koşulu veya yaklaşımı karşılaştırmak
be primed to be acutely aware of something: bir şeyi yoğun biçimde fark etmeye önceden yönlendirilmek
Bu cümlede were primed to, daha önce verilen bir ipucunun ya da deney koşulunun golfçileri belirli bir tepkiye daha yatkın hâle getirdiğini anlatır: dikkatlerini bilinçli olarak pata hareketlerine yöneltmek. Prime burada fiildir ve edilgen yapı be primed to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Acutely aware of, bir şeyin yoğun ve keskin biçimde farkında olmak demektir. İfade bütünüyle, normalde otomatik olan bir hareketin mechanics kısmını, yani parçalarının nasıl çalıştığını izlemeleri için önceden yönlendirildiklerini anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda were primed to be acutely aware of something ne anlama gelir?
- Hareket otomatikleşene kadar pratik yaptılar.
- Buna dikkat etmeyi bırakmaları söylendi.
- Önceki bir ipucu, buna karşı son derece dikkatli olmalarını sağladı.
Cevabı göster
Önceki bir ipucu, buna karşı son derece dikkatli olmalarını sağladı.
Golfers usually perform this action subconsciously,
2:29Golfçüler genellikle bu eylemi bilinçaltında gerçekleştirirler,
so those who suddenly tuned in to the precise details of their own moves also became worse at making accurate shots. Notlar
2:32bu yüzden aniden kendi hareketlerinin kesin detaylarına odaklananlar isabetli atışlar yapmakta da kötüleştiler.
tuned in to: dikkati ayrıntılara yöneltmek
Burada tuned in to mecaz anlamda kullanılır. Golfçülerin dikkatlerini kendi hareketlerinin kesin ayrıntılarına yönelttiğini ve bu ayrıntıları yakından fark etmeye başladığını anlatır. İfade, bir radyo veya televizyonu belirli bir sinyale ayarlama fikrinden gelir. Nesne details, feelings veya reactions gibi bir şey olduğunda tune in to, yayın almak yerine zihinsel olarak “kanalı bulup” yoğun dikkat göstermeyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “dikkatini yöneltti” anlamında tune in to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During rehearsal, Maya suddenly ____ the drummer's timing.
Cevabı göster
tuned in to
became worse at making ...: bir becerinin gerilemesini anlatmak
become worse at + -ing kalıbı, birinin bir etkinlikteki becerisinin ya da performansının gerilemesini ifade eder. Burada became bir değişimi belirtir ve at sözcüğünden sonra -ing biçimindeki making gelir. Also bu gerilemeyi ek bir sonuç olarak sunar. making accurate shots ifadesinde accurate, shots sözcüğünü niteler; cümle, bu becerinin baştan beri bulunmadığını değil, isabetli atış yapma yetisinin azaldığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi at ve solve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After missing several lessons, Nina became worse ____ math problems accurately.
Cevabı göster
at solving
Choking may not be inevitable for everyone, Anlatım akışı
2:40Ancak tıkanmak herkes için kaçınılmaz olmayabilir,
may not be inevitable ..., though: bir iddiayı yumuşatıp karşıtlık eklemek
May not be inevitable ifadeyi temkinli hâle getirir: konuşan kişi, baskı altında başarısız olmanın herkes için kaçınılmaz olmayabileceğini söyler; bunun kesinlikle hiç yaşanmadığını iddia etmez. For everyone genellemenin kapsamını sınırlar ve insanlar arasındaki farklılıklara yer bırakır. Cümle sonundaki though, önceki anlatıma kısa bir karşıtlık ekler. “Ancak” anlamında sonradan eklenen bir düşünce gibi çalışır; böylece geniş bir izlenimi başka bir kesin iddiayla değiştirmeden düzeltir.
Alıştırma
“Choking may not be inevitable for everyone, though.” cümlesine en uygun yorum hangisidir?
- Her insan baskı altında kesinlikle başarısız olur.
- Yine de bazı kişiler baskı altında başarısız olmaktan kaçınabilir.
- Hiç kimse baskı altında başarısız olamaz.
Cevabı göster
Yine de bazı kişiler baskı altında başarısız olmaktan kaçınabilir.
Research suggests that some are more susceptible than others, Kalıp ifadeler
2:42Araştırmalar, bazılarının diğerlerinden daha duyarlı olduğunu öne sürüyor,
anxious, and afraid of being judged negatively by others. Dilbilgisi
2:48endişeli ve başkaları tarafından olumsuz yargılanmaktan korkanlar.
more susceptible than others: başkalarına göre daha kolay etkilenen
Bu cümlede susceptible, “kolayca etkilenebilen veya zarar görebilen” anlamındadır. More susceptible than others, bir grubu diğer insanlarla karşılaştırır: ilk grubun söz konusu etkiyi yaşama olasılığı daha yüksektir. Etkinin veya zararın kaynağını belirtmek için susceptible to + isim kullanılır; susceptible to stress buna örnektir. Kimin daha kolay etkilendiğine odaklanmak için more/less susceptible than + karşılaştırılan grup kullanılır.
Alıştırma
Susceptible ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Some materials are more ____ heat damage than others.
Cevabı göster
susceptible to
afraid of being judged negatively: olumsuz değerlendirilmekten korkmak
Burada afraid of ifadesinden sonra bir ulaç öbeği gelir. Being judged edilgen bir ulaçtır: kişiler değerlendirmeyi yapan değil, başkalarının değerlendirmesine maruz kalan taraftır. Negatively, nasıl değerlendirilebileceklerini; by others ise değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp afraid of being + geçmiş zaman ortacıdır; afraid of being blamed buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi judge fiilinin edilgen ulaç biçimiyle tamamlayın: Nina is afraid of ____ unfairly by her teammates.
Cevabı göster
being judged
how can we avoid choking when it really counts? Deyimler
2:52gerçekten önemli olduğunda tıkanmaktan nasıl kaçınabiliriz?
when it really counts: en önemli an
When it really counts, “sonucun veya yaptıklarının gerçekten önemli olduğu anda” anlamına gelir. Buradaki counts, “önem taşır” demektir; sayı söylemek veya sayıları toplamakla ilgili değildir. When ile başlayan yan cümle, bir maçın, sınavın veya gösterinin belirleyici bölümü gibi sonucun kritik olduğu bir anı gösterir. Başarının, desteğin veya bir kararın en önemli olduğu durumlarda bu ifadeyi yeniden kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi, “gerçekten önemli olan anda” anlamındaki derste geçen tam ifadeyle tamamla: A dependable teammate stays focused ____.
Cevabı göster
when it really counts
it helps to practice under stressful conditions. Dilbilgisi
2:56stresli koşullar altında pratik yapmak yardımcı olur.
Yumuşak tavsiye için It helps to + fiilin yalın hâli
It helps to practice, bir eylemi yararlı olarak sunmak için It helps to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Buradaki it biçimsel öznedir; belirli bir şeyi göstermez. Yararlı eylem, to ile kurulan mastar yapısında yer alır. Bu kalıp çoğu zaman dolaylı olarak tavsiye vermek için kullanılır. Eylemin faydasına odaklandığı için genellikle You should practice ifadesinden daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Tavsiyeyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamla: ____ check the instructions before you begin.
Cevabı göster
It helps to
researchers found that those who hadn't practiced under stress performed worse when anxious,
3:01araştırmacılar, stres altında pratik yapmamış olanların kaygılıyken daha kötü performans gösterdiğini buldular,
compared to those who had become accustomed to pressure. Kalıp ifadeler
3:06baskıya alışmış olanlara kıyasla.
had become accustomed to pressure: baskıya daha önce alışmışlardı
Had become accustomed to pressure, “o zamandan önce baskıya yavaş yavaş alışmışlardı” anlamına gelir. Become, bir şeye alışık olmamaktan alışık hâle gelmeye geçişi vurgular. Had become geçmişte tamamlanmış bir önceki süreci gösterir; yani alışma, daha sonraki kaygılı performanstan önce gerçekleşmiştir. Accustomed to ifadesinden sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle accustomed to pressure veya accustomed to working under pressure denebilir.
Alıştırma
become accustomed to ifadesinin doğru biçimini kullanın. Alışma süreci denetçi gelmeden önce tamamlanmıştı: By the time the inspector arrived, the crew ____ the new safety routine.
Cevabı göster
had become accustomed to
many performers extol the virtues of a pre-performance routine, Kelime
3:11pek çok performans sanatçısı performans öncesi rutinin erdemlerini övüyor,
extol the virtues of a pre-performance routine: performans öncesi rutinin yararlarını övmek
Extol the virtues of something, bir şeyin yararlarını veya değerli yönlerini çok güçlü biçimde övmek anlamına gelir. Buradaki virtues özellikle ahlaki erdemleri değil, olumlu özellikleri veya avantajları anlatır. A pre-performance routine; maç, gösteri, konuşma veya benzer bir etkinlikten önce tekrarlanan bir dizi sabit davranıştır. İfade, böyle bir rutini yalnızca açıklamak yerine son derece değerli olarak sunar.
Alıştırma
extol the virtues of ifadesinin doğru biçimini kullanın: The article ____ regular exercise.
Cevabı göster
extols the virtues of
whether it's A, B, or C ile olası biçimleri listelemek
Bu cümlede whether it's A, B, or C, aynı tür rutinin alabileceği birkaç olası biçimi tanıtır. Buradaki whether dolaylı bir evet-hayır sorusu sormaz; “örneklerden hangisi olursa olsun” anlamına gelir. it's ifadesinden sonra taking..., repeating... ve doing... şeklinde paralel üç -ing öbeği gelir. Bu kalıp, farklı örnekleri sıralarken genel ifadenin hepsi için geçerli olduğunu göstermenizi sağlar.
Alıştırma
Aynı etkinliğin olası biçimlerini listelemek için whether it's A, B, or C kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- A calming routine can help whether it's.
- A calming routine can help, whether it's stretching, the room is quiet, or you like blue.
- A calming routine can help, whether it's stretching, breathing slowly, or repeating a cue word.
Cevabı göster
A calming routine can help, whether it's stretching, breathing slowly, or repeating a cue word.
find that short rituals can lead to more consistent and accurate performance under pressure. Kalıp ifadeler
3:25kısa ritüellerin baskı altında daha tutarlı ve doğru bir performansa yol açabileceğini buluyor.
lead to more consistent and accurate performance: daha tutarlı ve doğru performansa yol açmak
Lead to, neden-sonuç ilişkisini gösterir. Vurgulanan yan cümlede short rituals olası nedendir; more consistent and accurate performance under pressure ise sonuçtur. Buradaki to bir edattır. Bu nedenle lead to ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to better performance; lead to making fewer mistakes. can yardımcı fiili iddiayı temkinli yapar: sonuç mümkündür, ancak garanti değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedeflenen iki kelimelik neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: A short warm-up can ____ better focus before a game.
Cevabı göster
lead to
researchers have shown that having an external focus on the ultimate goal works better than an internal focus, Dilbilgisi
3:30araştırmacılar, nihai hedefe dışsal bir odaklanmaya sahip olmanın içsel bir odaklanmadan daha iyi işe yaradığını göstermişlerdir,
where someone is tuned into the mechanics of what they're doing.
3:37ki bu durumda kişi yaptığı şeyin mekaniğine odaklanır.
having an external focus ... works better than an internal focus: özne görevindeki -ing öbeğiyle karşılaştırma
having an external focus... bölümünde having... biçimindeki -ing öbeği cümlenin öznesidir. Etkinliğin tamamı tek bir fikir olarak ele alındığı için ana fiil tekil works biçimindedir. works better than, bu stratejiyi an internal focus ile karşılaştırır. Burada an external focus, dikkati bedenin dışındaki hedefe veya sonuca yöneltmek; an internal focus ise kişinin kendi hareketinin işleyişine yöneltmek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, -ing öbeği + works better than + alternatif şeklindedir ve bir yöntemin diğerinden daha etkili olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle iki stratejiyi karşılaştırmak için bir -ing öbeğini doğal biçimde özne olarak kullanır?
- Focus on the finish line works better than thinking about every movement.
- Focusing on the finish line works better than thinking about every movement.
- Focusing on the finish line work better than thinking about every movement.
Cevabı göster
Focusing on the finish line works better than thinking about every movement.
performed significantly better than those who focused on the motion of their arms.
3:47kollarının hareketine odaklananlardan çok daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.
chip shots: green yakınından yapılan kısa golf vuruşları
Chip shot, çoğunlukla green yakınında yapılan kısa bir golf vuruşudur. Top kısa süreliğine yükselir, yere düşer ve ardından genellikle deliğe doğru yuvarlanır. Bu bilgi araştırmayı anlamayı sağlar: golfçüler bu kontrollü kısa vuruşu yaparken ya topun uçuşuna ya da kollarının hareketine odaklanıyordu.
Alıştırma
Golfte hangi açıklama chip shot ile en iyi eşleşir?
- Topu kısa süreliğine yükseltip ardından deliğe doğru yuvarlayan kısa bir vuruş.
- Tee üzerinden yapılan uzun bir başlangıç vuruşu.
- Topun kısa süre havalanmadan green üzerinde yuvarlandığı bir vuruş.
Cevabı göster
Topu kısa süreliğine yükseltip ardından deliğe doğru yuvarlayan kısa bir vuruş.
perhaps we can modify that age-old saying, Kalıp ifadeler
3:52belki de o asırlık sözü değiştirebiliriz,
and with that glorious end goal in sight makes perfect. Kalıp ifadeler
3:58ve o muhteşem nihai hedefi göz önünde bulundurarak mükemmelleştirir.
modify that age-old saying: kadim bir sözü uyarlamak
Bu cümlede modify, zaten var olan bir şeyi değiştirmek veya uyarlamak anlamına gelir. An age-old saying, çok uzun zamandır aktarılan bir atasözü ya da tanıdık ifadedir. Dolayısıyla bu söz öbeği, tamamen yeni bir söz icat etmek değil, “o köklü sözü uyarlamak” demektir. Bu söz öbeği aynı zamanda bir işaret görevi görür: Konuşmacı, dinleyicilerin tanıyabileceği bir sözün değiştirilmiş hâlini sunmak üzeredir. Böylece kapanış hem tanıdık gelir hem de konuşmacının mesajına göre yenilenmiş olur.
Alıştırma
Modify that age-old saying burada neyin işaretini veriyor?
- Konuşmacı, atasözünü ilk söyleyen kişiyi belirlemektedir.
- Konuşmacı, bilinen bir atasözünü uyarlamak üzeredir.
- Konuşmacı, atasözündeki bütün düşünceleri reddetmektedir.
Cevabı göster
Konuşmacı, bilinen bir atasözünü uyarlamak üzeredir.
practice ... makes perfect: genişletilmiş bir kapanış atasözü
Cümle, bilinen Practice makes perfect kalıbını korur ama özneyi genişletir: practice; baskı altında, odaklanarak ve nihai hedef göz önünde tutularak yapılan pratik olarak nitelenir. Eklenen ayrıntılardan sonra gelen makes perfect sözleri, tanıdık kalıbı tamamlar. Konuşmanın sonunda bu yapı, daha önce anlatılan birkaç düşünceyi kısa ve akılda kalıcı tek bir sonuçta birleştirir. Dinleyiciler atasözünü tanırken etkili pratiğin neler gerektirdiğine dair konuşmacının daha ayrıntılı yorumunu da duyar.
Alıştırma
Bu cümle konuşmanın sonunda esas olarak ne yapıyor?
- Tek bir fiziksel hareket için adım adım talimat vermek
- Konuşmacının daha sonra açıklayacağı ilgisiz bir deneyi tanıtmak
- Practice makes perfect sözünü genişletip önceki düşünceleri akılda kalıcı bir sonuçta birleştirmek
Cevabı göster
Practice makes perfect sözünü genişletip önceki düşünceleri akılda kalıcı bir sonuçta birleştirmek
with that glorious end goal in sight: o muhteşem nihai hedefi göz önünde tutarak
'With that glorious end goal in sight', istenen nihai sonucu zihinde açıkça tutarak pratik yapmak anlamına gelir. Buradaki 'in sight' görsel bir benzetmedir: Hedefi gerçekten göremeseniz bile hedef size yön verir. with ile başlayan bölüm, pratik yapmaya eşlik eden durumu veya tutumu ekler. Bu cümlede 'glorious', konuşanın hedefe yönelik olumlu ve coşkulu bakışını ifade eder; hedefin parladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
'Zihinde açıkça tutulan' anlamındaki iki sözcüklü görsel benzetmeyle cümleyi tamamlayın: Even when progress is slow, keep your main goal ____.
Cevabı göster
in sight
nail-biting example of persevering under pressure: baskı altında sebat etmenin gerilimli bir örneği
'Nail-biting', son derece gergin veya heyecanlı bir belirsizlikle dolu anlamına gelen deyimleşmiş bir sıfattır. Kaygıdan tırnaklarını ısıran birinin görüntüsünden gelir, ancak gerçekten tırnak ısırıldığını söylemez. Burada, insanların baskı altında devam etmesine dair bir örneği betimler. Tavsiye, izleyicinin bu sebatı izlerken sırada ne olacağı konusunda kaygılanacağı bir hikâye vaat eder.
Alıştırma
Bu cümlede nail-biting ne anlama gelir? 'The final round was nail-biting.'
- Sakindi ve tamamen tahmin edilebilirdi.
- O kadar gergin ve belirsizlikle doluydu ki insanlar kaygılandı.
- Tırnak ısırma alışkanlığıyla ilgiliydi.
Cevabı göster
O kadar gergin ve belirsizlikle doluydu ki insanlar kaygılandı.
It tells the gripping true story of nine American rowers and their quest for gold at the 1936 Olympics in Nazi Germany. Kültür
4:09Dokuz Amerikalı kürekçinin sürükleyici gerçek hikayesini ve Nazi Almanyası'ndaki 1936 Olimpiyatları'nda altın madalya arayışlarını anlatıyor.
Nazi Almanyası'ndaki 1936 Olimpiyatları'nda quest for gold
Bu ifade bir spor hedefini tarihsel bir ortamla birleştirir. quest for gold, Olimpiyat altın madalyasını kazanmak için kararlı biçimde çaba göstermek demektir; burada gold, gold medal ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve metal olan altın anlamına gelmez. The 1936 Olympics in Nazi Germany burada, Almanya Nazi yönetimi altındayken düzenlenen Berlin Yaz Olimpiyatları'nı ifade eder. Bu ayrıntı, kürekçilerin mücadelesini siyasi gerilimin yüksek olduğu bir döneme yerleştirir; böylece öykü hem üst düzey spor rekabetinin baskısını hem de tarihsel ortamın ağırlığını taşır.
Alıştırma
Cümlenin vurgulanan bölümündeki spor hedefini ve tarihsel ortamı en iyi hangi seçenek açıklar?
- Nazi yönetimi altındaki Almanya'da bir Olimpiyat altın madalyası kazanmaya çalışıyorlardı.
- Altın madalyayı zaten kazanmış ve Olimpiyatlardan sonra Almanya'yı geziyorlardı.
- Bir Olimpiyat stadyumunun yakınında metal olan altını arıyorlardı.
Cevabı göster
Nazi yönetimi altındaki Almanya'da bir Olimpiyat altın madalyası kazanmaya çalışıyorlardı.
You can download an audio version of this book for free at audible.com/ted-ed.
4:16Bu kitabın sesli versiyonunu audible.com/teded adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
Every free trial started through this link helps support TED-Ed's nonprofit mission.
4:22Bu bağlantı üzerinden başlatılan her ücretsiz deneme, TED-Ed'in kar amacı gütmeyen misyonunu desteklemeye yardımcı olur.