Baskı altında nasıl sakin kalınır? - Noa Kageyama ve Pen-Pen Chen: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
643 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Video, becerikli kişilerin neden belirleyici anlarda başarısız olabildiğini açıklıyor. Dikkat dağılması kuramları ile açık izleme kuramlarını karşılaştırıyor; matematik ve golf araştırmalarıyla baskının dikkati ya da otomatikleşmiş becerileri nasıl bozduğunu gösteriyor. Çözüm olarak stres altında pratik yapmayı, kısa bir rutin kullanmayı ve dışsal hedefe odaklanmayı sunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. choking, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Psikoloji ve spordaki bu temel terimi, sözcüğün gerçek anlamı olan nefes alamama şeklinde değil, kritik bir anda baskı yüzünden beklenen performansı gösterememe olarak tanıyın; böylece videodaki kuramları ve kanıtları doğru izleyebilirsiniz. 2. something has to give. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sözün, sınırlı dikkatin birbiriyle yarışan talepleri karşılayamadığı bir çatışmayı mecazen özetlediğini anlayın; baskı, kaynaklar veya yükümlülükler yüzünden bir şeyden vazgeçmenin ya da bir şeyin aksamasının kaçınılmaz olduğu durumlarda kullanın. 3. practice under pressure, with focus, and with that glorious end goal in sight makes perfect. — Söylem, anlatı ve retorik: Kapanışın “practice makes perfect” sözünün bilinçli bir uyarlaması olduğunu fark edin ve tanıdık bir deyişin baskı altında çalışma, odaklanma ve son hedefi göz önünde tutma önerilerini akılda kalıcı bir sonuçta birleştirmek için nasıl yeniden biçimlendirildiğini öğrenin.

Bu derste

Your favorite athlete closes in for a victorious win. Öbek fiiller

0:06

Favori sporcunuz zaferle sonuçlanacak bir galibiyete yaklaşıyor.

Öbek fiiller

closes in for: bir hedefe giderek yaklaşmak

Bu cümlede closes in, “bir hedefe veya sonuca giderek yaklaşır” anlamına gelir. Sporcu, bir şeyi kapatıyor gibi değil, zafere gittikçe yaklaşıyor gibi anlatılır. Öbek fiil close in şeklindedir. Burada for a victorious win, ulaşılmak istenen sonucu gösterir; for, close fiilinin sıradan bir nesnesini getirmez.

Alıştırma

Cümlede closes in for ne anlatıyor?

  1. Sporcu yarışmadan uzaklaşıyor.
  2. Sporcu, spor tesisini kapatıyor.
  3. Sporcu kazanmaya giderek yaklaşıyor.
Cevabı göster

Sporcu kazanmaya giderek yaklaşıyor.

The crowd holds its breath, Deyimler

0:10

Kalabalık nefesini tutuyor,

and at the crucial moment,

0:12

ve o kritik anda,

she misses the shot.

0:13

atışı kaçırıyor.

Deyimler

The crowd holds its breath: gergin bir bekleyiş

Hold one's breath kelimesi kelimesine kısa süreliğine nefes almayı bırakmak demektir. Gergin bir hikâyede veya spor sahnesinde, insanların tamamen sessizleşip sonucu kaygıyla beklediğini de gösterir. Burada The crowd holds its breath, kaçan atıştan hemen önce gerilim yaratır. Its, tekil topluluk adı crowd ile uyumludur; özne değiştiğinde iyelik sözcüğü de I held my breath ve they held their breath örneklerinde olduğu gibi değişir.

Alıştırma

Cümleyi hold one's breath ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the final card was revealed, everyone ____.

Cevabı göster

held their breath

That competitor just experienced the phenomenon known as choking, Kelime

0:15

Bu yarışmacı az önce baskı altında tıkanma olarak bilinen fenomeni yaşadı,

where despite months, Dilbilgisi

0:19

ki bu durumda aylarca,

even years of practice,

0:20

hatta yıllarca süren pratiğe rağmen,

a person fails right when it matters most. Kalıp ifadeler

0:22

bir kişi tam da en önemli anda başarısız olur.

Kelime

choking: baskı altında en önemli anda başarısız olmak

Burada choking, baskının kritik anda kişiyi bozması nedeniyle onun yapabileceğinden çok daha kötü performans göstermesi demektir. Fiziksel olarak nefes alamamak anlamına gelmez. Bağlam tipik durumu gösterir: Kişi uzun süre çalışmıştır ve gereken beceriye sahiptir, fakat başarının en önemli olduğu anda başarısız olur. Performansın bozulmasına hazırlık eksikliği değil, baskı neden olur.

Alıştırma

Bu cümlede choking ne anlama geliyor?

  1. Baskı performansı bozduğu için kritik bir anda başarısız olmak
  2. Bir şey solunum yolunu tıkadığı için nefes alamamak
  3. Etkinlik artık önemli olmadığı için çalışmayı bırakmak
Cevabı göster

Baskı performansı bozduğu için kritik bir anda başarısız olmak

Dilbilgisi

despite months, even years of practice: despite + isim öbeği

Despite, ‘-e rağmen’ veya ‘-se bile’ anlamına gelir. despite months, even years of practice ifadesinde months, even years of practice isim öbeğini başlatır. Araya eklenen even years, hazırlığın ne kadar uzun sürmüş olabileceğini vurgular. Cümle başındaki bu ifade bir karşıt beklenti kurar: Uzun süreli çalışma başarı beklememize yol açar, fakat kişi yine de başarısız olur. Despite sonrasında isim, isim öbeği, zamir veya -ing biçimi kullanılır; özne ve fiilden oluşan tam bir cümlecik doğrudan gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık yapısını doğru kullanıyor?

  1. Although months of practice, he still felt nervous.
  2. Despite months of practice, he still felt nervous.
  3. Despite he practiced for months, he still felt nervous.
Cevabı göster

Despite months of practice, he still felt nervous.

Kalıp ifadeler

right when it matters most: tam da en kritik anda

right when yapısında right, “tam” veya “tam da” anlamındaki bir zarftır. when’i güçlendirir ve zamanı kesin olarak belirtir. Buradaki it matters most, durumun ya da sonucun en önemli olduğu anlamına gelir. Bu nedenle right when it matters most, başarısızlığın başarıya ulaşmanın en büyük sonuçları doğuracağı kritik anda gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “tam da en önemli anda” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The goalkeeper made the save ____.

Cevabı göster

right when it mattered most

Choking is common in sports,

0:25

Tıkanma sporlarda yaygındır,

where performance often occurs under intense pressure and depends on key moments. Kalıp ifadeler

0:26

çünkü burada performans genellikle yoğun baskı altında gerçekleşir ve önemli anlara bağlıdır.

Kalıp ifadeler

under intense pressure: yoğun baskı için doğal kalıp

Under pressure, taleplerin, risklerin veya beklentilerin stres yarattığı bir durumda bulunmayı anlatan doğal İngilizce kalıptır. Under, baskıyı kişiye veya kişinin performansına etki eden bir koşul olarak sunar. Intense “çok güçlü” demektir; bu nedenle under intense pressure özellikle stresli ve sonuçların önemli olduğu bir durumu anlatır. Cümlede spor performansının gerçekleştiği koşulları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “çok güçlü bir baskıyla karşı karşıyayken” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The rescue team remained focused ____.

Cevabı göster

under intense pressure

And yet, Anlatım akışı

0:31

Ve yine de,

performance anxiety also haunts public speakers, Deyimler

0:32

performans kaygısı, topluluk önünde konuşanları da rahatsız eder,

contestants in spelling bees, Kültür

0:35

heceleme yarışmalarındaki yarışmacıları,

and even world-famous musicians.

0:37

ve hatta dünyaca ünlü müzisyenleri bile.

Anlatım akışı

And yet, ...: karşıtlık kurup tartışmayı genişletmek

And yet, önceki anlatımın oluşturduğu beklentiyle çelişen bir bilgiyi sunar. Önceki bölüm spordaki baskıya odaklanmıştı; bu cümle ise performans kaygısının başka birçok performans ortamındaki kişileri de etkilediğini gösterir. Bir geçiş ifadesi olarak yalnızca yeni bir örnek eklemez. “Önceki anlatıma göre beklenebilecek şeye rağmen” anlamını işaret eder ve ardından savı sporculardan topluluk önünde konuşanlara, heceleme yarışması katılımcılarına ve müzisyenlere doğru genişletir.

Alıştırma

Bu cümlede And yet ne işe yarıyor?

  1. Bir karşıtlık kurar ve tartışmayı başka performans ortamlarına genişletir.
  2. Yalnızca yeni örnekler ekler; savda hiçbir değişiklik yapmaz.
  3. Listelenen olayların daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Bir karşıtlık kurar ve tartışmayı başka performans ortamlarına genişletir.

Deyimler

performance anxiety also haunts public speakers: haunt fiilinin mecaz kullanımı

performance anxiety also haunts public speakers ifadesinde haunts mecaz anlamdadır. Kaygıyı sürekli geri dönen istenmeyen bir varlık gibi gösterir; dolayısıyla ifade, performans kaygısının topluluk önünde konuşanları tekrar tekrar ya da uzun süre rahatsız ettiği anlamına gelir. Gerçek bir hayaletten söz edilmez. Daha nötr olan bothers ile karşılaştırıldığında haunts daha canlı ve güçlüdür. Bu kullanım çoğu zaman a troubling memory, fear, question, or problem haunts someone kalıbını izler: rahatsız edici bir anı, korku, soru ya da sorun birinin peşini bırakmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede haunt, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The loud music bothers him for a few minutes.
  2. The memory of the accident still haunts him.
  3. A ghost haunts the abandoned theater every night.
Cevabı göster

The memory of the accident still haunts him.

Kültür

spelling bees: kelime heceleme yarışmaları

Bir spelling bee, katılımcıların bir kelimeyi duyup genellikle her harfin adını sırayla söyleyerek kelimeyi yüksek sesle heceledikleri bir yarışmadır. Spelling bees burada çoğuldur çünkü cümle genel olarak bu tür yarışmalardan söz eder. Bee sözcüğü etkinliğin sabit adının bir parçasıdır; burada bir böcek anlamına gelmez. Bu bilgi, contestants in spelling bees ifadesinin konuşmacılar ve müzisyenler gibi baskı altında yarışan kişileri anlattığını gösterir.

Alıştırma

contestants in spelling bees ifadesindeki spelling bees ne anlama gelir?

  1. Böcek adlarıyla ilgili dersler
  2. Katılımcıların kelimeleri yüksek sesle hecelediği yarışmalar
  3. Arı bakımıyla ilgili yarışmalar
Cevabı göster

Katılımcıların kelimeleri yüksek sesle hecelediği yarışmalar

Most people intuitively blame it on their nerves, Kalıp ifadeler

0:39

Çoğu insan bunu içgüdüsel olarak sinirlerine bağlar,

but why does being nervous undermine expert performance? Kelime

0:43

ama neden gergin olmak uzman performansını zedeler?

Kalıp ifadeler

blame it on their nerves: blame A on B kalıbı

blame A on B yapısında A, açıklanan sorun veya sonuçtur; B ise sorumlu tutulan nedendir. Burada it, söz konusu performans sorununu; their nerves ise varsayılan nedeni belirtir. Nerves burada vücuttaki fiziksel sinirler değil, gerginlik veya kaygı anlamındadır. İfade, insanların performans sorununu gergin olmaya bağladığını söyler.

Alıştırma

Cümleyi, kişinin yoğun trafiğin gecikmeye neden olduğunu söylediği anlamına gelecek şekilde tamamlayın: She blamed the delay ____ heavy traffic.

Cevabı göster

on

Kelime

undermine expert performance: etkisini zayıflatmak

Undermine, bir şeyi zayıflatmak veya etkisini azaltmak anlamına gelir; bu çoğu zaman kademeli ya da dolaylı biçimde gerçekleşir. Bu soruda gerginlik, bir uzmanın performans kalitesine zarar veren bir etken olarak sunulur; sözcük gerçek anlamda kazmayı anlatmaz. Kalıp undermine + isim biçimindedir. Bir neden performansı, öz güveni, güveni veya bir planı undermine edebilir.

Alıştırma

Repeated broken promises can undermine trust. cümlesinde undermine ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak altını kazmak
  2. Onu hemen geliştirmek
  3. Onu zayıflatmak veya daha az etkili hâle getirmek
Cevabı göster

Onu zayıflatmak veya daha az etkili hâle getirmek

There are two sets of theories,

0:46

İki farklı teori kümesi vardır,

which both say that primarily choking under pressure boils down to focus. Öbek fiiller

0:48

ikisi de öncelikle baskı altında tıkanmanın odaklanmaya dayandığını söylüyor.

Öbek fiiller

boils down to focus: temel sorunu belirtir

Boil down to, karmaşık bir konunun tek bir ana noktaya, nedene veya soruna indirgenebildiğini belirtir. Burada iki teori grubu ayrıntılarda farklı olsa da ikisi de baskı altında donup kalmanın merkezinde odaklanmanın bulunduğunu söyler. Kalıp A boils down to B biçimindedir. Boil fiilinin biçimini A'ya göre değiştirin; to bir edattır, bu nedenle B bir isim veya -ing biçimi olabilir.

Alıştırma

boil down to ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Even with all the extra details, the disagreement ____ one question: who will lead the project?

Cevabı göster

boils down to

First,

0:54

Birincisi,

there are the distraction theories.

0:55

dikkat dağınıklığı teorileri var.

These suggest that performance suffers when the mind is preoccupied with worries, Kalıp ifadeler

0:57

Bunlar, zihin endişelerle meşgul olduğunda performansın düştüğünü öne sürer,

doubts, or fears,

1:01

şüphelerle veya korkularla,

Kalıp ifadeler

Be preoccupied with worries: zihnin endişelerle dolu olması

Be preoccupied with something, bir şeyin kişinin dikkatini başka bir şey düşünmesini zorlaştıracak kadar kaplaması demektir. Burada endişeler zihni doldurur ve performansı olumsuz etkiler. Yaygın yapı be preoccupied with + isim veya -ing biçimidir. Genellikle bu zihinsel odağı bir kenara bırakmanın zor olduğunu ve kişinin dikkatini o anda önemli olan şeyden uzaklaştırabileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle endişenin Jordan'ın dikkatini ele geçirdiğini anlatır?

  1. Jordan is busy with three chores before the audition.
  2. Jordan is preoccupied with worries about the audition.
  3. Jordan is excited about the audition and cannot wait.
Cevabı göster

Jordan is preoccupied with worries about the audition.

instead of focusing its attention on performing the task at hand. Kalıp ifadeler

1:02

dikkatini eldeki görevi yerine getirmeye odaklamak yerine.

Kalıp ifadeler

The task at hand: şu anda ele alınan görev

The task at hand, şu anda dikkat gerektiren veya üzerinde çalışılan görev demektir. Bu cümlede zihnin endişeler yerine odaklanması gereken şeydir. At hand bu kalıplaşmış ifadenin bir parçası olarak task sözcüğünden sonra gelir; hand sözcüğü gerçek anlamdaki “el” değildir. Aynı yapıdaki the issue at hand ve the matter at hand, şu an ele alınan konu veya sorun anlamına gelir.

Alıştırma

“Şu anda dikkat gerektiren görev” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Put your other ideas aside and focus on the task ____.

Cevabı göster

at hand

When relevant and irrelevant thoughts compete for the same attention, Dilbilgisi

1:07

İlgili ve ilgisiz düşünceler aynı dikkat için rekabet ettiğinde,

something has to give. Deyimler

1:11

bir şeylerin feda edilmesi gerekir.

Dilbilgisi

When ... compete ...: sonuçtan önce durumu sunmak

Burada When, sonucun ortaya çıktığı durumu tanıtır: ilgili ve ilgisiz düşünceler aynı sınırlı dikkat için yarışır. Virgül bu yan cümlenin bittiğini gösterir; ardından ana cümle sonucu belirtir. Tekrarlanan veya genel durumlar açıklanırken when yalnızca “belirli bir zamanda” değil, “bu her gerçekleştiğinde” anlamına da gelebilir. Yapıyı When + durum, sonuç şeklinde okuyun.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: When the road gets icy, drivers slow down. When ile başlayan yan cümle ne yapıyor?

  1. Önce sonucu, ardından durumu belirtir.
  2. Önce durumu sunar, ardından ana cümle sonucu belirtir.
  3. Saatte gösterilen kesin zamanı sorar.
Cevabı göster

Önce durumu sunar, ardından ana cümle sonucu belirtir.

Deyimler

Something has to give: taleplerden biri değişmeli

Something has to give, çeşitli baskıların, taleplerin veya sınırlamaların hepsinin aynı anda sürdürülemediği durumlarda kullanılan bir deyimdir. Düzenlemenin bir bölümünün değişmesi, azaltılması veya işlemez hâle gelmesi gerektiğini anlatır. Burada give, “birine bir şey vermek” anlamına gelmez. “Baskı altında boyun eğmek” anlamındadır; something ise hangi bölümün etkileneceğini belirtmez.

Alıştırma

“Bir talebin değişmesi gerekir” anlamındaki bu derste geçen dört kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: We can't reduce the budget, add more features, and finish tomorrow; ____.

Cevabı göster

something has to give

The brain can only process so much information at once. Dilbilgisi

1:13

Beyin aynı anda ancak belirli bir miktar bilgiyi işleyebilir.

Dilbilgisi

can only process so much information at once: kapasite sınırı belirtmek

Can only + fiil + so much bir üst sınır belirtir: bir kişi veya sistem belirli bir miktarı yapabilir, ancak daha fazlasını yapamaz. At once bu sınırın tek seferde yapılabilen miktarla ilgili olduğunu gösterir. Burada so much information, etkileyici derecede fazla bilgiyi değil, sınırlı miktarda bilgiyi ifade eder. Aynı kalıp can only remember so much, can only spend so much veya can only handle so much at once gibi başka sınırlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi can only ... so much kalıbı ve hold fiiliyle tamamlayın: This backpack ____ before the zipper breaks.

Cevabı göster

can only hold so much

Tasks that challenge working memory, Kelime

1:16

Çalışma belleğini zorlayan görevler,

the mental scratchpad we use to temporarily store phone numbers and grocery lists,

1:18

telefon numaralarını ve market listelerini geçici olarak depolamak için kullandığımız zihinsel not defterimiz,

are especially vulnerable to pressure. Kalıp ifadeler

1:23

basınca karşı özellikle savunmasızdır.

Kelime

challenge working memory, the mental scratchpad: bir terimi açıklayıcı eşlemeyle anlatmak

Burada challenge working memory, çalışma belleğini yoğun biçimde çalıştırmak veya ona ağır talepler yüklemek anlamına gelir. Çalışma belleği, bilgiyi kısa süre tutmak ve işlemek için kullanılan sınırlı zihinsel alandır. The mental scratchpad we use ... açıklayıcı bir eşlemedir: virgülden sonraki ad öbeği working memory terimini daha basit ve canlı sözlerle yeniden adlandırır. Bilimsel yazılarda teknik terim, anlaşılır ad öbeği, biçimindeki yapı, ikinci öbeğin yeni bir cümle başlatmadan ilkini açıklamasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir teknik terimi açıklamak için açıklayıcı bir eşleme kullanıyor?

  1. The hippocampus helps us form new memories because it is involved in memory.
  2. The hippocampus and another brain region important for memory help us form new memories.
  3. The hippocampus, a brain region important for memory, helps us form new memories.
Cevabı göster

The hippocampus, a brain region important for memory, helps us form new memories.

Kalıp ifadeler

especially vulnerable to pressure: zarar görmeye veya etkilenmeye özellikle açık

Bu cümlede especially vulnerable to pressure, baskı yüzünden zarar görmeye, zayıflamaya veya daha az etkili çalışmaya özellikle açık olmak demektir. Especially, savunmasızlık derecesini artırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be vulnerable to + isim biçimindedir. To'dan sonraki isim tehlikenin veya etkinin kaynağını belirtir; to burada bir edattır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Older phones are especially ____ water damage.

Cevabı göster

vulnerable to

In a 2004 study,

1:26

2004 yılında yapılan bir çalışmada,

a group of university students were asked to perform math problems, Dilbilgisi

1:28

bir grup üniversite öğrencisinden matematik problemlerini çözmeleri istendi,

Dilbilgisi

were asked to perform: çalışma talimatlarını edilgen yapıyla aktarmak

Temel bölüm olan were asked to perform edilgen yapıdadır. Birinin üniversite öğrencilerine bir görev yapmaları için talimat verdiğini anlatır. Yapı be + asked + to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve perform fiilin yalın hâlidir. Bu anlatım, katılımcıları ve onlara verilen görevi merkeze alır. Talimatı veren kişiler belirtilmeyebilir; çalışmalar yöntemlerini aktarırken bu kullanım yaygındır.

Alıştırma

Çalışma açıklamasını bu dersteki edilgen yapıyla tamamlayın: The participants ____ rate each image from one to five.

Cevabı göster

were asked to

some easy, Dilbilgisi

1:32

bazıları kolay,

others more complex and memory-intensive

1:33

diğerleri daha karmaşık ve hafıza gerektiren.

Dilbilgisi

some easy, others more complex and memory-intensive: eksiltili bir karşıtlık

Some ... others ... yapısı, bilinen bir kümeyi iki gruba ayırır. Burada “some were easy, while others were more complex and required more memory” anlamına gelir: bazıları kolaydı, diğerleri ise daha karmaşıktı ve daha fazla hafıza gerektiriyordu. Bağlayıcı fiil were, çevredeki açıklamadan anlaşılabildiği için iki bölümde de düşürülmüştür. Bu eksilti kısa ve paralel bir karşıtlık oluşturur; okurken eksik fiili zihninizde tamamlayın.

Alıştırma

Bağlayıcı fiilin iki bölümde de düşürüldüğü, tamamen kısaltılmış some ..., others ... karşıtlığını hangi tamamlama kullanır? The worksheet had twelve questions: _____

  1. some easy, others were quite difficult.
  2. some easy, others quite difficult.
  3. some were easy, others were quite difficult.
Cevabı göster

some easy, others quite difficult.

Half the students completed both problem types with nothing at stake, Deyimler

1:36

Öğrencilerin yarısı her iki problem tipini de ortada hiçbir risk yokken tamamladı,

while the others completed them when calm and under pressure.

1:40

diğerleri ise sakinken ve baskı altındayken tamamladılar.

Deyimler

with nothing at stake: önemli bir sonuç olmaması

With nothing at stake, önemli bir ödülün, kaybın veya başka bir sonucun neticeye bağlı olmadığı bir durumda anlamına gelir. Bu cümlede, öğrencilerin yarısının problemleri anlamlı bir sonucu olmayan koşulda tamamladığını belirtir. Bir şey at stake ise sonuca bağlı olarak kazanılabilir, kaybedilebilir veya etkilenebilir. at stake ifadesinden önceki sözcük, söz konusu olan şeyin miktarını gösterir; burada nothing hiçbir şey olmadığını belirtir.

Alıştırma

Sonucun önemli bir etkisi olmadığını belirten, dersteki tam deyimle cümleyi tamamlayın: It was only a rehearsal, with ____.

Cevabı göster

nothing at stake

While everyone did well on the easy problems, Dilbilgisi

1:45

Herkes kolay problemlerde iyi iş çıkarırken,

those who were stressed performed worse on the more difficult memory-intensive tasks.

1:47

stresli olanlar, daha zor ve yoğun hafıza gerektiren görevlerde daha kötü performans gösterdiler.

Dilbilgisi

Herkes iyi sonuç alsa da… stresli olanlar daha kötü performans gösterdi

Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk yan cümle, kolay problemlerde herkes için ortak olan sonucu verir; ana cümle ise stresli grubun zor görevlerde daha kötü bir sonuç aldığını gösterir. While A, B yapısında A ve B karşıt gerçekler sunduğunda while, “A olmasına rağmen” veya “oysa” anlamına gelebilir. Sözcüğü “-dığı zaman” diye yorumlamadan önce mantıksal ilişkiye bakın.

Alıştırma

Bu cümlede while temel olarak hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Sonuçlar arasında bir karşıtlık
  2. Daha kötü performansın nedeni
  3. İki olayın gerçekleştiği zaman
Cevabı göster

Sonuçlar arasında bir karşıtlık

Explicit monitoring theories make up the second group of explanations for choking under pressure. Notlar

1:52

Açık izleme teorileri, baskı altında tıkanmaya yönelik açıklamaların ikinci grubunu oluşturur.

Kelime

Explicit monitoring theories: bilinçli izleme kuramları

Explicit monitoring theories ifadesi, bir kuram grubunun teknik adıdır. Burada explicit monitoring, normalde otomatik olarak gerçekleşecek bir hareketin her adımına bilinçli olarak yakından dikkat etmek anlamına gelir. Bu kuramlar, aşırı bilinçli kontrolün çok çalışılmış bir beceriyi kesintiye uğratabileceğini ileri sürerek baskı altında başarısız olmayı açıklar. Bu isim grubunda theories ana isimdir; explicit monitoring ise kuramların türünü belirtir.

Alıştırma

Bu cümledeki Explicit monitoring theories ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Basıncı ölçen cihazların adıdır.
  2. Düşük performansı, çalışılmış bir hareketi aşırı bilinçli biçimde kontrol etmekle ilişkilendiren kuramların adıdır.
  3. Birinin başka bir kişinin hareketlerini açıkça izlediği anlamına gelir.
Cevabı göster

Düşük performansı, çalışılmış bir hareketi aşırı bilinçli biçimde kontrol etmekle ilişkilendiren kuramların adıdır.

Öbek fiiller

make up: “oluşturmak” anlamı

Bu cümlede make up, “oluşturmak” anlamındadır. Özne olan Explicit monitoring theories, nesne olan the second group of explanations grubunu oluşturan teorileri belirtir. parts make up a whole kalıbını kullanabilirsiniz. Özne parçaları veya üyeleri, nesne ise daha büyük bütünü ya da kategoriyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Three short interviews ____ the final section of the documentary.

Cevabı göster

make up

They're concerned with how pressure can cause people to overanalyze the task at hand. Kelime

1:58

Bunlar, baskının insanların ellerindeki görevi nasıl aşırı analiz etmelerine yol açabileceği ile ilgilenirler.

Kelime

overanalyze ve over- ön eki

Overanalyze, “gereğinden fazla analiz etmek” demektir. over- ön eki, bir eylemin yararlı veya makul bir düzeyi aştığı anlamını ekler; bu nedenle sözcük genellikle olumsuz bir değerlendirme taşır. Burada baskı, insanların görevi gereğinden fazla ayrıntılı incelemesine neden olur. Bu fazladan analiz yardımcı olmak yerine performansı engelleyebilir. overthink ve overreact gibi sözcüklerde de over- aynı “aşırılık” anlamını taşır.

Alıştırma

Cümleyi over- + analyze ile oluşturulan fiille tamamlayın: If you ____ every small comment, you may worry for no reason.

Cevabı göster

overanalyze

Here,

2:03

Burada,

the logic goes that once a skill becomes automatic, Notlar

2:03

mantık şöyledir ki, bir beceri otomatikleştiğinde,

thinking about its precise mechanics interferes with your ability to do it. Dilbilgisi

2:07

onun kesin mekanizması hakkında düşünmek onu yapma yeteneğinize müdahale eder.

Anlatım akışı

Bir akıl yürütme zincirini tanıtan the logic goes that

The logic goes that bir teori, açıklama veya planın içindeki akıl yürütmeyi tanıtır. that yan cümlesi bu akıl yürütmenin ne ileri sürdüğünü belirtir; burada ileri sürülen düşünce, bir beceri otomatikleştikten sonra işleyişine bilinçli biçimde odaklanmanın performansı bozabileceğidir. Bu ifade, sonraki düşünceyi incelenebilecek bir mantık zinciri olarak sunar; onu kendiliğinden kanıtlanmış bir gerçek veya konuşanın kişisel görüşü olarak göstermez.

Alıştırma

Örnekte the logic goes that ifadesi neyi gösteriyor?

  1. Sonraki yan cümle gündelik bir kişisel tercihi belirtir.
  2. Sonraki yan cümle bir düşüncenin arkasındaki akıl yürütmeyi verir.
  3. Sonraki yan cümle fiziksel bir hareketi bildirir.
Cevabı göster

Sonraki yan cümle bir düşüncenin arkasındaki akıl yürütmeyi verir.

Dilbilgisi

once a skill becomes automatic: sonuçtan önce ulaşılan koşul

Once, belirtilen koşula ulaşıldığında veya bu durum gerçekleşir gerçekleşmez anlamına gelir. Örnekte once a skill becomes automatic arka plandaki koşulu kurar; ana cümle ise bundan sonra ortaya çıkan sonucu verir. once + yan cümle, ana cümle yapısı bilgiyi önce ulaşılan bir eşik, ardından gelen sonuç biçiminde düzenler. Açıklamalarda, talimatlarda ve neden-sonuç akıl yürütmelerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef sözcük once ile tamamlayın: ____ the paint is dry, we can hang the picture.

Cevabı göster

Once

Dilbilgisi

thinking about its precise mechanics ... interferes with your ability to do it: -ing ifadesini özne olarak kullanma

Thinking about its precise mechanics, -ing ile başlayan ve özne görevinde kullanılan bir yan cümledir: ayrıntıları düşünme etkinliğinin tamamı tek bir şey olarak ele alınır. Cümle, kesin ayrıntıları analiz etmenin beceriyi uygulamayı zorlaştırdığını söyler. Interfere with, “bir şeyi daha zor veya daha az etkili hâle getirmek” anlamına gelir; mutlaka tamamen engellemek anlamında değildir. “-ing öznesi + interferes with + your ability to ...” kalıbı, bir etkinliğin performansı zayıflattığını anlatabilir.

Alıştırma

Bir etkinliğin başka bir beceriyi zorlaştırdığını anlatmak için interfere with kalıbının doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamla: Overthinking each word ____ your ability to speak naturally.

Cevabı göster

interferes with

Tasks we do unconsciously seem to be most vulnerable to this kind of choking.

2:11

Bilinçsizce yaptığımız görevler, bu tür bir tıkanmaya karşı en savunmasız olanlar gibi görünüyor.

A study on competitive golfers compared their performance when instructed to simply focus on putting as accurately as possible Anlatım akışı

2:16

Rekabetçi golfçüler üzerinde yapılan bir araştırma, onlardan sadece mümkün olduğunca isabetli bir şekilde vuruş yapmaya odaklanmaları istendiğindeki performanslarını

versus when they were primed to be acutely aware of the mechanics of their putting stroke. Kalıp ifadeler

2:24

vuruşlarının mekaniğinin son derece farkında olmaya hazırlandıkları durumlarla karşılaştırdı.

Anlatım akışı

compared ... when ... versus when ...: iki koşulu karşılaştırma

Compared their performance when ... versus when ... karşılaştırmayı düzenleyen bir kalıptır. Compared ölçülen şeyi ortaya koyar; iki when yan cümlesi de iki koşulu verir. Versus bu koşullar arasındaki karşıtlığı işaretler. İlk when yan cümlesi yalnızca isabetli putt yapmaya odaklanma koşulunu, ikincisi ise vuruşun mekanizmasının çok farkında olmaya yönlendirilme koşulunu anlatır. Uzun bir araştırma cümlesini okurken önce compared ve versus ifadelerini bul, sonra her when yan cümlesini bir koşulla eşleştir.

Alıştırma

compared their performance when ... versus when ... kalıbı temel olarak ne yapmak için kullanılır?

  1. Bir olayın diğerinden önce gerçekleştiğini anlatmak
  2. Bir kişinin neden fikrini değiştirdiğini açıklamak
  3. İki koşulu veya yaklaşımı karşılaştırmak
Cevabı göster

İki koşulu veya yaklaşımı karşılaştırmak

Kalıp ifadeler

be primed to be acutely aware of something: bir şeyi yoğun biçimde fark etmeye önceden yönlendirilmek

Bu cümlede were primed to, daha önce verilen bir ipucunun ya da deney koşulunun golfçileri belirli bir tepkiye daha yatkın hâle getirdiğini anlatır: dikkatlerini bilinçli olarak pata hareketlerine yöneltmek. Prime burada fiildir ve edilgen yapı be primed to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Acutely aware of, bir şeyin yoğun ve keskin biçimde farkında olmak demektir. İfade bütünüyle, normalde otomatik olan bir hareketin mechanics kısmını, yani parçalarının nasıl çalıştığını izlemeleri için önceden yönlendirildiklerini anlatır.

Alıştırma

Bu bağlamda were primed to be acutely aware of something ne anlama gelir?

  1. Hareket otomatikleşene kadar pratik yaptılar.
  2. Buna dikkat etmeyi bırakmaları söylendi.
  3. Önceki bir ipucu, buna karşı son derece dikkatli olmalarını sağladı.
Cevabı göster

Önceki bir ipucu, buna karşı son derece dikkatli olmalarını sağladı.

Golfers usually perform this action subconsciously,

2:29

Golfçüler genellikle bu eylemi bilinçaltında gerçekleştirirler,

so those who suddenly tuned in to the precise details of their own moves also became worse at making accurate shots. Notlar

2:32

bu yüzden aniden kendi hareketlerinin kesin detaylarına odaklananlar isabetli atışlar yapmakta da kötüleştiler.

Öbek fiiller

tuned in to: dikkati ayrıntılara yöneltmek

Burada tuned in to mecaz anlamda kullanılır. Golfçülerin dikkatlerini kendi hareketlerinin kesin ayrıntılarına yönelttiğini ve bu ayrıntıları yakından fark etmeye başladığını anlatır. İfade, bir radyo veya televizyonu belirli bir sinyale ayarlama fikrinden gelir. Nesne details, feelings veya reactions gibi bir şey olduğunda tune in to, yayın almak yerine zihinsel olarak “kanalı bulup” yoğun dikkat göstermeyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “dikkatini yöneltti” anlamında tune in to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During rehearsal, Maya suddenly ____ the drummer's timing.

Cevabı göster

tuned in to

Dilbilgisi

became worse at making ...: bir becerinin gerilemesini anlatmak

become worse at + -ing kalıbı, birinin bir etkinlikteki becerisinin ya da performansının gerilemesini ifade eder. Burada became bir değişimi belirtir ve at sözcüğünden sonra -ing biçimindeki making gelir. Also bu gerilemeyi ek bir sonuç olarak sunar. making accurate shots ifadesinde accurate, shots sözcüğünü niteler; cümle, bu becerinin baştan beri bulunmadığını değil, isabetli atış yapma yetisinin azaldığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi at ve solve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After missing several lessons, Nina became worse ____ math problems accurately.

Cevabı göster

at solving

Choking may not be inevitable for everyone, Anlatım akışı

2:40

Ancak tıkanmak herkes için kaçınılmaz olmayabilir,

though.

2:42

yine de.

Anlatım akışı

may not be inevitable ..., though: bir iddiayı yumuşatıp karşıtlık eklemek

May not be inevitable ifadeyi temkinli hâle getirir: konuşan kişi, baskı altında başarısız olmanın herkes için kaçınılmaz olmayabileceğini söyler; bunun kesinlikle hiç yaşanmadığını iddia etmez. For everyone genellemenin kapsamını sınırlar ve insanlar arasındaki farklılıklara yer bırakır. Cümle sonundaki though, önceki anlatıma kısa bir karşıtlık ekler. “Ancak” anlamında sonradan eklenen bir düşünce gibi çalışır; böylece geniş bir izlenimi başka bir kesin iddiayla değiştirmeden düzeltir.

Alıştırma

“Choking may not be inevitable for everyone, though.” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Her insan baskı altında kesinlikle başarısız olur.
  2. Yine de bazı kişiler baskı altında başarısız olmaktan kaçınabilir.
  3. Hiç kimse baskı altında başarısız olamaz.
Cevabı göster

Yine de bazı kişiler baskı altında başarısız olmaktan kaçınabilir.

Research suggests that some are more susceptible than others, Kalıp ifadeler

2:42

Araştırmalar, bazılarının diğerlerinden daha duyarlı olduğunu öne sürüyor,

especially those who are self-conscious,

2:46

özellikle de utangaç olanlar,

anxious, and afraid of being judged negatively by others. Dilbilgisi

2:48

endişeli ve başkaları tarafından olumsuz yargılanmaktan korkanlar.

Kalıp ifadeler

more susceptible than others: başkalarına göre daha kolay etkilenen

Bu cümlede susceptible, “kolayca etkilenebilen veya zarar görebilen” anlamındadır. More susceptible than others, bir grubu diğer insanlarla karşılaştırır: ilk grubun söz konusu etkiyi yaşama olasılığı daha yüksektir. Etkinin veya zararın kaynağını belirtmek için susceptible to + isim kullanılır; susceptible to stress buna örnektir. Kimin daha kolay etkilendiğine odaklanmak için more/less susceptible than + karşılaştırılan grup kullanılır.

Alıştırma

Susceptible ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Some materials are more ____ heat damage than others.

Cevabı göster

susceptible to

Dilbilgisi

afraid of being judged negatively: olumsuz değerlendirilmekten korkmak

Burada afraid of ifadesinden sonra bir ulaç öbeği gelir. Being judged edilgen bir ulaçtır: kişiler değerlendirmeyi yapan değil, başkalarının değerlendirmesine maruz kalan taraftır. Negatively, nasıl değerlendirilebileceklerini; by others ise değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp afraid of being + geçmiş zaman ortacıdır; afraid of being blamed buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi judge fiilinin edilgen ulaç biçimiyle tamamlayın: Nina is afraid of ____ unfairly by her teammates.

Cevabı göster

being judged

So,

2:52

Peki,

how can we avoid choking when it really counts? Deyimler

2:52

gerçekten önemli olduğunda tıkanmaktan nasıl kaçınabiliriz?

Deyimler

when it really counts: en önemli an

When it really counts, “sonucun veya yaptıklarının gerçekten önemli olduğu anda” anlamına gelir. Buradaki counts, “önem taşır” demektir; sayı söylemek veya sayıları toplamakla ilgili değildir. When ile başlayan yan cümle, bir maçın, sınavın veya gösterinin belirleyici bölümü gibi sonucun kritik olduğu bir anı gösterir. Başarının, desteğin veya bir kararın en önemli olduğu durumlarda bu ifadeyi yeniden kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi, “gerçekten önemli olan anda” anlamındaki derste geçen tam ifadeyle tamamla: A dependable teammate stays focused ____.

Cevabı göster

when it really counts

First,

2:55

İlk olarak,

it helps to practice under stressful conditions. Dilbilgisi

2:56

stresli koşullar altında pratik yapmak yardımcı olur.

Dilbilgisi

Yumuşak tavsiye için It helps to + fiilin yalın hâli

It helps to practice, bir eylemi yararlı olarak sunmak için It helps to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Buradaki it biçimsel öznedir; belirli bir şeyi göstermez. Yararlı eylem, to ile kurulan mastar yapısında yer alır. Bu kalıp çoğu zaman dolaylı olarak tavsiye vermek için kullanılır. Eylemin faydasına odaklandığı için genellikle You should practice ifadesinden daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Tavsiyeyi dersteki kalıbın aynısıyla tamamla: ____ check the instructions before you begin.

Cevabı göster

It helps to

In a study on expert dart players,

2:59

Uzman dart oyuncuları üzerinde yapılan bir çalışmada,

researchers found that those who hadn't practiced under stress performed worse when anxious,

3:01

araştırmacılar, stres altında pratik yapmamış olanların kaygılıyken daha kötü performans gösterdiğini buldular,

compared to those who had become accustomed to pressure. Kalıp ifadeler

3:06

baskıya alışmış olanlara kıyasla.

Kalıp ifadeler

had become accustomed to pressure: baskıya daha önce alışmışlardı

Had become accustomed to pressure, “o zamandan önce baskıya yavaş yavaş alışmışlardı” anlamına gelir. Become, bir şeye alışık olmamaktan alışık hâle gelmeye geçişi vurgular. Had become geçmişte tamamlanmış bir önceki süreci gösterir; yani alışma, daha sonraki kaygılı performanstan önce gerçekleşmiştir. Accustomed to ifadesinden sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle accustomed to pressure veya accustomed to working under pressure denebilir.

Alıştırma

become accustomed to ifadesinin doğru biçimini kullanın. Alışma süreci denetçi gelmeden önce tamamlanmıştı: By the time the inspector arrived, the crew ____ the new safety routine.

Cevabı göster

had become accustomed to

Secondly,

3:10

İkincisi,

many performers extol the virtues of a pre-performance routine, Kelime

3:11

pek çok performans sanatçısı performans öncesi rutinin erdemlerini övüyor,

Kelime

extol the virtues of a pre-performance routine: performans öncesi rutinin yararlarını övmek

Extol the virtues of something, bir şeyin yararlarını veya değerli yönlerini çok güçlü biçimde övmek anlamına gelir. Buradaki virtues özellikle ahlaki erdemleri değil, olumlu özellikleri veya avantajları anlatır. A pre-performance routine; maç, gösteri, konuşma veya benzer bir etkinlikten önce tekrarlanan bir dizi sabit davranıştır. İfade, böyle bir rutini yalnızca açıklamak yerine son derece değerli olarak sunar.

Alıştırma

extol the virtues of ifadesinin doğru biçimini kullanın: The article ____ regular exercise.

Cevabı göster

extols the virtues of

whether it's taking a few deep breaths, Dilbilgisi

3:15

ister birkaç derin nefes almak olsun,

repeating a cue word,

3:17

bir ipucu kelimeyi tekrarlamak olsun,

or doing a rhythmic sequence of movements.

3:19

veya ritmik bir hareket dizisi yapmak olsun.

Dilbilgisi

whether it's A, B, or C ile olası biçimleri listelemek

Bu cümlede whether it's A, B, or C, aynı tür rutinin alabileceği birkaç olası biçimi tanıtır. Buradaki whether dolaylı bir evet-hayır sorusu sormaz; “örneklerden hangisi olursa olsun” anlamına gelir. it's ifadesinden sonra taking..., repeating... ve doing... şeklinde paralel üç -ing öbeği gelir. Bu kalıp, farklı örnekleri sıralarken genel ifadenin hepsi için geçerli olduğunu göstermenizi sağlar.

Alıştırma

Aynı etkinliğin olası biçimlerini listelemek için whether it's A, B, or C kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. A calming routine can help whether it's.
  2. A calming routine can help, whether it's stretching, the room is quiet, or you like blue.
  3. A calming routine can help, whether it's stretching, breathing slowly, or repeating a cue word.
Cevabı göster

A calming routine can help, whether it's stretching, breathing slowly, or repeating a cue word.

Studies on golfing,

3:21

Golf,

bowling, and water polo

3:23

bowling ve su topu üzerine yapılan araştırmalar,

find that short rituals can lead to more consistent and accurate performance under pressure. Kalıp ifadeler

3:25

kısa ritüellerin baskı altında daha tutarlı ve doğru bir performansa yol açabileceğini buluyor.

Kalıp ifadeler

lead to more consistent and accurate performance: daha tutarlı ve doğru performansa yol açmak

Lead to, neden-sonuç ilişkisini gösterir. Vurgulanan yan cümlede short rituals olası nedendir; more consistent and accurate performance under pressure ise sonuçtur. Buradaki to bir edattır. Bu nedenle lead to ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to better performance; lead to making fewer mistakes. can yardımcı fiili iddiayı temkinli yapar: sonuç mümkündür, ancak garanti değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedeflenen iki kelimelik neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: A short warm-up can ____ better focus before a game.

Cevabı göster

lead to

And thirdly,

3:30

Ve üçüncüsü,

researchers have shown that having an external focus on the ultimate goal works better than an internal focus, Dilbilgisi

3:30

araştırmacılar, nihai hedefe dışsal bir odaklanmaya sahip olmanın içsel bir odaklanmadan daha iyi işe yaradığını göstermişlerdir,

where someone is tuned into the mechanics of what they're doing.

3:37

ki bu durumda kişi yaptığı şeyin mekaniğine odaklanır.

Dilbilgisi

having an external focus ... works better than an internal focus: özne görevindeki -ing öbeğiyle karşılaştırma

having an external focus... bölümünde having... biçimindeki -ing öbeği cümlenin öznesidir. Etkinliğin tamamı tek bir fikir olarak ele alındığı için ana fiil tekil works biçimindedir. works better than, bu stratejiyi an internal focus ile karşılaştırır. Burada an external focus, dikkati bedenin dışındaki hedefe veya sonuca yöneltmek; an internal focus ise kişinin kendi hareketinin işleyişine yöneltmek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, -ing öbeği + works better than + alternatif şeklindedir ve bir yöntemin diğerinden daha etkili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle iki stratejiyi karşılaştırmak için bir -ing öbeğini doğal biçimde özne olarak kullanır?

  1. Focus on the finish line works better than thinking about every movement.
  2. Focusing on the finish line works better than thinking about every movement.
  3. Focusing on the finish line work better than thinking about every movement.
Cevabı göster

Focusing on the finish line works better than thinking about every movement.

A study of experienced golfers revealed that those who hit chip shots while focused on the flight of the ball Kültür

3:41

Deneyimli golfçülerle yapılan bir araştırma, topun uçuşuna odaklanarak kısa vuruş yapanların,

performed significantly better than those who focused on the motion of their arms.

3:47

kollarının hareketine odaklananlardan çok daha iyi performans gösterdiğini ortaya koydu.

Kültür

chip shots: green yakınından yapılan kısa golf vuruşları

Chip shot, çoğunlukla green yakınında yapılan kısa bir golf vuruşudur. Top kısa süreliğine yükselir, yere düşer ve ardından genellikle deliğe doğru yuvarlanır. Bu bilgi araştırmayı anlamayı sağlar: golfçüler bu kontrollü kısa vuruşu yaparken ya topun uçuşuna ya da kollarının hareketine odaklanıyordu.

Alıştırma

Golfte hangi açıklama chip shot ile en iyi eşleşir?

  1. Topu kısa süreliğine yükseltip ardından deliğe doğru yuvarlayan kısa bir vuruş.
  2. Tee üzerinden yapılan uzun bir başlangıç vuruşu.
  3. Topun kısa süre havalanmadan green üzerinde yuvarlandığı bir vuruş.
Cevabı göster

Topu kısa süreliğine yükseltip ardından deliğe doğru yuvarlayan kısa bir vuruş.

So,

3:51

Yani,

perhaps we can modify that age-old saying, Kalıp ifadeler

3:52

belki de o asırlık sözü değiştirebiliriz,

practice under pressure, Anlatım akışı

3:54

baskı altında pratik yapmak,

with focus,

3:56

odaklanarak,

and with that glorious end goal in sight makes perfect. Kalıp ifadeler

3:58

ve o muhteşem nihai hedefi göz önünde bulundurarak mükemmelleştirir.

Kalıp ifadeler

modify that age-old saying: kadim bir sözü uyarlamak

Bu cümlede modify, zaten var olan bir şeyi değiştirmek veya uyarlamak anlamına gelir. An age-old saying, çok uzun zamandır aktarılan bir atasözü ya da tanıdık ifadedir. Dolayısıyla bu söz öbeği, tamamen yeni bir söz icat etmek değil, “o köklü sözü uyarlamak” demektir. Bu söz öbeği aynı zamanda bir işaret görevi görür: Konuşmacı, dinleyicilerin tanıyabileceği bir sözün değiştirilmiş hâlini sunmak üzeredir. Böylece kapanış hem tanıdık gelir hem de konuşmacının mesajına göre yenilenmiş olur.

Alıştırma

Modify that age-old saying burada neyin işaretini veriyor?

  1. Konuşmacı, atasözünü ilk söyleyen kişiyi belirlemektedir.
  2. Konuşmacı, bilinen bir atasözünü uyarlamak üzeredir.
  3. Konuşmacı, atasözündeki bütün düşünceleri reddetmektedir.
Cevabı göster

Konuşmacı, bilinen bir atasözünü uyarlamak üzeredir.

Anlatım akışı

practice ... makes perfect: genişletilmiş bir kapanış atasözü

Cümle, bilinen Practice makes perfect kalıbını korur ama özneyi genişletir: practice; baskı altında, odaklanarak ve nihai hedef göz önünde tutularak yapılan pratik olarak nitelenir. Eklenen ayrıntılardan sonra gelen makes perfect sözleri, tanıdık kalıbı tamamlar. Konuşmanın sonunda bu yapı, daha önce anlatılan birkaç düşünceyi kısa ve akılda kalıcı tek bir sonuçta birleştirir. Dinleyiciler atasözünü tanırken etkili pratiğin neler gerektirdiğine dair konuşmacının daha ayrıntılı yorumunu da duyar.

Alıştırma

Bu cümle konuşmanın sonunda esas olarak ne yapıyor?

  1. Tek bir fiziksel hareket için adım adım talimat vermek
  2. Konuşmacının daha sonra açıklayacağı ilgisiz bir deneyi tanıtmak
  3. Practice makes perfect sözünü genişletip önceki düşünceleri akılda kalıcı bir sonuçta birleştirmek
Cevabı göster

Practice makes perfect sözünü genişletip önceki düşünceleri akılda kalıcı bir sonuçta birleştirmek

Kalıp ifadeler

with that glorious end goal in sight: o muhteşem nihai hedefi göz önünde tutarak

'With that glorious end goal in sight', istenen nihai sonucu zihinde açıkça tutarak pratik yapmak anlamına gelir. Buradaki 'in sight' görsel bir benzetmedir: Hedefi gerçekten göremeseniz bile hedef size yön verir. with ile başlayan bölüm, pratik yapmaya eşlik eden durumu veya tutumu ekler. Bu cümlede 'glorious', konuşanın hedefe yönelik olumlu ve coşkulu bakışını ifade eder; hedefin parladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

'Zihinde açıkça tutulan' anlamındaki iki sözcüklü görsel benzetmeyle cümleyi tamamlayın: Even when progress is slow, keep your main goal ____.

Cevabı göster

in sight

For a nail-biting example of persevering under pressure, Deyimler

4:03

Baskı altında azim göstermenin tırnak yedirten bir örneği için,

we highly recommend The Boys in the Boat.

4:06

The Boys in the Boat'u şiddetle tavsiye ederiz.

Deyimler

nail-biting example of persevering under pressure: baskı altında sebat etmenin gerilimli bir örneği

'Nail-biting', son derece gergin veya heyecanlı bir belirsizlikle dolu anlamına gelen deyimleşmiş bir sıfattır. Kaygıdan tırnaklarını ısıran birinin görüntüsünden gelir, ancak gerçekten tırnak ısırıldığını söylemez. Burada, insanların baskı altında devam etmesine dair bir örneği betimler. Tavsiye, izleyicinin bu sebatı izlerken sırada ne olacağı konusunda kaygılanacağı bir hikâye vaat eder.

Alıştırma

Bu cümlede nail-biting ne anlama gelir? 'The final round was nail-biting.'

  1. Sakindi ve tamamen tahmin edilebilirdi.
  2. O kadar gergin ve belirsizlikle doluydu ki insanlar kaygılandı.
  3. Tırnak ısırma alışkanlığıyla ilgiliydi.
Cevabı göster

O kadar gergin ve belirsizlikle doluydu ki insanlar kaygılandı.

It tells the gripping true story of nine American rowers and their quest for gold at the 1936 Olympics in Nazi Germany. Kültür

4:09

Dokuz Amerikalı kürekçinin sürükleyici gerçek hikayesini ve Nazi Almanyası'ndaki 1936 Olimpiyatları'nda altın madalya arayışlarını anlatıyor.

Kültür

Nazi Almanyası'ndaki 1936 Olimpiyatları'nda quest for gold

Bu ifade bir spor hedefini tarihsel bir ortamla birleştirir. quest for gold, Olimpiyat altın madalyasını kazanmak için kararlı biçimde çaba göstermek demektir; burada gold, gold medal ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve metal olan altın anlamına gelmez. The 1936 Olympics in Nazi Germany burada, Almanya Nazi yönetimi altındayken düzenlenen Berlin Yaz Olimpiyatları'nı ifade eder. Bu ayrıntı, kürekçilerin mücadelesini siyasi gerilimin yüksek olduğu bir döneme yerleştirir; böylece öykü hem üst düzey spor rekabetinin baskısını hem de tarihsel ortamın ağırlığını taşır.

Alıştırma

Cümlenin vurgulanan bölümündeki spor hedefini ve tarihsel ortamı en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Nazi yönetimi altındaki Almanya'da bir Olimpiyat altın madalyası kazanmaya çalışıyorlardı.
  2. Altın madalyayı zaten kazanmış ve Olimpiyatlardan sonra Almanya'yı geziyorlardı.
  3. Bir Olimpiyat stadyumunun yakınında metal olan altını arıyorlardı.
Cevabı göster

Nazi yönetimi altındaki Almanya'da bir Olimpiyat altın madalyası kazanmaya çalışıyorlardı.

You can download an audio version of this book for free at audible.com/ted-ed.

4:16

Bu kitabın sesli versiyonunu audible.com/teded adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Every free trial started through this link helps support TED-Ed's nonprofit mission.

4:22

Bu bağlantı üzerinden başlatılan her ücretsiz deneme, TED-Ed'in kar amacı gütmeyen misyonunu desteklemeye yardımcı olur.