İkiz olmak nasıl bir duygu? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, ikizlerin neden bizi büyülediğini; ortak çocukluk deneyimlerinden bağımsız bir kimlik kurma çabasına, doğa-yetiştirilme tartışmasına ve ayrı büyüyen ikizlerin şaşırtıcı ölçüde benzer hayatlarına uzanan bir çerçevede inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. continue to capture our imagination — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Bu canlı ifadenin, toplumun merakını sürekli uyandıran ve hikâyelere ya da tahminlere kaynaklık eden bir konuyu nasıl anlattığını kavrayın; kalıcı bilimsel, kültürel veya tarihsel ilgiden söz ederken sade interest us yerine daha etkileyici biçimde kullanın. 2. How much of our lives is determined by nature, / and how much by nurture, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. How much... tekrarının genetik ile çevrenin etkisini dengeli tek bir soruda nasıl karşılaştırdığını fark edin; iki nedenin göreli ağırlığını kıyaslarken karmaşık bir düşünceyi dinleyicinin kolayca izleyebileceği biçimde sunmak için bu kalıptan yararlanın. 3. separated at birth — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Kardeşlerin doğumda ayrılıp farklı ailelerde yetişmesi şeklindeki gerçek anlam ile birbirine olağanüstü benzeyen iki kişi ya da şey için kullanılan genişletilmiş anlamı ayırın; böylece hem gerçek yaşam öykülerini hem de mizahi benzetmeleri ifadeyi gereğinden dar çevirmeden anlayabilirsiniz.
Bu derste
Non-identical or fraternal twins: Aynı ikiz türü için iki ad
Non-identical twins ve fraternal twins burada aynı ikiz türü için kullanılan iki addır: iki ayrı yumurtadan oluşan ikizler. Non-identical daha açık ve betimleyici bir ifadedir; fraternal ise bilimsel veya tıbbi bağlamlarda sık kullanılan daha teknik bir terimdir. Buradaki or ikinci bir türü değil, alternatif bir adı tanıtır. Bu ifade önce ikizlerin türünü belirtir, ardından cümle onların biyolojik oluşumunu ve paylaştıkları genleri açıklar.
Alıştırma
Bu bağlamda fraternal twins ne anlama gelir?
- İki ayrı yumurtadan oluşan ikizler
- Özellikle yakın arkadaş olan ikizler
- Tek bir döllenmiş yumurtadan oluşan ikizler
Cevabı göster
İki ayrı yumurtadan oluşan ikizler
come from two separate eggs: Biyolojik kökeni açıklamak
come from two separate eggs içindeki come from, bir yerden hareket etmeyi değil, biyolojik bir sürecin kaynağını veya kökenini belirtir. Bu ifade, çift yumurta ikizlerinin iki ayrı yumurtadan oluştuğunu anlatır. Genel olarak come from; bir şeyin nedenini, nereden geldiğini, neden yapıldığını veya hangi kaynaktan doğduğunu belirtmek için kullanılabilir. Çevresindeki isim, burada hangi tür kaynağın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Biyolojik kökeni gösteren ifadeyi tamamlayın: Non-identical twins ____ two separate eggs。
Cevabı göster
come from
share half their genes: “ortak olarak sahip olmak” anlamındaki share
Burada share, “bir şeyi ortak olarak taşımak veya sahip olmak” anlamındadır; “bir şeyin bir kısmını başka birine vermek” anlamına gelmez. İkizlerin genlerinin yaklaşık yarısı ortaktır. Share sözcüğünün bu kullanımı, iki veya daha fazla kişinin ortak bir özelliğini, deneyimini, sorumluluğunu ya da fikrini anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte share half their genes ne anlama geliyor?
- Genlerinin yarısını birbirlerine verirler.
- Bütün genlerini iki eşit gruba bölerler.
- Genlerinin yaklaşık yarısı ortaktır.
Cevabı göster
Genlerinin yaklaşık yarısı ortaktır.
More uncommon are identical twins: sıfatın başa alındığı devrik yapı
More uncommon are identical twins cümlesinde more uncommon sıfat öbeği cümlenin başına taşınmıştır. Ardından are fiili, gerçek özne olan identical twins ifadesinden önce gelir. Öznenin başta olduğu olağan sıra Identical twins are more uncommon. şeklindedir. Bu belirgin sıra önce değerlendirmeyi verir, sonra değerlendirilen şeyi tanıtır. Bilgiyi düzenlemenin resmî ve sunumsal bir yoludur; soru cümlesi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı temel anlamı öznenin başta olduğu olağan sırayla verir?
- Identical twins are more uncommon.
- More uncommon twins are identical.
- Twins are more identical and uncommon.
Cevabı göster
Identical twins are more uncommon.
tek bir döllenmiş yumurta
Biyolojide fertilized egg, bir sperm hücresiyle birleşmiş ve gelişmeye başlayabilen yumurta hücresi, yani döllenmiş yumurta demektir. Burada single, bu döllenmiş yumurtanın yalnızca bir tane olduğunu vurgular. İfadenin tamamı biyolojik bir başlangıç noktasını belirtir. Buradaki fertilized, tarımdaki “gübre uygulanmış” anlamında değildir.
Alıştırma
Bir biyoloji açıklamasında a single fertilized egg ne anlama gelir?
- gübre uygulanmış bir tohum
- sıradan bir tavuk yumurtası
- döllenmiş bir yumurta hücresi
Cevabı göster
döllenmiş bir yumurta hücresi
share 100% of their genes: yüzde + of yapısı
share 100% of their genes ifadesinde share, “ortak olarak sahip olmak” anlamına gelir. Yüzde, ortak kısmın tamam olduğunu belirtir; of their genes ise ölçülen bütün kümenin onların genleri olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp yüzde + of + isim şeklindedir: of ile başlayan bölüm, yüzdenin neye uygulandığını gösterir. of their genes olmadan share 100% ifadesi “Neyin %100'ü?” sorusunu cevapsız bırakır.
Alıştırma
Yüzdenin neye uygulandığını gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: The two files share 80% ____ their code.
Cevabı göster
of
fascinated by: bir şeyden güçlü biçimde etkilenmek
Bu cümlede we're fascinated by twins, ikizlerin dikkatimizi güçlü biçimde çektiği ve bizde merak uyandırdığı anlamına gelir. Fascinated, yalnızca interested demekten daha güçlü bir ilgi anlatır. Kalıp be fascinated by + kişi, şey veya konudur. Özne ilgiyi hisseden kişidir; by ise bu duyguyu oluşturan şeyi tanıtır.
Alıştırma
Bu notta öğretilen kalıbı bir edatla tamamlayın: The children were fascinated ____ the moving model.
Cevabı göster
by
all kinds of questions: birçok farklı türde soru
Bu cümlede all kinds of questions, birçok farklı türde soru anlamına gelir. Bu, konuşma dilinde kullanılan geniş bir özettir; insanların mümkün olan her soru türünü sorduğu iddiası değildir. all kinds of + isim kalıbı çeşitliliği vurgular. Question gibi sayılabilen bir isimle çoğul biçim kullanılır: all kinds of questions.
Alıştırma
Hangi cümle ziyaretçilerin birçok farklı türde soru sorduğunu doğal biçimde anlatır?
- The visitors asked one kind of question.
- The visitors asked all kinds of questions.
- The visitors asked many questions.
Cevabı göster
The visitors asked all kinds of questions.
What question would you ask a twin: Bir ikize ne sorardın?
Bu soruda What question would you ask a twin? hayali bir durum kurar: Bir ikizle konuşma fırsatın olsaydı ona ne sormayı seçerdin? would, soruyu hâlihazırda olan bir şeyin cevabını sormak yerine varsayımsal hâle getirir. What ... would + özne + fiilin yalın hâli? kalıbı olası bir seçimi veya eylemi sorar. Buradaki would yalnızca geçmiş zaman işareti değildir; would'dan sonra ask fiilinin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Bu soruda would ask en çok neyi ifade eder? (What does would ask mainly signal in this question?)
- Olası bir durum hakkında soru
- Soru sorma emri
- Geçmişteki bir alışkanlık hakkında soru
Cevabı göster
Olası bir durum hakkında soru
each other's: birbirlerinin
Each other's, each other ifadesinin iyelik biçimidir; birbirine ait olan veya birbiriyle bağlantılı olan anlamına gelir. share each other's thoughts ifadesinde iki kişi birbirlerinin düşüncelerini paylaşır; bu, sadece belirtilmemiş bir grupla düşünce paylaşmak değildir. Each other's ifadesini doğrudan bir isimden önce kullanın: each other's + isim. Kesme işareti-s other kelimesinden sonra gelir; bu yüzden ifade bir iyelik belirleyicisi gibi çalışır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The two friends know each ____ favorite songs.
Cevabı göster
other's
If ..., does ...?: if yan cümleciğinden sonra soru dizilişi
If one of you is hurt if yan cümleciği koşulu belirtir. does the other one feel the pain? ana cümlesi ise sonuç hakkında evet ya da hayırla cevaplanan sorudur. If yan cümleciği başta olduğunda düz cümle dizilişini kullanır: one of you is hurt. Ana cümle soru dizilişini korur: does + özne + fiilin yalın hâli. Kullanışlı bir kalıp şöyledir: If + geniş zamandaki koşul, do/does + özne + fiilin yalın hâli ...?
Alıştırma
Hangi cümlede bir if yan cümleciğinin ardından standart bir evet-hayır sorusu doğru biçimde kullanılmıştır?
- If is the bus late, do we wait here?
- If the bus is late, do we wait here?
- If the bus is late, we wait here.
Cevabı göster
If the bus is late, do we wait here?
Well, some common questions for twins include,
0:53Pekâlâ, ikizlere sorulan bazı yaygın sorular şunlardır:
psychic powers: var olduğu ileri sürülen doğaüstü yetenekler
Psychic powers ifadesi, telepati veya geleceği görme gibi var olduğu ileri sürülen doğaüstü yetenekleri anlatır. Buradaki soru, ikizlerin özel bir zihinsel bağlantısı olduğu yönündeki yaygın bir efsaneyi veya şakayı yansıtır. Bu güçlerin gerçek olduğunu söylemez. Burada psychic, psychological anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede psychic powers ne anlama geliyor?
- Antrenmanla kazanılan fiziksel güç
- Telepati veya geleceği görme gibi var olduğu ileri sürülen doğaüstü yetenekler
- Sıradan psikoloji bilgisi
Cevabı göster
Telepati veya geleceği görme gibi var olduğu ileri sürülen doğaüstü yetenekler
according to: bilgi kaynağını belirtmek
According to, bilginin geldiği kişiyi, belgeyi veya başka bir kaynağı tanıtır. Burada according to Anand Jagatia, konuşmacının kimin anlatımına ya da bilgisine dayandığını gösterir. Aktarılan bilgiyi konuşmacının kendi görüşünden ayırmaya yardımcı olur; bu yüzden haberlerde, röportajlarda ve açıklamalarda sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümle konuşmacının kendi görüşünü doğal biçimde ifade eder?
- According to me, this puzzle is easy.
- According to the instructions, this puzzle is easy.
- In my opinion, this puzzle is easy.
Cevabı göster
In my opinion, this puzzle is easy.
who presented a recent episode of ...: bir kişi hakkında ek bilgi vermek
Who presented a recent episode of ... tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğidir. Who, Anand Jagatia'yı gösterir ve cümlecik onun hakkında ek bilgi verir; yeni bir ana cümle değildir. Başındaki ve sonundaki virgüller bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Uzun bir cümleyi takip ederken who cümleciğini kısa süreliğine bir kenara bırakıp ardından gelen ana mesajı dinlemeye devam edebilirsin.
Alıştırma
“Lena, who organized the event, welcomed the guests.” cümlesinde “who organized the event” ne yapar?
- Ayrı bir ana cümle başlatır.
- Hangi konukların karşılandığını açıklar.
- Lena hakkında ek bilgi verir.
Cevabı göster
Lena hakkında ek bilgi verir.
all about + konu
Burada all about twins, CrowdScience içeriğinin konusunu belirtir: içerik ikizlere odaklanır. all about + konu yapısında all, about anlamını güçlendirir ve konuyu içeriğin ana odağı olarak sunar. Bu, programın ikizlerle ilgili her bilgiyi bildiği anlamına gelmez. Bu anlam için, know all about twins örneğinde olduğu gibi, bilgi sahibi olabilen bir özne gerekir.
Alıştırma
Ana konuyu tanıtan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This book is ____ dinosaurs.
Cevabı göster
all about
don't be surprised if + olası sonuç
Don't be surprised if + yan cümle, if ile kurulan yan cümledeki sonucun oldukça olası veya beklenen bir şey olduğunu dinleyiciye bildirir. Dinleyiciyi önceden hazırlar: bu olursa beklenmedik gelmemelidir. Bu cümlede gözleri devirmek, bu sorulara verilebilecek olası ve şaşırtıcı olmayan bir tepki olarak sunulur. İfade bir öğüt veya uyarıdır; şaşırma duygusunu durdurmaya yönelik gerçek bir emir değildir.
Alıştırma
Dostça uyarıyı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the park is crowded on Saturday.
Cevabı göster
Don't be surprised if
roll their eyes at you: sana gözlerini devirmek
roll their eyes at you, birinin sana veya söylediğin şeye karşı rahatsızlık, sabırsızlık, inanmama ya da hafif küçümseme göstermek için gözlerini devirmesi demektir. Önemli olan olumsuz tavırdır; ifade gözleri gerçek anlamda yuvarlamayı anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp roll one's eyes at someone or something şeklindedir. Bu cümlede at you, sorusuyla bu tepkiye yol açan kişiyi gösterir.
Alıştırma
"Lena had heard the question many times before, so she rolled her eyes at it," cümlesinde Lena'nın hareketi büyük olasılıkla neyi gösteriyor?
- Sorudan rahatsız olmuştu.
- Dikkatlice etrafına bakıyordu.
- Cevap vermek için heyecanlıydı.
Cevabı göster
Sorudan rahatsız olmuştu.
Ask ... and they might ...: koşul ve sonuç
Ask a twin about psychic powers, dinleyiciye hangi eylemi hayal etmesi gerektiğini söyler. Ardından and they might roll their eyes geldiğinde tüm cümle, “Bir ikize psişik güçleri sorarsan gözlerini devirebilir” anlamına gelir. İlk bölüm koşul görevi görür, ikinci bölüm ise olası sonucu verir. Bu, emir cümlesi + and + sonuç cümlesi kalıbıdır. Might, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir; dolayısıyla and burada yalnızca eşit iki eylemi bağlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk eylemi yaparsan ikinci sonucun gerçekleşeceğini anlatmak için emir + and + sonuç yapısını kullanıyor?
- Turn the key and the engine will start.
- Turn the key, but the engine started yesterday.
- The key and the engine are on the table.
Cevabı göster
Turn the key and the engine will start.
a way of showing boredom or irritation. Kalıp ifadeler
1:22bu sıkıntı veya rahatsızlık göstermenin bir yoludur.
a way of showing: bir işaretin ne anlattığını açıklamak
“A way of showing X”, “X’i iletmenin bir yolu” anlamına gelir. Bu cümlede X, boredom or irritation ifadesidir; yani davranışın ilettiği duygulardır. Yapı a way of + -ing biçimidir. of bir edat olduğu için ardından show değil, showing gelir. Bu yapı bir hareketin, yüz ifadesinin veya işaretin ne ilettiğini açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi show sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: A smile is a way of ____ kindness.
Cevabı göster
showing
twins continue to capture our imagination Deyimler
1:25ikizler hayal gücümüzü cezbetmeye devam ediyor
But nevertheless: karşıt bir noktaya güçlü bir dönüşü göstermek
Nevertheless, dinleyiciye az önce söylenen şeye rağmen sonraki noktanın hâlâ geçerli olduğunu bildirir. Burada söylemi önceki olumsuz veya sınırlayıcı bir noktadan ana iddiaya döndürür: ikizler insanları hâlâ büyülemektedir. But bir karşıtlık işareti daha ekler. But nevertheless ikilisi geçişi özellikle belirgin kılar, ancak iki sözcük kısmen aynı işi yapar. Dinlerken nevertheless, önemli bir karşıt noktanın geleceğini bildiren temel işarettir.
Alıştırma
But nevertheless bu cümlede hangi ilişkiyi gösteriyor?
- İkizlerin neden birbirine benzediğini açıklar.
- Rahatsız edici bir soruya başka bir örnek ekler.
- Önceki olumsuz bir noktadan, ikizlerin insanları hâlâ büyülediğini belirten karşıt düşünceye döner.
Cevabı göster
Önceki olumsuz bir noktadan, ikizlerin insanları hâlâ büyülediğini belirten karşıt düşünceye döner.
hayal gücümüzü cezbetmeye devam etmek
Capture our imagination bir mecazdır: bizi sürekli düşündürecek, meraklandıracak veya hayal kurduracak kadar güçlü biçimde çekmek anlamına gelir. Hayal gücünü fiziksel olarak yakalamak demek değildir. Continue to, bu etkinin hâlâ sürdüğünü gösterir. Bu cümlede ikizler, insanları büyülemeye devam eden bir konu olarak sunuluyor.
Alıştırma
“İnsanlarda güçlü bir merak ve hayal kurma isteği uyandırmayı sürdürmek” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even today, stories about lost cities ____.
Cevabı göster
continue to capture our imagination
nedenini öğrenmek
Find out, genellikle sorarak, kontrol ederek veya araştırarak bir bilgiyi öğrenmek ya da keşfetmek anlamına gelir. Finding out why, bir şeyin nedenini öğrenmek demektir. Buradaki we'll be finding out, bölümün ne yapacağını önceden söyler: cevabı aramak. Out, bu öbek fiilin bir parçasıdır. Out olmadan find genellikle bir kişiyi veya şeyi bulmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: We need to ____ why the alarm keeps ringing.
Cevabı göster
find out
along with a quiz and a worksheet Kalıp ifadeler
1:37bir test ve bir çalışma kağıdıyla birlikte bulabilirsiniz
along with a quiz and a worksheet: ek kaynaklar belirtmek
Along with, a quiz and a worksheet ögelerini kelimelere ek olarak sunulan ilave kaynaklar şeklinde tanıtır. Ana bilgi, kelimelerin web sitesinde bulunduğudur; bu ifade yeni bir cümle başlatmadan diğer kaynakları ekler. Along with, bir isim veya isim öbeğinin önünde kullanılır ve «birlikte» ya da «yanı sıra» anlamına gelir. Burada along, along with bağlayıcısının bir parçasıdır; bir yer veya güzergâh boyunca hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
«Yanı sıra» anlamındaki iki kelimelik hedef bağlayıcıyı yazın: The club provides a map, ____ a badge and a pencil.
Cevabı göster
along with
These days: güncel bir durumu çerçevelemek
These days, cümlenin başında kullanılan ve söylenenleri günümüzde ya da son yıllarda geçerli bir durum olarak çerçeveleyen bir zaman ifadesidir. Burada dinleyiciye ikizlerle ilgili açıklamayı güncel bir durum olarak anlaması gerektiğini bildirir. Kesin başlangıç ve bitiş tarihleri olmayan geniş bir dönemi belirtir; belirli birkaç günü anlatmaz. Geçmişten doğrudan söz edilmese bile geçmişle bir karşıtlık da düşündürebilir.
Alıştırma
Hangi cümle These days ifadesini günümüzdeki genel bir durumu anlatmak için kullanıyor?
- These days, many families shop online.
- These two days are marked in blue on the calendar.
- Those days ended a hundred years ago.
Cevabı göster
These days, many families shop online.
düşündüğünüzden daha yaygın
More common than you might think, bir şeyin insanların bekleyebileceğinden daha sık gerçekleştiğini anlatır. more common than... karşılaştırma yapısı, gerçek durumu bir beklentiyle karşılaştırır. Buradaki you yalnızca konuşulan kişiyi değil, genel olarak insanları ifade edebilir. Bu ifade bir varsayımı nazikçe düzeltir ve çoğu zaman bir gerçeği veya istatistiği tanıtır.
Alıştırma
"This fear is more common than you might think." ne anlama gelir?
- Yalnızca dinleyenin hayalinde vardır.
- İnsanların bekleyebileceğinden daha sık görülür.
- İnsanların bekleyebileceğinden daha az görülür.
Cevabı göster
İnsanların bekleyebileceğinden daha sık görülür.
her 42 bebekten biri
one in every 42 babies, ortalama olarak her 42 bebeklik gruptan bir bebek anlamına gelir. Bu, sıralamadaki the forty-second baby, yani 42. bebek değil, istatistiksel bir orandır. Yeniden kullanılabilen yapı one in every + number + plural noun şeklindedir. Burada öznenin ana sözcüğü one olduğu için tekil fiil is kullanılır; is born a twin, bebeğin bir ikiz çiftinin üyelerinden biri olarak doğduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Bir raporda "One in every 20 children wears glasses." yazıyor. Bu cümle ne anlama gelir?
- Her çocuk 20 çift gözlük takar.
- Her 20 çocukluk gruptan yaklaşık bir çocuk gözlük takar.
- Yalnızca sıralamadaki yirminci çocuk gözlük takar.
Cevabı göster
Her 20 çocukluk gruptan yaklaşık bir çocuk gözlük takar.
I'm going to guess Scarlett Johansson. Ton ve niyet
2:04Scarlett Johansson olduğunu tahmin edeceğim.
I'm going to guess: emin olunmayan bir cevabı belirtmek
“I'm going to guess”, Scarlett Johansson cevabını kesin bir yanıt olarak değil, bir tahmin olarak sunar. Konuşan kişi “I don't know” dedikten sonra bile bu ifadeyle cevap verebilir. Burada be going to, kişinin birazdan yapacağı şeyi, yani tahminini hemen söyleyeceğini bildirir. Temel olarak uzak geleceğe yönelik bir planı anlatmaz.
Alıştırma
Ödülün hangi kutuda olduğundan emin değilsiniz. Tahmin yapacağınızı bildiren ders ifadesiyle cevabı tamamlayın: “____ it's the green box.”
Cevabı göster
I'm going to guess
we'll find out the answer at the end of the program: açıklamayı sonraya bırakmak
Bu cümle bir akış işareti görevi görür: dinleyicilere cevabın şimdilik saklandığını ve daha sonra ne zaman açıklanacağını söyler. Böylece beklenti oluşturur ve programın sırasını izlemeyi kolaylaştırır. Find out, “öğrenmek veya bilgi sahibi olmak” anlamına gelir. Dinleyiciyi de içeren we'll, konuşanı dinleyiciyle aynı konuma yerleştirebilir; sunucunun cevabı şahsen bilmediği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir bilgi yarışmasında “We'll find out the answer at the end of the program” izleyiciye ne anlatır?
- Herkes cevabı program başlamadan önce bulmalıdır.
- Cevap zaten açıklandı.
- Cevap daha sonra, programın sonunda açıklanacak.
Cevabı göster
Cevap daha sonra, programın sonunda açıklanacak.
Professor Karen Dillon is the author of a book Kalıp ifadeler
2:10Profesör Karen Dillon bir kitabın yazarıdır
a book on twins: “hakkında” anlamındaki on
a book on twins ifadesinde on, kitabın konusunu belirtir: kitap ikizler hakkındadır. Kitabın fiziksel olarak ikizlerin üzerinde bulunduğunu anlatmaz. Bu kullanım book, article, report, research ve talk gibi içerik veya iletişimle ilgili isimlerden sonra yaygındır: isim + on + konu.
Alıştırma
"a report on animals" ifadesinde on neyi belirtir?
- Rapor fiziksel olarak hayvanların üzerinde durmaktadır.
- Rapor hayvanlar tarafından yazılmıştır.
- Rapor hayvanlar hakkındadır.
Cevabı göster
Rapor hayvanlar hakkındadır.
a twin herself: vurgu yapan herself
a twin herself ifadesinde herself, daha önce anlatılan kişiyi vurgular: Karen yalnızca bu konuda yazan bir yazar değildir; kendisi de ikizdir. Bu, “bizzat kendisi ikizdir” ya da “o da ikizdir” diye anlaşılabilir. Burada herself, eylemin nesnesi değil, vurgu yapan bir dönüşlülük zamiridir. Kaldırıldığında temel cümle she is a twin yine tamamdır, ancak kişisel vurgu zayıflar.
Alıştırma
Hangi cümlede herself, a twin herself ifadesindeki gibi özneyi vurgulamak için kullanılmıştır?
- The scientist completed the project by herself.
- The scientist introduced herself.
- The scientist is a parent herself.
Cevabı göster
The scientist is a parent herself.
the good and bad sides of twinship: ikiz olmanın iyi ve kötü yanları
The good and bad sides of something ifadesi, bir şeyin olumlu ve olumsuz yönlerini anlatır. Burada sides, fiziksel kenarlar veya yönler değil, “yönler” anlamındadır. Twinship, ikiz olma hâlini, ikizler arasındaki ilişkiyi ve bu deneyimi anlatır. Bu nedenle ifade, ikiz olmanın hem yararlar hem de zorluklar getirebileceğini söyler.
Alıştırma
The good and bad sides of twinship burada ne anlama geliyor?
- Yalnızca ikiz olmanın zorlukları
- İkiz olmanın avantajları ve dezavantajları
- İki ikizin durduğu yerin fiziksel iki tarafı
Cevabı göster
İkiz olmanın avantajları ve dezavantajları
Being a twin isn't always plain sailing. Deyimler
2:24İkiz olmak her zaman dikensiz gül bahçesi değildir.
isn't always plain sailing: her zaman sorunsuz değildir
Plain sailing, kolay olan ve ciddi sorunlar olmadan ilerleyen bir durumu anlatan bir deyimdir. Burada gerçek bir tekne yolculuğunu değil, mecazi bir anlamı ifade eder. Isn't always plain sailing, ikiz olmanın bazen zor olabileceği anlamına gelir. Sorunların varlığını nazikçe kabul eder; bütün deneyimin son derece zor olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “kolay ve sorunsuz” anlamına gelen iki kelimelik deyimle tamamlayın: After I learned the rules, the rest of the game was ____.
Cevabı göster
plain sailing
go through school together: okul yıllarını birlikte geçirmek
Burada go through school, okul yıllarını ve eğitimin aşamalarını yaşamak demektir. Bir okul binasının içinden geçmek anlamına gelmez. Together, iki kişinin bu süreci paylaştığını gösterir. Daha genel olarak go through + bir dönem, aşama veya deneyim, onu yaşamak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Örnekte going through school together ne anlama geliyor?
- Birlikte okul inşa etmek.
- Bir okul binasının içinden birlikte yürümek.
- Okul yıllarını birlikte yaşamak.
Cevabı göster
Okul yıllarını birlikte yaşamak.
make friends together: birlikte arkadaş edinmek
Make friends, insanlarla tanışıp yeni arkadaşlıklar kurmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. You're making friends cümlesindeki are making, bunun devam eden bir etkinlik olduğunu gösterir. Together, iki kişinin bu deneyimi ayrı ayrı yaşamak yerine birlikte paylaştığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “yeni arkadaşlıklar kurmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: It was easy to ____ at summer camp.
Cevabı göster
make friends
in some ways are made easier for twins. Dilbilgisi
2:38bazı açılardan ikizler için daha kolay hale gelir.
milestones of childhood: büyümenin önemli aşamaları
Burada milestones of childhood, okula başlamak veya okumayı öğrenmek gibi bir çocuğun gelişimindeki önemli aşamaları ya da başarıları ifade eder. Milestone burada mecaz anlamda kullanılır: sözcük aslında bir yolda mesafeyi gösteren işareti adlandırır, ancak burada çocukluk boyunca kaydedilen anlamlı ilerlemeyi gösterir. Çoğul milestones, gelişim sürecindeki birkaç önemli noktayı anlatır; sıradan günlük olayları anlatmaz.
Alıştırma
"Learning to read is an important childhood milestone," cümlesinde "milestone" ne anlama gelir?
- Bir yoldaki mesafeyi gösteren taş
- Gelişimdeki önemli bir aşama veya başarı
- Her gün gerçekleşen sıradan bir eylem
Cevabı göster
Gelişimdeki önemli bir aşama veya başarı
are made easier for twins: be made + sıfat + for someone
Are made easier, make something easier yapısının edilgen biçimidir. Bir etkenin çocukluktaki önemli aşamalara ulaşmayı veya bu aşamalardan geçmeyi kolaylaştırdığını söyler. Cümle etkilenen şeye odaklandığı için milestones özne konumundadır. For twins, bu kolaylığı yaşayan kişilerin ikizler olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something + be made + adjective + for someone biçimindedir. Örneğin: The game was made easier for beginners.
Alıştırma
Cümleyi made easier for kalıbıyla tamamla: The puzzle was ____ younger players by adding picture clues.
Cevabı göster
made easier for
the older you get, the more you realize: ne kadar..., o kadar... kalıbı
the ..., the ... kalıbı, derecesi değişen iki durumu birbirine bağlar. Burada kişi yaşlandıkça, başkalarının kendisini nasıl gördüğünü daha açık biçimde fark eder. Bu kalıptaki iki the, sıradan belirli tanımlıklar değil, karşılaştırma yapısının sabit parçalarıdır. Kalıp genellikle bir şey değiştikçe başka bir şeyin de değiştiğini anlatır.
Alıştırma
“Daha çok pratik, daha çok öz güven getirir” anlamındaki karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ you practise, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
think of A as B rather than as C: A’yı C değil B olarak görmek
think of A as B, A’yı B olarak görmek veya sınıflandırmak anlamına gelir. Burada insanlar “seni” önce ayrı bir birey olarak değil, bir ikiz olarak görür. rather than as C, seçilmeyen veya daha az önem verilen diğer görüşü ekler. as sözcüğünün tekrarlanması iki tarafı açıkça paralel hâle getirir: as B rather than as C.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B rather than as C kalıbıyla tamamlayın: We ____ Maya ____ a coach rather than ____ a referee.
Cevabı göster
think of · as · as
Twins go through many childhood milestones together.
2:49İkizler birçok çocukluk dönüm noktasını birlikte yaşarlar.
A milestone is an important stage of development.
2:53Bir dönüm noktası (milestone) gelişimin önemli bir aşamasıdır.
But being a twin isn't always plain sailing,
3:00Ancak ikiz olmak her zaman 'plain sailing' (sorunsuz) değildir,
Many twins find it hard to establish their own identity Kalıp ifadeler
3:06Pek çok ikiz, kendi kimliklerini oluşturmayı zor bulur
find it hard to + fiil
find it hard to + fiil kalıbı, “bir şeyi yapmanın zor olduğunu düşünmek veya hissetmek” anlamına gelir. Burada find, “bulmak” değil, “öyle değerlendirmek veya hissetmek” anlamındadır. it, nesne konumunu dolduran yer tutucu ya da biçimsel nesnedir; zor olan eylemi ise ardından gelen to mastarı belirtir. Bu cümlede o eylem to establish their own identity ifadesidir. Tam kalıbı koruyun: özne + find/finds + it + hard + to + fiil.
Alıştırma
hard kullanılan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: I ____ concentrate when people are talking.
Cevabı göster
find it hard to
establish their own identity: kendi kimliğini oluşturmak
establish their own identity ifadesi, birey olarak kim olduklarını zaman içinde geliştirmek ve belirgin hâle getirmek anlamına gelir. Establish, kimliğin sağlam veya tanınabilir hâle geldiği bir süreci anlatır; own ise bu kimliğin başkalarından alınmadığını veya yalnızca başkaları tarafından belirlenmediğini vurgular. Burada identity, kişinin benlik algısını ve onu diğerlerinden ayıran özellikleri ya da rolü ifade eder. Kimlik kartı veya başka bir resmî belge anlamına gelmez.
Alıştırma
“The young artist is trying to establish her own identity.” cümlesinde establish her own identity ne anlama gelir?
- Resmî bir kimlik kartına başvuruyor.
- Kim olduğuna dair açık ve özgün bir algı geliştiriyor.
- Adının nasıl yazıldığını kontrol ediyor.
Cevabı göster
Kim olduğuna dair açık ve özgün bir algı geliştiriyor.
also comes from the age-old nature versus nurture debate. Kültür
3:13aynı zamanda asırlık doğa - yetiştirme tarzı (nature vs nurture) tartışmasından da gelir.
Uzun süredir devam eden kalıtım mı çevre mi tartışması
Nature versus nurture kalıbı uzun süredir tartışılan bir soruya verilen addır: Bir kişinin özellikleri ve gelişimi, özellikle genler gibi kalıtsal biyolojik etkenlerden ne kadar; yetiştirilme biçimi, çevre ve deneyimlerden ne kadar gelir? Age-old, insanların bu soruyu çok uzun zamandır tartıştığını belirtir. Bu cümlede söz konusu tartışma, insanların ikizlere duyduğu ilginin arka planını açıklar. Doğal dünya ile birine bakma eylemini sözcüğü sözcüğüne karşılaştırmaz.
Alıştırma
Bu cümlede the nature versus nurture debate hangi soruyu ele alıyor?
- İnsan özelliklerinin kalıtsal etkenler tarafından mı, yoksa çevre ve deneyimler tarafından mı daha çok şekillendirildiği
- Çocukların açık havada daha fazla zaman geçirip geçirmemesi gerektiği
- İkizlerin her zaman aynı evde yetiştirilip yetiştirilmemesi gerektiği
Cevabı göster
İnsan özelliklerinin kalıtsal etkenler tarafından mı, yoksa çevre ve deneyimler tarafından mı daha çok şekillendirildiği
How much of our lives is determined by nature, Dilbilgisi
3:18Hayatımızın ne kadarı doğa tarafından belirlenir,
be born with: bir şeye doğuştan sahip olmak
Be born with, “bir şeye doğuştan sahip olmak” demektir. Burada genetics we're born with, insanların doğduklarında zaten sahip oldukları genetik özellikleri anlatır. With edatı zorunludur: be born yalnızca birinin doğduğunu söylerken be born with something, doğuştan sahip olunan özelliği, yeteneği veya durumu belirtir.
Alıştırma
“Doğuştan sahip olmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Ella was ____ blue eyes.
Cevabı göster
born with
How much ... and how much by ...: tekrarlanan sözlerin eksiltildiği paralel yapı
How much ... and how much ... iki etkenin bir şeyi ne ölçüde etkilediğini karşılaştıran dengeli bir soru oluşturur. İlk bölüm nature hakkında soru sorar, ikinci bölüm ise nurture hakkında aynı soruyu sorar. Araya giren the genetics we're born with ifadesi yalnızca nature sözcüğünü açıklar; paralel yapıyı bozmaz. and how much by nurture bölümünde İngilizce, daha önce geçen of our lives is determined sözlerini eksiltir. Dinleyen kişi bu sözleri ilk bölümden tamamlar. Bu eksiltme, iki taraf arasındaki dengeyi korurken tekrarı önler.
Alıştırma
Tekrarlanan soru ifadesini kullanarak paralel karşılaştırmayı tamamlayın: How much of the garden's growth was influenced by sunlight, and ____ by watering?
Cevabı göster
how much
grow up in: çocukluğun geçtiği çevre
Grow up, “çocukluk dönemini geçirmek ve zamanla yetişkin olmak” demektir. grow up in yapısında in, çocukluğun geçtiği yeri, aileyi, kültürü veya çevreyi belirtir; ifade yalnızca boyun uzaması anlamına gelmez. the environment we grow up in yapısında the environment, onu açıklayan yan cümleden önce gelir; bu yüzden in sonda kalır. Daha resmî yapı the environment in which we grow up şeklindedir.
Alıştırma
“Çocukluğunu bir yerde geçirdi” anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Omar ____ a coastal village.
Cevabı göster
grew up in
Because twins are so genetically similar, Dilbilgisi
3:27İkizler genetik olarak birbirlerine çok benzedikleri için,
differences between them tell scientists a lot.
3:30aralarındaki farklar bilim insanlarına pek çok şey anlatır.
Because ... so genetically similar: neden ve derece belirtme
Because, ana ifadeden önce nedeni veren yan cümleyi başlatır. Buradaki neden, ikizlerin genetik olarak birbirine çok benzemesidir; ana cümle ise aralarındaki farkların neden önemli bilgi sağladığını açıklar. so genetically similar ifadesindeki so, “bu kadar yüksek derecede” veya “çok” anlamında derece bildiren bir sözcüktür. similar sözcüğünü güçlendirir; burada “bu nedenle” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Because the two samples are so similar, even a small difference matters,” cümlesinde so ne işe yarar?
- “Bu nedenle” anlamına gelir ve iki cümleyi bağlar.
- because sözcüğünün yerine geçer.
- similar sözcüğünün derecesini güçlendirir.
Cevabı göster
similar sözcüğünün derecesini güçlendirir.
Here's presenter of BBC World Service program CrowdScience,
3:33İşte BBC World Service programı CrowdScience'ın sunucusu,
a philosopher at Wellesley College, Massachusetts.
3:40Massachusetts'teki Wellesley College'da bir filozof.
grew up in different parts of the world: dünyanın farklı bölgelerinde büyümek
Grew up, grow up fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin çocukluğunu belirli bir yerde geçirerek büyüdüğünü anlatır. in different parts of the world, bu çocukluğun dünyanın birbirinden ayrı coğrafi bölgelerinde geçtiğini belirtir. Burada parts “parçalar” değil, “bölgeler” anlamındadır ve ifade different countries sözünden daha geniştir.
Alıştırma
Çocukluklarını aynı ülkenin farklı bölgelerinde geçirdiklerini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- They grew up at different parts from the country.
- They grew up in different parts of the country.
- They grew in different pieces of the country.
Cevabı göster
They grew up in different parts of the country.
and they kind of have these eerily similar life courses. Notlar
3:50ve bir bakıma bu ürkütücü derecede benzer yaşam yollarına sahip olanlar.
Konuşmada yumuşatıcı kind of
Bu cümlede kind of, konuşmada ifadeyi yumuşatan ve “bir ölçüde” ya da “kabaca söylemek gerekirse” anlamına gelen bir kalıptır. Ardından gelen iddiayı etkiler: Konuşmacı bu benzerliği kesin ve mutlak bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Bu kullanım, görüşün daha az kesin ve daha doğal duyulmasını sağlar. Burada “bir tür” anlamına gelmez.
Alıştırma
they kind of have these life courses ifadesinde kind of ne işe yarar?
- Hayat yolunun belirli türünü söyler.
- İddiayı yumuşatır ve daha az kesin hâle getirir.
- İddiayı tamamen kesin gösterir.
Cevabı göster
İddiayı yumuşatır ve daha az kesin hâle getirir.
eerily similar life courses: ürkütücü derecede benzer hayat yolları
Eerily similar, “benzerlik garip, esrarengiz veya biraz huzursuz edici gelecek kadar benzer” demektir. Eerily yalnızca benzerliğin derecesini artırmaz; konuşmacının bu benzerliğe verdiği tepkiyi de gösterir. Life courses, insanların önemli deneyimleri ve gelişimleri dâhil olmak üzere hayatlarının zaman içinde izlediği yolları anlatır. Burada courses, okul dersleri değil, yönler veya ilerleyişler anlamındadır.
Alıştırma
Eerily similar life courses ifadesinde eerily, similar sözcüğüne hangi anlamı ekler?
- Benzerlik okul dersleriyle ilgilidir.
- Benzerlik garip veya huzursuz edici gelir.
- Benzerlik yalnızca hafif ve belirsizdir.
Cevabı göster
Benzerlik garip veya huzursuz edici gelir.
how much choice have I had over ...?: ... üzerinde ne kadar seçim hakkım oldu?
have choice over something yapısında choice, karar verme becerisi veya özgürlüğü anlamına gelir; over ise bu kontrolün ilgili olduğu alanı gösterir. Burada konuşan kişi, hayatının gelişme biçimi üzerinde gerçekte ne kadar etkisi olduğunu sorguluyor. Bu, yalnızca bilgi istemek için sorulan bir soru değil, düşünmeye yönelik bir sorudur. Kişinin ne kadar kontrole sahip olduğu belirsizse how much choice ... have over ... kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Bir alan üzerindeki kontrolü anlatan hedef kalıbı tamamlayın: How much choice do employees have ____ their working hours?
Cevabı göster
over
life's turned out: hayatın sonunda nasıl geliştiği
Buradaki turn out, belirli bir şekilde gelişmek veya sonuçlanmak demektir. The way that my life has turned out, konuşan kişinin hayatının bugüne kadar aldığı biçimi veya ulaştığı sonucu anlatır; fiziksel olarak dönüp dışarı çıkmak anlamına gelmez. Life's, life has ifadesinin kısaltmasıdır; life is değildir. Turned biçimi, has turned out ifadesinin şimdiki noktadan daha uzun bir gelişimin sonucuna baktığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi turn out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: I'm happy with how the school play ____.
Cevabı göster
turned out
were reunited at age 39: 39 yaşında yeniden bir araya gelmek
were reunited ifadesinde were + reunited edilgen bir yapı oluşturur. İkizler, yeniden bir araya getirilen kişiler olarak anlatılır. Reunited, yalnızca ilk kez tanıştıkları değil, ayrı kaldıktan sonra yeniden bir araya geldikleri anlamına gelir. at age 39, yeniden buluştuklarında kaç yaşında olduklarını belirtir. at age + number kalıbı, hayat hikâyelerinde ve haberlerde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi reunite fiilinin edilgen biçimi ve yaş için doğru edatla tamamlayın: After years apart, the brothers ____ age 39.
Cevabı göster
were reunited at
It was crazy: şaşırtıcı bir şeye verilen gündelik tepki
It was crazy ifadesinde crazy, durumu aşırı şaşırtıcı, sıra dışı veya inanması güç olarak anlatan gündelik bir değerlendirmedir. Bir kişinin ruhsal bir hastalığı olduğunu kelimesi kelimesine söylemez. Bu kısa cümle, kesin bir olgu açıklaması yerine konuşanın güçlü tepkisini verir. Burada amaçlanan tepki, olağanüstü bir olaya duyulan şaşkınlıktır.
Alıştırma
Gündelik bir hikâyede It was crazy büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir kişiye tıbbi tanı kondu.
- Durum şaşırtıcıydı veya inanması güçtü.
- Olağan dışı hiçbir şey olmadı.
Cevabı göster
Durum şaşırtıcıydı veya inanması güçtü.
and then divorced her for someone called Betty. Kelime
4:10ve sonra ondan boşanıp Betty adında biriyle evlenmişlerdi.
divorced her for someone called Betty: for yeni bir seçimi gösterir
divorced her for someone called Betty ifadesinde for, önceki partnerin yerine seçilen kişiyi tanıtır. Özne, Betty adlı biriyle birlikte olmak için ya da o kişiyi seçtiği için Linda'dan boşanmıştır. Buradaki for, “Betty adına” anlamına gelmez. Başka durumlara da uygulanabilen leave one person for another kalıbında for, yeni seçimi gösterir.
Alıştırma
Maya left her partner for someone else cümlesindeki for ne anlama gelir?
- Partneri yerine başka birini seçti.
- Partnerine, başka biri için hazırlanmış bir şey verdi.
- Başka biri adına hareket etti.
Cevabı göster
Partneri yerine başka birini seçti.
It was like ridiculous: konuşma dilindeki like
It was like ridiculous cümlesinde like, ridiculous değerlendirmesinden önce gelen gündelik bir söylem belirtecidir. Güçlü yoruma, kişi konuşurken düşünüyor gibi rahat ve anlık bir hava verir; “hoşlanmak” anlamına gelmez ve gerçek bir benzetme başlatmaz. like çıkarıldığında da It was ridiculous tam bir cümledir. Daha kısa olan bu biçim değerlendirmeyi daha doğrudan ifade eder.
Alıştırma
It was like ridiculous cümlesindeki like ne işe yarar?
- Konuşanın saçma bir şeyden hoşlandığı anlamına gelir.
- Gündelik ve anlık bir değerlendirmeyi belirtir.
- Daha sonra tamamlanacak gerçek bir benzetme başlatır.
Cevabı göster
Gündelik ve anlık bir değerlendirmeyi belirtir.
separated at birth: gerçek ayrılık veya çarpıcı benzerlik
Gerçek anlamıyla separated at birth, çoğunlukla ikiz veya kardeş olan iki kişinin doğdukları sırada birbirinden ayrılıp ayrı yerlerde büyümesi demektir. Bu ifade, uzun zaman önce birbirinden ayrılmış ikizlermiş gibi şaşırtıcı derecede benzeyen iki kişi için şakacı bir abartı olarak da kullanılabilir. Bu cümlede ifadenin bu mecaz anlamı açıklanıyor; sonraki bağlamda ise bu ikizlerin gerçekten doğumda ayrıldığı belirtiliyor.
Alıştırma
Uzun zaman önce ayrılmış ikizlere benzeyen kişiler için kullanılan şakacı ifadeyle cümleyi tamamlayın: You two are so alike—you must have been ____.
Cevabı göster
separated at birth
and adopted by different parents at birth.
4:32ve doğumda farklı ebeveynler tarafından evlat edinilmiş olsa da.
although in this case: genel bir ifadeyi belirli örnekle sınırlamak
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: bu yan cümleyi önceki ifadeye bağlarken aralarında bir karşıtlık olduğunu gösterir. In this case ise açıklamayı bu belirli örnekle sınırlar. Birlikte although in this case, “Genel ifade hâlâ geçerli, ancak bu örnek farklı veya daha özel” anlamına gelir. Burada ifade genel olarak benzerliği mecazlı biçimde anlatabilir, fakat bu ikizler gerçekten doğumda birbirinden ayrılmıştır.
Alıştırma
Örnekte although in this case nasıl bir işlev görüyor?
- Tamamen ilgisiz yeni bir konu başlatır.
- Genel düşüncenin neden doğru olduğunu açıklar.
- Genel düşünceyi kabul eder, ardından bu örneğin farklı veya daha özel olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Genel düşünceyi kabul eder, ardından bu örneğin farklı veya daha özel olduğunu belirtir.
were literally separated: abartı değil, kelimesi kelimesine gerçek
were literally separated ifadesindeki literally, ayrılmanın gerçek bir olay olarak yaşandığını belirtir. Mecazi bir yorumu dışlar. Burada literally yalnızca çok anlamına gelmez. Söylenenin kelimesi kelimesine doğru olmasıyla yalnızca benzetme veya abartı olması arasındaki sınırı gösterir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: “The twins were literally separated” cümlesinde literally yalnızca separated sözcüğünü daha güçlü gösterir; ayrılmanın gerçekten yaşandığını söylemez.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
everyone was amazed at how similar their lives were. Dilbilgisi
4:38herkes hayatlarının bu kadar benzer olmasına hayret etmişti.
amazed at how similar their lives were: iç içe how yan tümcesinde sözcük sırası
Be amazed at, “bir şeye çok şaşırmak” anlamına gelir. Burada at şaşkınlığın nedenini tanıtır; how similar their lives were ise benzerlik derecesinin ne kadar şaşırtıcı olduğunu anlatır. how yan tümcesi daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle sırasını kullanır: how + sıfat + özne + fiil. how similar their lives were denir; how similar were their lives denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede amazed at sonrasında iç içe bir how yan tümcesi doğru biçimde kullanılmıştır?
- We were amazed at how calm the baby was.
- We were amazed how at calm the baby was.
- We were amazed at how calm was the baby.
Cevabı göster
We were amazed at how calm the baby was.
meaning strange in a frightening, mysterious way.
4:44ki bu da korkutucu, gizemli bir şekilde tuhaf anlamına gelir.
eerie sıfatı
Eerie, bir şeyin korkutucu veya gizemli bir biçimde tuhaf olduğunu anlatan bir sıfattır. Nedeni belli olmasa bile çoğu zaman huzursuzluk hissi yaratır. Bu cümlede adjective, eerie sözcüğünün sıfat olduğunu gösterir. Önemli nokta şudur: eerie yalnızca “alışılmadık” demek değildir; karanlık ve tedirgin edici bir his de taşır.
Alıştırma
Hangi cümlede eerie en doğal biçimde kullanılmıştır?
- My blue pencil was eerie because it was longer than my red pencil.
- The warm soup was eerie because it needed more salt.
- The dark hallway was silent, and its shadows looked eerie.
Cevabı göster
The dark hallway was silent, and its shadows looked eerie.
using crazy to mean strange and fantastic.
4:49'crazy' kelimesini tuhaf ve fantastik anlamında kullanıyor.
it's time to reveal the answer to your question. Kalıp ifadeler
5:00sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi.
it's time to reveal the answer: cevabı açıklama zamanı
It's time to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için doğru zamanın şimdi olduğunu belirtir. Bu yapı bir dersi, programı, toplantıyı veya oyunu sonraki aşamaya geçirmek için sıkça kullanılır. Buradaki reveal the answer, daha önce saklı tutulan cevabı açıklamak demektir. Reveal, yalnızca birine söylemekten farklı olarak bir duyuru veya açığa çıkarma hissi verir.
Alıştırma
Sonraki aşamayı duyuran kalıbı tamamlayın: It's time ____ reveal the answer.
Cevabı göster
to
Let's recap the vocabulary we've learned: ortak bir tekrara başlamak
Let's recap the vocabulary we've learned, yeni içerik öğretiminden kısa bir tekrara geçildiğini gösterir. Recap, temel noktaları yeniden gözden geçirmek demektir; her şeyi ayrıntılarıyla baştan öğretmek değildir. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar: konuşan kişi herkesi birlikte tekrar yapmaya davet eder. Bu yüzden doğrudan bir emirden daha iş birlikçi duyulur.
Alıştırma
“Birlikte kısaca gözden geçirmek” anlamındaki derste geçen iki İngilizce sözcüğü yazın: ____ what we've learned today.
Cevabı göster
Let's recap
starting with roll your eyes, Anlatım akışı
5:14gözlerini devirmek (roll your eyes) ile başlayarak,
starting with: ilk öğeyi tanıtmak
Starting with, sıralı bir kümedeki ilk öğeyi tanıtır. Burada dinleyicilere ilk gözden geçirilecek kelime ifadesinin roll your eyes olduğunu söyler. Bu ifade daha büyük eyleme bağlanır ve ardından ilk öğe gelir; bu öğe genellikle bir isim grubu veya -ing biçimidir. Böylece konuşan kişi önce genel görevi söyler, sonra sırada ne olduğunu düzenler.
Alıştırma
İlk öğeyi tanıtmak için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: We will review three stories, ____ the shortest one.
Cevabı göster
starting with
can describe two people who are unusually similar.
5:32alışılmadık derecede benzer olan iki kişiyi tarif edebilir.
who were adopted by different parents at birth.
5:37doğumda farklı ebeveynler tarafından evlat edinilen.
our six minutes are up: ayrılan süre doldu
our six minutes are up ifadesinde be up, ayrılan sürenin tamamen dolduğu anlamına gelir. Buradaki up fiziksel bir konumu belirtmez. Bu ifade bir kapanış işareti görevi görür: kullanılabilir süre bittiği için konuşan kişi durmalı ya da konuyu tamamlamalıdır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, zaman ifadesi + be + up biçimindedir.
Alıştırma
Ayrılan sürenin bittiğini anlatan be up ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Your three minutes ____.
Cevabı göster
are up
loads more resources: gündelik İngilizcede çok sayıda ek kaynak
loads more resources ifadesinde loads, çok büyük bir miktarı anlatmanın gündelik bir yoludur. Miktarın büyük olduğunu vurgular. More, ek veya daha fazla anlamına gelir: bu kaynaklar daha önce sözü edilen worksheets ve quizzes öğelerine eklenir. Başka durumlarda da kullanılabilen loads more + isim kalıbı, çok sayıda ek öğe anlamına gelir ve samimi, gündelik bir tını taşır.
Alıştırma
'The website has worksheets and loads more resources,' cümlesinde 'loads more resources' ne anlama gelir?
- yüklenmeyi bekleyen kaynaklar
- çok ağır olan kaynaklar
- çok sayıda ek kaynak
Cevabı göster
çok sayıda ek kaynak