1000 Yıl Sonra İnsanlık: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
705 kelime 180 kel/dk

Video özeti: video, teknoloji, evrim ve iklimin bin yılda insanlığı nasıl yeniden şekillendirebileceğini hayal ediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. shot up | Öbeksi fiiller: bir istatistiğin hızla ve keskin biçimde yükseldiğini, bir şeyin vurulmadığını anlayın; ifadeyi yaşam süresi, fiyat veya oran değişimleri için kullanın. 2. leaves room for | Deyimler ve mecazi ifadeler: genetik benzerliğin fiziksel alan değil bir olasılık yarattığını anlayın; ifadeyle risk veya belirsiz bir sonucu anlatın. 3. a brave new world | Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: köklü değişime ilişkin edebi göndermeyi tanıyın; brave sözcüğünü övgü saymak yerine heyecan ile kaygının birleştiği tonu okuyun.

Bu derste

The ability to drink milk throughout our lifetime,

0:00

Hayatımız boyunca süt içebilme yeteneği,

known as lactose tolerance, Dilbilgisi

0:02

yani laktoz toleransı,

evolved about 10,000 years ago.

0:04

yaklaşık 10.000 yıl önce evrimleşti.

Dilbilgisi

known as lactose tolerance: adlandırma bildiren kısaltılmış öbek

Bu cümlede known as lactose tolerance, önceki düşüncenin, yani yaşam boyunca süt içebilme yeteneğinin yerleşik adını ekleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Mantıksal öznesi bu yetenektir: bu yetenek lactose tolerance olarak bilinir. Virgüllerle ayrıldığı için bu öbek, which is known as lactose tolerance ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimi gibi işlev görür. Ana yüklem değil, ek tanım bilgisidir; buradaki as karşılaştırma değil, bir ad veya etiket bildirir.

Alıştırma

Cümleyi bir adı tanıtan iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: This energy-making process, ____ photosynthesis, occurs in plants.

Cevabı göster

known as

Over the last century and a half,

0:06

Geçtiğimiz bir buçuk yüzyılda,

the average height of a human being has increased by roughly 10 cm, Kalıp ifadeler

0:07

insanların ortalama boyu yaklaşık 10 cm uzadı

Kalıp ifadeler

increased by roughly 10 cm: değişim miktarını ifade etme

Increased by roughly 10 cm değişimin miktarını belirtir: ortalama boy, öncekinden yaklaşık 10 cm daha uzun hâle gelmiştir. by sonrasındaki sayı artış miktarıdır, son boy değildir. Roughly, sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp increase by + miktar biçimindedir; bir ölçünün, fiyatın, oranın veya toplamın ne kadar değiştiğini bildirirken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi değişimin miktarını gösteren edatla tamamlayın: Last month, online orders increased ____ 12 percent.

Cevabı göster

by

and within the last 6 and a half decades,

0:11

ve son altmış beş yıl içinde

the global lifespan has shot up nearly 20 years, Öbek fiiller

0:14

dünya genelinde yaşam süresi yaklaşık 20 yıl arttı;

Öbek fiiller

shot up: hızlı ve büyük bir artış

Bu veri bağlamında shot up, “çok hızlı ve büyük miktarda arttı” anlamına gelir. Özne olan the global lifespan ölçülebilir bir değerdir; nearly 20 years ise artışın büyüklüğünü belirtir. Shoot up öbek fiilinde shot, shoot fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Buradaki anlam mecazidir: silahla ateş etmeyi veya fotoğraf çekmeyi değil, bir değerin yukarı doğru hareketini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “çok hızlı ve büyük miktarda arttı” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After the announcement, ticket prices ____ overnight.

Cevabı göster

shot up

largely thanks to science. Kalıp ifadeler

0:16

bunda büyük ölçüde bilimin payı var.

Kalıp ifadeler

largely thanks to: olumlu bir sonucu büyük ölçüde tek bir nedene bağlamak

Largely thanks to, olumlu bir sonucun başlıca nedenini tanıtır: küresel yaşam süresindeki artış büyük ölçüde bilime bağlanmaktadır. Largely, “büyük ölçüde” anlamına gelir; dolayısıyla bilim ana neden olarak sunulur, fakat mutlaka tek neden değildir. Thanks to bir edat öbeği işlevi görür ve ardından burada science örneğinde olduğu gibi bir ad öbeği gelir. Bir kişiye kelimenin gerçek anlamıyla teşekkür etmez; sonucu yararlı bir nedene bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “başlıca yararlı bir etken sayesinde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The town cut water use, ____ a successful public campaign.

Cevabı göster

largely thanks to

Breakthroughs in science have propelled our species forward.

0:18

Bilimdeki çığır açan gelişmeler türümüzü ileri taşıdı.

In fact, National Geographic and GE's new series Breakthrough

0:21

Hatta National Geographic ve GE'nin yeni dizisi Breakthrough,

covers some cutting edge innovations that are happening today, Deyimler

0:24

günümüzde gerçekleşen en ileri yeniliklerden bazılarını ele alıyor:

Deyimler

cutting edge innovations: en ileri yenilikler

Bu cümlede cutting edge, innovations sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfat görevindedir ve bu yeniliklerin günümüzdeki en yeni ve en ileri gelişmeler arasında olduğunu belirtir. Buradaki anlam mecazidir; fiziksel olarak kesen bir kenardan söz edilmez. İlerleyişin en önünde bulunma imgesi taşıdığı için ifade genellikle olumlu ve etkileyici bir tona sahiptir.

Alıştırma

cutting-edge hangi cümlede “en yeni ve en ileri örnekler arasında” anlamında kullanılmıştır?

  1. She cut the edge of the photograph to make it fit.
  2. The cutting edge of this knife is extremely sharp.
  3. The hospital is testing cutting-edge surgical robots.
Cevabı göster

The hospital is testing cutting-edge surgical robots.

from biology and technology merging

0:27

biyoloji ile teknolojinin birleşmesinden

to solutions for our water crisis.

0:29

su krizimize yönelik çözümlere kadar.

But, what will humanity look like in 1,000 years? Dilbilgisi

0:32

Peki insanlık 1.000 yıl sonra nasıl görünecek?

Dilbilgisi

What will humanity look like?: İnsanlık nasıl olacak?

What will + subject + look like? soru kalıbı, öznenin gelecekteki görünümünü, biçimini, özelliklerini veya genel durumunu betimlemeyi ister. Burada yalnızca bireylerin fiziksel olarak nasıl görüneceği değil, 1.000 yıl sonra insanlığın bir bütün olarak neye dönüşebileceği sorulur. Bu yapıda what, like sonrasında gereken bilgiyi sağlar. Sıralama what + will + subject + look like biçimindedir; standart soru yapısında how ile look like birlikte kullanılmaz.

Alıştırma

Tahmin sorusunu what ... look like kalıbıyla tamamlayın: ____ will schools look ____ in twenty years?

Cevabı göster

What · like

It's already hard enough to remember a world without smartphones, Dilbilgisi

0:36

Akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hatırlamak bile şimdiden yeterince zor,

Dilbilgisi

hard enough to içinde adjective + enough + to

adjective + enough + to + verb yapısında enough, sıfattan sonra gelir. Bu yapı, niteliğin ardından gelen eylem veya sonuç için gereken dereceye ulaştığını anlatır. hard enough to remember ifadesinde hard sıfattır. It is hard ... to remember yapısında mastar, zor olan eylemin ne olduğunu belirtir; enough ise zorluğun şimdiden belirgin bir düzeye ulaştığını vurgular. already, bunun şu anda bile geçerli olduğu anlamını güçlendirir.

Alıştırma

Aydınlığın gereken dereceye ulaştığını gösteren iki sözcüklü ifadeyi yazın: The room is bright ____ read without a lamp.

Cevabı göster

enough to

but scientists predict that within the next few decades,

0:39

ancak bilim insanları önümüzdeki birkaç on yıl içinde

computers will reach the computational speed of the human brain.

0:42

bilgisayarların insan beyninin işlem hızına ulaşacağını öngörüyor.

Not only will they be able to speak and interact, Dilbilgisi

0:46

Bilgisayarlar yalnızca konuşup etkileşim kurmakla kalmayacak,

but listen and remember.

0:48

aynı zamanda dinleyip hatırlayabilecek.

Dilbilgisi

Devrik yapıyla cümle başında Not only ... but

Not only bir yan cümlenin başına geldiğinde yardımcı fiil özneden önce gelir: Doğru sıra Not only will they ... biçimindedir; Not only they will ... değildir. Bu, olumsuz anlamlı bir ifade başa alındıktan sonra yapılan özne-yardımcı fiil devrikliğidir. But, vurgulanan ikinci yetenek grubunu ekler. But sonrasında tekrarlanan they will be able to sözleri anlaşılır olduğu için atılmıştır; bu nedenle listen and remember, speak and interact ile aynı dil bilgisi çerçevesini paylaşır.

Alıştırma

Hangi cümle, cümle başındaki Not only ile devrikliği ve but ile kurulan paralel yan cümleyi doğru kullanır?

  1. Not only Leo can fix the bike, but he can also explain the problem.
  2. Not only can Leo fix the bike, but he can also explain the problem.
Cevabı göster

Not only can Leo fix the bike, but he can also explain the problem.

This also leads to a philosophy known as transhumanism. Kültür

0:50

Bu da transhümanizm olarak bilinen bir felsefeye kapı açıyor.

Kültür

transhumanism: teknolojiyle insan sınırlarının ötesine geçmek

Transhumanism, insanların bilim ve teknolojiyi kullanarak biyolojik sınırlarını aşabileceğini veya yeteneklerini geliştirebileceğini ve belki de bunu yapmaları gerektiğini savunan geniş bir felsefi ve teknolojik görüştür. Bu cümlede sözcük, gelecekte bedenin içine girecek nanobotları, insanların yapabildiklerini değiştirmeye yönelik bu daha geniş düşünceyle ilişkilendirir. Belirli bir icadın ya da robot türünün adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede transhumanism neyi ifade ediyor?

  1. İki vücut bölümünü birleştiren tıbbi bir işlem
  2. Bedenin içine yerleştirilen belirli bir nanobot türü
  3. İnsanların biyolojik sınırlarını aşmak veya genişletmek için teknoloji kullanımını destekleyen geniş bir görüş
Cevabı göster

İnsanların biyolojik sınırlarını aşmak veya genişletmek için teknoloji kullanımını destekleyen geniş bir görüş

In the future, nanobots or tiny robots

0:54

Gelecekte nanobotlar, yani minik robotlar,

will be subtly integrated into our bodies, Kalıp ifadeler

0:57

fark edilmeden bedenlerimize entegre edilecek

Kalıp ifadeler

integrated into: bir şeyi daha büyük bir bütünün parçası yapmak

Integrated into, integrate A into B kalıbının edilgen biçimidir ve A’nın daha büyük bir bütün, sistem ya da yapı olan B’nin parçası hâline geldiğini belirtir. A is integrated into B yapısında A, dil bilgisel özne olur. Burada nanobotlar eklenen unsur olan A’dır; our bodies ise onların parçası olduğu daha büyük bütün B’dir.

Alıştırma

Sensörün daha büyük sistemin bir parçası olduğunu gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new sensor was ____ the car's braking system.

Cevabı göster

integrated into

enhancing our own abilities. Dilbilgisi

0:59

ve kendi yeteneklerimizi geliştirecek.

Dilbilgisi

enhancing our own abilities: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

Virgülden sonra gelen enhancing our own abilities ifadesi, çekimsiz bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Önceki olayın tamamının sonucunu bildirir: nanobotların insan bedenine entegre edilmesi, insanların yeteneklerini geliştirecektir. Anlam bakımından neden bu entegrasyondur; our own abilities ise enhancing fiilinin nesnesidir. enhancing çekimli bir fiil değil, -ing biçimi olduğundan yeni ve bağımsız bir yargı başlatmaz. main clause, -ing result clause kalıbı, açıklayıcı metinlerde bir eylem veya gelişmeyi sonucu ile kısa ve sıkı biçimde bağlar.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini tamamlamak için reduce sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The new insulation keeps heat inside, ____ energy use throughout the winter.

Cevabı göster

reducing

No longer will we be limited by our own physiology, Dilbilgisi

1:01

Artık kendi fizyolojimizle sınırlı kalmayacağız;

but truly become a mixture of biology and machine on the inside.

1:04

aksine, bedenlerimizin içinde biyoloji ile makinenin gerçek bir karışımına dönüşeceğiz.

Dilbilgisi

No longer will: başa alınan no longer sonrasında devrik yapı

no longer bir ana cümlenin başına getirildiğinde olumsuz anlamı, özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar. Bu nedenle No longer will we be limited örneğindeki gibi sıralama will + we olur. Özneden sonraki fiil öbeği temel biçimde kalır: be limited. no longer ifadesini başa almak, önceki bir durumun sona ermesini daha güçlü biçimde vurgular ve tarafsız We will no longer be limited sıralamasından daha resmî veya retorik duyulur. Cümleyi değişim etrafında düzenler: eski sınırlama sona erecek, ardından but yan cümlesi karşıt yeni durumu belirtecektir.

Alıştırma

No longer ifadesini başa getirerek resmî cümleyi tamamlayın: ____ customers need to wait in line once online booking begins.

Cevabı göster

No longer will

Ever heard of utility fog? Notlar

1:08

Hiç “utility fog” kavramını duydunuz mu?

Ton ve niyet

Ever heard of ...? ile konuşma dilinde konu açma

Bu soruda Ever heard of ...?, Have you ever heard of ...? sorusunun konuşma dilinde kısaltılmış biçimidir. Atılan Have you bağlamdan anlaşılır; soru, dinleyicinin bir şeyin varlığını bilip bilmediğini veya adını tanıyıp tanımadığını sorar. Burada dinleyiciyi konuya çeken bir giriş işlevi görür: Konuşmacı yeni bir konu açar ve sesli bir yanıt beklemese bile dinleyiciyi zihinsel olarak katılmaya davet eder. Hear of, bir sesi fiziksel olarak duymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Kısaltılmış konuşma dili sorusunu baştaki üç İngilizce sözcükle tamamlayın: ____ dark matter?

Cevabı göster

Ever heard of

Imagine a cloud of countless microscopic robots,

1:10

Sayısız mikroskobik robottan oluşan bir bulut hayal edin;

which can be rearranged into virtually any configuration Kelime

1:13

bu robotlar neredeyse her türlü biçimde yeniden düzenlenebilir

nearly instantaneously.

1:16

ve bunu neredeyse anında yapabilir.

Kültür

utility fog: yeniden biçimlenebilen mikroskobik robot bulutu

Utility fog, varsayımsal bir nanoteknoloji kavramıdır: Çok büyük bir mikroskobik robot bulutu, programlanabilir madde gibi birlikte çalışır ve neredeyse anında birçok fiziksel düzene yeniden yerleştirilebilir. Fog sözcüğü burada biçimsel bir benzetmedir. Sayısız küçük birimin uzaya bir bulut gibi yayılmasını anlatır; su damlacıklarını, dumanı veya günümüzde satılan bir tüketici ürününü ifade etmez.

Alıştırma

Bu metinde utility fog neyi ifade ediyor?

  1. Elektrik üretmek için kullanılan sıradan bir hava sisi
  2. Ev tipi bir makinenin çıkardığı duman perdesi
  3. Farklı düzenlere hızla yeniden yerleşebilen mikroskobik robotlardan oluşan varsayımsal bir bulut
Cevabı göster

Farklı düzenlere hızla yeniden yerleşebilen mikroskobik robotlardan oluşan varsayımsal bir bulut

Kelime

virtually any: güçlü ama mutlak olmayan bir iddia

Burada virtually, neredeyse veya uygulamada hemen hemen anlamına gelir. any sözcüğünü niteler; bu nedenle virtually any configuration, çok az sayıda olası istisnaya yer bırakarak neredeyse her yapılandırmanın mümkün olduğu anlamına gelir. Sanal teknolojiyle oluşturulmuş bir yapılandırmayı anlatmaz. Olgusal, bilimsel ve haber dilinde virtually, geniş kapsamlı bir iddiayı çok güçlü fakat mutlak olmayacak şekilde sınırlar.

Alıştırma

Bu cümlede virtually any configuration ne anlama geliyor?

  1. Dijital bir simülasyonda oluşturulmuş herhangi bir yapılandırma
  2. İstisnasız her yapılandırma
  3. Çok az olası istisnayla birlikte neredeyse her yapılandırma
Cevabı göster

Çok az olası istisnayla birlikte neredeyse her yapılandırma

Buildings could be constructed as necessary Kalıp ifadeler

1:18

Binalar ihtiyaç olduğunda inşa edilebilir,

and disassembled when space was needed for something else.

1:20

o alan başka bir şey için gerektiğinde de sökülebilir.

Kalıp ifadeler

as necessary: gerektiğinde

As necessary, when it is necessary veya according to need demenin kısa bir yoludur. İnşaatın hangi koşulda gerçekleşebileceğini belirtir: yalnızca ihtiyaç olduğunda. Bu cümlede when it was necessary biçiminde açılabilir; yapılan eylemi ana cümle sağlar. Bu kısa yapı, talimatlarda ve esnek planların açıklamalarında yaygındır. Burada as, çünkü veya aynı şekilde anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi gerektiğinde anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Extra chairs can be added ____.

Cevabı göster

as necessary

Picture your house disassembling when you leave in the morning, Dilbilgisi

1:23

Sabah evden çıktığınızda evinizin söküldüğünü hayal edin;

Dilbilgisi

Gelişmekte olan hayali bir sahne için Picture + nesne + -ing

Picture burada emir işlevinde kullanılan bir fiildir: konuşmacı dinleyiciden zihninde bir görüntü oluşturmasını ister; bir fotoğraftan söz etmez. Picture your house disassembling ifadesinde your house, disassembling eyleminin anlamca öznesidir; dolayısıyla sahne, evin bu süreçten geçişini gösterir. Yeniden kullanılabilen Picture + nesne + -ing kalıbı, eylemi hayal edilen sahnenin içinde sürerken sunar. Konuşmacı yalnızca bir fikirden bahsetmek yerine dinleyicilerin bir süreci gözlerinde canlandırmasını istediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi cheer fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Picture the crowd ____ as the doors open.

Cevabı göster

cheering

so that space can be used for something else. Dilbilgisi

1:26

böylece o alan başka bir amaçla kullanılabilir.

Dilbilgisi

Amaç veya mümkün kılınan sonuç için so that

Burada so that, hayal edilen sürecin amacını veya hedeflenen sonucunu belirtir: ev parçalarına ayrıldıktan sonra alan başka bir kullanım için uygun hâle gelir. Önceki eylemin neyi başarmayı ya da mümkün kılmayı amaçladığını açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp eylem + so that + özne + fiil veya kiplik fiilidir. can kiplik fiili, önceki eylemin oluşturduğu bir olasılığı vurgular; alanın gerçekten kullanılacağını garanti etmez.

Alıştırma

Amaç ifade eden bağlayıcıyı seçin: We moved the meeting online ___ everyone could attend.

  1. because
  2. so ... that
  3. so that
Cevabı göster

so that

With increased urbanization and globalization, Dilbilgisi

1:28

Kentleşme ve küreselleşme arttıkça,

the 7,000 languages that are spoken globally today

1:31

bugün dünya genelinde konuşulan 7.000 dilin sayısı

will likely dip under 100. Deyimler

1:33

muhtemelen 100'ün altına düşecek.

Dilbilgisi

With increased urbanization and globalization: arka plan koşulu oluşturma

Cümle başındaki with + isim öbeği kalıbı, ana yargıdan önce bir durumu arka plan olarak sunar. Burada artan kentleşme ve küreselleşme, tahmini çevreleyen koşulları oluşturur; ana bilgi, dil sayısının muhtemelen 100’ün altına düşeceğidir. Bu yapı, analitik bir metinde genel bir eğilim veya durumdan bunun sonucuna ya da buna eşlik eden gelişmeye kısa ve düzenli biçimde geçmeyi sağlar. With, bu durumun sonuca katkıda bulunduğunu düşündürebilir; ancak tek başına because of kadar güçlü biçimde tek ve doğrudan bir neden bildirmez.

Alıştırma

Cümledeki With increased urbanization and globalization ifadesinin görevini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Kentleşmeyi kanıtlanmış tek doğrudan neden olarak tanımlar.
  2. Dillerin fiziksel olarak şehirlerle birlikte olduğunu söyler.
  3. Kentleşme ve küreselleşmeyi tahminin arka plan koşulları olarak sunar.
Cevabı göster

Kentleşme ve küreselleşmeyi tahminin arka plan koşulları olarak sunar.

Deyimler

dip under 100: sayısal bir eşiğin altına düşmek

dip under 100 ifadesinde dip, bir sayının aşağı yönlü hareketini mecazi olarak anlatır; under ise bir eşik belirtir. İfade birlikte, fiziksel olarak bir şeyin içine batmak değil, “100’den daha aza düşmek” anlamına gelir. Dip çoğu zaman bir seviyenin altına inmeyi bir sınırın aşılması veya aşağı yönlü dönüş olarak sunar ve birçok bağlamda kısa ya da küçük bir düşüşü düşündürebilir. Ancak burada ölçeği çevredeki sayılar belirler: 7.000’den 100’ün altına düşmek çok büyük bir azalma olurken will likely bunun kesinlik değil, tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

Tahmini “50 eşiğinin altına düşmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Attendance may ____ by the end of winter.

Cevabı göster

dip under 50

As we move even further into the future,

1:36

Gelecekte daha da ileriye gittikçe,

the world's rising temperature and accompanying deterioration

1:37

dünyadaki sıcaklık artışı ve buna eşlik eden

in the protective ozone layer will play a major role. Deyimler

1:40

koruyucu ozon tabakasındaki bozulma büyük rol oynayacak.

Deyimler

play a major role: önemli bir etkiye sahip olmak

Burada play a major role, olanlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olmak anlamına gelir. Sıcaklık artışı ve ozon tabakasındaki bozulma, bir karakteri canlandıran oyuncular olarak değil, sonucu etkileyen önemli etkenler olarak sunulur. Aktarılabilir yapı play a major role in + isim veya -ing biçimidir. Etkilenen sonuç bağlamdan zaten belliyse play a major role, in ile başlayan bir ifade olmadan da kullanılabilir. Bir etkeni sonuca bağladığı için yalnızca bir şeyin önemli olduğunu söylemekten daha özeldir.

Alıştırma

Cümleyi önemli bir etkiye sahip olmak anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın. Early reading can ____ in a child's language development.

Cevabı göster

play a major role

Added UV radiation reaching the planet

1:43

Gezegene ulaşan UV radyasyonunun artması,

may create a scenario where darker skin becomes an evolutionary advantage, Kalıp ifadeler

1:46

daha koyu tenin evrimsel bir avantaja dönüştüğü bir durum yaratabilir;

as it protects against UV damage.

1:50

çünkü koyu ten, UV hasarına karşı koruma sağlar.

Kalıp ifadeler

create a scenario where: olası koşulları tanıtmak

Create a scenario where, belirli bir koşullar dizisini ortaya çıkarmak veya mümkün hâle getirmek ve ardından bu koşullar içinde ne olduğunu açıklamak anlamına gelir. Where, soyut scenario ismine gönderme yapar; fiziksel bir yeri belirtmesi gerekmez. Burada may, söz konusu durumun kesinlik değil bir olasılık olduğunu gösterir. Aktarılabilir create a scenario where + yan cümle yapısı, analiz veya tahminlerde olası bir sonucu açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi olası bir koşullar dizisini tanıtan ders ifadesiyle tamamlayın. A prolonged drought could ____ farmers need emergency support.

Cevabı göster

create a scenario where

Increasing temperatures may also affect our size.

1:52

Artan sıcaklıklar beden ölçülerimizi de etkileyebilir.

Taller and thinner bodies would be better at dissipating excess body heat Dilbilgisi

1:54

Daha uzun ve ince bedenler, fazla vücut ısısını dağıtmakta daha başarılı olurdu;

as it creates the best body surface area to volume ratio.

1:58

çünkü vücut yüzey alanının hacme oranını en uygun düzeye getirirler.

Dilbilgisi

be better at dissipating: better at + -ing kalıbı

be better at dissipating ifadesinde better, bir vücut tipinin ısıyı dağıtma sürecini ne kadar etkili gerçekleştirdiğini karşılaştırır. At, değerlendirilen etkinliği tanıtır; dissipating ise dissipate fiilinin -ing biçimidir. Aktarılabilir kalıp be better at + isim veya -ing biçimidir: X is better at doing Y. Açıkça belirtilen ya da bağlamdan anlaşılan bir karşılaştırma noktasına göre daha yüksek beceri veya etkililik bildirir; burada would bu karşılaştırmayı varsayımsal yapar.

Alıştırma

Cümleyi better at ve dissipate fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: A finned metal case is ____ heat than a smooth case.

Cevabı göster

better at dissipating

Of course, these types of changes take tens or hundreds of thousands of years Dilbilgisi

2:02

Elbette bu tür değişimler on binlerce, hatta yüz binlerce yıl sürer

and will depend on our ability to avoid or protect ourselves from nature. Kalıp ifadeler

2:06

ve doğadan kaçınma ya da kendimizi ona karşı koruma becerimize bağlıdır.

Dilbilgisi

tens or hundreds of thousands of years: yaklaşık bir aralık

tens or hundreds of thousands of years ifadesi, kasıtlı olarak yaklaşık bırakılan bir aralık verir. Tens of thousands on binler ölçeğindeki miktarları, hundreds of thousands ise yüz binler ölçeğindeki miktarları belirtir; or bu iki olası ölçeği birbirine bağlar. Aktarılabilir tens/hundreds of thousands of + çoğul sayılabilen isim kalıbında tens, hundreds ve thousands çoğul kalır, çünkü önlerinde kesin bir sayı yoktur. Sondaki of, miktar ifadesini years sözcüğüne bağlar.

Alıştırma

Cümleyi tens of thousands ile hundreds of thousands ifadelerini birleştiren tam geniş aralık ifadesiyle tamamlayın: The digital archive contains ____ records.

Cevabı göster

tens or hundreds of thousands of

Kalıp ifadeler

depend on our ability to + fiil

Depend on our ability to, sonucun ardından gelen eylemi gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimize bağlı olduğunu anlatır. Burada uzun vadeli sonuç, insanların yapabilecekleriyle ilişkilendirilir; kesinmiş gibi sunulmaz. Yapı depend on + iyelik biçimi + ability to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Tek bir ability to sonrasında avoid or protect gibi fiiller bağlanabilir. Mastar işareti to iki fiil için de geçerli olduğundan protect önünde tekrarlanması gerekmez.

Alıştırma

Başarının ekibin ne yapabildiğine bağlı olduğunu göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The rescue plan will ____ reach the hikers before dark.

Cevabı göster

depend on our ability to

New traits from mutations may also arise,

2:10

Mutasyonlardan kaynaklanan yeni özellikler de ortaya çıkabilir;

perhaps a new eye color or unique abilities.

2:12

belki yeni bir göz rengi ya da benzersiz yetenekler.

Even today, one man has been documented Kelime

2:15

Günümüzde bile bir erkeğin

with the ability to consume and digest nearly anything,

2:17

neredeyse her şeyi yiyip sindirebildiği belgelenmiştir;

including metal, glass, and even toxic chemicals,

2:20

metal, cam ve hatta zehirli kimyasallar dâhil.

due to a genetic mutation.

2:23

Bunun nedeni genetik bir mutasyondur.

Kelime

has been documented: present perfect edilgen yapıda kayıtlı kanıt

Has been documented, document fiilinin present perfect edilgen biçimidir. Burada document, bir şeyi yalnızca dosyaya koymak değil, bir vakayı destekleyici kanıtlarla kaydetmek anlamına gelir. Edilgen yapı, vakayı kimin kaydettiğini belirtmek yerine erkeği ve ona atfedilen yeteneği odakta tutar. Present perfect, kaydın şimdiki zamandan önce oluşturulduğunu ve sunulan mevcut iddiayla hâlâ ilgili olduğunu gösterir. Vakayı kanıt niteliğindeki kayıtlarla desteklenen bir bildirim olarak sunar; ancak tek başına bu yeteneğin yaygın olduğunu veya her ayrıntının tartışmasız olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Gözlemin kayıtlarla desteklendiğini göstermek için cümleyi document fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The unusual migration pattern ____ in three independent studies.

Cevabı göster

has been documented

Others live with a condition called tetrachromacy, Kalıp ifadeler

2:25

Bazı insanlarsa tetrakromasi denen bir durumla yaşar;

where they can see 100 times more colors than the rest of us. Dilbilgisi

2:27

bu sayede geri kalanımızdan 100 kat daha fazla renk görebilirler.

Kalıp ifadeler

live with a condition: bir durumla yaşamak

Bu cümlede live with a condition, sağlıkla veya bedenle ilgili bir durum varlığını sürdürürken kişinin yaşamına devam etmesi anlamına gelir. İfade, tetrakromasiyi geçici bir şey değil, devam eden bir özellik olarak sunar. Buradaki condition, bedensel veya algısal bir durum için kullanılan tarafsız bir sözcüktür; kendiliğinden hastalık anlamına gelmez. live with başka bağlamlarda bir güçlükle başa çıkmayı düşündürebilse de bu cümlede temel olarak kalıcı bir durumu belirtir.

Alıştırma

Cümlede live with a condition en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Durum varlığını sürdürürken günlük yaşama devam etmek.
  2. Bir sağlık çalışanıyla aynı evde yaşamak.
  3. Durumu hemen ortadan kaldırmak.
Cevabı göster

Durum varlığını sürdürürken günlük yaşama devam etmek.

Dilbilgisi

100 times more colors than karşılaştırma yapısı

Sayı + times more + çoğul isim + than kalıbı miktarları karşılaştırır. 100 times more colors than the rest of us ifadesinde 100 times çarpanı verir, more colors daha büyük miktarı adlandırır ve than karşılaştırma grubunu getirir. Tam ifade açık bir karşılaştırma ölçütü gerektirir; burada bu ölçüt the rest of us ifadesidir. Cümlenin vermek istediği mesaj, onların renk aralığının sıradan insanlarınkinden çok daha geniş olduğudur. Öğrenme hedefi yeni bir bilimsel ölçüm iddiası değil, karşılaştırma yapısıdır.

Alıştırma

Cümleyi more ... than katlı karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The new telescope captures 20 times ____ images ____ the older model.

Cevabı göster

more · than

But these traits are only likely to persist Dilbilgisi

2:31

Ancak bu özelliklerin varlığını sürdürmesi,

if they have some selective advantage.

2:33

yalnızca seçilim açısından bir avantaj sağlamaları hâlinde mümkündür.

Dilbilgisi

only likely to persist if: koşullu bir tahmin

only likely to persist if ifadesinde likely, kalıcılığı kesin değil olası bir sonuç olarak sunar; only ise bu olasılığı belirtilen koşulla sınırlar. if yan cümlesi, tahminin hangi koşul altında geçerli olduğunu bildirir; kalıcılığın ne zaman gerçekleştiğini söylemez. Aktarılabilir be only likely to + fiil + if + koşul kalıbı, temkinli bir tahmin yapmayı ve bu tahminin makul kalması için neyin doğru olması gerektiğini belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle temkinli bir tahminde bulunup bunun için gereken koşulu belirtir?

  1. The custom is only likely to persist if younger people keep practicing it.
  2. The custom persisted before younger people began practicing it.
  3. The custom will definitely persist when younger people keep practicing it.
Cevabı göster

The custom is only likely to persist if younger people keep practicing it.

So, don't expect a mutant-like school for the gifted anytime soon. Notlar

2:36

Bu yüzden yakın zamanda mutant tarzı bir üstün yetenekliler okulu beklemeyin.

Ton ve niyet

don't expect ... anytime soon: yakın vadeli beklentileri düşürmek

don't expect ... anytime soon yapısında don't expect, dinleyiciye beklentisini düşürmesini söyler; anytime soon ise zaman aralığını yakın gelecek olarak belirler. Olumsuzluk altında anytime soon, olayın öngörülebilir yakın gelecekte beklenmediği anlamına gelir; «herhangi bir anda çok yakında» demek değildir. Bu kalıp, konuşmada gerçekçi bir düzeltme işlevi görür. Kısa vadeye ilişkin aşırı güvenli bir çıkarımı reddeder, ancak olayın daha sonra gerçekleşebilme ihtimalini açık bırakır. Bu nedenle hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini söylemek kadar kesin değildir.

Alıştırma

Bir meslektaşınız geciken bir projenin gelecek hafta bitip bitmeyeceğini soruyor. Hangi cevap, tamamlanmanın imkânsız olduğunu söylemeden kısa vadeli beklentiyi düşürür?

  1. It will never be finished.
  2. Expect it to be finished very soon.
  3. Don't expect it to be finished anytime soon.
Cevabı göster

Don't expect it to be finished anytime soon.

Kültür

Mutant benzeri bir üstün yetenekliler okulu

a mutant-like school for the gifted ifadesi, genç mutantların olağanüstü yeteneklerini kontrol etmeyi öğrendiği okul şeklindeki tanıdık süper kahraman kurgusu fikrini çağrıştırır. -like eki, okulun bu kurgusal modele benzediğini belirtir; gerçek bir kurumun adını vermez. Buradaki gönderme, gerçek ve nadir genetik özelliklerle fantastik hikâyeleri mizahi biçimde karşılaştırır. Don't expect ... anytime soon açıklamayı yeniden gerçekçi bir düzeye çeker: bu özellikler, gerçek bir mutant akademisinin ortaya çıkmak üzere olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede ne yapıyor?

  1. Kurgusal bir süper kahraman akademisini şakayla çağrıştırırken yakın zamanda böyle gerçek bir okul beklenmediğini söyler.
  2. Nadir genetik özelliklerin yalnızca özel bir kurumun içinde gelişebileceğini söyler.
  3. Akademik olarak üstün yetenekli öğrencilerin yakında yeni bir bilim okuluna gideceğini öngörür.
Cevabı göster

Kurgusal bir süper kahraman akademisini şakayla çağrıştırırken yakın zamanda böyle gerçek bir okul beklenmediğini söyler.

But artificial selection or human influenced changes Kelime

2:40

Ancak yapay seçilim, yani insanların etkilediği değişimler,

will likely drive most of our evolution.

2:43

muhtemelen evrimimizin büyük bölümüne yön verecek.

Kelime

Yapay seçilim

Artificial selection, yani yapay seçilim, insanların hangi organizmaların üreyeceğini seçmesiyle oluşan evrimsel değişimdir; seçilen kalıtsal özellikler nesiller boyunca daha yaygın hâle gelir. Ardından gelen human influenced changes ifadesi, öngörüyü diğer insan müdahalesi biçimlerini de kapsayacak şekilde genişletir. Burada artificial, insanlar tarafından oluşturulan veya yönlendirilen anlamına gelir; sahte, gerçek dışı ya da bilgisayarda üretilmiş demek değildir. Konuşmacı, yalnızca doğanın değil, insan faaliyetlerinin de gelecekteki insan evriminin büyük bölümünü yönlendireceğini öngörür.

Alıştırma

Cümleyi bilimsel terimle tamamlayın: When farmers repeatedly breed plants for desired inherited traits, they are using ____ selection.

Cevabı göster

artificial

We'll modify our babies' genes before birth

2:45

Bebeklerimizin genlerini daha doğmadan değiştirerek

to eliminate diseases they may carry

2:47

taşıyabilecekleri hastalıkları ortadan kaldıracağız

or include desirable traits for our offspring.

2:49

ya da çocuklarımıza arzu edilen özellikler kazandıracağız.

But while it may make us smarter, stronger, and better looking, Dilbilgisi

2:52

Ancak bu bizi daha zeki, güçlü ve çekici yapabilse de,

such genetic similarity or lack of human diversity

2:56

böylesi bir genetik benzerlik ya da insan çeşitliliğinin azalması,

leaves room for a single new disease Deyimler

2:59

gelecekteki tek bir yeni hastalığın

of the future to wipe out the entire human race.

3:01

tüm insan ırkını yok etmesine zemin hazırlar.

Dilbilgisi

Ödünleme anlamındaki while: while it may make us...

Burada while, “... sırasında” değil, although veya even though gibi “... olsa da” anlamına gelir. Olası faydaları önce kabul eden bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Ardından ana cümle, konuşmacının vurguladığı asıl düşünceyi verir: genetik çeşitliliğin azalması bütün türü etkileyen bir risk yaratır. Yeniden kullanılabilen while X may..., Y kalıbı, önce X’i kabul edip ardından onunla karşıt olan Y iddiasını öne çıkarmayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede while hangi işlevi görüyor?

  1. Ana cümle bir riski vurgulamadan önce olası faydaları kabul eder.
  2. Olası faydaların doğrudan nedenini açıklar.
  3. Riskin yalnızca insanlar daha zeki ve güçlü hâle gelirken var olduğunu söyler.
Cevabı göster

Ana cümle bir riski vurgulamadan önce olası faydaları kabul eder.

Deyimler

leaves room for ile ifade edilen soyut olasılık

Burada leaves room for mecazi anlamdadır: genetik benzerlik, gelecekteki tek bir hastalığın herkesi etkileyebilme olasılığını ortadan kaldırmaz. Room fiziksel alanı değil, açık kalan bir olasılığı ifade eder; ayrıca bu ifade kimsenin söz konusu sonucu istediği anlamına gelmez. Yapı leave room for + isim öbeği şeklindedir. Olası eylemin kendi öznesi olduğunda, room for a disease to wipe out... örneğinde olduğu gibi leave room for + isim/zamir + to-mastar yapısı kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, derste geçen ve “bir olasılığın devam etmesine izin verir” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The incomplete report ____ another explanation.

Cevabı göster

leaves room for

In the words of Stephen Hawking, Anlatım akışı

3:04

Stephen Hawking'in sözleriyle,

sooner or later disasters such as an asteroid collision

3:06

er ya da geç, asteroit çarpması gibi felaketler

or nuclear war could wipe us all out. Öbek fiiller

3:09

veya nükleer savaş hepimizi yok edebilir.

Anlatım akışı

In the words of: Başka birinin sözlerini atfetmek

In the words of + kişi veya kaynak, aktarılan sözlerden ya da kaynağı belirtilen bir ifadeden önce kullanılan bir atıf çerçevesidir. Burada uyarıyı Stephen Hawking'in görüşü olarak sunar, iddiaya yetkili bir kaynak kazandırır ve konuşmacının savını ilerletmesine yardımcı olur. Bu çerçeve birebir bir alıntıyı ya da tanınabilir bir ifade biçimini sunabilir; ancak ardından gelen her kelimenin aynen aktarılmış olduğunu tek başına kanıtlamaz. Tam sözcükleri tırnak işaretleri veya doğrulanmış bir kaynak belirler.

Alıştırma

Dersin üç sözcüklü atıf çerçevesiyle cümleyi tamamlayın: ____ our principal, 'Small habits create big changes.'

Cevabı göster

In the words of

Öbek fiiller

wipe us all out: Tamamen yok etme ve zamirin yeri

Wipe someone or something out, bir kişiyi ya da şeyi tamamen yok etmek veya ortadan kaldırmak demektir. Burada us insanlığı ifade eder, all ise kapsamın bütünüyle ilgili olduğunu vurgular; dolayısıyla felaketler herkesin ölümüne yol açabilir. wipe out, nesne aldığında ayrılabilen bir fiildir. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: wipe us out; wipe out us değil. Vurgu için all zamirden sonra gelebilir: wipe us all out.

Alıştırma

wipe out ve them zamirini kullanarak cümleyi üç sözcükle tamamlayın: The invasive plants spread quickly, but this treatment may ____.

Cevabı göster

wipe them out

But once we spread out into space and establish independent colonies, Dilbilgisi

3:12

Ancak uzaya yayılıp bağımsız koloniler kurduğumuzda,

our future should be safe.

3:16

geleceğimiz güvende olacaktır.

Dilbilgisi

Gelecekteki bir tetikleyici için once + geniş zaman

Burada once, gelecekteki bir zamanı veya koşulu tanıtır: Beklenen sonucun gerçekleşebilmesi için uzaya yayılma ve bağımsız koloniler kurma önce gerçekleşmelidir. Sayısal anlamda bir kez değil, o noktaya ulaşılır ulaşılmaz veya ulaşıldıktan sonra demektir. once ile başlayan ve geleceğe gönderme yapan zaman yan cümlesinde İngilizce genellikle will yerine spread ve establish örneklerindeki gibi geniş zamanı kullanır. Gelecekteki veya beklenen sonuç ana cümlede verilir; burada should be safe öngörülen sonucu ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle gelecekteki bir tetikleyiciyi tanıtmak için once sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Once the lab will confirm the result, we will publish it.
  2. Once the lab confirms the result, we will publish it.
  3. Once the lab would confirm the result, we will publish it.
Cevabı göster

Once the lab confirms the result, we will publish it.

Space colonization, it seems, Ton ve niyet

3:17

Görünüşe göre uzayda kolonileşme,

is an inevitable part of our future.

3:19

geleceğimizin kaçınılmaz bir parçası.

Ton ve niyet

Parantez içi yumuşatıcı olarak it seems

Space colonization ile is arasına eklenen it seems, parantez içi bir yorum işlevi görür: Konuşmacı iddiayı kesin bir gerçek olarak değil, bir izlenim veya değerlendirme olarak sunar. it zamiri Space colonization ifadesine veya başka belirli bir isme gönderme yapmaz. Bu sözler ara yorum olduğu için çıkarıldıklarında geriye eksiksiz ana cümle Space colonization is an inevitable part of our future kalır. Yazıda virgüller araya girişi gösterir; konuşmada hafif duraklamalar, ana öznenin hâlâ doğrudan is ile bağlantılı olduğunu duymaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle it seems ifadesini parantez içi bir yumuşatıcı olarak doğru kullanıyor?

  1. The new route, it seems, is faster than the old one.
  2. The new route it seems to be faster than the old one.
  3. The new route, it seems is, faster than the old one.
Cevabı göster

The new route, it seems, is faster than the old one.

At the end of it all, we may even conquer death Deyimler

3:21

En sonunda ölümü bile yenebiliriz;

by scanning our brains atom by atom Kalıp ifadeler

3:23

beynimizi atom atom tarayıp

and transferring that information into computers.

3:26

bu bilgileri bilgisayarlara aktararak.

Deyimler

At the end of it all: nihai sonucu çerçevelemek

At the end of it all, daha önce anlatılan her şeyi uzun bir süreç olarak bir araya getirir ve dinleyiciyi bu sürecin ulaşabileceği en ileri sonuca götürür. Buradaki it all, insanlığın teknolojik geleceğine ilişkin tahminlerin tamamına gönderme yapar. Buradaki end fiziksel bir uç değil, kavramsal bir son noktadır. Bu ifade, son ve en geniş kapsamlı sonucu sunarak uzun bir anlatıyı veya savı tamamlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekteki At the end of it all ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Sürecin çoktan bittiğini söyler.
  2. Bir bilgisayarın fiziksel ucunu belirtir.
  3. Tüm gelişmeler zincirinin nihai sonucunu belirtir.
Cevabı göster

Tüm gelişmeler zincirinin nihai sonucunu belirtir.

Deyimler

Conquer death: ölümlülüğü aşma mecazı

Conquer death, ölümü yenilebilecek bir düşman olarak sunan güçlü bir mecazdır. Gerçek anlamda askerî bir fetih gerçekleştirmek değil, ölümlülüğün sınırlarını aşmak veya teknoloji aracılığıyla ölümden kurtulmak anlamına gelir. Bu cümlede may even, iddianın son derece varsayımsal olduğunu gösterir. Beyindeki bilgilerin taranıp aktarılması, zaten başarıya ulaşmış bir teknoloji olarak değil, ölümlülüğü yenmeye yönelik hayalî bir yol olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede conquer death ne anlama geliyor?

  1. Ölüm adlı bir düşmana karşı gerçek bir askerî harekâtı kazanmak
  2. Bu teknolojinin zaten var olduğunu ve çalıştığını göstermek
  3. Son derece varsayımsal bir teknolojiyle ölümlülüğün sınırlarını aşmak
Cevabı göster

Son derece varsayımsal bir teknolojiyle ölümlülüğün sınırlarını aşmak

Kalıp ifadeler

atom by atom: birim birim ilerleme

atom by atom, isim + by + aynı isim kalıbını kullanarak “her seferinde bir birim” anlamını verir. Burada scanning sözcüğünü niteleyen bir zarf öbeğidir ve taramanın son derece ince bir düzeyde ilerleyeceğini anlatır. Bu kalıpta by, yinelenen birimler boyunca adım adım ilerlemeyi gösterir; eylemi yapan kişiyi, ulaşım aracını veya mekânsal bir ilişkiyi göstermez. Aynı kalıp step by step, bit by bit ve page by page gibi ifadelerde de kullanılır.

Alıştırma

page sözcüğünü kullanan yinelenen isim kalıbıyla cümleyi tamamlayın: She checked the report ____, making sure every page was present.

Cevabı göster

page by page

In this way, we could travel at the speed of light as information patterns, Anlatım akışı

3:29

Bu sayede bilgi örüntüleri hâlinde ışık hızında yolculuk edebilir,

unrestricted by our bodies and requiring no food.

3:32

bedenlerimizin kısıtlamalarından kurtulup yiyeceğe ihtiyaç duymayabiliriz.

Anlatım akışı

In this way, yöntem ile sonucu bağlayan bir ifade

In this way, hemen önce açıklanan yöntem veya sürece gönderme yapar. Bu cümlenin başında, önceki yöntemi yeni sonucun, yani bilgi örüntüleri olarak yolculuk edebilmenin temeli olarak sunar. Virgül, bunun cümle başında kullanılan bir bağlayıcı olduğunu gösterir. Okuyucu daha önce belirtilen belirli bir yöntemi tanımlayabildiğinde kullanılır; burada way fiziksel bir yol veya yön değil, “yöntem” anlamındadır.

Alıştırma

Örnekte In this way ne işlev görür?

  1. Konuyu ilgisiz bir ara yoruma çevirir.
  2. Daha önce açıklanan yöntemi, bu yöntemin mümkün kıldığı sonuca bağlar.
  3. İnsanların fiziksel bir güzergâh boyunca yolculuk ettiğini belirtir.
Cevabı göster

Daha önce açıklanan yöntemi, bu yöntemin mümkün kıldığı sonuca bağlar.

Where our current human generational cycle takes around 20 years, Dilbilgisi

3:35

Bugünkü insan nesil döngüsü yaklaşık 20 yıl sürerken,

a digital individual could replicate themselves in seconds or minutes. Dilbilgisi

3:38

dijital bir birey kendini saniyeler ya da dakikalar içinde kopyalayabilir.

Dilbilgisi

whereas anlamındaki karşıtlık bildiren Where

Burada Where bir karşılaştırmanın ilk tarafını sunar; bir yer sormaz veya belirtmez. Where ile başlayan yan cümle, yaklaşık yirmi yıllık insan nesil döngüsünü temel ölçü olarak verir; ana cümle de bunu dijital bir bireyin kendini ne kadar hızlı çoğaltabileceğiyle karşılaştırır. Bu nispeten resmî karşıtlık kullanımında Where, whereas veya while sözcüklerine yakındır. Where A ..., B ... yapısı, A doğruyken B'nin ona karşıt bir durum sunduğunu belirtir.

Alıştırma

“Where the old process takes three days, the new system finishes in an hour,” cümlesinde Where neyi belirtir?

  1. İki durum arasındaki karşıtlık
  2. Sürecin gerçekleştiği yer
  3. Süreç hakkında bir soru
Cevabı göster

İki durum arasındaki karşıtlık

Dilbilgisi

Tekil a digital individual ... themselves

Tekil isim öbeği a digital individual, themselves'in öncülüdür. Themselves çoğu zaman birden fazla kişiyi ifade etse de burada cinsiyeti belirtilmemiş tek bir bireyi ifade eder. Modern İngilizcede tekil ama cinsiyet açısından tarafsız bir öncülden sonra tekil they ve onun them, their, themselves biçimleri yaygın olarak kullanılır. Sayı, öncülden ve bağlamdan anlaşılır; bu nedenle themselves, a digital individual ifadesini çoğul yapmaz.

Alıştırma

Cinsiyeti belirtilmemiş tek bir kişi için themselves sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Each new member can introduce yourselves in the group chat.
  2. Each new member can introduce themselves in the group chat.
  3. Each new member can introduce ourselves in the group chat.
Cevabı göster

Each new member can introduce themselves in the group chat.

It's a brave new world out there, Kültür

3:42

Karşımızda cesur, yepyeni bir dünya var;

Kültür

a brave new world: cesur yeni dünya

Burada a brave new world, özellikle yeni teknolojilerin şekillendirdiği, kökten değişmiş ve yabancı bir gelecek anlamına gelir. Bu, Aldous Huxley'nin Brave New World, yani Cesur Yeni Dünya adlı romanına yerleşmiş bir edebî göndermedir. Daha sonraki kullanımlarda ifade çoğu zaman karmaşık duygular taşır: hayranlık ve umut; tedirginlik, ihtiyat veya ironiyle birleşebilir. Buradaki brave yalnızca cesareti öven bir sözcük değildir.

Alıştırma

'Cheap space travel could open up a brave new world' cümlesindeki a brave new world neyi ifade eder?

  1. Hiç değişmeden kalmış eski bir dünya
  2. İnsanların fiziksel olarak cesur olduğu bir dünya
  3. Hem heyecan hem de endişe uyandırabilecek, kökten değişmiş bir gelecek
Cevabı göster

Hem heyecan hem de endişe uyandırabilecek, kökten değişmiş bir gelecek

and yet you may be surprised by some of the incredible science Anlatım akışı

3:44

yine de günümüzde gerçekleşen bazı inanılmaz bilimsel gelişmeler

that is happening today.

3:47

sizi şaşırtabilir.

Anlatım akışı

karşıtlık bağlacı olarak and yet

And yet bu cümleyi önceki düşünceye bağlar ve o düşüncenin oluşturduğu beklentiye ters düşen bir bilgi sunar. Gelecek uzak görünebilir, yine de o olağanüstü bilimin bir bölümü bugün zaten gerçekleşmektedir. Söylem bağlacı olarak önce bir beklenti oluşturup ardından onu düzelterek veya karmaşıklaştırarak bir savı ya da anlatıyı düzenler. Burada yet, nevertheless yani yine de anlamındadır; şimdiye kadar anlamında değildir.

Alıştırma

'The task seemed simple, and yet nobody finished on time' cümlesinde and yet nasıl bir görev üstlenir?

  1. İlk cümleciğin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir sonucu sunar.
  2. Herhangi bir karşıtlık olmadan başka bir sonuç ekler.
  3. Görevin şu ana kadar gerçekleşmediğini söyler.
Cevabı göster

İlk cümleciğin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir sonucu sunar.

That's what the show Breakthrough,

3:49

Breakthrough programının anlatmak istediği de tam olarak bu.

which airs on November 1st at 9:00 p.m., Kelime

3:50

Program 1 Kasım saat 21.00'de yayımlanacak

Kelime

airs on: yayın tarihini veya kanalını duyurmak

Burada airs, air fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir ve “yayımlanır” anlamına gelir. Özne Breakthrough adlı programdır; dolayısıyla ifade izleyicilere programın planlanan yayın zamanını bildirir. airs on November 1st ifadesinde on, yayın tarihini getirir. Planlı bir yayından söz ederken yeniden kullanılabilen kalıp a program airs on + gün, tarih, kanal veya platform şeklindedir.

Alıştırma

Yayın bilgisini “yayımlanır” anlamındaki medya fiil ifadesiyle tamamlayın: The new episode ____ Friday at 8:00 p.m.

Cevabı göster

airs on

attempts to highlight the science of today

3:52

ve günümüzün bilimini öne çıkarmaya çalışacak;

that tomorrow's future will be based upon. Kalıp ifadeler

3:54

çünkü yarının geleceği bu bilim üzerine kurulacak.

Kalıp ifadeler

be based upon: bir temeli belirtmek

Be based upon, “bir şeyi temel, kaynak veya destekleyici kanıt olarak almak” anlamına gelir. Burada upon mekânsal bir anlam taşımaz; öznenin dayandığı şeyi getirir. Daha yaygın olan be based on ile anlamı çok yakındır. the science of today that tomorrow's future will be based upon ifadesinde that, the science of today sözünü belirtir. Altta yatan cümle tomorrow's future will be based upon today's science şeklindedir; ilgi cümleciği that sözcüğünü öne taşır ve upon sözcüğünü sonda bırakır.

Alıştırma

Cümleyi be based upon yapısını kullanarak tamamlayın: The policy should ____ solid evidence.

Cevabı göster

be based upon

It's a really fantastic series of six episodes

3:56

Bu, altı bölümden oluşan gerçekten harika bir dizi.

on the National Geographic Channel.

3:59

National Geographic Channel'da yayımlanıyor.

Be sure to check it out

4:00

Mutlaka izleyin

and let us know what you think.

4:01

ve ne düşündüğünüzü bize bildirin.

And subscribe for more weekly science videos.

4:02

Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.