Yapay Zeka ve AT&T Veri Bağlantısı, Kamyon Şoförlerinin Araç Kullanma Şeklini Nasıl Değiştiriyor?: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Traxen, kamyon, yol, sensör ve ağ verileriyle hızı yöneten öngörülü hız sabitlemeyi anlatıyor; sürücü direksiyonu kontrol ediyor. Bir sürücü güvenli mesafe ve az mola bildirirken ekip verimliliği iklim hedefleriyle bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make that happen (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): bir sonucu gerçeğe dönüştürmektir; hedefi onu sağlayan yöntem veya teknolojiyle bağlayın. 2. fuel up (öbek fiiller): araca yakıt koymaktır; mola, maliyet ve kazanılan zamandan söz ederken kullanın. 3. nothing but a dream (deyimler ve mecazi ifadeler): gerçek bir rüya değil, geçmişte gerçekleşmemiş bir umuttur; eski bir hedefi bugünün olanaklarıyla karşılaştırın.
Bu derste
Truck driving is hard because you need to do steering and speed control.
0:01Kamyon kullanmak zordur çünkü hem direksiyonu hem de hızı kontrol etmeniz gerekir.
Your fuel efficiency comes from your speed control.
0:06Yakıt verimliliğiniz hız kontrolünüze bağlıdır.
Today, humans do the steering way better than AI would. Notlar
0:11Günümüzde insanlar direksiyon kontrolünü yapay zekâdan çok daha iyi yapıyor.
Güçlü ve gündelik bir karşılaştırma için way better than
Burada way, karşılaştırma biçimi olan better’ı güçlendiren gündelik bir derece zarfıdır. Way better, “çok daha iyi” veya “büyük ölçüde daha iyi” demektir; way burada “yol” ya da “yöntem” anlamında değildir. Than, karşılaştırılan unsur olan AI’ı tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp way + karşılaştırma biçimi + than + karşılaştırılan unsur şeklindedir; way faster than ve way more reliable than buna örnektir.
Alıştırma
Gündelik İngilizcede güçlü bir karşılaştırmayı doğal biçimde yapan cümle hangisidir?
- The new navigation system is way good than the old one.
- The new navigation system is way better than the old one.
- The new navigation system is very better than the old one.
Cevabı göster
The new navigation system is way better than the old one.
than AI would yapısında fiil öbeği eksiltisi
Than AI would ifadesinde would, fiil öbeği eksiltildikten sonra geriye kalan yardımcı fiildir. Dinleyen kişi ana cümleden do the steering ifadesini tamamlar; yani than AI would, than AI would do the steering anlamına gelir. İngilizcede yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği sıkça söylenmez. Burada would, yalnızca gelecek zaman işareti olarak çalışmak yerine AI’ın performansını varsayımsal olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp karşılaştırma biçimi + than + özne + yardımcı fiil şeklindedir; tekrarlanan yüklem bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Varsayımsal anlamı korumak ve “handle the emergency” ifadesini tekrarlamamak için karşılaştırmayı ana cümledekiyle aynı kip yardımcı fiiliyle tamamlayın: The trained team would handle the emergency better than the new staff ____.
Cevabı göster
would
And what we're doing is we're making their job much easier Dilbilgisi
0:14Biz de sürücülerin işini çok daha kolay hâle getiriyoruz
Sözlü odaklama kalıbı olarak What we're doing is we're making ...
what we're doing içindeki what bir soru sormaz. “Yaptığımız şey veya eylem” anlamına gelen, ad işlevli bir what yan cümlesi oluşturur ve bu yan cümlenin tamamı is önündeki özne olur. What we're doing is + tam yan cümle kalıbı, dinleyicinin dikkatini önce mevcut eyleme yöneltir ve ardından gelen açıklamayı odak noktası yapar. Burada we're making... kendi öznesi bulunan tam bir yan cümledir; öznenin bu şekilde tekrarlanması sözlü açıklamalarda doğaldır.
Alıştırma
Bir proje güncellemesinde tam odaklama kalıbı What we're doing is + tam yan cümle ile cümleyi tamamlayın: ____ the approval process.
Cevabı göster
What we're doing is we're simplifying
making their job much easier içinde make + nesne + sıfat
making their job much easier ifadesindeki making ettirgen bir anlama sahiptir: make + nesne + sıfat, nesnenin belirli bir durumda olmasına veya o duruma gelmesine neden olmak demektir. Their job nesnedir; easier ise ortaya çıkan durumu açıklayan sıfattır. Burada make, “üretmek” anlamına gelmez. Much, karşılaştırma sıfatı easier ifadesini güçlendirir ve büyük bir iyileşmeyi belirtir. Bu nedenle ifade, eylemin onların işinin zorluğunu önemli ölçüde azalttığı anlamına gelir.
Alıştırma
Yeni bir kontrol listesi görevin zorluğunu büyük ölçüde azaltıyor. Cümleyi make + nesne + much + karşılaştırma sıfatı ile tamamlayın: The new checklist is ____.
Cevabı göster
making the task much easier
in the most fuel-efficient way that they can be done.
0:18ve bunu yakıt açısından mümkün olan en verimli şekilde yaparak.
The way we make that happen is using our own controller Kalıp ifadeler
0:21Bunu, şu özelliklere sahip kendi kontrol ünitemizle gerçekleştiriyoruz:
make that happen: daha önce belirtilen bir hedefi gerçekleştirmek
make that happen ifadesinde make “... olmasını sağlamak” anlamındadır, that daha önce belirtilen hedefe veya sonuca gönderme yapar, happen ise nesneden sonra to almadan kullanılan yalın fiil biçimidir. İfadenin bütünü “o sonucu gerçeğe dönüştürmek” demektir. Bu cümlede ifade, önceki hedefi ardından gelen yöntemle, yani kendi kontrol cihazımızı kullanmakla bağlar. Önce bir amaç belirtip sonra onu neyin gerçekleştireceğini açıklarken bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “daha önce belirtilen hedefi gerçeğe dönüştürmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We want every child to have a laptop. A community fundraiser can ____.
Cevabı göster
make that happen
and this device directly communicates with the cloud. Kelime
0:31ve bu cihaz doğrudan bulutla iletişim kuruyor.
teknoloji bağlamında the cloud
Teknoloji bağlamında the cloud, bir ağ üzerinden erişilen uzaktaki bilgi işlem, depolama veya veri hizmetlerini ifade eder. Havadaki bir bulut ya da belirli bir şirketin hizmeti anlamına gelmez. Bir cihazın communicates with the cloud olduğu söylendiğinde, cihazın bu uzaktaki hizmetlere veri gönderdiği ve onlardan veri alabildiği anlatılır. Bulut, tek bir fiziksel yer değil, ağ bağlantısının diğer ucu olarak ele alınır.
Alıştırma
“The photos are backed up to the cloud,” cümlesinde the cloud ne anlama gelir?
- Yalnızca cihazın içinde bulunan depolama alanı
- Gökyüzünde görülen su damlacıkları kütlesi
- İfadenin belirlediği tek bir bulut hizmeti sağlayıcısı
- Bir ağ üzerinden erişilen uzaktaki bilgi işlem ve veri hizmetleri
Cevabı göster
Bir ağ üzerinden erişilen uzaktaki bilgi işlem ve veri hizmetleri
and they can focus on the piece that humans do better today.
0:35ve günümüzde insanların daha iyi yaptığı kısma odaklanabiliyorlar.
and electronics for the last 35 years.
0:50ve elektronik alanında son 35 yıldır çalışan bir teknoloji tutkunu olduğum için şanslıyım.
I've had the good fortune of being: minnettarlıkla şans ifade etmek
“I've had the good fortune of being” ifadesindeki have the good fortune of + -ing yapısı, “bir şeyi yapacak veya yaşayacak kadar şanslı olmak” anlamına gelir. Buradaki fortune para veya servet değil, şans demektir. I've had biçimindeki present perfect, konuşmacının geçmişten bugüne uzanan deneyimini çerçeveler. İfade minnettarlık ve sıcak bir değerlendirme tonu katar: konuşmacı 35 yıllık teknik kariyerini yalnızca bir bilgi olarak değil, ayrıcalıklı bir deneyim olarak sunar.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadede eksik olan sözcükleri tamamlayın: I've ____ learning from excellent mentors throughout my career.
Cevabı göster
had the good fortune of
a nerd in automotive software and electronics: olumlu bir öz tanım
“a nerd in automotive software and electronics” ifadesindeki nerd, bir konuya yoğun ilgi duyan ve o konuda bilgili olan kişi için kullanılan gayriresmî bir etikettir. in + alan yapısı, bu ilginin hangi alana yönelik olduğunu belirtir. Konuşmacı sözcüğü kendisi için seçtiğinden, burada mizahi ve gururlu bir ton vardır: onlarca yıllık teknik merakını kutlamaktadır. Ancak nerd etiketi bir başkasına izinsiz yakıştırıldığında alaycı veya aşağılayıcı gelebilir.
Alıştırma
Bir konuşmacı resmî bir müşteri toplantısında iş arkadaşını tanıtıyor, ancak arkadaşının nerd etiketini sevip sevmediğini bilmiyor. Şu ifade güvenli bir seçim midir: “Mina is a data nerd”?
- Evet, çünkü nerd her zaman nötr bir mesleki unvandır.
- Hayır, çünkü nerd gayriresmîdir ve birine onun isteği dışında yakıştırıldığında alaycı gelebilir.
Cevabı göster
Hayır, çünkü nerd gayriresmîdir ve birine onun isteği dışında yakıştırıldığında alaycı gelebilir.
Konuşmada yumuşatıcı olarak sort of
Bu cümlede sort of, plateaued ile ifade edilen yargıyı yumuşatır. Konuşan kişi büyümenin tamamen ve kesin olarak durduğunu ileri sürmez; büyük ölçüde yatay bir seyire geçmiş gibi göründüğünü temkinli biçimde belirtir. sort of çıkarılırsa we've plateaued daha kesin duyulur. Bu ifade cümleye “yaklaşık olarak”, “bir ölçüde” veya “görünen aşağı yukarı bu” anlamını katar.
Alıştırma
“And we've sort of plateaued” cümlesinde sort of ne yapar?
- Platonun fiziksel olarak yüksekte olduğunu söyler.
- Bir tür platoyu tanımlar.
- İddiayı daha az kesin hâle getirir.
Cevabı göster
İddiayı daha az kesin hâle getirir.
Büyümenin yatay bir döneme girdiğini anlatan plateaued
Burada plateaued, we've plateaued yapısındaki plateau fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Belirli bir düzeye kadar yükselen, ardından önemli ölçüde artmayı bırakıp yaklaşık olarak sabit kalan gelişmeyi anlatır. Bu kullanım mecazidir: Bir platonun veya grafiğin düz şeklini, daha fazla büyümenin çok az olduğu ya da hiç olmadığı bir döneme aktarır. Birinin gerçekten coğrafi bir platoya ulaştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sitenin aylık kullanıcı sayısı 100.000'e çıktı ve ardından bir yıl boyunca bu sayıya yakın kaldı. Eğilimi en iyi hangi cümle açıklar?
- The number of monthly users is accelerating.
- The number of monthly users peaked and then fell sharply.
- The number of monthly users has plateaued.
Cevabı göster
The number of monthly users has plateaued.
Son zorluk için bir metafor olarak the final frontier
The final frontier, hâlâ keşfedilmesi, geliştirilmesi veya çözülmesi gereken son önemli alanı anlatan bir metafordur. Burada, araç teknolojisi zaten geliştirildikten sonra sürücünün sürüş biçiminden gelebilecek kalan yakıt verimliliği kazanımlarını ifade eder. Bu ifade, uygulamaya dönük bir sorunu keşfedilmemiş bir bölgenin sınırıymış gibi çerçeveler. Final sözcüğü retorik bir vurgudur: sürüş davranışını sıradaki veya kalan en zor sorun olarak sunar; başka hiçbir iyileştirmenin mümkün olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Şu cümlede the final frontier ne anlama gelir: “For this research team, reliable long-term storage is the final frontier”?
- Ekibin tamamladığı ilk kolay görev
- Hâlâ çözülmesi gereken son büyük sorun
- Ekibin geçmeyi planladığı fiziksel bir sınır
Cevabı göster
Hâlâ çözülmesi gereken son büyük sorun
Traxen is a startup located in the greater Detroit area Kültür
1:09Traxen, Detroit metropol bölgesinde bulunan bir startup'tır
the greater Detroit area: Detroit ve çevresindeki bölge
The greater Detroit area ifadesinde Greater + şehir adı, yakın banliyöler ve çevredeki yerleşimler dâhil olmak üzere o şehrin merkezinde bulunduğu daha geniş metropolitan bölgeyi anlatır. Detroit'in “daha büyük” veya daha iyi bir sürümü anlamına gelmez. Bu ifade, şehir sınırları içindeki kesin bir adres yerine yaklaşık bir bölgesel konum verir. Bu cümlede Traxen, Detroit şehrinin içinde veya çevresindeki metropolitan alanın başka bir yerinde olabilir.
Alıştırma
Bir iş Detroit şehrinin içinde veya yakındaki bir banliyöde olabilir. Hangi konum ifadesi iki olasılığı da en iyi şekilde kapsar?
- Detroit proper
- downtown Detroit
- the greater Detroit area
Cevabı göster
the greater Detroit area
adaptive predictive cruise control: tepki veren ve ileriyi öngören hız kontrolü
Bu birleşik isimde ana unsur cruise control ifadesidir: sistem aracın hızını kontrol eder. Adaptive ve predictive sözcüklerinin ikisi de cruise control ifadesini niteler, ancak farklı yetenekler ekler. Adaptive, sistemin yakındaki trafik gibi mevcut sürüş koşullarına tepki vermesi demektir. Predictive ise ileride ne olduğuna ilişkin bilgileri kullanarak araç oraya ulaşmadan önce hızı planlaması demektir. İfade bir bütün olarak hem şu anda tepki veren hem de sırada ne olduğunu öngören tek bir sistemi anlatır.
Alıştırma
Adaptive predictive cruise control ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Tek bir sabit hızı koruyan ve trafiğe ya da ilerideki yola tepki vermeyen bir sistem.
- Aracı sırada hangi sürücünün kullanacağını tahmin eden bir sistem.
- Mevcut trafiğe tepki veren ve ilerideki koşullara ilişkin bilgileri kullanarak hızı da planlayan bir sistem.
Cevabı göster
Mevcut trafiğe tepki veren ve ilerideki koşullara ilişkin bilgileri kullanarak hızı da planlayan bir sistem.
Imagine you take two drivers and put them inside two identical vehicles, Anlatım akışı
1:19İki sürücüyü birbirinin aynısı iki araca yerleştirdiğinizi düşünün,
Imagine you take two drivers: bir düşünce deneyini başlatmak
Imagine, dinleyicilerden zihinlerinde varsayımsal bir sahne kurmalarını isteyen bir emir cümlesini başlatır. Buradaki take, “seçmek veya ele almak” anlamındadır; “bir araçla gitmek” ya da “taşımak” anlamında değildir. Bu başlangıç bir düşünce deneyi kurar. Dinleyici iki sürücüyü başlangıç noktası olarak kabul ettikten sonra konuşmacı eşit koşullar ekleyebilir ve neyin değiştiğini karşılaştırabilir. Bir örneğe, karşılaştırmaya veya neden-sonuç savına giriş yapmak için Imagine + özne + geniş zaman fiili yapısını yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Düşünce deneyinin başlangıcını dersin hedef fiiliyle tamamlayın: '____ you take two phones and test their batteries under the same conditions.'
Cevabı göster
Imagine
It is very likely that you would get different MPGs Notlar
1:25Büyük olasılıkla farklı MPG değerleri elde edersiniz.
Yüksek olasılık belirtmek için It is very likely that kullanımı
It is very likely that + yan cümle yapısı, yan cümlenin tamamını gerçekleşme olasılığı yüksek bir sonuç olarak sunar. It biçimsel öznedir; asıl iddia that ile başlayan yan cümlede yer alır. Very, likely sözcüğünü güçlendirir ancak iddiayı kesin hâle getirmez. Bu cümlede would, varsayımsal bir karşılaştırmadaki beklenen sonucu gösterir. Böylece yapı, farklı bir sonuç ihtimaline yer bırakırken güçlü bir tahmin aktarır.
Alıştırma
Biçimsel özne it ile very, likely ve that kullanan yüksek olasılık yapısıyla cümleyi tamamlayın: ____ the roads will be icy by morning.
Cevabı göster
It is very likely that
Çoğul yakıt ekonomisi değerleri olarak MPGs
MPG, miles per gallon ifadesinin kısaltmasıdır ve bir aracın bir ABD galonu yakıtla kaç mil gidebildiğini gösterir. ABD’de araçlarla ilgili konuşmalarda kullanılan standart bir yakıt ekonomisi ölçüsüdür. MPGs, birden fazla MPG değerini veya sonucunu belirten gayriresmî bir çoğuldur. Different MPGs, ölçülen yakıt ekonomisi değerlerinin farklı olması demektir. Daha yüksek MPG, daha fazla yakıt kullanılması değil, her galonla daha uzun mesafe gidilmesi anlamına gelir.
Alıştırma
Bir rapora göre karşılaştırılabilir koşullarda bir araç 42 MPG, diğeri 28 MPG değerine ulaşıyor. 42 MPG neyi gösterir?
- Her galon yakıtla daha uzağa gider.
- Yakıt deposu mutlaka daha büyüktür.
- Her mil için 42 galon kullanır.
Cevabı göster
Her galon yakıtla daha uzağa gider.
bir araç sistemi için genel terim olarak powertrain
Powertrain, itiş gücü üreten ve bu gücü tekerleklere ileten bileşenlerin tümünü kapsayan otomotiv terimidir. Araca ve bağlama göre içten yanmalı motoru veya elektrik motorunu, şanzımanı ya da redüksiyon dişlisini ve ilgili tahrik bileşenlerini kapsayabilir. Bu cümlede sürücü; hızlanma, vites değişimleri ve enerji kullanımı dâhil olmak üzere bu birleşik sistemin nasıl tepki verdiğini bilmektedir. Sözcük tek bir parçayı veya aracın tamamını ifade etmez.
Alıştırma
Powertrain sözcüğünü en iyi hangi açıklama karşılar?
- Yalnızca motor
- Gövde ve koltuklar dâhil aracın her parçası
- Güç üreten ve bunu tekerleklere ileten sistemler
Cevabı göster
Güç üreten ve bunu tekerleklere ileten sistemler
what is coming up over the horizon on the road. Öbek fiiller
1:33yolun ilerisinde kendisini nelerin beklediğini bilmesinden kaynaklanır.
yakında karşılaşılacak bir şey için coming up
Coming up, come up öbek fiilinin -ing biçimidir. Burada “yakında ortaya çıkacak, gerçekleşecek veya karşılaşılacak olmak” anlamına gelir. Dikkati mevcut zamanın ya da konumun ilerisine yöneltir. Cümle ufkun ötesindeki yoldan söz ettiği için coming up, sürücünün kısa süre sonra karşılaşacağı koşulları belirtir. Fiziksel olarak yukarı doğru bir hareket olması gerekmez.
Alıştırma
“A major deadline is coming up” İngilizce cümlesinde coming up ne anlama gelir?
- Birisi onu düşünüp buluyor.
- Dikey biçimde yukarı hareket ediyor.
- Yakında gerçekleşecek veya onunla karşılaşılacak.
Cevabı göster
Yakında gerçekleşecek veya onunla karşılaşılacak.
the system tries to find the most optimal ways
1:38sistem en uygun sürüş yöntemlerini bulmaya çalışır
from the over-the-air data that we're collecting from the perception sensors that we have, Kelime
1:46algılama sensörlerimizden kablosuz olarak topladığımız verileri
over-the-air data: kablosuz iletilen veriler
“Over-the-air data”, fiziksel bir kablo veya yerinde yapılan doğrudan bağlantı yerine kablosuz bağlantı üzerinden gönderilen ya da alınan veri demektir. Buradaki air, havacılığı değil kablosuz iletimi ifade eder. Tireli ifade, data sözcüğünü niteleyen tek bir sıfat gibi çalışır. Bu kalıbı update, download ve signal gibi isimlerle de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “kablo yerine kablosuz olarak gönderilen” anlamındaki tireli ifadeyle tamamlayın: The tablet downloaded an ____ update while it was charging.
Cevabı göster
over-the-air
perception sensors: çevreyi algılayan sensörler
“Perception sensors”, bir robotun veya otomatik aracın çevresi hakkında bilgi toplayan sensörler için kullanılan genel bir teknik terimdir. Sisteme bağlı olarak kameraları, radarı, lidarı veya benzer aygıtları içerebilir. Bu cümlede ifade, çevre verilerinin kaynağını belirtir. Perception, bir insanın görüşünü veya bakış açısını değil, makinenin dış dünyayı algılama sürecini ifade eder.
Alıştırma
Bir robotik makalesinde perception sensors temel olarak ne için kullanılır?
- Bir insan operatörün kişisel görüşünü ifade etmek
- Yalnızca pilin kalan şarjını ölçmek
- Sistemin çevresi hakkında bilgi toplamak
Cevabı göster
Sistemin çevresi hakkında bilgi toplamak
AT&T is the backbone channel for our data communication. Deyimler
1:54Veri iletişimimizin omurgasını AT&T oluşturuyor.
backbone: temel destek altyapısı
Bu cümlede backbone, daha büyük bir sistemin çalışmasını sağlayan merkezi desteği anlatan bir mecazdır. AT&T ağı, bir vücut parçası olarak değil, veri iletişimi için gerekli altyapı olarak tanımlanıyor. Bu fikir ağlar, kuruluşlar ve tedarik zincirleri için de kullanılabilir: backbone önemli bir destek parçasıdır, ancak bu sözcük onun sistemin tek bileşeni olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şirket “Our fiber network is the backbone of every online service.” diyor. Backbone burada ne anlama geliyor?
- İskeletin bir parçasına benzeyen bir kablo
- Hizmetleri destekleyen temel altyapı
- Yalnızca arızalar sırasında kullanılan geçici bir ağ
Cevabı göster
Hizmetleri destekleyen temel altyapı
Their coverage along the freeways and highways is important to us Kelime
1:58Otoyollar ve ana yollar boyunca sundukları kapsama alanı bizim için önemli
ABD yol terminolojisinde freeways and highways
ABD İngilizcesinde highway, ana kamu yollarını genel olarak anlatan geniş kapsamlı bir sözcüktür. Freeway ise kontrollü giriş ve çıkışla tasarlanmış daha özel bir highway türüdür: araçlar belirlenmiş rampalardan girip çıkar ve normalde aynı seviyede kavşaklar bulunmaz. Konuşmacı freeways and highways diyerek hem giriş çıkışı kontrollü yollar hem de diğer ana yollar boyunca sağlanan kapsama alanını vurgular. Freeway içindeki free, trafiğin daha serbest akmasını anlatır; yolun mutlaka ücretsiz olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Hangi ifade ABD'deki yaygın yol terminolojisine en uygundur?
- Freeway mutlaka ücretsiz, highway ise mutlaka ücretli olmalıdır.
- Freeway genellikle giriş çıkışı kontrollü bir highway türüdür ve yine de ücretli olabilir.
- Her highway bir freewaydir, çünkü bu iki sözcük tamamen aynı yol tasarımını belirtir.
Cevabı göster
Freeway genellikle giriş çıkışı kontrollü bir highway türüdür ve yine de ücretli olabilir.
and we have found that to be a key enabling technology for us. Kalıp ifadeler
2:02ve bunun, çözümümüzü mümkün kılan kilit bir teknoloji olduğunu gördük.
a key enabling technology: başka bir yeteneği mümkün kılan kilit temel
Enabling technology, başka bir ürünün, hizmetin veya yeteneğin mümkün ya da uygulanabilir olmasını sağlayan destekleyici bir teknolojidir. Burada AT&T'nin kara yolu ağı kapsaması, Traxen'in bağlantılı kontrol çözümünün çalışmasını sağlayan temel olarak sunuluyor; nihai ürünün kendisi olarak değil. Key sıfatı, bu destekleyici rolün özellikle önemli olduğunu belirtir. “X is a key enabling technology for Y” kalıbı, daha büyük bir sistemi mümkün kılan unsurları açıklayan iş ve teknoloji konuşmalarında yaygındır.
Alıştırma
Temel bir destek teknolojisini anlatan tam ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Reliable cloud infrastructure is ____ for our remote-monitoring service.
Cevabı göster
a key enabling technology
I've been driving for 23 years: bugüne kadar devam eden bir etkinlik
I've been driving, have + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamanıdır. Araç kullanmayı geçmişte başlayıp bugüne kadar devam eden bir etkinlik olarak sunar; bu bağlamda konuşmacı, uzun süredir devam eden deneyimini güvenilirlik oluşturmak için kullanır. For 23 years etkinliğin süresini verir. for bir zaman uzunluğuyla, since ise since I got my license örneğindeki gibi bir başlangıç noktasıyla kullanılır. Cümle normalde konuşmacının hâlâ araç kullandığını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi learn fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın. Bağlam: I started learning Japanese three years ago, and I am still studying it. Cümle: I ____ Japanese for three years.
Cevabı göster
have been learning
car hauler: otomobil taşıyan özel araç
Burada car hauler, birden fazla otomobili taşımak için özel olarak üretilmiş bir kamyonu, römorku veya kamyon-römork birleşimini adlandıran birleşik bir isimdir. I drive a car hauler cümlesinde a tanımlığı ve drive fiili, bunun sürücü değil, sürülen araç olduğunu gösterir. Hauler, taşıma ekipmanını ya da başka bağlamlarda yük taşıyan bir kişiyi veya şirketi ifade edebilir. Amaçlanan anlamı belirlemek için çevresindeki dil bilgisine bakmak gerekir.
Alıştırma
I drive a car hauler cümlesinde car hauler neyi ifade eder?
- Birden fazla otomobil taşımak için tasarlanmış kamyon veya römork
- Yol kenarında otomobil tamir eden sürücü
- Günlük işe gidiş gelişte kullanılan özel otomobil
- Yalnızca bir arızalı aracı çekmek için kullanılan çekici
Cevabı göster
Birden fazla otomobil taşımak için tasarlanmış kamyon veya römork
and I've been using the Traxen system for three years now.
2:13ve üç yıldır Traxen sistemini kullanıyorum.
allows me to have: allow + nesne + to-infinitive yapısı
Allows me to have, allow + nesne + to-infinitive yapısını izler. Me, allows fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda have eylemini yaptığı anlaşılan kişidir; mastar işaretleyicisi to korunmalıdır. Özne bir sistem veya özellik gibi cansız bir şey olduğunda allow çoğunlukla izin vermek değil, mümkün kılmak anlamına gelir. Bu yapı, bir neden veya özelliği sağladığı yetenek ya da faydayla açıkça ilişkilendirir: X allows someone to do something.
Alıştırma
İngilizce cümleyi allow fiilinin şimdiki zaman biçimini, me nesne zamirini ve gerekli mastar işaretleyicisini kullanarak tamamlayın: This feature ____ adjust the seat safely.
Cevabı göster
allows me to
safe following distance: güvenli takip mesafesi
Bu cümlede safe following distance, aracınız ile öndeki araç arasında bırakılan yol mesafesini veya zaman aralığını ifade eder. Following, distance sözcüğünü niteler ve bir araç başka bir aracın arkasında giderken kullanılan aralığı anlatır. Bu ifade, güvenli biçimde tepki vermek ve yavaşlamak için yeterli alan bırakmaya odaklanır. Sürüş kurallarında ve sürücü destek sistemlerinin açıklamalarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki yol güvenliği ifadesiyle tamamlayın: Keep a ____ from the vehicle ahead.
Cevabı göster
safe following distance
And I'm noticing a big change in my fuel efficiency.
2:25Yakıt verimliliğimde de büyük bir iyileşme fark ediyorum.
I fuel up less and less times I have to fuel up. Öbek fiiller
2:28Yakıt almak için giderek daha az duruyorum.
fuel up: yakıt almak
Fuel up, bir araca yakıt koymak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede nesne almadan kullanılmış ve yakıt almak için durmayı ifade etmiştir; konuşanın anlatmak istediği, bunu artık daha seyrek yapması gerektiğidir. Gündelik bağlamlarda insanlar da bir etkinlik öncesinde enerji kazanmak için yiyip içerek fuel up yapabilir. Fuel sözcüğünün gerçek yakıt mı yoksa mecazi enerji mi olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve bir araca yakıt koymak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We need to ____ before the next service station closes.
Cevabı göster
fuel up
going to ifadesinin gayriresmî biçimi gonna
“Gonna”, “going to” ifadesinin son derece gayriresmî konuşma biçimidir. Burada “that’s gonna go”, nesnenin o konuma gitmesinin beklendiğini veya planlandığını belirtir. “Gonna” ana fiilin yerini almaz: gelecek zaman ya da plan anlamını taşırken “go” ana fiil olarak kalır. Yeniden kullanılabilir kalıp be + gonna + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz biçimi seçin. Gelecek zaman ifadesinin gonna olarak kısalıp kısalmadığına veya going to şeklinde söylenip söylenmediğine odaklanın.
- We're going to leave after lunch.
- We're gonna leave after lunch.
Cevabı göster
We're gonna leave after lunch.
Onay istemek için cümle sonunda right?
Bir ifadenin sonunda kullanılan “right?”, konuşanın anladığı şeyin veya önerdiği düzenlemenin karşıdaki kişi tarafından da paylaşıldığını doğrulatır. Bu cümlede konuşan, nesnenin üste geleceğini düşünüyor ve diğer kişinin buna katıldığını kontrol ediyor. Sıfat olan right’tan veya yönle ilgili bir sorudan farklı olarak buradaki “right?” kısa bir onay sorusu işlevi görür. Tamamen açık bir soru sormak yerine çoğu zaman önceki ifadenin muhtemelen doğru olduğunu varsayar.
Alıştırma
Bir ekip arkadaşınızın planını az önce yeniden ifade ettiniz ve kısa bir onay istiyorsunuz. Bu işlevi en iyi hangi cümle yerine getirir?
- We meet by the entrance at six.
- Do we meet by the entrance at six?
- We meet by the entrance at six, right?
Cevabı göster
We meet by the entrance at six, right?
Our mission is to improve efficiencies using data and AI. Anlatım akışı
2:41Misyonumuz, veri ve yapay zekâyı kullanarak verimliliği artırmak.
Our mission is to + fiilin yalın hâli
Our mission is to + fiilin yalın hâli, kuruluşun temel varlık amacını tek ve açık bir yan cümleyle sunar. Buradaki mission, uzun vadeli kurumsal amaç anlamındadır; askerî görev, uzay görevi veya bir kişiye verilen görev anlamına gelmez. Bu yapı bilgiyi de düzenler: önce genel amaç belirtilir, ardından bunun nasıl gerçekleştirileceği veya ne tür bir etki yaratacağı açıklanır. Bu cümlede improve efficiencies amacı, using data and AI ise yöntemi belirtir.
Alıştırma
Misyon beyanını hedeflenen dört sözcüklük başlangıçla tamamlayın: ____ reduce food waste across all our stores.
Cevabı göster
Our mission is to
And we were in perfect alignment with AT&T's climate initiative Kalıp ifadeler
2:45AT&T'nin iklim girişimiyle de tam bir uyum içindeydik
be in perfect alignment with + isim
be in perfect alignment with + isim kalıbı, bir tarafın hedeflerinin, değerlerinin veya planlarının diğer tarafınkilerle tamamen tutarlı olduğunu belirtir. Perfect, alignment sözcüğünü güçlendirerek uyumu kısmi değil tam bir eşleşme olarak sunar. Burada şirketin verimlilik çalışmaları, AT&T'nin iklim girişimiyle aynı yönü desteklemektedir. İfade, nesnelerin düz bir çizgide sıralanmasını değil, stratejik uyumluluğu anlatır.
Alıştırma
İş birliği ifadesini hedef kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: The project is ____ the city’s clean-energy strategy.
Cevabı göster
in perfect alignment with
where they believe IoT and connectivity can improve the world. Kültür
2:49çünkü onlar IoT ve bağlantının dünyayı daha iyi hâle getirebileceğine inanıyor.
IoT: Nesnelerin İnterneti
IoT, Internet of Things yani Nesnelerin İnterneti ifadesinin kısaltmasıdır. Sensör, araç ve makine gibi fiziksel nesnelerin ağlar üzerinden bağlanıp veri alışverişi yaptığı bir sistemi ifade eder. Bu cümlede IoT, bağlantılı ekipmanların ve veri odaklı hizmetlerin arkasındaki teknolojiyi anlatır. Yalnızca sıradan internet içeriği değildir ve akıllı ev cihazlarıyla sınırlı değildir.
Alıştırma
Hangi durum IoT'nin en açık örneğidir?
- Bir toprak sensörü, nem ölçümlerini çiftçinin telefonuna gönderiyor.
- Birisi çevrim dışı bir yazıcıyla poster basıyor.
- Birisi internet sitesinde bir haber okuyor.
Cevabı göster
Bir toprak sensörü, nem ölçümlerini çiftçinin telefonuna gönderiyor.
You can in fact fight climate change using data. Notlar
2:54Hatta verileri kullanarak iklim değişikliğiyle mücadele edebilirsiniz.
Vurgulayıcı bir söylem belirteci olarak in fact
In fact, ardından gelen ifadeye ek vurgu yapan bir söylem belirtecidir. Burada argümanı daha yüksek verimlilik gibi genel bir faydadan, verilerle iklim değişikliğiyle mücadele edilebileceğine dair daha güçlü ve belirli bir iddiaya taşır. Konuşmacının argümanı nasıl düzenlediğini gösterir; ardından gelen iddianın doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
'The repair was not expensive. In fact, it cost less than the inspection.' cümlesinde in fact ne yapar?
- İlgisiz bir konuya geçer.
- İlk noktayı daha belirli ve şaşırtıcı bir gerçekle güçlendirir.
- Konuşmacının emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
İlk noktayı daha belirli ve şaşırtıcı bir gerçekle güçlendirir.
Fight climate change: iklim değişikliğiyle mücadele etmek
Bu cümlede fight climate change, “iklim değişikliğini yavaşlatmak veya zararlı etkilerini azaltmak için harekete geçmek” anlamına gelir. Fight mecazidir: iklim değişikliği, fiziksel olarak kavga edilen bir kişi değil, karşı konulması gereken ciddi bir tehdit olarak sunulur. Fight poverty veya fight disease örneklerinde olduğu gibi fight + sorun ya da tehdit kalıbı toplumsal konularda yaygındır. Etkin bir çabayı ifade eder; ancak tek bir aracın bütün sorunu çözebileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede fight climate change ne anlama geliyor?
- İklim değişikliğini yavaşlatmak veya etkilerini azaltmak için harekete geçmek
- İklim hakkında konuşan insanlara fiziksel olarak saldırmak
- Tüm iklim sorunlarını yalnızca verilerle tamamen çözmek
Cevabı göster
İklim değişikliğini yavaşlatmak veya etkilerini azaltmak için harekete geçmek
with AI that we can implement a lot of the ideas
2:59yapay zekâyla pek çok fikri hayata geçirebiliyoruz
Nothing but a dream: yalnızca bir hayal
Bu cümlede nothing but a dream, “yalnızca henüz gerçekleşmemiş bir umut veya fikir” anlamına gelir. Konuşmacı, bir zamanlar imkânsız görünen fikirlerle yapay zekânın artık uygulamaya yardımcı olabildiği fikirleri karşılaştırır. Nothing but + isim yapısı, tanımı güçlü biçimde yalnızca o isimle sınırlar: nothing but a dream, o sırada pratik bir gerçekliği olmayan sadece bir hayal demektir. Buradaki dream, uyku sırasında görülen rüya değil, bir vizyon veya özlemdir.
Alıştırma
Hangi cümle planın o sırada yalnızca gerçekleşmemiş bir umut olduğu anlamına gelir?
- At that time, the plan was nothing but a dream.
- At that time, the plan was anything but a dream.
- At that time, the plan was not just a dream.
Cevabı göster
At that time, the plan was nothing but a dream.